Danıştay5. DaireTicaret Hukuku
Danıştay 5. Daire E.2017/7013 K.2021/389
T.C.
D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2017/7013
Karar No : 2021/389
**DAVACI:** …
**DAVALI:** … Kurulu / …
**VEKİLİ:** Av. …
DAVANIN KONUSU: Davacının, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatı olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile bu karara karşı yaptığı yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin yine aynı Kurulun ... tarih ve ... sayılı kararının iptaline ve bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal ve özlük haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI: Dava konusu kararların dayanağı olan 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin TBMM'nin onayına sunulmadığı, dava konusu kararlar tesis edilirken, hiçbir aşamada savunmasının alınmadığı, bu sebeple savunma hakkının ihlal edildiği, kararların kişiselleştirilme yapılmaksızın alındığı, kararlarda özel olarak şahsıyla ilgili kriter bulunmadığı, davalı idarenin anayasal ve yasal olarak tanınmış olan güvenceleri yok saydığı, davaya konu kararların gerekçesiz olduğu, Anayasa'ya, 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'na, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine ve ilgili mevzuata aykırı olarak usule ilişkin işlemlere riayet edilmediği, hâkimlik teminatı ve adil yargılanma hakkının ihlal edildiği ileri sürülerek dava konusu kararların hukuka aykırı olduğu iddia edilmiştir.
DAVALININ SAVUNMASI: Dava dilekçesinin usule aykırılıklar yönünden incelenerek tespit edilmesi halinde davanın öncelikle usul yönünden reddi gerektiği, öte yandan dava konusu kararların amacının Türk yargı sistemini tamamen ele geçirmeyi hedefleyen ve bu amaç doğrultusunda hareket eden illegal bir yapının bu amaca ulaşmasının önlenmesi ile Türk yargısının bağımsızlığının ve tarafsızlığının korunması olduğu ve yargı mensuplarına olağan dönemde uygulanan 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu ve 6087 sayılı Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Kanununun ilgili hükümlerine değil Anayasa'nın 120. ve 121. maddeleri ile 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanunu çerçevesinde yürürlüğe konulan 667 sayılı Olağanüstü Hal Kanun Hükmünde Kararnamesine dayanılarak tesis edildiği, disiplin cezası niteliğinde olmayıp "göreve son" müessesesinin bir örneği olduğu, bu şekilde göreve son verme halinde zorunlu olmamasına rağmen ilgililere savunma haklarını kullanabilmeleri için 6087 sayılı Yasa'nın 33.maddesi uyarınca yeniden inceleme başvurusunda bulunma imkanı tanındığı, davacı hakkında tesis edilen kararlar ile ilgili olarak kişiselleştirmenin yapıldığı, dava konusu kararların hukuka ve mevzuata uygun olduğu ileri sürülerek davanın reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ: Davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI …'IN DÜŞÜNCESİ: Dava, yargı mensubu olan davacının 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (6749 sayılı Kanun ile kanunlaşmıştır) 3. maddesinin birinci fıkrası uyarınca meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin olarak Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu'nca verilen ... tarih ve ... sayılı karar ile bu karara yönelik yeniden inceleme talebinin reddi hakkında aynı Kurul tarafından verilen ... tarih ve ... sayılı kararın iptali ve bu kararlar nedeniyle davacının yoksun kaldığını ileri sürdüğü özlük haklarının iadesi ve parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
Davacının Anayasa'ya aykırılık iddiası ile tarafların usule ilişkin iddiaları yerinde görülmemiştir.
Dava dilekçesinde, anılan Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu kararlarının iptali istenilmiş ise de, dilekçenin içeriğinden istemin sadece bu kararların davacıya ilişkin kısmına yönelik olduğu anlaşıldığından, iptal isteminin bu kapsamda incelenmesi gerekli görülmüştür.
Üstün bir kamu gücü yetkisi niteliğindeki yargı yetkisini kullanan hâkim ve savcıların, tarafsız ve bağımsız olarak görev yapmaları, T.C. Anayasası'na, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre hüküm vermeleri ve anayasal düzene sadakat göstermeleri, hukuk devletinde demokratik toplum düzeninin korunması açısından büyük önem arz etmektedir.
Nitekim, T.C. Anayasası'nda, yargı yetkisinin Türk Milleti adına bağımsız ve tarafsız mahkemelerce kullanılacağı (9.madde); herkesin meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğu (36.madde); hâkimlerin görevlerinde bağımsız oldukları ve Anayasa'ya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanî kanaatlerine göre hüküm verecekleri (138.madde); meslekten çıkarılmayı gerektiren bir suçtan dolayı hüküm giymiş olmaları veya meslekte kalmalarının uygun olmadığına karar verilmesi hakkında kanundaki istisnalar saklı olmak üzere azlolunamayacakları (139.madde) kurala bağlanmıştır.
Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Komisyonu'nun 23 Nisan 2003 tarihli oturumunda kabul edilen ve Hâkimler ve Savcılar Kurulu'nun 27/06/2006 tarih ve 315 sayılı kararı ile benimsenmiş bulunan Bangalor Yargı Etiği İlkelerinde de, bağımsızlık, tarafsızlık, doğruluk, dürüstlük, eşitlik, ehliyet ve liyakat korunan değerler olarak sayılmış olup, hâkimlerin herhangi bir yerden herhangi bir sebeple doğrudan ya da dolaylı olarak gelebilecek her türlü dış etki, rüşvet, baskı, tehdit ve müdahaleden uzak şekilde, olaylara ilişkin kendi değerlendirmelerine dayanarak ve hukuka dair kendi vicdani anlayışları ile uygun biçimde yargı işlevini bağımsız olarak yerine getirmeleri gerektiği; yargı görevlerini tarafsız, önyargısız ve iltimassız olarak yerine getirmek zorunda oldukları; mahkeme içerisinde ve dışında, halkın, hukukçuların ve dava taraflarının yargı ve hâkim tarafsızlığına duyduğu güveni koruyacak ve artıracak davranışlar içerisinde olmaları gerektiği; davranışlarının makul bir kişinin gözünde tasvip edilir nitelikte olmasını sağlamaları ve hâl ve davranış tarzlarının, insanların yargının doğruluğuna ilişkin inancını kuvvetlendirici nitelikte olması gerektiği; yalnızca adaleti sağlamakla kalmamaları, bu görüntüyü yansıtılmak zorunda da oldukları; sıradan bir vatandaşın ağır olarak nitelendirebileceği kişisel sınırlamaları kabul etmek durumunda oldukları ve bunu özgürce ve kendi iradeleriyle yapmaları gerektiği; ailelerinin, sosyal ilişkilerinin veya diğer ilişkilerinin, hâkim olarak meslekî davranışlarını veya kararlarını uygunsuz bir şekilde etkilemesine izin vermemeleri gerektiği; yargı görevinin yerine getirilmesinde herhangi bir kimsenin kendilerini uygunsuz bir şekilde etkileyebileceği izlenimine yol açmamaları ve başkalarının böyle bir izlenime yol açmasına müsaade etmemeleri gerektiği; özetle, hâkimlerin yargı vazifesinin onuruyla uyumlu bir tarzda davranmak zorunda oldukları belirtilmiştir.
Yukarıda belirtilen meslek ve davranış kurallarının benimsenmesi ve sürdürülebilmesi bakımından hâkim ve savcıların denetimi ve gerektiğinde bu konuda meşru tedbir ve yaptırımların uygulanması zorunlu olup, bu amaçla T.C. Anayasası'nın 159. maddesi ile kurulan Hâkimler ve Savcılar Kurulu'na, hâkim ve savcılardan meslekte kalmaları uygun görülmeyenler hakkında karar verme, disiplin cezası verme ve görevden uzaklaştırma işlemlerini yapma yetkisi tanınmıştır.
22.7.2016 tarih ve 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin değiştirilerek kabul edilmesine dair 6749 sayılı Kanun’un 3. maddesinin birinci fıkrasında ise, terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen hâkim ve savcılar hakkında Hâkimler Ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunca meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verileceği belirtilmiş olup; 2.1.2017 tarih ve 685 sayılı Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu Kurulması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin değiştirilerek kabul edilmesine dair 7075 sayılı Kanun’un 11. maddesinin ikinci fıkrasında da, bu kapsamda verilmiş meslekten çıkartma kararlarına karşı, kesinleşmesinden itibaren altmış gün içinde ilk derece mahkemesi olarak Danıştay'a dava açılabileceği kuralına yer verilmiştir.
Başta FETÖ/PDY olmak üzere terör örgütleriyle veya milli güvenliğe karşı faaliyette bulunan yapı, oluşum ya da gruplarla herhangi bir bağı olduğu değerlendirilen yargı mensuplarının meslekten çıkarılması, demokratik toplumun temel değerlerinden biri olan yargının güvenilirliği ve saygınlığının sağlanması bakımından ayrı bir önem taşımaktadır. Nitekim 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3. maddesinin gerekçesinde; 15 Temmuz 2016 tarihinde gerçekleştirilen darbe teşebbüsü ve kalkışmanın sorumlusu olan FETÖ/PDY ile bağlantılı yargı mensuplarının görevde tutulmaları en başta yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığı ilkeleriyle bağdaşmadığı; Anayasa'ya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatine göre hüküm verme ödevi altındaki yargı mensuplarının bağımsızlık ve tarafsızlık ilkesiyle hiçbir biçimde bağdaşmayacak yapılanmaların içine girmesi, örgüt hiyerarşisi içinde ve ideolojik bağlılık duygularıyla hareket etmesinin en başta yargının saygınlığı ve güvenilirliğine zarar vermekte olduğu; Devlet organizasyonu dışındaki başka bir hiyerarşik yapının talimatlarına boyun eğen yargı mensuplarının varlığının, vatandaşların yine Anayasa'nın teminatı altındaki adil yargılanma hakkı önünde büyük bir engel teşkil ettiği; bu nedenlerle, belirtilen türde irtibatları değerlendirilen yargı mensuplarının meslekte kalmalarının doğuracağı sakıncaları gidermek amacıyla, Anayasa'nın 139 uncu maddesinin ikinci fıkrasında tanınan takdir hakkı da gözetilerek bu düzenlemenin yapıldığı ifade edilmiştir.
667 sayılı KHK’nın yukarıda anılan 3. maddesinde genel olarak terör örgütlerinden veya MGK’ca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplardan söz edilmiş ise de madde gerekçesi dikkate alındığında FETÖ/PDY’nin bunların başında geldiği anlaşılmaktadır. Tedbirin uygulanması için mutlaka terör örgütüyle, terör faaliyetleriyle ve bu arada darbe teşebbüsüyle yargı mensupları arasında bağ kurulması aranmamış; MGK’ca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen “yapı”, “oluşum” veya “gruplar” ile bağ kurulması yeterli görülmüştür. Diğer taraftan maddeye göre meslekten çıkarma tedbirinin uygulanabilmesi için söz konusu bağın yapıya, oluşuma veya gruba “üyelik” veya “mensubiyet” şeklinde olması zorunlu olmayıp “iltisak” ya da “irtibat” şeklinde olması da yeterlidir. Öte yandan, terör örgütleri veya MGK’ca devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplar ile üyeler arasındaki bağın “sübut” derecesinde ortaya konulması aranmamıştır. Böyle bir bağın Hâkimler Ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunca “değerlendirilmesi” yeterli görülmüştür. Buradaki değerlendirme Genel Kurulun salt çoğunluğunda oluşacak bir “kanaati” ifade etmektedir. Kuşkusuz bu kanaat cezai sorumluluğun bulunup bulunmadığından bağımsız olarak sadece meslekte kalmanın uygun olup olmadığı yönünde bir değerlendirmeden ibarettir ve bu değerlendirme yapılırken, yetkili kurulları belli bir kanaate ulaştıracak nedenler her somut olayın özelliğine göre değişebilecektir.
Nitekim, bazı Anayasa Mahkemesi üyelerinin 667 sayılı KHK uyarınca meslekten çıkartılmasına ilişkin olarak Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu'nca verilen 4/8/2016 gün ve E:2016/6; K:2016/12 sayılı kararda da yukarıda belirtilen uygulama koşulları aynen benimsenmiş bulunmaktadır.
Dava dosyasının incelenmesinden, davaya konu Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu'nun ... tarih ve ... sayılı kararıyla; ilgililerin mesleğe kabulleri ile başlayan, eğitim merkezi ve Türkiye Adalet Akademisi'ndeki faaliyetleri, hizmet içi eğitim ve yabancı dil eğitimlerine katılımlarına, yurtdışına gönderilmelerine, özel yetkili savcılıklara veya mahkemelere yahut idari görevlere atanmalarına ilişkin bilgiler ile bu görevlendirmelerde ve yine bir silah olarak kullanılan özel yetkili mahkemelere hâkim veya unvanlı olarak, Teftiş Kurulu Başkanlığına, başkan, başkan yardımcısı veya müfettiş sıfatıyla, idari kurumlara tetkik hâkimi, daire başkanı veya yardımcısı, genel müdür veya yardımcısı sıfatıyla v.s. şeklinde yapılan atamalarda dikkate alınan kriterler, özlük dosyalarındaki bilgi ve belgeler, sosyal medya hesaplarındaki paylaşımları, ilgililer hakkında Hâkimler ve Savcılar Kuruluna intikal eden şikâyet, ihbar, inceleme ve soruşturma dosyaları ile bu dosyalar hakkında verilen kararlar, mahallinde yapılan araştırmalar, FETÖ/PDY terör örgütü ile ilintili dosyalarda görev alan hâkim ve Cumhuriyet savcılarının bu dosyalarda yapmış oldukları işlemler ve verdikleri kararlar, örgüt mensuplarının haberleşme için kullandıkları şifreli programlarda yer alan kayıtlar, Hâkimler ve Savcılar Kurulu'nun FETÖ/PDY mensubu oldukları Emniyet Genel Müdürlüğü terörle mücadele birimlerince düzenlenen raporlarla sabit olan örgüt üyeleri hakkında tayin ettiği disiplin cezaları ve muhalefet şerhleri, sosyal çevre bilgileri ve Ankara Cumhuriyet Başsavcılığından temin edilen bilgi ile belgeler, ilgililer hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca başlatılan soruşturmanın niteliği ve isnat edilen suçlamalar ile gözaltı ve tutuklama kararları, soruşturma kapsamında ifadelerine başvurulan hâkim ve Cumhuriyet savcılarının ifade ve sorgu tutanakları, itirafçıların beyanları birlikte dikkate alınarak, ekli listede yer alan hâkim ve Cumhuriyet savcılarının 667 sayılı KHK’nın 3. maddesinin birinci fıkrası kapsamında FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatlarının olduğu sabit görüldüğünden, adı geçenlerin anılan Kanun Hükmünde Kararname hükmü uyarınca meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve ayrı ayrı olmak üzere meslekten çıkarılmalarına karar verildiği anlaşılmıştır.
Davacı tarafından, dava konusu işlemin savunması alınmadan tesis edildiği ileri sürülmekte ise de, bu eksikliğin yargılama süreci içinde giderilmesinin mümkün olması, 667 sayılı KHK'de öngörülen meslekten veya kamu görevinden çıkarmanın, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak “olağanüstü tedbir” niteliğini taşıması ve davaya konu Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu kararının, disiplin hukukuna ilişkin hükümlerin uygulanmasını gerektiren meslekten çıkarma cezası niteliğinde bulunmaması karşısında bu iddiaya itibar edilmemiştir.
Taraflarca dosyaya sunulan bilgi ve belgeler yukarıda belirtilen mevzuat ve mesleki ilkeler ile birlikte değerlendirildiğinde, davacının silahlı terör örgütü olduğu yargı kararıyla sabit görülen (Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 26/09/2017 tarih ve E:2017/16-956, K:2017/370 sayılı kararı) FETÖ/PDY’nin amaç ve eylemleri doğrultusunda faaliyet yürüttüğü hususunda Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu'nda oluşan kanaatin hukuken haklı ve geçerli nedenlere dayalı olduğu sonucuna varıldığından, bu husus gözetilerek ve davacının meslekte kalmasının doğuracağı sakıncaları gidermek amacıyla, T.C. Anayasası'nın 139. maddesi ile verilen takdir hakkı çerçevesinde meslekten çıkartılmasına ilişkin dava konusu Genel Kurul kararlarında hukuka aykırılık bulunmamıştır.
Nitekim, davacı hakkında ... Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçu nedeniyle mahkumiyet kararı verildiği de tespit edilmiştir.
Diğer taraftan, dava konusu Genel Kurulu kararlarının davacıya ilişkin kısımlarında hukuka aykırılık görülmediğinden, davacının bu nedenle meydana geldiğini ileri sürdüğü kayıplarının tazminine de olanak bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, davanın reddi gerektiği, düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki bilgi ve belgeler incelendikten sonra davalı idarenin usule ilişkin itirazları yerinde görülmeyerek işin gereği görüşüldü:
A) MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ
1) Genel Olarak
Türkiye’de 15 Temmuz 2016 gecesi, kendilerini “Yurtta Sulh Konseyi” olarak isimlendiren bir grup Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) mensubu tarafından, demokratik biçimde halk tarafından göreve getirilen Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ve Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla darbe teşebbüsünde bulunulmuş, bu teşebbüs Türk Milleti tarafından akamete uğratılmıştır.
Anayasa'nın olay tarihinde yürürlükte bulunan 118. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Milli Güvenlik Kurulu (MGK) tarafından 20/07/2016 tarihli toplantıda yapılan değerlendirmede, darbe teşebbüsünün TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından başlatıldığı, bu örgütün kuruluş aşamasından itibaren etkisi altına aldığı eğitim kuruluşları, sivil toplum kuruluşları, medya kuruluşları, ticari kuruluşlar ve kamu görevlileri aracılığıyla Milleti ve Devleti kontrol altında tutmayı amaçladığı belirtilmiştir.
MGK'nın anılan toplantısında "demokrasinin, hukuk devleti ilkesinin, vatandaşların hak ve özgürlüklerinin korunmasına yönelik tedbirlerin etkin bir şekilde uygulanabilmesi amacıyla" Hükûmete olağanüstü hâl ilan edilmesi tavsiyesinde bulunulması hususu kararlaştırılmıştır. Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu 20/07/2016 tarihinde, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmesine karar vermiştir. Anılan karar 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş ve aynı gün TBMM tarafından onaylanmıştır. Olağanüstü hâl, daha sonrasında üçer aylık dönemler hâlinde Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu tarafından uzatılmış ve 18/07/2018 tarihinde kaldırılmıştır.
23/07/2016 tarihinde Türkiye Cumhuriyeti tarafından Avrupa Konseyi Genel Sekreterliği ve Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliğine, Türkiye’de 21/07/2016 tarihinde olağanüstü hâlin yürürlüğe girmesiyle birlikte başlayan süreçte, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS)’nin 15. maddesinde görüldüğü şekliyle Sözleşme’den doğan yükümlülükler bağlamında daha az güvence sağlanabileceği belirtilerek derogasyon bildiriminde bulunulmuştur.
23/07/2016 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (667 sayılı KHK) 3/1. maddesi ile yargı mensupları ve bu meslekten sayılanlardan terör örgütlerine veya Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna MGK tarafından karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilenlerin meslekten veya kamu görevinden çıkarılmalarına karar verileceği düzenlenmiştir. Anılan KHK, 18/10/2016 tarihli ve 6749 sayılı Kanun'la değiştirilerek kabul edilmiş, bu Kanun ise 29/10/2016 tarih ve 29872 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
23/01/2017 tarih ve 29957 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 685 sayılı Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu Kurulması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname (685 sayılı KHK) ile 667 sayılı KHK'nın ilgili maddesi uyarınca meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilen hâkim ve savcıların, kararın kesinleşmesinden itibaren altmış gün içinde ilk derece mahkemesi olarak Danıştayda dava açabilecekleri düzenlenmiştir. 685 sayılı KHK, 01/02/2018 tarihli ve 7075 sayılı Kanun'la değiştirilerek kabul edilmiş, anılan Kanun 08/03/2018 tarih ve 30354 sayılı (mükerrer) Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Nitekim, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Kadriye Çatal/Türkiye (B. No: 2873/17, 07/03/2017) kararında, haklarında meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilen yargı mensupları için doğrudan Danıştayda iptal davası açma imkânının tanındığını belirterek Kadriye Çatal tarafından yapılan başvuruyu iç hukuk yollarının tüketilmemiş olduğu gerekçesiyle kabul edilemez bulmuştur.
2) Davacıya İlişkin Süreç
... tarih ve ... sayılı Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu kararıyla, yargı mensubu olarak görev yapmakta olan davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmiştir. Bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebi anılan Kurul tarafından ... tarih ve ... sayılı kararla reddedilmiştir.
Davacı tarafından meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin karar ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin kararın iptaline ve bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal ve özlük haklarının işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi talebiyle bakılmakta olan dava açılmıştır.
Öte yandan davacının, ceza yargılaması sonucunda ... Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. Dairemizin karar verdiği tarih itibarıyla UYAP ortamında yapılan inceleme sonucu anılan mahkumiyet kararının kesinleşmediği görülmüştür.
B) İLGİLİ MEVZUAT
1) Anayasa
Anayasa’nın Başlangıç kısmında, Millet iradesinin mutlak üstünlüğü, egemenliğin kayıtsız şartsız Türk Milletine ait olduğu ve bunu Millet adına kullanmaya yetkili kılınan hiçbir kişi ve kuruluşun, bu Anayasa'da gösterilen hürriyetçi demokrasi ve bunun icaplarıyla belirlenmiş hukuk düzeni dışına çıkamayacağı belirtilmiş ve 176. maddesinde de Anayasa'nın dayandığı temel görüş ve ilkeleri belirten başlangıç kısmının, Anayasa metnine dâhil olduğu kuralı getirilmiştir.
Anayasa'nın 5. maddesi: "Devletin temel amaç ve görevleri, Türk Milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır."
Anayasa’nın 6. maddesi: “Egemenlik, kayıtsız şartsız Milletindir.
Türk Milleti, egemenliğini, Anayasanın koyduğu esaslara göre, yetkili organları eliyle kullanır.
Egemenliğin kullanılması, hiçbir surette hiçbir kişiye, zümreye veya sınıfa bırakılamaz. Hiçbir kimse veya organ kaynağını Anayasadan almayan bir Devlet yetkisi kullanamaz.”
Anayasa’nın 9. maddesi: "Yargı yetkisi, Türk Milleti adına bağımsız ve tarafsız mahkemelerce kullanılır."
Anayasa’nın 13. maddesi: “Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”
Anayasa’nın 14. maddesi: “Anayasada yer alan hak ve hürriyetlerden hiçbiri, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmayı ve insan haklarına dayanan demokratik ve lâik Cumhuriyeti ortadan kaldırmayı amaçlayan faaliyetler biçiminde kullanılamaz.
Anayasa hükümlerinden hiçbiri, Devlete veya kişilere, Anayasayla tanınan temel hak ve hürriyetlerin yok edilmesini veya Anayasada belirtilenden daha geniş şekilde sınırlandırılmasını amaçlayan bir faaliyette bulunmayı mümkün kılacak şekilde yorumlanamaz...”
Anayasa’nın dava konusu kararların tesis edildiği tarihte yürürlükte olan hâliyle 15. maddesi: "Savaş, seferberlik, sıkıyönetim veya olağanüstü hallerde, milletlerarası hukuktan doğan yükümlülükler ihlâl edilmemek kaydıyla, durumun gerektirdiği ölçüde temel hak ve hürriyetlerin kullanılması kısmen veya tamamen durdurulabilir veya bunlar için Anayasada öngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınabilir.
Birinci fıkrada belirlenen durumlarda da, savaş hukukuna uygun fiiller sonucu meydana gelen ölümler dışında, kişinin yaşama hakkına, maddî ve manevî varlığının bütünlüğüne dokunulamaz; kimse din, vicdan, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz ve bunlardan dolayı suçlanamaz; suç ve cezalar geçmişe yürütülemez; suçluluğu mahkeme kararı ile saptanıncaya kadar kimse suçlu sayılamaz."
Anayasa’nın 20. maddesinin birinci fıkrası: “Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz.”
Anayasa’nın 36. maddesi: "Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.
Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz."
Anayasa’nın 138. maddesinin birinci fıkrası: “Hâkimler, görevlerinde bağımsızdırlar; Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanî kanaatlerine göre hüküm verirler.”
Anayasa’nın 139. maddesi: “Hâkimler ve savcılar azlolunamaz, kendileri istemedikçe Anayasada gösterilen yaştan önce emekliye ayrılamaz; bir mahkemenin veya kadronun kaldırılması sebebiyle de olsa, aylık, ödenek ve diğer özlük haklarından yoksun kılınamaz.
Meslekten çıkarılmayı gerektiren bir suçtan dolayı hüküm giymiş olanlar, görevini sağlık bakımından yerine getiremeyeceği kesin olarak anlaşılanlar veya meslekte kalmalarının uygun olmadığına karar verilenler hakkında kanundaki istisnalar saklıdır.”
Anayasa’nın 140. maddesinin ikinci fıkrası: “Hâkimler, mahkemelerin bağımsızlığı ve hâkimlik teminatı esaslarına göre görev ifa ederler.”
Anayasa’nın 159. maddesinin birinci fıkrası: “Hâkimler ve Savcılar Kurulu, mahkemelerin bağımsızlığı ve hâkimlik teminatı esaslarına göre kurulur ve görev yapar.”
Aynı maddenin sekizinci fıkrası: “Kurul, adlî ve idarî yargı hâkim ve savcılarını mesleğe kabul etme, atama ve nakletme, geçici yetki verme, yükselme ve birinci sınıfa ayırma, kadro dağıtma, meslekte kalmaları uygun görülmeyenler hakkında karar verme, disiplin cezası verme, görevden uzaklaştırma işlemlerini yapar...”
2) AİHS
AİHS'in 6. maddesinin birinci fıkrası: "Herkes davasının, medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamaların esası konusunda karar verecek olan, yasayla kurulmuş, bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından, kamuya açık olarak ve makul bir süre içinde görülmesini isteme hakkına sahiptir. Karar alenî olarak verilir. Ancak, demokratik bir toplum içinde ahlak, kamu düzeni veya ulusal güvenlik yararına, küçüklerin çıkarları veya bir davaya taraf olanların özel hayatlarının gizliliği gerektirdiğinde veyahut, aleniyetin adil yargılamaya zarar verebileceği kimi özel durumlarda ve mahkemece bunun kaçınılmaz olarak değerlendirildiği ölçüde, duruşma salonu tüm dava süresince veya kısmen basına ve dinleyicilere kapatılabilir."
AİHS'in 8. maddesi: “Herkes özel ve aile hayatına, konutuna ve yazışmasına saygı gösterilmesi hakkına sahiptir.
Bu hakkın kullanılmasına bir kamu makamının müdahalesi, ancak müdahalenin yasayla öngörülmüş ve demokratik bir toplumda ulusal güvenlik, kamu güvenliği, ülkenin ekonomik refahı, düzenin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için gerekli bir tedbir olması durumunda söz konusu olabilir.”
AİHS'in 15. maddesi: "Savaş veya ulusun varlığını tehdit eden başka bir genel tehlike halinde her Yüksek Sözleşmeci Taraf, durumun kesinlikle gerektirdiği ölçüde ve uluslararası hukuktan doğan başka yükümlülüklere ters düşmemek koşuluyla, bu Sözleşme’de öngörülen yükümlülüklere aykırı tedbirler alabilir.
Yukarıdaki hüküm, meşru savaş fiilleri sonucunda meydana gelen ölüm hali dışında 2. maddeye, 3. ve 4. maddeler (fıkra 1) ile 7. maddeye aykırı tedbirlere cevaz vermez.
Aykırı tedbirler alma hakkını kullanan her Yüksek Sözleşmeci Taraf, alınan tedbirler ve bunları gerektiren nedenler hakkında Avrupa Konseyi Genel Sekreteri’ne tam bilgi verir. Bu Yüksek Sözleşmeci Taraf, sözü geçen tedbirlerin yürürlükten kalktığı ve Sözleşme hükümlerinin tekrar tamamen geçerli olduğu tarihi de Avrupa Konseyi Genel Sekreteri’ne bildirir."
3) Kanun
667 sayılı KHK'nın değiştirilerek kabul edilmesine dair 6749 sayılı Kanun’un 3. maddesinin birinci fıkrası: “Terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen …hâkim ve savcılar hakkında hâkimler ve savcılar yüksek kurulu genel kurulunca meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilir. Bu kararlar, Resmî Gazete’de yayımlanır ve yayımı tarihinde ilgililere tebliğ edilmiş sayılır. Meslekten çıkarma kararlarına karşı ilgili kanunlarda yer alan hükümler uyarınca itiraz edilmesi veya yeniden inceleme talebinde bulunulması üzerine verilen kararlar da Resmî Gazete’de yayımlanır ve yayımı tarihinde ilgililere tebliğ edilmiş sayılır. Görevden uzaklaştırılanlar veya görevlerine son verilenlerin silah ruhsatları ve pasaportları iptal edilir ve bu kişiler oturdukları kamu konutlarından veya vakıf lojmanlarından on beş gün içinde tahliye edilir.”
Üçüncü fıkrası: “Birinci fıkra uyarınca görevine son verilenler hakkında da 4 üncü maddenin ikinci fıkrası hükümleri uygulanır.”
Aynı Kanun’un 4. maddesinin ikinci fıkrası: “Birinci fıkra uyarınca görevine son verilenler bir daha kamu hizmetinde istihdam edilemez, doğrudan veya dolaylı olarak görevlendirilemezler; görevinden çıkarılanların uhdelerinde bulunan her türlü mütevelli heyet, kurul, komisyon, yönetim kurulu, denetim kurulu, tasfiye kurulu üyeliği ve sair görevleri de sona ermiş sayılır. Bu fıkrada sayılan görevleri yürütmekle birlikte kamu görevlisi sıfatını taşımayanlar hakkında da bu fıkra hükümleri uygulanır...”
4) Etik İlkeler
Hâkimler ve savcılar Anayasa ve kanunlarla kendilerine verilen görev ve yetkileri, yazılı olsun ya da olmasın evrensel anlamda hâkim ve savcıları bağladığı hususunda kuşku bulunmayan etik kurallara tabi olarak yerine getirmelidirler.
Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun 27/06/2006 tarih ve 315 sayılı kararı ile benimsenmesine karar verilmiş ve Adalet Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğünce tüm hâkim ve savcılara genelge olarak duyurulmuş olan "Bangalor Yargı Etiği İlkeleri"nde bağımsızlık, tarafsızlık, doğruluk, dürüstlük, eşitlik, ehliyet ve liyakat korunan değerler olarak sayılmıştır. Yine Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun 10/10/2006 tarih ve 424 sayılı kararı ile benimsenmesine karar verilerek Adalet Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğü tarafından tüm hâkim ve savcılara duyurulan Savcılar İçin Etik ve Davranış Biçimlerine İlişkin Avrupa Esasları “Budapeşte İlkeleri” de Bangalor İlkeleri ile benzer ilkeleri içermektedir.
Bangalor Yargı Etiği İlkelerinde hâkimin; herhangi bir yerden herhangi bir sebeple doğrudan ya da dolaylı olarak gelebilecek her türlü dış etki, rüşvet, baskı, tehdit ve müdahaleden uzak şekilde, olaylara ilişkin kendi değerlendirmesine dayanarak ve hukuka dair kendi vicdani anlayışı ile uygun biçimde yargı işlevini bağımsız olarak yerine getirmesi; mahkeme içerisinde ve dışında, halkın, hukukçuların ve dava taraflarının yargı ve hâkim tarafsızlığına duyduğu güveni koruyacak ve artıracak davranışlar içerisinde olması; sürekli kamu gözetiminin öznesi durumunda olan hâkimin, sıradan bir vatandaşın ağır olarak nitelendirebileceği kişisel sınırlamaları kabul etmek durumunda olduğu ve bunu özgürce ve kendi iradesiyle yapması, özellikle yargı vazifesinin onuruyla uyumlu bir tarzda davranması; diğer vatandaşlar gibi ifade, inanç, dernek kurma ve toplanma özgürlüğüne sahip olduğu ancak bu hakların kullanılmasında, yargı mesleğinin onurunu, yargının bağımsızlığını ve tarafsızlığını koruyacak şekilde davranması gerektiği hususları belirtilmiştir.
C) İNCELEME VE GEREKÇE
1) Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç
AİHS'in 15. maddesinde; savaş veya ulusun varlığını tehdit eden bir genel tehlike hâlinde devletlerin, durumun gerektirdiği ölçüde ve uluslararası hukuktan doğan başka yükümlülüklere ters düşmemek koşuluyla AİHS'te öngörülen yükümlülüklere aykırı tedbirler alabileceği belirtilmiştir.
Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu tarafından yargı mensuplarının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin kararlar tesis edilirken ilgililere haklarındaki tespitler bildirilmek suretiyle karşı beyanda bulunma imkânı tanınmamış ise de AİHS'in 15. maddesi hükmü uyarınca ulusun varlığını tehdit eden genel bir tehlikeye karşı ivedi şekilde tedbir almak zorunluluğu çerçevesinde durumun gerektirdiği ölçüde kabul edilebilecek nitelikte olan bu hususun, yargılama aşamasında, hakkındaki tespitler bildirilerek ilgililerin bu tespitlere karşı beyanlarının alınması suretiyle giderilmesinin mümkün olduğu değerlendirilmiştir.
Nitekim AİHM'e göre karar alma veya yargılama sürecinde daha alt aşamalarda yaşanan bazı usule ilişkin eksikliklerin sonraki aşamalarda telafi edilebilmesi mümkündür (Helle/Finlandiya, B. No: 20772/92, 19/12/1997, § 45; Monnell ve Morris/Birleşik Krallık, B. No: 9562/81, 9818/82, 2/3/1987, §§ 55-70).
Bu kapsamda, davalı idare tarafından dava konusu kararların gerekçesi olarak yargılama safahatında dava dosyasına sunulan tüm bilgi ve belgeler davacıya tebliğ edilmiş ve bu bilgi ve belgelere karşı etkin bir şekilde beyanda bulunma imkânı tanınmıştır.
Öte yandan hakkaniyete uygun yargılama hakkına ilişkin güvencelerin (silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin) sağlanması amacıyla Dairemizce görülmekte olan bu davalarda usul kuralları oldukça geniş yorumlanmıştır.
Dava konusu kararlara karşı dava açma süresi, yargı yolunun açıldığı 23/01/2017 tarih ve 29957 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 685 sayılı KHK'nın yayımı tarihinden itibaren değil anılan KHK’nın TBMM tarafından değiştirilerek kabul edilmesine dair 7075 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği 08/03/2018 tarihinden itibaren başlatılmıştır.
Davacıların adli yardım talepleri, "yargılama veya takip giderlerini kısmen veya tamamen ödeme gücünden yoksun olan kimselerin taleplerinin açıkça dayanaktan yoksun olmaması" şartının herhangi bir bilgi veya belgeyle (örneğin fakirlik ilmuhaberi) desteklenmesi beklenmeksizin kabul edilmiştir.
Bu kapsamda davacının adli yardım istemi, Dairemizin 06/08/2018 tarihli kararı ile kabul edilmiştir.
Duruşmalı dosyalarda, tedavi kurumlarında veya ceza infaz kurumlarında bulunan ve mazeretleri nedeniyle duruşmalara katılamayacak olan davacıların duruşmalara kolaylıkla katılabilmeleri, yargılamanın en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması için Ses ve Görüntü Bilişim Sisteminden (SEGBİS) yararlanma imkânı sağlanmıştır.
06/01/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Tebligat ve cevap verme" kenar başlıklı 16. maddesinde; dava dilekçelerinin ve eklerinin birer örneği davalıya, davalının vereceği savunmanın davacıya, davacının ikinci dilekçesinin davalıya, davalının vereceği ikinci savunmanın da davacıya tebliğ edileceği düzenlenmiştir. Davalının ikinci savunmasında davacının cevaplandırmasını gerektiren hususların bulunması hâli dışında, davalının ikinci savunmasına karşı davacının cevap veremeyeceği, tarafların otuz günlük cevap verme süresinin geçmesinden sonra verecekleri savunmalara veya ikinci dilekçelere dayanarak hak iddia edemeyecekleri kurala bağlanmıştır. Bununla birlikte davalı idarenin ek beyan dilekçelerinde dosyaya sunulan bilgi ve belgeler, davacıya tebliğ edilmiş ve dava dosyasına sunulan yeni bilgi ve belgelere karşı beyanlarını sunma imkânı sağlanmıştır.
Bu kapsamda, davalı idare tarafından dava dosyasına sunulan savunma dilekçesinin eki CD 06/08/2020 tarihli ara kararımız ile davacıya tebliğ edilmiş ve bunlara ilişkin beyanlarını sunabilmesi için otuz gün süre verilmiş olup, ayrıca davacı hakkında yeni bilgi ve belgeler içeren ve 12/09/2018 tarihinde davacıya tebliğ edilen 11/07/2018 tarihli ikinci savunma dilekçesi ve eklerinin 09/06/2020 tarihli ara kararımızla beyanlarını sunabilmesi için davacıya on gün süre verilmiştir.
Aynı maddede, haklı sebeplerin bulunması hâlinde, taraflardan birinin isteği üzerine otuz günü geçmemek ve bir defaya mahsus olmak üzere otuz günlük cevap verme süresinin uzatılabileceği belirtilmiştir. Dairemizce talep edilmesi hâlinde taraflara otuz günü geçmemek üzere ek süre verilmiştir.
Bununla birlikte, AİHS’in "Adil Yargılanma Hakkı’’ başlıklı 6. maddesinin 1. fıkrasında herkesin medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgili davasını makul bir süre içinde görülmesini isteme hakkına sahip olduğu düzenlemesi yer almıştır. Bu kapsamda Anayasa Mahkemesi de makul sürede yargılanma hakkını Anayasanın 36. maddesinde yer verilen adil yargılanma hakkının bir parçası olarak görmüştür (Gülseren Gürdal ve Diğerleri, B. No: 2013/1115, 05/12/2013, § 43). Anayasanın 141. maddesinin son fıkrasında da davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması yargının görevleri arasında sayılmıştır.
AİHM kararları incelendiğinde; mahkemenin bir yargılamanın süresinin makul olup olmadığını ...ken her davanın kendi somut durumunu gözettiği ve davanın karmaşıklığı, başvuranların ve yetkili makamların yargılama sürecindeki davranışları ile ilgililer için davanın konusunun arz ettiği önem gibi kriterleri dikkate aldığı görülmüştür (Frydlender / Fransa, B. No: 30979/96, 27/6/2000, § 43, Yılmaz / Türkiye, B. No: 36607/06, 04/06/2019, §§ 32). Aynı şekilde Anayasa Mahkemesi de makul süre yönünden yaptığı incelemelerde, davanın karmaşıklığı, yargılamanın kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunun davanın hızla sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususları, bir davanın süresinin makul olup olmadığının tespitinde göz önünde bulundurulması gereken kriterler olarak belirlemiştir (Güher Ergun ve Diğerleri, B. No: 2012/13, 02/07/2013, § 41-45, Gülseren Gürdal ve Diğerleri, B. No: 2013/1115, 05/12/2013, § 46).
Bu kapsamda; yargı mensuplarının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılması kararlarına karşı ilgililer tarafından genellikle işlem tesisinden sonra bu işlemlere karşı yargı yolu açık olmadığı halde altmış günlük dava açma süresi içinde Ankara İdare Mahkemelerinde ya da doğrudan Danıştay'da davalar açılmış ise de anılan işlemlere karşı ancak 23/01/2017 tarih ve 29957 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 685 sayılı KHK'nın yayımı tarihinden itibaren Danıştay'da yargı yolunun açılmış olduğu anılan KHK ile kabul edildiğinden, bu davaların esastan incelenmesine Dairemiz tarafından bu tarihten itibaren başlanmıştır.
Bununla birlikte yukarıda aktarıldığı üzere gerek ulusun varlığını tehdit eden genel bir tehlikeye karşı ivedi şekilde tedbir almak zorunluluğu çerçevesinde olağanüstü şartlar altında tesis olunan işlemler nedeniyle açılan bu davaların karmaşık yapısına, gerekse hakkaniyete uygun yargılanma hakkına ilişkin güvencelerin (silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin) sağlanması amacıyla davalı idare tarafından dava konusu kararın gerekçesi olarak yargılamanın her safahatında dava dosyasına sunulan tüm bilgi ve belgelerin davacıya tebliğ edilmesi ya da davalı idarenin ikinci cevap dilekçesine karşı davacı tarafa ek süre verilerek cevap hakkı tanınması gibi geniş usuli uygulamalara rağmen bakılmakta olan bu dava mümkün olan en kısa süre içinde Dairemiz tarafından sonuçlandırılmıştır.
2) FETÖ'ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26/09/2017 tarih ve E:2017/16.MD-956, K:2017/370 sayılı kararında; FETÖ’nün, paravan olarak kullandığı dini, din dışı dünyevi emellerine ulaşma hâline getiren; siyasi, ekonomik ve toplumsal yeni bir düzen kurma tasavvuruna sahip örgüt liderinden aldığı talimatlar doğrultusunda hareket eden; bu amaçla öncelikle güç kaynaklarına sahip olmayı hedefleyip güçlü olmak ve yeni bir düzen kurmak için şeffaflık ve açıklık yerine büyük bir gizlilik içerisinde olmayı şiar edinen; bir istihbarat örgütü gibi kod isimler, özel haberleşme kanalları, kaynağı bilinmeyen paralar kullanıp böyle bir örgütlenmenin olmadığına herkesi inandırmaya çalışarak ve bunda başarılı olduğu ölçüde büyüyüp güçlenen, bir yandan da kendi mensubu olmayanları düşman olarak görüp mensuplarını motive eden; “Altın Nesil” adını verdiği kadrolarla sistemle çatışmak yerine sisteme sahip olma ilkesiyle Devlete tabandan tavana sızan; bu kadroların sağladığı avantajlarla Devlet içerisinde belli bir güce ulaştıktan sonra hasımlarını çeşitli hukuki görünümlü hukuk dışı yöntemlerle tasfiye eden; böylece devlet aygıtının bütün alt bileşenlerini ünite ünite kontrol altına almayı ve sisteme sahip olmayı planlayıp ele geçirdiği kamu gücünü de kullanarak toplumsal dönüşümü sağlamayı amaçlayan; casusluk faaliyetlerini de bünyesinde barındıran atipik/suigeneris bir terör örgütü olduğu belirtilmiştir.
1970’li yıllardan itibaren özellikle, mülkiye, adliye, emniyet, millî eğitim ve TSK içerisinde kadrolaşmaya giden FETÖ liderinin vaaz, röportaj ve kitaplarında bulunan ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun anılan kararında da yer alan “Esnek olun, sivrilmeden can damarları içinde dolanın!”, "Bütün güç merkezlerine ulaşıncaya kadar hiç kimse varlığınızı fark etmeden sistemin ana damarlarında ilerleyin!", “Türkiye’deki devlet yapısı ölçüsüne göre bütün anayasal müesseselerdeki güç ve kuvveti cephemize çekeceğimiz ana kadar her adım erken sayılır. …bunca kalabalık içinde ben bu dünyayı ve düşüncemi sözde mahremiyet içinde anlattım. …sırrınız sizin sırrınızdır. Söylerseniz siz esir olursunuz.”, “Bir gün bana Ankara’da bin evimiz olduğunu söyleyin, devletin paçasından şöyle bir tutacağım, devlet uyandığında yapacağı hiçbir şey kalmayacak” şeklindeki sözleri bu suigeneris örgütün, Devleti ele geçirme gayretlerinin somut talimatları olarak ortaya çıkmıştır.
Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 08/06/2018 tarih ve E:2016/238, K:2018/128 sayılı kararında ise FETÖ'nün yargı yapılanmasına ilişkin şu tespitlere yer verilmiştir:
"Örgütün hakim, savcı yapılanması bölgelere ayrılmış olup ...bölgelerden sorumlu kişilere bölge abisi veya bölge ablası denilmektedir. Her bölgenin 8-10 evi kapsadığı, örgüt mensupları arasında farklı sohbet grupları ve bu gruplardan sorumlu örgüt imamı bulunmaktadır. ...Örgüt üyesi hakim, savcıların sicil numaralarına veya mesleğe başlama aşamasında, adalet akademisindeki dönemlerine göre ayrı ayrı devre ve sicil numarası içerisinde gruplandırmaların yapıldığı, T1, T2, T3, T4, T5 şeklinde belirli sicil aralıklarını kapsayan hakim, savcıların gruplandırılarak taşra ve devre yapılanması oluşturulmuştur. Her grupta kendi içerisinde hakim, savcı sayılarına göre 3-5 kişilik sohbet gruplarına ayrılmıştır. ...Örgüt tarafından örgüt üyesi ile yapılan görüşme sonrasında hakim, savcı olması kararlaştırılan örgüt üyeleri sınavlara hazırlanmak üzere örgüte ait Ankara’daki örgüt evlerinde sınava çalıştırılır. Bu örgüt evinin masraflarının örgüt tarafından karşılandığı ve sınava çalıştırılacak kişiler dışında başka kimsenin bu evlere giremediği anlaşılmıştır. Bu örgüt evlerinde hakimlik, savcılık sınavına girecek örgüt üyeleri sınavlara hazırlanmakta olup deneme sınavlarının yapıldığı ayrıca sınav sorularının örgüt tarafından yasal olmayan yollardan ele geçirilip bu evlerde sınavdan bir kaç gün önce örgüt mensubu abi veya ablalar tarafından örgüt üyelerine verilmiştir. Örgüt üyelerine cevapları işaretlenmiş soru kitapçıkları verilerek bunları ezberlemelerinin sağlandığı, bu şekilde örgüt üyelerinin sınavları kazanmalarının sağlandığı anlaşılmıştır. Yazılı sınavı kazanan örgüt üyeleri murakıplarca tekrar eve çağrılarak mülakat için hazırlanmakta mülakatta nasıl davranacaklarının öğretilmektedir. Ayrıca örgüt tarafından kendilerine referans bulunacağı veya kendilerinin referans bulmaları söylenmektedir. Mülakat sınavını kazanan ve hakim, savcı adayı olan örgüt üyeleri mülakattan sonra tekrar murakıplar tarafından örgüt evlerine çağrılarak staj aşamasında hangi evde kalacakları, ev sorumlularının kim olacağı anlatılarak, bu şekilde staja başlayan örgüt üyesinin staj döneminde de örgüt tarafından takibi yapılmaktadır. Staj aşamasında örgüt üyelerinin deşifre olmamaları için beşer kişilik gruplar halinde, masrafı örgüt tarafından karşılanan ev tutmaları sağlanmaktadır. Her ev için bir sorumlu tayin edilmektedir. Adaylık sürecini tamamlayıp ataması yapılan örgüt üyesi hakim, savcıların örgüt tarafından takibine devam edildiği, sürekli irtibat kurularak bunların örgüte bağlılıkları sağlanmaktadır. Ataması yapılan örgüt mensubu hakim, savcının ilk maaşlarının tamamı örgüt tarafından alınmaktadır. Daha sonraki aylarda ise bekarlardan %15, evlilerden %10, en az 3 çocuğu olanlardan ise %5 oranında himmet toplanmaktadır. Bekar olan örgüt mensubu hakim, savcıların örgüt için önemli stratejik kurumlarda görevli örgüt üyeleri ile veya aynı meslekteki örgüt üyeleri ile evlenmelerinin teşvik edildiği ve katalog evlilikler yaptırıldığı anlaşılmıştır...
Örgüt tarafından hakim, savcılara yönelik adaylık dahil tüm süreçlerde yabancı dil, yüksek lisans, doktora eğitimi, yurt dışı gezileri, mesleki ve kişisel programlar düzenlenmek suretiyle örgüt üyesi hakim, savcılar emsallerine göre daha donanımlı hale getirilmektedir. Örgüt mensupları hak etmedikleri halde yurt içi ve yurt dışı yüksek lisans ve doktora programlarına yerleştirilmişlerdir...
HSYK ve Ad[a]let Bakanlığı Teftiş Kurulunda görev yapan örgüt mensubu müfettişlerce yapılan teftişlerde örgüt üyesi olan hakim, savcılarla örgüt üyesi olmayan hakim, savcılar farklı muameleye tabi tutulmakta, örgüt üyesi hakim, savcılara hak etmedikleri halde yüksek notlar ve olumlu siciller verilmekte, örgüt üyesi olmayan hakim, savcılara ise vasat veya düşük notlar verilmekte, sicilleri bozulmaktadır.
Örgüt üyesi hakim ve savcılar görev yaptıkları yerlerde görevleri nedeniyle öğrendikleri önemli bilgiler ile soruşturma ve dava dosyalarında gördükleri örgüt için önem taşayabilecek konuları gerek adliye gerekse il veya ilçede önemli görevlerde bulunan kişiler ile ilgili topladıkları bilgileri toplantılarda örgüt sorumlusu abiye iletmektedirler. Menfi takip heyeti denilen bir grup tarafından örgüt üyelerinden toplanan bu bilgiler değerlendirilmekte, neticesine göre yapılacak işlemler kararlaştırılmaktadır...
Örgüt mensubu hakim, savcıların deşifre olmasının önüne geçmek amacıyla örgüt üyesi hakim, savcıların çocuklarını örgüte ait olan okullara göndermemelerine karar verilmesi halinde örgüt üyesi hakim, savcı çocuklarının eğitimleri ile ilgilenilmesi, ayrıca ideolojik eğitim verilmesi için eğitim birim adıyla ayrıca bir birim kurulmuştur. Bu birim sorumlusu Yargıtay Üyesi olarak görev yapan örgüt üyelerinden seçilmektedir...
Örgüt faaliyetlerinin bir çoğunda gizlilik esas alınmasına karşın örgüt tarafından HSYK seçimlerine verilen önemden dolayı bu dönemde örgüt mensuplarının deşifre olmayı göze alarak seçimlerde tüm il ve ilçeleri kapsayan adliye ziyaretleri, ev ziyaretleri ve yemek organizasyonları düzenlemişlerdir. Sözde bağımsız örgüt üyesi adaylarının seçim gezilerine birlikte katılmışlardır. Örgütün 2014 yılı HSYK üye seçimlerinde gerek YARSAV listesi, gerekse bağımsız aday adı altında aday göstererek yargı içerisinde alternatif bir yargı gücü kuracak şekilde örgütlü olduğu anlaşılmıştır..."
Öte yandan Dairemizde derdest olan dava dosyalarında yukarıda belirtilen tespitleri destekler mahiyette, FETÖ'nün niteliğine ilişkin aşağıdaki beyanların yer aldığı görülmüştür:
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan M.Ü.ye ait Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 21/10/2016 tarihli ek sorgulama tutanağı: “…Şunu söylemem gerekiyor ki cemaat farklı sınav evlerinde kalan şahısları birbiriyle tanıştırmaz. …Bu yapı sizi asla boşta bırakmaz, yani üniversiteden mezun olduğunuzda sınav çalışma eviniz hazırdır, sınavı kazanınca mülakat referans listeniz hazırdır, bunların her aşamasından sorumlu olan kişiler vardır. …Kural olarak bu yapı gizlilik üzerine kurulu olduğundan bir evde kalan diğer evde kalan kişileri tanımazdı. Ama biz bazen tanıştığımızda kimin bizden olduğunu hissediyor ve anlıyorduk. Biz staja başladıktan sonra bize yavaş yavaş tedbire riayet etmemiz hususu anlatılmaya başlandı. …bu yapıda ciddi bir hiyerarşi söz konusuydu. Ben maaşımın bekarken %15’ini, evlendikten sonra ise %10’unu cemaate himmet olarak verdim. …Evde kalan kişi sadece ev abisini tanır. Kıdemsiz birinin üst abileri tanıma şansı yoktur. Staj esnasında bize namazınızı gizli kılın gerekirse zorunlu hallerde namazlarınızı cem edin diyorlardı. Ramazan orucunuzu tutun ancak gerekirse oruç tutmuyormuş gibi davranın diyorlardı. Bunun haricinde önemli bir husus da bize evliliğin faziletleri anlatılıyordu. …Evlilikten sorumlu abi, evlendirmeyi düşündüğü erkeğe gelerek erkekten bir vesikalık fotoğraf ve bir CV ister, devamında bu CV’yi ve fotoğrafı bir havuza atardı. Aynı işlemi bayanlar için de yapıyorlardı. Devamında evlilikten sorumlu abi kendince uygun gördüğü eş adaylarını birbirleriyle tanıştırıyordu.”
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan A.A.ya ait Kilis Terörle Mücadele Şube Müdürlüğünce düzenlenen 23/06/2017 tarihli şüpheli ifade tutanağı: “17-25 Aralık süreci sonrası örgütün sivil imamı … kod adlı şahsın katıldığı …bir toplantıda sivil imam adlicilere hitaben ‘elinizde ...siyasal iktidara ilişkin yolsuzluk ihale usulsüzlüğü vs. gibi ses getirecek dosya varsa, bu tarz ses getirecek dosyaları bekletmeyin, hemen davasını açın.’ dedi. …Örgüt mensuplarının deşifre olmasını önlemek için tedbir ya da ruhsat diye tabir edilen yöntemler uygulanmaktaydı. Bu kapsamda örneğin; cuma namazına gitmememiz, adliyede namazları ima ile (göz ile) kılmamız, eğer mümkünse namaz vakti yetişiyorsa namazları cem ederek (birleştirerek) evde kılmamız, ramazan ayında eğer belli olacaksa oruç tutmamamız ve gerektiğinde alkol almamız talimatlandırılmıştı. …Bizim mezuniyet balomuzda, o dönemki yargı bürokrasisinin hassasiyeti de gözetilerek protokol masalarından görülecek açıdaki ön sıra masalara hep örgüt üyeleri oturtulmuş ve bunlara alkol almaları talimatlandırılmıştı diye biliyorum. …Seçim [2014 HSYK seçimi] süreciyle ilgili son olarak belirtmek istediğim, örgütün ByLock üzerinden birbirleriyle haberleşerek Facebook’taki hâkim-savcı gruplarında ya da adalet.org’da organize bir şekilde hareket ederek bağımsız aday tanıtımlarının altına adayı övücü, parlatıcı, adayı ön plana çıkartıcı yorumlar yapılmasının sağlanmasıydı. Buna örnek olarak bir olay anlatayım; R.Ş. mahkemede yanıma gelip bana tefonundaki ByLock mesajını okuttu. Yazının içeriğinde; --Tüm arkadaşların dikkatine, şu gün şu saatte Facebook’taki hâkim savcı gruplarında ve adalet.org’da ‘[İ.Ç.] Gerçeği’ isimli bir paylaşım yapılacaktır. Paylaşımın altına bağımsız aday [İ.Ç.]yi övücü yorumlar yapıp destekleyelim.-- …Görüldüğü üzere örgüt sosyal medyada organize bir şekilde hareket ederek seçimde başarılı olmayı amaçlamıştır. ...FETÖ yargı mensuplarını T1, T2, T3, T4, T5 üst başlığı/ tasnifi adı altında grup grup, hücre tipi yapılandırılmıştır. T3’teki bir kişinin ekstra bir tanışıklık yoksa diğerlerini bilmesi mümkün olmadığı gibi, yine T3 altında yer alan grupların da birbirini tanımaması genel kuraldır. Tedbir denilen gizlilik kurallarına riayet edilerek bu gizliliğin sağlanması amaçlanmıştır. Ama özellikle Ankara’da staj döneminde bu gizliliği sağlayamadılar. Bir çok farklı gruba mensup kişi birbirlerini bir şekilde tanıdı veya başkasından duymak suretiyle öğrendi. Ancak tedbire son derece riayet edenler kendilerini gizleyebilmiştir.”
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan M.Ö.ye ait Osmaniye Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 18/10/2016 tarihli sorgulama tutanağı: “Taşra yapılanmasında o dönemki adı ile cemaatin bu yapılanması profesyonel olarak yürütülüyordu. 2002 yılından itibaren taşra yapılanması kendi içerisinde T1, T2, T3, T4, T5 şeklinde bölümlere ayrılmıştı. ("T" taşra anlamına gelen yapılanmayı simgelerdi). T1 grubu 39 bin sicilden daha önce gelenlerdi. T2 grubu 39 bin, 42 bin sicillileri, T3 grubu 92 bin 109 bin arası sicillileri, T4 grubu daha sonraki sicillileri,T5 grubu 125 bin ve sonraki sicillileri ifade ederdi.”
Sonuç olarak FETÖ'nün, yıllar itibarıyla takiye (olduğundan farklı görünme) esasına dayanan uzun vadeli bir projenin aşamalarını izleyerek kurduğu strateji doğrultusunda, kamu kurumlarında ve yargı organlarında demokratik devlet düzeninden ayrıksı ve ona paralel şekilde teşkilatlanmak suretiyle ülkenin bağımsızlığını, bütünlüğünü ve demokratik hukuk devletini tehdit edici, anayasal düzene sadakat yükümlülüğüne aykırı davranışlar gösteren bir yapılanma hâline geldiği anlaşılmaktadır. Nitekim bu yapılanma tarafından 15 Temmuz 2016 gecesi anayasal düzene, demokratik kurumlara ve bizatihi Türk Milletine karşı darbe teşebbüsünde bulunulmuştur.
Darbe teşebbüsünün bertaraf edilmesini takip eden günlerde, söz konusu kalkışmaya dâhil olan kişilerin telefon konuşmaları ve mesajları ortaya çıkmıştır. Anayasa Mahkemesinin Aydın Yavuz ve diğerleri (B. No: 2016/22169, 20/06/2017) kararında da yer alan, darbe teşebbüsünün şüphelilerinden olan Komiser Yardımcısı E.G.nin telefonunda bulunan mesajlar bunlara örnek teşkil etmektedir. E.G.nin telefonunda, "önemli, durum kötü, çok acil duyuru. tüm il ve ilçe imamlarını, abilere, ablalara, kurum imamlarına iletin, tüm hizmet mensupları darbeyi şiddetle kınayan açıklama yapsın, meydanlara inip kendisini kamufle etsin, resim çekilip sosyal medyada yayınlasın, demokrasi, seçilmiş irade falan desinler, ama fazla da asla muhterem hoca efendinin adı geçmesin açıklamalarda, hepimizi alabilirler, herkes -darbeden haberim yok TV'de gördüm ilk kez- desin, asla hükümete ve Tayyibe karşı olumsuz bir paylaşım yapmayın, bu gurubu kapatıyorum şimdi" şeklinde mesajların bulunduğu tespit edilmiştir.
3) Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü
AİHM "demokratik bir devletin, memurlarından anayasal prensiplere sadakat göstermesini isteme hakkı bulunduğunu" belirtmektedir (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 52; Volkmer/Almanya (k.k.), B. No: 39799/98, 22/11/2001; Petersen/Almanya, B. No: 39793/98, 22/11/2001). AİHM'e göre "kamu çalışanlarının devlete sadık kalmaları genel yararı korumakla ve güvence altına almakla yükümlü devlet otoriteleri ile çalışmalarının doğasında bulunan bir şarttır." (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 57; Žičkus/Litvanya, B. No: 26652/02, 07/04/2009, § 28).
AİHM kararlarında yer alan sadakat yükümlülüğüne ilişkin yukarıda belirtilen ilkelerin hâkimlik ve savcılık mesleği açısından yorumlanması gerekmektedir.
Anayasa'nın "Hâkimlik ve savcılık mesleği" kenar başlıklı 140. maddesine Danışma Meclisi tarafından yazılan gerekçede "... Adalet tevzii herşeyden önce güvenilir nitelikte olmalıdır. Bu hizmeti görenlerin tarafsızlıklarından şüphe edilmesi, hizmetin tam olarak yerine getirilmiş olduğunun kabulüne engeldir. Bu itibarla görevlerinde özel hayatlarında tarafsızlıklarına dair bir davranışta bulundukları sanısını verecek hareketlerden sakınmak zorundadırlar." denilmektedir.
Bu bağlamda, yargı mensuplarının sadakat yükümlülüğü memurlardan farklı olarak "bağımsızlık" ve "tarafsızlık" ilkeleri çerçevesinde hukuk devletine ve demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğü olarak ortaya çıkar.
Üstün bir kamu gücü yetkisi niteliğindeki yargı yetkisini kullanan hâkim ve savcıların, Anayasa gereği tarafsız ve bağımsız olarak görev yapmaları, Anayasa'ya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre hüküm vermeleri ve anayasal düzene sadakat göstermeleri, hukuk devletinde demokratik toplum düzeninin korunması açısından büyük önem arz etmektedir.
4) Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği
Anayasa’nın 139. maddesinde hâkim ve savcıların görevlerinin sona ermesi sonucunu doğuran işlemler, disiplin cezaları ve meslekte kalmalarının uygun olmadığı yönünde verilen kararlar olarak ikiye ayrılmıştır. 24/02/1983 tarihli ve 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun "Hâkimlik ve savcılık görevlerinin sona ermesi" kenar başlıklı 53. maddesinde de disiplin cezası niteliğindeki meslekten çıkarma işlemi ile hâkimlik ve savcılık görevinin sona ermesi sonucunu doğuran diğer işlemler ayrı ayrı belirtilmiştir.
Dolayısıyla 667 sayılı KHK'nın 3. maddesi uyarınca hâkim ve savcıların meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin kararların, bu kişilere disiplin cezası verilmesine ilişkin kararlardan ayrı nitelikte olduğu konusunda duraksama bulunmamaktadır.
Dairemizin, Danıştay Başkanlığının internet sitesinde güncel kararlar başlığı altında yayımlanmış olan, 04/10/2016 tarih ve E:2016/8196, K:2016/4066 sayılı kararında da belirtilmiş olduğu üzere 667 sayılı KHK'nın 3. maddesi uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen yargı mensuplarının, “meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan “olağanüstü tedbir" niteliğindedir.
Bu kapsamda, ülkenin içinde bulunduğu tehdidin ortadan kaldırılması ve bozulan kamu düzeninin ivedi şekilde yeniden tesis edilmesi amacıyla 667 sayılı KHK'nın 3. maddesi ile “terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen” üstün kamu gücü yetkisi kullanma ayrıcalığına sahip bu kişiler hakkında uygulanmak üzere olağan dönemdeki yaptırımlardan farklı olarak olağanüstü nitelikte yeni bir tedbir getirilmiştir.
Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyelik, mensubiyet, iltisak veya bunlarla irtibat, anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan ve hâkim ve savcılar hakkında bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanmasını gerektiren hâllerdir. Yukarıda yer verilen yapılara üyelik ve mensubiyet olmasa da bu yapılara iltisaklı veya bunlarla irtibatlı bulunulması hâli de anılan tedbirin uygulanabilmesi için yeterlidir. Nitekim davalı idare, yargı mensupları hakkında aldığı meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin kararları, anılan yargı mensuplarının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisaklarının sabit olduğu gerekçesiyle tesis etmiştir.
Anayasa Mahkemesi 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamıştır. Bu kavramlar ile kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına ...aran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hal ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterli olacaktır.
Bu bağlamda, üstün bir kamu gücü yetkisi niteliğindeki yargı yetkisini kullanan yargı mensupları yönünden örgüt ile irtibat ve iltisak hususu değerlendirildiğinde, yetki ve nüfuzlarını kullanarak örgütün amaçlarını gerçekleştirmesi için ya da örgütün talimatları doğrultusunda kendilerine veya başkalarına yarar sağlamak için bir takım hal ve hareketlerde bulunmak suretiyle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüklerini ihlal ettikleri yönünde bir kanaat oluşması halinde örgüt ile irtibat ve iltisaklarının bulunduğunu söylemek mümkün olacaktır.
5) Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi
Yargı mensubu olarak görev yapanlar hakkında meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanması için ilgililerin terör örgütleri ve millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyelik, mensubiyet veya iltisakını ya da bunlarla irtibatını ortaya koyan delil, bulgu ve bu yönde değerlendirme yapılmasına neden olan hususların idare tarafından ortaya konulması gerekmektedir.
Dava konusu kararların dayanağı olan delillerin, davalı idare tarafından dava konusu işlemin tesisinden sonra tespit edilerek dosyaya sunulduğu anlaşılmakta ise de bu delillerin terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyelik, mensubiyet, iltisak veya bunlarla irtibatı ve anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan geçmişe ilişkin olay ve olgular olduğu görüldüğünden dava konusu işlemin hukuka uygunluğunun değerlendirilmesinde dikkate alınabileceği tabiidir.
a) Davacı Hakkındaki Tanık Beyanları
Davacı hakkındaki tanık beyanları şu şekildedir:
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan B.B.'nin Ordu Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 21/12/2016 tarihli şüpheli ifade tutanağı: "......'in yapı içerisinde olduğunu duymuştum..."
Aynı şahsın davacının silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yargılandığı … Ağır Ceza Mahkemesi'nin E:… sayılı dosyasında verdiği tanık ifadesi: "Ben ... adlı kişiyi tanımam. 2013-2014 yılları arasında İstanbul adliyesinde staj yapmıştım akademi eğitimi için Ankara'ya gittiğimde bana yurt çıkmamıştı.Kalacak ev ayarlanana kadar da bu yapıya ait evlerde bir hafta kadar konakladık.Bu evde ... isimli bir kişi vardı.Adının ... olduğunu sonradan akademideki eğitim sürecinde öğrendim.Diğer stajyer kızlar arasındaki konuşmalarımızda ...'nın bu yapı içerisinde olduğunu duymuştum.... isimli kişi ... olabilir.Evlenmiş ve soy ismi değişmiş olabilir..",
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan G.G.'nin Ordu Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 15/10/2016 tarihli sorgulama tutanağı: " ....İstanbul Hukuk'tan yapıdan olduğunu tanıdığım ancak akademi döneminde yapı içerisindeki adayların kalmış olduğu evde kalması sebebiyle öğrendiğim ..., ... benimle aynı dönem olup yapı içerisinde olduğunu bildiğim kişilerdir."
Aynı şahsın, davacının silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yargılandığı ... Ağır Ceza Mahkemesi'nin E:… sayılı dosyasında verdiği tanık ifadesi: "Sanık ...'nun fetö/pdy terör örgütü yapılanması içerisinde olduğunu biliyorum, bu şahsın örgüt içerisindeki faaliyetlerinin ne olduğu konusunda bilgi sahibi değilim, ancak sanığı İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesinde okuduğum dönemde tanımıştım, adı geçen sanık ile aynı dönem mezunu olduğumuzu hatırlıyorum, kendisi ile pekte fazla samimi değildim,üniversite döneminde sanığı örgütün yapılanması içerisinde görüp görmediğimi hatırlayamıyorum, ancak üniversiteden mezun olduktan sonra Hakimlik stajını yapmak amacı ile Ankara iline akademi menkezindeki verilen eğitime gittiğim süreçte sanıkla tekrar karşılaşmıştım, sanığın bu süre zarfında Ankara ilinde örgüt tarafından hakim adaylarına yönelik oluşturulmuş bir evde kaldığını biliyorum..",
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan E.K.'nin Ordu Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 21/12/2016 tarihli sorgulama tutanağı: "Benim yapı evliliği yaptığını bildiğim şahıslar H.Ş.S ve eşi ...'dur, H.Ş.S. benim dönem arkadaşımdır. Bu sebeple eşi ile yapı aracılığıyla evlendiğini sohbet esnasında kendisinden duydum. Bu şahıslara yapıda hangi evlendirme mesulünün aracılık yaptığım bilmiyorum "
Aynı şahıs Tokat KOM Şube Müdürlüğünce düzenlenen 14/12/2017 tarihli teşhis tutanağında davacının eşi H.Ş.S.'yi açık ve net olarak teşhis etmiştir.
Aynı şahsın, davacının silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yargılandığı ... Ağır Ceza Mahkemesi'nin E:... sayılı dosyasında verdiği tanık ifadesi: "2012-2013 yılları arasında Ankara ilinde Hakimlik stajı yaptım. Sanık [davacı] ..., arkadaşım olan H.Ş.S.'nun eşidir. Sanığı [davacıyı] bu nedenle tanırım. Sanığın [davacının] eşi olan H.Ş.S. eşi olan ... ile yapı evliliği yaptığını söylemişti. Sanık hakkında bunun haricinde bir bilgim yoktur "
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan E.U.'nun, Bingöl Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 17/10/2016 tarihli sorgulama tutanağı:"...Ben bu evde sınava hazırlandım, idari yargı sınavına girdim fakat kazanamadım. İdari hakimlik sınavını kazanamayınca adli hakimlik sınavına daha sıkı bir şekilde çalıştım ve hazırlandım. Adli hakimlik sınavından 88 aldım ve sınavı kazandım. Hakimlik sınavının sorularının verildiğini duymadım. Bana da verilmedi. Sınavı kazandıktan sonra Balıkesir'e döndüm. E.A. beni aradı. Mülakat için Ankara'ya gelmemi söyledi. Belgelerimi toplayarak Ankara'ya geldim. Ankara'ya gelince mülakata kadar Hasköy’de bulunan evde kaldım. Ev dublex olduğu için evde sekiz kişi kalıyorduk. Benden başka evde S.Y.( Akhisar'da çalışıyor), T.A.(evlendikten sonra soy adı … oldu). D.A. (İstanbul Anadolu Adliyesinde çalışıyor, eşi son listede alındı), ... ( benimle aynı dönemdir, nerede çalıştığını bilmiyorum)..."
Aynı şahsın, davacının silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yargılandığı ...Ağır Ceza Mahkemesi'nin E:... sayılı dosyasında verdiği tanık ifadesi; "ben daha önce de ifade vermiştim, o ifadem doğrudur, ben sanık [davacı] ile mülakat zamanı aynı evde kaldım, bu ev cemaatin eviydi, ben hakim savcılık sınavına girip, yazılı sınavı geçtikten sonra mülakata hazırlanmak için cemaatin gösterdiği evde kaldım, bu evde sanık [davacı] ... da vardı......,adını saydığım kişilerle bu evde yatılı kaldık, yanılmıyorsam Ocak'tan Temmuz ayına kadar bu evde kaldık."
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan S.G.'nin,Tokat KOM Şube Müdürlüğünce 14/11/2017 tarihli şüpheli ifade tutanağı: "Ben toplama evinde iken ... kod adlı şahıs beni alarak esas kalacağım Hakim Savcı Çalışma evine götürdü, bu evde cep telefonu yanımda kapalı duruyordu, bataryası alınmış olabilir ancak hatırlamıyorum, kullandığımı hatırlamıyorum, bu evde cep telefonlarından ziyade bataryalar toplandı, ... Kod adlı şahıs bu eve yaklaşık olarak ayda bir gelirdi yapıdaki pozisyonunu o dönem bilmiyordum ancak ifade aşamasında Sermurakıp olduğunu düşünüyorum, bu evin sorumlusuda hafta bir ya da on günde bir gelen ... kod adlı şahıs idi, bu evin kuralları ... kod adlı şahıs şu şekilde anlatmıştı, bu evde sabit bir hat vardı ailemiz ile bu sabit hat üzerinden görüşüyorduk, bu hattın kimin adına olduğunu bilmiyorum, bu sabit hat şehir içine açık şehirler arasına kapalı idi çünkü bu eve taksi çağırıyorduk ancak ailemizi arayacağımız zaman dışardan ankesörlü telefondan arıyordum, ailem beni bu sabit hat üzerinden arıyordu, bu evdeki sabit hat numarasını yakınlarınız haricindeki şahıslara vermeyin denilmişti, benide evdeki sabit hattan annem, babam ve abim aramıştır. Bu evde komşularımız ile görüşmek zorunda kalırsak kendimizi öğrenci olarak tanıtmamız söylenmişti, bu evde evde kalanlar arasında tahmini 250-300 TL civarında kişi başı para toplanıyordu, bu evin elektrik su doğalgaz kira giderlerinin bildiğim kadarıyla bir kısmı bu toplanan paradan bir kısımda ... yada ... kod adlı şahıslar tarafından karşılanırdı. Bu evdeki aboneliklerin kime ait olduğunu hatırlamıyorum, kiranın ev sahibine ne şekilde ödendiğini bilmiyorum"
Aynı şahıs Tokat Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 21/11/2017 tarihli teşhis tutanağında davacı ...'nu açık ve net olarak teşhis etmiştir.
Aynı şahsın, davacının silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yargılandığı ...Ağır Ceza Mahkemesi'nin E:... sayılı dosyasında verdiği tanık ifadesi: " ben üniversiteyi bitirdikten sonra örgütün Hakim Savcı hazırlık yerleri olarak bilinen Ankara'daki eve gittim, kendisini evde tanıdım, ismini ... olarak tanıtmıştı, şu an duruşma salonunda sanık olarak oturan kişidir, eve haftada bir bazen iki haftada bir gelip bizimle motivasyon amaçlı konuşuyordu,.."
A.O.'un Tokat KOM Şube Müdürlüğünce alınan 15/01/2018 tarihli şüpheli ifade tutanağı: "...Bu ev dubleks bir evdi iki katıda yapının hakim savcı çalışma toplanma eviydi, toplanma evde Beni bu eve ... KOD ADLI YADA GERÇEK ADLI şahıs bıraktıktan sonra ayrıldı. Ben bu evde yaklaşık bir hafta-on gün kadar kaldım. Kalmış olduğum bu ev benim gibi Hakim savcı çalışma evlerine kalmak için gelen şahısların asıl kalacakları ev ayarlanıncaya kadar geçici süre ile kaldıkları bir ev olduğunu düşünüyorum. Çünkü bu evde sürekli bir sirkülasyon vardı. Gelen şahıslar çok kısa kaldıktan sonra ayrılıyorlardı. Bu evde yaklaşık 5-6 civarında şahıs vardı. Ben bu şahısların isimlerini hatırlamıyorum. Ancak teşhis aşamasında görebilirsem teşhis ederim. O yüzden bu evde kalan şahısların ayrıntılı olarak hatırlamıyorum. Bu evden sorumlu bir şahıs arada gelip gidiyordu. Ancak ben bu şahsın ismini bilmiyorum. Bu evde bir hafta on gün kadar kaldıktan sonra kendisini ... ismiyle tanıtan gerçek ismi mi kod ismi mi olduğunu bilmediğim bir şahıs beni asıl kalacağım hakim savcı çalışma evine götürdü.
... KOD YADA GERÇEK İSİMLİ ŞAHIS beni Demetevler semtinde tam açık adresini hatırlamadığım bir eve götürdü. Eve gittiğimizde kendisi de eve girerek bana evin kurallarından bahsetti. Bu görüşme kalmış olduğumuz evin bir odasında ... KOD ADLI YADA GERÇEK İSİMLİ ŞAHISLA birebir gerçekleştirdik. Hatırladığım kadarıyla bu kurallar; bu evde cep telefonu kullanımın yasak olduğunu, evle ilgili olarak eve gelip gidenlerin ve evin içeriğiyle ilgili aile yakınlarına dahi bilgi verilmemesi gerektiğini, daha sonradan eve bir sabit hatlı telefon bağlanacağını bu telefonun içerden dışarıya aramalara kapalı ancak dışardan içeriye aramalara açık bir hat olacağından bahsetti. Söylediği gibi daha sonradan bu eve sabit bir hat bağlandı. Ancak bu sabit hattın kimin adına açıldığını hatırlamıyorum. Çünkü evde kalanlar olarak sabit hat bağlanacağına dair bir konu geçmedi. Ben daha sonradan bağlanan bu sabit hatla ailemle hiç görüşme yapmadım. Ailemle görüşme yapacağım zamanlarda evin yakınlarında bulunan ankesörlü telefondan yada Ankara da ikamet eden dayımların yanına gittiğimde dayımların aracılığıyla görüşüyordum. Burda da ... KOD ADLI YADA GERÇEK ÎSÎMLİ ŞAHIS evde kaldığım süre zarfında kira ve fatura ödemeyeceğimi ancak kira ihtiyaçlarımızı kendimiz ortak karşılayacağından bahsetti. Komşularla çok muhattap olmamamız gerektiğini, zorunlu olmadığımız zamanlarda dışarıya çıkmamamız gerektiğinden bahsetti. Bu görüşmemizde evdeyken herhangi bir kod isim kullanmam yönünde bir söylemi olmadı. Bende herhangi bir kod ismi kullanmadım. Evde bulunan diğer şahıslarda kod ismi kullanmadığını biliyorum. Bu hususlar hakkında da Kurana el basmak suretiyle bana yemin ettirdi. Ancak ben kurana el basarken abdest alıp almadığımı ve yemin metninin içeriğini hatırlamıyorum.
Ben bu evde 2013 yılı temmuz aylarından 2013 yılı aralık ayında yapılan adli yargı sınav sonuna kadar kaldım. Benimle birlikte bu evde kalan şahıslar ise ... İSİMLİ ŞAHIS, ... İSİMLİ ŞAHIS, ... İSİMLİ ŞAHIS, ... İSİMLİ ŞAHIS, ... İSİMLİ ŞAHISLARLA birlikte kaldım. Ben bu şahıslan daha öncesinde tanımıyordum. İlk defa bu eve gittiğimde karşılaştım. Bu eve gittiğimde murakıb ve sermurakıb tabirlerini öğrendim. Bizim evden sorumlu olan şahsa murakıb, murakıbın bir üstüne de sermurakıb denildiğini öğrendim. Bizim evimizin murakıbı ... KOD ADLI YADA GERÇEK KOD ADLI ŞAHIS, sermurakıbımız da ... YADA ... KOD ADLI ŞAHIS tı. Murakıbımız ... KOD ADLI YADA GERÇEK KOD ADLI ŞAHIS eve haftada 2-3 kez gelirdi. Murakıbımız ... KOD ADLI YADA GERÇEK ADLI ŞAHIS bizlere acil durumlarda kendisine ulaşmamız için GSM numarası bıraktığını ve buradan ulaşmamızı istedi. Ancak ben bu numarayı hatırlamıyorum. Ancak bize bırakmış olduğu GSM numarasını ankesörden birkaç kez aradığımızı hatırlıyorum. Eve geldiğinde bizlerin ne kadar ders çalıştığı hakkında çetele tutar, müsait olduğu zamanlarda dini sohbet yapardı. îdari ve adli yargı sınavına yakın tarihlerde murakıbımız eve gelirken deneme sınavı adı altında evde kalanların sayısınca fotokopi halinde deneme sınavları getirdiğini hatırlıyorum. Bu deneme sınavları toplanmada 3 veya 4 kez oldu. Bu deneme sınavlarını gerçek bir sınavmışçasına gerçek bir sınav süresince çözmeye çalışıyorduk. Sınav sonucunda deneme sınavı cevaplarını murakıbımızın getirdiği optik formlara dolduruyorduk. Optik formların üzerine de kendi adlarımızın baş harflerinin ve murakıbımızın yada sermurakıbımızın baş harflerini yazdığımızı hatırlıyorum. Bu şekilde optik formları doldurduğumuzda murakıbımız hemen cevapları söylediğini bizde yanlışlarımızı kontrol ettiğimizi hatırlıyorum. Daha sonrasında murakıbımız optik formları bizden topluyordu. Deneme kitapçıklarım da götürüp götürmediğini tam olarak hatırlamıyorum.
Kalmış olduğum hakim savcı çalışma evinde DIAMOND isimli yayın evi bulunmayan ve piyasada bulamayacağımız, geçmiş yıllarda hakim savcı sınavlarında çıkmış soruların bulunduğu soru anlatımlı hazırlık kitabı vardı. Bu kitabın üzerine karalama yapılması, dışarıya çıkartılması ve çoğaltılması yasaktı. Bu kitapla ilgili bunları hatırlıyorum.
Sermurakıbımız olan ... YADA ... KOD ADLI ŞAHIS murakıbımızdan ziyade daha az evimize gelirdi. Geldiği zamanlarda ne kadar ders çalıştığımız hakkında bizleri denetler, herhangi bir eksiğimiz olup olmadığı hususlarım sorardı.
Ben bu hakim savcı çalışma evinde iken 2013 yılı kasım ayında yapılan idari yargı ve 2013 yılı aralık ayında yapılan adli yargı sınavına girdim. îdari yargı sınavından 30 yada 40 puan alarak başarısız oldum, adli yargı sınavından da 36 yada 46 puan alarak başarısız oldum. Bu sınavlar bir yada birkaç gün önce murakıb yada sermurakıb tarafından tarafıma soru verilmedi. Evde birlikte kaldığım arkadaşlarıma da soru verilip verilmediğini bilmiyorum. Ben 2013 yılı adli yargı sınavından sonra Ankara da ikamet eden dayımların yamna gittim. Kalmış olduğum hakim savcı çalışma evine sınavdan yaklaşık bir hafta sonu gittim. Eşyalanmı aldıktan sonra memleketime gittim.
2014 yılı ocak sonu yada şubat başlarında sınav sonuçları açıklandıktan sonra murakıbım ... KOD ADLI YADA GERÇEK İSİMLİ ŞAHIS beni o dönemde kullanmış olduğum benim adıma olan şuan numarasını hatırlamadığım cep telefonumdan beni aradı ve sınav sonucumu öğrendiğimi ve başarısız olduğumu daha sonraki sınava hazırlanmam için tekrar hakim savcı evlerinde kalmak isteyip istemediğimi sordu. Bende kendimi şuan hazır hissetmediğimi ve kalmak istemediğimi söyledim. Daha sonra beni aramadı..."
Aynı şahıs Tokat Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 15/01/2018 tarihli teşhis tutanağında davacı ...'nu açık ve net olarak teşhis etmiştir.
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan A.T.'un, Tokat KOM Şube Müdürlüğünce 13/02/2018 tarihli şüpheli ifade tutanağı: "..Çalışma evinde kalmış olduğum süre zarfında Murakıp ve Sermurakıp kavramlarını öğrendim. Ancak bu kavramları kullanmadım bu eve sık sık yani haftada birkaç kere gelen şahıs ... KOD ADLI ŞAHIS idi. ... KOD ADLI ŞAHSA ...aran daha seyrek gelen şahıs ise ... KOD ADLI ŞAHIS idi. Bu çalışma evinde bulunduğum süre zarfında evin kuralları vardı. Bu evin kurallarını ilk geldiğimde ... KOD ADLI ŞAHIS İLE ... KOD ADLI ŞAHIS toplu olarak bize anlatmıştı. Bu evin kuralları anlatılırken herhangi bir yemin olayı yaşanmadı. Ancak sonraki süreçte ... KOD ADLI ŞAHIS YA DA ... KOD ADLI ŞAHIS yine salonda topu bir şekilde iken bu evin kurallarından bu evde yaşananlardan sorumluları dördüzümüzden hiçbir şekilde kimseye bahsetmeyeceğimize ilişkin bir kandil gününde sohbet ortamından sonra biz abdestliyken Kuran-ı Kerim ’e el bastırıp yemin ettirmişti. Hatta ben bu yemin ettirme olayını abartılı buldum yeminimize itibar edilmiyor mu şeklinde serzenişte bulundum. ... KOD ADLI ŞAHIS YA DA ... KOD ADLI ŞAHIS da çalışma evlerinde kuralların bu şekilde olduğunu anlattı.
Bu evdeyken sınav dönemine yakın zamanda deneme adı altında gerçek bir sınavdaymışçasına deneme olurduk. Bu deneme kitapçıklarını sorumlularımız ... KOD ADLI ŞAHIS YADA ... KOD ADLI ŞAHIS setirirdi. Bu deneme kitapçıklarını cevap anahtarına kodlardık. Sonrasında da sorumlumuza cevap anahtarını vererek kaç vuan gidişimizi hesaplardık Yine bu çalışma evinde yayın evi belli olmayan A4 çıktılarından oluşturulmuş beyaz kaplı üzerinde DIAMOND yazan ve ELMAS İŞARETİ olan seçmiş yıllarda çıkmış soruların bir araya getirildiği söylenen 4-5 tane soru bankaları bulunurdu. Bu soru bankalarını çoğaltmamız ve üzerine karalama yapmamız yasaktı. Yine deneme olduktan sonra motivasyon amaçlı alışveriş merkezine giderdik Burada toplu şekilde faaliyette bulunup eve geri dönüyorduk Çalışma evinden bu tür etkinliklere giderken makyaj yapmamamız, kıyafetlerimize dikkat etmemiz gerekirdi. Bu evde kalanların öncesinde de hepsinin başı acıktı. Ben bu evde kalacak olan şahsın eğer başı kapalı ise açması gerektiğini biliyorum. Tedbir amaçlı yapıda kapalı hakim-savcı istemezler. Bu çalışma evindeyken 2-3 saatliğine evden ayrılmamız gerekivor is muhakkak sorumlularımızdan izin almamız istenirdi. Genel itibariyle dışarı çıkmamız yasaktı. Bu çalışma evine esimiz dostumuz ailemizin getirilmesi yasaktı. Çalışma evine memleketten kargo gönderilmesi adres belli edecek bir davranışta bulunulması yasaktı. İdari yargı sınavı sonrasında ailem beni ziyarete geldiğinde aileme dahi namaz kılmak içn çalışma evine almayı kabul etmediler. Bende bu durumdan dolayı ... VE ... KOD ADLI SORUMLULARIM ile tartıştım. Onlarda bana kuralların bu şekilde olduğunu uymam gerektiğini söylediler. Çalışma evinde harici yardımcı kaynak kitabı aldığımız zaman ekseriyetle ... KOD ADLI SAHSA parasını vererek getirtirdik. Bu evdeki bu kurallara ben ve bu evde kalan herkes tabi idi. Bu evde benim ve evde kalan diğer şahısların herhangi bir kod adı yoktu. Bu evde ders çalışma programlarımız sorumlularımız tarafından belirlenirdi. Yine bir keresinde ... YADA ... KOD ADLI SORUMLUMUZUN geçmişte okuduğumuz risale ve Fetullah gülen sayısını sorarak çetele tutmamız söylenirdi. ... KOD ADLI ŞAHIS bizden bir keresinde vesikalık fotoğrafımızı istedi. Neden istediğini bilmemekle beraber evlilik üzerine görüşme için olduğunu düşünüyorum. Ben yapıda bulunduğum süre zarfında herhangi bir evlilik görüşmesi yaymadım. Ben bu evde 2013 yılı kasım avındaki İDARİ VE ARALIK AYINDAKİ ADLİ YARGI SINAVLARINA girdim. Hatta İDARİ YADA ADLİ YARGI SINAVINA başvuru için toplu bir şekilde müracaat etmiştik. ... KOD ADLI ŞAHISTA toplu olarak müracaata gittiğimizi duyunca bize hitaben TEDBİR NAMUSTUR SİZİN YAPTIĞINIZ BUNA UYMUYOR NEDEN TOPLU ŞEKİLDE MÜRACAAT EDİYORSUNUZ İKİŞER KİŞİ OLARAK MÜRACAAT ETMENİZİ SÖYLEMEDİK Mİ diyerek çok sert bir şekilde uyardı. Hatırladığım kadarıyla da yapının kırtasiyesi olan NT mağazalarını mümkün mertebe tedbir amaçlı kullanmamamız söylenmişti. Ben bu evde İDARİ YARGI SINAVINDA 70 civarında puan alarak KAZANAMADIM. İDARİ YARGI SINAV öncesinde herhangi bir soru verilme olayı olmadı. İDARİ YARGI sınav öncesinde de evde bulunan şahıslardan birkaç saatliğine evden ayrılan şahıs yada olağanüstü bir durum olmadı. İDARÎ YARGI SINAVINI evde kalanlardan hiç kimse kazanamadı. 2013 ARALIK AYINDAKİ ADLÎ YARGI SINAVINDAN 72 CİVARINDA puan alarak KAZANDIM. Bu sınav öncesinde de herhangi bir soru verilmedi ya da olağanüstü bir durum yaşanmadı. Bu sınavı da evde kalanlardan benim haricimde kimse KAZANAMADI. Ben ADLİ VE İDARİ YARGI SINAV SONRASINDA kafa dağıtmak amacıyla sorumlularımız bize İstanbul’a götüreceklerini hatta uçakla gideceğimiz söylemişlerdi. Ancak bu süre zarfında 17-25 Aralık olayları yaşandığı için bu etkinliğimiz iptal oldu. Bende sınav sonrası memlekete gittim. Ve ADLİ YARGI SINAVINI kazandığımı memleketimde öğrendim. Sonrasında memleketimdevken ... YADA ... KOD ADLI ŞAHIS hayırlı olsun diyerek aradı. Sonrasında tekrardan gelmem için aradılar. Ve bende ifademin devamında anlatacağım üzere sınavı kazananların bir araya getirildiği Ankara Yeni mahallede bulunan mülakat evine gittim.
Aynı şahıs Tokat Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 14/02/2018 tarihli teşhis tutanağında davacı ...'nu açık ve net olarak teşhis etmiştir.
