‹ Ana sayfa
Danıştay5. Daireİdare Hukuku

Danıştay 5. Daire E.2019/3171 K.2022/3290

Esas No: 2019/3171 · Karar No: 2022/3290 · Karar Tarihi: 17.05.2022
T.C.
D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2019/3171
Karar No : 2022/3290

**DAVACI:** …


**DAVALI:** … / …

**VEKİLİ:** Av. …

DAVANIN KONUSU : Davacının, Korkuteli Kadastro Mahkemesi Hakimi olarak görev yaptığı dönemde gerçekleştirdiği eylemleri nedeniyle 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ve bu karar kesinleşinceye kadar 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 74. maddesinin 2. fıkrası uyarınca görevden uzaklaştırılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme başvurusunun reddine dair anılan Dairenin … tarih ve K:… sayılı kararının ve bu karara karşı yapılan itirazın reddine ilişkin … tarih ve … sayılı Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu kararlarının iptaline karar verilmesi istenilmektedir.

DAVACININ İDDİALARI : Dava konusu kararlara esas alınan ... Ağır Ceza Mahkemesinin E:…, K:… sayılı dava dosyasının Yargıtay ... Ceza Dairesinin onama kararı üzerine yerel mahkemesine gitmeden Yargıtay Cumhuriyet Savcılığınca itiraz edildiği, dosyanın Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderildiği, bu durumun kararın kesinleşmesini ve infazını engellediği, Yargıtay Ceza Genel Kurulun kararının beklenmesi gerektiği, dava konusu kararların yasal ve adil olmadığı, hakimlik teminatına, 2802 sayılı Kanunun 96. maddesi ve Anayasanın 139. ve 140. maddelerine aykırı olduğu, dava konusu kararlara esas alınan eylemlerin 2003 tarihli olduğu, Yargıtay 5. Dairesinin onama kararının üzerinden 4 yıl geçtiği dolayısıyla yapılan suçlamalarla ilgili zaman aşımı süresinin dolduğu, dava konusu kararlara esas alınan ceza mahkemesi kararının irdelenmesi gerektiği ve ikna suretiyle irtikap suçunun oluşmadığının görüleceği, dava konusu kararların hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir.

DAVALININ SAVUNMASI : Davacı hakkında TCK 250/2. maddesi uyarınca ikna suretiyle irtikap suçundan verilen mahkumiyet kararının temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay ... Ceza Dairesinin … tarihli, E:.., K:… sayılı kararıyla "ikna suretiyle irtikap suçuna ilişkin" mahkumiyetin onanmasına karar verilerek kararın kesinleştiği, iptali istenen Hâkimler ve Savcılar Kurulu İkinci Dairesinin … tarih ve E:.., K:… sayılı kararında "Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının itirazının CMK'nın 308. maddesinde düzenlenen olağanüstü bir kanun yolu olduğu ve kararın kesinleşmesini ve infazını engellemeyeceği anlaşılmakla; ilgilinin tüm eylemleri birlikte değerlendirilerek ve altı aydan fazla hapis cezasına mahkum olması nedeniyle..." 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 69'uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, dava konusu kararların hukuka uygun olduğu, davanın reddi gerektiği savunulmuştur.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'NIN DÜŞÜNCESİ : Davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.

DANIŞTAY SAVCISI …'IN DÜŞÜNCESİ: Dava, davacı tarafından, 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ve yine aynı Kanun'un 74. maddesinin ikinci fıkrası gereğince karar kesinleşinceye kadar görevden uzaklaştırılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının; yine aynı Dairenin … tarih ve E:…, K:… sayılı yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin kararının ve Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve E:…, K:… sayılı itiraz talebinin reddine ilişkin kararının iptali istemiyle açılmıştır.
Anayasanın 138. maddesinde, "Hakimler, görevlerinde bağımsızdırlar; Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanı kanaatlerine göre hüküm verirler. Hiçbir organ, makam, merci veya kişi, yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hakimlere emir ve talimat veremez; genelge gönderemez; tavsiye ve telkinde bulunamaz." hükmüne yer verilmiş, 139. maddesinde, "Hakimler ve savcılar azlolunamaz. Meslekten çıkarılmayı gerektiren bir suçtan dolayı hüküm giymiş olanlar, görevini sağlık bakımından yerine getiremeyeceği kesin olarak anlaşılanlar veya meslekte kalmalarının uygun olmadığına karar verilenler hakkında kanundaki istisnalar saklıdır." kuralı yer almıştır. "Hakimler ve Savcılar Kurulu" başlıklı 159. maddesinin 8. fıkrasında da, "Kurul, meslekte kalmaları uygun görülmeyenler hakkında karar verme, disiplin cezası verme, görevden uzaklaştırma işlemlerini yapar; Adalet Bakanlığının, bir mahkemenin kaldırılması veya yargı çevresinin değiştirilmesi konusundaki tekliflerini karara bağlar; ayrıca, Anayasa ve kanunlarla verilen diğer görevleri yerine getirir." hükmü getirilmiş, bu maddenin 10. fıkrasında ise, "Kurulun meslekten çıkarma cezasına ilişkin olanlar dışındaki kararlarına karşı yargı mercilerine başvurulamaz." hükmü bulunmaktadır.

