‹ Ana sayfa
Danıştay 5. Daire İdare Hukuku · ön sınıflandırma

Danıştay 5. Daire E.2021/5407 K.2023/9319

Esas No: 2021/5407 · Karar No: 2023/9319 · Karar Tarihi: 19.06.2023
Özet: (1) Uyuşmazlık, 679 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin şirkete uyguladığı çıkarım ve başvurusunun iptali ile ilgili kamu görevlisinin sorumluluğunun ve verilmiş kararların geçerli olup olmadığına ilişkin arka plan kararlarındaki karara ilişkin itirazlar üzerine oluşturulmuştur. (2) Danıştay 5. Daire Başkanlığı, itirazı reddederek, önceki İdare Mahkeme ve Bölge İdare Mahkemesi kararlarını bozulmasız kabul etmiş, kararın onanmasını ve temyiz giderlerini davacı lehine bırakmadığını ifade etmiştir.
T.C. DANIŞTAY BEŞİNCİ DAİRE
Esas No: 2021/5407
Karar No: 2023/9319

Temyiz İsteminde Bulunan (Davacı):...

Karşı Taraf (Davalı): ... Bakanlığı / ANKARA
Vekili: Av. ...

İstemin Özeti: 679 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin eki listede ismine yer verilmek suretiyle kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, göreve iade talebiyle OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yaptığı başvurunun reddine ilişkin ... tarih ve ... sayılı işlemin iptaline karar verilmesi istemiyle açılan davanın reddi yolunda verilen ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

Temyiz İsteminde Bulunan Davacının İddialarının Özeti: Cihan Medya Dağıtım A.Ş.'ye yapılan ödemenin abone bedeli olduğu, yapılan ödemelerin suç delili olarak gösterilmesinin gazete ve dergiye erişme hakkını ve basın özgürlüğünü ihlal ettiği, hesap ekstrelerine bakıldığında 18/01/2014 tarihinde Cihan Medya Dağıtım A.Ş'ye herhangi bir ödemenin bulunmadığının görüleceği, kişisel verilerinin hiçbir mahkeme kararı olmaksızın yasa dışı şekilde ele geçirilerek kullanıldığı, kanunsuz suç ve ceza olmaz ilkesine aykırı hareket edildiği, Ceza yargılaması sonucunda hakkında HAGB kararı verildiği, söz konusu kararın mahkumiyet kararı olmadığı..." isimli gizli tanık tarafından dijital ortamda sunulan liste ve belgelerde örgüt içindeki konumunun (4) olarak derecelendirdiği ancak söz konusu kategorinin zamanından, devamlılığından, kesinti tarihlerinden bahsedilmediği, eylemlerine ilişkin bilgi, belge ve kaynaktan bahsedilmediği, hiçbir zaman karşılaşmadığı kişi ya da kişiler tarafından yapılan bu tanıklığı kabul etmesinin mümkün olmadığı, barışçıl dini sohbetlere katılmış olmasının din ve vicdan özgürlüğü kapsamında olduğu, ByLock'un münhasıran FETÖ/PDY'nin bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olduğu iddiasının temelsiz olduğu, bu programın internetten Google Play Store ve App Store üzerinden binlerce kez indirilip kullanıldığı, MİT tarafından elde edilen istihbari nitelikteki bilgilerin delil olarak kullanılamayacağı, ByLock'a ilişkin ana deliller (hard disk ve flaş bellek) üzerinde bilirkişi incelemesi yapılması gerektiği, savunma hakkı tanınmadan ve somut bir delil sunulmadan tesis edilen kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin işlemin hukuka aykırı olduğu, adil yargılanma hakkının ihlal edildiği, FETÖ/PDY'nin 26 Mayıs 2016 tarihinde terör örgütü olarak ilan edilmesi nedeniyle geçmişteki fiilleri nedeniyle sorumlu tutulamayacağı, Anayasa'nın 15 ve 121. maddeleri uyarınca OHAL döneminde sadece OHAL'in gerektirdiği ölçüde ve OHAL'e neden olan konularla ve OHAL süresiyle sınırlı geçici tedbirlerin alınabileceği, kendisinin OHAL döneminde alınan tedbirler çerçevesinde kamu görevinden çıkarıldığı ve 19 Temmuz 2018 tarihinde OHAL uygulamasına son verildiğinden hakkında uygulanan kamu görevinden çıkarma işleminin Anayasal dayanağının kalmadığı, OHAL sürecinde alınan tedbirlerin OHAL'in gerektirdiği ölçüde ve OHAL süresince sınırlı olacağı, hakkında tesis edilen işlemin ölçülülük ilkesine aykırı olduğu, OHAL KHK'sının Resmi Gazetede yayımlandığı gün meclisin onayına sunulması ve 30 gün içinde onaylanmasının zorunlu olduğu, Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nde güvence altına alınan birçok hakkının ihlal edildiği belirtilerek Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği iddia edilmektedir.

Davalı İdarenin Savunmasının Özeti: Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

Danıştay Tetkik Hakimi:...

Düşüncesi: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan İdare Dava Dairesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
Bölge idare mahkemesi idare dava daireleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin bulunması halinde mümkün olup, davacı tarafından ileri sürülen hususlar bunlardan hiçbirisine uymamaktadır.

Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararı ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olup, bozulmasını gerektirecek bir sebep bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ile anılan kararın ONANMASINA, temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 19/06/2023 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.

Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.

AvAi

Hukuki AI Asistanı
Merhaba! Ben AvAi, Avarsis Hukuki AI Asistanınız. Size nasıl yardımcı olabilirim?