Danıştay5. Daireİdare Hukuku
Danıştay 5. Daire E.2017/5929 K.2021/1154
667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun667 sayılı KHK2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanun667 sayılı Olağanüstü Hal Kanun6087 sayılı Kanun2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanun6087 sayılı Hakimler ve Savcılar Kurulu Kanun6749 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun
Özet: Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2017/5929 E. , 2021/1154 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y BEŞİNCİ DAİRE Esas No : 2017/5929 Karar No : 2021/1154 DAVACI : …'na vesayeten … DAVALI : … Kurulu / … VEKİLİ : Av. … DAVANIN KONUSU : Davacının, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1.
T.C.
D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2017/5929
Karar No : 2021/1154
**DAVACI:** …'na vesayeten …
**DAVALI:** … Kurulu / …
**VEKİLİ:** Av. …
DAVANIN KONUSU : Davacının, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile irtibat ve iltisakının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararına karşı yaptığı yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin yine aynı Kurulun ... tarih ve ... sayılı kararının iptaline ve bu karar nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesi ile parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI : Görevden uzaklaştırılan yargı mensuplarına ilişkin listenin hukuka aykırı şekilde çok önceden düzenlendiği, bu durumun yargı mensuplarının fişlendiğini gösterdiği, hem Savcılık hem de Mahkeme aşamasında suçlamayla ilgili somut delil veya olguların tarafına bildirilmediği, Yargıtay üyesi olduğu dönemde işlediği varsayılan bir suçla ilgili soruşturma yapma yetkisinin Yargıtay'a ait olduğu, 18/07/2016 tarihinden bu yana ceza evine konulduğuna ve bu tarihten sonra suç işleyemeyeceğine göre davalı idarenin şahsı hakkında herhangi bir işlem tesis etme yetkisinin bulunmadığı, aksi uygulamanın yasaların geriye yürümezliği ilkesine aykırı olduğu, şahsının meslekten uzaklaştırma kararı gerekçe gösterilerek tutuklandığı, tutuklama kararı gerekçe gösterilerek meslekten çıkarıldığı, mezkur kararın objektif ve tarafsız değerlendirme ile alınmadığı, bir kişinin meslekle ilişiğinin kesilmesi ve bir daha kamu görevine girmesinin engellenmesi işleminin ona verilen adlandırmadan bağımsız olarak disiplin niteliğinde bir işlem olduğu, alınan karara bağlı olarak birçok hakkının da ihlal edildiği, kararda kendisi ile ilgili tek bölümün adının geçtiği yer olduğu, 667 sayılı KHK'nın 3. maddesinde yer alan "değerlendirilen" ifadesinin kişisel bir kanaati işaret ettiği, takdire dayalı idari işlemlerin de mutlaka somut bilgi ve belgelere dayanması gerektiği, bu şekilde şahsi kanaate dayalı olarak işlem tesis edilmesinin hukuki güvenlik ilkesinin ihlali anlamına geldiği gibi ölçülülük ilkesi ile de bağdaşmadığı, kararın Resmi Gazate'de yayımlanması ile masumiyet karinesinin zedelendiği, kararın neden olduğu ağır sonuçları düşünüldüğünde AİHM içtihatlarında da vurgulandığı üzere ceza soruşturmasında gerekli olan tüm güvencelerin sağlanması gerektiği, savunma hakkının kısıtlandığı, bunun adil yargılanma hakkının ihlali olduğu, kararda soyut ve genel ifadeler kullanılarak delillendirme ve kişiselleştirme yapılmadığı, cezaların şahsiliği ilkesinin gözetilmediği, karar sonrası tüm ekonomik ve sosyal haklardan mahrum bırakıldığı için bu durumun aile hayatına da doğrudan müdahale niteliğinde olduğu, karar ile yaratılan ortamda etkin bir idari mekanizmadan, bağımsız ve tarafsız yargı sisteminden bahsedilemeyeceği, meslekten çıkarılmalarına karar verilen yargı mensuplarına bakıldığında bu kişilerin Yargıda Birlik Platformuna üye olmayan kişilerden oluştuğu, kararın sonuçlarından biri olarak maaşının kesilmesinin mülkiyet hakkına doğrudan müdahale olduğu, kamu görevlilerinin görevine son verilmesinin OHAL'in gerektirdiği konulardan olup olmadığının da tartışmalı olduğu, 667 sayılı KHK hükümleri doğrultusunda hiçbir somut bilgi ve belgeye yer verilmeden verilen kararın Anayasa'nın 13., 14. ve 121. maddeleri ile AİHS'nin 17. Ve 18. Maddelerinde belirtilen hakkın kötüye kullanılması yasağına aykırılık teşkil ettiğii ileri sürülerek dava konusu kararın hukuka aykırı olduğu iddia edilmiştir.
DAVALININ SAVUNMASI :Dava dilekçesinin usule aykırılıklar yönünden incelenerek tespit edilmesi halinde davanın öncelikle usul yönünden reddi gerektiği, öte yandan dava konusu kararın amacının Türk yargı sistemini tamamen ele geçirmeyi hedefleyen ve bu amaç doğrultusunda hareket eden illegal bir yapının bu amaca ulaşmasının önlenmesi ile Türk yargısının bağımsızlığının ve tarafsızlığının korunması olduğu ve yargı mensuplarına olağan dönemde uygulanan 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu ve 6087 sayılı Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Kanununun ilgili hükümlerine değil Anayasa'nın 120. ve 121. maddeleri ile 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanunu çerçevesinde yürürlüğe konulan 667 sayılı Olağanüstü Hal Kanun Hükmünde Kararnamesine dayanılarak tesis edildiği, disiplin cezası niteliğinde olmayıp "göreve son" müessesesinin bir örneği olduğu, bu şekilde göreve son verme halinde zorunlu olmamasına rağmen ilgililere savunma haklarını kullanabilmeleri için 6087 sayılı Kanunun 33.maddesi uyarınca yeniden inceleme başvurusunda bulunma imkanı tanındığı, davacı hakkında tesis edilen karar ile ilgili olarak kişiselleştirmenin yapıldığı, dava konusu kararın hukuka ve mevzuata uygun olduğu ileri sürülerek davanın reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'İN DÜŞÜNCESİ: Davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI …'NIN DÜŞÜNCESİ: Davacının 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Genel Kurulu'nun ... tarih ve ... sayılı Kararına karşı yaptığı yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin ... tarih ve ... sayılı Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Genel Kurulu Kararının iptali ve bu işlem nedeniyle mahrum kaldığı özlük ve parasal haklarının yasal faizi ile birlikte tazminine karar verilmesi istenilmektedir. Davalı yanın usule yönelik itirazları yerinde görülmediğinden işin esası incelenmiştir.
T.C. Anayasasının 138. maddesinde, "Hakimler, görevlerinde bağımsızdırlar; Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanı kanaatlerine göre hüküm verirler. Hiçbir organ, makam, merci veya kişi, yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hakimlere emir ve talimat veremez; genelge gönderemez; tavsiye ve telkinde bulunamaz." hükmüne yer verilmiş, 139. maddesinde, "Hakimler ve savcılar azlolunamaz. Meslekten çıkarılmayı gerektiren bir suçtan dolayı hüküm giymiş olanlar, görevini sağlık bakımından yerine getiremeyeceği kesin olarak anlaşılanlar veya meslekte kalmalarının uygun olmadığına karar verilenler hakkında kanundaki istisnalar saklıdır." kuralı yer almıştır. "Hakimler ve Savcılar Kurulu" başlıklı 159. maddesinin 8. fıkrasında da, "Kurul, meslekte kalmaları uygun görülmeyenler hakkında karar verme, disiplin cezası verme, görevden uzaklaştırma işlemlerini yapar; Adalet Bakanlığının, bir mahkemenin kaldırılması veya yargı çevresinin değiştirilmesi konusundaki tekliflerini karara bağlar; ayrıca, Anayasa ve kanunlarla verilen diğer görevleri yerine getirir." hükmü getirilmiş, bu maddenin 10. fıkrasında ise, "Kurulun meslekten çıkarma cezasına ilişkin olanlar dışındaki kararlarına karşı yargı mercilerine başvurulamaz." hükmüne yer verilmiştir.
2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun "Hakimlik ve savcılık görevlerinin sona ermesi" başlıklı 53. maddesinde, "Hakim ve savcıların: a) fıkrasında, bu Kanun hükümlerine göre meslekten çıkarılmaları veya meslekte kalmalarının uygun olmadığına karar verilmesi, b) fıkrasında, Haklarında soruşturma ve kovuşturma bulunması halleri hariç olmak üzere, mesleğe alınma koşullarından herhangi birini taşımadıklarının sonradan anlaşılması hallerinde görevleri sona erer." şeklinde düzenleme yapılmıştır.
6087 sayılı Hakimler ve Savcılar Kurulu Kanunu'nun "Kurulun görevleri" başlıklı 4. maddesinin; hakim ve savcılarla ilgili olarak (b) fıkrasının 6. bendinde meslekte kalmaları uygun görülmeyenler hakkında karar verme, 7. bendinde, disiplin cezası verme, 8. bendinde de görevden uzaklaştırma işlemlerini yapmak Kurulun görevleri arasında sayılmıştır. "Genel Kurulun Oluşumu ve Görevleri" başlıklı 7. maddesinin 2. fıkranın (ı) bendinde de, Adli ve İdari yargı hâkim ve savcıları hakkında meslekte kalmaları uygun görülmeyenler hakkında karar verme, disiplin cezası verme, görevden uzaklaştırma Genel Kurulun görevleri arasında sayılmış, "Yeniden inceleme, itiraz ve yargı yolu" başlıklı 33. maddesinde ise, Genel Kurulun veya dairelerin, meslekten çıkarma cezasına ilişkin kesinleşmiş kararlarına karşı yargı mercilerine başvurulabileceği, diğer kararlarının yargı denetimi dışında olduğu, meslekten çıkarma kararlarına karşı açılan iptal davalarının ilk derece mahkemesi olarak Danıştay'da görüleceği hükme bağlanmıştır.
Öte yandan, kamu düzeni ve güvenliği açısından, Anayasa’nın 120. maddesi ve 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanunu çerçevesinde, Milli Güvenlik Kurulunun, Hükûmete olağanüstü hâl ilan edilmesi yönündeki 20.7.2016 tarih ve 498 sayılı tavsiye kararı üzerine toplanan Bakanlar Kurulu'nca 15.7.2016 tarihinde başlatılan darbe girişimi üzerine ülke genelinde olağanüstü hâl ilan edilmesine karar verilmiş, bu karar Türkiye Büyük Millet Meclisinde onaylanarak 21.7.2016 tarihli ve 29777 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanununun 4. maddesi uyarınca Bakanlar Kurulunca 22.7.2016 tarihinde kararlaştırılan 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname 23.07.2016 tarihli ve 29779 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe konulmuş, "Yargı mensupları ile bu meslekten sayılanlara ilişkin tedbirler" başlıklı 3. maddesinin 1. fıkrasında, "Terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen hâkim ve savcılar hakkında Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Genel Kurulunca meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilir." şeklinde düzenleme yapılmış ve bu Kanun Hükmünde Kararname, 29.10.2016 tarih ve 29872 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6749 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun ile kanunlaşmıştır.
08.03.2018 tarihinde yürürlüğe giren 7075 sayılı Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu Kurulması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun'un 11. maddesinin 2. fıkrasında, "22.7.2016 tarih ve 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin 3'üncü maddesinin birinci fıkrası ile 18.10.2016 tarih ve 6749 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun'un 3 üncü maddesinin birinci fıkrası kapsamında meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilenler, kararın kesinleşmesinden itibaren altmış gün içinde ilk derece mahkemesi olarak Danıştaya dava açabilir." hükmü getirilmiştir.
Olayda, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Genel Kurulu'nun ... tarih ve ... sayılı kararıyla, ilgililer hakkında Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kuruluna intikal eden şikâyet, ihbar, inceleme ve soruşturma dosyaları ile bu dosyalar hakkında verilen kararlar, mahallinde yapılan araştırmalar, FETÖ/PDY terör örgütü ile ilintili dosyalarda görev alan hâkim ve Cumhuriyet savcılarının bu dosyalarda yapmış oldukları işlemler ve verdikleri kararlar, örgüt mensuplarının haberleşme için kullandıkları şifreli programlarda yer alan kayıtlar, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun FETÖ/PDY mensubu oldukları Emniyet Genel Müdürlüğü terörle mücadele birimlerince düzenlenen raporlarla sabit olan örgüt üyeleri hakkında tayin ettiği disiplin cezaları ve muhalefet şerhleri, sosyal çevre bilgileri ve Ankara Cumhuriyet Başsavcılığından temin edilen bilgi ile belgeler, ilgililer hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca başlatılan soruşturmanın niteliği ve isnat edilen suçlamalar ile gözaltı ve tutuklama kararları, soruşturma kapsamında ifadelerine başvurulan hâkim ve Cumhuriyet savcılarının ifade ve sorgu tutanakları, itirafçıların beyanları birlikte dikkate alınarak ekli listede yer alan hâkim ve Cumhuriyet savcılarının 667 sayılı KHK’nın 3'üncü maddesinin (1) numaralı fıkrası kapsamında FETÖ/PDY örgütü ile iltisak ve irtibatlarının olduğu sabit görüldüğünden, adı geçenler hakkında 23/07/2016 tarih ve 29779 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 667 sayılı Olağanüstü Hâl Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin 3'üncü maddesi uyarınca meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve ayrı ayrı olmak üzere meslekten çıkarılmalarına karar verilmiş ve davacının yeniden inceleme talebi de ... tarih ve ... sayılı Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Genel Kurulu Kararı ile reddedilmiştir.
Öte yandan, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 26.9.2017 tarih ve 2017/16-956 Esas, 2017/370 sayılı kararı ile onanarak kesinleşen Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 24.4.2017 tarih ve 2015/3 esas, 2017/3 sayılı kararında, FETÖ/PDY'nin silahlı bir terör örgütü olduğu belirlenmiştir.
Dosyada mevcut belge ve bilgilerden; davacı hakkında FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçuyla açılan kamu davasında, Yargıtay ... Ceza Dairesinin (İlk derece) … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile suçu sabit görülerek 12 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına hükmedildiği ve meslekten çıkarılmayı gerektiren bir suçtan hüküm giydiği anlaşılmaktadır.
Bu nedenle, dosyanın incelendiği tarih itibariyle FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçuyla açılan kamu davasında mahkumiyetine hükmedilmiş ve meslekten çıkarılmayı gerektiren bir suçtan dolayı hüküm giymiş olan davacının, meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Genel Kurulu'nun ... tarih ve ... sayılı Kararına karşı yaptığı yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin ... tarih ve ... sayılı Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Genel Kurulu Kararı hukuka uygun olduğundan, davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra ... Sulh Hukuk Mahkemesinin … tarihli ve E:…, K:… sayılı kararıyla ...'nun (T.C Kimlik No: …) davacıya vasi olarak atandığı görüldüğünden davaya vasi yoluyla devam edilmesine karar verilerek ve davalı idarenin usule ilişkin itirazları yerinde görülmeyerek işin gereği görüşüldü:
A) MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ
1) Genel Olarak
Türkiye’de 15 Temmuz 2016 gecesi, kendilerini “Yurtta Sulh Konseyi” olarak isimlendiren bir grup Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) mensubu tarafından, demokratik biçimde halk tarafından göreve getirilen Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ve Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla darbe teşebbüsünde bulunulmuş, bu teşebbüs Türk Milleti tarafından akamete uğratılmıştır.
Anayasa'nın olay tarihinde yürürlükte bulunan 118. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Milli Güvenlik Kurulu (MGK) tarafından 20/07/2016 tarihli toplantıda yapılan değerlendirmede, darbe teşebbüsünün TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından başlatıldığı, bu örgütün kuruluş aşamasından itibaren etkisi altına aldığı eğitim kuruluşları, sivil toplum kuruluşları, medya kuruluşları, ticari kuruluşlar ve kamu görevlileri aracılığıyla Milleti ve Devleti kontrol altında tutmayı amaçladığı belirtilmiştir.
MGK'nın anılan toplantısında "demokrasinin, hukuk devleti ilkesinin, vatandaşların hak ve özgürlüklerinin korunmasına yönelik tedbirlerin etkin bir şekilde uygulanabilmesi amacıyla" Hükûmete olağanüstü hâl ilan edilmesi tavsiyesinde bulunulması hususu kararlaştırılmıştır. Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu 20/07/2016 tarihinde, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmesine karar vermiştir. Anılan karar 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş ve aynı gün TBMM tarafından onaylanmıştır. Olağanüstü hâl, daha sonrasında üçer aylık dönemler hâlinde Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu tarafından uzatılmış ve 18/07/2018 tarihinde kaldırılmıştır.
23/07/2016 tarihinde Türkiye Cumhuriyeti tarafından Avrupa Konseyi Genel Sekreterliği ve Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliğine, Türkiye’de 21/07/2016 tarihinde olağanüstü hâlin yürürlüğe girmesiyle birlikte başlayan süreçte, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS)’nin 15. maddesinde görüldüğü şekliyle Sözleşme’den doğan yükümlülükler bağlamında daha az güvence sağlanabileceği belirtilerek derogasyon bildiriminde bulunulmuştur.
23/07/2016 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (667 sayılı KHK) 3/1. maddesi ile yargı mensupları ve bu meslekten sayılanlardan terör örgütlerine veya Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna MGK tarafından karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilenlerin meslekten veya kamu görevinden çıkarılmalarına karar verileceği düzenlenmiştir. Anılan KHK, 18/10/2016 tarihli ve 6749 sayılı Kanun'la değiştirilerek kabul edilmiş, bu Kanun ise 29/10/2016 tarih ve 29872 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
23/01/2017 tarih ve 29957 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 685 sayılı Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu Kurulması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname (685 sayılı KHK) ile 667 sayılı KHK'nın ilgili maddesi uyarınca meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilen hâkim ve savcıların, kararın kesinleşmesinden itibaren altmış gün içinde ilk derece mahkemesi olarak Danıştayda dava açabilecekleri düzenlenmiştir. 685 sayılı KHK, 01/02/2018 tarihli ve 7075 sayılı Kanun'la değiştirilerek kabul edilmiş, anılan Kanun 08/03/2018 tarih ve 30354 sayılı (mükerrer) Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Nitekim, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Kadriye Çatal/Türkiye (B. No: 2873/17, 07/03/2017) kararında, haklarında meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilen yargı mensupları için doğrudan Danıştayda iptal davası açma imkânının tanındığını belirterek Kadriye Çatal tarafından yapılan başvuruyu iç hukuk yollarının tüketilmemiş olduğu gerekçesiyle kabul edilemez bulmuştur.
2) Davacıya İlişkin Süreç
... tarih ve ... sayılı Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu kararıyla, yargı mensubu olarak görev yapmakta olan davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmiştir. Bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebi anılan Kurul tarafından ... tarih ve ... sayılı kararla reddedilmiştir.
Davacı tarafından meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin kararın iptali ve bu karar nedeniyle yoksun kalınan özlük haklarının iadesi ile parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesi talebiyle bakılmakta olan dava açılmıştır.
Öte yandan davacının, ceza yargılaması sonucunda Yargıtay ... Ceza Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan 12 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş olup anılan kararın Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 10/11/2020 tarih ve E: 2019/9.MD-513, K:2020/450 sayılı kararı ile kesinleştiği görülmüştür.
B) İLGİLİ MEVZUAT
1) Anayasa
Anayasa’nın Başlangıç kısmında, Millet iradesinin mutlak üstünlüğü, egemenliğin kayıtsız şartsız Türk Milletine ait olduğu ve bunu Millet adına kullanmaya yetkili kılınan hiçbir kişi ve kuruluşun, bu Anayasa'da gösterilen hürriyetçi demokrasi ve bunun icaplarıyla belirlenmiş hukuk düzeni dışına çıkamayacağı belirtilmiş ve 176. maddesinde de Anayasa'nın dayandığı temel görüş ve ilkeleri belirten başlangıç kısmının, Anayasa metnine dâhil olduğu kuralı getirilmiştir.
Anayasa'nın 5. maddesi: "Devletin temel amaç ve görevleri, Türk Milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır."
Anayasa’nın 6. maddesi: “Egemenlik, kayıtsız şartsız Milletindir.
Türk Milleti, egemenliğini, Anayasanın koyduğu esaslara göre, yetkili organları eliyle kullanır.
Egemenliğin kullanılması, hiçbir surette hiçbir kişiye, zümreye veya sınıfa bırakılamaz. Hiçbir kimse veya organ kaynağını Anayasadan almayan bir Devlet yetkisi kullanamaz.”
Anayasa’nın 9. maddesi: "Yargı yetkisi, Türk Milleti adına bağımsız ve tarafsız mahkemelerce kullanılır."
Anayasa’nın 13. maddesi: “Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”
Anayasa’nın 14. maddesi: “Anayasada yer alan hak ve hürriyetlerden hiçbiri, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmayı ve insan haklarına dayanan demokratik ve lâik Cumhuriyeti ortadan kaldırmayı amaçlayan faaliyetler biçiminde kullanılamaz.
Anayasa hükümlerinden hiçbiri, Devlete veya kişilere, Anayasayla tanınan temel hak ve hürriyetlerin yok edilmesini veya Anayasada belirtilenden daha geniş şekilde sınırlandırılmasını amaçlayan bir faaliyette bulunmayı mümkün kılacak şekilde yorumlanamaz...”
Anayasa’nın dava konusu kararların tesis edildiği tarihte yürürlükte olan hâliyle 15. maddesi: "Savaş, seferberlik, sıkıyönetim veya olağanüstü hallerde, milletlerarası hukuktan doğan yükümlülükler ihlâl edilmemek kaydıyla, durumun gerektirdiği ölçüde temel hak ve hürriyetlerin kullanılması kısmen veya tamamen durdurulabilir veya bunlar için Anayasada öngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınabilir.
Birinci fıkrada belirlenen durumlarda da, savaş hukukuna uygun fiiller sonucu meydana gelen ölümler dışında, kişinin yaşama hakkına, maddî ve manevî varlığının bütünlüğüne dokunulamaz; kimse din, vicdan, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz ve bunlardan dolayı suçlanamaz; suç ve cezalar geçmişe yürütülemez; suçluluğu mahkeme kararı ile saptanıncaya kadar kimse suçlu sayılamaz."
Anayasa’nın 20. maddesinin birinci fıkrası: “Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz.”
Anayasa’nın 36. maddesi: "Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.
Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz."
Anayasa’nın 138. maddesinin birinci fıkrası: “Hâkimler, görevlerinde bağımsızdırlar; Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanî kanaatlerine göre hüküm verirler.”
Anayasa’nın 139. maddesi: “Hâkimler ve savcılar azlolunamaz, kendileri istemedikçe Anayasada gösterilen yaştan önce emekliye ayrılamaz; bir mahkemenin veya kadronun kaldırılması sebebiyle de olsa, aylık, ödenek ve diğer özlük haklarından yoksun kılınamaz.
Meslekten çıkarılmayı gerektiren bir suçtan dolayı hüküm giymiş olanlar, görevini sağlık bakımından yerine getiremeyeceği kesin olarak anlaşılanlar veya meslekte kalmalarının uygun olmadığına karar verilenler hakkında kanundaki istisnalar saklıdır.”
Anayasa’nın 140. maddesinin ikinci fıkrası: “Hâkimler, mahkemelerin bağımsızlığı ve hâkimlik teminatı esaslarına göre görev ifa ederler.”
Anayasa’nın 159. maddesinin birinci fıkrası: “Hâkimler ve Savcılar Kurulu, mahkemelerin bağımsızlığı ve hâkimlik teminatı esaslarına göre kurulur ve görev yapar.”
Aynı maddenin sekizinci fıkrası: “Kurul, adlî ve idarî yargı hâkim ve savcılarını mesleğe kabul etme, atama ve nakletme, geçici yetki verme, yükselme ve birinci sınıfa ayırma, kadro dağıtma, meslekte kalmaları uygun görülmeyenler hakkında karar verme, disiplin cezası verme, görevden uzaklaştırma işlemlerini yapar...”
2) AİHS
AİHS'in 6. maddesinin birinci fıkrası: "Herkes davasının, medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamaların esası konusunda karar verecek olan, yasayla kurulmuş, bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından, kamuya açık olarak ve makul bir süre içinde görülmesini isteme hakkına sahiptir. Karar alenî olarak verilir. Ancak, demokratik bir toplum içinde ahlak, kamu düzeni veya ulusal güvenlik yararına, küçüklerin çıkarları veya bir davaya taraf olanların özel hayatlarının gizliliği gerektirdiğinde veyahut, aleniyetin adil yargılamaya zarar verebileceği kimi özel durumlarda ve mahkemece bunun kaçınılmaz olarak değerlendirildiği ölçüde, duruşma salonu tüm dava süresince veya kısmen basına ve dinleyicilere kapatılabilir."
AİHS'in 8. maddesi: “Herkes özel ve aile hayatına, konutuna ve yazışmasına saygı gösterilmesi hakkına sahiptir.
Bu hakkın kullanılmasına bir kamu makamının müdahalesi, ancak müdahalenin yasayla öngörülmüş ve demokratik bir toplumda ulusal güvenlik, kamu güvenliği, ülkenin ekonomik refahı, düzenin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için gerekli bir tedbir olması durumunda söz konusu olabilir.”
AİHS'in 15. maddesi: "Savaş veya ulusun varlığını tehdit eden başka bir genel tehlike halinde her Yüksek Sözleşmeci Taraf, durumun kesinlikle gerektirdiği ölçüde ve uluslararası hukuktan doğan başka yükümlülüklere ters düşmemek koşuluyla, bu Sözleşme’de öngörülen yükümlülüklere aykırı tedbirler alabilir.
Yukarıdaki hüküm, meşru savaş fiilleri sonucunda meydana gelen ölüm hali dışında 2. maddeye, 3. ve 4. maddeler (fıkra 1) ile 7. maddeye aykırı tedbirlere cevaz vermez.
Aykırı tedbirler alma hakkını kullanan her Yüksek Sözleşmeci Taraf, alınan tedbirler ve bunları gerektiren nedenler hakkında Avrupa Konseyi Genel Sekreteri’ne tam bilgi verir. Bu Yüksek Sözleşmeci Taraf, sözü geçen tedbirlerin yürürlükten kalktığı ve Sözleşme hükümlerinin tekrar tamamen geçerli olduğu tarihi de Avrupa Konseyi Genel Sekreteri’ne bildirir."
3) Kanun
667 sayılı KHK'nın değiştirilerek kabul edilmesine dair 6749 sayılı Kanun’un 3. maddesinin birinci fıkrası: “Terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen …hâkim ve savcılar hakkında hâkimler ve savcılar yüksek kurulu genel kurulunca meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilir. Bu kararlar, Resmî Gazete’de yayımlanır ve yayımı tarihinde ilgililere tebliğ edilmiş sayılır. Meslekten çıkarma kararlarına karşı ilgili kanunlarda yer alan hükümler uyarınca itiraz edilmesi veya yeniden inceleme talebinde bulunulması üzerine verilen kararlar da Resmî Gazete’de yayımlanır ve yayımı tarihinde ilgililere tebliğ edilmiş sayılır. Görevden uzaklaştırılanlar veya görevlerine son verilenlerin silah ruhsatları ve pasaportları iptal edilir ve bu kişiler oturdukları kamu konutlarından veya vakıf lojmanlarından on beş gün içinde tahliye edilir.”
Üçüncü fıkrası: “Birinci fıkra uyarınca görevine son verilenler hakkında da 4 üncü maddenin ikinci fıkrası hükümleri uygulanır.”
Aynı Kanun’un 4. maddesinin ikinci fıkrası: “Birinci fıkra uyarınca görevine son verilenler bir daha kamu hizmetinde istihdam edilemez, doğrudan veya dolaylı olarak görevlendirilemezler; görevinden çıkarılanların uhdelerinde bulunan her türlü mütevelli heyet, kurul, komisyon, yönetim kurulu, denetim kurulu, tasfiye kurulu üyeliği ve sair görevleri de sona ermiş sayılır. Bu fıkrada sayılan görevleri yürütmekle birlikte kamu görevlisi sıfatını taşımayanlar hakkında da bu fıkra hükümleri uygulanır...”
4) Etik İlkeler
Hâkimler ve savcılar Anayasa ve kanunlarla kendilerine verilen görev ve yetkileri, yazılı olsun ya da olmasın evrensel anlamda hâkim ve savcıları bağladığı hususunda kuşku bulunmayan etik kurallara tabi olarak yerine getirmelidirler.
Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun 27/06/2006 tarih ve 315 sayılı kararı ile benimsenmesine karar verilmiş ve Adalet Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğünce tüm hâkim ve savcılara genelge olarak duyurulmuş olan "Bangalor Yargı Etiği İlkeleri"nde bağımsızlık, tarafsızlık, doğruluk, dürüstlük, eşitlik, ehliyet ve liyakat korunan değerler olarak sayılmıştır. Yine Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun 10/10/2006 tarih ve 424 sayılı kararı ile benimsenmesine karar verilerek Adalet Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğü tarafından tüm hâkim ve savcılara duyurulan Savcılar İçin Etik ve Davranış Biçimlerine İlişkin Avrupa Esasları “Budapeşte İlkeleri” de Bangalor İlkeleri ile benzer ilkeleri içermektedir.
Bangalor Yargı Etiği İlkelerinde hâkimin; herhangi bir yerden herhangi bir sebeple doğrudan ya da dolaylı olarak gelebilecek her türlü dış etki, rüşvet, baskı, tehdit ve müdahaleden uzak şekilde, olaylara ilişkin kendi değerlendirmesine dayanarak ve hukuka dair kendi vicdani anlayışı ile uygun biçimde yargı işlevini bağımsız olarak yerine getirmesi; mahkeme içerisinde ve dışında, halkın, hukukçuların ve dava taraflarının yargı ve hâkim tarafsızlığına duyduğu güveni koruyacak ve artıracak davranışlar içerisinde olması; sürekli kamu gözetiminin öznesi durumunda olan hâkimin, sıradan bir vatandaşın ağır olarak nitelendirebileceği kişisel sınırlamaları kabul etmek durumunda olduğu ve bunu özgürce ve kendi iradesiyle yapması, özellikle yargı vazifesinin onuruyla uyumlu bir tarzda davranması; diğer vatandaşlar gibi ifade, inanç, dernek kurma ve toplanma özgürlüğüne sahip olduğu ancak bu hakların kullanılmasında, yargı mesleğinin onurunu, yargının bağımsızlığını ve tarafsızlığını koruyacak şekilde davranması gerektiği hususları belirtilmiştir.
C) İNCELEME VE GEREKÇE
1) Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç
AİHS'in 15. maddesinde; savaş veya ulusun varlığını tehdit eden bir genel tehlike hâlinde devletlerin, durumun gerektirdiği ölçüde ve uluslararası hukuktan doğan başka yükümlülüklere ters düşmemek koşuluyla AİHS'te öngörülen yükümlülüklere aykırı tedbirler alabileceği belirtilmiştir.
Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu tarafından yargı mensuplarının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin kararlar tesis edilirken ilgililere haklarındaki tespitler bildirilmek suretiyle karşı beyanda bulunma imkânı tanınmamış ise de AİHS'in 15. maddesi hükmü uyarınca ulusun varlığını tehdit eden genel bir tehlikeye karşı ivedi şekilde tedbir almak zorunluluğu çerçevesinde durumun gerektirdiği ölçüde kabul edilebilecek nitelikte olan bu hususun, yargılama aşamasında, hakkındaki tespitler bildirilerek ilgililerin bu tespitlere karşı beyanlarının alınması suretiyle giderilmesinin mümkün olduğu değerlendirilmiştir.
Nitekim AİHM'e göre karar alma veya yargılama sürecinde daha alt aşamalarda yaşanan bazı usule ilişkin eksikliklerin sonraki aşamalarda telafi edilebilmesi mümkündür (Helle/Finlandiya, B. No: 20772/92, 19/12/1997, § 45; Monnell ve Morris/Birleşik Krallık, B. No: 9562/81, 9818/82, 2/3/1987, §§ 55-70).
Bu kapsamda, davalı idare tarafından dava konusu kararların gerekçesi olarak yargılama safahatında dava dosyasına sunulan tüm bilgi ve belgeler davacıya tebliğ edilmiş ve bu bilgi ve belgelere karşı etkin bir şekilde beyanda bulunma imkânı tanınmıştır.
Öte yandan hakkaniyete uygun yargılama hakkına ilişkin güvencelerin (silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin) sağlanması amacıyla Dairemizce görülmekte olan bu davalarda usul kuralları oldukça geniş yorumlanmıştır.
Dava konusu kararlara karşı dava açma süresi, yargı yolunun açıldığı 23/01/2017 tarih ve 29957 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 685 sayılı KHK'nın yayımı tarihinden itibaren değil anılan KHK’nın TBMM tarafından değiştirilerek kabul edilmesine dair 7075 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği 08/03/2018 tarihinden itibaren başlatılmıştır.
Davacıların adli yardım talepleri, "yargılama veya takip giderlerini kısmen veya tamamen ödeme gücünden yoksun olan kimselerin taleplerinin açıkça dayanaktan yoksun olmaması" şartının herhangi bir bilgi veya belgeyle (örneğin fakirlik ilmuhaberi) desteklenmesi beklenmeksizin kabul edilmiştir.
Duruşmalı dosyalarda, tedavi kurumlarında veya ceza infaz kurumlarında bulunan ve mazeretleri nedeniyle duruşmalara katılamayacak olan davacıların duruşmalara kolaylıkla katılabilmeleri, yargılamanın en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması için Ses ve Görüntü Bilişim Sisteminden (SEGBİS) yararlanma imkânı sağlanmıştır.
06/01/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Tebligat ve cevap verme" kenar başlıklı 16. maddesinde; dava dilekçelerinin ve eklerinin birer örneği davalıya, davalının vereceği savunmanın davacıya, davacının ikinci dilekçesinin davalıya, davalının vereceği ikinci savunmanın da davacıya tebliğ edileceği düzenlenmiştir. Davalının ikinci savunmasında davacının cevaplandırmasını gerektiren hususların bulunması hâli dışında, davalının ikinci savunmasına karşı davacının cevap veremeyeceği, tarafların otuz günlük cevap verme süresinin geçmesinden sonra verecekleri savunmalara veya ikinci dilekçelere dayanarak hak iddia edemeyecekleri kurala bağlanmıştır. Bununla birlikte davalı idarenin ek beyan dilekçelerinde veyahut Danıştay savcı düşüncesine cevap dilekçelerinde dosyaya sunulan bilgi ve belgeler, davacıya tebliğ edilmiş ve dava dosyasına sunulan yeni bilgi ve belgelere karşı beyanlarını sunma imkânı sağlanmıştır.
Bu kapsamda, 19/11/2019 tarihli ara kararımızla, davalı idare tarafından dava dosyasına sunulmuş olan ve davacı hakkında yeni bilgi ve belgeleri içeren 31/08/2018 tarihli ek beyan dilekçesi ve eklerine ilişkin beyanlarını sunabilmesi için davacıya on (10) gün süre verilmesine karar verilmiştir.
Yine bu kapsamda 05/03/2020 tarihli ara kararımızla, davalı idare tarafından dava dosyasına sunulmuş olan ve davacı hakkında yeni bilgi ve belgeleri içeren 21/11/2018 ve 14/02/2020 tarihli ek beyan dilekçeleri ve eklerine ilişkin beyanlarını sunabilmesi için davacıya on (10) gün süre verilmesine karar verilmiştir.
Aynı maddede, haklı sebeplerin bulunması hâlinde, taraflardan birinin isteği üzerine otuz günü geçmemek ve bir defaya mahsus olmak üzere otuz günlük cevap verme süresinin uzatılabileceği belirtilmiştir. Dairemizce talep edilmesi hâlinde taraflara otuz günü geçmemek üzere ek süre verilmiştir.
Bununla birlikte, AİHS’in "Adil Yargılanma Hakkı’’ başlıklı 6. maddesinin 1. fıkrasında herkesin medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgili davasını makul bir süre içinde görülmesini isteme hakkına sahip olduğu düzenlemesi yer almıştır. Bu kapsamda Anayasa Mahkemesi de makul sürede yargılanma hakkını Anayasanın 36. maddesinde yer verilen adil yargılanma hakkının bir parçası olarak görmüştür (Gülseren Gürdal ve Diğerleri, B. No: 2013/1115, 05/12/2013, § 43). Anayasanın 141. maddesinin son fıkrasında da davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması yargının görevleri arasında sayılmıştır.
AİHM kararları incelendiğinde; mahkemenin bir yargılamanın süresinin makul olup olmadığını incelerken her davanın kendi somut durumunu gözettiği ve davanın karmaşıklığı, başvuranların ve yetkili makamların yargılama sürecindeki davranışları ile ilgililer için davanın konusunun arz ettiği önem gibi kriterleri dikkate aldığı görülmüştür (Frydlender / Fransa, B. No: 30979/96, 27/6/2000, § 43, Yılmaz / Türkiye, B. No: 36607/06, 04/06/2019, §§ 32). Aynı şekilde Anayasa Mahkemesi de makul süre yönünden yaptığı incelemelerde, davanın karmaşıklığı, yargılamanın kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunun davanın hızla sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususları, bir davanın süresinin makul olup olmadığının tespitinde göz önünde bulundurulması gereken kriterler olarak belirlemiştir (Güher Ergun ve Diğerleri, B. No: 2012/13, 02/07/2013, § 41-45, Gülseren Gürdal ve Diğerleri, B. No: 2013/1115, 05/12/2013, § 46).
Bu kapsamda; yargı mensuplarının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılması kararlarına karşı ilgililer tarafından genellikle işlem tesisinden sonra bu işlemlere karşı yargı yolu açık olmadığı halde altmış günlük dava açma süresi içinde Ankara İdare Mahkemelerinde ya da doğrudan Danıştay'da davalar açılmış ise de anılan işlemlere karşı ancak 23/01/2017 tarih ve 29957 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 685 sayılı KHK'nın yayımı tarihinden itibaren Danıştay'da yargı yolunun açılmış olduğu anılan KHK ile kabul edildiğinden, bu davaların esastan incelenmesine Dairemiz tarafından bu tarihten itibaren başlanmıştır.
Bununla birlikte yukarıda aktarıldığı üzere gerek ulusun varlığını tehdit eden genel bir tehlikeye karşı ivedi şekilde tedbir almak zorunluluğu çerçevesinde olağanüstü şartlar altında tesis olunan işlemler nedeniyle açılan bu davaların karmaşık yapısına, gerekse hakkaniyete uygun yargılanma hakkına ilişkin güvencelerin (silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin) sağlanması amacıyla davalı idare tarafından dava konusu kararın gerekçesi olarak yargılamanın her safahatında dava dosyasına sunulan tüm bilgi ve belgelerin davacıya tebliğ edilmesi ya da davalı idarenin ikinci cevap dilekçesine karşı davacı tarafa ek süre verilerek cevap hakkı tanınması gibi geniş usuli uygulamalara rağmen bakılmakta olan bu dava mümkün olan en kısa süre içinde Dairemiz tarafından sonuçlandırılmıştır.
2) FETÖ'ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26/09/2017 tarih ve E:2017/16.MD-956, K:2017/370 sayılı kararında; FETÖ’nün, paravan olarak kullandığı dini, din dışı dünyevi emellerine ulaşma hâline getiren; siyasi, ekonomik ve toplumsal yeni bir düzen kurma tasavvuruna sahip örgüt liderinden aldığı talimatlar doğrultusunda hareket eden; bu amaçla öncelikle güç kaynaklarına sahip olmayı hedefleyip güçlü olmak ve yeni bir düzen kurmak için şeffaflık ve açıklık yerine büyük bir gizlilik içerisinde olmayı şiar edinen; bir istihbarat örgütü gibi kod isimler, özel haberleşme kanalları, kaynağı bilinmeyen paralar kullanıp böyle bir örgütlenmenin olmadığına herkesi inandırmaya çalışarak ve bunda başarılı olduğu ölçüde büyüyüp güçlenen, bir yandan da kendi mensubu olmayanları düşman olarak görüp mensuplarını motive eden; “Altın Nesil” adını verdiği kadrolarla sistemle çatışmak yerine sisteme sahip olma ilkesiyle Devlete tabandan tavana sızan; bu kadroların sağladığı avantajlarla Devlet içerisinde belli bir güce ulaştıktan sonra hasımlarını çeşitli hukuki görünümlü hukuk dışı yöntemlerle tasfiye eden; böylece devlet aygıtının bütün alt bileşenlerini ünite ünite kontrol altına almayı ve sisteme sahip olmayı planlayıp ele geçirdiği kamu gücünü de kullanarak toplumsal dönüşümü sağlamayı amaçlayan; casusluk faaliyetlerini de bünyesinde barındıran atipik/suigeneris bir terör örgütü olduğu belirtilmiştir.
1970’li yıllardan itibaren özellikle, mülkiye, adliye, emniyet, millî eğitim ve TSK içerisinde kadrolaşmaya giden FETÖ liderinin vaaz, röportaj ve kitaplarında bulunan ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun anılan kararında da yer alan “Esnek olun, sivrilmeden can damarları içinde dolanın!”, "Bütün güç merkezlerine ulaşıncaya kadar hiç kimse varlığınızı fark etmeden sistemin ana damarlarında ilerleyin!", “Türkiye’deki devlet yapısı ölçüsüne göre bütün anayasal müesseselerdeki güç ve kuvveti cephemize çekeceğimiz ana kadar her adım erken sayılır. …bunca kalabalık içinde ben bu dünyayı ve düşüncemi sözde mahremiyet içinde anlattım. …sırrınız sizin sırrınızdır. Söylerseniz siz esir olursunuz.”, “Bir gün bana Ankara’da bin evimiz olduğunu söyleyin, devletin paçasından şöyle bir tutacağım, devlet uyandığında yapacağı hiçbir şey kalmayacak” şeklindeki sözleri bu suigeneris örgütün, Devleti ele geçirme gayretlerinin somut talimatları olarak ortaya çıkmıştır.
Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 08/06/2018 tarih ve E:2016/238, K:2018/128 sayılı kararında ise FETÖ'nün yargı yapılanmasına ilişkin şu tespitlere yer verilmiştir:
"Örgütün hakim, savcı yapılanması bölgelere ayrılmış olup ...bölgelerden sorumlu kişilere bölge abisi veya bölge ablası denilmektedir. Her bölgenin 8-10 evi kapsadığı, örgüt mensupları arasında farklı sohbet grupları ve bu gruplardan sorumlu örgüt imamı bulunmaktadır. ...Örgüt üyesi hakim, savcıların sicil numaralarına veya mesleğe başlama aşamasında, adalet akademisindeki dönemlerine göre ayrı ayrı devre ve sicil numarası içerisinde gruplandırmaların yapıldığı, T1, T2, T3, T4, T5 şeklinde belirli sicil aralıklarını kapsayan hakim, savcıların gruplandırılarak taşra ve devre yapılanması oluşturulmuştur. Her grupta kendi içerisinde hakim, savcı sayılarına göre 3-5 kişilik sohbet gruplarına ayrılmıştır. ...Örgüt tarafından örgüt üyesi ile yapılan görüşme sonrasında hakim, savcı olması kararlaştırılan örgüt üyeleri sınavlara hazırlanmak üzere örgüte ait Ankara’daki örgüt evlerinde sınava çalıştırılır. Bu örgüt evinin masraflarının örgüt tarafından karşılandığı ve sınava çalıştırılacak kişiler dışında başka kimsenin bu evlere giremediği anlaşılmıştır. Bu örgüt evlerinde hakimlik, savcılık sınavına girecek örgüt üyeleri sınavlara hazırlanmakta olup deneme sınavlarının yapıldığı ayrıca sınav sorularının örgüt tarafından yasal olmayan yollardan ele geçirilip bu evlerde sınavdan bir kaç gün önce örgüt mensubu abi veya ablalar tarafından örgüt üyelerine verilmiştir. Örgüt üyelerine cevapları işaretlenmiş soru kitapçıkları verilerek bunları ezberlemelerinin sağlandığı, bu şekilde örgüt üyelerinin sınavları kazanmalarının sağlandığı anlaşılmıştır. Yazılı sınavı kazanan örgüt üyeleri murakıplarca tekrar eve çağrılarak mülakat için hazırlanmakta mülakatta nasıl davranacaklarının öğretilmektedir. Ayrıca örgüt tarafından kendilerine referans bulunacağı veya kendilerinin referans bulmaları söylenmektedir. Mülakat sınavını kazanan ve hakim, savcı adayı olan örgüt üyeleri mülakattan sonra tekrar murakıplar tarafından örgüt evlerine çağrılarak staj aşamasında hangi evde kalacakları, ev sorumlularının kim olacağı anlatılarak, bu şekilde staja başlayan örgüt üyesinin staj döneminde de örgüt tarafından takibi yapılmaktadır. Staj aşamasında örgüt üyelerinin deşifre olmamaları için beşer kişilik gruplar halinde, masrafı örgüt tarafından karşılanan ev tutmaları sağlanmaktadır. Her ev için bir sorumlu tayin edilmektedir. Adaylık sürecini tamamlayıp ataması yapılan örgüt üyesi hakim, savcıların örgüt tarafından takibine devam edildiği, sürekli irtibat kurularak bunların örgüte bağlılıkları sağlanmaktadır. Ataması yapılan örgüt mensubu hakim, savcının ilk maaşlarının tamamı örgüt tarafından alınmaktadır. Daha sonraki aylarda ise bekarlardan %15, evlilerden %10, en az 3 çocuğu olanlardan ise %5 oranında himmet toplanmaktadır. Bekar olan örgüt mensubu hakim, savcıların örgüt için önemli stratejik kurumlarda görevli örgüt üyeleri ile veya aynı meslekteki örgüt üyeleri ile evlenmelerinin teşvik edildiği ve katalog evlilikler yaptırıldığı anlaşılmıştır...
Örgüt tarafından hakim, savcılara yönelik adaylık dahil tüm süreçlerde yabancı dil, yüksek lisans, doktora eğitimi, yurt dışı gezileri, mesleki ve kişisel programlar düzenlenmek suretiyle örgüt üyesi hakim, savcılar emsallerine göre daha donanımlı hale getirilmektedir. Örgüt mensupları hak etmedikleri halde yurt içi ve yurt dışı yüksek lisans ve doktora programlarına yerleştirilmişlerdir...
HSYK ve Ad[a]let Bakanlığı Teftiş Kurulunda görev yapan örgüt mensubu müfettişlerce yapılan teftişlerde örgüt üyesi olan hakim, savcılarla örgüt üyesi olmayan hakim, savcılar farklı muameleye tabi tutulmakta, örgüt üyesi hakim, savcılara hak etmedikleri halde yüksek notlar ve olumlu siciller verilmekte, örgüt üyesi olmayan hakim, savcılara ise vasat veya düşük notlar verilmekte, sicilleri bozulmaktadır.
Örgüt üyesi hakim ve savcılar görev yaptıkları yerlerde görevleri nedeniyle öğrendikleri önemli bilgiler ile soruşturma ve dava dosyalarında gördükleri örgüt için önem taşayabilecek konuları gerek adliye gerekse il veya ilçede önemli görevlerde bulunan kişiler ile ilgili topladıkları bilgileri toplantılarda örgüt sorumlusu abiye iletmektedirler. Menfi takip heyeti denilen bir grup tarafından örgüt üyelerinden toplanan bu bilgiler değerlendirilmekte, neticesine göre yapılacak işlemler kararlaştırılmaktadır...
Örgüt mensubu hakim, savcıların deşifre olmasının önüne geçmek amacıyla örgüt üyesi hakim, savcıların çocuklarını örgüte ait olan okullara göndermemelerine karar verilmesi halinde örgüt üyesi hakim, savcı çocuklarının eğitimleri ile ilgilenilmesi, ayrıca ideolojik eğitim verilmesi için eğitim birim adıyla ayrıca bir birim kurulmuştur. Bu birim sorumlusu Yargıtay Üyesi olarak görev yapan örgüt üyelerinden seçilmektedir...
Örgüt faaliyetlerinin bir çoğunda gizlilik esas alınmasına karşın örgüt tarafından HSYK seçimlerine verilen önemden dolayı bu dönemde örgüt mensuplarının deşifre olmayı göze alarak seçimlerde tüm il ve ilçeleri kapsayan adliye ziyaretleri, ev ziyaretleri ve yemek organizasyonları düzenlemişlerdir. Sözde bağımsız örgüt üyesi adaylarının seçim gezilerine birlikte katılmışlardır. Örgütün 2014 yılı HSYK üye seçimlerinde gerek YARSAV listesi, gerekse bağımsız aday adı altında aday göstererek yargı içerisinde alternatif bir yargı gücü kuracak şekilde örgütlü olduğu anlaşılmıştır..."
Öte yandan Dairemizde derdest olan dava dosyalarında yukarıda belirtilen tespitleri destekler mahiyette, FETÖ'nün niteliğine ilişkin aşağıdaki beyanların yer aldığı görülmüştür:
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan M.Ü.ye ait Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 21/10/2016 tarihli ek sorgulama tutanağı: “…Şunu söylemem gerekiyor ki cemaat farklı sınav evlerinde kalan şahısları birbiriyle tanıştırmaz. …Bu yapı sizi asla boşta bırakmaz, yani üniversiteden mezun olduğunuzda sınav çalışma eviniz hazırdır, sınavı kazanınca mülakat referans listeniz hazırdır, bunların her aşamasından sorumlu olan kişiler vardır. …Kural olarak bu yapı gizlilik üzerine kurulu olduğundan bir evde kalan diğer evde kalan kişileri tanımazdı. Ama biz bazen tanıştığımızda kimin bizden olduğunu hissediyor ve anlıyorduk. Biz staja başladıktan sonra bize yavaş yavaş tedbire riayet etmemiz hususu anlatılmaya başlandı. …bu yapıda ciddi bir hiyerarşi söz konusuydu. Ben maaşımın bekarken %15’ini, evlendikten sonra ise %10’unu cemaate himmet olarak verdim. …Evde kalan kişi sadece ev abisini tanır. Kıdemsiz birinin üst abileri tanıma şansı yoktur. Staj esnasında bize namazınızı gizli kılın gerekirse zorunlu hallerde namazlarınızı cem edin diyorlardı. Ramazan orucunuzu tutun ancak gerekirse oruç tutmuyormuş gibi davranın diyorlardı. Bunun haricinde önemli bir husus da bize evliliğin faziletleri anlatılıyordu. …Evlilikten sorumlu abi, evlendirmeyi düşündüğü erkeğe gelerek erkekten bir vesikalık fotoğraf ve bir CV ister, devamında bu CV’yi ve fotoğrafı bir havuza atardı. Aynı işlemi bayanlar için de yapıyorlardı. Devamında evlilikten sorumlu abi kendince uygun gördüğü eş adaylarını birbirleriyle tanıştırıyordu.”
