‹ Ana sayfa
Danıştay 5. Daire İdare Hukuku · ön sınıflandırma

Danıştay 5. Daire E.2020/5837 K.2023/16800

Esas No: 2020/5837 · Karar No: 2023/16800 · Karar Tarihi: 22.11.2023
Özet: 1) Davacı, 5. Kolordu Komutanlığı emrinde subay olarak görev yaptığı dönemde, 375 sayılı Kanun Geçici 35/B maddesi uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin işlemin iptali ile yoksun kalmış parasal haklarının nezdinde faiziyle birlikte ödenmesi ve özlük haklarının iadesini talep etti. 2) T.C. Danıştay’ın 2023/16800 kararı, İdare Mahkemesi’nin davacıyı kamu görevinden çıkaran kararını bozalıkla reddederek, davacının talebini kabul etti; geleneksel hukuk kurallarına göre, ilgili paralı ve özlük haklarının ödenmesi kararla onaylandı.
T.C. DANIŞTAY BEŞİNCİ DAİRE
Esas No: 2020/5837
Karar No: 2023/16800

TEMYİZ EDEN (DAVACI): ...

VEKİLİ: Av....

KARŞI TARAF (DAVALI): ... Bakanlığı / ANKARA

VEKİLİ: Av. ...

İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Davacı tarafından, 5'inci Kolordu Komutanlığı emrinde subay olarak görev yapmakta iken, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Geçici 35/B maddesi uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin Milli Savunma Bakanlığının ... tarih ve ... sayılı işleminin iptali ile kamu görevinden çıkarılması nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi istenilmektedir.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: .... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında; her ne kadar davacı hakkında, FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisaklı olduğu şüphesini doğuran istihbarat bilgilerin bulunması hususları bir bütün olarak değerlendirilerek kamu yararı ve mevzuat kapsamından kamu görevinden çıkarılmasına karar verilmiş ise de; savunma ekinde davacıya ait "Personel Bilgileri" başlıklı istihbarat bilgi notunda, ''Kendisi hakkında açılmış bir soruşturma/dava bulunmadığı, kardeşi M.M.O.'nun FETÖ/PDY'ye müzahir Zafer Özel Eğitim Dağıtım A.Ş. ve Tolerans Özel Eğitim Yayıncılık A.Ş.'de SGK kaydının bulunduğu, ByLock listesinde adının bulunduğu, kardeşi ve babasının Cihan Medya aboneliğinin bulunduğu, savunmasında; Babası M.O.'nun 701 sayılı KHK ile kamu görevinden ihraç edildiği, OHAL İnceleme Komisyonu'na başvurduğu, babasının kardeşi yüzünden ihraç edilmiş olabileceğini, kendisinin bir suçunun bulunmadığı,...'' ifadelerinin yer aldığı, UYAP sorgu kayıtlarında, davacı hakkında yapılan incelemede herhangi bir soruşturma ve kovuşturma kaydına rastlanmadığı, yürüttüğü göreviyle ilgili başkaca bir olumsuzluğun tespit edilmediği, babası hakkında Balıkesir Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2016/9310 hazırlık numarasıyla başlattığı FETÖ/PDY soruşturması kapsamında kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildiği, bu durumda, hukukun evrensel bir prensibi olan ceza sorumluluğunun şahsiliği ve hiç kimsenin başkasının fiilinden dolayı sorumlu tutulamayacağı prensibi ile davacının ifa etmiş olduğu kamu görevinin niteliği ve önemi de göz önüne alındığında, devletin ve çalıştığı kurumun güvenliğini tehlikeye düşürebilecek ideolojik veya yasa dışı faaliyetlerde ya da aynı amaçlarla olumsuz tutum ve davranışlar içerisinde bulunduğunu ortaya koyan hukuken kabul edilebilir somut bir tespite yer verilmediği, davacının hakkında herhangi bir adli soruşturma/kovuşturma bulunmadığı ve herhangi bir suçtan hüküm giymemiş olduğu anlaşıldığından, kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Öte yandan, davacının kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin işlem hukuka aykırı bulunduğundan Anayasa'nın 125. maddesi uyarınca yoksun kaldığı parasal ve özlük haklarının dava tarihi olan 01/08/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesi gerektiği gerekçesiyle dava konusu işlemin iptali ile davacının kamu görevinden çıkarılması nedeniyle mahrum kaldığı parasal haklarının dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmiştir.

Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında; davacının babasının FETÖ/PDY örgütüne müzahir bankada hesabının ve kredi kartının bulunması, yayın organlarına üye olması ve 701 sayılı KHK ile kamu görevinden çıkarılması; Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) kayıtlarına göre ağabeyinin FETÖ/PDY örgütüne müzahir şirketlerde çalışması, yayın organlarına üye olması, Yargıtay kararlarında söz konusu örgüt üyeliği için en önemli delillerden biri olup iletişim için sadece örgüt üyelerinin yer aldığı ByLock uygulamasını kullanması ve halen tutuklu bulunması gibi hususlar dikkate alındığında, idareyi davacının FETÖ/PDY ile irtibat ve iltisakı bulunduğu yönünde değerlendirme yapmaya sevk eden sebeplerin haksızlığından söz edilemeyeceği gibi davacı hakkında adli ya da disiplin açısından soruşturmaya başvurulmamasının doğrudan 375 sayılı KHK hükmü uyarınca yapılan "değerlendirme"yi dayanaksız kılması ve davacının kamu görevinde kalmasının uygun görülmesi sonucunu da doğurmayacağı, aksi yönde yapılacak değerlendirmenin de ilgili KHK'nın gerekçesi ve amacıyla bağdaşmayacağının açık olduğu, bu itibarla, dava konusu işlemin cezai bir müeyyide niteliğinde olmayıp, ülke genelinde olağanüstü hal ilanına neden olan darbe girişimi sonrasında FETÖ/PDY terör örgütünün oluşturduğu tehdidin sonlandırılmasını sağlamaya dönük idari bir tedbir olduğu, idarece Devleti ve Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya dönük bu vahim duruma özgü tedbirler alınırken kullanılan takdir yetkisinin etkili bir şekilde kullanılmasının, ölçülülük ilkesini ihlal edecek genişlikte ve hakkın özünü zedeleyecek bir uygulama şeklinde değerlendirilemeyeceği, somut olayda da, babası ve ağabeyi hakkında FETÖ/PDY terör örgütüyle üyelik, mensubiyet, irtibat ve iltisaklı olduklarına dair değerlendirmeler yapılan davacının yürütmekle sorumlu olduğu kamu görevinin önem ve hassasiyeti dikkate alındığında, idarenin olağanüstü hal kapsamında alınan tedbirlere yönelik haiz olduğu takdir yetkisi kapsamında tesis ettiği kamu görevinden çıkarma işleminde hukuka aykırılık, aksi yöndeki Mahkeme kararında hukuki isabet bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Öte yandan, hukuka uygun olduğu tespit edilen dava konusu işlem nedeniyle davacının yoksun kaldığını iddia ettiği parasal haklarının tazmin talebinin de yerinde görülmediği belirtilmiştir. Açıklanan gerekçelerle istinaf başvurusunun kabulüne, İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacı tarafından; babası hakkında KYOK kararı verildiği, kendisinin ve eşinin Bank Asya'da hesabının bulunmadığı, babasının faizsiz bankacılık nedeniyle Bank Asya'yı tercih ettiği ve talimat tarihlerinden önce hesaplarını kapattığı, ağabeyi ile hiçbir ortak yanının bulunmadığı, suç ve cezaların şahsi olduğu, FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatlı ya da iltisaklı olduğuna ilişkin kriterlerden hiçbirinin şahsında gerçekleşmediği belirtilerek Bölge İdare Mahkemesi kararının hukuka aykırı olduğu iddia edilmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Davalı idare tarafından; Bölge İdare Mahkemesi kararında usul ve esas bakımından hukuka aykırılık bulunmadığı, davacının temyiz iddialarının 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesinde sayılan sebeplerden hiçbirisine uymadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ: Davacının temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE

GEREKÇE:

MADDİ

OLAY:
Davacı, 5'inci Kolordu Komutanlığı emrinde subay olarak görev yapmakta iken, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin geçici 35/B-6 maddesi uyarınca kamu görevinden çıkarılmıştır.