2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun "Meslekten çıkarma cezası" başlıklı 69. maddesinde; "Meslekten çıkarma: Bir daha mesleğe alınmamak üzere göreve son verilmesidir.68 inci maddenin (e) bendinde yazılı hallerden dolayı hangi sınıf ve derecede olursa olsun iki defa, diğer hallerden dolayı bir derecede iki veya derece ve sınıf kaydı aranmaksızın üç defa yer değiştirme veya derece yükselmesinin durdurulması cezası almış olmak veya taksirli suçlar hariç olmak üzere, altı aydan fazla hapis veya affa uğramış olsa bile 8 inci maddenin (h) bendinde yazılı suçlardan biri ile kesin hüküm giymek meslekten çıkarılmayı gerektirir. Ancak, verilen cezanın 8 inci maddenin (h) bendinde yazılı suçlardan dolayı verilmemiş olması ve cezanın ertelenmiş, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki tedbirlerden birine çevrilmiş veya yüzseksen günden fazla adlî para cezası olması halinde meslekten çıkarma cezası yerine, yer değiştirme cezası verilir.

Birinci fıkra dışında kalan ceza mahkûmiyetlerinin ertelenmiş veya 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki ceza veya tedbirlere çevrilmiş olup olmadığına bakılmaksızın suçun niteliğine göre 64, 65, 66, 67 veya 68 inci maddelerde sayılan disiplin cezalarından biri verilir.
Hükümlülüğü gerektiren suç, mesleğin şeref ve onurunu bozan veya mesleğe olan genel saygı ve güveni gideren nitelikte görülürse, Kanunda daha alt derecede bir disiplin cezası öngörülmemiş olmak kaydıyla, cezanın miktarına ve ertelenmiş veya 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki ceza veya tedbirlerden birine çevrilmiş olup olmadığına bakılmaksızın, meslekten çıkarma cezası verilir.
Disiplin cezasının uygulanmasını gerektiren fiil suç teşkil etmezse ve hükümlülüğü gerektirmese bile mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte görüldüğü takdirde de meslekten çıkarma cezası verilir." düzenlemesine yer verilmiştir.
Anılan Kanunun, hakim ve savcı adaylığına atanabilmek için ilgililerin sahip olması gereken niteliklerin sayıldığı 8. maddesinin (h) bendinde de, ''Taksirli suçlar hariç olmak üzere, üç aydan fazla hapis veya affa uğramış olsa bile Devletin şahsiyetine karşı işlenen suçlarla zimmet, ihtilas, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, inancı kötüye kullanma, dolanlı iflas gibi yüz kızartıcı veya şeref ve haysiyet kırıcı bir suçtan veya kaçakçılık, resmi ihale ve alım satımlara fesat karıştırma, Devlet sırlarını açığa vurma suçlarından dolayı hükümlü bulunmamak veya bu suçlardan veya taksirli suçlar hariç olmak üzere üç aydan fazla hürriyeti bağlayıcı cezayı gerektiren bir fiilden dolayı soruşturma veya kovuşturma altında olmamak.'' koşulu yer almıştır.