Yine aynı şahsın, davacının silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yargılandığı ...Ağır Ceza Mahkemesi'nin E:... sayılı dosyasında verdiği tanık ifadesi: "Ankara'daki Hakimlik Savcılık çalışma evinden hatırlıyorum kendisini [davacı] , Demetev'lerdeki evden hatırlıyorum, ... isimli kişi ilgileniyordu bizimle, çalıştığımız dışarıdan aldığımız kitapları almamıza yardımcı oluyordu, o temin ediyordu, çalıştığımız esnada sorduğumuz sorulara yanıt veriyordu, yardımcı oluyordu, bizim evimize ... diye birisi daha geliyordu, anladığım kadarıyla ... en sorumlu kişiydi, ... da bizden sorumlu kişiydi, bizimle alakadar olan kişi ... idi, ciddi konularda görüşen kişi ise ... idi, 5 yıl öncesinde tam net hatırlamamakla birlikte gelmişti, yeni bir etkinlik yapıldığını hatırlamıyorum, etkinlik olarak sadece namaz kılınıp ve video izletildi diye hatırlıyorum, soru kitapçığı olarak değil 2 haftada bir veya haftalık Cumartesi günleri deneme yapıyorduk o anlamda dışarıdan kitapçık gelme durumu söz konusu olmuştu, dışarıdan eve kimse giremezdi, anne babamız gelde dahi dışarıdan eve girişe müsade edilmiyordu, adli ya da idari yargı sınavına toplu olarak müracaat etmiştik ancak namusu ihlal ettiğimiz tedbirli olmamız gerektiği, ikişerli olarak müracaat etmemiz konusunda sanık [davacı] bizi uyarmıştı, ona da başkaları bunu söylemiştir diye düşünüyorum, "
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan Ş.A., Erzurum KOM Şube Müdürlüğünce alınan 10/11/2017 tarihli şüpheli ifade tutanağı: "2012 aralık ayında Adli yargı sınavına girdik, ben bu sınavı kazanamadım, sınavdan sonra eve dışardan bir bayan geldi ve bize bilet aldığını söyledi, Konya iline gedeceğimizi söyledi, Ankara ilinde bulunan üç ç ılışma evi birleşerek Konya da bulunan bu eve gittik, ancak hepimiz aynı otobüsle gitmedik, Konya ilindeki ev Meram ilçesinde bulunan bir villanın üst katındaydı, bu villada Ankara da bulunan 3 çalışma evinden gelen şahıslar vardı, orada bizimle Konya ilinden bir bayanda ilgilenmişti, bu evde bir hafta kadar kaldık, bu evde … ( Antalya lı), ... (nereli olduğunu bilmiyorum, babası askerdi), yine isimi îrini hatırlamadığım bir çok bayan vardı, bu evden yine sorumlu olan ve Ankara ilinden gelen hukuk bölümü mezunu ... kod (nereli olduğunu bilmiyorum) ve hukuk bölümü mezunu … ( nereli oldı ğunu bilmiyorum) vardı, bu bayanlar bizim ile ilgilenirlerdi, evde kalmıyorlardı gidip gelirlerdi, Konya da bulunan evde kalırken internetten çıkan sorular yayınlanmıştı ve herkes kendi sorularım kontrol etti ve ne kadar net yaptıklarını evden sorumlu bayanlara verdiler, yine bu evde kaldığımız bir zamanda E.D. (Erzurum ilinde avukatlık yapan) da bu eve gelmişti, bu şahısta kamp boyunca bu evde kaldı, kendisi ile orada tanıştım, Konya ilinde ders çalışma yoktu, sadece namaz kılıp, sohbet eder ve kitaplar okurduk, Konya ilinde bir hafta kadar kaldıktan sonra gelen herkes kendi memleketine gitti.."
Aynı şahıs Tokat KOM Şube Müdürlüğünce düzenlenen 16/11/2017 tarihli teşhis tutanağında davacı ...'nu açık ve net olarak teşhis etmiştir.
Yine aynı şahsın, davacının silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yargılandığı ...Ağır Ceza Mahkemesi'nin E:... sayılı dosyasında tanık sıfatıyla verdiği ifadesi: "Ben sanığı [davacı] 2012 yılı adli yargı hakimlik sınavı yazılı sınavından sonra Aralık ayının son haftası gittiğimiz Konya ilinde yapılan kampta görmüştüm.Konya ilinde yapılan kampta bir hafta kaldık sonrasında 2013 yılında bizi Ramazan ayında Ankara'daki Ostimde bulunan cemaate ait çalışma evine götürdüler,sanık [davacı] Hukuk mezunu hakimlik mülakat sınavı geçmiş ve staj yapan bir şahıstı ve bulunduğum evin murakıbıydı, ...sanık [davacı] sohbet veren bir şahıs değildi, geçici bir görevi vardı sanık 1 ay içerisinde haftada bir kez gelirdi, normalde murakıp geldiği zaman sohbet verirdi ancak sanık [davacı] ... geldiği zaman sohbet vermezdi....sanığı 2013 yılından sonra hiç görmedim."
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan S.Ö.Y., Tokat KOM Şube Müdürlüğünce alınan 17/10/208 tarihli şüpheli ifade tutanağı: "..1-HAKİM SAVCI ÇALIŞMA EVİ : (2013 Yılı Ekim Ayının Sonundan 2013 Yılı Aralık Ayında Yapılan Adli Yargı Sınav Sonuna Kadar Kaldığını Beyan Eder. )Eve gittiğimizde ... KOD ADLI ... isimli şahsın kalmış olduğum evin sorumlusu olduğunu öğrendim. Evde kalanlarla hiç görüşmeden beni ayrı bir odaya aldı. Bana evin kurallarından bahsetti. Bu evin kuralları hatırladığım kadarıyla bu evde cep telefonu kullanımın yasak olduğunu söyledi. Bende kendisine ailemizle nasıl iletişime geçeceğimi sordum. O da bana ailenle görüşmek için evde sabit bir hat var ancak sen bu hattan aileni arayamazsın sadece ailen seni arayabilir dedi. Bende kendisine ailemin böyle gizli bir ev olduğunu bilmediklerini, öğrendikleri zamanda benim burda kalmama izin vermezler, ailemin de okuma yazma bilmediğini bu evi arayamayacaklarını kendisine söyledim. O da bana bu konuyu bir görüşeyim, şimdilik telefonun sende kalsın arama yapacağın zaman telefonunu kullan diğer zamanlarda telefonun bataryasını sım kartını çıkar diye tembihte bulundu. Budurumu da evdekilere çaktırma, arayacağın zaman eve yakın bir parka gidip aileni arayabilirsin dedi. Komşularımızla görüşmemiz gerektiğini, mecbur kalmadığımız zamanlarda dışarı çıkılmayacağını söyledi. Bizim haberimiz olmadan ya da bizim onaylamadığımız kimseyle evlenmeyeceğimizi söyledi. Böyle bir evin varlığından kimseye bahsetmememizi, bu evin adresini kimseye söylemememizi söyledi. Evde bulunan sabit hattı sadece aile yakınlarıma vermemi bunun dışında kimseye vermememi söyledi. Senin bu evde göreceğin bazı kitaplarımız var bu kitaplardan da kimseye bahsetmeyeceğimi söyledi. Daha sonra yanında olan yemin metninden okuyarak bana Kurana el basarak yemin ettirdi. Hatırladığım kadarıyla yemin metninde bu evde kaldığımdan, burası dışında bir evlilik yapmayacağıma, burda gördüğüm arkadaşlardan, evin yerinden, burada gördüğüm kitaplardan kimseye bahsetmeyeceğime dair kutsal saydığım değerler üzerine bir yemin metniydi. Daha sonra ... KOD ADLI ... isimli şahısla evin salonuna giderek evde birlikte kalacağım şahıslarla tanıştım. Bu evde benimle birlikte …, … …, … (SOYADI … OLABİLİR), İSMİNİ HATIRLAMADIĞIM BİR ŞAHIS la toplamda 5 kişi kaldık. Ben ifadem esnasında sorulan MURAKIB ya da SERMURAKIB kavramlarını hiç duymadım. Biz evin sorumlularına KOD isimleriyle hitap ederdik. Bizim evin sorumlusu ... KOD ADLI ... isimli şahıs idi. Bu şahsın üzerinde de ... KOD ADLI ... isimli şahıs vardı. Bu şahsın ismini ... KOD ADLI ... nın ağzından kaçırmasından dolayı biliyorum. Soy ismini ise 2014 yılında Adliyede iken Ağır Cezada başka bir dosyaya bakmaya giderken bir koridorda ... KOD adlı şahsın bir odaya girdiğini görmüştüm. Bende merak edip gidip baktığımda kapısında ... yazdığından dolayı biliyorum. Evin sorumlusu ... KOD ADLI ... isimli şahıs bu eve haftada bir gelir, bizlere dini sohbet yapardı, bir ihtiyacımızın olup olmadığını sorar, ne kadar ders çalıştığımızın çetelesini bizden alırdı. Evin diğer sorumlusu ... KOD ADLI ... isimli şahısta iki haftada yada ayda bir eve gelirdi. Geldiği zamanlarda evin alt sorumlusu ... KOD ADLI ... isimli şahısla gelirdi. Geldiği zamanda da ... KOD ADLI ... ile görüşürdü. Bizlere salonda toplu olarak muhabbet ederdi. Bir sorunu olanla da ayrı bir odada birebir görüşürdü ... KOD ADLI ... İSİMLİ ŞAHIS: Bu şahsın nereli olduğunu bilmiyorum. Hakim adayı olabilir. Bu şahıs kalmış olduğum birinci hakim savcı çalışma evine götüren birinci hakim savcı çalışma evi ve geçici olarak kaldığım hakim savcı çalışma evinin sorumlusudur. Görsem teşhis ederim..."
Yine aynı şahsın, davacının silahlı terör örgütü üyesi olma suçundan yargılandığı ...Ağır Ceza Mahkemesi'nin E:... sayılı dosyasında tanık sıfatıyla verdiği ifadesi: "ben Ankara Üniversitesi huku fakültesinde öğrenciyken ekonomik durumum da zayıf olması sebebiyle o dönemde dini bir cemaat olarak görülen fetullah gülen cemaatinin evinde kaldım, ancak örgütsel hiçbir faaliyetim olmadı, okul bitiminde hakim savcı sınavına hazırlanmak için aynı evde kaldığımız ... isimli arkadaş beni yine aynı evlerde kalan, şu anda ismini tam hatırlamıyorum, ... veya … kod adlı bir kişinin aracılığıyla çalışma evine yönlendirdi, ben başka kişilerle görüşmüştüm ancak Ankara otogarında beni karşılamaya ... kod adlı adını sonradan ... olarak öğrendiğim kişi geldi, karşıladığında başörtüm olduğunu görünce kamuda çalışanların başörtüsü takmadığını, bu nedenle çalışma evlerinde de takılmayacağını söyledi, konuştum, ikna oldum, otogar tuvaletinde başımı açtım, evde benimle beraber 5 kişiydik, ev bir çalışma eviydi, sohbet veya fetullah gülen kitapları okunmuyordu, ... kod adlı ... cep telefonumun yanımda olduğunu duyunca bataryası ayrı olarak tutmamı istedi, ben de bir süre böyle yaptım, zaten yaklaşık 2-2,5 ay kadar çalışma evinde bulundum, eve gittiğimizde, bu evlerden kimseye bahsetmeme konusunda yemin ettirildi, orda beyaz kapaklı fotokopi şeklinde çoğaltılmış, hakimlik savcılık sınavları ile ilgili soru bankası kitapları vardı, bu kitaplardan da bahsedilmemesi için yemin yaptırıldı, bu yemini ... kod adlı ... yaptırdı, evlilik konusunda da yemin ettirilmişti, içeriğinde cemaatin önerdiklerinin dışında birisiyle evlenilmeyeceği şeklindeydi, evin tam anlamıyla sorumlusu diyebileceğimiz bir kişi yoktu ancak ... kod adlı ... arasıra gelir bir ihtiyacımız olup olmadığını sorardı, çalışıp çalışmadığımızı kontrol ederdi, haftadabir gelir, günlük hedefleri yerine getirip getirmediğimizi sorar, kontrol ederdi, daha sonra adını ...ire olduğunu öğrendiğim ... kod adlı kişi de gelirdi, bazen ... kod adlı ...'yla birlikte geldikleri de olurdu, bu kaldığımız evin elektrik, su, doğalgaz gibi harcamalarına biz katılmıyorduk, kimin ödediğini bilmiyordum, biz yeme içme harcamalarımızı birlikte yapıyorduk, evde bir sabit telefon vardı, cep telefonu kullanmamız yasaktı, sabit hattan ailemiz arayabiliyordu, telefonun aramaya kapalı olduğu söylenmişti, ancak bunu hiç denemedik, sadece ailelerimiz bu hattan arıyordu, ben ... kod adlı ...'nın adına düzenlenmiş bir kontrat görmedim ancak bunu evde kalanlardan duymuştum, bu evde yapılan deneme sınavlarından birine ben şahit oldum, ancak ben konularımı yetiştiremediğim için bu deneme sınavına katılamamıştım, benim bahsettiğim deneme sınavı benim kaldığım evde yapıldı, ancak daha sonradan sakin kafayla düşündüğümde isimleri karıştırdığımı hatırladım, denemeyi yapan ve soruları cevaplayan ... kod adlı ... değildi, Nilgün kod adlı ...ydı, ben 2013 yılı Aralı kayında adli yargı sınavına girdim ancak kazanamadım, Aralık sonunda evden ayrıldım, daha sonraki dönemde 2014 yılı içerisinde bir kaç sefer eve gidip kaldım, ancak çalışma şeklinde değildi, mesken şeklinde kullandım, gittiğim seferlerde ... kod adlı ...'yı da ara sıra gördüm, ancak o dönemde hakim savcı sınavına çalışma şeklinde değil, 2014 yılı Ağustos - Eylül civarı hakim savcı sınavına hazırlanmak için yine bu eve gelmiştim, ancak bu sefer ... kod adlı ... değil başkası karşıladı diye hatırlıyorum, ... kod adlı ...'nın stajyer hakim olduğunu biliyordum "
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan Z.E.K.'ın 03/03/2017 tarihinde HSK Müfettişince düzenlenen tanık ifade tutanağı: "...Tarihini tam olarak hatırlamamakla birlikte 3. sınıfın sonu ya da 4. sınıfın başında, beni yapıya mensup önemli görevde birisi arayarak, toplantıya çağırdı, bir adres verdi, adresi tam olarak hatırlamıyorum, ilk toplantı Üsküdar’da bir evde yapıldı, daha sonra Bağlarbaşı’nda bir toplantı daha yapıldı, bu süreçte bizimle devamlı görüşen kişiyi ... olarak hatırlıyorum, başkaca bilgim yoktur,...Yaz okulu finallerine yakın, tanımadığım kadın bir şahıs beni aradı, sınavlarımı verince Ankara’ya gelmemi istedi. 2013 yılı Ağustos ayında ailem karşı çıkmasına rağmen Ankara’ya geldim, ilk kez burada başımı açtım, otogarda ... (yukarıda bahsettiğimden farklı bir şahıs) adlı bir kişi karşıladı, Beni Demetevler tarafında hâkim savcı çalışma evi diye tabir edilen yine FETÖ/PDY kontrolündeki bir eve götürdüler, burada cep telefonumu aldılar, yapıdan kimse ile görüşmeyeceğimizi telkin ettiler. FETÖ/PDY kontrolündeki hakim savcı çalışma evlerinin hepsi aynı statüde değildir. Ankara’da evlerin statüsü daha özeldir. Buraya yapıda vazifeli ve güvendikleri kişiler alınır. Bu evde her ders için soru fasikülleri vardı, bize sınav soruları verilmedi, denem sınavları yapılıyordu, sınavda benzer soru çıkmış mıydı hatırlayamıyorum. Günde 10 saat ders çalışılması isteniyordu..."
Aynı şahsın Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 20/01/2017 tarihli tanık ifade tutanağı: "Ben üniversite döneminde bu yapının içindeyken bu yapıyla ilişkili olan şahıslardan:...13-... ... (...): "Ben sınava hazırlanma evine Ankaraya geldiğimde AŞTİ'den alan kişiydi.Beni Karşıyaka tarafında bir eve götürmüştü.Bu kişi olduğunu tahmin ediyorum..."
Yine aynı şahsın, davacının silahlı terör örgütü üyesi olma suçundan yargılandığı ...Ağır Ceza Mahkemesi'nin E:... sayılı dosyasında tanık sıfatıyla verdiği ifadesi: "Ben duruşma salonunda gördüğüm şahsın yüzünü hatırlayamıyorum, yüzü tanıdık gelmedi, okulumdan olsaydı tanırdım, ... hakkında da anlatacak bir durum yoktur, ancak ben üniversiteyken yapının evlerinde kaldım, 2013 yılı yazında yapı Hakim ve Savcılık hazırlığı için beni Ankara'ya gönderdi, bu eve gelen gidenler oluyordu, ancak gerçek adlarını kullanmıyorlardı, kod adlarını kullanıyorlardı, eve gelen kişilerin teşhisini HSYK'nın kataloğundan yapmıştım ancak bu şahsı hatırlayamadım," şeklinde beyanda bulunmuştur.Tanığın 03/03/2017 tarihinde HSYK müfettişliğine vermiş olduğu ifadesinde sanıkla ilgili kısım okundu, soruldu; "Bana okumuş olduğunuz ... isimli kişi hakkında vermiş olduğum ifadem doğrudur, bu kişi beni karşıladı, Hakim Savcı çalışma evine götürdü, arada eve gelip gidip kontrol de ederdi, ancak katalogdan gördüğüm fotoğrafla şu anda ekranda gördüğüm kişinin görüntüsü bana farklı geldi, onun için ... olarak söylediğim kişi şu anda ekranda gördüğüm sanık mıdır teşhis edemiyorum, ancak HSYK'da teşhis yapmıştım, oradaki beyanlarım doğrudur, "
B.E.'nin davacının silahlı terör örgütü üyesi olma suçundan yargılandığı ...Ağır Ceza Mahkemesi'nin E:... sayılı dosyasında tanık sıfatıyla verdiği ifadesi: "2009-2013 yılları arasında üniversite öğrencisiyken örgüt evlerinde kaldım, şu an bana duruşma da göstermiş olduğunuz sanıkta [davacı da] benim gibi bir örgüt evinde kalıyordu, yanılmıyorsam benden bir üst sınıftaydı, sanığın [davacının] örgüt içi faaliyetine yönelik birşey hatırlamıyorum, hatırladığım kapalılığa teşvik eden bir programdan etkilenip kapandığını ve bunun örgüt evinde kendi aramızda kutlandığını, hediyeleşildiğini hatırlıyorum, öğrencilik döneminden sonra irtibatlar kesildiği için kendisini bir daha görmedim, kendisinin mezuniyetinden sonra görüşmedik, "
Davacı tarafından; tanık ifadelerine karşı herhangi bir beyanda bulunulmamıştır.
Öte yandan; davacının, Antalya Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 24/03/2017 tarihli şüpheli sorgulama tutanağında; "Ben 1990 Antalya doğumluyum, ilk ve ortaokulu Antbirlik İlköğretim Okulunda okudum. Liseyi Aldemir Atilla Konuk Anadolu Lisesinde 2008 yılında bitirdim. Üniversite sınavını kazanmak amacı ile Antalya'da bulunan Metod Dershanesine 4 yıl boyunca gittim. Bu dershane Fetö/Pdy silahlı terör örgütü ile bağlantılı değildir. Dayım Osman Savun bu dershanede edebiyat öğretmeni idi. Bu nedenle bu dershaneye gittim. Hatta o yıllarda çok başarılı bir öğrenci olduğum için Fetö/Pdy silahlı terör örgütü ile bağlantılı Turgutreis Dershanesi vardı. Beni burslu olarak almak istediler. Babamı aradılar. Ancak babam "ben sizin gibi düşünmüyorum" diyerek taleplerini kabul etmedi. Ben yukarıda da söylediğim gibi dayımın edebiyat öğretmenliği yaptığı Metod Dershanesine gittim. 2008 yılında İstanbul Hukuk Fakültesini kazandım. İlk etapta Kredi Yurtlar Kurumunun yurdu çıkmadı. İstanbul Cevizlibağ'daki Kredi Yurtlar Kurumunaait Atatürk Öğrenci Sitesinde 2,5-3 ay kadar misafir öğrenci olarak odaya dönüştürülmüş etütte 27 öğrenci kaldık. Daha sonra asil olarak Kredi Yurtlar Kurumunun Fatih Kız Öğrenci Yurduna yerleştirildim. 4 yıl boyunca da bu yurtta kaldım. Kesinlikle Fetö/Pdy silahlı terör örgütüne ait herhangi bir yurtta kalmadım. Kesinlikle Fetö/Pdy silahlı terör örgütüne ait okullarda, yurtlarda, evlerde sohbet adj,altında herhangi bir toplantıya katılmadım. Hiç bir bağım yoktur. Fetö/Pdy silahlı terör örgütünün düzenlediği hiç bir geziye de katılmadım. Bank ...'da ne benim, ne ailemin, ne eşimin herhangi bir hesabımız yoktur. 2008 yılında girdiğim İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesinden 2012 yılında mezun oldum. Mezun olduğum yılın Aralık ayında hakimlik savcılık sınavı olduğunu öğrendim. İşçi emeklisi olan babam ile konuşup "baba ben hakim olmak istiyorum, bu nedenle avukatlık stajına başlamayacağım" dedim. O da kabul etti. Bunun üzerine Aralık'ta yapılacak olan hakimlik savcılık sınavına çalışmaya başladım. Aralık ayında sınava girdim ve 79 puan alarak yazılı sınavı kazandım. Mülakata da 2013 yılının Mayıs ayında çağrıldım. Mülakata girmeden önce AntalyalI olan bütün bürokratlara ve yargı mensuplarına gidip referans olmalarını istedim. Bu şekilde mülakat sınavını kazandım. Bilinçli olarak kesinlikle herhangi bir Fetö/Pdy silahlı terör örgütü üyesine gidip kendime referans olmalarını istemedim. Mülakata girdiğim yıllarda HSYK Fetö/pdy üyelerinin elinde idi. Ancak ben onlara gitmedim. Zaten Fetö/Pdy üyesi olsa idim, bu kadar referans araştırması yapmazdım. Mülakatı kazanabilmek için kaç kere meclise gittim, kaç kere Yargıtaya gittim. Sayısını hatırlayamıyorum. Çok çabaladım. AntalyalIlardan yardım istedim. HSYK'daki sicil dosyamda kimlerin bana referans olduğu bellidir. Ben kendim Fetö/Pdy silahlı terör örgütü üyesi olmadığım için Fetö/Pdy silahlı terör örgütünün yapılanması hakkında hiç bir bilgim yoktur. Ben Fetö/Pdy silahlı terör örgütünün yapılanmasını sadece haberlerde duyuyordum. Ne benim, ne de eşimin Fetö/Pdy silahlı terör örgütünün yayın organı olan Zaman gazetesine ve Sızıntı gibi dergilere aboneliğimiz yoktur. ... nolu gsm hattını 3-4 yıldır kullanıyorum. Başka da hattım yoktur. Bu cep telefonuna görevli polisler tarafında el konulmuştur. Benim internette kullandığım herhangi bir facebook adresim yoktur. Bugüne kadar hiç teftiş geçirmedim. Ben 2014 yılının Kasım ayında ilk defa hakim olarak Sarıkamış Adliyesinde göreve başladım. Orada 1,5 yıl kadar çalıştıktan sonra 2016 yılının Haziran kararnamesi ile de Antalya Akseki Adliyesine hakim olarak atandım.Benim eşimde Cumhuriyet Savcısıdır. Kendisi ile ilk defa İstanbul Hukuk Fakültesini kazanıp okumaya gittiğimde, Atatürk Öğrenci Sitesinde kaldığım 2,5-3 aylık zaman diliminde o yurtta erkek öğrencilerde kaldığı için tanışmıştım. Arkadaşlığımız bu şekilde devam etti. Kendisi Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesinde okuyordu. Tanıştığımız zaman o ikinci sınıfta idi. Fakülte hayatım boyunca kendisi ile arkadaşlığımız devam etti. Ben dördüncü sınıfa geldiğimde o bitirdi. O da hakimlik sınavına girip kazandı. Bende fakülteyi bitirdikten sonra hakimlik sınavını kazanınca durumu ailelerimize söyledik. 2014 yılının Haziran ayında nişanlandık, 2 Kasım 2014 yılında da evlendik. Bu arada eşim ... 2013 yılı Ağustos ayından itibaren Sarıkamış'ta hakimlik yapmakta idi. Bende kurayı 2014 yılının Kasım ayında çektim ve eş birleştirmesiyle Sarıkamış'a atandım. Burada 1,5 yıl çalıştıktan sonra eşim ile birlikte 2016 yılı Haziran kararnamesi ile Akseki Adliyesine ben hakim, eşim savcı olarak atandık.Eşim ... Fetö/Pdy silahlı terör örgütü üyeliği soruşturması kapsamında 11 Ağustos 2016 tarihinde gözaltına alındı, 29 Ağustos 2016'da tutuklandı. Halen de tutukludur. Yaklaşık 7,5 aydır tutukludur. Eşiminde Fetö/Pdy silahlı terör örgütü ile hiç bir irtibatı yoktur. Onun tahliye olmasını beklerken bu sefer ben gözaltına alındım. Ne benim, ne de eşimin neden gözaltına alındığımızı bilmiyorum. Ne benim, ne eşimin, ne de ailemin Fetö/Pdy silahlı terör örgütü ile hiç bir bağlantımız ve üyeliğimiz yoktur. Üzerime atılı Fetö/Pdy silahlı terör örgütü üyeliği suçunu kabul etmiyorum. Eşim zaten tutukludur. 14 aylık bebeğim vardır ve kendisi süt çocuğudur. Nezarethanede kaldığım süre boyuncada ailem tarafından bana getirildi. Ben kendisini emzirdim. Bende yargılanıp aklanmak istiyorum. Bu lekeden kurtulmak istiyorum. Tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılmamı istiyorum. Benim olay hakkında savunma, delillerim ve diyeceklerim bunlardan ibarettir.",
Davalı idare tarafından dosyaya sunulan davacıya ait hizmet cetvelinin incelemesinden; davacının, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesinden 2012 yılında mezun olduğu, ... sicil numarasıyla 26/07/2013 tarihinde Ankara adli yargı hakim savcı adayı olarak staja başladığı, Hakimler ve Savcılar Kurulu Birinci Dairesinin 27/11/2014 tarihli kur'a kararnamesiyle Am... (Suluova) Ağır Ceza Mahkemesi hakimliğine atandığı ve 05/12/2014-08/12/2014 tarihleri arasında Am... (Suluova) Ağır Ceza Mahkemesi hakimi olarak görev yaptığı, 08/12/2014 tarihinde Kars (Sarıkamış) Ağır Ceza Mahkemesi hakimliğine atandığı, 08/12/2014-31/08/2015 tarihleri arasında Kars (Sarıkamış) Ağır Ceza Mahkemesi hakimi olarak görev yaptığı, Hakimler ve Savcılar Kurulu Birinci Dairesinin 05/06/2016 tarih ve 904 sayılı kararnamesiyle Manavgat (Akseki) Ağır Ceza Mahkemesi hakimliğine atandığı ve 30/06/2016 tarihinden dava konusu karar ile meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verildiği tarihe kadar Manavgat Ağır Ceza Mahkemesi hakimi olarak görev yaptığı görülmüş olup, davacının nüfus kaydının incelenmesinden, 02/11/2014 tarihinde evlenerek ... soyadını aldığı, önceki soyadının ... olduğu görülmüştür.
Söz konusu hizmet cetveli, nüfus kayıt bilgileri, tanık beyanları ve davacının Tokat Cumhuriyet Başsavcılığında verdiği ifadesi birlikte değerlendirildiğinde; tanık beyanlarının birbiriyle uyumlu olduğu, tanık ve davacı beyanlarının, davacının değişik tarihlerde yapı ile irtibatını ortaya koyduğu değerlendirilmiştir.
Bu durumda, davacının örgütün içinde yer aldığına, örgüt toplantılarına katıldığına, üniversitede örgüte ait evlerde kaldığına, hakim-savcı çalışma evlerinde örgüt adına sınava hazırlandığına ve sınavlara hazırlık evlerinin sorumluluğunu (murakıplık) yaptığına ve kod adı kullandığına, staj döneminde örgüte ait evlerde kaldığına, örgütün yönlendirmesiyle katalog evlilik yaptığına ve diğer hususlara yönelik yukarıda yer verilen ifadelerin değerlendirilmesi sonucunda, davacının FETÖ ile süregelen bir ilişki içerisinde olduğu sonucuna varılmıştır.
b) Hakim-Savcılık Sınavlarına Örgüte Ait Çalışma Evinde Hazırlanma
i. Çalışma Evinde Sınava Hazırlanma Hususunda Genel Değerlendirme
Tokat Cumhuriyet Başsavcılığınca ... sayılı soruşturma kapsamında düzenlenen 03/04/2019 tarihli dosya inceleme ve değerlendirme tutanağında "...F.G. isimli şahsın şüpheli olarak alınan savunmalarında ve Tokat Sulh Ceza Mahkemesinde yapılan sorgusunda özetle '2010 yılında Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesinden mezun olduğunu ve Kırıkkale İlinde avukatlık stajını yapmaya başladığını, daha önce ismini zikrettiği Ş. isimli şahsın kendisine ulaştığını, kendisini hakim savcı hazırlama evlerine davet ettiğini, Ş.' nin ve ailesinin ısrarı üzerine staj süresinde Ankara Etlik' te bulunan açık adresini hatırlamadığı bir eve yerleştirildiğini, bu evde Am...'lı, Ankara Hukuk Mezunu olan S.K. (İdari hakim, abisi de hakim), Adana'lı Ankara Hukuk Mezunu esmer, dudağının üzerinde ben bulunan C., Afyonlu H., Afyon'un bir köyünden Ankara hukuk mezunu ailesi çiftçilik yapan uzun boylu zayıf ismini A. olarak hatırladığı kişiler olduğunu, bu hazırlık evinde yaklaşık dört ay kaldıklarını, kendisi dışında hepsinin sınavı kazandıklarını ve mülakatı geçtiklerini, zaten kendisini eve davet ederken sen yazılıyı geç biz mülakatı hallederiz şeklinde söylediklerini, Hakim Savcı hazırlık evlerine haftada bir gün hakim bir bayanın geldiğini, kitap ihtiyacını karşıladığını, bu bayanın zayıf, uzun boylu, Hatay yada Mersinli isminin E. olduğunu, E. isimli şalısın [şahısın] piyasadan fotokopi şeklinde soru ve konu anlatını [anlatımı] getirdiğini, bu fotokopilerdeıı[n] girmiş olduğu sınavda çıktığını hatırladığını ancak miktarını hatırlamadığını, bu evlerde cep telefonun yasak olduğunu, bu çalışma evinde sabit bir hat olduğunu, bu hatların dışarıya aramasının kapalı olduğunu, ancak bu sabit hattın dışarıdan arandığını, bu hat sayesinde sınava çalıştıkları dönemde aileleri ile görüştüklerini' beyan etmesi üzerine FETÖ/PYD Silahlı Terör Örgütünün Hakim/Savcılık sınavlarına hazırlık evi olarak kullanılan hücre evlerine yönelik Cumhuriyet Başsavcılığımız tarafından soruşturma başlatılmıştır.
...
-Bu evlere, üniversite döneminde yapının evlerinde veya yurtlarında kalan, yapıya güvenini ispat etmiş kişiler ile KARİYER GÖRÜŞMESİ adı altında görüşme yapılarak Hakim/Savcılık mesleğini yapmak isteyenler yönlendirilmektedir. KARİYER GÖRÜŞMESİ yapıldığı esnada kariyer görüşmesi yapan kişi KOD adı kullanmaktadır ve KOD adı kullandığını görüşme yaptığı kişiler bilmektedir.
-KARİYER GÖRÜŞMESİ sonucunda hakim savcı olmak isteyen kişiler genelde Ankara İlinde (...) bulunan evlere sınavdan yaklaşık üç-dört-beş ay önce çağrılmaktadır. Bu evleri bahse konu sınav döneminde Ankara Adliyesinde adli veya idari yargı hakim/savcı adayı olarak staj yapan ve yapının Ankara ilinde kiralamış olduğu adaylık (Staj evlerinde) evlerinde kalan yapı üyesi kişiler kiralamakta ve evin kira ve bazı masraflarını bu kişiler karşılamaktadır. Bu evlerin bir tanesinden sorumlu kişilere yapı içerisinde MURAKIP denilmektedir. Bu murakıp olarak adlandırılan kişilerin üstlerinde yer alan ve yapı içerisinde en az iki evden sorumlu kişilere SER MURAKKIP denilmektedir. MURAKIP ve SER MURAKIP'lık yapan kişiler gizlilik ve kendilerinin deşifre olmaması amacıyla KOD adı kullanmaktadır. KOD adı kullandıklarını evde kalan kişiler bilmektedir. Yapı içerinde MURAKIP ve SER MURAKIP olarak adlandırılan bu kişiler, bu görevi yaptıkları dönemde Ankara İlinde Hakim/Savcı adayı olarak görev yapmaktadırlar.
-Bu evlerde kalan kişilere, ev sorumluları olan MURAKIP veya SER MURAKIP olarak görev yapan kişiler mümkün olduğunca dışarı çıkmamaları, bu evin varlığından kimseye bahsetmemeleri, evin bulunduğu apartmandakiler ile muhatap olmamaları, muhatap olduklarında kendilerini avukat adayı yada hukuk öğrencisi olarak tanıtmalarını istemektedir. Bu evlerde kalmaya başlayacak kişilere bu evde şahit olacağı hususlardan kimseye bahsetmemeleri konusunda abdest aldırıp Kuran'ı Kerime el basarak yemin ettirilmektedir. Bu evlerde kalmaya başlayan kişilerin bir tanesinden adına bahse konu örgüt hücre evine kullanılmak üzere dışarıdan içeriyi aramaya açık, içeriden dışarıyı aramaya kapalı olan, yani tek taraflı aranmaya açık olan bir sabit hat alması istenilmektedir. Ancak son dönemde yapılan tespitlerde bazı hatların içeriden dışarıyı aramaya açık olduğu ve içeriden dışarıya nadirende olsa aramalar yapıldığı tespit edilmiştir. Kaldı ki bazı evlerin HTS dökümlerinin incelenmesinde içeriden dışarının arandığına ilişkin tespitler yapılmıştır. Ayrıca alınan son beyanlarda hat içeriden dışarıya veya dışarı içeriye aramaya açık olsa da ilgili sorumlular içeriden dışarıyı aramayı yasaklamaktadırlar. Yine eve gelen kişilerin cep telefonları toplanmakta ve bu evde telefon kullanımı yasaklanmaktadır ancak alınan savunmaların bazılarında evde gizli bir şekilde telefon kullandıklarını, bazı savunmalarda ise hattı memlekette açık bir şekilde bıraktıklarını, o dönemde telefonların memlekette açık olduğunu beyan etmişlerdir. Yine bu evde kalan kişilere bu sabit hattı sadece çekirdek ailelerine vermeleri gerektiği, evde kalan kişilere birilerini arayacakları zaman ANKESÖRULÜ telefon kullanmaları yönünde talimat verilmektedir. Bu sayede bu evlerin deşifre olmasının önüne geçilmektedir. Hatta alınan son beyanlarda sorumlu kişilerin evde kalacak kişilere hitaben "Ankara çalışma evleri cemaatin yatak odasıdır, buradan kimseye bahsetmemek gerekir" söyledikleri tespit edilmiştir.
-Bu evde kalan kişilere hakimlik savcılık sınavlarının soruların doğrudan veya deneme adı altında soru çözdürülmek suretiyle verildiğine ilişkin birden fazla itirafçı beyanı mevcuttur. Ayrıca bu hakim/savcılık sınavlarına hazırlık hücre evinde mülakat provaları yapılmaktır. Bu soru verilme ve mülakat provaları ile örgüt kendi elemanlarını Türkiye Cumhuriyetinin üç kuvvetinden biri olan yargı erkindeki hakimlik veya savcılık mesleğine yerleştirmektedir.
...
-Hakim/Savcılık stajına başlayan yapı içerinde yer alan hakim/savcı adaylarından ilk maaşının tamamı ve sonraki maaşlarının da bekarlardan yüzde 15' i, evlilerden ise yüzde 10'u talep edilmektedir. Bu şekilde FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütünün Hakim/Savcılık çalışma evlerinin finansmanı sağlanmaktadır.
..." şeklinde tespitlerde bulunulmuştur.
Öte yandan Dairemizde derdest olan dava dosyalarında, yargı mensubu olarak görev yapmakta iken haklarında meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilmiş olan bazı kişilerin ve bu kişiler hakkında tanık beyanında bulunan kişilerin hakim-savcılık sınavı çalışma evlerine ilişkin birtakım ifadelerde bulunduğu görülmüştür:
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan Z.T.S. isimli şahsa ait Tokat Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 12/09/2017 tarihli sorgulama tutanağı:
"...Yine bu evlerde şahit olduğum bir husus daha vardır. Bu husus; dıamond isimli ve bandrolsüz test kitabı vardı ve bu kitabı en az bir kez bitirmemiz söyleniyordu ayrıca bu kitabı evin dışına hatta balkona bile çıkarmamamız isteniliyordu. Sebebini sorduğumuzda ise kitapların bandrolsüz olduğu söyleniyordu. Piyasada yokmu falan diye sormuştum, bana bu kitabın piyasada olmadığını, bizlerin üst dönemlerinde olan kişilerin bütün kitaplardan derleme yaparak oluşturdukları söylenmişti. yine eve ilk geldiğimde bu evin varlığından bu evden bahsetmememiz tembihlenmişti. hatta evin sabit telefonunu irtibat numarası olarak biryere vermemiz söyleniyordu. Bu evlerde 10 saat ders çalışmak zorunluydu. Evde deneme adı altında sınav yapıyorlardı. bu denemeyi murakıplar dışarıdan getiriyorlardı. daha sonra süre tutuyordu. süresi tamamlandıktan sonra cevap anahtarını söylüyor ve netlerimizi not ediyordu. Gelen denemeler bizde bırakılmayıp tekrar toplatılıyordu. Bu denemeleri evde bırakmıyorlardı. ...SORU VERİLME OLAYI 2011 yılı Nisan ayında yapılan sınavın gecesinde eve sermurakıp olan ... kod adlı G. isimli şahıs geldi. evde bulunan 6 kişiyi salona topladı. bizlere hitaben bir konuşma yaptı. bu konuşmada 'elinde şuan yarınki sınava ilişkin soruların bulunduğunu ve yemin etmemiz karşılığında bu soruları bizimle paylaşacağını' söyledi. bunun üzerine evde bulunan kişiler hak yiyeceklerini düşünerek çok rıza göstermediler. Bunun üzerine ... kod adlı G. konuşmasının devamında 'görevdeki kişilerin hakkıyla gelmediğini, solcuların ve diğer kişilerin kendi adamlarını kayırarak getirdiklerini, muhtemelen kazanacağımızı ama bunun yinede bizimle paylaşmak istediğini' söylemesi zerine evdeki kişiler de bunu kabul etti. Bunun üzerine herkese abdest aldırdı. kendisi de Kuranı-kerimi eline aldı. elinde bulunan metni bize verdi ve kuranı-kerime el bastırdı. bu metini kelimesi kelimesine hatırlamıyorum ancak bütün değerlerimiz üzerine yeminle alakalı bir metindi. daha sonra her bir soru için ayrı ayrı küçük kağıtlar halindeki fotokopi parçalarını bizlere kısım kısım dağıttı. yanlış hatırlamıyorsam 100 sorudan 60 70 civarından sorunun cevapları işaretlenmiş şekilde vardı. Biz bunları alarak okuyup ezberledik, daha sonra soruları toplayarak götürdü. daha sonra ben sabah sınava girdim ve sınavdan 82 veya 83 puan aldım, zaten gösterdikleri sorular sınavda çıkmıştı."
İfadesine başvurulan E.Y. isimli şahsa ait Tokat İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünce düzenlenen 26/02/2018 tarihli şüpheli ifade tutanağı:
“... 1.HAKİM SAVCI ÇALIŞMA EVİ 2013 YILI AĞUSTOS-ARALIK AYLARI:
... Murakıblar hakim savcı çalışma evine daha sık gelir, sermurakıblar ise eve daha nadir gelen şahıslardı. Murakıbım olan ... KOD ADLI Ş. isimli şahıs yanımda getirmiş olduğum cep telefonumu eve gittikten kısa süre sonra benden aldı. ...Kira ve fatura evde kalanlar olarak ödenmiyordu. Sadece yiyecek ihtiyacı karşılanıyordu. Ben bu eve gittiğimde evde sabit hat kurulu vaziyetteydi. O yüzden sabit hattın kimin adına olduğunu bilmiyorum. Benim adıma değildir. Faturaların ve kira sözleşmesinin kimin adına olduğunu bilmiyorum. Evde bulunan sabit hat Ankara iç dış aramalara açık ancak il dışına aramalara kapalıydı. Dışardan aramalara ise açıktı. Bu sabit hat ile annemle defaten farklı zamanlarda görüştüğümü hatırlıyorum.
...
Ben kalmış olduğum birinci hakim savcı çalışma evinde 2013 yılı idari ve adli yargı sınavından önce genel kültür sorularının verildiğini anlatmak istiyorum.
Ben birinci kaldığım hakim savcı çalışma evinde 2013 yılı Kasım ayında yapılan idari yargı sınavından bir gün önce evin SERMURAKIBI OLAN ... KOD ADLI M.Y. isimli şahıs kalmış olduğumuz hakim savcı çalışma evine geldi. Geldiğinde evde birlikte kaldığım Ü.D., M., Y.A., B.K. ve beni evin salonuna topladı. İlk olarak evde bulunan sabit hattın fişini çektirdi. Öncelikle salonu toplamamızı istedi. Herkes ile kendi kaldıkları odada birebir görüştü. Benimle kendi kaldığım odada SERMURAKIB ... KOD ADLI M.Y. ile yaptığım görüşmede sen buraya hizmet hareketi için geldin. Sen bir hizmet insanısın dedi. ...SERMURAKIB ... KOD ADLI M.Y. hepimize tek tek Kurana el basmak suretiyle sözlü olarak yemin ettirdi. ...Yeminden sonra SERMURAKIB ... KOD ADLI M.Y. isimli şahıs yanında getirmiş olduğu fotokopi halinde A4 kağıtlarında bulunan genel kültür sorularını çıkarttı. Bu sorular 20-25 civarında beş altı sayfadan ibaretti. Cevapları yoktu, Evde kalanlar olarak Ü.D., M., Y.A., B.K. isimli şahıslarla birlikte topluca bu sorulara baktık ve defterimizden kopardığımız kağıtlara soruların cevapları birlikte çözdük. ...Ben ertesi gün girmiş olduğum 2013 yılı idari yargı sınavında bir gün öncesinden tarafımıza verilen Genel kültür sorularının birebir aynısının çıktığını gördüm. Ancak tamamı değil yarısının çıktığını hatırlıyorum...
2013 YILI ADLİ YARGI SINAVINDAN ÖNCE SINAV SORULARININ VERİLMESİ OLAYI:
Ben aynı şekilde birinci hakim savcı çalışma evinde 2013 yılında kalmaya devam ederken aralık ayında yapılan adli yargı sınavından bir gün önce evin SERMURAKIBI ... KOD ADLI M.Y. isimli şahıs tekrar evimize geldi. ...SERMURAKIB ... KOD ADLI M.Y. isimli şahıs yanında getirdiği leptopu açtı ve boynunda muskanın içerisine gizlenmiş flash belleği çıkardı ve leptopa taktı. Bize hitaben yarın ki gireceğimiz adli yargı sınavında çıkma ihtimali bulunan soruların olduğunu söyleyip. Bu sorulara bakmamızı istedi. Bu sorulara Ü.D., M., Y.A., B.K. ve ben hep beraber baktık. Bu sorular hatırladığım kadarıyla toplamda 25-30 sorunun olduğu genel kültür kısmındaki sorulardı. Ancak bu sınav sorularının bir kısmının cevapları işaretli, bir kısmının cevapları işaretli değildi. ...Ben ertesi gün girmiş olduğum 2013 yılı adli yargı sınavında tarafıma bir gün önce gösterilen genel kültür sorularının hatırladığım kadarıyla tamamı olmamakla birlikte tamamına yakını çıktı. Yanlış hatırlamıyorsam soruların yerleri değişikti, ancak doğru cevapları aynıydı...
2.HAKİM SAVCI ÇALIŞMA EVİ 2014 YILI OCAK-2015 YILI OCAK AYI:
...Bu evde DİAMOND isimli hazırlık kitabı da vardı. Bu kitap piyasada bulunmayan evden dışarıya çıkartılması yasak olan bir kitaptı. Bu kitap yapı tarafından derlenen bir çalışma kitabıydı. Girmiş olduğum gerçek sınavlarda DİAMOND isimli kitaptan benzer soruların çıktığını hatırlıyorum. Çünkü çok fazla soru vardı..."