Bunun üzerine, anılan işlemin iptali ile kamu görevinden çıkarılması nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır.

Diğer yandan, davacı hakkında açılmış ceza soruşturması veya kovuşturması bulunmadığı görülmüştür.

İLGİLİ MEVZUAT:
Türkiye'de 15 Temmuz 2016 gecesi, kendilerini “Yurtta Sulh Konseyi” olarak isimlendiren bir grup Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) mensubu tarafından, demokratik biçimde halk tarafından göreve getirilen Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ve Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla darbe teşebbüsünde bulunulmuş, bu teşebbüs Türk Milleti tarafından akamete uğratılmıştır.

Anayasa'nın olay tarihinde yürürlükte bulunan 118. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Milli Güvenlik Kurulu (MGK) tarafından 20/07/2016 tarihli toplantıda yapılan değerlendirmede, darbe teşebbüsünün TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından başlatıldığı, bu örgütün kuruluş aşamasından itibaren etkisi altına aldığı eğitim kuruluşları, sivil toplum kuruluşları, medya kuruluşları, ticari kuruluşlar ve kamu görevlileri aracılığıyla Milleti ve Devleti kontrol altında tutmayı amaçladığı belirtilmiştir.

MGK'nın anılan toplantısında "demokrasinin, hukuk devleti ilkesinin, vatandaşların hak ve özgürlüklerinin korunmasına yönelik tedbirlerin etkin bir şekilde uygulanabilmesi amacıyla" Hükûmete olağanüstü hâl ilan edilmesi tavsiyesinde bulunulması hususu kararlaştırılmıştır. Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu 20/07/2016 tarihinde, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmesine karar vermiştir. Anılan karar 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş ve aynı gün TBMM tarafından onaylanmıştır. Olağanüstü hâl, daha sonrasında üçer aylık dönemler hâlinde Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu tarafından uzatılmış ve 18/07/2018 tarihinde sona ermiştir.

23/07/2016 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (667 sayılı KHK) 4/1-(b) maddesinde; terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen, 10/03/1983 tarihli ve 2803 sayılı Jandarma Teşkilat, Görev ve Yetkileri Kanununa tabi personelin, Jandarma Genel Komutanının teklifi, İçişleri Bakanının onayı ile kamu görevinden çıkarılmalarına karar verileceği düzenlenmiştir. Anılan KHK, 18/10/2016 tarih ve 6749 sayılı Kanun'la değiştirilerek kabul edilmiş, bu Kanun ise 29/10/2016 tarih ve 29872 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.

Diğer yandan, olağanüstü halin sona erdirilmesinden sonra 31/07/2018 tarih ve 30495 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7145 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 26. maddesi ile 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'ye geçici 35. madde eklenmiştir. Anılan maddede, ''... B) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç yıl süreyle; terör örgütlerine veya Millî Güvenlik Kurulunca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen (Anayasa Mahkemesinin 30/06/2022 tarih ve E:2018/137, K:2022/86 sayılı kararıyla,"... üyeliği, mensubiyeti veya..." ibaresinin iptaline karar verilmiştir.);...6) Jandarma Genel Komutanlığı, Sahil Güvenlik Komutanlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğü personeli İçişleri Bakanının onayı ile kamu görevinden çıkarılır.

