Danıştay5. Daireİdare HukukuCeza Hukuku
Danıştay 5. Daire E.2020/6964 K.2023/16614
T.C. DANIŞTAY
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2020/6964
Karar No : 2023/16614
Temyiz İsteminde Bulunan (Davacı): ...
Vekili : Av. ...
Karşı Taraf (Davalı) : ... Bakanlığı / ANKARA
Vekili : Av. ...
İstemin Özeti : Davalı idare bünyesinde astsubay olarak görev yapan davacı tarafından, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Geçici 35/B maddesi uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin ... tarih ve ... sayılı işlemin iptali ile söz konusu işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının işlem tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine, özlük haklarının iadesine karar verilmesi istemiyle açılan davanın reddi yolunda verilen ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
Temyiz İsteminde Bulunan Davacının İddialarının Özeti: İşlemin dayanağı KHK'nın OHAL KHK'sı mahiyetinde olmadığından Anayasa'ya aykırı olduğu, FETÖ/PDY ile herhangi bir bağının bulunmadığı, hakkında devam eden ceza yargılamasının bekletici mesele yapılmadan karar verildiği, kamu görevinden çıkarılmasına dair işlemin şekil, konu, sebep ve maksat unsurları açısından hukuka aykırı olduğu iddia edilmektedir.
Davalı İdarenin Savunmasının Özeti: Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
Danıştay Tetkik Hakimi : ...
Düşüncesi : İdare Dava Dairesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, Anayasaya aykırılık iddiası ciddi görülmeyerek gereği görüşüldü:
Bölge idare mahkemesi idare dava daireleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin bulunması halinde mümkündür.
Diğer yandan, her ne kadar İdare Mahkemesi kararı gerekçesinde davacı hakkında, FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediğinden bahisle ceza davası açıldığı belirtilmiş ise de, bu dava sonucunda verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının, ilgilisi lehine veya aleyhine bir sonuç doğurmayacağı açık olmakla birlikte, ceza mahkemesi kararından bağımsız olarak, ceza yargılaması sırasında elde edilen delillerin, ilgililerin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisak veya irtibat düzeyinde bir ilişkisinin olup olmadığının belirlenmesi noktasında ayrıca değerlendirilmesi gerektiği açıktır. Bu itibarla, davacı hakkında ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında yer alan; "... sanığın kullanımındaki GSM hattı ile örgüt içi haberleşme amacıyla kullanıldığı belirlenen ankesörlü/sabit hatlardan 06/09/2012-06/09/2014 tarihleri arasında örgüt içi haberleşme amacı ile kullanıldığı belirlenen İstanbul, Ankara ve Balıkesir illerinde kurulu bulunan ankesörlü/sabit hatlardan toplam 28 kere arandığı, bu aramaların 13/10/2012 tarihinde kendisi gibi Jandarma Genel Komutanlığında astsubay olarak görev yapan Z.B.A ile birlikte, 19/01/2013 tarihinde Kara Kuvvetleri Komutanlığında astsubay olarak görev yapan S.D ile birlikte ve aynı tarihte sanığın babası olduğu tespit edilen M.B adına kayıtlı hattın da aynı numaradan arandığı, 24/11/2013 tarihinde Kara Kuvvetleri Komutanlığında astsubay olarak görev yapan E.H, Milli Savunma Bakanlığı astsubayı A.