‹ Ana sayfa
Danıştay5. Daireİdare HukukuCeza Hukuku

Danıştay 5. Daire E.2021/5340 K.2024/11300

Esas No: 2021/5340 · Karar No: 2024/11300 · Karar Tarihi: 01.07.2024
Özet: (1) Uyuşmazlık, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin geçici 35. maddesi uyarınca kamu görevinden çıkarılan davacının, ilgili işlemlerin iptali ve kaybettikliği için ödenmesi gereken maaş ve özlük haklarını talep ettiği davadır. (2) Danıştay, Bölge İdare Mahkemesi kararının hukuki isabet içermediğini tespit ederek kararını bozdurmuş ve davacının talebini kabul etmiştir.
T.C. DANIŞTAY BEŞİNCİ DAİRE
Esas No: 2021/5340
Karar No: 2024/11300

Temyiz İsteminde Bulunan (Davacı): ...

Karşı Taraf (Davalı): ... Bakanlığı / ANKARA
Vekili: Av. ...

İstemin Özeti: Davacının, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Geçici 35. maddesi uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin İçişleri Bakanlığının ... tarih ve ... sayılı işleminin ve gemi adamlığı belgesinin iptaline dair işlemin iptaline, bu işlemler nedeniyle yoksun kaldığı maaş ve özlük haklarının ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılan davanın reddi yolunda verilen ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

Temyiz İsteminde Bulunan Davacının İddialarının Özeti: Usulüne uygun olarak savunma hakkı tanınmadan kamu görevinden çıkarıldığı, hakkındaki arama kayıtlarının büyük çoğunluğunun hatalı olduğu, ceza yargılaması dosyasında bu hususun görüldüğü, hakkında tanık ifadesinin bulunmadığı ileri sürülmüştür.

Davalı İdarenin Savunmasının Özeti: Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

Danıştay Tetkik Hakimi: ...

Düşüncesi: İdare Dava Dairesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
Bölge idare mahkemesi idare dava daireleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin bulunması halinde mümkündür.

Her ne kadar İdare Mahkemesi kararının gerekçesinde davacının terör örgütü üyeliğinden ceza yargılamasının devam ettiği belirtilerek hüküm kurulmuş ise de, davacı hakkında yürütülen ceza yargılamasının sadece bu haliyle FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisak noktasında aleyhe bir durum olarak değerlendirilmesi masumiyet karinesi gereğince mümkün değildir. Kaldı ki, davacı hakkında yürütülen ceza yargılaması neticesinde ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile davacının üzerine atılı FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçundan cezalandırılmasına yeterli derecede her türlü şüpheden uzak, açık, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği gerekçesiyle Ceza Muhakemeleri Kanunu'nun 223/2-e maddesi uyarınca beraat kararı verildiği ve bu kararın kesinleştiği görülmüştür. Öte yandan; olağanüstü hal kanun hükmünde kararnamesi uyarınca bir kamu görevlisi hakkında terör örgütüne üyeliği olmasa da, bu terör örgütü ile iltisaklı ve irtibatlı olması nedeniyle kamu görevinden çıkarılmasına yönelik olağanüstü idari tedbirin uygulanabilmesi karşısında, anılan kamu görevlisi hakkında ''silahlı terör örgütüne üye olmak'' suçundan açılan ceza davasında beraat kararı verilmiş olmasının, ilgili hakkında anılan olağanüstü tedbirin hukuka uygunluğu yönünden yürütülen yargılama faaliyeti için bağlayıcı olmayacağı açıktır. Bununla birlikte, dava dosyasında yer alan davacı hakkındaki tespitler değerlendirildiğinde, davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisak ve irtibatının bulunduğu sonucuna varılmıştır.

Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararı ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olup, bozulmasını gerektirecek bir sebep bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ile anılan kararın ONANMASINA, temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, adli yardım talebinin daha önce kabul edilmiş olması nedeniyle temyiz aşamasında tahsil edilmeyen yargılama giderinin tahsili için Mahkemesince müzekkere yazılmasına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 01/07/2024 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi.

(X) KARŞI OY:
Dava; ... Komutanlığında yüzbaşı olarak görev yapan davacı tarafından, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Geçici 35. maddesi uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin İçişleri Bakanlığının ... tarih ve ... sayılı işleminin ve gemi adamlığı belgesinin iptaline dair işlemin iptaline, bu işlemler nedeniyle yoksun kaldığı maaş ve özlük haklarının ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.

Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararıyla hukuka uygun bulunan İdare Mahkemesi kararında, davacı hakkında ... Cumhuriyet Başsavcılığının ... soruşturma nolu dosyası ile silahlı terör örgütüne üye olma suçundan hakkında ceza soruşturması başlatıldığı, bu soruşturma kapsamında gözaltına alındığı, ... Sulh Ceza Hakimliğinin ... sayılı dosyasındaki sorgusu sonrası 22/05/2018 tarihinde tutuklandığı, ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasında yargılamasının yapıldığı, savcılık ve ceza dosyası kapsamı ile davacının terör örgütüne üyeliğine dair tanık beyanının bulunduğu, yine davacının örgütsel faaliyetler çerçevesinde kullanılan hatlardan farklı zamanlarda 12 kez arandığı tespitlerine yer verilerek, söz konusu tespitlerin davacının anılan terör örgütü ile irtibatlı ve iltisaklı olduğunu ortaya koyduğu değerlendirmesinde bulunulmuştur.