'' hükmü getirilmek suretiyle, 667 sayılı KHK'nın 4/1-(b) maddesiyle benzer düzenlemeye yer verilmiş, ayrıca aynı maddenin son fıkrasında, (A) ve (B) fıkraları uyarınca haklarında işlem tesis edilecek olanlara yedi günden az olmamak üzere ilgili kurum tarafından uygun vasıtalarla savunma hakkı verileceği belirtilmiştir. Daha sonra, 28/07/2021 tarihli ve 31551 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7333 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 23. maddesiyle, söz konusu geçici 35. maddenin (B) fıkrasında yer alan “üç yıl” ibaresi “dört yıl” şeklinde değiştirilmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
667 sayılı KHK'nın 4. maddesi uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen kamu görevlilerinin, “kamu görevinden çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan “olağanüstü tedbir" niteliğindedir.

Bu kapsamda, ülkenin içinde bulunduğu tehdidin ortadan kaldırılması ve bozulan kamu düzeninin ivedi şekilde yeniden tesis edilmesi amacıyla, "terör örgütleri ile milli güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilenler" hakkında; 667 sayılı KHK'nın 4. maddesiyle, olağan dönemdeki yaptırımlardan farklı olarak olağanüstü nitelikte tedbir uygulanmakta iken, OHAL kalktıktan sonra 375 sayılı KHK'nın geçici 35. maddesiyle de dört yıl süreyle uygulanmak üzere kamu görevinden çıkarma yaptırımı getirilmiştir.

AİHM "demokratik bir devletin, memurlarından anayasal prensiplere sadakat göstermesini isteme hakkı bulunduğunu" belirtmektedir (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 52; Volkmer/Almanya (k.k.), B. No: 39799/98, 22/11/2001; Petersen/Almanya, B. No: 39793/98, 22/11/2001). AİHM'e göre "kamu çalışanlarının devlete sadık kalmaları genel yararı korumakla ve güvence altına almakla yükümlü devlet otoriteleri ile çalışmalarının doğasında bulunan bir şarttır." (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 57; Žičkus/Litvanya, B. No: 26652/02, 07/04/2009, § 28).

Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyelik, mensubiyet, iltisak veya bunlarla irtibat, kamu görevlilerinin devlete sadakat yükümlülüğünü yitirildiğini ortaya koyan ve bahse konu yaptırımın uygulanmasını gerektiren hâllerdir. Yukarıda yer verilen yapılara üyelik ve mensubiyet olmasa da bu yapılara iltisaklı veya bunlarla irtibatlı bulunulması hâli de anılan yaptırımın uygulanabilmesi için yeterlidir.

Anayasa Mahkemesi 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamıştır. Bu kavramlar ile kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hal ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterli olacaktır.

Yukarıda yer verilen mevzuat, karar ve tespitler uyarınca; FETÖ/PDY silahlı terör örgütü tarafından Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne karşı yapılan darbe teşebbüsü ve sonrasında yaşanan olağanüstü dönem ve koşullar gereğince alınan tedbirler ve olağanüstü halin sona ermesinden sonra yürürlüğe giren 375 sayılı KHK'nın geçici 35. maddesiyle uygulama alanı bulan kamu görevinden çıkarma yaptırımı kapsamında, kamu görevlilerinin Devlete sadakat yükümlülüklerine riayeti konusundaki denetimin en hassas ve azami şekilde yapılması ve disiplin ile emir ve direktiflere mutlak itaat gerektiren askerlik mesleğini ifa eden ve ülkenin güvenliğinden sorumlu olan Jandarma Genel Komutanlığı personeli açısından Devlete sadakatlerinden herhangi bir kuşku duyulmamasını temin edecek şekilde uygulanması gerekmektedir.

