Danıştay5. Daireİdare Hukuku
Danıştay 5. Daire E.2017/4242 K.2021/4538
667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun6749 sayılı Kanun2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanun667 sayılı Olağanüstü Hal Kanun6087 sayılı Yasa7075 sayılı Kanun667 sayılı KHK
Özet: Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2017/4242 E. , 2021/4538 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y BEŞİNCİ DAİRE Esas No : 2017/4242 Karar No : 2021/4538 DAVACI : ... (vasi ... ) DAVALI : ... Kurulu VEKİLİ : Av. ... DAVANIN KONUSU : Davacının, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1.
T.C.
D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2017/4242
Karar No : 2021/4538
**DAVACI:** ... (vasi ... )
**DAVALI:** ... Kurulu
**VEKİLİ:** Av. ...
DAVANIN KONUSU : Davacının, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile bu karara karşı yaptığı yeniden inceleme talebinin reddine dair aynı Kurulun .... tarih ve ... sayılı kararının iptali istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI : Dava konusu kararların savunma hakkı tanınmadan tesis edildiği, Anayasanın 10., 15/2., 17., 19., 20., 35., 36., 37., 38., 40., 70., 90., 139., 140. maddeleri ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 1., 2., 6., 7., 8., 14., 15. maddelerinin, masumiyet karinesinin, adil yargılanma, mülkiyet ve eğitim haklarının, ölçülülük ve hukuki güvenlik ilkelerinin, hakimlik savcılık teminatının ihlal edildiği, FETÖ ile irtibat ve iltisakına dair kişiselleştirme yapılmadığı ileri sürülerek hukuka aykırı oldukları iddia edilmiştir. Öte yandan davacı tarafından, dava konusu kararların dayanağı olan 6749 sayılı Kanunun Anayasaya aykırı olduğu iddia edilerek iptali için Anayasa Mahkemesine başvurulması gerektiği ileri sürülmektedir.
DAVALININ SAVUNMASI : Dava dilekçesinin usule aykırılıklar yönünden incelenerek tespit edilmesi halinde davanın öncelikle usul yönünden reddi gerektiği, öte yandan dava konusu kararların amacının Türk yargı sistemini tamamen ele geçirmeyi hedefleyen ve bu amaç doğrultusunda hareket eden illegal bir yapının bu amaca ulaşmasının önlenmesi ile Türk yargısının bağımsızlığının ve tarafsızlığının korunması olduğu ve yargı mensuplarına olağan dönemde uygulanan 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu ve 6087 sayılı Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Kanununun ilgili hükümlerine değil Anayasa'nın 120. ve 121. maddeleri ile 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanunu çerçevesinde yürürlüğe konulan 667 sayılı Olağanüstü Hal Kanun Hükmünde Kararnamesine dayanılarak tesis edildiği, disiplin cezası niteliğinde olmayıp "göreve son" müessesesinin bir örneği olduğu, bu şekilde göreve son verme halinde zorunlu olmamasına rağmen ilgililere savunma haklarını kullanabilmeleri için 6087 sayılı Yasa'nın 33.maddesi uyarınca yeniden inceleme başvurusunda bulunma imkanı tanındığı, davacı hakkında tesis edilen kararlar ile ilgili olarak kişiselleştirmenin yapıldığı, dava konusu kararların hukuka ve mevzuata uygun olduğu ileri sürülerek davanın reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ... 'IN DÜŞÜNCESİ: Davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI ... 'IN DÜŞÜNCESİ: Dava, yargı mensubu olan davacının 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (6749 sayılı Kanun ile kanunlaşmıştır) 3. maddesinin birinci fıkrası uyarınca meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin olarak Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu'nca verilen ... tarih ve ... sayılı karar ile bu karara yönelik yeniden inceleme talebinin reddi hakkında aynı Kurul tarafından verilen ...tarih ve ... sayılı kararın iptali istemiyle açılmıştır.
Davacının Anayasa'ya aykırılık iddiası ile tarafların usule ilişkin iddiaları yerinde görülmemiştir.
Üstün bir kamu gücü yetkisi niteliğindeki yargı yetkisini kullanan hâkim ve savcıların, tarafsız ve bağımsız olarak görev yapmaları, T.C. Anayasası'na, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre hüküm vermeleri ve anayasal düzene sadakat göstermeleri, hukuk devletinde demokratik toplum düzeninin korunması açısından büyük önem arz etmektedir.
Nitekim, T.C. Anayasası'nda, yargı yetkisinin Türk Milleti adına bağımsız ve tarafsız mahkemelerce kullanılacağı (9.madde); herkesin meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğu (36.madde); hâkimlerin görevlerinde bağımsız oldukları ve Anayasa'ya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanî kanaatlerine göre hüküm verecekleri (138.madde); meslekten çıkarılmayı gerektiren bir suçtan dolayı hüküm giymiş olmaları veya meslekte kalmalarının uygun olmadığına karar verilmesi hakkında kanundaki istisnalar saklı olmak üzere azlolunamayacakları (139.madde) kurala bağlanmıştır.
Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Komisyonu'nun 23 Nisan 2003 tarihli oturumunda kabul edilen ve Hâkimler ve Savcılar Kurulu'nun 27/06/2006 tarih ve 315 sayılı kararı ile benimsenmiş bulunan Bangalor Yargı Etiği İlkelerinde de, bağımsızlık, tarafsızlık, doğruluk, dürüstlük, eşitlik, ehliyet ve liyakat korunan değerler olarak sayılmış olup, hâkimlerin herhangi bir yerden herhangi bir sebeple doğrudan ya da dolaylı olarak gelebilecek her türlü dış etki, rüşvet, baskı, tehdit ve müdahaleden uzak şekilde, olaylara ilişkin kendi değerlendirmelerine dayanarak ve hukuka dair kendi vicdani anlayışları ile uygun biçimde yargı işlevini bağımsız olarak yerine getirmeleri gerektiği; yargı görevlerini tarafsız, önyargısız ve iltimassız olarak yerine getirmek zorunda oldukları; mahkeme içerisinde ve dışında, halkın, hukukçuların ve dava taraflarının yargı ve hâkim tarafsızlığına duyduğu güveni koruyacak ve artıracak davranışlar içerisinde olmaları gerektiği; davranışlarının makul bir kişinin gözünde tasvip edilir nitelikte olmasını sağlamaları ve hâl ve davranış tarzlarının, insanların yargının doğruluğuna ilişkin inancını kuvvetlendirici nitelikte olması gerektiği; yalnızca adaleti sağlamakla kalmamaları, bu görüntüyü yansıtılmak zorunda da oldukları; sıradan bir vatandaşın ağır olarak nitelendirebileceği kişisel sınırlamaları kabul etmek durumunda oldukları ve bunu özgürce ve kendi iradeleriyle yapmaları gerektiği; ailelerinin, sosyal ilişkilerinin veya diğer ilişkilerinin, hâkim olarak meslekî davranışlarını veya kararlarını uygunsuz bir şekilde etkilemesine izin vermemeleri gerektiği; yargı görevinin yerine getirilmesinde herhangi bir kimsenin kendilerini uygunsuz bir şekilde etkileyebileceği izlenimine yol açmamaları ve başkalarının böyle bir izlenime yol açmasına müsaade etmemeleri gerektiği; özetle, hâkimlerin yargı vazifesinin onuruyla uyumlu bir tarzda davranmak zorunda oldukları belirtilmiştir.
Yukarıda belirtilen meslek ve davranış kurallarının benimsenmesi ve sürdürülebilmesi bakımından hâkim ve savcıların denetimi ve gerektiğinde bu konuda meşru tedbir ve yaptırımların uygulanması zorunlu olup, bu amaçla T.C. Anayasası'nın 159. maddesi ile kurulan Hâkimler ve Savcılar Kurulu'na, hâkim ve savcılardan meslekte kalmaları uygun görülmeyenler hakkında karar verme, disiplin cezası verme ve görevden uzaklaştırma işlemlerini yapma yetkisi tanınmıştır.
22.7.2016 tarih ve 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin değiştirilerek kabul edilmesine dair 6749 sayılı Kanun’un 3. maddesinin birinci fıkrasında ise, terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen hâkim ve savcılar hakkında Hâkimler Ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunca meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verileceği belirtilmiş olup; 2.1.2017 tarih ve 685 sayılı Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu Kurulması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin değiştirilerek kabul edilmesine dair 7075 sayılı Kanun’un 11. maddesinin ikinci fıkrasında da, bu kapsamda verilmiş meslekten çıkartma kararlarına karşı, kesinleşmesinden itibaren altmış gün içinde ilk derece mahkemesi olarak Danıştay'a dava açılabileceği kuralına yer verilmiştir.