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan A.A.ya ait Kilis Terörle Mücadele Şube Müdürlüğünce düzenlenen 23/06/2017 tarihli şüpheli ifade tutanağı: “17-25 Aralık süreci sonrası örgütün sivil imamı … kod adlı şahsın katıldığı …bir toplantıda sivil imam adlicilere hitaben ‘elinizde ...siyasal iktidara ilişkin yolsuzluk ihale usulsüzlüğü vs. gibi ses getirecek dosya varsa, bu tarz ses getirecek dosyaları bekletmeyin, hemen davasını açın.’ dedi. …Örgüt mensuplarının deşifre olmasını önlemek için tedbir ya da ruhsat diye tabir edilen yöntemler uygulanmaktaydı. Bu kapsamda örneğin; cuma namazına gitmememiz, adliyede namazları ima ile (göz ile) kılmamız, eğer mümkünse namaz vakti yetişiyorsa namazları cem ederek (birleştirerek) evde kılmamız, ramazan ayında eğer belli olacaksa oruç tutmamamız ve gerektiğinde alkol almamız talimatlandırılmıştı. …Bizim mezuniyet balomuzda, o dönemki yargı bürokrasisinin hassasiyeti de gözetilerek protokol masalarından görülecek açıdaki ön sıra masalara hep örgüt üyeleri oturtulmuş ve bunlara alkol almaları talimatlandırılmıştı diye biliyorum. …Seçim [2014 HSYK seçimi] süreciyle ilgili son olarak belirtmek istediğim, örgütün ByLock üzerinden birbirleriyle haberleşerek Facebook’taki hâkim-savcı gruplarında ya da adalet.org’da organize bir şekilde hareket ederek bağımsız aday tanıtımlarının altına adayı övücü, parlatıcı, adayı ön plana çıkartıcı yorumlar yapılmasının sağlanmasıydı. Buna örnek olarak bir olay anlatayım; R.Ş. mahkemede yanıma gelip bana tefonundaki ByLock mesajını okuttu. Yazının içeriğinde; --Tüm arkadaşların dikkatine, şu gün şu saatte Facebook’taki hâkim savcı gruplarında ve adalet.org’da ‘[İ.Ç.] Gerçeği’ isimli bir paylaşım yapılacaktır. Paylaşımın altına bağımsız aday [İ.Ç.]yi övücü yorumlar yapıp destekleyelim.-- …Görüldüğü üzere örgüt sosyal medyada organize bir şekilde hareket ederek seçimde başarılı olmayı amaçlamıştır. ...FETÖ yargı mensuplarını T1, T2, T3, T4, T5 üst başlığı/ tasnifi adı altında grup grup, hücre tipi yapılandırılmıştır. T3’teki bir kişinin ekstra bir tanışıklık yoksa diğerlerini bilmesi mümkün olmadığı gibi, yine T3 altında yer alan grupların da birbirini tanımaması genel kuraldır. Tedbir denilen gizlilik kurallarına riayet edilerek bu gizliliğin sağlanması amaçlanmıştır. Ama özellikle Ankara’da staj döneminde bu gizliliği sağlayamadılar. Bir çok farklı gruba mensup kişi birbirlerini bir şekilde tanıdı veya başkasından duymak suretiyle öğrendi. Ancak tedbire son derece riayet edenler kendilerini gizleyebilmiştir.”
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan M.Ö.ye ait Osmaniye Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 18/10/2016 tarihli sorgulama tutanağı: “Taşra yapılanmasında o dönemki adı ile cemaatin bu yapılanması profesyonel olarak yürütülüyordu. 2002 yılından itibaren taşra yapılanması kendi içerisinde T1, T2, T3, T4, T5 şeklinde bölümlere ayrılmıştı. ("T" taşra anlamına gelen yapılanmayı simgelerdi). T1 grubu 39 bin sicilden daha önce gelenlerdi. T2 grubu 39 bin, 42 bin sicillileri, T3 grubu 92 bin 109 bin arası sicillileri, T4 grubu daha sonraki sicillileri,T5 grubu 125 bin ve sonraki sicillileri ifade ederdi.”
Sonuç olarak FETÖ'nün, yıllar itibarıyla takiye (olduğundan farklı görünme) esasına dayanan uzun vadeli bir projenin aşamalarını izleyerek kurduğu strateji doğrultusunda, kamu kurumlarında ve yargı organlarında demokratik devlet düzeninden ayrıksı ve ona paralel şekilde teşkilatlanmak suretiyle ülkenin bağımsızlığını, bütünlüğünü ve demokratik hukuk devletini tehdit edici, anayasal düzene sadakat yükümlülüğüne aykırı davranışlar gösteren bir yapılanma hâline geldiği anlaşılmaktadır. Nitekim bu yapılanma tarafından 15 Temmuz 2016 gecesi anayasal düzene, demokratik kurumlara ve bizatihi Türk Milletine karşı darbe teşebbüsünde bulunulmuştur.
Darbe teşebbüsünün bertaraf edilmesini takip eden günlerde, söz konusu kalkışmaya dâhil olan kişilerin telefon konuşmaları ve mesajları ortaya çıkmıştır. Anayasa Mahkemesinin Aydın Yavuz ve diğerleri (B. No: 2016/22169, 20/06/2017) kararında da yer alan, darbe teşebbüsünün şüphelilerinden olan Komiser Yardımcısı E.G.nin telefonunda bulunan mesajlar bunlara örnek teşkil etmektedir. E.G.nin telefonunda, "önemli, durum kötü, çok acil duyuru. tüm il ve ilçe imamlarını, abilere, ablalara, kurum imamlarına iletin, tüm hizmet mensupları darbeyi şiddetle kınayan açıklama yapsın, meydanlara inip kendisini kamufle etsin, resim çekilip sosyal medyada yayınlasın, demokrasi, seçilmiş irade falan desinler, ama fazla da asla muhterem hoca efendinin adı geçmesin açıklamalarda, hepimizi alabilirler, herkes -darbeden haberim yok TV'de gördüm ilk kez- desin, asla hükümete ve Tayyibe karşı olumsuz bir paylaşım yapmayın, bu gurubu kapatıyorum şimdi" şeklinde mesajların bulunduğu tespit edilmiştir.
3) Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü
AİHM "demokratik bir devletin, memurlarından anayasal prensiplere sadakat göstermesini isteme hakkı bulunduğunu" belirtmektedir (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 52; Volkmer/Almanya (k.k.), B. No: 39799/98, 22/11/2001; Petersen/Almanya, B. No: 39793/98, 22/11/2001). AİHM'e göre "kamu çalışanlarının devlete sadık kalmaları genel yararı korumakla ve güvence altına almakla yükümlü devlet otoriteleri ile çalışmalarının doğasında bulunan bir şarttır." (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 57; Žičkus/Litvanya, B. No: 26652/02, 07/04/2009, § 28).
AİHM kararlarında yer alan sadakat yükümlülüğüne ilişkin yukarıda belirtilen ilkelerin hâkimlik ve savcılık mesleği açısından yorumlanması gerekmektedir.
Anayasa'nın "Hâkimlik ve savcılık mesleği" kenar başlıklı 140. maddesine Danışma Meclisi tarafından yazılan gerekçede "... Adalet tevzii herşeyden önce güvenilir nitelikte olmalıdır. Bu hizmeti görenlerin tarafsızlıklarından şüphe edilmesi, hizmetin tam olarak yerine getirilmiş olduğunun kabulüne engeldir. Bu itibarla görevlerinde özel hayatlarında tarafsızlıklarına dair bir davranışta bulundukları sanısını verecek hareketlerden sakınmak zorundadırlar." denilmektedir.
Bu bağlamda, yargı mensuplarının sadakat yükümlülüğü memurlardan farklı olarak "bağımsızlık" ve "tarafsızlık" ilkeleri çerçevesinde hukuk devletine ve demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğü olarak ortaya çıkar.
Üstün bir kamu gücü yetkisi niteliğindeki yargı yetkisini kullanan hâkim ve savcıların, Anayasa gereği tarafsız ve bağımsız olarak görev yapmaları, Anayasa'ya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre hüküm vermeleri ve anayasal düzene sadakat göstermeleri, hukuk devletinde demokratik toplum düzeninin korunması açısından büyük önem arz etmektedir.
4) Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği
Anayasa’nın 139. maddesinde hâkim ve savcıların görevlerinin sona ermesi sonucunu doğuran işlemler, disiplin cezaları ve meslekte kalmalarının uygun olmadığı yönünde verilen kararlar olarak ikiye ayrılmıştır. 24/02/1983 tarihli ve 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun "Hâkimlik ve savcılık görevlerinin sona ermesi" kenar başlıklı 53. maddesinde de disiplin cezası niteliğindeki meslekten çıkarma işlemi ile hâkimlik ve savcılık görevinin sona ermesi sonucunu doğuran diğer işlemler ayrı ayrı belirtilmiştir.
Dolayısıyla 667 sayılı KHK'nın 3. maddesi uyarınca hâkim ve savcıların meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin kararların, bu kişilere disiplin cezası verilmesine ilişkin kararlardan ayrı nitelikte olduğu konusunda duraksama bulunmamaktadır.
Dairemizin, Danıştay Başkanlığının internet sitesinde güncel kararlar başlığı altında yayımlanmış olan, 04/10/2016 tarih ve E:2016/8196, K:2016/4066 sayılı kararında da belirtilmiş olduğu üzere 667 sayılı KHK'nın 3. maddesi uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen yargı mensuplarının, “meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan “olağanüstü tedbir" niteliğindedir.
Bu kapsamda, ülkenin içinde bulunduğu tehdidin ortadan kaldırılması ve bozulan kamu düzeninin ivedi şekilde yeniden tesis edilmesi amacıyla 667 sayılı KHK'nın 3. maddesi ile “terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen” üstün kamu gücü yetkisi kullanma ayrıcalığına sahip bu kişiler hakkında uygulanmak üzere olağan dönemdeki yaptırımlardan farklı olarak olağanüstü nitelikte yeni bir tedbir getirilmiştir.
Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyelik, mensubiyet, iltisak veya bunlarla irtibat, anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan ve hâkim ve savcılar hakkında bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanmasını gerektiren hâllerdir. Yukarıda yer verilen yapılara üyelik ve mensubiyet olmasa da bu yapılara iltisaklı veya bunlarla irtibatlı bulunulması hâli de anılan tedbirin uygulanabilmesi için yeterlidir. Nitekim davalı idare, yargı mensupları hakkında aldığı meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin kararları, anılan yargı mensuplarının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisaklarının sabit olduğu gerekçesiyle tesis etmiştir.
Anayasa Mahkemesi 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamıştır. Bu kavramlar ile kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hal ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterli olacaktır.
Bu bağlamda, üstün bir kamu gücü yetkisi niteliğindeki yargı yetkisini kullanan yargı mensupları yönünden örgüt ile irtibat ve iltisak hususu değerlendirildiğinde, yetki ve nüfuzlarını kullanarak örgütün amaçlarını gerçekleştirmesi için ya da örgütün talimatları doğrultusunda kendilerine veya başkalarına yarar sağlamak için bir takım hal ve hareketlerde bulunmak suretiyle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüklerini ihlal ettikleri yönünde bir kanaat oluşması halinde örgüt ile irtibat ve iltisaklarının bulunduğunu söylemek mümkün olacaktır.
5) Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi
Yargı mensubu olarak görev yapanlar hakkında meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanması için ilgililerin terör örgütleri ve millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyelik, mensubiyet veya iltisakını ya da bunlarla irtibatını ortaya koyan delil, bulgu ve bu yönde değerlendirme yapılmasına neden olan hususların idare tarafından ortaya konulması gerekmektedir.
Dava konusu kararların dayanağı olan delillerin, davalı idare tarafından dava konusu işlemin tesisinden sonra tespit edilerek dosyaya sunulduğu anlaşılmakta ise de bu delillerin terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyelik, mensubiyet, iltisak veya bunlarla irtibatı ve anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan geçmişe ilişkin olay ve olgular olduğu görüldüğünden dava konusu işlemin hukuka uygunluğunun değerlendirilmesinde dikkate alınabileceği tabiidir.
a) ByLock Delili
i. ByLock Uygulamasına İlişkin Genel Değerlendirme
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26/09/2017 tarih ve E:2017/16.MD-956, K:2017/370 sayılı kararında da belirtildiği üzere ByLock uygulaması, kullanılması için indirilmesi yeterli olmayan ve özel kurulum gerektiren, kullanıcıların haberleşebilmesi için her iki tarafın önceden temin ettikleri kullanıcı adlarını ve kodlarını eklemeden taraflar arasında mesajlaşmanın başlayamadığı, bu bakımından sadece oluşturulan hücre tipine uygun şekilde bir haberleşme gerçekleştirilmesine imkân veren, kriptolu anlık mesajlaşma, e-posta gönderimi, ekleme yoluyla kişi listesi oluşturma, grup içi mesajlaşma, kriptolu sesli görüşme, görüntü veya belge gönderebilme özellikleri bulunan, böylece kullanıcılarının, örgütsel mahiyetteki haberleşmelerini başka herhangi bir haberleşme aracına ihtiyaç duymadan gerçekleştirmesine olanak sağlayan bir iletişim sistemidir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun anılan kararında ByLock uygulamasının 2014 yılı başlarında uygulama mağazalarında yer alıp bir süre herkesin ulaşımına açık olduğu, bu mağazalardan kaldırılmasından sonra örgüt mensuplarınca harici bellek, hafıza kartları ve bluetooth yoluyla yüklenildiği hususunun, yürütülen soruşturma ve kovuşturma dosyalarındaki ifadeler, mesaj ve e-postalardan anlaşıldığı belirtilmiştir.
ByLock üzerinden yapılan iletişimin çözümlenen içeriğinin tamamına yakınının FETÖ mensuplarına ait örgütsel temasa ve faaliyetlere ilişkin olduğu; buluşma adreslerinin değiştirilmesi, yapılacak operasyonların önceden bildirilmesi, örgüt mensuplarının yurt içinde saklanması için yer temini, yurt dışına kaçış için yapılan organizasyonlar, himmet toplantıları, açığa alınan veya meslekten çıkarılan örgüt mensuplarına para temini, örgüt liderinin talimat ve görüşlerinin paylaşılması, Türkiye'yi terörü destekleyen ülke gibi göstermek amacına yönelik faaliyette bulunan birtakım internet adreslerinin paylaşılması ve bu sitelerdeki anketlerin desteklenmesi, FETÖ'ye yönelik yürütülen soruşturma ve kovuşturmalarda şüpheli veya sanıkların hâkim ve Cumhuriyet savcılarınca serbest bırakılmasının sağlanması, örgüt mensuplarına müdafi temin edilmesi, örgüt üyelerinden kimlere operasyon yapıldığına ve kimlerin deşifre olduğuna ilişkin bilgilerin paylaşılması, operasyon yapılması ihtimali olan yerlerde bulunulmaması ve bu yerlerdeki örgüt için önemli dijital verilerin arama-tarama mesulü olarak adlandırılan kişilerce önceden temizlenmesi, kamu kurumlarında FETÖ aleyhine görüş bildiren veya yapılanmayla mücadele edenlerin fişlenmesi, deşifre olduğu düşünüldüğünde ByLock iletişim sisteminin kullanımına son verileceği, Eagle, Dingdong ve Tango gibi alternatif programlara geçiş yapılacağının haber verilmesi, yapılanmaya mensup kişilerin savunmalarında kullanabilmeleri amacıyla hukuki metinler hazırlanması gibi örgütsel niteliği olan mesajlar gönderildiği ifade edilmiştir.
Bylock delilinin hukuki niteliği ile ilgili olarak ise Yargıtay Ceza Genel Kurulunun yukarıda anılan kararında; Avrupa Konseyi Siber Suç Sözleşmesinin 32. maddesi ve 2937 sayılı Devlet İstihbarat Hizmetleri ve Milli İstihbarat Teşkilatı Kanununun 4.maddesinin 1.fıkrasının (i) bendi ile 6.maddesinin 1.fıkrasının (d) ve (g) bentlerine uygun şekilde Milli İstihbarat Teşkilatı tarafından elde edilen Bylock'a ilişkin dijital materyaller hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının talebi üzerine Ceza Muhakemesi Kanununun 134.maddesi gereğince Ankara Sulh Ceza Hakimliğince verilen ''inceleme, kopyalama ve çözümleme'' kararına istinaden bilgisayar ve bilgisayar kütüklerindeki iletilerin tespiti işleminde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varıldığı görülmüştür.
Nitekim Anayasa Mahkemesi de Bylock verilerinin kanuni bir temele dayanmadan ve hukuka aykırı şekilde elde edildiğine yönelik iddialar yönünden yapılan başvuruda; 4/6/2020 tarih ve Başvuru No: 2018/15231 sayılı kararı ile Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edilmediğine karar vermiştir. Anayasa Mahkemesi aynı kararında, yapısı, kullanım şekli ve teknik özellikleri itibarıyla sadece FETÖ/PDY mensuplarınca -örgütsel iletişimde gizliliği sağlama amacıyla- kullanılan kriptolu iletişim ağının başvurucu tarafından kullanılmasının terör örgütüne üye olma suçu açısından mahkumiyete dayanak olarak alınmasının, adil yargılanma hakkı kapsamındaki usul güvencelerini etkisiz hale getiren keyfi bir uygulama olarak değerlendirilemeyeceği tespitinde de bulunmuştur.
Öte yandan Dairemizde derdest olan dava dosyalarında, yargı mensubu olarak görev yapmakta iken haklarında meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilmiş olan bazı kişilerin ByLock uygulamasına ilişkin birtakım ifadelerde bulunduğu görülmüştür:
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan Y.G. isimli şahıs tarafından İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesine sunulmuş beyan: “Bana ByLock adlı programı indirmemi 2014 Temmuz’da …adlı kişi söyledi. Önce VPN programını daha sonra da ByLock’u kurmamı, VPN’yi açmadan ByLock’u kullanmamam gerektiğini açıkladı. Daha sonra beni kendisi ekledi ve onaylamamı söyledi. Böylece buradan daha güvenli mesajlaşabilecektik onlara göre. Çünkü 2014 HSYK seçimleri yaklaşmaktaydı ve hızlı bir haberleşme ağı lazımdı.”
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan M.Ö. isimli şahsa ait Malatya Cumhuriyet Başsavcılığında düzenlenen 16/10/2016 tarihli sorgulama tutanağı: “2014 HSYK seçimlerinden yaklaşık 3-4 ay önce E.E.’nin evinde toplanmıştık. …… abi denilen kişi bir programdan bahsetti. Bu program üzerinden haberleşeceğimizi söyleyerek telefonlarımızı istedi. Kendisi telefonlarımıza ByLock denilen programı söz konusu sohbet sırasında yükledi. …ByLock programını kullanan cemaatteki herkesin paylaşımlarını görmek mümkün değildi. Sadece arkadaş listesi (grup) şeklinde oluşturulan arkadaşlarla konuşabilmekte ve yazılar paylaşabilmekteydik. …HSYK seçimlerinin sonuna kadar ByLock programı üzerinden haberleşme sağlanıyordu. Cemaat mensuplarının istemleri doğrultusunda seçimlerden sonra ByLock programını sildim.”
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan A.B. isimli şahsa ait Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığında düzenlenen 22/03/2017 tarihli sorgulama tutanağı: “… isimli şahıs telefonuma ByLock yüklemek istedi. Ancak akıllı telefonum olmadığı için yükleyemedi. Ben de eşimin telefonunu kendisinden habersiz aldım. Bir şeyler yaptı. Bundan sonra buradan haberleşeceğiz dedi. ……, hâkim ve savcıların kişisel bilgilerini (dünya görüşü, siyasi görüş vs.) özellikle ByLock’tan ona atmamı istiyordu. …… bana tablet almamı, başka bir akrabamın adına hat almamı söyledi. Ancak ben bunu da yapmadım. Daha sonra …, bana içinde hat olan bir tablet getirdi. Tablette ByLock programı yüklüydü. Gelen yazıları okuyordum. Ayrıca bana tablette silme programını gösterdi. Herhangi bir durumda onu kullanmamı söyledi.”
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan S.Ö. isimli şahsa ait Çankırı Cumhuriyet Başsavcılığında düzenlenen 02/03/2017 tarihli şüpheli ifade tutanağı: “2014 yılının Ağustos ayında E.Ö. çalıştığı yer olan Silivri’ye gelmemi söyledi. Silivri’ye gittikten sonra beni oradan alıp Silivri İlçesinde oturan D.S.’nin evine götürdü. Burada … kod adlı şahıs da vardı. Kendisi telefonumu istedi. Kendisi bana ByLock isimli programı yükledi. Artık buradan haberleşeceğimizi bana söyledi. Çünkü benim tek kaldığımı, bir şekilde haberleşmemiz gerektiğini söyledi. 2015’in Şubat ayına kadar bu program üzerinden haberleştik.”
Bu durumda, FETÖ tarafından gizliliği sağlamak için örgütsel haberleşme amacıyla oluşturulduğu ve münhasıran FETÖ tarafından kullanıldığı anlaşılan ByLock uygulamasının yüklendiğinin, bu ağa dâhil olunduğunun tespit edilmesi hâlinde, bu kişilerin örgüte üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut örgütle irtibatı ortaya konulmuş olabilecektir.
ii. ByLock Delilinin Davacı Yönünden Değerlendirilmesi
Davacı Hakkında Düzenlenen Bylock Tutanakları Şu Şekildedir:
Dava dosyasında, Emniyet Genel Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı tarafından davacı hakkında düzenlenmiş iki ayrı "ByLock Tespit ve Değerlendirme Tutanağı" yer almaktadır:
1) 364269 nolu ID'ye ilişkin 26/01/2020 tarihli tespit tutanağında;
Anılan tutanağın "ID'yi Kullanan Kullanıcılar" başlığı altında davacının adı ve soyadı ile birlikte ID numarasının "…", kullanıcı adının "…", şifresinin "…" , "SGK Kayıtları" başlığı altında davacının Yargıtay'da çalıştığı; "ID'yi Ekleyenlerin Verdikleri İsimler" başlığı altında A.A. isimli kişinin davacıyı "…", A.B. adlı kişinin "…", … ID numaralı Bylock kullanıcısının "…", S.B. adlı kişinin "…", A.K. ve C.Ö. adlı kişilerin "…", M.B. adlı kişinin "…" ve … ID numaralı Bylock kullanıcısının "…" adı ile kaydetmiş olduğu ve bu ID'de kayıtlı kullanıcıların sivil imam ve yargı eski mensuplarından oluştuğu görülmektedir.
Bununla birlikte, davacının yargılandığı Yargıtay ... Ceza Dairesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararında; "Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumunun 06.02.2018 tarih ve … sayılı yazısına göre, … numaralı telefona ait CGNAT sorgularını içerir yazısında, anılan telefon numarası ile 11.08.2014 tarihinden 20.04.2015 tarihine kadar …, … ve … numaralı ByLock genel IP'lerine 9589 kez bağlandığı" ve " 27.12.2015 günü yapılan ByLock konuşma içeriklerinde kullanıcının kız kardeşinin Karabük'te düşüp kafasını çarptığı bu nedenle Karabük'e gittiği ve bir gün önce döndüğünü belirtmesi üzerine ...'nun Karabük nüfusuna kayıtlı olduğu, … isimli kız kardeşinin Merkez/Karabük adresinde ikamet ettiği, … 'nun üzerine kayıtlı … GSM hattının 26.12.2015 günü Karabük ilinden sinyal aldığı, aynı gün 16.57'den itibaren Ankara ilinden sinyal almaya devam ettiği tespit edilerek … ID nolu ByLock hesabının ... tarafından kullanıldığının belirtildiği,
ByLock tespit tutanağında yer alan değerlendirmelere ek olarak;
… ID ile … ID arasında 22.12.2015 tarihinde gerçekleşen görüşmede;
"Yarin ben hastanede olcagim.eşime ufak bir operasyon yapilacak.siz görüşün sonucunu paylaşalım.Cumhur beyi davet edebilirsiniz.Bu akşam gittiginizde konu ile ilgili bilgilendirip yarin bahsettiğin gotuşmeye çagirilacagini soylersiniz." şeklindedir.
… ID numaralı kullanıcıyla … ID numaralı ByLock kullanıcısının 23.12.2015 tarihinde gerçekleşen görüşmede;
"… ameliyat yarın sabah a kaldı
… yarın iş için başkandan izin aldım.dairede olamıyacağım.gönderdiğim yazının ekini açarsan orada konuyu görebilirsin.şimdilik hayırlı geceler diliyorum "şeklindedir.
...'nun kullanımında bulunan … numaralı GSM hattının ByLock görüşmeleri ile uyumlu bir şekilde 23.12.2015 ve 24.12.2015 tarihlerinde Hacettepe Hastanesinden baz sinyali verdiği HTS kayıtlarından anlaşılmış … ID numaralı ByLock kullanıcısının ... olduğu " tespitlerine yer verilmiştir.
2) … nolu ID'ye ilişkin 26/01/2020 tarihli tespit tutanağında;
Anılan tutanağın "ID'yi Kullanan Kullanıcılar" başlığı altında davacının adı ve soyadı ile birlikte ID numarasının "… ", kullanıcı adının "…, şifresinin … " "SGK Kayıtları" başlığı altında davacının Üye olarak görev yaptığı; "ID'yi Ekleyenlerin Verdikleri İsimler" başlığı altında R.Ç.(Yargıtay üyesi) isimli kişinin davacıyı "… " adı ile kaydetmiş olduğu ve bu ID'de kayıtlı kullanıcıların yargı eski mensuplarından oluştuğu görülmektedir.
Bununla birlikte, davacının yargılandığı Yargıtay … Ceza Dairesi'nin … tarih ve E: …, K: … sayılı kararında; "... ByLock hesabının kullanıcı adında doğum yılının son iki hanesi olan "… " sayısının kullanıldığı tespit edilerek … ID nolu ByLock hesabının ... tarafından kullanıldığının belirtildiği" tespitlerine yer verilmiştir.
Davacı tarafından, bylock kullanıcısı olmadığı, iddianame ekinde dökümü yapılan mesajların hiçbirinin telefonundan gönderilmiş ve alınmış olmadığı, Bylock tespit tutanağına göre tespit edilen ilk log tarihinin 11/08/2014 tarihi olduğu, bu tarihten sonra davacının telefonundan Bylock'a bağlanıldığı yolunda bir tespit bulunmadığı, kaldı ki Bylockla ilgili bilgilerin CMK madde 135'e göre herhangi bir Mahkeme kararına dayanılmadan alındığından delil olarak kabul edilemeyeceği beyan edilmiştir. ByLock uygulaması ile ilgili yukarıda aktarılan hususların ve davacı hakkında düzenlenmiş olan "ByLock Tespit Tutanağı" ile "ByLock Tespit ve Değerlendirme Tutanakları" nın birlikte değerlendirilmesi sonucunda davacının bu beyanlarına itibar edilmemiştir.
Netice itibarıyla davacı hakkında düzenlenen "ByLock Tespit ve Değerlendirme Tutanakları"nın incelenmesinden de; davacının … ve … ID numaralarıyla bir kullanıcı adı ve şifre almak suretiyle bu ağa dâhil olduğu anlaşılmaktadır.
Davacının Yaptığı ByLock Yazışmaları Şu Şekildededir:
Ayrıca, davacının yargılandığı Yargıtay ... Ceza Dairesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararında; "Sanığa ait olduğu tespit edilen … numaralı ByLock ID'sine ait çok sayıda mesaj ve mail dökümü dosyamıza gönderilmiş ise de bunlardan sadece özellik arz eden ve sanığın örgütle bağına, bağlılık derecesine ve örgütteki konumuna ışık tutabilecek olan bir kısmı üzerinde durulmuştur.
1-Sivil imamlarla irtibata ilişkin
*Sanığın … ID numaralı hesap üzerinden … ID numaralı hesabın kullanıcısı sivil imam M.B. ile 29.12.2015 ve 07.01.2016 tarihlerinde, … ID numaralı hesabın kullanıcısı A.A. ile 29.12.2015 tarihinde yaptığı görüşmelerde;
//"... abi nasılsınız
... abi geldi bilgisayarı aćınca okurum"//
//"... ŞİFRELİ DÖKÜMAN ÇÖZÜLEMEDİ
... bakayim abi
... acil mi yarim saat sonra baksam olur mu"//
//… … abi ile bağlantı kuruldu.belgeyi gönderdim. //
Şeklindeki görüşme içeriğinden sanığın sivil imam M.B''a incelemesi için bazı dokümanlar gönderdiği,
*Sanığın … ID numaralı hesap üzerinden … ID numaralı hesabın kullanıcısı sivil imam C.K. ile 02.09.2015 tarihinde yaptığı görüşmede;
//"... ABİ KIZLAR İLE İLGİLİ MESELELER YAKINDAN TAKİP EDİLİYOR
... İSTANBUL DA ÇOCUÄžU TANIYAN ABLA İRTİBATA GEÇECEK.
... BURDA DA EVDE KALACAK, EV İAŞE-KİRA ALINMAYACAK İNŞ"//
Şeklindeki görüşme içeriğinden sanığın örgüt adına ilgilendiği bazı kişiler hakkında sivil imam tarafından doğrudan bilgilendirildiği değerlendirilmiştir,
Yukarıda belirtilen ByLock yazışmalarından da anlaşılacağı üzere sanığın sivil imamlar ile doğrudan iletişim halinde olduğu anlaşılmıştır.
2- Dava Takip Birimine ilişkin
Örgüt hakkında yapılan genel açıklamalar kısmında ayrıntıları anlatıldığı üzere örgütün Yargıtay yapılanması içerisinde bulunan dava takip birimi; örgüt tarafından önemli görülen davaların takibi, talep edilen hukuki konular hakkında görüş hazırlanması, örgütün görüşleri hakkında hukuki gerekçe oluşturulması gibi görevleri yerine getirdiği, bu kapsamda sanığın kullanımında bulunan ... ID numaralı ByLock hesabından dava takibi ile ilgili bir çok görüşme yapıldığı görülmüştür. Şöyle ki;
*Sanığın ... ID numaralı hesap üzerinden ... ID numaralı hesabın kullanıcısı A.A. ile 18.12.2015 tarihinde yaptığı görüşmede;
//"…KONULU AL. BEY.N VE D.A.ER ARKADA.IN YAZDIA.I YAZILAR .NCELEND..BU HAZIRLANAN YAZILAR COK GUZEL HAZIRLANMI..HAZIRLAYAN ARKADA.LARA COK TE.EKKUR ED.YORUZ.BU YAZILARIN MUHATABI .LG.L. ARKADA.LAR GURUPLAR OLARAK CAA.RILIP A.EC.KMEKS.Z.N KEND.LER.NE OKUNAB.L.R.D.J.TAL OLARAK POYAL.ILMASIN.ARKADA.LAR KEND.LER.NE GORE NOTUNU ALAB.L.RLER.SAYGILAR."//
Dava takip birimi olarak hazırlanan notların değerlendirilmesine ve muhataplarına bilgi verilmesine dair bir yazışma olduğu,
*Sanığın ... ID numaralı hesap üzerinden ... ID numaralı hesabın kullanıcısı A.A. ile yaptığı görüşmelerde;
//"... Soruşturma geçiren hakim ve zavcılar malvarlıklarını elden çıkarmaya ilişkin muvazaa görüşü A.K.ten gelişi bekleniyor. Biraz hızlandırılması için kendisine bilgi verilmesi hususunu takdirlerinize arz ederim.//
//... A. beyden ilk gelen Düşünceler tedbirler vs. Yazılan yazının çerçevesinden ayrılarak soruşturmanın usulü ve hukuki zemini ifade olunmuş.Tebliğe çıkacak husus en son yazılan yazı .Ancak ilk yazılan yazı içeriğide tebliğ edilmesi gerekir diye düşünüyorum.Siz bu hususta ne düşünürsünüz.//
//... Tazminat konusu şekillendi. Metin ulaşınca paylaşacağım //
//... A. Bey hakkında dediğiniz doğru. Hazırlanan metni beklentinin bir bölümü olarak kabul edelim. Diğer bölümü için ayrı bir metin mi hazırlasak. Mevcut malzeme, mutabık kalınan bilgileri bir araya getirerek başka bir metin hazırlayabilir misiniz. Ya da ekibinizden konuya vakıf birine hazırlatabilir misiniz?"//
//... DANIŞTAYCILARIN SORUSUNUN CEVABINI VİBERDEN ATIYORUM .//
//... Abi CGK, tutukluluk süreleriyle alakalı sual hakkında, heyetinizin görüşünü alabilir miyim. Arkadaşlara haber verecek kadar mesafe de olursa...//
Sanığın örgütün Yargıtay yapılanmasında yer alan üyelerine bazı hukuki konularda görüş hazırlamaları hususunda ve diğer talimatları takip eden ve örgüt hiyerarşisi içerisinde organize ettiği bir dava takip biriminde görevli olduğu,
*Sanığın ... ID numaralı hesap üzerinden … numaralı hesabın kullanıcısı S.B. ve ... ID numaralı hesabın kullanıcısı A.A. ile yaptığı görüşmelerde:
//... Konu:Re: A.D. konusu Bu konu ile ilgili gereğini üniteye yazdim.sizin gittiginiz bir kanal var gibi gözüküyor. 24.12.2015 20:42, … yazd?: … dosyasının müştekinin kimlik ve adres bilgileri doğrulandı. Belirlediğimiz hareket tarzları içinde bir dönüş yapmalarını bekliyoruz. Arz "A.D."/SINIF ÖĞRETMENLİĞİ MEZUNU: ADRES: ERZİNCAN-… MAHALLESİ- ... SOKAK- … DAİRE NO:…,İŞYERİ: … İTİBARİYLE ERZİNCAN OTLUKBELİ KOLEJİNDE GÖREVLİ- BÖLGETEL:…---… (HANIMI KULLANIYOR OLABİLİR) 24.12.2015 15:06, … (…) yazdı: 24.12.2015 12:23, ……) yazd?: abi aşağıdaki kişinin güncel bilgilerini bulabilirmiyiz abi.teli şu an nerede ikamet ettiği hizmet ile irtibatı vs ile alakalı hakkında güncel bilgiler lazım.Abi bunu ilhan cihaner dosyası ile alakalı talep ediypruz bu kişinin güncel bilgilerine göre bir hareket tarzı belirleyeceğiz.
**MÜŞTEKİ:** A.D., A. Oğlu E'den olma, 07/05/1973 doğumlu, … Sk. … Mah. No:… İç Kapı No:… Merkez/ ERZİNCAN ikamet eder?//
//... İnş bende uğrayacağım. Takip edilmesi gereken iki konu var. A.D.'in avukatına ulaşılmış. Bizden yarın akşam için temyiz dilekçesi istiyorlar. Ancak dosya özet bilgilerine ulaşmam lazım. İlk derece dosyası olduğu için uyaptan alamıyoruz. Dairedeki arkadaşlar üzerinden çözmeye çalışacağız.//
//... iyi olmus.bende bu hususu tekid etmistim.ondan rucu ediyim.haber verdigin iyi oldu//
//... Sa.sizden A.D. in adresini istemis idim.Bu lisinin vekiline ulasildi.Temyiz dilekcesi haxirlanacak.tekid etmenize gerek kalmadi//
Örgüt üyeleri hakkında ve örgüt için önemli görülen davalar takip edilerek dosyaların bulunduğu Dairelerden gerekli bilgi ve belgelerin temin edildiği,
*Sanığın ... ID numaralı hesap üzerinden … ID numaralı hesabın kullanıcısı S.B. ile yaptığı görüşmelerde;
//... Abi pazartesi 19.30 için inşallah sizi aramızda görmek istiyoruz. Şöyle ki birkaç önemli ve ağır konu var. Bir yol haritası çizilmesi gerekiyor.// //... Bunlardan biri Balyoz dosyası sanıklarının açmış olduğu tazminat davalarında sanıklar lehine yüksek miktarlı tazminatlara hükmediliyor. Bu tazminatların soruşturma ve yargılama aşamasında görev yapan hakim ve savcılara rucu edilme durumu varmı, olursa nasıl olur, rücu durumunda hakim ve savcıların hareket tarzları nasıl olması konusunda kafa yormamız gerekiyor. Konuyla ilgili notu mesaj olarak iletiyorum.//
//... (…:) Konu:İLT: TAZMİNAT DAVALARI İLE İLGİLİ BİLGİ NOTU / SON HALİ 04.01.2016 16:45, … (…) yazd?: TAZM?NAT DAVALARI ?LE ?LG?L? B? LG? NOTU 1-Hâkim ve savc?lar ile tetkik hâkimleri ve Yarg?tay tetkik hâkimleri ve Yarg?tay savc?lar? hakk?nda koruma tedbirleri nedeni
Gönderilen Diğer Kişiler … //
Örgüt üyesi hakim/savcılar hakkında açılan ve açılacak tazminat davaları hakkında çalışma yapılması gerektiği bu çalışmanın sanık tarafından organize edilmesinin istendiğine dair görüşmeler olduğu,
*Sanığın ... ID numaralı hesap üzerinden … ID numaralı hesabın kullanıcısı S.B. ile yaptığı görüşmelerde;
//... abi mrb. 19 daki doğan dosyaları nasıl sonuçlardı acaba bilginiz var mı//
//... S.a 19 Daki gelişmeden haberim yok henüz.bilgi gelirse iletirim.//
//... Abi bir diğer konu, 7. Ceza Dairesinde takip ettiğimiz iki mevzu vardı. Birisi tekzip dosyaları. Tekzip dosyalarında abilerin muhalefet yazıp yazmadıklarını öğrenmemiz gerekiyor. Yine A.D.'ın dosyasında abiler muhalif kaldılar mı, kaldılarsa muhalefet şerhi yazdılar mı?//
... Tamam abi ben … 'ya durumu hemen yazıyorum.
... Tekzip işi 19 cezanin.Ama ben konuyu arastiriyim
... Pardon abi doğru her iki konuda 19 Cezada
... 19. Cezanın konularını muhtemelen yerinde çözemeyiz. Siz uygun bir zamanınızda 19 cd h. beyi davet etseniz. gerekli malumatı kendisinden alsanız nasıl olur. Arzu ederseniz bende size gelebilirim.
... Konuyu bir degerlendirelim.cok hareketlilik bu donem istenmiyor.19 da … beyden isin teferruati ogrenilebilir//
Örgüt için önemli olduğu değerlendirilen A.D.'a ilişkin davaların Daire içerisinde bulunan örgüt üyeleri ile doğrudan irtibata geçilerek takibinin sağlandığı, örgütün menfaatleri ile örtüşür şekilde oy verilmesine ilişkin talimatlar verildiği,
*Sanığın ... ID numaralı hesap üzerinden … ID numaralı hesabın kullanıcısı S.B. ile yaptığı görüşmelerde;
//... 2- Aciliyeti olan diğer konu ise 12 CD ile ilgili. M.A. abi bir dosyada açıklamalı onama yazmak istiyormuş. Karar taslağını bize göndermiş. Konu izmir casusluk soruşturmasında mağdurlara ilişkin kişisel verilere iddianamede yer verilmesiyle ilgili olarak mağdurlardan bazıları özel hayatın gizlilliği ihlal edildiği düşüncesi ile CMK 141 e dayalı tazminat davası açmış. Mahkeme talebi ret etmiş. 12 CD onamak istiyor. Fakat … abi onama doğru fakat devletin kusursuz sorumluluğuna dayalı tazminatta verilmesi gerekir gibi şu anda bizi sıkıntıya sokacak bir açıklama yazmak istiyor. //
//... Abi sizden talebimiz biz m. abiye konuyu izah edeceğiz. Bizden haber gelmeden herhangi bir hareket yapmamalı.//
//... CMK 141 e baktım devletin uğranılan maddi manevi zarardan sorumluolduğunda şuphe yok.Dairede bu şekilde düşünmüş ve artık bir karar vermiş.A.ta bu karari yazan konumunda.artik geri dönülemeyecegine ve bunada gücümüzün yetmeyecegine gore tazminat sorumlulugun sadece devlet uzerinde birakilmasi ile ilgili ne yapabiliriz karara nasil katkida bulunabiliriz, rucuen tazminatin onunu nasil kapatiriz veya geciktiririz bunu duşunmeliyiz.Buna ilişkin A. a rucu ile ilgili, islem yapan h ve cs nin Cmk 141 son fikrasina göre gorevi kötüye kullanmaktam mahkumiyetinin kesinleşmis olmasi durumunu on plana cikarmasini iletmiştim.Ba aşamada baskaca ne yapilabilir. Birde bu yonu ile bakarsan memnun olurum.//
//... Değerli abim sayın a. abimiz bu tarz kararları vermeden önce sizlerle temasa geçmesini arzu ederdik doğrusu. //
... Abi bu karar üzerinde etraflıca oturup konuşmadan bir kanaat bildirmek zor gözüküyor. Etraflıca konuşup değerlendirmeden vereceğimiz bir görüş yarın döner bizi bulur.
//... A. abinin düşüncesini öğrenmemiz lazım. Abimiz bu koruma kalkanını zorlamak için mi bu kararı vermek istiyor. Eğer öyleyse ona göre bir tahkimat yapmalıyız. Yok kanunda öyle yazıyor diye yap��yorsa bir sorun var iddianamenin düzenlendiği tarihte CMK 141/3 yürürlükte değil. Usul hükümlerinin derhal yürürlüğe gireceği ve geriye yürümeyeceği konusunda diyecek bir sözümüz var mı? //
//... Bu madde usul kanununda düzenlendi ama tazminata ilişkin olduğu için geriye yürür mü demeliyiz. Velhasıl sorun çok. Bu sorunları oturup konuşmadan benim kanaatimle çözülecek gibi gözükmüyor. :))//
//... Ben şöyle yapacağım, genel kuruldaki arkadaşları ziyarete gideceğim. Konuyu onlar biliyor zaten. A. abi oraya davet edeceğim. Kırıp dökmeden bir çözüm bulmaya çalışalım. Eğer uygun olur derseniz sizi de davet etmek isterim.//
//… Konu:CMK 141 anlamında tazminat-12 CD De?erli büyü?üm 12 CD dosyan?n içeri?i ?öyle; ?zmir Askeri Casusluk soru? turmas? s?ras?nda ba?ta TSK olmak üzerine pekçok kamu kurumunda çal??an ki? ilerin baz? özel bilgilerinin ar?ivlendi?i fi?leme dokumanlar? ve yine pekçok kamu görevlisinin naho? görüntülerinin bulundu?u harddiskler ele geçmi?. Bu hardisklerin büyük bir k?sm? ?ifreli olmakla birlikte soru?turma a?amas?nda baz? ?ifreler çözülmü?, fi?leme bilgileri ve özel görüntüler bu ?ekilde aç??a ç?km??. Soru?turma sonucunda düzenlenen iddianamede Cumhuriyet savc?s?, ki?iler bilgileri depolanan, yine özel görüntüleri ar?ivlenen ki?ileri iddianamede ma?dur olarak göstermek suretiyle, suçun unsurlar?n? ortaya koymak amac?yla örnekleme yoluyla baz? bilgilere ki?isel verilere, baz? fi?leme bilgilerine (alevi, paraya zaaf? var, ?u görü?ten gibi) yer verilmi?. Özel görüntülerle ilgili içerik verilmemekle birlikte bilirki?i raporuna at?f yap?lm??. Malumlar?n?z oldu?u üzere bu iddianame yerel mahkemece kabul edildi, daha sonra de?i?en mevzuat gere?i mahkemesi de?i?ti. Tutuklu san?klar tahliye edildi. Yarg?lama halen devam ediyor. Bu iddianame ma?dur olarak gösterilen bir ?ah?s, iddianamede özel hayat?na ili?kin bilgilerin if?a edildi?ini, bu nedenle manevi zarar gördü?ü iddias?yla CMK 141 e dayal? olarak tazminat davas? açt?. Yerel mahkeme, bu davay? yasal ?artlar? olu?mad??? gerekçesiyle ret etti. Karar davac? taraf?ndan temyiz edildi. Dosya 12. Ceza Dairesine geldi. 12. Ceza Dairesinin istikrarl? uygulamas?na ve kanunun aç?k hükmüne göre yerel mahkeme karar?n?n tereddütsüz onanmas? gerekiyor. Ancak say?n A. abimiz karar?n do?ru oldu?unu ifade etmekle birlikte; CMK'nun 141. maddesine … say?l? Kanunla eklenen 3. f?kra uyar?nca devletin yarg? görevini ifas? s?ras?nda kusursuz sorumlu olmas?, kusursuz sorumluluk kapsam?nda; hakkaniyet sorumlulu?u, özen sorumlulu?u ve tehlike sorumlulu?u hallerinden dolay? soru?turma ve kovu?turma a?amalar?nda olu?an her türlü zarar?n kar??lanmas? gerekti?ini dü?ünmektedir. Bu nedenle, yerel mahkeme hükmünün bozulmas? gerekti?ini dü?ünmektedir. A. abimiz, karar tasla??n? bize göndermi?. Öncelikle hassasiyeti nedeniyle her türlü takdiri hak ediyor. A. abinin görü?ü yabana at?l?r bir dü?ünde de?il esasen.Yani ?öyle diyor devletin yapt??? bir soru?turma ve kovu?turma sonucu ki?i zarar görmü?se her halükarda devlet ödesin diyor. Gerçektende adalet hizmetinin devam? s?ras?nda baz? zararlar?n do?mu? olmas? mümkündür. Fakat ortaya ç?kan bu durum CMK'141. maddesi kapsam?nda de??erlendirilemedi?i durumlarda ki?inin gördü?ü zararlar ortada kalmaktad?r. Fekat, devam eden süreç ve dairenin bu yakla??m?n?n aleyhimize kullanmak isteyenler için bir f?rsat olaca?? dü?ünesiyle istemedi?imiz bir sonuca sebebiyet vermemek ad?na Mustafa abinin aç?klamal? bozma karar?na kat?lmamal?y?z diye dü?ünüyorum. Arz olunur. Abi bu konuda siz ne dersiniz. Bir tarafta gayet özgürlükçü bir yakla??m çizmeye çal???yoruz. Di?er taraftan bu özgürlükleri ihlal edici eylem ve yakla??mlarda bulunan kurum veya kurulu?lar? vatanda? kar??s?nda korumaya geçiyoruz. Burada bir s?k???kl?k var. Nas?l yapal?m.//
Örgüt menfaatlerine aykırı sonuçlar doğurabilecek hukuki görüşlerin Yargıtay'da görüşülecek davalarda savunulmaması ve bu minvalde ki konularda dava takip birimine danışılmadan hareket edilmemesine ilişkin konuşmalar olduğu,
*Sanığın ... ID numaralı hesap üzerinden … ID numaralı hesabın kullanıcısı S.B. ile yaptığı görüşmelerde;
//... 12 cezada … esas nlu dosyada A.O.Ö. ve … esas nolu dosyada H.İ.D. haklarinda taksirle ölüme sebep olmdan verilen mahkumiyetler onanmiş.Takiplisoldugu için bize donüş yaptilar.Sistemde kayitli ise dusumu yapilabilir.//
Örgüt üyelerine ilişkin davların örgüte ait bir sisteme kayıtlı bir şekilde takiplerinin yapıldığı, takipler sonucu kesinleşen davaların sistemden düşümü yapıldığı,
*Sanığın ... ID numaralı hesap üzerinden ... ID numaralı hesabın kullanıcısı A.A. ve … ID numaralı hesabın kullanıcısı S.B. ile yaptığı görüşmede:
//... Konu:Re: Fw: Kayyımın kitap toplatma kararı-ACELE İlgili daireden (18 hd) bir abimiz hazırlık yapıyor, en kısa zamanda dönecek. Dönünce size aktarırım. 11.12.2015 06:40, … yazd?: Birimden gelen yaziyi iletiyorum ,Istenilen hususlarin mumkun olan en kisa surede varsa temini ve konudan bilgi verilmesini arzederim. 11.12.2015 00:52, Slm09 yazd?: H.e. Nin kitaplarinin toplatilmasi ile ilgili kayyim in islemi hakkinda Ticaret mahkemesine basvuru yapacagiz. bu konuda isimize yaratacak birsey varmidir. Karar, bilgi ve belge.//
//... Konu:Fw: Re: Fw: Kayyımın kitap toplatma kararı-ACELE Gelen cvbı iletiyorum 13.12.2015 20:51, ... yazd?: İlgili daireden (18 hd) bir abimiz hazırlık yapıyor, en kısa zamanda dönecek. Dönünce size aktarırım. 11.12.2015 06:40, … yazd?: Birimden gelen yaziyi iletiyorum ,Istenilen hususlarin mumkun olan en kisa surede varsa temini ve konudan bilgi verilmesini arzederim. 11.12.2015 00:52, … yazd?: H.e. nin kitaplarinin toplatilmasi ile ilgili kayyim in islemi hakkinda Ticaret mahkemesine basvuru yapacagiz. bu konuda isimize yaratacak birsey varmidir. Karar, bilgi ve belge.//
Dava takip birimi tarafından Fetullah Gülen'e ait kitapların toplatılmasına ilişkin karara yönelik hazırlanması istenilen çalışma cevabının sanık tarafından S.B.'na gönderildiği,
*Sanığın ... ID numaralı hesap üzerinden ... ID numaralı hesabın kullanıcısı A.A. ile yaptığı görüşmede:
//… Konu:DT HUKUK MASASINA 15.Hukuk Dairesinin … esas?nda bulunan ...Asliye Hukuk Mah. Nin … Esas,… Karar nolu ilam?nda daval? idare davac? tarafa sonradan ilgili i?lemleri yapma vadi ile ihalede olmayan imalatlar yapt?rm??.Bu i?leri yapt?ran genel sekreter de?i?ince yerine gelen, yapt?r?lan ek imalatlar? ödememi?.Hakkaniyet ve kanunilik gözetilerek bir karar verilmesi ve konu ile ilgilenilmesini hususunu takdirlerinize sunuyorum.Meseleye ili?kin dönü? olursa memnun olurum.(Davac? taraf hizmetle tan??mama vesile olan ki?i oldu?u için önem arzediyor…. de karabükte etkin,bize kar?? sevgi ve sempatisi vard?.)//
Sanığın Karabük'te örgüt ile tanışmasını sağlayan bir başka örgüt üyesinin davasının takibi konusunda dava takip birimi hukuk masasına iletilmek üzere dosya numaralarını bildirdiği,
*Sanığın ... ID numaralı hesap üzerinden ... ID numaralı hesabın kullanıcısı A.A. ile yaptığı görüşmede:
//... Konu:Bilgi notu Saygıdeğer abi, Aşağıdaki konu hakkında heyetiniz, maksada matuf bir bilgi notu hazırlayabilir mi? Hazırlayabilirse, gecikmeksizin sayın Zengine ulaştırılmalı, Cevabımız menfi ise bunu da arjkadaşa ibldirmeliyim, kendisi bir şeyler hazırlasın... (…) Yargıtay 5. Ceza Dairesinde ilk derece mahkemesinde görülmekte olan bir davada, bir hâkim vermiş olduğu kararla ilgili olarak sanık olarak yargılanmaktadır. Başkan bey bu konuda uluslararası düzenlemeler, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları da göz önünde bulundurulmak suretiyle bir Rapor-Bilgi Notu hazırlamamı istirham etti, ben de çok yoğun olduğumdan dolayı bunu abiye arz ettim, bir arkadaş hazırlayabilir mi? demiştim. Bu husus bizim için hayati derecede önemli. Çünkü bu davanın konusu bizim her kademedeki arkadaşlarımızı birebir ve çok yakından ilgilendiriyor.//
//... Konu:İLT: Bilgi notu Konuya ili?kin ba?ka kanaldan bize istek geldi…. beye bildirim yapt?k.Birim üzernde bildi?iniz malum i? yükü nedeni ile konunun ilk önce ilgili dairenin TH lerinin ara?t?r?lmas? yönünde bildirimde bulundu. 08.02.2016 01:45, F. (…) yazd?: Sayg?de?er abi, A?a??daki konu hakk?nda heyetiniz, maksada matuf bir bilgi notu haz?rlayabilir mi? Haz?rlayabilirse, gecikmeksizin say?n Zengine ula?t?r?lmal?, Cevab?m?z menfi ise bunu da arjkada?a ibldirmeliyim, kendisi bir ?eyler haz?rlas?n...(A.) Yarg?tay 5. Ceza Dairesinde ilk derece mahkemesinde görülmekte olan bir davada, bir hâkim vermi? oldu?u kararla ilgili olarak san?k olarak yarg?lanmaktad?r. Ba?kan bey bu konuda uluslararas? düzenlemeler, Avrupa ?nsan Haklar? Mahkemesi kararlar? da göz önünde bulundurulmak suretiyle bir Rapor-Bilgi Notu haz?rlamam? istirham etti, ben de çok yo?un oldu?umdan dolay? bunu abiye arz ettim, bir arkada? haz?rlayabilir mi? demi?tim. Bu husus bizim için hayati derecede önemli. Çünkü bu davan?n konusu bizim her kademedeki arkada?lar?m?z? birebir ve çok yak?ndan ilgilendiriyor.//
Dairemizde görülen bir başka dava sanığı Yargıtay ve Yüksek Seçim Kurulu eski üyesi ...'in talebinin diğer örgüt mensuplarınca sanığa iletildiği, sanığın ise konu hakkında çalışma yapılıp yapılmayacağını belirlemek üzere talebi sivil imama ilettiği ve sivil imamın birim üzerindeki iş yoğunluğu nedeni ile talep konusunda Dairenin örgüt üyesi tetkik hakimlerine bildirilmesini istediği, bu durum sanığın sivil imamdan gelen talimatlar ile hareket ettiği değerlendirilmiştir.
