Danıştay5. Daireİdare Hukuku
Danıştay 5. Daire E.2020/4804 K.2023/16017
T.C.
D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2020/4804
Karar No : 2023/16017
Temyiz İsteminde Bulunan (Davacı): ...
Vekili : Av. ...
Karşı Taraf (Davalı) :... Bakanlığı / ...
Vekili : Av. ...
İstemin Özeti:...Ana Jet Üs Komutanlığında, Hv. Astb. Üstçavuş olarak görev yapan davacı tarafından, ...tarih ve ... sayılı yazı ile bildirilen, 7145 sayılı Kanun ile 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'ye eklenen Geçici 35. maddenin (B) fıkrası uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin ... Bakanlığının ... tarih ve... sayılı işleminin iptali istemiyle açılan davanın reddi yolunda verilen... İdare Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi.... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
Temyiz İsteminde Bulunan Davacının İddialarının Özeti: Kamu görevinden çıkarıldığı tarihte somut herhangi bir eyleminin bulunmadığı, 17-25 Aralık 2013 tarihinden önceki eylemlerinin suç olarak kabul edilemeyeceği, dershanelerin kapatılması sürecinde bu yapı ile olan irtibatını tamamen kestiği, ileri sürülen ardışık aramaların son tarihinin 07/06/2013 tarihi olduğu, konutunda iş yerinde yapılan aramalarda hiçbir delil bulunmadığı, mahkumiyetine ilişkin ceza mahkemesi kararının kesinleşmediği, somut hiçbir suçlama olmadan, savunması alınmadan, delil gösterilmeden ve yargılama yapılmadan kamu görevinden çıkarıldığı, adil yargılanma hakkı kapsamında masumiyet karinesinin, özel hayata saygı hakkının, mülkiyet hakkının ihlal edildiği ileri sürülmektedir.
Davalı İdarenin Savunmasının Özeti: Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
Danıştay Tetkik Hakimi: ...
Düşüncesi: İdare Dava Dairesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
Bölge idare mahkemesi idare dava daireleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin varlığı halinde mümkündür.
Bununla birlikte, kamu görevinden çıkarılma gerekçelerinden olan "üyelik" unsuru, ceza kanunları ile tanımlanmış bir suç olduğundan idari yargı mercilerinin bu yönde bir inceleme yapmaları ve tespitte bulunmaları mümkün değildir. Nitekim, Anayasa Mahkemesinin 30/06/2022 tarihli ve E:2018/137, K:2022/86 sayılı kararıyla, 7145 sayılı Kanun ile 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye eklenen geçici 35. maddesinin B fıkrasında yer alan "...üyeliği, mensubiyeti veya..." ibaresinin iptaline karar verilmiştir. Bu nedenle, idari yargı yerlerince terör örgütleri ile iltisak ve irtibat noktasında değerlendirme yapılması gerekmektedir.
Bu bağlamda; ilgili hakkında silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan verilen takipsizlik ya da beraat kararı ilgilinin FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatının bulunup bulunmadığı yönünden farklı bir değerlendirme yapılmasına hukuki engel oluşturmayacağı gibi, ilgili hakkında örgüt üyeliğinden hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı, hapis cezasının ertelenmesi kararı ya da kesinleşmiş mahkumiyet kararı bulunması da anılan mahkumiyetin gerekçesi olan maddi tespitlere yönelik olarak ilgili hakkında irtibat ve iltisak kavramları yönünden idari yargı yerlerince ayrıca bir irdeleme yapılması gerekliliğini ortadan kaldırmayacaktır. Şüphesiz terör örgütüne üyelik suçundan kesinleşmiş mahkumiyet kararının bulunması irtibat ve iltisak değerlendirmesi yönünden önemli bir veri olmakla birlikte, dava konusu işlemin irtibat ve iltisak sebebine dayanması nedeniyle, idari yargı yerlerince işlemin sebep unsuru yönünden ayrıca değerlendirme yapılması ve kararda bu değerlendirmeye ilişkin gerekçeye yer verilmesi zorunludur. Mahkemelerce gerekçeli karar verilmesi ile dosyadaki mevcut delillerin, yargılamada yapılan değerlendirmedeki hukuki gerekçelerin taraflarca öğrenilmesi sağlanmaktadır. Kararın gerekçeli olması ilgililerin karara karşı kanun yoluna başvurması ve bu başvurulardaki iddialarını oluşturması açısından da önem arz etmektedir. Bu sebeple, mahkeme kararının gerekçesiz olmasının bir bozma sebebi olacağı açıktır. Ancak dava konusu işlemin sebep unsurunu oluşturan eylemlerin aynı zamanda suç teşkil ettiği durumlarda, davacı hakkında yapılan ceza yargılaması sırasında davacının etkin pişmanlıktan faydalanarak samimi ikrarda bulunması işlemin tesisinde belirleyici olan olgularla ilgili çekişmeli durumu ortadan kaldırmaktadır.
