‹ Ana sayfa
Danıştay5. Daireİdare Hukuku

Danıştay 5. Daire E.2021/3845 K.2024/3621

Esas No: 2021/3845 · Karar No: 2024/3621 · Karar Tarihi: 20.03.2024
Özet: (1) Davacı, 7145 sayılı Kanun ve 375 sayılı KHK kapsamındaki geçici 35. madde uyarınca Sağlık Bakanlığı'nın yapmış olduğu kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin işlemi iptal ettirerek, yoksun kaldığı maddi hakların en yüksek banka mevduat faiziyle birlikte ödenmesini talep ediyor. (2) Danıştay Beşinci Daire, Davacının talebini reddederek, işlemin hukuka uygun olduğunu ve yargı kararlarının değiştirilemeyeceğini belirledi, bu nedenle idari dava kararının onanmasını sağladı.
T.C. DANIŞTAY BEŞİNCİ DAİRE
Esas No: 2021/3845
Karar No: 2024/3621

Temyiz İsteminde Bulunan (Davacı): ...

Karşı Taraf (Davalı): ... Bakanlığı / ANKARA
Vekili: Av. ...

İstemin Özeti: Davacı tarafından, 7145 sayılı Kanun'un 26. maddesiyle 375 sayılı KHK'ya eklenen geçici 35. madde uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin Sağlık Bakanlığı'nın ... tarih ve ... sayılı işleminin iptali ile işlem nedeniyle yoksun kaldığı maddi haklarının işlem tarihinden itibaren işleyecek en yüksek banka mevduat faiziyle ile birlikte ödenmesi istemiyle açılan davanın reddi yolunda verilen Manisa ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

Temyiz İsteminde Bulunan Davacının İddialarının Özeti: Hiçbir somut delil ve gerekçe sunulmadan, hakkında devam etmekte olan adli davanın gerekçe yapılarak, kesinleşmiş bir mahkumiyet kararı bulunmaksızın İdare Mahkemesince ve Bölge İdare Mahkemesince kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin işlemin hukuka uygun bulunduğu, Anayasa'ya, AİHS'ne ve en temel hukuk kurallarına aykırı olarak Mahkemelerce karar verildiği, masumiyet karinesinin ve adil yargılanma hakkının ihlal edildiği, kamu görevine girme ve çalışma hakkının Anayasal bir hak olduğu, dava konusu işlem ile bu hakkının elinden alınarak Anayasa'nın 70. maddesinin ihlal edildiği, ölçülülük ilkesinin gözetilmediği iddia edilmektedir.

Davalı İdarenin Savunmasının Özeti: Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

Danıştay Tetkik Hakimi: ...

Düşüncesi: İdare Dava Dairesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 334. maddesi uyarınca adli yardım talebi daha önce kabul edilmiş olan davacının, aynı Kanun'un 335. maddesinin 3. fıkrasında yer alan "adli yardım, hükmün kesinleşmesine kadar devam eder." düzenlemesi gereğince temyiz aşamasındaki adli yardım talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilerek gereği görüşüldü:
Bölge idare mahkemesi idare dava daireleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin bulunması halinde mümkün olup, davacı tarafından ileri sürülen hususlar bunlardan hiçbirine uymamaktadır.

Bununla birlikte, kamu görevinden çıkarılma gerekçelerinden olan "üyelik" unsuru, ceza kanunları ile tanımlanmış bir suç olduğundan idari yargı mercilerinin bu yönde bir inceleme yapmaları ve tespitte bulunmaları mümkün değildir. Nitekim, Anayasa Mahkemesinin 30/06/2022 tarihli ve E:2018/137, K:2022/86 sayılı kararıyla, 7145 sayılı Kanun ile 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye eklenen geçici 35. maddesinin B fıkrasında yer alan "... üyeliği, mensubiyeti veya..." ibaresinin iptaline karar verilmiştir. Bu nedenle, idari yargı yerlerince terör örgütleri ile iltisak ve irtibat noktasında değerlendirme yapılması gerekmektedir.