3- B.K. Kararına ilişkin
*Sanığın ... ID numaralı hesap üzerinden ... ID numaralı hesabın kullanıcısı A.A. ile 17-18.02.2016 tarihlerinde gerçekleşen görüşmede;
//... cgkr 27 itiraz kabul 20 itiraz red 2. görüşmeye kalmış
... Bu kötü haber değil mi?
... B.K. ve ekibi aleyhe çalışmış olabilir mi?
... Bizden 'kabul' diyen var mı acaba
... sonucu değerlendirmedik.genel kurulculardan oylama ile ilgili oy cetvelini alıp değerlendirebiliriz.bizden kabul diyen olup olmadığını bilemiyorum
... Haftaya sıkı çalışmalıyız
... doğru söylüyorsunuz..Yeniden önemine binaen duyuru yaparsanız iyi olur diye düşünüyorum
... Tm, fuyurdum abi
... tmm
... Sa.Bu genel kurula beni yazdilar.başkanla ben giriyorum.Birsen hanım bizim dairede.
... Bu dosya önem arz ediyor
... Oyumuzu srkadaşlehine kullanacağiz.Ama ilişkilerimizin bozulma riski var.oneriniz
... Kadın olayı deve kinine dönüştürmüş anlaşılan
... boraz öyle takıntılı
... Abi AIHM içtihatları, dava/dilekçe hakkını vurgulasak
... Maddi olgu nedir? Sanırım içeriğinde ciddiyetli bir şey de yok
... bize birşey söylemedi ama dairede ilişkilerinin en iyi oldugu kişilerden biriyim
... Aynı kadın 4 HD de tazminat davası açmıştı, yone akademi Gen Krl dan birileri aleyhine
... 4 HD dilekçe/dava hakkı gerejçesiyle reddetmişti
... N. bey onu bulabilir sanırım
... Muhtemelen Temyizden HGK dan da geçmiş okabilir
... maddi olgu mail yolu ile hakaret ve başbakankıga yazdigı hakaret içerikli şikayet dilekceleri
... Dava dilekçesi sanıyordum
... ayni konu ise viberden bana atın mevcut durum böyle
... İçerikte dişe dokunur bir şey var mı
... Abi İst da seminerdeyim
... daha okumadim
... N. la irtibatınız var mi?
... yok
... Ya da K.le
... onunlada yok
... Tm ben yazayım, size dönerim inşaallah
... tmm
... 4. HD E: … bozma ve E: … tashihi karar ret, sanırım aynı olayka ilgili. Yerel Nahkeme: … Asliye Hukuk E: …, K: …
... 4. HD E: …; E: …; E: …; E: … ve E: … sayılı dosyaları da ya doğrudan ya da dolaylı olarak mevzu ile alakalı sanÄ·rım
... tamamm bakacağım//
*Sanığın ... ID numaralı hesap üzerinden … ID numaralı hesabın kullanıcısı M.K. ile yaptığı görüşmede;
//... CGK dan akademi gen sekrt hakkında karar nasıl çıkmış
... itiraz kabul 20 itiraz ret. ikinci müzakereye kalmıış.
... abi genel sekreter k. beyin ve benim çok samimi arkadaşımız. biz konyada beraberdik. ilk eşi vefat etmişti. elden gelen herşey yapılmalı.//
//... Konu:Fw: cgk 16.02.2016 20:55, … yazd?: abi cgk gündemindeki akademi genel sekreteri mustafa can ankara hukuk mezunu bizim arkadaş, konyada bizimle kalırdı. Çizgisi değişmez bu nedenle haftaya gidecek olanlar itiraz ret demeli.//
Yargıtay ... Ceza Dairesi Üyesi B.K.'ın şikayeti üzerine dönemin Adalet Akademisi Genel Sekreteri M.C. hakkında yapılan yargılamanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Daire kararına yapılan itiraz sonucunda görüşülmek üzere Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderildiği, ByLock konuşmalarından örgüt üyesi olduğu anlaşılan M.C. lehine bir karar verilmesini sağlamak isteyen örgütün üyelerine bu kapsamda talimatlar gönderildiği, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun … esas sayılı dosyası üzerinden görülen itiraz incelemesinin ikinci oturumuna katılan sanığın örgüt talimatına uyarak itirazın reddedilmesi yönünde oy kullandığı, bu durumun sanığın iradesini örgüt iradesine teslim ettiğini göstermesi bakımından önemli bir delil olarak değerlendirilmiştir.
4- Gizliliğe ilişkin
*Sanığın ... ID numaralı hesap üzerinden … ID numaralı hesabın kullanıcısı Mesut Kundakçı ile yaptığı görüşmelerde;
//... k. abi ist. a gaybubete mi gidiyor 2016-02-12
... gaybubet ise cocuğunun telefonunuda götürmesin 2016-02-12
... ayrica bir kac gun kazanma adina telefonunu evde biraksin.telefonunu kapatmasin evdekilerde gelen cagrilara cevap vermesin.Otobus ile giderken kendi adi ile bilet almasin.başkasi adina alsin.
... gidiş ne için
... telefonunu acik evde biraksin veri baglantisini kapatsin sarzi birkacgun gider
... bilmiyorum//
Şeklindeki mesajlaşmada sanığın soruşturma ve kovuşturmalardan kaçmak için saklanmak amacıyla oluşturulan ve gaybubet evi olarak adlandırılan gizli evlere saklanmaya giden diğer örgüt mensuplarının nasıl hareket etmesi gerektiğine dair görüşler paylaştığı,
*Sanığın sivil imamlardan gelen gizlilik ve tedbirlere ilişkin masajları diğer örgüt mensupları ile paylaştığı görülmüş, bu durum sanığın gizliliğe verdiği önemi göstermesi bakımından önemli bir delil olarak değerlendirilmiştir.
//… Konu:Fw: Sosyal Medyada kullanılan Whatsapp, Facebook ve Twitter ile alakalı bilinen güvenlik açıkları 07.02.2016 11:40, … yazd?: Whatsapp Kişisel bilgileri toplamaktan ve gerektiğinde vermekten çekinmeyen facebook tarafından satın alınmıştır. Tüm gizlilik notlarına uygulamanın Yardım/Sıkça sorulan sorular bölümünden ulaşılabiliyo
Gönderilen Diğer Kişiler …//
//… Konu:İLT: NEVİGASYON ÜZERİNE 12.01.2016 21:32, … (…) yazd?: 1-gps yalnizca alici bir radyodan ote birsey degildir. 2- onun icin kullaniminda bir sakinca yoktur. 3. Hafizasi sadece harita icin uygun olmali, isaretli yerler eklenmemeli. 4. Alinmamasi gereken cihazlar: Vendeka gps, garmin gtu10(garmin markasinin bu urunu.) cunku bunlarda arac takip sistemi barindirirlar. 5. Ozellikle satin alirken bunu aracima koysam hirsiz calsa bunun uzerinden takip edebilirmiyiz diye sorarak saticinin dikkatini cekmeden uygun urun temin edilmeli. 6. Navigasyonda gecmis kismi s?k s?k silinmeli 7. Gidilecek yerin acik adresi aranmamali yakinlarindaki bilinen mekanlar aranmali. 8. cihaz ilk alindiginda sahsi adimiza internetten kayit yaptirilmamali. 9. Hizmet saglayici firmalar cihazlarin bilgilerini saklayabilecekleri unutulmamali.
Gönderilen Diğer Kişiler … …//
5- Motivasyona ilişkin
//… Konu:Fw: Fw: … veya … 24.12.2015 22:13, … yazd?: 24.12.2015 14:40, … veya …..(bu sabah 24.12) (… ve Sabah namazindan sonra...Uyku uyaniklik arasi goruldu...) Cok genis bir alnin yuksek bir tepesinde Efendimiz asm genc ve siyah sakalli , sarikli bir durumdaydi. Yanina gokyuzunden buyuk bir yildiz cagiriyor. Ve yildiz o buyuk cussesiyle itaat edip Efendimiz asm in huzuruna geliyor.Ortamdaki haşyet ve bu durumdan cok etkileniyor ve hayret ediyorum. Efendimiz asm yildiza soruyor; "bazi insanlar senden medet umuyor sana dua ediyor. Nedir bu durumun asli ?" …; "Ya Resulallah.!. Benim medet umulacak bir durumum yoktur. Hatta biz yildizlar ve butun gezegenler, butun gok ehliyle beraber CEMAATE dua ediyoruz.." Diyor. Olanlar karsisinda hayretim bir kat daha artiyor ve kendi kendime; "nasil bir mucizedir ki yildiz dile gelip Efendimizle konusuyor ve nedendir butun gezegen ve yildizlar kucucuk bir dunyada az bir topluluk olan bu cemaate dua ediyorlar?" diyorum. Ordan bir nida (veya icime gelen bir nida); "DEVİR AHİR ZAMAN... KİYAMET ONCESİ DUNYADA OLACAK GUZELLİLLER İCİN TABİİKİ DUA EDECEKLER. HOCAEFENDİ BUYURMUYORMU; BUTUN GOK EHLİ SİZE DUA EDİYOR DİYE...." Tam bir itminan icerisinde tasdikliyorum..
Gönderilen Diğer Kişiler … …//
//… Konu:İLT: Fw: Fw: Not 9 30.12.2015 23:03, … (…) yazd?: 30.12.2015 16:46, ... yazd?: Yap?lmas? gereken herkese ümit kayna?? olmaya bak?n... En karanl?k günlerde bile hiç durmadan ümit soluklay?n... Kafam?z? da??tmadan kendi yapaca??m?z i?leri hecelemeliyiz ve onlarla gecelemeliyiz... ??tirak-? amel düsturuyla yap?lmas? gereken manevi mükellefiyetimiz evrad-? ezkar? ve Kur'ân'? aram?zda payla??p manevi halka olu?turmal?y?z. Himmetinizi da??tmadan hizmetlerinize bak?p mükellefiyetlerinizi tastamam yerine getirin ve neticesini de Allah'a b?rak?n... Ne kadar iradi ne kadar hissi güçümüz varsa zihin da??n?kl???na dü?meden bütün meselelerimizi do?ru kavramaya bakmal?y?z. Cami, mescid, yat?rlar? ve ba? örtüsünü öne ç?karan Müslüman görüntüsü verildi. Helal-haram ve kul hakk?n? ald? rmayan yeni bir Türkiye in?a edildi... Mekkeden hicret edenlere Mekke'deki mü?rikler Müslümanlar kaçt? demi?lerdi... Zaman de?i?tikçe mü?rik ve münaf?klar?n söylemleri de?i?miyor... Alg? operasyonlar?yla ürkütmek, kaç?rtmak, korkanlar? yan?na celb etmek ,kalanlar? yaln?zla?t?rmak istiyorlar. Mevla görelim neyler i??in sonunu güzel eyler... Demek böyle bir zalimin tasallutuna da müstahakm???z. Bu istihkak?m?zm??. Allah tahammül güçü versin. Bir an önce bu belâdan bizi kurtars? n.. Zalimler için ya?as?n cehennem! Bu dünyan?n öbür taraf? var. Yak?nda Allah'?n da bir hesab? var! Zalimin zulmü varsa, mazlumun Allah? var!.. Devlet ve hükümet de?il! Belli bir siyasi partinin ve birinin belli bir öfke ve kiniyle mahkemelere bask?yla hukuk cinayeti i?lettiriliyor. Avukatlar; ma?dur, mehcur, mahkumlardan çok dua al? yorlar. Avukatlar?n yi?itçe mücadeleleri, o ma?dur karde?lerimize metafizik güç oluyor... Bu dönemde avukatlar çok dua al?yorlar. Sonuç elde edilir edilmez niyet ve gayretlerinden dolay? bu dönemde avukatlar çok sevap kazanacaklar. Haz?ms?zl?k akl?? ve ruhi bir marazd?r. Dünde hazmedemediler ama bugünkü ç?raklar? haz? ms?zl?kta ustala?t?. Zulümde de insafs?zca haddi a?t?.
Gönderilen Diğer Kişiler … …//
//…. Konu:…: Not … 03.01.2016 21:42, … (…) yazd?: Amerika genelinde yap?lan otel programlar?n?n genel olarak iyi geçti?i anlat?ld? H E. ye. ?erif A.T. abi söz ald?. programlardan birkacina FBI dan üst düzey temsilcile
Gönderilen Diğer Kişiler … …//
//… (AT:) Konu:Fw: BELÇİKA LEUVEN ÜNİVERSİTESİ F.GÜLEN KÜRSÜSÜ 23.01.2016 17:07, 11011 yazd?: BELÇİKA LEUVEN ÜNİVERSİTESİ F.GÜLEN KÜRSÜSÜ Leuven Üniversitesi (Belçika ) 5 yıl önce açılan Fethullah Gülen Kürsüsünün dün ikinci 5 yıllık dönem için imza töreni
Gönderilen Diğer Kişiler …//
//… (AT:) Konu:Fw: Not 4 24.01.2016 15:30, … yazd?: Biz çok uzun bir geleceğe talibiz. Biz yarınları olan bir mefkûrenin hademeleriyiz. Sadece bugüne takılanlar takılıp yolda kalmış olurlar.. Bu çağ enaniyet çağı, Süfyan çağı. Bu çağın etkisinin alfası da var, gaması da var. Gaması kama gibi sinenize saplanmasına fırsat vermemek için nefse takılmamak lazım? Allah geçmişte bu milletin hep önünü açtı, kader yoluna hep su serpti. Kaderin böyle bir huyu olduğuna göre kader bize de su serper inşaallah. Çok ibadet edip, çok Kur'an da okuyabilirsiniz ama o ibadetlerle ibadetleşebildik mi? Kalb ve ruhumuza mal edebildik mi? Ya şekilde kaldıysak Çok ibadet edebilirsiniz, çok namaz da kılabilirsiniz, çok Kur'an da okuyabilirsiniz ama gırtlağınızdan aşağıya inmiyorsa, ne ifade eder ki? Çok dua ederler ama kime ettikleri önemli eğer Allah nezdinde o bir şey ifade etmiyorsa Allah o duaların hesabını ümmet-i Muhammed'e sorar. -İnsan ne yaparsa yapsın ahiretini karartmamaya çalışsın ve Ahiretini karartıcı hiçbir iş yapmamaya baksın? Yeise girmeye hiç gerek yok ümidimiz çok bir kapı kapansa Allah açar bin kapı, veren de O alan da O... Allah için çalış, çalışmayanlar sıkılsın.. -Yakında, kibirlerinden şımarıkça ve küstahça gökte pervaz ediyor gibi görünenlerin nasıl yere çakıldığını göreceksiniz? Bu emanetin manevi sahipleri var. Bu sahipler sahip olduğu müddetçe endişe duymamak lazım onların arzuları kursaklarında kalır inşaAllah? Hizmete karşı bugün kurulan örümcek ağı gibi o şeytaniyet perdeleri kıymetsiz ve güçsüzdür. Kurulan bu ağlar tek tek yırtılır ve yırtılacak. Allah?ın izniyle bu durum değişecek, değişmeme gibi bir şansı yok. Adetullah gereği değişeceğine inanıyoruz? Her kaoslu dönem sonrası zannediyorum ki Nebilerin vaadinde velilerin yâdında ve güvercinin kanadında yeni bir dönem duyulmaya başladı gibi.!
Gönderilen Diğer Kişiler … …//
//… (AT:) Konu:İLT: Not 7 25.01.2016 18:14, … (…) yazd?: Gelecekte bunlar?n yapt???; yalanlar?, dolanlar?, mant?ks?zl?klar? ve her türlü hukuksuzluklar? f?kra gibi anlatacaks?n?z. Az?c?k sabredin... Hukuk tan?mazlar?n hukuksuzlu?unun anayasas? "K?r kap?y? gir içeri" sonra kanun yapar?z... Ar?yorlar bulam?yorlar bir ?eyler bulun gelin diyorlar. ?tirafç? ad? alt?nda ç?karc? iftirac?lar?n iftiras?yla ahiretleri ad?na hizmet erlerinin dereceleri art?yor... Elmas ile kömür ayr??m?? oluyor. Dost bilip yak?n gördüklerimiz; ke?ke yar?nlar ad?na çok mahcup olup utanacak durumlara dü? meselerdi. Halbuki yar?n çok yak?n m? yak?n!... Bazen sebebler sis ve duman gibi çöker görülemez apaç?k olan hak ve hakikat. Vars?n sen ?lahi, hep vars?n... Hissimde ve ruhumda hep sen vars?n... ?nsan her zaman haz?r olmal?... Ne zaman gel diyecekler belli de?il... Ölüm ans?z?n çarpar insana... Ötesi kabir ve amel sand???... Bu i? gaflete gelmez... Biri öldü?ü zaman tatl? rüyalar iklimine do?ru aç? l?yor gibi aç?l?r. Biri de kabuslu hesap cenderesinde yuvarlan?r durur. O nerede, bu nerede? Bugün zulm edenler vakti geldi?inde hiç ?üpheniz olmas?n, bir çer çöp gibi der dest edilip defterleri dürülecektir. Çok ke?ke ke?ke diyecekler... Mitomanik hastalar, suçunun üstünü örtmeye çal???t?kça yalan söyler ve bir süre sonra ürettikleri yalanlara kendileri de inanmaya ba?larlar.. Zamanla vicdanlar?ndan uzakla?an mitomanlar, gerçek bir varl?k elde edebilmek için sürekli yalan söylemeye devam ederler. Mitomanlar, bir makam? elde edebilmek için de yalan söylemekten kaç?nmaz ve bu durum hayatlar?n?n rutini haline gelir. Mitomanlar, bir ç?kar elde etmek ve ilgi çekmek için de yalan söylerler. Yalanlar?n ortaya ç?k?nca da suçluluk psikolojisine girmezler. Aynen Dünya saltanat?yla mesut olacaklar?n? zannediyorlar ama aldan??yorlar, kendilerini öyle bir mesavi deryas?na salm??lar ki bo?ulup gidecekler... ?slam dünyas? son 2/3 as?rdan beri ?nsani tavr?n? yitirdi. Vah?i hayvanlar? çok geride b?rakarak, Birbirlerini di?lemekten lezzet al?r oldu. Adab-? ? slam ve adab-? ?er'iyeyi hafife almak küfürdür... Kuran'la alay edildi, Peygamber hafife al?nd?... Tepki yok, bu da kafirce bir yakla??md?r... Panslvanya'da dualar?n arkas?ndan gelen rahmet(Ya?an kar kastedildi)... Az daha sabret... Bu i?in arkas? Rahmet, Rahmet, Rahmet... Dualar?m?z Medrese-i ...iye'deki yi?itler için olsun... Bir an önce Allah?m Ferecen ve Mahrece... "Siz kendinize bak?n! Siz do?ru yolda olduktan sonra dalâlete dü?mü? kimseler size zarar veremez.? Mevsiminde gelen kar da nimettir. Burada da (az önce sona eren ders boyunca) apa lapa ya?d?/ya?? yor. "…" "Söyleyin güne? ne zaman do?acak acaba!. Kar-buz böyle kalamaz cemre dü?tükten sonra..." Sen bir ?afaksan gel gayri bunca emare yeter! Yok k?yametsen ba?ka hangi alâmeti beklersin?
Gönderilen Diğer Kişiler … … …//
//… (AT:) Konu:Fw: HİZMET EDERKEN KARŞILAŞILACAK SIKINTILAR KARŞISINDA SABRIN MÜKAFATI 07.02.2016 07:51, … yazd?: Hizmete Koşturma Sırasında Karşılaşılacak Sıkıntılara Sabrın Mükafatı Allah Resûlünün (sav) sahabelerinden birisi halktan ayrılarak bir dağa inzivaya çekildi. Allah Resùlü onu mescitte göremeyince sordu. Çevresindekilerde bir dağda inzivada olduğunu söylediler. Efendimiz (sav) onu yanıma getirin dedi Sahabi huzura getirilince -Niçin böyle bir şey yapmak istedin diye sordu Sahabi: -Yaşım ilerledi, kemiklerim inceldi ve ecelim yaklaştı. Kendimi ibadete adamanın doğru olacağını düşündüm. Bu nedenle insanlardan ayrılıp ibadet etmek için Allah'a (cc) söz verdim dedi. Allah Resûlü (sav) üç kez yüksek sesle: - Hiç kimse böyle yapmasın! Sizden birinin gündüzleyin bir saat İslam adına, yaşadığı sıkıntılara (veya müslüman kardeşinin sıkıntısına) sabretmesi, halktan uzakta yapılan kırk-altmış yıllık ibadetten daha hayırlıdır, buyurdu...
Gönderilen Diğer Kişiler … … …//
Bir çoğu sivil imamlardan gelen örgüt motivasyonunu artırmayı amaçlayan mesajların sanık tarafından diğer örgüt mensuplarına aktarıldığı tespit edilmiştir.
6- Saha bilgisine ilişkin
*Sanığın ... ID numaralı hesap üzerinden … ID numaralı hesabın kullanıcısı S.B. ile yaptığı görüşmede;
//... Bir arkadaştan: Bugün 3 Hukuk tetkik hakimi Y.Ö. geldi. Başkanları A.Ö. divanda olduğu için bana birkaç konuyu sormasını istemiş... Bunlardan birisi: Devletin yargısal faaliyet nedeni ile ödediği tazminatı hakimlere rücu etmesi sorunuydu. HSYK, ödenen tazminatların hakimlere rücu edilip edilmeyeceği konusunda Yargıtay'ın görüşünü sorumuş. Perşemde günü divan bu konuda karar verecekmiş. Ben de bu konu açılırsa devletin AİHM ve AYM kararları çerçevesinde ödediği tazminatları da rücu etmeye başlayacağını önünün alınamayacağını söyledim. Not: Bu arada; bana göre eğer devlet tazminat öderse bunları rücu etmesi yolnun açılması gereklidir. Bu konu şuanda pervasızca karar veren hakimleri daha çok tedirgin eder. Bu konu gerekli ise adalet.org'da açılabilir veya basına düşürülebilir.//
* … ID numaralı hesabın kullanıcısı sivil imam M.B.l'ın sanık ile birlikte grupta bulunan diğer üyeleri ile paylaştığı bir takım yazışmalarda;
//… Konu:İZMİR C.U. ve Yarg?tay Üyelerinin ?zmir'de yeme?i varm??. 6 ocak Çar?amba günü 25 civar? Yarg?tay üyesi ?zmir'e gidecekmi?. Gitme nedenleri henüz bilmiyoruz. Malumatu olan varsa yazabilir mi?
Gönderilen Diğer Kişiler … … … … … … … //
//… Konu:SAHA BİLGİ SAHA BİLGİ BUGÜN YSK ADAYLARININ BELİRLENMESİ AMACIYLA SOL KANAT TEMAYÜL YOKLAMASI YAPTI. TOPLAM 83 KİŞİ OY KULLANDI. 44 OY A.O. 39 OY A.T. ALDI. VE A.T.IN ÇEKİLMEİ İSTENDİ. AKŞAM ÜZERİ DE A.T.ÇEKİLDİĞİNİ AÇIKLADI. BU ARADA N.H. TEMAYÜLE GİRMEYEĞİNİ BELİRTİĞİ İÇİN GİRMEDİ VE BAĞIMSIZ ADAY OLDUĞUNU DEKLARE EDİYOR. ASLINDA SARAYIN DAYATTIĞI ADAY OLDUĞU BİLİNİNCE DİĞER TARAFLARDAN DA TEPKİ GÖRÜYOR. BUGÜN A.O. HEYECANLA İLK ETABI AŞTIKLARINI DESTEK BEKLEDİĞİNİ SÖYLEDİ. A.BEY ÇETİLMESİN DEDİĞİMDE ARKADAN ONUDA ÇIKARALIM DEDİ. E.B. VE S.Z.P. A.O.DA DİK DURACAĞINI BELİRTTİ. AYRICA A.O. KENDİSİNE BASKI UYGULAYANLARI BİR ANLATSAM İNANAMÜZSIN DEDİ. BEN DE MALZEME BU KADAR İŞTE DEDİM. BUNLARA DİĞERİNİ ASLA VERMEYELİM DEDİ.
Gönderilen Diğer Kişiler … … … … … … … … … //
//... Konu:SAHA BİLGİSİ SAHA BİLGİSİ 1. Bugün E.S., Y.E. la görüştüm. Bana ozellikle istinaf ve uyelikle ilgili yapılması planlanan kanun değisikliklerini sordu son gelismeler nasil biraz merak icinde sanki bu değisikliklerin yapilacagi anayasaya uygun bir duzenleme yapilmayacaği kanaati ve birazda tedirgiligi var isin sirazeden çiktiğıni söylüyor, … ya oy vermedigini konusmalarindan cikardim ilkesiz biri dun sizden tarafta idi bugun bunlar guclu geldiler yargida birlik toplantilarına katiliyor dedi. 2. H.D. artik bazi arkadaslara yolda gordügunde selam bile vermiyor. gecen haftalarda müzakere sirasinda bir iki sefer … ile dikkat çekecek şekilde biryerlere gidip gelmisler. itirafci olabilir mi allah korusun husnuzan ademi itimat 3. M.K. beyi ziyaret ettim. A.S.R. ve R.Ş. de vardı. Genel olarak hukumetin icraatlerinden Işid'e verilen destekten dogudaki olaylardan ileride AİHM'de cok sikintilar yasanacağini suç ışlediklerini konusuyorlar. 4. Yedi gun önce Hatay'dan tanidigim bir cok yargitay uyesini taniyan E. isimli (bu kisi hatayda … muduru idi ve ulkucüdür. Geçmiste hatayda calisan e.ö. s.d. vs m. ?ürtül ile cok samimi) BENIDE YEMEGE CAGIRDI. Yemek yargitay lokalinde idi. Yemekte S.Ç., E.Ö., M.K. 1. cezadaki gozluklu yeni secilen ulkucu a. soyadi a. olabilir vardi. Sonradan ulkucu yeni 144 letden esmer V.yi çağirdilar V.yi ben öncedende taniyorum K.T. beni tanistirmisti ancak bana soguk davrandi. 11. cezada H.P. aracılığıyla dosya takip ettigine şahit olmustum. Bunu benim bildiğimi bildiği icin soguk davranmis olabilir. M.K. , S.Ç., E.Ö., V., M.K. iyi icki ictiler. 1 cezadaki a. icmedi. Ben biraz erken kalktim M.K. icince çok iyi konusturulabilir. Erken kalkınca sen boyle bir alem bulamazsin kal gibi konustu edindigim kanaat daha oncede E., M.K., M.K. veli zaman zaman içkili yemeklerde beraber olduklari kanaatim oluştu. M.K. agzi gevsek korkak birisi degil diyologla birde ıçerse konusur bilgi alınabilir . 5. Bugün İ.D. muzakerede tek aday olan baskanlar neden seçilemiyor neden oy verilmiyor gibi konustu acaba 21 ve 9 da oy mu veriyor kanaati bende olustu. dairede iyi sinyaller vermiyor etliye sutluye karismiyor muzakerelerde bekliyor çogunluk nerde ise o taraftan oluyor bir fikri yok dik duramaz fikrini savunamaz pasif
Gönderilen Diğer Kişiler … … //
//... Konu:KURUL SAHA BİLGİSİ KURUL SAHA BİLGİSİ (GEÇEN HAFTA) 1-Görüşmeden sonra kuruldaki arkadaşa uğradım, Bilgili ile görüşmüş ve ayrılmaması konusunda ikna etmiş. Arkadaşın dediğine göre henüz ihraç diye bir şey yok bunun için 5-6 aylık bir süreç var ve bu s
Gönderilen Diğer Kişiler … … … … … //
//... Konu:SAHA BİLGİSİ : MERKEZ BİLGİ NOTLARI DANIŞTAY ?Danıştay başkanı akpli bütün üyelerle toplantı yapmış idari dava dairelerinde H.G., A.İ.Ş., A.A. çağirmış. ?03-02- 2016 tarihinde 6. Daire uyesi M.G. uyap sorumlusu katip
Gönderilen Diğer Kişiler … … … … //
//... Konu:SAHA BİLGISİ Bakanlıkta bir meslektaşımızı ziyaret ettim... Odasına girdiğimde kapali bir bayan çıkıyordu, orada calışıyomuş. Arkadaş bayağı şaşkındı girdiğimde ne oldugunu sordum. Kızı bozuk para var mı gibi garip bi bahaneyle odaya girdigini ve resmen kendisine sarkintilik ettigini soyledi. Odasında ses ve görüntü kaydı olabilir.. Dikkat etmek lazım... Sıradan bir taciz degil. Hedefe odaklı hareketler... Günahlarını almış gibi olmayayım ama bakanlıkta çalışan sekreter çaycı gibi sözde kapalılar var. Tetkik hakimleri ile çok ilginç diyaloglari var. Açıkçası bu bayanlar takibe alinsa neler cikar bilinmez. Bu arada başka bir burokratı beklerken başka bir bürokratın odasından sekreter gelip bizimle ilgilenmeye çalıştı. İki kişiydik ve ikimiz de şaşırdık. Ben önceden de giderdim bakanlığa ama böyle ciddiyetsiz ortam görmedim... Seviye yerlerde kimin eli kimin cebinde belli degil... Burada anlaşılan oradaki hakimlere sar? ıntılık yapıp sonra da tehdit ve şantajla iş de yaptırırlar... Bakanlikta iki bina da böyle malesef... Dikkatimi çeken ikinci husus o bayanların özellikle secmiş olduğudur. Özellikle genç tetkik hakimlerinin çalistiğı EK B BLOK tam böyleleriyle doludur...
Gönderilen Diğer Kişiler … … … … … … … … … … … … … //
//… Konu:SAHA BİLGİSİ/SİZE ÖZEL Az önce aldığım bir bilgiye göre, … onuruna dün aksam , bir yemek organizasyonu yapılmış,davetler telefonla yapılmış, bizden kimse davet edilmemiş. HSYK … Daire üyesi T.A., 12 Şubat 2016 Cuma günü Kayseri Adliyesine geldi. Saat 14:00 da Adliye Konferans salonunda Hakim-Savcılara yönelik bir konuşma yaptı. Konuşmanın başında, "Kendimi sizin yerine koyuyorum, " soru sorarsam başım sıkıntıya girer" diye düşünup soru sormaya çekinirdim.Haklısıniz.Ama açik olalım, sizinle sohbet etmeye geldim.Sorunlarınizi dinlemeye geldim.... " seklinde konuşup aba altından sopa gösterdi. Bu tehdidini birkaç kez tekrarladı. Nitekim soru cevap faslinda, kimse soru sormaya cesaret edemedi. Hatta kendisi bu duruma oldukça şaşırdı ve bozuldu. Israrla sorusu olan yok mu şimdi diye sorduğu halde kimse soru sormadı.Nihayet vaziyeti kurtarmak için Savcı Ç.C. ile Cbs Vekili M.A. usulen soru sordu o kadar. T.A., kursude yanında oturan Cbs O.U.'ya "Başsavcim demek ki Kayseride bir sorun yokmuş" diyerek sitemini paylaştı. T.A., konuşmasinda özetle, seçimlere girerken bir çok vaatlerde bulunduklarını, ancak bazı düzenlemeleri özellikle yapmadıklarını, zira, bu düzenlemeleri yaptıkları takdirde, yargının icine çöreklenmiş paralel yapı mensuplarının da bundan istifade edebileceğine vurgu yapıp, "Bunu açıkça söylüyorum, 19 yıllık hakimim, somut delillere göre karar vermek, önyargılı olmamak biz hakim ve savcıların özelliğidir. Şu paralel yapı konusu acaba abartılıyor mu diye kuşkularim vardı.Ne zaman ki 25 Aralık iddianamesini gördüm, işte o zaman kesinlikle ikna oldum. Bu iddianameyi, herkes temin edip okusun, başsavcı beye flaş bellek içinde verdim. Ondan alırsıniz. Cep numaramı vereceğim, benden de isteyebilirsiniz. Ben bu iddanamede, darbe girişiminin delillerini gördum. Hakim savcı talimat almış. Bu talimatı, Istanbul Mali sube vermiş, yargıyı da alet etmişler. Arkadaşlar, Memleket, bir felaketin eşiğinden dönmüş." diyerek iddianamenin, tebligat memuru olduğunu gösterdi. Sözlerinin devamında, HSYK nın en önemli hedefinin, paralel yapı ile mücadele olduğunu, bu mücadele bitmeden vadettikleri icraatları hayata geciremeyeceklerini söyledi. Önceki HSYK döneminde haksızlığa ugrayan tüm meslektaşlarimiza itiraz dilekçesi verdirdiklerini ve bir çoğunun cezasını, ortadan kaldırdiklarını belirtti. Bölge Adliye Mahkemelerine yapılacak atamalarda liyakate önem vereceklerini, bizzat kendisinin, güvendigi 50 meslektaşından 500 civarında isim aldığını ve bu isimler için referans olacağını söyledi.
Gönderilen Diğer Kişiler … … … … … //
Gerekçeli kararımızın örgütün genel yapılanmasına ilişkin anlatımlarında ayrıntıları ile belirtildiği üzere örgüt mensuplarınca örgüt mensubu olmayan kamu görevlileri hakkında edilen olumsuz bilgiler örgüt lehine kullanılmak üzere toplandığı, toplanan bu bilgilerin ilgisine göre diğer örgüt mensupları ile paylaşıldığı, bu kapsamda sivil imamda toplanan bilgilerin sanık ile birlikte diğer örgüt mensuplarına da bildirildiği tespit edilmiştir. ...
7- Seçimlere ilişkin talimatlar
//… Konu:Fw: İLT: Fw: 1. SEÇİM STRATEJİMİZ 14.01.2016 22:46, … yazd?: 15.01.2016 01:35, … (...) yazdı: Değerli abiler, zarfların hepsini okuduktan sonra gereğine tevessül edersenuz... (…) 14.01.2016 16:59, YSK secimler de ilkeler 1, HEP BIRLIKTE TEK BIR ADAYA VERMEK OLMAMALI, TOPLU OLARAK KARAR ALARAK HEP BIRLIKTE ESKI BIR DURUMA VEFA GOSTERME, YA DA BIR TEPKİ KOYMA , DERS VERME GIBI TEK ELDEN KARAR CIKTIGI İNTİBASI VERECEK TUTUM VE OYLAMA OLMAMALI, 2. BUNDAN SONRA ARTIK GÖRÜŞÜP TOPLU KARAR ALMIYORLAR KANAATI OLUSTURMALI. SECIMLERI KILITLEYEN VE DOLAYISIYLA HEP BIRLIKTE ALEYHE DEDİKODUSU YAPILAN BIR KITLE OLMAKTAN CIKILMALI, BIZIM GISTERDIGIMIZ PROTEST TAVIRLAR ONLARI BIRBIRINE DAYANISMAYI ARTIRIR, 3. HER GRUP BIZIM ARKKADDSLAR ICINDEN KENDISINE YAKIN BIR KITLE BULMALI, KIMI HEMSERI, KIMI BIRLIKTE ÇALISMIS OLMAK, KIMI ŞU AN AYNI DAIREDE KAYNAŞMIŞ OLMAK GIBI ONLARIN DA INANACAĞI MAKUL GEREKCELERE DAYANAN BIZDEN BIREYSEL DESTEKLER BULMALI, 4. ARKADASLARIN KENDI IÇ TEMAYÜLÜNE GORE KIME YAKINSA ONA YONELEBILIR ANCAK TAVIRLARIMIZ DOGAL OLMALI, ( YA BUNLARA NE OLDU SORMADAN GELIP GELIP DESTEK VERMEYE CALISIYOR BU DA ABARTILI AMA ARKASINDA BISEY MI VAR DEDIRTMEMELI,) 5. BU DONEM TAMAMEN DENEME DONEMI, GELECEGE YONELIK PROVALAR YAPIYOR OLALIM, ONUN ICIN YAPILANLARDAN VE INSANLARIN KENDI TEMAYULUNE GORE YAPACAGI TERCIHTEN DOLAYI KESINLIKLE ELESTIRILMEMELI, TAVIRLARI KINANMAMALI, 6.IYI BIR SONUC ALMAK YA DA ALDIGIMIZ KARARI IYI UYGULAMAK BU DONEMDE BASARI DEGILDIR, BIZI BITIRMEYE ÇALISANLARIN ELINI BOŞA ÇIKARMAK, ONLARI BU KARARINDA TEREDDUTE SEVKETMEK, KAFALARINI KARISTIRMAK BASARIDIR, BU DURUMDA ARKADASLAR BİR SONUÇ ALMAK ICIN HAREKETLILIK GOSTERMELERINE ACELE EDIP TELASA GIRMELERINE GEREK YOK, 7. EN FAZLA ONEMLI OLAN DA BU DONEMI BIRBIRIMIZE KÜSMEDEN BIRBIRIMIZE DÜŞMEDEN ELEŞTIRMEDEN ATLATABILMEKTIR, ONUN ICIN BASARISIZ OLABILIRIZ, IYI OYUN KURAMAYABILIRIZ, SONUC ALINMAYABILIR, BASARILI OLAYIM DERKEN BİR ÇAMUR BULAŞTURMAKTANSA BİR RAUND DAHA SAHA DISINDA BEKLEYEBILMEYİ KABULLENMELIYIZ, 8. BU YENI GORUNTU DOGAL OLMALI, BİR YERDEN KOMUT GELMİŞ BÖYLE YAPIYORLAR DEDIRTMEMELİ, ONUN İÇİN ACELE EDILMEMELI,//
Yargıtay'da YSK üyeliği için yapılan seçimlerde izlenecek stratejinin sanığa talimat olarak iletildiği yazışmalar olarak değerlendirilmiştir. " tespitlerine yer verildiği görülmüştür.
Davacının Adının Geçtiği ByLock Yazışmaları
Öte yandan davacının yargılandığı Yargıtay ... Ceza Dairesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararında; "Dosya içerisine belge olarak giren ve CMK 217. madde uyarınca huzurda tartışılıp sorgusu yapılan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının … tarihli … muhabere sayılı ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının … tarihli … muhabere sayılı yazısı ve iddianame ekinde gönderilen ByLock mesaj – mail içerikleri çerçevesinde; FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün Yargıtay hücre yapılanması içinde yer alan ByLock kullanıcıları arasında geçen ByLock mesaj ve maillerde;
*… (A.A.) … (Ç.Ş.) arasında 19.12.2015 tarihinde başlayan görüşmede;
//… bir arkadasın hakim savcı yargılsmalarıyla ilgili yüksek lisans ödev çalışması , yüksek yargı mensupları üyeleri ile de ilgili birkaç dökümanı varmış bahsedince istedim şu an bende kime ulaştırasyım ben onu?//
//… … bey olabilir. //
Bu yazışma içeriğinden eski Yargıtay üyesi olan Ç.Ş. tarafından hakim ve savcıların yargılanmalarına dair edinilen dokümanların sanığa gönderilmesi gerektiğinin konuşulduğu, bu durum sanığın dava takip birimi sorumlusu olduğuna dair delil olarak değerlendirilmiştir.
*... (M.B.l) ... (A.A.) arasında 08.02.2016 tarihli görüşmede;
//... ... Abi DT den ( Bylock içeriğinde davacıya verilen isimlerden) isteyebilirmiyiz Bu konuda ehil bir arkadaş varsa onada verebiliriz //
*... (M.B.l) … (Y.Ö.) 11.01.2016 tarihli görüşmede;
//... … Abi DT ye yazdım ilgilenin diye//
*... (A.A.) … (Ç.Ş.) 12.12.2015 tarihli görüşmede;
// ... … KonuRe: Re Bilgi notu K. ile irtibatta olursanız. O soru, görüş ve önerilerini sizin vasıtanızla iletecek 12.12.2015 09:19, T. (…) yazd?:yapmam gereken bir şey var mı? 12.12.2015 05:19, ... yazd?: Abi, A Yıldız ve DT ci abimiz bilgi notu üzerinde çalışıyorlar. Akşam komşularınızdan K. lı ile birlikteydik. Ona da bahsettim. O da bir hazırlık yapıyor. Sizin sizin vasıtanızla onları da alıp hepsini birleştirerek önümüzdeki hafta içi son şeklini vermeliyiz//
*… ID numaralı ByLock hesabından yapılan 19.08.2015 tarihli yazışmada
//… ...
… yargıtay üyesi taniyormu
… trakya bölgesine bakıyor
… ankarada oturuyormuş//
Bu kapsamda örgüt mensupları arasında gerçekleşen yazışmalarda dava takip birimi abisi veya dava takip birimi olarak bahsedilen kişinin sanık olduğu ve sanıktan örgüt mensubu olarak bahsedildiği değerlendirilmiştir." tespitlerine yer verildiği görülmüştür.
Davacı tarafından Bylock yazışma içeriklerine ilişkin olarak herhangi bir beyanda bulunulmamıştır.
Söz konusu ByLock yazışma içeriklerinde davacının yargılandığı Yargıtay ... Ceza Dairesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararında da yer verildiği üzere davacının adının ve görev yeri olan Yargıtay'ın açıkça geçtiği, aynı zamanda içeriklerin davacının örgüt içerisindeki farklı görevlerine ilişkin olduğu dikkate alındığında, söz konusu ByLock konuşma içerikleri davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatını ortaya koyan bir unsur olarak değerlendirilmiştir.
b) Davacı Hakkındaki Tanık Beyanları
Davacı hakkındaki tanık beyanları şu şekildedir:
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan K.T., Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 12/10/2016 tarihli şüpheli sorgulama tutanağında; "160'lar olarak belirtilen Yargıtay üyelerinin yaklaşık 120'ye yakının cemaat mensubu olduğunu biliyorum. Ben bu kişilerin tümünü daha önceden cemaat mensubu olduğunu bilmiyordum. Ancak daha sonra birlikte hareket etmek ve cemaatin talimatıyla hareket tarzı belirlenmesi üzerine verilen oylardan ve kişilerden bu kişilerin cemaat mensubu olduğunu anladım. Hatta bir kısmı ile cemaat sohbetlerinde tanıştım. Yaklaşık 1-2 ay sonra M.K. isimli … Üyesi yanıma geldi. Bana seni … Üyesi seçtirdik, artık kaçma, sohbetlere katıl, dedi. M.K.'un aynı konuşmada seni biz seçtirdik, demesi beni önce üzdü, ancak ses çıkarmadım, onun istemesi üzerine o akşam evine gittim. Eve gittiğimde Yargıtay üyeleri S.S., M.K., A.C., M.K. ...'da vardı.
Ben M.K.'un Elvankent'te bulunan lojmandaki evine saat 20:00 sıralarında gittim. Ben eve girdiğimde M.K., S.S., M.K., A.C. M.K. ve ... oturuyordu. Bunların benden önce geldikleri görüşme yaptıklarını anladım. Ben girdikten sonra M.K. bana "K. sen bundan sonra ...'nun grubundasın" dedi. Bana çay ikram edildi. Yaklaşık 10 dakika sonra M.K. bana sen gidebilirsin deyince ben evden çıktım. O zaman anladım ki, M.K. ve evde bulunanlar cezacı olan Yargıtay üyelerinin grup sorumlularıdır. Beni ise ...'nun grubuna verdiklerini bizzat M.K. söyledi.
Ben bundan sonraki konuşmalardan Yargıtay üyelerini ceza daireleri ve hukuk daireleri olarak ayırdıklarını anladım. Benim görev yaptığım 7. Ceza Dairesinde cemaatçi olarak ben, S.P. ve ... olunca bizim grubu 4. Ceza Dairesinde cemaatçi olan H.Ç., İ.K. ve N.D. ile birleştirdiler. Ancak N.D. toplantılara hiç gelmiyordu. Çünkü o daha üst konumda bir kişiydi.
Belirttiğim grubun abiliğini ... yapmaktaydı. Bu toplantılar Mayıs 2011 yılında başlamıştı. ... ilk toplantıyı kendi evinde yaptı. Bu sohbet toplantısına ben, S.P., H.Ç., İ.K. katılıyordu. ... bu toplantıda olduğu gibi diğer evlerde yapılan sohbet toplantılarından önce maaşımızın % 10'unu veya % 5'ini himmet parası olarak istiyordu. Biz de bu parayı o istemeden vermeye başlamıştık. Mayısın ilk haftası başlayan toplantılar önceleri her hafta oluyordu. Bunun nedeni ise o dönem Yargıtay'da çok fazla seçim olması ve bu seçimde nasıl hareket edileceğinin bildirilmesidir. Sohbet toplantılını da her hafta değişik bir günde yaparak dikkat çekmemek amaçlanıyordu. Lojmanlara aynı gün gidip gelmek dikkat çekeceği için bir sonraki toplantıyı diğer bir günde yapıyorduk. Sohbet toplantılarını her hafta bir arkadaşın evinde gerçekleştiriyorduk.
Sohbetler dini sohbetler şeklinde başlayıp Fetullah Gülen'in kitaplarının okunması, bazı haftalar Fetullah Gülen'in sohbetlerinin olduğu cd'lerin izlenmesi ve namaz kılma şeklindeydi. Bu toplantılarda dairede olan önemli dosyaların görüşülmesi, bu dosyalardan fotokopi çekilip ...'na verilmesi de görüşülüyordu. Yargıtayda yapılan oylamalarda kimlere oy verileceği de ... tarafından bizzat söyleniyordu.
... sohbet toplantılarında daha önceden yazılan bir notu çıkararak bize bu notu okuyordu. Bu notta Yargıtayda yapılan oylamalarda kime oy verileceği, nasıl hareket edileceği yazılıydı.
... kendisinin üstü olan sorumludan gelen talimatları bize bildirirdi. Dairemizde görülen bazı dosyalar içinde bu şekilde talimat geldiği doğrudur. Ancak benim görev yaptığım 7. Ceza Dairesinde önemli olacak daha doğrusu paralel yapıyı ilgilendirecek fazla dosya olmadığı için bu şekilde talimatlar fazla gelmezdi.
Benim hatırladığım dosyalar arasında M.E.K.'in yurtdışı yasağının olduğu Bankacılık Kanununa Muhalefet suçuyla ilgili dosya bizim daireye gelince ... bana dairede … Abi'nin selamı var, bu dosyada M.E.K.'in yurtdışı kararını kaldıralım, bu talimatın bizzat Amerika'dan geldiğini söyledi.
Ben ...'na Kartal isimli şahıs kimdir diye sordum, o da bana …'ın 11. Ceza Dairesi Üyemiz olan Yargıtay sorumlusu İ.Ş.'dir, dedi. Ayrıca bu talimatın Amerika'dan geldiğini de bizzat söyledi.
Bu talimattan sonra bizim dairede dosya görüldü, ancak dosyanın içeriğine girmeden usul bozması ile mahalline iade edildi. Dairedeki müzakerede diğer üyeler ve ben usul eksikliği olması nedeni ile bu hususa giremeyeceğimizi bildiğimiz için talimatı yerine getirmeksizin usul bozmasına karar verdik. Bu kararda benim ve S.P.'ın imzası vardır.
Bu dosyanın bir daha Kasım 2014 tarihinde Yargıtay'a geldiğini duydum. Ancak ben o tarihte HSYK üyesi seçilmiştim. Cemaat mensubu olarak da bu dairede sadece S.P. kalmıştır. Kararın ise lehine bozulduğunu bilahare öğrendim.
Biz Yargıtay üyesi seçildikten sonra H.Y., A.K., İ.O., M.Ö., S.Ö., A.B., Ö.A., H.E., N.K., M.A.'nın bir araya gelip divanın kimlerden oluşacağını, Yargıtay dairelerinde üyelerin kimlerden oluşacağına karar vermişlerdir.
N.K., H.E., ve M.A. cemaat mensubu değildir. Ancak o dönem diğer cemaat mensuplarının etkisi ile dairelerin oluşumu gerçekleştirilmiştir."
...
" Yargıtay üyeliğim sırasında cemaat mensubu olan Yargıtay üyelerinin her birinin yakın markaja aldığı cemaat üyesi olmayan Yargıtay üyeleri vardı. Bu görevlendirme grup sohbetlerinde dile getiriliyor ve kimle ilgilenileceği belirtiliyordu. Benim direkt olarak sorumlu olduğum bir Yargıtay üyesi yoktu. Aynı dairede görev yaptığım cemaat üyesi olmayan S.G.'den cemaat üyesi olan ve abimiz konumundaki ...'nun sorumlu olduğunu biliyorum.
..., S.G. bey ile yakından ilgileniyordu. Almış olduğu görev nedeni ile onu yemeklere götürüyordu. ...'nun yapmış olduğu masrafları cemaatin karşıladığını biliyorum. "
Aynı tanık davacının yargılandığı Yargıtay ... Ceza Dairesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararında yer alan ifadesinde; "Mahkememizdeki beyanında özetle: Yargıtay üyesi seçildikten sonra ilk kez 2011 yılının Mayıs ayında sohbet toplantısı yapmak üzere sanığın evine gittiğini, ilk toplantıda H.Ç.'ın da sanık ile birlikte bulunduğunu, 2011 yılının yeni adli yıl açılışına kadar Yargıtay içerisindeki cemaat grubunun bu kişilerden oluştuğunu ve bu şekilde iki yada üç kez daha sırayla evlerinde bir araya gelerek toplantı yaptıklarını, grup sorumlusunun N.D. olduğunu fakat toplantılara gelmediği zamanlarda sırayla grup sorumlusunun değiştiğini, rutin olarak gerçekleştirilen bu toplantılarda kime oy verileceği, nasıl bir strateji izleneceğinin konuşulduğunu, Fethullah Gülen vaazları dinlendiğini, himmet toplandığını, bu toplantıların cemaat mensuplarına özel toplantılar olduğunu, 2011 yılının yeni adli yıl açılışından sonra grubunun değiştiğini ve bir daha cemaat sohbetlerinde sanığı görmediğini, soruşturma aşamasında verdiği ifadelerin genel itibariyle doğru olduğunu, M.K.'un çağırdığı toplantıda ...'nun olmadığını ve o ifadesini daha sonra Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığında verdiği beyan ile düzelttiğini, toplantılarda önemli dosyaların fotokopisinin ...'na verildiğine dair soruşturma beyanın hatalı olduğunu, genel cemaat faaliyeti olarak anlattığını fakat kendi toplantılarında böyle bir durum olmadığını, ...'nun daha önce hazırlanan bir takım notları cemaat sohbetinde okuduğuna dair beyanının doğru olduğunu, M.E.K.'in yurt dışı yasağının olduğu Bankacılık Kanuna Muhalefet suçuna ilişkin dosyanın 7. Ceza Dairesine gelmesi üzerine ...'nun yanına gelerek Kartal abinin selamı var bu dosyada yurt dışı yasağının kaldırılmasına ilişkin talimatın bizzat Amerika'dan geldiğini söylediğini, 12.10.2016 tarihli ifadesinin genel itibariyle doğru olduğunu yanlışlık olan kısımları düzelttiğini, 09.09.2016 tarihinde verdiği ifadede M.E.K.'in dosyası ile ilgili talimatın S.P. tarafından söylendiğini beyan ettiğini, fakat bu ifadesinin hatalı olup daha sonra verdiği beyanında bu durumu düzelttiğini, Aralık 2013 tarihinden sonra cemaat toplantılarının genel itibariyle değiştiğini, daha önce dini bir sohbet olan bu toplantıların sonrasında siyasi bir havaya dönüştüğünü, beyan etmiştir."