Hâkimlik ve savcılık mesleğini ifa eden yargı mensuplarının, toplum nezdinde güvenilir ve saygın kişiler olması gerektiği, toplumun yargı kurumlarına, yargı kararlarına ve yargı mensuplarına saygı duymalarının sebebinin, yargının tarafsızlığı ve bağımsızlığı yanında yargı mensuplarının kişiliklerine olan saygı ve güvenden de kaynaklandığı, yargı görevini yerine getiren kişilerin, adaleti gerçekleştirdikleri kadar bunu görüntü olarak da sağlamalarının icap ettiği, yargı kurumlarının itibarı ve güvenilirliği, hâkimlik ve savcılık mesleğini icra eden yargı mensuplarının kamuoyu nezdindeki itibarı ve saygınlığı ile doğru orantılı olduğu, hâkimlik ve savcılık mesleğinin şeref ve onurunu, nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte fiilleri işleyen hâkim ve savcıların meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmaları ile korunan hukuki değer, yargı kurumlarının ve yargı mensuplarının toplum nazarındaki saygınlıkları ve itibarları olduğu, bu mesleğin saygınlığı ve onuru hem yargı mensuplarının öncelikle kendi kişiliklerine yönelik özel saygınlığı ve hem de toplumun yargı kurumlarına ve yargı mensuplarına duyduğu genel güven ve saygınlığı ifade ettiği, Hukuk Devletinin, yargı kurumlarının ve yargı mensuplarının kamuoyundaki güven ve saygınlığını korumak ve buna aykırı her türlü tutum ve davranışları suç sayarak cezalandırmakla görevli ve sorumlu olduğu, bu nedenle, yasa koyucunun, yargı mesleğinin onur ve şerefini bozucu eylem ve davranışlarda bulunan yargı mensuplarını disiplin hukuku açısından, meslekten çıkarma cezası yaptırımına bağlamıştır.
Dosyanın incelenmesinden, yargı mensubu olan davacı hakkında yapılan soruşturma sonucu, soruşturma konusu eylemi nedeniyle yargılandığı, … Ağır Ceza Mahkemesinin … Esas sayılı dosyasında … tarihli ve … sayılı kararı ile davacının talimatı ile Yazı İşleri Müdürü Mehmet Bahadır'ın davacılardan dava harcı ve masraf adı altında fazla para alındığı ve bir kısmının davacıya verildiği, kalanın dövize çevrilip Mehmet Bahadır'ın banka hesabına yatırılarak mal edinildiği iddiası ile ilgili olarak ilgili hakkında; TCK 37 maddesi delaletiyle 250/2, TCK 43/1, 62. madde uyarınca neticeten 4 yıl 2 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, kararın temyiz incelemesi üzerine Yargıtay ... Ceza Dairesinin … tarihli, … esas ve … sayılı kararı ile mahkumiyet yönünden onanarak, diğer suçlar yönünden ise kamu davalarının zamanaşımı nedeniyle düşmesine karar verilerek kesinleştiği, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının itirazının CMK'nın 308. maddesinde düzenlenen olağanüstü bir kanun yolu olduğu ve kararın kesinleşmesini ve infazını engellemeyeceği kabul edilmek suretiyle, ilgilinin tüm eylemleri birlikte değerlendirilerek ve altı aydan fazla hapis cezasına mahkum olması nedeniyle; Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla, 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 69'uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına, karar kesinleşinceye kadar 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 74'üncü maddesinin ikinci fıkrası gereğince görevden uzaklaştırılmasına karar verildiği, bu karara yönelik yeniden inceleme talebinin de aynı Dairenin … tarih ve E:…, K:.. sayılı kararıyla reddedildiği, davacının bu karara karşı yaptığı itirazın ise Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve E:…., K:… sayılı kararıyla reddedildiği anlaşılmıştır.
Bu durumda, davacının tüm eylemlerinin değerlendirilmesi ve hakkında verilen altı aydan fazla hapis cezasına mahkum edilmesine ilişkin kararın dikkate alınmasıyla, 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin 2. fıkrasında yer alan "...taksirli suçlar hariç olmak üzere, altı aydan fazla hapis veya affa uğramış olsa bile 8 inci maddenin (h) bendinde yazılı suçlardan biri ile kesin hüküm giymek meslekten çıkarılmayı gerektirir" şeklindeki düzenleme uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılması yönünde verilen kararda hukuka aykırılık görülmemiştir.
Öte yandan, davacı tarafından, dava konusu … tarih ve E…, K:… sayılı karar içeriğinde bulunan cezanın kesinleşmesine kadar görevden uzaklaştırma tedbirinin uygulanmasına ilişkin kısmın da iptali istenilmiş ise de, ilgili hakkında tesis edilen meslekten çıkarma işlemi dava konusu Genel Kurul kararı ile kesinleştiğinden Anayasanın 159. maddesi gereğince, Kurulun meslekten çıkarma cezasına ilişkin olanlar dışındaki kararlarına karşı yargı mercilerine başvurulamayacağından, görevden uzaklaştırma işleminin iptali istemine ilişkin davacı isteminin ise incelenmeksizin reddi gerekmektedir.