Bu tespitlerle ilgili olarak davacı tarafından tüm dosya kapsamındaki beyanlarında özetle; U.Ş.'nin ifadesinin yalan ve iftira olduğu, görev yaptığı yerlerde tek başına kaldığı, ailesi dışında kimseyle aynı evde kalmadığı, M.Y. isimli şahsı tanımadığı, neden bu şekilde ifade verdiğini bilmediği, bu kişinin beyanlarını kabul etmediği, Sahil Güvenlik Komutanlığı personeli olarak görev yapması sebebiyle pek çok kamu kurum ve kuruluşu ile özel kişilerin telefon numarasını bildiği, bazı zamanlara ihbarların bile cep telefonu aranmak suretiyle yapıldığı, denizci olarak görev yapmaları sebebiyle askerlerin uzun süre aileleri ile görüşemediği, bu nedenle kendi telefonunu askerlere vererek aileleri ile görüşmelerini sağladığı, yapılan aramaları hatırlamadığı ancak kesinlikle bu aramaların örgütsel bir arama olmadığı ileri sürülmüştür.

Öte yandan, davacının, silahlı terör örgütü üyeliği suçundan yapılan ceza yargılaması sonucunda verilen ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı beraat kararında; "... her ne kadar sanık tarafından kullanıldığı belirtilen ... numaralı GSM hattının ... numaralı telefondan 30/05/2013 tarihinde Y.O. ile ardışık olarak arandığı belirtilmiş ise de; sanık tarafından kullanıldığı belirtilen GSM hatları ve sabit hatlara ilişkin HTS kayıtları ile ilgili düzenlenen bilirkişi raporu dikkate alındığında; sanık tarafından kullanıldığı belirtilen ... ve ... numaralı GSM hatlarının sabit hat karşıbaz görüşme kayıtlarına ilişkin ardışık nitelikli herhangi bir irtibat kayıt bilgisi bulunmadığından mukayeseye yer olmadığının belirtildiği, bu kapsamda söz konusu aramaların sanık aleyhine delil olarak değerlendirilmediği, her ne kadar U.Ş.'nin talimatla alınan beyanında özetle; 2004 ve 2008 yıllarında birlikte cemaat evlerine gittiği M.M ile sanığın aynı eve çıktıklarını, M.M. isimli kişinin kendisine sanığın örgüt faaliyetlerine katılan biri olduğunu söylediğini beyan etmiş ise de; tanık U.Ş.'nin görgüye dayalı bir bilgisinin bulunmaması ve yapılan örgütsel toplantılarda sanığı görmediğini beyan etmesi karşısında tanık U.Ş.'nin beyanlarının sanık aleyhine delil olarak değerlendirilmediği, tanık M.Y.'nin mahkeme huzurunda alınan beyanında özetle; önceki beyanlarının doğru olmadığını, sanığın örgütsel bir eylemine şahit olmadığını beyan ettiği, tanığın mahkememiz huzurunda vermiş olduğu beyanı ve aşamalarda alınan beyanlarında da sanığın örgütsel davranışına ilişkin görgüye dayalı bir bilgisinin bulunmaması karşısında tanık M.Y.'nin beyanlarının sanık aleyhine delil olarak değerlendirilmediği, sanığın ByLock kaydının bulunmadığı, yargılamaya konu ardışık arama ile ilgili karşı baz kayıtlarında mukayeseye elverişli arama kayıtlarının bulunmadığı, dosya muhtevasının sanık savunmaları ile birbirini doğrular mahiyette olduğu, dosya kapsamında sanığın üzerine yüklenen suç yönünden aleyhine başkaca bir tespitin de bulunmadığı..." şeklinde tespit ve değerlendirmelere yer verildiği görülmüştür.

Olayda, davacı hakkında yukarıda yer verilen tespitler, davacının silahlı terör örgütüne üye olma suçundan beraatine dair kararda yer verilen tespit ve değerlendirmeler ile birlikte değerlendirildiğinde, ankesörlü/sabit hatlardan davacının kullanımında olan GSM hatlarına yönelik yapılan aramaların ardışık arama niteliğinde olmadığı, hakkındaki tanık ifadelerinin ise somut bilgiye ve görgüye dayalı olmadığı anlaşıldığından, söz konusu tespitlerin davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan delil olarak değerlendirilmesinin mümkün bulunmadığı sonucuna varılmıştır.

Bu nedenle, dava konusu işlemde hukuka uyarlık, dava reddi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında ise hukuki isabet bulunmadığından kararın bozulması gerektiği oyuyla çoğunluk kararına katılmıyorum.

Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.

AvAi

Hukuki AI Asistanı
Merhaba! Ben AvAi, Avarsis Hukuki AI Asistanınız. Size nasıl yardımcı olabilirim?