Danıştay5. Daireİdare Hukuku
Danıştay 5. Daire E.2017/8003 K.2021/413
T.C.
D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2017/8003
Karar No : 2021/413
**DAVACI:** …
**DAVALI:** … Kurulu / …
**VEKİLİ:** Av. …
DAVANIN KONUSU: Davacının, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile bu karara karşı yaptığı yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin aynı Kurulun ... tarih ve ... sayılı kararının iptaline ve bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının tazminine karar verilmesi istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI: Dava konusu kararların, soruşturma yapılmadan ve savunma hakkı tanınmadan tesis edildiği, somut herhangi bir delil ve gerekçe ortaya konulmaksızın varsayıma dayalı iddialarla meslekten çıkarılmasına karar verildiği, 17 Aralık 2013 tarihinden sonra FETÖ/PDY terör örgütüyle en ufak bir irtibatının dahi olmadığı, 6749 sayılı Kanun'un (667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin) 3/1. maddesinin Anayasa'ya aykırı olduğu, isnadı öğrenme hakkının, masumiyet karinesinin, şüpheden sanık yararlanır ilkesinin, suçta ve cezada şahsilik ilkesinin ihlal edildiği ileri sürülerek hukuka aykırı oldukları iddia edilmiştir.
DAVALININ SAVUNMASI: Dava dilekçesinin usule aykırılıklar yönünden incelenerek tespit edilmesi halinde davanın öncelikle usul yönünden reddi gerektiği, öte yandan dava konusu kararların amacının Türk yargı sistemini tamamen ele geçirmeyi hedefleyen ve bu amaç doğrultusunda hareket eden illegal bir yapının bu amaca ulaşmasının önlenmesi ile Türk yargısının bağımsızlığının ve tarafsızlığının korunması olduğu ve yargı mensuplarına olağan dönemde uygulanan 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu ve 6087 sayılı Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Kanununun ilgili hükümlerine değil Anayasa'nın 120. ve 121. maddeleri ile 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanunu çerçevesinde yürürlüğe konulan 667 sayılı Olağanüstü Hal Kanun Hükmünde Kararnamesine dayanılarak tesis edildiği, disiplin cezası niteliğinde olmayıp "göreve son" müessesesinin bir örneği olduğu, bu şekilde göreve son verme halinde zorunlu olmamasına rağmen ilgililere savunma haklarını kullanabilmeleri için 6087 sayılı Yasa'nın 33. maddesi uyarınca yeniden inceleme başvurusunda bulunma imkanı tanındığı, davacı hakkında tesis edilen kararlar ile ilgili olarak kişiselleştirmenin yapıldığı, dava konusu kararların hukuka ve mevzuata uygun olduğu ileri sürülerek davanın reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ: Davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI …'NUN DÜŞÜNCESİ: Dava; davacının 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararının ve bu kararın yeniden incelemesi talebiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin işlemin iptali ve söz konusu işlemler sebebiyle yoksun kalınan tüm parasal haklarının ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
Usule ilişkin iddialar yerinde görülmeyerek işin esasına geçildi.
Anayasanın 138. maddesinde, "Hakimler, görevlerinde bağımsızdırlar; Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre hüküm verirler. Hiçbir organ, makam, merci veya kişi, yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hakimlere emir ve talimat veremez; genelge gönderemez; tavsiye ve telkinde bulunamaz.", 139. maddesinde, "Hakimler ve savcılar azlolunamaz.... Meslekten çıkarılmayı gerektiren bir suçtan dolayı hüküm giymiş olanlar, görevini sağlık bakımından yerine getiremeyeceği kesin olarak anlaşılanlar veya meslekte kalmalarının uygun olmadığına karar verilenler hakkında kanundaki istisnalar saklıdır.", 140. maddesinin üçüncü fıkrasında, "Hakim ve savcıların nitelikleri, atanmaları, hakları ve ödevleri, aylık ve ödenekleri, meslekte ilerlemeleri, görevlerinin ve görev yerlerinin geçici veya sürekli olarak değiştirilmesi, haklarında disiplin kovuşturması açılması ve disiplin cezası verilmesi, görevleriyle ilgili veya görevleri sırasında işledikleri suçlarından dolayı soruşturma yapılması ve yargılanmalarına karar verilmesi, meslekten çıkarmayı gerektiren suçluluk veya yetersizlik halleri ve meslek içi eğitimleri ile diğer özlük işleri mahkemelerin bağımsızlığı ve hakimlik teminatı esaslarına göre kanunla düzenlenir.", Hakimler ve Savcılar Kurulu başlıklı 159. maddesinin 8. fıkrasında, "Kurul, ... meslekte kalmaları uygun görülmeyenler hakkında karar verme, disiplin cezası verme, görevden uzaklaştırma işlemlerini yapar; Adalet Bakanlığının, bir mahkemenin kaldırılması veya yargı çevresinin değiştirilmesi konusundaki tekliflerini karara bağlar; ayrıca, Anayasa ve kanunlarla verilen diğer görevleri yerine getirir.", bu maddenin 10. fıkrasında ise, "Kurulun meslekten çıkarma cezasına ilişkin olanlar dışındaki kararlarına karşı yargı mercilerine başvurulamaz." hükümlerine yer verilmiştir.
2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun "Hakimlik ve savcılık görevlerinin sona ermesi" başlıklı 53. maddesinde, " Hakim ve savcıların: a) Bu Kanun hükümlerine göre meslekten çıkarılmaları veya meslekte kalmalarının uygun olmadığına karar verilmesi, b) Haklarında soruşturma ve kovuşturma bulunması halleri hariç olmak üzere, mesleğe alınma koşullarından herhangi birini taşımadıklarının sonradan anlaşılması, c) Görevdeyken, 8 inci maddenin (a), (d) ve (g) bentlerinde yazılı niteliklerden herhangi birini kaybetmeleri, d) Meslekten çekilmeleri veya çekilmiş sayılmaları, e) İstek, yaş haddi veya malullük nedenlerinden biriyle emekliye ayrılmaları, f) Ölümleri, hallerinde görevleri sona erer." hükmü yer almıştır.
6087 sayılı Hakimler ve Savcılar Kurulu Kanunu'nun "Kurulun görevleri" başlıklı 4. maddesinin; hakim ve savcılarla ilgili olarak (b) fıkrasının 6. bendinde, meslekte kalmaları uygun görülmeyenler hakkında karar verme, 7. bendinde, disiplin cezası verme, 8. bendinde de görevden uzaklaştırma işlemlerini yapmak Kurulun görevleri arasında sayılmış, "Genel Kurulun Oluşumu ve Görevleri" başlıklı 7. maddesinin 2. fıkranın (ı) bendinde de, 4. maddenin anılan bentlerindeki düzenlemelere Genel Kurulun görevleri arasında yer verilmiş, 33. maddesinde ise, Genel Kurulun veya dairelerin, meslekten çıkarma cezasına ilişkin kesinleşmiş kararlarına karşı yargı mercilerine başvurulabileceği, diğer kararlarının yargı denetimi dışında olduğu, meslekten çıkarma kararlarına karşı açılan iptal davalarının ilk derece mahkemesi olarak Danıştay'da görüleceği hükme bağlanmıştır.
15.7.2016 günü başlatılan darbe girişimi üzerine; kamu düzeni ve güvenliği açısından Anayasa’nın 120. maddesi ve 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanunu çerçevesinde; Milli Güvenlik Kurulunun Hükûmete olağanüstü hâl ilan edilmesi yönündeki 20.7.2016 tarihli ve 498 sayılı tavsiye kararı üzerine, toplanan Bakanlar Kurulu'nca ülke genelinde olağanüstü hâl ilan edilmesine karar verilmiş, bu karar Türkiye Büyük Millet Meclisinde onaylanarak 21.7.2016 tarihli ve 29777 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Davaya konu Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu kararlarıyla, ilgililerin mesleğe kabulleri ile başlayan, eğitim merkezi ve Türkiye Adalet Akademisindeki faaliyetleri, hizmet içi eğitim ve yabancı dil eğitimlerine katılımlarına, yurtdışına gönderilmelerine, özel yetkili savcılıklara veya mahkemelere yahut idari görevlere atanmalarına ilişkin bilgiler ile bu görevlendirmelerde ve yine bir silah olarak kullanılan özel yetkili mahkemelere hâkim veya unvanlı olarak, Teftiş Kurulu Başkanlığına, başkan, başkan yardımcısı veya müfettiş olarak, idari kurumlara tetkik hâkimi, daire başkanı veya yardımcısı, genel müdür veya yardımcısı v.s. şeklinde yapılan atamalarda dikkate alınan kriterler, özlük dosyalarındaki bilgi ve belgeler, sosyal medya hesaplarındaki paylaşımları, ilgililer hakkında Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kuruluna intikal eden şikâyet, ihbar, inceleme ve soruşturma dosyaları ile bu dosyalar hakkında verilen kararlar, mahallinde yapılan araştırmalar, FETÖ/PDY terör örgütü ile ilintili dosyalarda görev alan hâkim ve Cumhuriyet savcılarının bu dosyalarda yapmış oldukları işlemler ve verdikleri kararlar, örgüt mensuplarının haberleşme için kullandıkları şifreli programlarda yer alan kayıtlar, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun FETÖ/PDY mensubu oldukları Emniyet Genel Müdürlüğü terörle mücadele birimlerince düzenlenen raporlarla sabit olan örgüt üyeleri hakkında tayin ettiği disiplin cezaları ve muhalefet şerhleri, sosyal çevre bilgileri, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığından temin edilen bilgi ile belgeler, ilgililer hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca başlatılan soruşturmanın niteliği ve isnat edilen suçlamalar ile gözaltı ve tutuklama kararları, soruşturma kapsamında ifadelerine başvurulan hâkim ve Cumhuriyet savcılarının ifade ve sorgu tutanakları, itirafçıların beyanları birlikte dikkate alınarak, ekli listede yer alan hâkim ve Cumhuriyet savcılarının 667 sayılı KHK’nın 3 üncü maddesinin (1) numaralı fıkrası kapsamında FETÖ/PDY örgütü ile iltisak ve irtibatlarının olduğu sabit görüldüğünden, adı geçenlerin, 667 sayılı Olağanüstü Hâl Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin 3 üncü maddesi uyarınca meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve ayrı ayrı olmak üzere meslekten çıkarılmalarına karar verilmiştir.
667 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 3. maddesinde, yargı mensuplarının meslekten çıkarılmasının gerekçesi olarak, Anayasa'ya, kanunlara ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre hüküm vermekle yükümlü olan yargı mensuplarının bağımsızlık ve tarafsızlık ilkeleriyle hiçbir biçimde bağdaşmayacak yapılanmaların içine girmeleri ile örgüt hiyerarşisi içerisinde ve ideolojik bağlılıkla hareket etmelerinin, Anayasal bir hak olan adil yargılanma hakkının önündeki en büyük engel olduğu ve nihayetinde yargıya olan güvene zarar verdiği ifade edilmiştir.
6749 sayılı Kanun ve 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin “Yargı mensupları ile bu meslekten sayılanlara ilişkin tedbirler” başlıklı 3 üncü maddesinin birinci fıkrasında, genel olarak “terör örgütlerine” veya “Milli Güvenlik Kurulunca devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplar”dan söz edilmekle birlikte, 667 sayılı KHK’nın genel gerekçesi ile madde gerekçesinde “FETÖ/PDY” maddede sayılan “terör örgütü, yapı, oluşum veya gruplar” arasında belirtilmiş ve anılan maddeye göre meslekten çıkarma tedbirinin uygulanabilmesi için sözkonusu bağın yapıya, oluşuma veya gruba üyelik veya mensubiyet şeklinde olması zorunlu olmayıp irtibat ya da iltisak şeklinde olması da yeterli görülmüştür.
Ceza yargılamasında hükme esas alınacak kanıtların kesin ve şüpheye mahal bırakmayacak kuvvette olması gerekir. Ancak disiplin cezalarında her türlü done değerlidir ve kanaat oluşumu için önem arzeder.
Yargıç ve savcıların kararlarının normatif kurallara ve hukuka uygun olması, gerekçelerinin hukuk alemini tatmin etmesi kuşkusuz çok önemlidir. Ancak bir o kadar önemli husus da bir bütün olarak yargı camiasının özellikle de yargı mensuplarının kamuoyunda bıraktıkları intibadır. Toplumda adalete güven ve inancın artmasında meslek mensuplarının isabetli kararlarının yanında vakur ve tarafsız duruşlarının katkısı yadsınamaz bir realitedir.
Anayasaya, kanunlara ve hukuka uygun olarak vicdanı kanaatlerine göre hüküm vermekle yükümlü olan yargı mensuplarının, bağımsızlık ve tarafsızlık ilkeleriyle hiçbir biçimde bağdaşmayacak yapılanmaların içine girerek örgüt hiyerarşisi altında ideolojik bağlılıkla hareket etmelerinin, Anayasal bir hak olan adil yargılanma hakkının önündeki en büyük engel olduğu ve nihayetinde yargıya olan güvene zarar verdiği kuşkusuzdur.
Dosyanın içeriğinden ve davalı idarece sunulan belgelerin incelenmesinden, tanık/şüpheli ifadeleri ile davacıya ilişkin tespitler dikkate alındığında davacının FETÖ/PDY örgütü ile iltisak ve irtibatının olduğu sonucuna varılmıştır.
Bu durumda, davacı hakkında tesis edilen işlemlerde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Öte yandan, dava konusu işlemin hukuka uygun olduğu saptandığından davacının maddi haklarının ödenmesi talebinin yasal dayanağı da bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki bilgi ve belgeler incelendikten sonra davalı idarenin usule ilişkin itirazları yerinde görülmeyerek işin gereği görüşüldü:
A) MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ
1) Genel Olarak
Türkiye’de 15 Temmuz 2016 gecesi, kendilerini “Yurtta Sulh Konseyi” olarak isimlendiren bir grup Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) mensubu tarafından, demokratik biçimde halk tarafından göreve getirilen Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ve Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla darbe teşebbüsünde bulunulmuş, bu teşebbüs Türk Milleti tarafından akamete uğratılmıştır.
Anayasa'nın olay tarihinde yürürlükte bulunan 118. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Milli Güvenlik Kurulu (MGK) tarafından 20/07/2016 tarihli toplantıda yapılan değerlendirmede, darbe teşebbüsünün TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından başlatıldığı, bu örgütün kuruluş aşamasından itibaren etkisi altına aldığı eğitim kuruluşları, sivil toplum kuruluşları, medya kuruluşları, ticari kuruluşlar ve kamu görevlileri aracılığıyla Milleti ve Devleti kontrol altında tutmayı amaçladığı belirtilmiştir.
MGK'nın anılan toplantısında "demokrasinin, hukuk devleti ilkesinin, vatandaşların hak ve özgürlüklerinin korunmasına yönelik tedbirlerin etkin bir şekilde uygulanabilmesi amacıyla" Hükûmete olağanüstü hâl ilan edilmesi tavsiyesinde bulunulması hususu kararlaştırılmıştır. Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu 20/07/2016 tarihinde, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmesine karar vermiştir. Anılan karar 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş ve aynı gün TBMM tarafından onaylanmıştır. Olağanüstü hâl, daha sonrasında üçer aylık dönemler hâlinde Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu tarafından uzatılmış ve 18/07/2018 tarihinde kaldırılmıştır.
23/07/2016 tarihinde Türkiye Cumhuriyeti tarafından Avrupa Konseyi Genel Sekreterliği ve Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliğine, Türkiye’de 21/07/2016 tarihinde olağanüstü hâlin yürürlüğe girmesiyle birlikte başlayan süreçte, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS)’nin 15. maddesinde görüldüğü şekliyle Sözleşme’den doğan yükümlülükler bağlamında daha az güvence sağlanabileceği belirtilerek derogasyon bildiriminde bulunulmuştur.
23/07/2016 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (667 sayılı KHK) 3/1. maddesi ile yargı mensupları ve bu meslekten sayılanlardan terör örgütlerine veya Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna MGK tarafından karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilenlerin meslekten veya kamu görevinden çıkarılmalarına karar verileceği düzenlenmiştir. Anılan KHK, 18/10/2016 tarihli ve 6749 sayılı Kanun'la değiştirilerek kabul edilmiş, bu Kanun ise 29/10/2016 tarih ve 29872 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
23/01/2017 tarih ve 29957 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 685 sayılı Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu Kurulması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname (685 sayılı KHK) ile 667 sayılı KHK'nın ilgili maddesi uyarınca meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilen hâkim ve savcıların, kararın kesinleşmesinden itibaren altmış gün içinde ilk derece mahkemesi olarak Danıştayda dava açabilecekleri düzenlenmiştir. 685 sayılı KHK, 01/02/2018 tarihli ve 7075 sayılı Kanun'la değiştirilerek kabul edilmiş, anılan Kanun 08/03/2018 tarih ve 30354 sayılı (mükerrer) Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Nitekim, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Kadriye Çatal/Türkiye (B. No: 2873/17, 07/03/2017) kararında, haklarında meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilen yargı mensupları için doğrudan Danıştayda iptal davası açma imkânının tanındığını belirterek Kadriye Çatal tarafından yapılan başvuruyu iç hukuk yollarının tüketilmemiş olduğu gerekçesiyle kabul edilemez bulmuştur.
2) Davacıya İlişkin Süreç
... tarih ve ... sayılı Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu kararıyla, yargı mensubu olarak görev yapmakta olan davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmiştir. Bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebi anılan Kurul tarafından ... tarih ve ... sayılı kararla reddedilmiştir.
Davacı tarafından meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin karar ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin kararın iptali ve bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının tazminine karar verilmesi talebiyle bakılmakta olan dava açılmıştır.
Öte yandan, davacı 15/08/2018 tarihli 1. savunmaya cevap dilekçesi ile dava konusu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı özlük ve sosyal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi talebinde bulunmuştur.
Diğer yandan, davacının ceza yargılaması sonucunda ... Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan 1 yıl 10 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş ve anılan karar (itiraz edilmediğinden) 31/05/2019 tarihinde kesinleşmiştir.
B) İLGİLİ MEVZUAT
1) Anayasa
Anayasa’nın Başlangıç kısmında, Millet iradesinin mutlak üstünlüğü, egemenliğin kayıtsız şartsız Türk Milletine ait olduğu ve bunu Millet adına kullanmaya yetkili kılınan hiçbir kişi ve kuruluşun, bu Anayasa'da gösterilen hürriyetçi demokrasi ve bunun icaplarıyla belirlenmiş hukuk düzeni dışına çıkamayacağı belirtilmiş ve 176. maddesinde de Anayasa'nın dayandığı temel görüş ve ilkeleri belirten başlangıç kısmının, Anayasa metnine dâhil olduğu kuralı getirilmiştir.
Anayasa'nın 5. maddesi: "Devletin temel amaç ve görevleri, Türk Milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır."
Anayasa’nın 6. maddesi: “Egemenlik, kayıtsız şartsız Milletindir.
Türk Milleti, egemenliğini, Anayasanın koyduğu esaslara göre, yetkili organları eliyle kullanır.
Egemenliğin kullanılması, hiçbir surette hiçbir kişiye, zümreye veya sınıfa bırakılamaz. Hiçbir kimse veya organ kaynağını Anayasadan almayan bir Devlet yetkisi kullanamaz.”
Anayasa’nın 9. maddesi: "Yargı yetkisi, Türk Milleti adına bağımsız ve tarafsız mahkemelerce kullanılır."
Anayasa’nın 13. maddesi: “Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”
Anayasa’nın 14. maddesi: “Anayasada yer alan hak ve hürriyetlerden hiçbiri, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmayı ve insan haklarına dayanan demokratik ve lâik Cumhuriyeti ortadan kaldırmayı amaçlayan faaliyetler biçiminde kullanılamaz.
Anayasa hükümlerinden hiçbiri, Devlete veya kişilere, Anayasayla tanınan temel hak ve hürriyetlerin yok edilmesini veya Anayasada belirtilenden daha geniş şekilde sınırlandırılmasını amaçlayan bir faaliyette bulunmayı mümkün kılacak şekilde yorumlanamaz...”
Anayasa’nın dava konusu kararların tesis edildiği tarihte yürürlükte olan hâliyle 15. maddesi: "Savaş, seferberlik, sıkıyönetim veya olağanüstü hallerde, milletlerarası hukuktan doğan yükümlülükler ihlâl edilmemek kaydıyla, durumun gerektirdiği ölçüde temel hak ve hürriyetlerin kullanılması kısmen veya tamamen durdurulabilir veya bunlar için Anayasada öngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınabilir.
Birinci fıkrada belirlenen durumlarda da, savaş hukukuna uygun fiiller sonucu meydana gelen ölümler dışında, kişinin yaşama hakkına, maddî ve manevî varlığının bütünlüğüne dokunulamaz; kimse din, vicdan, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz ve bunlardan dolayı suçlanamaz; suç ve cezalar geçmişe yürütülemez; suçluluğu mahkeme kararı ile saptanıncaya kadar kimse suçlu sayılamaz."
Anayasa’nın 20. maddesinin birinci fıkrası: “Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz.”
Anayasa’nın 36. maddesi: "Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.
Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz."
Anayasa’nın 138. maddesinin birinci fıkrası: “Hâkimler, görevlerinde bağımsızdırlar; Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanî kanaatlerine göre hüküm verirler.”
Anayasa’nın 139. maddesi: “Hâkimler ve savcılar azlolunamaz, kendileri istemedikçe Anayasada gösterilen yaştan önce emekliye ayrılamaz; bir mahkemenin veya kadronun kaldırılması sebebiyle de olsa, aylık, ödenek ve diğer özlük haklarından yoksun kılınamaz.
Meslekten çıkarılmayı gerektiren bir suçtan dolayı hüküm giymiş olanlar, görevini sağlık bakımından yerine getiremeyeceği kesin olarak anlaşılanlar veya meslekte kalmalarının uygun olmadığına karar verilenler hakkında kanundaki istisnalar saklıdır.”
Anayasa’nın 140. maddesinin ikinci fıkrası: “Hâkimler, mahkemelerin bağımsızlığı ve hâkimlik teminatı esaslarına göre görev ifa ederler.”
Anayasa’nın 159. maddesinin birinci fıkrası: “Hâkimler ve Savcılar Kurulu, mahkemelerin bağımsızlığı ve hâkimlik teminatı esaslarına göre kurulur ve görev yapar.”
Aynı maddenin sekizinci fıkrası: “Kurul, adlî ve idarî yargı hâkim ve savcılarını mesleğe kabul etme, atama ve nakletme, geçici yetki verme, yükselme ve birinci sınıfa ayırma, kadro dağıtma, meslekte kalmaları uygun görülmeyenler hakkında karar verme, disiplin cezası verme, görevden uzaklaştırma işlemlerini yapar...”
2) AİHS
AİHS'in 6. maddesinin birinci fıkrası: "Herkes davasının, medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamaların esası konusunda karar verecek olan, yasayla kurulmuş, bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından, kamuya açık olarak ve makul bir süre içinde görülmesini isteme hakkına sahiptir. Karar alenî olarak verilir. Ancak, demokratik bir toplum içinde ahlak, kamu düzeni veya ulusal güvenlik yararına, küçüklerin çıkarları veya bir davaya taraf olanların özel hayatlarının gizliliği gerektirdiğinde veyahut, aleniyetin adil yargılamaya zarar verebileceği kimi özel durumlarda ve mahkemece bunun kaçınılmaz olarak değerlendirildiği ölçüde, duruşma salonu tüm dava süresince veya kısmen basına ve dinleyicilere kapatılabilir."
AİHS'in 8. maddesi: “Herkes özel ve aile hayatına, konutuna ve yazışmasına saygı gösterilmesi hakkına sahiptir.
Bu hakkın kullanılmasına bir kamu makamının müdahalesi, ancak müdahalenin yasayla öngörülmüş ve demokratik bir toplumda ulusal güvenlik, kamu güvenliği, ülkenin ekonomik refahı, düzenin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için gerekli bir tedbir olması durumunda söz konusu olabilir.”
AİHS'in 15. maddesi: "Savaş veya ulusun varlığını tehdit eden başka bir genel tehlike halinde her Yüksek Sözleşmeci Taraf, durumun kesinlikle gerektirdiği ölçüde ve uluslararası hukuktan doğan başka yükümlülüklere ters düşmemek koşuluyla, bu Sözleşme’de öngörülen yükümlülüklere aykırı tedbirler alabilir.
Yukarıdaki hüküm, meşru savaş fiilleri sonucunda meydana gelen ölüm hali dışında 2. maddeye, 3. ve 4. maddeler (fıkra 1) ile 7. maddeye aykırı tedbirlere cevaz vermez.
Aykırı tedbirler alma hakkını kullanan her Yüksek Sözleşmeci Taraf, alınan tedbirler ve bunları gerektiren nedenler hakkında Avrupa Konseyi Genel Sekreteri’ne tam bilgi verir. Bu Yüksek Sözleşmeci Taraf, sözü geçen tedbirlerin yürürlükten kalktığı ve Sözleşme hükümlerinin tekrar tamamen geçerli olduğu tarihi de Avrupa Konseyi Genel Sekreteri’ne bildirir."
3) Kanun
667 sayılı KHK'nın değiştirilerek kabul edilmesine dair 6749 sayılı Kanun’un 3. maddesinin birinci fıkrası: “Terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen …hâkim ve savcılar hakkında hâkimler ve savcılar yüksek kurulu genel kurulunca meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilir. Bu kararlar, Resmî Gazete’de yayımlanır ve yayımı tarihinde ilgililere tebliğ edilmiş sayılır. Meslekten çıkarma kararlarına karşı ilgili kanunlarda yer alan hükümler uyarınca itiraz edilmesi veya yeniden inceleme talebinde bulunulması üzerine verilen kararlar da Resmî Gazete’de yayımlanır ve yayımı tarihinde ilgililere tebliğ edilmiş sayılır. Görevden uzaklaştırılanlar veya görevlerine son verilenlerin silah ruhsatları ve pasaportları iptal edilir ve bu kişiler oturdukları kamu konutlarından veya vakıf lojmanlarından on beş gün içinde tahliye edilir.”
Üçüncü fıkrası: “Birinci fıkra uyarınca görevine son verilenler hakkında da 4 üncü maddenin ikinci fıkrası hükümleri uygulanır.”
Aynı Kanun’un 4. maddesinin ikinci fıkrası: “Birinci fıkra uyarınca görevine son verilenler bir daha kamu hizmetinde istihdam edilemez, doğrudan veya dolaylı olarak görevlendirilemezler; görevinden çıkarılanların uhdelerinde bulunan her türlü mütevelli heyet, kurul, komisyon, yönetim kurulu, denetim kurulu, tasfiye kurulu üyeliği ve sair görevleri de sona ermiş sayılır. Bu fıkrada sayılan görevleri yürütmekle birlikte kamu görevlisi sıfatını taşımayanlar hakkında da bu fıkra hükümleri uygulanır...”
4) Etik İlkeler
Hâkimler ve savcılar Anayasa ve kanunlarla kendilerine verilen görev ve yetkileri, yazılı olsun ya da olmasın evrensel anlamda hâkim ve savcıları bağladığı hususunda kuşku bulunmayan etik kurallara tabi olarak yerine getirmelidirler.
Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun 27/06/2006 tarih ve 315 sayılı kararı ile benimsenmesine karar verilmiş ve Adalet Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğünce tüm hâkim ve savcılara genelge olarak duyurulmuş olan "Bangalor Yargı Etiği İlkeleri"nde bağımsızlık, tarafsızlık, doğruluk, dürüstlük, eşitlik, ehliyet ve liyakat korunan değerler olarak sayılmıştır. Yine Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun 10/10/2006 tarih ve 424 sayılı kararı ile benimsenmesine karar verilerek Adalet Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğü tarafından tüm hâkim ve savcılara duyurulan Savcılar İçin Etik ve Davranış Biçimlerine İlişkin Avrupa Esasları “Budapeşte İlkeleri” de Bangalor İlkeleri ile benzer ilkeleri içermektedir.
Bangalor Yargı Etiği İlkelerinde hâkimin; herhangi bir yerden herhangi bir sebeple doğrudan ya da dolaylı olarak gelebilecek her türlü dış etki, rüşvet, baskı, tehdit ve müdahaleden uzak şekilde, olaylara ilişkin kendi değerlendirmesine dayanarak ve hukuka dair kendi vicdani anlayışı ile uygun biçimde yargı işlevini bağımsız olarak yerine getirmesi; mahkeme içerisinde ve dışında, halkın, hukukçuların ve dava taraflarının yargı ve hâkim tarafsızlığına duyduğu güveni koruyacak ve artıracak davranışlar içerisinde olması; sürekli kamu gözetiminin öznesi durumunda olan hâkimin, sıradan bir vatandaşın ağır olarak nitelendirebileceği kişisel sınırlamaları kabul etmek durumunda olduğu ve bunu özgürce ve kendi iradesiyle yapması, özellikle yargı vazifesinin onuruyla uyumlu bir tarzda davranması; diğer vatandaşlar gibi ifade, inanç, dernek kurma ve toplanma özgürlüğüne sahip olduğu ancak bu hakların kullanılmasında, yargı mesleğinin onurunu, yargının bağımsızlığını ve tarafsızlığını koruyacak şekilde davranması gerektiği hususları belirtilmiştir.
C) İNCELEME VE GEREKÇE
1) Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç
AİHS'in 15. maddesinde; savaş veya ulusun varlığını tehdit eden bir genel tehlike hâlinde devletlerin, durumun gerektirdiği ölçüde ve uluslararası hukuktan doğan başka yükümlülüklere ters düşmemek koşuluyla AİHS'te öngörülen yükümlülüklere aykırı tedbirler alabileceği belirtilmiştir.
Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu tarafından yargı mensuplarının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin kararlar tesis edilirken ilgililere haklarındaki tespitler bildirilmek suretiyle karşı beyanda bulunma imkânı tanınmamış ise de AİHS'in 15. maddesi hükmü uyarınca ulusun varlığını tehdit eden genel bir tehlikeye karşı ivedi şekilde tedbir almak zorunluluğu çerçevesinde durumun gerektirdiği ölçüde kabul edilebilecek nitelikte olan bu hususun, yargılama aşamasında, hakkındaki tespitler bildirilerek ilgililerin bu tespitlere karşı beyanlarının alınması suretiyle giderilmesinin mümkün olduğu değerlendirilmiştir.
Nitekim AİHM'e göre karar alma veya yargılama sürecinde daha alt aşamalarda yaşanan bazı usule ilişkin eksikliklerin sonraki aşamalarda telafi edilebilmesi mümkündür (Helle/Finlandiya, B. No: 20772/92, 19/12/1997, § 45; Monnell ve Morris/Birleşik Krallık, B. No: 9562/81, 9818/82, 2/3/1987, §§ 55-70).
Bu kapsamda, davalı idare tarafından dava konusu kararların gerekçesi olarak yargılama safahatında dava dosyasına sunulan tüm bilgi ve belgeler davacıya tebliğ edilmiş ve bu bilgi ve belgelere karşı etkin bir şekilde beyanda bulunma imkânı tanınmıştır.
Öte yandan hakkaniyete uygun yargılama hakkına ilişkin güvencelerin (silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin) sağlanması amacıyla Dairemizce görülmekte olan bu davalarda usul kuralları oldukça geniş yorumlanmıştır.
Dava konusu kararlara karşı dava açma süresi, yargı yolunun açıldığı 23/01/2017 tarih ve 29957 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 685 sayılı KHK'nın yayımı tarihinden itibaren değil anılan KHK’nın TBMM tarafından değiştirilerek kabul edilmesine dair 7075 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği 08/03/2018 tarihinden itibaren başlatılmıştır.
Davacıların adli yardım talepleri, "yargılama veya takip giderlerini kısmen veya tamamen ödeme gücünden yoksun olan kimselerin taleplerinin açıkça dayanaktan yoksun olmaması" şartının herhangi bir bilgi veya belgeyle (örneğin fakirlik ilmuhaberi) desteklenmesi beklenmeksizin kabul edilmiştir.
Bu kapsamda davacının adli yardım istemi Dairemizin 21/12/2017 tarihli kararı ile kabul edilmiştir.
Duruşmalı dosyalarda, tedavi kurumlarında veya ceza infaz kurumlarında bulunan ve mazeretleri nedeniyle duruşmalara katılamayacak olan davacıların duruşmalara kolaylıkla katılabilmeleri, yargılamanın en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması için Ses ve Görüntü Bilişim Sisteminden (SEGBİS) yararlanma imkânı sağlanmıştır.
06/01/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Tebligat ve cevap verme" kenar başlıklı 16. maddesinde; dava dilekçelerinin ve eklerinin birer örneği davalıya, davalının vereceği savunmanın davacıya, davacının ikinci dilekçesinin davalıya, davalının vereceği ikinci savunmanın da davacıya tebliğ edileceği düzenlenmiştir. Davalının ikinci savunmasında davacının cevaplandırmasını gerektiren hususların bulunması hâli dışında, davalının ikinci savunmasına karşı davacının cevap veremeyeceği, tarafların otuz günlük cevap verme süresinin geçmesinden sonra verecekleri savunmalara veya ikinci dilekçelere dayanarak hak iddia edemeyecekleri kurala bağlanmıştır. Bununla birlikte davalı idarenin ek beyan dilekçelerinde veyahut Danıştay savcı düşüncesine cevap dilekçelerinde dosyaya sunulan bilgi ve belgeler, davacıya tebliğ edilmiş ve dava dosyasına sunulan yeni bilgi ve belgelere karşı beyanlarını sunma imkânı sağlanmıştır.
Bu kapsamda, 27/02/2020 tarihli ara kararımızla, davalı idarenin 08/11/2018 tarihli ikinci savunmasında davacının cevap vermesini gerektiren hususlar bulunduğu bildirilerek, 04/12/2018 tarihinde tebliğ edilen ikinci savunma dilekçesi ve ekinde yer alan bilgi ve belgelere ilişkin beyanlarını sunabilmesi için davacıya on gün süre verilmiştir.
Aynı maddede, haklı sebeplerin bulunması hâlinde, taraflardan birinin isteği üzerine otuz günü geçmemek ve bir defaya mahsus olmak üzere otuz günlük cevap verme süresinin uzatılabileceği belirtilmiştir. Dairemizce talep edilmesi hâlinde taraflara otuz günü geçmemek üzere ek süre verilmiştir.