Başta FETÖ/PDY olmak üzere terör örgütleriyle veya milli güvenliğe karşı faaliyette bulunan yapı, oluşum ya da gruplarla herhangi bir bağı olduğu değerlendirilen yargı mensuplarının meslekten çıkarılması, demokratik toplumun temel değerlerinden biri olan yargının güvenilirliği ve saygınlığının sağlanması bakımından ayrı bir önem taşımaktadır. Nitekim 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3. maddesinin gerekçesinde; 15 Temmuz 2016 tarihinde gerçekleştirilen darbe teşebbüsü ve kalkışmanın sorumlusu olan FETÖ/PDY ile bağlantılı yargı mensuplarının görevde tutulmaları en başta yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığı ilkeleriyle bağdaşmadığı; Anayasa'ya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatine göre hüküm verme ödevi altındaki yargı mensuplarının bağımsızlık ve tarafsızlık ilkesiyle hiçbir biçimde bağdaşmayacak yapılanmaların içine girmesi, örgüt hiyerarşisi içinde ve ideolojik bağlılık duygularıyla hareket etmesinin en başta yargının saygınlığı ve güvenilirliğine zarar vermekte olduğu; Devlet organizasyonu dışındaki başka bir hiyerarşik yapının talimatlarına boyun eğen yargı mensuplarının varlığının, vatandaşların yine Anayasa'nın teminatı altındaki adil yargılanma hakkı önünde büyük bir engel teşkil ettiği; bu nedenlerle, belirtilen türde irtibatları değerlendirilen yargı mensuplarının meslekte kalmalarının doğuracağı sakıncaları gidermek amacıyla, Anayasa'nın 139 uncu maddesinin ikinci fıkrasında tanınan takdir hakkı da gözetilerek bu düzenlemenin yapıldığı ifade edilmiştir.
667 sayılı KHK’nın yukarıda anılan 3. maddesinde genel olarak terör örgütlerine veya MGK’ca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplardan söz edilmiş ise de madde gerekçesi dikkate alındığında FETÖ/PDY’nin bunların başında geldiği anlaşılmaktadır. Tedbirin uygulanması için mutlaka terör örgütüyle, terör faaliyetleriyle ve bu arada darbe teşebbüsüyle yargı mensupları arasında bağ kurulması aranmamış; MGK’ca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen “yapı”, “oluşum” veya “gruplar” ile bağ kurulması yeterli görülmüştür. Diğer taraftan maddeye göre meslekten çıkarma tedbirinin uygulanabilmesi için söz konusu bağın yapıya, oluşuma veya gruba “üyelik” veya “mensubiyet” şeklinde olması zorunlu olmayıp “iltisak” ya da “irtibat” şeklinde olması da yeterlidir. Öte yandan, terör örgütleri veya MGK’ca devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplar ile üyeler arasındaki bağın “sübut” derecesinde ortaya konulması aranmamıştır. Böyle bir bağın Hâkimler Ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunca “değerlendirilmesi” yeterli görülmüştür. Buradaki değerlendirme Genel Kurulun salt çoğunluğunda oluşacak bir “kanaati” ifade etmektedir. Kuşkusuz bu kanaat cezai sorumluluğun bulunup bulunmadığından bağımsız olarak sadece meslekte kalmanın uygun olup olmadığı yönünde bir değerlendirmeden ibarettir ve bu değerlendirme yapılırken, yetkili kurulları belli bir kanaate ulaştıracak nedenler her somut olayın özelliğine göre değişebilecektir.
Nitekim, bazı Anayasa Mahkemesi üyelerinin 667 sayılı KHK uyarınca meslekten çıkartılmasına ilişkin olarak Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu'nca verilen 4/8/2016 gün ve E:2016/6; K:2016/12 sayılı kararda da yukarıda belirtilen uygulama koşulları aynen benimsenmiş bulunmaktadır.
Dava dosyasının incelenmesinden, davaya konu Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu'nun ... tarih ve ... sayılı kararıyla; ilgililerin mesleğe kabulleri ile başlayan, eğitim merkezi ve Türkiye Adalet Akademisi'ndeki faaliyetleri, hizmet içi eğitim ve yabancı dil eğitimlerine katılımlarına, yurtdışına gönderilmelerine, özel yetkili savcılıklara veya mahkemelere yahut idari görevlere atanmalarına ilişkin bilgiler ile bu görevlendirmelerde ve yine bir silah olarak kullanılan özel yetkili mahkemelere hâkim veya unvanlı olarak, Teftiş Kurulu Başkanlığına, başkan, başkan yardımcısı veya müfettiş sıfatıyla, idari kurumlara tetkik hâkimi, daire başkanı veya yardımcısı, genel müdür veya yardımcısı sıfatıyla v.s. şeklinde yapılan atamalarda dikkate alınan kriterler, özlük dosyalarındaki bilgi ve belgeler, sosyal medya hesaplarındaki paylaşımları, ilgililer hakkında Hâkimler ve Savcılar Kuruluna intikal eden şikâyet, ihbar, inceleme ve soruşturma dosyaları ile bu dosyalar hakkında verilen kararlar, mahallinde yapılan araştırmalar, FETÖ/PDY terör örgütü ile ilintili dosyalarda görev alan hâkim ve Cumhuriyet savcılarının bu dosyalarda yapmış oldukları işlemler ve verdikleri kararlar, örgüt mensuplarının haberleşme için kullandıkları şifreli programlarda yer alan kayıtlar, Hâkimler ve Savcılar Kurulu'nun FETÖ/PDY mensubu oldukları Emniyet Genel Müdürlüğü terörle mücadele birimlerince düzenlenen raporlarla sabit olan örgüt üyeleri hakkında tayin ettiği disiplin cezaları ve muhalefet şerhleri, sosyal çevre bilgileri ve Ankara Cumhuriyet Başsavcılığından temin edilen bilgi ile belgeler, ilgililer hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca başlatılan soruşturmanın niteliği ve isnat edilen suçlamalar ile gözaltı ve tutuklama kararları, soruşturma kapsamında ifadelerine başvurulan hâkim ve Cumhuriyet savcılarının ifade ve sorgu tutanakları, itirafçıların beyanları birlikte dikkate alınarak, ekli listede yer alan hâkim ve Cumhuriyet savcılarının 667 sayılı KHK’nın 3. maddesinin birinci fıkrası kapsamında FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatlarının olduğu sabit görüldüğünden, adı geçenlerin anılan Kanun Hükmünde Kararname hükmü uyarınca meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve ayrı ayrı olmak üzere meslekten çıkarılmalarına karar verildiği anlaşılmıştır.
Davacı tarafından, dava konusu işlemin savunması alınmadan tesis edildiği ileri sürülmekte ise de, bu eksikliğin yargılama süreci içinde giderilmesinin mümkün olması, 667 sayılı KHK'de öngörülen meslekten veya kamu görevinden çıkarmanın, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak “olağanüstü tedbir” niteliğini taşıması ve davaya konu Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu kararının, disiplin hukukuna ilişkin hükümlerin uygulanmasını gerektiren meslekten çıkarma cezası niteliğinde bulunmaması karşısında bu iddiaya itibar edilmemiştir.
Taraflarca dosyaya sunulan bilgi ve belgeler yukarıda belirtilen mevzuat ve mesleki ilkeler ile birlikte değerlendirildiğinde, davacının silahlı terör örgütü olduğu yargı kararıyla sabit görülen (... Ceza Genel Kurulu'nun ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararı) FETÖ/PDY’nin amaç ve eylemleri doğrultusunda faaliyet yürüttüğü hususunda Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu'nda oluşan kanaatin hukuken haklı ve geçerli nedenlere dayalı olduğu sonucuna varıldığından, bu husus gözetilerek ve davacının meslekte kalmasının doğuracağı sakıncaları gidermek amacıyla, T.C. Anayasası'nın 139. maddesi ile verilen takdir hakkı çerçevesinde meslekten çıkartılmasına ilişkin dava konusu Genel Kurul kararlarında hukuka aykırılık bulunmamıştır.
Nitekim, davacı hakkında ... Ceza Dairesinin (İlk Derece)... tarih ve E:... , K:... sayılı kararıyla FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçu nedeniyle mahkumiyet kararı verildiği de tespit edilmiştir.