Açıklanan nedenlerle; Davanın Kısmen, Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile aynı Dairenin … tarih ve E:…, K:.. sayılı yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin kararının ve Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve E:…, K:… sayılı itiraz talebinin reddine ilişkin kararının iptali istemleri yönünden Reddine, görevden uzaklaştırma işleminin iptali istemine ilişkin isteminin ise, Kısmen İncelenmeksizin Reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, duruşma için taraflara önceden bildirilen 17/05/2022 tarihinde, davacının gelmediği, davalı idare vekili Av. …'ın geldiği, Danıştay Savcısının hazır olduğu görülmekle, açık duruşmaya başlandı. Gelen tarafa usulüne uygun olarak söz verilerek dinlendikten ve Danıştay Savcısının düşüncesi alındıktan sonra gelen tarafa son kez söz verilip, duruşma tamamlandı, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra davalı idarenin usule ilişkin iddiaları yerinde görülmeyerek işin esasına geçildi ve gereği görüşüldü:

MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ :
Davacının Korkuteli'de hakim olarak görev yapmaktayken gerçekleştirdiği fiilleri nedeniyle hakkında disiplin soruşturması başlatıldığı, soruşturmaya konu fiilleri nedeniyle … Ağır Ceza Mahkemesinde yargılandığı, ceza davasında (bazı fiilerden dolayı düşme, beraat kararı verilmekle birlikte) fiilli sabit görülerek "irtikap suçunu" işlediği, … Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla TCK 37 maddesi delaletiyle TCK 250/2. Maddesi " Görevinin sağladığı güveni kötüye kullanmak suretiyle gerçekleştirdiği hileli davranışlarla, kendisine veya başkasına yarar sağlanmasına veya bu yolda vaatte bulunulmasına bir kimseyi ikna eden kamu görevlisi, ... hapis cezası ile cezalandırılır." uyarınca mahkumiyetine karar verildiği anlaşılmıştır.
Anılan mahkumiyet kararına ilişkin ... Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararında "Olay tarihinde Korkuteli Kadastro Mahkemesinde hakim olarak görev yapan sanık ... ile Yazı İşleri Müdürü olarak görev yapan sanık M.B.'nin aynı fikir ve eylem birliği içerisinde hareket ederek aynı kasıt altında, farklı zamanlarda, birden fazla kez zincirleme biçimde mahkemeye dava açan davacılardan yasal olarak alınması gereken harç ve masraf dışında fazladan para aldıkları, iş sahiplerine usulsüz bir şekilde almış oldukları bu paraların sanıklar arasında paylaşıldığı ve mal edinildiği anlaşılmış olup bu hususta mahkememizde tam bir vicdani kanaat hasıl olmakla sanıkların eylemlerinin irtikap suçunu oluşturduğu kabul edilmiş ve aykırı düşen savunma ve delillerin reddi ile sanıkların lehe sonuç doğuran 5237 sayılı TCK nun 250/2,43/1,53/1, maddeleri kapsamında uygulama yapılarak mahkumiyetlerine dair kararı vermek" gerekçesiyle; sanık ...’nin talimatı ile sanık M.B.'nin davacılardan dava harcı ve masraf adı altında fazla para aldıkları ve bir kısmının sanık ...'ye verildiği, kalanın dövize çevrilip sanık M.B.'nin banka hesabına yatırılarak mal edinildiği, sanıkların tevil yollu ikrarları, dosyaya sunulan dekontlar, davacı beyanları ve tüm dosya kapsamından sübut bulunmuş olup sanıkların suç işleme kasıtları, eylemdeki yoğunluk, suç konusunun önem ve değeri, cezanın sosyal ve uyarma amacı, eylemdeki süreklilik dikkate alınarak sanıkların eylemlerine uyan TCK 37 maddesi delaletiyle 250/2 maddesi uyarınca takdiren ve teşdiden ayrı ayrı 4 YIL HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMALARINA,
Sanıkların müsnet suçu aynı kasıt altında birden çok gerçekleştirmiş olmaları sebebiyle TCK 43/1 maddesi uyarınca sanığa verilen ceza takdiren ¼ oranında indirilerek neticeten ayrı ayrı 5YIL HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMALARINA,
Sanıkların yargılama aşamasında gösterdiği saygılı tutum ve davranışları lehine takdiri indirim sebebi kabul edilerek TCK 62. maddesi uyarınca sanıklara verilen ceza takdiren 1/6 oranında indirilerek neticeten ayrı ayrı 4 YIL 2 AY HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMALARINA," karar verilmiş olup anılan kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay ... Ceza Dairesinin … tarihli ve E:…, K:… sayılı kararı ile mahkumiyet hükümleri yönünden onanmıştır.
Davacının aldığı altı aydan fazla süreli mahkumiyetine ilişkin kararın kesinleşmesi nedeniyle 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılması teklif edilmiş, Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ve bu karar kesinleşinceye kadar 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 74. maddesinin 2. fıkrası uyarınca görevden uzaklaştırılmasına karar verilmiştir.
Davacı tarafından bu karara karşı yapılan yeniden inceleme başvurusunun Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesi'nin … tarih ve K:… sayılı kararı ile reddedilmiştir.
Davacının bu karara karşı yaptığı itiraz başvurusu da Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu'nun … tarih ve … sayılı kararı ile reddedilmiştir.
Bakılan dava, davacının 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ve bu karar kesinleşinceye kadar 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 74. maddesinin 2. fıkrası uyarınca görevden uzaklaştırılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme başvurusunun reddine dair anılan Dairenin … tarih ve K:… sayılı kararının ve bu karara karşı yapılan itirazın reddine ilişkin … tarih ve … sayılı Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu kararının hukuka aykırı olduğu iddialarıyla açılmıştır.

