‹ Ana sayfa
Danıştay5. Daireİdare Hukuku

Danıştay 5. Daire E.2021/666 K.2023/20714

Esas No: 2021/666 · Karar No: 2023/20714 · Karar Tarihi: 27.12.2023
7145 sayılı Kanun375 sayılı Kanun2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanun7145 sayılı Kanun ile Kanun5271 sayılı CMK
Özet: Danıştay 5. Daire Başkanlığı         2021/666 E.  ,  2023/20714 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y BEŞİNCİ DAİRE Esas No : 2021/666 Karar No : 2023/20714 Temyiz İsteminde Bulunan (Davacı): ... Vekili : Av. ... Karşı Taraf (Davalı) : ... Bakanlığı / ANKARA Vekili : Av. ...
T.C.
D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2021/666
Karar No : 2023/20714


Temyiz İsteminde Bulunan (Davacı): ...
Vekili : Av. ...

Karşı Taraf (Davalı) : ... Bakanlığı / ANKARA
Vekili : Av. ...

İstemin Özeti : Davacı tarafından, 7145 sayılı Kanun ile 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye eklenen geçici 35/B maddesi uyarınca, FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütüyle iltisaklı veya irtibatlı olduğu değerlendirilen davacının, kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin ... tarih ve E:... sayılı İçişleri Bakanlığı işleminin iptali ve geriye dönük her türlü özlük haklarının iadesi ile ekonomik haklarının yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılan davanın reddi yolunda verilen ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin Erz...urum Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

Temyiz İsteminde Bulunan Davacının İddialarının Özeti: Herhangi bir terör örgütüne irtibat, iltisak ya da mensubiyetinin olmadığı, kendi isteği ile terör örgütü yapılanması hakkında tüm bildiklerini anlattığı, 2014 yılı Nisan ayı ile bu yapıyla tüm bağlantısını kestiği, hakkında tesis edilen meslekten çıkarma kararının ceza hukuku anlamında ceza niteliğinde olduğu, hakkında ceza verilmesine yer olmadığı kararı varken non bis in idem kuralı gereğince meslekten çıkarılamayacağı, 2014 yılı öncesinde de örgütün ideolojisini benimsemediği, herhangi bir talimat yerine getirmediği kanunilik ilkesi çerçevesinde kanunda suç olmayan bir eylemi gerçekleştiren kişi hakkında ceza verilemeyeceği, hakkında uygulanan yaptırımın ölçüsüz olduğu ileri sürülmektedir.

Davalı İdarenin Savunmasının Özeti: Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