Açıklanan nedenlerle davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki bilgi ve belgeler incelendikten sonra davalı idarenin usule ilişkin itirazları yerinde, davacının 6749 sayılı Kanun ile ilgili Anayasaya aykırılık itirazı ise yerinde görülmeyerek gereği görüşüldü:
A) MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ
1) Genel Olarak
Türkiye’de 15 Temmuz 2016 gecesi, kendilerini “Yurtta Sulh Konseyi” olarak isimlendiren bir grup Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) mensubu tarafından, demokratik biçimde halk tarafından göreve getirilen Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ve Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla darbe teşebbüsünde bulunulmuş, bu teşebbüs Türk Milleti tarafından akamete uğratılmıştır.
Anayasa'nın olay tarihinde yürürlükte bulunan 118. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Milli Güvenlik Kurulu (MGK) tarafından 20/07/2016 tarihli toplantıda yapılan değerlendirmede, darbe teşebbüsünün TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından başlatıldığı, bu örgütün kuruluş aşamasından itibaren etkisi altına aldığı eğitim kuruluşları, sivil toplum kuruluşları, medya kuruluşları, ticari kuruluşlar ve kamu görevlileri aracılığıyla Milleti ve Devleti kontrol altında tutmayı amaçladığı belirtilmiştir.
MGK'nın anılan toplantısında "demokrasinin, hukuk devleti ilkesinin, vatandaşların hak ve özgürlüklerinin korunmasına yönelik tedbirlerin etkin bir şekilde uygulanabilmesi amacıyla" Hükûmete olağanüstü hâl ilan edilmesi tavsiyesinde bulunulması hususu kararlaştırılmıştır. Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu 20/07/2016 tarihinde, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmesine karar vermiştir. Anılan karar 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş ve aynı gün TBMM tarafından onaylanmıştır. Olağanüstü hâl, daha sonrasında üçer aylık dönemler hâlinde Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu tarafından uzatılmış ve 18/07/2018 tarihinde kaldırılmıştır.
23/07/2016 tarihinde Türkiye Cumhuriyeti tarafından Avrupa Konseyi Genel Sekreterliği ve Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliğine, Türkiye’de 21/07/2016 tarihinde olağanüstü hâlin yürürlüğe girmesiyle birlikte başlayan süreçte, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS)’nin 15. maddesinde görüldüğü şekliyle Sözleşme’den doğan yükümlülükler bağlamında daha az güvence sağlanabileceği belirtilerek derogasyon bildiriminde bulunulmuştur.
23/07/2016 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (667 sayılı KHK) 3/1. maddesi ile yargı mensupları ve bu meslekten sayılanlardan terör örgütlerine veya Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna MGK tarafından karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilenlerin meslekten veya kamu görevinden çıkarılmalarına karar verileceği düzenlenmiştir. Anılan KHK, 18/10/2016 tarihli ve 6749 sayılı Kanun'la değiştirilerek kabul edilmiş, bu Kanun ise 29/10/2016 tarih ve 29872 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
23/01/2017 tarih ve 29957 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 685 sayılı Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu Kurulması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname (685 sayılı KHK) ile 667 sayılı KHK'nın ilgili maddesi uyarınca meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilen hâkim ve savcıların, kararın kesinleşmesinden itibaren altmış gün içinde ilk derece mahkemesi olarak Danıştayda dava açabilecekleri düzenlenmiştir. 685 sayılı KHK, 01/02/2018 tarihli ve 7075 sayılı Kanun'la değiştirilerek kabul edilmiş, anılan Kanun 08/03/2018 tarih ve 30354 sayılı (mükerrer) Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Nitekim, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Kadriye Çatal/Türkiye (B. No: 2873/17, 07/03/2017) kararında, haklarında meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilen yargı mensupları için doğrudan Danıştayda iptal davası açma imkânının tanındığını belirterek Kadriye Çatal tarafından yapılan başvuruyu iç hukuk yollarının tüketilmemiş olduğu gerekçesiyle kabul edilemez bulmuştur.
2) Davacıya İlişkin Süreç
... tarih ve ... sayılı Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu kararıyla, yargı mensubu olarak görev yapmakta olan davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmiştir. Bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebi anılan Kurul tarafından ... tarih ve ... sayılı kararla reddedilmiştir.
Davacı tarafından, meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin karar ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine dair kararın iptaline karar verilmesi talebiyle bakılmakta olan dava açılmıştır.
Diğer yandan, davacının, ceza yargılaması sonucunda ... Ceza Dairesinin (İlk Derece) ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan 13 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. Bu karara karşı yapılan temyiz başvurusu üzerine ... Ceza Genel Kurulunun ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararı ile hükmün onanmasına karar verildiği ve davacı hakkındaki mahkumiyet kararının 22/09/2020 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.
B) İLGİLİ MEVZUAT
1) Anayasa
Anayasa’nın Başlangıç kısmında, Millet iradesinin mutlak üstünlüğü, egemenliğin kayıtsız şartsız Türk Milletine ait olduğu ve bunu Millet adına kullanmaya yetkili kılınan hiçbir kişi ve kuruluşun, bu Anayasa'da gösterilen hürriyetçi demokrasi ve bunun icaplarıyla belirlenmiş hukuk düzeni dışına çıkamayacağı belirtilmiş ve 176. maddesinde de Anayasa'nın dayandığı temel görüş ve ilkeleri belirten başlangıç kısmının, Anayasa metnine dâhil olduğu kuralı getirilmiştir.
Anayasa'nın 5. maddesi: "Devletin temel amaç ve görevleri, Türk Milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır."
Anayasa’nın 6. maddesi: “Egemenlik, kayıtsız şartsız Milletindir.
Türk Milleti, egemenliğini, Anayasanın koyduğu esaslara göre, yetkili organları eliyle kullanır.
Egemenliğin kullanılması, hiçbir surette hiçbir kişiye, zümreye veya sınıfa bırakılamaz. Hiçbir kimse veya organ kaynağını Anayasadan almayan bir Devlet yetkisi kullanamaz.”
Anayasa’nın 9. maddesi: "Yargı yetkisi, Türk Milleti adına bağımsız ve tarafsız mahkemelerce kullanılır."
Anayasa’nın 13. maddesi: “Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”
Anayasa’nın 14. maddesi: “Anayasada yer alan hak ve hürriyetlerden hiçbiri, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmayı ve insan haklarına dayanan demokratik ve lâik Cumhuriyeti ortadan kaldırmayı amaçlayan faaliyetler biçiminde kullanılamaz.
Anayasa hükümlerinden hiçbiri, Devlete veya kişilere, Anayasayla tanınan temel hak ve hürriyetlerin yok edilmesini veya Anayasada belirtilenden daha geniş şekilde sınırlandırılmasını amaçlayan bir faaliyette bulunmayı mümkün kılacak şekilde yorumlanamaz...”
Anayasa’nın dava konusu kararların tesis edildiği tarihte yürürlükte olan hâliyle 15. maddesi: "Savaş, seferberlik, sıkıyönetim veya olağanüstü hallerde, milletlerarası hukuktan doğan yükümlülükler ihlâl edilmemek kaydıyla, durumun gerektirdiği ölçüde temel hak ve hürriyetlerin kullanılması kısmen veya tamamen durdurulabilir veya bunlar için Anayasada öngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınabilir.
Birinci fıkrada belirlenen durumlarda da, savaş hukukuna uygun fiiller sonucu meydana gelen ölümler dışında, kişinin yaşama hakkına, maddî ve manevî varlığının bütünlüğüne dokunulamaz; kimse din, vicdan, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz ve bunlardan dolayı suçlanamaz; suç ve cezalar geçmişe yürütülemez; suçluluğu mahkeme kararı ile saptanıncaya kadar kimse suçlu sayılamaz."
Anayasa’nın 20. maddesinin birinci fıkrası: “Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz.”
Anayasa’nın 36. maddesi: "Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.
Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz."
Anayasa’nın 138. maddesinin birinci fıkrası: “Hâkimler, görevlerinde bağımsızdırlar; Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanî kanaatlerine göre hüküm verirler.”
Anayasa’nın 139. maddesi: “Hâkimler ve savcılar azlolunamaz, kendileri istemedikçe Anayasada gösterilen yaştan önce emekliye ayrılamaz; bir mahkemenin veya kadronun kaldırılması sebebiyle de olsa, aylık, ödenek ve diğer özlük haklarından yoksun kılınamaz.