Sonuç itibarıyla; kanun hükmünde kararnamenin verdiği yetkiye dayanılarak kamu görevinden çıkarılan kişiler tarafından anılan çıkarma işlemlerinin iptali istemiyle açılan davalarda, idari yargı mercilerince; kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisakının bulunup bulunmadığı hususunun, davalı idarelerce dosyaya sunulan tespitler ile davacı hakkında yürütülen ceza soruşturması ve/veya yargılamasında elde edilen maddi delillerin birlikte dikkate alınması suretiyle irdelenmesi ve kararlarda bu değerlendirmeye ilişkin gerekçeye yer verilmesi gerekmektedir.
Dosyanın incelenmesinden; temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararıyla hukuka uygun bulunan İdare Mahkemesi kararında, davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediğinin ceza yargılaması neticesinde sabit olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği görülmüştür.
Anılan İdare ve Bölge İdare Mahkemesi kararları, yukarıda yer verilen tespitler ışığında değerlendirildiğinde; İdare ve Bölge İdare Mahkemesince, resen araştırma ilkesi uyarınca herhangi bir araştırma yapılmadığı gibi davalı idare tarafından bakılan bu dosyaya sunulan bilgi, belge ve tespitler ile davacı hakkında yürütülen ceza soruşturması ve yargılamasında elde edilen maddi deliller değerlendirilmeksizin karar verildiği anlaşılmıştır. Ayrıca yargılama süreci devam eden ceza davasının davacı aleyhine bir durum olarak değerlendirilmesi de masumiyet karinesi gereğince mümkün değildir.
Öte yandan, davacının silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yargılandığı ve etkin pişmanlıktan yararlandığı ceza yargılaması sonucunda ... Ağır Ceza Mahkemesince verilen... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda, "...Tüm bu açıklamalar ışığında; FETÖ/PDY soruşturmaları kapsamında etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanma talebiyle beyanda bulunan subay sorumlularının ve birkısım subay ve astsubayların kendilerinden sorumlu örgüt mensuplarının kendileri ile sabit hatlardan iletişim kurduklarını belirtmeleri üzerine; FETÖ/PDY şüphelilerinin tespiti amacıyla sabit hatların kurulu bulunduğu telefonların iletişim kayıtlarının incelenmeleri sonucunda, birtakım askeri personelin sabit hatlarla "ardışık arama" diye tabir edilen şekilde arandıklarının ve bu aramalar sırasında sanığın adına kayıtlı ... numaralı hattın da farklı ankesörlü hatlardan arandığının tespiti üzerine, sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olduğu iddiası ile iş bu davanın açıldığı, sanığın suçlamayı kabul etmediği ancak etkin pişmanlık kapsamında terör örgütü ile ilgili bildiklerini anlattığı anlaşılmıştır. Sanığın telefonuna ait HTS kayıtları üzerinden yapılan bilirkişi incelemesinde; sanığın adına kayıtlı ... numaralı hattın farklı tarihlerde ve farklı ankesörlü telefonlardan M. G. ve F. S. kullanımındaki GSM numaraları ile ardışık arandığının tespit edildiği, Tanık F. S.'nin huzurda dinlenen ifadesinde; sanık ile 2013-2015 yıllarında ev arkadaşlığı yaptığını, bu dönemde ismini hatırlamadığı bir kişinin sanığı ziyarete geldiğini, eksiklerinin olup olmadığını sorduğunu, bir ihtiyacımız olduğu takdirde yardımcı olabileceğini söylediğini, sanığın bu örgüte mensup olduğunu ya da olabileceğini tahmin etmediğini, sanık ile 2-2,5 sene kadar ev arkadaşlığı yaptığını ve kavgalı ayrıldıklarını beyan ettiği, Tanık F. S.'nin müdafi huzurunda kollukta alınan ifadesinde; ev arkadaşları olan sanık ve M. G. ile birlikte M. kod adlı kendilerinden sorumlu olan şahsın evine 5 kez gittiklerini, kendisini sabit hattan arayan kişinin de ... isimli kişi olduğunu beyan etmekle teşhis işlemlerinde