Bu bağlamda; ilgili hakkında silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan verilen takipsizlik ya da beraat kararı ilgilinin FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatının bulunup bulunmadığı yönünden farklı bir değerlendirme yapılmasına hukuki engel oluşturmayacağı gibi, ilgili hakkında örgüt üyeliğinden hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı, hapis cezasının ertelenmesi kararı ya da kesinleşmiş mahkumiyet kararı bulunması da anılan mahkumiyetin gerekçesi olan maddi tespitlere yönelik olarak ilgili hakkında irtibat ve iltisak kavramları yönünden idari yargı yerlerince ayrıca bir irdeleme yapılması gerekliliğini ortadan kaldırmayacaktır. Şüphesiz terör örgütüne üyelik suçundan kesinleşmiş mahkumiyet kararının bulunması irtibat ve iltisak değerlendirmesi yönünden önemli bir veri olmakla birlikte, dava konusu işlemin irtibat ve iltisak sebebine dayanması nedeniyle, idari yargı yerlerince işlemin sebep unsuru yönünden ayrıca değerlendirme yapılması ve kararda bu değerlendirmeye ilişkin gerekçeye yer verilmesi zorunludur. Mahkemelerce gerekçeli karar verilmesi ile dosyadaki mevcut delillerin, yargılamada yapılan değerlendirmedeki hukuki gerekçelerin taraflarca öğrenilmesi sağlanmaktadır. Kararın gerekçeli olması ilgililerin karara karşı kanun yoluna başvurması ve bu başvurulardaki iddialarını oluşturması açısından da önem arz etmektedir.

Sonuç itibarıyla; kanun hükmünde kararnamenin verdiği yetkiye dayanılarak kamu görevinden çıkarılan kişiler tarafından anılan çıkarma işlemlerinin iptali istemiyle açılan davalarda, idari yargı mercilerince; kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisakının bulunup bulunmadığı hususunun, davalı idarelerce dosyaya sunulan tespitler ile davacı hakkında yürütülen ceza soruşturması ve/veya yargılamasında elde edilen maddi delillerin birlikte dikkate alınması suretiyle irdelenmesi ve kararlarda bu değerlendirmeye ilişkin gerekçeye yer verilmesi gerekmektedir.

Dosyanın incelenmesinden; temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararıyla hukuka uygun bulunan İdare Mahkemesi kararında, davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediğinin ceza yargılaması neticesinde sabit olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği görülmüştür.

Öte yandan, davacının yargılandığı Yargıtay ... Ceza Dairesinin ... tarih ve E:.../, K:... sayılı kararı ile onanarak kesinleşen ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında:
"Tanık O.K.'nin talimat yolu ile alınan beyanında; " Bana sormuş olduğunuz Zeki Ateş isimli şahsı tanırım. Kendisiyle 2013 yılı Ağustos ayı itibari ile memur sohbet grubu toplantısında Soma'da tanıştık. Kendisi Hastanede devlet memuruydu. Zaten Zeki 2015 yılı Nisan-mayıs ayı gibi de bizim sohbet grubundan ayrıldı. Ancak başka bir gruba dahil olup olmadığını bilmiyorum. Sohbet toplantıları haftada bir gün katılımcılardan birinin evinde veya memurlar derneğinde olurdu... Zeki'nin de katıldığı sohbet toplantılarında öğrencilere burs adı altında para toplanıyordu. Zeki'de oluşturulan listede maddi gücüne göre verebileceği miktarı yazmıştır. Ancak ben bu yazdığı miktarları verip vermediğini bilmiyorum. Çünkü herkes kendisi Ü. isimli şahsa verirdi. Ben ...'in bizzat Ü.'ye para verdiğini görmedim. Bahse konu sohbet toplantılarında Bankasyaya para yatırılması ile zaman, sızıntı Aksiyon gibi gazete dergi abonelikleri için telkinlerde bulunurdu. ...'den duyduğuma göre kendisi Zaman gazetesi abonesiydi. ...'de benim gibi sadece katılımcı idi. Örgüt yapılanması içinde başkaca bir sorumluluğu olup olmadığını bilmiyorum. Ayrıca ... bylock eagel kakoo gibi örgütün gizli haberleşme programlarını kullanmazdı. Ancak şunu belirtmek isterim ki Zeki'nin yakınları bir şekilde benimle irtibat numarası olarak ifadem alınırken verdiğim kayınpederime ait numaradan bana ulaşmaya çalıştılar. Sanırım ...'nin iddianamesinde örgüt içi evlendirme gibi görevi olduğu iddia edilmiş. Ona açıklık getirmek istiyorum. Ben sohbet toplantıları esnasında evlenmek istediğimi dile getirmiştim. ...'de arkadaş olarak bana yardımcı olmak istemişti. Bu nedenle kendi evinde ... isimli bir bayanla tanıştırmıştı. Ancak zaten ben adı geçen bayanla da evlenmedim. Bildiğim kadarıyla K. isimli bayanında örgütle bağlantısı vardı. Ancak ....'nin örgüt içerisinde evlendirme görevi olmadığını biliyorum. Yukarıda da ifade ettiğim gibi arkadaş olarak bana yardımcı olmak için böyle birşey yapmıştı. Önceki ifadelerimi de aynen tekrar ederim.....'yle birlikte katıldığımız grup mütevelli grubuydu. Kurban adı altında bizim grup içerisinde paraları toplayan ...'ydi. Zeki topladığı paraları Ü.'ye teslim ederdi. Az önce bu hususları aradan uzun zaman geçtiği için söylememiş olabilirim. Ancak benim hem şimdi hemde daha önce verdiğim ifadelerim doğrudur... "
"Tanık Y.B.'nin talimat yolu ile alınan beyanında; "Daha önce vermiş olduğum ifademi aynen tekrar ediyorum, sanığı daha önceden tanımıyordum, Ü.U.'nun düzenlediği sohbetlere katıldığında tanıştık, bu sohbetler dini sohbetlerdi, ayrıca bağış talep ediliyordu, ben bağışta bulunmadım, sanık iletişime açık biri olmadığı için kendisi ile çok fazla konuşmadık bu nedenle onun bağışta bulunup bulunmadığını bilmiyorum..." şeklinde davacı hakkında verilen tanık beyanlarına ek olarak;
15/01/2018 tarihli Araştırma ve Tespit Tutanağında; davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisaklı olduğu gerekçesiyle 677 sayılı KHK ile kapatılan Adıyaman Memurlar, İşçiler ve Mühendisler Sosyal Kültürel Dayanışma Derneği ve Soma Memurlar Derneğine üyeliğinin bulunduğu, davacının 2016 yılı ortalarına kadar FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün Soma memurlar yapılanmasının sohbet adı altıdaki toplantılarına katıldığına, örgüte parasal yardımda bulunduğuna ve örgüt adına kurban yardımları topladığına ilişkin tanık beyanları, davacı soruşturma aşamasında; 17/25 Aralık 2013 yılından önce örgüt içinde bulunduğunu, 2009-2015 yılları arasında Zaman Gazetesi ve 2014 yılına kadar ise Sızıntı Dergisine abone olduğu, lise eğitim döneminde İvrindi İlçesinde bulunan örgüte ait Lütfullah Efendi Erkek Öğrenci Yurdunda 4 yıl kaldığını, Bank Asya isimli örgüt finans kuruluşunda hesabının bulunduğunu, 2015 yılında bu hesabını kapattığını, dernek üyeliğini iptal ettirdiğini beyan ettiği, davacının lise yıllarından itibaren örgütle irtibatının bulunması, 2014 ve 2015 yılına kadar örgüte ait olan ve örgütün propagandası yapılan gazete ve dergilere üye olması, örgüt toplantılarına katılması, parasal destekte bulunması, örgüte yardım toplaması, Bank Asya isimli örgüt finans kuruluşunda hesabının bulunması, örgütün legal görünüm altında örgütsel faaliyet düzenlediği derneklerde görev alması, soruşturma aşamasında etkin pişmanlık talebi ile müdafi huzurunda verdiği beyanlarından örgütsel tavırla dönmesi hususları hep birlikte değerlendirildiğinde, sanığın örgütün hiyerarşik yapısına dahil olduğu ve FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile süreklilik, yoğunluk ve çeşitlilik arz eden organik bağının bulunduğuna" ilişkin hususların tespitleri, bakılmakta olan dava dosyasında yer alan diğer tespitler ile birlikte değerlendirildiğinde, davacının, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisak ve irtibatının bulunduğu sonucuna varılmıştır.