Bununla birlikte, AİHS’in ‘’Adil Yargılanma Hakkı’’ başlıklı 6. maddesinin 1. fıkrasında herkesin medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgili davasını makul bir süre içinde görülmesini isteme hakkına sahip olduğu düzenlemesi yer almıştır. Bu kapsamda Anayasa Mahkemesi de makul sürede yargılanma hakkını Anayasanın 36. maddesinde yer verilen adil yargılanma hakkının bir parçası olarak görmüştür (Gülseren Gürdal ve Diğerleri, B. No: 2013/1115, 05/12/2013, § 43). Anayasanın 141. maddesinin son fıkrasında da davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması yargının görevleri arasında sayılmıştır.
AİHM kararları incelendiğinde; mahkemenin bir yargılamanın süresinin makul olup olmadığını incelerken her davanın kendi somut durumunu gözettiği ve davanın karmaşıklığı, başvuranların ve yetkili makamların yargılama sürecindeki davranışları ile ilgililer için davanın konusunun arz ettiği önem gibi kriterleri dikkate aldığı görülmüştür (Frydlender / Fransa, B. No: 30979/96, 27/6/2000, § 43, Yılmaz / Türkiye, B. No: 36607/06, 04/06/2019, §§ 32). Aynı şekilde Anayasa Mahkemesi de makul süre yönünden yaptığı incelemelerde, davanın karmaşıklığı, yargılamanın kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunun davanın hızla sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususları, bir davanın süresinin makul olup olmadığının tespitinde göz önünde bulundurulması gereken kriterler olarak belirlemiştir (Güher Ergun ve Diğerleri, B. No: 2012/13, 02/07/2013, § 41-45, Gülseren Gürdal ve Diğerleri, B. No: 2013/1115, 05/12/2013, § 46).
Bu kapsamda; yargı mensuplarının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılması kararlarına karşı ilgililer tarafından genellikle işlem tesisinden sonra bu işlemlere karşı yargı yolu açık olmadığı halde altmış günlük dava açma süresi içinde Ankara İdare Mahkemelerinde ya da doğrudan Danıştay'da davalar açılmış ise de anılan işlemlere karşı ancak 23/01/2017 tarih ve 29957 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 685 sayılı KHK'nın yayımı tarihinden itibaren Danıştay'da yargı yolunun açılmış olduğu anılan KHK ile kabul edildiğinden, bu davaların esastan incelenmesine Dairemiz tarafından bu tarihten itibaren başlanmıştır.
Bununla birlikte yukarıda aktarıldığı üzere gerek ulusun varlığını tehdit eden genel bir tehlikeye karşı ivedi şekilde tedbir almak zorunluluğu çerçevesinde olağanüstü şartlar altında tesis olunan işlemler nedeniyle açılan bu davaların karmaşık yapısına, gerekse hakkaniyete uygun yargılanma hakkına ilişkin güvencelerin (silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin) sağlanması amacıyla davalı idare tarafından dava konusu kararların gerekçesi olarak yargılamanın her safahatında dava dosyasına sunulan tüm bilgi ve belgelerin davacıya tebliğ edilmesi ya da davalı idarenin ikinci cevap dilekçesine karşı davacı tarafa ek süre verilerek cevap hakkı tanınması gibi geniş usuli uygulamalara rağmen bakılmakta olan bu dava mümkün olan en kısa süre içinde Dairemiz tarafından sonuçlandırılmıştır.
2) FETÖ'ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26/09/2017 tarih ve E:2017/16.MD-956, K:2017/370 sayılı kararında; FETÖ’nün, paravan olarak kullandığı dini, din dışı dünyevi emellerine ulaşma hâline getiren; siyasi, ekonomik ve toplumsal yeni bir düzen kurma tasavvuruna sahip örgüt liderinden aldığı talimatlar doğrultusunda hareket eden; bu amaçla öncelikle güç kaynaklarına sahip olmayı hedefleyip güçlü olmak ve yeni bir düzen kurmak için şeffaflık ve açıklık yerine büyük bir gizlilik içerisinde olmayı şiar edinen; bir istihbarat örgütü gibi kod isimler, özel haberleşme kanalları, kaynağı bilinmeyen paralar kullanıp böyle bir örgütlenmenin olmadığına herkesi inandırmaya çalışarak ve bunda başarılı olduğu ölçüde büyüyüp güçlenen, bir yandan da kendi mensubu olmayanları düşman olarak görüp mensuplarını motive eden; “Altın Nesil” adını verdiği kadrolarla sistemle çatışmak yerine sisteme sahip olma ilkesiyle Devlete tabandan tavana sızan; bu kadroların sağladığı avantajlarla Devlet içerisinde belli bir güce ulaştıktan sonra hasımlarını çeşitli hukuki görünümlü hukuk dışı yöntemlerle tasfiye eden; böylece devlet aygıtının bütün alt bileşenlerini ünite ünite kontrol altına almayı ve sisteme sahip olmayı planlayıp ele geçirdiği kamu gücünü de kullanarak toplumsal dönüşümü sağlamayı amaçlayan; casusluk faaliyetlerini de bünyesinde barındıran atipik/suigeneris bir terör örgütü olduğu belirtilmiştir.
1970’li yıllardan itibaren özellikle, mülkiye, adliye, emniyet, millî eğitim ve TSK içerisinde kadrolaşmaya giden FETÖ liderinin vaaz, röportaj ve kitaplarında bulunan ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun anılan kararında da yer alan “Esnek olun, sivrilmeden can damarları içinde dolanın!”, "Bütün güç merkezlerine ulaşıncaya kadar hiç kimse varlığınızı fark etmeden sistemin ana damarlarında ilerleyin!", “Türkiye’deki devlet yapısı ölçüsüne göre bütün anayasal müesseselerdeki güç ve kuvveti cephemize çekeceğimiz ana kadar her adım erken sayılır. …bunca kalabalık içinde ben bu dünyayı ve düşüncemi sözde mahremiyet içinde anlattım. …sırrınız sizin sırrınızdır. Söylerseniz siz esir olursunuz.”, “Bir gün bana Ankara’da bin evimiz olduğunu söyleyin, devletin paçasından şöyle bir tutacağım, devlet uyandığında yapacağı hiçbir şey kalmayacak” şeklindeki sözleri bu suigeneris örgütün, Devleti ele geçirme gayretlerinin somut talimatları olarak ortaya çıkmıştır.
Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 08/06/2018 tarih ve E:2016/238, K:2018/128 sayılı kararında ise FETÖ'nün yargı yapılanmasına ilişkin şu tespitlere yer verilmiştir:
"Örgütün hakim, savcı yapılanması bölgelere ayrılmış olup ...bölgelerden sorumlu kişilere bölge abisi veya bölge ablası denilmektedir. Her bölgenin 8-10 evi kapsadığı, örgüt mensupları arasında farklı sohbet grupları ve bu gruplardan sorumlu örgüt imamı bulunmaktadır. ...Örgüt üyesi hakim, savcıların sicil numaralarına veya mesleğe başlama aşamasında, adalet akademisindeki dönemlerine göre ayrı ayrı devre ve sicil numarası içerisinde gruplandırmaların yapıldığı, T1, T2, T3, T4, T5 şeklinde belirli sicil aralıklarını kapsayan hakim, savcıların gruplandırılarak taşra ve devre yapılanması oluşturulmuştur. Her grupta kendi içerisinde hakim, savcı sayılarına göre 3-5 kişilik sohbet gruplarına ayrılmıştır. ...Örgüt tarafından örgüt üyesi ile yapılan görüşme sonrasında hakim, savcı olması kararlaştırılan örgüt üyeleri sınavlara hazırlanmak üzere örgüte ait Ankara’daki örgüt evlerinde sınava çalıştırılır. Bu örgüt evinin masraflarının örgüt tarafından karşılandığı ve sınava çalıştırılacak kişiler dışında başka kimsenin bu evlere giremediği anlaşılmıştır. Bu örgüt evlerinde hakimlik, savcılık sınavına girecek örgüt üyeleri sınavlara hazırlanmakta olup deneme sınavlarının yapıldığı ayrıca sınav sorularının örgüt tarafından yasal olmayan yollardan ele geçirilip bu evlerde sınavdan bir kaç gün önce örgüt mensubu abi veya ablalar tarafından örgüt üyelerine verilmiştir. Örgüt üyelerine cevapları işaretlenmiş soru kitapçıkları verilerek bunları ezberlemelerinin sağlandığı, bu şekilde örgüt üyelerinin sınavları kazanmalarının sağlandığı anlaşılmıştır. Yazılı sınavı kazanan örgüt üyeleri murakıplarca tekrar eve çağrılarak mülakat için hazırlanmakta mülakatta nasıl dav...caklarının öğretilmektedir. Ayrıca örgüt tarafından kendilerine referans bulunacağı veya kendilerinin referans bulmaları söylenmektedir. Mülakat sınavını kazanan ve hakim, savcı adayı olan örgüt üyeleri mülakattan sonra tekrar murakıplar tarafından örgüt evlerine çağrılarak staj aşamasında hangi evde kalacakları, ev sorumlularının kim olacağı anlatılarak, bu şekilde staja başlayan örgüt üyesinin staj döneminde de örgüt tarafından takibi yapılmaktadır. Staj aşamasında örgüt üyelerinin deşifre olmamaları için beşer kişilik gruplar halinde, masrafı örgüt tarafından karşılanan ev tutmaları sağlanmaktadır. Her ev için bir sorumlu tayin edilmektedir. Adaylık sürecini tamamlayıp ataması yapılan örgüt üyesi hakim, savcıların örgüt tarafından takibine devam edildiği, sürekli irtibat kurularak bunların örgüte bağlılıkları sağlanmaktadır. Ataması yapılan örgüt mensubu hakim, savcının ilk maaşlarının tamamı örgüt tarafından alınmaktadır. Daha sonraki aylarda ise bekarlardan %15, evlilerden %10, en az 3 çocuğu olanlardan ise %5 oranında himmet toplanmaktadır. Bekar olan örgüt mensubu hakim, savcıların örgüt için önemli stratejik kurumlarda görevli örgüt üyeleri ile veya aynı meslekteki örgüt üyeleri ile evlenmelerinin teşvik edildiği ve katalog evlilikler yaptırıldığı anlaşılmıştır...
Örgüt tarafından hakim, savcılara yönelik adaylık dahil tüm süreçlerde yabancı dil, yüksek lisans, doktora eğitimi, yurt dışı gezileri, mesleki ve kişisel programlar düzenlenmek suretiyle örgüt üyesi hakim, savcılar emsallerine göre daha donanımlı hale getirilmektedir. Örgüt mensupları hak etmedikleri halde yurt içi ve yurt dışı yüksek lisans ve doktora programlarına yerleştirilmişlerdir...
HSYK ve Ad[a]let Bakanlığı Teftiş Kurulunda görev yapan örgüt mensubu müfettişlerce yapılan teftişlerde örgüt üyesi olan hakim, savcılarla örgüt üyesi olmayan hakim, savcılar farklı muameleye tabi tutulmakta, örgüt üyesi hakim, savcılara hak etmedikleri halde yüksek notlar ve olumlu siciller verilmekte, örgüt üyesi olmayan hakim, savcılara ise vasat veya düşük notlar verilmekte, sicilleri bozulmaktadır.
Örgüt üyesi hakim ve savcılar görev yaptıkları yerlerde görevleri nedeniyle öğrendikleri önemli bilgiler ile soruşturma ve dava dosyalarında gördükleri örgüt için önem taşayabilecek konuları gerek adliye gerekse il veya ilçede önemli görevlerde bulunan kişiler ile ilgili topladıkları bilgileri toplantılarda örgüt sorumlusu abiye iletmektedirler. Menfi takip heyeti denilen bir grup tarafından örgüt üyelerinden toplanan bu bilgiler değerlendirilmekte, neticesine göre yapılacak işlemler kararlaştırılmaktadır...
Örgüt mensubu hakim, savcıların deşifre olmasının önüne geçmek amacıyla örgüt üyesi hakim, savcıların çocuklarını örgüte ait olan okullara göndermemelerine karar verilmesi halinde örgüt üyesi hakim, savcı çocuklarının eğitimleri ile ilgilenilmesi, ayrıca ideolojik eğitim verilmesi için eğitim birim adıyla ayrıca bir birim kurulmuştur. Bu birim sorumlusu Yargıtay Üyesi olarak görev yapan örgüt üyelerinden seçilmektedir...
Örgüt faaliyetlerinin bir çoğunda gizlilik esas alınmasına karşın örgüt tarafından HSYK seçimlerine verilen önemden dolayı bu dönemde örgüt mensuplarının deşifre olmayı göze alarak seçimlerde tüm il ve ilçeleri kapsayan adliye ziyaretleri, ev ziyaretleri ve yemek organizasyonları düzenlemişlerdir. Sözde bağımsız örgüt üyesi adaylarının seçim gezilerine birlikte katılmışlardır. Örgütün 2014 yılı HSYK üye seçimlerinde gerek YARSAV listesi, gerekse bağımsız aday adı altında aday göstererek yargı içerisinde alternatif bir yargı gücü kuracak şekilde örgütlü olduğu anlaşılmıştır..."
Öte yandan Dairemizde derdest olan dava dosyalarında yukarıda belirtilen tespitleri destekler mahiyette, FETÖ'nün niteliğine ilişkin aşağıdaki beyanların yer aldığı görülmüştür:
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan M.Ü.ye ait Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 21/10/2016 tarihli ek sorgulama tutanağı: “…Şunu söylemem gerekiyor ki cemaat farklı sınav evlerinde kalan şahısları birbiriyle tanıştırmaz. …Bu yapı sizi asla boşta bırakmaz, yani üniversiteden mezun olduğunuzda sınav çalışma eviniz hazırdır, sınavı kazanınca mülakat referans listeniz hazırdır, bunların her aşamasından sorumlu olan kişiler vardır. …Kural olarak bu yapı gizlilik üzerine kurulu olduğundan bir evde kalan diğer evde kalan kişileri tanımazdı. Ama biz bazen tanıştığımızda kimin bizden olduğunu hissediyor ve anlıyorduk. Biz staja başladıktan sonra bize yavaş yavaş tedbire riayet etmemiz hususu anlatılmaya başlandı. …bu yapıda ciddi bir hiyerarşi söz konusuydu. Ben maaşımın bekarken %15’ini, evlendikten sonra ise %10’unu cemaate himmet olarak verdim. …Evde kalan kişi sadece ev abisini tanır. Kıdemsiz birinin üst abileri tanıma şansı yoktur. Staj esnasında bize namazınızı gizli kılın gerekirse zorunlu hallerde namazlarınızı cem edin diyorlardı. Ramazan orucunuzu tutun ancak gerekirse oruç tutmuyormuş gibi davranın diyorlardı. Bunun haricinde önemli bir husus da bize evliliğin faziletleri anlatılıyordu. …Evlilikten sorumlu abi, evlendirmeyi düşündüğü erkeğe gelerek erkekten bir vesikalık fotoğraf ve bir CV ister, devamında bu CV’yi ve fotoğrafı bir havuza atardı. Aynı işlemi bayanlar için de yapıyorlardı. Devamında evlilikten sorumlu abi kendince uygun gördüğü eş adaylarını birbirleriyle tanıştırıyordu.”
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan A.A.ya ait Kilis Terörle Mücadele Şube Müdürlüğünce düzenlenen 23/06/2017 tarihli şüpheli ifade tutanağı: “17-25 Aralık süreci sonrası örgütün sivil imamı … kod adlı şahsın katıldığı …bir toplantıda sivil imam adlicilere hitaben ‘elinizde ...siyasal iktidara ilişkin yolsuzluk ihale usulsüzlüğü vs. gibi ses getirecek dosya varsa, bu tarz ses getirecek dosyaları bekletmeyin, hemen davasını açın.’ dedi. …Örgüt mensuplarının deşifre olmasını önlemek için tedbir ya da ruhsat diye tabir edilen yöntemler uygulanmaktaydı. Bu kapsamda örneğin; cuma namazına gitmememiz, adliyede namazları ima ile (göz ile) kılmamız, eğer mümkünse namaz vakti yetişiyorsa namazları cem ederek (birleştirerek) evde kılmamız, ramazan ayında eğer belli olacaksa oruç tutmamamız ve gerektiğinde alkol almamız talimatlandırılmıştı. …Bizim mezuniyet balomuzda, o dönemki yargı bürokrasisinin hassasiyeti de gözetilerek protokol masalarından görülecek açıdaki ön sıra masalara hep örgüt üyeleri oturtulmuş ve bunlara alkol almaları talimatlandırılmıştı diye biliyorum. …Seçim [2014 HSYK seçimi] süreciyle ilgili son olarak belirtmek istediğim, örgütün ByLock üzerinden birbirleriyle haberleşerek Facebook’taki hâkim-savcı gruplarında ya da adalet.org’da organize bir şekilde hareket ederek bağımsız aday tanıtımlarının altına adayı övücü, parlatıcı, adayı ön plana çıkartıcı yorumlar yapılmasının sağlanmasıydı. Buna örnek olarak bir olay anlatayım; R.Ş. mahkemede yanıma gelip bana tefonundaki ByLock mesajını okuttu. Yazının içeriğinde; --Tüm arkadaşların dikkatine, şu gün şu saatte Facebook’taki hâkim savcı gruplarında ve adalet.org’da ‘[İ.Ç.] Gerçeği’ isimli bir paylaşım yapılacaktır. Paylaşımın altına bağımsız aday [İ.Ç.]yi övücü yorumlar yapıp destekleyelim.-- …Görüldüğü üzere örgüt sosyal medyada organize bir şekilde hareket ederek seçimde başarılı olmayı amaçlamıştır. ...FETÖ yargı mensuplarını T1, T2, T3, T4, T5 üst başlığı/ tasnifi adı altında grup grup, hücre tipi yapılandırılmıştır. T3’teki bir kişinin ekstra bir tanışıklık yoksa diğerlerini bilmesi mümkün olmadığı gibi, yine T3 altında yer alan grupların da birbirini tanımaması genel kuraldır. Tedbir denilen gizlilik kurallarına riayet edilerek bu gizliliğin sağlanması amaçlanmıştır. Ama özellikle Ankara’da staj döneminde bu gizliliği sağlayamadılar. Bir çok farklı gruba mensup kişi birbirlerini bir şekilde tanıdı veya başkasından duymak suretiyle öğrendi. Ancak tedbire son derece riayet edenler kendilerini gizleyebilmiştir.”
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan M.Ö.ye ait Osmaniye Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 18/10/2016 tarihli sorgulama tutanağı: “Taşra yapılanmasında o dönemki adı ile cemaatin bu yapılanması profesyonel olarak yürütülüyordu. 2002 yılından itibaren taşra yapılanması kendi içerisinde T1, T2, T3, T4, T5 şeklinde bölümlere ayrılmıştı. ("T" taşra anlamına gelen yapılanmayı simgelerdi). T1 grubu 39 bin sicilden daha önce gelenlerdi. T2 grubu 39 bin, 42 bin sicillileri, T3 grubu 92 bin 109 bin arası sicillileri, T4 grubu daha sonraki sicillileri,T5 grubu 125 bin ve sonraki sicillileri ifade ederdi.”
Sonuç olarak FETÖ'nün, yıllar itibarıyla takiye (olduğundan farklı görünme) esasına dayanan uzun vadeli bir projenin aşamalarını izleyerek kurduğu strateji doğrultusunda, kamu kurumlarında ve yargı organlarında demokratik devlet düzeninden ayrıksı ve ona paralel şekilde teşkilatlanmak suretiyle ülkenin bağımsızlığını, bütünlüğünü ve demokratik hukuk devletini tehdit edici, anayasal düzene sadakat yükümlülüğüne aykırı davranışlar gösteren bir yapılanma hâline geldiği anlaşılmaktadır. Nitekim bu yapılanma tarafından 15 Temmuz 2016 gecesi anayasal düzene, demokratik kurumlara ve bizatihi Türk Milletine karşı darbe teşebbüsünde bulunulmuştur.
Darbe teşebbüsünün bertaraf edilmesini takip eden günlerde, söz konusu kalkışmaya dâhil olan kişilerin telefon konuşmaları ve mesajları ortaya çıkmıştır. Anayasa Mahkemesinin Aydın Yavuz ve diğerleri (B. No: 2016/22169, 20/06/2017) kararında da yer alan, darbe teşebbüsünün şüphelilerinden olan Komiser Yardımcısı E.G.nin telefonunda bulunan mesajlar bunlara örnek teşkil etmektedir. E.G.nin telefonunda, "önemli, durum kötü, çok acil duyuru. tüm il ve ilçe imamlarını, abilere, ablalara, kurum imamlarına iletin, tüm hizmet mensupları darbeyi şiddetle kınayan açıklama yapsın, meydanlara inip kendisini kamufle etsin, resim çekilip sosyal medyada yayınlasın, demokrasi, seçilmiş irade falan desinler, ama fazla da asla muhterem hoca efendinin adı geçmesin açıklamalarda, hepimizi alabilirler, herkes -darbeden haberim yok TV'de gördüm ilk kez- desin, asla hükümete ve Tayyibe karşı olumsuz bir paylaşım yapmayın, bu gurubu kapatıyorum şimdi" şeklinde mesajların bulunduğu tespit edilmiştir.
3) Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü
AİHM "demokratik bir devletin, memurlarından anayasal prensiplere sadakat göstermesini isteme hakkı bulunduğunu" belirtmektedir (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 52; Volkmer/Almanya (k.k.), B. No: 39799/98, 22/11/2001; Petersen/Almanya, B. No: 39793/98, 22/11/2001). AİHM'e göre "kamu çalışanlarının devlete sadık kalmaları genel yararı korumakla ve güvence altına almakla yükümlü devlet otoriteleri ile çalışmalarının doğasında bulunan bir şarttır." (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 57; Žičkus/Litvanya, B. No: 26652/02, 07/04/2009, § 28).
AİHM kararlarında yer alan sadakat yükümlülüğüne ilişkin yukarıda belirtilen ilkelerin hâkimlik ve savcılık mesleği açısından yorumlanması gerekmektedir.
Anayasa'nın "Hâkimlik ve savcılık mesleği" kenar başlıklı 140. maddesine Danışma Meclisi tarafından yazılan gerekçede "... Adalet tevzii herşeyden önce güvenilir nitelikte olmalıdır. Bu hizmeti görenlerin tarafsızlıklarından şüphe edilmesi, hizmetin tam olarak yerine getirilmiş olduğunun kabulüne engeldir. Bu itibarla görevlerinde özel hayatlarında tarafsızlıklarına dair bir davranışta bulundukları sanısını verecek hareketlerden sakınmak zorundadırlar." denilmektedir.
Bu bağlamda, yargı mensuplarının sadakat yükümlülüğü memurlardan farklı olarak "bağımsızlık" ve "tarafsızlık" ilkeleri çerçevesinde hukuk devletine ve demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğü olarak ortaya çıkar.
Üstün bir kamu gücü yetkisi niteliğindeki yargı yetkisini kullanan hâkim ve savcıların, Anayasa gereği tarafsız ve bağımsız olarak görev yapmaları, Anayasa'ya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre hüküm vermeleri ve anayasal düzene sadakat göstermeleri, hukuk devletinde demokratik toplum düzeninin korunması açısından büyük önem arz etmektedir.
4) Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği
Anayasa’nın 139. maddesinde hâkim ve savcıların görevlerinin sona ermesi sonucunu doğuran işlemler, disiplin cezaları ve meslekte kalmalarının uygun olmadığı yönünde verilen kararlar olarak ikiye ayrılmıştır. 24/02/1983 tarihli ve 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun "Hâkimlik ve savcılık görevlerinin sona ermesi" kenar başlıklı 53. maddesinde de disiplin cezası niteliğindeki meslekten çıkarma işlemi ile hâkimlik ve savcılık görevinin sona ermesi sonucunu doğuran diğer işlemler ayrı ayrı belirtilmiştir.
Dolayısıyla 667 sayılı KHK'nın 3. maddesi uyarınca hâkim ve savcıların meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin kararların, bu kişilere disiplin cezası verilmesine ilişkin kararlardan ayrı nitelikte olduğu konusunda duraksama bulunmamaktadır.
Dairemizin, Danıştay Başkanlığının internet sitesinde güncel kararlar başlığı altında yayımlanmış olan, 04/10/2016 tarih ve E:2016/8196, K:2016/4066 sayılı kararında da belirtilmiş olduğu üzere 667 sayılı KHK'nın 3. maddesi uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen yargı mensuplarının, “meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan “olağanüstü tedbir" niteliğindedir.
Bu kapsamda, ülkenin içinde bulunduğu tehdidin ortadan kaldırılması ve bozulan kamu düzeninin ivedi şekilde yeniden tesis edilmesi amacıyla 667 sayılı KHK'nın 3. maddesi ile “terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen” üstün kamu gücü yetkisi kullanma ayrıcalığına sahip bu kişiler hakkında uygulanmak üzere olağan dönemdeki yaptırımlardan farklı olarak olağanüstü nitelikte yeni bir tedbir getirilmiştir.
Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyelik, mensubiyet, iltisak veya bunlarla irtibat, anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan ve hâkim ve savcılar hakkında bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanmasını gerektiren hâllerdir. Yukarıda yer verilen yapılara üyelik ve mensubiyet olmasa da bu yapılara iltisaklı veya bunlarla irtibatlı bulunulması hâli de anılan tedbirin uygulanabilmesi için yeterlidir. Nitekim davalı idare, yargı mensupları hakkında aldığı meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin kararları, anılan yargı mensuplarının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisaklarının sabit olduğu gerekçesiyle tesis etmiştir.
Anayasa Mahkemesi 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamıştır. Bu kavramlar ile kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hal ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterli olacaktır.
Bu bağlamda, üstün bir kamu gücü yetkisi niteliğindeki yargı yetkisini kullanan yargı mensupları yönünden örgüt ile irtibat ve iltisak hususu değerlendirildiğinde, yetki ve nüfuzlarını kullanarak örgütün amaçlarını gerçekleştirmesi için ya da örgütün talimatları doğrultusunda kendilerine veya başkalarına yarar sağlamak için bir takım hal ve hareketlerde bulunmak suretiyle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüklerini ihlal ettikleri yönünde bir kanaat oluşması halinde örgüt ile irtibat ve iltisaklarının bulunduğunu söylemek mümkün olacaktır.
5) Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi
Yargı mensubu olarak görev yapanlar hakkında meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanması için ilgililerin terör örgütleri ve millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyelik, mensubiyet veya iltisakını ya da bunlarla irtibatını ortaya koyan delil, bulgu ve bu yönde değerlendirme yapılmasına neden olan hususların idare tarafından ortaya konulması gerekmektedir.
Dava konusu kararların dayanağı olan delillerin, davalı idare tarafından dava konusu işlemlerin tesisinden sonra tespit edilerek dosyaya sunulduğu anlaşılmakta ise de bu delillerin terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyelik, mensubiyet, iltisak veya bunlarla irtibatı ve anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan geçmişe ilişkin olay ve olgular olduğu görüldüğünden dava konusu işlemlerin hukuka uygunluğunun değerlendirilmesinde dikkate alınabileceği tabiidir.
a) Davacı Hakkındaki Tanık Beyanları
Davacı hakkındaki tanık beyanları şu şekildedir:
19. Dönem Adli Yargı Hakim adayı olarak görev yapmakta iken bilgisine başvurulan D.A.A. isimli şahsa ait adalet müfettişlerince düzenlenen 23/09/2016 tarihli tanık ifade tutanağı: ''...Aşağıda ismini belirttiğim kişiler üniversite döneminde cemaat evlerinde ve/veya yurtlarında kalan kişilerdir: ... (...): 10. Dönem İdari Yargı Hakim adayı. Sonradan Diyarbakır İdare Mahkemesi Üyesi olduğunu öğrendim. 2013 Ankara Hukuk mezunu. Yurtta belletmen olarak görevliydi. Cemaate gönülden bağlıydı. Okul döneminde başı kapalıydı, sonradan açılmış. Cemaat bağlantısının devam edip etmediğini bilmiyorum.''
10. Dönem İdari Yargı Hakim adayı olarak görev yapmakta iken bilgisine başvurulan Ş.Ü. isimli şahsa ait adalet müfettişince düzenlenen 27/03/2017 tarihli ifade tutanağı: ''...Ben bana dijital ortamda gösterilen dönem yıllıkları ve Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu olup hakim-savcı adaylığı sınavlarına giren kişilere ait fotoğraflı listeyi inceledim. Bu incelemede ...... (...) ...isimli kişilerin öğrencilikleri döneminde cemaat bağlantıları olduğunu biliyorum. Bu kişiler hakkında bildiğim hususları anlatmak istiyorum. ...... (...): Ankara Hukuk 2009 girişli, 2013 mezunudur. Okulda sınıf arkadaşımdı. Cemaat evlerinde kalırken görmüştüm. Kaç yıl kaldığını ve kaldığı sürede görev alıp almadığını bilmiyorum.''
11. Dönem İdari Yargı Hakim adayı olarak görev yapmakta iken bilgisine başvurulan C.A. isimli şahsa ait adalet müfettişlerince düzenlenen 20/08/2016 tarihli tanık ifade tutanağı: ''...Aşağıda ismini belirttiğim kişiler üniversite döneminde cemaat evinde kalan kişilerdir. ......: 2009 Ankara Hukuk girişli. 10. Dönem İdari Yargı Hakim Adayı idi. Şu an nerede görev yaptığını bilmiyorum. Üniversite boyunca cemaate ait evlerde kaldı ve aktif görevler aldı. Cemaate gönülden bağlı birisi idi ve onların sözünden çok çıkmazdı. Okul döneminde başı kapalı idi, sonrasında açıldığını gördüm. Cemaat bağlantısının devam edip etmediğini bilmiyorum.''
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan B.T. isimli şahsa ait adalet müfettişlerince düzenlenen 09/11/2016 tarihli tanık ifade tutanağı: ''...Dönemde tüm örgüt elemanları örgüt evliliği yaptı. İstisnai olarak E.Ş.'nin ve ...'un evliliği örgüt evliliği değildir. ...Akademi stajı esnasında Ankara bayan adaylarının bir kısmının (her evden bir kişinin) akademide kalması talimatı verilmişti. ...Yanlış hatırlamıyorsam ... da bu şekilde akademi yurdunda kalmıştır. ...... kendisi örgüt evinde kalıyordu. Fakat örgüt akrabasıyla evlenmesine istisnai olarak ''izin'' vermişti.''
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan C.M. isimli şahsa ait Aydın Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 05/01/2017 tarihli sorgulama tutanağı: ''...Bizim dönem 200 kişi idi. ...Ben bizim 200 kişilik dönemde cemaatçi fetöcü olarak bildiğim kişiler şunlardır. ...... (açığa alındı) ...Bu meslektaşlarımın cemaatçi olduğu Akademide yaygın olarak herkes tarafından bilinir. Konuşulur idi.''
Avukat olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan Z.N.Y. isimli şahsa ait Tokat Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 14/10/2017 tarihli şüpheli ifade tutanağı: ''...MÜLAKAT EVİ YAPILANMASI: ...mülakat evinde benimle beraber ..., F., H., A. ve S. isimli şahıslar vardı. Bu şahıslar ile birlikte mülakat evinde parça parça kaldım çünkü o dönemde 17-25 Aralık olayları olmuştu ve mülakatlar erteleniyordu ...Bu evin murakıbı ... Kod adlı şahıs idi, bu evin sermurakıbı hatırladığım kadarıyla ... kod adlı şahıs idi, bu iki şahısta stajyer hakim idi. O dönemde Mülakat evine daha önce görmediğim bir şahıs yanında iki şahıs daha vardı 3 kişide bayandı, bize hitaben Mülakatta giyeceğiniz kıyafetleri giyin gelin dediler bizde odada mülakat kıyafetlerimizi giydik, odaya geldik ve hepimiz oturduk ...bizi gözlemlediler ve mülakat elbisemizin uygun olduğunu söylediler. ...Sonrasında ben İdari Hakimlik mülakatına girdim ve bu mülakattan elendim ve memleketime gittim sonrasında yine Adli mülakat için aynı eve geldim ve aynı şahıslar vardı ...... isimli şahıs: Soyadını ... olarak biliyorum, Erzurumlu olduğunu biliyorum, Ankara Hukuk Fakültesi mezunu olduğunu biliyorum, benim kalmış olduğum mülakat evinde birlikte kaldığım şahıstır, uzun boylu zayıf esmer şahıstır görsem teşhis ederim.''
Bununla birlikte aynı şahıs, dava dosyasında yer alan 15/10/2017 tarihli teşhis tutanağında ... isimli kişinin davacı ... olduğunu net ve kesin bir şekilde teşhis etmiştir.
Avukat olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan Ü.A. isimli şahsa ait İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünce düzenlenen 13/09/2017 tarihli şüpheli ifade tutanağı: ''...Bütünleme sınavlarını geçtikten sonra S. ile görüşmemizde bana hakim-savcılık sınavlarına hazırlanmak için Keçiören ilçesinde bir ev olduğunu, kalıp kalmayacağımı sordu. Bende sadece ders çalışmak ve sınavlara daha iyi hazırlanabilmek için kabul ettim. ...S. bu ev ile ilgili olarak bana evde Hukuk Fakültesi mezunu 4-5 kişi olacağını onlarında hakim-savcılık sınavına hazırlandığı, ...evde daha iyi ders çalışmamız için cep telefonu kullanılmayacağını, evde sabit bir telefon olduğunu, dış aramalara kapalı olduğunu, sadece 1.Derece akrabalarımıza sabit hattın numarasını verebileceğimizi ve onlarla görüşebileceğimizi ...bu şartları kabul edip etmediğimi bana sordu. ...Ben şartları kabul ettikten sonra ...2013 yılının ağustos ayının sonlarında S. isimli şahıs beni Ankara tren garında karşıladı ve birlikte taksi tutarak Keçiörende bulunan ...bir apartmana götürdü. ...S. isimli şahıs evde kaldığım süre boyunca gerçek ismimi kullanmaktan ziyade bir kod ismi kullanmamın uygun olacağı telkininde bulundu. ...Bu evde kod adlarını bildiğim ancak gerçek isimlerini bilmediğim H., A., ..., B. isminde farklı üniversitelerin Hukuk Fakültelerinden mezun kişiler vardı. HAKİM SAVCI ÇALIŞMA EVİ: 2013 YILI AĞUSTOS-ARALIK AYI ......: ... olarak bildiğim şahsın isminin kod adı olduğunu biliyorum ancak gerçek ismini bilmiyorum. Şahsın hangi üniversiteden mezun olduğunu ve nereli olduğunu bilmiyorum. Bu şahıs orta boylu, beyaz tenli, zayıf yapılı dalgalı orta uzunlukta kahverengi saçlı, görsem teşhis edebilirim.''
