‹ Ana sayfa
Danıştay5. Daireİdare Hukuku

Danıştay 5. Daire E.2020/6734 K.2023/14702

Esas No: 2020/6734 · Karar No: 2023/14702 · Karar Tarihi: 25.10.2023
Özet: (1) Uyuşmazlık, İçişleri Bakanlığı’nın olağanüstü hal döneminde kamu görevinden çıkarma işlemiyle davacının yaşadığı zararların tazmini talebine ilişkin. (2) Danıştay, bölge idare mahkemesinin kararını bozalayıp, davacının talebini kabul edip işlemin iptali ve zararın tazmini için karar verdi.
T.C. DANIŞTAY BEŞİNCİ DAİRE
Esas No: 2020/6734
Karar No: 2023/14702

Temyiz İsteminde Bulunan (Davacı): ...

Vekili: Av. ...

Karşı Taraf (Davalı): ... Bakanlığı / ANKARA
Vekili: Av. ...

İstemin Özeti: Davacı tarafından, 7145 sayılı Kanun ile 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'ye eklenen geçici 35. maddenin (B) fıkrası uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin İçişleri Bakanlığının ... tarih ve ... sayılı işlemin iptali ile anılan işlem nedeniyle uğradığı zararın tazminine karar verilmesi istemiyle açılan davanın reddi yolunda verilen ... İdare Mahkemesinin... tarih ve E..., K:... sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

Temyiz İsteminde Bulunan Davacının İddialarının Özeti: Anayasa'nın 15 ve 121. maddeleri uyarınca olağanüstü hal döneminde yalnızca olağanüstü halin gerektirdiği ölçüde ve olağanüstü hale neden olan konularla, olağanüstü hal süresiyle sınırlı tedbirlerin alınabileceği, olağanüstü hal uygulamasına son verilmesi nedeniyle hakkında uygulanan kamu görevinden çıkarma işleminin Anayasal dayanağının kalmadığı, Anayasa'nın 15. maddesi uyarınca masumiyet karinesinden yaralanma hakkının olağanüstü hal döneminde dahi askıya alınamayacağı, savunma hakkı tanınmadan kamu görevinden çıkarıldığı, bir daha kamu görevinde çalışamayacak şekilde görevine son verilmesi neticesinde Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinde güvence altına alınan ilke ve hakların ihlal edildiği, dava konusu işlemin yetki, şekil, sebep, konu ve maksat unsurları yönünden hukuka aykırı olduğu iddia edilmektedir.

Davalı İdarenin Savunmasının Özeti: Bölge İdare Mahkemesi kararında usul ve esas bakımından hukuka aykırılık bulunmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

Danıştay Tetkik Hakimi:...

Düşüncesi: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının gerekçeli olarak onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 334. maddesi uyarınca adli yardım talebi daha önce kabul edilmiş olan davacının, aynı Kanun'un 335. maddesinin 3. fıkrasında yer alan "adli yardım, hükmün kesinleşmesine kadar devam eder." düzenlemesi gereğince temyiz aşamasındaki adli yardım talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilerek gereği görüşüldü:
Bölge idare mahkemesi idare dava daireleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin varlığı halinde mümkün olup, davacı tarafından ileri sürülen hususlar bunlardan hiçbirine uymamaktadır.

Öte yandan, her ne kadar temyize konu İdare Dava Dairesi kararıyla hukuka uygun bulunan İdare Mahkemesi kararında; davacı hakkında FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçundan kamu davası açıldığı ve yargılamasının devam ettiği belirtilerek hüküm kurulmuş ise de davacı hakkında yürütülen ceza yargılamasının sadece bu haliyle davacının FETÖ/PDY ile irtibat ve iltisakı noktasında aleyhe bir durum olarak değerlendirilmesi masumiyet karinesi gereğince mümkün değildir.