Meslekten çıkarılmayı gerektiren bir suçtan dolayı hüküm giymiş olanlar, görevini sağlık bakımından yerine getiremeyeceği kesin olarak anlaşılanlar veya meslekte kalmalarının uygun olmadığına karar verilenler hakkında kanundaki istisnalar saklıdır.”
Anayasa’nın 140. maddesinin ikinci fıkrası: “Hâkimler, mahkemelerin bağımsızlığı ve hâkimlik teminatı esaslarına göre görev ifa ederler.”
Anayasa’nın 159. maddesinin birinci fıkrası: “Hâkimler ve Savcılar Kurulu, mahkemelerin bağımsızlığı ve hâkimlik teminatı esaslarına göre kurulur ve görev yapar.”
Aynı maddenin sekizinci fıkrası: “Kurul, adlî ve idarî yargı hâkim ve savcılarını mesleğe kabul etme, atama ve nakletme, geçici yetki verme, yükselme ve birinci sınıfa ayırma, kadro dağıtma, meslekte kalmaları uygun görülmeyenler hakkında karar verme, disiplin cezası verme, görevden uzaklaştırma işlemlerini yapar...”
2) AİHS
AİHS'in 6. maddesinin birinci fıkrası: "Herkes davasının, medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamaların esası konusunda karar verecek olan, yasayla kurulmuş, bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından, kamuya açık olarak ve makul bir süre içinde görülmesini isteme hakkına sahiptir. Karar alenî olarak verilir. Ancak, demokratik bir toplum içinde ahlak, kamu düzeni veya ulusal güvenlik yararına, küçüklerin çıkarları veya bir davaya taraf olanların özel hayatlarının gizliliği gerektirdiğinde veyahut, aleniyetin adil yargılamaya zarar verebileceği kimi özel durumlarda ve mahkemece bunun kaçınılmaz olarak değerlendirildiği ölçüde, duruşma salonu tüm dava süresince veya kısmen basına ve dinleyicilere kapatılabilir."
AİHS'in 8. maddesi: “Herkes özel ve aile hayatına, konutuna ve yazışmasına saygı gösterilmesi hakkına sahiptir.
Bu hakkın kullanılmasına bir kamu makamının müdahalesi, ancak müdahalenin yasayla öngörülmüş ve demokratik bir toplumda ulusal güvenlik, kamu güvenliği, ülkenin ekonomik refahı, düzenin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için gerekli bir tedbir olması durumunda söz konusu olabilir.”
AİHS'in 15. maddesi: "Savaş veya ulusun varlığını tehdit eden başka bir genel tehlike halinde her Yüksek Sözleşmeci Taraf, durumun kesinlikle gerektirdiği ölçüde ve uluslararası hukuktan doğan başka yükümlülüklere ters düşmemek koşuluyla, bu Sözleşme’de öngörülen yükümlülüklere aykırı tedbirler alabilir.
Yukarıdaki hüküm, meşru savaş fiilleri sonucunda meydana gelen ölüm hali dışında 2. maddeye, 3. ve 4. maddeler (fıkra 1) ile 7. maddeye aykırı tedbirlere cevaz vermez.
Aykırı tedbirler alma hakkını kullanan her Yüksek Sözleşmeci Taraf, alınan tedbirler ve bunları gerektiren nedenler hakkında Avrupa Konseyi Genel Sekreteri’ne tam bilgi verir. Bu Yüksek Sözleşmeci Taraf, sözü geçen tedbirlerin yürürlükten kalktığı ve Sözleşme hükümlerinin tekrar tamamen geçerli olduğu tarihi de Avrupa Konseyi Genel Sekreteri’ne bildirir."
3) Kanun
667 sayılı KHK'nın değiştirilerek kabul edilmesine dair 6749 sayılı Kanun’un 3. maddesinin birinci fıkrası: “Terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen …hâkim ve savcılar hakkında hâkimler ve savcılar yüksek kurulu genel kurulunca meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilir. Bu kararlar, Resmî Gazete’de yayımlanır ve yayımı tarihinde ilgililere tebliğ edilmiş sayılır. Meslekten çıkarma kararlarına karşı ilgili kanunlarda yer alan hükümler uyarınca itiraz edilmesi veya yeniden inceleme talebinde bulunulması üzerine verilen kararlar da Resmî Gazete’de yayımlanır ve yayımı tarihinde ilgililere tebliğ edilmiş sayılır. Görevden uzaklaştırılanlar veya görevlerine son verilenlerin silah ruhsatları ve pasaportları iptal edilir ve bu kişiler oturdukları kamu konutlarından veya vakıf lojmanlarından on beş gün içinde tahliye edilir.”
Üçüncü fıkrası: “Birinci fıkra uyarınca görevine son verilenler hakkında da 4 üncü maddenin ikinci fıkrası hükümleri uygulanır.”
Aynı Kanun’un 4. maddesinin ikinci fıkrası: “Birinci fıkra uyarınca görevine son verilenler bir daha kamu hizmetinde istihdam edilemez, doğrudan veya dolaylı olarak görevlendirilemezler; görevinden çıkarılanların uhdelerinde bulunan her türlü mütevelli heyet, kurul, komisyon, yönetim kurulu, denetim kurulu, tasfiye kurulu üyeliği ve sair görevleri de sona ermiş sayılır. Bu fıkrada sayılan görevleri yürütmekle birlikte kamu görevlisi sıfatını taşımayanlar hakkında da bu fıkra hükümleri uygulanır...”
4) Etik İlkeler
Hâkimler ve savcılar Anayasa ve kanunlarla kendilerine verilen görev ve yetkileri, yazılı olsun ya da olmasın evrensel anlamda hâkim ve savcıları bağladığı hususunda kuşku bulunmayan etik kurallara tabi olarak yerine getirmelidirler.
Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun 27/06/2006 tarih ve 315 sayılı kararı ile benimsenmesine karar verilmiş ve Adalet Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğünce tüm hâkim ve savcılara genelge olarak duyurulmuş olan "Bangalor Yargı Etiği İlkeleri"nde bağımsızlık, tarafsızlık, doğruluk, dürüstlük, eşitlik, ehliyet ve liyakat korunan değerler olarak sayılmıştır. Yine Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun 10/10/2006 tarih ve 424 sayılı kararı ile benimsenmesine karar verilerek Adalet Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğü tarafından tüm hâkim ve savcılara duyurulan Savcılar İçin Etik ve Davranış Biçimlerine İlişkin Avrupa Esasları “Budapeşte İlkeleri” de Bangalor İlkeleri ile benzer ilkeleri içermektedir.
Bangalor Yargı Etiği İlkelerinde hâkimin; herhangi bir yerden herhangi bir sebeple doğrudan ya da dolaylı olarak gelebilecek her türlü dış etki, rüşvet, baskı, tehdit ve müdahaleden uzak şekilde, olaylara ilişkin kendi değerlendirmesine dayanarak ve hukuka dair kendi vicdani anlayışı ile uygun biçimde yargı işlevini bağımsız olarak yerine getirmesi; mahkeme içerisinde ve dışında, halkın, hukukçuların ve dava taraflarının yargı ve hâkim tarafsızlığına duyduğu güveni koruyacak ve artıracak davranışlar içerisinde olması; sürekli kamu gözetiminin öznesi durumunda olan hâkimin, sıradan bir vatandaşın ağır olarak nitelendirebileceği kişisel sınırlamaları kabul etmek durumunda olduğu ve bunu özgürce ve kendi iradesiyle yapması, özellikle yargı vazifesinin onuruyla uyumlu bir tarzda davranması; diğer vatandaşlar gibi ifade, inanç, dernek kurma ve toplanma özgürlüğüne sahip olduğu ancak bu hakların kullanılmasında, yargı mesleğinin onurunu, yargının bağımsızlığını ve tarafsızlığını koruyacak şekilde davranması gerektiği hususları belirtilmiştir.
C) İNCELEME VE GEREKÇE
1) Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç
AİHS'in 15. maddesinde; savaş veya ulusun varlığını tehdit eden bir genel tehlike hâlinde devletlerin, durumun gerektirdiği ölçüde ve uluslararası hukuktan doğan başka yükümlülüklere ters düşmemek koşuluyla AİHS'te öngörülen yükümlülüklere aykırı tedbirler alabileceği belirtilmiştir.
Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu tarafından yargı mensuplarının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin kararlar tesis edilirken ilgililere haklarındaki tespitler bildirilmek suretiyle karşı beyanda bulunma imkânı tanınmamış ise de AİHS'in 15. maddesi hükmü uyarınca ulusun varlığını tehdit eden genel bir tehlikeye karşı ivedi şekilde tedbir almak zorunluluğu çerçevesinde durumun gerektirdiği ölçüde kabul edilebilecek nitelikte olan bu hususun, yargılama aşamasında, hakkındaki tespitler bildirilerek ilgililerin bu tespitlere karşı beyanlarının alınması suretiyle giderilmesinin mümkün olduğu değerlendirilmiştir.
Nitekim AİHM'e göre karar alma veya yargılama sürecinde daha alt aşamalarda yaşanan bazı usule ilişkin eksikliklerin sonraki aşamalarda telafi edilebilmesi mümkündür (Helle/Finlandiya, B. No: 20772/92, 19/12/1997, § 45; Monnell ve Morris/Birleşik Krallık, B. No: 9562/81, 9818/82, 2/3/1987, §§ 55-70).
Bu kapsamda, davalı idare tarafından dava konusu kararların gerekçesi olarak yargılama safahatında dava dosyasına sunulan tüm bilgi ve belgeler davacıya tebliğ edilmiş ve bu bilgi ve belgelere karşı etkin bir şekilde beyanda bulunma imkânı tanınmıştır.
Öte yandan hakkaniyete uygun yargılama hakkına ilişkin güvencelerin (silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin) sağlanması amacıyla Dairemizce görülmekte olan bu davalarda usul kuralları oldukça geniş yorumlanmıştır.
Dava konusu kararlara karşı dava açma süresi, yargı yolunun açıldığı 23/01/2017 tarih ve 29957 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 685 sayılı KHK'nın yayımı tarihinden itibaren değil anılan KHK’nın TBMM tarafından değiştirilerek kabul edilmesine dair 7075 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği 08/03/2018 tarihinden itibaren başlatılmıştır.
Davacıların adli yardım talepleri, "yargılama veya takip giderlerini kısmen veya tamamen ödeme gücünden yoksun olan kimselerin taleplerinin açıkça dayanaktan yoksun olmaması" şartının herhangi bir bilgi veya belgeyle (örneğin fakirlik ilmuhaberi) desteklenmesi beklenmeksizin kabul edilmiştir.
Duruşmalı dosyalarda, tedavi kurumlarında veya ceza infaz kurumlarında bulunan ve mazeretleri nedeniyle duruşmalara katılamayacak olan davacıların duruşmalara kolaylıkla katılabilmeleri, yargılamanın en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması için Ses ve Görüntü Bilişim Sisteminden (SEGBİS) yararlanma imkânı sağlanmıştır.
06/01/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Tebligat ve cevap verme" kenar başlıklı 16. maddesinde; dava dilekçelerinin ve eklerinin birer örneği davalıya, davalının vereceği savunmanın davacıya, davacının ikinci dilekçesinin davalıya, davalının vereceği ikinci savunmanın da davacıya tebliğ edileceği düzenlenmiştir. Davalının ikinci savunmasında davacının cevaplandırmasını gerektiren hususların bulunması hâli dışında, davalının ikinci savunmasına karşı davacının cevap veremeyeceği, tarafların otuz günlük cevap verme süresinin geçmesinden sonra verecekleri savunmalara veya ikinci dilekçelere dayanarak hak iddia edemeyecekleri kurala bağlanmıştır. Bununla birlikte davalı idarenin ek beyan dilekçelerinde veyahut Danıştay savcı düşüncesine cevap dilekçelerinde dosyaya sunulan bilgi ve belgeler, davacıya tebliğ edilmiş ve dava dosyasına sunulan yeni bilgi ve belgelere karşı beyanlarını sunma imkânı sağlanmıştır.
Bu kapsamda, davalı idare tarafından dava dosyasına sunulmuş olan 14/02/2020 tarih ve 8494 sayılı üst yazı ekindeki "ByLock Tespit ve Değerlendirme Tutanağı" 26/10/2020 tarihli ara kararımızla davacıya tebliğ edilmiş ve söz konusu Tutanağa ilişkin beyanlarını sunabilmesi için davacıya on gün süre verilmiştir. Bununla birlikte, davacı hakkındaki mahkumiyet kararının kesinleşmesi ve cezanın infazına başlanılması üzerine, Dairemizin 09/06/2021 tarihli ara kararıyla, davaya davacı adına vasi yoluyla devam edilmesine, 18/01/2021 tarihli ara kararımızın vasiye tebliğ edilmesine, ayrıca işbu ara karar tarihi itibarıyla tüm tebligatların vasiye gönderilmesine karar verilmiştir.
Aynı maddede, haklı sebeplerin bulunması hâlinde, taraflardan birinin isteği üzerine otuz günü geçmemek ve bir defaya mahsus olmak üzere otuz günlük cevap verme süresinin uzatılabileceği belirtilmiştir. Dairemizce talep edilmesi hâlinde taraflara otuz günü geçmemek üzere ek süre verilmiştir.
Bununla birlikte, AİHS’in "Adil Yargılanma Hakkı" başlıklı 6. maddesinin 1. fıkrasında herkesin medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgili davasını makul bir süre içinde görülmesini isteme hakkına sahip olduğu düzenlemesi yer almıştır. Bu kapsamda Anayasa Mahkemesi de makul sürede yargılanma hakkını Anayasanın 36. maddesinde yer verilen adil yargılanma hakkının bir parçası olarak görmüştür (Gülseren Gürdal ve Diğerleri, B. No: 2013/1115, 05/12/2013, § 43). Anayasanın 141. maddesinin son fıkrasında da davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması yargının görevleri arasında sayılmıştır.
AİHM kararları incelendiğinde; mahkemenin bir yargılamanın süresinin makul olup olmadığını incelerken her davanın kendi somut durumunu gözettiği ve davanın karmaşıklığı, başvuranların ve yetkili makamların yargılama sürecindeki davranışları ile ilgililer için davanın konusunun arz ettiği önem gibi kriterleri dikkate aldığı görülmüştür (Frydlender / Fransa, B. No: 30979/96, 27/6/2000, § 43, Yılmaz / Türkiye, B. No: 36607/06, 04/06/2019, §§ 32). Aynı şekilde Anayasa Mahkemesi de makul süre yönünden yaptığı incelemelerde, davanın karmaşıklığı, yargılamanın kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunun davanın hızla sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususları, bir davanın süresinin makul olup olmadığının tespitinde göz önünde bulundurulması gereken kriterler olarak belirlemiştir (Güher Ergun ve Diğerleri, B. No: 2012/13, 02/07/2013, § 41-45, Gülseren Gürdal ve Diğerleri, B. No: 2013/1115, 05/12/2013, § 46).
Bu kapsamda; yargı mensuplarının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılması kararlarına karşı ilgililer tarafından genellikle işlem tesisinden sonra bu işlemlere karşı yargı yolu açık olmadığı halde altmış günlük dava açma süresi içinde Ankara İdare Mahkemelerinde ya da doğrudan Danıştay'da davalar açılmış ise de anılan işlemlere karşı ancak 23/01/2017 tarih ve 29957 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 685 sayılı KHK'nın yayımı tarihinden itibaren Danıştay'da yargı yolunun açılmış olduğu anılan KHK ile kabul edildiğinden, bu davaların esastan incelenmesine Dairemiz tarafından bu tarihten itibaren başlanmıştır.
Bununla birlikte yukarıda aktarıldığı üzere gerek ulusun varlığını tehdit eden genel bir tehlikeye karşı ivedi şekilde tedbir almak zorunluluğu çerçevesinde olağanüstü şartlar altında tesis olunan işlemler nedeniyle açılan bu davaların karmaşık yapısına, gerekse hakkaniyete uygun yargılanma hakkına ilişkin güvencelerin (silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin) sağlanması amacıyla davalı idare tarafından dava konusu kararın gerekçesi olarak yargılamanın her safahatında dava dosyasına sunulan tüm bilgi ve belgelerin davacıya tebliğ edilmesi ya da davalı idarenin ikinci cevap dilekçesine karşı davacı tarafa ek süre verilerek cevap hakkı tanınması gibi geniş usuli uygulamalara rağmen bakılmakta olan bu dava mümkün olan en kısa süre içinde Dairemiz tarafından sonuçlandırılmıştır.