Bununla birlikte aynı şahıs, dava dosyasında yer alan 13/09/2017 tarihli teşhis tutanağında ... olarak bildiği kişinin davacı ... olduğunu net ve kesin bir şekilde teşhis etmiştir.
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan S.E. isimli şahsa ait Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 08/12/2016 tarihli sorgulama tutanağı: ''...2008 yılında Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesini kazandıktan sonra bu yapının evlerinde kalmak zorunda kaldım. ...4 yıl boyunca 2008-2012 yılları arasında cebeci semtinde Cemal Gürsel caddesi üzerinde açık adresini bilmediğim bir evde benim haricinde 4 öğrenciyle kaldım. ...Ayrıca bu evde kaldığım dönemde ... ve K.Ç. bizimle kaldı. ... idari Hakim oldu nerede görev yaptığını, açığa alınıp alınmadığını bilmiyorum. K.Ç. ve ... Erzurumludur. ...Her ikisi de benden bir sınıf geridelerdi. ... bildiğim kadarıyla 15 Temmuz sonrası idari hakim oldu. Ev arkadaşlarım olan bu bayanların FETÖ adına aktif bir şekilde çalışıp faaliyette bulunduklarına tanık olmadım. Ancak benim gibi eski ismi ile cemaat yapılanmasına ait evde öğrenci olarak kaldılar. Ancak ismini verdiklerimden ... ve K.Ç.'nin etkin olarak FETÖ yapılanması içinde görev yaptığını düşünüyorum. Bu şahısların konuşmalarından bu kanaate vardım. ... ... ve K. sürekli birlikte geziyordu, onla ilgili de bu yönde tahminim var...''
Bununla birlikte 19/12/2016 tarihli şüpheli ifade tutanağı ve 25/04/2017 tarihli sorgulama tutanağında da davacı ile ilgili olarak aynı yönde beyanların yer aldığı ve dava dosyasında yer alan 19/12/2016 tarihli fotoğraf teşhis tutanağında, ifade sahibi tarafından ...'un kesin bir şekilde teşhis edilmiş olduğu görülmektedir.
10. Dönem İdari Yargı Hakim adayı olarak görev yapmakta iken ifadesine başvurulan E.K.Ö. isimli şahsa ait;
-Sakarya Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 31/07/2017 tarihli ifade formu: ''...mülakat açıklandıktan sonra Ankara adayı olarak stajıma başladım, staj başladıktan iki hafta sonra evimi değiştirerek Balgat civarında bir eve geçtim, bu evde ben gittiğimde iki tane idari yargı adayı daha vardı, bunlar ... (ihraç) ve F.A. (ihraç) idi. Bu arkadaşlarımla kaldığım dönemde Ankara Vergi Mahkemesi hakimi olan G. isimli bayan hakim arkadaşlara hitaben ''ablanıza sormadan geziye gitmeyin'' şeklinde söyleyince biz onun da örgüt üyesi olduğunu anladık, bu kalmış olduğumuz eve H.A. sık sık geliyordu. H.A. bir gün eve geldiğinde beni kenara çekerek telefonumun android olup olmadığını sordu, ben de android olduğunu söyledikten sonra telefonumu alarak Bylock isimli programı telefonuma kurdu, ...beni bylock programından ... veya ... olarak kaydettiğini söyledi, evde kalan diğer arkadaşlardan ...'a (...), F.'ye (...) kod ismi vermişti., diğer arkadaşlarıma Bylock kurup kurmadığını bilmiyorum ancak ... dediğinde ...'ı ... dediğinde ise F.'yi anlıyordum. ...beni iki şahsın daha bulunduğu bir gruba aldı, bu grupta eve gelip sohbet yapan ve kod ismini hatırlamadığım bir bayanla ...vardı, ...biz akademide ...'la aynı odada kaldık ve orada namaz kıldık, F.A. da bizim odaya gelip namaz kılmaya başladı, ...Örgütün hakim ve savcılarının evlilik işlerinden ...... kod isimli şahıs ilgileniyordu. ...... isimli arkadaşım amcasının oğlu ile nişanlıydı, ona bu şekilde yaklaşmadılar ancak F.A. isimli arkadaşım da benim gibi adli yargı hakim adayı olan T.B. ile örgüt vasıtası ile tanışarak evlendi.''
-Tokat İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünce düzenlenen 14/12/2017 tarihli şüpheli ifade tutanağı: ''...Bu kira sözleşmesinin ... ve benim adıma olduğunu biliyorum. Ayrıca staj evinde kaldığım dönemde İngilizce bilmemiz gerektiğini ve kursa gitmemiz gerektiğini ve mümkünse yüksek lisansa başvurmamız gerektiğini ... kod adlı şahıs ve A. Abla söylemişti. ...Ben bu staj döneminde kaldığım evde 2015 yılı ağustos ayına kadar kaldım. Bu evde benimle birlikte ..., F.A. isimli şahıslarla birlikte kaldım. Bu tarihte ben evlendiğim için evden ayrıldım. Ben ayrıldıktan sonra da yaklaşık eylül ayı içerisinde diğer şahıslar evden ayrılarak evi kapattıklarını biliyorum. ...staj evimizin sorumlusu olan Ayşe kod adlı şahıs staj evinde birlikte kaldığımız F.A., ... ve bana hitaben mesai içerisinde namaz kılmamamızı eğer yetiştirebilirsek eve geldiğimiz vakitte namazlarımızı Cem etmemizi Danıştay'da bulunduğumuz zaman içerisinde de Danıştay'a yakın olan … ve … isimli AVM lere giderek buralarda bulunan mescitleri kullanmadan kıyafet kabinlerinde yanımıza alacağımız çöp poşetlerini yere sermek suretiyle namazlarımızı kılabileceğimizi söyledi. Bizde Danıştay stajındayken evde gelemediğim zamanlarda bu şekilde yapıyordum. ...Ayrıca staj döneminde hakim adayları ilk aldıkları maaşının tamamını yani o dönemde 3500 tl tutarında parayı burs adı altında staj döneminde bizimle ilgilenen ... kod H.A. isimli şahsa vermiştim. Ev arkadaşlarım olan F.A. ile ... un bu şekilde ilk maaşının tamamını verip vermediklerini bilmiyorum. ...60-...: Bu şahıs Erzurumludur, bu şahıs Ankara hukuk mezunudur, bu şahısla staj evinde birlikte kaldım, bu şahısla ilk defa staj evinde yapıyla alakası olduğunu öğrendim. Görsem teşhis ederim. ...”
Bununla birlikte dava dosyasında yer alan 15/12/2017 tarihli teşhis tutanağında, ifade sahibi tarafından ...'un net ve kesin bir şekilde teşhis edilmiş olduğu görülmektedir.
Avukat olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan A.S.Ö. isimli şahsa ait Tokat Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 19/09/2017 tarihli şüpheli ifade tutanağı: ''...BİRİNCİ EV: Eve gittiğimizde evde ..., F., G., H., N. isimli şahıslar vardı. Bu evde kaldığımız dönemde evin murakıplığını ve sermurakıplığını ... kod adlı şahıs ile ... kod adlı şahıs yapıyordu ancak hangisinin murakıp hangisinin sermurakıp olduğunu bilmiyorum. ...2013 YILINDA SONBAHAR DÖNEMİNDE YAPILAN İDARİ YARGI SINAV SORULARININ VERİLMESİNE İLİŞKİN BİLDİKLERİ: ...idari yargı sınavına benim dışımda evde bulunan F., Ü., ..., N. ve H. isimli şahıslar girdi. İdari yargı sınavının gecesine sermurakıp ve murakıp olduğunu beyan ettiğim ... ve ... kod isimli şahıslar eve geldi, ...benim dışında sınava girecek olan F., Ü., ..., N., H. isimli şahıslar ile ... kod adlı şahıs yan odada ayrı görüştü, onlar ne yaptı ne etti bilmiyorum, ancak bu şahıslardan ... isimli şahsın ağlamaklı bir şekilde odadan çıktığını hatırlıyorum, ben 2013 yılında yapılan idari yargı sınavına girmediğim için evdekilerden ayrı bulunduğum için diğer odada ne yapıldığını bilmiyorum, hatta bunu diğer odadaki kişilere sordum bana herhangi bir cevap vermediler. Ben 2013 yılında sonbaharda yapılan adli yargı sınavına girdim, bu dönemde verilen sorularla ilgili bildiklerimi anlatmak istiyorum, 2013 YILINDA SONBAHAR DÖNEMİNDE YAPILAN ADLİ YARGI SINAV SORULARININ VERİLMESİNE İLİŞKİN BİLDİKLERİ: Bizim evde kalan ben, ..., Ü., N., F., H. isimli şahıslarla bulunduğumuz sırada 2013 yılının sonbahar döneminde yapılan adli yargı sınavının akşamına … ve ... kod isimli şahıslar eve geldi, iki şahıs bizi salonda topladı, ... kod isimli şahıs salona en uzak odaya geçti sonra her birimizi tek tek odaya aldı, yanlış hatırlamıyorsam odaya girmeden önce abdest aldık, ben odaya girdiğimde elinde Kuran-ı Kerim vardı, bana Kuran-ı Kerim'e el basarak bir yemin ettirdi, yemin metni hatırladığım kadarıyla "bu evde gördüklerini, bu evde tanıdığın kişileri, bundan sonra yaşayacaklarını kimseye söylemeyeceksin, eğer bu yaşadıklarını ve yaşayacaklarını söylersen annen baban ölsün, çocukların sakat kalsın, eşin ölsün" şeklindeydi. Daha sonra yemin edip odadan çıktım ve salona geçtim, salona geçtiğimde yanlış hatırlamıyorsam ... kod isimli şahıs getirmiş olduğu flaşı bilgisayara taktı, oturduk, bilgisayarı önümüze açtı ve bize hitaben "sadece soru ve cevaplara bakın birbirinize soru sormayın" şeklinde söyledi. Bize verilen soruları incelediğimde 40 tane (sayıdan tam olarak emin değilim) genel kültür genel yetenek sorularının olduğunu anladım, biz soruları inceledikten sonra bilgisayarı kapattı ve evden … ve ... kod isimli şahıslar ayrıldılar, ertesi gün sınava girdiğimde genel kültür ve genel yetenek sorularının büyük bir bölümünün çıktığını gördüm, ancak bir kısmının değiştirildiğini veya çıkmadığını fark ettim ...2013 yılında yapılan adli yargı sınavının sorularını benimle birlikte ..., Ü., N.,H., F. isimli şahıslar aldı, hatta soru alma olayının sonrasında çok duygusal olan ... isimli şahsın ağladığına da şahit oldum. Ben yukarıda belirttiğim üzere 2013 yılında yapılan idari yargı sınavına girmediğim için soruların alındığına şahit olmadım, 2013 yılında yapılan adli yargı sınav sorularının bize verilmesinden sonra 2013 yılında yapılan idari yargı sınavının benim dışımda evde bulunan ..., Ü., N., F., H. isimli şahıslara verildiği kanısı oluştu, ...''
Bununla birlikte aynı şahıs, dava dosyasında yer alan 20/09/2017 tarihli teşhis tutanağında ... isimli kişinin davacı ... olduğunu net ve kesin bir şekilde teşhis etmiştir.
Öte yandan, davacının "silahlı terör örgütüne üye olmak" suçundan yargılandığı ... Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararında;
-Tanık N.G.'nin beyanı: ''...2013 Selçuk Üniversitesi hukuk fakültesi mezunuyum, mezun olduğumda Fen Edebiyat fakültesinde okuyan N.Ö. isimli bir arkadaşımın yönlendirmesiyle Ankara Keçiörende bulunan fetö'ye ait hakim savcı çalışma evlerine gittim, ...evde sanık [davacı] ... ile birlikte F., Ü., A. ve H. isminde arkadaşlarımız vardı, burada yoğun bir şekilde ders çalışıyorduk, evin bazı kuralları vardır, Örneğin; cep telefonu kullanılması yasaktı, sabit telefondan görüşmelerimizi yapıyorduk, bu evin ... kod ismini kullanan gerçek ismi G. olduğunu öğrendiğim murakıpı ve bir kaç evden sorumlu ... kod ismini kullanan gerçek isminin H.N. olduğunu öğrendiğim sermurakıpı vardı, 2013 yılı Kasım ayında yapılan idari yargı sınavını F. ve ... kazandı, diğerleri kazanamadı, Aralık 2013 tarihinde yapılan adli yargı sınavını A. kazanamadı, biz kazandık, ...''
-Tanık H.Ö.'nün talimat ile alınan beyanı: ''Ben 2011-2013 yıllarında örgüte ait hakim savcı çalışma evlerinde kaldım, 2013-2014 yılları arasında Ankarada bulunan Hakim Savcı aday evlerinde kaldım, Üniversite yıllarında örgüte ait evlerde ve yurtlarda kaldım, etkin pişmanlık hükümlerinden yararlandım, sanığı [davacıyı] tanıyorum, İdari Yargı hakimiydi ihraç edildi, sanık [davacı] eşimin arkadaşıdır. Eşimde 2014-2015 yılları arasında örgüte ait İdari Yargı hakim adayı evlerinde kalmıştı, 2014 yılında sanığın [davacının] da örgüte ait hakim adayı evlerinde kaldığını biliyorum, çünkü eşimle birlikte aynı evde kalıyordu, eşimle yakın arkadaş olduğu için bu evlerde kaldığını eşimden duydum, sanığın [davacının] bylock kullanıp kullanmadığını bilmiyorum, örgütsel faaliyetlerine ilişkin bilgim yok, sadece eşimle aynı örgüte ait hakim adayı evinde kaldığı için bu evde kaldığını biliyorum, bu ev Ankara'nın Balgat semtinde bulunan bir evdi, yer göstermesini de yaptım."
Davacı tarafından, tanığın mesleğe kabul edilebilmek için hakkında gerçek dışı beyanda bulunduğu, kaldı ki ifadesinde belirttiği hususların tamamının 2012 yılı ve öncesine ait olduğu ileri sürülmüştür.
Bununla birlikte davacının etkin pişmanlık kapsamındaki beyanları şu şekildedir;
-Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 21/12/2016 tarihli sorgulama tutanağı: ''...Lise son sınıfta burs kazandığımdan 2008-2009 yılları arasında bir yıl süre ile cemaate ait FEM dershanesine ücretsiz olarak gittim. ...dershaneye gitmemle birlikte FETÖ terör örgütü ile tanıştım. ...Dersanedeki derslerden sonra etüt yapıyorduk, etüt programından sonra ise binanın üst katında bulunan ve mescit olarakta kullanılan kata çıkıyorduk, burada yemek ve pasta türü şeyler yiyorduk, daha sonra ise Menkıbe tarzında kitaplar okunurdu, zaman zaman Fetullah GÜLEN'e ait vaazlarıda videodan izlettikleri olmuştur. Genelde bu tür video gösterileri kısa süreli olurdu, ...Liseyi bitirdiğim sene Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesini kazandım. ...bunun üzerine FETÖ'ye ait yurtlara baktık. Bu yurt fiyatları da yüksekti bunun üzerine bütçemize uygun olduğundan 200 TL karşılığında okula yürüme mesafesinde bulunan FETÖ'ye ait bir eve yerleştirildim. ...Aslında ben Hukuk Fakültesini derece ile kazandım, bu nedenle kendileri beni bahse konu evlerde kalmamı özellikle istediler. Bahse konu evlerde üç yıl süre ile kaldım, her sene evler değişiyordu. Dolayısıyla üç farklı evde kaldım, bu evler Cebeci de bulunuyordu. ...Ben daha önce de söylediğim gibi üç yıl bu evlerde kaldım ve her sene ev değiştirdik, öğrenim yılı başladığında kalacağımız evleri gösteriyorlardı bizde gidiyor ve yerleşiyorduk. Dolayısıyla birlikte kalacağımız arkadaşlarımızı kendimiz seçmiyorduk, bu yöndeki taleplerimizi de makul bulmuyorlardı. Kaldığımız evlerde bizden sorumlu ev ablaları oluyordu. ...Ev ablaları evde düzen ve tertip ile ilgileniyorlardı, nöbeti ayarlıyorlardı, nöbet; yemek, bulaşık ve temizliğe ilişkindi. Ayrıca akşam namazlarından sonra tesbihat okutturuyorlardı. Yine yemekten sonra çay içtiğimiz sırada kitap okuyorduk, ilk senede daha çok gözümüzü korkutmamak adına öykü tarzı kitaplar okutturuldu, daha sonraki yıllarda ise Fetullah GÜLEN'in kitaplarını da okuyorduk. Ayrıca zaman zaman Risale okunduğu da oluyordu. Bunu genelde ev ablası okuyor ve açıklıyordu. Zaman zaman yurtların konferans salonlarında daha geniş katılımlı sohbet toplantıları düzenleniyordu, ben bu toplantılardan Kutlu Doğum nedeniyle yapılan etkinlik dışındakilere katılmadım. Bu nedenle ne konuşulduğunu bilmiyorum. ...Ben üç yıl bahse konu evlerde kaldıktan sonra son sene annemin Erzurum'da kanser hastası olması nedeniyle sürekli okula devam edemeyeceğimden dolayı yine cemaate ait Cebeci'de bulunan Cemre yurduna geçtim. Evde kaldığımız süre içerisinde zaman zaman bizden cemaate yeni eleman kazandırmak adına sohbetlere sınıflarımızdan arkadaş getirmemiz istendiği oluyordu, bizde samimiyet kurabildiğimiz öğrencilere söylüyorduk ve içlerinden gelenler oluyordu. ...Ben üniversite döneminde FETÖ'ye ait evlerde ve yurtta kalmış olduğumdan dolayı HSYK tarafından açığa alındığımı düşünüyorum.''
-Tokat Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 20/09/2017 tarihli şüpheli ifade tutanağı: ''...Benim daha önce Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığınca ifadem alınmıştı, bu ifadede sadece üniversite yapılanmasını anlatmıştım. Çalışma evi ve sonrasından bahsetmemiştim. Bu hususları da eklemek istiyorum. Benim daha önce Diyarbakırda vermiş olduğum ifadem ve Tokat KOM Şube Müdürlüğünde vermiş olduğum 17/09/2017 tarihli ifadem ile bu ifadem arasında çelişki olması halinde bu ifademe itibar edilsin, ben her şeyi dosdoğru anlatmak istiyorum, ...Ben 2009 yılında Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesini kazandım 2013 yılında da mezun oldum. Daha sonra benimle kariyer görüşmesi adı altında görüşme yapıldı. KARİYER GÖRÜŞMESİ: Ben kariyer görüşmesi adı altında 4. sınıfta yurtta bulunduğum dönemde kod adı kullanan ancak şu an kod adını hatırlamadığım görsem teşhis edebilceğim bir şahıs ile görüştüm, bu görüşme iki ya da üç kez yapıldı, bu görüşmelere benimle birlikte B., A., F., H.D., K., Ş. katıldı. Bu şahıslar çalışma evine girdi mi girmedi mi bilmiyorum ancak daha sonra F. ve A. ile aynı evde kaldığımdan dolayı hakim savcı çalışma evine girdiklerini biliyorum. Kariyer görüşmesi adı altında bizimle görüşme yapan kişinin yargı çevresinden biri olduğunu düşünüyorum. Kod adını hatırmamadığım kariyer görüşmesi yapan şahıs bize hitaben "hakim savcılık sınavına hazırlanmayı düşünüyor musunuz, hizmet ile ilgili ne düşünüyorsunuz, evleneceğiniz görüştüğünüz birisi var mı" şeklinde konuşma yaptı, ben de "hakim savcı olmak istiyorum, görüştüğüm kişi var bu şahıs kuzenim, hizmetten de bir zarar görmedim iyi insanlarla tanıştım" şeklinde cevap verdim. Biz kariyer görüşmesi yaptıktan sonra ...... kod adlı şahıs beni telefonla aradı, numaramı evlerden aldığını, hakim savcılık sınavına yapıya ait evlerde çalışıp çalışmayacağımı sordu, ben de durumu kabul ettim, yanlış hatırlamıyorsam ... kod adlı şahıs ile yaptığımız görüşmeden iki gün sonra ben Aşti'ye gittim, Aşti'ye gittiğimde ... kod adlı (her ne kadar daha önceki ifademde gerçek adı mı kod adı mı bilmediğimi belirtmiş isem de) karşıladı. Aşti'ye indiğimde ... kod adlı şahıs gelmeden önce F. isimli şahıs da gelmişti, ... kod adlı şahıs ikimizi de alarak Keçiören Aktepe'de bulunan şu an gitsem gösterebileceğim bir eve götürdü. Bu ev benim ilk ve son girdiğim çalışma eviydi. BİRİNCİ ÇALIŞMA EVİ: Bu eve ... kod adlı şahıs bizi götürdüğünde ben, F., G., H., A., N. isimli şahıslarla kalmaya başladık. Bu evin murakıbı yani sorumlusu ... kod isimli şahıs'idi. Sermurakıbı ise ... kod isimli şahıstı, … ve ... kod adlı şahısların bir üst dönemden hakim savcı stajeri olduğunu biliyorum. ÇALIŞMA EVLERİNİN GENEL ÖZELLİKLERİ: Ben çalışma evine gittiğimde ... kod adlı şahıs bizi topladı ve bizlere evdeki kuralları anlattı, bize hitaben "teknolojik alet, telefon, televizyon kullanmak yasak, acil bir durum olması durumunda ankesörlü telefondan arayın, eve bir sabit hat alınacak, bu sabit hattan içerden dışarı aranmayacak, bu sabit hattın numarası sadece 1. derece ailenize verilecek, ...evde 10 saat ders çalışmak zorunlu, kimin ne kadar çalıştığı konusunda ve dini kitaplardan ne kadar okunduğu konusunda çetele tutulacak, evde herkes sırasıyla nöbetçi olacak, haftada bir pazara market alışverişine gidilecek, mümkün olduğunca dışarı çıkılmayacak, komşularla muhattap olunmayacak, olunduğunda da öğrenci ya da öğretmen gibi bir şey (tam emin değilim) olduğumuz söylenecek, her gün 45 dakika kanun metni okunacak, değişikler not edilecek, vb" şeklinde sözler söyledi. Akabinde evde bulunan kişilerin telefonlarını toplayarak aldı, bu evde kullandığımız sürece telefon kullanmadık. Daha sonra aramızda sabit hattı kimin üzerine alacağı konusunda kura çektirdi, kura F.'ye çıkmıştı ve telefon hattı F.'nin üzerine alındı. ...ben bu evlerde bulunduğum süre içerisinde Diamond isimli bir fotokopiden ibaret bir soru bankası gibi bir şey vardı, ...Diamond isimli bu kitabı büyük abi ve ablaların konu taraması yaparak hazırladığı söylenmişti, Diamond dışındaki bütün kaynaklar piyasada bulunan kaynaklardı. Ayrıca ... kod adlı şahıs bu evde bulunduğumuz dönemde dışardan iki kez deneme sınavı getirdi. Bize bunları çözdürdü, cevap anahtarına baktık, sonra kitapçıkları alıp gitti. Ben bu evde bulunduğum dönemlerde soru verilme olayına ilişkin bildiklerimi anlatmak istiyorum, ben bu evde 2013 yılının sonbahar döneminde yapılan adli ve idari yargı sınavına girdim. 2013 YILINDA SONBAHAR DÖNEMİNDE YAPILAN İDARİ YARGI SINAV SORULARININ VERİLMESİNE İLİŞKİN BİLDİKLERİM: 2013 yılında sonbahar döneminde yapılan idari yargı sınavının yapılacağı günün akşamına ... kod adlı şahıs ile ... kod adlı şahıs (... kod adlı şahsın geldiğinden tam olarak emin değilim) akşam vakitlerinde eve geldi, evde bulunan kişileri (evde bulunan ben, F., A., G., H., N. olmak üzere toplam altı kişiyi) salona topladı, bize genel bir motive amaçlı konuşma yaptı, bu kısımda herhangi bir soru verilme alınma olayından bahsetmedi, sonrasında A. haricindeki kişileri tek tek odaya aldı, A.'nın okulu geç bitirmesi nedeniyle idari yargı sınavına başvuru yapamamıştı, bu nedenle A. dışındaki kişileri tek tek odaya aldı. A. bizi tek tek odaya alırken başka bir odada ders çalışıyordu, daha sonra ben ... isimli şahıs ile görüşmek üzere tek başıma odaya gittim, ... kod adlı şahıs benimle görüşmeye başladı, görüşmede bana hitaben; "burada gördüğünüz şeyleri kimseye söylemeyeceğinize dair yemin edeceksiniz" şeklinde söyledi, daha sonra Kuran'a el basarak yemin ettirdi, yemin metni yazılı haldeydi, hatırladığım kadarıyla yemin metninde "burada gördüklerimi kimseye söylemeyeceğime, eğer söylersem annem, babam, tüm sevdiklerim ölsün, çocuğum sakat doğsun” şeklinde şeyler vardı, yemin metni o kadar ağırdı ki şu an bazı şeyleri hatırlamıyorum, hatta bizim kendimizle ilgili çok büyük yeminler de vardı, ben bu yeminleri ettikten sonra ... kod adlı şahsın yanında ağlamaya başladım ve ... kod adlı şahsa soruları almayacağımı söyledim, o da bana hitaben; "siz bize güvenmiyor musunuz, şimdiye kadar tek amacımız Allah'ın ismini dünyaya yaymak için çabalamak, demek ki bu davaya inanmıyorsunuz, sen bilirsin, diğer arkadaşların ne düşünecek, vb" şeklinde sözler söyledi, ben bunun hırsızlık olduğunu, yapamayacağımı söylediğim halde ... kod adlı şahıs beni ikna etmeye çalıştı ve bana hitaben "muhafazakarlar yıllardır geride kaldı, solcular ve ateistler yıllardır bunu yapıyor, senin gibi dürüst insanların bu yerlere girmesi gerekir, vb" şeklinde sözler söylemeye devam etti, daha sonra ben yine bunun hırsızlık olduğunu ve yapamayacağımı söylemem üzerine bana hitaben "komisyonda sınav sorusu hazırlayan kişilerin havuza verdikleri sorular olduğunu, Ankara'da büyük dersanelerin de bu işi yaptığını, hocaların hem havuza hem de dersanelere bu soruları verdiğini, buradaki soruların çıkıp çıkmayacağı belli değil, benzerde çıkabilir, vb" şeklinde sözler söylemesi üzerine ben ağlamaya devam ettim, daha sonra ben odada kaldım, o odadan çıktı, ben o anda bunların çok güçlü olduğunu düşündüm ve ilk defa onlardan korkmaya başladım, daha sonra odadan çıktım, salonda bulunan diğer arkadaşların yanına gittim, ... kod adlı şahsın elinde fotokopi halinde tahminim 100'den fazla soru vardı, ben sorulara baktığımız zaman da ağlıyordum, soruları bizlere dağıttı, elden ele gezdirdik, sonra ... kod adlı şahıs eldeki fotokopileri topladı ve evden ayrıldı, bu soruların ezici çoğunluğu genel kültür genel yetenek ağırlıklıydı, ancak az miktarda alan sorusu da vardı, bu sınav sorularını benimle beraber evde bulunan N., Ü., H., F. isimli şahıslar aldı, A. isimli şahsın bu sınava girmeyecek olması nedeniyle soru alma olayında A isimli şahıs yoktu, soru dağıtıldığı esnada ... kod isimli şahıs birbirinizle konuşmayın şeklinde söyledi. Verdiği bu sorulardan bir miktarı çıkmıştı, miktarı tam olarak hatırlamıyorum. 2013 yılı sonbahar dönemi adli yargı sınav sorularının verilmesine ilişkin bildiklerimi anlatmak istiyorum, ...2013 YILINDA SONBAHAR DÖNEMİNDE YAPILAN ADLİ YARGI SINAV SORULARININ VERİLMESİNE İLİŞKİN BİLDİKLERİM: 2013 yılında sonbahar dönemindeki adli yargı sınavının akşamına yine Hale ve ... kod adlı şahıslar geldi, bu sınav akşamında ... kod adlı şahısların geldiğine eminim, bu şahıslar geldiğinde yine 2013 yılı sonbahar döneminde yapılan idari yargı sınav sorularının verilmesine ilişkin yaşadıklarımız (yemin, tek tek odaya alma gibi) yaşadıklarımızın benzerini yaptılar ve yemin ettirdiler, tek tek odaya aldılar. ... kod adlı şahıs getirmiş olduğu bilgisayara flashı taktı, sonra evde bulunan herkes yani ben, A., H., G., F., N. isimli şahıslar bilgisayarın başına oturduk, ... kod adlı şahıs yavaş yavaş bilgisayardan soruları göstermeye başladı, sorular genel kültür, genel yetenek ağırlıklıydı, ancak alan soruları da vardı. Buradaki soruların sayılarını net hatırlamıyorum ancak 2013 yılında yapılan yukarıda anlatmış olduğum idari yargı sınavında gösterilen sorulardan fazla miktarda soru vardı, bunların bir kısmı sınavda çıktı, bir kısmı da çıkmadı, ancak şunu hatırlıyorum, 2013 yılında yapılan yukarıda anlatmış olduğum idari yargı sınavından oransal olarak gösterdikleri sorulardan daha fazlasının bu sınavda çıktığını hatırlıyorum. Daha net söylemek gerekirse idari yargıda verilen soruların sınavda çıkanlara oranının, bu sınavda verilen soruların sınavda çıkanlara oranından daha az olduğunu hatırlıyorum, ama sayılar konusunda net hatırladığım bir şey yoktur. 2013 yılında yapılan idari yargı sınav sorularının verilme olayında A. isimli şahıs yoktu ancak bu sınavda A. isimli şahıs da soruları aldı. Benim sınav sorularının verilmesine ilişkin bildiklerim bundan ibarettir. Bu evde biz 2013 yılında sonbahar döneminde yapılan adli ve idari yargı sınavlarına hazırlandık, bu sınavlardan idari ve adli yargı sınavlarını F. ile ben kazanmıştık. ...Sınavlara girdikten sonra kitap okuma kampı yapılacaktı ancak 17-25 Aralık olayları nedeniyle kitap okuma kampı yapılamadı. Sonra biz ayrılarak memlekete gittik. Sınavları kazandığımız açıklandıktan sonra ocak ayı gibi tekrardan sınava hazırlandığımız eve gittim, bu evlerde yine sınava hazırlandığımız ben, N., F., Ü., H., A. vardı ayrıca tanımadığım, ismini hatırlamadığım adli yargı sınavını kazandığını bildiğim, görsem teşhis edebileceğim iki kişi daha vardı. Ben bu evde kısa süreliğine kaldım, sonrasında beni kod adını ... olarak bildiğim gerçek ismini bilmediğim kişi beni alarak Yine Keçiören'de bulunan, gösterebileceğim mülakat evine götürdü. MÜLAKAT EVİ: ... kod adlı şahıs beni bu eve götürdüğünde 2013 yılı adli ve idari yargı sınavlarını kazanan H.D., A. isimli şahıs, Z. isimli şahıs, S.Ç., F. ve ben kalmaya başladık, bu evin murakıbı ... kod adlı şahıstı, evin sermurakıbı kod adını hatırlamadığım, kod adı kullanan, hakimlik yaptığını hatırladığım (o dönemde atanmamış da olabilir bunu tam olarak hatırlamıyorum) bir kişi vardı, bu evde kurulu bir sabit hat yoktu, telefonlarımız açıktı, bu evde ... kod adlı şahıs bize hitaben; "etek diz altında olacak ama aşırı uzun olmayacak, topuklu ayakkabının topuğu çok yüksek olmayacak, ayakkabı rengi siyah olacak, gömlek beyaz olacak, takım elbise siyah olacak, vb" şeklinde söyledi, biz de dediklerine benzer şekilde mülakat alışverişi yaptık, daha sonra mülakata yakın bir dönemde bu eve üç kişi geldi, bu kişilerin isimlerini kod adlarını bilmiyorum, bu kişilerden bir tanesinin esmer, uzun boylu olduğunu hatırlıyorum, bu şahsı görsem teşhis edebilirim, diğerlerini görsem teşhis edemem. Bu şahıs bize sanki mülakattaymışız gibi prova yaptırdı, prova sırasında birkaç soru sordular, hatta biz mülakata girerken sanki gerçek mülakata giriyormuşuz gibi mülakat kıyafetlerimizi giydik, sonra ben idari yargı mülakatını geçtim, bu evde bulunan F.A. da idari yargı mülakatını geçti, ...ben mülakatı geçtikten sonra mülakat evindeki ... kod adlı şahıs F. ve bana staj yeri olarak Ankara Adliyesini seçeceğimizi söyledi, biz de Ankara Adliyesini seçtik, Ankara İdare Mahkemesinde 10. dönem idari yargı adayı (2014'ün haziran ayında) olarak göreve başladım.
STAJ DÖNEMİ: Staja başladıktan sonra nasıl tanıştırıldığımızı tam olarak hatırlamamakla birlikte staj döneminde benimle ilgilenecek olan ve üst dönemden hakim savcı olduğunu düşündüğüm ... kod adlı şahıs ile tanıştım. Bu şahısla benim dışımda bizim dönemden görüşen F. ve E. isimli şahıslar vardı. ... kod isimli şahısla çok nadir görüşüyorduk, dışarıda görüştüğümüz olmuştur, bu şahısla bir kezde evinde görüştüğümüzü hatırlıyorum ancak şu an o evi gösteremem. ... kod isimli şahıs bizden ilk maaşımızı istedi, ancak benim ailevi durumumun kötü olduğunu belirttim ve ilk maaşımı vermedim, ayrıca daha sonra ... kod isimli şahıs benden maaşımın %15'ini talep etti, ben bunu da vermedim. Normalde bekarlardan %15 evlilerden %10 şeklinde himmet alınıyordu. Diğer arkadaşlar bu himmeti verdiler mi vermediler mi bilemiyorum. Bizim dönemde soru alınma olayı ile ilgili olarak soruşturma vardı, yaklaşık iki yıl staj yaptık, staj döneminde akademide staj yaptığımız esnada ... kod adlı şahıs bana E. ile yurtta kalacağımızı söyledi ve E. ile birlikte ben yurtta kaldım, yurtta kalmadığımız dönemde de E. ile ben staj evi olarak adlandırılan evde beraber kaldık, ...Ben evlenene kadar bu staj evinde kaldım, akademide de E. ile birlikte kaldık, ...17-25 Aralık olaylarından sonra bulunduğumuz yerdeki ...den sonra veya önce en güçlü olan ikinci partiye oy vermemiz istendi.''