M. kod adlı kişiyi H. Y. olarak teşhis ettiği, Tanık M. G.'nin huzurda dinlenen ifadesinde; Sanığın askeri okuldan hem devresi hem de ev arkadaşı olduğunu, 2012-2015 yılları arasında ...Anajet üst komutanlığında beraber çalıştıklarını, ...'ya atandıktan sonra aynı evde kalmaya başladıklarını, aynı evde kendisi, sanık ve F. S. ile birlikte kaldıklarını, ancak bu süre zarfında sanığın FETÖ/PDY örgütü ile bir bağlantısının olduğunu görmediğini, kendisinin de yapıyla herhangi bir bağlantısı bulunmadığını ancak ihraç olduğunu beyan ettiği, sanıktan ele geçirilen dijital metaryallerin incelenmesi sonucunda hazırlanan raporda; soruşturma konusuyla ilgili herhangi bir veriye rastlanılmamış olduğunun bildirildiği görülmüştür. Günümüzde cep telefonunun hemen hemen herkesçe kullanıldığı bilinen bir hakikat iken bir sabit hattan arka arkaya subayların aranması, başlı başına aramaların subay sorumlularınca yapıldığını ortaya koymaktadır. Bir çok subay ve astsubay sorumlusu mahrem imamlar, sorumlulukları altında bulunan subay ve astsubaylar ile bu şekilde iletişim kurduklarını etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanma talebiyle verdikleri beyanlarında açıklamışlardır. Sanık Recep Güler'in da arandığının tespit edildiği, örgüt mensuplarının bu şekilde askeri personel ile iletişim kurarak örgüt içi gizliliğe önem verdiği, Sanığın bu şekilde açığa çıkmamak, gizliliği korumak ve iz bırakmamak amacıyla Malatya'da bulunan kontörlü ya da sabit hatlarla "sohbet hocası", "mahrem imam" diye adlandırılan örgüt üyeleri ile iletişim kurduğu, toplantıların yeri ve zamanını öğrendiği, bu şekilde irtibatını sağladığı, örgüt sorumluları ile gizlilik içerisinde "sohbet" adı verilen faaliyetlere katıldığı, örgütün subay yapılanması içinde yer aldığı, bu şekilde yukarıda ayrıntıları izah edilen silahlı terör örgütü fetö/pdy ile arasında organik ve sıkı bir bağ olduğu ve Fetö/Pdy terör örgütün bir üyesi olduğuna Mahkememizce kanaat getirilmiştir..." yönünde tespitlerin bulunduğu görülmüştür.
Bu durumda, her ne kadar İdare ve Bölge İdare Mahkemesince, davacı hakkında bakılan bu dosya kapsamındaki bilgi, belge ve tespitler ile ceza soruşturması/yargılaması kapsamındaki maddi deliller değerlendirilmeksizin, salt ceza yargılaması sonucunda silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediğinin sabit olduğu gerekçesine dayalı olarak davanın reddi yönünde kurulan hüküm hukuka aykırı ise de, ceza yargılamasında etkin pişmanlıktan faydalanan davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibat düzeyindeki ilişkisi kendi samimi ikrarı ile ortaya konulduğundan ve buna bağlı olarak dava konusu işlemin sebep unsurunu oluşturan maddi olgulara ilişkin çekişmeli durum ortadan kalktığından, söz konusu hukuka aykırılık kararın bozulmasını gerektirir nitelikte görülmemiş ve davacının ceza yargılamasında elde edilen deliller ile bakılmakta olan dava dosyasında yer alan tespitler birlikte değerlendirildiğinde, davacının anılan örgüt ile irtibat ve iltisakı bulunduğu sonucuna varılmıştır.
Diğer yandan, ceza yargılamasında etkin pişmanlıktan faydalanan davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibat düzeyindeki ilişkisi kendi samimi ikrarı ile ortaya konulduğundan, hakkındaki olguların kabulü yönünde beyanda bulunan davacının savunmasının alınmadığı iddiasının araştırılmasına gerek görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, temyiz isteminin reddi ile temyize konu kararın yukarıda belirtilen gerekçeyle ONANMASINA, temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 15/11/2023 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.