2) FETÖ'ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26/09/2017 tarih ve E:2017/16.MD-956, K:2017/370 sayılı kararında; FETÖ’nün, paravan olarak kullandığı dini, din dışı dünyevi emellerine ulaşma hâline getiren; siyasi, ekonomik ve toplumsal yeni bir düzen kurma tasavvuruna sahip örgüt liderinden aldığı talimatlar doğrultusunda hareket eden; bu amaçla öncelikle güç kaynaklarına sahip olmayı hedefleyip güçlü olmak ve yeni bir düzen kurmak için şeffaflık ve açıklık yerine büyük bir gizlilik içerisinde olmayı şiar edinen; bir istihbarat örgütü gibi kod isimler, özel haberleşme kanalları, kaynağı bilinmeyen paralar kullanıp böyle bir örgütlenmenin olmadığına herkesi inandırmaya çalışarak ve bunda başarılı olduğu ölçüde büyüyüp güçlenen, bir yandan da kendi mensubu olmayanları düşman olarak görüp mensuplarını motive eden; “Altın Nesil” adını verdiği kadrolarla sistemle çatışmak yerine sisteme sahip olma ilkesiyle Devlete tabandan tavana sızan; bu kadroların sağladığı avantajlarla Devlet içerisinde belli bir güce ulaştıktan sonra hasımlarını çeşitli hukuki görünümlü hukuk dışı yöntemlerle tasfiye eden; böylece devlet aygıtının bütün alt bileşenlerini ünite ünite kontrol altına almayı ve sisteme sahip olmayı planlayıp ele geçirdiği kamu gücünü de kullanarak toplumsal dönüşümü sağlamayı amaçlayan; casusluk faaliyetlerini de bünyesinde barındıran atipik/suigeneris bir terör örgütü olduğu belirtilmiştir.
1970’li yıllardan itibaren özellikle, mülkiye, adliye, emniyet, millî eğitim ve TSK içerisinde kadrolaşmaya giden FETÖ liderinin vaaz, röportaj ve kitaplarında bulunan ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun anılan kararında da yer alan “Esnek olun, sivrilmeden can damarları içinde dolanın!”, "Bütün güç merkezlerine ulaşıncaya kadar hiç kimse varlığınızı fark etmeden sistemin ana damarlarında ilerleyin!", “Türkiye’deki devlet yapısı ölçüsüne göre bütün anayasal müesseselerdeki güç ve kuvveti cephemize çekeceğimiz ana kadar her adım erken sayılır. …bunca kalabalık içinde ben bu dünyayı ve düşüncemi sözde mahremiyet içinde anlattım. …sırrınız sizin sırrınızdır. Söylerseniz siz esir olursunuz.”, “Bir gün bana Ankara’da bin evimiz olduğunu söyleyin, devletin paçasından şöyle bir tutacağım, devlet uyandığında yapacağı hiçbir şey kalmayacak” şeklindeki sözleri bu suigeneris örgütün, Devleti ele geçirme gayretlerinin somut talimatları olarak ortaya çıkmıştır.
Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 08/06/2018 tarih ve E:2016/238, K:2018/128 sayılı kararında ise FETÖ'nün yargı yapılanmasına ilişkin şu tespitlere yer verilmiştir:
"Örgütün hakim, savcı yapılanması bölgelere ayrılmış olup ...bölgelerden sorumlu kişilere bölge abisi veya bölge ablası denilmektedir. Her bölgenin 8-10 evi kapsadığı, örgüt mensupları arasında farklı sohbet grupları ve bu gruplardan sorumlu örgüt imamı bulunmaktadır. ...Örgüt üyesi hakim, savcıların sicil numaralarına veya mesleğe başlama aşamasında, adalet akademisindeki dönemlerine göre ayrı ayrı devre ve sicil numarası içerisinde gruplandırmaların yapıldığı, T1, T2, T3, T4, T5 şeklinde belirli sicil aralıklarını kapsayan hakim, savcıların gruplandırılarak taşra ve devre yapılanması oluşturulmuştur. Her grupta kendi içerisinde hakim, savcı sayılarına göre 3-5 kişilik sohbet gruplarına ayrılmıştır. ...Örgüt tarafından örgüt üyesi ile yapılan görüşme sonrasında hakim, savcı olması kararlaştırılan örgüt üyeleri sınavlara hazırlanmak üzere örgüte ait Ankara’daki örgüt evlerinde sınava çalıştırılır. Bu örgüt evinin masraflarının örgüt tarafından karşılandığı ve sınava çalıştırılacak kişiler dışında başka kimsenin bu evlere giremediği anlaşılmıştır. Bu örgüt evlerinde hakimlik, savcılık sınavına girecek örgüt üyeleri sınavlara hazırlanmakta olup deneme sınavlarının yapıldığı ayrıca sınav sorularının örgüt tarafından yasal olmayan yollardan ele geçirilip bu evlerde sınavdan bir kaç gün önce örgüt mensubu abi veya ablalar tarafından örgüt üyelerine verilmiştir. Örgüt üyelerine cevapları işaretlenmiş soru kitapçıkları verilerek bunları ezberlemelerinin sağlandığı, bu şekilde örgüt üyelerinin sınavları kazanmalarının sağlandığı anlaşılmıştır. Yazılı sınavı kazanan örgüt üyeleri murakıplarca tekrar eve çağrılarak mülakat için hazırlanmakta mülakatta nasıl davranacaklarının öğretilmektedir. Ayrıca örgüt tarafından kendilerine referans bulunacağı veya kendilerinin referans bulmaları söylenmektedir. Mülakat sınavını kazanan ve hakim, savcı adayı olan örgüt üyeleri mülakattan sonra tekrar murakıplar tarafından örgüt evlerine çağrılarak staj aşamasında hangi evde kalacakları, ev sorumlularının kim olacağı anlatılarak, bu şekilde staja başlayan örgüt üyesinin staj döneminde de örgüt tarafından takibi yapılmaktadır. Staj aşamasında örgüt üyelerinin deşifre olmamaları için beşer kişilik gruplar halinde, masrafı örgüt tarafından karşılanan ev tutmaları sağlanmaktadır. Her ev için bir sorumlu tayin edilmektedir. Adaylık sürecini tamamlayıp ataması yapılan örgüt üyesi hakim, savcıların örgüt tarafından takibine devam edildiği, sürekli irtibat kurularak bunların örgüte bağlılıkları sağlanmaktadır. Ataması yapılan örgüt mensubu hakim, savcının ilk maaşlarının tamamı örgüt tarafından alınmaktadır. Daha sonraki aylarda ise bekarlardan %15, evlilerden %10, en az 3 çocuğu olanlardan ise %5 oranında himmet toplanmaktadır. Bekar olan örgüt mensubu hakim, savcıların örgüt için önemli stratejik kurumlarda görevli örgüt üyeleri ile veya aynı meslekteki örgüt üyeleri ile evlenmelerinin teşvik edildiği ve katalog evlilikler yaptırıldığı anlaşılmıştır...
Örgüt tarafından hakim, savcılara yönelik adaylık dahil tüm süreçlerde yabancı dil, yüksek lisans, doktora eğitimi, yurt dışı gezileri, mesleki ve kişisel programlar düzenlenmek suretiyle örgüt üyesi hakim, savcılar emsallerine göre daha donanımlı hale getirilmektedir. Örgüt mensupları hak etmedikleri halde yurt içi ve yurt dışı yüksek lisans ve doktora programlarına yerleştirilmişlerdir...
HSYK ve Ad[a]let Bakanlığı Teftiş Kurulunda görev yapan örgüt mensubu müfettişlerce yapılan teftişlerde örgüt üyesi olan hakim, savcılarla örgüt üyesi olmayan hakim, savcılar farklı muameleye tabi tutulmakta, örgüt üyesi hakim, savcılara hak etmedikleri halde yüksek notlar ve olumlu siciller verilmekte, örgüt üyesi olmayan hakim, savcılara ise vasat veya düşük notlar verilmekte, sicilleri bozulmaktadır.
Örgüt üyesi hakim ve savcılar görev yaptıkları yerlerde görevleri nedeniyle öğrendikleri önemli bilgiler ile soruşturma ve dava dosyalarında gördükleri örgüt için önem taşayabilecek konuları gerek adliye gerekse il veya ilçede önemli görevlerde bulunan kişiler ile ilgili topladıkları bilgileri toplantılarda örgüt sorumlusu abiye iletmektedirler. Menfi takip heyeti denilen bir grup tarafından örgüt üyelerinden toplanan bu bilgiler değerlendirilmekte, neticesine göre yapılacak işlemler kararlaştırılmaktadır...