Bu durumda, davacının örgütün içinde aktif olarak yer aldığına, lise döneminde örgüte müzahir dershaneye gittiğine, üniversitede örgüte ait ev ve yurtlarda kaldığına ve bu yurtlarda belletmenlik yaptığına, örgüt toplantılarına katıldığına, sınavlara örgütün hakim-savcı sınav çalışma evlerinde hazırlandığına ve sınav sorularının önceden kendisine verildiğine, örgütün mülakat ve staj evlerinde kaldığına, 2 farklı kod adı kullandığına (... ve ...) ve diğer hususlara yönelik yukarıda yer verilen ifadeler ile davacının bu ifadelere karşı beyanlarının değerlendirilmesi sonucunda, davacının beyanlarına itibar edilmeyerek FETÖ ile süregelen bir ilişki içerisinde olduğu sonucuna varılmıştır.
b) Hakim-Savcılık Sınavlarına Örgüte Ait Çalışma Evinde Hazırlanma
i. Çalışma Evinde Sınava Hazırlanma Hususunda Genel Değerlendirme
Tokat Cumhuriyet Başsavcılığınca ... sayılı soruşturma kapsamında düzenlenen 25/02/2019 tarihli dosya inceleme ve değerlendirme tutanağında "...F.G. isimli şahsın şüpheli olarak alınan savunmalarında ve Tokat Sulh Ceza Mahkemesinde yapılan sorgusunda özetle '2010 yılında Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesinden mezun olduğunu ve Kırıkkale İlinde avukatlık stajını yapmaya başladığını, daha önce ismini zikrettiği Ş. isimli şahsın kendisine ulaştığını, kendisini hakim savcı hazırlama evlerine davet ettiğini, Ş.' nin ve ailesinin ısrarı üzerine staj süresinde Ankara Etlik' te bulunan açık adresini hatırlamadığı bir eve yerleştirildiğini, bu evde
, Ankara Hukuk Mezunu olan S.K. (İdari hakim, abisi de hakim), Adana'lı Ankara Hukuk Mezunu esmer, dudağının üzerinde ben bulunan C., Afyonlu H., Afyon'un bir köyünden Ankara hukuk mezunu ailesi çiftçilik yapan uzun boylu zayıf ismini A. olarak hatırladığı kişiler olduğunu, bu hazırlık evinde yaklaşık dört ay kaldıklarını, kendisi dışında hepsinin sınavı kazandıklarını ve mülakatı geçtiklerini, zaten kendisini eve davet ederken sen yazılıyı geç biz mülakatı hallederiz şeklinde söylediklerini, Hakim Savcı hazırlık evlerine haftada bir gün hakim bir bayanın geldiğini, kitap ihtiyacını karşıladığını, bu bayanın zayıf, uzun boylu, Hatay yada Mersinli isminin E. olduğunu, E. isimli şalısın [şahısın] piyasadan fotokopi şeklinde soru ve konu anlatını [anlatımı] getirdiğini, bu fotokopilerdeıı[n] girmiş olduğu sınavda çıktığını hatırladığını ancak miktarını hatırlamadığını, bu evlerde cep telefonun yasak olduğunu, bu çalışma evinde sabit bir hat olduğunu, bu hatların dışarıya aramasının kapalı olduğunu, ancak bu sabit hattın dışarıdan arandığını, bu hat sayesinde sınava çalıştıkları dönemde aileleri ile görüştüklerini' beyan etmesi üzerine FETÖ/PYD Silahlı Terör Örgütünün Hakim/Savcılık sınavlarına hazırlık evi olarak kullanılan hücre evlerine yönelik Cumhuriyet Başsavcılığımız tarafından soruşturma başlatılmıştır.
...
-Bu evlere, üniversite döneminde yapının evlerinde veya yurtlarında kalan, yapıya güvenini ispat etmiş kişiler ile KARİYER GÖRÜŞMESİ adı altında görüşme yapılarak Hakim/Savcılık mesleğini yapmak isteyenler yönlendirilmektedir. KARİYER GÖRÜŞMESİ yapıldığı esnada kariyer görüşmesi yapan kişi KOD adı kullanmaktadır ve KOD adı kullandığını görüşme yaptığı kişiler bilmektedir.
-KARİYER GÖRÜŞMESİ sonucunda hakim savcı olmak isteyen kişiler genelde Ankara İlinde (...) bulunan evlere sınavdan yaklaşık üç-dört-beş ay önce çağrılmaktadır. Bu evleri bahse konu sınav döneminde Ankara Adliyesinde adli veya idari yargı hakim/savcı adayı olarak staj yapan ve yapının Ankara ilinde kiralamış olduğu adaylık (Staj evlerinde) evlerinde kalan yapı üyesi kişiler kiralamakta ve evin kira ve bazı masraflarını bu kişiler karşılamaktadır. Bu evlerin bir tanesinden sorumlu kişilere yapı içerisinde MURAKIP denilmektedir. Bu murakıp olarak adlandırılan kişilerin üstlerinde yer alan ve yapı içerisinde en az iki evden sorumlu kişilere SER MURAKKIP denilmektedir. MURAKIP ve SER MURAKIP'lık yapan kişiler gizlilik ve kendilerinin deşifre olmaması amacıyla KOD adı kullanmaktadır. KOD adı kullandıklarını evde kalan kişiler bilmektedir. Yapı içerinde MURAKIP ve SER MURAKIP olarak adlandırılan bu kişiler, bu görevi yaptıkları dönemde Ankara İlinde Hakim/Savcı adayı olarak görev yapmaktadırlar.
-Bu evlerde kalan kişilere, ev sorumluları olan MURAKIP veya SER MURAKIP olarak görev yapan kişiler mümkün olduğunca dışarı çıkmamaları, bu evin varlığından kimseye bahsetmemeleri, evin bulunduğu apartmandakiler ile muhatap olmamaları, muhatap olduklarında kendilerini avukat adayı yada hukuk öğrencisi olarak tanıtmalarını istemektedir. Bu evlerde kalmaya başlayacak kişilere bu evde şahit olacağı hususlardan kimseye bahsetmemeleri konusunda abdest aldırıp Kuran'ı Kerime el basarak yemin ettirilmektedir. Bu evlerde kalmaya başlayan kişilerin bir tanesinden adına bahse konu örgüt hücre evine kullanılmak üzere dışarıdan içeriyi aramaya açık, içeriden dışarıyı aramaya kapalı olan, yani tek taraflı aranmaya açık olan bir sabit hat alması istenilmektedir. Ancak son dönemde yapılan tespitlerde bazı hatların içeriden dışarıyı aramaya açık olduğu ve içeriden dışarıya nadirende olsa aramalar yapıldığı tespit edilmiştir. Kaldı ki bazı evlerin HTS dökümlerinin incelenmesinde içeriden dışarının arandığına ilişkin tespitler yapılmıştır. Ayrıca alınan son beyanlarda hat içeriden dışarıya veya dışarı içeriye aramaya açık olsa da ilgili sorumlular içeriden dışarıyı aramayı yasaklamaktadırlar. Yine eve gelen kişilerin cep telefonları toplanmakta ve bu evde telefon kullanımı yasaklanmaktadır ancak alınan savunmaların bazılarında evde gizli bir şekilde telefon kullandıklarını, bazı savunmalarda ise hattı memlekette açık bir şekilde bıraktıklarını, o dönemde telefonların memlekette açık olduğunu beyan etmişlerdir. Yine bu evde kalan kişilere bu sabit hattı sadece çekirdek ailelerine vermeleri gerektiği, evde kalan kişilere birilerini arayacakları zaman ANKESÖRULÜ telefon kullanmaları yönünde talimat verilmektedir. Bu sayede bu evlerin deşifre olmasının önüne geçilmektedir. Hatta alınan son beyanlarda sorumlu kişilerin evde kalacak kişilere hitaben "Ankara çalışma evleri cemaatin yatak odasıdır, buradan kimseye bahsetmemek gerekir" söyledikleri tespit edilmiştir.
-Bu evde kalan kişilere hakimlik savcılık sınavlarının soruların doğrudan veya deneme adı altında soru çözdürülmek suretiyle verildiğine ilişkin birden fazla itirafçı beyanı mevcuttur. Ayrıca bu hakim/savcılık sınavlarına hazırlık hücre evinde mülakat provaları yapılmaktır. Bu soru verilme ve mülakat provaları ile örgüt kendi elemanlarını Türkiye Cumhuriyetinin üç kuvvetinden biri olan yargı erkindeki hakimlik veya savcılık mesleğine yerleştirmektedir.
...
-Hakim/Savcılık stajına başlayan yapı içerinde yer alan hakim/savcı adaylarından ilk maaşının tamamı ve sonraki maaşlarının da bekarlardan yüzde 15' i, evlilerden ise yüzde 10'u talep edilmektedir. Bu şekilde FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütünün Hakim/Savcılık çalışma evlerinin finansmanı sağlanmaktadır.
..." şeklinde tespitlerde bulunulmuştur.
Öte yandan Dairemizde derdest olan dava dosyalarında, yargı mensubu olarak görev yapmakta iken haklarında meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilmiş olan bazı kişilerin ve bu kişiler hakkında tanık beyanında bulunan kişilerin hakim-savcılık sınavı çalışma evlerine ilişkin birtakım ifadelerde bulunduğu görülmüştür:
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan Z.T.S. isimli şahsa ait Tokat Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 12/09/2017 tarihli sorgulama tutanağı:
"...Yine bu evlerde şahit olduğum bir husus daha vardır. Bu husus; dıamond isimli ve bandrolsüz test kitabı vardı ve bu kitabı en az bir kez bitirmemiz söyleniyordu ayrıca bu kitabı evin dışına hatta balkona bile çıkarmamamız isteniliyordu. Sebebini sorduğumuzda ise kitapların bandrolsüz olduğu söyleniyordu. Piyasada yokmu falan diye sormuştum, bana bu kitabın piyasada olmadığını, bizlerin üst dönemlerinde olan kişilerin bütün kitaplardan derleme yaparak oluşturdukları söylenmişti. yine eve ilk geldiğimde bu evin varlığından bu evden bahsetmememiz tembihlenmişti. hatta evin sabit telefonunu irtibat numarası olarak biryere vermemiz söyleniyordu. Bu evlerde 10 saat ders çalışmak zorunluydu. Evde deneme adı altında sınav yapıyorlardı. bu denemeyi murakıplar dışarıdan getiriyorlardı. daha sonra süre tutuyordu. süresi tamamlandıktan sonra cevap anahtarını söylüyor ve netlerimizi not ediyordu. Gelen denemeler bizde bırakılmayıp tekrar toplatılıyordu. Bu denemeleri evde bırakmıyorlardı. ...SORU VERİLME OLAYI 2011 yılı Nisan ayında yapılan sınavın gecesinde eve sermurakıp olan ... kod adlı G. isimli şahıs geldi. evde bulunan 6 kişiyi salona topladı. bizlere hitaben bir konuşma yaptı. bu konuşmada 'elinde şuan yarınki sınava ilişkin soruların bulunduğunu ve yemin etmemiz karşılığında bu soruları bizimle paylaşacağını' söyledi. bunun üzerine evde bulunan kişiler hak yiyeceklerini düşünerek çok rıza göstermediler. Bunun üzerine ... kod adlı G. konuşmasının devamında 'görevdeki kişilerin hakkıyla gelmediğini, solcuların ve diğer kişilerin kendi adamlarını kayırarak getirdiklerini, muhtemelen kazanacağımızı ama bunun yinede bizimle paylaşmak istediğini' söylemesi zerine evdeki kişiler de bunu kabul etti. Bunun üzerine herkese abdest aldırdı. kendisi de Kuranı-kerimi eline aldı. elinde bulunan metni bize verdi ve kuranı-kerime el bastırdı. bu metini kelimesi kelimesine hatırlamıyorum ancak bütün değerlerimiz üzerine yeminle alakalı bir metindi. daha sonra her bir soru için ayrı ayrı küçük kağıtlar halindeki fotokopi parçalarını bizlere kısım kısım dağıttı. yanlış hatırlamıyorsam 100 sorudan 60 70 civarından sorunun cevapları işaretlenmiş şekilde vardı. Biz bunları alarak okuyup ezberledik, daha sonra soruları toplayarak götürdü. daha sonra ben sabah sınava girdim ve sınavdan 82 veya 83 puan aldım, zaten gösterdikleri sorular sınavda çıkmıştı."
İfadesine başvurulan E.Y. isimli şahsa ait Tokat İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünce düzenlenen 26/02/2018 tarihli şüpheli ifade tutanağı:
“... 1.HAKİM SAVCI ÇALIŞMA EVİ 2013 YILI AĞUSTOS-ARALIK AYLARI:
... Murakıblar hakim savcı çalışma evine daha sık gelir, sermurakıblar ise eve daha nadir gelen şahıslardı. Murakıbım olan ... KOD ADLI Ş. isimli şahıs yanımda getirmiş olduğum cep telefonumu eve gittikten kısa süre sonra benden aldı. ...Kira ve fatura evde kalanlar olarak ödenmiyordu. Sadece yiyecek ihtiyacı karşılanıyordu. Ben bu eve gittiğimde evde sabit hat kurulu vaziyetteydi. O yüzden sabit hattın kimin adına olduğunu bilmiyorum. Benim adıma değildir. Faturaların ve kira sözleşmesinin kimin adına olduğunu bilmiyorum. Evde bulunan sabit hat Ankara iç dış aramalara açık ancak il dışına aramalara kapalıydı. Dışardan aramalara ise açıktı. Bu sabit hat ile annemle defaten farklı zamanlarda görüştüğümü hatırlıyorum.
...
Ben kalmış olduğum birinci hakim savcı çalışma evinde 2013 yılı idari ve adli yargı sınavından önce genel kültür sorularının verildiğini anlatmak istiyorum.
Ben birinci kaldığım hakim savcı çalışma evinde 2013 yılı Kasım ayında yapılan idari yargı sınavından bir gün önce evin SERMURAKIBI OLAN ... KOD ADLI M.Y. isimli şahıs kalmış olduğumuz hakim savcı çalışma evine geldi. Geldiğinde evde birlikte kaldığım Ü.D., M., Y.A., B.K. ve beni evin salonuna topladı. İlk olarak evde bulunan sabit hattın fişini çektirdi. Öncelikle salonu toplamamızı istedi. Herkes ile kendi kaldıkları odada birebir görüştü. Benimle kendi kaldığım odada SERMURAKIB ... KOD ADLI M.Y. ile yaptığım görüşmede sen buraya hizmet hareketi için geldin. Sen bir hizmet insanısın dedi. ...SERMURAKIB ... KOD ADLI M.Y. hepimize tek tek Ku... el basmak suretiyle sözlü olarak yemin ettirdi. ...Yeminden sonra SERMURAKIB ... KOD ADLI M.Y. isimli şahıs yanında getirmiş olduğu fotokopi halinde A4 kağıtlarında bulunan genel kültür sorularını çıkarttı. Bu sorular 20-25 civarında beş altı sayfadan ibaretti. Cevapları yoktu, Evde kalanlar olarak Ü.D., M., Y.A., B.K. isimli şahıslarla birlikte topluca bu sorulara baktık ve defterimizden kopardığımız kağıtlara soruların cevapları birlikte çözdük. ...Ben ertesi gün girmiş olduğum 2013 yılı idari yargı sınavında bir gün öncesinden tarafımıza verilen Genel kültür sorularının birebir aynısının çıktığını gördüm. Ancak tamamı değil yarısının çıktığını hatırlıyorum...
2013 YILI ADLİ YARGI SINAVINDAN ÖNCE SINAV SORULARININ VERİLMESİ OLAYI:
Ben aynı şekilde birinci hakim savcı çalışma evinde 2013 yılında kalmaya devam ederken aralık ayında yapılan adli yargı sınavından bir gün önce evin SERMURAKIBI ... KOD ADLI M.Y. isimli şahıs tekrar evimize geldi. ...SERMURAKIB ... KOD ADLI M.Y. isimli şahıs yanında getirdiği leptopu açtı ve boynunda muskanın içerisine gizlenmiş flash belleği çıkardı ve leptopa taktı. Bize hitaben yarın ki gireceğimiz adli yargı sınavında çıkma ihtimali bulunan soruların olduğunu söyleyip. Bu sorulara bakmamızı istedi. Bu sorulara Ü.D., M., Y.A., B.K. ve ben hep beraber baktık. Bu sorular hatırladığım kadarıyla toplamda 25-30 sorunun olduğu genel kültür kısmındaki sorulardı. Ancak bu sınav sorularının bir kısmının cevapları işaretli, bir kısmının cevapları işaretli değildi. ...Ben ertesi gün girmiş olduğum 2013 yılı adli yargı sınavında tarafıma bir gün önce gösterilen genel kültür sorularının hatırladığım kadarıyla tamamı olmamakla birlikte tamamına yakını çıktı. Yanlış hatırlamıyorsam soruların yerleri değişikti, ancak doğru cevapları aynıydı...
2.HAKİM SAVCI ÇALIŞMA EVİ 2014 YILI OCAK-2015 YILI OCAK AYI:
...Bu evde DİAMOND isimli hazırlık kitabı da vardı. Bu kitap piyasada bulunmayan evden dışarıya çıkartılması yasak olan bir kitaptı. Bu kitap yapı tarafından derlenen bir çalışma kitabıydı. Girmiş olduğum gerçek sınavlarda DİAMOND isimli kitaptan benzer soruların çıktığını hatırlıyorum. Çünkü çok fazla soru vardı..."
Yukarıda yer verilen bilgilerden de anlaşılacağı üzere FETÖ'ye ait hakim-savcılık sınavına hazırlık evlerinde kalan kişiler kapalı devre bir sistem içerisine alınmaktadır. Bahse konu sınava hazırlık evlerinde gizliliğin sağlanması ve deşifre olunmaması amacıyla cep telefonlarının toplanması, dışarıdan içeriyi aramaya açık, içeriden dışarıyı aramaya kapalı yani tek yönlü aramaya açık olan sabit telefon kullanılması gibi kurallar bulunmaktadır. Kişiler farklı illerden hakim-savcılık sınavını kazanabilmeleri amacıyla başta Ankara olmak üzere belli illere getirilmekte ve örgüt içinde yer alan kişilerce bu evlere yerleştirilmektedir. Sınava hazırlık evlerinde gizliliğin en üst seviyede tutulduğu, gerek doğrudan gerek deneme adı altında hakim-savcılık sınavı sorularının verildiği görülmektedir.
Sonuç olarak hakim-savcılık sınavına hazırlanma evi olarak nitelendirilen bu evlerde anılan yöntemler uygulanarak FETÖ tarafından örgüte iltisak ve irtibatı bulunan kişilerin sınava giren diğer adayların önüne geçmesinin amaçlandığı, FETÖ için yargı organlarının ve yargı erkiyle bağlantılı kurumların ele geçirilmesi bakımından hakim-savcılık mesleğine giriş sınavlarına hazırlık evlerinin özel önem arz ettiği anlaşılmaktadır.
ii. Çalışma Evinde Sınava Hazırlanma Hususunun Davacı Yönünden Değerlendirilmesi
Hâkimler ve Savcılar Kurulu tarafından dava dosyasına sunulan ve Tokat Cumhuriyet Başsavcılığınca ... sayılı soruşturma dosyası kapsamında düzenlenen 24/04/2018 tarihli dosya inceleme ve değerlendirme tutanağında 23 numaralı hakim-savcılık sınavına çalışma evinde kullanılmakta olan ... numaralı sabit telefon hattı ile davacının erkek kardeşi T.K. adına kayıtlı 3 farklı telefon hattı arasında toplam 227 adet, babası H.K. adına kayıtlı telefon hattı arasında toplam 92 adet, kız kardeşinin eşi H.Y. adına kayıtlı telefon hattı arasında toplam 83 adet, kız kardeşi S.K. adına kayıtlı telefon hattı arasında toplam 9 adet, annesi K.K. adına kayıtlı telefon hattı arasında toplam 3 adet, amcası K.K. adına kayıtlı telefon hattı arasında 1 adet telefon görüşmesi kaydının bulunduğu; yine bu çalışma evinde kalan diğer örgüt üyeleri A.Ö., Ü.A. ve N.G.'nin beyanları çerçevesinde davacının bu çalışma evinde kaldığı hususlarının tespit edildiği görülmüştür.
Davacı tarafından bu tespite karşı herhangi bir beyanda bulunulmamıştır.
Netice itibarıyla, davacının örgütün yargı erkine kendisine iltisak ve irtibatlı kişileri yerleştirebilmek amacıyla oluşturduğu hakim-savcılık sınavına hazırlık evlerinde anılan sınavlara hazırlanmış olmasının FETÖ ile iltisak ve irtibatı ortaya koyan bir unsur olduğu sonucuna varılmıştır.
c) Diğer Hususlar
Davalı idare tarafından dava dosyasına sunulan dilekçelerde belirtildiği ve davacının yargılandığı ... Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararında da yer verildiği üzere; davacıya ait dijital materyaller üzerinde yapılan inceleme neticesinde tanzim edilen bilirkişi raporlarında, Fethullah Gülen'in isminin yer aldığı fotoğraf, örgüt liderine ait video kalıntıları ve örgütle özdeşleşen maklube yemeğine ait fotoğrafın bulunduğu tespit edilmiştir.
Davacı tarafından bu tespit ile ilgili herhangi bir beyanda bulunulmamıştır.
Netice itibarıyla davacıya ait dijital materyaller içerisinde Fethullah Gülen'in isminin yer aldığı fotoğraf, örgüt liderine ait video kalıntıları ve örgütle özdeşleşen maklube yemeğine ait fotoğrafın bulunması hususunun yukarıda yer verilen diğer tespitler ile birlikte değerlendirilmesinden davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatını ortaya koyan destekleyici bir unsur olduğu sonucuna varılmıştır.
6) Dava Konusu Kararların Temel Hak ve Özgürlükler Bağlamında Değerlendirilmesi
Davacı, dava konusu kararlar ile bazı temel hak ve özgürlüklerinin ihlal edildiğini ileri sürmekle birlikte bu ihlal iddialarının özü davacının meslekten çıkarılmasına dayanmaktadır.
Bu kapsamda, davacı hakkında tesis edilen meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin karar ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin kararın, AİHS'in 8. ve Anayasa’nın 20. maddesinde yer alan "özel hayata saygı hakkı" çerçevesinde değerlendirilmesi gerekmektedir.
Zira, AİHM tarafından dinamik bir şekilde yorumlanan ve sosyal hayattaki yansımaları kapsamında genişletilebilen "özel hayat" kavramı, eksiksiz bir tanım getirmenin mümkün olmadığı bir kavram olarak görülmekte, bu bağlamda bireylerin kişiliklerini geliştirmelerine ve mesleki yaşamlarına etki eden her durum özel hayata saygı hakkına dâhil edilmektedir. Nitekim AİHM, bireylerin genellikle iş ya da mesleki faaliyetleri sırasında dış dünya ile ilişkiler kurduklarını ve geliştirdiklerini belirterek ve bireyin iş hayatı ile özel hayatını birbirinden ayırmanın güçlüğünün altını çizerek, mesleki faaliyetlerin de özel hayata saygı hakkı kapsamında olduğunu belirtmiştir (Niemietz/Almanya, B. No: 13710/88, 16/12/1992, § 29). AİHM’e göre özel hayat, bir bireyin başka bireylerle, mesleki ve iş ilişkileri de dâhil olmak üzere, ilişki kurma ve geliştirme hakkını kapsamaktadır (C./Belçika, B. No: 21794/93, 07/08/1996, § 25).
Dava konusu edilen kararlar, davacının meslek yaşamının sona ermesi sonucunu doğurmaktadır. Bu nedenle söz konusu kararlar özel hayata saygı hakkı üzerindeki sonuçları itibarıyla AİHS'in 8. ve Anayasa’nın 20. maddeleri ile güvence altına alınan özel hayata saygı hakkına yönelik bir müdahale oluşturmaktadır.
AİHS'in 8. maddesinin ikinci fıkrasına göre özel hayata saygı hakkının kullanılmasına bir kamu makamının müdahalesi ancak "kanunla öngörülmüş olma", aynı maddede sayılan "meşru amaçlardan birini gerçekleştirmeye yönelik olma" ve "demokratik bir toplumda gerekli olma" ölçütlerini karşılama şartıyla mümkündür. Anayasa'nın 20. maddesinin 13. maddesi ile birlikte değerlendirilmesi sonucunda ise özel hayata saygı hakkına müdahale edilebilmesi için müdahalenin "şekli anlamda belirli ve öngörülebilir bir kanuni dayanağının bulunması", "anayasal meşru bir amaca ulaşmaya yönelik olması" ve "demokratik toplum düzeninin gerekleri ile ölçülülük ilkesine uygun olması" gerekmektedir.
Dolayısıyla dava konusu kararlarla ortaya çıkan özel hayata saygı hakkına yönelik müdahalenin ihlal oluşturup oluşturmadığı hususunun, AİHS ve Anayasa bağlamında, kanunilik, meşru amaç ve demokratik bir toplumda gerekli olma ile ölçülülük ilkeleri doğrultusunda irdelenmesi gerekmektedir.
Ayrıca, demokratik toplum düzenini tehdit eden olağanüstü hâlin varlığı hâlinde AİHS'in 8/2 ve Anayasa'nın 13. maddesinde bir temel hak ve özgürlüğe kamusal makamlar tarafından müdahale edilebilme şartlarını ortaya koyan güvencelere aykırı tedbirlerin alınması ya da bu güvencelerin daha düşük standartta sağlanabilmesi söz konusu olabilmektedir. Böyle bir durum gerçekleştiği takdirde AİHS'in 15. ve Anayasa'nın 15. maddeleri uygulanabilir hâle gelmektedir.
AİHS'in 15. maddesinin birinci fıkrasında, savaş veya ulusun varlığını tehdit eden bir genel tehlike hâlinde sözleşmeci devletlerin durumun gerektirdiği ölçüde ve uluslararası hukuktan doğan başka yükümlülüklere ters düşmemek koşuluyla bu sözleşmede öngörülen yükümlülüklere aykırı tedbirler alabileceği belirtilmiş; ikinci fıkrasında ise bu hâllerde dahi AİHS'te öngörülen yükümlülüklere aykırı tedbirlerin alınamayacağı hak ve özgürlükler sayılmıştır.
Bu doğrultuda Anayasa'nın 15. maddesinde de olağanüstü hâllerde, milletlerarası hukuktan doğan yükümlülükler ihlal edilmemek kaydıyla durumun gerektirdiği ölçüde temel hak ve hürriyetlerin kullanılmasının kısmen veya tamamen durdurulabileceği veya bunlar için Anayasa'da öngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınabileceği belirtilmiştir. Anılan maddenin ikinci fıkrasında ise Anayasa'da öngörülen güvencelere aykırı tedbirlerin alınamayacağı hak ve özgürlükler sayılmıştır.
Dava konusu kararlar, davalı idare tarafından, 667 sayılı KHK’nın 3. maddesi uyarınca tesis edilmiştir. Anılan KHK, 6749 sayılı Kanun'la TBMM tarafından değiştirilerek kabul edilmiş ve 29/10/2016 tarih ve 29872 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Sonuç olarak davacı hakkında dava konusu kararların tesis edildiği tarih itibarıyla bu kararlara dayanak KHK'nın yürürlükte olduğu ve öngörülen anayasal usul dâhilinde daha sonra kanunlaştığı görülmektedir. Bu nedenle özel hayata saygı hakkına müdahale niteliği taşıyan dava konusu kararlar, öngörülebilir ve belirli bir kanun hükmü uyarınca tesis edilmiş olup müdahale kanunilik şartını taşımaktadır.
Zira dava konusu kararlara gerekçe olarak gösterilen irtibat ve iltisak kavramları yönünden Anayasa Mahkemesi tarafından 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında yapılan değerlendirmede, terör örgütleriyle irtibatlı ve iltisaklı olma durumu farklı şekillerde ortaya çıkabileceğinden bunların kanun koyucu tarafından önceden belirlenmesi ve kanunda tek tek sayılması zorunluluğundan söz edilemeyeceği ifade edilmiştir. Anayasa Mahkemesine göre irtibat ve iltisak kavramları genel kavram niteliğinde olmakla birlikte, bu kavramların belirsiz ve öngörülemez nitelikte olduğunu söylemek mümkün olmadığından, hukuki nitelikleri ve objektif anlamları yargı içtihatlarıyla belirlenebilecektir.
AİHS'in 8. maddesinin ikinci fıkrasında özel hayata saygı hakkının kullanılmasına ulusal güvenlik ve kamu güvenliğinin sağlanması amacıyla müdahale edilebileceği öngörülmüştür. Anayasa'nın 20. maddesinin birinci fıkrasında ise özel bir sınırlama nedeni öngörülmemiştir. Bununla birlikte Anayasa Mahkemesinin kararlarına göre özel sınırlama nedeni öngörülmemiş olan hakların dahi hakkın doğasından kaynaklanan bazı sınırları bulunmaktadır. Ayrıca Anayasa'nın diğer maddelerinde yer alan kurallara dayanılarak da bu hakların sınırlanması mümkün olabilmektedir. Anayasa'nın 5. maddesinde Türk Milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak Devletin temel amaç ve görevleri arasında sayılmıştır (AYM, E.2014/87, K.2015/112, 08/12/2015, § 7; Sevim Akat Eşki, B. No: 2013/2187, 19/12/2013, § 33). Dava konusu kararlar, FETÖ ile üyelik, mensubiyet, iltisak veya irtibatı bulunan ilgililer hakkında ülkenin içinde bulunduğu tehdit ve kamu düzeninin bozulması ihtimali doğduğundan ivedi şekilde karar alma zorunluluğu nedeniyle ve millî güvenliğin, kamu düzeninin ve başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması amacıyla tesis edilmiştir. Bu nedenle FETÖ ile iltisak ve irtibatı olan ve dava konusu kararların tesis edildiği tarih itibarıyla kamu gücünün güçlü bir tezahürü niteliğinde yargı yetkisi kullanan davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmesi suretiyle özel hayata saygı hakkına yapılan müdahale meşru bir amaca dayanmaktadır.
Dava konusu kararlar ile davacının özel hayata saygı hakkına yapılan müdahale, zorlayıcı bir toplumsal gereksinim olarak ortaya çıkmıştır. Nitekim 15 Temmuz 2016 gecesi yaşanan darbe teşebbüsü nedeniyle “ulusun varlığını tehdit eden genel bir tehlike”nin bulunduğu açıktır (Alparslan Altan/Türkiye, B. No: 12778/17, 16/04/2019, §§ 71-75). Bu tehlike, ulusun ve Devlet teşkilatının varlığı için tehdit teşkil eden, kamu düzenini etkileyen, olağandışı bir kriz niteliğindedir. Bununla birlikte darbe teşebbüsünün faili olan FETÖ'nün, yukarıda belirtildiği üzere atipik ve kendine özgü niteliği göz önüne alındığında, bu tehlikeye karşı alınan ve davacının yargı yetkisini kullanmasına son veren dava konusu tedbirin de yaşanan özellikli durumun ortaya çıkardığı zorunluluktan ve bu durumun faili olan örgütün Devleti ele geçirmeyi amaç edinen niteliğinden kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle anılan olağanüstü koşullar altında ve olağan demokratik düzene geri dönebilmek amacıyla söz konusu terör örgütü ile iltisak ve irtibatı bulunan davacının yargı yetkisini kullanmasına son veren tedbirin demokratik bir toplumda gereklilik arz ettiği açıktır.
Türkiye Cumhuriyeti tarafından 23/07/2016 tarihinde Avrupa Konseyi Genel Sekreterliği ve Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliğine, Türkiye’de 21/07/2016 tarihinde olağanüstü hâlin yürürlüğe girmesiyle birlikte AİHS’in 15. maddesinde öngörüldüğü şekliyle Sözleşme’den doğan yükümlülükler bağlamında daha az güvence sağlanabileceği kaydıyla derogasyon bildiriminde bulunularak milletlerarası hukuktan doğan yükümlülük yerine getirilmiştir.
AİHS'in 15. maddesi ile uygulama alanı bulan, "ulusun varlığını tehdit eden genel bir tehlikenin varlığı" hâlinde söz konusu tehlikeyi bertaraf etmek için ne yapmak gerektiğini takdir ve tayin etmek ulusun yaşamından sorumlu devlete aittir. İçinde bulunulan durumun kendine mahsus özellikleri nedeniyle bu özellikli durumu değerlendirmek hususunda, söz konusu tehlikeyi bertaraf edecek devletin, uygulayacağı tedbirler bakımından, olağan dönemdekinden çok daha geniş bir takdir marjına sahip olduğunu kabul etmek gerekmektedir (İrlanda/İngiltere [GK] B. No: 5310/71, 18/1/1978, § 207).
Dava konusu kararların müdahalede bulunduğu özel hayata saygı hakkının AİHS'in 15. maddesinin ikinci fıkrası ile Anayasa'nın 15. maddesinin ikinci fıkrasında yer verilen ve olağanüstü hâllerde dahi AİHS ve Anayasa'da öngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınamayacağı belirtilen haklardan olmadığı açıktır.
Bu durumda, demokratik kurumlara ve demokratik toplum düzeninin bizatihi kendisine karşı yapılan darbe teşebbüsü sonrasında, bahse konu teşebbüsün faili olan FETÖ ile iltisak ve irtibatı olduğu gerekçesiyle hakkında tesis edilen dava konusu kararlar ile yargı mensubu olarak görev yapması nedeniyle üstün kamu gücü ayrıcalığına sahip olan davacının, meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmesi suretiyle özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin, AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir olduğu anlaşılmıştır.
7) Sonuç olarak
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile yukarıda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği anlaşıldığından dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmemiştir.
Dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediğinden davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının tazminine karar verilmesine yönelik isteminin de reddi gerekmektedir.