Yukarıda yer verilen bilgilerden de anlaşılacağı üzere FETÖ'ye ait hakim-savcılık sınavına hazırlık evlerinde kalan kişiler kapalı devre bir sistem içerisine alınmaktadır. Bahse konu sınava hazırlık evlerinde gizliliğin sağlanması ve deşifre olunmaması amacıyla cep telefonlarının toplanması, dışarıdan içeriyi aramaya açık, içeriden dışarıyı aramaya kapalı yani tek yönlü aramaya açık olan sabit telefon kullanılması gibi kurallar bulunmaktadır. Kişiler farklı illerden hakim-savcılık sınavını kazanabilmeleri amacıyla başta Ankara olmak üzere belli illere getirilmekte ve örgüt içinde yer alan kişilerce bu evlere yerleştirilmektedir. Sınava hazırlık evlerinde gizliliğin en üst seviyede tutulduğu, gerek doğrudan gerek deneme adı altında hakim-savcılık sınavı sorularının verildiği görülmektedir.
Sonuç olarak hakim-savcılık sınavına hazırlanma evi olarak nitelendirilen bu evlerde anılan yöntemler uygulanarak FETÖ tarafından örgüte iltisak ve irtibatı bulunan kişilerin sınava giren diğer adayların önüne geçmesinin amaçlandığı, FETÖ için yargı organlarının ve yargı erkiyle bağlantılı kurumların ele geçirilmesi bakımından hakim-savcılık mesleğine giriş sınavlarına hazırlık evlerinin özel önem arz ettiği anlaşılmaktadır.
ii. Çalışma Evinde Sınava Hazırlanma Hususunun Davacı Yönünden Değerlendirilmesi
Tokat Cumhuriyet Başsavcılığınca ... sayılı soruşturma dosyası kapsamında düzenlenen 03/04/2019 tarihli dosya inceleme ve değerlendirme tutanağında 71 ve 113 numaralı ikametin hücre evi olarak kullanılmaya başlanıldığı döneme ilişkin kira sözleşme fotokopisinin incelenmesinde; ikametin kira başlangıcının 15.05.2013 tarihli olduğu, kiracının ... (...) T.C.... olduğu irtibat numarası olarak ... verdiği, bu GSM hattmında yine ... (...) adına olduğu, ikamet sahibinin Ankara İl Emniyet Müdürlüğü görevlilerince alınan tanık beyanında; "...Tahminen 2013 yılı haziran ayında Pınarcı emlak vasıtası ile ... isimli bayana kiralamıştık, daha sonra 2014 yılı Nisan ayında bu evi kiralayan ... isimli bayan yanına A.Aisimli şahsı alarak benim iş yerime geldi, bana ben evden çıkmak istiyorum, bu bayana evi kiralarmısınız dedi..." şeklinde beyanda buluduğu, ayrıca Ankara İl Emniyet Müdürlüğü görevlilerince tutulan tutanakta ...'in İstanbuldan geldiği, kendisini stajyer avukat olarak tanıttığı ikamette S.Y. isimli şahıs ile kalacağını söyleyerek ikameti kiraladıkları yönünde ikamet sahibi ve eşi ile görüşüldüğüne dair tutanak tanzim edildiği, İkamet kiralanmasını sağlayan emlakçı ile alakalı Ankara İl Emniyet Müdürlüğü görevlilerince "...Pınarcı emlak isimli işyerini kendisinin işlettiğini, belirtilen emlak bürosuna gelen kendisini stajyer avukat olarak tanıtan ... isimli şahsa 1 kira bedeli komisyon karşılığında kiralama konusuna aracı olduğunu, 15.05.2013 tarihinde kira sözleşmesi yaptıklarını ancak ... isimli şahsı ve beraberinde aynı evde kalan şahısları tanımadığını, evi kiralamaya ... ile beraber bir bayan ve bir erkek şahsın daha geldiğini ve bu şahıslarıda tanımadığını, bahse konu ikameti ne amaçlı kullandıklarını bilmediği.." yönünde tutanak tanzim edildiği, ikamet sahibinin kira ödemelerinin yapıldığını beyan ettiği Kuveyttürk nezdinde bulunan ve ilgili kurumdan temin edilen hesap hareketlerinin incelenmesinde 16.01.2014 tarihinde “... Ocak Ayı Kira Bedeli” ibaresi ile 650 TL yatırıldığı, 06.03.2014 tarihinde “...” T.C. ibaresi ile 500 TL. yatırıldığı, 14.03.2014 tarihinde “...” T.C. ibaresi ile 650 TL. yatırıldığı, ikametin hücre evi olarak kullanılmaya başlanıldığı döneme ilişkin Başkentgaz (doğalgaz) aboneliğinin 06/06/2013 tarihinde ... (T.C:...) adına olduğu ve hala aktif olduğu, Enerjisa (elektrik) aboneliğinin 06.06.2013-14.03.2014 tarihleri arasında ... (T.C:...) adına olduğu, aynı döneme ilişkin Aski (Su) aboneliğinin 06.06.2013 tarihinde ... (T.C:...) adına olduğu tebpit edilmiştir.
Tokat Cumhuriyet Başsavcılığınca ... sayılı soruşturma dosyası kapsamında düzenlenen 10/05/2019 tarihli inceleme ve değerlendirme tutanağında 81 numaralı ikametin hücre evi olarak kullanılmaya başlanıldığı dönemde bu adreste kurulu ... nolu sabit hat ile M.İ. (Babası, iki farklı telefon hattından toplam 182 kayıt) ve ... (...) ... (Kendisi, toplam 46 kayıt) adına kayıtlı telefon hatlarının görüşme kayıtlarının olduğu, davacının 23 Aralık 2012 adli yargı sınavına girmesi göz önüne alındığında görüşme tarihleri ile sınavlara hazırlanma döneminin/evin hücre evi olarak kullanıldığı tarih aralığının uyumlu olduğu tespit edilmiştir.
Tokat Cumhuriyet Başsavcılığınca ... sayılı soruşturma dosyası kapsamında düzenlenen 14/11/2019 tarihli inceleme ve değerlendirme tutanağında 92.,153., ve 157. nolu çalışma evleri hakkında; "A.T. bu evin kullanıldığı dönemle ilgili şahıs hakkında özetle;"...İLK VE SON KEZ KALACAĞIM ÇALIŞMA EVİ (2013 AĞUSTOS-2013 ARALIK AYI);... ...Çalışma evinde kalmış olduğum süre zarfında Murakıp ve Sermurakıp kavramlarını öğrendim. Ancak bu kavramları kullanmadım bu eve sık sık yani haftada birkaç kere gelen şahıs ... KOD ADLI ŞAHIS idi. ... KOD ADLI ŞAHSA ...aran daha seyrek gelen şahıs ise ... KOD ADLI ŞAHIS idi. Bu çalışma evinde bulunduğum süre zarfında evin kuralları vardı. Bu evin kurallarını ilk geldiğimde ... KOD ADLI ŞAHIS İLE ... KOD ADLI ŞAHIS tonlu olarak bize anlatmıştı. Bu evin kuralları anlatılırken herhangi bir yemin olayı yaşanmadı. Ancak sonraki süreçte ... KOD ADLI ŞAHIS YA DA ... KOD ADLI ŞAHIS vine salonda toplu bir şekilde iken bu evin kurallarından bu evde yaşananlardan sorumluları gördüğümüzden hiçbir şekilde kimseye bahsetmeyeceğimize ilişkin bir kandil uününde sohbet ortamından sonra biz abdestlivkcn Kuran-ı Kerime el bastırıp yemin ettirmişti. Hatta ben bu yemin ettirme olayını abartılı buldum yeminimize itibar edilmiyor mu şeklinde serzenişte bulundum. ... KOD ADLI ŞAHIS YA DA ... KOD ADLI ŞAHIS da çalışma evlerinde kuralların bu şekilde olduğunu anlattı... ...Bu evdeyken sınav dönemine yakın zamanda deneme adı altında gerçek bir sınavdaymışçasına deneme olurduk. Bu deneme kitapçıklarını sorumlularımız ... KOD ADLI ŞAHIS YADA ... KOI) ADLİ ŞAHIS getirirdi. Bu deneme kitapçıklarını cevap anahtarına kodlardık. Sonrasında da sorumlumuza cevap anahtarını vererek kaç puan aldığımızı hesaplardık. Yine hu çalışma evinde yayın evi belli olmayan A4 çıktılarından oluşturulmuş beyaz kaplı üzerinde DİAMOND yazan ve ELMAS İŞARETİ olan geçmiş yıllarda çıkmış soruların bir araya getirildiği söylenen 4-5 tane soru bankları bulunurdu. Bu soru bankalarını çoğaltmamız ve üzerine karama yapmamız yasaktı. Yine deneme olduktan sonra motivasyon amaçlı alışveriş merkezine giderdik. Burada toplu şekilde faaliyette bulunun eve geri dönüyorduk. Çalışma evinden bu tür etkinliklere giderken makyaj yapmamamız, kıyafetlerimize dikkat etmemiz gerekirdi. Bu evde kalanların öncesinde de hepsinin başı açıktı. Ben hu evde kalacak olan şahsın eğer başı kapalı ise açması gerektiğini biliyorum. Tedbir amaçlı yapıda kapalı hakim-savcı istemezler. Bu çalışma evindeyken 2-3 saatliğine evden ayrılmamız gerekiyor is muhakkak sorumlularımızdan izin almamız istenirdi. Genel itibariyle dışarı çıkmamız yasaktı. Bu çalışma evine eşimiz dostumuz ailemizin getirilmesi yasaktı. Çalışma evine memleketten kargo gönderilmesi adres belli edecek bir davranışta bulunulması yasaktı. İdari vargı sınavı sonrasında ailem beni ziyarete geldiğinde aileme dahi namaz kılmak için çalışma evine almayı kabul etmediler. Bende bu durumdan dolayı ... VE ... KOD ADLI SORUMLULARIM ile tartıştım. Onlarda bana kuralların bu şekilde olduğunu uymam gerektiğini söylediler. Çalışma evinde harici yardımcı kaynak kitabı aldığımız zaman ekseriyetle ... KOD ADLI SAHSA parasını vererek getirtirdik. Bu evdeki bu kurallara ben ve bu evde kalan herkes tabi idi. Bu evde benim ve evde kalan diğer şahısların herhangi bir kod adı yoktu. Bu evde ders çalışma programlarımız sorumlularımız tarafından belirlenirdi. Yine bir keresinde ... YADA ... KOI) ADLI SORUMLUMUZUN geçmişte okuduğumuz risale ve Fetullah gülen sayısını sorarak çetele tutmamız söylenirdi. ... KOD ADLİ ŞAHIS bizden bir keresinde vesikalık fotoğrafımızı istedi. Neden istediğini bilmemekle beraber evlilik üzerine görüşme için olduğunu düşünüyorum. Ben yapıda bulunduğum süre zarfında herhangi bir evlilik görüşmesi yanmadım. Ben bu evde 2013 yılı kasım avındaki İDARİ VE ARALIK AYINDAKİ ADLİ YARGI SINAVLARINA girdim. Hatta İDARİ YADA ADLİ YARGI SINAVINA başvuru için toplu bir şekilde müracaat etmiştik. ... KOD ADLİ ŞAHISTA toplu olarak müracaata gittiğimizi duyunca bize hitahen TEDBİR NAMUSTUR SİZİN YAPTIĞINIZ BUNA UYMUYOR NEDEN TOPLU ŞEKİLDE MÜRACAAT EDİYORSUNUZ İKİŞER KİŞİ OLARAK MÜRACAAT ETMENİZİ SÖYLEMEDİK Mİ diyerek çok sert bir şekilde uyardı. Hatırladığım kadarıyla da yapının kırtasiyesi olan NT mağazalarını mümkün mertebe tedbir amaçlı kullanmamamız söylenmişti. Ben hu evde İDARİ YARGI SINAVINDA 70 civarında puan alarak KAZANAMADIM. İDARİ YARGI SINAV öncesinde herhangi bir soru verilme olayı olmadı. İDARİ YARGI sınav öncesinde de evde bulunan şahıslardan birkaç saatliğine evden ayrılan şahıs vada olağanüstü bir durum olmadı. İDARİ YARGI SINAVINI evde kalanlardan hiç kimse kazanamadı. 2013 ARALIK AYINDAKİ ADLİ YARGI SINAVINDAN 72 CİVARINDA puan alarak KAZANDIM. Bu sınav öncesinde de herhangi bir soru verilmedi va da olağanüstü bir durum yaşanmadı. Bu sınavı da evde kalanlardan benim haricimde kimse KAZANAMADI. Ben ADLİ VE İDARİ YARGI SINAV SONRASINDA kafa dağıtmak amacıyla sorumlularımı/ bize İstanbul’a götüreceklerini hatta uçakla gideceğimiz söylemişlerdi. Ancak bu süre zarfında 17-25 Aralık olayları yaşandığı için hu etkinliğimiz iptal oldu. Bende sınav sonrası memlekete gittim. Ve ADLİ YARGI SINAVINI kazandığımı memleketimde öğrendim. Sonrasında memleketimdevken ... YADA ... KOD ADLİ ŞAHIS hayırlı olsun diyerek aradı. Sonrasında tekrardan gelmem için aradılar. Ve bende ifademin devamında anlatacağım üzere sınavı kazananların bir arava getirildiği Ankara Yeni mahallede bulunan mülakat evine gittim... ...42- ... KOD ADLI ŞAHIS; Bu şahıs çalışma evimizin sorumlusuydu. Bu şahsın üstünde ... KOD ADLI diğer sorumlumuz vardı. Bu şahsın Hakim Adayı olduğunu düşünüyorum. Görsem teşhis ederim..." şeklinde beyanda bulunmuş ve şahsı fotoğraflarından kesin ve net olarak teşhis etmiştir.
S.G.S. bu evin kullanıldığı dönemle ilgili şahıs hakkında özetle;"...BİRİNCİ HAKİM SAVCI ÇALIŞMA EVİ ve KURALLARI; Ben toplama evinde iken ... kod adlı şahıs beni alarak esas kalacağım Hakim Savcı Çalışma evine götürdü, bu evde cep telefonu yanımda kapalı duruyordu, bataryası alınmış olabilir ancak hatırlamıyorum, kullandığımı hatırlamıyorum, bu evde cep telefonlarından ziyade bataryalar toplandı. ... Kod adlı şahıs bu eve yaklaşık olarak ayda bir gelirdi yapıdaki pozisyonunu o dönem bilmiyordum ancak ifade aşamasında Sermurakıp olduğunu düşünüyorum, bu evin sorumluda hafta bir ya da on günde bir gelen ... kod adlı şahıs idi. bu evin kuralları ... kod adlı şahıs şu şekilde anlatmıştı, bu evde sabit bir hat vardı ailemiz ile bu sabit hat üzerinden görüşüyorduk, bu hattın kimin adına olduğunu bilmiyorum, bu sabit hat şehir içine açık şehirler arasına kapalı idi çünkü bu eve taksi çağırıyorduk ancak ailemizi arayacağımız zaman dışardan ankesörlü telefondan arıyordum, ailem beni bu sabit hat üzerinden arıyordu, bu evdeki sabit hat numarasını yakınlarınız haricindeki şahıslara vermeyin denilmişti, benide evdeki sabit hattan annem, babam ve abim aramıştır. Bu evde komşularımız ile görüşmek zorunda kalırsak kendimizi öğrenci olarak tanıtmamız söylenmişti, bu evde evde kalanlar arasında tahmini 250-300 T.L civarında kişi başı para toplanıyordu, bu evin elektrik su doğalgaz kira giderlerinin bildiğim kadarıyla bir kısmı bu toplanan paradan bir kısımda ... yada ... kod adlı şahıslar tarafından karşılanırdı. Bu evdeki aboneliklerin kime ait olduğunu hatırlamıyorum, kiranın ev sahibine ne şekilde ödendiğini bilmiyorum, bu eve ... Kod adlı şahıs DİAMOND ibareli A4 çıktılarından oluşmuş soru bankası getiriyordu, bu soru bankasında önceki yıllarda çıkmış sınav soruları vardı, ayrıyeten ELMAS ibareli vine önceki yıllarda çıkmış Tarih sorularının olduğu A4 çıktısının kitap haline getirilmiş soru bankası, yine bir kaç tanede üzerinde İSİM OLMAYAN içeriğinde A4 çıktılarının bir arava getirilerek oluşturulmuş soru bankası vardı. Bu 3 soru bankası üzerinde karalama yapılması, bu soru bankalarının çoğaltılması istenmezdi benim girmiş olduğum sınavlarda da bu soru bankalarından birebir aynı soru çıkmadı ancak her sınavda olduğu gibi geçmiş yıllardan benzer soru çıkma ihtimali bu sınavlarda da çıkmış olabilir bana kesinlikle sınavdan önce herhangi bir soru verilme olayı olmadı zaten sınavı da kazanamadım, sınav cevap anahtarım ve soru kitapçıklarımda incelendiğinde bu hususlar aydınlatılacaktır. Benimle birlikte aynı evde kalan şahıslar H.D., A.T., .... ... ve … isimli şahıslar olmak üzere 6 kişi kaldık. Bu şahıslar da yine farklı üniversitelerin hukuk fakültelerinden mezun şahıslar idi ve yapı tarafından Hakim savcı çalışma evinde bir araya getirilmiştik öncesinde bu şahısları tanımıyordum. Yine hatırladığım kadarıyla Şeyma Kod adlı bir şahıs eve geldi halimizi hatırımızı sordu anladığım kadarıyla Şeyma kod adlı şahıs sermurakıbın üstü bir şahıs idi. bizimle tanışarak evden ayrıldı sonrasında da bir daha görmedim. Benim İçilmiş olduğum hu evdeki sabit hattın kimin adına okluğunu bilmiyorum ancak dediğim gibi evdeki bu sabit hat üzerinden ben ve evde kalan diğer kişiler aileleri ve tanıdıkları tarafından aranmıştır. Sonrasında bu evin sabit hat numarasını değiştirerek üzerime aldım. Bu evde kalanlar 2013 yılı Aralık ayındaki adli ve idari hakim savcılık sınavlarına girdiler bende aynı şekilde bu sınavlara girdim ve sonrasında memleketimize döndük. Ben memleketimde iken sınavı kazanamadığımı öğrendim ve sonrasında 2014 yılı Şubat yada Mart ayı gibi tekrardan hakim savcı çalışma evlerine geldim ve aynı çalışma evime gittim, bu evde benimle beraber önceki dönemde kaldığım şahıslardan H.D. hariç diğerleri evden ayrılmıştı evden ayrılaıılardan A.T. isimli şahıs sınavı kazandığını biliyorum ancak diğer şahısların neden ayrıldığını, başka bir eve mi geçtiler yoksa memleketlerine mi döndüler bilgim yoktur. 17- ... KOD ADLI 2.ŞAHIS; Bu şahsın gerçek adını soyadını bilmiyorum. Antalyalı olabilir. Bu şahıs 1. Hakim Savcı Çalışma evimin sorumlusu yani Murakıbı idi. o dönem Stajyer hakim idi. Kısa boylu, zayıf yapılı Esmer bir şahıstı, görsem teşhis ederim..." şeklinde beyanda bulunmuş ve şahsı fotoğraflarından kesin ve net olarak teşhis etmiştir.
A.O. bu evin kullanıldığı dönemle ilgili şahıs hakkında özetle;"...HAKİM SAVCI ÇALIŞMA EVİ 2013 YILI: ... KOD YADA GERÇEK İSİMLİ ŞAHIS beni Demetevler semtinde tam açık adresini hatırlamadığım bir eve götürdü. Eve gittiğimizde kendisi de eve girerek bana evin kurallarından bahsetti. Bu görüşme kalmış olduğumuz evin bir odasında ... KOD ADLI YADA GERÇEK İSİMLİ ŞAHISLA birebir gerçekleştirdik. Hatırladığım kadarıyla bu kurallar; bu evde cep telefonu kullanımın yasak olduğunu, evle ilgili olarak eve gelip gidenlerin ve evin içeriğiyle ilgili aile yakınlarına dahi bilgi verilmemesi gerektiğini, daha sonradan eve bir sabit hatlı telefon bağlanacağını bu telefonun içerden dışarıya aramalara kapalı ancak dışardan içeriye aramalara açık bir hat olacağından bahsetti. Söylediği gibi daha sonradan bu eve sabit bir hat bağlandı. Ancak bu sabit hattın kimin adına açıldığını hatırlamıyorum. Çünkü evde kalanlar olarak sabit hat bağlanacağına dair bir konu geçmedi. Ben daha sonradan bağlanan bu sabit hatla ailemle hiç görüşme yapmadım. Ailemle görüşme yapacağım zamanlarda evin yakınlarında bulunan ankesörlü telefondan yada Ankara da ikamet eden dayımların yanma gittiğimde dayımların aracılığıyla görüşüyordum. Burda da ... KOD ADLI YADA GERÇEK İSİMLİ ŞAHIS evde kaldığım süre zarfında kira ve fatura ödemeyeceğimi ancak kira ihtiyaçlarımızı kendimiz ortak karşılayacağından bahsetti. Komşularla çok muhattap olmamamız gerektiğini, zorunlu olmadığımız zamanlarda dışarıya çıkmamamız gerektiğinden bahsetti. Bu görüşmemizde evdeyken herhangi bir kod isim kullanmam yönünde bir söylemi olmadı. Bende herhangi bir kod ismi kullanmadım. Evde bulunan diğer şahıslarda kod ismi kullanmadığını biliyorum. Bu hususlar hakkında da Kurana el basmak suretiyle bana yemin ettirdi. Ancak ben kurana el basarken abdest alıp almadığımı ve yemin metninin içeriğini hatırlamıyorum. Ben bu evde 2013 yılı temmuz aylarından 2013 yılı aralık ayında yapılan adli yargı sınav sonuna kadar kaldım. Benimle birlikte bu evde kalan şahıslar ise ... İSİMLİ ŞAHIS, ... İSİMLİ ŞAHIS, ... İSİMLİ ŞAHIS, ... İSİMLİ ŞAHIS, ... İSİMLİ ŞAHISLARLA birlikte kaldım. Ben bu şahısları daha öncesinde tanımıyordum. İlk defa bu eve gittiğimde karşılaştım. Bu eve gittiğimde murakıb ve sermurakıb tabirlerini öğrendim. Bizim evden sorumlu olan şahsa murakıb, murakıbın bir üstüne de sermurakıb denildiğini öğrendim. Bizim evimizin murakıbı ... KOD ADLI YADA GERÇEK KOD ADLI ŞAHIS, sermurakıbımız da ... YADA ... KOD ADLI ŞAHIS tı. Murakıbımız ... KOD ADLI YADA GERÇEK KOD ADLI ŞAHIS eve haftada 2-3 kez gelirdi. Murakıbımız ... KOD ADLI YADA GERÇEK ADLI ŞAHIS bizlere acil durumlarda kendisine ulaşmamız için GSM numarası bıraktığını ve buradan ulaşmamızı istedi. Ancak ben bu numarayı hatırlamıyorum... ...2014 yılı ocak sonu yada şubat başlarında sınav sonuçları açıklandıktan soma murakıbım ... KOD ADLI YADA GERÇEK İSİMLİ ŞAHIS beni o dönemde kullanmış olduğum benim adıma olan şuan numarasını hatırlamadığım cep telefonumdan beni aradı ve sınav sonucumu öğrendiğimi ve başarısız olduğumu daha somaki sınava hazırlanmam için tekrar hakim savcı evlerinde kalmak isteyip istemediğimi sordu. Bende kendimi şuan hazır hissetmediğimi ve kalmak istemediğimi söyledim. Daha sonra beni aramadı... ...4- ... KOD ADLI YADA GERÇEK İSİMLİ ŞAHIS: Bu şahsın nereli olduğunu ve hangi üniversite mezunu olduğunu bilmiyorum. Bu şahsın kalmış olduğum hakim savcı çalışma evimin murakıbıdır. Görsem teşhis ederim..." şeklinde beyanda bulunmuş ve şahsı fotoğraflarından kesin ve net olarak teşhis etmiştir." dedikleri ve bu haliyle bu kişi yönünden değerlendirme yapıldığında bu dönemde ... (...) ...''nun Hakim/Savcı adayı olarak görev yapması, örgütün, daha önce çalışma evlerinde kalan kişilerden Ankara Adliyesinde staj yapanlara bu dönemlerde çalışma evleri ile ilgili örgüt içerisinde sorumluluklar vermesi, soruşturma kapsamında alınan beyanlarda bahse konu çalışma evlerinin kiralanması/evlerde kalanlarla ilgilenme işlerini sorumlu olan MURAKIP/SERMURAKIP adı verilen ve kod adı kullanan örgüt sorumluları tarafından yapıldığına ilişkin birden fazla beyan bulunması ve bugüne kadar yapılan çalışmalar ve HTS kayıtları ile abonelik sözleşmelerinin incelenmesinde bu hususların doğruluğunun teyit edilmesi, A.T., S.G. ve A.O.un beyan ve teşhisleri ile tüm dosya kapsamı ve örgüt yapılanmasıyla ilgili itirafçı beyanları dikkate alındığında bu evin kullanıldığı dönemde ... (...) ...' nun FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütünün Hakim/Savcılık sınavlarına hazırlık MAHREM hücre evinden sorumlu MURAKIP olarak örgüt içerisinde görev yaptığı ve ... KOD adını kullandığı tespit edildiği ifade edilmiştir.
Tokat Cumhuriyet Başsavcılığınca ... sayılı soruşturma dosyası kapsamında düzenlenen 14/11/2019 tarihli inceleme ve değerlendirme tutanağında 156. nolu çalışma evi hakkında; " S.Ö.Y. savunmasında; "...1-HAKİM SAVCI ÇALIŞMA EVİ : (2013 Yılı Ekim Ayının Sonundan 2013 Yılı Aralık Ayında Yapılan Adli Yargı Sınav Sonuna Kadar Kaldığını Beyan Eder. )Eve gittiğimizde ... KOD ADLI ... isimli şahsın kalmış olduğum evin sorumlusu olduğunu öğrendim. Evde kalanlarla hiç görüşmeden beni ayrı bir odaya aldı. Bana evin kurallarından bahsetti. Bu evin kuralları hatırladığım kadarıyla bu evde cep telefonu kullanımın yasak olduğunu söyledi. Bende kendisine ailemizle nasıl iletişime geçeceğimi sordum. O da bana ailenle görüşmek için evde sabit bir hat var ancak sen bu hattan aileni arayamazsın sadece ailen seni arayabilir dedi. Bende kendisine ailemin böyle gizli bir ev olduğunu bilmediklerini, öğrendikleri zamanda benim burda kalmama izin vermezler, ailemin de okuma yazma bilmediğini bu evi arayamayacaklarını kendisine söyledim. O da bana bu konuyu bir görüşeyim, şimdilik telefonun sende kalsın arama yapacağın zaman telefonunu kullan diğer zamanlarda telefonun bataryasını sım kartını çıkar diye tembihte bulundu. Budurumu da evdekilere çaktırma, arayacağın zaman eve yakın bir parka gidip aileni arayabilirsin dedi. Komşularımızla görüşmemiz gerektiğini, mecbur kalmadığımız zamanlarda dışarı çıkılmayacağını söyledi. Bizim haberimiz olmadan ya da bizim onaylamadığımız kimseyle evlenmeyeceğimizi söyledi. Böyle bir evin varlığından kimseye bahsetmememizi, bu evin adresini kimseye söylemememizi söyledi. Evde bulunan sabit hattı sadece aile yakınlarıma vermemi bunun dışında kimseye vermememi söyledi. Senin bu evde göreceğin bazı kitaplarımız var bu kitaplardan da kimseye bahsetmeyeceğimi söyledi. Daha sonra yanında olan yemin metninden okuyarak bana Kurana el basarak yemin ettirdi. Hatırladığım kadarıyla yemin metninde bu evde kaldığımdan, burası dışında bir evlilik yapmayacağıma, burda gördüğüm arkadaşlardan, evin yerinden, burada gördüğüm kitaplardan kimseye bahsetmeyeceğime dair kutsal saydığım değerler üzerine bir yemin metniydi. Daha sonra ... KOD ADLI ... isimli şahısla evin salonuna giderek evde birlikte kalacağım şahıslarla tanıştım. Bu evde benimle birlikte ..., N.G., ... (SOYADI ... OLABİLİR), İSMİNİ HATIRLAMADIĞIM BİR ŞAHIS la toplamda 5 kişi kaldık. Ben ifadem esnasında sorulan MURAKIB ya da SERMURAKIB kavramlarını hiç duymadım. Biz evin sorumlularına KOD isimleriyle hitap ederdik. Bizim evin sorumlusu ... KOD ADLI ... isimli şahıs idi. Bu şahsın üzerinde de ... KOD ADLI ... isimli şahıs vardı. Bu şahsın ismini ... KOD ADLI ... nın ağzından kaçırmasından dolayı biliyorum. Soy ismini ise 2014 yılında Adliyede iken Ağır Cezada başka bir dosyaya bakmaya giderken bir koridorda ... KOD adlı şahsın bir odaya girdiğini görmüştüm. Bende merak edip gidip baktığımda kapısında ... yazdığından dolayı biliyorum. Evin sorumlusu ... KOD ADLI ... isimli şahıs bu eve haftada bir gelir, bizlere dini sohbet yapardı, bir ihtiyacımızın olup olmadığını sorar, ne kadar ders çalıştığımızın çetelesini bizden alırdı. Evin diğer sorumlusu ... KOD ADLI ... isimli şahısta iki haftada yada ayda bir eve gelirdi. Geldiği zamanlarda evin alt sorumlusu ... KOD ADLI ... isimli şahısla gelirdi. Geldiği zamanda da ... KOD ADLI ... ile görüşürdü. Bizlere salonda toplu olarak muhabbet ederdi. Bir sorunu olanla da ayrı bir odada birebir görüşürdü ... KOD ADLI ... İSİMLİ ŞAHIS: Bu şahsın nereli olduğunu bilmiyorum. Hakim adayı olabilir. Bu şahıs kalmış olduğum birinci hakim savcı çalışma evine götüren birinci hakim savcı çalışma evi ve geçici olarak kaldığım hakim savcı çalışma evinin sorumlusudur. Görsem teşhis ederim...” şeklinde beyanı ile şahıs teşhis ettiği, bu haliyle bu kişi yönünden değerlendirme yapıldığında bu dönemde ... (...) ...''nun Hakim/Savcı adayı olarak görev yapması, örgütün, daha önce çalışma evlerinde kalan kişilerden Ankara Adliyesinde staj yapanlara bu dönemlerde çalışma evleri ile ilgili örgüt içerisinde sorumluluklar vermesi, soruşturma kapsamında alınan beyanlarda bahse konu çalışma evlerinin kiralanması/evlerde kalanlarla ilgilenme işlerini sorumlu olan MURAKIP/SERMURAKIP adı verilen ve kod adı kullanan örgüt sorumluları tarafından yapıldığına ilişkin birden fazla beyan bulunması ve bugüne kadar yapılan çalışmalar ve HTS kayıtları ile abonelik sözleşmelerinin incelenmesinde bu hususların doğruluğunun teyit edilmesi, S.Ö.Y.'ın beyan ve teşhisleri ile tüm dosya kapsamı ve örgüt yapılanmasıyla ilgili itirafçı beyanları dikkate alındığında bu evin kullanıldığı dönemde ... (...) ...' nun FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütünün Hakim/Savcılık sınavlarına hazırlık MAHREM hücre evinden/evlerinden sorumlu MURAKIP/SER MURAKIP olarak örgüt içerisinde görev yaptığı ve KOD adı kullandığı belirtilmiştir.
Tokat Cumhuriyet Başsavcılığınca ... sayılı soruşturma dosyası kapsamında düzenlenen 03/04/2019, 10/05/2019, 14/11/2019 tarihli dosya inceleme ve değerlendirme tutanakları ile davacı hakkındaki tanık beyanlarından davacının hakim-savcılık sınavına hazırlık evlerinde kaldığı gibi, sonraki sınavlarda bu evlerde kalacak kişileri karşıladığı ve bu evlere yerleştirdiği, örgüt içerisinde aktif bir rol üstlenmiş olduğu görülmüştür.
6) Dava Konusu Kararların Temel Hak ve Özgürlükler Bağlamında Değerlendirilmesi
Davacı, dava konusu kararlar ile bazı temel hak ve özgürlüklerinin ihlal edildiğini ileri sürmekle birlikte bu ihlal iddialarının özü davacının meslekten çıkarılmasına dayanmaktadır.
Bu kapsamda, davacı hakkında tesis edilen meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin karar ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin kararın, AİHS'in 8. ve Anayasa’nın 20. maddesinde yer alan "özel hayata saygı hakkı" çerçevesinde değerlendirilmesi gerekmektedir.
Zira, AİHM tarafından dinamik bir şekilde yorumlanan ve sosyal hayattaki yansımaları kapsamında genişletilebilen "özel hayat" kavramı, eksiksiz bir tanım getirmenin mümkün olmadığı bir kavram olarak görülmekte, bu bağlamda bireylerin kişiliklerini geliştirmelerine ve mesleki yaşamlarına etki eden her durum özel hayata saygı hakkına dâhil edilmektedir. Nitekim AİHM, bireylerin genellikle iş ya da mesleki faaliyetleri sırasında dış dünya ile ilişkiler kurduklarını ve geliştirdiklerini belirterek ve bireyin iş hayatı ile özel hayatını birbirinden ayırmanın güçlüğünün altını çizerek, mesleki faaliyetlerin de özel hayata saygı hakkı kapsamında olduğunu belirtmiştir (Niemietz/Almanya, B. No: 13710/88, 16/12/1992, § 29). AİHM’e göre özel hayat, bir bireyin başka bireylerle, mesleki ve iş ilişkileri de dâhil olmak üzere, ilişki kurma ve geliştirme hakkını kapsamaktadır (C./Belçika, B. No: 21794/93, 07/08/1996, § 25).
Dava konusu edilen kararlar, davacının meslek yaşamının sona ermesi sonucunu doğurmaktadır. Bu nedenle söz konusu kararlar özel hayata saygı hakkı üzerindeki sonuçları itibarıyla AİHS'in 8. ve Anayasa’nın 20. maddeleri ile güvence altına alınan özel hayata saygı hakkına yönelik bir müdahale oluşturmaktadır.
AİHS'in 8. maddesinin ikinci fıkrasına göre özel hayata saygı hakkının kullanılmasına bir kamu makamının müdahalesi ancak "kanunla öngörülmüş olma", aynı maddede sayılan "meşru amaçlardan birini gerçekleştirmeye yönelik olma" ve "demokratik bir toplumda gerekli olma" ölçütlerini karşılama şartıyla mümkündür. Anayasa'nın 20. maddesinin 13. maddesi ile birlikte değerlendirilmesi sonucunda ise özel hayata saygı hakkına müdahale edilebilmesi için müdahalenin "şekli anlamda belirli ve öngörülebilir bir kanuni dayanağının bulunması", "anayasal meşru bir amaca ulaşmaya yönelik olması" ve "demokratik toplum düzeninin gerekleri ile ölçülülük ilkesine uygun olması" gerekmektedir.
Dolayısıyla dava konusu kararlarla ortaya çıkan özel hayata saygı hakkına yönelik müdahalenin ihlal oluşturup oluşturmadığı hususunun, AİHS ve Anayasa bağlamında, kanunilik, meşru amaç ve demokratik bir toplumda gerekli olma ile ölçülülük ilkeleri doğrultusunda irdelenmesi gerekmektedir.
Ayrıca, demokratik toplum düzenini tehdit eden olağanüstü hâlin varlığı hâlinde AİHS'in 8/2 ve Anayasa'nın 13. maddesinde bir temel hak ve özgürlüğe kamusal makamlar tarafından müdahale edilebilme şartlarını ortaya koyan güvencelere aykırı tedbirlerin alınması ya da bu güvencelerin daha düşük standartta sağlanabilmesi söz konusu olabilmektedir. Böyle bir durum gerçekleştiği takdirde AİHS'in 15. ve Anayasa'nın 15. maddeleri uygulanabilir hâle gelmektedir.
AİHS'in 15. maddesinin birinci fıkrasında, savaş veya ulusun varlığını tehdit eden bir genel tehlike hâlinde sözleşmeci devletlerin durumun gerektirdiği ölçüde ve uluslararası hukuktan doğan başka yükümlülüklere ters düşmemek koşuluyla bu sözleşmede öngörülen yükümlülüklere aykırı tedbirler alabileceği belirtilmiş; ikinci fıkrasında ise bu hâllerde dahi AİHS'te öngörülen yükümlülüklere aykırı tedbirlerin alınamayacağı hak ve özgürlükler sayılmıştır.
Bu doğrultuda Anayasa'nın 15. maddesinde de olağanüstü hâllerde, milletlerarası hukuktan doğan yükümlülükler ihlal edilmemek kaydıyla durumun gerektirdiği ölçüde temel hak ve hürriyetlerin kullanılmasının kısmen veya tamamen durdurulabileceği veya bunlar için Anayasa'da öngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınabileceği belirtilmiştir. Anılan maddenin 2. fıkrasında ise Anayasa'da öngörülen güvencelere aykırı tedbirlerin alınamayacağı hak ve özgürlükler sayılmıştır.
Dava konusu kararlar, davalı idare tarafından, 667 sayılı KHK’nın 3. maddesi uyarınca tesis edilmiştir. Anılan KHK, 6749 sayılı Kanun'la TBMM tarafından değiştirilerek kabul edilmiş ve 29/10/2016 tarih ve 29872 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Sonuç olarak davacı hakkında dava konusu kararların tesis edildiği tarih itibarıyla bu kararlara dayanak KHK'nın yürürlükte olduğu ve öngörülen anayasal usul dâhilinde daha sonra kanunlaştığı görülmektedir. Bu nedenle özel hayata saygı hakkına müdahale niteliği taşıyan dava konusu kararlar, öngörülebilir ve belirli bir kanun hükmü uyarınca tesis edilmiş olup müdahale kanunilik şartını taşımaktadır.
Zira dava konusu kararlara gerekçe olarak gösterilen irtibat ve iltisak kavramları yönünden Anayasa Mahkemesi tarafından 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında yapılan değerlendirmede, terör örgütleriyle irtibatlı ve iltisaklı olma durumu farklı şekillerde ortaya çıkabileceğinden bunların kanun koyucu tarafından önceden belirlenmesi ve kanunda tek tek sayılması zorunluluğundan söz edilemeyeceği ifade edilmiştir. Anayasa Mahkemesine göre irtibat ve iltisak kavramları genel kavram niteliğinde olmakla birlikte, bu kavramların belirsiz ve öngörülemez nitelikte olduğunu söylemek mümkün olmadığından, hukuki nitelikleri ve objektif anlamları yargı içtihatlarıyla belirlenebilecektir.
AİHS'in 8. maddesinin ikinci fıkrasında özel hayata saygı hakkının kullanılmasına ulusal güvenlik ve kamu güvenliğinin sağlanması amacıyla müdahale edilebileceği öngörülmüştür. Anayasa'nın 20. maddesinin birinci fıkrasında ise özel bir sınırlama nedeni öngörülmemiştir. Bununla birlikte Anayasa Mahkemesinin kararlarına göre özel sınırlama nedeni öngörülmemiş olan hakların dahi hakkın doğasından kaynaklanan bazı sınırları bulunmaktadır. Ayrıca Anayasa'nın diğer maddelerinde yer alan kurallara dayanılarak da bu hakların sınırlanması mümkün olabilmektedir. Anayasa'nın 5. maddesinde Türk Milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak Devletin temel amaç ve görevleri arasında sayılmıştır (AYM, E.2014/87, K.2015/112, 08/12/2015, § 7; Sevim Akat Eşki, B. No: 2013/2187, 19/12/2013, § 33). Dava konusu kararlar, FETÖ ile üyelik, mensubiyet, iltisak veya irtibatı bulunan ilgililer hakkında ülkenin içinde bulunduğu tehdit ve kamu düzeninin bozulması ihtimali doğduğundan ivedi şekilde karar alma zorunluluğu nedeniyle ve millî güvenliğin, kamu düzeninin ve başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması amacıyla tesis edilmiştir. Bu nedenle FETÖ ile iltisak ve irtibatı olan ve dava konusu kararların tesis edildiği tarih itibarıyla kamu gücünün güçlü bir tezahürü niteliğinde yargı yetkisi kullanan davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmesi suretiyle özel hayata saygı hakkına yapılan müdahale meşru bir amaca dayanmaktadır.
Dava konusu kararlar ile davacının özel hayata saygı hakkına yapılan müdahale, zorlayıcı bir toplumsal gereksinim olarak ortaya çıkmıştır. Nitekim 15 Temmuz 2016 gecesi yaşanan darbe teşebbüsü nedeniyle “ulusun varlığını tehdit eden genel bir tehlike”nin bulunduğu açıktır (Alparslan Altan/Türkiye, B. No: 12778/17, 16/04/2019, §§ 71-75). Bu tehlike, ulusun ve Devlet teşkilatının varlığı için tehdit teşkil eden, kamu düzenini etkileyen, olağandışı bir kriz niteliğindedir. Bununla birlikte darbe teşebbüsünün faili olan FETÖ'nün, yukarıda belirtildiği üzere atipik ve kendine özgü niteliği göz önüne alındığında, bu tehlikeye karşı alınan ve davacının yargı yetkisini kullanmasına son veren dava konusu tedbirin de yaşanan özellikli durumun ortaya çıkardığı zorunluluktan ve bu durumun faili olan örgütün Devleti ele geçirmeyi amaç edinen niteliğinden kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle anılan olağanüstü koşullar altında ve olağan demokratik düzene geri dönebilmek amacıyla söz konusu terör örgütü ile iltisak ve irtibatı bulunan davacının yargı yetkisini kullanmasına son veren tedbirin demokratik bir toplumda gereklilik arz ettiği açıktır.
Türkiye Cumhuriyeti tarafından 23/07/2016 tarihinde Avrupa Konseyi Genel Sekreterliği ve Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliğine, Türkiye’de 21/07/2016 tarihinde olağanüstü hâlin yürürlüğe girmesiyle birlikte AİHS’in 15. maddesinde öngörüldüğü şekliyle Sözleşme’den doğan yükümlülükler bağlamında daha az güvence sağlanabileceği kaydıyla derogasyon bildiriminde bulunularak milletlerarası hukuktan doğan yükümlülük yerine getirilmiştir.
AİHS'in 15. maddesi ile uygulama alanı bulan, "ulusun varlığını tehdit eden genel bir tehlikenin varlığı" hâlinde söz konusu tehlikeyi bertaraf etmek için ne yapmak gerektiğini takdir ve tayin etmek ulusun yaşamından sorumlu devlete aittir. İçinde bulunulan durumun kendine mahsus özellikleri nedeniyle bu özellikli durumu değerlendirmek hususunda, söz konusu tehlikeyi bertaraf edecek devletin, uygulayacağı tedbirler bakımından, olağan dönemdekinden çok daha geniş bir takdir marjına sahip olduğunu kabul etmek gerekmektedir (İrlanda/İngiltere [GK] B. No: 5310/71, 18/1/1978, § 207).
Dava konusu kararların müdahalede bulunduğu özel hayata saygı hakkının AİHS'in 15. maddesinin ikinci fıkrası ile Anayasa'nın 15. maddesinin ikinci fıkrasında yer verilen ve olağanüstü hâllerde dahi AİHS ve Anayasa'da öngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınamayacağı belirtilen haklardan olmadığı açıktır.
Bu durumda, demokratik kurumlara ve demokratik toplum düzeninin bizatihi kendisine karşı yapılan darbe teşebbüsü sonrasında, bahse konu teşebbüsün faili olan FETÖ ile iltisak ve irtibatı olduğu gerekçesiyle hakkında tesis edilen dava konusu kararlar ile yargı mensubu olarak görev yapması nedeniyle üstün kamu gücü ayrıcalığına sahip olan davacının, meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmesi suretiyle özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin, AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir olduğu anlaşılmıştır.
7) Sonuç olarak
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile yukarıda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği anlaşıldığından dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmemiştir.
Dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediğinden davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal ve özlük haklarının yasal faiziyle ödenmesi isteminin de reddi gerekmektedir.
D) KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile yine aynı Kurulun ... tarih ve ... sayılı kararının iptali istemi yönünden DAVANIN REDDİNE,
2.Davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal ve özlük haklarının yasal faiziyle ödenmesi istemi yönünden DAVANIN REDDİNE,
3.Davacının adli yardım isteminin kabul edilmiş olması nedeniyle ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam … TL yargılama giderinden davacı tarafından ödenen … TL yargılama giderinin mahsubu sonrasında kalan … TL yargılama giderinin davacıdan tahsili için müzekkere yazılmasına,
4.Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen … TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
5.Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 23/02/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2017/7013
Karar No : 2021/389
**DAVACI:** …
**DAVALI:** … Kurulu / …
**VEKİLİ:** Av. …
DAVANIN KONUSU: Davacının, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatı olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile bu karara karşı yaptığı yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin yine aynı Kurulun ... tarih ve ... sayılı kararının iptaline ve bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal ve özlük haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI: Dava konusu kararların dayanağı olan 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin TBMM'nin onayına sunulmadığı, dava konusu kararlar tesis edilirken, hiçbir aşamada savunmasının alınmadığı, bu sebeple savunma hakkının ihlal edildiği, kararların kişiselleştirilme yapılmaksızın alındığı, kararlarda özel olarak şahsıyla ilgili kriter bulunmadığı, davalı idarenin anayasal ve yasal olarak tanınmış olan güvenceleri yok saydığı, davaya konu kararların gerekçesiz olduğu, Anayasa'ya, 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'na, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine ve ilgili mevzuata aykırı olarak usule ilişkin işlemlere riayet edilmediği, hâkimlik teminatı ve adil yargılanma hakkının ihlal edildiği ileri sürülerek dava konusu kararların hukuka aykırı olduğu iddia edilmiştir.
DAVALININ SAVUNMASI: Dava dilekçesinin usule aykırılıklar yönünden incelenerek tespit edilmesi halinde davanın öncelikle usul yönünden reddi gerektiği, öte yandan dava konusu kararların amacının Türk yargı sistemini tamamen ele geçirmeyi hedefleyen ve bu amaç doğrultusunda hareket eden illegal bir yapının bu amaca ulaşmasının önlenmesi ile Türk yargısının bağımsızlığının ve tarafsızlığının korunması olduğu ve yargı mensuplarına olağan dönemde uygulanan 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu ve 6087 sayılı Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Kanununun ilgili hükümlerine değil Anayasa'nın 120. ve 121. maddeleri ile 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanunu çerçevesinde yürürlüğe konulan 667 sayılı Olağanüstü Hal Kanun Hükmünde Kararnamesine dayanılarak tesis edildiği, disiplin cezası niteliğinde olmayıp "göreve son" müessesesinin bir örneği olduğu, bu şekilde göreve son verme halinde zorunlu olmamasına rağmen ilgililere savunma haklarını kullanabilmeleri için 6087 sayılı Yasa'nın 33.maddesi uyarınca yeniden inceleme başvurusunda bulunma imkanı tanındığı, davacı hakkında tesis edilen kararlar ile ilgili olarak kişiselleştirmenin yapıldığı, dava konusu kararların hukuka ve mevzuata uygun olduğu ileri sürülerek davanın reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ: Davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI …'IN DÜŞÜNCESİ: Dava, yargı mensubu olan davacının 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (6749 sayılı Kanun ile kanunlaşmıştır) 3. maddesinin birinci fıkrası uyarınca meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin olarak Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu'nca verilen ... tarih ve ... sayılı karar ile bu karara yönelik yeniden inceleme talebinin reddi hakkında aynı Kurul tarafından verilen ... tarih ve ... sayılı kararın iptali ve bu kararlar nedeniyle davacının yoksun kaldığını ileri sürdüğü özlük haklarının iadesi ve parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
Davacının Anayasa'ya aykırılık iddiası ile tarafların usule ilişkin iddiaları yerinde görülmemiştir.
Dava dilekçesinde, anılan Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu kararlarının iptali istenilmiş ise de, dilekçenin içeriğinden istemin sadece bu kararların davacıya ilişkin kısmına yönelik olduğu anlaşıldığından, iptal isteminin bu kapsamda incelenmesi gerekli görülmüştür.
Üstün bir kamu gücü yetkisi niteliğindeki yargı yetkisini kullanan hâkim ve savcıların, tarafsız ve bağımsız olarak görev yapmaları, T.C. Anayasası'na, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre hüküm vermeleri ve anayasal düzene sadakat göstermeleri, hukuk devletinde demokratik toplum düzeninin korunması açısından büyük önem arz etmektedir.
Nitekim, T.C. Anayasası'nda, yargı yetkisinin Türk Milleti adına bağımsız ve tarafsız mahkemelerce kullanılacağı (9.madde); herkesin meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğu (36.madde); hâkimlerin görevlerinde bağımsız oldukları ve Anayasa'ya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanî kanaatlerine göre hüküm verecekleri (138.madde); meslekten çıkarılmayı gerektiren bir suçtan dolayı hüküm giymiş olmaları veya meslekte kalmalarının uygun olmadığına karar verilmesi hakkında kanundaki istisnalar saklı olmak üzere azlolunamayacakları (139.madde) kurala bağlanmıştır.
Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Komisyonu'nun 23 Nisan 2003 tarihli oturumunda kabul edilen ve Hâkimler ve Savcılar Kurulu'nun 27/06/2006 tarih ve 315 sayılı kararı ile benimsenmiş bulunan Bangalor Yargı Etiği İlkelerinde de, bağımsızlık, tarafsızlık, doğruluk, dürüstlük, eşitlik, ehliyet ve liyakat korunan değerler olarak sayılmış olup, hâkimlerin herhangi bir yerden herhangi bir sebeple doğrudan ya da dolaylı olarak gelebilecek her türlü dış etki, rüşvet, baskı, tehdit ve müdahaleden uzak şekilde, olaylara ilişkin kendi değerlendirmelerine dayanarak ve hukuka dair kendi vicdani anlayışları ile uygun biçimde yargı işlevini bağımsız olarak yerine getirmeleri gerektiği; yargı görevlerini tarafsız, önyargısız ve iltimassız olarak yerine getirmek zorunda oldukları; mahkeme içerisinde ve dışında, halkın, hukukçuların ve dava taraflarının yargı ve hâkim tarafsızlığına duyduğu güveni koruyacak ve artıracak davranışlar içerisinde olmaları gerektiği; davranışlarının makul bir kişinin gözünde tasvip edilir nitelikte olmasını sağlamaları ve hâl ve davranış tarzlarının, insanların yargının doğruluğuna ilişkin inancını kuvvetlendirici nitelikte olması gerektiği; yalnızca adaleti sağlamakla kalmamaları, bu görüntüyü yansıtılmak zorunda da oldukları; sıradan bir vatandaşın ağır olarak nitelendirebileceği kişisel sınırlamaları kabul etmek durumunda oldukları ve bunu özgürce ve kendi iradeleriyle yapmaları gerektiği; ailelerinin, sosyal ilişkilerinin veya diğer ilişkilerinin, hâkim olarak meslekî davranışlarını veya kararlarını uygunsuz bir şekilde etkilemesine izin vermemeleri gerektiği; yargı görevinin yerine getirilmesinde herhangi bir kimsenin kendilerini uygunsuz bir şekilde etkileyebileceği izlenimine yol açmamaları ve başkalarının böyle bir izlenime yol açmasına müsaade etmemeleri gerektiği; özetle, hâkimlerin yargı vazifesinin onuruyla uyumlu bir tarzda davranmak zorunda oldukları belirtilmiştir.
Yukarıda belirtilen meslek ve davranış kurallarının benimsenmesi ve sürdürülebilmesi bakımından hâkim ve savcıların denetimi ve gerektiğinde bu konuda meşru tedbir ve yaptırımların uygulanması zorunlu olup, bu amaçla T.C. Anayasası'nın 159. maddesi ile kurulan Hâkimler ve Savcılar Kurulu'na, hâkim ve savcılardan meslekte kalmaları uygun görülmeyenler hakkında karar verme, disiplin cezası verme ve görevden uzaklaştırma işlemlerini yapma yetkisi tanınmıştır.
22.7.2016 tarih ve 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin değiştirilerek kabul edilmesine dair 6749 sayılı Kanun’un 3. maddesinin birinci fıkrasında ise, terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen hâkim ve savcılar hakkında Hâkimler Ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunca meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verileceği belirtilmiş olup; 2.1.2017 tarih ve 685 sayılı Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu Kurulması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin değiştirilerek kabul edilmesine dair 7075 sayılı Kanun’un 11. maddesinin ikinci fıkrasında da, bu kapsamda verilmiş meslekten çıkartma kararlarına karşı, kesinleşmesinden itibaren altmış gün içinde ilk derece mahkemesi olarak Danıştay'a dava açılabileceği kuralına yer verilmiştir.
Başta FETÖ/PDY olmak üzere terör örgütleriyle veya milli güvenliğe karşı faaliyette bulunan yapı, oluşum ya da gruplarla herhangi bir bağı olduğu değerlendirilen yargı mensuplarının meslekten çıkarılması, demokratik toplumun temel değerlerinden biri olan yargının güvenilirliği ve saygınlığının sağlanması bakımından ayrı bir önem taşımaktadır. Nitekim 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3. maddesinin gerekçesinde; 15 Temmuz 2016 tarihinde gerçekleştirilen darbe teşebbüsü ve kalkışmanın sorumlusu olan FETÖ/PDY ile bağlantılı yargı mensuplarının görevde tutulmaları en başta yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığı ilkeleriyle bağdaşmadığı; Anayasa'ya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatine göre hüküm verme ödevi altındaki yargı mensuplarının bağımsızlık ve tarafsızlık ilkesiyle hiçbir biçimde bağdaşmayacak yapılanmaların içine girmesi, örgüt hiyerarşisi içinde ve ideolojik bağlılık duygularıyla hareket etmesinin en başta yargının saygınlığı ve güvenilirliğine zarar vermekte olduğu; Devlet organizasyonu dışındaki başka bir hiyerarşik yapının talimatlarına boyun eğen yargı mensuplarının varlığının, vatandaşların yine Anayasa'nın teminatı altındaki adil yargılanma hakkı önünde büyük bir engel teşkil ettiği; bu nedenlerle, belirtilen türde irtibatları değerlendirilen yargı mensuplarının meslekte kalmalarının doğuracağı sakıncaları gidermek amacıyla, Anayasa'nın 139 uncu maddesinin ikinci fıkrasında tanınan takdir hakkı da gözetilerek bu düzenlemenin yapıldığı ifade edilmiştir.
667 sayılı KHK’nın yukarıda anılan 3. maddesinde genel olarak terör örgütlerinden veya MGK’ca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplardan söz edilmiş ise de madde gerekçesi dikkate alındığında FETÖ/PDY’nin bunların başında geldiği anlaşılmaktadır. Tedbirin uygulanması için mutlaka terör örgütüyle, terör faaliyetleriyle ve bu arada darbe teşebbüsüyle yargı mensupları arasında bağ kurulması aranmamış; MGK’ca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen “yapı”, “oluşum” veya “gruplar” ile bağ kurulması yeterli görülmüştür. Diğer taraftan maddeye göre meslekten çıkarma tedbirinin uygulanabilmesi için söz konusu bağın yapıya, oluşuma veya gruba “üyelik” veya “mensubiyet” şeklinde olması zorunlu olmayıp “iltisak” ya da “irtibat” şeklinde olması da yeterlidir. Öte yandan, terör örgütleri veya MGK’ca devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplar ile üyeler arasındaki bağın “sübut” derecesinde ortaya konulması aranmamıştır. Böyle bir bağın Hâkimler Ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunca “değerlendirilmesi” yeterli görülmüştür. Buradaki değerlendirme Genel Kurulun salt çoğunluğunda oluşacak bir “kanaati” ifade etmektedir. Kuşkusuz bu kanaat cezai sorumluluğun bulunup bulunmadığından bağımsız olarak sadece meslekte kalmanın uygun olup olmadığı yönünde bir değerlendirmeden ibarettir ve bu değerlendirme yapılırken, yetkili kurulları belli bir kanaate ulaştıracak nedenler her somut olayın özelliğine göre değişebilecektir.
Nitekim, bazı Anayasa Mahkemesi üyelerinin 667 sayılı KHK uyarınca meslekten çıkartılmasına ilişkin olarak Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu'nca verilen 4/8/2016 gün ve E:2016/6; K:2016/12 sayılı kararda da yukarıda belirtilen uygulama koşulları aynen benimsenmiş bulunmaktadır.
Dava dosyasının incelenmesinden, davaya konu Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu'nun ... tarih ve ... sayılı kararıyla; ilgililerin mesleğe kabulleri ile başlayan, eğitim merkezi ve Türkiye Adalet Akademisi'ndeki faaliyetleri, hizmet içi eğitim ve yabancı dil eğitimlerine katılımlarına, yurtdışına gönderilmelerine, özel yetkili savcılıklara veya mahkemelere yahut idari görevlere atanmalarına ilişkin bilgiler ile bu görevlendirmelerde ve yine bir silah olarak kullanılan özel yetkili mahkemelere hâkim veya unvanlı olarak, Teftiş Kurulu Başkanlığına, başkan, başkan yardımcısı veya müfettiş sıfatıyla, idari kurumlara tetkik hâkimi, daire başkanı veya yardımcısı, genel müdür veya yardımcısı sıfatıyla v.s. şeklinde yapılan atamalarda dikkate alınan kriterler, özlük dosyalarındaki bilgi ve belgeler, sosyal medya hesaplarındaki paylaşımları, ilgililer hakkında Hâkimler ve Savcılar Kuruluna intikal eden şikâyet, ihbar, inceleme ve soruşturma dosyaları ile bu dosyalar hakkında verilen kararlar, mahallinde yapılan araştırmalar, FETÖ/PDY terör örgütü ile ilintili dosyalarda görev alan hâkim ve Cumhuriyet savcılarının bu dosyalarda yapmış oldukları işlemler ve verdikleri kararlar, örgüt mensuplarının haberleşme için kullandıkları şifreli programlarda yer alan kayıtlar, Hâkimler ve Savcılar Kurulu'nun FETÖ/PDY mensubu oldukları Emniyet Genel Müdürlüğü terörle mücadele birimlerince düzenlenen raporlarla sabit olan örgüt üyeleri hakkında tayin ettiği disiplin cezaları ve muhalefet şerhleri, sosyal çevre bilgileri ve Ankara Cumhuriyet Başsavcılığından temin edilen bilgi ile belgeler, ilgililer hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca başlatılan soruşturmanın niteliği ve isnat edilen suçlamalar ile gözaltı ve tutuklama kararları, soruşturma kapsamında ifadelerine başvurulan hâkim ve Cumhuriyet savcılarının ifade ve sorgu tutanakları, itirafçıların beyanları birlikte dikkate alınarak, ekli listede yer alan hâkim ve Cumhuriyet savcılarının 667 sayılı KHK’nın 3. maddesinin birinci fıkrası kapsamında FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatlarının olduğu sabit görüldüğünden, adı geçenlerin anılan Kanun Hükmünde Kararname hükmü uyarınca meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve ayrı ayrı olmak üzere meslekten çıkarılmalarına karar verildiği anlaşılmıştır.
Davacı tarafından, dava konusu işlemin savunması alınmadan tesis edildiği ileri sürülmekte ise de, bu eksikliğin yargılama süreci içinde giderilmesinin mümkün olması, 667 sayılı KHK'de öngörülen meslekten veya kamu görevinden çıkarmanın, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak “olağanüstü tedbir” niteliğini taşıması ve davaya konu Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu kararının, disiplin hukukuna ilişkin hükümlerin uygulanmasını gerektiren meslekten çıkarma cezası niteliğinde bulunmaması karşısında bu iddiaya itibar edilmemiştir.
Taraflarca dosyaya sunulan bilgi ve belgeler yukarıda belirtilen mevzuat ve mesleki ilkeler ile birlikte değerlendirildiğinde, davacının silahlı terör örgütü olduğu yargı kararıyla sabit görülen (Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 26/09/2017 tarih ve E:2017/16-956, K:2017/370 sayılı kararı) FETÖ/PDY’nin amaç ve eylemleri doğrultusunda faaliyet yürüttüğü hususunda Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu'nda oluşan kanaatin hukuken haklı ve geçerli nedenlere dayalı olduğu sonucuna varıldığından, bu husus gözetilerek ve davacının meslekte kalmasının doğuracağı sakıncaları gidermek amacıyla, T.C. Anayasası'nın 139. maddesi ile verilen takdir hakkı çerçevesinde meslekten çıkartılmasına ilişkin dava konusu Genel Kurul kararlarında hukuka aykırılık bulunmamıştır.
Nitekim, davacı hakkında ... Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçu nedeniyle mahkumiyet kararı verildiği de tespit edilmiştir.
Diğer taraftan, dava konusu Genel Kurulu kararlarının davacıya ilişkin kısımlarında hukuka aykırılık görülmediğinden, davacının bu nedenle meydana geldiğini ileri sürdüğü kayıplarının tazminine de olanak bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, davanın reddi gerektiği, düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki bilgi ve belgeler incelendikten sonra davalı idarenin usule ilişkin itirazları yerinde görülmeyerek işin gereği görüşüldü:
A) MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ
1) Genel Olarak
Türkiye’de 15 Temmuz 2016 gecesi, kendilerini “Yurtta Sulh Konseyi” olarak isimlendiren bir grup Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) mensubu tarafından, demokratik biçimde halk tarafından göreve getirilen Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ve Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla darbe teşebbüsünde bulunulmuş, bu teşebbüs Türk Milleti tarafından akamete uğratılmıştır.
Anayasa'nın olay tarihinde yürürlükte bulunan 118. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Milli Güvenlik Kurulu (MGK) tarafından 20/07/2016 tarihli toplantıda yapılan değerlendirmede, darbe teşebbüsünün TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından başlatıldığı, bu örgütün kuruluş aşamasından itibaren etkisi altına aldığı eğitim kuruluşları, sivil toplum kuruluşları, medya kuruluşları, ticari kuruluşlar ve kamu görevlileri aracılığıyla Milleti ve Devleti kontrol altında tutmayı amaçladığı belirtilmiştir.
MGK'nın anılan toplantısında "demokrasinin, hukuk devleti ilkesinin, vatandaşların hak ve özgürlüklerinin korunmasına yönelik tedbirlerin etkin bir şekilde uygulanabilmesi amacıyla" Hükûmete olağanüstü hâl ilan edilmesi tavsiyesinde bulunulması hususu kararlaştırılmıştır. Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu 20/07/2016 tarihinde, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmesine karar vermiştir. Anılan karar 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş ve aynı gün TBMM tarafından onaylanmıştır. Olağanüstü hâl, daha sonrasında üçer aylık dönemler hâlinde Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu tarafından uzatılmış ve 18/07/2018 tarihinde kaldırılmıştır.
23/07/2016 tarihinde Türkiye Cumhuriyeti tarafından Avrupa Konseyi Genel Sekreterliği ve Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliğine, Türkiye’de 21/07/2016 tarihinde olağanüstü hâlin yürürlüğe girmesiyle birlikte başlayan süreçte, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS)’nin 15. maddesinde görüldüğü şekliyle Sözleşme’den doğan yükümlülükler bağlamında daha az güvence sağlanabileceği belirtilerek derogasyon bildiriminde bulunulmuştur.
23/07/2016 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (667 sayılı KHK) 3/1. maddesi ile yargı mensupları ve bu meslekten sayılanlardan terör örgütlerine veya Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna MGK tarafından karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilenlerin meslekten veya kamu görevinden çıkarılmalarına karar verileceği düzenlenmiştir. Anılan KHK, 18/10/2016 tarihli ve 6749 sayılı Kanun'la değiştirilerek kabul edilmiş, bu Kanun ise 29/10/2016 tarih ve 29872 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
23/01/2017 tarih ve 29957 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 685 sayılı Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu Kurulması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname (685 sayılı KHK) ile 667 sayılı KHK'nın ilgili maddesi uyarınca meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilen hâkim ve savcıların, kararın kesinleşmesinden itibaren altmış gün içinde ilk derece mahkemesi olarak Danıştayda dava açabilecekleri düzenlenmiştir. 685 sayılı KHK, 01/02/2018 tarihli ve 7075 sayılı Kanun'la değiştirilerek kabul edilmiş, anılan Kanun 08/03/2018 tarih ve 30354 sayılı (mükerrer) Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Nitekim, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Kadriye Çatal/Türkiye (B. No: 2873/17, 07/03/2017) kararında, haklarında meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilen yargı mensupları için doğrudan Danıştayda iptal davası açma imkânının tanındığını belirterek Kadriye Çatal tarafından yapılan başvuruyu iç hukuk yollarının tüketilmemiş olduğu gerekçesiyle kabul edilemez bulmuştur.
2) Davacıya İlişkin Süreç
... tarih ve ... sayılı Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu kararıyla, yargı mensubu olarak görev yapmakta olan davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmiştir. Bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebi anılan Kurul tarafından ... tarih ve ... sayılı kararla reddedilmiştir.
Davacı tarafından meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin karar ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin kararın iptaline ve bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal ve özlük haklarının işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi talebiyle bakılmakta olan dava açılmıştır.
Öte yandan davacının, ceza yargılaması sonucunda ... Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. Dairemizin karar verdiği tarih itibarıyla UYAP ortamında yapılan inceleme sonucu anılan mahkumiyet kararının kesinleşmediği görülmüştür.
B) İLGİLİ MEVZUAT
1) Anayasa
Anayasa’nın Başlangıç kısmında, Millet iradesinin mutlak üstünlüğü, egemenliğin kayıtsız şartsız Türk Milletine ait olduğu ve bunu Millet adına kullanmaya yetkili kılınan hiçbir kişi ve kuruluşun, bu Anayasa'da gösterilen hürriyetçi demokrasi ve bunun icaplarıyla belirlenmiş hukuk düzeni dışına çıkamayacağı belirtilmiş ve 176. maddesinde de Anayasa'nın dayandığı temel görüş ve ilkeleri belirten başlangıç kısmının, Anayasa metnine dâhil olduğu kuralı getirilmiştir.
Anayasa'nın 5. maddesi: "Devletin temel amaç ve görevleri, Türk Milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır."
Anayasa’nın 6. maddesi: “Egemenlik, kayıtsız şartsız Milletindir.
Türk Milleti, egemenliğini, Anayasanın koyduğu esaslara göre, yetkili organları eliyle kullanır.
Egemenliğin kullanılması, hiçbir surette hiçbir kişiye, zümreye veya sınıfa bırakılamaz. Hiçbir kimse veya organ kaynağını Anayasadan almayan bir Devlet yetkisi kullanamaz.”
Anayasa’nın 9. maddesi: "Yargı yetkisi, Türk Milleti adına bağımsız ve tarafsız mahkemelerce kullanılır."
Anayasa’nın 13. maddesi: “Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”
Anayasa’nın 14. maddesi: “Anayasada yer alan hak ve hürriyetlerden hiçbiri, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmayı ve insan haklarına dayanan demokratik ve lâik Cumhuriyeti ortadan kaldırmayı amaçlayan faaliyetler biçiminde kullanılamaz.
Anayasa hükümlerinden hiçbiri, Devlete veya kişilere, Anayasayla tanınan temel hak ve hürriyetlerin yok edilmesini veya Anayasada belirtilenden daha geniş şekilde sınırlandırılmasını amaçlayan bir faaliyette bulunmayı mümkün kılacak şekilde yorumlanamaz...”
Anayasa’nın dava konusu kararların tesis edildiği tarihte yürürlükte olan hâliyle 15. maddesi: "Savaş, seferberlik, sıkıyönetim veya olağanüstü hallerde, milletlerarası hukuktan doğan yükümlülükler ihlâl edilmemek kaydıyla, durumun gerektirdiği ölçüde temel hak ve hürriyetlerin kullanılması kısmen veya tamamen durdurulabilir veya bunlar için Anayasada öngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınabilir.
Birinci fıkrada belirlenen durumlarda da, savaş hukukuna uygun fiiller sonucu meydana gelen ölümler dışında, kişinin yaşama hakkına, maddî ve manevî varlığının bütünlüğüne dokunulamaz; kimse din, vicdan, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz ve bunlardan dolayı suçlanamaz; suç ve cezalar geçmişe yürütülemez; suçluluğu mahkeme kararı ile saptanıncaya kadar kimse suçlu sayılamaz."
Anayasa’nın 20. maddesinin birinci fıkrası: “Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz.”
Anayasa’nın 36. maddesi: "Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.
Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz."
Anayasa’nın 138. maddesinin birinci fıkrası: “Hâkimler, görevlerinde bağımsızdırlar; Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanî kanaatlerine göre hüküm verirler.”
Anayasa’nın 139. maddesi: “Hâkimler ve savcılar azlolunamaz, kendileri istemedikçe Anayasada gösterilen yaştan önce emekliye ayrılamaz; bir mahkemenin veya kadronun kaldırılması sebebiyle de olsa, aylık, ödenek ve diğer özlük haklarından yoksun kılınamaz.
Meslekten çıkarılmayı gerektiren bir suçtan dolayı hüküm giymiş olanlar, görevini sağlık bakımından yerine getiremeyeceği kesin olarak anlaşılanlar veya meslekte kalmalarının uygun olmadığına karar verilenler hakkında kanundaki istisnalar saklıdır.”
Anayasa’nın 140. maddesinin ikinci fıkrası: “Hâkimler, mahkemelerin bağımsızlığı ve hâkimlik teminatı esaslarına göre görev ifa ederler.”
Anayasa’nın 159. maddesinin birinci fıkrası: “Hâkimler ve Savcılar Kurulu, mahkemelerin bağımsızlığı ve hâkimlik teminatı esaslarına göre kurulur ve görev yapar.”
Aynı maddenin sekizinci fıkrası: “Kurul, adlî ve idarî yargı hâkim ve savcılarını mesleğe kabul etme, atama ve nakletme, geçici yetki verme, yükselme ve birinci sınıfa ayırma, kadro dağıtma, meslekte kalmaları uygun görülmeyenler hakkında karar verme, disiplin cezası verme, görevden uzaklaştırma işlemlerini yapar...”
2) AİHS
AİHS'in 6. maddesinin birinci fıkrası: "Herkes davasının, medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamaların esası konusunda karar verecek olan, yasayla kurulmuş, bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından, kamuya açık olarak ve makul bir süre içinde görülmesini isteme hakkına sahiptir. Karar alenî olarak verilir. Ancak, demokratik bir toplum içinde ahlak, kamu düzeni veya ulusal güvenlik yararına, küçüklerin çıkarları veya bir davaya taraf olanların özel hayatlarının gizliliği gerektirdiğinde veyahut, aleniyetin adil yargılamaya zarar verebileceği kimi özel durumlarda ve mahkemece bunun kaçınılmaz olarak değerlendirildiği ölçüde, duruşma salonu tüm dava süresince veya kısmen basına ve dinleyicilere kapatılabilir."
AİHS'in 8. maddesi: “Herkes özel ve aile hayatına, konutuna ve yazışmasına saygı gösterilmesi hakkına sahiptir.
Bu hakkın kullanılmasına bir kamu makamının müdahalesi, ancak müdahalenin yasayla öngörülmüş ve demokratik bir toplumda ulusal güvenlik, kamu güvenliği, ülkenin ekonomik refahı, düzenin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için gerekli bir tedbir olması durumunda söz konusu olabilir.”
AİHS'in 15. maddesi: "Savaş veya ulusun varlığını tehdit eden başka bir genel tehlike halinde her Yüksek Sözleşmeci Taraf, durumun kesinlikle gerektirdiği ölçüde ve uluslararası hukuktan doğan başka yükümlülüklere ters düşmemek koşuluyla, bu Sözleşme’de öngörülen yükümlülüklere aykırı tedbirler alabilir.
Yukarıdaki hüküm, meşru savaş fiilleri sonucunda meydana gelen ölüm hali dışında 2. maddeye, 3. ve 4. maddeler (fıkra 1) ile 7. maddeye aykırı tedbirlere cevaz vermez.
Aykırı tedbirler alma hakkını kullanan her Yüksek Sözleşmeci Taraf, alınan tedbirler ve bunları gerektiren nedenler hakkında Avrupa Konseyi Genel Sekreteri’ne tam bilgi verir. Bu Yüksek Sözleşmeci Taraf, sözü geçen tedbirlerin yürürlükten kalktığı ve Sözleşme hükümlerinin tekrar tamamen geçerli olduğu tarihi de Avrupa Konseyi Genel Sekreteri’ne bildirir."
3) Kanun
667 sayılı KHK'nın değiştirilerek kabul edilmesine dair 6749 sayılı Kanun’un 3. maddesinin birinci fıkrası: “Terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen …hâkim ve savcılar hakkında hâkimler ve savcılar yüksek kurulu genel kurulunca meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilir. Bu kararlar, Resmî Gazete’de yayımlanır ve yayımı tarihinde ilgililere tebliğ edilmiş sayılır. Meslekten çıkarma kararlarına karşı ilgili kanunlarda yer alan hükümler uyarınca itiraz edilmesi veya yeniden inceleme talebinde bulunulması üzerine verilen kararlar da Resmî Gazete’de yayımlanır ve yayımı tarihinde ilgililere tebliğ edilmiş sayılır. Görevden uzaklaştırılanlar veya görevlerine son verilenlerin silah ruhsatları ve pasaportları iptal edilir ve bu kişiler oturdukları kamu konutlarından veya vakıf lojmanlarından on beş gün içinde tahliye edilir.”
Üçüncü fıkrası: “Birinci fıkra uyarınca görevine son verilenler hakkında da 4 üncü maddenin ikinci fıkrası hükümleri uygulanır.”
Aynı Kanun’un 4. maddesinin ikinci fıkrası: “Birinci fıkra uyarınca görevine son verilenler bir daha kamu hizmetinde istihdam edilemez, doğrudan veya dolaylı olarak görevlendirilemezler; görevinden çıkarılanların uhdelerinde bulunan her türlü mütevelli heyet, kurul, komisyon, yönetim kurulu, denetim kurulu, tasfiye kurulu üyeliği ve sair görevleri de sona ermiş sayılır. Bu fıkrada sayılan görevleri yürütmekle birlikte kamu görevlisi sıfatını taşımayanlar hakkında da bu fıkra hükümleri uygulanır...”
4) Etik İlkeler
Hâkimler ve savcılar Anayasa ve kanunlarla kendilerine verilen görev ve yetkileri, yazılı olsun ya da olmasın evrensel anlamda hâkim ve savcıları bağladığı hususunda kuşku bulunmayan etik kurallara tabi olarak yerine getirmelidirler.
Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun 27/06/2006 tarih ve 315 sayılı kararı ile benimsenmesine karar verilmiş ve Adalet Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğünce tüm hâkim ve savcılara genelge olarak duyurulmuş olan "Bangalor Yargı Etiği İlkeleri"nde bağımsızlık, tarafsızlık, doğruluk, dürüstlük, eşitlik, ehliyet ve liyakat korunan değerler olarak sayılmıştır. Yine Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun 10/10/2006 tarih ve 424 sayılı kararı ile benimsenmesine karar verilerek Adalet Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğü tarafından tüm hâkim ve savcılara duyurulan Savcılar İçin Etik ve Davranış Biçimlerine İlişkin Avrupa Esasları “Budapeşte İlkeleri” de Bangalor İlkeleri ile benzer ilkeleri içermektedir.
Bangalor Yargı Etiği İlkelerinde hâkimin; herhangi bir yerden herhangi bir sebeple doğrudan ya da dolaylı olarak gelebilecek her türlü dış etki, rüşvet, baskı, tehdit ve müdahaleden uzak şekilde, olaylara ilişkin kendi değerlendirmesine dayanarak ve hukuka dair kendi vicdani anlayışı ile uygun biçimde yargı işlevini bağımsız olarak yerine getirmesi; mahkeme içerisinde ve dışında, halkın, hukukçuların ve dava taraflarının yargı ve hâkim tarafsızlığına duyduğu güveni koruyacak ve artıracak davranışlar içerisinde olması; sürekli kamu gözetiminin öznesi durumunda olan hâkimin, sıradan bir vatandaşın ağır olarak nitelendirebileceği kişisel sınırlamaları kabul etmek durumunda olduğu ve bunu özgürce ve kendi iradesiyle yapması, özellikle yargı vazifesinin onuruyla uyumlu bir tarzda davranması; diğer vatandaşlar gibi ifade, inanç, dernek kurma ve toplanma özgürlüğüne sahip olduğu ancak bu hakların kullanılmasında, yargı mesleğinin onurunu, yargının bağımsızlığını ve tarafsızlığını koruyacak şekilde davranması gerektiği hususları belirtilmiştir.
C) İNCELEME VE GEREKÇE
1) Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç
AİHS'in 15. maddesinde; savaş veya ulusun varlığını tehdit eden bir genel tehlike hâlinde devletlerin, durumun gerektirdiği ölçüde ve uluslararası hukuktan doğan başka yükümlülüklere ters düşmemek koşuluyla AİHS'te öngörülen yükümlülüklere aykırı tedbirler alabileceği belirtilmiştir.
Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu tarafından yargı mensuplarının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin kararlar tesis edilirken ilgililere haklarındaki tespitler bildirilmek suretiyle karşı beyanda bulunma imkânı tanınmamış ise de AİHS'in 15. maddesi hükmü uyarınca ulusun varlığını tehdit eden genel bir tehlikeye karşı ivedi şekilde tedbir almak zorunluluğu çerçevesinde durumun gerektirdiği ölçüde kabul edilebilecek nitelikte olan bu hususun, yargılama aşamasında, hakkındaki tespitler bildirilerek ilgililerin bu tespitlere karşı beyanlarının alınması suretiyle giderilmesinin mümkün olduğu değerlendirilmiştir.
Nitekim AİHM'e göre karar alma veya yargılama sürecinde daha alt aşamalarda yaşanan bazı usule ilişkin eksikliklerin sonraki aşamalarda telafi edilebilmesi mümkündür (Helle/Finlandiya, B. No: 20772/92, 19/12/1997, § 45; Monnell ve Morris/Birleşik Krallık, B. No: 9562/81, 9818/82, 2/3/1987, §§ 55-70).
Bu kapsamda, davalı idare tarafından dava konusu kararların gerekçesi olarak yargılama safahatında dava dosyasına sunulan tüm bilgi ve belgeler davacıya tebliğ edilmiş ve bu bilgi ve belgelere karşı etkin bir şekilde beyanda bulunma imkânı tanınmıştır.
Öte yandan hakkaniyete uygun yargılama hakkına ilişkin güvencelerin (silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin) sağlanması amacıyla Dairemizce görülmekte olan bu davalarda usul kuralları oldukça geniş yorumlanmıştır.
Dava konusu kararlara karşı dava açma süresi, yargı yolunun açıldığı 23/01/2017 tarih ve 29957 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 685 sayılı KHK'nın yayımı tarihinden itibaren değil anılan KHK’nın TBMM tarafından değiştirilerek kabul edilmesine dair 7075 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği 08/03/2018 tarihinden itibaren başlatılmıştır.
Davacıların adli yardım talepleri, "yargılama veya takip giderlerini kısmen veya tamamen ödeme gücünden yoksun olan kimselerin taleplerinin açıkça dayanaktan yoksun olmaması" şartının herhangi bir bilgi veya belgeyle (örneğin fakirlik ilmuhaberi) desteklenmesi beklenmeksizin kabul edilmiştir.
Bu kapsamda davacının adli yardım istemi, Dairemizin 06/08/2018 tarihli kararı ile kabul edilmiştir.
Duruşmalı dosyalarda, tedavi kurumlarında veya ceza infaz kurumlarında bulunan ve mazeretleri nedeniyle duruşmalara katılamayacak olan davacıların duruşmalara kolaylıkla katılabilmeleri, yargılamanın en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması için Ses ve Görüntü Bilişim Sisteminden (SEGBİS) yararlanma imkânı sağlanmıştır.
06/01/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Tebligat ve cevap verme" kenar başlıklı 16. maddesinde; dava dilekçelerinin ve eklerinin birer örneği davalıya, davalının vereceği savunmanın davacıya, davacının ikinci dilekçesinin davalıya, davalının vereceği ikinci savunmanın da davacıya tebliğ edileceği düzenlenmiştir. Davalının ikinci savunmasında davacının cevaplandırmasını gerektiren hususların bulunması hâli dışında, davalının ikinci savunmasına karşı davacının cevap veremeyeceği, tarafların otuz günlük cevap verme süresinin geçmesinden sonra verecekleri savunmalara veya ikinci dilekçelere dayanarak hak iddia edemeyecekleri kurala bağlanmıştır. Bununla birlikte davalı idarenin ek beyan dilekçelerinde dosyaya sunulan bilgi ve belgeler, davacıya tebliğ edilmiş ve dava dosyasına sunulan yeni bilgi ve belgelere karşı beyanlarını sunma imkânı sağlanmıştır.
Bu kapsamda, davalı idare tarafından dava dosyasına sunulan savunma dilekçesinin eki CD 06/08/2020 tarihli ara kararımız ile davacıya tebliğ edilmiş ve bunlara ilişkin beyanlarını sunabilmesi için otuz gün süre verilmiş olup, ayrıca davacı hakkında yeni bilgi ve belgeler içeren ve 12/09/2018 tarihinde davacıya tebliğ edilen 11/07/2018 tarihli ikinci savunma dilekçesi ve eklerinin 09/06/2020 tarihli ara kararımızla beyanlarını sunabilmesi için davacıya on gün süre verilmiştir.
Aynı maddede, haklı sebeplerin bulunması hâlinde, taraflardan birinin isteği üzerine otuz günü geçmemek ve bir defaya mahsus olmak üzere otuz günlük cevap verme süresinin uzatılabileceği belirtilmiştir. Dairemizce talep edilmesi hâlinde taraflara otuz günü geçmemek üzere ek süre verilmiştir.
Bununla birlikte, AİHS’in "Adil Yargılanma Hakkı’’ başlıklı 6. maddesinin 1. fıkrasında herkesin medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgili davasını makul bir süre içinde görülmesini isteme hakkına sahip olduğu düzenlemesi yer almıştır. Bu kapsamda Anayasa Mahkemesi de makul sürede yargılanma hakkını Anayasanın 36. maddesinde yer verilen adil yargılanma hakkının bir parçası olarak görmüştür (Gülseren Gürdal ve Diğerleri, B. No: 2013/1115, 05/12/2013, § 43). Anayasanın 141. maddesinin son fıkrasında da davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması yargının görevleri arasında sayılmıştır.
AİHM kararları incelendiğinde; mahkemenin bir yargılamanın süresinin makul olup olmadığını ...ken her davanın kendi somut durumunu gözettiği ve davanın karmaşıklığı, başvuranların ve yetkili makamların yargılama sürecindeki davranışları ile ilgililer için davanın konusunun arz ettiği önem gibi kriterleri dikkate aldığı görülmüştür (Frydlender / Fransa, B. No: 30979/96, 27/6/2000, § 43, Yılmaz / Türkiye, B. No: 36607/06, 04/06/2019, §§ 32). Aynı şekilde Anayasa Mahkemesi de makul süre yönünden yaptığı incelemelerde, davanın karmaşıklığı, yargılamanın kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunun davanın hızla sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususları, bir davanın süresinin makul olup olmadığının tespitinde göz önünde bulundurulması gereken kriterler olarak belirlemiştir (Güher Ergun ve Diğerleri, B. No: 2012/13, 02/07/2013, § 41-45, Gülseren Gürdal ve Diğerleri, B. No: 2013/1115, 05/12/2013, § 46).
Bu kapsamda; yargı mensuplarının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılması kararlarına karşı ilgililer tarafından genellikle işlem tesisinden sonra bu işlemlere karşı yargı yolu açık olmadığı halde altmış günlük dava açma süresi içinde Ankara İdare Mahkemelerinde ya da doğrudan Danıştay'da davalar açılmış ise de anılan işlemlere karşı ancak 23/01/2017 tarih ve 29957 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 685 sayılı KHK'nın yayımı tarihinden itibaren Danıştay'da yargı yolunun açılmış olduğu anılan KHK ile kabul edildiğinden, bu davaların esastan incelenmesine Dairemiz tarafından bu tarihten itibaren başlanmıştır.
Bununla birlikte yukarıda aktarıldığı üzere gerek ulusun varlığını tehdit eden genel bir tehlikeye karşı ivedi şekilde tedbir almak zorunluluğu çerçevesinde olağanüstü şartlar altında tesis olunan işlemler nedeniyle açılan bu davaların karmaşık yapısına, gerekse hakkaniyete uygun yargılanma hakkına ilişkin güvencelerin (silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin) sağlanması amacıyla davalı idare tarafından dava konusu kararın gerekçesi olarak yargılamanın her safahatında dava dosyasına sunulan tüm bilgi ve belgelerin davacıya tebliğ edilmesi ya da davalı idarenin ikinci cevap dilekçesine karşı davacı tarafa ek süre verilerek cevap hakkı tanınması gibi geniş usuli uygulamalara rağmen bakılmakta olan bu dava mümkün olan en kısa süre içinde Dairemiz tarafından sonuçlandırılmıştır.
2) FETÖ'ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26/09/2017 tarih ve E:2017/16.MD-956, K:2017/370 sayılı kararında; FETÖ’nün, paravan olarak kullandığı dini, din dışı dünyevi emellerine ulaşma hâline getiren; siyasi, ekonomik ve toplumsal yeni bir düzen kurma tasavvuruna sahip örgüt liderinden aldığı talimatlar doğrultusunda hareket eden; bu amaçla öncelikle güç kaynaklarına sahip olmayı hedefleyip güçlü olmak ve yeni bir düzen kurmak için şeffaflık ve açıklık yerine büyük bir gizlilik içerisinde olmayı şiar edinen; bir istihbarat örgütü gibi kod isimler, özel haberleşme kanalları, kaynağı bilinmeyen paralar kullanıp böyle bir örgütlenmenin olmadığına herkesi inandırmaya çalışarak ve bunda başarılı olduğu ölçüde büyüyüp güçlenen, bir yandan da kendi mensubu olmayanları düşman olarak görüp mensuplarını motive eden; “Altın Nesil” adını verdiği kadrolarla sistemle çatışmak yerine sisteme sahip olma ilkesiyle Devlete tabandan tavana sızan; bu kadroların sağladığı avantajlarla Devlet içerisinde belli bir güce ulaştıktan sonra hasımlarını çeşitli hukuki görünümlü hukuk dışı yöntemlerle tasfiye eden; böylece devlet aygıtının bütün alt bileşenlerini ünite ünite kontrol altına almayı ve sisteme sahip olmayı planlayıp ele geçirdiği kamu gücünü de kullanarak toplumsal dönüşümü sağlamayı amaçlayan; casusluk faaliyetlerini de bünyesinde barındıran atipik/suigeneris bir terör örgütü olduğu belirtilmiştir.
1970’li yıllardan itibaren özellikle, mülkiye, adliye, emniyet, millî eğitim ve TSK içerisinde kadrolaşmaya giden FETÖ liderinin vaaz, röportaj ve kitaplarında bulunan ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun anılan kararında da yer alan “Esnek olun, sivrilmeden can damarları içinde dolanın!”, "Bütün güç merkezlerine ulaşıncaya kadar hiç kimse varlığınızı fark etmeden sistemin ana damarlarında ilerleyin!", “Türkiye’deki devlet yapısı ölçüsüne göre bütün anayasal müesseselerdeki güç ve kuvveti cephemize çekeceğimiz ana kadar her adım erken sayılır. …bunca kalabalık içinde ben bu dünyayı ve düşüncemi sözde mahremiyet içinde anlattım. …sırrınız sizin sırrınızdır. Söylerseniz siz esir olursunuz.”, “Bir gün bana Ankara’da bin evimiz olduğunu söyleyin, devletin paçasından şöyle bir tutacağım, devlet uyandığında yapacağı hiçbir şey kalmayacak” şeklindeki sözleri bu suigeneris örgütün, Devleti ele geçirme gayretlerinin somut talimatları olarak ortaya çıkmıştır.
Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 08/06/2018 tarih ve E:2016/238, K:2018/128 sayılı kararında ise FETÖ'nün yargı yapılanmasına ilişkin şu tespitlere yer verilmiştir:
"Örgütün hakim, savcı yapılanması bölgelere ayrılmış olup ...bölgelerden sorumlu kişilere bölge abisi veya bölge ablası denilmektedir. Her bölgenin 8-10 evi kapsadığı, örgüt mensupları arasında farklı sohbet grupları ve bu gruplardan sorumlu örgüt imamı bulunmaktadır. ...Örgüt üyesi hakim, savcıların sicil numaralarına veya mesleğe başlama aşamasında, adalet akademisindeki dönemlerine göre ayrı ayrı devre ve sicil numarası içerisinde gruplandırmaların yapıldığı, T1, T2, T3, T4, T5 şeklinde belirli sicil aralıklarını kapsayan hakim, savcıların gruplandırılarak taşra ve devre yapılanması oluşturulmuştur. Her grupta kendi içerisinde hakim, savcı sayılarına göre 3-5 kişilik sohbet gruplarına ayrılmıştır. ...Örgüt tarafından örgüt üyesi ile yapılan görüşme sonrasında hakim, savcı olması kararlaştırılan örgüt üyeleri sınavlara hazırlanmak üzere örgüte ait Ankara’daki örgüt evlerinde sınava çalıştırılır. Bu örgüt evinin masraflarının örgüt tarafından karşılandığı ve sınava çalıştırılacak kişiler dışında başka kimsenin bu evlere giremediği anlaşılmıştır. Bu örgüt evlerinde hakimlik, savcılık sınavına girecek örgüt üyeleri sınavlara hazırlanmakta olup deneme sınavlarının yapıldığı ayrıca sınav sorularının örgüt tarafından yasal olmayan yollardan ele geçirilip bu evlerde sınavdan bir kaç gün önce örgüt mensubu abi veya ablalar tarafından örgüt üyelerine verilmiştir. Örgüt üyelerine cevapları işaretlenmiş soru kitapçıkları verilerek bunları ezberlemelerinin sağlandığı, bu şekilde örgüt üyelerinin sınavları kazanmalarının sağlandığı anlaşılmıştır. Yazılı sınavı kazanan örgüt üyeleri murakıplarca tekrar eve çağrılarak mülakat için hazırlanmakta mülakatta nasıl davranacaklarının öğretilmektedir. Ayrıca örgüt tarafından kendilerine referans bulunacağı veya kendilerinin referans bulmaları söylenmektedir. Mülakat sınavını kazanan ve hakim, savcı adayı olan örgüt üyeleri mülakattan sonra tekrar murakıplar tarafından örgüt evlerine çağrılarak staj aşamasında hangi evde kalacakları, ev sorumlularının kim olacağı anlatılarak, bu şekilde staja başlayan örgüt üyesinin staj döneminde de örgüt tarafından takibi yapılmaktadır. Staj aşamasında örgüt üyelerinin deşifre olmamaları için beşer kişilik gruplar halinde, masrafı örgüt tarafından karşılanan ev tutmaları sağlanmaktadır. Her ev için bir sorumlu tayin edilmektedir. Adaylık sürecini tamamlayıp ataması yapılan örgüt üyesi hakim, savcıların örgüt tarafından takibine devam edildiği, sürekli irtibat kurularak bunların örgüte bağlılıkları sağlanmaktadır. Ataması yapılan örgüt mensubu hakim, savcının ilk maaşlarının tamamı örgüt tarafından alınmaktadır. Daha sonraki aylarda ise bekarlardan %15, evlilerden %10, en az 3 çocuğu olanlardan ise %5 oranında himmet toplanmaktadır. Bekar olan örgüt mensubu hakim, savcıların örgüt için önemli stratejik kurumlarda görevli örgüt üyeleri ile veya aynı meslekteki örgüt üyeleri ile evlenmelerinin teşvik edildiği ve katalog evlilikler yaptırıldığı anlaşılmıştır...
Örgüt tarafından hakim, savcılara yönelik adaylık dahil tüm süreçlerde yabancı dil, yüksek lisans, doktora eğitimi, yurt dışı gezileri, mesleki ve kişisel programlar düzenlenmek suretiyle örgüt üyesi hakim, savcılar emsallerine göre daha donanımlı hale getirilmektedir. Örgüt mensupları hak etmedikleri halde yurt içi ve yurt dışı yüksek lisans ve doktora programlarına yerleştirilmişlerdir...
HSYK ve Ad[a]let Bakanlığı Teftiş Kurulunda görev yapan örgüt mensubu müfettişlerce yapılan teftişlerde örgüt üyesi olan hakim, savcılarla örgüt üyesi olmayan hakim, savcılar farklı muameleye tabi tutulmakta, örgüt üyesi hakim, savcılara hak etmedikleri halde yüksek notlar ve olumlu siciller verilmekte, örgüt üyesi olmayan hakim, savcılara ise vasat veya düşük notlar verilmekte, sicilleri bozulmaktadır.
Örgüt üyesi hakim ve savcılar görev yaptıkları yerlerde görevleri nedeniyle öğrendikleri önemli bilgiler ile soruşturma ve dava dosyalarında gördükleri örgüt için önem taşayabilecek konuları gerek adliye gerekse il veya ilçede önemli görevlerde bulunan kişiler ile ilgili topladıkları bilgileri toplantılarda örgüt sorumlusu abiye iletmektedirler. Menfi takip heyeti denilen bir grup tarafından örgüt üyelerinden toplanan bu bilgiler değerlendirilmekte, neticesine göre yapılacak işlemler kararlaştırılmaktadır...
Örgüt mensubu hakim, savcıların deşifre olmasının önüne geçmek amacıyla örgüt üyesi hakim, savcıların çocuklarını örgüte ait olan okullara göndermemelerine karar verilmesi halinde örgüt üyesi hakim, savcı çocuklarının eğitimleri ile ilgilenilmesi, ayrıca ideolojik eğitim verilmesi için eğitim birim adıyla ayrıca bir birim kurulmuştur. Bu birim sorumlusu Yargıtay Üyesi olarak görev yapan örgüt üyelerinden seçilmektedir...
Örgüt faaliyetlerinin bir çoğunda gizlilik esas alınmasına karşın örgüt tarafından HSYK seçimlerine verilen önemden dolayı bu dönemde örgüt mensuplarının deşifre olmayı göze alarak seçimlerde tüm il ve ilçeleri kapsayan adliye ziyaretleri, ev ziyaretleri ve yemek organizasyonları düzenlemişlerdir. Sözde bağımsız örgüt üyesi adaylarının seçim gezilerine birlikte katılmışlardır. Örgütün 2014 yılı HSYK üye seçimlerinde gerek YARSAV listesi, gerekse bağımsız aday adı altında aday göstererek yargı içerisinde alternatif bir yargı gücü kuracak şekilde örgütlü olduğu anlaşılmıştır..."
Öte yandan Dairemizde derdest olan dava dosyalarında yukarıda belirtilen tespitleri destekler mahiyette, FETÖ'nün niteliğine ilişkin aşağıdaki beyanların yer aldığı görülmüştür:
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan M.Ü.ye ait Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 21/10/2016 tarihli ek sorgulama tutanağı: “…Şunu söylemem gerekiyor ki cemaat farklı sınav evlerinde kalan şahısları birbiriyle tanıştırmaz. …Bu yapı sizi asla boşta bırakmaz, yani üniversiteden mezun olduğunuzda sınav çalışma eviniz hazırdır, sınavı kazanınca mülakat referans listeniz hazırdır, bunların her aşamasından sorumlu olan kişiler vardır. …Kural olarak bu yapı gizlilik üzerine kurulu olduğundan bir evde kalan diğer evde kalan kişileri tanımazdı. Ama biz bazen tanıştığımızda kimin bizden olduğunu hissediyor ve anlıyorduk. Biz staja başladıktan sonra bize yavaş yavaş tedbire riayet etmemiz hususu anlatılmaya başlandı. …bu yapıda ciddi bir hiyerarşi söz konusuydu. Ben maaşımın bekarken %15’ini, evlendikten sonra ise %10’unu cemaate himmet olarak verdim. …Evde kalan kişi sadece ev abisini tanır. Kıdemsiz birinin üst abileri tanıma şansı yoktur. Staj esnasında bize namazınızı gizli kılın gerekirse zorunlu hallerde namazlarınızı cem edin diyorlardı. Ramazan orucunuzu tutun ancak gerekirse oruç tutmuyormuş gibi davranın diyorlardı. Bunun haricinde önemli bir husus da bize evliliğin faziletleri anlatılıyordu. …Evlilikten sorumlu abi, evlendirmeyi düşündüğü erkeğe gelerek erkekten bir vesikalık fotoğraf ve bir CV ister, devamında bu CV’yi ve fotoğrafı bir havuza atardı. Aynı işlemi bayanlar için de yapıyorlardı. Devamında evlilikten sorumlu abi kendince uygun gördüğü eş adaylarını birbirleriyle tanıştırıyordu.”
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan A.A.ya ait Kilis Terörle Mücadele Şube Müdürlüğünce düzenlenen 23/06/2017 tarihli şüpheli ifade tutanağı: “17-25 Aralık süreci sonrası örgütün sivil imamı … kod adlı şahsın katıldığı …bir toplantıda sivil imam adlicilere hitaben ‘elinizde ...siyasal iktidara ilişkin yolsuzluk ihale usulsüzlüğü vs. gibi ses getirecek dosya varsa, bu tarz ses getirecek dosyaları bekletmeyin, hemen davasını açın.’ dedi. …Örgüt mensuplarının deşifre olmasını önlemek için tedbir ya da ruhsat diye tabir edilen yöntemler uygulanmaktaydı. Bu kapsamda örneğin; cuma namazına gitmememiz, adliyede namazları ima ile (göz ile) kılmamız, eğer mümkünse namaz vakti yetişiyorsa namazları cem ederek (birleştirerek) evde kılmamız, ramazan ayında eğer belli olacaksa oruç tutmamamız ve gerektiğinde alkol almamız talimatlandırılmıştı. …Bizim mezuniyet balomuzda, o dönemki yargı bürokrasisinin hassasiyeti de gözetilerek protokol masalarından görülecek açıdaki ön sıra masalara hep örgüt üyeleri oturtulmuş ve bunlara alkol almaları talimatlandırılmıştı diye biliyorum. …Seçim [2014 HSYK seçimi] süreciyle ilgili son olarak belirtmek istediğim, örgütün ByLock üzerinden birbirleriyle haberleşerek Facebook’taki hâkim-savcı gruplarında ya da adalet.org’da organize bir şekilde hareket ederek bağımsız aday tanıtımlarının altına adayı övücü, parlatıcı, adayı ön plana çıkartıcı yorumlar yapılmasının sağlanmasıydı. Buna örnek olarak bir olay anlatayım; R.Ş. mahkemede yanıma gelip bana tefonundaki ByLock mesajını okuttu. Yazının içeriğinde; --Tüm arkadaşların dikkatine, şu gün şu saatte Facebook’taki hâkim savcı gruplarında ve adalet.org’da ‘[İ.Ç.] Gerçeği’ isimli bir paylaşım yapılacaktır. Paylaşımın altına bağımsız aday [İ.Ç.]yi övücü yorumlar yapıp destekleyelim.-- …Görüldüğü üzere örgüt sosyal medyada organize bir şekilde hareket ederek seçimde başarılı olmayı amaçlamıştır. ...FETÖ yargı mensuplarını T1, T2, T3, T4, T5 üst başlığı/ tasnifi adı altında grup grup, hücre tipi yapılandırılmıştır. T3’teki bir kişinin ekstra bir tanışıklık yoksa diğerlerini bilmesi mümkün olmadığı gibi, yine T3 altında yer alan grupların da birbirini tanımaması genel kuraldır. Tedbir denilen gizlilik kurallarına riayet edilerek bu gizliliğin sağlanması amaçlanmıştır. Ama özellikle Ankara’da staj döneminde bu gizliliği sağlayamadılar. Bir çok farklı gruba mensup kişi birbirlerini bir şekilde tanıdı veya başkasından duymak suretiyle öğrendi. Ancak tedbire son derece riayet edenler kendilerini gizleyebilmiştir.”
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan M.Ö.ye ait Osmaniye Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 18/10/2016 tarihli sorgulama tutanağı: “Taşra yapılanmasında o dönemki adı ile cemaatin bu yapılanması profesyonel olarak yürütülüyordu. 2002 yılından itibaren taşra yapılanması kendi içerisinde T1, T2, T3, T4, T5 şeklinde bölümlere ayrılmıştı. ("T" taşra anlamına gelen yapılanmayı simgelerdi). T1 grubu 39 bin sicilden daha önce gelenlerdi. T2 grubu 39 bin, 42 bin sicillileri, T3 grubu 92 bin 109 bin arası sicillileri, T4 grubu daha sonraki sicillileri,T5 grubu 125 bin ve sonraki sicillileri ifade ederdi.”
Sonuç olarak FETÖ'nün, yıllar itibarıyla takiye (olduğundan farklı görünme) esasına dayanan uzun vadeli bir projenin aşamalarını izleyerek kurduğu strateji doğrultusunda, kamu kurumlarında ve yargı organlarında demokratik devlet düzeninden ayrıksı ve ona paralel şekilde teşkilatlanmak suretiyle ülkenin bağımsızlığını, bütünlüğünü ve demokratik hukuk devletini tehdit edici, anayasal düzene sadakat yükümlülüğüne aykırı davranışlar gösteren bir yapılanma hâline geldiği anlaşılmaktadır. Nitekim bu yapılanma tarafından 15 Temmuz 2016 gecesi anayasal düzene, demokratik kurumlara ve bizatihi Türk Milletine karşı darbe teşebbüsünde bulunulmuştur.
Darbe teşebbüsünün bertaraf edilmesini takip eden günlerde, söz konusu kalkışmaya dâhil olan kişilerin telefon konuşmaları ve mesajları ortaya çıkmıştır. Anayasa Mahkemesinin Aydın Yavuz ve diğerleri (B. No: 2016/22169, 20/06/2017) kararında da yer alan, darbe teşebbüsünün şüphelilerinden olan Komiser Yardımcısı E.G.nin telefonunda bulunan mesajlar bunlara örnek teşkil etmektedir. E.G.nin telefonunda, "önemli, durum kötü, çok acil duyuru. tüm il ve ilçe imamlarını, abilere, ablalara, kurum imamlarına iletin, tüm hizmet mensupları darbeyi şiddetle kınayan açıklama yapsın, meydanlara inip kendisini kamufle etsin, resim çekilip sosyal medyada yayınlasın, demokrasi, seçilmiş irade falan desinler, ama fazla da asla muhterem hoca efendinin adı geçmesin açıklamalarda, hepimizi alabilirler, herkes -darbeden haberim yok TV'de gördüm ilk kez- desin, asla hükümete ve Tayyibe karşı olumsuz bir paylaşım yapmayın, bu gurubu kapatıyorum şimdi" şeklinde mesajların bulunduğu tespit edilmiştir.
3) Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü
AİHM "demokratik bir devletin, memurlarından anayasal prensiplere sadakat göstermesini isteme hakkı bulunduğunu" belirtmektedir (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 52; Volkmer/Almanya (k.k.), B. No: 39799/98, 22/11/2001; Petersen/Almanya, B. No: 39793/98, 22/11/2001). AİHM'e göre "kamu çalışanlarının devlete sadık kalmaları genel yararı korumakla ve güvence altına almakla yükümlü devlet otoriteleri ile çalışmalarının doğasında bulunan bir şarttır." (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 57; Žičkus/Litvanya, B. No: 26652/02, 07/04/2009, § 28).
AİHM kararlarında yer alan sadakat yükümlülüğüne ilişkin yukarıda belirtilen ilkelerin hâkimlik ve savcılık mesleği açısından yorumlanması gerekmektedir.
Anayasa'nın "Hâkimlik ve savcılık mesleği" kenar başlıklı 140. maddesine Danışma Meclisi tarafından yazılan gerekçede "... Adalet tevzii herşeyden önce güvenilir nitelikte olmalıdır. Bu hizmeti görenlerin tarafsızlıklarından şüphe edilmesi, hizmetin tam olarak yerine getirilmiş olduğunun kabulüne engeldir. Bu itibarla görevlerinde özel hayatlarında tarafsızlıklarına dair bir davranışta bulundukları sanısını verecek hareketlerden sakınmak zorundadırlar." denilmektedir.
Bu bağlamda, yargı mensuplarının sadakat yükümlülüğü memurlardan farklı olarak "bağımsızlık" ve "tarafsızlık" ilkeleri çerçevesinde hukuk devletine ve demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğü olarak ortaya çıkar.
Üstün bir kamu gücü yetkisi niteliğindeki yargı yetkisini kullanan hâkim ve savcıların, Anayasa gereği tarafsız ve bağımsız olarak görev yapmaları, Anayasa'ya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre hüküm vermeleri ve anayasal düzene sadakat göstermeleri, hukuk devletinde demokratik toplum düzeninin korunması açısından büyük önem arz etmektedir.
4) Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği
Anayasa’nın 139. maddesinde hâkim ve savcıların görevlerinin sona ermesi sonucunu doğuran işlemler, disiplin cezaları ve meslekte kalmalarının uygun olmadığı yönünde verilen kararlar olarak ikiye ayrılmıştır. 24/02/1983 tarihli ve 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun "Hâkimlik ve savcılık görevlerinin sona ermesi" kenar başlıklı 53. maddesinde de disiplin cezası niteliğindeki meslekten çıkarma işlemi ile hâkimlik ve savcılık görevinin sona ermesi sonucunu doğuran diğer işlemler ayrı ayrı belirtilmiştir.
Dolayısıyla 667 sayılı KHK'nın 3. maddesi uyarınca hâkim ve savcıların meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin kararların, bu kişilere disiplin cezası verilmesine ilişkin kararlardan ayrı nitelikte olduğu konusunda duraksama bulunmamaktadır.
Dairemizin, Danıştay Başkanlığının internet sitesinde güncel kararlar başlığı altında yayımlanmış olan, 04/10/2016 tarih ve E:2016/8196, K:2016/4066 sayılı kararında da belirtilmiş olduğu üzere 667 sayılı KHK'nın 3. maddesi uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen yargı mensuplarının, “meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan “olağanüstü tedbir" niteliğindedir.
Bu kapsamda, ülkenin içinde bulunduğu tehdidin ortadan kaldırılması ve bozulan kamu düzeninin ivedi şekilde yeniden tesis edilmesi amacıyla 667 sayılı KHK'nın 3. maddesi ile “terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen” üstün kamu gücü yetkisi kullanma ayrıcalığına sahip bu kişiler hakkında uygulanmak üzere olağan dönemdeki yaptırımlardan farklı olarak olağanüstü nitelikte yeni bir tedbir getirilmiştir.
Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyelik, mensubiyet, iltisak veya bunlarla irtibat, anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan ve hâkim ve savcılar hakkında bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanmasını gerektiren hâllerdir. Yukarıda yer verilen yapılara üyelik ve mensubiyet olmasa da bu yapılara iltisaklı veya bunlarla irtibatlı bulunulması hâli de anılan tedbirin uygulanabilmesi için yeterlidir. Nitekim davalı idare, yargı mensupları hakkında aldığı meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin kararları, anılan yargı mensuplarının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisaklarının sabit olduğu gerekçesiyle tesis etmiştir.
Anayasa Mahkemesi 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamıştır. Bu kavramlar ile kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına ...aran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hal ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterli olacaktır.
Bu bağlamda, üstün bir kamu gücü yetkisi niteliğindeki yargı yetkisini kullanan yargı mensupları yönünden örgüt ile irtibat ve iltisak hususu değerlendirildiğinde, yetki ve nüfuzlarını kullanarak örgütün amaçlarını gerçekleştirmesi için ya da örgütün talimatları doğrultusunda kendilerine veya başkalarına yarar sağlamak için bir takım hal ve hareketlerde bulunmak suretiyle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüklerini ihlal ettikleri yönünde bir kanaat oluşması halinde örgüt ile irtibat ve iltisaklarının bulunduğunu söylemek mümkün olacaktır.
5) Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi
Yargı mensubu olarak görev yapanlar hakkında meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanması için ilgililerin terör örgütleri ve millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyelik, mensubiyet veya iltisakını ya da bunlarla irtibatını ortaya koyan delil, bulgu ve bu yönde değerlendirme yapılmasına neden olan hususların idare tarafından ortaya konulması gerekmektedir.
Dava konusu kararların dayanağı olan delillerin, davalı idare tarafından dava konusu işlemin tesisinden sonra tespit edilerek dosyaya sunulduğu anlaşılmakta ise de bu delillerin terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyelik, mensubiyet, iltisak veya bunlarla irtibatı ve anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan geçmişe ilişkin olay ve olgular olduğu görüldüğünden dava konusu işlemin hukuka uygunluğunun değerlendirilmesinde dikkate alınabileceği tabiidir.
a) Davacı Hakkındaki Tanık Beyanları
Davacı hakkındaki tanık beyanları şu şekildedir:
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan B.B.'nin Ordu Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 21/12/2016 tarihli şüpheli ifade tutanağı: "......'in yapı içerisinde olduğunu duymuştum..."
Aynı şahsın davacının silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yargılandığı … Ağır Ceza Mahkemesi'nin E:… sayılı dosyasında verdiği tanık ifadesi: "Ben ... adlı kişiyi tanımam. 2013-2014 yılları arasında İstanbul adliyesinde staj yapmıştım akademi eğitimi için Ankara'ya gittiğimde bana yurt çıkmamıştı.Kalacak ev ayarlanana kadar da bu yapıya ait evlerde bir hafta kadar konakladık.Bu evde ... isimli bir kişi vardı.Adının ... olduğunu sonradan akademideki eğitim sürecinde öğrendim.Diğer stajyer kızlar arasındaki konuşmalarımızda ...'nın bu yapı içerisinde olduğunu duymuştum.... isimli kişi ... olabilir.Evlenmiş ve soy ismi değişmiş olabilir..",
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan G.G.'nin Ordu Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 15/10/2016 tarihli sorgulama tutanağı: " ....İstanbul Hukuk'tan yapıdan olduğunu tanıdığım ancak akademi döneminde yapı içerisindeki adayların kalmış olduğu evde kalması sebebiyle öğrendiğim ..., ... benimle aynı dönem olup yapı içerisinde olduğunu bildiğim kişilerdir."
Aynı şahsın, davacının silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yargılandığı ... Ağır Ceza Mahkemesi'nin E:… sayılı dosyasında verdiği tanık ifadesi: "Sanık ...'nun fetö/pdy terör örgütü yapılanması içerisinde olduğunu biliyorum, bu şahsın örgüt içerisindeki faaliyetlerinin ne olduğu konusunda bilgi sahibi değilim, ancak sanığı İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesinde okuduğum dönemde tanımıştım, adı geçen sanık ile aynı dönem mezunu olduğumuzu hatırlıyorum, kendisi ile pekte fazla samimi değildim,üniversite döneminde sanığı örgütün yapılanması içerisinde görüp görmediğimi hatırlayamıyorum, ancak üniversiteden mezun olduktan sonra Hakimlik stajını yapmak amacı ile Ankara iline akademi menkezindeki verilen eğitime gittiğim süreçte sanıkla tekrar karşılaşmıştım, sanığın bu süre zarfında Ankara ilinde örgüt tarafından hakim adaylarına yönelik oluşturulmuş bir evde kaldığını biliyorum..",
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan E.K.'nin Ordu Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 21/12/2016 tarihli sorgulama tutanağı: "Benim yapı evliliği yaptığını bildiğim şahıslar H.Ş.S ve eşi ...'dur, H.Ş.S. benim dönem arkadaşımdır. Bu sebeple eşi ile yapı aracılığıyla evlendiğini sohbet esnasında kendisinden duydum. Bu şahıslara yapıda hangi evlendirme mesulünün aracılık yaptığım bilmiyorum "
Aynı şahıs Tokat KOM Şube Müdürlüğünce düzenlenen 14/12/2017 tarihli teşhis tutanağında davacının eşi H.Ş.S.'yi açık ve net olarak teşhis etmiştir.
Aynı şahsın, davacının silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yargılandığı ... Ağır Ceza Mahkemesi'nin E:... sayılı dosyasında verdiği tanık ifadesi: "2012-2013 yılları arasında Ankara ilinde Hakimlik stajı yaptım. Sanık [davacı] ..., arkadaşım olan H.Ş.S.'nun eşidir. Sanığı [davacıyı] bu nedenle tanırım. Sanığın [davacının] eşi olan H.Ş.S. eşi olan ... ile yapı evliliği yaptığını söylemişti. Sanık hakkında bunun haricinde bir bilgim yoktur "
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan E.U.'nun, Bingöl Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 17/10/2016 tarihli sorgulama tutanağı:"...Ben bu evde sınava hazırlandım, idari yargı sınavına girdim fakat kazanamadım. İdari hakimlik sınavını kazanamayınca adli hakimlik sınavına daha sıkı bir şekilde çalıştım ve hazırlandım. Adli hakimlik sınavından 88 aldım ve sınavı kazandım. Hakimlik sınavının sorularının verildiğini duymadım. Bana da verilmedi. Sınavı kazandıktan sonra Balıkesir'e döndüm. E.A. beni aradı. Mülakat için Ankara'ya gelmemi söyledi. Belgelerimi toplayarak Ankara'ya geldim. Ankara'ya gelince mülakata kadar Hasköy’de bulunan evde kaldım. Ev dublex olduğu için evde sekiz kişi kalıyorduk. Benden başka evde S.Y.( Akhisar'da çalışıyor), T.A.(evlendikten sonra soy adı … oldu). D.A. (İstanbul Anadolu Adliyesinde çalışıyor, eşi son listede alındı), ... ( benimle aynı dönemdir, nerede çalıştığını bilmiyorum)..."
Aynı şahsın, davacının silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yargılandığı ...Ağır Ceza Mahkemesi'nin E:... sayılı dosyasında verdiği tanık ifadesi; "ben daha önce de ifade vermiştim, o ifadem doğrudur, ben sanık [davacı] ile mülakat zamanı aynı evde kaldım, bu ev cemaatin eviydi, ben hakim savcılık sınavına girip, yazılı sınavı geçtikten sonra mülakata hazırlanmak için cemaatin gösterdiği evde kaldım, bu evde sanık [davacı] ... da vardı......,adını saydığım kişilerle bu evde yatılı kaldık, yanılmıyorsam Ocak'tan Temmuz ayına kadar bu evde kaldık."
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan S.G.'nin,Tokat KOM Şube Müdürlüğünce 14/11/2017 tarihli şüpheli ifade tutanağı: "Ben toplama evinde iken ... kod adlı şahıs beni alarak esas kalacağım Hakim Savcı Çalışma evine götürdü, bu evde cep telefonu yanımda kapalı duruyordu, bataryası alınmış olabilir ancak hatırlamıyorum, kullandığımı hatırlamıyorum, bu evde cep telefonlarından ziyade bataryalar toplandı, ... Kod adlı şahıs bu eve yaklaşık olarak ayda bir gelirdi yapıdaki pozisyonunu o dönem bilmiyordum ancak ifade aşamasında Sermurakıp olduğunu düşünüyorum, bu evin sorumlusuda hafta bir ya da on günde bir gelen ... kod adlı şahıs idi, bu evin kuralları ... kod adlı şahıs şu şekilde anlatmıştı, bu evde sabit bir hat vardı ailemiz ile bu sabit hat üzerinden görüşüyorduk, bu hattın kimin adına olduğunu bilmiyorum, bu sabit hat şehir içine açık şehirler arasına kapalı idi çünkü bu eve taksi çağırıyorduk ancak ailemizi arayacağımız zaman dışardan ankesörlü telefondan arıyordum, ailem beni bu sabit hat üzerinden arıyordu, bu evdeki sabit hat numarasını yakınlarınız haricindeki şahıslara vermeyin denilmişti, benide evdeki sabit hattan annem, babam ve abim aramıştır. Bu evde komşularımız ile görüşmek zorunda kalırsak kendimizi öğrenci olarak tanıtmamız söylenmişti, bu evde evde kalanlar arasında tahmini 250-300 TL civarında kişi başı para toplanıyordu, bu evin elektrik su doğalgaz kira giderlerinin bildiğim kadarıyla bir kısmı bu toplanan paradan bir kısımda ... yada ... kod adlı şahıslar tarafından karşılanırdı. Bu evdeki aboneliklerin kime ait olduğunu hatırlamıyorum, kiranın ev sahibine ne şekilde ödendiğini bilmiyorum"
Aynı şahıs Tokat Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 21/11/2017 tarihli teşhis tutanağında davacı ...'nu açık ve net olarak teşhis etmiştir.
Aynı şahsın, davacının silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yargılandığı ...Ağır Ceza Mahkemesi'nin E:... sayılı dosyasında verdiği tanık ifadesi: " ben üniversiteyi bitirdikten sonra örgütün Hakim Savcı hazırlık yerleri olarak bilinen Ankara'daki eve gittim, kendisini evde tanıdım, ismini ... olarak tanıtmıştı, şu an duruşma salonunda sanık olarak oturan kişidir, eve haftada bir bazen iki haftada bir gelip bizimle motivasyon amaçlı konuşuyordu,.."
A.O.'un Tokat KOM Şube Müdürlüğünce alınan 15/01/2018 tarihli şüpheli ifade tutanağı: "...Bu ev dubleks bir evdi iki katıda yapının hakim savcı çalışma toplanma eviydi, toplanma evde Beni bu eve ... KOD ADLI YADA GERÇEK ADLI şahıs bıraktıktan sonra ayrıldı. Ben bu evde yaklaşık bir hafta-on gün kadar kaldım. Kalmış olduğum bu ev benim gibi Hakim savcı çalışma evlerine kalmak için gelen şahısların asıl kalacakları ev ayarlanıncaya kadar geçici süre ile kaldıkları bir ev olduğunu düşünüyorum. Çünkü bu evde sürekli bir sirkülasyon vardı. Gelen şahıslar çok kısa kaldıktan sonra ayrılıyorlardı. Bu evde yaklaşık 5-6 civarında şahıs vardı. Ben bu şahısların isimlerini hatırlamıyorum. Ancak teşhis aşamasında görebilirsem teşhis ederim. O yüzden bu evde kalan şahısların ayrıntılı olarak hatırlamıyorum. Bu evden sorumlu bir şahıs arada gelip gidiyordu. Ancak ben bu şahsın ismini bilmiyorum. Bu evde bir hafta on gün kadar kaldıktan sonra kendisini ... ismiyle tanıtan gerçek ismi mi kod ismi mi olduğunu bilmediğim bir şahıs beni asıl kalacağım hakim savcı çalışma evine götürdü.
... KOD YADA GERÇEK İSİMLİ ŞAHIS beni Demetevler semtinde tam açık adresini hatırlamadığım bir eve götürdü. Eve gittiğimizde kendisi de eve girerek bana evin kurallarından bahsetti. Bu görüşme kalmış olduğumuz evin bir odasında ... KOD ADLI YADA GERÇEK İSİMLİ ŞAHISLA birebir gerçekleştirdik. Hatırladığım kadarıyla bu kurallar; bu evde cep telefonu kullanımın yasak olduğunu, evle ilgili olarak eve gelip gidenlerin ve evin içeriğiyle ilgili aile yakınlarına dahi bilgi verilmemesi gerektiğini, daha sonradan eve bir sabit hatlı telefon bağlanacağını bu telefonun içerden dışarıya aramalara kapalı ancak dışardan içeriye aramalara açık bir hat olacağından bahsetti. Söylediği gibi daha sonradan bu eve sabit bir hat bağlandı. Ancak bu sabit hattın kimin adına açıldığını hatırlamıyorum. Çünkü evde kalanlar olarak sabit hat bağlanacağına dair bir konu geçmedi. Ben daha sonradan bağlanan bu sabit hatla ailemle hiç görüşme yapmadım. Ailemle görüşme yapacağım zamanlarda evin yakınlarında bulunan ankesörlü telefondan yada Ankara da ikamet eden dayımların yanına gittiğimde dayımların aracılığıyla görüşüyordum. Burda da ... KOD ADLI YADA GERÇEK ÎSÎMLİ ŞAHIS evde kaldığım süre zarfında kira ve fatura ödemeyeceğimi ancak kira ihtiyaçlarımızı kendimiz ortak karşılayacağından bahsetti. Komşularla çok muhattap olmamamız gerektiğini, zorunlu olmadığımız zamanlarda dışarıya çıkmamamız gerektiğinden bahsetti. Bu görüşmemizde evdeyken herhangi bir kod isim kullanmam yönünde bir söylemi olmadı. Bende herhangi bir kod ismi kullanmadım. Evde bulunan diğer şahıslarda kod ismi kullanmadığını biliyorum. Bu hususlar hakkında da Kurana el basmak suretiyle bana yemin ettirdi. Ancak ben kurana el basarken abdest alıp almadığımı ve yemin metninin içeriğini hatırlamıyorum.
Ben bu evde 2013 yılı temmuz aylarından 2013 yılı aralık ayında yapılan adli yargı sınav sonuna kadar kaldım. Benimle birlikte bu evde kalan şahıslar ise ... İSİMLİ ŞAHIS, ... İSİMLİ ŞAHIS, ... İSİMLİ ŞAHIS, ... İSİMLİ ŞAHIS, ... İSİMLİ ŞAHISLARLA birlikte kaldım. Ben bu şahıslan daha öncesinde tanımıyordum. İlk defa bu eve gittiğimde karşılaştım. Bu eve gittiğimde murakıb ve sermurakıb tabirlerini öğrendim. Bizim evden sorumlu olan şahsa murakıb, murakıbın bir üstüne de sermurakıb denildiğini öğrendim. Bizim evimizin murakıbı ... KOD ADLI YADA GERÇEK KOD ADLI ŞAHIS, sermurakıbımız da ... YADA ... KOD ADLI ŞAHIS tı. Murakıbımız ... KOD ADLI YADA GERÇEK KOD ADLI ŞAHIS eve haftada 2-3 kez gelirdi. Murakıbımız ... KOD ADLI YADA GERÇEK ADLI ŞAHIS bizlere acil durumlarda kendisine ulaşmamız için GSM numarası bıraktığını ve buradan ulaşmamızı istedi. Ancak ben bu numarayı hatırlamıyorum. Ancak bize bırakmış olduğu GSM numarasını ankesörden birkaç kez aradığımızı hatırlıyorum. Eve geldiğinde bizlerin ne kadar ders çalıştığı hakkında çetele tutar, müsait olduğu zamanlarda dini sohbet yapardı. îdari ve adli yargı sınavına yakın tarihlerde murakıbımız eve gelirken deneme sınavı adı altında evde kalanların sayısınca fotokopi halinde deneme sınavları getirdiğini hatırlıyorum. Bu deneme sınavları toplanmada 3 veya 4 kez oldu. Bu deneme sınavlarını gerçek bir sınavmışçasına gerçek bir sınav süresince çözmeye çalışıyorduk. Sınav sonucunda deneme sınavı cevaplarını murakıbımızın getirdiği optik formlara dolduruyorduk. Optik formların üzerine de kendi adlarımızın baş harflerinin ve murakıbımızın yada sermurakıbımızın baş harflerini yazdığımızı hatırlıyorum. Bu şekilde optik formları doldurduğumuzda murakıbımız hemen cevapları söylediğini bizde yanlışlarımızı kontrol ettiğimizi hatırlıyorum. Daha sonrasında murakıbımız optik formları bizden topluyordu. Deneme kitapçıklarım da götürüp götürmediğini tam olarak hatırlamıyorum.
Kalmış olduğum hakim savcı çalışma evinde DIAMOND isimli yayın evi bulunmayan ve piyasada bulamayacağımız, geçmiş yıllarda hakim savcı sınavlarında çıkmış soruların bulunduğu soru anlatımlı hazırlık kitabı vardı. Bu kitabın üzerine karalama yapılması, dışarıya çıkartılması ve çoğaltılması yasaktı. Bu kitapla ilgili bunları hatırlıyorum.
Sermurakıbımız olan ... YADA ... KOD ADLI ŞAHIS murakıbımızdan ziyade daha az evimize gelirdi. Geldiği zamanlarda ne kadar ders çalıştığımız hakkında bizleri denetler, herhangi bir eksiğimiz olup olmadığı hususlarım sorardı.
Ben bu hakim savcı çalışma evinde iken 2013 yılı kasım ayında yapılan idari yargı ve 2013 yılı aralık ayında yapılan adli yargı sınavına girdim. îdari yargı sınavından 30 yada 40 puan alarak başarısız oldum, adli yargı sınavından da 36 yada 46 puan alarak başarısız oldum. Bu sınavlar bir yada birkaç gün önce murakıb yada sermurakıb tarafından tarafıma soru verilmedi. Evde birlikte kaldığım arkadaşlarıma da soru verilip verilmediğini bilmiyorum. Ben 2013 yılı adli yargı sınavından sonra Ankara da ikamet eden dayımların yamna gittim. Kalmış olduğum hakim savcı çalışma evine sınavdan yaklaşık bir hafta sonu gittim. Eşyalanmı aldıktan sonra memleketime gittim.
2014 yılı ocak sonu yada şubat başlarında sınav sonuçları açıklandıktan sonra murakıbım ... KOD ADLI YADA GERÇEK İSİMLİ ŞAHIS beni o dönemde kullanmış olduğum benim adıma olan şuan numarasını hatırlamadığım cep telefonumdan beni aradı ve sınav sonucumu öğrendiğimi ve başarısız olduğumu daha sonraki sınava hazırlanmam için tekrar hakim savcı evlerinde kalmak isteyip istemediğimi sordu. Bende kendimi şuan hazır hissetmediğimi ve kalmak istemediğimi söyledim. Daha sonra beni aramadı..."
Aynı şahıs Tokat Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 15/01/2018 tarihli teşhis tutanağında davacı ...'nu açık ve net olarak teşhis etmiştir.
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan A.T.'un, Tokat KOM Şube Müdürlüğünce 13/02/2018 tarihli şüpheli ifade tutanağı: "..Çalışma evinde kalmış olduğum süre zarfında Murakıp ve Sermurakıp kavramlarını öğrendim. Ancak bu kavramları kullanmadım bu eve sık sık yani haftada birkaç kere gelen şahıs ... KOD ADLI ŞAHIS idi. ... KOD ADLI ŞAHSA ...aran daha seyrek gelen şahıs ise ... KOD ADLI ŞAHIS idi. Bu çalışma evinde bulunduğum süre zarfında evin kuralları vardı. Bu evin kurallarını ilk geldiğimde ... KOD ADLI ŞAHIS İLE ... KOD ADLI ŞAHIS toplu olarak bize anlatmıştı. Bu evin kuralları anlatılırken herhangi bir yemin olayı yaşanmadı. Ancak sonraki süreçte ... KOD ADLI ŞAHIS YA DA ... KOD ADLI ŞAHIS yine salonda topu bir şekilde iken bu evin kurallarından bu evde yaşananlardan sorumluları dördüzümüzden hiçbir şekilde kimseye bahsetmeyeceğimize ilişkin bir kandil gününde sohbet ortamından sonra biz abdestliyken Kuran-ı Kerim ’e el bastırıp yemin ettirmişti. Hatta ben bu yemin ettirme olayını abartılı buldum yeminimize itibar edilmiyor mu şeklinde serzenişte bulundum. ... KOD ADLI ŞAHIS YA DA ... KOD ADLI ŞAHIS da çalışma evlerinde kuralların bu şekilde olduğunu anlattı.
Bu evdeyken sınav dönemine yakın zamanda deneme adı altında gerçek bir sınavdaymışçasına deneme olurduk. Bu deneme kitapçıklarını sorumlularımız ... KOD ADLI ŞAHIS YADA ... KOD ADLI ŞAHIS setirirdi. Bu deneme kitapçıklarını cevap anahtarına kodlardık. Sonrasında da sorumlumuza cevap anahtarını vererek kaç vuan gidişimizi hesaplardık Yine bu çalışma evinde yayın evi belli olmayan A4 çıktılarından oluşturulmuş beyaz kaplı üzerinde DIAMOND yazan ve ELMAS İŞARETİ olan seçmiş yıllarda çıkmış soruların bir araya getirildiği söylenen 4-5 tane soru bankaları bulunurdu. Bu soru bankalarını çoğaltmamız ve üzerine karalama yapmamız yasaktı. Yine deneme olduktan sonra motivasyon amaçlı alışveriş merkezine giderdik Burada toplu şekilde faaliyette bulunup eve geri dönüyorduk Çalışma evinden bu tür etkinliklere giderken makyaj yapmamamız, kıyafetlerimize dikkat etmemiz gerekirdi. Bu evde kalanların öncesinde de hepsinin başı acıktı. Ben bu evde kalacak olan şahsın eğer başı kapalı ise açması gerektiğini biliyorum. Tedbir amaçlı yapıda kapalı hakim-savcı istemezler. Bu çalışma evindeyken 2-3 saatliğine evden ayrılmamız gerekivor is muhakkak sorumlularımızdan izin almamız istenirdi. Genel itibariyle dışarı çıkmamız yasaktı. Bu çalışma evine esimiz dostumuz ailemizin getirilmesi yasaktı. Çalışma evine memleketten kargo gönderilmesi adres belli edecek bir davranışta bulunulması yasaktı. İdari yargı sınavı sonrasında ailem beni ziyarete geldiğinde aileme dahi namaz kılmak içn çalışma evine almayı kabul etmediler. Bende bu durumdan dolayı ... VE ... KOD ADLI SORUMLULARIM ile tartıştım. Onlarda bana kuralların bu şekilde olduğunu uymam gerektiğini söylediler. Çalışma evinde harici yardımcı kaynak kitabı aldığımız zaman ekseriyetle ... KOD ADLI SAHSA parasını vererek getirtirdik. Bu evdeki bu kurallara ben ve bu evde kalan herkes tabi idi. Bu evde benim ve evde kalan diğer şahısların herhangi bir kod adı yoktu. Bu evde ders çalışma programlarımız sorumlularımız tarafından belirlenirdi. Yine bir keresinde ... YADA ... KOD ADLI SORUMLUMUZUN geçmişte okuduğumuz risale ve Fetullah gülen sayısını sorarak çetele tutmamız söylenirdi. ... KOD ADLI ŞAHIS bizden bir keresinde vesikalık fotoğrafımızı istedi. Neden istediğini bilmemekle beraber evlilik üzerine görüşme için olduğunu düşünüyorum. Ben yapıda bulunduğum süre zarfında herhangi bir evlilik görüşmesi yaymadım. Ben bu evde 2013 yılı kasım avındaki İDARİ VE ARALIK AYINDAKİ ADLİ YARGI SINAVLARINA girdim. Hatta İDARİ YADA ADLİ YARGI SINAVINA başvuru için toplu bir şekilde müracaat etmiştik. ... KOD ADLI ŞAHISTA toplu olarak müracaata gittiğimizi duyunca bize hitaben TEDBİR NAMUSTUR SİZİN YAPTIĞINIZ BUNA UYMUYOR NEDEN TOPLU ŞEKİLDE MÜRACAAT EDİYORSUNUZ İKİŞER KİŞİ OLARAK MÜRACAAT ETMENİZİ SÖYLEMEDİK Mİ diyerek çok sert bir şekilde uyardı. Hatırladığım kadarıyla da yapının kırtasiyesi olan NT mağazalarını mümkün mertebe tedbir amaçlı kullanmamamız söylenmişti. Ben bu evde İDARİ YARGI SINAVINDA 70 civarında puan alarak KAZANAMADIM. İDARİ YARGI SINAV öncesinde herhangi bir soru verilme olayı olmadı. İDARİ YARGI sınav öncesinde de evde bulunan şahıslardan birkaç saatliğine evden ayrılan şahıs yada olağanüstü bir durum olmadı. İDARÎ YARGI SINAVINI evde kalanlardan hiç kimse kazanamadı. 2013 ARALIK AYINDAKİ ADLÎ YARGI SINAVINDAN 72 CİVARINDA puan alarak KAZANDIM. Bu sınav öncesinde de herhangi bir soru verilmedi ya da olağanüstü bir durum yaşanmadı. Bu sınavı da evde kalanlardan benim haricimde kimse KAZANAMADI. Ben ADLİ VE İDARİ YARGI SINAV SONRASINDA kafa dağıtmak amacıyla sorumlularımız bize İstanbul’a götüreceklerini hatta uçakla gideceğimiz söylemişlerdi. Ancak bu süre zarfında 17-25 Aralık olayları yaşandığı için bu etkinliğimiz iptal oldu. Bende sınav sonrası memlekete gittim. Ve ADLİ YARGI SINAVINI kazandığımı memleketimde öğrendim. Sonrasında memleketimdevken ... YADA ... KOD ADLI ŞAHIS hayırlı olsun diyerek aradı. Sonrasında tekrardan gelmem için aradılar. Ve bende ifademin devamında anlatacağım üzere sınavı kazananların bir araya getirildiği Ankara Yeni mahallede bulunan mülakat evine gittim.
Aynı şahıs Tokat Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 14/02/2018 tarihli teşhis tutanağında davacı ...'nu açık ve net olarak teşhis etmiştir.