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan M.K.Ö., Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 28/10/2016 tarihli 2 numaralı şüpheli sorgulama tutanağında; "CEVABEN: ...'nun cemaat mensubu olduğunu biliyorum, ancak cemaat içerisindeki görevini bilmiyorum."
Aynı tanık davacının yargılandığı Yargıtay ... Ceza Dairesi'nin ... tarih ve E: ..., K: ... sayılı kararında yer alan ifadesinde; "Tanık M.K.Ö. aşamalardaki beyanlarında özetle; Sanığı ... Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı olduğu dönemden hatırladığını, 2011 yılında yapılan seçim ile Yargıtay üyesi olduğunu, İsmail Aydın'ın kendisini istediğine dair bilgisinin olduğunu, 2013 yılında yayınlanan liste içerisinde adının bulunduğunu, 2014 yılında yapılan HSYK üyeliği seçimlerinde oy istediği ve verdiğini düşündüğü isimlerden biri olduğunu, somut başkaca bir bilgisinin olmadığını, her hangi bir cemaat organizasyonunda bir araya gelmediklerini, beyan etmiştir."
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan B.E., Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 02/12/2016 tarihli tanık ifade tutanağında; "SORU: FETÖ/PDY ile irtibatlı olduğunu düşündüğünüz hakim savcılardan isimlerini bildiğiniz kişiler kimlerdir? Bunlarla ilgili anlatacağınız somut hususlar nelerdir? ...Bu kapsamda tanıdığımız veya bu seçimler nedeniyle kendi ifadeleriyle bu yapıya mensup olduğunu öğrendiğimiz Yargıtay Üyeleri şunlardır;...İ.K., R.B., İ.A., D.A., M.K., R.Ç., İ.D., A.C., A.S., M.S.D., M.S., ..., K.T., S.P....olmak üzere toplam 132 kişi..."
Aynı tanık davacının yargılandığı Yargıtay ... Ceza Dairesi'nin ... tarih ve E: ..., K: ... sayılı kararında yer alan ifadesinde; "Tanık B.E. aşamalardaki beyanlarında özetle; Sanığı gıyaben tanıdığını, 2011 yılında yapılan 160 kişilik Yargıtay üyeliği seçimlerinden önce dönemin HSYK Genel Sekreteri ... 'nın ön görüşme yapmak ve adayları tanıtmak için evine davet ettiğini, bu davete biraz geç katıldığını, gittiğinde o dönem cemaat olarak adlandırılan yapıya mensup HSYK üyeleri, ..., ... ve genel sekreterlikten arkadaşlar bulunduğunu, bu görüşme boyunca yaklaşık 350 kişilik bir listenin tanıtıldığını, bu liste içesinde sanığında adının bulunduğunu, yapılan görüşmeler sonucunda özellikle yapı mensubu HSYK üyelerinin talebi ile Yargıtay üyeliğine seçilecek isimler arasına adının yazıldığını, ... 'ın HSYK üyesi seçilmeden önce Edirne hakimi olması nedeniyle ona da seçimden önce sorulduğunu ve ...'nu desteklediğini, Yargıtay ve Danıştay üyeliği seçimleri sırasında isim gündeme gelen bazı kişilerin cemaate olan mensubiyetlerini bildiklerini, cemaate mensubiyetleri hakkında fikir sahibi olmadığı isimler hakkında ise yapılan toplantılarda sayı telaffuz edilerek ısrarla istenmeleri üzerine bu yapıyla ilişkili olduklarını anladıklarını, sanığında örgüt mensubu üyeler tarafından talep edilmesi ile seçildiğini toplantıda işin sayı pazarlığına dönüşmesi üzerine cemaat mensubu olan HSYK üyelerinin ısrarla talep ettikleri kişiler için "bizim arkadaşımız" dediklerini, yapılan bu seçimlerden sonra yapı mensuplarının Yargıtay ve Danıştay'da organize hareket etmek suretiyle yönetim ve seçim işlerinde etkin olmaya başlamaları ve bu durumun diğer üyeler arasında rahatsızlık meydana getirmesi üzerine sıkıntıların giderilmesi ve cemaat mensubu olmayan üyelerin birbirlerini tanımasını sağlamak amacıyla yemekli toplantılar düzenlediklerini, bu toplantıya katılanların sanığın yapıyla birlikte hareket ettiğine yönelik beyanları üzerine toplantılara çağırmadıklarını, beyan etmiştir."
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan A.H., Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 04/11/2016 tarihli 2 numaralı şüpheli sorgulama tutanağında; "......; o donem birlikte çalıştığımız kurul üyesi İ.A. beyin isteği üzerine seçilmiştir. Cemaat mensubu olup olmadığım bilemiyorum..."
Aynı tanık davacının yargılandığı Yargıtay ... Ceza Dairesi'nin ... tarih ve E: ..., K: ... sayılı kararında yer alan ifadesinde; " Tanık A.H. aşamalardaki beyanlarında özetle: 2010 yılında İ.A.'ın HSYK adaylığı kesinleştikten sonra İ.O. Ve E.D. ile birlikte Edirne'ye gittiklerini, İ.A.'ı ziyaret ettiklerinde T.Ö. ve ...'nun da bulunduğunu, sanığı ilk kez orada gördüğünü, 2011 yılında Yargıtay'a 160 kişilik üye seçimi gündeme gelince dönemin HSYK genel sekreteri M.K.'nın evine öngörüşme için davet edildiklerini, bu görüşmede yaklaşık 350 kişilik bir liste üzerinde çalışıldığını, slayt ile duvara yansıtılan bazı isimler üzerinde hiç konuşulmadan geçildiğini bazıları hakkında ise uzun uzun övgüler dizildiğini, fakat bu liste içerisinde sanığın olup olmadığını hatırlamadığını, daha sonraki görüşmelerde İ.A.'ın ...'nu Yargıtay'a üye seçtirmek için ısrar ettiğini bildiğini, 2013 yılında İ.O. ve B.E.'in cemaat mensuplarının etkinliğini kırmak için hakimevinde yaptıkları toplantılara sanığın çağrılmadığını hatırladığını, somut başka bir bilgi sahibi olmadığını beyan etmiştir."
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan İ.O., Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 26/12/2016 tarihli şüpheli sorgulama tutanağında; "... Öğrencilik dönemimde İzmir'de muhafazakar kesim olarak iki grup biliniyordu. Bunlardan biri Fetullah Gülen cemaati mensupları, diğeri ise Hakyol grubu olarak bilinen İslam Mecmuası etrafından toplanan gruptu. Bu grupta arkadaşlar beni evlerine yemek yemek ve sohbet etmek için çağırırlardı. Ben her iki gruba da giderdim. İmam Hatip mezunu olmam nedeni ile Fetullah Gülen cemaat mensuplarının bana bakış açıları farklıydı. Benim de onlara bakış açım farklıydı. Fetullah Gülen cemaat mensupları olduğunu bildiğim İ.K., A.K., ..., M.B.E. bu evlere beni davet ederlerdi. Evlere gittiğimizde normal yemek yer ve namaz kılındıktan sonra sohbete geçerdik. Bu sohbetlerde ... Risalei Nurları okurdu. Ancak ben bunları fazla anlamazdım. Ben bu evlere dört yıllık öğrencilik hayatım boyunca toplam on defa gitmişimdir. Bunun dışında diğer grubun evlerine de gitmişimdir. Bazı günlerde Ş.K. hocanın geleceğini ve sohbet edeceğini söylenince ben bu evlere de giderek Ş.K. hocanın sohbetlerini dinlemişimdir. Bu evlerde öğretim boyunca toplam on defa gitmişimdir. ... 2011 yılında Yargıtay üyesi seçilen kişidir. M.B.E. ise Polis Akademisinde öğretim görevlisi oldu... A.G., R.A., A.A. ve İ.A.'ın verdiği isimler ile Fetullah Gülen cemaat mensuplarının cemaat adına girmesini istedikleri isimlerin bazılarının örtüştüğünü görmüştük. Bunlardan en bariz olanı Fetullah Gülen cemaati ... Ağır Ceza Reisi ...'nu istiyordu. Biz ise diğer ağır ceza reisi T.Ö.'ı istedik. İ.A. bey'de ...'nu isteyince bu isim öne çıktı. T.Ö. diğer seçimlerde İ.A.'ın istememesi üzerine seçilemedi...)...; Fetullah Gülen cemaat mensubudur. Fetullah Gülen cemaat mensuplarının listesinde yer almaktaydı. Bunların kontenjanından seçilmiştir. Ancak İ.A.'da bu kişinin seçilmesinde ısrar etmiştir..."
Aynı tanık davacının yargılandığı Yargıtay ... Ceza Dairesi'nin ... tarih ve E: ..., K: ... sayılı kararında yer alan ifadesinde; "Mahkememizdeki beyanında özetle; Sanığı, 9 Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesinde birlikte okumaları nedeniyle tanıdığını, savcılık beyanında cemaat evlerine çağıranlar arasında sanığında isminin yazıldığını fakat bunun hatalı olduğunu, evlere davet edenler arasında sanığın olmadığını, fakat cemaat evlerine gittiğinde sanığı gördüğünü, M.B. ile birlikte cemaat evinde kaldığını hatırladığını, fakülteden sonra Nevşehir Komisyon Başkanı olduğu döneme kadar sanık ile görüşmediklerini, 2011 yılında yapılan Yargıtay üyeliği seçimlerini görüşmek için dönemin HSYK genel sekreteri M.K.'nın evine davet edildiklerini, yaklaşık 350 kişilik isim listesi üzerinde görüşmeler yapıldığını, bu liste içerisinde cemaatten olmadığını düşündüğü kişilerinde bulunduğunu fakat bu isimlere çok fazla destek gelmediğini, Edirne'den T.Ö.'ın seçilmesini istediklerini, fakat cemaat mensubu HSYK üyelerinin listesinde ...'nun olduğunu, bu nedenle ilk belirlenen seksen kişilik listede sanığın isminin bulunmadığını, HSYK üyesi seçilmeden önce Edirne hakimi olan İ.A.'ın daha sonraki görüşmelerde ...'nu desteklemesi üzerine sanığın Yargıtay üyeliğine seçildiğini, M.K.'nın evinde yapılan toplantıda HSYK'nın sekiz cemaat mensubu üyesi dışında N.D., M.Ö., gibi kişilerin ısrarları ile belirlenen kişilerin sayılması üzerine 80 rakamı ortaya çıkınca bunun çok az olduğunu, A.B.'nun bu durumun hoca efendiye sorulduğunu 140 kişiden aşağısını kabul etmeyeceklerini beyan ettiğini, 140 kişinin cemaat mensubu olmasını istemeleri üzerine seçilmesi için ısrar ettikleri isimlerin cemaat mensubu olduğunu anladıklarını, daha sonra B.Ç.'nin evinde yapılan toplantı sonucu bu sayının 108 olarak belirlendiğini, 2013 yılında yapıya mensup olmayan Yargıtay üyelerini tanıştırmak için düzenledikleri yemeklere geçmişten gelen bilgileri ve Yargıtay'dan gelen arkadaşların cemaatle birlikte hareket ettiğine söylemeleri sebebiyle sanığı çağırmadıklarını, beyan etmiştir."
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan İ.D., Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 27/12/2016 tarihli şüpheli ifade tutanağında; "Ben 1992 yılı başında Siirt merkeze hakim olarak kura çektim. Siirt'te benden önce göreve başlamış olan ve bu yapıya müzahir olduğunu bildiğim ... bana orada sahip çıktı. Muhtemelen stajda birlikte eğitim yaptığımız arkadaşlar benim kendilerine yakın olduğumu söylemişler. Bu nedenle Turgut da bana yardımcı oldu. O dönemde sohbet yoktu, ancak birbirimizle samimiyetimiz vardı. Birlikte adliyede muhabbet ederdik. Ailecek bir kaç kez yemek yedik. Bir süre sonra M.K. Siirt'te göreve başladı. M.K. Siirt'e gelince ben kimden olduğunu hatırlamamakla birlikte M.K.'nın bu yapıya yakın olduğunu öğrendim ve M. ile arkadaşlık kurduk. Ben o dönemde bu kişilerin dindar olmasından ötürü bir yakınlık hissediyordum. Yanlış hatırlamıyorsam 1993 yılı sonlarında M., ... ve ben sanırım Beşiri ilçesine hatırlamadığım bir hakim arkadaşı ziyarete gittik. Orada Ankara'dan gelen hatırlamadığım iki kişi de vardı ve burada sohbet yapıldı. Sohbetin ardından kim olduğunu hatırlamadığım bir kişi bana hitaben "ağabey artık biz seni de bizden görüyoruz, bizim yanımızda rahat ol, biz seni kendimizden kabul ediyoruz" dedi. Ayrıca aynı şahıs benden öğrencilere verilmek üzere miktarını kendim seçeceğim bir meblayı kendilerine vermemi istedi. Ben; bu paranın öğrencilere gittiğini düşündüğümden çok sık olmamakla birlikte sadaka niyetine bu yapıya para verdim. Ben Siirt'te iken bu parayı ...'na yahut M.K.'ya verdim. "
...
"Ben Yargıtay imamını 15 Temmuz sürecinden sonra gazetelerden öğrendim. Fakat daha öncesinde bilmiyordum. Grup sorumlularından hatırladıklarım ise; R.B., D.A., M.S., H.K., H.Y., A.C., ... ve Ö.B.'dır. Ceza dairelerinin genel sorumlusunun ... olduğunu biliyorum. Ben 17/25 Aralık sürecinden sonra grup sorumluluğunu bırakınca beni yeni bir gruba verdiler...
Aynı tanık davacının yargılandığı Yargıtay ... Ceza Dairesi’nin ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararında yer alan ifadesinde; "09.07.2018 tarihli beyanının ilgili bölümlerinde: " Ceza dairelerinde genel sorumlunun bir ara M.K., sonrasında ise ..., S.S.'in adı geçti. Bunlar cezacıların sorunlarını iletecekleri genel sorumlulardı. Hukuk bölümünde ise genel sorumlunun A.A. olduğunu duydum. "
"Üst grup sorumlusu mesela M.A. alt grup sorumlularına iletmek istediği hususları not eder. Madde madde yazar. Yani M.K., ..., S.S. o tarihte bunlardan hangisi ile görüşüyorsa onların talimatlarını madde madde yazar, grup toplantısına getirir ve orada der ki "Abiler istenilen hususlar şunlar..." Örneğin tedbire azami derecede riayet, aidatların aksatılmaması, hizmette sekteye sebebiyet verecek durumlardan kaçınılması, toplantıya katılan mensupların özel sorunlarının yine cemaat içerisinde nasıl çözümleneceği vb. görüşülürdü. Seçimlerde kime oy vereceğimiz grup sorumluları tarafından söylenirdi. Mesela 8. Ceza Dairesi Başkanlığı seçiminde, oy verilecek kişinin ismi bize pusula içerisinde grup sorumlusu tarafından verilirdi. Okuduktan sonra imha ederdik." demiştir.
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan B.Ü., Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 10/04/2016 tarihli şüpheli ifade tutanağında; "Görev yaptığım ve çalıştığım yerlerde cemaatçi olduğunu bildiğim eylem, davranış, jargon itibari ile bunu teyit eden Yargı mensupları da şunlardır; A.A., H.Y., ..., S.M., Ç.Ş., D.K.. D.A., S.B., R.Ç., T.Ü., A.R., T.G., H.K..."
Aynı tanığın Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 12/04/2016 tarihli şüpheli ifade tutanağında; "... isimli şahısı Nevşehir'de görev yaptığım sırada kendisinin Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı olması sebebiyle tanırım ve bu şahısında tavırlarından cemaat mensubu olduğunu gözlemlemiştim."
Davacı tarafından bu tanık ifadelerine karşı, bu ifadelerin tutuklandıktan sonra hücrelere konulan hakim ve savcıların bu durumdan kurtulmak için verilen özgür iradeye dayanmayan beyanlar olduğu, CMK'nın 148. maddesine göre delil kabul edilemeyeceği, ayrıca beyanlarda somut bir suçlama da bulunmadığı beyanında bulunulmuştur.
Bu durumda, davacının örgütün içinde yer aldığına, FETÖ/PDY örgüt üyeliğinin öğrencilik yıllarından yakalanma sürecine kadar da sürdüğü, hakimlik mesleğinin ilk yıllarından itibaren örgütün toplantılarına katılmaya devam ettiği, Yargıtay üyeliğine örgüt kontenjanından seçildiği, Yargıtay'da görev yaptığı süre içerisinde örgüt mensubu üyelerle birlikte hareket edip örgüt stratejisi çerçevesinde Yargıtay seçimlerinde oy kullandığı, örgütte grup sorumlusu olduğu ve örgütsel toplantılarda evini kullandırdığı, bu toplantılarda örgüt adına himmet topladığı, dava takip birimi sorumluluğu yaptığı ve diğer hususlara yönelik yukarıda yer verilen ifadeler ile davacının bu ifadelere karşı beyanlarının değerlendirilmesi sonucunda, davacının beyanlarına itibar edilmeyerek FETÖ ile süregelen bir ilişki içerisinde olduğu sonucuna varılmıştır.
c) Diğer Hususlar
c.1) Sivil İmamlar ile Ortak Baz Hareketliliğine ilişkin HTS Raporu
FETÖ/PDY silahlı terör örgütüyle ilgili olarak ülke genelinde yürütülen soruşturmalarda elde edilen dijital veriler, tanık beyanları, haklarında soruşturma yürütülen kişilerin etkin pişmanlık hükümleri kapsamında verdikleri ifadeler ve örgüte ilişkin açık kaynaklara da yansıyan bilgiler birlikte değerlendirildiğinde, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü tarafından, devletin en önemli kurumları olan emniyet, TSK, MİT, mülkiye, yargı gibi alanlarda teşkilatlanmaya ayrı bir önem verildiği, örgüt tarafından mahrem yer sayılan bu kurumlarda örgütün kendi hesabına yürüttüğü hizmetin (örgüt adına kurumlarda kadrolaşma, abinin veya imamın emrine göre organize hareket etme ve örgüt amacına yönelik verilen görevleri ifa etme) "mahrem hizmet" olarak adlandırıldığı ve örgütün sorumlu yöneticisi olan, hiyerarşi içerisinde yer alan, raporları toplayan ve emirleri veren kişi olan "imamlar" arasında örgütün en çok önemsediği imamların bu mahrem hizmetler sınıfı imamları olduğu anlaşılmıştır.
Bu kapsamda, örgüt tarafından, mahrem saydığı kurumlardan biri olan yargı teşkilatında her ilde, mensuplar arasındaki iletişim ve motivasyonu sağlayan farklı sohbet grupları ve bu gruplardan sorumlu bir kişi bulundurulmuş, sohbet grup sorumlularının başına hakim/savcı il grubu sorumlusu görevlendirilmiş, bu kişileri de doğrudan bölge sorumlusuna bağlayıp sadece kendi aralarında iletişim sağlayacak şekilde yapılandırmıştır. Örgüt mensubu olan hâkim ve savcılardan sorumlu olan sohbet grubu sorumluları (imamlar) önceleri yargı mensupları arasından seçilirken belli bir tarihten sonra genellikle öğretmen, mühendis, akademisyen veya serbest meslek sahibi olarak bilinen ancak fiilen herhangi bir işte çalışmayan kişiler arasından seçilmeye başlanmış ve örgüt mensubu olan hâkim ve savcıların asla gerçek isimleriyle bilmedikleri bu kişiler "yargının sivil imamları" olarak adlandırılmıştır.
Bu sivil imamlar, sadece örgüt içinde yer alan yargı mensuplarının sorumluluğu işini yürüterek örgüt yapılanmasında görev almış, bu kapsamda düzenli aralıklarla sohbet adı altında yaptıkları toplantılarda kendisinden daha üst pozisyonda bulunan imamların talimatı doğrultusunda örgüt mensubu olan hakim ve savcılara örgütün amaçlarını gerçekleştirmek için önemli olan soruşturma ve kovuşturmalara ilişkin örgüt adına talimat vermiş, örgütten olmayan yargı mensupları hakkında özel hayatın gizliliğini ihlal edecek nitelikte kişisel bilgileri elde etmiş, örgütün finansmanı için himmet adı altında para toplamış, bu çalışmasının karşılığında örgütten maaş almıştır. Örgüt bu suretle mensuplarının mevkisi ne olursa olsun mutlak itaat ve teslimiyeti sağlayarak örgüt liderinin talimatlarını gerçekleştirmeyi hedeflemiştir.
Nitekim yargı mensubu olarak görev yapmakta iken FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatlarının olduğu gerekçesiyle haklarında meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilmiş olan kişilerle ilgili Dairemiz önünde derdest olan dosyalarda yer alan, aralarında yargıdan sorumlu sivil imam olarak görev yapmış kişilerin ifadelerinin de olduğu birçok ifade de yukarıda yer verilen tespitleri doğrulamaktadır:
Öğretmen olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan H.I.ya ait, Tokat İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünce düzenlenen 27/12/2016 tarihli sorgulama tutanağı: "Ben İzmir ilinde iken yani 2014 yılı sonlarında … Danışmanlık Şirketi'nin müdürü ... kod adlı H.Ö. tarafından kendisinin ikametine çağrıldım. Burada daha sonradan kod adını ... olarak bildiğim ancak gerçek isminin daha sonradan ... olarak öğrendiğim Yamanlar Koleji isimli okullarda öğretmenlik yaptığını bildiğim görsem tanıyabileceğim bir şahıs ile birlikte beni E.Y., S.(… olabilir), H.Ö.(şirket müdürü değil hakim olan farklı bir şahıs) isimli hakimler ile beni tanıştırarak bu şahıslara aylık olarak sohbet toplantıları yapmamı istedi. ...Bende E.Y., S.(Demir olabilir), H.Ö.(şirket müdürü değil hakim olan farklı bir şahıs), …, ... isimli şahıslara sohbet vermeye başladım. ...Ben bu sohbetleri yaparken benden sorumlu olan ...'nin müdürü pozisyonunda olduğunu bildiğim ... kod adlı H.Ö.nin talepleri üzerine Savcı ve Hakimlerden kurban, burs, himmet, gazete dergi aboneliği gibi taleplerde bulunuyordum. ...2014 yılı Haziran ayında ...Denizli iline taşındım. Burada beni ... kod adlı V.D. isimli şahıs karşıladı. ... kod adlı V.D. bana Denizli de hafta içi okulda çalışacağımı söyledi, hafta sonları ise İzmir'de olduğu gibi Hakim ve Savcılardan oluşan T-5 ve A-1 olarak adlandırılan gruplara sohbet vermemi istedi. ...Burada kaldığım dönem içerisinde; …, …, …, …, …, N.Ç., B.P., …, M.K., …, ...isimli Denizli ve çevre illerinde görev yapan Hakim ve Savcılara hafta sonları Denizli ilinde ikametim olan ...semtindeki evimde sohbet vermeye başladım. ...o (... kod adlı V.D.) da bana "o zaman şu sende dursun" diyerek içerisinde Tango isimli iletişim programının ara yüzünü kullanan ancak Tango özelliklerinde farklı bir programın yüklü olduğu Samsung marka beyaz renkli bir tablet verdi. Ayrıca bununla birlikte bu tablet ile internete girebilmem için başkasının adına kayıtlı olan ancak kimin adına olduğunu bilmediğim Turkcell GSM hattının takılı olduğu internet servis sağlayıcısı VINN vermişti. Bu tabletten internete bağlanacağım zaman bu aparatları kullanıyordum, kendi hattım üzerinden bu işlemleri yapmıyordum. ...Bu programdan başkası ile irtibat kuramıyordum. ... buradan bana sohbet konularını, herkül.org da yayınlanan Cuma hutbelerini gönderiyor, sohbetime gelmiş olanların vermiş oldukları himmet paraları ile ilgili bilgileri, yine sohbet grubumdaki kişilerin özgeçmiş gibi bilgilerini, hizmete karşı olan duygu ve düşüncelerini ve benzeri şeyleri soruyordu ve ben de cevaplıyordum. ... Ben sohbet gruplarım dışında yapının şematik olarak bildiğim kadarı ile işleyişi hakkında bilgi vermek istiyorum. ...Her bölgedeki ilin kendi içerisinde farklı sohbet grupları olur ve sohbet gruplarından sorumlu bir kişi olur. Bütün bu sohbet gruplarının sorumlularının başında İl Hakim Savcı Grubu Sorumlusu Pozisyonunda birer kişi bulunurdu. Bu kişiler bağlı bulundukları Bölge sorumlusuna direkt olarak bağlı çalışır ve irtibatı yalnızca bunlar kendi aralarında kurardı. Bu nedenle alt sohbet grupları olarak üst kademeyi fazlaca bilmezdik. Ayrıca sorduğumuz zaman da cevap alamazdık. ... Ben Denizli ilinden itibaren sorumlu olduğum bazı kişilere ... kod adlı V.D.nin bana vermiş olduğu ve içerisinde 32 GB'lık hafıza kartına Fetullah Gülen isimli şahsın sohbetlerinin ve kitaplarının olduğu Samsung marka "Keyfiyet Tableti" olarak adlandırılan tabletlerden dağıtmıştım. ...tablet vermiş olduğumuz şahıslardan bulundukları Adliyelerdeki Hakim ve Savcılar hakkında "MENFİ VE MÜSPET" bilgileri yani kimin hangi görüşten olduğu şeklindeki bilgileri benden talep eden ... kod adlı V.nin talimatı doğrultusunda talep ediyordum. Bana bilgi geldikçe bilgileri ... ile paylaşıyordum. ...Ayrıca yine tabletler üzerinden şu an terör örgütü olarak gördüğüm ve o dönem cemaat olarak adlandırılan yapının aleyhinde ve lehinde konuşan kişilerin bilgileri, ne konuştukları konusunda bize göndermeleri yani "Adliyenin Fotoğrafını Çekmeleri" ...'ten bana gelen talimatlar üzerine isterdim."
Aynı şahsa ait Tokat Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 15/01/2017 tarihli sorgulama tutanağı: "Ben eskiden tarihini tam olarak bilmemekle birlikte Hakim-Savcılarla, Hakim-Savcı olan yani meslekten olan kişilerin ilgilendiklerini biliyorum. Ancak benim ilgilenmeye başladığım dönemde Hakim-Savcılarla ilgilenen kişiler genelde sivil (öğretmen, akademisyen, mühendis, işletme kökenli kişiler) idiler. Zaten biz Hakim-Savcılarla ilgilenmeye başladıktan sonra tüm geçmişte görüşmüş olduğumuz kişilerle görüşmememiz ve irtibatı kesmemiz istendi. Benim Hakim-Savcı abisi olarak görev yaptığım dönemin 2016 yılı Ocak ayına kadar sivil yapı Hakim-Savcı ile ilgilenmeye devam etti. Ancak HSYK seçimlerinden sonra sivil yapı geriye çekilmeye başlandı ve kendi aralarında birebir görüşmelerin sürmesi istendi."
S.K. isimli şahsın talimat yoluyla tanık beyanlarının alınmasına ilişkin ... Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve Talimat No:… sayılı duruşma tutanağı: "Ben öğretmen olarak görev yapmaktayım. Sanık S.A.yı Malatya ilinde İdare Mahkeme Üyesi olması nedeni ile tanıyorum. Çeşitli defalar sanık ile kendi evimde ve onun evinde ve diğer sanığın meslektaşlarının evinde buluşuyorduk. Bu görüşmelerimiz 2014 yılı Eylül ayı ve 2016 yılı Mart ayı arasında olmuştur. Bu buluşmalarımızda manevi içerikli (çetele, kuran, kitap okuma) ve ... kod isimli … ve … kod isimli … den gelen çeşitli gündemleri iletme adına toplantılarda bulunuyorduk. Bu toplantılarımız ve görüşmelerimiz her zaman Malatya ilinde gerçekleşmiştir. Sanık benim grubumda takip ettiğim talebemdi. Yanlış hatırlamıyorsam hatırladığım kadarı ile sanık S. ile bylock programı üzerinden görüşmedik. Şayet görüşmüş isek de çok az görüşmüş olabiliriz."
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan M.Ö. isimli şahsa ait Osmaniye Cumhuriyet Başsavcılığında düzenlenen 22/11/2016 tarihli sorgulama tutanağı: " ...2011 yılı yaz kararnamesi ile Afyon Çay ilçesine atandım. 3 yıl görev yaptım, çalıştığım dönemde Şanlıurfa görev yapan Ö.Ö. de Kütahya'nın Altıntaş ilçesine atanmıştı. O dönemde ben daha kıdemli olmama rağmen Ö.Ö. grup sorumlu olarak görevlendirilmişti. Bu da benim cemaat içerisinde önemli bir noktada bulunmadığımın göstergesidir, o dönemde daha önce yapılmayan bir uygulama yapıldı, meslek dışında bir başka kişiler de toplantılara katılıyordu, her toplantıya gelmezlerdi. Asıl sorumlu bu kişiydi, toplantılara aynı anda ikisinin geldiği olmadı, … daha çok organizasyonu sağlardı."
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan M.Ö. isimli şahsa ait Osmaniye Cumhuriyet Başsavcılığında düzenlenen 30/01/2017 tarihli sorgulama tutanağı: "...Ben Çay ilçesinde çalışırken grubun hakim savcı sorumlusu olan Ö.Ö. akıllı telefon olmayan eski model bir telefon daha kullanıyordu, bu telefonda da kendisi adına kayıtlı olmayan cemaatin verdiği bir hat vardı, bu hat vasıtası ile o zamanki sivil yöneticiler olan … ve ... isimli kişilerle irtibat kuruyordu, acil bir durum olduğunda bu telefon üzerinden bu kişileri arayıp onlara danışıp ona göre davranılıyordu, birkaç defa bizim yanımızda bu kişilerle konuştuğunu hatırlıyorum."
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan H.Z. isimli şahsa ait Samsun Cumhuriyet Başsavcılığında düzenlenen 25/10/2016 tarihli sorgulama tutanağı: "...Ben kura çektiğimde ... isimli şahıs beni aradı. Ancak …'ın telefonunu hatırlamıyorum. Bana "sana bir adres vereceğim, bundan sonra seninle o ilgilenecek" dedi. Bana vermiş olduğu adres Ankara'da Yenimahalle'de bir adreste eve gittim. Aile eviydi. İsmini ... olarak söyleyen görsem teşhis edebileceğim bir şahısla tanıştım. Bu şahıs özel bir şirkette çalıştığını söyledi. Ben bu eve gittiğimde beraber görev yaptığımız N.F.D. ve Çarşamba Cumhuriyet Savcısı T.A.da oradaydı. ...... bana irtibat kurmak için hat takılmış küçük siyah bir telefon verdi ve bu telefondan arayacağını söyledi. Yine kendisinin görev yaptığımız yere geleceğini söyledi. Tahminen 1-1,5 saat kadar bu evde kaldık. Daha sonra ayrıldık. ...Göreve başladıktan 1,5-2 ay sonra ... bana vermiş olduğu telefonla beni aradı. Terme'ye geleceğini söyledi. Bende diğer arkadaşlarım N.F.D., T.A. ve hatırladığım kadarıyla Y.S.yi aradım ve benim evimde buluşacağımızı söyledim. ... eşiyle geldi. Davet ettiğim arkadaşlarda eşleriyle birlikte geldiler. Bayanlar ayrı erkekler ayrı oturduk. Cemaat yapılanmasında okuyan öğrencilere burs için bekarlardan maaşın %10'unu evlilerden maaşın %5'i verilmesi isteniyordu. ... bize öğrenciler için burs vermemizi istedi. Ancak belirli bir rakam konuşulmadı. Ben aylık ortalama 300-400 TL civarında para veriyordum. Bizimle birlikte sohbete gelen arkadaşlarda aynı paraları veriyorlardı. ... sohbete geldiğinde parayı elden ...;'a veriyorduk. Ben bu paraları kendimde hiç toplamadım. Ayrıca zaman gazetesi ve sızıntı dergi abonelik paralarını hepimiz verdik. Ancak bu dergi ve gazeteler güvenlik için bize gelmiyordu. Kurban zamanında kurban parası veriyorduk. ...... tahminen 1 yıl kadar bizimle sohbete geldi. Ayda bir veya en fazla 45 günde bir ... Ankara'dan geliyordu. Geldiğinde benim evimde buluştuğumuz gibi, T.A.nın, Y.S.nin, N.F.D.nin evinde buluştuk. ... ... 2014 yılı Mayıs ayı gibi Hakan isimli öğretmen olduğunu söyleyen bir kişiyide beraberinde getirdi ve şimdiden sonra sohbetlere Hakan'ın geleceğini belirtti."
Davacı hakkında Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen ve davalı idare tarafından dosyaya sunulan 07/12/2017 tarih ve 2017/88 sayılı iddianamede, davacıya ait HTS analiz raporunun incelenmesinden davacının örgütün sivil imamları olduğu gerekçesiyle haklarında soruşturma açılan sivil imamlar ile örgüt üyesi/yöneticisi olmaları nedeniyle haklarında soruşturma/kovuşturma devam eden yüksek yargı eski üyeleri ile değişik tarih ve yerlerde bir araya geldiğine dair ortak baz hareketlerinin bulunduğunun tespit edildiği görülmüştür.
Davacı tarafından, bu tespit ile ilgili herhangi bir beyanda bulunulmamıştır.
Bu durumda, davacının örgütün sivil imamları olduğu gerekçesiyle haklarında soruşturma açılan kişilerle çeşitli tarihlerde birbirine yakın saatlerde aynı yerde ortak baz hareketliliği bulunduğuna yönelik tespitin, davacı hakkında yukarıda yer verilen diğer tespitlerle birlikte değerlendirildiğinde, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğu sonucuna varılmıştır.
c.2) Unvanlı Görev
Davacı FETÖ/PDY terör örgütünün yargıda etkin olduğu dönemde Yargıtay üyeliğine atanmıştır.
Kararımızın "FETÖ'ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler" başlıklı kısmında açıklandığı üzere, FETÖ/PDY tarafından bu örgütle iltisak ve irtibatı bulunan hâkim ve savcılar adaylık dahil tüm süreçlerde üst görevlere getirilmek için emsallerine göre daha donanımlı hale getirilmeye çalışılmış, örgütün Adalet Bakanlığı ve HSK'da etkin olduğu dönemde de örgüt mensupları üst görevlere getirilmişlerdir.
Davalı idare tarafından dosyaya sunulan davacıya ait hizmet belgesinin incelenmesinden, davacının Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı iken FETÖ/PDY terör örgütünün HSK'da etkin olduğu dönemde 24.02.2011 tarihinde Yargıtay üyeliğine seçildiği, HSK'da FETÖ/PDY terör örgütünün etkisinin kırılmasından sonra ise Yargıtay 1. Başkanlar Kurulu’nun 17.07.2016 tarih ve 244/a sayılı kararı ile mevcut yetkilerinin kaldırıldığı, 23.07.2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6723 sayılı Danıştay Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un Geçici 15. maddesi ile Yargıtay Üyeliğinin sonlandırılarak Yargıtay Tetkik Hakimi olarak görevlendirildiği görülmüştür.
Davacı tarafından, FETÖ/PDY terör örgütünün yargıda etkin olduğu dönemde unvanlı bir görev olan Yargıtay Üyeliğine atanmasına yönelik tespit ile ilgili herhangi bir beyanda bulunulmamıştır.
Öte yandan, tanık beyanları başlığı altında yukarıda da yer verilen İ.O.'un Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 26/12/2016 tarihli şüpheli sorgulama tutanağında; " "...; Fetullah Gülen cemaat mensubudur. Fetullah Gülen cemaat mensuplarının listesinde yer almaktaydı. Bunların kontenjanından seçilmiştir. Ancak İsmail Aydın'da bu kişinin seçilmesinde ısrar etmiştir. " şeklinde beyanda bulunduğu görülmüştür.
Netice itibarıyla, davacının FETÖ/PDY terör örgütünün yargıda etkin olduğu dönemde yargıda önemli bir makam olan Yargıtay üyeliğine (örgüt kontenjanından) atanmasının yukarıda yer verilen diğer tespitlerle birlikte değerlendirildiğinde anılan örgütle iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğu sonucuna varılmıştır.
c-3)Yargıtay Başkanlığı Önünde Yapılan Basın Açıklaması
Davacının ceza yargılamasının yapıldığı Yargıtay ... Ceza Dairesi’nin ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararında, "Davanın Esasına Dair Değerlendirme" başlığı altında, "Yargıtay Başkanlığı önünde yapılan basın açıklaması" hususuyla ilgili olarak;
"Özellikle, Yüksek Yargıdaki örgüt yapılanmasının Devlete baskı kurduğu ve çok büyük bir tehlike gösterdiğinin anlaşılması üzerine, Devletin de sorunu yasal zeminde çözmek amacıyla bir takım arayışlara girdiğinin görülmesiyle birlikte; örgüt de mukabil eylemlere başvurmuştur. Bunlardan biri de kamuoyu oluşturmak, kendilerini toplumda mağdur göstermek amacıyla Yargıtay önünde yapılan basın açıklamasıdır. Örgüt, bildiri dağıtım eylemini 25 Aralık 2013 tarihindeki darbe girişiminin akim kalması üzerine İstanbul Adliyesi önünde de yaptırmıştır.
Yargıtay Birinci Başkanlığının 12/03/2018 tarih ve 60482426/1651/2813 sayılı cevabi yazısı ekinde gönderilen tutanağa göre; bir grup Yargıtay ve Danıştay üyesinin 11/07/2016 tarihinde saat 11:30 civarında cübbelerini giymiş oldukları halde Yargıtay Başkanlığı Bulvar kapısı önüne çıkarak basın açıklaması yaptığı ve açıklamayı orada bulunanlara dağıttıkları görülmüştür. Söz konusu basın bildirisini düzenleyenler halen FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün üyesi / yöneticisi olarak yargılanmaktadır. Bildiri, 15 Temmuz 2016 tarihli darbe girişiminden 4 gün önce yapılmış olmakla örgütün, toplumda huzursuzluk çıkarmak ve darbeye zemin hazırlamak üzere demokratik hakları istismar ettirdiği görülmektedir. Ayrıca Yargıtay önünde okunan bildiri ile 15 Temmuz 2016 gecesi TRT ekranlarında darbeciler tarafından okutulan darbe bildirisi karşılaştırıldığında aynı hedefe yönelik olduğu da görülmektedir..." şeklinde açıklamalara yer verildikten sonra, "Sanık Hakkındaki Deliller ve Hukuki Değerlendirme" başlığı altında davacıyla ilgili olarak;
"Yargıtay Birinci Başkanlığının … tarihli ve … sayılı cevabi yazısı ekinde gönderilen tutanağa göre, 11.07.2016 tarihinde saat 11.30 civarında yapılan protesto ve basın açıklamasına sanık ...'nun da katıldığı, ayrıca bu basın bildirisini sosyal medya hesaplarından yayınladığı anlaşılmış, diğer katılanların FETÖ/PDY silahı terör örgütüyle ilişkisi, 25 Aralık 2013 tarihinde yapılmak istenen darbe girişiminin kesintiye uğraması üzerine olaydan sorumlu Cumhuriyet savcısının (halen firar) İstanbul Adliyesi önünde bildiri dağıtması ile gösterdiği benzerlik ve eylemin 15 Temmuz 2016 tarihli darbe girişiminden 4 gün önce yapılması dikkate alındığında, sanığın eyleminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün talimatı doğrultusunda gerçekleştirmiş olduğu değerlendirilmiştir." şeklinde tespitlerde bulunulduğu görülmüştür.
Davacı tarafından, bu tespit ile ilgili herhangi bir beyanda bulunulmamıştır.
Netice itibarıyla davacının Yargıtay Başkanlığı önünde yapılan basın açıklamasına katılması hususunun yukarıda yer verilen diğer tespitlerle birlikte değerlendirildiğinde anılan örgütle iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğu sonucuna varılmıştır.
6) Dava Konusu Kararın Temel Hak ve Özgürlükler Bağlamında Değerlendirilmesi
Davacı, dava konusu karar ile bazı temel hak ve özgürlüklerinin ihlal edildiğini ileri sürmekle birlikte bu ihlal iddialarının özü davacının meslekten çıkarılmasına dayanmaktadır.
Bu kapsamda, davacı hakkında tesis edilen meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılması kararına karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin kararın, AİHS'in 8. ve Anayasa’nın 20. maddesinde yer alan "özel hayata saygı hakkı" çerçevesinde değerlendirilmesi gerekmektedir.
Zira, AİHM tarafından dinamik bir şekilde yorumlanan ve sosyal hayattaki yansımaları kapsamında genişletilebilen "özel hayat" kavramı, eksiksiz bir tanım getirmenin mümkün olmadığı bir kavram olarak görülmekte, bu bağlamda bireylerin kişiliklerini geliştirmelerine ve mesleki yaşamlarına etki eden her durum özel hayata saygı hakkına dâhil edilmektedir. Nitekim AİHM, bireylerin genellikle iş ya da mesleki faaliyetleri sırasında dış dünya ile ilişkiler kurduklarını ve geliştirdiklerini belirterek ve bireyin iş hayatı ile özel hayatını birbirinden ayırmanın güçlüğünün altını çizerek, mesleki faaliyetlerin de özel hayata saygı hakkı kapsamında olduğunu belirtmiştir (Niemietz/Almanya, B. No: 13710/88, 16/12/1992, § 29). AİHM’e göre özel hayat, bir bireyin başka bireylerle, mesleki ve iş ilişkileri de dâhil olmak üzere, ilişki kurma ve geliştirme hakkını kapsamaktadır (C./Belçika, B. No: 21794/93, 07/08/1996, § 25).
Dava konusu edilen karar, davacının meslek yaşamının sona ermesi sonucunu doğurmaktadır. Bu nedenle söz konusu kararlar özel hayata saygı hakkı üzerindeki sonuçları itibarıyla AİHS'in 8. ve Anayasa’nın 20. maddeleri ile güvence altına alınan özel hayata saygı hakkına yönelik bir müdahale oluşturmaktadır.
AİHS'in 8. maddesinin ikinci fıkrasına göre özel hayata saygı hakkının kullanılmasına bir kamu makamının müdahalesi ancak "kanunla öngörülmüş olma", aynı maddede sayılan "meşru amaçlardan birini gerçekleştirmeye yönelik olma" ve "demokratik bir toplumda gerekli olma" ölçütlerini karşılama şartıyla mümkündür. Anayasa'nın 20. maddesinin 13. maddesi ile birlikte değerlendirilmesi sonucunda ise özel hayata saygı hakkına müdahale edilebilmesi için müdahalenin "şekli anlamda belirli ve öngörülebilir bir kanuni dayanağının bulunması", "anayasal meşru bir amaca ulaşmaya yönelik olması" ve "demokratik toplum düzeninin gerekleri ile ölçülülük ilkesine uygun olması" gerekmektedir.
Dolayısıyla dava konusu kararla ortaya çıkan özel hayata saygı hakkına yönelik müdahalenin ihlal oluşturup oluşturmadığı hususunun, AİHS ve Anayasa bağlamında, kanunilik, meşru amaç ve demokratik bir toplumda gerekli olma ile ölçülülük ilkeleri doğrultusunda irdelenmesi gerekmektedir.
Ayrıca, demokratik toplum düzenini tehdit eden olağanüstü hâlin varlığı hâlinde AİHS'in 8/2 ve Anayasa'nın 13. maddesinde bir temel hak ve özgürlüğe kamusal makamlar tarafından müdahale edilebilme şartlarını ortaya koyan güvencelere aykırı tedbirlerin alınması ya da bu güvencelerin daha düşük standartta sağlanabilmesi söz konusu olabilmektedir. Böyle bir durum gerçekleştiği takdirde AİHS'in 15. ve Anayasa'nın 15. maddeleri uygulanabilir hâle gelmektedir.
AİHS'in 15. maddesinin birinci fıkrasında, savaş veya ulusun varlığını tehdit eden bir genel tehlike hâlinde sözleşmeci devletlerin durumun gerektirdiği ölçüde ve uluslararası hukuktan doğan başka yükümlülüklere ters düşmemek koşuluyla bu sözleşmede öngörülen yükümlülüklere aykırı tedbirler alabileceği belirtilmiş; ikinci fıkrasında ise bu hâllerde dahi AİHS'te öngörülen yükümlülüklere aykırı tedbirlerin alınamayacağı hak ve özgürlükler sayılmıştır.
Bu doğrultuda Anayasa'nın 15. maddesinde de olağanüstü hâllerde, milletlerarası hukuktan doğan yükümlülükler ihlal edilmemek kaydıyla durumun gerektirdiği ölçüde temel hak ve hürriyetlerin kullanılmasının kısmen veya tamamen durdurulabileceği veya bunlar için Anayasa'da öngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınabileceği belirtilmiştir. Anılan maddenin 2. fıkrasında ise Anayasa'da öngörülen güvencelere aykırı tedbirlerin alınamayacağı hak ve özgürlükler sayılmıştır.
Dava konusu karar, davalı idare tarafından, 667 sayılı KHK’nın 3. maddesi uyarınca tesis edilmiştir. Anılan KHK, 6749 sayılı Kanun'la TBMM tarafından değiştirilerek kabul edilmiş ve 29/10/2016 tarih ve 29872 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Sonuç olarak davacı hakkında dava konusu kararların tesis edildiği tarih itibarıyla bu kararlara dayanak KHK'nın yürürlükte olduğu ve öngörülen anayasal usul dâhilinde daha sonra kanunlaştığı görülmektedir. Bu nedenle özel hayata saygı hakkına müdahale niteliği taşıyan dava konusu kararlar, öngörülebilir ve belirli bir kanun hükmü uyarınca tesis edilmiş olup müdahale kanunilik şartını taşımaktadır.
Zira dava konusu karara gerekçe olarak gösterilen irtibat ve iltisak kavramları yönünden Anayasa Mahkemesi tarafından 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında yapılan değerlendirmede, terör örgütleriyle irtibatlı ve iltisaklı olma durumu farklı şekillerde ortaya çıkabileceğinden bunların kanun koyucu tarafından önceden belirlenmesi ve kanunda tek tek sayılması zorunluluğundan söz edilemeyeceği ifade edilmiştir. Anayasa Mahkemesine göre irtibat ve iltisak kavramları genel kavram niteliğinde olmakla birlikte, bu kavramların belirsiz ve öngörülemez nitelikte olduğunu söylemek mümkün olmadığından, hukuki nitelikleri ve objektif anlamları yargı içtihatlarıyla belirlenebilecektir.
AİHS'in 8. maddesinin ikinci fıkrasında özel hayata saygı hakkının kullanılmasına ulusal güvenlik ve kamu güvenliğinin sağlanması amacıyla müdahale edilebileceği öngörülmüştür. Anayasa'nın 20. maddesinin birinci fıkrasında ise özel bir sınırlama nedeni öngörülmemiştir. Bununla birlikte Anayasa Mahkemesinin kararlarına göre özel sınırlama nedeni öngörülmemiş olan hakların dahi hakkın doğasından kaynaklanan bazı sınırları bulunmaktadır. Ayrıca Anayasa'nın diğer maddelerinde yer alan kurallara dayanılarak da bu hakların sınırlanması mümkün olabilmektedir. Anayasa'nın 5. maddesinde Türk Milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak Devletin temel amaç ve görevleri arasında sayılmıştır (AYM, E.2014/87, K.2015/112, 08/12/2015, § 7; Sevim Akat Eşki, B. No: 2013/2187, 19/12/2013, § 33). Dava konusu kararlar, FETÖ ile üyelik, mensubiyet, iltisak veya irtibatı bulunan ilgililer hakkında ülkenin içinde bulunduğu tehdit ve kamu düzeninin bozulması ihtimali doğduğundan ivedi şekilde karar alma zorunluluğu nedeniyle ve millî güvenliğin, kamu düzeninin ve başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması amacıyla tesis edilmiştir. Bu nedenle FETÖ ile iltisak ve irtibatı olan ve dava konusu kararların tesis edildiği tarih itibarıyla kamu gücünün güçlü bir tezahürü niteliğinde yargı yetkisi kullanan davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmesi suretiyle özel hayata saygı hakkına yapılan müdahale meşru bir amaca dayanmaktadır.
Dava konusu karar ile davacının özel hayata saygı hakkına yapılan müdahale, zorlayıcı bir toplumsal gereksinim olarak ortaya çıkmıştır. Nitekim 15 Temmuz 2016 gecesi yaşanan darbe teşebbüsü nedeniyle “ulusun varlığını tehdit eden genel bir tehlike”nin bulunduğu açıktır (Alparslan Altan/Türkiye, B. No: 12778/17, 16/04/2019, §§ 71-75). Bu tehlike, ulusun ve Devlet teşkilatının varlığı için tehdit teşkil eden, kamu düzenini etkileyen, olağandışı bir kriz niteliğindedir. Bununla birlikte darbe teşebbüsünün faili olan FETÖ'nün, yukarıda belirtildiği üzere atipik ve kendine özgü niteliği göz önüne alındığında, bu tehlikeye karşı alınan ve davacının yargı yetkisini kullanmasına son veren dava konusu tedbirin de yaşanan özellikli durumun ortaya çıkardığı zorunluluktan ve bu durumun faili olan örgütün Devleti ele geçirmeyi amaç edinen niteliğinden kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle anılan olağanüstü koşullar altında ve olağan demokratik düzene geri dönebilmek amacıyla söz konusu terör örgütü ile iltisak ve irtibatı bulunan davacının yargı yetkisini kullanmasına son veren tedbirin demokratik bir toplumda gereklilik arz ettiği açıktır.
Türkiye Cumhuriyeti tarafından 23/07/2016 tarihinde Avrupa Konseyi Genel Sekreterliği ve Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliğine, Türkiye’de 21/07/2016 tarihinde olağanüstü hâlin yürürlüğe girmesiyle birlikte AİHS’in 15. maddesinde öngörüldüğü şekliyle Sözleşme’den doğan yükümlülükler bağlamında daha az güvence sağlanabileceği kaydıyla derogasyon bildiriminde bulunularak milletlerarası hukuktan doğan yükümlülük yerine getirilmiştir.
AİHS'in 15. maddesi ile uygulama alanı bulan, "ulusun varlığını tehdit eden genel bir tehlikenin varlığı" hâlinde söz konusu tehlikeyi bertaraf etmek için ne yapmak gerektiğini takdir ve tayin etmek ulusun yaşamından sorumlu devlete aittir. İçinde bulunulan durumun kendine mahsus özellikleri nedeniyle bu özellikli durumu değerlendirmek hususunda, söz konusu tehlikeyi bertaraf edecek devletin, uygulayacağı tedbirler bakımından, olağan dönemdekinden çok daha geniş bir takdir marjına sahip olduğunu kabul etmek gerekmektedir (İrlanda/İngiltere [GK] B. No: 5310/71, 18/1/1978, § 207).
Dava konusu kararın müdahalede bulunduğu özel hayata saygı hakkının AİHS'in 15. maddesinin ikinci fıkrası ile Anayasa'nın 15. maddesinin ikinci fıkrasında yer verilen ve olağanüstü hâllerde dahi AİHS ve Anayasa'da öngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınamayacağı belirtilen haklardan olmadığı açıktır.
Bu durumda, demokratik kurumlara ve demokratik toplum düzeninin bizatihi kendisine karşı yapılan darbe teşebbüsü sonrasında, bahse konu teşebbüsün faili olan FETÖ ile iltisak ve irtibatı olduğu gerekçesiyle hakkında tesis edilen dava konusu kararlar ile yargı mensubu olarak görev yapması nedeniyle üstün kamu gücü ayrıcalığına sahip olan davacının, meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmesi suretiyle özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin, AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir olduğu anlaşılmıştır.
7) Sonuç olarak
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile yukarıda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği anlaşıldığından dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmemiştir.
Dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediğinden davacının bu karar nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesi ile parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesi isteminin de reddi gerekmektedir.
D) KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararına karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin ile yine aynı Kurulun ... tarih ve ... sayılı kararının iptali istemi yönünden DAVANIN REDDİNE,
2. Davacının bu karar nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesi ile parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesi istemi yönünden DAVANIN REDDİNE,
3. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam … TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
4. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen … TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
5. Posta gideri avansından varsa artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,
6. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 21/04/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2017/5929
Karar No : 2021/1154
**DAVACI:** …'na vesayeten …
**DAVALI:** … Kurulu / …
**VEKİLİ:** Av. …
DAVANIN KONUSU : Davacının, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile irtibat ve iltisakının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararına karşı yaptığı yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin yine aynı Kurulun ... tarih ve ... sayılı kararının iptaline ve bu karar nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesi ile parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI : Görevden uzaklaştırılan yargı mensuplarına ilişkin listenin hukuka aykırı şekilde çok önceden düzenlendiği, bu durumun yargı mensuplarının fişlendiğini gösterdiği, hem Savcılık hem de Mahkeme aşamasında suçlamayla ilgili somut delil veya olguların tarafına bildirilmediği, Yargıtay üyesi olduğu dönemde işlediği varsayılan bir suçla ilgili soruşturma yapma yetkisinin Yargıtay'a ait olduğu, 18/07/2016 tarihinden bu yana ceza evine konulduğuna ve bu tarihten sonra suç işleyemeyeceğine göre davalı idarenin şahsı hakkında herhangi bir işlem tesis etme yetkisinin bulunmadığı, aksi uygulamanın yasaların geriye yürümezliği ilkesine aykırı olduğu, şahsının meslekten uzaklaştırma kararı gerekçe gösterilerek tutuklandığı, tutuklama kararı gerekçe gösterilerek meslekten çıkarıldığı, mezkur kararın objektif ve tarafsız değerlendirme ile alınmadığı, bir kişinin meslekle ilişiğinin kesilmesi ve bir daha kamu görevine girmesinin engellenmesi işleminin ona verilen adlandırmadan bağımsız olarak disiplin niteliğinde bir işlem olduğu, alınan karara bağlı olarak birçok hakkının da ihlal edildiği, kararda kendisi ile ilgili tek bölümün adının geçtiği yer olduğu, 667 sayılı KHK'nın 3. maddesinde yer alan "değerlendirilen" ifadesinin kişisel bir kanaati işaret ettiği, takdire dayalı idari işlemlerin de mutlaka somut bilgi ve belgelere dayanması gerektiği, bu şekilde şahsi kanaate dayalı olarak işlem tesis edilmesinin hukuki güvenlik ilkesinin ihlali anlamına geldiği gibi ölçülülük ilkesi ile de bağdaşmadığı, kararın Resmi Gazate'de yayımlanması ile masumiyet karinesinin zedelendiği, kararın neden olduğu ağır sonuçları düşünüldüğünde AİHM içtihatlarında da vurgulandığı üzere ceza soruşturmasında gerekli olan tüm güvencelerin sağlanması gerektiği, savunma hakkının kısıtlandığı, bunun adil yargılanma hakkının ihlali olduğu, kararda soyut ve genel ifadeler kullanılarak delillendirme ve kişiselleştirme yapılmadığı, cezaların şahsiliği ilkesinin gözetilmediği, karar sonrası tüm ekonomik ve sosyal haklardan mahrum bırakıldığı için bu durumun aile hayatına da doğrudan müdahale niteliğinde olduğu, karar ile yaratılan ortamda etkin bir idari mekanizmadan, bağımsız ve tarafsız yargı sisteminden bahsedilemeyeceği, meslekten çıkarılmalarına karar verilen yargı mensuplarına bakıldığında bu kişilerin Yargıda Birlik Platformuna üye olmayan kişilerden oluştuğu, kararın sonuçlarından biri olarak maaşının kesilmesinin mülkiyet hakkına doğrudan müdahale olduğu, kamu görevlilerinin görevine son verilmesinin OHAL'in gerektirdiği konulardan olup olmadığının da tartışmalı olduğu, 667 sayılı KHK hükümleri doğrultusunda hiçbir somut bilgi ve belgeye yer verilmeden verilen kararın Anayasa'nın 13., 14. ve 121. maddeleri ile AİHS'nin 17. Ve 18. Maddelerinde belirtilen hakkın kötüye kullanılması yasağına aykırılık teşkil ettiğii ileri sürülerek dava konusu kararın hukuka aykırı olduğu iddia edilmiştir.
DAVALININ SAVUNMASI :Dava dilekçesinin usule aykırılıklar yönünden incelenerek tespit edilmesi halinde davanın öncelikle usul yönünden reddi gerektiği, öte yandan dava konusu kararın amacının Türk yargı sistemini tamamen ele geçirmeyi hedefleyen ve bu amaç doğrultusunda hareket eden illegal bir yapının bu amaca ulaşmasının önlenmesi ile Türk yargısının bağımsızlığının ve tarafsızlığının korunması olduğu ve yargı mensuplarına olağan dönemde uygulanan 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu ve 6087 sayılı Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Kanununun ilgili hükümlerine değil Anayasa'nın 120. ve 121. maddeleri ile 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanunu çerçevesinde yürürlüğe konulan 667 sayılı Olağanüstü Hal Kanun Hükmünde Kararnamesine dayanılarak tesis edildiği, disiplin cezası niteliğinde olmayıp "göreve son" müessesesinin bir örneği olduğu, bu şekilde göreve son verme halinde zorunlu olmamasına rağmen ilgililere savunma haklarını kullanabilmeleri için 6087 sayılı Kanunun 33.maddesi uyarınca yeniden inceleme başvurusunda bulunma imkanı tanındığı, davacı hakkında tesis edilen karar ile ilgili olarak kişiselleştirmenin yapıldığı, dava konusu kararın hukuka ve mevzuata uygun olduğu ileri sürülerek davanın reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'İN DÜŞÜNCESİ: Davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI …'NIN DÜŞÜNCESİ: Davacının 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Genel Kurulu'nun ... tarih ve ... sayılı Kararına karşı yaptığı yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin ... tarih ve ... sayılı Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Genel Kurulu Kararının iptali ve bu işlem nedeniyle mahrum kaldığı özlük ve parasal haklarının yasal faizi ile birlikte tazminine karar verilmesi istenilmektedir. Davalı yanın usule yönelik itirazları yerinde görülmediğinden işin esası incelenmiştir.
T.C. Anayasasının 138. maddesinde, "Hakimler, görevlerinde bağımsızdırlar; Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanı kanaatlerine göre hüküm verirler. Hiçbir organ, makam, merci veya kişi, yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hakimlere emir ve talimat veremez; genelge gönderemez; tavsiye ve telkinde bulunamaz." hükmüne yer verilmiş, 139. maddesinde, "Hakimler ve savcılar azlolunamaz. Meslekten çıkarılmayı gerektiren bir suçtan dolayı hüküm giymiş olanlar, görevini sağlık bakımından yerine getiremeyeceği kesin olarak anlaşılanlar veya meslekte kalmalarının uygun olmadığına karar verilenler hakkında kanundaki istisnalar saklıdır." kuralı yer almıştır. "Hakimler ve Savcılar Kurulu" başlıklı 159. maddesinin 8. fıkrasında da, "Kurul, meslekte kalmaları uygun görülmeyenler hakkında karar verme, disiplin cezası verme, görevden uzaklaştırma işlemlerini yapar; Adalet Bakanlığının, bir mahkemenin kaldırılması veya yargı çevresinin değiştirilmesi konusundaki tekliflerini karara bağlar; ayrıca, Anayasa ve kanunlarla verilen diğer görevleri yerine getirir." hükmü getirilmiş, bu maddenin 10. fıkrasında ise, "Kurulun meslekten çıkarma cezasına ilişkin olanlar dışındaki kararlarına karşı yargı mercilerine başvurulamaz." hükmüne yer verilmiştir.
2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun "Hakimlik ve savcılık görevlerinin sona ermesi" başlıklı 53. maddesinde, "Hakim ve savcıların: a) fıkrasında, bu Kanun hükümlerine göre meslekten çıkarılmaları veya meslekte kalmalarının uygun olmadığına karar verilmesi, b) fıkrasında, Haklarında soruşturma ve kovuşturma bulunması halleri hariç olmak üzere, mesleğe alınma koşullarından herhangi birini taşımadıklarının sonradan anlaşılması hallerinde görevleri sona erer." şeklinde düzenleme yapılmıştır.
6087 sayılı Hakimler ve Savcılar Kurulu Kanunu'nun "Kurulun görevleri" başlıklı 4. maddesinin; hakim ve savcılarla ilgili olarak (b) fıkrasının 6. bendinde meslekte kalmaları uygun görülmeyenler hakkında karar verme, 7. bendinde, disiplin cezası verme, 8. bendinde de görevden uzaklaştırma işlemlerini yapmak Kurulun görevleri arasında sayılmıştır. "Genel Kurulun Oluşumu ve Görevleri" başlıklı 7. maddesinin 2. fıkranın (ı) bendinde de, Adli ve İdari yargı hâkim ve savcıları hakkında meslekte kalmaları uygun görülmeyenler hakkında karar verme, disiplin cezası verme, görevden uzaklaştırma Genel Kurulun görevleri arasında sayılmış, "Yeniden inceleme, itiraz ve yargı yolu" başlıklı 33. maddesinde ise, Genel Kurulun veya dairelerin, meslekten çıkarma cezasına ilişkin kesinleşmiş kararlarına karşı yargı mercilerine başvurulabileceği, diğer kararlarının yargı denetimi dışında olduğu, meslekten çıkarma kararlarına karşı açılan iptal davalarının ilk derece mahkemesi olarak Danıştay'da görüleceği hükme bağlanmıştır.
Öte yandan, kamu düzeni ve güvenliği açısından, Anayasa’nın 120. maddesi ve 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanunu çerçevesinde, Milli Güvenlik Kurulunun, Hükûmete olağanüstü hâl ilan edilmesi yönündeki 20.7.2016 tarih ve 498 sayılı tavsiye kararı üzerine toplanan Bakanlar Kurulu'nca 15.7.2016 tarihinde başlatılan darbe girişimi üzerine ülke genelinde olağanüstü hâl ilan edilmesine karar verilmiş, bu karar Türkiye Büyük Millet Meclisinde onaylanarak 21.7.2016 tarihli ve 29777 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanununun 4. maddesi uyarınca Bakanlar Kurulunca 22.7.2016 tarihinde kararlaştırılan 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname 23.07.2016 tarihli ve 29779 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe konulmuş, "Yargı mensupları ile bu meslekten sayılanlara ilişkin tedbirler" başlıklı 3. maddesinin 1. fıkrasında, "Terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen hâkim ve savcılar hakkında Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Genel Kurulunca meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilir." şeklinde düzenleme yapılmış ve bu Kanun Hükmünde Kararname, 29.10.2016 tarih ve 29872 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6749 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun ile kanunlaşmıştır.
08.03.2018 tarihinde yürürlüğe giren 7075 sayılı Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu Kurulması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun'un 11. maddesinin 2. fıkrasında, "22.7.2016 tarih ve 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin 3'üncü maddesinin birinci fıkrası ile 18.10.2016 tarih ve 6749 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun'un 3 üncü maddesinin birinci fıkrası kapsamında meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilenler, kararın kesinleşmesinden itibaren altmış gün içinde ilk derece mahkemesi olarak Danıştaya dava açabilir." hükmü getirilmiştir.
Olayda, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Genel Kurulu'nun ... tarih ve ... sayılı kararıyla, ilgililer hakkında Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kuruluna intikal eden şikâyet, ihbar, inceleme ve soruşturma dosyaları ile bu dosyalar hakkında verilen kararlar, mahallinde yapılan araştırmalar, FETÖ/PDY terör örgütü ile ilintili dosyalarda görev alan hâkim ve Cumhuriyet savcılarının bu dosyalarda yapmış oldukları işlemler ve verdikleri kararlar, örgüt mensuplarının haberleşme için kullandıkları şifreli programlarda yer alan kayıtlar, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun FETÖ/PDY mensubu oldukları Emniyet Genel Müdürlüğü terörle mücadele birimlerince düzenlenen raporlarla sabit olan örgüt üyeleri hakkında tayin ettiği disiplin cezaları ve muhalefet şerhleri, sosyal çevre bilgileri ve Ankara Cumhuriyet Başsavcılığından temin edilen bilgi ile belgeler, ilgililer hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca başlatılan soruşturmanın niteliği ve isnat edilen suçlamalar ile gözaltı ve tutuklama kararları, soruşturma kapsamında ifadelerine başvurulan hâkim ve Cumhuriyet savcılarının ifade ve sorgu tutanakları, itirafçıların beyanları birlikte dikkate alınarak ekli listede yer alan hâkim ve Cumhuriyet savcılarının 667 sayılı KHK’nın 3'üncü maddesinin (1) numaralı fıkrası kapsamında FETÖ/PDY örgütü ile iltisak ve irtibatlarının olduğu sabit görüldüğünden, adı geçenler hakkında 23/07/2016 tarih ve 29779 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 667 sayılı Olağanüstü Hâl Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin 3'üncü maddesi uyarınca meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve ayrı ayrı olmak üzere meslekten çıkarılmalarına karar verilmiş ve davacının yeniden inceleme talebi de ... tarih ve ... sayılı Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Genel Kurulu Kararı ile reddedilmiştir.
Öte yandan, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 26.9.2017 tarih ve 2017/16-956 Esas, 2017/370 sayılı kararı ile onanarak kesinleşen Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 24.4.2017 tarih ve 2015/3 esas, 2017/3 sayılı kararında, FETÖ/PDY'nin silahlı bir terör örgütü olduğu belirlenmiştir.
Dosyada mevcut belge ve bilgilerden; davacı hakkında FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçuyla açılan kamu davasında, Yargıtay ... Ceza Dairesinin (İlk derece) … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile suçu sabit görülerek 12 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına hükmedildiği ve meslekten çıkarılmayı gerektiren bir suçtan hüküm giydiği anlaşılmaktadır.
Bu nedenle, dosyanın incelendiği tarih itibariyle FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçuyla açılan kamu davasında mahkumiyetine hükmedilmiş ve meslekten çıkarılmayı gerektiren bir suçtan dolayı hüküm giymiş olan davacının, meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Genel Kurulu'nun ... tarih ve ... sayılı Kararına karşı yaptığı yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin ... tarih ve ... sayılı Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Genel Kurulu Kararı hukuka uygun olduğundan, davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra ... Sulh Hukuk Mahkemesinin … tarihli ve E:…, K:… sayılı kararıyla ...'nun (T.C Kimlik No: …) davacıya vasi olarak atandığı görüldüğünden davaya vasi yoluyla devam edilmesine karar verilerek ve davalı idarenin usule ilişkin itirazları yerinde görülmeyerek işin gereği görüşüldü:
A) MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ
1) Genel Olarak
Türkiye’de 15 Temmuz 2016 gecesi, kendilerini “Yurtta Sulh Konseyi” olarak isimlendiren bir grup Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) mensubu tarafından, demokratik biçimde halk tarafından göreve getirilen Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ve Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla darbe teşebbüsünde bulunulmuş, bu teşebbüs Türk Milleti tarafından akamete uğratılmıştır.
Anayasa'nın olay tarihinde yürürlükte bulunan 118. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Milli Güvenlik Kurulu (MGK) tarafından 20/07/2016 tarihli toplantıda yapılan değerlendirmede, darbe teşebbüsünün TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından başlatıldığı, bu örgütün kuruluş aşamasından itibaren etkisi altına aldığı eğitim kuruluşları, sivil toplum kuruluşları, medya kuruluşları, ticari kuruluşlar ve kamu görevlileri aracılığıyla Milleti ve Devleti kontrol altında tutmayı amaçladığı belirtilmiştir.
MGK'nın anılan toplantısında "demokrasinin, hukuk devleti ilkesinin, vatandaşların hak ve özgürlüklerinin korunmasına yönelik tedbirlerin etkin bir şekilde uygulanabilmesi amacıyla" Hükûmete olağanüstü hâl ilan edilmesi tavsiyesinde bulunulması hususu kararlaştırılmıştır. Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu 20/07/2016 tarihinde, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmesine karar vermiştir. Anılan karar 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş ve aynı gün TBMM tarafından onaylanmıştır. Olağanüstü hâl, daha sonrasında üçer aylık dönemler hâlinde Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu tarafından uzatılmış ve 18/07/2018 tarihinde kaldırılmıştır.
23/07/2016 tarihinde Türkiye Cumhuriyeti tarafından Avrupa Konseyi Genel Sekreterliği ve Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliğine, Türkiye’de 21/07/2016 tarihinde olağanüstü hâlin yürürlüğe girmesiyle birlikte başlayan süreçte, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS)’nin 15. maddesinde görüldüğü şekliyle Sözleşme’den doğan yükümlülükler bağlamında daha az güvence sağlanabileceği belirtilerek derogasyon bildiriminde bulunulmuştur.
23/07/2016 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (667 sayılı KHK) 3/1. maddesi ile yargı mensupları ve bu meslekten sayılanlardan terör örgütlerine veya Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna MGK tarafından karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilenlerin meslekten veya kamu görevinden çıkarılmalarına karar verileceği düzenlenmiştir. Anılan KHK, 18/10/2016 tarihli ve 6749 sayılı Kanun'la değiştirilerek kabul edilmiş, bu Kanun ise 29/10/2016 tarih ve 29872 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
23/01/2017 tarih ve 29957 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 685 sayılı Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu Kurulması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname (685 sayılı KHK) ile 667 sayılı KHK'nın ilgili maddesi uyarınca meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilen hâkim ve savcıların, kararın kesinleşmesinden itibaren altmış gün içinde ilk derece mahkemesi olarak Danıştayda dava açabilecekleri düzenlenmiştir. 685 sayılı KHK, 01/02/2018 tarihli ve 7075 sayılı Kanun'la değiştirilerek kabul edilmiş, anılan Kanun 08/03/2018 tarih ve 30354 sayılı (mükerrer) Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Nitekim, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Kadriye Çatal/Türkiye (B. No: 2873/17, 07/03/2017) kararında, haklarında meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilen yargı mensupları için doğrudan Danıştayda iptal davası açma imkânının tanındığını belirterek Kadriye Çatal tarafından yapılan başvuruyu iç hukuk yollarının tüketilmemiş olduğu gerekçesiyle kabul edilemez bulmuştur.
2) Davacıya İlişkin Süreç
... tarih ve ... sayılı Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu kararıyla, yargı mensubu olarak görev yapmakta olan davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmiştir. Bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebi anılan Kurul tarafından ... tarih ve ... sayılı kararla reddedilmiştir.
Davacı tarafından meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin kararın iptali ve bu karar nedeniyle yoksun kalınan özlük haklarının iadesi ile parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesi talebiyle bakılmakta olan dava açılmıştır.
Öte yandan davacının, ceza yargılaması sonucunda Yargıtay ... Ceza Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan 12 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş olup anılan kararın Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 10/11/2020 tarih ve E: 2019/9.MD-513, K:2020/450 sayılı kararı ile kesinleştiği görülmüştür.
B) İLGİLİ MEVZUAT
1) Anayasa
Anayasa’nın Başlangıç kısmında, Millet iradesinin mutlak üstünlüğü, egemenliğin kayıtsız şartsız Türk Milletine ait olduğu ve bunu Millet adına kullanmaya yetkili kılınan hiçbir kişi ve kuruluşun, bu Anayasa'da gösterilen hürriyetçi demokrasi ve bunun icaplarıyla belirlenmiş hukuk düzeni dışına çıkamayacağı belirtilmiş ve 176. maddesinde de Anayasa'nın dayandığı temel görüş ve ilkeleri belirten başlangıç kısmının, Anayasa metnine dâhil olduğu kuralı getirilmiştir.
Anayasa'nın 5. maddesi: "Devletin temel amaç ve görevleri, Türk Milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır."
Anayasa’nın 6. maddesi: “Egemenlik, kayıtsız şartsız Milletindir.
Türk Milleti, egemenliğini, Anayasanın koyduğu esaslara göre, yetkili organları eliyle kullanır.
Egemenliğin kullanılması, hiçbir surette hiçbir kişiye, zümreye veya sınıfa bırakılamaz. Hiçbir kimse veya organ kaynağını Anayasadan almayan bir Devlet yetkisi kullanamaz.”
Anayasa’nın 9. maddesi: "Yargı yetkisi, Türk Milleti adına bağımsız ve tarafsız mahkemelerce kullanılır."
Anayasa’nın 13. maddesi: “Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”
Anayasa’nın 14. maddesi: “Anayasada yer alan hak ve hürriyetlerden hiçbiri, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmayı ve insan haklarına dayanan demokratik ve lâik Cumhuriyeti ortadan kaldırmayı amaçlayan faaliyetler biçiminde kullanılamaz.
Anayasa hükümlerinden hiçbiri, Devlete veya kişilere, Anayasayla tanınan temel hak ve hürriyetlerin yok edilmesini veya Anayasada belirtilenden daha geniş şekilde sınırlandırılmasını amaçlayan bir faaliyette bulunmayı mümkün kılacak şekilde yorumlanamaz...”
Anayasa’nın dava konusu kararların tesis edildiği tarihte yürürlükte olan hâliyle 15. maddesi: "Savaş, seferberlik, sıkıyönetim veya olağanüstü hallerde, milletlerarası hukuktan doğan yükümlülükler ihlâl edilmemek kaydıyla, durumun gerektirdiği ölçüde temel hak ve hürriyetlerin kullanılması kısmen veya tamamen durdurulabilir veya bunlar için Anayasada öngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınabilir.
Birinci fıkrada belirlenen durumlarda da, savaş hukukuna uygun fiiller sonucu meydana gelen ölümler dışında, kişinin yaşama hakkına, maddî ve manevî varlığının bütünlüğüne dokunulamaz; kimse din, vicdan, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz ve bunlardan dolayı suçlanamaz; suç ve cezalar geçmişe yürütülemez; suçluluğu mahkeme kararı ile saptanıncaya kadar kimse suçlu sayılamaz."
Anayasa’nın 20. maddesinin birinci fıkrası: “Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz.”
Anayasa’nın 36. maddesi: "Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.
Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz."
Anayasa’nın 138. maddesinin birinci fıkrası: “Hâkimler, görevlerinde bağımsızdırlar; Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanî kanaatlerine göre hüküm verirler.”
Anayasa’nın 139. maddesi: “Hâkimler ve savcılar azlolunamaz, kendileri istemedikçe Anayasada gösterilen yaştan önce emekliye ayrılamaz; bir mahkemenin veya kadronun kaldırılması sebebiyle de olsa, aylık, ödenek ve diğer özlük haklarından yoksun kılınamaz.
Meslekten çıkarılmayı gerektiren bir suçtan dolayı hüküm giymiş olanlar, görevini sağlık bakımından yerine getiremeyeceği kesin olarak anlaşılanlar veya meslekte kalmalarının uygun olmadığına karar verilenler hakkında kanundaki istisnalar saklıdır.”
Anayasa’nın 140. maddesinin ikinci fıkrası: “Hâkimler, mahkemelerin bağımsızlığı ve hâkimlik teminatı esaslarına göre görev ifa ederler.”
Anayasa’nın 159. maddesinin birinci fıkrası: “Hâkimler ve Savcılar Kurulu, mahkemelerin bağımsızlığı ve hâkimlik teminatı esaslarına göre kurulur ve görev yapar.”
Aynı maddenin sekizinci fıkrası: “Kurul, adlî ve idarî yargı hâkim ve savcılarını mesleğe kabul etme, atama ve nakletme, geçici yetki verme, yükselme ve birinci sınıfa ayırma, kadro dağıtma, meslekte kalmaları uygun görülmeyenler hakkında karar verme, disiplin cezası verme, görevden uzaklaştırma işlemlerini yapar...”
2) AİHS
AİHS'in 6. maddesinin birinci fıkrası: "Herkes davasının, medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamaların esası konusunda karar verecek olan, yasayla kurulmuş, bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından, kamuya açık olarak ve makul bir süre içinde görülmesini isteme hakkına sahiptir. Karar alenî olarak verilir. Ancak, demokratik bir toplum içinde ahlak, kamu düzeni veya ulusal güvenlik yararına, küçüklerin çıkarları veya bir davaya taraf olanların özel hayatlarının gizliliği gerektirdiğinde veyahut, aleniyetin adil yargılamaya zarar verebileceği kimi özel durumlarda ve mahkemece bunun kaçınılmaz olarak değerlendirildiği ölçüde, duruşma salonu tüm dava süresince veya kısmen basına ve dinleyicilere kapatılabilir."
AİHS'in 8. maddesi: “Herkes özel ve aile hayatına, konutuna ve yazışmasına saygı gösterilmesi hakkına sahiptir.
Bu hakkın kullanılmasına bir kamu makamının müdahalesi, ancak müdahalenin yasayla öngörülmüş ve demokratik bir toplumda ulusal güvenlik, kamu güvenliği, ülkenin ekonomik refahı, düzenin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için gerekli bir tedbir olması durumunda söz konusu olabilir.”
AİHS'in 15. maddesi: "Savaş veya ulusun varlığını tehdit eden başka bir genel tehlike halinde her Yüksek Sözleşmeci Taraf, durumun kesinlikle gerektirdiği ölçüde ve uluslararası hukuktan doğan başka yükümlülüklere ters düşmemek koşuluyla, bu Sözleşme’de öngörülen yükümlülüklere aykırı tedbirler alabilir.
Yukarıdaki hüküm, meşru savaş fiilleri sonucunda meydana gelen ölüm hali dışında 2. maddeye, 3. ve 4. maddeler (fıkra 1) ile 7. maddeye aykırı tedbirlere cevaz vermez.
Aykırı tedbirler alma hakkını kullanan her Yüksek Sözleşmeci Taraf, alınan tedbirler ve bunları gerektiren nedenler hakkında Avrupa Konseyi Genel Sekreteri’ne tam bilgi verir. Bu Yüksek Sözleşmeci Taraf, sözü geçen tedbirlerin yürürlükten kalktığı ve Sözleşme hükümlerinin tekrar tamamen geçerli olduğu tarihi de Avrupa Konseyi Genel Sekreteri’ne bildirir."
3) Kanun
667 sayılı KHK'nın değiştirilerek kabul edilmesine dair 6749 sayılı Kanun’un 3. maddesinin birinci fıkrası: “Terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen …hâkim ve savcılar hakkında hâkimler ve savcılar yüksek kurulu genel kurulunca meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilir. Bu kararlar, Resmî Gazete’de yayımlanır ve yayımı tarihinde ilgililere tebliğ edilmiş sayılır. Meslekten çıkarma kararlarına karşı ilgili kanunlarda yer alan hükümler uyarınca itiraz edilmesi veya yeniden inceleme talebinde bulunulması üzerine verilen kararlar da Resmî Gazete’de yayımlanır ve yayımı tarihinde ilgililere tebliğ edilmiş sayılır. Görevden uzaklaştırılanlar veya görevlerine son verilenlerin silah ruhsatları ve pasaportları iptal edilir ve bu kişiler oturdukları kamu konutlarından veya vakıf lojmanlarından on beş gün içinde tahliye edilir.”
Üçüncü fıkrası: “Birinci fıkra uyarınca görevine son verilenler hakkında da 4 üncü maddenin ikinci fıkrası hükümleri uygulanır.”
Aynı Kanun’un 4. maddesinin ikinci fıkrası: “Birinci fıkra uyarınca görevine son verilenler bir daha kamu hizmetinde istihdam edilemez, doğrudan veya dolaylı olarak görevlendirilemezler; görevinden çıkarılanların uhdelerinde bulunan her türlü mütevelli heyet, kurul, komisyon, yönetim kurulu, denetim kurulu, tasfiye kurulu üyeliği ve sair görevleri de sona ermiş sayılır. Bu fıkrada sayılan görevleri yürütmekle birlikte kamu görevlisi sıfatını taşımayanlar hakkında da bu fıkra hükümleri uygulanır...”
4) Etik İlkeler
Hâkimler ve savcılar Anayasa ve kanunlarla kendilerine verilen görev ve yetkileri, yazılı olsun ya da olmasın evrensel anlamda hâkim ve savcıları bağladığı hususunda kuşku bulunmayan etik kurallara tabi olarak yerine getirmelidirler.
Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun 27/06/2006 tarih ve 315 sayılı kararı ile benimsenmesine karar verilmiş ve Adalet Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğünce tüm hâkim ve savcılara genelge olarak duyurulmuş olan "Bangalor Yargı Etiği İlkeleri"nde bağımsızlık, tarafsızlık, doğruluk, dürüstlük, eşitlik, ehliyet ve liyakat korunan değerler olarak sayılmıştır. Yine Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun 10/10/2006 tarih ve 424 sayılı kararı ile benimsenmesine karar verilerek Adalet Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğü tarafından tüm hâkim ve savcılara duyurulan Savcılar İçin Etik ve Davranış Biçimlerine İlişkin Avrupa Esasları “Budapeşte İlkeleri” de Bangalor İlkeleri ile benzer ilkeleri içermektedir.
Bangalor Yargı Etiği İlkelerinde hâkimin; herhangi bir yerden herhangi bir sebeple doğrudan ya da dolaylı olarak gelebilecek her türlü dış etki, rüşvet, baskı, tehdit ve müdahaleden uzak şekilde, olaylara ilişkin kendi değerlendirmesine dayanarak ve hukuka dair kendi vicdani anlayışı ile uygun biçimde yargı işlevini bağımsız olarak yerine getirmesi; mahkeme içerisinde ve dışında, halkın, hukukçuların ve dava taraflarının yargı ve hâkim tarafsızlığına duyduğu güveni koruyacak ve artıracak davranışlar içerisinde olması; sürekli kamu gözetiminin öznesi durumunda olan hâkimin, sıradan bir vatandaşın ağır olarak nitelendirebileceği kişisel sınırlamaları kabul etmek durumunda olduğu ve bunu özgürce ve kendi iradesiyle yapması, özellikle yargı vazifesinin onuruyla uyumlu bir tarzda davranması; diğer vatandaşlar gibi ifade, inanç, dernek kurma ve toplanma özgürlüğüne sahip olduğu ancak bu hakların kullanılmasında, yargı mesleğinin onurunu, yargının bağımsızlığını ve tarafsızlığını koruyacak şekilde davranması gerektiği hususları belirtilmiştir.
C) İNCELEME VE GEREKÇE
1) Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç
AİHS'in 15. maddesinde; savaş veya ulusun varlığını tehdit eden bir genel tehlike hâlinde devletlerin, durumun gerektirdiği ölçüde ve uluslararası hukuktan doğan başka yükümlülüklere ters düşmemek koşuluyla AİHS'te öngörülen yükümlülüklere aykırı tedbirler alabileceği belirtilmiştir.
Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu tarafından yargı mensuplarının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin kararlar tesis edilirken ilgililere haklarındaki tespitler bildirilmek suretiyle karşı beyanda bulunma imkânı tanınmamış ise de AİHS'in 15. maddesi hükmü uyarınca ulusun varlığını tehdit eden genel bir tehlikeye karşı ivedi şekilde tedbir almak zorunluluğu çerçevesinde durumun gerektirdiği ölçüde kabul edilebilecek nitelikte olan bu hususun, yargılama aşamasında, hakkındaki tespitler bildirilerek ilgililerin bu tespitlere karşı beyanlarının alınması suretiyle giderilmesinin mümkün olduğu değerlendirilmiştir.
Nitekim AİHM'e göre karar alma veya yargılama sürecinde daha alt aşamalarda yaşanan bazı usule ilişkin eksikliklerin sonraki aşamalarda telafi edilebilmesi mümkündür (Helle/Finlandiya, B. No: 20772/92, 19/12/1997, § 45; Monnell ve Morris/Birleşik Krallık, B. No: 9562/81, 9818/82, 2/3/1987, §§ 55-70).
Bu kapsamda, davalı idare tarafından dava konusu kararların gerekçesi olarak yargılama safahatında dava dosyasına sunulan tüm bilgi ve belgeler davacıya tebliğ edilmiş ve bu bilgi ve belgelere karşı etkin bir şekilde beyanda bulunma imkânı tanınmıştır.
Öte yandan hakkaniyete uygun yargılama hakkına ilişkin güvencelerin (silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin) sağlanması amacıyla Dairemizce görülmekte olan bu davalarda usul kuralları oldukça geniş yorumlanmıştır.
Dava konusu kararlara karşı dava açma süresi, yargı yolunun açıldığı 23/01/2017 tarih ve 29957 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 685 sayılı KHK'nın yayımı tarihinden itibaren değil anılan KHK’nın TBMM tarafından değiştirilerek kabul edilmesine dair 7075 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği 08/03/2018 tarihinden itibaren başlatılmıştır.
Davacıların adli yardım talepleri, "yargılama veya takip giderlerini kısmen veya tamamen ödeme gücünden yoksun olan kimselerin taleplerinin açıkça dayanaktan yoksun olmaması" şartının herhangi bir bilgi veya belgeyle (örneğin fakirlik ilmuhaberi) desteklenmesi beklenmeksizin kabul edilmiştir.
Duruşmalı dosyalarda, tedavi kurumlarında veya ceza infaz kurumlarında bulunan ve mazeretleri nedeniyle duruşmalara katılamayacak olan davacıların duruşmalara kolaylıkla katılabilmeleri, yargılamanın en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması için Ses ve Görüntü Bilişim Sisteminden (SEGBİS) yararlanma imkânı sağlanmıştır.
06/01/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Tebligat ve cevap verme" kenar başlıklı 16. maddesinde; dava dilekçelerinin ve eklerinin birer örneği davalıya, davalının vereceği savunmanın davacıya, davacının ikinci dilekçesinin davalıya, davalının vereceği ikinci savunmanın da davacıya tebliğ edileceği düzenlenmiştir. Davalının ikinci savunmasında davacının cevaplandırmasını gerektiren hususların bulunması hâli dışında, davalının ikinci savunmasına karşı davacının cevap veremeyeceği, tarafların otuz günlük cevap verme süresinin geçmesinden sonra verecekleri savunmalara veya ikinci dilekçelere dayanarak hak iddia edemeyecekleri kurala bağlanmıştır. Bununla birlikte davalı idarenin ek beyan dilekçelerinde veyahut Danıştay savcı düşüncesine cevap dilekçelerinde dosyaya sunulan bilgi ve belgeler, davacıya tebliğ edilmiş ve dava dosyasına sunulan yeni bilgi ve belgelere karşı beyanlarını sunma imkânı sağlanmıştır.
Bu kapsamda, 19/11/2019 tarihli ara kararımızla, davalı idare tarafından dava dosyasına sunulmuş olan ve davacı hakkında yeni bilgi ve belgeleri içeren 31/08/2018 tarihli ek beyan dilekçesi ve eklerine ilişkin beyanlarını sunabilmesi için davacıya on (10) gün süre verilmesine karar verilmiştir.
Yine bu kapsamda 05/03/2020 tarihli ara kararımızla, davalı idare tarafından dava dosyasına sunulmuş olan ve davacı hakkında yeni bilgi ve belgeleri içeren 21/11/2018 ve 14/02/2020 tarihli ek beyan dilekçeleri ve eklerine ilişkin beyanlarını sunabilmesi için davacıya on (10) gün süre verilmesine karar verilmiştir.
Aynı maddede, haklı sebeplerin bulunması hâlinde, taraflardan birinin isteği üzerine otuz günü geçmemek ve bir defaya mahsus olmak üzere otuz günlük cevap verme süresinin uzatılabileceği belirtilmiştir. Dairemizce talep edilmesi hâlinde taraflara otuz günü geçmemek üzere ek süre verilmiştir.
Bununla birlikte, AİHS’in "Adil Yargılanma Hakkı’’ başlıklı 6. maddesinin 1. fıkrasında herkesin medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgili davasını makul bir süre içinde görülmesini isteme hakkına sahip olduğu düzenlemesi yer almıştır. Bu kapsamda Anayasa Mahkemesi de makul sürede yargılanma hakkını Anayasanın 36. maddesinde yer verilen adil yargılanma hakkının bir parçası olarak görmüştür (Gülseren Gürdal ve Diğerleri, B. No: 2013/1115, 05/12/2013, § 43). Anayasanın 141. maddesinin son fıkrasında da davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması yargının görevleri arasında sayılmıştır.
AİHM kararları incelendiğinde; mahkemenin bir yargılamanın süresinin makul olup olmadığını incelerken her davanın kendi somut durumunu gözettiği ve davanın karmaşıklığı, başvuranların ve yetkili makamların yargılama sürecindeki davranışları ile ilgililer için davanın konusunun arz ettiği önem gibi kriterleri dikkate aldığı görülmüştür (Frydlender / Fransa, B. No: 30979/96, 27/6/2000, § 43, Yılmaz / Türkiye, B. No: 36607/06, 04/06/2019, §§ 32). Aynı şekilde Anayasa Mahkemesi de makul süre yönünden yaptığı incelemelerde, davanın karmaşıklığı, yargılamanın kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunun davanın hızla sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususları, bir davanın süresinin makul olup olmadığının tespitinde göz önünde bulundurulması gereken kriterler olarak belirlemiştir (Güher Ergun ve Diğerleri, B. No: 2012/13, 02/07/2013, § 41-45, Gülseren Gürdal ve Diğerleri, B. No: 2013/1115, 05/12/2013, § 46).
Bu kapsamda; yargı mensuplarının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılması kararlarına karşı ilgililer tarafından genellikle işlem tesisinden sonra bu işlemlere karşı yargı yolu açık olmadığı halde altmış günlük dava açma süresi içinde Ankara İdare Mahkemelerinde ya da doğrudan Danıştay'da davalar açılmış ise de anılan işlemlere karşı ancak 23/01/2017 tarih ve 29957 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 685 sayılı KHK'nın yayımı tarihinden itibaren Danıştay'da yargı yolunun açılmış olduğu anılan KHK ile kabul edildiğinden, bu davaların esastan incelenmesine Dairemiz tarafından bu tarihten itibaren başlanmıştır.
Bununla birlikte yukarıda aktarıldığı üzere gerek ulusun varlığını tehdit eden genel bir tehlikeye karşı ivedi şekilde tedbir almak zorunluluğu çerçevesinde olağanüstü şartlar altında tesis olunan işlemler nedeniyle açılan bu davaların karmaşık yapısına, gerekse hakkaniyete uygun yargılanma hakkına ilişkin güvencelerin (silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin) sağlanması amacıyla davalı idare tarafından dava konusu kararın gerekçesi olarak yargılamanın her safahatında dava dosyasına sunulan tüm bilgi ve belgelerin davacıya tebliğ edilmesi ya da davalı idarenin ikinci cevap dilekçesine karşı davacı tarafa ek süre verilerek cevap hakkı tanınması gibi geniş usuli uygulamalara rağmen bakılmakta olan bu dava mümkün olan en kısa süre içinde Dairemiz tarafından sonuçlandırılmıştır.
2) FETÖ'ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26/09/2017 tarih ve E:2017/16.MD-956, K:2017/370 sayılı kararında; FETÖ’nün, paravan olarak kullandığı dini, din dışı dünyevi emellerine ulaşma hâline getiren; siyasi, ekonomik ve toplumsal yeni bir düzen kurma tasavvuruna sahip örgüt liderinden aldığı talimatlar doğrultusunda hareket eden; bu amaçla öncelikle güç kaynaklarına sahip olmayı hedefleyip güçlü olmak ve yeni bir düzen kurmak için şeffaflık ve açıklık yerine büyük bir gizlilik içerisinde olmayı şiar edinen; bir istihbarat örgütü gibi kod isimler, özel haberleşme kanalları, kaynağı bilinmeyen paralar kullanıp böyle bir örgütlenmenin olmadığına herkesi inandırmaya çalışarak ve bunda başarılı olduğu ölçüde büyüyüp güçlenen, bir yandan da kendi mensubu olmayanları düşman olarak görüp mensuplarını motive eden; “Altın Nesil” adını verdiği kadrolarla sistemle çatışmak yerine sisteme sahip olma ilkesiyle Devlete tabandan tavana sızan; bu kadroların sağladığı avantajlarla Devlet içerisinde belli bir güce ulaştıktan sonra hasımlarını çeşitli hukuki görünümlü hukuk dışı yöntemlerle tasfiye eden; böylece devlet aygıtının bütün alt bileşenlerini ünite ünite kontrol altına almayı ve sisteme sahip olmayı planlayıp ele geçirdiği kamu gücünü de kullanarak toplumsal dönüşümü sağlamayı amaçlayan; casusluk faaliyetlerini de bünyesinde barındıran atipik/suigeneris bir terör örgütü olduğu belirtilmiştir.
1970’li yıllardan itibaren özellikle, mülkiye, adliye, emniyet, millî eğitim ve TSK içerisinde kadrolaşmaya giden FETÖ liderinin vaaz, röportaj ve kitaplarında bulunan ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun anılan kararında da yer alan “Esnek olun, sivrilmeden can damarları içinde dolanın!”, "Bütün güç merkezlerine ulaşıncaya kadar hiç kimse varlığınızı fark etmeden sistemin ana damarlarında ilerleyin!", “Türkiye’deki devlet yapısı ölçüsüne göre bütün anayasal müesseselerdeki güç ve kuvveti cephemize çekeceğimiz ana kadar her adım erken sayılır. …bunca kalabalık içinde ben bu dünyayı ve düşüncemi sözde mahremiyet içinde anlattım. …sırrınız sizin sırrınızdır. Söylerseniz siz esir olursunuz.”, “Bir gün bana Ankara’da bin evimiz olduğunu söyleyin, devletin paçasından şöyle bir tutacağım, devlet uyandığında yapacağı hiçbir şey kalmayacak” şeklindeki sözleri bu suigeneris örgütün, Devleti ele geçirme gayretlerinin somut talimatları olarak ortaya çıkmıştır.
Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 08/06/2018 tarih ve E:2016/238, K:2018/128 sayılı kararında ise FETÖ'nün yargı yapılanmasına ilişkin şu tespitlere yer verilmiştir:
"Örgütün hakim, savcı yapılanması bölgelere ayrılmış olup ...bölgelerden sorumlu kişilere bölge abisi veya bölge ablası denilmektedir. Her bölgenin 8-10 evi kapsadığı, örgüt mensupları arasında farklı sohbet grupları ve bu gruplardan sorumlu örgüt imamı bulunmaktadır. ...Örgüt üyesi hakim, savcıların sicil numaralarına veya mesleğe başlama aşamasında, adalet akademisindeki dönemlerine göre ayrı ayrı devre ve sicil numarası içerisinde gruplandırmaların yapıldığı, T1, T2, T3, T4, T5 şeklinde belirli sicil aralıklarını kapsayan hakim, savcıların gruplandırılarak taşra ve devre yapılanması oluşturulmuştur. Her grupta kendi içerisinde hakim, savcı sayılarına göre 3-5 kişilik sohbet gruplarına ayrılmıştır. ...Örgüt tarafından örgüt üyesi ile yapılan görüşme sonrasında hakim, savcı olması kararlaştırılan örgüt üyeleri sınavlara hazırlanmak üzere örgüte ait Ankara’daki örgüt evlerinde sınava çalıştırılır. Bu örgüt evinin masraflarının örgüt tarafından karşılandığı ve sınava çalıştırılacak kişiler dışında başka kimsenin bu evlere giremediği anlaşılmıştır. Bu örgüt evlerinde hakimlik, savcılık sınavına girecek örgüt üyeleri sınavlara hazırlanmakta olup deneme sınavlarının yapıldığı ayrıca sınav sorularının örgüt tarafından yasal olmayan yollardan ele geçirilip bu evlerde sınavdan bir kaç gün önce örgüt mensubu abi veya ablalar tarafından örgüt üyelerine verilmiştir. Örgüt üyelerine cevapları işaretlenmiş soru kitapçıkları verilerek bunları ezberlemelerinin sağlandığı, bu şekilde örgüt üyelerinin sınavları kazanmalarının sağlandığı anlaşılmıştır. Yazılı sınavı kazanan örgüt üyeleri murakıplarca tekrar eve çağrılarak mülakat için hazırlanmakta mülakatta nasıl davranacaklarının öğretilmektedir. Ayrıca örgüt tarafından kendilerine referans bulunacağı veya kendilerinin referans bulmaları söylenmektedir. Mülakat sınavını kazanan ve hakim, savcı adayı olan örgüt üyeleri mülakattan sonra tekrar murakıplar tarafından örgüt evlerine çağrılarak staj aşamasında hangi evde kalacakları, ev sorumlularının kim olacağı anlatılarak, bu şekilde staja başlayan örgüt üyesinin staj döneminde de örgüt tarafından takibi yapılmaktadır. Staj aşamasında örgüt üyelerinin deşifre olmamaları için beşer kişilik gruplar halinde, masrafı örgüt tarafından karşılanan ev tutmaları sağlanmaktadır. Her ev için bir sorumlu tayin edilmektedir. Adaylık sürecini tamamlayıp ataması yapılan örgüt üyesi hakim, savcıların örgüt tarafından takibine devam edildiği, sürekli irtibat kurularak bunların örgüte bağlılıkları sağlanmaktadır. Ataması yapılan örgüt mensubu hakim, savcının ilk maaşlarının tamamı örgüt tarafından alınmaktadır. Daha sonraki aylarda ise bekarlardan %15, evlilerden %10, en az 3 çocuğu olanlardan ise %5 oranında himmet toplanmaktadır. Bekar olan örgüt mensubu hakim, savcıların örgüt için önemli stratejik kurumlarda görevli örgüt üyeleri ile veya aynı meslekteki örgüt üyeleri ile evlenmelerinin teşvik edildiği ve katalog evlilikler yaptırıldığı anlaşılmıştır...
Örgüt tarafından hakim, savcılara yönelik adaylık dahil tüm süreçlerde yabancı dil, yüksek lisans, doktora eğitimi, yurt dışı gezileri, mesleki ve kişisel programlar düzenlenmek suretiyle örgüt üyesi hakim, savcılar emsallerine göre daha donanımlı hale getirilmektedir. Örgüt mensupları hak etmedikleri halde yurt içi ve yurt dışı yüksek lisans ve doktora programlarına yerleştirilmişlerdir...
HSYK ve Ad[a]let Bakanlığı Teftiş Kurulunda görev yapan örgüt mensubu müfettişlerce yapılan teftişlerde örgüt üyesi olan hakim, savcılarla örgüt üyesi olmayan hakim, savcılar farklı muameleye tabi tutulmakta, örgüt üyesi hakim, savcılara hak etmedikleri halde yüksek notlar ve olumlu siciller verilmekte, örgüt üyesi olmayan hakim, savcılara ise vasat veya düşük notlar verilmekte, sicilleri bozulmaktadır.
Örgüt üyesi hakim ve savcılar görev yaptıkları yerlerde görevleri nedeniyle öğrendikleri önemli bilgiler ile soruşturma ve dava dosyalarında gördükleri örgüt için önem taşayabilecek konuları gerek adliye gerekse il veya ilçede önemli görevlerde bulunan kişiler ile ilgili topladıkları bilgileri toplantılarda örgüt sorumlusu abiye iletmektedirler. Menfi takip heyeti denilen bir grup tarafından örgüt üyelerinden toplanan bu bilgiler değerlendirilmekte, neticesine göre yapılacak işlemler kararlaştırılmaktadır...
Örgüt mensubu hakim, savcıların deşifre olmasının önüne geçmek amacıyla örgüt üyesi hakim, savcıların çocuklarını örgüte ait olan okullara göndermemelerine karar verilmesi halinde örgüt üyesi hakim, savcı çocuklarının eğitimleri ile ilgilenilmesi, ayrıca ideolojik eğitim verilmesi için eğitim birim adıyla ayrıca bir birim kurulmuştur. Bu birim sorumlusu Yargıtay Üyesi olarak görev yapan örgüt üyelerinden seçilmektedir...
Örgüt faaliyetlerinin bir çoğunda gizlilik esas alınmasına karşın örgüt tarafından HSYK seçimlerine verilen önemden dolayı bu dönemde örgüt mensuplarının deşifre olmayı göze alarak seçimlerde tüm il ve ilçeleri kapsayan adliye ziyaretleri, ev ziyaretleri ve yemek organizasyonları düzenlemişlerdir. Sözde bağımsız örgüt üyesi adaylarının seçim gezilerine birlikte katılmışlardır. Örgütün 2014 yılı HSYK üye seçimlerinde gerek YARSAV listesi, gerekse bağımsız aday adı altında aday göstererek yargı içerisinde alternatif bir yargı gücü kuracak şekilde örgütlü olduğu anlaşılmıştır..."
Öte yandan Dairemizde derdest olan dava dosyalarında yukarıda belirtilen tespitleri destekler mahiyette, FETÖ'nün niteliğine ilişkin aşağıdaki beyanların yer aldığı görülmüştür:
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan M.Ü.ye ait Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 21/10/2016 tarihli ek sorgulama tutanağı: “…Şunu söylemem gerekiyor ki cemaat farklı sınav evlerinde kalan şahısları birbiriyle tanıştırmaz. …Bu yapı sizi asla boşta bırakmaz, yani üniversiteden mezun olduğunuzda sınav çalışma eviniz hazırdır, sınavı kazanınca mülakat referans listeniz hazırdır, bunların her aşamasından sorumlu olan kişiler vardır. …Kural olarak bu yapı gizlilik üzerine kurulu olduğundan bir evde kalan diğer evde kalan kişileri tanımazdı. Ama biz bazen tanıştığımızda kimin bizden olduğunu hissediyor ve anlıyorduk. Biz staja başladıktan sonra bize yavaş yavaş tedbire riayet etmemiz hususu anlatılmaya başlandı. …bu yapıda ciddi bir hiyerarşi söz konusuydu. Ben maaşımın bekarken %15’ini, evlendikten sonra ise %10’unu cemaate himmet olarak verdim. …Evde kalan kişi sadece ev abisini tanır. Kıdemsiz birinin üst abileri tanıma şansı yoktur. Staj esnasında bize namazınızı gizli kılın gerekirse zorunlu hallerde namazlarınızı cem edin diyorlardı. Ramazan orucunuzu tutun ancak gerekirse oruç tutmuyormuş gibi davranın diyorlardı. Bunun haricinde önemli bir husus da bize evliliğin faziletleri anlatılıyordu. …Evlilikten sorumlu abi, evlendirmeyi düşündüğü erkeğe gelerek erkekten bir vesikalık fotoğraf ve bir CV ister, devamında bu CV’yi ve fotoğrafı bir havuza atardı. Aynı işlemi bayanlar için de yapıyorlardı. Devamında evlilikten sorumlu abi kendince uygun gördüğü eş adaylarını birbirleriyle tanıştırıyordu.”