Öte yandan, davacı tarafından dava açma süresi geçtikten sonra verilen 15/08/2018 tarihli 1. savunmaya cevap dilekçesi ile dava konusu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı özlük ve sosyal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi talep edilmiş ise de, dosyanın tekemmül aşaması dikkate alındığında ayrı bir davanın konusunu oluşturabilecek nitelikte olan ve davanın genişletilmesi yasağı kapsamında kalan istemin incelenme imkanının bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
D) KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile yine aynı Kurulun ... tarih ve ... sayılı kararının iptali istemi yönünden DAVANIN REDDİNE,
2.Davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının tazmini istemi yönünden DAVANIN REDDİNE,
3. Davacının adli yardım isteminin kabul edilmiş olması nedeniyle davanın açılışı sırasında tahsil edilmeyen ve ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam … TL yargılama giderinin davacıdan tahsili için müzekkere yazılmasına,
4.Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen … TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
5.Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 24/02/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2017/8003
Karar No : 2021/413
**DAVACI:** …
**DAVALI:** … Kurulu / …
**VEKİLİ:** Av. …
DAVANIN KONUSU: Davacının, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile bu karara karşı yaptığı yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin aynı Kurulun ... tarih ve ... sayılı kararının iptaline ve bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının tazminine karar verilmesi istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI: Dava konusu kararların, soruşturma yapılmadan ve savunma hakkı tanınmadan tesis edildiği, somut herhangi bir delil ve gerekçe ortaya konulmaksızın varsayıma dayalı iddialarla meslekten çıkarılmasına karar verildiği, 17 Aralık 2013 tarihinden sonra FETÖ/PDY terör örgütüyle en ufak bir irtibatının dahi olmadığı, 6749 sayılı Kanun'un (667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin) 3/1. maddesinin Anayasa'ya aykırı olduğu, isnadı öğrenme hakkının, masumiyet karinesinin, şüpheden sanık yararlanır ilkesinin, suçta ve cezada şahsilik ilkesinin ihlal edildiği ileri sürülerek hukuka aykırı oldukları iddia edilmiştir.
DAVALININ SAVUNMASI: Dava dilekçesinin usule aykırılıklar yönünden incelenerek tespit edilmesi halinde davanın öncelikle usul yönünden reddi gerektiği, öte yandan dava konusu kararların amacının Türk yargı sistemini tamamen ele geçirmeyi hedefleyen ve bu amaç doğrultusunda hareket eden illegal bir yapının bu amaca ulaşmasının önlenmesi ile Türk yargısının bağımsızlığının ve tarafsızlığının korunması olduğu ve yargı mensuplarına olağan dönemde uygulanan 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu ve 6087 sayılı Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Kanununun ilgili hükümlerine değil Anayasa'nın 120. ve 121. maddeleri ile 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanunu çerçevesinde yürürlüğe konulan 667 sayılı Olağanüstü Hal Kanun Hükmünde Kararnamesine dayanılarak tesis edildiği, disiplin cezası niteliğinde olmayıp "göreve son" müessesesinin bir örneği olduğu, bu şekilde göreve son verme halinde zorunlu olmamasına rağmen ilgililere savunma haklarını kullanabilmeleri için 6087 sayılı Yasa'nın 33. maddesi uyarınca yeniden inceleme başvurusunda bulunma imkanı tanındığı, davacı hakkında tesis edilen kararlar ile ilgili olarak kişiselleştirmenin yapıldığı, dava konusu kararların hukuka ve mevzuata uygun olduğu ileri sürülerek davanın reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ: Davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI …'NUN DÜŞÜNCESİ: Dava; davacının 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararının ve bu kararın yeniden incelemesi talebiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin işlemin iptali ve söz konusu işlemler sebebiyle yoksun kalınan tüm parasal haklarının ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
Usule ilişkin iddialar yerinde görülmeyerek işin esasına geçildi.
Anayasanın 138. maddesinde, "Hakimler, görevlerinde bağımsızdırlar; Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre hüküm verirler. Hiçbir organ, makam, merci veya kişi, yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hakimlere emir ve talimat veremez; genelge gönderemez; tavsiye ve telkinde bulunamaz.", 139. maddesinde, "Hakimler ve savcılar azlolunamaz.... Meslekten çıkarılmayı gerektiren bir suçtan dolayı hüküm giymiş olanlar, görevini sağlık bakımından yerine getiremeyeceği kesin olarak anlaşılanlar veya meslekte kalmalarının uygun olmadığına karar verilenler hakkında kanundaki istisnalar saklıdır.", 140. maddesinin üçüncü fıkrasında, "Hakim ve savcıların nitelikleri, atanmaları, hakları ve ödevleri, aylık ve ödenekleri, meslekte ilerlemeleri, görevlerinin ve görev yerlerinin geçici veya sürekli olarak değiştirilmesi, haklarında disiplin kovuşturması açılması ve disiplin cezası verilmesi, görevleriyle ilgili veya görevleri sırasında işledikleri suçlarından dolayı soruşturma yapılması ve yargılanmalarına karar verilmesi, meslekten çıkarmayı gerektiren suçluluk veya yetersizlik halleri ve meslek içi eğitimleri ile diğer özlük işleri mahkemelerin bağımsızlığı ve hakimlik teminatı esaslarına göre kanunla düzenlenir.", Hakimler ve Savcılar Kurulu başlıklı 159. maddesinin 8. fıkrasında, "Kurul, ... meslekte kalmaları uygun görülmeyenler hakkında karar verme, disiplin cezası verme, görevden uzaklaştırma işlemlerini yapar; Adalet Bakanlığının, bir mahkemenin kaldırılması veya yargı çevresinin değiştirilmesi konusundaki tekliflerini karara bağlar; ayrıca, Anayasa ve kanunlarla verilen diğer görevleri yerine getirir.", bu maddenin 10. fıkrasında ise, "Kurulun meslekten çıkarma cezasına ilişkin olanlar dışındaki kararlarına karşı yargı mercilerine başvurulamaz." hükümlerine yer verilmiştir.
2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun "Hakimlik ve savcılık görevlerinin sona ermesi" başlıklı 53. maddesinde, " Hakim ve savcıların: a) Bu Kanun hükümlerine göre meslekten çıkarılmaları veya meslekte kalmalarının uygun olmadığına karar verilmesi, b) Haklarında soruşturma ve kovuşturma bulunması halleri hariç olmak üzere, mesleğe alınma koşullarından herhangi birini taşımadıklarının sonradan anlaşılması, c) Görevdeyken, 8 inci maddenin (a), (d) ve (g) bentlerinde yazılı niteliklerden herhangi birini kaybetmeleri, d) Meslekten çekilmeleri veya çekilmiş sayılmaları, e) İstek, yaş haddi veya malullük nedenlerinden biriyle emekliye ayrılmaları, f) Ölümleri, hallerinde görevleri sona erer." hükmü yer almıştır.
6087 sayılı Hakimler ve Savcılar Kurulu Kanunu'nun "Kurulun görevleri" başlıklı 4. maddesinin; hakim ve savcılarla ilgili olarak (b) fıkrasının 6. bendinde, meslekte kalmaları uygun görülmeyenler hakkında karar verme, 7. bendinde, disiplin cezası verme, 8. bendinde de görevden uzaklaştırma işlemlerini yapmak Kurulun görevleri arasında sayılmış, "Genel Kurulun Oluşumu ve Görevleri" başlıklı 7. maddesinin 2. fıkranın (ı) bendinde de, 4. maddenin anılan bentlerindeki düzenlemelere Genel Kurulun görevleri arasında yer verilmiş, 33. maddesinde ise, Genel Kurulun veya dairelerin, meslekten çıkarma cezasına ilişkin kesinleşmiş kararlarına karşı yargı mercilerine başvurulabileceği, diğer kararlarının yargı denetimi dışında olduğu, meslekten çıkarma kararlarına karşı açılan iptal davalarının ilk derece mahkemesi olarak Danıştay'da görüleceği hükme bağlanmıştır.
15.7.2016 günü başlatılan darbe girişimi üzerine; kamu düzeni ve güvenliği açısından Anayasa’nın 120. maddesi ve 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanunu çerçevesinde; Milli Güvenlik Kurulunun Hükûmete olağanüstü hâl ilan edilmesi yönündeki 20.7.2016 tarihli ve 498 sayılı tavsiye kararı üzerine, toplanan Bakanlar Kurulu'nca ülke genelinde olağanüstü hâl ilan edilmesine karar verilmiş, bu karar Türkiye Büyük Millet Meclisinde onaylanarak 21.7.2016 tarihli ve 29777 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Davaya konu Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu kararlarıyla, ilgililerin mesleğe kabulleri ile başlayan, eğitim merkezi ve Türkiye Adalet Akademisindeki faaliyetleri, hizmet içi eğitim ve yabancı dil eğitimlerine katılımlarına, yurtdışına gönderilmelerine, özel yetkili savcılıklara veya mahkemelere yahut idari görevlere atanmalarına ilişkin bilgiler ile bu görevlendirmelerde ve yine bir silah olarak kullanılan özel yetkili mahkemelere hâkim veya unvanlı olarak, Teftiş Kurulu Başkanlığına, başkan, başkan yardımcısı veya müfettiş olarak, idari kurumlara tetkik hâkimi, daire başkanı veya yardımcısı, genel müdür veya yardımcısı v.s. şeklinde yapılan atamalarda dikkate alınan kriterler, özlük dosyalarındaki bilgi ve belgeler, sosyal medya hesaplarındaki paylaşımları, ilgililer hakkında Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kuruluna intikal eden şikâyet, ihbar, inceleme ve soruşturma dosyaları ile bu dosyalar hakkında verilen kararlar, mahallinde yapılan araştırmalar, FETÖ/PDY terör örgütü ile ilintili dosyalarda görev alan hâkim ve Cumhuriyet savcılarının bu dosyalarda yapmış oldukları işlemler ve verdikleri kararlar, örgüt mensuplarının haberleşme için kullandıkları şifreli programlarda yer alan kayıtlar, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun FETÖ/PDY mensubu oldukları Emniyet Genel Müdürlüğü terörle mücadele birimlerince düzenlenen raporlarla sabit olan örgüt üyeleri hakkında tayin ettiği disiplin cezaları ve muhalefet şerhleri, sosyal çevre bilgileri, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığından temin edilen bilgi ile belgeler, ilgililer hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca başlatılan soruşturmanın niteliği ve isnat edilen suçlamalar ile gözaltı ve tutuklama kararları, soruşturma kapsamında ifadelerine başvurulan hâkim ve Cumhuriyet savcılarının ifade ve sorgu tutanakları, itirafçıların beyanları birlikte dikkate alınarak, ekli listede yer alan hâkim ve Cumhuriyet savcılarının 667 sayılı KHK’nın 3 üncü maddesinin (1) numaralı fıkrası kapsamında FETÖ/PDY örgütü ile iltisak ve irtibatlarının olduğu sabit görüldüğünden, adı geçenlerin, 667 sayılı Olağanüstü Hâl Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin 3 üncü maddesi uyarınca meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve ayrı ayrı olmak üzere meslekten çıkarılmalarına karar verilmiştir.
667 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 3. maddesinde, yargı mensuplarının meslekten çıkarılmasının gerekçesi olarak, Anayasa'ya, kanunlara ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre hüküm vermekle yükümlü olan yargı mensuplarının bağımsızlık ve tarafsızlık ilkeleriyle hiçbir biçimde bağdaşmayacak yapılanmaların içine girmeleri ile örgüt hiyerarşisi içerisinde ve ideolojik bağlılıkla hareket etmelerinin, Anayasal bir hak olan adil yargılanma hakkının önündeki en büyük engel olduğu ve nihayetinde yargıya olan güvene zarar verdiği ifade edilmiştir.
6749 sayılı Kanun ve 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin “Yargı mensupları ile bu meslekten sayılanlara ilişkin tedbirler” başlıklı 3 üncü maddesinin birinci fıkrasında, genel olarak “terör örgütlerine” veya “Milli Güvenlik Kurulunca devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplar”dan söz edilmekle birlikte, 667 sayılı KHK’nın genel gerekçesi ile madde gerekçesinde “FETÖ/PDY” maddede sayılan “terör örgütü, yapı, oluşum veya gruplar” arasında belirtilmiş ve anılan maddeye göre meslekten çıkarma tedbirinin uygulanabilmesi için sözkonusu bağın yapıya, oluşuma veya gruba üyelik veya mensubiyet şeklinde olması zorunlu olmayıp irtibat ya da iltisak şeklinde olması da yeterli görülmüştür.
Ceza yargılamasında hükme esas alınacak kanıtların kesin ve şüpheye mahal bırakmayacak kuvvette olması gerekir. Ancak disiplin cezalarında her türlü done değerlidir ve kanaat oluşumu için önem arzeder.
Yargıç ve savcıların kararlarının normatif kurallara ve hukuka uygun olması, gerekçelerinin hukuk alemini tatmin etmesi kuşkusuz çok önemlidir. Ancak bir o kadar önemli husus da bir bütün olarak yargı camiasının özellikle de yargı mensuplarının kamuoyunda bıraktıkları intibadır. Toplumda adalete güven ve inancın artmasında meslek mensuplarının isabetli kararlarının yanında vakur ve tarafsız duruşlarının katkısı yadsınamaz bir realitedir.
Anayasaya, kanunlara ve hukuka uygun olarak vicdanı kanaatlerine göre hüküm vermekle yükümlü olan yargı mensuplarının, bağımsızlık ve tarafsızlık ilkeleriyle hiçbir biçimde bağdaşmayacak yapılanmaların içine girerek örgüt hiyerarşisi altında ideolojik bağlılıkla hareket etmelerinin, Anayasal bir hak olan adil yargılanma hakkının önündeki en büyük engel olduğu ve nihayetinde yargıya olan güvene zarar verdiği kuşkusuzdur.
Dosyanın içeriğinden ve davalı idarece sunulan belgelerin incelenmesinden, tanık/şüpheli ifadeleri ile davacıya ilişkin tespitler dikkate alındığında davacının FETÖ/PDY örgütü ile iltisak ve irtibatının olduğu sonucuna varılmıştır.
Bu durumda, davacı hakkında tesis edilen işlemlerde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Öte yandan, dava konusu işlemin hukuka uygun olduğu saptandığından davacının maddi haklarının ödenmesi talebinin yasal dayanağı da bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki bilgi ve belgeler incelendikten sonra davalı idarenin usule ilişkin itirazları yerinde görülmeyerek işin gereği görüşüldü:
A) MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ
1) Genel Olarak
Türkiye’de 15 Temmuz 2016 gecesi, kendilerini “Yurtta Sulh Konseyi” olarak isimlendiren bir grup Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) mensubu tarafından, demokratik biçimde halk tarafından göreve getirilen Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ve Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla darbe teşebbüsünde bulunulmuş, bu teşebbüs Türk Milleti tarafından akamete uğratılmıştır.
Anayasa'nın olay tarihinde yürürlükte bulunan 118. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Milli Güvenlik Kurulu (MGK) tarafından 20/07/2016 tarihli toplantıda yapılan değerlendirmede, darbe teşebbüsünün TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından başlatıldığı, bu örgütün kuruluş aşamasından itibaren etkisi altına aldığı eğitim kuruluşları, sivil toplum kuruluşları, medya kuruluşları, ticari kuruluşlar ve kamu görevlileri aracılığıyla Milleti ve Devleti kontrol altında tutmayı amaçladığı belirtilmiştir.
MGK'nın anılan toplantısında "demokrasinin, hukuk devleti ilkesinin, vatandaşların hak ve özgürlüklerinin korunmasına yönelik tedbirlerin etkin bir şekilde uygulanabilmesi amacıyla" Hükûmete olağanüstü hâl ilan edilmesi tavsiyesinde bulunulması hususu kararlaştırılmıştır. Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu 20/07/2016 tarihinde, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmesine karar vermiştir. Anılan karar 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş ve aynı gün TBMM tarafından onaylanmıştır. Olağanüstü hâl, daha sonrasında üçer aylık dönemler hâlinde Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu tarafından uzatılmış ve 18/07/2018 tarihinde kaldırılmıştır.
23/07/2016 tarihinde Türkiye Cumhuriyeti tarafından Avrupa Konseyi Genel Sekreterliği ve Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliğine, Türkiye’de 21/07/2016 tarihinde olağanüstü hâlin yürürlüğe girmesiyle birlikte başlayan süreçte, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS)’nin 15. maddesinde görüldüğü şekliyle Sözleşme’den doğan yükümlülükler bağlamında daha az güvence sağlanabileceği belirtilerek derogasyon bildiriminde bulunulmuştur.
23/07/2016 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (667 sayılı KHK) 3/1. maddesi ile yargı mensupları ve bu meslekten sayılanlardan terör örgütlerine veya Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna MGK tarafından karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilenlerin meslekten veya kamu görevinden çıkarılmalarına karar verileceği düzenlenmiştir. Anılan KHK, 18/10/2016 tarihli ve 6749 sayılı Kanun'la değiştirilerek kabul edilmiş, bu Kanun ise 29/10/2016 tarih ve 29872 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
23/01/2017 tarih ve 29957 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 685 sayılı Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu Kurulması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname (685 sayılı KHK) ile 667 sayılı KHK'nın ilgili maddesi uyarınca meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilen hâkim ve savcıların, kararın kesinleşmesinden itibaren altmış gün içinde ilk derece mahkemesi olarak Danıştayda dava açabilecekleri düzenlenmiştir. 685 sayılı KHK, 01/02/2018 tarihli ve 7075 sayılı Kanun'la değiştirilerek kabul edilmiş, anılan Kanun 08/03/2018 tarih ve 30354 sayılı (mükerrer) Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Nitekim, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Kadriye Çatal/Türkiye (B. No: 2873/17, 07/03/2017) kararında, haklarında meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilen yargı mensupları için doğrudan Danıştayda iptal davası açma imkânının tanındığını belirterek Kadriye Çatal tarafından yapılan başvuruyu iç hukuk yollarının tüketilmemiş olduğu gerekçesiyle kabul edilemez bulmuştur.
2) Davacıya İlişkin Süreç
... tarih ve ... sayılı Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu kararıyla, yargı mensubu olarak görev yapmakta olan davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmiştir. Bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebi anılan Kurul tarafından ... tarih ve ... sayılı kararla reddedilmiştir.
Davacı tarafından meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin karar ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin kararın iptali ve bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının tazminine karar verilmesi talebiyle bakılmakta olan dava açılmıştır.
Öte yandan, davacı 15/08/2018 tarihli 1. savunmaya cevap dilekçesi ile dava konusu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı özlük ve sosyal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi talebinde bulunmuştur.
Diğer yandan, davacının ceza yargılaması sonucunda ... Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan 1 yıl 10 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş ve anılan karar (itiraz edilmediğinden) 31/05/2019 tarihinde kesinleşmiştir.
B) İLGİLİ MEVZUAT
1) Anayasa
Anayasa’nın Başlangıç kısmında, Millet iradesinin mutlak üstünlüğü, egemenliğin kayıtsız şartsız Türk Milletine ait olduğu ve bunu Millet adına kullanmaya yetkili kılınan hiçbir kişi ve kuruluşun, bu Anayasa'da gösterilen hürriyetçi demokrasi ve bunun icaplarıyla belirlenmiş hukuk düzeni dışına çıkamayacağı belirtilmiş ve 176. maddesinde de Anayasa'nın dayandığı temel görüş ve ilkeleri belirten başlangıç kısmının, Anayasa metnine dâhil olduğu kuralı getirilmiştir.
Anayasa'nın 5. maddesi: "Devletin temel amaç ve görevleri, Türk Milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır."
Anayasa’nın 6. maddesi: “Egemenlik, kayıtsız şartsız Milletindir.
Türk Milleti, egemenliğini, Anayasanın koyduğu esaslara göre, yetkili organları eliyle kullanır.
Egemenliğin kullanılması, hiçbir surette hiçbir kişiye, zümreye veya sınıfa bırakılamaz. Hiçbir kimse veya organ kaynağını Anayasadan almayan bir Devlet yetkisi kullanamaz.”
Anayasa’nın 9. maddesi: "Yargı yetkisi, Türk Milleti adına bağımsız ve tarafsız mahkemelerce kullanılır."
Anayasa’nın 13. maddesi: “Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”
Anayasa’nın 14. maddesi: “Anayasada yer alan hak ve hürriyetlerden hiçbiri, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmayı ve insan haklarına dayanan demokratik ve lâik Cumhuriyeti ortadan kaldırmayı amaçlayan faaliyetler biçiminde kullanılamaz.
Anayasa hükümlerinden hiçbiri, Devlete veya kişilere, Anayasayla tanınan temel hak ve hürriyetlerin yok edilmesini veya Anayasada belirtilenden daha geniş şekilde sınırlandırılmasını amaçlayan bir faaliyette bulunmayı mümkün kılacak şekilde yorumlanamaz...”
Anayasa’nın dava konusu kararların tesis edildiği tarihte yürürlükte olan hâliyle 15. maddesi: "Savaş, seferberlik, sıkıyönetim veya olağanüstü hallerde, milletlerarası hukuktan doğan yükümlülükler ihlâl edilmemek kaydıyla, durumun gerektirdiği ölçüde temel hak ve hürriyetlerin kullanılması kısmen veya tamamen durdurulabilir veya bunlar için Anayasada öngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınabilir.
Birinci fıkrada belirlenen durumlarda da, savaş hukukuna uygun fiiller sonucu meydana gelen ölümler dışında, kişinin yaşama hakkına, maddî ve manevî varlığının bütünlüğüne dokunulamaz; kimse din, vicdan, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz ve bunlardan dolayı suçlanamaz; suç ve cezalar geçmişe yürütülemez; suçluluğu mahkeme kararı ile saptanıncaya kadar kimse suçlu sayılamaz."
Anayasa’nın 20. maddesinin birinci fıkrası: “Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz.”
Anayasa’nın 36. maddesi: "Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.
Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz."
Anayasa’nın 138. maddesinin birinci fıkrası: “Hâkimler, görevlerinde bağımsızdırlar; Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanî kanaatlerine göre hüküm verirler.”
Anayasa’nın 139. maddesi: “Hâkimler ve savcılar azlolunamaz, kendileri istemedikçe Anayasada gösterilen yaştan önce emekliye ayrılamaz; bir mahkemenin veya kadronun kaldırılması sebebiyle de olsa, aylık, ödenek ve diğer özlük haklarından yoksun kılınamaz.
Meslekten çıkarılmayı gerektiren bir suçtan dolayı hüküm giymiş olanlar, görevini sağlık bakımından yerine getiremeyeceği kesin olarak anlaşılanlar veya meslekte kalmalarının uygun olmadığına karar verilenler hakkında kanundaki istisnalar saklıdır.”
Anayasa’nın 140. maddesinin ikinci fıkrası: “Hâkimler, mahkemelerin bağımsızlığı ve hâkimlik teminatı esaslarına göre görev ifa ederler.”
Anayasa’nın 159. maddesinin birinci fıkrası: “Hâkimler ve Savcılar Kurulu, mahkemelerin bağımsızlığı ve hâkimlik teminatı esaslarına göre kurulur ve görev yapar.”
Aynı maddenin sekizinci fıkrası: “Kurul, adlî ve idarî yargı hâkim ve savcılarını mesleğe kabul etme, atama ve nakletme, geçici yetki verme, yükselme ve birinci sınıfa ayırma, kadro dağıtma, meslekte kalmaları uygun görülmeyenler hakkında karar verme, disiplin cezası verme, görevden uzaklaştırma işlemlerini yapar...”
2) AİHS
AİHS'in 6. maddesinin birinci fıkrası: "Herkes davasının, medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamaların esası konusunda karar verecek olan, yasayla kurulmuş, bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından, kamuya açık olarak ve makul bir süre içinde görülmesini isteme hakkına sahiptir. Karar alenî olarak verilir. Ancak, demokratik bir toplum içinde ahlak, kamu düzeni veya ulusal güvenlik yararına, küçüklerin çıkarları veya bir davaya taraf olanların özel hayatlarının gizliliği gerektirdiğinde veyahut, aleniyetin adil yargılamaya zarar verebileceği kimi özel durumlarda ve mahkemece bunun kaçınılmaz olarak değerlendirildiği ölçüde, duruşma salonu tüm dava süresince veya kısmen basına ve dinleyicilere kapatılabilir."
AİHS'in 8. maddesi: “Herkes özel ve aile hayatına, konutuna ve yazışmasına saygı gösterilmesi hakkına sahiptir.
Bu hakkın kullanılmasına bir kamu makamının müdahalesi, ancak müdahalenin yasayla öngörülmüş ve demokratik bir toplumda ulusal güvenlik, kamu güvenliği, ülkenin ekonomik refahı, düzenin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için gerekli bir tedbir olması durumunda söz konusu olabilir.”
AİHS'in 15. maddesi: "Savaş veya ulusun varlığını tehdit eden başka bir genel tehlike halinde her Yüksek Sözleşmeci Taraf, durumun kesinlikle gerektirdiği ölçüde ve uluslararası hukuktan doğan başka yükümlülüklere ters düşmemek koşuluyla, bu Sözleşme’de öngörülen yükümlülüklere aykırı tedbirler alabilir.
Yukarıdaki hüküm, meşru savaş fiilleri sonucunda meydana gelen ölüm hali dışında 2. maddeye, 3. ve 4. maddeler (fıkra 1) ile 7. maddeye aykırı tedbirlere cevaz vermez.
Aykırı tedbirler alma hakkını kullanan her Yüksek Sözleşmeci Taraf, alınan tedbirler ve bunları gerektiren nedenler hakkında Avrupa Konseyi Genel Sekreteri’ne tam bilgi verir. Bu Yüksek Sözleşmeci Taraf, sözü geçen tedbirlerin yürürlükten kalktığı ve Sözleşme hükümlerinin tekrar tamamen geçerli olduğu tarihi de Avrupa Konseyi Genel Sekreteri’ne bildirir."
3) Kanun
667 sayılı KHK'nın değiştirilerek kabul edilmesine dair 6749 sayılı Kanun’un 3. maddesinin birinci fıkrası: “Terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen …hâkim ve savcılar hakkında hâkimler ve savcılar yüksek kurulu genel kurulunca meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilir. Bu kararlar, Resmî Gazete’de yayımlanır ve yayımı tarihinde ilgililere tebliğ edilmiş sayılır. Meslekten çıkarma kararlarına karşı ilgili kanunlarda yer alan hükümler uyarınca itiraz edilmesi veya yeniden inceleme talebinde bulunulması üzerine verilen kararlar da Resmî Gazete’de yayımlanır ve yayımı tarihinde ilgililere tebliğ edilmiş sayılır. Görevden uzaklaştırılanlar veya görevlerine son verilenlerin silah ruhsatları ve pasaportları iptal edilir ve bu kişiler oturdukları kamu konutlarından veya vakıf lojmanlarından on beş gün içinde tahliye edilir.”
Üçüncü fıkrası: “Birinci fıkra uyarınca görevine son verilenler hakkında da 4 üncü maddenin ikinci fıkrası hükümleri uygulanır.”
Aynı Kanun’un 4. maddesinin ikinci fıkrası: “Birinci fıkra uyarınca görevine son verilenler bir daha kamu hizmetinde istihdam edilemez, doğrudan veya dolaylı olarak görevlendirilemezler; görevinden çıkarılanların uhdelerinde bulunan her türlü mütevelli heyet, kurul, komisyon, yönetim kurulu, denetim kurulu, tasfiye kurulu üyeliği ve sair görevleri de sona ermiş sayılır. Bu fıkrada sayılan görevleri yürütmekle birlikte kamu görevlisi sıfatını taşımayanlar hakkında da bu fıkra hükümleri uygulanır...”
4) Etik İlkeler
Hâkimler ve savcılar Anayasa ve kanunlarla kendilerine verilen görev ve yetkileri, yazılı olsun ya da olmasın evrensel anlamda hâkim ve savcıları bağladığı hususunda kuşku bulunmayan etik kurallara tabi olarak yerine getirmelidirler.
Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun 27/06/2006 tarih ve 315 sayılı kararı ile benimsenmesine karar verilmiş ve Adalet Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğünce tüm hâkim ve savcılara genelge olarak duyurulmuş olan "Bangalor Yargı Etiği İlkeleri"nde bağımsızlık, tarafsızlık, doğruluk, dürüstlük, eşitlik, ehliyet ve liyakat korunan değerler olarak sayılmıştır. Yine Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun 10/10/2006 tarih ve 424 sayılı kararı ile benimsenmesine karar verilerek Adalet Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğü tarafından tüm hâkim ve savcılara duyurulan Savcılar İçin Etik ve Davranış Biçimlerine İlişkin Avrupa Esasları “Budapeşte İlkeleri” de Bangalor İlkeleri ile benzer ilkeleri içermektedir.
Bangalor Yargı Etiği İlkelerinde hâkimin; herhangi bir yerden herhangi bir sebeple doğrudan ya da dolaylı olarak gelebilecek her türlü dış etki, rüşvet, baskı, tehdit ve müdahaleden uzak şekilde, olaylara ilişkin kendi değerlendirmesine dayanarak ve hukuka dair kendi vicdani anlayışı ile uygun biçimde yargı işlevini bağımsız olarak yerine getirmesi; mahkeme içerisinde ve dışında, halkın, hukukçuların ve dava taraflarının yargı ve hâkim tarafsızlığına duyduğu güveni koruyacak ve artıracak davranışlar içerisinde olması; sürekli kamu gözetiminin öznesi durumunda olan hâkimin, sıradan bir vatandaşın ağır olarak nitelendirebileceği kişisel sınırlamaları kabul etmek durumunda olduğu ve bunu özgürce ve kendi iradesiyle yapması, özellikle yargı vazifesinin onuruyla uyumlu bir tarzda davranması; diğer vatandaşlar gibi ifade, inanç, dernek kurma ve toplanma özgürlüğüne sahip olduğu ancak bu hakların kullanılmasında, yargı mesleğinin onurunu, yargının bağımsızlığını ve tarafsızlığını koruyacak şekilde davranması gerektiği hususları belirtilmiştir.
C) İNCELEME VE GEREKÇE
1) Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç
AİHS'in 15. maddesinde; savaş veya ulusun varlığını tehdit eden bir genel tehlike hâlinde devletlerin, durumun gerektirdiği ölçüde ve uluslararası hukuktan doğan başka yükümlülüklere ters düşmemek koşuluyla AİHS'te öngörülen yükümlülüklere aykırı tedbirler alabileceği belirtilmiştir.
Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu tarafından yargı mensuplarının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin kararlar tesis edilirken ilgililere haklarındaki tespitler bildirilmek suretiyle karşı beyanda bulunma imkânı tanınmamış ise de AİHS'in 15. maddesi hükmü uyarınca ulusun varlığını tehdit eden genel bir tehlikeye karşı ivedi şekilde tedbir almak zorunluluğu çerçevesinde durumun gerektirdiği ölçüde kabul edilebilecek nitelikte olan bu hususun, yargılama aşamasında, hakkındaki tespitler bildirilerek ilgililerin bu tespitlere karşı beyanlarının alınması suretiyle giderilmesinin mümkün olduğu değerlendirilmiştir.
Nitekim AİHM'e göre karar alma veya yargılama sürecinde daha alt aşamalarda yaşanan bazı usule ilişkin eksikliklerin sonraki aşamalarda telafi edilebilmesi mümkündür (Helle/Finlandiya, B. No: 20772/92, 19/12/1997, § 45; Monnell ve Morris/Birleşik Krallık, B. No: 9562/81, 9818/82, 2/3/1987, §§ 55-70).
Bu kapsamda, davalı idare tarafından dava konusu kararların gerekçesi olarak yargılama safahatında dava dosyasına sunulan tüm bilgi ve belgeler davacıya tebliğ edilmiş ve bu bilgi ve belgelere karşı etkin bir şekilde beyanda bulunma imkânı tanınmıştır.
Öte yandan hakkaniyete uygun yargılama hakkına ilişkin güvencelerin (silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin) sağlanması amacıyla Dairemizce görülmekte olan bu davalarda usul kuralları oldukça geniş yorumlanmıştır.
Dava konusu kararlara karşı dava açma süresi, yargı yolunun açıldığı 23/01/2017 tarih ve 29957 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 685 sayılı KHK'nın yayımı tarihinden itibaren değil anılan KHK’nın TBMM tarafından değiştirilerek kabul edilmesine dair 7075 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği 08/03/2018 tarihinden itibaren başlatılmıştır.
Davacıların adli yardım talepleri, "yargılama veya takip giderlerini kısmen veya tamamen ödeme gücünden yoksun olan kimselerin taleplerinin açıkça dayanaktan yoksun olmaması" şartının herhangi bir bilgi veya belgeyle (örneğin fakirlik ilmuhaberi) desteklenmesi beklenmeksizin kabul edilmiştir.
Bu kapsamda davacının adli yardım istemi Dairemizin 21/12/2017 tarihli kararı ile kabul edilmiştir.
Duruşmalı dosyalarda, tedavi kurumlarında veya ceza infaz kurumlarında bulunan ve mazeretleri nedeniyle duruşmalara katılamayacak olan davacıların duruşmalara kolaylıkla katılabilmeleri, yargılamanın en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması için Ses ve Görüntü Bilişim Sisteminden (SEGBİS) yararlanma imkânı sağlanmıştır.
06/01/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Tebligat ve cevap verme" kenar başlıklı 16. maddesinde; dava dilekçelerinin ve eklerinin birer örneği davalıya, davalının vereceği savunmanın davacıya, davacının ikinci dilekçesinin davalıya, davalının vereceği ikinci savunmanın da davacıya tebliğ edileceği düzenlenmiştir. Davalının ikinci savunmasında davacının cevaplandırmasını gerektiren hususların bulunması hâli dışında, davalının ikinci savunmasına karşı davacının cevap veremeyeceği, tarafların otuz günlük cevap verme süresinin geçmesinden sonra verecekleri savunmalara veya ikinci dilekçelere dayanarak hak iddia edemeyecekleri kurala bağlanmıştır. Bununla birlikte davalı idarenin ek beyan dilekçelerinde veyahut Danıştay savcı düşüncesine cevap dilekçelerinde dosyaya sunulan bilgi ve belgeler, davacıya tebliğ edilmiş ve dava dosyasına sunulan yeni bilgi ve belgelere karşı beyanlarını sunma imkânı sağlanmıştır.
Bu kapsamda, 27/02/2020 tarihli ara kararımızla, davalı idarenin 08/11/2018 tarihli ikinci savunmasında davacının cevap vermesini gerektiren hususlar bulunduğu bildirilerek, 04/12/2018 tarihinde tebliğ edilen ikinci savunma dilekçesi ve ekinde yer alan bilgi ve belgelere ilişkin beyanlarını sunabilmesi için davacıya on gün süre verilmiştir.
Aynı maddede, haklı sebeplerin bulunması hâlinde, taraflardan birinin isteği üzerine otuz günü geçmemek ve bir defaya mahsus olmak üzere otuz günlük cevap verme süresinin uzatılabileceği belirtilmiştir. Dairemizce talep edilmesi hâlinde taraflara otuz günü geçmemek üzere ek süre verilmiştir.