Örgüt mensubu hakim, savcıların deşifre olmasının önüne geçmek amacıyla örgüt üyesi hakim, savcıların çocuklarını örgüte ait olan okullara göndermemelerine karar verilmesi halinde örgüt üyesi hakim, savcı çocuklarının eğitimleri ile ilgilenilmesi, ayrıca ideolojik eğitim verilmesi için eğitim birim adıyla ayrıca bir birim kurulmuştur. Bu birim sorumlusu Yargıtay Üyesi olarak görev yapan örgüt üyelerinden seçilmektedir...
Örgüt faaliyetlerinin bir çoğunda gizlilik esas alınmasına karşın örgüt tarafından HSYK seçimlerine verilen önemden dolayı bu dönemde örgüt mensuplarının deşifre olmayı göze alarak seçimlerde tüm il ve ilçeleri kapsayan adliye ziyaretleri, ev ziyaretleri ve yemek organizasyonları düzenlemişlerdir. Sözde bağımsız örgüt üyesi adaylarının seçim gezilerine birlikte katılmışlardır. Örgütün 2014 yılı HSYK üye seçimlerinde gerek YARSAV listesi, gerekse bağımsız aday adı altında aday göstererek yargı içerisinde alternatif bir yargı gücü kuracak şekilde örgütlü olduğu anlaşılmıştır..."
Öte yandan Dairemizde derdest olan dava dosyalarında yukarıda belirtilen tespitleri destekler mahiyette, FETÖ'nün niteliğine ilişkin aşağıdaki beyanların yer aldığı görülmüştür:
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan M.Ü.ye ait Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 21/10/2016 tarihli ek sorgulama tutanağı: “…Şunu söylemem gerekiyor ki cemaat farklı sınav evlerinde kalan şahısları birbiriyle tanıştırmaz. …Bu yapı sizi asla boşta bırakmaz, yani üniversiteden mezun olduğunuzda sınav çalışma eviniz hazırdır, sınavı kazanınca mülakat referans listeniz hazırdır, bunların her aşamasından sorumlu olan kişiler vardır. …Kural olarak bu yapı gizlilik üzerine kurulu olduğundan bir evde kalan diğer evde kalan kişileri tanımazdı. Ama biz bazen tanıştığımızda kimin bizden olduğunu hissediyor ve anlıyorduk. Biz staja başladıktan sonra bize yavaş yavaş tedbire riayet etmemiz hususu anlatılmaya başlandı. …bu yapıda ciddi bir hiyerarşi söz konusuydu. Ben maaşımın bekarken %15’ini, evlendikten sonra ise %10’unu cemaate himmet olarak verdim. …Evde kalan kişi sadece ev abisini tanır. Kıdemsiz birinin üst abileri tanıma şansı yoktur. Staj esnasında bize namazınızı gizli kılın gerekirse zorunlu hallerde namazlarınızı cem edin diyorlardı. Ramazan orucunuzu tutun ancak gerekirse oruç tutmuyormuş gibi davranın diyorlardı. Bunun haricinde önemli bir husus da bize evliliğin faziletleri anlatılıyordu. …Evlilikten sorumlu abi, evlendirmeyi düşündüğü erkeğe gelerek erkekten bir vesikalık fotoğraf ve bir CV ister, devamında bu CV’yi ve fotoğrafı bir havuza atardı. Aynı işlemi bayanlar için de yapıyorlardı. Devamında evlilikten sorumlu abi kendince uygun gördüğü eş adaylarını birbirleriyle tanıştırıyordu.”
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan A.A.ya ait Kilis Terörle Mücadele Şube Müdürlüğünce düzenlenen 23/06/2017 tarihli şüpheli ifade tutanağı: “17-25 Aralık süreci sonrası örgütün sivil imamı ... kod adlı şahsın katıldığı …bir toplantıda sivil imam adlicilere hitaben ‘elinizde ...siyasal iktidara ilişkin yolsuzluk ihale usulsüzlüğü vs. gibi ses getirecek dosya varsa, bu tarz ses getirecek dosyaları bekletmeyin, hemen davasını açın.’ dedi. …Örgüt mensuplarının deşifre olmasını önlemek için tedbir ya da ruhsat diye tabir edilen yöntemler uygulanmaktaydı. Bu kapsamda örneğin; cuma namazına gitmememiz, adliyede namazları ima ile (göz ile) kılmamız, eğer mümkünse namaz vakti yetişiyorsa namazları cem ederek (birleştirerek) evde kılmamız, ramazan ayında eğer belli olacaksa oruç tutmamamız ve gerektiğinde alkol almamız talimatlandırılmıştı. …Bizim mezuniyet balomuzda, o dönemki yargı bürokrasisinin hassasiyeti de gözetilerek protokol masalarından görülecek açıdaki ön sıra masalara hep örgüt üyeleri oturtulmuş ve bunlara alkol almaları talimatlandırılmıştı diye biliyorum. …Seçim [2014 HSYK seçimi] süreciyle ilgili son olarak belirtmek istediğim, örgütün ByLock üzerinden birbirleriyle haberleşerek Facebook’taki hâkim-savcı gruplarında ya da adalet.org’da organize bir şekilde hareket ederek bağımsız aday tanıtımlarının altına adayı övücü, parlatıcı, adayı ön plana çıkartıcı yorumlar yapılmasının sağlanmasıydı. Buna örnek olarak bir olay anlatayım; R.Ş. mahkemede yanıma gelip bana tefonundaki ByLock mesajını okuttu. Yazının içeriğinde; --Tüm arkadaşların dikkatine, şu gün şu saatte Facebook’taki hâkim savcı gruplarında ve adalet.org’da ‘[İ.Ç.] Gerçeği’ isimli bir paylaşım yapılacaktır. Paylaşımın altına bağımsız aday [İ.Ç.]yi övücü yorumlar yapıp destekleyelim.-- …Görüldüğü üzere örgüt sosyal medyada organize bir şekilde hareket ederek seçimde başarılı olmayı amaçlamıştır. ...FETÖ yargı mensuplarını T1, T2, T3, T4, T5 üst başlığı/ tasnifi adı altında grup grup, hücre tipi yapılandırılmıştır. T3’teki bir kişinin ekstra bir tanışıklık yoksa diğerlerini bilmesi mümkün olmadığı gibi, yine T3 altında yer alan grupların da birbirini tanımaması genel kuraldır. Tedbir denilen gizlilik kurallarına riayet edilerek bu gizliliğin sağlanması amaçlanmıştır. Ama özellikle Ankara’da staj döneminde bu gizliliği sağlayamadılar. Bir çok farklı gruba mensup kişi birbirlerini bir şekilde tanıdı veya başkasından duymak suretiyle öğrendi. Ancak tedbire son derece riayet edenler kendilerini gizleyebilmiştir.”
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan M.Ö.ye ait Osmaniye Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 18/10/2016 tarihli sorgulama tutanağı: “Taşra yapılanmasında o dönemki adı ile cemaatin bu yapılanması profesyonel olarak yürütülüyordu. 2002 yılından itibaren taşra yapılanması kendi içerisinde T1, T2, T3, T4, T5 şeklinde bölümlere ayrılmıştı. ("T" taşra anlamına gelen yapılanmayı simgelerdi). T1 grubu 39 bin sicilden daha önce gelenlerdi. T2 grubu 39 bin, 42 bin sicillileri, T3 grubu 92 bin 109 bin arası sicillileri, T4 grubu daha sonraki sicillileri,T5 grubu 125 bin ve sonraki sicillileri ifade ederdi.”
Sonuç olarak FETÖ'nün, yıllar itibarıyla takiye (olduğundan farklı görünme) esasına dayanan uzun vadeli bir projenin aşamalarını izleyerek kurduğu strateji doğrultusunda, kamu kurumlarında ve yargı organlarında demokratik devlet düzeninden ayrıksı ve ona paralel şekilde teşkilatlanmak suretiyle ülkenin bağımsızlığını, bütünlüğünü ve demokratik hukuk devletini tehdit edici, anayasal düzene sadakat yükümlülüğüne aykırı davranışlar gösteren bir yapılanma hâline geldiği anlaşılmaktadır. Nitekim bu yapılanma tarafından 15 Temmuz 2016 gecesi anayasal düzene, demokratik kurumlara ve bizatihi Türk Milletine karşı darbe teşebbüsünde bulunulmuştur.