İNCELEME VE

**GEREKÇE:**
USUL YÖNÜNDEN
Davacı tarafından, zaman aşımı süresi geçtikten sonra dava konusu disiplin cezasının verildiği ileri sürülmüştür.
Davalı İdare tarafından ise hakim ve savcılara verilen meslekten çıkarma cezalarında zaman aşımı süresinin söz konusu olmadığı itirazında bulunulmuştur.
2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun "Ceza soruşturması veya kovuşturması ile disiplin soruşturmasının bir arada yürütülmesi ve zamanaşımı" başlıklı 72. maddesinin 2. fıkrasında "Meslekten çıkarma ve yer değiştirme cezalarını gerektiren eylemler hariç olmak üzere, bu Kanuna göre disiplin soruşturmasını gerektiren eylemlerin işlenmesinden itibaren üç yıl geçmiş ise disiplin soruşturması açılamaz. Disiplin cezasını gerektiren eylemin işlendiği tarihten itibaren beş yıl geçmiş ise disiplin cezası verilemez." hükmüne, aynı maddenin 3.fıkrasında ise "Disiplin cezasını gerektiren eylem, aynı zamanda bir suç teşkil eder ve bu suç için kanunda daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörülmüş olur ve ceza soruşturması veya kovuşturması da açılır ise, ikinci fıkrada belirtilen süre yerine bu süreler uygulanır. Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca kovuşturma sonucunun beklenmesine karar verilenler hakkında ise, mahkeme kararının kesinleşmesinden itibaren iki yıl geçmekle ceza verme yetkisi zamanaşımına uğrar." hükmüne yer verilmiştir.
Buna göre, meslekten çıkarma ve yer değiştirme cezalarını gerektiren eylemler hariç olmak üzere soruşturma zaman aşımı süresinin 3 yıl olarak belirlendiği; ceza zaman aşımı süresi açısından ise meslekten çıkarma ve yer değiştirme cezalarını gerektiren eylemler ile diğer disiplin cezalarını gerektiren eylemler arasında böyle bir ayrım yapılmadığı ve genel kural olarak 2802 sayılı Kanunun 62. maddesinde sayılan tüm disiplin cezası türleri için 5 yıllık ceza zaman aşımı süresinin belirlendiği; bu kuralın iki istisnasının bulunduğu, bunlardan ilkinin disiplin cezasını gerektiren eylemin aynı zamanda bir suç teşkil etmesi nedeniyle ceza soruşturması veya kovuşturmasının açılması durumu ile ikinci olarak disiplin cezası verilmesi için kovuşturma sonucunun beklenilmesine karar verilmesi durumunun olduğu görülmektedir.
İlk olarak, disiplin cezasını gerektiren eylemin aynı zamanda bir suç teşkil etmesi nedeniyle ceza soruşturması veya kovuşturması açılmış olması ve söz konusu suç için daha uzun bir zaman aşımı süresinin öngörülmüş olması durumunda, disiplin ceza zaman aşımının 5 yıl olarak değil de, Türk Ceza Kanununda öngörülen dava zaman aşımı süresi olarak uygulanması gerektiği; ikinci olarak, disiplin cezasını gerektiren eylemin aynı zamanda bir suç teşkil etmesi nedeniyle kovuşturma açılmış olması ve Hâkimler ve Savcılar Kurulunca kovuşturma sonucunun beklenmesine karar verilmesi halinde ise disiplin ceza zaman aşımı süresinin mahkeme kararının kesinleşmesinden itibaren iki yıl olarak uygulanması gerektiği anlaşılmaktadır.
Davacının ... Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla 4 yıl, 2 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmesi ve bu kararın Yargıtay ... Ceza Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile mahkumiyet yönünden onanarak kesinleşmesi sonrasında, Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesi'nin … tarih ve E:…, K:... sayılı kararıyla davacının meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği ve bu kararın davacının itirazının reddine ilişkin … tarih ve E:…, K:… sayılı Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu kararı ile kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Buna göre, davacı hakkındaki mahkumiyet kararının kesinleşme tarihi olan 21/04/2014 tarihinden itibaren, 2802 sayılı Kanunun 72. maddesinde düzenlenen disiplin cezasını gerektiren eylemin aynı zamanda bir suç teşkil etmesi nedeniyle ceza soruşturması veya kovuşturması açılmış olması ve söz konusu suç için daha uzun bir zaman aşımı süresinin öngörülmüş olması durumunda, disiplin ceza zaman aşımının 5 yıl olarak değil de, Türk Ceza Kanununda öngörülen dava zaman aşımı süresi olarak uygulanması gerektiği hususu da göz önüne alındığında zaman aşımı süresi geçmeden önce Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla davacının meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği görülmekle, davacının zaman aşımının geçtiği iddiasının yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır.