Bununla birlikte, AİHS’in ‘’Adil Yargılanma Hakkı’’ başlıklı 6. maddesinin 1. fıkrasında herkesin medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgili davasını makul bir süre içinde görülmesini isteme hakkına sahip olduğu düzenlemesi yer almıştır. Bu kapsamda Anayasa Mahkemesi de makul sürede yargılanma hakkını Anayasanın 36. maddesinde yer verilen adil yargılanma hakkının bir parçası olarak görmüştür (Gülseren Gürdal ve Diğerleri, B. No: 2013/1115, 05/12/2013, § 43). Anayasanın 141. maddesinin son fıkrasında da davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması yargının görevleri arasında sayılmıştır.
AİHM kararları incelendiğinde; mahkemenin bir yargılamanın süresinin makul olup olmadığını incelerken her davanın kendi somut durumunu gözettiği ve davanın karmaşıklığı, başvuranların ve yetkili makamların yargılama sürecindeki davranışları ile ilgililer için davanın konusunun arz ettiği önem gibi kriterleri dikkate aldığı görülmüştür (Frydlender / Fransa, B. No: 30979/96, 27/6/2000, § 43, Yılmaz / Türkiye, B. No: 36607/06, 04/06/2019, §§ 32). Aynı şekilde Anayasa Mahkemesi de makul süre yönünden yaptığı incelemelerde, davanın karmaşıklığı, yargılamanın kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunun davanın hızla sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususları, bir davanın süresinin makul olup olmadığının tespitinde göz önünde bulundurulması gereken kriterler olarak belirlemiştir (Güher Ergun ve Diğerleri, B. No: 2012/13, 02/07/2013, § 41-45, Gülseren Gürdal ve Diğerleri, B. No: 2013/1115, 05/12/2013, § 46).
Bu kapsamda; yargı mensuplarının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılması kararlarına karşı ilgililer tarafından genellikle işlem tesisinden sonra bu işlemlere karşı yargı yolu açık olmadığı halde altmış günlük dava açma süresi içinde Ankara İdare Mahkemelerinde ya da doğrudan Danıştay'da davalar açılmış ise de anılan işlemlere karşı ancak 23/01/2017 tarih ve 29957 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 685 sayılı KHK'nın yayımı tarihinden itibaren Danıştay'da yargı yolunun açılmış olduğu anılan KHK ile kabul edildiğinden, bu davaların esastan incelenmesine Dairemiz tarafından bu tarihten itibaren başlanmıştır.
Bununla birlikte yukarıda aktarıldığı üzere gerek ulusun varlığını tehdit eden genel bir tehlikeye karşı ivedi şekilde tedbir almak zorunluluğu çerçevesinde olağanüstü şartlar altında tesis olunan işlemler nedeniyle açılan bu davaların karmaşık yapısına, gerekse hakkaniyete uygun yargılanma hakkına ilişkin güvencelerin (silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin) sağlanması amacıyla davalı idare tarafından dava konusu kararların gerekçesi olarak yargılamanın her safahatında dava dosyasına sunulan tüm bilgi ve belgelerin davacıya tebliğ edilmesi ya da davalı idarenin ikinci cevap dilekçesine karşı davacı tarafa ek süre verilerek cevap hakkı tanınması gibi geniş usuli uygulamalara rağmen bakılmakta olan bu dava mümkün olan en kısa süre içinde Dairemiz tarafından sonuçlandırılmıştır.
2) FETÖ'ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26/09/2017 tarih ve E:2017/16.MD-956, K:2017/370 sayılı kararında; FETÖ’nün, paravan olarak kullandığı dini, din dışı dünyevi emellerine ulaşma hâline getiren; siyasi, ekonomik ve toplumsal yeni bir düzen kurma tasavvuruna sahip örgüt liderinden aldığı talimatlar doğrultusunda hareket eden; bu amaçla öncelikle güç kaynaklarına sahip olmayı hedefleyip güçlü olmak ve yeni bir düzen kurmak için şeffaflık ve açıklık yerine büyük bir gizlilik içerisinde olmayı şiar edinen; bir istihbarat örgütü gibi kod isimler, özel haberleşme kanalları, kaynağı bilinmeyen paralar kullanıp böyle bir örgütlenmenin olmadığına herkesi inandırmaya çalışarak ve bunda başarılı olduğu ölçüde büyüyüp güçlenen, bir yandan da kendi mensubu olmayanları düşman olarak görüp mensuplarını motive eden; “Altın Nesil” adını verdiği kadrolarla sistemle çatışmak yerine sisteme sahip olma ilkesiyle Devlete tabandan tavana sızan; bu kadroların sağladığı avantajlarla Devlet içerisinde belli bir güce ulaştıktan sonra hasımlarını çeşitli hukuki görünümlü hukuk dışı yöntemlerle tasfiye eden; böylece devlet aygıtının bütün alt bileşenlerini ünite ünite kontrol altına almayı ve sisteme sahip olmayı planlayıp ele geçirdiği kamu gücünü de kullanarak toplumsal dönüşümü sağlamayı amaçlayan; casusluk faaliyetlerini de bünyesinde barındıran atipik/suigeneris bir terör örgütü olduğu belirtilmiştir.
1970’li yıllardan itibaren özellikle, mülkiye, adliye, emniyet, millî eğitim ve TSK içerisinde kadrolaşmaya giden FETÖ liderinin vaaz, röportaj ve kitaplarında bulunan ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun anılan kararında da yer alan “Esnek olun, sivrilmeden can damarları içinde dolanın!”, "Bütün güç merkezlerine ulaşıncaya kadar hiç kimse varlığınızı fark etmeden sistemin ana damarlarında ilerleyin!", “Türkiye’deki devlet yapısı ölçüsüne göre bütün anayasal müesseselerdeki güç ve kuvveti cephemize çekeceğimiz ana kadar her adım erken sayılır. …bunca kalabalık içinde ben bu dünyayı ve düşüncemi sözde mahremiyet içinde anlattım. …sırrınız sizin sırrınızdır. Söylerseniz siz esir olursunuz.”, “Bir gün bana Ankara’da bin evimiz olduğunu söyleyin, devletin paçasından şöyle bir tutacağım, devlet uyandığında yapacağı hiçbir şey kalmayacak” şeklindeki sözleri bu suigeneris örgütün, Devleti ele geçirme gayretlerinin somut talimatları olarak ortaya çıkmıştır.
Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 08/06/2018 tarih ve E:2016/238, K:2018/128 sayılı kararında ise FETÖ'nün yargı yapılanmasına ilişkin şu tespitlere yer verilmiştir:
"Örgütün hakim, savcı yapılanması bölgelere ayrılmış olup ...bölgelerden sorumlu kişilere bölge abisi veya bölge ablası denilmektedir. Her bölgenin 8-10 evi kapsadığı, örgüt mensupları arasında farklı sohbet grupları ve bu gruplardan sorumlu örgüt imamı bulunmaktadır. ...Örgüt üyesi hakim, savcıların sicil numaralarına veya mesleğe başlama aşamasında, adalet akademisindeki dönemlerine göre ayrı ayrı devre ve sicil numarası içerisinde gruplandırmaların yapıldığı, T1, T2, T3, T4, T5 şeklinde belirli sicil aralıklarını kapsayan hakim, savcıların gruplandırılarak taşra ve devre yapılanması oluşturulmuştur. Her grupta kendi içerisinde hakim, savcı sayılarına göre 3-5 kişilik sohbet gruplarına ayrılmıştır. ...Örgüt tarafından örgüt üyesi ile yapılan görüşme sonrasında hakim, savcı olması kararlaştırılan örgüt üyeleri sınavlara hazırlanmak üzere örgüte ait Ankara’daki örgüt evlerinde sınava çalıştırılır. Bu örgüt evinin masraflarının örgüt tarafından karşılandığı ve sınava çalıştırılacak kişiler dışında başka kimsenin bu evlere giremediği anlaşılmıştır. Bu örgüt evlerinde hakimlik, savcılık sınavına girecek örgüt üyeleri sınavlara hazırlanmakta olup deneme sınavlarının yapıldığı ayrıca sınav sorularının örgüt tarafından yasal olmayan yollardan ele geçirilip bu evlerde sınavdan bir kaç gün önce örgüt mensubu abi veya ablalar tarafından örgüt üyelerine verilmiştir. Örgüt üyelerine cevapları işaretlenmiş soru kitapçıkları verilerek bunları ezberlemelerinin sağlandığı, bu şekilde örgüt üyelerinin sınavları kazanmalarının sağlandığı anlaşılmıştır. Yazılı sınavı kazanan örgüt üyeleri murakıplarca tekrar eve çağrılarak mülakat için hazırlanmakta mülakatta nasıl dav...caklarının öğretilmektedir. Ayrıca örgüt tarafından kendilerine referans bulunacağı veya kendilerinin referans bulmaları söylenmektedir. Mülakat sınavını kazanan ve hakim, savcı adayı olan örgüt üyeleri mülakattan sonra tekrar murakıplar tarafından örgüt evlerine çağrılarak staj aşamasında hangi evde kalacakları, ev sorumlularının kim olacağı anlatılarak, bu şekilde staja başlayan örgüt üyesinin staj döneminde de örgüt tarafından takibi yapılmaktadır. Staj aşamasında örgüt üyelerinin deşifre olmamaları için beşer kişilik gruplar halinde, masrafı örgüt tarafından karşılanan ev tutmaları sağlanmaktadır. Her ev için bir sorumlu tayin edilmektedir. Adaylık sürecini tamamlayıp ataması yapılan örgüt üyesi hakim, savcıların örgüt tarafından takibine devam edildiği, sürekli irtibat kurularak bunların örgüte bağlılıkları sağlanmaktadır. Ataması yapılan örgüt mensubu hakim, savcının ilk maaşlarının tamamı örgüt tarafından alınmaktadır. Daha sonraki aylarda ise bekarlardan %15, evlilerden %10, en az 3 çocuğu olanlardan ise %5 oranında himmet toplanmaktadır. Bekar olan örgüt mensubu hakim, savcıların örgüt için önemli stratejik kurumlarda görevli örgüt üyeleri ile veya aynı meslekteki örgüt üyeleri ile evlenmelerinin teşvik edildiği ve katalog evlilikler yaptırıldığı anlaşılmıştır...
Örgüt tarafından hakim, savcılara yönelik adaylık dahil tüm süreçlerde yabancı dil, yüksek lisans, doktora eğitimi, yurt dışı gezileri, mesleki ve kişisel programlar düzenlenmek suretiyle örgüt üyesi hakim, savcılar emsallerine göre daha donanımlı hale getirilmektedir. Örgüt mensupları hak etmedikleri halde yurt içi ve yurt dışı yüksek lisans ve doktora programlarına yerleştirilmişlerdir...
HSYK ve Ad[a]let Bakanlığı Teftiş Kurulunda görev yapan örgüt mensubu müfettişlerce yapılan teftişlerde örgüt üyesi olan hakim, savcılarla örgüt üyesi olmayan hakim, savcılar farklı muameleye tabi tutulmakta, örgüt üyesi hakim, savcılara hak etmedikleri halde yüksek notlar ve olumlu siciller verilmekte, örgüt üyesi olmayan hakim, savcılara ise vasat veya düşük notlar verilmekte, sicilleri bozulmaktadır.
Örgüt üyesi hakim ve savcılar görev yaptıkları yerlerde görevleri nedeniyle öğrendikleri önemli bilgiler ile soruşturma ve dava dosyalarında gördükleri örgüt için önem taşayabilecek konuları gerek adliye gerekse il veya ilçede önemli görevlerde bulunan kişiler ile ilgili topladıkları bilgileri toplantılarda örgüt sorumlusu abiye iletmektedirler. Menfi takip heyeti denilen bir grup tarafından örgüt üyelerinden toplanan bu bilgiler değerlendirilmekte, neticesine göre yapılacak işlemler kararlaştırılmaktadır...
Örgüt mensubu hakim, savcıların deşifre olmasının önüne geçmek amacıyla örgüt üyesi hakim, savcıların çocuklarını örgüte ait olan okullara göndermemelerine karar verilmesi halinde örgüt üyesi hakim, savcı çocuklarının eğitimleri ile ilgilenilmesi, ayrıca ideolojik eğitim verilmesi için eğitim birim adıyla ayrıca bir birim kurulmuştur. Bu birim sorumlusu Yargıtay Üyesi olarak görev yapan örgüt üyelerinden seçilmektedir...
Örgüt faaliyetlerinin bir çoğunda gizlilik esas alınmasına karşın örgüt tarafından HSYK seçimlerine verilen önemden dolayı bu dönemde örgüt mensuplarının deşifre olmayı göze alarak seçimlerde tüm il ve ilçeleri kapsayan adliye ziyaretleri, ev ziyaretleri ve yemek organizasyonları düzenlemişlerdir. Sözde bağımsız örgüt üyesi adaylarının seçim gezilerine birlikte katılmışlardır. Örgütün 2014 yılı HSYK üye seçimlerinde gerek YARSAV listesi, gerekse bağımsız aday adı altında aday göstererek yargı içerisinde alternatif bir yargı gücü kuracak şekilde örgütlü olduğu anlaşılmıştır..."
Öte yandan Dairemizde derdest olan dava dosyalarında yukarıda belirtilen tespitleri destekler mahiyette, FETÖ'nün niteliğine ilişkin aşağıdaki beyanların yer aldığı görülmüştür:
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan M.Ü.ye ait Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 21/10/2016 tarihli ek sorgulama tutanağı: “…Şunu söylemem gerekiyor ki cemaat farklı sınav evlerinde kalan şahısları birbiriyle tanıştırmaz. …Bu yapı sizi asla boşta bırakmaz, yani üniversiteden mezun olduğunuzda sınav çalışma eviniz hazırdır, sınavı kazanınca mülakat referans listeniz hazırdır, bunların her aşamasından sorumlu olan kişiler vardır. …Kural olarak bu yapı gizlilik üzerine kurulu olduğundan bir evde kalan diğer evde kalan kişileri tanımazdı. Ama biz bazen tanıştığımızda kimin bizden olduğunu hissediyor ve anlıyorduk. Biz staja başladıktan sonra bize yavaş yavaş tedbire riayet etmemiz hususu anlatılmaya başlandı. …bu yapıda ciddi bir hiyerarşi söz konusuydu. Ben maaşımın bekarken %15’ini, evlendikten sonra ise %10’unu cemaate himmet olarak verdim. …Evde kalan kişi sadece ev abisini tanır. Kıdemsiz birinin üst abileri tanıma şansı yoktur. Staj esnasında bize namazınızı gizli kılın gerekirse zorunlu hallerde namazlarınızı cem edin diyorlardı. Ramazan orucunuzu tutun ancak gerekirse oruç tutmuyormuş gibi davranın diyorlardı. Bunun haricinde önemli bir husus da bize evliliğin faziletleri anlatılıyordu. …Evlilikten sorumlu abi, evlendirmeyi düşündüğü erkeğe gelerek erkekten bir vesikalık fotoğraf ve bir CV ister, devamında bu CV’yi ve fotoğrafı bir havuza atardı. Aynı işlemi bayanlar için de yapıyorlardı. Devamında evlilikten sorumlu abi kendince uygun gördüğü eş adaylarını birbirleriyle tanıştırıyordu.”
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan A.A.ya ait Kilis Terörle Mücadele Şube Müdürlüğünce düzenlenen 23/06/2017 tarihli şüpheli ifade tutanağı: “17-25 Aralık süreci sonrası örgütün sivil imamı … kod adlı şahsın katıldığı …bir toplantıda sivil imam adlicilere hitaben ‘elinizde ...siyasal iktidara ilişkin yolsuzluk ihale usulsüzlüğü vs. gibi ses getirecek dosya varsa, bu tarz ses getirecek dosyaları bekletmeyin, hemen davasını açın.’ dedi. …Örgüt mensuplarının deşifre olmasını önlemek için tedbir ya da ruhsat diye tabir edilen yöntemler uygulanmaktaydı. Bu kapsamda örneğin; cuma namazına gitmememiz, adliyede namazları ima ile (göz ile) kılmamız, eğer mümkünse namaz vakti yetişiyorsa namazları cem ederek (birleştirerek) evde kılmamız, ramazan ayında eğer belli olacaksa oruç tutmamamız ve gerektiğinde alkol almamız talimatlandırılmıştı. …Bizim mezuniyet balomuzda, o dönemki yargı bürokrasisinin hassasiyeti de gözetilerek protokol masalarından görülecek açıdaki ön sıra masalara hep örgüt üyeleri oturtulmuş ve bunlara alkol almaları talimatlandırılmıştı diye biliyorum. …Seçim [2014 HSYK seçimi] süreciyle ilgili son olarak belirtmek istediğim, örgütün ByLock üzerinden birbirleriyle haberleşerek Facebook’taki hâkim-savcı gruplarında ya da adalet.org’da organize bir şekilde hareket ederek bağımsız aday tanıtımlarının altına adayı övücü, parlatıcı, adayı ön plana çıkartıcı yorumlar yapılmasının sağlanmasıydı. Buna örnek olarak bir olay anlatayım; R.Ş. mahkemede yanıma gelip bana tefonundaki ByLock mesajını okuttu. Yazının içeriğinde; --Tüm arkadaşların dikkatine, şu gün şu saatte Facebook’taki hâkim savcı gruplarında ve adalet.org’da ‘[İ.Ç.] Gerçeği’ isimli bir paylaşım yapılacaktır. Paylaşımın altına bağımsız aday [İ.Ç.]yi övücü yorumlar yapıp destekleyelim.-- …Görüldüğü üzere örgüt sosyal medyada organize bir şekilde hareket ederek seçimde başarılı olmayı amaçlamıştır. ...FETÖ yargı mensuplarını T1, T2, T3, T4, T5 üst başlığı/ tasnifi adı altında grup grup, hücre tipi yapılandırılmıştır. T3’teki bir kişinin ekstra bir tanışıklık yoksa diğerlerini bilmesi mümkün olmadığı gibi, yine T3 altında yer alan grupların da birbirini tanımaması genel kuraldır. Tedbir denilen gizlilik kurallarına riayet edilerek bu gizliliğin sağlanması amaçlanmıştır. Ama özellikle Ankara’da staj döneminde bu gizliliği sağlayamadılar. Bir çok farklı gruba mensup kişi birbirlerini bir şekilde tanıdı veya başkasından duymak suretiyle öğrendi. Ancak tedbire son derece riayet edenler kendilerini gizleyebilmiştir.”
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan M.Ö.ye ait Osmaniye Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 18/10/2016 tarihli sorgulama tutanağı: “Taşra yapılanmasında o dönemki adı ile cemaatin bu yapılanması profesyonel olarak yürütülüyordu. 2002 yılından itibaren taşra yapılanması kendi içerisinde T1, T2, T3, T4, T5 şeklinde bölümlere ayrılmıştı. ("T" taşra anlamına gelen yapılanmayı simgelerdi). T1 grubu 39 bin sicilden daha önce gelenlerdi. T2 grubu 39 bin, 42 bin sicillileri, T3 grubu 92 bin 109 bin arası sicillileri, T4 grubu daha sonraki sicillileri,T5 grubu 125 bin ve sonraki sicillileri ifade ederdi.”
Sonuç olarak FETÖ'nün, yıllar itibarıyla takiye (olduğundan farklı görünme) esasına dayanan uzun vadeli bir projenin aşamalarını izleyerek kurduğu strateji doğrultusunda, kamu kurumlarında ve yargı organlarında demokratik devlet düzeninden ayrıksı ve ona paralel şekilde teşkilatlanmak suretiyle ülkenin bağımsızlığını, bütünlüğünü ve demokratik hukuk devletini tehdit edici, anayasal düzene sadakat yükümlülüğüne aykırı davranışlar gösteren bir yapılanma hâline geldiği anlaşılmaktadır. Nitekim bu yapılanma tarafından 15 Temmuz 2016 gecesi anayasal düzene, demokratik kurumlara ve bizatihi Türk Milletine karşı darbe teşebbüsünde bulunulmuştur.
Darbe teşebbüsünün bertaraf edilmesini takip eden günlerde, söz konusu kalkışmaya dâhil olan kişilerin telefon konuşmaları ve mesajları ortaya çıkmıştır. Anayasa Mahkemesinin Aydın Yavuz ve diğerleri (B. No: 2016/22169, 20/06/2017) kararında da yer alan, darbe teşebbüsünün şüphelilerinden olan Komiser Yardımcısı E.G.nin telefonunda bulunan mesajlar bunlara örnek teşkil etmektedir. E.G.nin telefonunda, "önemli, durum kötü, çok acil duyuru. tüm il ve ilçe imamlarını, abilere, ablalara, kurum imamlarına iletin, tüm hizmet mensupları darbeyi şiddetle kınayan açıklama yapsın, meydanlara inip kendisini kamufle etsin, resim çekilip sosyal medyada yayınlasın, demokrasi, seçilmiş irade falan desinler, ama fazla da asla muhterem hoca efendinin adı geçmesin açıklamalarda, hepimizi alabilirler, herkes -darbeden haberim yok TV'de gördüm ilk kez- desin, asla hükümete ve Tayyibe karşı olumsuz bir paylaşım yapmayın, bu gurubu kapatıyorum şimdi" şeklinde mesajların bulunduğu tespit edilmiştir.
3) Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü
AİHM "demokratik bir devletin, memurlarından anayasal prensiplere sadakat göstermesini isteme hakkı bulunduğunu" belirtmektedir (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 52; Volkmer/Almanya (k.k.), B. No: 39799/98, 22/11/2001; Petersen/Almanya, B. No: 39793/98, 22/11/2001). AİHM'e göre "kamu çalışanlarının devlete sadık kalmaları genel yararı korumakla ve güvence altına almakla yükümlü devlet otoriteleri ile çalışmalarının doğasında bulunan bir şarttır." (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 57; Žičkus/Litvanya, B. No: 26652/02, 07/04/2009, § 28).
AİHM kararlarında yer alan sadakat yükümlülüğüne ilişkin yukarıda belirtilen ilkelerin hâkimlik ve savcılık mesleği açısından yorumlanması gerekmektedir.
Anayasa'nın "Hâkimlik ve savcılık mesleği" kenar başlıklı 140. maddesine Danışma Meclisi tarafından yazılan gerekçede "... Adalet tevzii herşeyden önce güvenilir nitelikte olmalıdır. Bu hizmeti görenlerin tarafsızlıklarından şüphe edilmesi, hizmetin tam olarak yerine getirilmiş olduğunun kabulüne engeldir. Bu itibarla görevlerinde özel hayatlarında tarafsızlıklarına dair bir davranışta bulundukları sanısını verecek hareketlerden sakınmak zorundadırlar." denilmektedir.
Bu bağlamda, yargı mensuplarının sadakat yükümlülüğü memurlardan farklı olarak "bağımsızlık" ve "tarafsızlık" ilkeleri çerçevesinde hukuk devletine ve demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğü olarak ortaya çıkar.
Üstün bir kamu gücü yetkisi niteliğindeki yargı yetkisini kullanan hâkim ve savcıların, Anayasa gereği tarafsız ve bağımsız olarak görev yapmaları, Anayasa'ya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre hüküm vermeleri ve anayasal düzene sadakat göstermeleri, hukuk devletinde demokratik toplum düzeninin korunması açısından büyük önem arz etmektedir.
4) Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği
Anayasa’nın 139. maddesinde hâkim ve savcıların görevlerinin sona ermesi sonucunu doğuran işlemler, disiplin cezaları ve meslekte kalmalarının uygun olmadığı yönünde verilen kararlar olarak ikiye ayrılmıştır. 24/02/1983 tarihli ve 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun "Hâkimlik ve savcılık görevlerinin sona ermesi" kenar başlıklı 53. maddesinde de disiplin cezası niteliğindeki meslekten çıkarma işlemi ile hâkimlik ve savcılık görevinin sona ermesi sonucunu doğuran diğer işlemler ayrı ayrı belirtilmiştir.
Dolayısıyla 667 sayılı KHK'nın 3. maddesi uyarınca hâkim ve savcıların meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin kararların, bu kişilere disiplin cezası verilmesine ilişkin kararlardan ayrı nitelikte olduğu konusunda duraksama bulunmamaktadır.
Dairemizin, Danıştay Başkanlığının internet sitesinde güncel kararlar başlığı altında yayımlanmış olan, 04/10/2016 tarih ve E:2016/8196, K:2016/4066 sayılı kararında da belirtilmiş olduğu üzere 667 sayılı KHK'nın 3. maddesi uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen yargı mensuplarının, “meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan “olağanüstü tedbir" niteliğindedir.
Bu kapsamda, ülkenin içinde bulunduğu tehdidin ortadan kaldırılması ve bozulan kamu düzeninin ivedi şekilde yeniden tesis edilmesi amacıyla 667 sayılı KHK'nın 3. maddesi ile “terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen” üstün kamu gücü yetkisi kullanma ayrıcalığına sahip bu kişiler hakkında uygulanmak üzere olağan dönemdeki yaptırımlardan farklı olarak olağanüstü nitelikte yeni bir tedbir getirilmiştir.
Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyelik, mensubiyet, iltisak veya bunlarla irtibat, anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan ve hâkim ve savcılar hakkında bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanmasını gerektiren hâllerdir. Yukarıda yer verilen yapılara üyelik ve mensubiyet olmasa da bu yapılara iltisaklı veya bunlarla irtibatlı bulunulması hâli de anılan tedbirin uygulanabilmesi için yeterlidir. Nitekim davalı idare, yargı mensupları hakkında aldığı meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin kararları, anılan yargı mensuplarının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisaklarının sabit olduğu gerekçesiyle tesis etmiştir.
Anayasa Mahkemesi 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamıştır. Bu kavramlar ile kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hal ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterli olacaktır.
Bu bağlamda, üstün bir kamu gücü yetkisi niteliğindeki yargı yetkisini kullanan yargı mensupları yönünden örgüt ile irtibat ve iltisak hususu değerlendirildiğinde, yetki ve nüfuzlarını kullanarak örgütün amaçlarını gerçekleştirmesi için ya da örgütün talimatları doğrultusunda kendilerine veya başkalarına yarar sağlamak için bir takım hal ve hareketlerde bulunmak suretiyle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüklerini ihlal ettikleri yönünde bir kanaat oluşması halinde örgüt ile irtibat ve iltisaklarının bulunduğunu söylemek mümkün olacaktır.
5) Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi
Yargı mensubu olarak görev yapanlar hakkında meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanması için ilgililerin terör örgütleri ve millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyelik, mensubiyet veya iltisakını ya da bunlarla irtibatını ortaya koyan delil, bulgu ve bu yönde değerlendirme yapılmasına neden olan hususların idare tarafından ortaya konulması gerekmektedir.
Dava konusu kararların dayanağı olan delillerin, davalı idare tarafından dava konusu işlemlerin tesisinden sonra tespit edilerek dosyaya sunulduğu anlaşılmakta ise de bu delillerin terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyelik, mensubiyet, iltisak veya bunlarla irtibatı ve anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan geçmişe ilişkin olay ve olgular olduğu görüldüğünden dava konusu işlemlerin hukuka uygunluğunun değerlendirilmesinde dikkate alınabileceği tabiidir.
a) Davacı Hakkındaki Tanık Beyanları
Davacı hakkındaki tanık beyanları şu şekildedir:
19. Dönem Adli Yargı Hakim adayı olarak görev yapmakta iken bilgisine başvurulan D.A.A. isimli şahsa ait adalet müfettişlerince düzenlenen 23/09/2016 tarihli tanık ifade tutanağı: ''...Aşağıda ismini belirttiğim kişiler üniversite döneminde cemaat evlerinde ve/veya yurtlarında kalan kişilerdir: ... (...): 10. Dönem İdari Yargı Hakim adayı. Sonradan Diyarbakır İdare Mahkemesi Üyesi olduğunu öğrendim. 2013 Ankara Hukuk mezunu. Yurtta belletmen olarak görevliydi. Cemaate gönülden bağlıydı. Okul döneminde başı kapalıydı, sonradan açılmış. Cemaat bağlantısının devam edip etmediğini bilmiyorum.''
10. Dönem İdari Yargı Hakim adayı olarak görev yapmakta iken bilgisine başvurulan Ş.Ü. isimli şahsa ait adalet müfettişince düzenlenen 27/03/2017 tarihli ifade tutanağı: ''...Ben bana dijital ortamda gösterilen dönem yıllıkları ve Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu olup hakim-savcı adaylığı sınavlarına giren kişilere ait fotoğraflı listeyi inceledim. Bu incelemede ...... (...) ...isimli kişilerin öğrencilikleri döneminde cemaat bağlantıları olduğunu biliyorum. Bu kişiler hakkında bildiğim hususları anlatmak istiyorum. ...... (...): Ankara Hukuk 2009 girişli, 2013 mezunudur. Okulda sınıf arkadaşımdı. Cemaat evlerinde kalırken görmüştüm. Kaç yıl kaldığını ve kaldığı sürede görev alıp almadığını bilmiyorum.''
11. Dönem İdari Yargı Hakim adayı olarak görev yapmakta iken bilgisine başvurulan C.A. isimli şahsa ait adalet müfettişlerince düzenlenen 20/08/2016 tarihli tanık ifade tutanağı: ''...Aşağıda ismini belirttiğim kişiler üniversite döneminde cemaat evinde kalan kişilerdir. ......: 2009 Ankara Hukuk girişli. 10. Dönem İdari Yargı Hakim Adayı idi. Şu an nerede görev yaptığını bilmiyorum. Üniversite boyunca cemaate ait evlerde kaldı ve aktif görevler aldı. Cemaate gönülden bağlı birisi idi ve onların sözünden çok çıkmazdı. Okul döneminde başı kapalı idi, sonrasında açıldığını gördüm. Cemaat bağlantısının devam edip etmediğini bilmiyorum.''
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan B.T. isimli şahsa ait adalet müfettişlerince düzenlenen 09/11/2016 tarihli tanık ifade tutanağı: ''...Dönemde tüm örgüt elemanları örgüt evliliği yaptı. İstisnai olarak E.Ş.'nin ve ...'un evliliği örgüt evliliği değildir. ...Akademi stajı esnasında Ankara bayan adaylarının bir kısmının (her evden bir kişinin) akademide kalması talimatı verilmişti. ...Yanlış hatırlamıyorsam ... da bu şekilde akademi yurdunda kalmıştır. ...... kendisi örgüt evinde kalıyordu. Fakat örgüt akrabasıyla evlenmesine istisnai olarak ''izin'' vermişti.''
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan C.M. isimli şahsa ait Aydın Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 05/01/2017 tarihli sorgulama tutanağı: ''...Bizim dönem 200 kişi idi. ...Ben bizim 200 kişilik dönemde cemaatçi fetöcü olarak bildiğim kişiler şunlardır. ...... (açığa alındı) ...Bu meslektaşlarımın cemaatçi olduğu Akademide yaygın olarak herkes tarafından bilinir. Konuşulur idi.''
Avukat olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan Z.N.Y. isimli şahsa ait Tokat Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 14/10/2017 tarihli şüpheli ifade tutanağı: ''...MÜLAKAT EVİ YAPILANMASI: ...mülakat evinde benimle beraber ..., F., H., A. ve S. isimli şahıslar vardı. Bu şahıslar ile birlikte mülakat evinde parça parça kaldım çünkü o dönemde 17-25 Aralık olayları olmuştu ve mülakatlar erteleniyordu ...Bu evin murakıbı ... Kod adlı şahıs idi, bu evin sermurakıbı hatırladığım kadarıyla ... kod adlı şahıs idi, bu iki şahısta stajyer hakim idi. O dönemde Mülakat evine daha önce görmediğim bir şahıs yanında iki şahıs daha vardı 3 kişide bayandı, bize hitaben Mülakatta giyeceğiniz kıyafetleri giyin gelin dediler bizde odada mülakat kıyafetlerimizi giydik, odaya geldik ve hepimiz oturduk ...bizi gözlemlediler ve mülakat elbisemizin uygun olduğunu söylediler. ...Sonrasında ben İdari Hakimlik mülakatına girdim ve bu mülakattan elendim ve memleketime gittim sonrasında yine Adli mülakat için aynı eve geldim ve aynı şahıslar vardı ...... isimli şahıs: Soyadını ... olarak biliyorum, Erzurumlu olduğunu biliyorum, Ankara Hukuk Fakültesi mezunu olduğunu biliyorum, benim kalmış olduğum mülakat evinde birlikte kaldığım şahıstır, uzun boylu zayıf esmer şahıstır görsem teşhis ederim.''
Bununla birlikte aynı şahıs, dava dosyasında yer alan 15/10/2017 tarihli teşhis tutanağında ... isimli kişinin davacı ... olduğunu net ve kesin bir şekilde teşhis etmiştir.
Avukat olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan Ü.A. isimli şahsa ait İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünce düzenlenen 13/09/2017 tarihli şüpheli ifade tutanağı: ''...Bütünleme sınavlarını geçtikten sonra S. ile görüşmemizde bana hakim-savcılık sınavlarına hazırlanmak için Keçiören ilçesinde bir ev olduğunu, kalıp kalmayacağımı sordu. Bende sadece ders çalışmak ve sınavlara daha iyi hazırlanabilmek için kabul ettim. ...S. bu ev ile ilgili olarak bana evde Hukuk Fakültesi mezunu 4-5 kişi olacağını onlarında hakim-savcılık sınavına hazırlandığı, ...evde daha iyi ders çalışmamız için cep telefonu kullanılmayacağını, evde sabit bir telefon olduğunu, dış aramalara kapalı olduğunu, sadece 1.Derece akrabalarımıza sabit hattın numarasını verebileceğimizi ve onlarla görüşebileceğimizi ...bu şartları kabul edip etmediğimi bana sordu. ...Ben şartları kabul ettikten sonra ...2013 yılının ağustos ayının sonlarında S. isimli şahıs beni Ankara tren garında karşıladı ve birlikte taksi tutarak Keçiörende bulunan ...bir apartmana götürdü. ...S. isimli şahıs evde kaldığım süre boyunca gerçek ismimi kullanmaktan ziyade bir kod ismi kullanmamın uygun olacağı telkininde bulundu. ...Bu evde kod adlarını bildiğim ancak gerçek isimlerini bilmediğim H., A., ..., B. isminde farklı üniversitelerin Hukuk Fakültelerinden mezun kişiler vardı. HAKİM SAVCI ÇALIŞMA EVİ: 2013 YILI AĞUSTOS-ARALIK AYI ......: ... olarak bildiğim şahsın isminin kod adı olduğunu biliyorum ancak gerçek ismini bilmiyorum. Şahsın hangi üniversiteden mezun olduğunu ve nereli olduğunu bilmiyorum. Bu şahıs orta boylu, beyaz tenli, zayıf yapılı dalgalı orta uzunlukta kahverengi saçlı, görsem teşhis edebilirim.''