Yine aynı şahsın, davacının silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yargılandığı ...Ağır Ceza Mahkemesi'nin E:... sayılı dosyasında verdiği tanık ifadesi: "Ankara'daki Hakimlik Savcılık çalışma evinden hatırlıyorum kendisini [davacı] , Demetev'lerdeki evden hatırlıyorum, ... isimli kişi ilgileniyordu bizimle, çalıştığımız dışarıdan aldığımız kitapları almamıza yardımcı oluyordu, o temin ediyordu, çalıştığımız esnada sorduğumuz sorulara yanıt veriyordu, yardımcı oluyordu, bizim evimize ... diye birisi daha geliyordu, anladığım kadarıyla ... en sorumlu kişiydi, ... da bizden sorumlu kişiydi, bizimle alakadar olan kişi ... idi, ciddi konularda görüşen kişi ise ... idi, 5 yıl öncesinde tam net hatırlamamakla birlikte gelmişti, yeni bir etkinlik yapıldığını hatırlamıyorum, etkinlik olarak sadece namaz kılınıp ve video izletildi diye hatırlıyorum, soru kitapçığı olarak değil 2 haftada bir veya haftalık Cumartesi günleri deneme yapıyorduk o anlamda dışarıdan kitapçık gelme durumu söz konusu olmuştu, dışarıdan eve kimse giremezdi, anne babamız gelde dahi dışarıdan eve girişe müsade edilmiyordu, adli ya da idari yargı sınavına toplu olarak müracaat etmiştik ancak namusu ihlal ettiğimiz tedbirli olmamız gerektiği, ikişerli olarak müracaat etmemiz konusunda sanık [davacı] bizi uyarmıştı, ona da başkaları bunu söylemiştir diye düşünüyorum, "
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan Ş.A., Erzurum KOM Şube Müdürlüğünce alınan 10/11/2017 tarihli şüpheli ifade tutanağı: "2012 aralık ayında Adli yargı sınavına girdik, ben bu sınavı kazanamadım, sınavdan sonra eve dışardan bir bayan geldi ve bize bilet aldığını söyledi, Konya iline gedeceğimizi söyledi, Ankara ilinde bulunan üç ç ılışma evi birleşerek Konya da bulunan bu eve gittik, ancak hepimiz aynı otobüsle gitmedik, Konya ilindeki ev Meram ilçesinde bulunan bir villanın üst katındaydı, bu villada Ankara da bulunan 3 çalışma evinden gelen şahıslar vardı, orada bizimle Konya ilinden bir bayanda ilgilenmişti, bu evde bir hafta kadar kaldık, bu evde … ( Antalya lı), ... (nereli olduğunu bilmiyorum, babası askerdi), yine isimi îrini hatırlamadığım bir çok bayan vardı, bu evden yine sorumlu olan ve Ankara ilinden gelen hukuk bölümü mezunu ... kod (nereli olduğunu bilmiyorum) ve hukuk bölümü mezunu … ( nereli oldı ğunu bilmiyorum) vardı, bu bayanlar bizim ile ilgilenirlerdi, evde kalmıyorlardı gidip gelirlerdi, Konya da bulunan evde kalırken internetten çıkan sorular yayınlanmıştı ve herkes kendi sorularım kontrol etti ve ne kadar net yaptıklarını evden sorumlu bayanlara verdiler, yine bu evde kaldığımız bir zamanda E.D. (Erzurum ilinde avukatlık yapan) da bu eve gelmişti, bu şahısta kamp boyunca bu evde kaldı, kendisi ile orada tanıştım, Konya ilinde ders çalışma yoktu, sadece namaz kılıp, sohbet eder ve kitaplar okurduk, Konya ilinde bir hafta kadar kaldıktan sonra gelen herkes kendi memleketine gitti.."
Aynı şahıs Tokat KOM Şube Müdürlüğünce düzenlenen 16/11/2017 tarihli teşhis tutanağında davacı ...'nu açık ve net olarak teşhis etmiştir.
Yine aynı şahsın, davacının silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yargılandığı ...Ağır Ceza Mahkemesi'nin E:... sayılı dosyasında tanık sıfatıyla verdiği ifadesi: "Ben sanığı [davacı] 2012 yılı adli yargı hakimlik sınavı yazılı sınavından sonra Aralık ayının son haftası gittiğimiz Konya ilinde yapılan kampta görmüştüm.Konya ilinde yapılan kampta bir hafta kaldık sonrasında 2013 yılında bizi Ramazan ayında Ankara'daki Ostimde bulunan cemaate ait çalışma evine götürdüler,sanık [davacı] Hukuk mezunu hakimlik mülakat sınavı geçmiş ve staj yapan bir şahıstı ve bulunduğum evin murakıbıydı, ...sanık [davacı] sohbet veren bir şahıs değildi, geçici bir görevi vardı sanık 1 ay içerisinde haftada bir kez gelirdi, normalde murakıp geldiği zaman sohbet verirdi ancak sanık [davacı] ... geldiği zaman sohbet vermezdi....sanığı 2013 yılından sonra hiç görmedim."
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan S.Ö.Y., Tokat KOM Şube Müdürlüğünce alınan 17/10/208 tarihli şüpheli ifade tutanağı: "..1-HAKİM SAVCI ÇALIŞMA EVİ : (2013 Yılı Ekim Ayının Sonundan 2013 Yılı Aralık Ayında Yapılan Adli Yargı Sınav Sonuna Kadar Kaldığını Beyan Eder. )Eve gittiğimizde ... KOD ADLI ... isimli şahsın kalmış olduğum evin sorumlusu olduğunu öğrendim. Evde kalanlarla hiç görüşmeden beni ayrı bir odaya aldı. Bana evin kurallarından bahsetti. Bu evin kuralları hatırladığım kadarıyla bu evde cep telefonu kullanımın yasak olduğunu söyledi. Bende kendisine ailemizle nasıl iletişime geçeceğimi sordum. O da bana ailenle görüşmek için evde sabit bir hat var ancak sen bu hattan aileni arayamazsın sadece ailen seni arayabilir dedi. Bende kendisine ailemin böyle gizli bir ev olduğunu bilmediklerini, öğrendikleri zamanda benim burda kalmama izin vermezler, ailemin de okuma yazma bilmediğini bu evi arayamayacaklarını kendisine söyledim. O da bana bu konuyu bir görüşeyim, şimdilik telefonun sende kalsın arama yapacağın zaman telefonunu kullan diğer zamanlarda telefonun bataryasını sım kartını çıkar diye tembihte bulundu. Budurumu da evdekilere çaktırma, arayacağın zaman eve yakın bir parka gidip aileni arayabilirsin dedi. Komşularımızla görüşmemiz gerektiğini, mecbur kalmadığımız zamanlarda dışarı çıkılmayacağını söyledi. Bizim haberimiz olmadan ya da bizim onaylamadığımız kimseyle evlenmeyeceğimizi söyledi. Böyle bir evin varlığından kimseye bahsetmememizi, bu evin adresini kimseye söylemememizi söyledi. Evde bulunan sabit hattı sadece aile yakınlarıma vermemi bunun dışında kimseye vermememi söyledi. Senin bu evde göreceğin bazı kitaplarımız var bu kitaplardan da kimseye bahsetmeyeceğimi söyledi. Daha sonra yanında olan yemin metninden okuyarak bana Kurana el basarak yemin ettirdi. Hatırladığım kadarıyla yemin metninde bu evde kaldığımdan, burası dışında bir evlilik yapmayacağıma, burda gördüğüm arkadaşlardan, evin yerinden, burada gördüğüm kitaplardan kimseye bahsetmeyeceğime dair kutsal saydığım değerler üzerine bir yemin metniydi. Daha sonra ... KOD ADLI ... isimli şahısla evin salonuna giderek evde birlikte kalacağım şahıslarla tanıştım. Bu evde benimle birlikte …, … …, … (SOYADI … OLABİLİR), İSMİNİ HATIRLAMADIĞIM BİR ŞAHIS la toplamda 5 kişi kaldık. Ben ifadem esnasında sorulan MURAKIB ya da SERMURAKIB kavramlarını hiç duymadım. Biz evin sorumlularına KOD isimleriyle hitap ederdik. Bizim evin sorumlusu ... KOD ADLI ... isimli şahıs idi. Bu şahsın üzerinde de ... KOD ADLI ... isimli şahıs vardı. Bu şahsın ismini ... KOD ADLI ... nın ağzından kaçırmasından dolayı biliyorum. Soy ismini ise 2014 yılında Adliyede iken Ağır Cezada başka bir dosyaya bakmaya giderken bir koridorda ... KOD adlı şahsın bir odaya girdiğini görmüştüm. Bende merak edip gidip baktığımda kapısında ... yazdığından dolayı biliyorum. Evin sorumlusu ... KOD ADLI ... isimli şahıs bu eve haftada bir gelir, bizlere dini sohbet yapardı, bir ihtiyacımızın olup olmadığını sorar, ne kadar ders çalıştığımızın çetelesini bizden alırdı. Evin diğer sorumlusu ... KOD ADLI ... isimli şahısta iki haftada yada ayda bir eve gelirdi. Geldiği zamanlarda evin alt sorumlusu ... KOD ADLI ... isimli şahısla gelirdi. Geldiği zamanda da ... KOD ADLI ... ile görüşürdü. Bizlere salonda toplu olarak muhabbet ederdi. Bir sorunu olanla da ayrı bir odada birebir görüşürdü ... KOD ADLI ... İSİMLİ ŞAHIS: Bu şahsın nereli olduğunu bilmiyorum. Hakim adayı olabilir. Bu şahıs kalmış olduğum birinci hakim savcı çalışma evine götüren birinci hakim savcı çalışma evi ve geçici olarak kaldığım hakim savcı çalışma evinin sorumlusudur. Görsem teşhis ederim..."
Yine aynı şahsın, davacının silahlı terör örgütü üyesi olma suçundan yargılandığı ...Ağır Ceza Mahkemesi'nin E:... sayılı dosyasında tanık sıfatıyla verdiği ifadesi: "ben Ankara Üniversitesi huku fakültesinde öğrenciyken ekonomik durumum da zayıf olması sebebiyle o dönemde dini bir cemaat olarak görülen fetullah gülen cemaatinin evinde kaldım, ancak örgütsel hiçbir faaliyetim olmadı, okul bitiminde hakim savcı sınavına hazırlanmak için aynı evde kaldığımız ... isimli arkadaş beni yine aynı evlerde kalan, şu anda ismini tam hatırlamıyorum, ... veya … kod adlı bir kişinin aracılığıyla çalışma evine yönlendirdi, ben başka kişilerle görüşmüştüm ancak Ankara otogarında beni karşılamaya ... kod adlı adını sonradan ... olarak öğrendiğim kişi geldi, karşıladığında başörtüm olduğunu görünce kamuda çalışanların başörtüsü takmadığını, bu nedenle çalışma evlerinde de takılmayacağını söyledi, konuştum, ikna oldum, otogar tuvaletinde başımı açtım, evde benimle beraber 5 kişiydik, ev bir çalışma eviydi, sohbet veya fetullah gülen kitapları okunmuyordu, ... kod adlı ... cep telefonumun yanımda olduğunu duyunca bataryası ayrı olarak tutmamı istedi, ben de bir süre böyle yaptım, zaten yaklaşık 2-2,5 ay kadar çalışma evinde bulundum, eve gittiğimizde, bu evlerden kimseye bahsetmeme konusunda yemin ettirildi, orda beyaz kapaklı fotokopi şeklinde çoğaltılmış, hakimlik savcılık sınavları ile ilgili soru bankası kitapları vardı, bu kitaplardan da bahsedilmemesi için yemin yaptırıldı, bu yemini ... kod adlı ... yaptırdı, evlilik konusunda da yemin ettirilmişti, içeriğinde cemaatin önerdiklerinin dışında birisiyle evlenilmeyeceği şeklindeydi, evin tam anlamıyla sorumlusu diyebileceğimiz bir kişi yoktu ancak ... kod adlı ... arasıra gelir bir ihtiyacımız olup olmadığını sorardı, çalışıp çalışmadığımızı kontrol ederdi, haftadabir gelir, günlük hedefleri yerine getirip getirmediğimizi sorar, kontrol ederdi, daha sonra adını ...ire olduğunu öğrendiğim ... kod adlı kişi de gelirdi, bazen ... kod adlı ...'yla birlikte geldikleri de olurdu, bu kaldığımız evin elektrik, su, doğalgaz gibi harcamalarına biz katılmıyorduk, kimin ödediğini bilmiyordum, biz yeme içme harcamalarımızı birlikte yapıyorduk, evde bir sabit telefon vardı, cep telefonu kullanmamız yasaktı, sabit hattan ailemiz arayabiliyordu, telefonun aramaya kapalı olduğu söylenmişti, ancak bunu hiç denemedik, sadece ailelerimiz bu hattan arıyordu, ben ... kod adlı ...'nın adına düzenlenmiş bir kontrat görmedim ancak bunu evde kalanlardan duymuştum, bu evde yapılan deneme sınavlarından birine ben şahit oldum, ancak ben konularımı yetiştiremediğim için bu deneme sınavına katılamamıştım, benim bahsettiğim deneme sınavı benim kaldığım evde yapıldı, ancak daha sonradan sakin kafayla düşündüğümde isimleri karıştırdığımı hatırladım, denemeyi yapan ve soruları cevaplayan ... kod adlı ... değildi, Nilgün kod adlı ...ydı, ben 2013 yılı Aralı kayında adli yargı sınavına girdim ancak kazanamadım, Aralık sonunda evden ayrıldım, daha sonraki dönemde 2014 yılı içerisinde bir kaç sefer eve gidip kaldım, ancak çalışma şeklinde değildi, mesken şeklinde kullandım, gittiğim seferlerde ... kod adlı ...'yı da ara sıra gördüm, ancak o dönemde hakim savcı sınavına çalışma şeklinde değil, 2014 yılı Ağustos - Eylül civarı hakim savcı sınavına hazırlanmak için yine bu eve gelmiştim, ancak bu sefer ... kod adlı ... değil başkası karşıladı diye hatırlıyorum, ... kod adlı ...'nın stajyer hakim olduğunu biliyordum "
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan Z.E.K.'ın 03/03/2017 tarihinde HSK Müfettişince düzenlenen tanık ifade tutanağı: "...Tarihini tam olarak hatırlamamakla birlikte 3. sınıfın sonu ya da 4. sınıfın başında, beni yapıya mensup önemli görevde birisi arayarak, toplantıya çağırdı, bir adres verdi, adresi tam olarak hatırlamıyorum, ilk toplantı Üsküdar’da bir evde yapıldı, daha sonra Bağlarbaşı’nda bir toplantı daha yapıldı, bu süreçte bizimle devamlı görüşen kişiyi ... olarak hatırlıyorum, başkaca bilgim yoktur,...Yaz okulu finallerine yakın, tanımadığım kadın bir şahıs beni aradı, sınavlarımı verince Ankara’ya gelmemi istedi. 2013 yılı Ağustos ayında ailem karşı çıkmasına rağmen Ankara’ya geldim, ilk kez burada başımı açtım, otogarda ... (yukarıda bahsettiğimden farklı bir şahıs) adlı bir kişi karşıladı, Beni Demetevler tarafında hâkim savcı çalışma evi diye tabir edilen yine FETÖ/PDY kontrolündeki bir eve götürdüler, burada cep telefonumu aldılar, yapıdan kimse ile görüşmeyeceğimizi telkin ettiler. FETÖ/PDY kontrolündeki hakim savcı çalışma evlerinin hepsi aynı statüde değildir. Ankara’da evlerin statüsü daha özeldir. Buraya yapıda vazifeli ve güvendikleri kişiler alınır. Bu evde her ders için soru fasikülleri vardı, bize sınav soruları verilmedi, denem sınavları yapılıyordu, sınavda benzer soru çıkmış mıydı hatırlayamıyorum. Günde 10 saat ders çalışılması isteniyordu..."
Aynı şahsın Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 20/01/2017 tarihli tanık ifade tutanağı: "Ben üniversite döneminde bu yapının içindeyken bu yapıyla ilişkili olan şahıslardan:...13-... ... (...): "Ben sınava hazırlanma evine Ankaraya geldiğimde AŞTİ'den alan kişiydi.Beni Karşıyaka tarafında bir eve götürmüştü.Bu kişi olduğunu tahmin ediyorum..."
Yine aynı şahsın, davacının silahlı terör örgütü üyesi olma suçundan yargılandığı ...Ağır Ceza Mahkemesi'nin E:... sayılı dosyasında tanık sıfatıyla verdiği ifadesi: "Ben duruşma salonunda gördüğüm şahsın yüzünü hatırlayamıyorum, yüzü tanıdık gelmedi, okulumdan olsaydı tanırdım, ... hakkında da anlatacak bir durum yoktur, ancak ben üniversiteyken yapının evlerinde kaldım, 2013 yılı yazında yapı Hakim ve Savcılık hazırlığı için beni Ankara'ya gönderdi, bu eve gelen gidenler oluyordu, ancak gerçek adlarını kullanmıyorlardı, kod adlarını kullanıyorlardı, eve gelen kişilerin teşhisini HSYK'nın kataloğundan yapmıştım ancak bu şahsı hatırlayamadım," şeklinde beyanda bulunmuştur.Tanığın 03/03/2017 tarihinde HSYK müfettişliğine vermiş olduğu ifadesinde sanıkla ilgili kısım okundu, soruldu; "Bana okumuş olduğunuz ... isimli kişi hakkında vermiş olduğum ifadem doğrudur, bu kişi beni karşıladı, Hakim Savcı çalışma evine götürdü, arada eve gelip gidip kontrol de ederdi, ancak katalogdan gördüğüm fotoğrafla şu anda ekranda gördüğüm kişinin görüntüsü bana farklı geldi, onun için ... olarak söylediğim kişi şu anda ekranda gördüğüm sanık mıdır teşhis edemiyorum, ancak HSYK'da teşhis yapmıştım, oradaki beyanlarım doğrudur, "
B.E.'nin davacının silahlı terör örgütü üyesi olma suçundan yargılandığı ...Ağır Ceza Mahkemesi'nin E:... sayılı dosyasında tanık sıfatıyla verdiği ifadesi: "2009-2013 yılları arasında üniversite öğrencisiyken örgüt evlerinde kaldım, şu an bana duruşma da göstermiş olduğunuz sanıkta [davacı da] benim gibi bir örgüt evinde kalıyordu, yanılmıyorsam benden bir üst sınıftaydı, sanığın [davacının] örgüt içi faaliyetine yönelik birşey hatırlamıyorum, hatırladığım kapalılığa teşvik eden bir programdan etkilenip kapandığını ve bunun örgüt evinde kendi aramızda kutlandığını, hediyeleşildiğini hatırlıyorum, öğrencilik döneminden sonra irtibatlar kesildiği için kendisini bir daha görmedim, kendisinin mezuniyetinden sonra görüşmedik, "
Davacı tarafından; tanık ifadelerine karşı herhangi bir beyanda bulunulmamıştır.
Öte yandan; davacının, Antalya Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 24/03/2017 tarihli şüpheli sorgulama tutanağında; "Ben 1990 Antalya doğumluyum, ilk ve ortaokulu Antbirlik İlköğretim Okulunda okudum. Liseyi Aldemir Atilla Konuk Anadolu Lisesinde 2008 yılında bitirdim. Üniversite sınavını kazanmak amacı ile Antalya'da bulunan Metod Dershanesine 4 yıl boyunca gittim. Bu dershane Fetö/Pdy silahlı terör örgütü ile bağlantılı değildir. Dayım Osman Savun bu dershanede edebiyat öğretmeni idi. Bu nedenle bu dershaneye gittim. Hatta o yıllarda çok başarılı bir öğrenci olduğum için Fetö/Pdy silahlı terör örgütü ile bağlantılı Turgutreis Dershanesi vardı. Beni burslu olarak almak istediler. Babamı aradılar. Ancak babam "ben sizin gibi düşünmüyorum" diyerek taleplerini kabul etmedi. Ben yukarıda da söylediğim gibi dayımın edebiyat öğretmenliği yaptığı Metod Dershanesine gittim. 2008 yılında İstanbul Hukuk Fakültesini kazandım. İlk etapta Kredi Yurtlar Kurumunun yurdu çıkmadı. İstanbul Cevizlibağ'daki Kredi Yurtlar Kurumunaait Atatürk Öğrenci Sitesinde 2,5-3 ay kadar misafir öğrenci olarak odaya dönüştürülmüş etütte 27 öğrenci kaldık. Daha sonra asil olarak Kredi Yurtlar Kurumunun Fatih Kız Öğrenci Yurduna yerleştirildim. 4 yıl boyunca da bu yurtta kaldım. Kesinlikle Fetö/Pdy silahlı terör örgütüne ait herhangi bir yurtta kalmadım. Kesinlikle Fetö/Pdy silahlı terör örgütüne ait okullarda, yurtlarda, evlerde sohbet adj,altında herhangi bir toplantıya katılmadım. Hiç bir bağım yoktur. Fetö/Pdy silahlı terör örgütünün düzenlediği hiç bir geziye de katılmadım. Bank ...'da ne benim, ne ailemin, ne eşimin herhangi bir hesabımız yoktur. 2008 yılında girdiğim İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesinden 2012 yılında mezun oldum. Mezun olduğum yılın Aralık ayında hakimlik savcılık sınavı olduğunu öğrendim. İşçi emeklisi olan babam ile konuşup "baba ben hakim olmak istiyorum, bu nedenle avukatlık stajına başlamayacağım" dedim. O da kabul etti. Bunun üzerine Aralık'ta yapılacak olan hakimlik savcılık sınavına çalışmaya başladım. Aralık ayında sınava girdim ve 79 puan alarak yazılı sınavı kazandım. Mülakata da 2013 yılının Mayıs ayında çağrıldım. Mülakata girmeden önce AntalyalI olan bütün bürokratlara ve yargı mensuplarına gidip referans olmalarını istedim. Bu şekilde mülakat sınavını kazandım. Bilinçli olarak kesinlikle herhangi bir Fetö/Pdy silahlı terör örgütü üyesine gidip kendime referans olmalarını istemedim. Mülakata girdiğim yıllarda HSYK Fetö/pdy üyelerinin elinde idi. Ancak ben onlara gitmedim. Zaten Fetö/Pdy üyesi olsa idim, bu kadar referans araştırması yapmazdım. Mülakatı kazanabilmek için kaç kere meclise gittim, kaç kere Yargıtaya gittim. Sayısını hatırlayamıyorum. Çok çabaladım. AntalyalIlardan yardım istedim. HSYK'daki sicil dosyamda kimlerin bana referans olduğu bellidir. Ben kendim Fetö/Pdy silahlı terör örgütü üyesi olmadığım için Fetö/Pdy silahlı terör örgütünün yapılanması hakkında hiç bir bilgim yoktur. Ben Fetö/Pdy silahlı terör örgütünün yapılanmasını sadece haberlerde duyuyordum. Ne benim, ne de eşimin Fetö/Pdy silahlı terör örgütünün yayın organı olan Zaman gazetesine ve Sızıntı gibi dergilere aboneliğimiz yoktur. ... nolu gsm hattını 3-4 yıldır kullanıyorum. Başka da hattım yoktur. Bu cep telefonuna görevli polisler tarafında el konulmuştur. Benim internette kullandığım herhangi bir facebook adresim yoktur. Bugüne kadar hiç teftiş geçirmedim. Ben 2014 yılının Kasım ayında ilk defa hakim olarak Sarıkamış Adliyesinde göreve başladım. Orada 1,5 yıl kadar çalıştıktan sonra 2016 yılının Haziran kararnamesi ile de Antalya Akseki Adliyesine hakim olarak atandım.Benim eşimde Cumhuriyet Savcısıdır. Kendisi ile ilk defa İstanbul Hukuk Fakültesini kazanıp okumaya gittiğimde, Atatürk Öğrenci Sitesinde kaldığım 2,5-3 aylık zaman diliminde o yurtta erkek öğrencilerde kaldığı için tanışmıştım. Arkadaşlığımız bu şekilde devam etti. Kendisi Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesinde okuyordu. Tanıştığımız zaman o ikinci sınıfta idi. Fakülte hayatım boyunca kendisi ile arkadaşlığımız devam etti. Ben dördüncü sınıfa geldiğimde o bitirdi. O da hakimlik sınavına girip kazandı. Bende fakülteyi bitirdikten sonra hakimlik sınavını kazanınca durumu ailelerimize söyledik. 2014 yılının Haziran ayında nişanlandık, 2 Kasım 2014 yılında da evlendik. Bu arada eşim ... 2013 yılı Ağustos ayından itibaren Sarıkamış'ta hakimlik yapmakta idi. Bende kurayı 2014 yılının Kasım ayında çektim ve eş birleştirmesiyle Sarıkamış'a atandım. Burada 1,5 yıl çalıştıktan sonra eşim ile birlikte 2016 yılı Haziran kararnamesi ile Akseki Adliyesine ben hakim, eşim savcı olarak atandık.Eşim ... Fetö/Pdy silahlı terör örgütü üyeliği soruşturması kapsamında 11 Ağustos 2016 tarihinde gözaltına alındı, 29 Ağustos 2016'da tutuklandı. Halen de tutukludur. Yaklaşık 7,5 aydır tutukludur. Eşiminde Fetö/Pdy silahlı terör örgütü ile hiç bir irtibatı yoktur. Onun tahliye olmasını beklerken bu sefer ben gözaltına alındım. Ne benim, ne de eşimin neden gözaltına alındığımızı bilmiyorum. Ne benim, ne eşimin, ne de ailemin Fetö/Pdy silahlı terör örgütü ile hiç bir bağlantımız ve üyeliğimiz yoktur. Üzerime atılı Fetö/Pdy silahlı terör örgütü üyeliği suçunu kabul etmiyorum. Eşim zaten tutukludur. 14 aylık bebeğim vardır ve kendisi süt çocuğudur. Nezarethanede kaldığım süre boyuncada ailem tarafından bana getirildi. Ben kendisini emzirdim. Bende yargılanıp aklanmak istiyorum. Bu lekeden kurtulmak istiyorum. Tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılmamı istiyorum. Benim olay hakkında savunma, delillerim ve diyeceklerim bunlardan ibarettir.",
Davalı idare tarafından dosyaya sunulan davacıya ait hizmet cetvelinin incelemesinden; davacının, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesinden 2012 yılında mezun olduğu, ... sicil numarasıyla 26/07/2013 tarihinde Ankara adli yargı hakim savcı adayı olarak staja başladığı, Hakimler ve Savcılar Kurulu Birinci Dairesinin 27/11/2014 tarihli kur'a kararnamesiyle Am... (Suluova) Ağır Ceza Mahkemesi hakimliğine atandığı ve 05/12/2014-08/12/2014 tarihleri arasında Am... (Suluova) Ağır Ceza Mahkemesi hakimi olarak görev yaptığı, 08/12/2014 tarihinde Kars (Sarıkamış) Ağır Ceza Mahkemesi hakimliğine atandığı, 08/12/2014-31/08/2015 tarihleri arasında Kars (Sarıkamış) Ağır Ceza Mahkemesi hakimi olarak görev yaptığı, Hakimler ve Savcılar Kurulu Birinci Dairesinin 05/06/2016 tarih ve 904 sayılı kararnamesiyle Manavgat (Akseki) Ağır Ceza Mahkemesi hakimliğine atandığı ve 30/06/2016 tarihinden dava konusu karar ile meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verildiği tarihe kadar Manavgat Ağır Ceza Mahkemesi hakimi olarak görev yaptığı görülmüş olup, davacının nüfus kaydının incelenmesinden, 02/11/2014 tarihinde evlenerek ... soyadını aldığı, önceki soyadının ... olduğu görülmüştür.
Söz konusu hizmet cetveli, nüfus kayıt bilgileri, tanık beyanları ve davacının Tokat Cumhuriyet Başsavcılığında verdiği ifadesi birlikte değerlendirildiğinde; tanık beyanlarının birbiriyle uyumlu olduğu, tanık ve davacı beyanlarının, davacının değişik tarihlerde yapı ile irtibatını ortaya koyduğu değerlendirilmiştir.
Bu durumda, davacının örgütün içinde yer aldığına, örgüt toplantılarına katıldığına, üniversitede örgüte ait evlerde kaldığına, hakim-savcı çalışma evlerinde örgüt adına sınava hazırlandığına ve sınavlara hazırlık evlerinin sorumluluğunu (murakıplık) yaptığına ve kod adı kullandığına, staj döneminde örgüte ait evlerde kaldığına, örgütün yönlendirmesiyle katalog evlilik yaptığına ve diğer hususlara yönelik yukarıda yer verilen ifadelerin değerlendirilmesi sonucunda, davacının FETÖ ile süregelen bir ilişki içerisinde olduğu sonucuna varılmıştır.
b) Hakim-Savcılık Sınavlarına Örgüte Ait Çalışma Evinde Hazırlanma
i. Çalışma Evinde Sınava Hazırlanma Hususunda Genel Değerlendirme
Tokat Cumhuriyet Başsavcılığınca ... sayılı soruşturma kapsamında düzenlenen 03/04/2019 tarihli dosya inceleme ve değerlendirme tutanağında "...F.G. isimli şahsın şüpheli olarak alınan savunmalarında ve Tokat Sulh Ceza Mahkemesinde yapılan sorgusunda özetle '2010 yılında Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesinden mezun olduğunu ve Kırıkkale İlinde avukatlık stajını yapmaya başladığını, daha önce ismini zikrettiği Ş. isimli şahsın kendisine ulaştığını, kendisini hakim savcı hazırlama evlerine davet ettiğini, Ş.' nin ve ailesinin ısrarı üzerine staj süresinde Ankara Etlik' te bulunan açık adresini hatırlamadığı bir eve yerleştirildiğini, bu evde Am...'lı, Ankara Hukuk Mezunu olan S.K. (İdari hakim, abisi de hakim), Adana'lı Ankara Hukuk Mezunu esmer, dudağının üzerinde ben bulunan C., Afyonlu H., Afyon'un bir köyünden Ankara hukuk mezunu ailesi çiftçilik yapan uzun boylu zayıf ismini A. olarak hatırladığı kişiler olduğunu, bu hazırlık evinde yaklaşık dört ay kaldıklarını, kendisi dışında hepsinin sınavı kazandıklarını ve mülakatı geçtiklerini, zaten kendisini eve davet ederken sen yazılıyı geç biz mülakatı hallederiz şeklinde söylediklerini, Hakim Savcı hazırlık evlerine haftada bir gün hakim bir bayanın geldiğini, kitap ihtiyacını karşıladığını, bu bayanın zayıf, uzun boylu, Hatay yada Mersinli isminin E. olduğunu, E. isimli şalısın [şahısın] piyasadan fotokopi şeklinde soru ve konu anlatını [anlatımı] getirdiğini, bu fotokopilerdeıı[n] girmiş olduğu sınavda çıktığını hatırladığını ancak miktarını hatırlamadığını, bu evlerde cep telefonun yasak olduğunu, bu çalışma evinde sabit bir hat olduğunu, bu hatların dışarıya aramasının kapalı olduğunu, ancak bu sabit hattın dışarıdan arandığını, bu hat sayesinde sınava çalıştıkları dönemde aileleri ile görüştüklerini' beyan etmesi üzerine FETÖ/PYD Silahlı Terör Örgütünün Hakim/Savcılık sınavlarına hazırlık evi olarak kullanılan hücre evlerine yönelik Cumhuriyet Başsavcılığımız tarafından soruşturma başlatılmıştır.
...
-Bu evlere, üniversite döneminde yapının evlerinde veya yurtlarında kalan, yapıya güvenini ispat etmiş kişiler ile KARİYER GÖRÜŞMESİ adı altında görüşme yapılarak Hakim/Savcılık mesleğini yapmak isteyenler yönlendirilmektedir. KARİYER GÖRÜŞMESİ yapıldığı esnada kariyer görüşmesi yapan kişi KOD adı kullanmaktadır ve KOD adı kullandığını görüşme yaptığı kişiler bilmektedir.
-KARİYER GÖRÜŞMESİ sonucunda hakim savcı olmak isteyen kişiler genelde Ankara İlinde (...) bulunan evlere sınavdan yaklaşık üç-dört-beş ay önce çağrılmaktadır. Bu evleri bahse konu sınav döneminde Ankara Adliyesinde adli veya idari yargı hakim/savcı adayı olarak staj yapan ve yapının Ankara ilinde kiralamış olduğu adaylık (Staj evlerinde) evlerinde kalan yapı üyesi kişiler kiralamakta ve evin kira ve bazı masraflarını bu kişiler karşılamaktadır. Bu evlerin bir tanesinden sorumlu kişilere yapı içerisinde MURAKIP denilmektedir. Bu murakıp olarak adlandırılan kişilerin üstlerinde yer alan ve yapı içerisinde en az iki evden sorumlu kişilere SER MURAKKIP denilmektedir. MURAKIP ve SER MURAKIP'lık yapan kişiler gizlilik ve kendilerinin deşifre olmaması amacıyla KOD adı kullanmaktadır. KOD adı kullandıklarını evde kalan kişiler bilmektedir. Yapı içerinde MURAKIP ve SER MURAKIP olarak adlandırılan bu kişiler, bu görevi yaptıkları dönemde Ankara İlinde Hakim/Savcı adayı olarak görev yapmaktadırlar.
-Bu evlerde kalan kişilere, ev sorumluları olan MURAKIP veya SER MURAKIP olarak görev yapan kişiler mümkün olduğunca dışarı çıkmamaları, bu evin varlığından kimseye bahsetmemeleri, evin bulunduğu apartmandakiler ile muhatap olmamaları, muhatap olduklarında kendilerini avukat adayı yada hukuk öğrencisi olarak tanıtmalarını istemektedir. Bu evlerde kalmaya başlayacak kişilere bu evde şahit olacağı hususlardan kimseye bahsetmemeleri konusunda abdest aldırıp Kuran'ı Kerime el basarak yemin ettirilmektedir. Bu evlerde kalmaya başlayan kişilerin bir tanesinden adına bahse konu örgüt hücre evine kullanılmak üzere dışarıdan içeriyi aramaya açık, içeriden dışarıyı aramaya kapalı olan, yani tek taraflı aranmaya açık olan bir sabit hat alması istenilmektedir. Ancak son dönemde yapılan tespitlerde bazı hatların içeriden dışarıyı aramaya açık olduğu ve içeriden dışarıya nadirende olsa aramalar yapıldığı tespit edilmiştir. Kaldı ki bazı evlerin HTS dökümlerinin incelenmesinde içeriden dışarının arandığına ilişkin tespitler yapılmıştır. Ayrıca alınan son beyanlarda hat içeriden dışarıya veya dışarı içeriye aramaya açık olsa da ilgili sorumlular içeriden dışarıyı aramayı yasaklamaktadırlar. Yine eve gelen kişilerin cep telefonları toplanmakta ve bu evde telefon kullanımı yasaklanmaktadır ancak alınan savunmaların bazılarında evde gizli bir şekilde telefon kullandıklarını, bazı savunmalarda ise hattı memlekette açık bir şekilde bıraktıklarını, o dönemde telefonların memlekette açık olduğunu beyan etmişlerdir. Yine bu evde kalan kişilere bu sabit hattı sadece çekirdek ailelerine vermeleri gerektiği, evde kalan kişilere birilerini arayacakları zaman ANKESÖRULÜ telefon kullanmaları yönünde talimat verilmektedir. Bu sayede bu evlerin deşifre olmasının önüne geçilmektedir. Hatta alınan son beyanlarda sorumlu kişilerin evde kalacak kişilere hitaben "Ankara çalışma evleri cemaatin yatak odasıdır, buradan kimseye bahsetmemek gerekir" söyledikleri tespit edilmiştir.
-Bu evde kalan kişilere hakimlik savcılık sınavlarının soruların doğrudan veya deneme adı altında soru çözdürülmek suretiyle verildiğine ilişkin birden fazla itirafçı beyanı mevcuttur. Ayrıca bu hakim/savcılık sınavlarına hazırlık hücre evinde mülakat provaları yapılmaktır. Bu soru verilme ve mülakat provaları ile örgüt kendi elemanlarını Türkiye Cumhuriyetinin üç kuvvetinden biri olan yargı erkindeki hakimlik veya savcılık mesleğine yerleştirmektedir.
...
-Hakim/Savcılık stajına başlayan yapı içerinde yer alan hakim/savcı adaylarından ilk maaşının tamamı ve sonraki maaşlarının da bekarlardan yüzde 15' i, evlilerden ise yüzde 10'u talep edilmektedir. Bu şekilde FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütünün Hakim/Savcılık çalışma evlerinin finansmanı sağlanmaktadır.
..." şeklinde tespitlerde bulunulmuştur.
Öte yandan Dairemizde derdest olan dava dosyalarında, yargı mensubu olarak görev yapmakta iken haklarında meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilmiş olan bazı kişilerin ve bu kişiler hakkında tanık beyanında bulunan kişilerin hakim-savcılık sınavı çalışma evlerine ilişkin birtakım ifadelerde bulunduğu görülmüştür:
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan Z.T.S. isimli şahsa ait Tokat Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 12/09/2017 tarihli sorgulama tutanağı:
"...Yine bu evlerde şahit olduğum bir husus daha vardır. Bu husus; dıamond isimli ve bandrolsüz test kitabı vardı ve bu kitabı en az bir kez bitirmemiz söyleniyordu ayrıca bu kitabı evin dışına hatta balkona bile çıkarmamamız isteniliyordu. Sebebini sorduğumuzda ise kitapların bandrolsüz olduğu söyleniyordu. Piyasada yokmu falan diye sormuştum, bana bu kitabın piyasada olmadığını, bizlerin üst dönemlerinde olan kişilerin bütün kitaplardan derleme yaparak oluşturdukları söylenmişti. yine eve ilk geldiğimde bu evin varlığından bu evden bahsetmememiz tembihlenmişti. hatta evin sabit telefonunu irtibat numarası olarak biryere vermemiz söyleniyordu. Bu evlerde 10 saat ders çalışmak zorunluydu. Evde deneme adı altında sınav yapıyorlardı. bu denemeyi murakıplar dışarıdan getiriyorlardı. daha sonra süre tutuyordu. süresi tamamlandıktan sonra cevap anahtarını söylüyor ve netlerimizi not ediyordu. Gelen denemeler bizde bırakılmayıp tekrar toplatılıyordu. Bu denemeleri evde bırakmıyorlardı. ...SORU VERİLME OLAYI 2011 yılı Nisan ayında yapılan sınavın gecesinde eve sermurakıp olan ... kod adlı G. isimli şahıs geldi. evde bulunan 6 kişiyi salona topladı. bizlere hitaben bir konuşma yaptı. bu konuşmada 'elinde şuan yarınki sınava ilişkin soruların bulunduğunu ve yemin etmemiz karşılığında bu soruları bizimle paylaşacağını' söyledi. bunun üzerine evde bulunan kişiler hak yiyeceklerini düşünerek çok rıza göstermediler. Bunun üzerine ... kod adlı G. konuşmasının devamında 'görevdeki kişilerin hakkıyla gelmediğini, solcuların ve diğer kişilerin kendi adamlarını kayırarak getirdiklerini, muhtemelen kazanacağımızı ama bunun yinede bizimle paylaşmak istediğini' söylemesi zerine evdeki kişiler de bunu kabul etti. Bunun üzerine herkese abdest aldırdı. kendisi de Kuranı-kerimi eline aldı. elinde bulunan metni bize verdi ve kuranı-kerime el bastırdı. bu metini kelimesi kelimesine hatırlamıyorum ancak bütün değerlerimiz üzerine yeminle alakalı bir metindi. daha sonra her bir soru için ayrı ayrı küçük kağıtlar halindeki fotokopi parçalarını bizlere kısım kısım dağıttı. yanlış hatırlamıyorsam 100 sorudan 60 70 civarından sorunun cevapları işaretlenmiş şekilde vardı. Biz bunları alarak okuyup ezberledik, daha sonra soruları toplayarak götürdü. daha sonra ben sabah sınava girdim ve sınavdan 82 veya 83 puan aldım, zaten gösterdikleri sorular sınavda çıkmıştı."
İfadesine başvurulan E.Y. isimli şahsa ait Tokat İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünce düzenlenen 26/02/2018 tarihli şüpheli ifade tutanağı:
“... 1.HAKİM SAVCI ÇALIŞMA EVİ 2013 YILI AĞUSTOS-ARALIK AYLARI:
... Murakıblar hakim savcı çalışma evine daha sık gelir, sermurakıblar ise eve daha nadir gelen şahıslardı. Murakıbım olan ... KOD ADLI Ş. isimli şahıs yanımda getirmiş olduğum cep telefonumu eve gittikten kısa süre sonra benden aldı. ...Kira ve fatura evde kalanlar olarak ödenmiyordu. Sadece yiyecek ihtiyacı karşılanıyordu. Ben bu eve gittiğimde evde sabit hat kurulu vaziyetteydi. O yüzden sabit hattın kimin adına olduğunu bilmiyorum. Benim adıma değildir. Faturaların ve kira sözleşmesinin kimin adına olduğunu bilmiyorum. Evde bulunan sabit hat Ankara iç dış aramalara açık ancak il dışına aramalara kapalıydı. Dışardan aramalara ise açıktı. Bu sabit hat ile annemle defaten farklı zamanlarda görüştüğümü hatırlıyorum.
...
Ben kalmış olduğum birinci hakim savcı çalışma evinde 2013 yılı idari ve adli yargı sınavından önce genel kültür sorularının verildiğini anlatmak istiyorum.
Ben birinci kaldığım hakim savcı çalışma evinde 2013 yılı Kasım ayında yapılan idari yargı sınavından bir gün önce evin SERMURAKIBI OLAN ... KOD ADLI M.Y. isimli şahıs kalmış olduğumuz hakim savcı çalışma evine geldi. Geldiğinde evde birlikte kaldığım Ü.D., M., Y.A., B.K. ve beni evin salonuna topladı. İlk olarak evde bulunan sabit hattın fişini çektirdi. Öncelikle salonu toplamamızı istedi. Herkes ile kendi kaldıkları odada birebir görüştü. Benimle kendi kaldığım odada SERMURAKIB ... KOD ADLI M.Y. ile yaptığım görüşmede sen buraya hizmet hareketi için geldin. Sen bir hizmet insanısın dedi. ...SERMURAKIB ... KOD ADLI M.Y. hepimize tek tek Kurana el basmak suretiyle sözlü olarak yemin ettirdi. ...Yeminden sonra SERMURAKIB ... KOD ADLI M.Y. isimli şahıs yanında getirmiş olduğu fotokopi halinde A4 kağıtlarında bulunan genel kültür sorularını çıkarttı. Bu sorular 20-25 civarında beş altı sayfadan ibaretti. Cevapları yoktu, Evde kalanlar olarak Ü.D., M., Y.A., B.K. isimli şahıslarla birlikte topluca bu sorulara baktık ve defterimizden kopardığımız kağıtlara soruların cevapları birlikte çözdük. ...Ben ertesi gün girmiş olduğum 2013 yılı idari yargı sınavında bir gün öncesinden tarafımıza verilen Genel kültür sorularının birebir aynısının çıktığını gördüm. Ancak tamamı değil yarısının çıktığını hatırlıyorum...
2013 YILI ADLİ YARGI SINAVINDAN ÖNCE SINAV SORULARININ VERİLMESİ OLAYI:
Ben aynı şekilde birinci hakim savcı çalışma evinde 2013 yılında kalmaya devam ederken aralık ayında yapılan adli yargı sınavından bir gün önce evin SERMURAKIBI ... KOD ADLI M.Y. isimli şahıs tekrar evimize geldi. ...SERMURAKIB ... KOD ADLI M.Y. isimli şahıs yanında getirdiği leptopu açtı ve boynunda muskanın içerisine gizlenmiş flash belleği çıkardı ve leptopa taktı. Bize hitaben yarın ki gireceğimiz adli yargı sınavında çıkma ihtimali bulunan soruların olduğunu söyleyip. Bu sorulara bakmamızı istedi. Bu sorulara Ü.D., M., Y.A., B.K. ve ben hep beraber baktık. Bu sorular hatırladığım kadarıyla toplamda 25-30 sorunun olduğu genel kültür kısmındaki sorulardı. Ancak bu sınav sorularının bir kısmının cevapları işaretli, bir kısmının cevapları işaretli değildi. ...Ben ertesi gün girmiş olduğum 2013 yılı adli yargı sınavında tarafıma bir gün önce gösterilen genel kültür sorularının hatırladığım kadarıyla tamamı olmamakla birlikte tamamına yakını çıktı. Yanlış hatırlamıyorsam soruların yerleri değişikti, ancak doğru cevapları aynıydı...
2.HAKİM SAVCI ÇALIŞMA EVİ 2014 YILI OCAK-2015 YILI OCAK AYI:
...Bu evde DİAMOND isimli hazırlık kitabı da vardı. Bu kitap piyasada bulunmayan evden dışarıya çıkartılması yasak olan bir kitaptı. Bu kitap yapı tarafından derlenen bir çalışma kitabıydı. Girmiş olduğum gerçek sınavlarda DİAMOND isimli kitaptan benzer soruların çıktığını hatırlıyorum. Çünkü çok fazla soru vardı..."