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan A.A.ya ait Kilis Terörle Mücadele Şube Müdürlüğünce düzenlenen 23/06/2017 tarihli şüpheli ifade tutanağı: “17-25 Aralık süreci sonrası örgütün sivil imamı … kod adlı şahsın katıldığı …bir toplantıda sivil imam adlicilere hitaben ‘elinizde ...siyasal iktidara ilişkin yolsuzluk ihale usulsüzlüğü vs. gibi ses getirecek dosya varsa, bu tarz ses getirecek dosyaları bekletmeyin, hemen davasını açın.’ dedi. …Örgüt mensuplarının deşifre olmasını önlemek için tedbir ya da ruhsat diye tabir edilen yöntemler uygulanmaktaydı. Bu kapsamda örneğin; cuma namazına gitmememiz, adliyede namazları ima ile (göz ile) kılmamız, eğer mümkünse namaz vakti yetişiyorsa namazları cem ederek (birleştirerek) evde kılmamız, ramazan ayında eğer belli olacaksa oruç tutmamamız ve gerektiğinde alkol almamız talimatlandırılmıştı. …Bizim mezuniyet balomuzda, o dönemki yargı bürokrasisinin hassasiyeti de gözetilerek protokol masalarından görülecek açıdaki ön sıra masalara hep örgüt üyeleri oturtulmuş ve bunlara alkol almaları talimatlandırılmıştı diye biliyorum. …Seçim [2014 HSYK seçimi] süreciyle ilgili son olarak belirtmek istediğim, örgütün ByLock üzerinden birbirleriyle haberleşerek Facebook’taki hâkim-savcı gruplarında ya da adalet.org’da organize bir şekilde hareket ederek bağımsız aday tanıtımlarının altına adayı övücü, parlatıcı, adayı ön plana çıkartıcı yorumlar yapılmasının sağlanmasıydı. Buna örnek olarak bir olay anlatayım; R.Ş. mahkemede yanıma gelip bana tefonundaki ByLock mesajını okuttu. Yazının içeriğinde; --Tüm arkadaşların dikkatine, şu gün şu saatte Facebook’taki hâkim savcı gruplarında ve adalet.org’da ‘[İ.Ç.] Gerçeği’ isimli bir paylaşım yapılacaktır. Paylaşımın altına bağımsız aday [İ.Ç.]yi övücü yorumlar yapıp destekleyelim.-- …Görüldüğü üzere örgüt sosyal medyada organize bir şekilde hareket ederek seçimde başarılı olmayı amaçlamıştır. ...FETÖ yargı mensuplarını T1, T2, T3, T4, T5 üst başlığı/ tasnifi adı altında grup grup, hücre tipi yapılandırılmıştır. T3’teki bir kişinin ekstra bir tanışıklık yoksa diğerlerini bilmesi mümkün olmadığı gibi, yine T3 altında yer alan grupların da birbirini tanımaması genel kuraldır. Tedbir denilen gizlilik kurallarına riayet edilerek bu gizliliğin sağlanması amaçlanmıştır. Ama özellikle Ankara’da staj döneminde bu gizliliği sağlayamadılar. Bir çok farklı gruba mensup kişi birbirlerini bir şekilde tanıdı veya başkasından duymak suretiyle öğrendi. Ancak tedbire son derece riayet edenler kendilerini gizleyebilmiştir.”
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan M.Ö.ye ait Osmaniye Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 18/10/2016 tarihli sorgulama tutanağı: “Taşra yapılanmasında o dönemki adı ile cemaatin bu yapılanması profesyonel olarak yürütülüyordu. 2002 yılından itibaren taşra yapılanması kendi içerisinde T1, T2, T3, T4, T5 şeklinde bölümlere ayrılmıştı. ("T" taşra anlamına gelen yapılanmayı simgelerdi). T1 grubu 39 bin sicilden daha önce gelenlerdi. T2 grubu 39 bin, 42 bin sicillileri, T3 grubu 92 bin 109 bin arası sicillileri, T4 grubu daha sonraki sicillileri,T5 grubu 125 bin ve sonraki sicillileri ifade ederdi.”
Sonuç olarak FETÖ'nün, yıllar itibarıyla takiye (olduğundan farklı görünme) esasına dayanan uzun vadeli bir projenin aşamalarını izleyerek kurduğu strateji doğrultusunda, kamu kurumlarında ve yargı organlarında demokratik devlet düzeninden ayrıksı ve ona paralel şekilde teşkilatlanmak suretiyle ülkenin bağımsızlığını, bütünlüğünü ve demokratik hukuk devletini tehdit edici, anayasal düzene sadakat yükümlülüğüne aykırı davranışlar gösteren bir yapılanma hâline geldiği anlaşılmaktadır. Nitekim bu yapılanma tarafından 15 Temmuz 2016 gecesi anayasal düzene, demokratik kurumlara ve bizatihi Türk Milletine karşı darbe teşebbüsünde bulunulmuştur.
Darbe teşebbüsünün bertaraf edilmesini takip eden günlerde, söz konusu kalkışmaya dâhil olan kişilerin telefon konuşmaları ve mesajları ortaya çıkmıştır. Anayasa Mahkemesinin Aydın Yavuz ve diğerleri (B. No: 2016/22169, 20/06/2017) kararında da yer alan, darbe teşebbüsünün şüphelilerinden olan Komiser Yardımcısı E.G.nin telefonunda bulunan mesajlar bunlara örnek teşkil etmektedir. E.G.nin telefonunda, "önemli, durum kötü, çok acil duyuru. tüm il ve ilçe imamlarını, abilere, ablalara, kurum imamlarına iletin, tüm hizmet mensupları darbeyi şiddetle kınayan açıklama yapsın, meydanlara inip kendisini kamufle etsin, resim çekilip sosyal medyada yayınlasın, demokrasi, seçilmiş irade falan desinler, ama fazla da asla muhterem hoca efendinin adı geçmesin açıklamalarda, hepimizi alabilirler, herkes -darbeden haberim yok TV'de gördüm ilk kez- desin, asla hükümete ve Tayyibe karşı olumsuz bir paylaşım yapmayın, bu gurubu kapatıyorum şimdi" şeklinde mesajların bulunduğu tespit edilmiştir.
3) Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü
AİHM "demokratik bir devletin, memurlarından anayasal prensiplere sadakat göstermesini isteme hakkı bulunduğunu" belirtmektedir (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 52; Volkmer/Almanya (k.k.), B. No: 39799/98, 22/11/2001; Petersen/Almanya, B. No: 39793/98, 22/11/2001). AİHM'e göre "kamu çalışanlarının devlete sadık kalmaları genel yararı korumakla ve güvence altına almakla yükümlü devlet otoriteleri ile çalışmalarının doğasında bulunan bir şarttır." (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 57; Žičkus/Litvanya, B. No: 26652/02, 07/04/2009, § 28).
AİHM kararlarında yer alan sadakat yükümlülüğüne ilişkin yukarıda belirtilen ilkelerin hâkimlik ve savcılık mesleği açısından yorumlanması gerekmektedir.
Anayasa'nın "Hâkimlik ve savcılık mesleği" kenar başlıklı 140. maddesine Danışma Meclisi tarafından yazılan gerekçede "... Adalet tevzii herşeyden önce güvenilir nitelikte olmalıdır. Bu hizmeti görenlerin tarafsızlıklarından şüphe edilmesi, hizmetin tam olarak yerine getirilmiş olduğunun kabulüne engeldir. Bu itibarla görevlerinde özel hayatlarında tarafsızlıklarına dair bir davranışta bulundukları sanısını verecek hareketlerden sakınmak zorundadırlar." denilmektedir.
Bu bağlamda, yargı mensuplarının sadakat yükümlülüğü memurlardan farklı olarak "bağımsızlık" ve "tarafsızlık" ilkeleri çerçevesinde hukuk devletine ve demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğü olarak ortaya çıkar.
Üstün bir kamu gücü yetkisi niteliğindeki yargı yetkisini kullanan hâkim ve savcıların, Anayasa gereği tarafsız ve bağımsız olarak görev yapmaları, Anayasa'ya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre hüküm vermeleri ve anayasal düzene sadakat göstermeleri, hukuk devletinde demokratik toplum düzeninin korunması açısından büyük önem arz etmektedir.
4) Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği
Anayasa’nın 139. maddesinde hâkim ve savcıların görevlerinin sona ermesi sonucunu doğuran işlemler, disiplin cezaları ve meslekte kalmalarının uygun olmadığı yönünde verilen kararlar olarak ikiye ayrılmıştır. 24/02/1983 tarihli ve 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun "Hâkimlik ve savcılık görevlerinin sona ermesi" kenar başlıklı 53. maddesinde de disiplin cezası niteliğindeki meslekten çıkarma işlemi ile hâkimlik ve savcılık görevinin sona ermesi sonucunu doğuran diğer işlemler ayrı ayrı belirtilmiştir.
Dolayısıyla 667 sayılı KHK'nın 3. maddesi uyarınca hâkim ve savcıların meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin kararların, bu kişilere disiplin cezası verilmesine ilişkin kararlardan ayrı nitelikte olduğu konusunda duraksama bulunmamaktadır.
Dairemizin, Danıştay Başkanlığının internet sitesinde güncel kararlar başlığı altında yayımlanmış olan, 04/10/2016 tarih ve E:2016/8196, K:2016/4066 sayılı kararında da belirtilmiş olduğu üzere 667 sayılı KHK'nın 3. maddesi uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen yargı mensuplarının, “meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan “olağanüstü tedbir" niteliğindedir.
Bu kapsamda, ülkenin içinde bulunduğu tehdidin ortadan kaldırılması ve bozulan kamu düzeninin ivedi şekilde yeniden tesis edilmesi amacıyla 667 sayılı KHK'nın 3. maddesi ile “terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen” üstün kamu gücü yetkisi kullanma ayrıcalığına sahip bu kişiler hakkında uygulanmak üzere olağan dönemdeki yaptırımlardan farklı olarak olağanüstü nitelikte yeni bir tedbir getirilmiştir.
Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyelik, mensubiyet, iltisak veya bunlarla irtibat, anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan ve hâkim ve savcılar hakkında bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanmasını gerektiren hâllerdir. Yukarıda yer verilen yapılara üyelik ve mensubiyet olmasa da bu yapılara iltisaklı veya bunlarla irtibatlı bulunulması hâli de anılan tedbirin uygulanabilmesi için yeterlidir. Nitekim davalı idare, yargı mensupları hakkında aldığı meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin kararları, anılan yargı mensuplarının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisaklarının sabit olduğu gerekçesiyle tesis etmiştir.
Anayasa Mahkemesi 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamıştır. Bu kavramlar ile kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hal ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterli olacaktır.
Bu bağlamda, üstün bir kamu gücü yetkisi niteliğindeki yargı yetkisini kullanan yargı mensupları yönünden örgüt ile irtibat ve iltisak hususu değerlendirildiğinde, yetki ve nüfuzlarını kullanarak örgütün amaçlarını gerçekleştirmesi için ya da örgütün talimatları doğrultusunda kendilerine veya başkalarına yarar sağlamak için bir takım hal ve hareketlerde bulunmak suretiyle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüklerini ihlal ettikleri yönünde bir kanaat oluşması halinde örgüt ile irtibat ve iltisaklarının bulunduğunu söylemek mümkün olacaktır.
5) Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi
Yargı mensubu olarak görev yapanlar hakkında meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanması için ilgililerin terör örgütleri ve millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyelik, mensubiyet veya iltisakını ya da bunlarla irtibatını ortaya koyan delil, bulgu ve bu yönde değerlendirme yapılmasına neden olan hususların idare tarafından ortaya konulması gerekmektedir.
Dava konusu kararların dayanağı olan delillerin, davalı idare tarafından dava konusu işlemin tesisinden sonra tespit edilerek dosyaya sunulduğu anlaşılmakta ise de bu delillerin terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyelik, mensubiyet, iltisak veya bunlarla irtibatı ve anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan geçmişe ilişkin olay ve olgular olduğu görüldüğünden dava konusu işlemin hukuka uygunluğunun değerlendirilmesinde dikkate alınabileceği tabiidir.
a) ByLock Delili
i. ByLock Uygulamasına İlişkin Genel Değerlendirme
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26/09/2017 tarih ve E:2017/16.MD-956, K:2017/370 sayılı kararında da belirtildiği üzere ByLock uygulaması, kullanılması için indirilmesi yeterli olmayan ve özel kurulum gerektiren, kullanıcıların haberleşebilmesi için her iki tarafın önceden temin ettikleri kullanıcı adlarını ve kodlarını eklemeden taraflar arasında mesajlaşmanın başlayamadığı, bu bakımından sadece oluşturulan hücre tipine uygun şekilde bir haberleşme gerçekleştirilmesine imkân veren, kriptolu anlık mesajlaşma, e-posta gönderimi, ekleme yoluyla kişi listesi oluşturma, grup içi mesajlaşma, kriptolu sesli görüşme, görüntü veya belge gönderebilme özellikleri bulunan, böylece kullanıcılarının, örgütsel mahiyetteki haberleşmelerini başka herhangi bir haberleşme aracına ihtiyaç duymadan gerçekleştirmesine olanak sağlayan bir iletişim sistemidir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun anılan kararında ByLock uygulamasının 2014 yılı başlarında uygulama mağazalarında yer alıp bir süre herkesin ulaşımına açık olduğu, bu mağazalardan kaldırılmasından sonra örgüt mensuplarınca harici bellek, hafıza kartları ve bluetooth yoluyla yüklenildiği hususunun, yürütülen soruşturma ve kovuşturma dosyalarındaki ifadeler, mesaj ve e-postalardan anlaşıldığı belirtilmiştir.
ByLock üzerinden yapılan iletişimin çözümlenen içeriğinin tamamına yakınının FETÖ mensuplarına ait örgütsel temasa ve faaliyetlere ilişkin olduğu; buluşma adreslerinin değiştirilmesi, yapılacak operasyonların önceden bildirilmesi, örgüt mensuplarının yurt içinde saklanması için yer temini, yurt dışına kaçış için yapılan organizasyonlar, himmet toplantıları, açığa alınan veya meslekten çıkarılan örgüt mensuplarına para temini, örgüt liderinin talimat ve görüşlerinin paylaşılması, Türkiye'yi terörü destekleyen ülke gibi göstermek amacına yönelik faaliyette bulunan birtakım internet adreslerinin paylaşılması ve bu sitelerdeki anketlerin desteklenmesi, FETÖ'ye yönelik yürütülen soruşturma ve kovuşturmalarda şüpheli veya sanıkların hâkim ve Cumhuriyet savcılarınca serbest bırakılmasının sağlanması, örgüt mensuplarına müdafi temin edilmesi, örgüt üyelerinden kimlere operasyon yapıldığına ve kimlerin deşifre olduğuna ilişkin bilgilerin paylaşılması, operasyon yapılması ihtimali olan yerlerde bulunulmaması ve bu yerlerdeki örgüt için önemli dijital verilerin arama-tarama mesulü olarak adlandırılan kişilerce önceden temizlenmesi, kamu kurumlarında FETÖ aleyhine görüş bildiren veya yapılanmayla mücadele edenlerin fişlenmesi, deşifre olduğu düşünüldüğünde ByLock iletişim sisteminin kullanımına son verileceği, Eagle, Dingdong ve Tango gibi alternatif programlara geçiş yapılacağının haber verilmesi, yapılanmaya mensup kişilerin savunmalarında kullanabilmeleri amacıyla hukuki metinler hazırlanması gibi örgütsel niteliği olan mesajlar gönderildiği ifade edilmiştir.
Bylock delilinin hukuki niteliği ile ilgili olarak ise Yargıtay Ceza Genel Kurulunun yukarıda anılan kararında; Avrupa Konseyi Siber Suç Sözleşmesinin 32. maddesi ve 2937 sayılı Devlet İstihbarat Hizmetleri ve Milli İstihbarat Teşkilatı Kanununun 4.maddesinin 1.fıkrasının (i) bendi ile 6.maddesinin 1.fıkrasının (d) ve (g) bentlerine uygun şekilde Milli İstihbarat Teşkilatı tarafından elde edilen Bylock'a ilişkin dijital materyaller hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının talebi üzerine Ceza Muhakemesi Kanununun 134.maddesi gereğince Ankara Sulh Ceza Hakimliğince verilen ''inceleme, kopyalama ve çözümleme'' kararına istinaden bilgisayar ve bilgisayar kütüklerindeki iletilerin tespiti işleminde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varıldığı görülmüştür.
Nitekim Anayasa Mahkemesi de Bylock verilerinin kanuni bir temele dayanmadan ve hukuka aykırı şekilde elde edildiğine yönelik iddialar yönünden yapılan başvuruda; 4/6/2020 tarih ve Başvuru No: 2018/15231 sayılı kararı ile Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edilmediğine karar vermiştir. Anayasa Mahkemesi aynı kararında, yapısı, kullanım şekli ve teknik özellikleri itibarıyla sadece FETÖ/PDY mensuplarınca -örgütsel iletişimde gizliliği sağlama amacıyla- kullanılan kriptolu iletişim ağının başvurucu tarafından kullanılmasının terör örgütüne üye olma suçu açısından mahkumiyete dayanak olarak alınmasının, adil yargılanma hakkı kapsamındaki usul güvencelerini etkisiz hale getiren keyfi bir uygulama olarak değerlendirilemeyeceği tespitinde de bulunmuştur.
Öte yandan Dairemizde derdest olan dava dosyalarında, yargı mensubu olarak görev yapmakta iken haklarında meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilmiş olan bazı kişilerin ByLock uygulamasına ilişkin birtakım ifadelerde bulunduğu görülmüştür:
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan Y.G. isimli şahıs tarafından İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesine sunulmuş beyan: “Bana ByLock adlı programı indirmemi 2014 Temmuz’da …adlı kişi söyledi. Önce VPN programını daha sonra da ByLock’u kurmamı, VPN’yi açmadan ByLock’u kullanmamam gerektiğini açıkladı. Daha sonra beni kendisi ekledi ve onaylamamı söyledi. Böylece buradan daha güvenli mesajlaşabilecektik onlara göre. Çünkü 2014 HSYK seçimleri yaklaşmaktaydı ve hızlı bir haberleşme ağı lazımdı.”
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan M.Ö. isimli şahsa ait Malatya Cumhuriyet Başsavcılığında düzenlenen 16/10/2016 tarihli sorgulama tutanağı: “2014 HSYK seçimlerinden yaklaşık 3-4 ay önce E.E.’nin evinde toplanmıştık. …… abi denilen kişi bir programdan bahsetti. Bu program üzerinden haberleşeceğimizi söyleyerek telefonlarımızı istedi. Kendisi telefonlarımıza ByLock denilen programı söz konusu sohbet sırasında yükledi. …ByLock programını kullanan cemaatteki herkesin paylaşımlarını görmek mümkün değildi. Sadece arkadaş listesi (grup) şeklinde oluşturulan arkadaşlarla konuşabilmekte ve yazılar paylaşabilmekteydik. …HSYK seçimlerinin sonuna kadar ByLock programı üzerinden haberleşme sağlanıyordu. Cemaat mensuplarının istemleri doğrultusunda seçimlerden sonra ByLock programını sildim.”
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan A.B. isimli şahsa ait Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığında düzenlenen 22/03/2017 tarihli sorgulama tutanağı: “… isimli şahıs telefonuma ByLock yüklemek istedi. Ancak akıllı telefonum olmadığı için yükleyemedi. Ben de eşimin telefonunu kendisinden habersiz aldım. Bir şeyler yaptı. Bundan sonra buradan haberleşeceğiz dedi. ……, hâkim ve savcıların kişisel bilgilerini (dünya görüşü, siyasi görüş vs.) özellikle ByLock’tan ona atmamı istiyordu. …… bana tablet almamı, başka bir akrabamın adına hat almamı söyledi. Ancak ben bunu da yapmadım. Daha sonra …, bana içinde hat olan bir tablet getirdi. Tablette ByLock programı yüklüydü. Gelen yazıları okuyordum. Ayrıca bana tablette silme programını gösterdi. Herhangi bir durumda onu kullanmamı söyledi.”
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan S.Ö. isimli şahsa ait Çankırı Cumhuriyet Başsavcılığında düzenlenen 02/03/2017 tarihli şüpheli ifade tutanağı: “2014 yılının Ağustos ayında E.Ö. çalıştığı yer olan Silivri’ye gelmemi söyledi. Silivri’ye gittikten sonra beni oradan alıp Silivri İlçesinde oturan D.S.’nin evine götürdü. Burada … kod adlı şahıs da vardı. Kendisi telefonumu istedi. Kendisi bana ByLock isimli programı yükledi. Artık buradan haberleşeceğimizi bana söyledi. Çünkü benim tek kaldığımı, bir şekilde haberleşmemiz gerektiğini söyledi. 2015’in Şubat ayına kadar bu program üzerinden haberleştik.”
Bu durumda, FETÖ tarafından gizliliği sağlamak için örgütsel haberleşme amacıyla oluşturulduğu ve münhasıran FETÖ tarafından kullanıldığı anlaşılan ByLock uygulamasının yüklendiğinin, bu ağa dâhil olunduğunun tespit edilmesi hâlinde, bu kişilerin örgüte üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut örgütle irtibatı ortaya konulmuş olabilecektir.
ii. ByLock Delilinin Davacı Yönünden Değerlendirilmesi
Davacı Hakkında Düzenlenen Bylock Tutanakları Şu Şekildedir:
Dava dosyasında, Emniyet Genel Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı tarafından davacı hakkında düzenlenmiş iki ayrı "ByLock Tespit ve Değerlendirme Tutanağı" yer almaktadır:
1) 364269 nolu ID'ye ilişkin 26/01/2020 tarihli tespit tutanağında;
Anılan tutanağın "ID'yi Kullanan Kullanıcılar" başlığı altında davacının adı ve soyadı ile birlikte ID numarasının "…", kullanıcı adının "…", şifresinin "…" , "SGK Kayıtları" başlığı altında davacının Yargıtay'da çalıştığı; "ID'yi Ekleyenlerin Verdikleri İsimler" başlığı altında A.A. isimli kişinin davacıyı "…", A.B. adlı kişinin "…", … ID numaralı Bylock kullanıcısının "…", S.B. adlı kişinin "…", A.K. ve C.Ö. adlı kişilerin "…", M.B. adlı kişinin "…" ve … ID numaralı Bylock kullanıcısının "…" adı ile kaydetmiş olduğu ve bu ID'de kayıtlı kullanıcıların sivil imam ve yargı eski mensuplarından oluştuğu görülmektedir.
Bununla birlikte, davacının yargılandığı Yargıtay ... Ceza Dairesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararında; "Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumunun 06.02.2018 tarih ve … sayılı yazısına göre, … numaralı telefona ait CGNAT sorgularını içerir yazısında, anılan telefon numarası ile 11.08.2014 tarihinden 20.04.2015 tarihine kadar …, … ve … numaralı ByLock genel IP'lerine 9589 kez bağlandığı" ve " 27.12.2015 günü yapılan ByLock konuşma içeriklerinde kullanıcının kız kardeşinin Karabük'te düşüp kafasını çarptığı bu nedenle Karabük'e gittiği ve bir gün önce döndüğünü belirtmesi üzerine ...'nun Karabük nüfusuna kayıtlı olduğu, … isimli kız kardeşinin Merkez/Karabük adresinde ikamet ettiği, … 'nun üzerine kayıtlı … GSM hattının 26.12.2015 günü Karabük ilinden sinyal aldığı, aynı gün 16.57'den itibaren Ankara ilinden sinyal almaya devam ettiği tespit edilerek … ID nolu ByLock hesabının ... tarafından kullanıldığının belirtildiği,
ByLock tespit tutanağında yer alan değerlendirmelere ek olarak;
… ID ile … ID arasında 22.12.2015 tarihinde gerçekleşen görüşmede;
"Yarin ben hastanede olcagim.eşime ufak bir operasyon yapilacak.siz görüşün sonucunu paylaşalım.Cumhur beyi davet edebilirsiniz.Bu akşam gittiginizde konu ile ilgili bilgilendirip yarin bahsettiğin gotuşmeye çagirilacagini soylersiniz." şeklindedir.
… ID numaralı kullanıcıyla … ID numaralı ByLock kullanıcısının 23.12.2015 tarihinde gerçekleşen görüşmede;
"… ameliyat yarın sabah a kaldı
… yarın iş için başkandan izin aldım.dairede olamıyacağım.gönderdiğim yazının ekini açarsan orada konuyu görebilirsin.şimdilik hayırlı geceler diliyorum "şeklindedir.
...'nun kullanımında bulunan … numaralı GSM hattının ByLock görüşmeleri ile uyumlu bir şekilde 23.12.2015 ve 24.12.2015 tarihlerinde Hacettepe Hastanesinden baz sinyali verdiği HTS kayıtlarından anlaşılmış … ID numaralı ByLock kullanıcısının ... olduğu " tespitlerine yer verilmiştir.
2) … nolu ID'ye ilişkin 26/01/2020 tarihli tespit tutanağında;
Anılan tutanağın "ID'yi Kullanan Kullanıcılar" başlığı altında davacının adı ve soyadı ile birlikte ID numarasının "… ", kullanıcı adının "…, şifresinin … " "SGK Kayıtları" başlığı altında davacının Üye olarak görev yaptığı; "ID'yi Ekleyenlerin Verdikleri İsimler" başlığı altında R.Ç.(Yargıtay üyesi) isimli kişinin davacıyı "… " adı ile kaydetmiş olduğu ve bu ID'de kayıtlı kullanıcıların yargı eski mensuplarından oluştuğu görülmektedir.
Bununla birlikte, davacının yargılandığı Yargıtay … Ceza Dairesi'nin … tarih ve E: …, K: … sayılı kararında; "... ByLock hesabının kullanıcı adında doğum yılının son iki hanesi olan "… " sayısının kullanıldığı tespit edilerek … ID nolu ByLock hesabının ... tarafından kullanıldığının belirtildiği" tespitlerine yer verilmiştir.
Davacı tarafından, bylock kullanıcısı olmadığı, iddianame ekinde dökümü yapılan mesajların hiçbirinin telefonundan gönderilmiş ve alınmış olmadığı, Bylock tespit tutanağına göre tespit edilen ilk log tarihinin 11/08/2014 tarihi olduğu, bu tarihten sonra davacının telefonundan Bylock'a bağlanıldığı yolunda bir tespit bulunmadığı, kaldı ki Bylockla ilgili bilgilerin CMK madde 135'e göre herhangi bir Mahkeme kararına dayanılmadan alındığından delil olarak kabul edilemeyeceği beyan edilmiştir. ByLock uygulaması ile ilgili yukarıda aktarılan hususların ve davacı hakkında düzenlenmiş olan "ByLock Tespit Tutanağı" ile "ByLock Tespit ve Değerlendirme Tutanakları" nın birlikte değerlendirilmesi sonucunda davacının bu beyanlarına itibar edilmemiştir.
Netice itibarıyla davacı hakkında düzenlenen "ByLock Tespit ve Değerlendirme Tutanakları"nın incelenmesinden de; davacının … ve … ID numaralarıyla bir kullanıcı adı ve şifre almak suretiyle bu ağa dâhil olduğu anlaşılmaktadır.
Davacının Yaptığı ByLock Yazışmaları Şu Şekildededir:
Ayrıca, davacının yargılandığı Yargıtay ... Ceza Dairesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararında; "Sanığa ait olduğu tespit edilen … numaralı ByLock ID'sine ait çok sayıda mesaj ve mail dökümü dosyamıza gönderilmiş ise de bunlardan sadece özellik arz eden ve sanığın örgütle bağına, bağlılık derecesine ve örgütteki konumuna ışık tutabilecek olan bir kısmı üzerinde durulmuştur.
1-Sivil imamlarla irtibata ilişkin
*Sanığın … ID numaralı hesap üzerinden … ID numaralı hesabın kullanıcısı sivil imam M.B. ile 29.12.2015 ve 07.01.2016 tarihlerinde, … ID numaralı hesabın kullanıcısı A.A. ile 29.12.2015 tarihinde yaptığı görüşmelerde;
//"... abi nasılsınız
... abi geldi bilgisayarı aćınca okurum"//
//"... ŞİFRELİ DÖKÜMAN ÇÖZÜLEMEDİ
... bakayim abi
... acil mi yarim saat sonra baksam olur mu"//
//… … abi ile bağlantı kuruldu.belgeyi gönderdim. //
Şeklindeki görüşme içeriğinden sanığın sivil imam M.B''a incelemesi için bazı dokümanlar gönderdiği,
*Sanığın … ID numaralı hesap üzerinden … ID numaralı hesabın kullanıcısı sivil imam C.K. ile 02.09.2015 tarihinde yaptığı görüşmede;
//"... ABİ KIZLAR İLE İLGİLİ MESELELER YAKINDAN TAKİP EDİLİYOR
... İSTANBUL DA ÇOCUÄžU TANIYAN ABLA İRTİBATA GEÇECEK.
... BURDA DA EVDE KALACAK, EV İAŞE-KİRA ALINMAYACAK İNŞ"//
Şeklindeki görüşme içeriğinden sanığın örgüt adına ilgilendiği bazı kişiler hakkında sivil imam tarafından doğrudan bilgilendirildiği değerlendirilmiştir,
Yukarıda belirtilen ByLock yazışmalarından da anlaşılacağı üzere sanığın sivil imamlar ile doğrudan iletişim halinde olduğu anlaşılmıştır.
2- Dava Takip Birimine ilişkin
Örgüt hakkında yapılan genel açıklamalar kısmında ayrıntıları anlatıldığı üzere örgütün Yargıtay yapılanması içerisinde bulunan dava takip birimi; örgüt tarafından önemli görülen davaların takibi, talep edilen hukuki konular hakkında görüş hazırlanması, örgütün görüşleri hakkında hukuki gerekçe oluşturulması gibi görevleri yerine getirdiği, bu kapsamda sanığın kullanımında bulunan ... ID numaralı ByLock hesabından dava takibi ile ilgili bir çok görüşme yapıldığı görülmüştür. Şöyle ki;
*Sanığın ... ID numaralı hesap üzerinden ... ID numaralı hesabın kullanıcısı A.A. ile 18.12.2015 tarihinde yaptığı görüşmede;
//"…KONULU AL. BEY.N VE D.A.ER ARKADA.IN YAZDIA.I YAZILAR .NCELEND..BU HAZIRLANAN YAZILAR COK GUZEL HAZIRLANMI..HAZIRLAYAN ARKADA.LARA COK TE.EKKUR ED.YORUZ.BU YAZILARIN MUHATABI .LG.L. ARKADA.LAR GURUPLAR OLARAK CAA.RILIP A.EC.KMEKS.Z.N KEND.LER.NE OKUNAB.L.R.D.J.TAL OLARAK POYAL.ILMASIN.ARKADA.LAR KEND.LER.NE GORE NOTUNU ALAB.L.RLER.SAYGILAR."//
Dava takip birimi olarak hazırlanan notların değerlendirilmesine ve muhataplarına bilgi verilmesine dair bir yazışma olduğu,
*Sanığın ... ID numaralı hesap üzerinden ... ID numaralı hesabın kullanıcısı A.A. ile yaptığı görüşmelerde;
//"... Soruşturma geçiren hakim ve zavcılar malvarlıklarını elden çıkarmaya ilişkin muvazaa görüşü A.K.ten gelişi bekleniyor. Biraz hızlandırılması için kendisine bilgi verilmesi hususunu takdirlerinize arz ederim.//
//... A. beyden ilk gelen Düşünceler tedbirler vs. Yazılan yazının çerçevesinden ayrılarak soruşturmanın usulü ve hukuki zemini ifade olunmuş.Tebliğe çıkacak husus en son yazılan yazı .Ancak ilk yazılan yazı içeriğide tebliğ edilmesi gerekir diye düşünüyorum.Siz bu hususta ne düşünürsünüz.//
//... Tazminat konusu şekillendi. Metin ulaşınca paylaşacağım //
//... A. Bey hakkında dediğiniz doğru. Hazırlanan metni beklentinin bir bölümü olarak kabul edelim. Diğer bölümü için ayrı bir metin mi hazırlasak. Mevcut malzeme, mutabık kalınan bilgileri bir araya getirerek başka bir metin hazırlayabilir misiniz. Ya da ekibinizden konuya vakıf birine hazırlatabilir misiniz?"//
//... DANIŞTAYCILARIN SORUSUNUN CEVABINI VİBERDEN ATIYORUM .//
//... Abi CGK, tutukluluk süreleriyle alakalı sual hakkında, heyetinizin görüşünü alabilir miyim. Arkadaşlara haber verecek kadar mesafe de olursa...//
Sanığın örgütün Yargıtay yapılanmasında yer alan üyelerine bazı hukuki konularda görüş hazırlamaları hususunda ve diğer talimatları takip eden ve örgüt hiyerarşisi içerisinde organize ettiği bir dava takip biriminde görevli olduğu,
*Sanığın ... ID numaralı hesap üzerinden … numaralı hesabın kullanıcısı S.B. ve ... ID numaralı hesabın kullanıcısı A.A. ile yaptığı görüşmelerde:
//... Konu:Re: A.D. konusu Bu konu ile ilgili gereğini üniteye yazdim.sizin gittiginiz bir kanal var gibi gözüküyor. 24.12.2015 20:42, … yazd?: … dosyasının müştekinin kimlik ve adres bilgileri doğrulandı. Belirlediğimiz hareket tarzları içinde bir dönüş yapmalarını bekliyoruz. Arz "A.D."/SINIF ÖĞRETMENLİĞİ MEZUNU: ADRES: ERZİNCAN-… MAHALLESİ- ... SOKAK- … DAİRE NO:…,İŞYERİ: … İTİBARİYLE ERZİNCAN OTLUKBELİ KOLEJİNDE GÖREVLİ- BÖLGETEL:…---… (HANIMI KULLANIYOR OLABİLİR) 24.12.2015 15:06, … (…) yazdı: 24.12.2015 12:23, ……) yazd?: abi aşağıdaki kişinin güncel bilgilerini bulabilirmiyiz abi.teli şu an nerede ikamet ettiği hizmet ile irtibatı vs ile alakalı hakkında güncel bilgiler lazım.Abi bunu ilhan cihaner dosyası ile alakalı talep ediypruz bu kişinin güncel bilgilerine göre bir hareket tarzı belirleyeceğiz.
**MÜŞTEKİ:** A.D., A. Oğlu E'den olma, 07/05/1973 doğumlu, … Sk. … Mah. No:… İç Kapı No:… Merkez/ ERZİNCAN ikamet eder?//
//... İnş bende uğrayacağım. Takip edilmesi gereken iki konu var. A.D.'in avukatına ulaşılmış. Bizden yarın akşam için temyiz dilekçesi istiyorlar. Ancak dosya özet bilgilerine ulaşmam lazım. İlk derece dosyası olduğu için uyaptan alamıyoruz. Dairedeki arkadaşlar üzerinden çözmeye çalışacağız.//
//... iyi olmus.bende bu hususu tekid etmistim.ondan rucu ediyim.haber verdigin iyi oldu//
//... Sa.sizden A.D. in adresini istemis idim.Bu lisinin vekiline ulasildi.Temyiz dilekcesi haxirlanacak.tekid etmenize gerek kalmadi//
Örgüt üyeleri hakkında ve örgüt için önemli görülen davalar takip edilerek dosyaların bulunduğu Dairelerden gerekli bilgi ve belgelerin temin edildiği,
*Sanığın ... ID numaralı hesap üzerinden … ID numaralı hesabın kullanıcısı S.B. ile yaptığı görüşmelerde;
//... Abi pazartesi 19.30 için inşallah sizi aramızda görmek istiyoruz. Şöyle ki birkaç önemli ve ağır konu var. Bir yol haritası çizilmesi gerekiyor.// //... Bunlardan biri Balyoz dosyası sanıklarının açmış olduğu tazminat davalarında sanıklar lehine yüksek miktarlı tazminatlara hükmediliyor. Bu tazminatların soruşturma ve yargılama aşamasında görev yapan hakim ve savcılara rucu edilme durumu varmı, olursa nasıl olur, rücu durumunda hakim ve savcıların hareket tarzları nasıl olması konusunda kafa yormamız gerekiyor. Konuyla ilgili notu mesaj olarak iletiyorum.//
//... (…:) Konu:İLT: TAZMİNAT DAVALARI İLE İLGİLİ BİLGİ NOTU / SON HALİ 04.01.2016 16:45, … (…) yazd?: TAZM?NAT DAVALARI ?LE ?LG?L? B? LG? NOTU 1-Hâkim ve savc?lar ile tetkik hâkimleri ve Yarg?tay tetkik hâkimleri ve Yarg?tay savc?lar? hakk?nda koruma tedbirleri nedeni
Gönderilen Diğer Kişiler … //
Örgüt üyesi hakim/savcılar hakkında açılan ve açılacak tazminat davaları hakkında çalışma yapılması gerektiği bu çalışmanın sanık tarafından organize edilmesinin istendiğine dair görüşmeler olduğu,
*Sanığın ... ID numaralı hesap üzerinden … ID numaralı hesabın kullanıcısı S.B. ile yaptığı görüşmelerde;
//... abi mrb. 19 daki doğan dosyaları nasıl sonuçlardı acaba bilginiz var mı//
//... S.a 19 Daki gelişmeden haberim yok henüz.bilgi gelirse iletirim.//
//... Abi bir diğer konu, 7. Ceza Dairesinde takip ettiğimiz iki mevzu vardı. Birisi tekzip dosyaları. Tekzip dosyalarında abilerin muhalefet yazıp yazmadıklarını öğrenmemiz gerekiyor. Yine A.D.'ın dosyasında abiler muhalif kaldılar mı, kaldılarsa muhalefet şerhi yazdılar mı?//
... Tamam abi ben … 'ya durumu hemen yazıyorum.
... Tekzip işi 19 cezanin.Ama ben konuyu arastiriyim
... Pardon abi doğru her iki konuda 19 Cezada
... 19. Cezanın konularını muhtemelen yerinde çözemeyiz. Siz uygun bir zamanınızda 19 cd h. beyi davet etseniz. gerekli malumatı kendisinden alsanız nasıl olur. Arzu ederseniz bende size gelebilirim.
... Konuyu bir degerlendirelim.cok hareketlilik bu donem istenmiyor.19 da … beyden isin teferruati ogrenilebilir//
Örgüt için önemli olduğu değerlendirilen A.D.'a ilişkin davaların Daire içerisinde bulunan örgüt üyeleri ile doğrudan irtibata geçilerek takibinin sağlandığı, örgütün menfaatleri ile örtüşür şekilde oy verilmesine ilişkin talimatlar verildiği,
*Sanığın ... ID numaralı hesap üzerinden … ID numaralı hesabın kullanıcısı S.B. ile yaptığı görüşmelerde;
//... 2- Aciliyeti olan diğer konu ise 12 CD ile ilgili. M.A. abi bir dosyada açıklamalı onama yazmak istiyormuş. Karar taslağını bize göndermiş. Konu izmir casusluk soruşturmasında mağdurlara ilişkin kişisel verilere iddianamede yer verilmesiyle ilgili olarak mağdurlardan bazıları özel hayatın gizlilliği ihlal edildiği düşüncesi ile CMK 141 e dayalı tazminat davası açmış. Mahkeme talebi ret etmiş. 12 CD onamak istiyor. Fakat … abi onama doğru fakat devletin kusursuz sorumluluğuna dayalı tazminatta verilmesi gerekir gibi şu anda bizi sıkıntıya sokacak bir açıklama yazmak istiyor. //
//... Abi sizden talebimiz biz m. abiye konuyu izah edeceğiz. Bizden haber gelmeden herhangi bir hareket yapmamalı.//
//... CMK 141 e baktım devletin uğranılan maddi manevi zarardan sorumluolduğunda şuphe yok.Dairede bu şekilde düşünmüş ve artık bir karar vermiş.A.ta bu karari yazan konumunda.artik geri dönülemeyecegine ve bunada gücümüzün yetmeyecegine gore tazminat sorumlulugun sadece devlet uzerinde birakilmasi ile ilgili ne yapabiliriz karara nasil katkida bulunabiliriz, rucuen tazminatin onunu nasil kapatiriz veya geciktiririz bunu duşunmeliyiz.Buna ilişkin A. a rucu ile ilgili, islem yapan h ve cs nin Cmk 141 son fikrasina göre gorevi kötüye kullanmaktam mahkumiyetinin kesinleşmis olmasi durumunu on plana cikarmasini iletmiştim.Ba aşamada baskaca ne yapilabilir. Birde bu yonu ile bakarsan memnun olurum.//
//... Değerli abim sayın a. abimiz bu tarz kararları vermeden önce sizlerle temasa geçmesini arzu ederdik doğrusu. //
... Abi bu karar üzerinde etraflıca oturup konuşmadan bir kanaat bildirmek zor gözüküyor. Etraflıca konuşup değerlendirmeden vereceğimiz bir görüş yarın döner bizi bulur.
//... A. abinin düşüncesini öğrenmemiz lazım. Abimiz bu koruma kalkanını zorlamak için mi bu kararı vermek istiyor. Eğer öyleyse ona göre bir tahkimat yapmalıyız. Yok kanunda öyle yazıyor diye yap��yorsa bir sorun var iddianamenin düzenlendiği tarihte CMK 141/3 yürürlükte değil. Usul hükümlerinin derhal yürürlüğe gireceği ve geriye yürümeyeceği konusunda diyecek bir sözümüz var mı? //
//... Bu madde usul kanununda düzenlendi ama tazminata ilişkin olduğu için geriye yürür mü demeliyiz. Velhasıl sorun çok. Bu sorunları oturup konuşmadan benim kanaatimle çözülecek gibi gözükmüyor. :))//
//... Ben şöyle yapacağım, genel kuruldaki arkadaşları ziyarete gideceğim. Konuyu onlar biliyor zaten. A. abi oraya davet edeceğim. Kırıp dökmeden bir çözüm bulmaya çalışalım. Eğer uygun olur derseniz sizi de davet etmek isterim.//
//… Konu:CMK 141 anlamında tazminat-12 CD De?erli büyü?üm 12 CD dosyan?n içeri?i ?öyle; ?zmir Askeri Casusluk soru? turmas? s?ras?nda ba?ta TSK olmak üzerine pekçok kamu kurumunda çal??an ki? ilerin baz? özel bilgilerinin ar?ivlendi?i fi?leme dokumanlar? ve yine pekçok kamu görevlisinin naho? görüntülerinin bulundu?u harddiskler ele geçmi?. Bu hardisklerin büyük bir k?sm? ?ifreli olmakla birlikte soru?turma a?amas?nda baz? ?ifreler çözülmü?, fi?leme bilgileri ve özel görüntüler bu ?ekilde aç??a ç?km??. Soru?turma sonucunda düzenlenen iddianamede Cumhuriyet savc?s?, ki?iler bilgileri depolanan, yine özel görüntüleri ar?ivlenen ki?ileri iddianamede ma?dur olarak göstermek suretiyle, suçun unsurlar?n? ortaya koymak amac?yla örnekleme yoluyla baz? bilgilere ki?isel verilere, baz? fi?leme bilgilerine (alevi, paraya zaaf? var, ?u görü?ten gibi) yer verilmi?. Özel görüntülerle ilgili içerik verilmemekle birlikte bilirki?i raporuna at?f yap?lm??. Malumlar?n?z oldu?u üzere bu iddianame yerel mahkemece kabul edildi, daha sonra de?i?en mevzuat gere?i mahkemesi de?i?ti. Tutuklu san?klar tahliye edildi. Yarg?lama halen devam ediyor. Bu iddianame ma?dur olarak gösterilen bir ?ah?s, iddianamede özel hayat?na ili?kin bilgilerin if?a edildi?ini, bu nedenle manevi zarar gördü?ü iddias?yla CMK 141 e dayal? olarak tazminat davas? açt?. Yerel mahkeme, bu davay? yasal ?artlar? olu?mad??? gerekçesiyle ret etti. Karar davac? taraf?ndan temyiz edildi. Dosya 12. Ceza Dairesine geldi. 12. Ceza Dairesinin istikrarl? uygulamas?na ve kanunun aç?k hükmüne göre yerel mahkeme karar?n?n tereddütsüz onanmas? gerekiyor. Ancak say?n A. abimiz karar?n do?ru oldu?unu ifade etmekle birlikte; CMK'nun 141. maddesine … say?l? Kanunla eklenen 3. f?kra uyar?nca devletin yarg? görevini ifas? s?ras?nda kusursuz sorumlu olmas?, kusursuz sorumluluk kapsam?nda; hakkaniyet sorumlulu?u, özen sorumlulu?u ve tehlike sorumlulu?u hallerinden dolay? soru?turma ve kovu?turma a?amalar?nda olu?an her türlü zarar?n kar??lanmas? gerekti?ini dü?ünmektedir. Bu nedenle, yerel mahkeme hükmünün bozulmas? gerekti?ini dü?ünmektedir. A. abimiz, karar tasla??n? bize göndermi?. Öncelikle hassasiyeti nedeniyle her türlü takdiri hak ediyor. A. abinin görü?ü yabana at?l?r bir dü?ünde de?il esasen.Yani ?öyle diyor devletin yapt??? bir soru?turma ve kovu?turma sonucu ki?i zarar görmü?se her halükarda devlet ödesin diyor. Gerçektende adalet hizmetinin devam? s?ras?nda baz? zararlar?n do?mu? olmas? mümkündür. Fakat ortaya ç?kan bu durum CMK'141. maddesi kapsam?nda de??erlendirilemedi?i durumlarda ki?inin gördü?ü zararlar ortada kalmaktad?r. Fekat, devam eden süreç ve dairenin bu yakla??m?n?n aleyhimize kullanmak isteyenler için bir f?rsat olaca?? dü?ünesiyle istemedi?imiz bir sonuca sebebiyet vermemek ad?na Mustafa abinin aç?klamal? bozma karar?na kat?lmamal?y?z diye dü?ünüyorum. Arz olunur. Abi bu konuda siz ne dersiniz. Bir tarafta gayet özgürlükçü bir yakla??m çizmeye çal???yoruz. Di?er taraftan bu özgürlükleri ihlal edici eylem ve yakla??mlarda bulunan kurum veya kurulu?lar? vatanda? kar??s?nda korumaya geçiyoruz. Burada bir s?k???kl?k var. Nas?l yapal?m.//
Örgüt menfaatlerine aykırı sonuçlar doğurabilecek hukuki görüşlerin Yargıtay'da görüşülecek davalarda savunulmaması ve bu minvalde ki konularda dava takip birimine danışılmadan hareket edilmemesine ilişkin konuşmalar olduğu,
*Sanığın ... ID numaralı hesap üzerinden … ID numaralı hesabın kullanıcısı S.B. ile yaptığı görüşmelerde;
//... 12 cezada … esas nlu dosyada A.O.Ö. ve … esas nolu dosyada H.İ.D. haklarinda taksirle ölüme sebep olmdan verilen mahkumiyetler onanmiş.Takiplisoldugu için bize donüş yaptilar.Sistemde kayitli ise dusumu yapilabilir.//
Örgüt üyelerine ilişkin davların örgüte ait bir sisteme kayıtlı bir şekilde takiplerinin yapıldığı, takipler sonucu kesinleşen davaların sistemden düşümü yapıldığı,
*Sanığın ... ID numaralı hesap üzerinden ... ID numaralı hesabın kullanıcısı A.A. ve … ID numaralı hesabın kullanıcısı S.B. ile yaptığı görüşmede:
//... Konu:Re: Fw: Kayyımın kitap toplatma kararı-ACELE İlgili daireden (18 hd) bir abimiz hazırlık yapıyor, en kısa zamanda dönecek. Dönünce size aktarırım. 11.12.2015 06:40, … yazd?: Birimden gelen yaziyi iletiyorum ,Istenilen hususlarin mumkun olan en kisa surede varsa temini ve konudan bilgi verilmesini arzederim. 11.12.2015 00:52, Slm09 yazd?: H.e. Nin kitaplarinin toplatilmasi ile ilgili kayyim in islemi hakkinda Ticaret mahkemesine basvuru yapacagiz. bu konuda isimize yaratacak birsey varmidir. Karar, bilgi ve belge.//
//... Konu:Fw: Re: Fw: Kayyımın kitap toplatma kararı-ACELE Gelen cvbı iletiyorum 13.12.2015 20:51, ... yazd?: İlgili daireden (18 hd) bir abimiz hazırlık yapıyor, en kısa zamanda dönecek. Dönünce size aktarırım. 11.12.2015 06:40, … yazd?: Birimden gelen yaziyi iletiyorum ,Istenilen hususlarin mumkun olan en kisa surede varsa temini ve konudan bilgi verilmesini arzederim. 11.12.2015 00:52, … yazd?: H.e. nin kitaplarinin toplatilmasi ile ilgili kayyim in islemi hakkinda Ticaret mahkemesine basvuru yapacagiz. bu konuda isimize yaratacak birsey varmidir. Karar, bilgi ve belge.//
Dava takip birimi tarafından Fetullah Gülen'e ait kitapların toplatılmasına ilişkin karara yönelik hazırlanması istenilen çalışma cevabının sanık tarafından S.B.'na gönderildiği,
*Sanığın ... ID numaralı hesap üzerinden ... ID numaralı hesabın kullanıcısı A.A. ile yaptığı görüşmede:
//… Konu:DT HUKUK MASASINA 15.Hukuk Dairesinin … esas?nda bulunan ...Asliye Hukuk Mah. Nin … Esas,… Karar nolu ilam?nda daval? idare davac? tarafa sonradan ilgili i?lemleri yapma vadi ile ihalede olmayan imalatlar yapt?rm??.Bu i?leri yapt?ran genel sekreter de?i?ince yerine gelen, yapt?r?lan ek imalatlar? ödememi?.Hakkaniyet ve kanunilik gözetilerek bir karar verilmesi ve konu ile ilgilenilmesini hususunu takdirlerinize sunuyorum.Meseleye ili?kin dönü? olursa memnun olurum.(Davac? taraf hizmetle tan??mama vesile olan ki?i oldu?u için önem arzediyor…. de karabükte etkin,bize kar?? sevgi ve sempatisi vard?.)//
Sanığın Karabük'te örgüt ile tanışmasını sağlayan bir başka örgüt üyesinin davasının takibi konusunda dava takip birimi hukuk masasına iletilmek üzere dosya numaralarını bildirdiği,
*Sanığın ... ID numaralı hesap üzerinden ... ID numaralı hesabın kullanıcısı A.A. ile yaptığı görüşmede:
//... Konu:Bilgi notu Saygıdeğer abi, Aşağıdaki konu hakkında heyetiniz, maksada matuf bir bilgi notu hazırlayabilir mi? Hazırlayabilirse, gecikmeksizin sayın Zengine ulaştırılmalı, Cevabımız menfi ise bunu da arjkadaşa ibldirmeliyim, kendisi bir şeyler hazırlasın... (…) Yargıtay 5. Ceza Dairesinde ilk derece mahkemesinde görülmekte olan bir davada, bir hâkim vermiş olduğu kararla ilgili olarak sanık olarak yargılanmaktadır. Başkan bey bu konuda uluslararası düzenlemeler, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları da göz önünde bulundurulmak suretiyle bir Rapor-Bilgi Notu hazırlamamı istirham etti, ben de çok yoğun olduğumdan dolayı bunu abiye arz ettim, bir arkadaş hazırlayabilir mi? demiştim. Bu husus bizim için hayati derecede önemli. Çünkü bu davanın konusu bizim her kademedeki arkadaşlarımızı birebir ve çok yakından ilgilendiriyor.//
//... Konu:İLT: Bilgi notu Konuya ili?kin ba?ka kanaldan bize istek geldi…. beye bildirim yapt?k.Birim üzernde bildi?iniz malum i? yükü nedeni ile konunun ilk önce ilgili dairenin TH lerinin ara?t?r?lmas? yönünde bildirimde bulundu. 08.02.2016 01:45, F. (…) yazd?: Sayg?de?er abi, A?a??daki konu hakk?nda heyetiniz, maksada matuf bir bilgi notu haz?rlayabilir mi? Haz?rlayabilirse, gecikmeksizin say?n Zengine ula?t?r?lmal?, Cevab?m?z menfi ise bunu da arjkada?a ibldirmeliyim, kendisi bir ?eyler haz?rlas?n...(A.) Yarg?tay 5. Ceza Dairesinde ilk derece mahkemesinde görülmekte olan bir davada, bir hâkim vermi? oldu?u kararla ilgili olarak san?k olarak yarg?lanmaktad?r. Ba?kan bey bu konuda uluslararas? düzenlemeler, Avrupa ?nsan Haklar? Mahkemesi kararlar? da göz önünde bulundurulmak suretiyle bir Rapor-Bilgi Notu haz?rlamam? istirham etti, ben de çok yo?un oldu?umdan dolay? bunu abiye arz ettim, bir arkada? haz?rlayabilir mi? demi?tim. Bu husus bizim için hayati derecede önemli. Çünkü bu davan?n konusu bizim her kademedeki arkada?lar?m?z? birebir ve çok yak?ndan ilgilendiriyor.//
Dairemizde görülen bir başka dava sanığı Yargıtay ve Yüksek Seçim Kurulu eski üyesi ...'in talebinin diğer örgüt mensuplarınca sanığa iletildiği, sanığın ise konu hakkında çalışma yapılıp yapılmayacağını belirlemek üzere talebi sivil imama ilettiği ve sivil imamın birim üzerindeki iş yoğunluğu nedeni ile talep konusunda Dairenin örgüt üyesi tetkik hakimlerine bildirilmesini istediği, bu durum sanığın sivil imamdan gelen talimatlar ile hareket ettiği değerlendirilmiştir.