Nitekim, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi de kişilere tanınan temel hak ve özgürlüklerin, kamu görevinin yerine getirilmesi sırasında devletin geniş takdir yetkisiyle sınırlandırılabileceğini, ayrıca bazı kamu görevlileri açısından, özellikle üst düzey yetkililer, silah kullanma yetkisini haiz kamu görevlileri, hâkimler, savcılar ve istihbari faaliyette bulunan veya ülkenin güvenliği için kritik öneme sahip kurumlarda çalışan kamu görevlileri yönünden daha geniş ve takdir yetkisine dayalı sınırlamalar getirilebileceğini kabul etmektedir. Bu kapsamda, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkına ilişkin başvurularda, devletin egemenlik yetkilerini doğrudan veya dolaylı olarak kullanan veya kamu otoritelerinin genel menfaatini korumaktan sorumlu, devlete özel bir sadakat ilişkisiyle bağlı olan asker ve polis gibi görevliler yönünden özlük ve parasal haklar dışında Sözleşme'nin tarafı olan devletin daha geniş yetkilere sahip olduğu hususunun vurgulandığı görülmektedir. (Vilho Eskelinen ve Diğerleri/Finlandiya, B. No: 63235/00, 19/04/2007).

Dava dosyasının incelenmesinden; davalı idarece, davacının 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Geçici 35. maddesi uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin işlemin gerekçesi olarak davacının terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu yönündeki değerlendirme gösterilmiş ise de, İdare Mahkemesince dava konusu işlemin iptali ile kamu görevinden çıkarılması nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesine ilişkin kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu sonucunda, Bölge İdare Mahkemesince bu değerlendirmenin dayanaklarına ilişkin yeterli araştırma yapılmayarak yalnızca davacının babasının FETÖ/PDY örgütüne müzahir Bank Asya'da hesabının ve kredi kartının bulunması, yayın organlarına aboneliğinin bulunması ve 701 sayılı KHK ile kamu görevinden çıkarılması ile davacının ağabeyinin FETÖ/PDY örgütüne müzahir şirketlerde çalışması, örgüte müzahir yayın organlarına abone olması, ByLock programını kullanması ve halen tutuklu bulunması gerekçe gösterilmek suretiyle İdare Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın reddine karar verildiği görülmüştür.

Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında yer alan söz konusu tespit ve değerlendirmeler incelendiğinde ise;

a) Bölge İdare Mahkemesi kararında, davacının babasının infaz koruma memuru olarak görev yapmakta iken 701 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kamu görevinden çıkarılması, babasının FETÖ/PDY örgütüne müzahir Bank Asya'da hesabının ve kredi kartının bulunması, yayın organlarına aboneliğinin bulunması hususlarının, davacının FETÖ/PDY ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesiyle ilgili olarak;
Bu tespitle ilgili olarak davacının tüm dosya kapsamındaki beyanlarında özetle; babası hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, Bank Asya'daki işlemlerin olağan hesap hareketleri olduğunun değerlendirildiği, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararda da belirtildiği üzere babasının Bank Asya'da 26/02/2008 ile 14/08/2013 tarihleri arasında 12 adet vadeli ve vadesiz hesap açtığı, bu hesaplardan 9 adedinin kapatıldığı, 3 adedinin de kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın verildiği tarihte açık olduğu, ... numaralı 3. hesabın 16/01/2014 tarihinde vadesinden önce kapatıldığı, bu tarihte terör örgütü elebaşının bankaya para yatırma talimatları verip binlerce terör örgütü mensubu ile irtibat ve iltisakı bulunanlar para yatırırken babasının tam tersine vadesinden önce parasını çekip hesabı kapattığı, babasının kamu görevinden çıkarılmasına karşı açtığı davada İdare Mahkemesince dava konusu işlemin iptaline karar verildiği ileri sürülmüştür.