Yukarıda yer verilen bilgilerden de anlaşılacağı üzere FETÖ'ye ait hakim-savcılık sınavına hazırlık evlerinde kalan kişiler kapalı devre bir sistem içerisine alınmaktadır. Bahse konu sınava hazırlık evlerinde gizliliğin sağlanması ve deşifre olunmaması amacıyla cep telefonlarının toplanması, dışarıdan içeriyi aramaya açık, içeriden dışarıyı aramaya kapalı yani tek yönlü aramaya açık olan sabit telefon kullanılması gibi kurallar bulunmaktadır. Kişiler farklı illerden hakim-savcılık sınavını kazanabilmeleri amacıyla başta Ankara olmak üzere belli illere getirilmekte ve örgüt içinde yer alan kişilerce bu evlere yerleştirilmektedir. Sınava hazırlık evlerinde gizliliğin en üst seviyede tutulduğu, gerek doğrudan gerek deneme adı altında hakim-savcılık sınavı sorularının verildiği görülmektedir.
Sonuç olarak hakim-savcılık sınavına hazırlanma evi olarak nitelendirilen bu evlerde anılan yöntemler uygulanarak FETÖ tarafından örgüte iltisak ve irtibatı bulunan kişilerin sınava giren diğer adayların önüne geçmesinin amaçlandığı, FETÖ için yargı organlarının ve yargı erkiyle bağlantılı kurumların ele geçirilmesi bakımından hakim-savcılık mesleğine giriş sınavlarına hazırlık evlerinin özel önem arz ettiği anlaşılmaktadır.
ii. Çalışma Evinde Sınava Hazırlanma Hususunun Davacı Yönünden Değerlendirilmesi
Tokat Cumhuriyet Başsavcılığınca ... sayılı soruşturma dosyası kapsamında düzenlenen 03/04/2019 tarihli dosya inceleme ve değerlendirme tutanağında 71 ve 113 numaralı ikametin hücre evi olarak kullanılmaya başlanıldığı döneme ilişkin kira sözleşme fotokopisinin incelenmesinde; ikametin kira başlangıcının 15.05.2013 tarihli olduğu, kiracının ... (...) T.C.... olduğu irtibat numarası olarak ... verdiği, bu GSM hattmında yine ... (...) adına olduğu, ikamet sahibinin Ankara İl Emniyet Müdürlüğü görevlilerince alınan tanık beyanında; "...Tahminen 2013 yılı haziran ayında Pınarcı emlak vasıtası ile ... isimli bayana kiralamıştık, daha sonra 2014 yılı Nisan ayında bu evi kiralayan ... isimli bayan yanına A.Aisimli şahsı alarak benim iş yerime geldi, bana ben evden çıkmak istiyorum, bu bayana evi kiralarmısınız dedi..." şeklinde beyanda buluduğu, ayrıca Ankara İl Emniyet Müdürlüğü görevlilerince tutulan tutanakta ...'in İstanbuldan geldiği, kendisini stajyer avukat olarak tanıttığı ikamette S.Y. isimli şahıs ile kalacağını söyleyerek ikameti kiraladıkları yönünde ikamet sahibi ve eşi ile görüşüldüğüne dair tutanak tanzim edildiği, İkamet kiralanmasını sağlayan emlakçı ile alakalı Ankara İl Emniyet Müdürlüğü görevlilerince "...Pınarcı emlak isimli işyerini kendisinin işlettiğini, belirtilen emlak bürosuna gelen kendisini stajyer avukat olarak tanıtan ... isimli şahsa 1 kira bedeli komisyon karşılığında kiralama konusuna aracı olduğunu, 15.05.2013 tarihinde kira sözleşmesi yaptıklarını ancak ... isimli şahsı ve beraberinde aynı evde kalan şahısları tanımadığını, evi kiralamaya ... ile beraber bir bayan ve bir erkek şahsın daha geldiğini ve bu şahıslarıda tanımadığını, bahse konu ikameti ne amaçlı kullandıklarını bilmediği.." yönünde tutanak tanzim edildiği, ikamet sahibinin kira ödemelerinin yapıldığını beyan ettiği Kuveyttürk nezdinde bulunan ve ilgili kurumdan temin edilen hesap hareketlerinin incelenmesinde 16.01.2014 tarihinde “... Ocak Ayı Kira Bedeli” ibaresi ile 650 TL yatırıldığı, 06.03.2014 tarihinde “...” T.C. ibaresi ile 500 TL. yatırıldığı, 14.03.2014 tarihinde “...” T.C. ibaresi ile 650 TL. yatırıldığı, ikametin hücre evi olarak kullanılmaya başlanıldığı döneme ilişkin Başkentgaz (doğalgaz) aboneliğinin 06/06/2013 tarihinde ... (T.C:...) adına olduğu ve hala aktif olduğu, Enerjisa (elektrik) aboneliğinin 06.06.2013-14.03.2014 tarihleri arasında ... (T.C:...) adına olduğu, aynı döneme ilişkin Aski (Su) aboneliğinin 06.06.2013 tarihinde ... (T.C:...) adına olduğu tebpit edilmiştir.
Tokat Cumhuriyet Başsavcılığınca ... sayılı soruşturma dosyası kapsamında düzenlenen 10/05/2019 tarihli inceleme ve değerlendirme tutanağında 81 numaralı ikametin hücre evi olarak kullanılmaya başlanıldığı dönemde bu adreste kurulu ... nolu sabit hat ile M.İ. (Babası, iki farklı telefon hattından toplam 182 kayıt) ve ... (...) ... (Kendisi, toplam 46 kayıt) adına kayıtlı telefon hatlarının görüşme kayıtlarının olduğu, davacının 23 Aralık 2012 adli yargı sınavına girmesi göz önüne alındığında görüşme tarihleri ile sınavlara hazırlanma döneminin/evin hücre evi olarak kullanıldığı tarih aralığının uyumlu olduğu tespit edilmiştir.
Tokat Cumhuriyet Başsavcılığınca ... sayılı soruşturma dosyası kapsamında düzenlenen 14/11/2019 tarihli inceleme ve değerlendirme tutanağında 92.,153., ve 157. nolu çalışma evleri hakkında; "A.T. bu evin kullanıldığı dönemle ilgili şahıs hakkında özetle;"...İLK VE SON KEZ KALACAĞIM ÇALIŞMA EVİ (2013 AĞUSTOS-2013 ARALIK AYI);... ...Çalışma evinde kalmış olduğum süre zarfında Murakıp ve Sermurakıp kavramlarını öğrendim. Ancak bu kavramları kullanmadım bu eve sık sık yani haftada birkaç kere gelen şahıs ... KOD ADLI ŞAHIS idi. ... KOD ADLI ŞAHSA ...aran daha seyrek gelen şahıs ise ... KOD ADLI ŞAHIS idi. Bu çalışma evinde bulunduğum süre zarfında evin kuralları vardı. Bu evin kurallarını ilk geldiğimde ... KOD ADLI ŞAHIS İLE ... KOD ADLI ŞAHIS tonlu olarak bize anlatmıştı. Bu evin kuralları anlatılırken herhangi bir yemin olayı yaşanmadı. Ancak sonraki süreçte ... KOD ADLI ŞAHIS YA DA ... KOD ADLI ŞAHIS vine salonda toplu bir şekilde iken bu evin kurallarından bu evde yaşananlardan sorumluları gördüğümüzden hiçbir şekilde kimseye bahsetmeyeceğimize ilişkin bir kandil uününde sohbet ortamından sonra biz abdestlivkcn Kuran-ı Kerime el bastırıp yemin ettirmişti. Hatta ben bu yemin ettirme olayını abartılı buldum yeminimize itibar edilmiyor mu şeklinde serzenişte bulundum. ... KOD ADLI ŞAHIS YA DA ... KOD ADLI ŞAHIS da çalışma evlerinde kuralların bu şekilde olduğunu anlattı... ...Bu evdeyken sınav dönemine yakın zamanda deneme adı altında gerçek bir sınavdaymışçasına deneme olurduk. Bu deneme kitapçıklarını sorumlularımız ... KOD ADLI ŞAHIS YADA ... KOI) ADLİ ŞAHIS getirirdi. Bu deneme kitapçıklarını cevap anahtarına kodlardık. Sonrasında da sorumlumuza cevap anahtarını vererek kaç puan aldığımızı hesaplardık. Yine hu çalışma evinde yayın evi belli olmayan A4 çıktılarından oluşturulmuş beyaz kaplı üzerinde DİAMOND yazan ve ELMAS İŞARETİ olan geçmiş yıllarda çıkmış soruların bir araya getirildiği söylenen 4-5 tane soru bankları bulunurdu. Bu soru bankalarını çoğaltmamız ve üzerine karama yapmamız yasaktı. Yine deneme olduktan sonra motivasyon amaçlı alışveriş merkezine giderdik. Burada toplu şekilde faaliyette bulunun eve geri dönüyorduk. Çalışma evinden bu tür etkinliklere giderken makyaj yapmamamız, kıyafetlerimize dikkat etmemiz gerekirdi. Bu evde kalanların öncesinde de hepsinin başı açıktı. Ben hu evde kalacak olan şahsın eğer başı kapalı ise açması gerektiğini biliyorum. Tedbir amaçlı yapıda kapalı hakim-savcı istemezler. Bu çalışma evindeyken 2-3 saatliğine evden ayrılmamız gerekiyor is muhakkak sorumlularımızdan izin almamız istenirdi. Genel itibariyle dışarı çıkmamız yasaktı. Bu çalışma evine eşimiz dostumuz ailemizin getirilmesi yasaktı. Çalışma evine memleketten kargo gönderilmesi adres belli edecek bir davranışta bulunulması yasaktı. İdari vargı sınavı sonrasında ailem beni ziyarete geldiğinde aileme dahi namaz kılmak için çalışma evine almayı kabul etmediler. Bende bu durumdan dolayı ... VE ... KOD ADLI SORUMLULARIM ile tartıştım. Onlarda bana kuralların bu şekilde olduğunu uymam gerektiğini söylediler. Çalışma evinde harici yardımcı kaynak kitabı aldığımız zaman ekseriyetle ... KOD ADLI SAHSA parasını vererek getirtirdik. Bu evdeki bu kurallara ben ve bu evde kalan herkes tabi idi. Bu evde benim ve evde kalan diğer şahısların herhangi bir kod adı yoktu. Bu evde ders çalışma programlarımız sorumlularımız tarafından belirlenirdi. Yine bir keresinde ... YADA ... KOI) ADLI SORUMLUMUZUN geçmişte okuduğumuz risale ve Fetullah gülen sayısını sorarak çetele tutmamız söylenirdi. ... KOD ADLİ ŞAHIS bizden bir keresinde vesikalık fotoğrafımızı istedi. Neden istediğini bilmemekle beraber evlilik üzerine görüşme için olduğunu düşünüyorum. Ben yapıda bulunduğum süre zarfında herhangi bir evlilik görüşmesi yanmadım. Ben bu evde 2013 yılı kasım avındaki İDARİ VE ARALIK AYINDAKİ ADLİ YARGI SINAVLARINA girdim. Hatta İDARİ YADA ADLİ YARGI SINAVINA başvuru için toplu bir şekilde müracaat etmiştik. ... KOD ADLİ ŞAHISTA toplu olarak müracaata gittiğimizi duyunca bize hitahen TEDBİR NAMUSTUR SİZİN YAPTIĞINIZ BUNA UYMUYOR NEDEN TOPLU ŞEKİLDE MÜRACAAT EDİYORSUNUZ İKİŞER KİŞİ OLARAK MÜRACAAT ETMENİZİ SÖYLEMEDİK Mİ diyerek çok sert bir şekilde uyardı. Hatırladığım kadarıyla da yapının kırtasiyesi olan NT mağazalarını mümkün mertebe tedbir amaçlı kullanmamamız söylenmişti. Ben hu evde İDARİ YARGI SINAVINDA 70 civarında puan alarak KAZANAMADIM. İDARİ YARGI SINAV öncesinde herhangi bir soru verilme olayı olmadı. İDARİ YARGI sınav öncesinde de evde bulunan şahıslardan birkaç saatliğine evden ayrılan şahıs vada olağanüstü bir durum olmadı. İDARİ YARGI SINAVINI evde kalanlardan hiç kimse kazanamadı. 2013 ARALIK AYINDAKİ ADLİ YARGI SINAVINDAN 72 CİVARINDA puan alarak KAZANDIM. Bu sınav öncesinde de herhangi bir soru verilmedi va da olağanüstü bir durum yaşanmadı. Bu sınavı da evde kalanlardan benim haricimde kimse KAZANAMADI. Ben ADLİ VE İDARİ YARGI SINAV SONRASINDA kafa dağıtmak amacıyla sorumlularımı/ bize İstanbul’a götüreceklerini hatta uçakla gideceğimiz söylemişlerdi. Ancak bu süre zarfında 17-25 Aralık olayları yaşandığı için hu etkinliğimiz iptal oldu. Bende sınav sonrası memlekete gittim. Ve ADLİ YARGI SINAVINI kazandığımı memleketimde öğrendim. Sonrasında memleketimdevken ... YADA ... KOD ADLİ ŞAHIS hayırlı olsun diyerek aradı. Sonrasında tekrardan gelmem için aradılar. Ve bende ifademin devamında anlatacağım üzere sınavı kazananların bir arava getirildiği Ankara Yeni mahallede bulunan mülakat evine gittim... ...42- ... KOD ADLI ŞAHIS; Bu şahıs çalışma evimizin sorumlusuydu. Bu şahsın üstünde ... KOD ADLI diğer sorumlumuz vardı. Bu şahsın Hakim Adayı olduğunu düşünüyorum. Görsem teşhis ederim..." şeklinde beyanda bulunmuş ve şahsı fotoğraflarından kesin ve net olarak teşhis etmiştir.
S.G.S. bu evin kullanıldığı dönemle ilgili şahıs hakkında özetle;"...BİRİNCİ HAKİM SAVCI ÇALIŞMA EVİ ve KURALLARI; Ben toplama evinde iken ... kod adlı şahıs beni alarak esas kalacağım Hakim Savcı Çalışma evine götürdü, bu evde cep telefonu yanımda kapalı duruyordu, bataryası alınmış olabilir ancak hatırlamıyorum, kullandığımı hatırlamıyorum, bu evde cep telefonlarından ziyade bataryalar toplandı. ... Kod adlı şahıs bu eve yaklaşık olarak ayda bir gelirdi yapıdaki pozisyonunu o dönem bilmiyordum ancak ifade aşamasında Sermurakıp olduğunu düşünüyorum, bu evin sorumluda hafta bir ya da on günde bir gelen ... kod adlı şahıs idi. bu evin kuralları ... kod adlı şahıs şu şekilde anlatmıştı, bu evde sabit bir hat vardı ailemiz ile bu sabit hat üzerinden görüşüyorduk, bu hattın kimin adına olduğunu bilmiyorum, bu sabit hat şehir içine açık şehirler arasına kapalı idi çünkü bu eve taksi çağırıyorduk ancak ailemizi arayacağımız zaman dışardan ankesörlü telefondan arıyordum, ailem beni bu sabit hat üzerinden arıyordu, bu evdeki sabit hat numarasını yakınlarınız haricindeki şahıslara vermeyin denilmişti, benide evdeki sabit hattan annem, babam ve abim aramıştır. Bu evde komşularımız ile görüşmek zorunda kalırsak kendimizi öğrenci olarak tanıtmamız söylenmişti, bu evde evde kalanlar arasında tahmini 250-300 T.L civarında kişi başı para toplanıyordu, bu evin elektrik su doğalgaz kira giderlerinin bildiğim kadarıyla bir kısmı bu toplanan paradan bir kısımda ... yada ... kod adlı şahıslar tarafından karşılanırdı. Bu evdeki aboneliklerin kime ait olduğunu hatırlamıyorum, kiranın ev sahibine ne şekilde ödendiğini bilmiyorum, bu eve ... Kod adlı şahıs DİAMOND ibareli A4 çıktılarından oluşmuş soru bankası getiriyordu, bu soru bankasında önceki yıllarda çıkmış sınav soruları vardı, ayrıyeten ELMAS ibareli vine önceki yıllarda çıkmış Tarih sorularının olduğu A4 çıktısının kitap haline getirilmiş soru bankası, yine bir kaç tanede üzerinde İSİM OLMAYAN içeriğinde A4 çıktılarının bir arava getirilerek oluşturulmuş soru bankası vardı. Bu 3 soru bankası üzerinde karalama yapılması, bu soru bankalarının çoğaltılması istenmezdi benim girmiş olduğum sınavlarda da bu soru bankalarından birebir aynı soru çıkmadı ancak her sınavda olduğu gibi geçmiş yıllardan benzer soru çıkma ihtimali bu sınavlarda da çıkmış olabilir bana kesinlikle sınavdan önce herhangi bir soru verilme olayı olmadı zaten sınavı da kazanamadım, sınav cevap anahtarım ve soru kitapçıklarımda incelendiğinde bu hususlar aydınlatılacaktır. Benimle birlikte aynı evde kalan şahıslar H.D., A.T., .... ... ve … isimli şahıslar olmak üzere 6 kişi kaldık. Bu şahıslar da yine farklı üniversitelerin hukuk fakültelerinden mezun şahıslar idi ve yapı tarafından Hakim savcı çalışma evinde bir araya getirilmiştik öncesinde bu şahısları tanımıyordum. Yine hatırladığım kadarıyla Şeyma Kod adlı bir şahıs eve geldi halimizi hatırımızı sordu anladığım kadarıyla Şeyma kod adlı şahıs sermurakıbın üstü bir şahıs idi. bizimle tanışarak evden ayrıldı sonrasında da bir daha görmedim. Benim İçilmiş olduğum hu evdeki sabit hattın kimin adına okluğunu bilmiyorum ancak dediğim gibi evdeki bu sabit hat üzerinden ben ve evde kalan diğer kişiler aileleri ve tanıdıkları tarafından aranmıştır. Sonrasında bu evin sabit hat numarasını değiştirerek üzerime aldım. Bu evde kalanlar 2013 yılı Aralık ayındaki adli ve idari hakim savcılık sınavlarına girdiler bende aynı şekilde bu sınavlara girdim ve sonrasında memleketimize döndük. Ben memleketimde iken sınavı kazanamadığımı öğrendim ve sonrasında 2014 yılı Şubat yada Mart ayı gibi tekrardan hakim savcı çalışma evlerine geldim ve aynı çalışma evime gittim, bu evde benimle beraber önceki dönemde kaldığım şahıslardan H.D. hariç diğerleri evden ayrılmıştı evden ayrılaıılardan A.T. isimli şahıs sınavı kazandığını biliyorum ancak diğer şahısların neden ayrıldığını, başka bir eve mi geçtiler yoksa memleketlerine mi döndüler bilgim yoktur. 17- ... KOD ADLI 2.ŞAHIS; Bu şahsın gerçek adını soyadını bilmiyorum. Antalyalı olabilir. Bu şahıs 1. Hakim Savcı Çalışma evimin sorumlusu yani Murakıbı idi. o dönem Stajyer hakim idi. Kısa boylu, zayıf yapılı Esmer bir şahıstı, görsem teşhis ederim..." şeklinde beyanda bulunmuş ve şahsı fotoğraflarından kesin ve net olarak teşhis etmiştir.
A.O. bu evin kullanıldığı dönemle ilgili şahıs hakkında özetle;"...HAKİM SAVCI ÇALIŞMA EVİ 2013 YILI: ... KOD YADA GERÇEK İSİMLİ ŞAHIS beni Demetevler semtinde tam açık adresini hatırlamadığım bir eve götürdü. Eve gittiğimizde kendisi de eve girerek bana evin kurallarından bahsetti. Bu görüşme kalmış olduğumuz evin bir odasında ... KOD ADLI YADA GERÇEK İSİMLİ ŞAHISLA birebir gerçekleştirdik. Hatırladığım kadarıyla bu kurallar; bu evde cep telefonu kullanımın yasak olduğunu, evle ilgili olarak eve gelip gidenlerin ve evin içeriğiyle ilgili aile yakınlarına dahi bilgi verilmemesi gerektiğini, daha sonradan eve bir sabit hatlı telefon bağlanacağını bu telefonun içerden dışarıya aramalara kapalı ancak dışardan içeriye aramalara açık bir hat olacağından bahsetti. Söylediği gibi daha sonradan bu eve sabit bir hat bağlandı. Ancak bu sabit hattın kimin adına açıldığını hatırlamıyorum. Çünkü evde kalanlar olarak sabit hat bağlanacağına dair bir konu geçmedi. Ben daha sonradan bağlanan bu sabit hatla ailemle hiç görüşme yapmadım. Ailemle görüşme yapacağım zamanlarda evin yakınlarında bulunan ankesörlü telefondan yada Ankara da ikamet eden dayımların yanma gittiğimde dayımların aracılığıyla görüşüyordum. Burda da ... KOD ADLI YADA GERÇEK İSİMLİ ŞAHIS evde kaldığım süre zarfında kira ve fatura ödemeyeceğimi ancak kira ihtiyaçlarımızı kendimiz ortak karşılayacağından bahsetti. Komşularla çok muhattap olmamamız gerektiğini, zorunlu olmadığımız zamanlarda dışarıya çıkmamamız gerektiğinden bahsetti. Bu görüşmemizde evdeyken herhangi bir kod isim kullanmam yönünde bir söylemi olmadı. Bende herhangi bir kod ismi kullanmadım. Evde bulunan diğer şahıslarda kod ismi kullanmadığını biliyorum. Bu hususlar hakkında da Kurana el basmak suretiyle bana yemin ettirdi. Ancak ben kurana el basarken abdest alıp almadığımı ve yemin metninin içeriğini hatırlamıyorum. Ben bu evde 2013 yılı temmuz aylarından 2013 yılı aralık ayında yapılan adli yargı sınav sonuna kadar kaldım. Benimle birlikte bu evde kalan şahıslar ise ... İSİMLİ ŞAHIS, ... İSİMLİ ŞAHIS, ... İSİMLİ ŞAHIS, ... İSİMLİ ŞAHIS, ... İSİMLİ ŞAHISLARLA birlikte kaldım. Ben bu şahısları daha öncesinde tanımıyordum. İlk defa bu eve gittiğimde karşılaştım. Bu eve gittiğimde murakıb ve sermurakıb tabirlerini öğrendim. Bizim evden sorumlu olan şahsa murakıb, murakıbın bir üstüne de sermurakıb denildiğini öğrendim. Bizim evimizin murakıbı ... KOD ADLI YADA GERÇEK KOD ADLI ŞAHIS, sermurakıbımız da ... YADA ... KOD ADLI ŞAHIS tı. Murakıbımız ... KOD ADLI YADA GERÇEK KOD ADLI ŞAHIS eve haftada 2-3 kez gelirdi. Murakıbımız ... KOD ADLI YADA GERÇEK ADLI ŞAHIS bizlere acil durumlarda kendisine ulaşmamız için GSM numarası bıraktığını ve buradan ulaşmamızı istedi. Ancak ben bu numarayı hatırlamıyorum... ...2014 yılı ocak sonu yada şubat başlarında sınav sonuçları açıklandıktan soma murakıbım ... KOD ADLI YADA GERÇEK İSİMLİ ŞAHIS beni o dönemde kullanmış olduğum benim adıma olan şuan numarasını hatırlamadığım cep telefonumdan beni aradı ve sınav sonucumu öğrendiğimi ve başarısız olduğumu daha somaki sınava hazırlanmam için tekrar hakim savcı evlerinde kalmak isteyip istemediğimi sordu. Bende kendimi şuan hazır hissetmediğimi ve kalmak istemediğimi söyledim. Daha sonra beni aramadı... ...4- ... KOD ADLI YADA GERÇEK İSİMLİ ŞAHIS: Bu şahsın nereli olduğunu ve hangi üniversite mezunu olduğunu bilmiyorum. Bu şahsın kalmış olduğum hakim savcı çalışma evimin murakıbıdır. Görsem teşhis ederim..." şeklinde beyanda bulunmuş ve şahsı fotoğraflarından kesin ve net olarak teşhis etmiştir." dedikleri ve bu haliyle bu kişi yönünden değerlendirme yapıldığında bu dönemde ... (...) ...''nun Hakim/Savcı adayı olarak görev yapması, örgütün, daha önce çalışma evlerinde kalan kişilerden Ankara Adliyesinde staj yapanlara bu dönemlerde çalışma evleri ile ilgili örgüt içerisinde sorumluluklar vermesi, soruşturma kapsamında alınan beyanlarda bahse konu çalışma evlerinin kiralanması/evlerde kalanlarla ilgilenme işlerini sorumlu olan MURAKIP/SERMURAKIP adı verilen ve kod adı kullanan örgüt sorumluları tarafından yapıldığına ilişkin birden fazla beyan bulunması ve bugüne kadar yapılan çalışmalar ve HTS kayıtları ile abonelik sözleşmelerinin incelenmesinde bu hususların doğruluğunun teyit edilmesi, A.T., S.G. ve A.O.un beyan ve teşhisleri ile tüm dosya kapsamı ve örgüt yapılanmasıyla ilgili itirafçı beyanları dikkate alındığında bu evin kullanıldığı dönemde ... (...) ...' nun FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütünün Hakim/Savcılık sınavlarına hazırlık MAHREM hücre evinden sorumlu MURAKIP olarak örgüt içerisinde görev yaptığı ve ... KOD adını kullandığı tespit edildiği ifade edilmiştir.
Tokat Cumhuriyet Başsavcılığınca ... sayılı soruşturma dosyası kapsamında düzenlenen 14/11/2019 tarihli inceleme ve değerlendirme tutanağında 156. nolu çalışma evi hakkında; " S.Ö.Y. savunmasında; "...1-HAKİM SAVCI ÇALIŞMA EVİ : (2013 Yılı Ekim Ayının Sonundan 2013 Yılı Aralık Ayında Yapılan Adli Yargı Sınav Sonuna Kadar Kaldığını Beyan Eder. )Eve gittiğimizde ... KOD ADLI ... isimli şahsın kalmış olduğum evin sorumlusu olduğunu öğrendim. Evde kalanlarla hiç görüşmeden beni ayrı bir odaya aldı. Bana evin kurallarından bahsetti. Bu evin kuralları hatırladığım kadarıyla bu evde cep telefonu kullanımın yasak olduğunu söyledi. Bende kendisine ailemizle nasıl iletişime geçeceğimi sordum. O da bana ailenle görüşmek için evde sabit bir hat var ancak sen bu hattan aileni arayamazsın sadece ailen seni arayabilir dedi. Bende kendisine ailemin böyle gizli bir ev olduğunu bilmediklerini, öğrendikleri zamanda benim burda kalmama izin vermezler, ailemin de okuma yazma bilmediğini bu evi arayamayacaklarını kendisine söyledim. O da bana bu konuyu bir görüşeyim, şimdilik telefonun sende kalsın arama yapacağın zaman telefonunu kullan diğer zamanlarda telefonun bataryasını sım kartını çıkar diye tembihte bulundu. Budurumu da evdekilere çaktırma, arayacağın zaman eve yakın bir parka gidip aileni arayabilirsin dedi. Komşularımızla görüşmemiz gerektiğini, mecbur kalmadığımız zamanlarda dışarı çıkılmayacağını söyledi. Bizim haberimiz olmadan ya da bizim onaylamadığımız kimseyle evlenmeyeceğimizi söyledi. Böyle bir evin varlığından kimseye bahsetmememizi, bu evin adresini kimseye söylemememizi söyledi. Evde bulunan sabit hattı sadece aile yakınlarıma vermemi bunun dışında kimseye vermememi söyledi. Senin bu evde göreceğin bazı kitaplarımız var bu kitaplardan da kimseye bahsetmeyeceğimi söyledi. Daha sonra yanında olan yemin metninden okuyarak bana Kurana el basarak yemin ettirdi. Hatırladığım kadarıyla yemin metninde bu evde kaldığımdan, burası dışında bir evlilik yapmayacağıma, burda gördüğüm arkadaşlardan, evin yerinden, burada gördüğüm kitaplardan kimseye bahsetmeyeceğime dair kutsal saydığım değerler üzerine bir yemin metniydi. Daha sonra ... KOD ADLI ... isimli şahısla evin salonuna giderek evde birlikte kalacağım şahıslarla tanıştım. Bu evde benimle birlikte ..., N.G., ... (SOYADI ... OLABİLİR), İSMİNİ HATIRLAMADIĞIM BİR ŞAHIS la toplamda 5 kişi kaldık. Ben ifadem esnasında sorulan MURAKIB ya da SERMURAKIB kavramlarını hiç duymadım. Biz evin sorumlularına KOD isimleriyle hitap ederdik. Bizim evin sorumlusu ... KOD ADLI ... isimli şahıs idi. Bu şahsın üzerinde de ... KOD ADLI ... isimli şahıs vardı. Bu şahsın ismini ... KOD ADLI ... nın ağzından kaçırmasından dolayı biliyorum. Soy ismini ise 2014 yılında Adliyede iken Ağır Cezada başka bir dosyaya bakmaya giderken bir koridorda ... KOD adlı şahsın bir odaya girdiğini görmüştüm. Bende merak edip gidip baktığımda kapısında ... yazdığından dolayı biliyorum. Evin sorumlusu ... KOD ADLI ... isimli şahıs bu eve haftada bir gelir, bizlere dini sohbet yapardı, bir ihtiyacımızın olup olmadığını sorar, ne kadar ders çalıştığımızın çetelesini bizden alırdı. Evin diğer sorumlusu ... KOD ADLI ... isimli şahısta iki haftada yada ayda bir eve gelirdi. Geldiği zamanlarda evin alt sorumlusu ... KOD ADLI ... isimli şahısla gelirdi. Geldiği zamanda da ... KOD ADLI ... ile görüşürdü. Bizlere salonda toplu olarak muhabbet ederdi. Bir sorunu olanla da ayrı bir odada birebir görüşürdü ... KOD ADLI ... İSİMLİ ŞAHIS: Bu şahsın nereli olduğunu bilmiyorum. Hakim adayı olabilir. Bu şahıs kalmış olduğum birinci hakim savcı çalışma evine götüren birinci hakim savcı çalışma evi ve geçici olarak kaldığım hakim savcı çalışma evinin sorumlusudur. Görsem teşhis ederim...” şeklinde beyanı ile şahıs teşhis ettiği, bu haliyle bu kişi yönünden değerlendirme yapıldığında bu dönemde ... (...) ...''nun Hakim/Savcı adayı olarak görev yapması, örgütün, daha önce çalışma evlerinde kalan kişilerden Ankara Adliyesinde staj yapanlara bu dönemlerde çalışma evleri ile ilgili örgüt içerisinde sorumluluklar vermesi, soruşturma kapsamında alınan beyanlarda bahse konu çalışma evlerinin kiralanması/evlerde kalanlarla ilgilenme işlerini sorumlu olan MURAKIP/SERMURAKIP adı verilen ve kod adı kullanan örgüt sorumluları tarafından yapıldığına ilişkin birden fazla beyan bulunması ve bugüne kadar yapılan çalışmalar ve HTS kayıtları ile abonelik sözleşmelerinin incelenmesinde bu hususların doğruluğunun teyit edilmesi, S.Ö.Y.'ın beyan ve teşhisleri ile tüm dosya kapsamı ve örgüt yapılanmasıyla ilgili itirafçı beyanları dikkate alındığında bu evin kullanıldığı dönemde ... (...) ...' nun FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütünün Hakim/Savcılık sınavlarına hazırlık MAHREM hücre evinden/evlerinden sorumlu MURAKIP/SER MURAKIP olarak örgüt içerisinde görev yaptığı ve KOD adı kullandığı belirtilmiştir.
Tokat Cumhuriyet Başsavcılığınca ... sayılı soruşturma dosyası kapsamında düzenlenen 03/04/2019, 10/05/2019, 14/11/2019 tarihli dosya inceleme ve değerlendirme tutanakları ile davacı hakkındaki tanık beyanlarından davacının hakim-savcılık sınavına hazırlık evlerinde kaldığı gibi, sonraki sınavlarda bu evlerde kalacak kişileri karşıladığı ve bu evlere yerleştirdiği, örgüt içerisinde aktif bir rol üstlenmiş olduğu görülmüştür.
6) Dava Konusu Kararların Temel Hak ve Özgürlükler Bağlamında Değerlendirilmesi
Davacı, dava konusu kararlar ile bazı temel hak ve özgürlüklerinin ihlal edildiğini ileri sürmekle birlikte bu ihlal iddialarının özü davacının meslekten çıkarılmasına dayanmaktadır.
Bu kapsamda, davacı hakkında tesis edilen meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin karar ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin kararın, AİHS'in 8. ve Anayasa’nın 20. maddesinde yer alan "özel hayata saygı hakkı" çerçevesinde değerlendirilmesi gerekmektedir.
Zira, AİHM tarafından dinamik bir şekilde yorumlanan ve sosyal hayattaki yansımaları kapsamında genişletilebilen "özel hayat" kavramı, eksiksiz bir tanım getirmenin mümkün olmadığı bir kavram olarak görülmekte, bu bağlamda bireylerin kişiliklerini geliştirmelerine ve mesleki yaşamlarına etki eden her durum özel hayata saygı hakkına dâhil edilmektedir. Nitekim AİHM, bireylerin genellikle iş ya da mesleki faaliyetleri sırasında dış dünya ile ilişkiler kurduklarını ve geliştirdiklerini belirterek ve bireyin iş hayatı ile özel hayatını birbirinden ayırmanın güçlüğünün altını çizerek, mesleki faaliyetlerin de özel hayata saygı hakkı kapsamında olduğunu belirtmiştir (Niemietz/Almanya, B. No: 13710/88, 16/12/1992, § 29). AİHM’e göre özel hayat, bir bireyin başka bireylerle, mesleki ve iş ilişkileri de dâhil olmak üzere, ilişki kurma ve geliştirme hakkını kapsamaktadır (C./Belçika, B. No: 21794/93, 07/08/1996, § 25).
Dava konusu edilen kararlar, davacının meslek yaşamının sona ermesi sonucunu doğurmaktadır. Bu nedenle söz konusu kararlar özel hayata saygı hakkı üzerindeki sonuçları itibarıyla AİHS'in 8. ve Anayasa’nın 20. maddeleri ile güvence altına alınan özel hayata saygı hakkına yönelik bir müdahale oluşturmaktadır.
AİHS'in 8. maddesinin ikinci fıkrasına göre özel hayata saygı hakkının kullanılmasına bir kamu makamının müdahalesi ancak "kanunla öngörülmüş olma", aynı maddede sayılan "meşru amaçlardan birini gerçekleştirmeye yönelik olma" ve "demokratik bir toplumda gerekli olma" ölçütlerini karşılama şartıyla mümkündür. Anayasa'nın 20. maddesinin 13. maddesi ile birlikte değerlendirilmesi sonucunda ise özel hayata saygı hakkına müdahale edilebilmesi için müdahalenin "şekli anlamda belirli ve öngörülebilir bir kanuni dayanağının bulunması", "anayasal meşru bir amaca ulaşmaya yönelik olması" ve "demokratik toplum düzeninin gerekleri ile ölçülülük ilkesine uygun olması" gerekmektedir.
Dolayısıyla dava konusu kararlarla ortaya çıkan özel hayata saygı hakkına yönelik müdahalenin ihlal oluşturup oluşturmadığı hususunun, AİHS ve Anayasa bağlamında, kanunilik, meşru amaç ve demokratik bir toplumda gerekli olma ile ölçülülük ilkeleri doğrultusunda irdelenmesi gerekmektedir.
Ayrıca, demokratik toplum düzenini tehdit eden olağanüstü hâlin varlığı hâlinde AİHS'in 8/2 ve Anayasa'nın 13. maddesinde bir temel hak ve özgürlüğe kamusal makamlar tarafından müdahale edilebilme şartlarını ortaya koyan güvencelere aykırı tedbirlerin alınması ya da bu güvencelerin daha düşük standartta sağlanabilmesi söz konusu olabilmektedir. Böyle bir durum gerçekleştiği takdirde AİHS'in 15. ve Anayasa'nın 15. maddeleri uygulanabilir hâle gelmektedir.
AİHS'in 15. maddesinin birinci fıkrasında, savaş veya ulusun varlığını tehdit eden bir genel tehlike hâlinde sözleşmeci devletlerin durumun gerektirdiği ölçüde ve uluslararası hukuktan doğan başka yükümlülüklere ters düşmemek koşuluyla bu sözleşmede öngörülen yükümlülüklere aykırı tedbirler alabileceği belirtilmiş; ikinci fıkrasında ise bu hâllerde dahi AİHS'te öngörülen yükümlülüklere aykırı tedbirlerin alınamayacağı hak ve özgürlükler sayılmıştır.
Bu doğrultuda Anayasa'nın 15. maddesinde de olağanüstü hâllerde, milletlerarası hukuktan doğan yükümlülükler ihlal edilmemek kaydıyla durumun gerektirdiği ölçüde temel hak ve hürriyetlerin kullanılmasının kısmen veya tamamen durdurulabileceği veya bunlar için Anayasa'da öngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınabileceği belirtilmiştir. Anılan maddenin 2. fıkrasında ise Anayasa'da öngörülen güvencelere aykırı tedbirlerin alınamayacağı hak ve özgürlükler sayılmıştır.
Dava konusu kararlar, davalı idare tarafından, 667 sayılı KHK’nın 3. maddesi uyarınca tesis edilmiştir. Anılan KHK, 6749 sayılı Kanun'la TBMM tarafından değiştirilerek kabul edilmiş ve 29/10/2016 tarih ve 29872 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Sonuç olarak davacı hakkında dava konusu kararların tesis edildiği tarih itibarıyla bu kararlara dayanak KHK'nın yürürlükte olduğu ve öngörülen anayasal usul dâhilinde daha sonra kanunlaştığı görülmektedir. Bu nedenle özel hayata saygı hakkına müdahale niteliği taşıyan dava konusu kararlar, öngörülebilir ve belirli bir kanun hükmü uyarınca tesis edilmiş olup müdahale kanunilik şartını taşımaktadır.
Zira dava konusu kararlara gerekçe olarak gösterilen irtibat ve iltisak kavramları yönünden Anayasa Mahkemesi tarafından 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında yapılan değerlendirmede, terör örgütleriyle irtibatlı ve iltisaklı olma durumu farklı şekillerde ortaya çıkabileceğinden bunların kanun koyucu tarafından önceden belirlenmesi ve kanunda tek tek sayılması zorunluluğundan söz edilemeyeceği ifade edilmiştir. Anayasa Mahkemesine göre irtibat ve iltisak kavramları genel kavram niteliğinde olmakla birlikte, bu kavramların belirsiz ve öngörülemez nitelikte olduğunu söylemek mümkün olmadığından, hukuki nitelikleri ve objektif anlamları yargı içtihatlarıyla belirlenebilecektir.
AİHS'in 8. maddesinin ikinci fıkrasında özel hayata saygı hakkının kullanılmasına ulusal güvenlik ve kamu güvenliğinin sağlanması amacıyla müdahale edilebileceği öngörülmüştür. Anayasa'nın 20. maddesinin birinci fıkrasında ise özel bir sınırlama nedeni öngörülmemiştir. Bununla birlikte Anayasa Mahkemesinin kararlarına göre özel sınırlama nedeni öngörülmemiş olan hakların dahi hakkın doğasından kaynaklanan bazı sınırları bulunmaktadır. Ayrıca Anayasa'nın diğer maddelerinde yer alan kurallara dayanılarak da bu hakların sınırlanması mümkün olabilmektedir. Anayasa'nın 5. maddesinde Türk Milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak Devletin temel amaç ve görevleri arasında sayılmıştır (AYM, E.2014/87, K.2015/112, 08/12/2015, § 7; Sevim Akat Eşki, B. No: 2013/2187, 19/12/2013, § 33). Dava konusu kararlar, FETÖ ile üyelik, mensubiyet, iltisak veya irtibatı bulunan ilgililer hakkında ülkenin içinde bulunduğu tehdit ve kamu düzeninin bozulması ihtimali doğduğundan ivedi şekilde karar alma zorunluluğu nedeniyle ve millî güvenliğin, kamu düzeninin ve başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması amacıyla tesis edilmiştir. Bu nedenle FETÖ ile iltisak ve irtibatı olan ve dava konusu kararların tesis edildiği tarih itibarıyla kamu gücünün güçlü bir tezahürü niteliğinde yargı yetkisi kullanan davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmesi suretiyle özel hayata saygı hakkına yapılan müdahale meşru bir amaca dayanmaktadır.
Dava konusu kararlar ile davacının özel hayata saygı hakkına yapılan müdahale, zorlayıcı bir toplumsal gereksinim olarak ortaya çıkmıştır. Nitekim 15 Temmuz 2016 gecesi yaşanan darbe teşebbüsü nedeniyle “ulusun varlığını tehdit eden genel bir tehlike”nin bulunduğu açıktır (Alparslan Altan/Türkiye, B. No: 12778/17, 16/04/2019, §§ 71-75). Bu tehlike, ulusun ve Devlet teşkilatının varlığı için tehdit teşkil eden, kamu düzenini etkileyen, olağandışı bir kriz niteliğindedir. Bununla birlikte darbe teşebbüsünün faili olan FETÖ'nün, yukarıda belirtildiği üzere atipik ve kendine özgü niteliği göz önüne alındığında, bu tehlikeye karşı alınan ve davacının yargı yetkisini kullanmasına son veren dava konusu tedbirin de yaşanan özellikli durumun ortaya çıkardığı zorunluluktan ve bu durumun faili olan örgütün Devleti ele geçirmeyi amaç edinen niteliğinden kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle anılan olağanüstü koşullar altında ve olağan demokratik düzene geri dönebilmek amacıyla söz konusu terör örgütü ile iltisak ve irtibatı bulunan davacının yargı yetkisini kullanmasına son veren tedbirin demokratik bir toplumda gereklilik arz ettiği açıktır.
Türkiye Cumhuriyeti tarafından 23/07/2016 tarihinde Avrupa Konseyi Genel Sekreterliği ve Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliğine, Türkiye’de 21/07/2016 tarihinde olağanüstü hâlin yürürlüğe girmesiyle birlikte AİHS’in 15. maddesinde öngörüldüğü şekliyle Sözleşme’den doğan yükümlülükler bağlamında daha az güvence sağlanabileceği kaydıyla derogasyon bildiriminde bulunularak milletlerarası hukuktan doğan yükümlülük yerine getirilmiştir.
AİHS'in 15. maddesi ile uygulama alanı bulan, "ulusun varlığını tehdit eden genel bir tehlikenin varlığı" hâlinde söz konusu tehlikeyi bertaraf etmek için ne yapmak gerektiğini takdir ve tayin etmek ulusun yaşamından sorumlu devlete aittir. İçinde bulunulan durumun kendine mahsus özellikleri nedeniyle bu özellikli durumu değerlendirmek hususunda, söz konusu tehlikeyi bertaraf edecek devletin, uygulayacağı tedbirler bakımından, olağan dönemdekinden çok daha geniş bir takdir marjına sahip olduğunu kabul etmek gerekmektedir (İrlanda/İngiltere [GK] B. No: 5310/71, 18/1/1978, § 207).
Dava konusu kararların müdahalede bulunduğu özel hayata saygı hakkının AİHS'in 15. maddesinin ikinci fıkrası ile Anayasa'nın 15. maddesinin ikinci fıkrasında yer verilen ve olağanüstü hâllerde dahi AİHS ve Anayasa'da öngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınamayacağı belirtilen haklardan olmadığı açıktır.
Bu durumda, demokratik kurumlara ve demokratik toplum düzeninin bizatihi kendisine karşı yapılan darbe teşebbüsü sonrasında, bahse konu teşebbüsün faili olan FETÖ ile iltisak ve irtibatı olduğu gerekçesiyle hakkında tesis edilen dava konusu kararlar ile yargı mensubu olarak görev yapması nedeniyle üstün kamu gücü ayrıcalığına sahip olan davacının, meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmesi suretiyle özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin, AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir olduğu anlaşılmıştır.
7) Sonuç olarak
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile yukarıda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği anlaşıldığından dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmemiştir.
Dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediğinden davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal ve özlük haklarının yasal faiziyle ödenmesi isteminin de reddi gerekmektedir.
D) KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile yine aynı Kurulun ... tarih ve ... sayılı kararının iptali istemi yönünden DAVANIN REDDİNE,
2.Davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal ve özlük haklarının yasal faiziyle ödenmesi istemi yönünden DAVANIN REDDİNE,
3.Davacının adli yardım isteminin kabul edilmiş olması nedeniyle ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam … TL yargılama giderinden davacı tarafından ödenen … TL yargılama giderinin mahsubu sonrasında kalan … TL yargılama giderinin davacıdan tahsili için müzekkere yazılmasına,
4.Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen … TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
5.Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 23/02/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.