3- B.K. Kararına ilişkin
*Sanığın ... ID numaralı hesap üzerinden ... ID numaralı hesabın kullanıcısı A.A. ile 17-18.02.2016 tarihlerinde gerçekleşen görüşmede;
//... cgkr 27 itiraz kabul 20 itiraz red 2. görüşmeye kalmış
... Bu kötü haber değil mi?
... B.K. ve ekibi aleyhe çalışmış olabilir mi?
... Bizden 'kabul' diyen var mı acaba
... sonucu değerlendirmedik.genel kurulculardan oylama ile ilgili oy cetvelini alıp değerlendirebiliriz.bizden kabul diyen olup olmadığını bilemiyorum
... Haftaya sıkı çalışmalıyız
... doğru söylüyorsunuz..Yeniden önemine binaen duyuru yaparsanız iyi olur diye düşünüyorum
... Tm, fuyurdum abi
... tmm
... Sa.Bu genel kurula beni yazdilar.başkanla ben giriyorum.Birsen hanım bizim dairede.
... Bu dosya önem arz ediyor
... Oyumuzu srkadaşlehine kullanacağiz.Ama ilişkilerimizin bozulma riski var.oneriniz
... Kadın olayı deve kinine dönüştürmüş anlaşılan
... boraz öyle takıntılı
... Abi AIHM içtihatları, dava/dilekçe hakkını vurgulasak
... Maddi olgu nedir? Sanırım içeriğinde ciddiyetli bir şey de yok
... bize birşey söylemedi ama dairede ilişkilerinin en iyi oldugu kişilerden biriyim
... Aynı kadın 4 HD de tazminat davası açmıştı, yone akademi Gen Krl dan birileri aleyhine
... 4 HD dilekçe/dava hakkı gerejçesiyle reddetmişti
... N. bey onu bulabilir sanırım
... Muhtemelen Temyizden HGK dan da geçmiş okabilir
... maddi olgu mail yolu ile hakaret ve başbakankıga yazdigı hakaret içerikli şikayet dilekceleri
... Dava dilekçesi sanıyordum
... ayni konu ise viberden bana atın mevcut durum böyle
... İçerikte dişe dokunur bir şey var mı
... Abi İst da seminerdeyim
... daha okumadim
... N. la irtibatınız var mi?
... yok
... Ya da K.le
... onunlada yok
... Tm ben yazayım, size dönerim inşaallah
... tmm
... 4. HD E: … bozma ve E: … tashihi karar ret, sanırım aynı olayka ilgili. Yerel Nahkeme: … Asliye Hukuk E: …, K: …
... 4. HD E: …; E: …; E: …; E: … ve E: … sayılı dosyaları da ya doğrudan ya da dolaylı olarak mevzu ile alakalı sanÄ·rım
... tamamm bakacağım//
*Sanığın ... ID numaralı hesap üzerinden … ID numaralı hesabın kullanıcısı M.K. ile yaptığı görüşmede;
//... CGK dan akademi gen sekrt hakkında karar nasıl çıkmış
... itiraz kabul 20 itiraz ret. ikinci müzakereye kalmıış.
... abi genel sekreter k. beyin ve benim çok samimi arkadaşımız. biz konyada beraberdik. ilk eşi vefat etmişti. elden gelen herşey yapılmalı.//
//... Konu:Fw: cgk 16.02.2016 20:55, … yazd?: abi cgk gündemindeki akademi genel sekreteri mustafa can ankara hukuk mezunu bizim arkadaş, konyada bizimle kalırdı. Çizgisi değişmez bu nedenle haftaya gidecek olanlar itiraz ret demeli.//
Yargıtay ... Ceza Dairesi Üyesi B.K.'ın şikayeti üzerine dönemin Adalet Akademisi Genel Sekreteri M.C. hakkında yapılan yargılamanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Daire kararına yapılan itiraz sonucunda görüşülmek üzere Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderildiği, ByLock konuşmalarından örgüt üyesi olduğu anlaşılan M.C. lehine bir karar verilmesini sağlamak isteyen örgütün üyelerine bu kapsamda talimatlar gönderildiği, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun … esas sayılı dosyası üzerinden görülen itiraz incelemesinin ikinci oturumuna katılan sanığın örgüt talimatına uyarak itirazın reddedilmesi yönünde oy kullandığı, bu durumun sanığın iradesini örgüt iradesine teslim ettiğini göstermesi bakımından önemli bir delil olarak değerlendirilmiştir.
4- Gizliliğe ilişkin
*Sanığın ... ID numaralı hesap üzerinden … ID numaralı hesabın kullanıcısı Mesut Kundakçı ile yaptığı görüşmelerde;
//... k. abi ist. a gaybubete mi gidiyor 2016-02-12
... gaybubet ise cocuğunun telefonunuda götürmesin 2016-02-12
... ayrica bir kac gun kazanma adina telefonunu evde biraksin.telefonunu kapatmasin evdekilerde gelen cagrilara cevap vermesin.Otobus ile giderken kendi adi ile bilet almasin.başkasi adina alsin.
... gidiş ne için
... telefonunu acik evde biraksin veri baglantisini kapatsin sarzi birkacgun gider
... bilmiyorum//
Şeklindeki mesajlaşmada sanığın soruşturma ve kovuşturmalardan kaçmak için saklanmak amacıyla oluşturulan ve gaybubet evi olarak adlandırılan gizli evlere saklanmaya giden diğer örgüt mensuplarının nasıl hareket etmesi gerektiğine dair görüşler paylaştığı,
*Sanığın sivil imamlardan gelen gizlilik ve tedbirlere ilişkin masajları diğer örgüt mensupları ile paylaştığı görülmüş, bu durum sanığın gizliliğe verdiği önemi göstermesi bakımından önemli bir delil olarak değerlendirilmiştir.
//… Konu:Fw: Sosyal Medyada kullanılan Whatsapp, Facebook ve Twitter ile alakalı bilinen güvenlik açıkları 07.02.2016 11:40, … yazd?: Whatsapp Kişisel bilgileri toplamaktan ve gerektiğinde vermekten çekinmeyen facebook tarafından satın alınmıştır. Tüm gizlilik notlarına uygulamanın Yardım/Sıkça sorulan sorular bölümünden ulaşılabiliyo
Gönderilen Diğer Kişiler …//
//… Konu:İLT: NEVİGASYON ÜZERİNE 12.01.2016 21:32, … (…) yazd?: 1-gps yalnizca alici bir radyodan ote birsey degildir. 2- onun icin kullaniminda bir sakinca yoktur. 3. Hafizasi sadece harita icin uygun olmali, isaretli yerler eklenmemeli. 4. Alinmamasi gereken cihazlar: Vendeka gps, garmin gtu10(garmin markasinin bu urunu.) cunku bunlarda arac takip sistemi barindirirlar. 5. Ozellikle satin alirken bunu aracima koysam hirsiz calsa bunun uzerinden takip edebilirmiyiz diye sorarak saticinin dikkatini cekmeden uygun urun temin edilmeli. 6. Navigasyonda gecmis kismi s?k s?k silinmeli 7. Gidilecek yerin acik adresi aranmamali yakinlarindaki bilinen mekanlar aranmali. 8. cihaz ilk alindiginda sahsi adimiza internetten kayit yaptirilmamali. 9. Hizmet saglayici firmalar cihazlarin bilgilerini saklayabilecekleri unutulmamali.
Gönderilen Diğer Kişiler … …//
5- Motivasyona ilişkin
//… Konu:Fw: Fw: … veya … 24.12.2015 22:13, … yazd?: 24.12.2015 14:40, … veya …..(bu sabah 24.12) (… ve Sabah namazindan sonra...Uyku uyaniklik arasi goruldu...) Cok genis bir alnin yuksek bir tepesinde Efendimiz asm genc ve siyah sakalli , sarikli bir durumdaydi. Yanina gokyuzunden buyuk bir yildiz cagiriyor. Ve yildiz o buyuk cussesiyle itaat edip Efendimiz asm in huzuruna geliyor.Ortamdaki haşyet ve bu durumdan cok etkileniyor ve hayret ediyorum. Efendimiz asm yildiza soruyor; "bazi insanlar senden medet umuyor sana dua ediyor. Nedir bu durumun asli ?" …; "Ya Resulallah.!. Benim medet umulacak bir durumum yoktur. Hatta biz yildizlar ve butun gezegenler, butun gok ehliyle beraber CEMAATE dua ediyoruz.." Diyor. Olanlar karsisinda hayretim bir kat daha artiyor ve kendi kendime; "nasil bir mucizedir ki yildiz dile gelip Efendimizle konusuyor ve nedendir butun gezegen ve yildizlar kucucuk bir dunyada az bir topluluk olan bu cemaate dua ediyorlar?" diyorum. Ordan bir nida (veya icime gelen bir nida); "DEVİR AHİR ZAMAN... KİYAMET ONCESİ DUNYADA OLACAK GUZELLİLLER İCİN TABİİKİ DUA EDECEKLER. HOCAEFENDİ BUYURMUYORMU; BUTUN GOK EHLİ SİZE DUA EDİYOR DİYE...." Tam bir itminan icerisinde tasdikliyorum..
Gönderilen Diğer Kişiler … …//
//… Konu:İLT: Fw: Fw: Not 9 30.12.2015 23:03, … (…) yazd?: 30.12.2015 16:46, ... yazd?: Yap?lmas? gereken herkese ümit kayna?? olmaya bak?n... En karanl?k günlerde bile hiç durmadan ümit soluklay?n... Kafam?z? da??tmadan kendi yapaca??m?z i?leri hecelemeliyiz ve onlarla gecelemeliyiz... ??tirak-? amel düsturuyla yap?lmas? gereken manevi mükellefiyetimiz evrad-? ezkar? ve Kur'ân'? aram?zda payla??p manevi halka olu?turmal?y?z. Himmetinizi da??tmadan hizmetlerinize bak?p mükellefiyetlerinizi tastamam yerine getirin ve neticesini de Allah'a b?rak?n... Ne kadar iradi ne kadar hissi güçümüz varsa zihin da??n?kl???na dü?meden bütün meselelerimizi do?ru kavramaya bakmal?y?z. Cami, mescid, yat?rlar? ve ba? örtüsünü öne ç?karan Müslüman görüntüsü verildi. Helal-haram ve kul hakk?n? ald? rmayan yeni bir Türkiye in?a edildi... Mekkeden hicret edenlere Mekke'deki mü?rikler Müslümanlar kaçt? demi?lerdi... Zaman de?i?tikçe mü?rik ve münaf?klar?n söylemleri de?i?miyor... Alg? operasyonlar?yla ürkütmek, kaç?rtmak, korkanlar? yan?na celb etmek ,kalanlar? yaln?zla?t?rmak istiyorlar. Mevla görelim neyler i??in sonunu güzel eyler... Demek böyle bir zalimin tasallutuna da müstahakm???z. Bu istihkak?m?zm??. Allah tahammül güçü versin. Bir an önce bu belâdan bizi kurtars? n.. Zalimler için ya?as?n cehennem! Bu dünyan?n öbür taraf? var. Yak?nda Allah'?n da bir hesab? var! Zalimin zulmü varsa, mazlumun Allah? var!.. Devlet ve hükümet de?il! Belli bir siyasi partinin ve birinin belli bir öfke ve kiniyle mahkemelere bask?yla hukuk cinayeti i?lettiriliyor. Avukatlar; ma?dur, mehcur, mahkumlardan çok dua al? yorlar. Avukatlar?n yi?itçe mücadeleleri, o ma?dur karde?lerimize metafizik güç oluyor... Bu dönemde avukatlar çok dua al?yorlar. Sonuç elde edilir edilmez niyet ve gayretlerinden dolay? bu dönemde avukatlar çok sevap kazanacaklar. Haz?ms?zl?k akl?? ve ruhi bir marazd?r. Dünde hazmedemediler ama bugünkü ç?raklar? haz? ms?zl?kta ustala?t?. Zulümde de insafs?zca haddi a?t?.
Gönderilen Diğer Kişiler … …//
//…. Konu:…: Not … 03.01.2016 21:42, … (…) yazd?: Amerika genelinde yap?lan otel programlar?n?n genel olarak iyi geçti?i anlat?ld? H E. ye. ?erif A.T. abi söz ald?. programlardan birkacina FBI dan üst düzey temsilcile
Gönderilen Diğer Kişiler … …//
//… (AT:) Konu:Fw: BELÇİKA LEUVEN ÜNİVERSİTESİ F.GÜLEN KÜRSÜSÜ 23.01.2016 17:07, 11011 yazd?: BELÇİKA LEUVEN ÜNİVERSİTESİ F.GÜLEN KÜRSÜSÜ Leuven Üniversitesi (Belçika ) 5 yıl önce açılan Fethullah Gülen Kürsüsünün dün ikinci 5 yıllık dönem için imza töreni
Gönderilen Diğer Kişiler …//
//… (AT:) Konu:Fw: Not 4 24.01.2016 15:30, … yazd?: Biz çok uzun bir geleceğe talibiz. Biz yarınları olan bir mefkûrenin hademeleriyiz. Sadece bugüne takılanlar takılıp yolda kalmış olurlar.. Bu çağ enaniyet çağı, Süfyan çağı. Bu çağın etkisinin alfası da var, gaması da var. Gaması kama gibi sinenize saplanmasına fırsat vermemek için nefse takılmamak lazım? Allah geçmişte bu milletin hep önünü açtı, kader yoluna hep su serpti. Kaderin böyle bir huyu olduğuna göre kader bize de su serper inşaallah. Çok ibadet edip, çok Kur'an da okuyabilirsiniz ama o ibadetlerle ibadetleşebildik mi? Kalb ve ruhumuza mal edebildik mi? Ya şekilde kaldıysak Çok ibadet edebilirsiniz, çok namaz da kılabilirsiniz, çok Kur'an da okuyabilirsiniz ama gırtlağınızdan aşağıya inmiyorsa, ne ifade eder ki? Çok dua ederler ama kime ettikleri önemli eğer Allah nezdinde o bir şey ifade etmiyorsa Allah o duaların hesabını ümmet-i Muhammed'e sorar. -İnsan ne yaparsa yapsın ahiretini karartmamaya çalışsın ve Ahiretini karartıcı hiçbir iş yapmamaya baksın? Yeise girmeye hiç gerek yok ümidimiz çok bir kapı kapansa Allah açar bin kapı, veren de O alan da O... Allah için çalış, çalışmayanlar sıkılsın.. -Yakında, kibirlerinden şımarıkça ve küstahça gökte pervaz ediyor gibi görünenlerin nasıl yere çakıldığını göreceksiniz? Bu emanetin manevi sahipleri var. Bu sahipler sahip olduğu müddetçe endişe duymamak lazım onların arzuları kursaklarında kalır inşaAllah? Hizmete karşı bugün kurulan örümcek ağı gibi o şeytaniyet perdeleri kıymetsiz ve güçsüzdür. Kurulan bu ağlar tek tek yırtılır ve yırtılacak. Allah?ın izniyle bu durum değişecek, değişmeme gibi bir şansı yok. Adetullah gereği değişeceğine inanıyoruz? Her kaoslu dönem sonrası zannediyorum ki Nebilerin vaadinde velilerin yâdında ve güvercinin kanadında yeni bir dönem duyulmaya başladı gibi.!
Gönderilen Diğer Kişiler … …//
//… (AT:) Konu:İLT: Not 7 25.01.2016 18:14, … (…) yazd?: Gelecekte bunlar?n yapt???; yalanlar?, dolanlar?, mant?ks?zl?klar? ve her türlü hukuksuzluklar? f?kra gibi anlatacaks?n?z. Az?c?k sabredin... Hukuk tan?mazlar?n hukuksuzlu?unun anayasas? "K?r kap?y? gir içeri" sonra kanun yapar?z... Ar?yorlar bulam?yorlar bir ?eyler bulun gelin diyorlar. ?tirafç? ad? alt?nda ç?karc? iftirac?lar?n iftiras?yla ahiretleri ad?na hizmet erlerinin dereceleri art?yor... Elmas ile kömür ayr??m?? oluyor. Dost bilip yak?n gördüklerimiz; ke?ke yar?nlar ad?na çok mahcup olup utanacak durumlara dü? meselerdi. Halbuki yar?n çok yak?n m? yak?n!... Bazen sebebler sis ve duman gibi çöker görülemez apaç?k olan hak ve hakikat. Vars?n sen ?lahi, hep vars?n... Hissimde ve ruhumda hep sen vars?n... ?nsan her zaman haz?r olmal?... Ne zaman gel diyecekler belli de?il... Ölüm ans?z?n çarpar insana... Ötesi kabir ve amel sand???... Bu i? gaflete gelmez... Biri öldü?ü zaman tatl? rüyalar iklimine do?ru aç? l?yor gibi aç?l?r. Biri de kabuslu hesap cenderesinde yuvarlan?r durur. O nerede, bu nerede? Bugün zulm edenler vakti geldi?inde hiç ?üpheniz olmas?n, bir çer çöp gibi der dest edilip defterleri dürülecektir. Çok ke?ke ke?ke diyecekler... Mitomanik hastalar, suçunun üstünü örtmeye çal???t?kça yalan söyler ve bir süre sonra ürettikleri yalanlara kendileri de inanmaya ba?larlar.. Zamanla vicdanlar?ndan uzakla?an mitomanlar, gerçek bir varl?k elde edebilmek için sürekli yalan söylemeye devam ederler. Mitomanlar, bir makam? elde edebilmek için de yalan söylemekten kaç?nmaz ve bu durum hayatlar?n?n rutini haline gelir. Mitomanlar, bir ç?kar elde etmek ve ilgi çekmek için de yalan söylerler. Yalanlar?n ortaya ç?k?nca da suçluluk psikolojisine girmezler. Aynen Dünya saltanat?yla mesut olacaklar?n? zannediyorlar ama aldan??yorlar, kendilerini öyle bir mesavi deryas?na salm??lar ki bo?ulup gidecekler... ?slam dünyas? son 2/3 as?rdan beri ?nsani tavr?n? yitirdi. Vah?i hayvanlar? çok geride b?rakarak, Birbirlerini di?lemekten lezzet al?r oldu. Adab-? ? slam ve adab-? ?er'iyeyi hafife almak küfürdür... Kuran'la alay edildi, Peygamber hafife al?nd?... Tepki yok, bu da kafirce bir yakla??md?r... Panslvanya'da dualar?n arkas?ndan gelen rahmet(Ya?an kar kastedildi)... Az daha sabret... Bu i?in arkas? Rahmet, Rahmet, Rahmet... Dualar?m?z Medrese-i ...iye'deki yi?itler için olsun... Bir an önce Allah?m Ferecen ve Mahrece... "Siz kendinize bak?n! Siz do?ru yolda olduktan sonra dalâlete dü?mü? kimseler size zarar veremez.? Mevsiminde gelen kar da nimettir. Burada da (az önce sona eren ders boyunca) apa lapa ya?d?/ya?? yor. "…" "Söyleyin güne? ne zaman do?acak acaba!. Kar-buz böyle kalamaz cemre dü?tükten sonra..." Sen bir ?afaksan gel gayri bunca emare yeter! Yok k?yametsen ba?ka hangi alâmeti beklersin?
Gönderilen Diğer Kişiler … … …//
//… (AT:) Konu:Fw: HİZMET EDERKEN KARŞILAŞILACAK SIKINTILAR KARŞISINDA SABRIN MÜKAFATI 07.02.2016 07:51, … yazd?: Hizmete Koşturma Sırasında Karşılaşılacak Sıkıntılara Sabrın Mükafatı Allah Resûlünün (sav) sahabelerinden birisi halktan ayrılarak bir dağa inzivaya çekildi. Allah Resùlü onu mescitte göremeyince sordu. Çevresindekilerde bir dağda inzivada olduğunu söylediler. Efendimiz (sav) onu yanıma getirin dedi Sahabi huzura getirilince -Niçin böyle bir şey yapmak istedin diye sordu Sahabi: -Yaşım ilerledi, kemiklerim inceldi ve ecelim yaklaştı. Kendimi ibadete adamanın doğru olacağını düşündüm. Bu nedenle insanlardan ayrılıp ibadet etmek için Allah'a (cc) söz verdim dedi. Allah Resûlü (sav) üç kez yüksek sesle: - Hiç kimse böyle yapmasın! Sizden birinin gündüzleyin bir saat İslam adına, yaşadığı sıkıntılara (veya müslüman kardeşinin sıkıntısına) sabretmesi, halktan uzakta yapılan kırk-altmış yıllık ibadetten daha hayırlıdır, buyurdu...
Gönderilen Diğer Kişiler … … …//
Bir çoğu sivil imamlardan gelen örgüt motivasyonunu artırmayı amaçlayan mesajların sanık tarafından diğer örgüt mensuplarına aktarıldığı tespit edilmiştir.
6- Saha bilgisine ilişkin
*Sanığın ... ID numaralı hesap üzerinden … ID numaralı hesabın kullanıcısı S.B. ile yaptığı görüşmede;
//... Bir arkadaştan: Bugün 3 Hukuk tetkik hakimi Y.Ö. geldi. Başkanları A.Ö. divanda olduğu için bana birkaç konuyu sormasını istemiş... Bunlardan birisi: Devletin yargısal faaliyet nedeni ile ödediği tazminatı hakimlere rücu etmesi sorunuydu. HSYK, ödenen tazminatların hakimlere rücu edilip edilmeyeceği konusunda Yargıtay'ın görüşünü sorumuş. Perşemde günü divan bu konuda karar verecekmiş. Ben de bu konu açılırsa devletin AİHM ve AYM kararları çerçevesinde ödediği tazminatları da rücu etmeye başlayacağını önünün alınamayacağını söyledim. Not: Bu arada; bana göre eğer devlet tazminat öderse bunları rücu etmesi yolnun açılması gereklidir. Bu konu şuanda pervasızca karar veren hakimleri daha çok tedirgin eder. Bu konu gerekli ise adalet.org'da açılabilir veya basına düşürülebilir.//
* … ID numaralı hesabın kullanıcısı sivil imam M.B.l'ın sanık ile birlikte grupta bulunan diğer üyeleri ile paylaştığı bir takım yazışmalarda;
//… Konu:İZMİR C.U. ve Yarg?tay Üyelerinin ?zmir'de yeme?i varm??. 6 ocak Çar?amba günü 25 civar? Yarg?tay üyesi ?zmir'e gidecekmi?. Gitme nedenleri henüz bilmiyoruz. Malumatu olan varsa yazabilir mi?
Gönderilen Diğer Kişiler … … … … … … … //
//… Konu:SAHA BİLGİ SAHA BİLGİ BUGÜN YSK ADAYLARININ BELİRLENMESİ AMACIYLA SOL KANAT TEMAYÜL YOKLAMASI YAPTI. TOPLAM 83 KİŞİ OY KULLANDI. 44 OY A.O. 39 OY A.T. ALDI. VE A.T.IN ÇEKİLMEİ İSTENDİ. AKŞAM ÜZERİ DE A.T.ÇEKİLDİĞİNİ AÇIKLADI. BU ARADA N.H. TEMAYÜLE GİRMEYEĞİNİ BELİRTİĞİ İÇİN GİRMEDİ VE BAĞIMSIZ ADAY OLDUĞUNU DEKLARE EDİYOR. ASLINDA SARAYIN DAYATTIĞI ADAY OLDUĞU BİLİNİNCE DİĞER TARAFLARDAN DA TEPKİ GÖRÜYOR. BUGÜN A.O. HEYECANLA İLK ETABI AŞTIKLARINI DESTEK BEKLEDİĞİNİ SÖYLEDİ. A.BEY ÇETİLMESİN DEDİĞİMDE ARKADAN ONUDA ÇIKARALIM DEDİ. E.B. VE S.Z.P. A.O.DA DİK DURACAĞINI BELİRTTİ. AYRICA A.O. KENDİSİNE BASKI UYGULAYANLARI BİR ANLATSAM İNANAMÜZSIN DEDİ. BEN DE MALZEME BU KADAR İŞTE DEDİM. BUNLARA DİĞERİNİ ASLA VERMEYELİM DEDİ.
Gönderilen Diğer Kişiler … … … … … … … … … //
//... Konu:SAHA BİLGİSİ SAHA BİLGİSİ 1. Bugün E.S., Y.E. la görüştüm. Bana ozellikle istinaf ve uyelikle ilgili yapılması planlanan kanun değisikliklerini sordu son gelismeler nasil biraz merak icinde sanki bu değisikliklerin yapilacagi anayasaya uygun bir duzenleme yapilmayacaği kanaati ve birazda tedirgiligi var isin sirazeden çiktiğıni söylüyor, … ya oy vermedigini konusmalarindan cikardim ilkesiz biri dun sizden tarafta idi bugun bunlar guclu geldiler yargida birlik toplantilarına katiliyor dedi. 2. H.D. artik bazi arkadaslara yolda gordügunde selam bile vermiyor. gecen haftalarda müzakere sirasinda bir iki sefer … ile dikkat çekecek şekilde biryerlere gidip gelmisler. itirafci olabilir mi allah korusun husnuzan ademi itimat 3. M.K. beyi ziyaret ettim. A.S.R. ve R.Ş. de vardı. Genel olarak hukumetin icraatlerinden Işid'e verilen destekten dogudaki olaylardan ileride AİHM'de cok sikintilar yasanacağini suç ışlediklerini konusuyorlar. 4. Yedi gun önce Hatay'dan tanidigim bir cok yargitay uyesini taniyan E. isimli (bu kisi hatayda … muduru idi ve ulkucüdür. Geçmiste hatayda calisan e.ö. s.d. vs m. ?ürtül ile cok samimi) BENIDE YEMEGE CAGIRDI. Yemek yargitay lokalinde idi. Yemekte S.Ç., E.Ö., M.K. 1. cezadaki gozluklu yeni secilen ulkucu a. soyadi a. olabilir vardi. Sonradan ulkucu yeni 144 letden esmer V.yi çağirdilar V.yi ben öncedende taniyorum K.T. beni tanistirmisti ancak bana soguk davrandi. 11. cezada H.P. aracılığıyla dosya takip ettigine şahit olmustum. Bunu benim bildiğimi bildiği icin soguk davranmis olabilir. M.K. , S.Ç., E.Ö., V., M.K. iyi icki ictiler. 1 cezadaki a. icmedi. Ben biraz erken kalktim M.K. icince çok iyi konusturulabilir. Erken kalkınca sen boyle bir alem bulamazsin kal gibi konustu edindigim kanaat daha oncede E., M.K., M.K. veli zaman zaman içkili yemeklerde beraber olduklari kanaatim oluştu. M.K. agzi gevsek korkak birisi degil diyologla birde ıçerse konusur bilgi alınabilir . 5. Bugün İ.D. muzakerede tek aday olan baskanlar neden seçilemiyor neden oy verilmiyor gibi konustu acaba 21 ve 9 da oy mu veriyor kanaati bende olustu. dairede iyi sinyaller vermiyor etliye sutluye karismiyor muzakerelerde bekliyor çogunluk nerde ise o taraftan oluyor bir fikri yok dik duramaz fikrini savunamaz pasif
Gönderilen Diğer Kişiler … … //
//... Konu:KURUL SAHA BİLGİSİ KURUL SAHA BİLGİSİ (GEÇEN HAFTA) 1-Görüşmeden sonra kuruldaki arkadaşa uğradım, Bilgili ile görüşmüş ve ayrılmaması konusunda ikna etmiş. Arkadaşın dediğine göre henüz ihraç diye bir şey yok bunun için 5-6 aylık bir süreç var ve bu s
Gönderilen Diğer Kişiler … … … … … //
//... Konu:SAHA BİLGİSİ : MERKEZ BİLGİ NOTLARI DANIŞTAY ?Danıştay başkanı akpli bütün üyelerle toplantı yapmış idari dava dairelerinde H.G., A.İ.Ş., A.A. çağirmış. ?03-02- 2016 tarihinde 6. Daire uyesi M.G. uyap sorumlusu katip
Gönderilen Diğer Kişiler … … … … //
//... Konu:SAHA BİLGISİ Bakanlıkta bir meslektaşımızı ziyaret ettim... Odasına girdiğimde kapali bir bayan çıkıyordu, orada calışıyomuş. Arkadaş bayağı şaşkındı girdiğimde ne oldugunu sordum. Kızı bozuk para var mı gibi garip bi bahaneyle odaya girdigini ve resmen kendisine sarkintilik ettigini soyledi. Odasında ses ve görüntü kaydı olabilir.. Dikkat etmek lazım... Sıradan bir taciz degil. Hedefe odaklı hareketler... Günahlarını almış gibi olmayayım ama bakanlıkta çalışan sekreter çaycı gibi sözde kapalılar var. Tetkik hakimleri ile çok ilginç diyaloglari var. Açıkçası bu bayanlar takibe alinsa neler cikar bilinmez. Bu arada başka bir burokratı beklerken başka bir bürokratın odasından sekreter gelip bizimle ilgilenmeye çalıştı. İki kişiydik ve ikimiz de şaşırdık. Ben önceden de giderdim bakanlığa ama böyle ciddiyetsiz ortam görmedim... Seviye yerlerde kimin eli kimin cebinde belli degil... Burada anlaşılan oradaki hakimlere sar? ıntılık yapıp sonra da tehdit ve şantajla iş de yaptırırlar... Bakanlikta iki bina da böyle malesef... Dikkatimi çeken ikinci husus o bayanların özellikle secmiş olduğudur. Özellikle genç tetkik hakimlerinin çalistiğı EK B BLOK tam böyleleriyle doludur...
Gönderilen Diğer Kişiler … … … … … … … … … … … … … //
//… Konu:SAHA BİLGİSİ/SİZE ÖZEL Az önce aldığım bir bilgiye göre, … onuruna dün aksam , bir yemek organizasyonu yapılmış,davetler telefonla yapılmış, bizden kimse davet edilmemiş. HSYK … Daire üyesi T.A., 12 Şubat 2016 Cuma günü Kayseri Adliyesine geldi. Saat 14:00 da Adliye Konferans salonunda Hakim-Savcılara yönelik bir konuşma yaptı. Konuşmanın başında, "Kendimi sizin yerine koyuyorum, " soru sorarsam başım sıkıntıya girer" diye düşünup soru sormaya çekinirdim.Haklısıniz.Ama açik olalım, sizinle sohbet etmeye geldim.Sorunlarınizi dinlemeye geldim.... " seklinde konuşup aba altından sopa gösterdi. Bu tehdidini birkaç kez tekrarladı. Nitekim soru cevap faslinda, kimse soru sormaya cesaret edemedi. Hatta kendisi bu duruma oldukça şaşırdı ve bozuldu. Israrla sorusu olan yok mu şimdi diye sorduğu halde kimse soru sormadı.Nihayet vaziyeti kurtarmak için Savcı Ç.C. ile Cbs Vekili M.A. usulen soru sordu o kadar. T.A., kursude yanında oturan Cbs O.U.'ya "Başsavcim demek ki Kayseride bir sorun yokmuş" diyerek sitemini paylaştı. T.A., konuşmasinda özetle, seçimlere girerken bir çok vaatlerde bulunduklarını, ancak bazı düzenlemeleri özellikle yapmadıklarını, zira, bu düzenlemeleri yaptıkları takdirde, yargının icine çöreklenmiş paralel yapı mensuplarının da bundan istifade edebileceğine vurgu yapıp, "Bunu açıkça söylüyorum, 19 yıllık hakimim, somut delillere göre karar vermek, önyargılı olmamak biz hakim ve savcıların özelliğidir. Şu paralel yapı konusu acaba abartılıyor mu diye kuşkularim vardı.Ne zaman ki 25 Aralık iddianamesini gördüm, işte o zaman kesinlikle ikna oldum. Bu iddianameyi, herkes temin edip okusun, başsavcı beye flaş bellek içinde verdim. Ondan alırsıniz. Cep numaramı vereceğim, benden de isteyebilirsiniz. Ben bu iddanamede, darbe girişiminin delillerini gördum. Hakim savcı talimat almış. Bu talimatı, Istanbul Mali sube vermiş, yargıyı da alet etmişler. Arkadaşlar, Memleket, bir felaketin eşiğinden dönmüş." diyerek iddianamenin, tebligat memuru olduğunu gösterdi. Sözlerinin devamında, HSYK nın en önemli hedefinin, paralel yapı ile mücadele olduğunu, bu mücadele bitmeden vadettikleri icraatları hayata geciremeyeceklerini söyledi. Önceki HSYK döneminde haksızlığa ugrayan tüm meslektaşlarimiza itiraz dilekçesi verdirdiklerini ve bir çoğunun cezasını, ortadan kaldırdiklarını belirtti. Bölge Adliye Mahkemelerine yapılacak atamalarda liyakate önem vereceklerini, bizzat kendisinin, güvendigi 50 meslektaşından 500 civarında isim aldığını ve bu isimler için referans olacağını söyledi.
Gönderilen Diğer Kişiler … … … … … //
Gerekçeli kararımızın örgütün genel yapılanmasına ilişkin anlatımlarında ayrıntıları ile belirtildiği üzere örgüt mensuplarınca örgüt mensubu olmayan kamu görevlileri hakkında edilen olumsuz bilgiler örgüt lehine kullanılmak üzere toplandığı, toplanan bu bilgilerin ilgisine göre diğer örgüt mensupları ile paylaşıldığı, bu kapsamda sivil imamda toplanan bilgilerin sanık ile birlikte diğer örgüt mensuplarına da bildirildiği tespit edilmiştir. ...
7- Seçimlere ilişkin talimatlar
//… Konu:Fw: İLT: Fw: 1. SEÇİM STRATEJİMİZ 14.01.2016 22:46, … yazd?: 15.01.2016 01:35, … (...) yazdı: Değerli abiler, zarfların hepsini okuduktan sonra gereğine tevessül edersenuz... (…) 14.01.2016 16:59, YSK secimler de ilkeler 1, HEP BIRLIKTE TEK BIR ADAYA VERMEK OLMAMALI, TOPLU OLARAK KARAR ALARAK HEP BIRLIKTE ESKI BIR DURUMA VEFA GOSTERME, YA DA BIR TEPKİ KOYMA , DERS VERME GIBI TEK ELDEN KARAR CIKTIGI İNTİBASI VERECEK TUTUM VE OYLAMA OLMAMALI, 2. BUNDAN SONRA ARTIK GÖRÜŞÜP TOPLU KARAR ALMIYORLAR KANAATI OLUSTURMALI. SECIMLERI KILITLEYEN VE DOLAYISIYLA HEP BIRLIKTE ALEYHE DEDİKODUSU YAPILAN BIR KITLE OLMAKTAN CIKILMALI, BIZIM GISTERDIGIMIZ PROTEST TAVIRLAR ONLARI BIRBIRINE DAYANISMAYI ARTIRIR, 3. HER GRUP BIZIM ARKKADDSLAR ICINDEN KENDISINE YAKIN BIR KITLE BULMALI, KIMI HEMSERI, KIMI BIRLIKTE ÇALISMIS OLMAK, KIMI ŞU AN AYNI DAIREDE KAYNAŞMIŞ OLMAK GIBI ONLARIN DA INANACAĞI MAKUL GEREKCELERE DAYANAN BIZDEN BIREYSEL DESTEKLER BULMALI, 4. ARKADASLARIN KENDI IÇ TEMAYÜLÜNE GORE KIME YAKINSA ONA YONELEBILIR ANCAK TAVIRLARIMIZ DOGAL OLMALI, ( YA BUNLARA NE OLDU SORMADAN GELIP GELIP DESTEK VERMEYE CALISIYOR BU DA ABARTILI AMA ARKASINDA BISEY MI VAR DEDIRTMEMELI,) 5. BU DONEM TAMAMEN DENEME DONEMI, GELECEGE YONELIK PROVALAR YAPIYOR OLALIM, ONUN ICIN YAPILANLARDAN VE INSANLARIN KENDI TEMAYULUNE GORE YAPACAGI TERCIHTEN DOLAYI KESINLIKLE ELESTIRILMEMELI, TAVIRLARI KINANMAMALI, 6.IYI BIR SONUC ALMAK YA DA ALDIGIMIZ KARARI IYI UYGULAMAK BU DONEMDE BASARI DEGILDIR, BIZI BITIRMEYE ÇALISANLARIN ELINI BOŞA ÇIKARMAK, ONLARI BU KARARINDA TEREDDUTE SEVKETMEK, KAFALARINI KARISTIRMAK BASARIDIR, BU DURUMDA ARKADASLAR BİR SONUÇ ALMAK ICIN HAREKETLILIK GOSTERMELERINE ACELE EDIP TELASA GIRMELERINE GEREK YOK, 7. EN FAZLA ONEMLI OLAN DA BU DONEMI BIRBIRIMIZE KÜSMEDEN BIRBIRIMIZE DÜŞMEDEN ELEŞTIRMEDEN ATLATABILMEKTIR, ONUN ICIN BASARISIZ OLABILIRIZ, IYI OYUN KURAMAYABILIRIZ, SONUC ALINMAYABILIR, BASARILI OLAYIM DERKEN BİR ÇAMUR BULAŞTURMAKTANSA BİR RAUND DAHA SAHA DISINDA BEKLEYEBILMEYİ KABULLENMELIYIZ, 8. BU YENI GORUNTU DOGAL OLMALI, BİR YERDEN KOMUT GELMİŞ BÖYLE YAPIYORLAR DEDIRTMEMELİ, ONUN İÇİN ACELE EDILMEMELI,//
Yargıtay'da YSK üyeliği için yapılan seçimlerde izlenecek stratejinin sanığa talimat olarak iletildiği yazışmalar olarak değerlendirilmiştir. " tespitlerine yer verildiği görülmüştür.
Davacının Adının Geçtiği ByLock Yazışmaları
Öte yandan davacının yargılandığı Yargıtay ... Ceza Dairesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararında; "Dosya içerisine belge olarak giren ve CMK 217. madde uyarınca huzurda tartışılıp sorgusu yapılan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının … tarihli … muhabere sayılı ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının … tarihli … muhabere sayılı yazısı ve iddianame ekinde gönderilen ByLock mesaj – mail içerikleri çerçevesinde; FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün Yargıtay hücre yapılanması içinde yer alan ByLock kullanıcıları arasında geçen ByLock mesaj ve maillerde;
*… (A.A.) … (Ç.Ş.) arasında 19.12.2015 tarihinde başlayan görüşmede;
//… bir arkadasın hakim savcı yargılsmalarıyla ilgili yüksek lisans ödev çalışması , yüksek yargı mensupları üyeleri ile de ilgili birkaç dökümanı varmış bahsedince istedim şu an bende kime ulaştırasyım ben onu?//
//… … bey olabilir. //
Bu yazışma içeriğinden eski Yargıtay üyesi olan Ç.Ş. tarafından hakim ve savcıların yargılanmalarına dair edinilen dokümanların sanığa gönderilmesi gerektiğinin konuşulduğu, bu durum sanığın dava takip birimi sorumlusu olduğuna dair delil olarak değerlendirilmiştir.
*... (M.B.l) ... (A.A.) arasında 08.02.2016 tarihli görüşmede;
//... ... Abi DT den ( Bylock içeriğinde davacıya verilen isimlerden) isteyebilirmiyiz Bu konuda ehil bir arkadaş varsa onada verebiliriz //
*... (M.B.l) … (Y.Ö.) 11.01.2016 tarihli görüşmede;
//... … Abi DT ye yazdım ilgilenin diye//
*... (A.A.) … (Ç.Ş.) 12.12.2015 tarihli görüşmede;
// ... … KonuRe: Re Bilgi notu K. ile irtibatta olursanız. O soru, görüş ve önerilerini sizin vasıtanızla iletecek 12.12.2015 09:19, T. (…) yazd?:yapmam gereken bir şey var mı? 12.12.2015 05:19, ... yazd?: Abi, A Yıldız ve DT ci abimiz bilgi notu üzerinde çalışıyorlar. Akşam komşularınızdan K. lı ile birlikteydik. Ona da bahsettim. O da bir hazırlık yapıyor. Sizin sizin vasıtanızla onları da alıp hepsini birleştirerek önümüzdeki hafta içi son şeklini vermeliyiz//
*… ID numaralı ByLock hesabından yapılan 19.08.2015 tarihli yazışmada
//… ...
… yargıtay üyesi taniyormu
… trakya bölgesine bakıyor
… ankarada oturuyormuş//
Bu kapsamda örgüt mensupları arasında gerçekleşen yazışmalarda dava takip birimi abisi veya dava takip birimi olarak bahsedilen kişinin sanık olduğu ve sanıktan örgüt mensubu olarak bahsedildiği değerlendirilmiştir." tespitlerine yer verildiği görülmüştür.
Davacı tarafından Bylock yazışma içeriklerine ilişkin olarak herhangi bir beyanda bulunulmamıştır.
Söz konusu ByLock yazışma içeriklerinde davacının yargılandığı Yargıtay ... Ceza Dairesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararında da yer verildiği üzere davacının adının ve görev yeri olan Yargıtay'ın açıkça geçtiği, aynı zamanda içeriklerin davacının örgüt içerisindeki farklı görevlerine ilişkin olduğu dikkate alındığında, söz konusu ByLock konuşma içerikleri davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatını ortaya koyan bir unsur olarak değerlendirilmiştir.
b) Davacı Hakkındaki Tanık Beyanları
Davacı hakkındaki tanık beyanları şu şekildedir:
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan K.T., Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 12/10/2016 tarihli şüpheli sorgulama tutanağında; "160'lar olarak belirtilen Yargıtay üyelerinin yaklaşık 120'ye yakının cemaat mensubu olduğunu biliyorum. Ben bu kişilerin tümünü daha önceden cemaat mensubu olduğunu bilmiyordum. Ancak daha sonra birlikte hareket etmek ve cemaatin talimatıyla hareket tarzı belirlenmesi üzerine verilen oylardan ve kişilerden bu kişilerin cemaat mensubu olduğunu anladım. Hatta bir kısmı ile cemaat sohbetlerinde tanıştım. Yaklaşık 1-2 ay sonra M.K. isimli … Üyesi yanıma geldi. Bana seni … Üyesi seçtirdik, artık kaçma, sohbetlere katıl, dedi. M.K.'un aynı konuşmada seni biz seçtirdik, demesi beni önce üzdü, ancak ses çıkarmadım, onun istemesi üzerine o akşam evine gittim. Eve gittiğimde Yargıtay üyeleri S.S., M.K., A.C., M.K. ...'da vardı.
Ben M.K.'un Elvankent'te bulunan lojmandaki evine saat 20:00 sıralarında gittim. Ben eve girdiğimde M.K., S.S., M.K., A.C. M.K. ve ... oturuyordu. Bunların benden önce geldikleri görüşme yaptıklarını anladım. Ben girdikten sonra M.K. bana "K. sen bundan sonra ...'nun grubundasın" dedi. Bana çay ikram edildi. Yaklaşık 10 dakika sonra M.K. bana sen gidebilirsin deyince ben evden çıktım. O zaman anladım ki, M.K. ve evde bulunanlar cezacı olan Yargıtay üyelerinin grup sorumlularıdır. Beni ise ...'nun grubuna verdiklerini bizzat M.K. söyledi.
Ben bundan sonraki konuşmalardan Yargıtay üyelerini ceza daireleri ve hukuk daireleri olarak ayırdıklarını anladım. Benim görev yaptığım 7. Ceza Dairesinde cemaatçi olarak ben, S.P. ve ... olunca bizim grubu 4. Ceza Dairesinde cemaatçi olan H.Ç., İ.K. ve N.D. ile birleştirdiler. Ancak N.D. toplantılara hiç gelmiyordu. Çünkü o daha üst konumda bir kişiydi.
Belirttiğim grubun abiliğini ... yapmaktaydı. Bu toplantılar Mayıs 2011 yılında başlamıştı. ... ilk toplantıyı kendi evinde yaptı. Bu sohbet toplantısına ben, S.P., H.Ç., İ.K. katılıyordu. ... bu toplantıda olduğu gibi diğer evlerde yapılan sohbet toplantılarından önce maaşımızın % 10'unu veya % 5'ini himmet parası olarak istiyordu. Biz de bu parayı o istemeden vermeye başlamıştık. Mayısın ilk haftası başlayan toplantılar önceleri her hafta oluyordu. Bunun nedeni ise o dönem Yargıtay'da çok fazla seçim olması ve bu seçimde nasıl hareket edileceğinin bildirilmesidir. Sohbet toplantılını da her hafta değişik bir günde yaparak dikkat çekmemek amaçlanıyordu. Lojmanlara aynı gün gidip gelmek dikkat çekeceği için bir sonraki toplantıyı diğer bir günde yapıyorduk. Sohbet toplantılarını her hafta bir arkadaşın evinde gerçekleştiriyorduk.
Sohbetler dini sohbetler şeklinde başlayıp Fetullah Gülen'in kitaplarının okunması, bazı haftalar Fetullah Gülen'in sohbetlerinin olduğu cd'lerin izlenmesi ve namaz kılma şeklindeydi. Bu toplantılarda dairede olan önemli dosyaların görüşülmesi, bu dosyalardan fotokopi çekilip ...'na verilmesi de görüşülüyordu. Yargıtayda yapılan oylamalarda kimlere oy verileceği de ... tarafından bizzat söyleniyordu.
... sohbet toplantılarında daha önceden yazılan bir notu çıkararak bize bu notu okuyordu. Bu notta Yargıtayda yapılan oylamalarda kime oy verileceği, nasıl hareket edileceği yazılıydı.
... kendisinin üstü olan sorumludan gelen talimatları bize bildirirdi. Dairemizde görülen bazı dosyalar içinde bu şekilde talimat geldiği doğrudur. Ancak benim görev yaptığım 7. Ceza Dairesinde önemli olacak daha doğrusu paralel yapıyı ilgilendirecek fazla dosya olmadığı için bu şekilde talimatlar fazla gelmezdi.
Benim hatırladığım dosyalar arasında M.E.K.'in yurtdışı yasağının olduğu Bankacılık Kanununa Muhalefet suçuyla ilgili dosya bizim daireye gelince ... bana dairede … Abi'nin selamı var, bu dosyada M.E.K.'in yurtdışı kararını kaldıralım, bu talimatın bizzat Amerika'dan geldiğini söyledi.
Ben ...'na Kartal isimli şahıs kimdir diye sordum, o da bana …'ın 11. Ceza Dairesi Üyemiz olan Yargıtay sorumlusu İ.Ş.'dir, dedi. Ayrıca bu talimatın Amerika'dan geldiğini de bizzat söyledi.
Bu talimattan sonra bizim dairede dosya görüldü, ancak dosyanın içeriğine girmeden usul bozması ile mahalline iade edildi. Dairedeki müzakerede diğer üyeler ve ben usul eksikliği olması nedeni ile bu hususa giremeyeceğimizi bildiğimiz için talimatı yerine getirmeksizin usul bozmasına karar verdik. Bu kararda benim ve S.P.'ın imzası vardır.
Bu dosyanın bir daha Kasım 2014 tarihinde Yargıtay'a geldiğini duydum. Ancak ben o tarihte HSYK üyesi seçilmiştim. Cemaat mensubu olarak da bu dairede sadece S.P. kalmıştır. Kararın ise lehine bozulduğunu bilahare öğrendim.
Biz Yargıtay üyesi seçildikten sonra H.Y., A.K., İ.O., M.Ö., S.Ö., A.B., Ö.A., H.E., N.K., M.A.'nın bir araya gelip divanın kimlerden oluşacağını, Yargıtay dairelerinde üyelerin kimlerden oluşacağına karar vermişlerdir.
N.K., H.E., ve M.A. cemaat mensubu değildir. Ancak o dönem diğer cemaat mensuplarının etkisi ile dairelerin oluşumu gerçekleştirilmiştir."
...
" Yargıtay üyeliğim sırasında cemaat mensubu olan Yargıtay üyelerinin her birinin yakın markaja aldığı cemaat üyesi olmayan Yargıtay üyeleri vardı. Bu görevlendirme grup sohbetlerinde dile getiriliyor ve kimle ilgilenileceği belirtiliyordu. Benim direkt olarak sorumlu olduğum bir Yargıtay üyesi yoktu. Aynı dairede görev yaptığım cemaat üyesi olmayan S.G.'den cemaat üyesi olan ve abimiz konumundaki ...'nun sorumlu olduğunu biliyorum.
..., S.G. bey ile yakından ilgileniyordu. Almış olduğu görev nedeni ile onu yemeklere götürüyordu. ...'nun yapmış olduğu masrafları cemaatin karşıladığını biliyorum. "
Aynı tanık davacının yargılandığı Yargıtay ... Ceza Dairesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararında yer alan ifadesinde; "Mahkememizdeki beyanında özetle: Yargıtay üyesi seçildikten sonra ilk kez 2011 yılının Mayıs ayında sohbet toplantısı yapmak üzere sanığın evine gittiğini, ilk toplantıda H.Ç.'ın da sanık ile birlikte bulunduğunu, 2011 yılının yeni adli yıl açılışına kadar Yargıtay içerisindeki cemaat grubunun bu kişilerden oluştuğunu ve bu şekilde iki yada üç kez daha sırayla evlerinde bir araya gelerek toplantı yaptıklarını, grup sorumlusunun N.D. olduğunu fakat toplantılara gelmediği zamanlarda sırayla grup sorumlusunun değiştiğini, rutin olarak gerçekleştirilen bu toplantılarda kime oy verileceği, nasıl bir strateji izleneceğinin konuşulduğunu, Fethullah Gülen vaazları dinlendiğini, himmet toplandığını, bu toplantıların cemaat mensuplarına özel toplantılar olduğunu, 2011 yılının yeni adli yıl açılışından sonra grubunun değiştiğini ve bir daha cemaat sohbetlerinde sanığı görmediğini, soruşturma aşamasında verdiği ifadelerin genel itibariyle doğru olduğunu, M.K.'un çağırdığı toplantıda ...'nun olmadığını ve o ifadesini daha sonra Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığında verdiği beyan ile düzelttiğini, toplantılarda önemli dosyaların fotokopisinin ...'na verildiğine dair soruşturma beyanın hatalı olduğunu, genel cemaat faaliyeti olarak anlattığını fakat kendi toplantılarında böyle bir durum olmadığını, ...'nun daha önce hazırlanan bir takım notları cemaat sohbetinde okuduğuna dair beyanının doğru olduğunu, M.E.K.'in yurt dışı yasağının olduğu Bankacılık Kanuna Muhalefet suçuna ilişkin dosyanın 7. Ceza Dairesine gelmesi üzerine ...'nun yanına gelerek Kartal abinin selamı var bu dosyada yurt dışı yasağının kaldırılmasına ilişkin talimatın bizzat Amerika'dan geldiğini söylediğini, 12.10.2016 tarihli ifadesinin genel itibariyle doğru olduğunu yanlışlık olan kısımları düzelttiğini, 09.09.2016 tarihinde verdiği ifadede M.E.K.'in dosyası ile ilgili talimatın S.P. tarafından söylendiğini beyan ettiğini, fakat bu ifadesinin hatalı olup daha sonra verdiği beyanında bu durumu düzelttiğini, Aralık 2013 tarihinden sonra cemaat toplantılarının genel itibariyle değiştiğini, daha önce dini bir sohbet olan bu toplantıların sonrasında siyasi bir havaya dönüştüğünü, beyan etmiştir."
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan M.K.Ö., Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 28/10/2016 tarihli 2 numaralı şüpheli sorgulama tutanağında; "CEVABEN: ...'nun cemaat mensubu olduğunu biliyorum, ancak cemaat içerisindeki görevini bilmiyorum."