Ö, A.S, M.T ile birlikte, 25/01/2014 tarihinde Kara Kuvvetleri Komutanlığında astsubay olarak görev yapan S.D, Ö.Y ve E.T ile birlikte ve aynı tarihte F.T ile yapılan ardışık aramanın E.T'nin babası ile birlikte, 07/07/2014 tarihinde Kara Kuvvetleri Komutanlığında astsubay olarak görev yapan S.D ve Ö.Y ile birlikte, 12/07/2014 tarihinde Kara Kuvvetleri Komutanlığında astsubay olarak görev yapan S.D ve Ö.Y ile birlikte, 18/07/2014 tarihinde Kara Kuvvetleri Komutanlığında astsubay olarak görev yapan Ö.Y ile birlikte, 15/08/2014, 04/09/2014 ve 06/06/2014 tarihlerinde Kara Kuvvetleri Komutanlığında astsubay olarak görev yapan S.D ile birlikte örgütsel arama kriterine uygun 10 grup olmak üzere toplamda ise 12 grup ardışık aranma kaydının mevcudiyeti, tanık sıfatı ile beyanı alınan B.B'nin İstanbul'daki askeri okulu kazanmasının ardından sanığın da aralarında bulunduğu örgüt mensubu üç kişinin kendisini birlikte ev tutmaya ikna etmeye çalıştıkları, sanığın örgütsel sohbetlere iştirak ettiğine dair beyanı, sanığın sabit arama gruplarındaki Ö.Y'nin etkin pişmanlık beyanında, sanık ile birlikte Cemil kod adlı şahsın ilgilendiği üç kişilik grupta yer alarak İstanbul'da örgüt evinde birlikte askeri sınavlara hazırlandıkları ve sabit hatlardan toplantılara çağrıldıklarına dair müdafi huzurunda alınan beyanı, yine A.A'nın İstanbul'daki askeri okulu kazanmasının ardından örgüt tarafından sanık ile birlikte aynı ilde bulunan örgüt evine çıkmalarının söylendiği, sonrasında sanık ile birlikte aynı eve çıktıkları ve bu evde sohbet toplantıları gerçekleştirdiklerine dair beyan ve teşhisi, E.D'nin sanığın örgüt mensubu olduğuna dair beyanı, aynı suçlama ile hakkında işlem yapılan Y.K'nin 2015 yılında askeri okula tayininin çıkması ile birlikte kalmakta olduğu örgütsel sohbetler yaptıkları örgüt evine sanığın da misafir olarak gelip gittiği yönündeki beyanına rağmen sanığın aşamalarda alınan savunmalarında söz konusu tanık anlatımları ile anramalara ilişkin makul bir açıklama getiremediği..." tespitleri ile bakılmakta olan dava dosyasında yer alan diğer tespitler ile birlikte değerlendirildiğinde, davacının FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatının bulunduğu sonucuna varılmıştır.
Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararı ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olup, bozulmasını gerektirecek bir sebep bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ile anılan kararın yukarıda belirtilen gerekçenin eklenmesi suretiyle ONANMASINA, temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 21/11/2023 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2020/6964
Karar No : 2023/16614
Temyiz İsteminde Bulunan (Davacı): ...
Vekili : Av. ...
Karşı Taraf (Davalı) : ... Bakanlığı / ANKARA
Vekili : Av. ...
İstemin Özeti : Davalı idare bünyesinde astsubay olarak görev yapan davacı tarafından, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Geçici 35/B maddesi uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin ... tarih ve ... sayılı işlemin iptali ile söz konusu işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının işlem tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine, özlük haklarının iadesine karar verilmesi istemiyle açılan davanın reddi yolunda verilen ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
Temyiz İsteminde Bulunan Davacının İddialarının Özeti: İşlemin dayanağı KHK'nın OHAL KHK'sı mahiyetinde olmadığından Anayasa'ya aykırı olduğu, FETÖ/PDY ile herhangi bir bağının bulunmadığı, hakkında devam eden ceza yargılamasının bekletici mesele yapılmadan karar verildiği, kamu görevinden çıkarılmasına dair işlemin şekil, konu, sebep ve maksat unsurları açısından hukuka aykırı olduğu iddia edilmektedir.
Davalı İdarenin Savunmasının Özeti: Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
Danıştay Tetkik Hakimi : ...
Düşüncesi : İdare Dava Dairesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, Anayasaya aykırılık iddiası ciddi görülmeyerek gereği görüşüldü:
Bölge idare mahkemesi idare dava daireleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin bulunması halinde mümkündür.