Danıştay Tetkik Hakimi : ...
Düşüncesi : İdare Dava Dairesi kararının gerekçe eklenmek suretiyle onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
Bölge idare mahkemesi idare dava daireleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin varlığı halinde mümkün olup, davacı tarafından ileri sürülen hususlar bunlardan hiçbirisine uymamaktadır.
Bununla birlikte, kamu görevinden çıkarılma gerekçelerinden olan "üyelik" unsuru, ceza kanunları ile tanımlanmış bir suç olduğundan idari yargı mercilerinin bu yönde bir inceleme yapmaları ve tespitte bulunmaları mümkün değildir. Nitekim, Anayasa Mahkemesinin 30/06/2022 tarih ve E:2018/137, K:2022/86 sayılı kararıyla, 7145 sayılı Kanun ile Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 26. maddesiyle 27/06/1989 tarih ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye eklenen Geçici 35. maddesinin (B) fıkrasında yer alan "...üyeliği, mensubiyeti veya..." ibaresinin iptaline karar verilmiştir. Bu nedenle, idari yargı yerlerince terör örgütleri ile iltisak ve irtibat noktasında değerlendirme yapılması gerekmektedir.
Bu bağlamda; ilgili hakkında silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan verilen takipsizlik ya da beraat kararı ilgilinin FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatının bulunup bulunmadığı yönünden farklı bir değerlendirme yapılmasına hukuki engel oluşturmayacağı gibi, ilgili hakkında örgüt üyeliğinden hükmün açıklanmasının geri bırakılması ya da kesinleşmiş mahkumiyet kararı bulunması da anılan mahkumiyetin gerekçesi olan maddi tespitlere yönelik olarak ilgili hakkında irtibat ve iltisak kavramları yönünden idari yargı yerlerince ayrıca bir irdeleme yapılması gerekliliğini ortadan kaldırmayacaktır. Şüphesiz terör örgütüne üyelik suçundan kesinleşmiş mahkumiyet kararının bulunması irtibat ve iltisak değerlendirmesi yönünden önemli bir veri olmakla birlikte, dava konusu işlemin irtibat ve iltisak sebebine dayanması nedeniyle, idari yargı yerlerince işlemin sebep unsuru yönünden ayrıca değerlendirme yapılması ve kararda bu değerlendirmeye ilişkin gerekçeye yer verilmesi zorunludur. Mahkemelerce gerekçeli karar verilmesi ile dosyadaki mevcut delillerin, yargılamada yapılan değerlendirmedeki hukuki gerekçelerin taraflarca öğrenilmesi sağlanmaktadır. Kararın gerekçeli olması ilgililerin karara karşı kanun yoluna başvurması ve bu başvurulardaki iddialarını oluşturması açısından da önem arz etmektedir. Bu sebeple, mahkeme kararının gerekçesiz olmasının bir bozma sebebi olacağı açıktır. Ancak dava konusu işlemin sebep unsurunu oluşturan eylemlerin aynı zamanda suç teşkil ettiği durumlarda, davacı hakkında yapılan ceza yargılaması sırasında davacının etkin pişmanlıktan faydalanarak samimi ikrarda bulunması işlemin tesisinde belirleyici olan olgularla ilgili çekişmeli durumu ortadan kaldırmaktadır.
Sonuç itibarıyla; kanun hükmünde kararnamenin verdiği yetkiye dayanılarak kamu görevinden çıkarılan kişiler tarafından anılan çıkarma işlemlerinin iptali istemiyle açılan davalarda, idari yargı mercilerince; kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisakının bulunup bulunmadığı hususunun, davalı idarelerce dosyaya sunulan tespitler ile davacı hakkında yürütülen ceza soruşturması ve/veya yargılamasında elde edilen maddi delillerin birlikte dikkate alınması suretiyle irdelenmesi ve kararlarda bu değerlendirmeye ilişkin gerekçeye yer verilmesi gerekmektedir.
Dosyanın incelenmesinden; temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararıyla hukuka uygun bulunan İdare Mahkemesi kararında, davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediğinin ceza yargılaması neticesinde sabit olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği görülmüştür.
Anılan İdare ve Bölge İdare Mahkemesi kararları, yukarıda yer verilen tespitler ışığında değerlendirildiğinde; İdare ve Bölge İdare Mahkemesince, re'sen araştırma ilkesi uyarınca herhangi bir araştırma yapılmadığı gibi davalı idare tarafından bakılan bu dosyaya sunulan bilgi, belge ve tespitler ile davacı hakkında yürütülen ceza soruşturması ve yargılamasında elde edilen maddi deliller değerlendirilmeksizin karar verildiği anlaşılmıştır. Ayrıca yargılama süreci devam eden ceza davasının davacı aleyhine bir durum olarak değerlendirilmesi de masumiyet karinesi gereğince mümkün değildir.