Aynı tanık davacının yargılandığı Yargıtay ... Ceza Dairesi'nin ... tarih ve E: ..., K: ... sayılı kararında yer alan ifadesinde; "Tanık M.K.Ö. aşamalardaki beyanlarında özetle; Sanığı ... Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı olduğu dönemden hatırladığını, 2011 yılında yapılan seçim ile Yargıtay üyesi olduğunu, İsmail Aydın'ın kendisini istediğine dair bilgisinin olduğunu, 2013 yılında yayınlanan liste içerisinde adının bulunduğunu, 2014 yılında yapılan HSYK üyeliği seçimlerinde oy istediği ve verdiğini düşündüğü isimlerden biri olduğunu, somut başkaca bir bilgisinin olmadığını, her hangi bir cemaat organizasyonunda bir araya gelmediklerini, beyan etmiştir."
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan B.E., Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 02/12/2016 tarihli tanık ifade tutanağında; "SORU: FETÖ/PDY ile irtibatlı olduğunu düşündüğünüz hakim savcılardan isimlerini bildiğiniz kişiler kimlerdir? Bunlarla ilgili anlatacağınız somut hususlar nelerdir? ...Bu kapsamda tanıdığımız veya bu seçimler nedeniyle kendi ifadeleriyle bu yapıya mensup olduğunu öğrendiğimiz Yargıtay Üyeleri şunlardır;...İ.K., R.B., İ.A., D.A., M.K., R.Ç., İ.D., A.C., A.S., M.S.D., M.S., ..., K.T., S.P....olmak üzere toplam 132 kişi..."
Aynı tanık davacının yargılandığı Yargıtay ... Ceza Dairesi'nin ... tarih ve E: ..., K: ... sayılı kararında yer alan ifadesinde; "Tanık B.E. aşamalardaki beyanlarında özetle; Sanığı gıyaben tanıdığını, 2011 yılında yapılan 160 kişilik Yargıtay üyeliği seçimlerinden önce dönemin HSYK Genel Sekreteri ... 'nın ön görüşme yapmak ve adayları tanıtmak için evine davet ettiğini, bu davete biraz geç katıldığını, gittiğinde o dönem cemaat olarak adlandırılan yapıya mensup HSYK üyeleri, ..., ... ve genel sekreterlikten arkadaşlar bulunduğunu, bu görüşme boyunca yaklaşık 350 kişilik bir listenin tanıtıldığını, bu liste içesinde sanığında adının bulunduğunu, yapılan görüşmeler sonucunda özellikle yapı mensubu HSYK üyelerinin talebi ile Yargıtay üyeliğine seçilecek isimler arasına adının yazıldığını, ... 'ın HSYK üyesi seçilmeden önce Edirne hakimi olması nedeniyle ona da seçimden önce sorulduğunu ve ...'nu desteklediğini, Yargıtay ve Danıştay üyeliği seçimleri sırasında isim gündeme gelen bazı kişilerin cemaate olan mensubiyetlerini bildiklerini, cemaate mensubiyetleri hakkında fikir sahibi olmadığı isimler hakkında ise yapılan toplantılarda sayı telaffuz edilerek ısrarla istenmeleri üzerine bu yapıyla ilişkili olduklarını anladıklarını, sanığında örgüt mensubu üyeler tarafından talep edilmesi ile seçildiğini toplantıda işin sayı pazarlığına dönüşmesi üzerine cemaat mensubu olan HSYK üyelerinin ısrarla talep ettikleri kişiler için "bizim arkadaşımız" dediklerini, yapılan bu seçimlerden sonra yapı mensuplarının Yargıtay ve Danıştay'da organize hareket etmek suretiyle yönetim ve seçim işlerinde etkin olmaya başlamaları ve bu durumun diğer üyeler arasında rahatsızlık meydana getirmesi üzerine sıkıntıların giderilmesi ve cemaat mensubu olmayan üyelerin birbirlerini tanımasını sağlamak amacıyla yemekli toplantılar düzenlediklerini, bu toplantıya katılanların sanığın yapıyla birlikte hareket ettiğine yönelik beyanları üzerine toplantılara çağırmadıklarını, beyan etmiştir."
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan A.H., Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 04/11/2016 tarihli 2 numaralı şüpheli sorgulama tutanağında; "......; o donem birlikte çalıştığımız kurul üyesi İ.A. beyin isteği üzerine seçilmiştir. Cemaat mensubu olup olmadığım bilemiyorum..."
Aynı tanık davacının yargılandığı Yargıtay ... Ceza Dairesi'nin ... tarih ve E: ..., K: ... sayılı kararında yer alan ifadesinde; " Tanık A.H. aşamalardaki beyanlarında özetle: 2010 yılında İ.A.'ın HSYK adaylığı kesinleştikten sonra İ.O. Ve E.D. ile birlikte Edirne'ye gittiklerini, İ.A.'ı ziyaret ettiklerinde T.Ö. ve ...'nun da bulunduğunu, sanığı ilk kez orada gördüğünü, 2011 yılında Yargıtay'a 160 kişilik üye seçimi gündeme gelince dönemin HSYK genel sekreteri M.K.'nın evine öngörüşme için davet edildiklerini, bu görüşmede yaklaşık 350 kişilik bir liste üzerinde çalışıldığını, slayt ile duvara yansıtılan bazı isimler üzerinde hiç konuşulmadan geçildiğini bazıları hakkında ise uzun uzun övgüler dizildiğini, fakat bu liste içerisinde sanığın olup olmadığını hatırlamadığını, daha sonraki görüşmelerde İ.A.'ın ...'nu Yargıtay'a üye seçtirmek için ısrar ettiğini bildiğini, 2013 yılında İ.O. ve B.E.'in cemaat mensuplarının etkinliğini kırmak için hakimevinde yaptıkları toplantılara sanığın çağrılmadığını hatırladığını, somut başka bir bilgi sahibi olmadığını beyan etmiştir."
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan İ.O., Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 26/12/2016 tarihli şüpheli sorgulama tutanağında; "... Öğrencilik dönemimde İzmir'de muhafazakar kesim olarak iki grup biliniyordu. Bunlardan biri Fetullah Gülen cemaati mensupları, diğeri ise Hakyol grubu olarak bilinen İslam Mecmuası etrafından toplanan gruptu. Bu grupta arkadaşlar beni evlerine yemek yemek ve sohbet etmek için çağırırlardı. Ben her iki gruba da giderdim. İmam Hatip mezunu olmam nedeni ile Fetullah Gülen cemaat mensuplarının bana bakış açıları farklıydı. Benim de onlara bakış açım farklıydı. Fetullah Gülen cemaat mensupları olduğunu bildiğim İ.K., A.K., ..., M.B.E. bu evlere beni davet ederlerdi. Evlere gittiğimizde normal yemek yer ve namaz kılındıktan sonra sohbete geçerdik. Bu sohbetlerde ... Risalei Nurları okurdu. Ancak ben bunları fazla anlamazdım. Ben bu evlere dört yıllık öğrencilik hayatım boyunca toplam on defa gitmişimdir. Bunun dışında diğer grubun evlerine de gitmişimdir. Bazı günlerde Ş.K. hocanın geleceğini ve sohbet edeceğini söylenince ben bu evlere de giderek Ş.K. hocanın sohbetlerini dinlemişimdir. Bu evlerde öğretim boyunca toplam on defa gitmişimdir. ... 2011 yılında Yargıtay üyesi seçilen kişidir. M.B.E. ise Polis Akademisinde öğretim görevlisi oldu... A.G., R.A., A.A. ve İ.A.'ın verdiği isimler ile Fetullah Gülen cemaat mensuplarının cemaat adına girmesini istedikleri isimlerin bazılarının örtüştüğünü görmüştük. Bunlardan en bariz olanı Fetullah Gülen cemaati ... Ağır Ceza Reisi ...'nu istiyordu. Biz ise diğer ağır ceza reisi T.Ö.'ı istedik. İ.A. bey'de ...'nu isteyince bu isim öne çıktı. T.Ö. diğer seçimlerde İ.A.'ın istememesi üzerine seçilemedi...)...; Fetullah Gülen cemaat mensubudur. Fetullah Gülen cemaat mensuplarının listesinde yer almaktaydı. Bunların kontenjanından seçilmiştir. Ancak İ.A.'da bu kişinin seçilmesinde ısrar etmiştir..."
Aynı tanık davacının yargılandığı Yargıtay ... Ceza Dairesi'nin ... tarih ve E: ..., K: ... sayılı kararında yer alan ifadesinde; "Mahkememizdeki beyanında özetle; Sanığı, 9 Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesinde birlikte okumaları nedeniyle tanıdığını, savcılık beyanında cemaat evlerine çağıranlar arasında sanığında isminin yazıldığını fakat bunun hatalı olduğunu, evlere davet edenler arasında sanığın olmadığını, fakat cemaat evlerine gittiğinde sanığı gördüğünü, M.B. ile birlikte cemaat evinde kaldığını hatırladığını, fakülteden sonra Nevşehir Komisyon Başkanı olduğu döneme kadar sanık ile görüşmediklerini, 2011 yılında yapılan Yargıtay üyeliği seçimlerini görüşmek için dönemin HSYK genel sekreteri M.K.'nın evine davet edildiklerini, yaklaşık 350 kişilik isim listesi üzerinde görüşmeler yapıldığını, bu liste içerisinde cemaatten olmadığını düşündüğü kişilerinde bulunduğunu fakat bu isimlere çok fazla destek gelmediğini, Edirne'den T.Ö.'ın seçilmesini istediklerini, fakat cemaat mensubu HSYK üyelerinin listesinde ...'nun olduğunu, bu nedenle ilk belirlenen seksen kişilik listede sanığın isminin bulunmadığını, HSYK üyesi seçilmeden önce Edirne hakimi olan İ.A.'ın daha sonraki görüşmelerde ...'nu desteklemesi üzerine sanığın Yargıtay üyeliğine seçildiğini, M.K.'nın evinde yapılan toplantıda HSYK'nın sekiz cemaat mensubu üyesi dışında N.D., M.Ö., gibi kişilerin ısrarları ile belirlenen kişilerin sayılması üzerine 80 rakamı ortaya çıkınca bunun çok az olduğunu, A.B.'nun bu durumun hoca efendiye sorulduğunu 140 kişiden aşağısını kabul etmeyeceklerini beyan ettiğini, 140 kişinin cemaat mensubu olmasını istemeleri üzerine seçilmesi için ısrar ettikleri isimlerin cemaat mensubu olduğunu anladıklarını, daha sonra B.Ç.'nin evinde yapılan toplantı sonucu bu sayının 108 olarak belirlendiğini, 2013 yılında yapıya mensup olmayan Yargıtay üyelerini tanıştırmak için düzenledikleri yemeklere geçmişten gelen bilgileri ve Yargıtay'dan gelen arkadaşların cemaatle birlikte hareket ettiğine söylemeleri sebebiyle sanığı çağırmadıklarını, beyan etmiştir."
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan İ.D., Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 27/12/2016 tarihli şüpheli ifade tutanağında; "Ben 1992 yılı başında Siirt merkeze hakim olarak kura çektim. Siirt'te benden önce göreve başlamış olan ve bu yapıya müzahir olduğunu bildiğim ... bana orada sahip çıktı. Muhtemelen stajda birlikte eğitim yaptığımız arkadaşlar benim kendilerine yakın olduğumu söylemişler. Bu nedenle Turgut da bana yardımcı oldu. O dönemde sohbet yoktu, ancak birbirimizle samimiyetimiz vardı. Birlikte adliyede muhabbet ederdik. Ailecek bir kaç kez yemek yedik. Bir süre sonra M.K. Siirt'te göreve başladı. M.K. Siirt'e gelince ben kimden olduğunu hatırlamamakla birlikte M.K.'nın bu yapıya yakın olduğunu öğrendim ve M. ile arkadaşlık kurduk. Ben o dönemde bu kişilerin dindar olmasından ötürü bir yakınlık hissediyordum. Yanlış hatırlamıyorsam 1993 yılı sonlarında M., ... ve ben sanırım Beşiri ilçesine hatırlamadığım bir hakim arkadaşı ziyarete gittik. Orada Ankara'dan gelen hatırlamadığım iki kişi de vardı ve burada sohbet yapıldı. Sohbetin ardından kim olduğunu hatırlamadığım bir kişi bana hitaben "ağabey artık biz seni de bizden görüyoruz, bizim yanımızda rahat ol, biz seni kendimizden kabul ediyoruz" dedi. Ayrıca aynı şahıs benden öğrencilere verilmek üzere miktarını kendim seçeceğim bir meblayı kendilerine vermemi istedi. Ben; bu paranın öğrencilere gittiğini düşündüğümden çok sık olmamakla birlikte sadaka niyetine bu yapıya para verdim. Ben Siirt'te iken bu parayı ...'na yahut M.K.'ya verdim. "
...
"Ben Yargıtay imamını 15 Temmuz sürecinden sonra gazetelerden öğrendim. Fakat daha öncesinde bilmiyordum. Grup sorumlularından hatırladıklarım ise; R.B., D.A., M.S., H.K., H.Y., A.C., ... ve Ö.B.'dır. Ceza dairelerinin genel sorumlusunun ... olduğunu biliyorum. Ben 17/25 Aralık sürecinden sonra grup sorumluluğunu bırakınca beni yeni bir gruba verdiler...
Aynı tanık davacının yargılandığı Yargıtay ... Ceza Dairesi’nin ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararında yer alan ifadesinde; "09.07.2018 tarihli beyanının ilgili bölümlerinde: " Ceza dairelerinde genel sorumlunun bir ara M.K., sonrasında ise ..., S.S.'in adı geçti. Bunlar cezacıların sorunlarını iletecekleri genel sorumlulardı. Hukuk bölümünde ise genel sorumlunun A.A. olduğunu duydum. "
"Üst grup sorumlusu mesela M.A. alt grup sorumlularına iletmek istediği hususları not eder. Madde madde yazar. Yani M.K., ..., S.S. o tarihte bunlardan hangisi ile görüşüyorsa onların talimatlarını madde madde yazar, grup toplantısına getirir ve orada der ki "Abiler istenilen hususlar şunlar..." Örneğin tedbire azami derecede riayet, aidatların aksatılmaması, hizmette sekteye sebebiyet verecek durumlardan kaçınılması, toplantıya katılan mensupların özel sorunlarının yine cemaat içerisinde nasıl çözümleneceği vb. görüşülürdü. Seçimlerde kime oy vereceğimiz grup sorumluları tarafından söylenirdi. Mesela 8. Ceza Dairesi Başkanlığı seçiminde, oy verilecek kişinin ismi bize pusula içerisinde grup sorumlusu tarafından verilirdi. Okuduktan sonra imha ederdik." demiştir.
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan B.Ü., Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 10/04/2016 tarihli şüpheli ifade tutanağında; "Görev yaptığım ve çalıştığım yerlerde cemaatçi olduğunu bildiğim eylem, davranış, jargon itibari ile bunu teyit eden Yargı mensupları da şunlardır; A.A., H.Y., ..., S.M., Ç.Ş., D.K.. D.A., S.B., R.Ç., T.Ü., A.R., T.G., H.K..."
Aynı tanığın Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 12/04/2016 tarihli şüpheli ifade tutanağında; "... isimli şahısı Nevşehir'de görev yaptığım sırada kendisinin Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı olması sebebiyle tanırım ve bu şahısında tavırlarından cemaat mensubu olduğunu gözlemlemiştim."
Davacı tarafından bu tanık ifadelerine karşı, bu ifadelerin tutuklandıktan sonra hücrelere konulan hakim ve savcıların bu durumdan kurtulmak için verilen özgür iradeye dayanmayan beyanlar olduğu, CMK'nın 148. maddesine göre delil kabul edilemeyeceği, ayrıca beyanlarda somut bir suçlama da bulunmadığı beyanında bulunulmuştur.
Bu durumda, davacının örgütün içinde yer aldığına, FETÖ/PDY örgüt üyeliğinin öğrencilik yıllarından yakalanma sürecine kadar da sürdüğü, hakimlik mesleğinin ilk yıllarından itibaren örgütün toplantılarına katılmaya devam ettiği, Yargıtay üyeliğine örgüt kontenjanından seçildiği, Yargıtay'da görev yaptığı süre içerisinde örgüt mensubu üyelerle birlikte hareket edip örgüt stratejisi çerçevesinde Yargıtay seçimlerinde oy kullandığı, örgütte grup sorumlusu olduğu ve örgütsel toplantılarda evini kullandırdığı, bu toplantılarda örgüt adına himmet topladığı, dava takip birimi sorumluluğu yaptığı ve diğer hususlara yönelik yukarıda yer verilen ifadeler ile davacının bu ifadelere karşı beyanlarının değerlendirilmesi sonucunda, davacının beyanlarına itibar edilmeyerek FETÖ ile süregelen bir ilişki içerisinde olduğu sonucuna varılmıştır.
c) Diğer Hususlar
c.1) Sivil İmamlar ile Ortak Baz Hareketliliğine ilişkin HTS Raporu
FETÖ/PDY silahlı terör örgütüyle ilgili olarak ülke genelinde yürütülen soruşturmalarda elde edilen dijital veriler, tanık beyanları, haklarında soruşturma yürütülen kişilerin etkin pişmanlık hükümleri kapsamında verdikleri ifadeler ve örgüte ilişkin açık kaynaklara da yansıyan bilgiler birlikte değerlendirildiğinde, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü tarafından, devletin en önemli kurumları olan emniyet, TSK, MİT, mülkiye, yargı gibi alanlarda teşkilatlanmaya ayrı bir önem verildiği, örgüt tarafından mahrem yer sayılan bu kurumlarda örgütün kendi hesabına yürüttüğü hizmetin (örgüt adına kurumlarda kadrolaşma, abinin veya imamın emrine göre organize hareket etme ve örgüt amacına yönelik verilen görevleri ifa etme) "mahrem hizmet" olarak adlandırıldığı ve örgütün sorumlu yöneticisi olan, hiyerarşi içerisinde yer alan, raporları toplayan ve emirleri veren kişi olan "imamlar" arasında örgütün en çok önemsediği imamların bu mahrem hizmetler sınıfı imamları olduğu anlaşılmıştır.
Bu kapsamda, örgüt tarafından, mahrem saydığı kurumlardan biri olan yargı teşkilatında her ilde, mensuplar arasındaki iletişim ve motivasyonu sağlayan farklı sohbet grupları ve bu gruplardan sorumlu bir kişi bulundurulmuş, sohbet grup sorumlularının başına hakim/savcı il grubu sorumlusu görevlendirilmiş, bu kişileri de doğrudan bölge sorumlusuna bağlayıp sadece kendi aralarında iletişim sağlayacak şekilde yapılandırmıştır. Örgüt mensubu olan hâkim ve savcılardan sorumlu olan sohbet grubu sorumluları (imamlar) önceleri yargı mensupları arasından seçilirken belli bir tarihten sonra genellikle öğretmen, mühendis, akademisyen veya serbest meslek sahibi olarak bilinen ancak fiilen herhangi bir işte çalışmayan kişiler arasından seçilmeye başlanmış ve örgüt mensubu olan hâkim ve savcıların asla gerçek isimleriyle bilmedikleri bu kişiler "yargının sivil imamları" olarak adlandırılmıştır.
Bu sivil imamlar, sadece örgüt içinde yer alan yargı mensuplarının sorumluluğu işini yürüterek örgüt yapılanmasında görev almış, bu kapsamda düzenli aralıklarla sohbet adı altında yaptıkları toplantılarda kendisinden daha üst pozisyonda bulunan imamların talimatı doğrultusunda örgüt mensubu olan hakim ve savcılara örgütün amaçlarını gerçekleştirmek için önemli olan soruşturma ve kovuşturmalara ilişkin örgüt adına talimat vermiş, örgütten olmayan yargı mensupları hakkında özel hayatın gizliliğini ihlal edecek nitelikte kişisel bilgileri elde etmiş, örgütün finansmanı için himmet adı altında para toplamış, bu çalışmasının karşılığında örgütten maaş almıştır. Örgüt bu suretle mensuplarının mevkisi ne olursa olsun mutlak itaat ve teslimiyeti sağlayarak örgüt liderinin talimatlarını gerçekleştirmeyi hedeflemiştir.
Nitekim yargı mensubu olarak görev yapmakta iken FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatlarının olduğu gerekçesiyle haklarında meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilmiş olan kişilerle ilgili Dairemiz önünde derdest olan dosyalarda yer alan, aralarında yargıdan sorumlu sivil imam olarak görev yapmış kişilerin ifadelerinin de olduğu birçok ifade de yukarıda yer verilen tespitleri doğrulamaktadır:
Öğretmen olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan H.I.ya ait, Tokat İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünce düzenlenen 27/12/2016 tarihli sorgulama tutanağı: "Ben İzmir ilinde iken yani 2014 yılı sonlarında … Danışmanlık Şirketi'nin müdürü ... kod adlı H.Ö. tarafından kendisinin ikametine çağrıldım. Burada daha sonradan kod adını ... olarak bildiğim ancak gerçek isminin daha sonradan ... olarak öğrendiğim Yamanlar Koleji isimli okullarda öğretmenlik yaptığını bildiğim görsem tanıyabileceğim bir şahıs ile birlikte beni E.Y., S.(… olabilir), H.Ö.(şirket müdürü değil hakim olan farklı bir şahıs) isimli hakimler ile beni tanıştırarak bu şahıslara aylık olarak sohbet toplantıları yapmamı istedi. ...Bende E.Y., S.(Demir olabilir), H.Ö.(şirket müdürü değil hakim olan farklı bir şahıs), …, ... isimli şahıslara sohbet vermeye başladım. ...Ben bu sohbetleri yaparken benden sorumlu olan ...'nin müdürü pozisyonunda olduğunu bildiğim ... kod adlı H.Ö.nin talepleri üzerine Savcı ve Hakimlerden kurban, burs, himmet, gazete dergi aboneliği gibi taleplerde bulunuyordum. ...2014 yılı Haziran ayında ...Denizli iline taşındım. Burada beni ... kod adlı V.D. isimli şahıs karşıladı. ... kod adlı V.D. bana Denizli de hafta içi okulda çalışacağımı söyledi, hafta sonları ise İzmir'de olduğu gibi Hakim ve Savcılardan oluşan T-5 ve A-1 olarak adlandırılan gruplara sohbet vermemi istedi. ...Burada kaldığım dönem içerisinde; …, …, …, …, …, N.Ç., B.P., …, M.K., …, ...isimli Denizli ve çevre illerinde görev yapan Hakim ve Savcılara hafta sonları Denizli ilinde ikametim olan ...semtindeki evimde sohbet vermeye başladım. ...o (... kod adlı V.D.) da bana "o zaman şu sende dursun" diyerek içerisinde Tango isimli iletişim programının ara yüzünü kullanan ancak Tango özelliklerinde farklı bir programın yüklü olduğu Samsung marka beyaz renkli bir tablet verdi. Ayrıca bununla birlikte bu tablet ile internete girebilmem için başkasının adına kayıtlı olan ancak kimin adına olduğunu bilmediğim Turkcell GSM hattının takılı olduğu internet servis sağlayıcısı VINN vermişti. Bu tabletten internete bağlanacağım zaman bu aparatları kullanıyordum, kendi hattım üzerinden bu işlemleri yapmıyordum. ...Bu programdan başkası ile irtibat kuramıyordum. ... buradan bana sohbet konularını, herkül.org da yayınlanan Cuma hutbelerini gönderiyor, sohbetime gelmiş olanların vermiş oldukları himmet paraları ile ilgili bilgileri, yine sohbet grubumdaki kişilerin özgeçmiş gibi bilgilerini, hizmete karşı olan duygu ve düşüncelerini ve benzeri şeyleri soruyordu ve ben de cevaplıyordum. ... Ben sohbet gruplarım dışında yapının şematik olarak bildiğim kadarı ile işleyişi hakkında bilgi vermek istiyorum. ...Her bölgedeki ilin kendi içerisinde farklı sohbet grupları olur ve sohbet gruplarından sorumlu bir kişi olur. Bütün bu sohbet gruplarının sorumlularının başında İl Hakim Savcı Grubu Sorumlusu Pozisyonunda birer kişi bulunurdu. Bu kişiler bağlı bulundukları Bölge sorumlusuna direkt olarak bağlı çalışır ve irtibatı yalnızca bunlar kendi aralarında kurardı. Bu nedenle alt sohbet grupları olarak üst kademeyi fazlaca bilmezdik. Ayrıca sorduğumuz zaman da cevap alamazdık. ... Ben Denizli ilinden itibaren sorumlu olduğum bazı kişilere ... kod adlı V.D.nin bana vermiş olduğu ve içerisinde 32 GB'lık hafıza kartına Fetullah Gülen isimli şahsın sohbetlerinin ve kitaplarının olduğu Samsung marka "Keyfiyet Tableti" olarak adlandırılan tabletlerden dağıtmıştım. ...tablet vermiş olduğumuz şahıslardan bulundukları Adliyelerdeki Hakim ve Savcılar hakkında "MENFİ VE MÜSPET" bilgileri yani kimin hangi görüşten olduğu şeklindeki bilgileri benden talep eden ... kod adlı V.nin talimatı doğrultusunda talep ediyordum. Bana bilgi geldikçe bilgileri ... ile paylaşıyordum. ...Ayrıca yine tabletler üzerinden şu an terör örgütü olarak gördüğüm ve o dönem cemaat olarak adlandırılan yapının aleyhinde ve lehinde konuşan kişilerin bilgileri, ne konuştukları konusunda bize göndermeleri yani "Adliyenin Fotoğrafını Çekmeleri" ...'ten bana gelen talimatlar üzerine isterdim."
Aynı şahsa ait Tokat Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 15/01/2017 tarihli sorgulama tutanağı: "Ben eskiden tarihini tam olarak bilmemekle birlikte Hakim-Savcılarla, Hakim-Savcı olan yani meslekten olan kişilerin ilgilendiklerini biliyorum. Ancak benim ilgilenmeye başladığım dönemde Hakim-Savcılarla ilgilenen kişiler genelde sivil (öğretmen, akademisyen, mühendis, işletme kökenli kişiler) idiler. Zaten biz Hakim-Savcılarla ilgilenmeye başladıktan sonra tüm geçmişte görüşmüş olduğumuz kişilerle görüşmememiz ve irtibatı kesmemiz istendi. Benim Hakim-Savcı abisi olarak görev yaptığım dönemin 2016 yılı Ocak ayına kadar sivil yapı Hakim-Savcı ile ilgilenmeye devam etti. Ancak HSYK seçimlerinden sonra sivil yapı geriye çekilmeye başlandı ve kendi aralarında birebir görüşmelerin sürmesi istendi."
S.K. isimli şahsın talimat yoluyla tanık beyanlarının alınmasına ilişkin ... Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve Talimat No:… sayılı duruşma tutanağı: "Ben öğretmen olarak görev yapmaktayım. Sanık S.A.yı Malatya ilinde İdare Mahkeme Üyesi olması nedeni ile tanıyorum. Çeşitli defalar sanık ile kendi evimde ve onun evinde ve diğer sanığın meslektaşlarının evinde buluşuyorduk. Bu görüşmelerimiz 2014 yılı Eylül ayı ve 2016 yılı Mart ayı arasında olmuştur. Bu buluşmalarımızda manevi içerikli (çetele, kuran, kitap okuma) ve ... kod isimli … ve … kod isimli … den gelen çeşitli gündemleri iletme adına toplantılarda bulunuyorduk. Bu toplantılarımız ve görüşmelerimiz her zaman Malatya ilinde gerçekleşmiştir. Sanık benim grubumda takip ettiğim talebemdi. Yanlış hatırlamıyorsam hatırladığım kadarı ile sanık S. ile bylock programı üzerinden görüşmedik. Şayet görüşmüş isek de çok az görüşmüş olabiliriz."
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan M.Ö. isimli şahsa ait Osmaniye Cumhuriyet Başsavcılığında düzenlenen 22/11/2016 tarihli sorgulama tutanağı: " ...2011 yılı yaz kararnamesi ile Afyon Çay ilçesine atandım. 3 yıl görev yaptım, çalıştığım dönemde Şanlıurfa görev yapan Ö.Ö. de Kütahya'nın Altıntaş ilçesine atanmıştı. O dönemde ben daha kıdemli olmama rağmen Ö.Ö. grup sorumlu olarak görevlendirilmişti. Bu da benim cemaat içerisinde önemli bir noktada bulunmadığımın göstergesidir, o dönemde daha önce yapılmayan bir uygulama yapıldı, meslek dışında bir başka kişiler de toplantılara katılıyordu, her toplantıya gelmezlerdi. Asıl sorumlu bu kişiydi, toplantılara aynı anda ikisinin geldiği olmadı, … daha çok organizasyonu sağlardı."
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan M.Ö. isimli şahsa ait Osmaniye Cumhuriyet Başsavcılığında düzenlenen 30/01/2017 tarihli sorgulama tutanağı: "...Ben Çay ilçesinde çalışırken grubun hakim savcı sorumlusu olan Ö.Ö. akıllı telefon olmayan eski model bir telefon daha kullanıyordu, bu telefonda da kendisi adına kayıtlı olmayan cemaatin verdiği bir hat vardı, bu hat vasıtası ile o zamanki sivil yöneticiler olan … ve ... isimli kişilerle irtibat kuruyordu, acil bir durum olduğunda bu telefon üzerinden bu kişileri arayıp onlara danışıp ona göre davranılıyordu, birkaç defa bizim yanımızda bu kişilerle konuştuğunu hatırlıyorum."
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan H.Z. isimli şahsa ait Samsun Cumhuriyet Başsavcılığında düzenlenen 25/10/2016 tarihli sorgulama tutanağı: "...Ben kura çektiğimde ... isimli şahıs beni aradı. Ancak …'ın telefonunu hatırlamıyorum. Bana "sana bir adres vereceğim, bundan sonra seninle o ilgilenecek" dedi. Bana vermiş olduğu adres Ankara'da Yenimahalle'de bir adreste eve gittim. Aile eviydi. İsmini ... olarak söyleyen görsem teşhis edebileceğim bir şahısla tanıştım. Bu şahıs özel bir şirkette çalıştığını söyledi. Ben bu eve gittiğimde beraber görev yaptığımız N.F.D. ve Çarşamba Cumhuriyet Savcısı T.A.da oradaydı. ...... bana irtibat kurmak için hat takılmış küçük siyah bir telefon verdi ve bu telefondan arayacağını söyledi. Yine kendisinin görev yaptığımız yere geleceğini söyledi. Tahminen 1-1,5 saat kadar bu evde kaldık. Daha sonra ayrıldık. ...Göreve başladıktan 1,5-2 ay sonra ... bana vermiş olduğu telefonla beni aradı. Terme'ye geleceğini söyledi. Bende diğer arkadaşlarım N.F.D., T.A. ve hatırladığım kadarıyla Y.S.yi aradım ve benim evimde buluşacağımızı söyledim. ... eşiyle geldi. Davet ettiğim arkadaşlarda eşleriyle birlikte geldiler. Bayanlar ayrı erkekler ayrı oturduk. Cemaat yapılanmasında okuyan öğrencilere burs için bekarlardan maaşın %10'unu evlilerden maaşın %5'i verilmesi isteniyordu. ... bize öğrenciler için burs vermemizi istedi. Ancak belirli bir rakam konuşulmadı. Ben aylık ortalama 300-400 TL civarında para veriyordum. Bizimle birlikte sohbete gelen arkadaşlarda aynı paraları veriyorlardı. ... sohbete geldiğinde parayı elden ...;'a veriyorduk. Ben bu paraları kendimde hiç toplamadım. Ayrıca zaman gazetesi ve sızıntı dergi abonelik paralarını hepimiz verdik. Ancak bu dergi ve gazeteler güvenlik için bize gelmiyordu. Kurban zamanında kurban parası veriyorduk. ...... tahminen 1 yıl kadar bizimle sohbete geldi. Ayda bir veya en fazla 45 günde bir ... Ankara'dan geliyordu. Geldiğinde benim evimde buluştuğumuz gibi, T.A.nın, Y.S.nin, N.F.D.nin evinde buluştuk. ... ... 2014 yılı Mayıs ayı gibi Hakan isimli öğretmen olduğunu söyleyen bir kişiyide beraberinde getirdi ve şimdiden sonra sohbetlere Hakan'ın geleceğini belirtti."
Davacı hakkında Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen ve davalı idare tarafından dosyaya sunulan 07/12/2017 tarih ve 2017/88 sayılı iddianamede, davacıya ait HTS analiz raporunun incelenmesinden davacının örgütün sivil imamları olduğu gerekçesiyle haklarında soruşturma açılan sivil imamlar ile örgüt üyesi/yöneticisi olmaları nedeniyle haklarında soruşturma/kovuşturma devam eden yüksek yargı eski üyeleri ile değişik tarih ve yerlerde bir araya geldiğine dair ortak baz hareketlerinin bulunduğunun tespit edildiği görülmüştür.
Davacı tarafından, bu tespit ile ilgili herhangi bir beyanda bulunulmamıştır.
Bu durumda, davacının örgütün sivil imamları olduğu gerekçesiyle haklarında soruşturma açılan kişilerle çeşitli tarihlerde birbirine yakın saatlerde aynı yerde ortak baz hareketliliği bulunduğuna yönelik tespitin, davacı hakkında yukarıda yer verilen diğer tespitlerle birlikte değerlendirildiğinde, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğu sonucuna varılmıştır.
c.2) Unvanlı Görev
Davacı FETÖ/PDY terör örgütünün yargıda etkin olduğu dönemde Yargıtay üyeliğine atanmıştır.
Kararımızın "FETÖ'ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler" başlıklı kısmında açıklandığı üzere, FETÖ/PDY tarafından bu örgütle iltisak ve irtibatı bulunan hâkim ve savcılar adaylık dahil tüm süreçlerde üst görevlere getirilmek için emsallerine göre daha donanımlı hale getirilmeye çalışılmış, örgütün Adalet Bakanlığı ve HSK'da etkin olduğu dönemde de örgüt mensupları üst görevlere getirilmişlerdir.
Davalı idare tarafından dosyaya sunulan davacıya ait hizmet belgesinin incelenmesinden, davacının Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı iken FETÖ/PDY terör örgütünün HSK'da etkin olduğu dönemde 24.02.2011 tarihinde Yargıtay üyeliğine seçildiği, HSK'da FETÖ/PDY terör örgütünün etkisinin kırılmasından sonra ise Yargıtay 1. Başkanlar Kurulu’nun 17.07.2016 tarih ve 244/a sayılı kararı ile mevcut yetkilerinin kaldırıldığı, 23.07.2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6723 sayılı Danıştay Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un Geçici 15. maddesi ile Yargıtay Üyeliğinin sonlandırılarak Yargıtay Tetkik Hakimi olarak görevlendirildiği görülmüştür.
Davacı tarafından, FETÖ/PDY terör örgütünün yargıda etkin olduğu dönemde unvanlı bir görev olan Yargıtay Üyeliğine atanmasına yönelik tespit ile ilgili herhangi bir beyanda bulunulmamıştır.
Öte yandan, tanık beyanları başlığı altında yukarıda da yer verilen İ.O.'un Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 26/12/2016 tarihli şüpheli sorgulama tutanağında; " "...; Fetullah Gülen cemaat mensubudur. Fetullah Gülen cemaat mensuplarının listesinde yer almaktaydı. Bunların kontenjanından seçilmiştir. Ancak İsmail Aydın'da bu kişinin seçilmesinde ısrar etmiştir. " şeklinde beyanda bulunduğu görülmüştür.
Netice itibarıyla, davacının FETÖ/PDY terör örgütünün yargıda etkin olduğu dönemde yargıda önemli bir makam olan Yargıtay üyeliğine (örgüt kontenjanından) atanmasının yukarıda yer verilen diğer tespitlerle birlikte değerlendirildiğinde anılan örgütle iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğu sonucuna varılmıştır.
c-3)Yargıtay Başkanlığı Önünde Yapılan Basın Açıklaması
Davacının ceza yargılamasının yapıldığı Yargıtay ... Ceza Dairesi’nin ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararında, "Davanın Esasına Dair Değerlendirme" başlığı altında, "Yargıtay Başkanlığı önünde yapılan basın açıklaması" hususuyla ilgili olarak;
"Özellikle, Yüksek Yargıdaki örgüt yapılanmasının Devlete baskı kurduğu ve çok büyük bir tehlike gösterdiğinin anlaşılması üzerine, Devletin de sorunu yasal zeminde çözmek amacıyla bir takım arayışlara girdiğinin görülmesiyle birlikte; örgüt de mukabil eylemlere başvurmuştur. Bunlardan biri de kamuoyu oluşturmak, kendilerini toplumda mağdur göstermek amacıyla Yargıtay önünde yapılan basın açıklamasıdır. Örgüt, bildiri dağıtım eylemini 25 Aralık 2013 tarihindeki darbe girişiminin akim kalması üzerine İstanbul Adliyesi önünde de yaptırmıştır.
Yargıtay Birinci Başkanlığının 12/03/2018 tarih ve 60482426/1651/2813 sayılı cevabi yazısı ekinde gönderilen tutanağa göre; bir grup Yargıtay ve Danıştay üyesinin 11/07/2016 tarihinde saat 11:30 civarında cübbelerini giymiş oldukları halde Yargıtay Başkanlığı Bulvar kapısı önüne çıkarak basın açıklaması yaptığı ve açıklamayı orada bulunanlara dağıttıkları görülmüştür. Söz konusu basın bildirisini düzenleyenler halen FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün üyesi / yöneticisi olarak yargılanmaktadır. Bildiri, 15 Temmuz 2016 tarihli darbe girişiminden 4 gün önce yapılmış olmakla örgütün, toplumda huzursuzluk çıkarmak ve darbeye zemin hazırlamak üzere demokratik hakları istismar ettirdiği görülmektedir. Ayrıca Yargıtay önünde okunan bildiri ile 15 Temmuz 2016 gecesi TRT ekranlarında darbeciler tarafından okutulan darbe bildirisi karşılaştırıldığında aynı hedefe yönelik olduğu da görülmektedir..." şeklinde açıklamalara yer verildikten sonra, "Sanık Hakkındaki Deliller ve Hukuki Değerlendirme" başlığı altında davacıyla ilgili olarak;
"Yargıtay Birinci Başkanlığının … tarihli ve … sayılı cevabi yazısı ekinde gönderilen tutanağa göre, 11.07.2016 tarihinde saat 11.30 civarında yapılan protesto ve basın açıklamasına sanık ...'nun da katıldığı, ayrıca bu basın bildirisini sosyal medya hesaplarından yayınladığı anlaşılmış, diğer katılanların FETÖ/PDY silahı terör örgütüyle ilişkisi, 25 Aralık 2013 tarihinde yapılmak istenen darbe girişiminin kesintiye uğraması üzerine olaydan sorumlu Cumhuriyet savcısının (halen firar) İstanbul Adliyesi önünde bildiri dağıtması ile gösterdiği benzerlik ve eylemin 15 Temmuz 2016 tarihli darbe girişiminden 4 gün önce yapılması dikkate alındığında, sanığın eyleminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün talimatı doğrultusunda gerçekleştirmiş olduğu değerlendirilmiştir." şeklinde tespitlerde bulunulduğu görülmüştür.
Davacı tarafından, bu tespit ile ilgili herhangi bir beyanda bulunulmamıştır.
Netice itibarıyla davacının Yargıtay Başkanlığı önünde yapılan basın açıklamasına katılması hususunun yukarıda yer verilen diğer tespitlerle birlikte değerlendirildiğinde anılan örgütle iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğu sonucuna varılmıştır.
6) Dava Konusu Kararın Temel Hak ve Özgürlükler Bağlamında Değerlendirilmesi
Davacı, dava konusu karar ile bazı temel hak ve özgürlüklerinin ihlal edildiğini ileri sürmekle birlikte bu ihlal iddialarının özü davacının meslekten çıkarılmasına dayanmaktadır.
Bu kapsamda, davacı hakkında tesis edilen meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılması kararına karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin kararın, AİHS'in 8. ve Anayasa’nın 20. maddesinde yer alan "özel hayata saygı hakkı" çerçevesinde değerlendirilmesi gerekmektedir.
Zira, AİHM tarafından dinamik bir şekilde yorumlanan ve sosyal hayattaki yansımaları kapsamında genişletilebilen "özel hayat" kavramı, eksiksiz bir tanım getirmenin mümkün olmadığı bir kavram olarak görülmekte, bu bağlamda bireylerin kişiliklerini geliştirmelerine ve mesleki yaşamlarına etki eden her durum özel hayata saygı hakkına dâhil edilmektedir. Nitekim AİHM, bireylerin genellikle iş ya da mesleki faaliyetleri sırasında dış dünya ile ilişkiler kurduklarını ve geliştirdiklerini belirterek ve bireyin iş hayatı ile özel hayatını birbirinden ayırmanın güçlüğünün altını çizerek, mesleki faaliyetlerin de özel hayata saygı hakkı kapsamında olduğunu belirtmiştir (Niemietz/Almanya, B. No: 13710/88, 16/12/1992, § 29). AİHM’e göre özel hayat, bir bireyin başka bireylerle, mesleki ve iş ilişkileri de dâhil olmak üzere, ilişki kurma ve geliştirme hakkını kapsamaktadır (C./Belçika, B. No: 21794/93, 07/08/1996, § 25).
Dava konusu edilen karar, davacının meslek yaşamının sona ermesi sonucunu doğurmaktadır. Bu nedenle söz konusu kararlar özel hayata saygı hakkı üzerindeki sonuçları itibarıyla AİHS'in 8. ve Anayasa’nın 20. maddeleri ile güvence altına alınan özel hayata saygı hakkına yönelik bir müdahale oluşturmaktadır.
AİHS'in 8. maddesinin ikinci fıkrasına göre özel hayata saygı hakkının kullanılmasına bir kamu makamının müdahalesi ancak "kanunla öngörülmüş olma", aynı maddede sayılan "meşru amaçlardan birini gerçekleştirmeye yönelik olma" ve "demokratik bir toplumda gerekli olma" ölçütlerini karşılama şartıyla mümkündür. Anayasa'nın 20. maddesinin 13. maddesi ile birlikte değerlendirilmesi sonucunda ise özel hayata saygı hakkına müdahale edilebilmesi için müdahalenin "şekli anlamda belirli ve öngörülebilir bir kanuni dayanağının bulunması", "anayasal meşru bir amaca ulaşmaya yönelik olması" ve "demokratik toplum düzeninin gerekleri ile ölçülülük ilkesine uygun olması" gerekmektedir.
Dolayısıyla dava konusu kararla ortaya çıkan özel hayata saygı hakkına yönelik müdahalenin ihlal oluşturup oluşturmadığı hususunun, AİHS ve Anayasa bağlamında, kanunilik, meşru amaç ve demokratik bir toplumda gerekli olma ile ölçülülük ilkeleri doğrultusunda irdelenmesi gerekmektedir.
Ayrıca, demokratik toplum düzenini tehdit eden olağanüstü hâlin varlığı hâlinde AİHS'in 8/2 ve Anayasa'nın 13. maddesinde bir temel hak ve özgürlüğe kamusal makamlar tarafından müdahale edilebilme şartlarını ortaya koyan güvencelere aykırı tedbirlerin alınması ya da bu güvencelerin daha düşük standartta sağlanabilmesi söz konusu olabilmektedir. Böyle bir durum gerçekleştiği takdirde AİHS'in 15. ve Anayasa'nın 15. maddeleri uygulanabilir hâle gelmektedir.
AİHS'in 15. maddesinin birinci fıkrasında, savaş veya ulusun varlığını tehdit eden bir genel tehlike hâlinde sözleşmeci devletlerin durumun gerektirdiği ölçüde ve uluslararası hukuktan doğan başka yükümlülüklere ters düşmemek koşuluyla bu sözleşmede öngörülen yükümlülüklere aykırı tedbirler alabileceği belirtilmiş; ikinci fıkrasında ise bu hâllerde dahi AİHS'te öngörülen yükümlülüklere aykırı tedbirlerin alınamayacağı hak ve özgürlükler sayılmıştır.
Bu doğrultuda Anayasa'nın 15. maddesinde de olağanüstü hâllerde, milletlerarası hukuktan doğan yükümlülükler ihlal edilmemek kaydıyla durumun gerektirdiği ölçüde temel hak ve hürriyetlerin kullanılmasının kısmen veya tamamen durdurulabileceği veya bunlar için Anayasa'da öngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınabileceği belirtilmiştir. Anılan maddenin 2. fıkrasında ise Anayasa'da öngörülen güvencelere aykırı tedbirlerin alınamayacağı hak ve özgürlükler sayılmıştır.
Dava konusu karar, davalı idare tarafından, 667 sayılı KHK’nın 3. maddesi uyarınca tesis edilmiştir. Anılan KHK, 6749 sayılı Kanun'la TBMM tarafından değiştirilerek kabul edilmiş ve 29/10/2016 tarih ve 29872 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Sonuç olarak davacı hakkında dava konusu kararların tesis edildiği tarih itibarıyla bu kararlara dayanak KHK'nın yürürlükte olduğu ve öngörülen anayasal usul dâhilinde daha sonra kanunlaştığı görülmektedir. Bu nedenle özel hayata saygı hakkına müdahale niteliği taşıyan dava konusu kararlar, öngörülebilir ve belirli bir kanun hükmü uyarınca tesis edilmiş olup müdahale kanunilik şartını taşımaktadır.
Zira dava konusu karara gerekçe olarak gösterilen irtibat ve iltisak kavramları yönünden Anayasa Mahkemesi tarafından 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında yapılan değerlendirmede, terör örgütleriyle irtibatlı ve iltisaklı olma durumu farklı şekillerde ortaya çıkabileceğinden bunların kanun koyucu tarafından önceden belirlenmesi ve kanunda tek tek sayılması zorunluluğundan söz edilemeyeceği ifade edilmiştir. Anayasa Mahkemesine göre irtibat ve iltisak kavramları genel kavram niteliğinde olmakla birlikte, bu kavramların belirsiz ve öngörülemez nitelikte olduğunu söylemek mümkün olmadığından, hukuki nitelikleri ve objektif anlamları yargı içtihatlarıyla belirlenebilecektir.
AİHS'in 8. maddesinin ikinci fıkrasında özel hayata saygı hakkının kullanılmasına ulusal güvenlik ve kamu güvenliğinin sağlanması amacıyla müdahale edilebileceği öngörülmüştür. Anayasa'nın 20. maddesinin birinci fıkrasında ise özel bir sınırlama nedeni öngörülmemiştir. Bununla birlikte Anayasa Mahkemesinin kararlarına göre özel sınırlama nedeni öngörülmemiş olan hakların dahi hakkın doğasından kaynaklanan bazı sınırları bulunmaktadır. Ayrıca Anayasa'nın diğer maddelerinde yer alan kurallara dayanılarak da bu hakların sınırlanması mümkün olabilmektedir. Anayasa'nın 5. maddesinde Türk Milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak Devletin temel amaç ve görevleri arasında sayılmıştır (AYM, E.2014/87, K.2015/112, 08/12/2015, § 7; Sevim Akat Eşki, B. No: 2013/2187, 19/12/2013, § 33). Dava konusu kararlar, FETÖ ile üyelik, mensubiyet, iltisak veya irtibatı bulunan ilgililer hakkında ülkenin içinde bulunduğu tehdit ve kamu düzeninin bozulması ihtimali doğduğundan ivedi şekilde karar alma zorunluluğu nedeniyle ve millî güvenliğin, kamu düzeninin ve başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması amacıyla tesis edilmiştir. Bu nedenle FETÖ ile iltisak ve irtibatı olan ve dava konusu kararların tesis edildiği tarih itibarıyla kamu gücünün güçlü bir tezahürü niteliğinde yargı yetkisi kullanan davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmesi suretiyle özel hayata saygı hakkına yapılan müdahale meşru bir amaca dayanmaktadır.
Dava konusu karar ile davacının özel hayata saygı hakkına yapılan müdahale, zorlayıcı bir toplumsal gereksinim olarak ortaya çıkmıştır. Nitekim 15 Temmuz 2016 gecesi yaşanan darbe teşebbüsü nedeniyle “ulusun varlığını tehdit eden genel bir tehlike”nin bulunduğu açıktır (Alparslan Altan/Türkiye, B. No: 12778/17, 16/04/2019, §§ 71-75). Bu tehlike, ulusun ve Devlet teşkilatının varlığı için tehdit teşkil eden, kamu düzenini etkileyen, olağandışı bir kriz niteliğindedir. Bununla birlikte darbe teşebbüsünün faili olan FETÖ'nün, yukarıda belirtildiği üzere atipik ve kendine özgü niteliği göz önüne alındığında, bu tehlikeye karşı alınan ve davacının yargı yetkisini kullanmasına son veren dava konusu tedbirin de yaşanan özellikli durumun ortaya çıkardığı zorunluluktan ve bu durumun faili olan örgütün Devleti ele geçirmeyi amaç edinen niteliğinden kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle anılan olağanüstü koşullar altında ve olağan demokratik düzene geri dönebilmek amacıyla söz konusu terör örgütü ile iltisak ve irtibatı bulunan davacının yargı yetkisini kullanmasına son veren tedbirin demokratik bir toplumda gereklilik arz ettiği açıktır.
Türkiye Cumhuriyeti tarafından 23/07/2016 tarihinde Avrupa Konseyi Genel Sekreterliği ve Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliğine, Türkiye’de 21/07/2016 tarihinde olağanüstü hâlin yürürlüğe girmesiyle birlikte AİHS’in 15. maddesinde öngörüldüğü şekliyle Sözleşme’den doğan yükümlülükler bağlamında daha az güvence sağlanabileceği kaydıyla derogasyon bildiriminde bulunularak milletlerarası hukuktan doğan yükümlülük yerine getirilmiştir.
AİHS'in 15. maddesi ile uygulama alanı bulan, "ulusun varlığını tehdit eden genel bir tehlikenin varlığı" hâlinde söz konusu tehlikeyi bertaraf etmek için ne yapmak gerektiğini takdir ve tayin etmek ulusun yaşamından sorumlu devlete aittir. İçinde bulunulan durumun kendine mahsus özellikleri nedeniyle bu özellikli durumu değerlendirmek hususunda, söz konusu tehlikeyi bertaraf edecek devletin, uygulayacağı tedbirler bakımından, olağan dönemdekinden çok daha geniş bir takdir marjına sahip olduğunu kabul etmek gerekmektedir (İrlanda/İngiltere [GK] B. No: 5310/71, 18/1/1978, § 207).
Dava konusu kararın müdahalede bulunduğu özel hayata saygı hakkının AİHS'in 15. maddesinin ikinci fıkrası ile Anayasa'nın 15. maddesinin ikinci fıkrasında yer verilen ve olağanüstü hâllerde dahi AİHS ve Anayasa'da öngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınamayacağı belirtilen haklardan olmadığı açıktır.
Bu durumda, demokratik kurumlara ve demokratik toplum düzeninin bizatihi kendisine karşı yapılan darbe teşebbüsü sonrasında, bahse konu teşebbüsün faili olan FETÖ ile iltisak ve irtibatı olduğu gerekçesiyle hakkında tesis edilen dava konusu kararlar ile yargı mensubu olarak görev yapması nedeniyle üstün kamu gücü ayrıcalığına sahip olan davacının, meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmesi suretiyle özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin, AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir olduğu anlaşılmıştır.
7) Sonuç olarak
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile yukarıda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği anlaşıldığından dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmemiştir.
Dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediğinden davacının bu karar nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesi ile parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesi isteminin de reddi gerekmektedir.
D) KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararına karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin ile yine aynı Kurulun ... tarih ve ... sayılı kararının iptali istemi yönünden DAVANIN REDDİNE,
2. Davacının bu karar nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesi ile parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesi istemi yönünden DAVANIN REDDİNE,
3. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam … TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
4. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen … TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
5. Posta gideri avansından varsa artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,
6. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 21/04/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.