Diğer yandan, her ne kadar İdare Mahkemesi kararı gerekçesinde davacı hakkında, FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediğinden bahisle ceza davası açıldığı belirtilmiş ise de, bu dava sonucunda verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının, ilgilisi lehine veya aleyhine bir sonuç doğurmayacağı açık olmakla birlikte, ceza mahkemesi kararından bağımsız olarak, ceza yargılaması sırasında elde edilen delillerin, ilgililerin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisak veya irtibat düzeyinde bir ilişkisinin olup olmadığının belirlenmesi noktasında ayrıca değerlendirilmesi gerektiği açıktır. Bu itibarla, davacı hakkında ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında yer alan; "... sanığın kullanımındaki GSM hattı ile örgüt içi haberleşme amacıyla kullanıldığı belirlenen ankesörlü/sabit hatlardan 06/09/2012-06/09/2014 tarihleri arasında örgüt içi haberleşme amacı ile kullanıldığı belirlenen İstanbul, Ankara ve Balıkesir illerinde kurulu bulunan ankesörlü/sabit hatlardan toplam 28 kere arandığı, bu aramaların 13/10/2012 tarihinde kendisi gibi Jandarma Genel Komutanlığında astsubay olarak görev yapan Z.B.A ile birlikte, 19/01/2013 tarihinde Kara Kuvvetleri Komutanlığında astsubay olarak görev yapan S.D ile birlikte ve aynı tarihte sanığın babası olduğu tespit edilen M.B adına kayıtlı hattın da aynı numaradan arandığı, 24/11/2013 tarihinde Kara Kuvvetleri Komutanlığında astsubay olarak görev yapan E.H, Milli Savunma Bakanlığı astsubayı A.Ö, A.S, M.T ile birlikte, 25/01/2014 tarihinde Kara Kuvvetleri Komutanlığında astsubay olarak görev yapan S.D, Ö.Y ve E.T ile birlikte ve aynı tarihte F.T ile yapılan ardışık aramanın E.T'nin babası ile birlikte, 07/07/2014 tarihinde Kara Kuvvetleri Komutanlığında astsubay olarak görev yapan S.D ve Ö.Y ile birlikte, 12/07/2014 tarihinde Kara Kuvvetleri Komutanlığında astsubay olarak görev yapan S.D ve Ö.Y ile birlikte, 18/07/2014 tarihinde Kara Kuvvetleri Komutanlığında astsubay olarak görev yapan Ö.Y ile birlikte, 15/08/2014, 04/09/2014 ve 06/06/2014 tarihlerinde Kara Kuvvetleri Komutanlığında astsubay olarak görev yapan S.D ile birlikte örgütsel arama kriterine uygun 10 grup olmak üzere toplamda ise 12 grup ardışık aranma kaydının mevcudiyeti, tanık sıfatı ile beyanı alınan B.B'nin İstanbul'daki askeri okulu kazanmasının ardından sanığın da aralarında bulunduğu örgüt mensubu üç kişinin kendisini birlikte ev tutmaya ikna etmeye çalıştıkları, sanığın örgütsel sohbetlere iştirak ettiğine dair beyanı, sanığın sabit arama gruplarındaki Ö.Y'nin etkin pişmanlık beyanında, sanık ile birlikte Cemil kod adlı şahsın ilgilendiği üç kişilik grupta yer alarak İstanbul'da örgüt evinde birlikte askeri sınavlara hazırlandıkları ve sabit hatlardan toplantılara çağrıldıklarına dair müdafi huzurunda alınan beyanı, yine A.A'nın İstanbul'daki askeri okulu kazanmasının ardından örgüt tarafından sanık ile birlikte aynı ilde bulunan örgüt evine çıkmalarının söylendiği, sonrasında sanık ile birlikte aynı eve çıktıkları ve bu evde sohbet toplantıları gerçekleştirdiklerine dair beyan ve teşhisi, E.D'nin sanığın örgüt mensubu olduğuna dair beyanı, aynı suçlama ile hakkında işlem yapılan Y.K'nin 2015 yılında askeri okula tayininin çıkması ile birlikte kalmakta olduğu örgütsel sohbetler yaptıkları örgüt evine sanığın da misafir olarak gelip gittiği yönündeki beyanına rağmen sanığın aşamalarda alınan savunmalarında söz konusu tanık anlatımları ile anramalara ilişkin makul bir açıklama getiremediği..." tespitleri ile bakılmakta olan dava dosyasında yer alan diğer tespitler ile birlikte değerlendirildiğinde, davacının FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatının bulunduğu sonucuna varılmıştır.
Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararı ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olup, bozulmasını gerektirecek bir sebep bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ile anılan kararın yukarıda belirtilen gerekçenin eklenmesi suretiyle ONANMASINA, temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 21/11/2023 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.