D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2020/4804
Karar No : 2023/16017
Temyiz İsteminde Bulunan (Davacı): ...
Vekili : Av. ...
Karşı Taraf (Davalı) :... Bakanlığı / ...
Vekili : Av. ...
İstemin Özeti:...Ana Jet Üs Komutanlığında, Hv. Astb. Üstçavuş olarak görev yapan davacı tarafından, ...tarih ve ... sayılı yazı ile bildirilen, 7145 sayılı Kanun ile 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'ye eklenen Geçici 35. maddenin (B) fıkrası uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin ... Bakanlığının ... tarih ve... sayılı işleminin iptali istemiyle açılan davanın reddi yolunda verilen... İdare Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi.... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
Temyiz İsteminde Bulunan Davacının İddialarının Özeti: Kamu görevinden çıkarıldığı tarihte somut herhangi bir eyleminin bulunmadığı, 17-25 Aralık 2013 tarihinden önceki eylemlerinin suç olarak kabul edilemeyeceği, dershanelerin kapatılması sürecinde bu yapı ile olan irtibatını tamamen kestiği, ileri sürülen ardışık aramaların son tarihinin 07/06/2013 tarihi olduğu, konutunda iş yerinde yapılan aramalarda hiçbir delil bulunmadığı, mahkumiyetine ilişkin ceza mahkemesi kararının kesinleşmediği, somut hiçbir suçlama olmadan, savunması alınmadan, delil gösterilmeden ve yargılama yapılmadan kamu görevinden çıkarıldığı, adil yargılanma hakkı kapsamında masumiyet karinesinin, özel hayata saygı hakkının, mülkiyet hakkının ihlal edildiği ileri sürülmektedir.
Davalı İdarenin Savunmasının Özeti: Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
Danıştay Tetkik Hakimi: ...
Düşüncesi: İdare Dava Dairesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
Bölge idare mahkemesi idare dava daireleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin varlığı halinde mümkündür.
Bununla birlikte, kamu görevinden çıkarılma gerekçelerinden olan "üyelik" unsuru, ceza kanunları ile tanımlanmış bir suç olduğundan idari yargı mercilerinin bu yönde bir inceleme yapmaları ve tespitte bulunmaları mümkün değildir. Nitekim, Anayasa Mahkemesinin 30/06/2022 tarihli ve E:2018/137, K:2022/86 sayılı kararıyla, 7145 sayılı Kanun ile 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye eklenen geçici 35. maddesinin B fıkrasında yer alan "...üyeliği, mensubiyeti veya..." ibaresinin iptaline karar verilmiştir. Bu nedenle, idari yargı yerlerince terör örgütleri ile iltisak ve irtibat noktasında değerlendirme yapılması gerekmektedir.
Bu bağlamda; ilgili hakkında silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan verilen takipsizlik ya da beraat kararı ilgilinin FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatının bulunup bulunmadığı yönünden farklı bir değerlendirme yapılmasına hukuki engel oluşturmayacağı gibi, ilgili hakkında örgüt üyeliğinden hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı, hapis cezasının ertelenmesi kararı ya da kesinleşmiş mahkumiyet kararı bulunması da anılan mahkumiyetin gerekçesi olan maddi tespitlere yönelik olarak ilgili hakkında irtibat ve iltisak kavramları yönünden idari yargı yerlerince ayrıca bir irdeleme yapılması gerekliliğini ortadan kaldırmayacaktır. Şüphesiz terör örgütüne üyelik suçundan kesinleşmiş mahkumiyet kararının bulunması irtibat ve iltisak değerlendirmesi yönünden önemli bir veri olmakla birlikte, dava konusu işlemin irtibat ve iltisak sebebine dayanması nedeniyle, idari yargı yerlerince işlemin sebep unsuru yönünden ayrıca değerlendirme yapılması ve kararda bu değerlendirmeye ilişkin gerekçeye yer verilmesi zorunludur. Mahkemelerce gerekçeli karar verilmesi ile dosyadaki mevcut delillerin, yargılamada yapılan değerlendirmedeki hukuki gerekçelerin taraflarca öğrenilmesi sağlanmaktadır. Kararın gerekçeli olması ilgililerin karara karşı kanun yoluna başvurması ve bu başvurulardaki iddialarını oluşturması açısından da önem arz etmektedir. Bu sebeple, mahkeme kararının gerekçesiz olmasının bir bozma sebebi olacağı açıktır. Ancak dava konusu işlemin sebep unsurunu oluşturan eylemlerin aynı zamanda suç teşkil ettiği durumlarda, davacı hakkında yapılan ceza yargılaması sırasında davacının etkin pişmanlıktan faydalanarak samimi ikrarda bulunması işlemin tesisinde belirleyici olan olgularla ilgili çekişmeli durumu ortadan kaldırmaktadır.