ESAS YÖNÜNDEN
İlgili Mevzuat:
2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin ikinci fıkrası; "Meslekten çıkarma: Bir daha mesleğe alınmamak üzere göreve son verilmesidir.
68 inci maddenin (e) bendinde yazılı hallerden dolayı hangi sınıf ve derecede olursa olsun iki defa, diğer hallerden dolayı bir derecede iki veya derece ve sınıf kaydı aranmaksızın üç defa yer değiştirme veya derece yükselmesinin durdurulması cezası almış olmak veya taksirli suçlar hariç olmak üzere, altı aydan fazla hapis veya affa uğramış olsa bile 8 inci maddenin (h) bendinde yazılı suçlardan biri ile kesin hüküm giymek meslekten çıkarılmayı gerektirir." hükmünü içermektedir.
2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 74. maddesinin ikinci fıkrası; "Disiplin cezaları kesinleştiği tarihte hüküm ifade eder ve Adalet Bakanlığı tarafından derhal uygulanır. Ancak meslekten çıkarma cezası verilenler hakkında, cezanın kesinleşmesine kadar görevden uzaklaştırma tedbiri uygulanır. Görevden uzaklaştırılan hâkim ve savcılara bu süre içinde aylık ve ödeneklerinin yarısı ödenir. Görevden uzaklaştırma tedbiri kaldırılan hâkim ve savcılar hakkında 78 inci maddenin ikinci fıkrasındaki hükümler uygulanır.
" düzenlemelerine yer verilmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılan davacı hakkında düzenlenen soruşturma raporunun incelenmesinden, davacı hakkında yapılan soruşturmasının konusunu;
1-Davacının Korkuteli hakimi olarak görev yaptığı dönemde, Mahkemenin yazı işleri müdürü ve avukatlarla birlikte çıkar ilişkisi içinde birlikte hareket ederek usul ve yasaya aykırı işlemler yaptıkları,
Bu cümleden olarak;
Korkuteli Kadastro Mahkemesine açılan tespite itirazla alâkalı dava dosyalarında;
a) Davacının talimatı ile yazı işleri müdürünün dava harcı ve masrafı adı altında dava açan şahıslardan gereğinden fazla para alıp, bu paranın bir kısmını davacıya verdiği, kalanını ise dövize çevirip bankada şahsi hesabına yatırarak mal edindiği,
b) Davacı ile yazı işleri müdürünün, Avukat S.C.K.'ya dava gönderdikleri ve bu yardımları karşılığında müdürün, ilgili avukattan “bize beş milyar lira para vereceksin” şeklinde para istediği,
c) 2003/397 esas sayılı dosyada; aralarında anlaşarak, Avukat S.C.K.’nın, Yazı İşleri Müdürüne önceden kestirdiği harç makbuzunu kullanmak suretiyle askı ilân süresinden yaklaşık bir ay sonra açtığı davayı davacının süresinde açılmış gibi eski tarihli olarak havale ettiği, keza davacının, bu davanın önceden esas defterine kaydı yapılan bir başka dava yerine yazılmasını temin amacıyla anılan defterin bir yaprağının yazı işleri müdürü tarafından kopartılmasına ve bu yolla kayıt yapılmasına imkân sağladığı,
2- Yaptığı işler ve davranışlarıyla görevini doğru ve tarafsız yapamayacağı kanısını uyandırdığı,
a)İkna suretiyle irtikap suçundan tutuklanan Yazı İşleri Müdürünün Cumhuriyet savcısı huzurunda ve sorgu sırasında alınan ifadelerinde, davacılardan para toplama işlemini davacının talimatıyla yerine getirdiğini belirtmesine karşın, tutuklamaya itiraz talebini usul ve yasaya aykırı olarak inceleyerek sanığı yasal olmayan gerekçelerle serbest bıraktığı ve adı geçenin açığa alınmasından sonra bilirkişi olarak keşiflere götürmeye devam ettiği,