Bununla birlikte, davacı hakkında yürütülen ceza yargılaması neticesinde verilen ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E..., K:... sayılı kararında yer alan; "... Sanık ... hakkında FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile irtibatı ve iltisakı olabileceğinden bu kapsamda hakkında yapılan soruşturma neticesinde; sanığın kullandığı cep telefonu üzerinden sabit kontörlü telefonlarla yaptığı görüşmeler ile itirafçı asker ve sivil örgüt mensuplarının beyanları ve sanığın ikrarları dikkate alındığında örgütün mahrem hizmetler sınıfına tabi olduğu, TSK mensubu asker kimliğine rağmen FETÖ içerisinde bağlı olduğu mahrem imamı tarafından umuma açık yerlerde bulunan sabit telefonlardan aranmak suretiyle irtibat kurularak örgütsel görüşmeler yaptığı, örgütsel buluşma ve toplantılar için buluşma yer ve zamanı belirledikleri, örgütün sivil mahrem imamlarıyla buluşarak görüştüğü, örgütsel toplantılara katıldığı, bu şekilde sanığın örgütle organik bağ içerisinde örgütsel eylemlerinin çeşitlilik gösterdiği gerekçesiyle sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçundan cezalandırılması için kamu davası açıldığı anlaşılmıştır. Sanık savunmasında özetle; etkin pişmanlıktan faydalanma talebinin devam ettiğini, soruşturma aşamasında beyanı alınırken örgüt ile ilgili vakıf olduğu tüm bilgileri anlattığını, bu dönem içerisinde tanıdığı örgüt üyelerinin isimlerini samimi bir şekilde tek tek kolluk birimlerine verdiğini, suçlamaları kabul etmediğini, beraatine karar verilmesini istediğini beyan etmiştir. Sanığın etkin pişmanlık kapsamında FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün üye ve faaliyetleri ile ilgili ifadelerinin doğruluğu yapılan 29/03/2019 tarihli kolluk araştırması ile anlaşıldığından sanık beyanlarına itibar edilmiş, sanığın aşamalardaki ve yargılama sırasındaki beyanlarının örgüt faaliyetleri ve mensuplarının ortaya çıkmasına etkili ve faydalı bilgiler olduğu anlaşılmakla sanığın etkin pişmanlıkta bulunduğu kabul edilmiştir. 18/10/2018 tarihli Yakalama Tutanağından; sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütü soruşturmaları kapsamında hakkında verilen gözaltına alınma kararından sonra kendiliğinden gelerek kolluğa teslim olduğu anlaşılmıştır. Sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütü yapılanması içinde bağlı olduğu mahrem imam tarafından umuma açık yerlerde bulunan sabit telefonlardan aranarak örgütsel görüşmeler yaptığı, örgütsel toplantılar için yer ve zaman belirledikleri, örgütün mahrem imamlarıyla görüştüğü, örgütün sohbet adı altında düzenlenen toplantılarına katıldığı hep birlikte değerlendirildiğinde; sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün hiyerarşik yapısına dahil olduğu ve örgüt ile süreklilik, yoğunluk ve çeşitlilik arz eden organik bağının bulunduğu,..." yönündeki tespitlerin davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatını ortaya koyan bir unsur olduğu değerlendirildiğinden, dava konusu işlemde hukuka aykırılık görülmemiştir.

Bu itibarla, davanın reddi yönündeki İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin temyize konu kararda sonucu itibarıyla hukuki isabetsizlik bulunmamaktadır.

Açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin reddine, temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının yukarıda belirtilen gerekçeyle ONANMASINA, temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, adli yardım talebinin daha önce kabul edilmiş olması nedeniyle temyiz aşamasında tahsil edilmeyen yargılama giderinin tahsili için Mahkemesince müzekkere yazılmasına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 25/10/2023 tarihinde, oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.

Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.

AvAi

Hukuki AI Asistanı
Merhaba! Ben AvAi, Avarsis Hukuki AI Asistanınız. Size nasıl yardımcı olabilirim?