Sonuç itibarıyla; kanun hükmünde kararnamenin verdiği yetkiye dayanılarak kamu görevinden çıkarılan kişiler tarafından anılan çıkarma işlemlerinin iptali istemiyle açılan davalarda, idari yargı mercilerince; kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisakının bulunup bulunmadığı hususunun, davalı idarelerce dosyaya sunulan tespitler ile davacı hakkında yürütülen ceza soruşturması ve/veya yargılamasında elde edilen maddi delillerin birlikte dikkate alınması suretiyle irdelenmesi ve kararlarda bu değerlendirmeye ilişkin gerekçeye yer verilmesi gerekmektedir.
Dosyanın incelenmesinden; temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararıyla hukuka uygun bulunan İdare Mahkemesi kararında, davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediğinin ceza yargılaması neticesinde sabit olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği görülmüştür.
Anılan İdare ve Bölge İdare Mahkemesi kararları, yukarıda yer verilen tespitler ışığında değerlendirildiğinde; İdare ve Bölge İdare Mahkemesince, resen araştırma ilkesi uyarınca herhangi bir araştırma yapılmadığı gibi davalı idare tarafından bakılan bu dosyaya sunulan bilgi, belge ve tespitler ile davacı hakkında yürütülen ceza soruşturması ve yargılamasında elde edilen maddi deliller değerlendirilmeksizin karar verildiği anlaşılmıştır. Ayrıca yargılama süreci devam eden ceza davasının davacı aleyhine bir durum olarak değerlendirilmesi de masumiyet karinesi gereğince mümkün değildir.
Öte yandan, davacının silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yargılandığı ve etkin pişmanlıktan yararlandığı ceza yargılaması sonucunda ... Ağır Ceza Mahkemesince verilen... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda, "...Tüm bu açıklamalar ışığında; FETÖ/PDY soruşturmaları kapsamında etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanma talebiyle beyanda bulunan subay sorumlularının ve birkısım subay ve astsubayların kendilerinden sorumlu örgüt mensuplarının kendileri ile sabit hatlardan iletişim kurduklarını belirtmeleri üzerine; FETÖ/PDY şüphelilerinin tespiti amacıyla sabit hatların kurulu bulunduğu telefonların iletişim kayıtlarının incelenmeleri sonucunda, birtakım askeri personelin sabit hatlarla "ardışık arama" diye tabir edilen şekilde arandıklarının ve bu aramalar sırasında sanığın adına kayıtlı ... numaralı hattın da farklı ankesörlü hatlardan arandığının tespiti üzerine, sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olduğu iddiası ile iş bu davanın açıldığı, sanığın suçlamayı kabul etmediği ancak etkin pişmanlık kapsamında terör örgütü ile ilgili bildiklerini anlattığı anlaşılmıştır. Sanığın telefonuna ait HTS kayıtları üzerinden yapılan bilirkişi incelemesinde; sanığın adına kayıtlı ... numaralı hattın farklı tarihlerde ve farklı ankesörlü telefonlardan M. G. ve F. S. kullanımındaki GSM numaraları ile ardışık arandığının tespit edildiği, Tanık F. S.'nin huzurda dinlenen ifadesinde; sanık ile 2013-2015 yıllarında ev arkadaşlığı yaptığını, bu dönemde ismini hatırlamadığı bir kişinin sanığı ziyarete geldiğini, eksiklerinin olup olmadığını sorduğunu, bir ihtiyacımız olduğu takdirde yardımcı olabileceğini söylediğini, sanığın bu örgüte mensup olduğunu ya da olabileceğini tahmin etmediğini, sanık ile 2-2,5 sene kadar ev arkadaşlığı yaptığını ve kavgalı ayrıldıklarını beyan ettiği, Tanık F. S.'nin müdafi huzurunda kollukta alınan ifadesinde; ev arkadaşları olan sanık ve M. G. ile birlikte M. kod adlı kendilerinden sorumlu olan şahsın evine 5 kez gittiklerini, kendisini sabit hattan arayan kişinin de ... isimli kişi olduğunu beyan etmekle teşhis işlemlerinde