b) Korkuteli Kadastro mahkemesine ait; ... dosyaların duruşmalarında olduğu veçhile; davacı ve davalı taraf bulunmadığı hâlde, mevcut gösterildikleri, fen bilirkişi ve şoförün yokluğunda keşif yapıp, tutanaklara adı geçenlerin ismini yazdırarak ücret tahakkuk ettirdiği, Hazinenin taraf olduğu dosyalarda, mahallî bilirkişi ve tanıkları yönlendirdiği, keza arkeolog bilirkişiye “buradan hazineye 5 metre çıkarın kalanını vatandaşa verin” dediği, Avukat S.C.K.'ya vekalet vermek isteyen davacılardan 400.000.000 liradan fazla ücret alınmamasını sağladığı, bir dosyanın davalısının oğlunu makamına çağırarak "siz bu davayı kabul edin, size başka mevkiden yer vereceğim" dediği,
3- Dava dilekçelerinin kabulü, tebligatların çıkartılması ve keşiflerin icrası ile bilirkişi atamalarında usulsüz ve keyfî işlemler yaptığı,
Bu bağlamda;
a) Aralarındaki irtibat sebebiyle birden fazla davacı tarafından ibraz edilen dava dilekçelerini geri çevirip, davaların ayrı ayrı açılması konusunda telkinde bulunduğu,
b) Giderini peşin aldırdığı müzekkerelerin tamamını elden teslim ettirdiği, tebligatların büyük bir çoğunluğunun köyde muhtar, aza ve imam, Antalya’da ise Avukatlar... ve ... eliyle tebliğ edilmesi konusunda talimat vererek, tebligatların usul ve yasaya aykırı olarak kimi zaman isimsiz, tarihsiz ve imzasız yapılmasına sebebiyet verdiği, hatta ... esas sayılı dosyalarda yer alan bir kısım tebligatların tahkikat sırasında bizzat davacı tarafından yapıldığı,
c) Keşiflerin tümünde yazı işleri müdürünü mülk bilirkişisi olarak dinlediği,
d) ... dosyada, gideri yatırılmadan keşif icra ettiği,
e) ... dosyada; davalının öz oğlunu mahallî bilirkişi seçtiği,
f)... dosyalarda; üzerinde herhangi bir yapı bulunmayan arsa vasfındaki taşınmazların keşfinde inşaatçı bilirkişi dinleyip, keşif giderini gereksiz yere artırdığı,
4- Yaz aylarında 2-3 ay hariç, Antalya’da oturması nedeniyle, mesaiye geç gelip erken ayrılmayı alışkanlık hâline getirdiği,
5- Hizmet içinde, resmî sıfatının gerektirdiği saygınlık ve güven duygusunu sarsacak nitelikte davranışlarda bulunduğu,
Bu kapsamda;
Yazı işleri müdürü ile görev icaplarını aşacak ve adliye çevresinde yadırganacak tarzda samimiyet kurarak; O’nu odasında sıkça ziyaret ettiği, Antalya’dan mesaiye geliş ve gidişini genellikle adı geçen müdürün aracıyla yaptığı, öğlen yemeğini çoğu kez birlikte yediği, kendisinin bu tutumundan cesaret bulan müdürün gıyabında şahsından bahsederken “bizim Apo” şeklinde konuştuğuna ilişkin hususlar oluşturmaktadır.
Hakimler ve Savcılar Kurulu tarafından davacı hakkında verilen kovuşturma izni üzerine ... Ağır Ceza Mahkemesinin … Esas sayılı dosyasında … tarihli ve … sayılı kararı ile TCK'nın 250/2. maddesi uyarınca davacının irtikap suçundan dolayı 4 yıl 2 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, Yargıtay ...Ceza Dairesinin … tarihli, … esas ve … sayılı kararı ile mahkumiyet hükmünün onandığı anlaşılmıştır.