Dairemizin 2022/12361 sayılı esasına kayıtlı dosyanın incelenmesinden, davacının babası M.O.'nun, infaz koruma memuru olarak görev yapmakta iken 701 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kamu görevinden çıkarıldığı, kamu görevinden çıkarılma işlemine karşı yaptığı başvurunun OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonunun ... tarih ve ... sayılı kararıyla reddedildiği, söz konusu kararın iptaline karar verilmesi istemiyle açtığı davada .... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla, davacı hakkında başlatılan ceza soruşturma sürecinin, çocukları hakkındaki tespitlerin, hakkındaki kurum kanaatinin, Bank Asya hesap hareketlerinin, Cihan Medya abonelik bilgisinin, Kimse Yok Mu isimli derneğe SMS göndermesinin davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile en az iltisak/irtibat derecesinde bağı bulunduğunu ortaya koymaya yeter nitelik ve yoğunlukta olmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verildiği, anılan karara karşı yapılan istinaf başvurusunun ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:... K:... sayılı kararıyla reddedildiği, bu karara karşı yapılan temyiz başvurusunun da Dairemizin 22/11/2023 tarih ve E:2022/12361, K:2023/16799 sayılı kararıyla onanarak kesinleştiği anlaşılmıştır.

Bu durumda, davacının babası M.O. Hakkında temyizen incelenen bu dosya kapsamında öne sürülen tespitlerde ve M.O.'nun açtığı dava dosyasına sunulan belgelerde, davacının bizzat kendisini FETÖ/PDY terör örgütü ile ilişkilendirecek herhangi bir hususa yer verilmediği gibi, davacının babası M.O.'nun açtığı davada da dava konusu işlemin iptaline karar verildiği anlaşıldığından, davacının babası M.O.'nun kamu görevinden çıkarılmasına karar verilmiş olması ile buna dayanak gösterilen tespitlerin davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatını ve/veya iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı sonucuna varılmıştır.

b) Bölge İdare Mahkemesi kararında davacının ağabeyinin FETÖ/PDY örgütüne müzahir şirketlerde çalışması, örgüte müzahir yayın organlarına abone olması, ByLock programını kullanması ve halen tutuklu bulunması hususlarının davacının FETÖ/PDY ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesiyle ilgili olarak;
Anılan tespite ilişkin olarak, davacı tarafından; ağabeyi ile hiçbir ortak yanının bulunmadığı, ağabeyinin düğününe ve çocuğunu görmeye dahi gelmediği, kardeşlerin dünya görüşlerinin birbirine tamamen zıt olabileceği, bu durumun hayatın olağan akışına uygun olduğu, nitekim kendisinin yaptığı gibi birbirleriyle yıllarca görüşmeyen kardeşlerin mevcut olduğu ileri sürülmüştür.

Dava dosyasında yer alan mevcut bilgi ve belgeler incelendiğinde, davacının kardeşiyle ilgili tespitlerin davacıya izafe edilmesini gerektirecek ve davacının bizzat kendisini FETÖ/PDY terör örgütü ile ilişkilendirecek somut herhangi bir hususa yer verilmediği görüldüğünden, anılan hususların davacının FETÖ/PDY ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan delil olarak değerlendirilmesine hukuken olanak bulunmamaktadır.

Diğer taraftan, dosyanın incelenmesinden, yukarıda belirtilen hususlar dışında, davalı idarece dava dosyasına davacının şahsı ile ilgili olarak FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatlı ve iltisaklı olduğuna dair başkaca bir bilgi ve belgenin sunulmadığı, davacı hakkında ceza kovuşturması veya soruşturması bulunmadığı görülmüştür.

Bu durumda, yukarıda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde, dava konusu işlemde hukuka uyarlık, işlemin iptali ile davacının yoksun kaldığı parasal hakların dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesi yolundaki İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun kabulüne, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine ilişkin temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdare Dava Dairesi kararında ise hukuki isabet görülmemiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesine uygun bulunan davacının temyiz isteminin kabulüne;
2. Dava konusu işlemin iptali ile davacının kamu görevinden çıkarılması nedeniyle mahrum kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun kabulü ile Mahkeme kararının kaldırılması ve davanın reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının yukarıda belirtilen gerekçeyle BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdare Dava Dairesine gönderilmesine, 22/11/2023 tarihinde, oybirliğiyle, kesin olarak karar verildi.

Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.

AvAi

Hukuki AI Asistanı
Merhaba! Ben AvAi, Avarsis Hukuki AI Asistanınız. Size nasıl yardımcı olabilirim?