M. kod adlı kişiyi H. Y. olarak teşhis ettiği, Tanık M. G.'nin huzurda dinlenen ifadesinde; Sanığın askeri okuldan hem devresi hem de ev arkadaşı olduğunu, 2012-2015 yılları arasında ...Anajet üst komutanlığında beraber çalıştıklarını, ...'ya atandıktan sonra aynı evde kalmaya başladıklarını, aynı evde kendisi, sanık ve F. S. ile birlikte kaldıklarını, ancak bu süre zarfında sanığın FETÖ/PDY örgütü ile bir bağlantısının olduğunu görmediğini, kendisinin de yapıyla herhangi bir bağlantısı bulunmadığını ancak ihraç olduğunu beyan ettiği, sanıktan ele geçirilen dijital metaryallerin incelenmesi sonucunda hazırlanan raporda; soruşturma konusuyla ilgili herhangi bir veriye rastlanılmamış olduğunun bildirildiği görülmüştür. Günümüzde cep telefonunun hemen hemen herkesçe kullanıldığı bilinen bir hakikat iken bir sabit hattan arka arkaya subayların aranması, başlı başına aramaların subay sorumlularınca yapıldığını ortaya koymaktadır. Bir çok subay ve astsubay sorumlusu mahrem imamlar, sorumlulukları altında bulunan subay ve astsubaylar ile bu şekilde iletişim kurduklarını etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanma talebiyle verdikleri beyanlarında açıklamışlardır. Sanık Recep Güler'in da arandığının tespit edildiği, örgüt mensuplarının bu şekilde askeri personel ile iletişim kurarak örgüt içi gizliliğe önem verdiği, Sanığın bu şekilde açığa çıkmamak, gizliliği korumak ve iz bırakmamak amacıyla Malatya'da bulunan kontörlü ya da sabit hatlarla "sohbet hocası", "mahrem imam" diye adlandırılan örgüt üyeleri ile iletişim kurduğu, toplantıların yeri ve zamanını öğrendiği, bu şekilde irtibatını sağladığı, örgüt sorumluları ile gizlilik içerisinde "sohbet" adı verilen faaliyetlere katıldığı, örgütün subay yapılanması içinde yer aldığı, bu şekilde yukarıda ayrıntıları izah edilen silahlı terör örgütü fetö/pdy ile arasında organik ve sıkı bir bağ olduğu ve Fetö/Pdy terör örgütün bir üyesi olduğuna Mahkememizce kanaat getirilmiştir..." yönünde tespitlerin bulunduğu görülmüştür.
Bu durumda, her ne kadar İdare ve Bölge İdare Mahkemesince, davacı hakkında bakılan bu dosya kapsamındaki bilgi, belge ve tespitler ile ceza soruşturması/yargılaması kapsamındaki maddi deliller değerlendirilmeksizin, salt ceza yargılaması sonucunda silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediğinin sabit olduğu gerekçesine dayalı olarak davanın reddi yönünde kurulan hüküm hukuka aykırı ise de, ceza yargılamasında etkin pişmanlıktan faydalanan davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibat düzeyindeki ilişkisi kendi samimi ikrarı ile ortaya konulduğundan ve buna bağlı olarak dava konusu işlemin sebep unsurunu oluşturan maddi olgulara ilişkin çekişmeli durum ortadan kalktığından, söz konusu hukuka aykırılık kararın bozulmasını gerektirir nitelikte görülmemiş ve davacının ceza yargılamasında elde edilen deliller ile bakılmakta olan dava dosyasında yer alan tespitler birlikte değerlendirildiğinde, davacının anılan örgüt ile irtibat ve iltisakı bulunduğu sonucuna varılmıştır.
Diğer yandan, ceza yargılamasında etkin pişmanlıktan faydalanan davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibat düzeyindeki ilişkisi kendi samimi ikrarı ile ortaya konulduğundan, hakkındaki olguların kabulü yönünde beyanda bulunan davacının savunmasının alınmadığı iddiasının araştırılmasına gerek görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, temyiz isteminin reddi ile temyize konu kararın yukarıda belirtilen gerekçeyle ONANMASINA, temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 15/11/2023 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.