Öte yandan, onama kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının, Yargıtay ... Ceza Dairesinin … tarihli, … esas ve … sayılı kararı ile reddedilerek, dosyanın itiraz konusunda karar verilmek üzere Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine karar verildiği, Yargıtay Ceza Genel Kurulunda … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; "... sanık ...’ın(davacının), sicil amiri olduğu sanık ...’in gerçekleştirdiği eylemlerden haberdar olmamasının hayatın olağan akışına aykırı olacağı cihetle sanık ...’in, görevi nedeniyle kendisine duyulan güveni kötüye kullanmak suretiyle gerçekleştirdiği hileli davranışlarla kendisine ve sanık ...'a(davacıya) yarar sağlamak suretiyle irtikap suçunu işlediği, bilgisi ve talimatı doğrultunda gerçekleştirilen bu eylemler nedeniyle de sanık ...’ın(davacının), sanık ...’in eylemlerinden TCK’nun 38. maddesi kapsamında azmettiren olarak sorumlu tutulması gerektiği, bu itibarla, sanıkların eylemlerinin ikna suretiyle irtikap suçunu oluşturduğuna ilişkin Özel Daire onama kararı isabetli bulunduğundan" haklı nedene dayanmayan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının reddine karar verilmiştir.
Bu durumda; davacının irtikap suçundan dolayı 4 yıl 2 ay hapis cezası ile cezalandırıldığı ve bu mahkumiyet kararının kesinleştiği, diğer taraftan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının itirazının CMK'nın 308. maddesinde düzenlenen olağanüstü bir kanun yolu olduğu ve kararın kesinleşmesini ve infazını engellemeyeceği anlaşıldığından davacının altı aydan fazla hapis cezasına mahkum olması nedeniyle; 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu … Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin aynı Dairenin 27/11/2018 tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ve bu karara karşı yapılan itirazın reddine ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve E:…, K:… sayılı dava konusu kararlarda hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Öte yandan; davacı tarafından 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin kararda belirtilen 2802 sayılı Kanun'un 74. maddesinin 2. fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezasına ilişkin karar kesinleşinceye kadar görevden uzaklaştırılmasına ilişkin kararın iptali de istenilmişse de; meslekten çıkarma cezasına bağlı olarak uygulanan görevden uzaklaştırılmasına ilişkin tedbirin 2802 sayılı Kanunun 74. maddesinde yer alan düzenlemeye uygun olarak tesis edildiği açıktır.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. Maddesinin ikinci fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ve bu karar kesinleşinceye kadar görevden uzaklaştırılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin aynı Dairenin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan itirazın reddine ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve E:…, K:… sayılı kararlarının iptali istemi yönünden DAVANIN REDDİNE,
2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam … TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
3. Posta gideri avansından varsa artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,
4. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işler için belirlenen … TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere
, 17/05/2022 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.

AvAi

Hukuki AI Asistanı
Merhaba! Ben AvAi, Avarsis Hukuki AI Asistanınız. Size nasıl yardımcı olabilirim?