Bununla birlikte aynı şahıs, dava dosyasında yer alan 13/09/2017 tarihli teşhis tutanağında ... olarak bildiği kişinin davacı ... olduğunu net ve kesin bir şekilde teşhis etmiştir.
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan S.E. isimli şahsa ait Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 08/12/2016 tarihli sorgulama tutanağı: ''...2008 yılında Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesini kazandıktan sonra bu yapının evlerinde kalmak zorunda kaldım. ...4 yıl boyunca 2008-2012 yılları arasında cebeci semtinde Cemal Gürsel caddesi üzerinde açık adresini bilmediğim bir evde benim haricinde 4 öğrenciyle kaldım. ...Ayrıca bu evde kaldığım dönemde ... ve K.Ç. bizimle kaldı. ... idari Hakim oldu nerede görev yaptığını, açığa alınıp alınmadığını bilmiyorum. K.Ç. ve ... Erzurumludur. ...Her ikisi de benden bir sınıf geridelerdi. ... bildiğim kadarıyla 15 Temmuz sonrası idari hakim oldu. Ev arkadaşlarım olan bu bayanların FETÖ adına aktif bir şekilde çalışıp faaliyette bulunduklarına tanık olmadım. Ancak benim gibi eski ismi ile cemaat yapılanmasına ait evde öğrenci olarak kaldılar. Ancak ismini verdiklerimden ... ve K.Ç.'nin etkin olarak FETÖ yapılanması içinde görev yaptığını düşünüyorum. Bu şahısların konuşmalarından bu kanaate vardım. ... ... ve K. sürekli birlikte geziyordu, onla ilgili de bu yönde tahminim var...''
Bununla birlikte 19/12/2016 tarihli şüpheli ifade tutanağı ve 25/04/2017 tarihli sorgulama tutanağında da davacı ile ilgili olarak aynı yönde beyanların yer aldığı ve dava dosyasında yer alan 19/12/2016 tarihli fotoğraf teşhis tutanağında, ifade sahibi tarafından ...'un kesin bir şekilde teşhis edilmiş olduğu görülmektedir.
10. Dönem İdari Yargı Hakim adayı olarak görev yapmakta iken ifadesine başvurulan E.K.Ö. isimli şahsa ait;
-Sakarya Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 31/07/2017 tarihli ifade formu: ''...mülakat açıklandıktan sonra Ankara adayı olarak stajıma başladım, staj başladıktan iki hafta sonra evimi değiştirerek Balgat civarında bir eve geçtim, bu evde ben gittiğimde iki tane idari yargı adayı daha vardı, bunlar ... (ihraç) ve F.A. (ihraç) idi. Bu arkadaşlarımla kaldığım dönemde Ankara Vergi Mahkemesi hakimi olan G. isimli bayan hakim arkadaşlara hitaben ''ablanıza sormadan geziye gitmeyin'' şeklinde söyleyince biz onun da örgüt üyesi olduğunu anladık, bu kalmış olduğumuz eve H.A. sık sık geliyordu. H.A. bir gün eve geldiğinde beni kenara çekerek telefonumun android olup olmadığını sordu, ben de android olduğunu söyledikten sonra telefonumu alarak Bylock isimli programı telefonuma kurdu, ...beni bylock programından ... veya ... olarak kaydettiğini söyledi, evde kalan diğer arkadaşlardan ...'a (...), F.'ye (...) kod ismi vermişti., diğer arkadaşlarıma Bylock kurup kurmadığını bilmiyorum ancak ... dediğinde ...'ı ... dediğinde ise F.'yi anlıyordum. ...beni iki şahsın daha bulunduğu bir gruba aldı, bu grupta eve gelip sohbet yapan ve kod ismini hatırlamadığım bir bayanla ...vardı, ...biz akademide ...'la aynı odada kaldık ve orada namaz kıldık, F.A. da bizim odaya gelip namaz kılmaya başladı, ...Örgütün hakim ve savcılarının evlilik işlerinden ...... kod isimli şahıs ilgileniyordu. ...... isimli arkadaşım amcasının oğlu ile nişanlıydı, ona bu şekilde yaklaşmadılar ancak F.A. isimli arkadaşım da benim gibi adli yargı hakim adayı olan T.B. ile örgüt vasıtası ile tanışarak evlendi.''
-Tokat İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünce düzenlenen 14/12/2017 tarihli şüpheli ifade tutanağı: ''...Bu kira sözleşmesinin ... ve benim adıma olduğunu biliyorum. Ayrıca staj evinde kaldığım dönemde İngilizce bilmemiz gerektiğini ve kursa gitmemiz gerektiğini ve mümkünse yüksek lisansa başvurmamız gerektiğini ... kod adlı şahıs ve A. Abla söylemişti. ...Ben bu staj döneminde kaldığım evde 2015 yılı ağustos ayına kadar kaldım. Bu evde benimle birlikte ..., F.A. isimli şahıslarla birlikte kaldım. Bu tarihte ben evlendiğim için evden ayrıldım. Ben ayrıldıktan sonra da yaklaşık eylül ayı içerisinde diğer şahıslar evden ayrılarak evi kapattıklarını biliyorum. ...staj evimizin sorumlusu olan Ayşe kod adlı şahıs staj evinde birlikte kaldığımız F.A., ... ve bana hitaben mesai içerisinde namaz kılmamamızı eğer yetiştirebilirsek eve geldiğimiz vakitte namazlarımızı Cem etmemizi Danıştay'da bulunduğumuz zaman içerisinde de Danıştay'a yakın olan … ve … isimli AVM lere giderek buralarda bulunan mescitleri kullanmadan kıyafet kabinlerinde yanımıza alacağımız çöp poşetlerini yere sermek suretiyle namazlarımızı kılabileceğimizi söyledi. Bizde Danıştay stajındayken evde gelemediğim zamanlarda bu şekilde yapıyordum. ...Ayrıca staj döneminde hakim adayları ilk aldıkları maaşının tamamını yani o dönemde 3500 tl tutarında parayı burs adı altında staj döneminde bizimle ilgilenen ... kod H.A. isimli şahsa vermiştim. Ev arkadaşlarım olan F.A. ile ... un bu şekilde ilk maaşının tamamını verip vermediklerini bilmiyorum. ...60-...: Bu şahıs Erzurumludur, bu şahıs Ankara hukuk mezunudur, bu şahısla staj evinde birlikte kaldım, bu şahısla ilk defa staj evinde yapıyla alakası olduğunu öğrendim. Görsem teşhis ederim. ...”
Bununla birlikte dava dosyasında yer alan 15/12/2017 tarihli teşhis tutanağında, ifade sahibi tarafından ...'un net ve kesin bir şekilde teşhis edilmiş olduğu görülmektedir.
Avukat olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan A.S.Ö. isimli şahsa ait Tokat Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 19/09/2017 tarihli şüpheli ifade tutanağı: ''...BİRİNCİ EV: Eve gittiğimizde evde ..., F., G., H., N. isimli şahıslar vardı. Bu evde kaldığımız dönemde evin murakıplığını ve sermurakıplığını ... kod adlı şahıs ile ... kod adlı şahıs yapıyordu ancak hangisinin murakıp hangisinin sermurakıp olduğunu bilmiyorum. ...2013 YILINDA SONBAHAR DÖNEMİNDE YAPILAN İDARİ YARGI SINAV SORULARININ VERİLMESİNE İLİŞKİN BİLDİKLERİ: ...idari yargı sınavına benim dışımda evde bulunan F., Ü., ..., N. ve H. isimli şahıslar girdi. İdari yargı sınavının gecesine sermurakıp ve murakıp olduğunu beyan ettiğim ... ve ... kod isimli şahıslar eve geldi, ...benim dışında sınava girecek olan F., Ü., ..., N., H. isimli şahıslar ile ... kod adlı şahıs yan odada ayrı görüştü, onlar ne yaptı ne etti bilmiyorum, ancak bu şahıslardan ... isimli şahsın ağlamaklı bir şekilde odadan çıktığını hatırlıyorum, ben 2013 yılında yapılan idari yargı sınavına girmediğim için evdekilerden ayrı bulunduğum için diğer odada ne yapıldığını bilmiyorum, hatta bunu diğer odadaki kişilere sordum bana herhangi bir cevap vermediler. Ben 2013 yılında sonbaharda yapılan adli yargı sınavına girdim, bu dönemde verilen sorularla ilgili bildiklerimi anlatmak istiyorum, 2013 YILINDA SONBAHAR DÖNEMİNDE YAPILAN ADLİ YARGI SINAV SORULARININ VERİLMESİNE İLİŞKİN BİLDİKLERİ: Bizim evde kalan ben, ..., Ü., N., F., H. isimli şahıslarla bulunduğumuz sırada 2013 yılının sonbahar döneminde yapılan adli yargı sınavının akşamına … ve ... kod isimli şahıslar eve geldi, iki şahıs bizi salonda topladı, ... kod isimli şahıs salona en uzak odaya geçti sonra her birimizi tek tek odaya aldı, yanlış hatırlamıyorsam odaya girmeden önce abdest aldık, ben odaya girdiğimde elinde Kuran-ı Kerim vardı, bana Kuran-ı Kerim'e el basarak bir yemin ettirdi, yemin metni hatırladığım kadarıyla "bu evde gördüklerini, bu evde tanıdığın kişileri, bundan sonra yaşayacaklarını kimseye söylemeyeceksin, eğer bu yaşadıklarını ve yaşayacaklarını söylersen annen baban ölsün, çocukların sakat kalsın, eşin ölsün" şeklindeydi. Daha sonra yemin edip odadan çıktım ve salona geçtim, salona geçtiğimde yanlış hatırlamıyorsam ... kod isimli şahıs getirmiş olduğu flaşı bilgisayara taktı, oturduk, bilgisayarı önümüze açtı ve bize hitaben "sadece soru ve cevaplara bakın birbirinize soru sormayın" şeklinde söyledi. Bize verilen soruları incelediğimde 40 tane (sayıdan tam olarak emin değilim) genel kültür genel yetenek sorularının olduğunu anladım, biz soruları inceledikten sonra bilgisayarı kapattı ve evden … ve ... kod isimli şahıslar ayrıldılar, ertesi gün sınava girdiğimde genel kültür ve genel yetenek sorularının büyük bir bölümünün çıktığını gördüm, ancak bir kısmının değiştirildiğini veya çıkmadığını fark ettim ...2013 yılında yapılan adli yargı sınavının sorularını benimle birlikte ..., Ü., N.,H., F. isimli şahıslar aldı, hatta soru alma olayının sonrasında çok duygusal olan ... isimli şahsın ağladığına da şahit oldum. Ben yukarıda belirttiğim üzere 2013 yılında yapılan idari yargı sınavına girmediğim için soruların alındığına şahit olmadım, 2013 yılında yapılan adli yargı sınav sorularının bize verilmesinden sonra 2013 yılında yapılan idari yargı sınavının benim dışımda evde bulunan ..., Ü., N., F., H. isimli şahıslara verildiği kanısı oluştu, ...''
Bununla birlikte aynı şahıs, dava dosyasında yer alan 20/09/2017 tarihli teşhis tutanağında ... isimli kişinin davacı ... olduğunu net ve kesin bir şekilde teşhis etmiştir.
Öte yandan, davacının "silahlı terör örgütüne üye olmak" suçundan yargılandığı ... Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararında;
-Tanık N.G.'nin beyanı: ''...2013 Selçuk Üniversitesi hukuk fakültesi mezunuyum, mezun olduğumda Fen Edebiyat fakültesinde okuyan N.Ö. isimli bir arkadaşımın yönlendirmesiyle Ankara Keçiörende bulunan fetö'ye ait hakim savcı çalışma evlerine gittim, ...evde sanık [davacı] ... ile birlikte F., Ü., A. ve H. isminde arkadaşlarımız vardı, burada yoğun bir şekilde ders çalışıyorduk, evin bazı kuralları vardır, Örneğin; cep telefonu kullanılması yasaktı, sabit telefondan görüşmelerimizi yapıyorduk, bu evin ... kod ismini kullanan gerçek ismi G. olduğunu öğrendiğim murakıpı ve bir kaç evden sorumlu ... kod ismini kullanan gerçek isminin H.N. olduğunu öğrendiğim sermurakıpı vardı, 2013 yılı Kasım ayında yapılan idari yargı sınavını F. ve ... kazandı, diğerleri kazanamadı, Aralık 2013 tarihinde yapılan adli yargı sınavını A. kazanamadı, biz kazandık, ...''
-Tanık H.Ö.'nün talimat ile alınan beyanı: ''Ben 2011-2013 yıllarında örgüte ait hakim savcı çalışma evlerinde kaldım, 2013-2014 yılları arasında Ankarada bulunan Hakim Savcı aday evlerinde kaldım, Üniversite yıllarında örgüte ait evlerde ve yurtlarda kaldım, etkin pişmanlık hükümlerinden yararlandım, sanığı [davacıyı] tanıyorum, İdari Yargı hakimiydi ihraç edildi, sanık [davacı] eşimin arkadaşıdır. Eşimde 2014-2015 yılları arasında örgüte ait İdari Yargı hakim adayı evlerinde kalmıştı, 2014 yılında sanığın [davacının] da örgüte ait hakim adayı evlerinde kaldığını biliyorum, çünkü eşimle birlikte aynı evde kalıyordu, eşimle yakın arkadaş olduğu için bu evlerde kaldığını eşimden duydum, sanığın [davacının] bylock kullanıp kullanmadığını bilmiyorum, örgütsel faaliyetlerine ilişkin bilgim yok, sadece eşimle aynı örgüte ait hakim adayı evinde kaldığı için bu evde kaldığını biliyorum, bu ev Ankara'nın Balgat semtinde bulunan bir evdi, yer göstermesini de yaptım."
Davacı tarafından, tanığın mesleğe kabul edilebilmek için hakkında gerçek dışı beyanda bulunduğu, kaldı ki ifadesinde belirttiği hususların tamamının 2012 yılı ve öncesine ait olduğu ileri sürülmüştür.
Bununla birlikte davacının etkin pişmanlık kapsamındaki beyanları şu şekildedir;
-Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 21/12/2016 tarihli sorgulama tutanağı: ''...Lise son sınıfta burs kazandığımdan 2008-2009 yılları arasında bir yıl süre ile cemaate ait FEM dershanesine ücretsiz olarak gittim. ...dershaneye gitmemle birlikte FETÖ terör örgütü ile tanıştım. ...Dersanedeki derslerden sonra etüt yapıyorduk, etüt programından sonra ise binanın üst katında bulunan ve mescit olarakta kullanılan kata çıkıyorduk, burada yemek ve pasta türü şeyler yiyorduk, daha sonra ise Menkıbe tarzında kitaplar okunurdu, zaman zaman Fetullah GÜLEN'e ait vaazlarıda videodan izlettikleri olmuştur. Genelde bu tür video gösterileri kısa süreli olurdu, ...Liseyi bitirdiğim sene Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesini kazandım. ...bunun üzerine FETÖ'ye ait yurtlara baktık. Bu yurt fiyatları da yüksekti bunun üzerine bütçemize uygun olduğundan 200 TL karşılığında okula yürüme mesafesinde bulunan FETÖ'ye ait bir eve yerleştirildim. ...Aslında ben Hukuk Fakültesini derece ile kazandım, bu nedenle kendileri beni bahse konu evlerde kalmamı özellikle istediler. Bahse konu evlerde üç yıl süre ile kaldım, her sene evler değişiyordu. Dolayısıyla üç farklı evde kaldım, bu evler Cebeci de bulunuyordu. ...Ben daha önce de söylediğim gibi üç yıl bu evlerde kaldım ve her sene ev değiştirdik, öğrenim yılı başladığında kalacağımız evleri gösteriyorlardı bizde gidiyor ve yerleşiyorduk. Dolayısıyla birlikte kalacağımız arkadaşlarımızı kendimiz seçmiyorduk, bu yöndeki taleplerimizi de makul bulmuyorlardı. Kaldığımız evlerde bizden sorumlu ev ablaları oluyordu. ...Ev ablaları evde düzen ve tertip ile ilgileniyorlardı, nöbeti ayarlıyorlardı, nöbet; yemek, bulaşık ve temizliğe ilişkindi. Ayrıca akşam namazlarından sonra tesbihat okutturuyorlardı. Yine yemekten sonra çay içtiğimiz sırada kitap okuyorduk, ilk senede daha çok gözümüzü korkutmamak adına öykü tarzı kitaplar okutturuldu, daha sonraki yıllarda ise Fetullah GÜLEN'in kitaplarını da okuyorduk. Ayrıca zaman zaman Risale okunduğu da oluyordu. Bunu genelde ev ablası okuyor ve açıklıyordu. Zaman zaman yurtların konferans salonlarında daha geniş katılımlı sohbet toplantıları düzenleniyordu, ben bu toplantılardan Kutlu Doğum nedeniyle yapılan etkinlik dışındakilere katılmadım. Bu nedenle ne konuşulduğunu bilmiyorum. ...Ben üç yıl bahse konu evlerde kaldıktan sonra son sene annemin Erzurum'da kanser hastası olması nedeniyle sürekli okula devam edemeyeceğimden dolayı yine cemaate ait Cebeci'de bulunan Cemre yurduna geçtim. Evde kaldığımız süre içerisinde zaman zaman bizden cemaate yeni eleman kazandırmak adına sohbetlere sınıflarımızdan arkadaş getirmemiz istendiği oluyordu, bizde samimiyet kurabildiğimiz öğrencilere söylüyorduk ve içlerinden gelenler oluyordu. ...Ben üniversite döneminde FETÖ'ye ait evlerde ve yurtta kalmış olduğumdan dolayı HSYK tarafından açığa alındığımı düşünüyorum.''
-Tokat Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 20/09/2017 tarihli şüpheli ifade tutanağı: ''...Benim daha önce Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığınca ifadem alınmıştı, bu ifadede sadece üniversite yapılanmasını anlatmıştım. Çalışma evi ve sonrasından bahsetmemiştim. Bu hususları da eklemek istiyorum. Benim daha önce Diyarbakırda vermiş olduğum ifadem ve Tokat KOM Şube Müdürlüğünde vermiş olduğum 17/09/2017 tarihli ifadem ile bu ifadem arasında çelişki olması halinde bu ifademe itibar edilsin, ben her şeyi dosdoğru anlatmak istiyorum, ...Ben 2009 yılında Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesini kazandım 2013 yılında da mezun oldum. Daha sonra benimle kariyer görüşmesi adı altında görüşme yapıldı. KARİYER GÖRÜŞMESİ: Ben kariyer görüşmesi adı altında 4. sınıfta yurtta bulunduğum dönemde kod adı kullanan ancak şu an kod adını hatırlamadığım görsem teşhis edebilceğim bir şahıs ile görüştüm, bu görüşme iki ya da üç kez yapıldı, bu görüşmelere benimle birlikte B., A., F., H.D., K., Ş. katıldı. Bu şahıslar çalışma evine girdi mi girmedi mi bilmiyorum ancak daha sonra F. ve A. ile aynı evde kaldığımdan dolayı hakim savcı çalışma evine girdiklerini biliyorum. Kariyer görüşmesi adı altında bizimle görüşme yapan kişinin yargı çevresinden biri olduğunu düşünüyorum. Kod adını hatırmamadığım kariyer görüşmesi yapan şahıs bize hitaben "hakim savcılık sınavına hazırlanmayı düşünüyor musunuz, hizmet ile ilgili ne düşünüyorsunuz, evleneceğiniz görüştüğünüz birisi var mı" şeklinde konuşma yaptı, ben de "hakim savcı olmak istiyorum, görüştüğüm kişi var bu şahıs kuzenim, hizmetten de bir zarar görmedim iyi insanlarla tanıştım" şeklinde cevap verdim. Biz kariyer görüşmesi yaptıktan sonra ...... kod adlı şahıs beni telefonla aradı, numaramı evlerden aldığını, hakim savcılık sınavına yapıya ait evlerde çalışıp çalışmayacağımı sordu, ben de durumu kabul ettim, yanlış hatırlamıyorsam ... kod adlı şahıs ile yaptığımız görüşmeden iki gün sonra ben Aşti'ye gittim, Aşti'ye gittiğimde ... kod adlı (her ne kadar daha önceki ifademde gerçek adı mı kod adı mı bilmediğimi belirtmiş isem de) karşıladı. Aşti'ye indiğimde ... kod adlı şahıs gelmeden önce F. isimli şahıs da gelmişti, ... kod adlı şahıs ikimizi de alarak Keçiören Aktepe'de bulunan şu an gitsem gösterebileceğim bir eve götürdü. Bu ev benim ilk ve son girdiğim çalışma eviydi. BİRİNCİ ÇALIŞMA EVİ: Bu eve ... kod adlı şahıs bizi götürdüğünde ben, F., G., H., A., N. isimli şahıslarla kalmaya başladık. Bu evin murakıbı yani sorumlusu ... kod isimli şahıs'idi. Sermurakıbı ise ... kod isimli şahıstı, … ve ... kod adlı şahısların bir üst dönemden hakim savcı stajeri olduğunu biliyorum. ÇALIŞMA EVLERİNİN GENEL ÖZELLİKLERİ: Ben çalışma evine gittiğimde ... kod adlı şahıs bizi topladı ve bizlere evdeki kuralları anlattı, bize hitaben "teknolojik alet, telefon, televizyon kullanmak yasak, acil bir durum olması durumunda ankesörlü telefondan arayın, eve bir sabit hat alınacak, bu sabit hattan içerden dışarı aranmayacak, bu sabit hattın numarası sadece 1. derece ailenize verilecek, ...evde 10 saat ders çalışmak zorunlu, kimin ne kadar çalıştığı konusunda ve dini kitaplardan ne kadar okunduğu konusunda çetele tutulacak, evde herkes sırasıyla nöbetçi olacak, haftada bir pazara market alışverişine gidilecek, mümkün olduğunca dışarı çıkılmayacak, komşularla muhattap olunmayacak, olunduğunda da öğrenci ya da öğretmen gibi bir şey (tam emin değilim) olduğumuz söylenecek, her gün 45 dakika kanun metni okunacak, değişikler not edilecek, vb" şeklinde sözler söyledi. Akabinde evde bulunan kişilerin telefonlarını toplayarak aldı, bu evde kullandığımız sürece telefon kullanmadık. Daha sonra aramızda sabit hattı kimin üzerine alacağı konusunda kura çektirdi, kura F.'ye çıkmıştı ve telefon hattı F.'nin üzerine alındı. ...ben bu evlerde bulunduğum süre içerisinde Diamond isimli bir fotokopiden ibaret bir soru bankası gibi bir şey vardı, ...Diamond isimli bu kitabı büyük abi ve ablaların konu taraması yaparak hazırladığı söylenmişti, Diamond dışındaki bütün kaynaklar piyasada bulunan kaynaklardı. Ayrıca ... kod adlı şahıs bu evde bulunduğumuz dönemde dışardan iki kez deneme sınavı getirdi. Bize bunları çözdürdü, cevap anahtarına baktık, sonra kitapçıkları alıp gitti. Ben bu evde bulunduğum dönemlerde soru verilme olayına ilişkin bildiklerimi anlatmak istiyorum, ben bu evde 2013 yılının sonbahar döneminde yapılan adli ve idari yargı sınavına girdim. 2013 YILINDA SONBAHAR DÖNEMİNDE YAPILAN İDARİ YARGI SINAV SORULARININ VERİLMESİNE İLİŞKİN BİLDİKLERİM: 2013 yılında sonbahar döneminde yapılan idari yargı sınavının yapılacağı günün akşamına ... kod adlı şahıs ile ... kod adlı şahıs (... kod adlı şahsın geldiğinden tam olarak emin değilim) akşam vakitlerinde eve geldi, evde bulunan kişileri (evde bulunan ben, F., A., G., H., N. olmak üzere toplam altı kişiyi) salona topladı, bize genel bir motive amaçlı konuşma yaptı, bu kısımda herhangi bir soru verilme alınma olayından bahsetmedi, sonrasında A. haricindeki kişileri tek tek odaya aldı, A.'nın okulu geç bitirmesi nedeniyle idari yargı sınavına başvuru yapamamıştı, bu nedenle A. dışındaki kişileri tek tek odaya aldı. A. bizi tek tek odaya alırken başka bir odada ders çalışıyordu, daha sonra ben ... isimli şahıs ile görüşmek üzere tek başıma odaya gittim, ... kod adlı şahıs benimle görüşmeye başladı, görüşmede bana hitaben; "burada gördüğünüz şeyleri kimseye söylemeyeceğinize dair yemin edeceksiniz" şeklinde söyledi, daha sonra Kuran'a el basarak yemin ettirdi, yemin metni yazılı haldeydi, hatırladığım kadarıyla yemin metninde "burada gördüklerimi kimseye söylemeyeceğime, eğer söylersem annem, babam, tüm sevdiklerim ölsün, çocuğum sakat doğsun” şeklinde şeyler vardı, yemin metni o kadar ağırdı ki şu an bazı şeyleri hatırlamıyorum, hatta bizim kendimizle ilgili çok büyük yeminler de vardı, ben bu yeminleri ettikten sonra ... kod adlı şahsın yanında ağlamaya başladım ve ... kod adlı şahsa soruları almayacağımı söyledim, o da bana hitaben; "siz bize güvenmiyor musunuz, şimdiye kadar tek amacımız Allah'ın ismini dünyaya yaymak için çabalamak, demek ki bu davaya inanmıyorsunuz, sen bilirsin, diğer arkadaşların ne düşünecek, vb" şeklinde sözler söyledi, ben bunun hırsızlık olduğunu, yapamayacağımı söylediğim halde ... kod adlı şahıs beni ikna etmeye çalıştı ve bana hitaben "muhafazakarlar yıllardır geride kaldı, solcular ve ateistler yıllardır bunu yapıyor, senin gibi dürüst insanların bu yerlere girmesi gerekir, vb" şeklinde sözler söylemeye devam etti, daha sonra ben yine bunun hırsızlık olduğunu ve yapamayacağımı söylemem üzerine bana hitaben "komisyonda sınav sorusu hazırlayan kişilerin havuza verdikleri sorular olduğunu, Ankara'da büyük dersanelerin de bu işi yaptığını, hocaların hem havuza hem de dersanelere bu soruları verdiğini, buradaki soruların çıkıp çıkmayacağı belli değil, benzerde çıkabilir, vb" şeklinde sözler söylemesi üzerine ben ağlamaya devam ettim, daha sonra ben odada kaldım, o odadan çıktı, ben o anda bunların çok güçlü olduğunu düşündüm ve ilk defa onlardan korkmaya başladım, daha sonra odadan çıktım, salonda bulunan diğer arkadaşların yanına gittim, ... kod adlı şahsın elinde fotokopi halinde tahminim 100'den fazla soru vardı, ben sorulara baktığımız zaman da ağlıyordum, soruları bizlere dağıttı, elden ele gezdirdik, sonra ... kod adlı şahıs eldeki fotokopileri topladı ve evden ayrıldı, bu soruların ezici çoğunluğu genel kültür genel yetenek ağırlıklıydı, ancak az miktarda alan sorusu da vardı, bu sınav sorularını benimle beraber evde bulunan N., Ü., H., F. isimli şahıslar aldı, A. isimli şahsın bu sınava girmeyecek olması nedeniyle soru alma olayında A isimli şahıs yoktu, soru dağıtıldığı esnada ... kod isimli şahıs birbirinizle konuşmayın şeklinde söyledi. Verdiği bu sorulardan bir miktarı çıkmıştı, miktarı tam olarak hatırlamıyorum. 2013 yılı sonbahar dönemi adli yargı sınav sorularının verilmesine ilişkin bildiklerimi anlatmak istiyorum, ...2013 YILINDA SONBAHAR DÖNEMİNDE YAPILAN ADLİ YARGI SINAV SORULARININ VERİLMESİNE İLİŞKİN BİLDİKLERİM: 2013 yılında sonbahar dönemindeki adli yargı sınavının akşamına yine Hale ve ... kod adlı şahıslar geldi, bu sınav akşamında ... kod adlı şahısların geldiğine eminim, bu şahıslar geldiğinde yine 2013 yılı sonbahar döneminde yapılan idari yargı sınav sorularının verilmesine ilişkin yaşadıklarımız (yemin, tek tek odaya alma gibi) yaşadıklarımızın benzerini yaptılar ve yemin ettirdiler, tek tek odaya aldılar. ... kod adlı şahıs getirmiş olduğu bilgisayara flashı taktı, sonra evde bulunan herkes yani ben, A., H., G., F., N. isimli şahıslar bilgisayarın başına oturduk, ... kod adlı şahıs yavaş yavaş bilgisayardan soruları göstermeye başladı, sorular genel kültür, genel yetenek ağırlıklıydı, ancak alan soruları da vardı. Buradaki soruların sayılarını net hatırlamıyorum ancak 2013 yılında yapılan yukarıda anlatmış olduğum idari yargı sınavında gösterilen sorulardan fazla miktarda soru vardı, bunların bir kısmı sınavda çıktı, bir kısmı da çıkmadı, ancak şunu hatırlıyorum, 2013 yılında yapılan yukarıda anlatmış olduğum idari yargı sınavından oransal olarak gösterdikleri sorulardan daha fazlasının bu sınavda çıktığını hatırlıyorum. Daha net söylemek gerekirse idari yargıda verilen soruların sınavda çıkanlara oranının, bu sınavda verilen soruların sınavda çıkanlara oranından daha az olduğunu hatırlıyorum, ama sayılar konusunda net hatırladığım bir şey yoktur. 2013 yılında yapılan idari yargı sınav sorularının verilme olayında A. isimli şahıs yoktu ancak bu sınavda A. isimli şahıs da soruları aldı. Benim sınav sorularının verilmesine ilişkin bildiklerim bundan ibarettir. Bu evde biz 2013 yılında sonbahar döneminde yapılan adli ve idari yargı sınavlarına hazırlandık, bu sınavlardan idari ve adli yargı sınavlarını F. ile ben kazanmıştık. ...Sınavlara girdikten sonra kitap okuma kampı yapılacaktı ancak 17-25 Aralık olayları nedeniyle kitap okuma kampı yapılamadı. Sonra biz ayrılarak memlekete gittik. Sınavları kazandığımız açıklandıktan sonra ocak ayı gibi tekrardan sınava hazırlandığımız eve gittim, bu evlerde yine sınava hazırlandığımız ben, N., F., Ü., H., A. vardı ayrıca tanımadığım, ismini hatırlamadığım adli yargı sınavını kazandığını bildiğim, görsem teşhis edebileceğim iki kişi daha vardı. Ben bu evde kısa süreliğine kaldım, sonrasında beni kod adını ... olarak bildiğim gerçek ismini bilmediğim kişi beni alarak Yine Keçiören'de bulunan, gösterebileceğim mülakat evine götürdü. MÜLAKAT EVİ: ... kod adlı şahıs beni bu eve götürdüğünde 2013 yılı adli ve idari yargı sınavlarını kazanan H.D., A. isimli şahıs, Z. isimli şahıs, S.Ç., F. ve ben kalmaya başladık, bu evin murakıbı ... kod adlı şahıstı, evin sermurakıbı kod adını hatırlamadığım, kod adı kullanan, hakimlik yaptığını hatırladığım (o dönemde atanmamış da olabilir bunu tam olarak hatırlamıyorum) bir kişi vardı, bu evde kurulu bir sabit hat yoktu, telefonlarımız açıktı, bu evde ... kod adlı şahıs bize hitaben; "etek diz altında olacak ama aşırı uzun olmayacak, topuklu ayakkabının topuğu çok yüksek olmayacak, ayakkabı rengi siyah olacak, gömlek beyaz olacak, takım elbise siyah olacak, vb" şeklinde söyledi, biz de dediklerine benzer şekilde mülakat alışverişi yaptık, daha sonra mülakata yakın bir dönemde bu eve üç kişi geldi, bu kişilerin isimlerini kod adlarını bilmiyorum, bu kişilerden bir tanesinin esmer, uzun boylu olduğunu hatırlıyorum, bu şahsı görsem teşhis edebilirim, diğerlerini görsem teşhis edemem. Bu şahıs bize sanki mülakattaymışız gibi prova yaptırdı, prova sırasında birkaç soru sordular, hatta biz mülakata girerken sanki gerçek mülakata giriyormuşuz gibi mülakat kıyafetlerimizi giydik, sonra ben idari yargı mülakatını geçtim, bu evde bulunan F.A. da idari yargı mülakatını geçti, ...ben mülakatı geçtikten sonra mülakat evindeki ... kod adlı şahıs F. ve bana staj yeri olarak Ankara Adliyesini seçeceğimizi söyledi, biz de Ankara Adliyesini seçtik, Ankara İdare Mahkemesinde 10. dönem idari yargı adayı (2014'ün haziran ayında) olarak göreve başladım.
STAJ DÖNEMİ: Staja başladıktan sonra nasıl tanıştırıldığımızı tam olarak hatırlamamakla birlikte staj döneminde benimle ilgilenecek olan ve üst dönemden hakim savcı olduğunu düşündüğüm ... kod adlı şahıs ile tanıştım. Bu şahısla benim dışımda bizim dönemden görüşen F. ve E. isimli şahıslar vardı. ... kod isimli şahısla çok nadir görüşüyorduk, dışarıda görüştüğümüz olmuştur, bu şahısla bir kezde evinde görüştüğümüzü hatırlıyorum ancak şu an o evi gösteremem. ... kod isimli şahıs bizden ilk maaşımızı istedi, ancak benim ailevi durumumun kötü olduğunu belirttim ve ilk maaşımı vermedim, ayrıca daha sonra ... kod isimli şahıs benden maaşımın %15'ini talep etti, ben bunu da vermedim. Normalde bekarlardan %15 evlilerden %10 şeklinde himmet alınıyordu. Diğer arkadaşlar bu himmeti verdiler mi vermediler mi bilemiyorum. Bizim dönemde soru alınma olayı ile ilgili olarak soruşturma vardı, yaklaşık iki yıl staj yaptık, staj döneminde akademide staj yaptığımız esnada ... kod adlı şahıs bana E. ile yurtta kalacağımızı söyledi ve E. ile birlikte ben yurtta kaldım, yurtta kalmadığımız dönemde de E. ile ben staj evi olarak adlandırılan evde beraber kaldık, ...Ben evlenene kadar bu staj evinde kaldım, akademide de E. ile birlikte kaldık, ...17-25 Aralık olaylarından sonra bulunduğumuz yerdeki ...den sonra veya önce en güçlü olan ikinci partiye oy vermemiz istendi.''