Bu durumda, her ne kadar İdare ve Bölge İdare Mahkemesince, davacı hakkında bakılan bu dosya kapsamındaki bilgi, belge ve tespitler ile ceza soruşturması/yargılaması kapsamındaki maddi deliller değerlendirilmeksizin, salt ceza yargılaması sonucunda silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediğinin sabit olduğu gerekçesine dayalı olarak davanın reddi yönünde kurulan hüküm hukuka aykırı ise de, ceza yargılamasında davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibat düzeyindeki ilişkisi tanık ifadeleri ile ortaya konulduğundan ve buna bağlı olarak dava konusu işlemin sebep unsurunu oluşturan maddi olgulara ilişkin çekişmeli durum ortadan kalktığından, söz konusu hukuka aykırılık kararın bozulmasını gerektirir nitelikte görülmemiş ve davacının ceza yargılamasında elde edilen deliller ile bakılmakta olan dava dosyasında yer alan tespitler birlikte değerlendirildiğinde, davacının anılan örgüt ile irtibat ve iltisakı bulunduğu sonucuna varılmıştır.

Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararı ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olup, bozulmasını gerektirecek bir sebep bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ile anılan kararın yukarıda belirtilen gerekçeyle ONANMASINA, adli yardım istemi kabul edildiğinden temyiz aşamasında tahsil edilmeyen yargılama giderlerinin, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 339. maddesinin 1. fıkrası uyarınca davacıdan tahsili için Mahkemesince ilgili merciine müzekkere yazılmasına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 20/03/2024 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.

Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.

AvAi

Hukuki AI Asistanı
Merhaba! Ben AvAi, Avarsis Hukuki AI Asistanınız. Size nasıl yardımcı olabilirim?