Öte yandan; davacı hakkında yürütülen ceza yargılaması sürecinde verilen ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında davacının;''... Ben 2009 yılında ÖSS sonuçları ile Kara Harp okuluna girdim. 2013 yılında okulu bitirdim. Kara Harp okulu 3 sınıfta R. isimli şahıs beni telefonla arayıp Ankara Altınpark'ta buluşalım dedi öncesinde de bu şahsı halı sahada oynamamız nedeniyle tanırım. Altınpark'a gidince sanık R.'in yanında tanımadığım üc kişide daha vardı bu kişiyi ilk soruşturmada teşhis ettim. Harp okulunda mobbing uygulanıyordu. R.'in yanıdaki şahıs bana sen herhalde Harp okulunu bitirmek istemiyorsun sohbetlere gelmiyorsun şeklinde sözler söyledi beni tehdit etti yine arkadaşlarım M.S.K. ile S.D. bu yapının mobbing uygulanması nedeniyle ayrılmıştı benim derslerim iyiydi ancak buna rağmen haftasonu sürekli ceza alıyordum. Bunun üzerine Harp okulunun 3. Sınıfında R.'in yönlendirmesiyle ayda bir sohbet toplantılarına katılmaya başladım. Harp okulu 3 ve 4 sınıfta Ankara Pursaklar'da sohbet programlarına katılmaya başladım. Bu programlarda A.K., ve H.D. yine namaz kılınıyordu bu toplantılarda Fetullah GÜLEN'in kitaplarını okunmadı. Benden himmet istediler ancak vermedim bana bir kod adı da vermediler. Kara Harp okulunu bitirdikten sonra Nisan Mayıs 2014 tarihinden sonra bir daha bu yapının toplantılarına katılmadım. Soruşturma aşamasında detaylı bilgi vermiştim, aynen tekrar ederim. Doğrudur, ben hakkımda herhangi bir gözaltı kararı yokken gittim tanıdığım şahısların hepsinin isimlerini verdim, bu şahıs devre arkadaşlarım ve sohbette gördüğüm kişilerdi. Yine kara harp okulunda öğrenci iken okulda görevli olan üst teğmen V.D. benim halen eşim olan o dönem görüştüğüm kız arkadaşımı arayıp Ömer'den ayrılmazsan Ömer'i Harp okulundan atacağız şeklinde tehdit bile etti. Ben Kara harp okulundan çıktıktan sonra bu yapıdan ayrıldım, bana mobing uygulandı." anığın HTS analizinde mahrem imam S.B. ile 30/12/2011 tarihi sonrasında irtibatının bulunduğunun görüldüğü, 02/03/2021 tarihli ankesör/büfe sorgu raporu ile sanığın Karabük ilinden 03/05/2013 tarihinde saat 19:43, 19:44 ve 19:47'de üç kez kendisi gibi askeri personel olan Ş.Y. ve Y.G. ile, 11/05/2013 tarihinde saat 19:00'da kendisi gibi askeri personel olan Ş.Y. ile, 08/06/2013 tarihinde saat 12:28'de kendisi gibi askeri personel olan C.K. ile, 16/07/2013 tarihinde saat 12:53 ve 12:57'de iki kez kendisi gibi askeri personel olan S.K. ve H.T. ile, 20/07/2013 tarihinde saat 12:18'de kendisi gibi askeri personel olan C.K. ile, 16/08/2013 tarihinde saat 18:23'de kendisi gibi askeri personel olan S.K. ve G.Ö. ile, Gümüşhane ilinden 15/02/2014 tarihinde saat 19:36'da iki kez kendisi gibi askeri personel olan M.A.K. ile, 16/03/2014 tarihinde saat 13:26'da iki kez kendisi gibi askeri personel olan M.S. ile ardışık olarak arandığı;...'' yönünde beyanlarda bulunduğu görülmüştür.
Bu durumda, her ne kadar İdare ve Bölge İdare Mahkemesince, davacı hakkında bakılan bu dosya kapsamındaki bilgi, belge ve tespitler ile ceza soruşturması/yargılaması kapsamındaki maddi deliller değerlendirilmeksizin, salt ceza yargılaması sonucunda silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediğinin sabit olduğu gerekçesine dayalı olarak davanın reddi yönünde kurulan hüküm gerekçeli karar hakkı yönünden hukuka uygun görülmemiş ise de, ceza yargılamasında örgüt ile ilgili beyanlarda bulunan davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibat düzeyindeki ilişkisi kendi samimi ikrarı ile ortaya konulduğundan ve buna bağlı olarak dava konusu işlemin sebep unsurunu oluşturan maddi olgulara ilişkin çekişmeli durum ortadan kalktığından, söz konusu eksiklik kararın bozulmasını gerektirir nitelikte görülmemiş ve ceza yargılamasında elde edilen deliller ile bakılmakta olan dava dosyasında yer alan tespitler birlikte değerlendirildiğinde, davacının anılan örgüt ile irtibat ve iltisakı bulunduğu sonucuna varılmıştır.
Öte yandan davacı hakkında verilen "... bu durumda hakkında soruşturma bulunan sanığın kolluk makamlarına kendiliğinden teslim olarak örgüt içerisindeki bulunduğu konum ve süre ile uyumlu bir şekilde beyanı ve teşhis işleminde bulunduğu, bu haliyle sanığın eyleminin TCK 221/4-1. Cümle kapsamında değerlendirilmesi gerektiği anlaşılmakla, sanık hakkında örgüt üyesi olmak suçundan dolayı açılan kamu davasında 5271 sayılı CMK'nin 223/4-a maddesi uyarınca ceza verilmesine yer olmadığına..." dair kararın Yargıtayca onanarak kesinleştiği anlaşılmıştır.
Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararı ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olup, bozulmasını gerektirecek bir sebep bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ile anılan kararın yukarıda belirtilen gerekçenin eklenmesi suretiyle ONANMASINA, temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 28/12/2023 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.

Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.

AvAi

Hukuki AI Asistanı
Merhaba! Ben AvAi, Avarsis Hukuki AI Asistanınız. Size nasıl yardımcı olabilirim?