Bu durumda, davacının örgütün içinde aktif olarak yer aldığına, lise döneminde örgüte müzahir dershaneye gittiğine, üniversitede örgüte ait ev ve yurtlarda kaldığına ve bu yurtlarda belletmenlik yaptığına, örgüt toplantılarına katıldığına, sınavlara örgütün hakim-savcı sınav çalışma evlerinde hazırlandığına ve sınav sorularının önceden kendisine verildiğine, örgütün mülakat ve staj evlerinde kaldığına, 2 farklı kod adı kullandığına (... ve ...) ve diğer hususlara yönelik yukarıda yer verilen ifadeler ile davacının bu ifadelere karşı beyanlarının değerlendirilmesi sonucunda, davacının beyanlarına itibar edilmeyerek FETÖ ile süregelen bir ilişki içerisinde olduğu sonucuna varılmıştır.
b) Hakim-Savcılık Sınavlarına Örgüte Ait Çalışma Evinde Hazırlanma
i. Çalışma Evinde Sınava Hazırlanma Hususunda Genel Değerlendirme
Tokat Cumhuriyet Başsavcılığınca ... sayılı soruşturma kapsamında düzenlenen 25/02/2019 tarihli dosya inceleme ve değerlendirme tutanağında "...F.G. isimli şahsın şüpheli olarak alınan savunmalarında ve Tokat Sulh Ceza Mahkemesinde yapılan sorgusunda özetle '2010 yılında Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesinden mezun olduğunu ve Kırıkkale İlinde avukatlık stajını yapmaya başladığını, daha önce ismini zikrettiği Ş. isimli şahsın kendisine ulaştığını, kendisini hakim savcı hazırlama evlerine davet ettiğini, Ş.' nin ve ailesinin ısrarı üzerine staj süresinde Ankara Etlik' te bulunan açık adresini hatırlamadığı bir eve yerleştirildiğini, bu evde
, Ankara Hukuk Mezunu olan S.K. (İdari hakim, abisi de hakim), Adana'lı Ankara Hukuk Mezunu esmer, dudağının üzerinde ben bulunan C., Afyonlu H., Afyon'un bir köyünden Ankara hukuk mezunu ailesi çiftçilik yapan uzun boylu zayıf ismini A. olarak hatırladığı kişiler olduğunu, bu hazırlık evinde yaklaşık dört ay kaldıklarını, kendisi dışında hepsinin sınavı kazandıklarını ve mülakatı geçtiklerini, zaten kendisini eve davet ederken sen yazılıyı geç biz mülakatı hallederiz şeklinde söylediklerini, Hakim Savcı hazırlık evlerine haftada bir gün hakim bir bayanın geldiğini, kitap ihtiyacını karşıladığını, bu bayanın zayıf, uzun boylu, Hatay yada Mersinli isminin E. olduğunu, E. isimli şalısın [şahısın] piyasadan fotokopi şeklinde soru ve konu anlatını [anlatımı] getirdiğini, bu fotokopilerdeıı[n] girmiş olduğu sınavda çıktığını hatırladığını ancak miktarını hatırlamadığını, bu evlerde cep telefonun yasak olduğunu, bu çalışma evinde sabit bir hat olduğunu, bu hatların dışarıya aramasının kapalı olduğunu, ancak bu sabit hattın dışarıdan arandığını, bu hat sayesinde sınava çalıştıkları dönemde aileleri ile görüştüklerini' beyan etmesi üzerine FETÖ/PYD Silahlı Terör Örgütünün Hakim/Savcılık sınavlarına hazırlık evi olarak kullanılan hücre evlerine yönelik Cumhuriyet Başsavcılığımız tarafından soruşturma başlatılmıştır.
...
-Bu evlere, üniversite döneminde yapının evlerinde veya yurtlarında kalan, yapıya güvenini ispat etmiş kişiler ile KARİYER GÖRÜŞMESİ adı altında görüşme yapılarak Hakim/Savcılık mesleğini yapmak isteyenler yönlendirilmektedir. KARİYER GÖRÜŞMESİ yapıldığı esnada kariyer görüşmesi yapan kişi KOD adı kullanmaktadır ve KOD adı kullandığını görüşme yaptığı kişiler bilmektedir.
-KARİYER GÖRÜŞMESİ sonucunda hakim savcı olmak isteyen kişiler genelde Ankara İlinde (...) bulunan evlere sınavdan yaklaşık üç-dört-beş ay önce çağrılmaktadır. Bu evleri bahse konu sınav döneminde Ankara Adliyesinde adli veya idari yargı hakim/savcı adayı olarak staj yapan ve yapının Ankara ilinde kiralamış olduğu adaylık (Staj evlerinde) evlerinde kalan yapı üyesi kişiler kiralamakta ve evin kira ve bazı masraflarını bu kişiler karşılamaktadır. Bu evlerin bir tanesinden sorumlu kişilere yapı içerisinde MURAKIP denilmektedir. Bu murakıp olarak adlandırılan kişilerin üstlerinde yer alan ve yapı içerisinde en az iki evden sorumlu kişilere SER MURAKKIP denilmektedir. MURAKIP ve SER MURAKIP'lık yapan kişiler gizlilik ve kendilerinin deşifre olmaması amacıyla KOD adı kullanmaktadır. KOD adı kullandıklarını evde kalan kişiler bilmektedir. Yapı içerinde MURAKIP ve SER MURAKIP olarak adlandırılan bu kişiler, bu görevi yaptıkları dönemde Ankara İlinde Hakim/Savcı adayı olarak görev yapmaktadırlar.
-Bu evlerde kalan kişilere, ev sorumluları olan MURAKIP veya SER MURAKIP olarak görev yapan kişiler mümkün olduğunca dışarı çıkmamaları, bu evin varlığından kimseye bahsetmemeleri, evin bulunduğu apartmandakiler ile muhatap olmamaları, muhatap olduklarında kendilerini avukat adayı yada hukuk öğrencisi olarak tanıtmalarını istemektedir. Bu evlerde kalmaya başlayacak kişilere bu evde şahit olacağı hususlardan kimseye bahsetmemeleri konusunda abdest aldırıp Kuran'ı Kerime el basarak yemin ettirilmektedir. Bu evlerde kalmaya başlayan kişilerin bir tanesinden adına bahse konu örgüt hücre evine kullanılmak üzere dışarıdan içeriyi aramaya açık, içeriden dışarıyı aramaya kapalı olan, yani tek taraflı aranmaya açık olan bir sabit hat alması istenilmektedir. Ancak son dönemde yapılan tespitlerde bazı hatların içeriden dışarıyı aramaya açık olduğu ve içeriden dışarıya nadirende olsa aramalar yapıldığı tespit edilmiştir. Kaldı ki bazı evlerin HTS dökümlerinin incelenmesinde içeriden dışarının arandığına ilişkin tespitler yapılmıştır. Ayrıca alınan son beyanlarda hat içeriden dışarıya veya dışarı içeriye aramaya açık olsa da ilgili sorumlular içeriden dışarıyı aramayı yasaklamaktadırlar. Yine eve gelen kişilerin cep telefonları toplanmakta ve bu evde telefon kullanımı yasaklanmaktadır ancak alınan savunmaların bazılarında evde gizli bir şekilde telefon kullandıklarını, bazı savunmalarda ise hattı memlekette açık bir şekilde bıraktıklarını, o dönemde telefonların memlekette açık olduğunu beyan etmişlerdir. Yine bu evde kalan kişilere bu sabit hattı sadece çekirdek ailelerine vermeleri gerektiği, evde kalan kişilere birilerini arayacakları zaman ANKESÖRULÜ telefon kullanmaları yönünde talimat verilmektedir. Bu sayede bu evlerin deşifre olmasının önüne geçilmektedir. Hatta alınan son beyanlarda sorumlu kişilerin evde kalacak kişilere hitaben "Ankara çalışma evleri cemaatin yatak odasıdır, buradan kimseye bahsetmemek gerekir" söyledikleri tespit edilmiştir.
-Bu evde kalan kişilere hakimlik savcılık sınavlarının soruların doğrudan veya deneme adı altında soru çözdürülmek suretiyle verildiğine ilişkin birden fazla itirafçı beyanı mevcuttur. Ayrıca bu hakim/savcılık sınavlarına hazırlık hücre evinde mülakat provaları yapılmaktır. Bu soru verilme ve mülakat provaları ile örgüt kendi elemanlarını Türkiye Cumhuriyetinin üç kuvvetinden biri olan yargı erkindeki hakimlik veya savcılık mesleğine yerleştirmektedir.
...
-Hakim/Savcılık stajına başlayan yapı içerinde yer alan hakim/savcı adaylarından ilk maaşının tamamı ve sonraki maaşlarının da bekarlardan yüzde 15' i, evlilerden ise yüzde 10'u talep edilmektedir. Bu şekilde FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütünün Hakim/Savcılık çalışma evlerinin finansmanı sağlanmaktadır.
..." şeklinde tespitlerde bulunulmuştur.
Öte yandan Dairemizde derdest olan dava dosyalarında, yargı mensubu olarak görev yapmakta iken haklarında meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilmiş olan bazı kişilerin ve bu kişiler hakkında tanık beyanında bulunan kişilerin hakim-savcılık sınavı çalışma evlerine ilişkin birtakım ifadelerde bulunduğu görülmüştür:
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan Z.T.S. isimli şahsa ait Tokat Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 12/09/2017 tarihli sorgulama tutanağı:
"...Yine bu evlerde şahit olduğum bir husus daha vardır. Bu husus; dıamond isimli ve bandrolsüz test kitabı vardı ve bu kitabı en az bir kez bitirmemiz söyleniyordu ayrıca bu kitabı evin dışına hatta balkona bile çıkarmamamız isteniliyordu. Sebebini sorduğumuzda ise kitapların bandrolsüz olduğu söyleniyordu. Piyasada yokmu falan diye sormuştum, bana bu kitabın piyasada olmadığını, bizlerin üst dönemlerinde olan kişilerin bütün kitaplardan derleme yaparak oluşturdukları söylenmişti. yine eve ilk geldiğimde bu evin varlığından bu evden bahsetmememiz tembihlenmişti. hatta evin sabit telefonunu irtibat numarası olarak biryere vermemiz söyleniyordu. Bu evlerde 10 saat ders çalışmak zorunluydu. Evde deneme adı altında sınav yapıyorlardı. bu denemeyi murakıplar dışarıdan getiriyorlardı. daha sonra süre tutuyordu. süresi tamamlandıktan sonra cevap anahtarını söylüyor ve netlerimizi not ediyordu. Gelen denemeler bizde bırakılmayıp tekrar toplatılıyordu. Bu denemeleri evde bırakmıyorlardı. ...SORU VERİLME OLAYI 2011 yılı Nisan ayında yapılan sınavın gecesinde eve sermurakıp olan ... kod adlı G. isimli şahıs geldi. evde bulunan 6 kişiyi salona topladı. bizlere hitaben bir konuşma yaptı. bu konuşmada 'elinde şuan yarınki sınava ilişkin soruların bulunduğunu ve yemin etmemiz karşılığında bu soruları bizimle paylaşacağını' söyledi. bunun üzerine evde bulunan kişiler hak yiyeceklerini düşünerek çok rıza göstermediler. Bunun üzerine ... kod adlı G. konuşmasının devamında 'görevdeki kişilerin hakkıyla gelmediğini, solcuların ve diğer kişilerin kendi adamlarını kayırarak getirdiklerini, muhtemelen kazanacağımızı ama bunun yinede bizimle paylaşmak istediğini' söylemesi zerine evdeki kişiler de bunu kabul etti. Bunun üzerine herkese abdest aldırdı. kendisi de Kuranı-kerimi eline aldı. elinde bulunan metni bize verdi ve kuranı-kerime el bastırdı. bu metini kelimesi kelimesine hatırlamıyorum ancak bütün değerlerimiz üzerine yeminle alakalı bir metindi. daha sonra her bir soru için ayrı ayrı küçük kağıtlar halindeki fotokopi parçalarını bizlere kısım kısım dağıttı. yanlış hatırlamıyorsam 100 sorudan 60 70 civarından sorunun cevapları işaretlenmiş şekilde vardı. Biz bunları alarak okuyup ezberledik, daha sonra soruları toplayarak götürdü. daha sonra ben sabah sınava girdim ve sınavdan 82 veya 83 puan aldım, zaten gösterdikleri sorular sınavda çıkmıştı."
İfadesine başvurulan E.Y. isimli şahsa ait Tokat İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünce düzenlenen 26/02/2018 tarihli şüpheli ifade tutanağı:
“... 1.HAKİM SAVCI ÇALIŞMA EVİ 2013 YILI AĞUSTOS-ARALIK AYLARI:
... Murakıblar hakim savcı çalışma evine daha sık gelir, sermurakıblar ise eve daha nadir gelen şahıslardı. Murakıbım olan ... KOD ADLI Ş. isimli şahıs yanımda getirmiş olduğum cep telefonumu eve gittikten kısa süre sonra benden aldı. ...Kira ve fatura evde kalanlar olarak ödenmiyordu. Sadece yiyecek ihtiyacı karşılanıyordu. Ben bu eve gittiğimde evde sabit hat kurulu vaziyetteydi. O yüzden sabit hattın kimin adına olduğunu bilmiyorum. Benim adıma değildir. Faturaların ve kira sözleşmesinin kimin adına olduğunu bilmiyorum. Evde bulunan sabit hat Ankara iç dış aramalara açık ancak il dışına aramalara kapalıydı. Dışardan aramalara ise açıktı. Bu sabit hat ile annemle defaten farklı zamanlarda görüştüğümü hatırlıyorum.
...
Ben kalmış olduğum birinci hakim savcı çalışma evinde 2013 yılı idari ve adli yargı sınavından önce genel kültür sorularının verildiğini anlatmak istiyorum.
Ben birinci kaldığım hakim savcı çalışma evinde 2013 yılı Kasım ayında yapılan idari yargı sınavından bir gün önce evin SERMURAKIBI OLAN ... KOD ADLI M.Y. isimli şahıs kalmış olduğumuz hakim savcı çalışma evine geldi. Geldiğinde evde birlikte kaldığım Ü.D., M., Y.A., B.K. ve beni evin salonuna topladı. İlk olarak evde bulunan sabit hattın fişini çektirdi. Öncelikle salonu toplamamızı istedi. Herkes ile kendi kaldıkları odada birebir görüştü. Benimle kendi kaldığım odada SERMURAKIB ... KOD ADLI M.Y. ile yaptığım görüşmede sen buraya hizmet hareketi için geldin. Sen bir hizmet insanısın dedi. ...SERMURAKIB ... KOD ADLI M.Y. hepimize tek tek Ku... el basmak suretiyle sözlü olarak yemin ettirdi. ...Yeminden sonra SERMURAKIB ... KOD ADLI M.Y. isimli şahıs yanında getirmiş olduğu fotokopi halinde A4 kağıtlarında bulunan genel kültür sorularını çıkarttı. Bu sorular 20-25 civarında beş altı sayfadan ibaretti. Cevapları yoktu, Evde kalanlar olarak Ü.D., M., Y.A., B.K. isimli şahıslarla birlikte topluca bu sorulara baktık ve defterimizden kopardığımız kağıtlara soruların cevapları birlikte çözdük. ...Ben ertesi gün girmiş olduğum 2013 yılı idari yargı sınavında bir gün öncesinden tarafımıza verilen Genel kültür sorularının birebir aynısının çıktığını gördüm. Ancak tamamı değil yarısının çıktığını hatırlıyorum...
2013 YILI ADLİ YARGI SINAVINDAN ÖNCE SINAV SORULARININ VERİLMESİ OLAYI:
Ben aynı şekilde birinci hakim savcı çalışma evinde 2013 yılında kalmaya devam ederken aralık ayında yapılan adli yargı sınavından bir gün önce evin SERMURAKIBI ... KOD ADLI M.Y. isimli şahıs tekrar evimize geldi. ...SERMURAKIB ... KOD ADLI M.Y. isimli şahıs yanında getirdiği leptopu açtı ve boynunda muskanın içerisine gizlenmiş flash belleği çıkardı ve leptopa taktı. Bize hitaben yarın ki gireceğimiz adli yargı sınavında çıkma ihtimali bulunan soruların olduğunu söyleyip. Bu sorulara bakmamızı istedi. Bu sorulara Ü.D., M., Y.A., B.K. ve ben hep beraber baktık. Bu sorular hatırladığım kadarıyla toplamda 25-30 sorunun olduğu genel kültür kısmındaki sorulardı. Ancak bu sınav sorularının bir kısmının cevapları işaretli, bir kısmının cevapları işaretli değildi. ...Ben ertesi gün girmiş olduğum 2013 yılı adli yargı sınavında tarafıma bir gün önce gösterilen genel kültür sorularının hatırladığım kadarıyla tamamı olmamakla birlikte tamamına yakını çıktı. Yanlış hatırlamıyorsam soruların yerleri değişikti, ancak doğru cevapları aynıydı...
2.HAKİM SAVCI ÇALIŞMA EVİ 2014 YILI OCAK-2015 YILI OCAK AYI:
...Bu evde DİAMOND isimli hazırlık kitabı da vardı. Bu kitap piyasada bulunmayan evden dışarıya çıkartılması yasak olan bir kitaptı. Bu kitap yapı tarafından derlenen bir çalışma kitabıydı. Girmiş olduğum gerçek sınavlarda DİAMOND isimli kitaptan benzer soruların çıktığını hatırlıyorum. Çünkü çok fazla soru vardı..."
Yukarıda yer verilen bilgilerden de anlaşılacağı üzere FETÖ'ye ait hakim-savcılık sınavına hazırlık evlerinde kalan kişiler kapalı devre bir sistem içerisine alınmaktadır. Bahse konu sınava hazırlık evlerinde gizliliğin sağlanması ve deşifre olunmaması amacıyla cep telefonlarının toplanması, dışarıdan içeriyi aramaya açık, içeriden dışarıyı aramaya kapalı yani tek yönlü aramaya açık olan sabit telefon kullanılması gibi kurallar bulunmaktadır. Kişiler farklı illerden hakim-savcılık sınavını kazanabilmeleri amacıyla başta Ankara olmak üzere belli illere getirilmekte ve örgüt içinde yer alan kişilerce bu evlere yerleştirilmektedir. Sınava hazırlık evlerinde gizliliğin en üst seviyede tutulduğu, gerek doğrudan gerek deneme adı altında hakim-savcılık sınavı sorularının verildiği görülmektedir.
Sonuç olarak hakim-savcılık sınavına hazırlanma evi olarak nitelendirilen bu evlerde anılan yöntemler uygulanarak FETÖ tarafından örgüte iltisak ve irtibatı bulunan kişilerin sınava giren diğer adayların önüne geçmesinin amaçlandığı, FETÖ için yargı organlarının ve yargı erkiyle bağlantılı kurumların ele geçirilmesi bakımından hakim-savcılık mesleğine giriş sınavlarına hazırlık evlerinin özel önem arz ettiği anlaşılmaktadır.
ii. Çalışma Evinde Sınava Hazırlanma Hususunun Davacı Yönünden Değerlendirilmesi
Hâkimler ve Savcılar Kurulu tarafından dava dosyasına sunulan ve Tokat Cumhuriyet Başsavcılığınca ... sayılı soruşturma dosyası kapsamında düzenlenen 24/04/2018 tarihli dosya inceleme ve değerlendirme tutanağında 23 numaralı hakim-savcılık sınavına çalışma evinde kullanılmakta olan ... numaralı sabit telefon hattı ile davacının erkek kardeşi T.K. adına kayıtlı 3 farklı telefon hattı arasında toplam 227 adet, babası H.K. adına kayıtlı telefon hattı arasında toplam 92 adet, kız kardeşinin eşi H.Y. adına kayıtlı telefon hattı arasında toplam 83 adet, kız kardeşi S.K. adına kayıtlı telefon hattı arasında toplam 9 adet, annesi K.K. adına kayıtlı telefon hattı arasında toplam 3 adet, amcası K.K. adına kayıtlı telefon hattı arasında 1 adet telefon görüşmesi kaydının bulunduğu; yine bu çalışma evinde kalan diğer örgüt üyeleri A.Ö., Ü.A. ve N.G.'nin beyanları çerçevesinde davacının bu çalışma evinde kaldığı hususlarının tespit edildiği görülmüştür.
Davacı tarafından bu tespite karşı herhangi bir beyanda bulunulmamıştır.
Netice itibarıyla, davacının örgütün yargı erkine kendisine iltisak ve irtibatlı kişileri yerleştirebilmek amacıyla oluşturduğu hakim-savcılık sınavına hazırlık evlerinde anılan sınavlara hazırlanmış olmasının FETÖ ile iltisak ve irtibatı ortaya koyan bir unsur olduğu sonucuna varılmıştır.
c) Diğer Hususlar
Davalı idare tarafından dava dosyasına sunulan dilekçelerde belirtildiği ve davacının yargılandığı ... Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararında da yer verildiği üzere; davacıya ait dijital materyaller üzerinde yapılan inceleme neticesinde tanzim edilen bilirkişi raporlarında, Fethullah Gülen'in isminin yer aldığı fotoğraf, örgüt liderine ait video kalıntıları ve örgütle özdeşleşen maklube yemeğine ait fotoğrafın bulunduğu tespit edilmiştir.
Davacı tarafından bu tespit ile ilgili herhangi bir beyanda bulunulmamıştır.
Netice itibarıyla davacıya ait dijital materyaller içerisinde Fethullah Gülen'in isminin yer aldığı fotoğraf, örgüt liderine ait video kalıntıları ve örgütle özdeşleşen maklube yemeğine ait fotoğrafın bulunması hususunun yukarıda yer verilen diğer tespitler ile birlikte değerlendirilmesinden davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatını ortaya koyan destekleyici bir unsur olduğu sonucuna varılmıştır.
6) Dava Konusu Kararların Temel Hak ve Özgürlükler Bağlamında Değerlendirilmesi
Davacı, dava konusu kararlar ile bazı temel hak ve özgürlüklerinin ihlal edildiğini ileri sürmekle birlikte bu ihlal iddialarının özü davacının meslekten çıkarılmasına dayanmaktadır.
Bu kapsamda, davacı hakkında tesis edilen meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin karar ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin kararın, AİHS'in 8. ve Anayasa’nın 20. maddesinde yer alan "özel hayata saygı hakkı" çerçevesinde değerlendirilmesi gerekmektedir.
Zira, AİHM tarafından dinamik bir şekilde yorumlanan ve sosyal hayattaki yansımaları kapsamında genişletilebilen "özel hayat" kavramı, eksiksiz bir tanım getirmenin mümkün olmadığı bir kavram olarak görülmekte, bu bağlamda bireylerin kişiliklerini geliştirmelerine ve mesleki yaşamlarına etki eden her durum özel hayata saygı hakkına dâhil edilmektedir. Nitekim AİHM, bireylerin genellikle iş ya da mesleki faaliyetleri sırasında dış dünya ile ilişkiler kurduklarını ve geliştirdiklerini belirterek ve bireyin iş hayatı ile özel hayatını birbirinden ayırmanın güçlüğünün altını çizerek, mesleki faaliyetlerin de özel hayata saygı hakkı kapsamında olduğunu belirtmiştir (Niemietz/Almanya, B. No: 13710/88, 16/12/1992, § 29). AİHM’e göre özel hayat, bir bireyin başka bireylerle, mesleki ve iş ilişkileri de dâhil olmak üzere, ilişki kurma ve geliştirme hakkını kapsamaktadır (C./Belçika, B. No: 21794/93, 07/08/1996, § 25).
Dava konusu edilen kararlar, davacının meslek yaşamının sona ermesi sonucunu doğurmaktadır. Bu nedenle söz konusu kararlar özel hayata saygı hakkı üzerindeki sonuçları itibarıyla AİHS'in 8. ve Anayasa’nın 20. maddeleri ile güvence altına alınan özel hayata saygı hakkına yönelik bir müdahale oluşturmaktadır.
AİHS'in 8. maddesinin ikinci fıkrasına göre özel hayata saygı hakkının kullanılmasına bir kamu makamının müdahalesi ancak "kanunla öngörülmüş olma", aynı maddede sayılan "meşru amaçlardan birini gerçekleştirmeye yönelik olma" ve "demokratik bir toplumda gerekli olma" ölçütlerini karşılama şartıyla mümkündür. Anayasa'nın 20. maddesinin 13. maddesi ile birlikte değerlendirilmesi sonucunda ise özel hayata saygı hakkına müdahale edilebilmesi için müdahalenin "şekli anlamda belirli ve öngörülebilir bir kanuni dayanağının bulunması", "anayasal meşru bir amaca ulaşmaya yönelik olması" ve "demokratik toplum düzeninin gerekleri ile ölçülülük ilkesine uygun olması" gerekmektedir.
Dolayısıyla dava konusu kararlarla ortaya çıkan özel hayata saygı hakkına yönelik müdahalenin ihlal oluşturup oluşturmadığı hususunun, AİHS ve Anayasa bağlamında, kanunilik, meşru amaç ve demokratik bir toplumda gerekli olma ile ölçülülük ilkeleri doğrultusunda irdelenmesi gerekmektedir.
Ayrıca, demokratik toplum düzenini tehdit eden olağanüstü hâlin varlığı hâlinde AİHS'in 8/2 ve Anayasa'nın 13. maddesinde bir temel hak ve özgürlüğe kamusal makamlar tarafından müdahale edilebilme şartlarını ortaya koyan güvencelere aykırı tedbirlerin alınması ya da bu güvencelerin daha düşük standartta sağlanabilmesi söz konusu olabilmektedir. Böyle bir durum gerçekleştiği takdirde AİHS'in 15. ve Anayasa'nın 15. maddeleri uygulanabilir hâle gelmektedir.
AİHS'in 15. maddesinin birinci fıkrasında, savaş veya ulusun varlığını tehdit eden bir genel tehlike hâlinde sözleşmeci devletlerin durumun gerektirdiği ölçüde ve uluslararası hukuktan doğan başka yükümlülüklere ters düşmemek koşuluyla bu sözleşmede öngörülen yükümlülüklere aykırı tedbirler alabileceği belirtilmiş; ikinci fıkrasında ise bu hâllerde dahi AİHS'te öngörülen yükümlülüklere aykırı tedbirlerin alınamayacağı hak ve özgürlükler sayılmıştır.
Bu doğrultuda Anayasa'nın 15. maddesinde de olağanüstü hâllerde, milletlerarası hukuktan doğan yükümlülükler ihlal edilmemek kaydıyla durumun gerektirdiği ölçüde temel hak ve hürriyetlerin kullanılmasının kısmen veya tamamen durdurulabileceği veya bunlar için Anayasa'da öngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınabileceği belirtilmiştir. Anılan maddenin ikinci fıkrasında ise Anayasa'da öngörülen güvencelere aykırı tedbirlerin alınamayacağı hak ve özgürlükler sayılmıştır.
Dava konusu kararlar, davalı idare tarafından, 667 sayılı KHK’nın 3. maddesi uyarınca tesis edilmiştir. Anılan KHK, 6749 sayılı Kanun'la TBMM tarafından değiştirilerek kabul edilmiş ve 29/10/2016 tarih ve 29872 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Sonuç olarak davacı hakkında dava konusu kararların tesis edildiği tarih itibarıyla bu kararlara dayanak KHK'nın yürürlükte olduğu ve öngörülen anayasal usul dâhilinde daha sonra kanunlaştığı görülmektedir. Bu nedenle özel hayata saygı hakkına müdahale niteliği taşıyan dava konusu kararlar, öngörülebilir ve belirli bir kanun hükmü uyarınca tesis edilmiş olup müdahale kanunilik şartını taşımaktadır.
Zira dava konusu kararlara gerekçe olarak gösterilen irtibat ve iltisak kavramları yönünden Anayasa Mahkemesi tarafından 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında yapılan değerlendirmede, terör örgütleriyle irtibatlı ve iltisaklı olma durumu farklı şekillerde ortaya çıkabileceğinden bunların kanun koyucu tarafından önceden belirlenmesi ve kanunda tek tek sayılması zorunluluğundan söz edilemeyeceği ifade edilmiştir. Anayasa Mahkemesine göre irtibat ve iltisak kavramları genel kavram niteliğinde olmakla birlikte, bu kavramların belirsiz ve öngörülemez nitelikte olduğunu söylemek mümkün olmadığından, hukuki nitelikleri ve objektif anlamları yargı içtihatlarıyla belirlenebilecektir.
AİHS'in 8. maddesinin ikinci fıkrasında özel hayata saygı hakkının kullanılmasına ulusal güvenlik ve kamu güvenliğinin sağlanması amacıyla müdahale edilebileceği öngörülmüştür. Anayasa'nın 20. maddesinin birinci fıkrasında ise özel bir sınırlama nedeni öngörülmemiştir. Bununla birlikte Anayasa Mahkemesinin kararlarına göre özel sınırlama nedeni öngörülmemiş olan hakların dahi hakkın doğasından kaynaklanan bazı sınırları bulunmaktadır. Ayrıca Anayasa'nın diğer maddelerinde yer alan kurallara dayanılarak da bu hakların sınırlanması mümkün olabilmektedir. Anayasa'nın 5. maddesinde Türk Milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak Devletin temel amaç ve görevleri arasında sayılmıştır (AYM, E.2014/87, K.2015/112, 08/12/2015, § 7; Sevim Akat Eşki, B. No: 2013/2187, 19/12/2013, § 33). Dava konusu kararlar, FETÖ ile üyelik, mensubiyet, iltisak veya irtibatı bulunan ilgililer hakkında ülkenin içinde bulunduğu tehdit ve kamu düzeninin bozulması ihtimali doğduğundan ivedi şekilde karar alma zorunluluğu nedeniyle ve millî güvenliğin, kamu düzeninin ve başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması amacıyla tesis edilmiştir. Bu nedenle FETÖ ile iltisak ve irtibatı olan ve dava konusu kararların tesis edildiği tarih itibarıyla kamu gücünün güçlü bir tezahürü niteliğinde yargı yetkisi kullanan davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmesi suretiyle özel hayata saygı hakkına yapılan müdahale meşru bir amaca dayanmaktadır.
Dava konusu kararlar ile davacının özel hayata saygı hakkına yapılan müdahale, zorlayıcı bir toplumsal gereksinim olarak ortaya çıkmıştır. Nitekim 15 Temmuz 2016 gecesi yaşanan darbe teşebbüsü nedeniyle “ulusun varlığını tehdit eden genel bir tehlike”nin bulunduğu açıktır (Alparslan Altan/Türkiye, B. No: 12778/17, 16/04/2019, §§ 71-75). Bu tehlike, ulusun ve Devlet teşkilatının varlığı için tehdit teşkil eden, kamu düzenini etkileyen, olağandışı bir kriz niteliğindedir. Bununla birlikte darbe teşebbüsünün faili olan FETÖ'nün, yukarıda belirtildiği üzere atipik ve kendine özgü niteliği göz önüne alındığında, bu tehlikeye karşı alınan ve davacının yargı yetkisini kullanmasına son veren dava konusu tedbirin de yaşanan özellikli durumun ortaya çıkardığı zorunluluktan ve bu durumun faili olan örgütün Devleti ele geçirmeyi amaç edinen niteliğinden kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle anılan olağanüstü koşullar altında ve olağan demokratik düzene geri dönebilmek amacıyla söz konusu terör örgütü ile iltisak ve irtibatı bulunan davacının yargı yetkisini kullanmasına son veren tedbirin demokratik bir toplumda gereklilik arz ettiği açıktır.
Türkiye Cumhuriyeti tarafından 23/07/2016 tarihinde Avrupa Konseyi Genel Sekreterliği ve Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliğine, Türkiye’de 21/07/2016 tarihinde olağanüstü hâlin yürürlüğe girmesiyle birlikte AİHS’in 15. maddesinde öngörüldüğü şekliyle Sözleşme’den doğan yükümlülükler bağlamında daha az güvence sağlanabileceği kaydıyla derogasyon bildiriminde bulunularak milletlerarası hukuktan doğan yükümlülük yerine getirilmiştir.
AİHS'in 15. maddesi ile uygulama alanı bulan, "ulusun varlığını tehdit eden genel bir tehlikenin varlığı" hâlinde söz konusu tehlikeyi bertaraf etmek için ne yapmak gerektiğini takdir ve tayin etmek ulusun yaşamından sorumlu devlete aittir. İçinde bulunulan durumun kendine mahsus özellikleri nedeniyle bu özellikli durumu değerlendirmek hususunda, söz konusu tehlikeyi bertaraf edecek devletin, uygulayacağı tedbirler bakımından, olağan dönemdekinden çok daha geniş bir takdir marjına sahip olduğunu kabul etmek gerekmektedir (İrlanda/İngiltere [GK] B. No: 5310/71, 18/1/1978, § 207).
Dava konusu kararların müdahalede bulunduğu özel hayata saygı hakkının AİHS'in 15. maddesinin ikinci fıkrası ile Anayasa'nın 15. maddesinin ikinci fıkrasında yer verilen ve olağanüstü hâllerde dahi AİHS ve Anayasa'da öngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınamayacağı belirtilen haklardan olmadığı açıktır.
Bu durumda, demokratik kurumlara ve demokratik toplum düzeninin bizatihi kendisine karşı yapılan darbe teşebbüsü sonrasında, bahse konu teşebbüsün faili olan FETÖ ile iltisak ve irtibatı olduğu gerekçesiyle hakkında tesis edilen dava konusu kararlar ile yargı mensubu olarak görev yapması nedeniyle üstün kamu gücü ayrıcalığına sahip olan davacının, meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmesi suretiyle özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin, AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir olduğu anlaşılmıştır.
7) Sonuç olarak
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile yukarıda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği anlaşıldığından dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmemiştir.
Dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediğinden davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının tazminine karar verilmesine yönelik isteminin de reddi gerekmektedir.
Öte yandan, davacı tarafından dava açma süresi geçtikten sonra verilen 15/08/2018 tarihli 1. savunmaya cevap dilekçesi ile dava konusu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı özlük ve sosyal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi talep edilmiş ise de, dosyanın tekemmül aşaması dikkate alındığında ayrı bir davanın konusunu oluşturabilecek nitelikte olan ve davanın genişletilmesi yasağı kapsamında kalan istemin incelenme imkanının bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
D) KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile yine aynı Kurulun ... tarih ve ... sayılı kararının iptali istemi yönünden DAVANIN REDDİNE,
2.Davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının tazmini istemi yönünden DAVANIN REDDİNE,
3. Davacının adli yardım isteminin kabul edilmiş olması nedeniyle davanın açılışı sırasında tahsil edilmeyen ve ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam … TL yargılama giderinin davacıdan tahsili için müzekkere yazılmasına,
4.Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen … TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
5.Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 24/02/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.