Darbe teşebbüsünün bertaraf edilmesini takip eden günlerde, söz konusu kalkışmaya dâhil olan kişilerin telefon konuşmaları ve mesajları ortaya çıkmıştır. Anayasa Mahkemesinin Aydın Yavuz ve diğerleri (B. No: 2016/22169, 20/06/2017) kararında da yer alan, darbe teşebbüsünün şüphelilerinden olan Komiser Yardımcısı E.G.nin telefonunda bulunan mesajlar bunlara örnek teşkil etmektedir. E.G.nin telefonunda, "önemli, durum kötü, çok acil duyuru. tüm il ve ilçe imamlarını, abilere, ablalara, kurum imamlarına iletin, tüm hizmet mensupları darbeyi şiddetle kınayan açıklama yapsın, meydanlara inip kendisini kamufle etsin, resim çekilip sosyal medyada yayınlasın, demokrasi, seçilmiş irade falan desinler, ama fazla da asla muhterem hoca efendinin adı geçmesin açıklamalarda, hepimizi alabilirler, herkes -darbeden haberim yok TV'de gördüm ilk kez- desin, asla hükümete ve Tayyibe karşı olumsuz bir paylaşım yapmayın, bu gurubu kapatıyorum şimdi" şeklinde mesajların bulunduğu tespit edilmiştir.
3) Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü
AİHM "demokratik bir devletin, memurlarından anayasal prensiplere sadakat göstermesini isteme hakkı bulunduğunu" belirtmektedir (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 52; Volkmer/Almanya (k.k.), B. No: 39799/98, 22/11/2001; Petersen/Almanya, B. No: 39793/98, 22/11/2001). AİHM'e göre "kamu çalışanlarının devlete sadık kalmaları genel yararı korumakla ve güvence altına almakla yükümlü devlet otoriteleri ile çalışmalarının doğasında bulunan bir şarttır." (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 57; Žičkus/Litvanya, B. No: 26652/02, 07/04/2009, § 28).
AİHM kararlarında yer alan sadakat yükümlülüğüne ilişkin yukarıda belirtilen ilkelerin hâkimlik ve savcılık mesleği açısından yorumlanması gerekmektedir.
Anayasa'nın "Hâkimlik ve savcılık mesleği" kenar başlıklı 140. maddesine Danışma Meclisi tarafından yazılan gerekçede "... Adalet tevzii herşeyden önce güvenilir nitelikte olmalıdır. Bu hizmeti görenlerin tarafsızlıklarından şüphe edilmesi, hizmetin tam olarak yerine getirilmiş olduğunun kabulüne engeldir. Bu itibarla görevlerinde özel hayatlarında tarafsızlıklarına dair bir davranışta bulundukları sanısını verecek hareketlerden sakınmak zorundadırlar." denilmektedir.
Bu bağlamda, yargı mensuplarının sadakat yükümlülüğü memurlardan farklı olarak "bağımsızlık" ve "tarafsızlık" ilkeleri çerçevesinde hukuk devletine ve demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğü olarak ortaya çıkar.
Üstün bir kamu gücü yetkisi niteliğindeki yargı yetkisini kullanan hâkim ve savcıların, Anayasa gereği tarafsız ve bağımsız olarak görev yapmaları, Anayasa'ya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre hüküm vermeleri ve anayasal düzene sadakat göstermeleri, hukuk devletinde demokratik toplum düzeninin korunması açısından büyük önem arz etmektedir.
4) Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği
Anayasa’nın 139. maddesinde hâkim ve savcıların görevlerinin sona ermesi sonucunu doğuran işlemler, disiplin cezaları ve meslekte kalmalarının uygun olmadığı yönünde verilen kararlar olarak ikiye ayrılmıştır. 24/02/1983 tarihli ve 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun "Hâkimlik ve savcılık görevlerinin sona ermesi" kenar başlıklı 53. maddesinde de disiplin cezası niteliğindeki meslekten çıkarma işlemi ile hâkimlik ve savcılık görevinin sona ermesi sonucunu doğuran diğer işlemler ayrı ayrı belirtilmiştir.
Dolayısıyla 667 sayılı KHK'nın 3. maddesi uyarınca hâkim ve savcıların meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin kararların, bu kişilere disiplin cezası verilmesine ilişkin kararlardan ayrı nitelikte olduğu konusunda duraksama bulunmamaktadır.
Dairemizin, Danıştay Başkanlığının internet sitesinde güncel kararlar başlığı altında yayımlanmış olan, 04/10/2016 tarih ve E:2016/8196, K:2016/4066 sayılı kararında da belirtilmiş olduğu üzere 667 sayılı KHK'nın 3. maddesi uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen yargı mensuplarının, “meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan “olağanüstü tedbir" niteliğindedir.
Bu kapsamda, ülkenin içinde bulunduğu tehdidin ortadan kaldırılması ve bozulan kamu düzeninin ivedi şekilde yeniden tesis edilmesi amacıyla 667 sayılı KHK'nın 3. maddesi ile “terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen” üstün kamu gücü yetkisi kullanma ayrıcalığına sahip bu kişiler hakkında uygulanmak üzere olağan dönemdeki yaptırımlardan farklı olarak olağanüstü nitelikte yeni bir tedbir getirilmiştir.
Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyelik, mensubiyet, iltisak veya bunlarla irtibat, anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan ve hâkim ve savcılar hakkında bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanmasını gerektiren hâllerdir. Yukarıda yer verilen yapılara üyelik ve mensubiyet olmasa da bu yapılara iltisaklı veya bunlarla irtibatlı bulunulması hâli de anılan tedbirin uygulanabilmesi için yeterlidir. Nitekim davalı idare, yargı mensupları hakkında aldığı meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin kararları, anılan yargı mensuplarının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisaklarının sabit olduğu gerekçesiyle tesis etmiştir.
Anayasa Mahkemesi 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamıştır. Bu kavramlar ile kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hal ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterli olacaktır.
Bu bağlamda, üstün bir kamu gücü yetkisi niteliğindeki yargı yetkisini kullanan yargı mensupları yönünden örgüt ile irtibat ve iltisak hususu değerlendirildiğinde, yetki ve nüfuzlarını kullanarak örgütün amaçlarını gerçekleştirmesi için ya da örgütün talimatları doğrultusunda kendilerine veya başkalarına yarar sağlamak için bir takım hal ve hareketlerde bulunmak suretiyle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüklerini ihlal ettikleri yönünde bir kanaat oluşması halinde örgüt ile irtibat ve iltisaklarının bulunduğunu söylemek mümkün olacaktır.
5) Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi
Yargı mensubu olarak görev yapanlar hakkında meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanması için ilgililerin terör örgütleri ve millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyelik, mensubiyet veya iltisakını ya da bunlarla irtibatını ortaya koyan delil, bulgu ve bu yönde değerlendirme yapılmasına neden olan hususların idare tarafından ortaya konulması gerekmektedir.
Dava konusu kararların dayanağı olan delillerin, davalı idare tarafından dava konusu işlemlerin tesisinden sonra tespit edilerek dosyaya sunulduğu anlaşılmakta ise de bu delillerin terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyelik, mensubiyet, iltisak veya bunlarla irtibatı ve anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan geçmişe ilişkin olay ve olgular olduğu görüldüğünden dava konusu işlemlerin hukuka uygunluğunun değerlendirilmesinde dikkate alınabileceği tabiidir. De
a) ByLock Delili
i. ByLock Uygulamasına İlişkin Genel Değerlendirme
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26/09/2017 tarih ve E:2017/16.MD-956, K:2017/370 sayılı kararında belirtildiği üzere ByLock uygulaması, kullanılması için indirilmesi yeterli olmayan ve özel kurulum gerektiren, kullanıcıların haberleşebilmesi için her iki tarafın önceden temin ettikleri kullanıcı adlarını ve kodlarını eklemeden taraflar arasında mesajlaşmanın başlayamadığı, bu bakımından sadece oluşturulan hücre tipine uygun şekilde bir haberleşme gerçekleştirilmesine imkân veren, kriptolu anlık mesajlaşma, e-posta gönderimi, ekleme yoluyla kişi listesi oluşturma, grup içi mesajlaşma, kriptolu sesli görüşme, görüntü veya belge gönderebilme özellikleri bulunan, böylece kullanıcılarının, örgütsel mahiyetteki haberleşmelerini başka herhangi bir haberleşme aracına ihtiyaç duymadan gerçekleştirmesine olanak sağlayan bir iletişim sistemidir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun anılan kararında; ByLock uygulamasının 2014 yılı başlarında uygulama mağazalarında yer alıp bir süre herkesin ulaşımına açık olduğu, bu mağazalardan kaldırılmasından sonra örgüt mensuplarınca harici bellek, hafıza kartları ve bluetooth yoluyla yüklenildiği hususunun yürütülen soruşturma ve kovuşturma dosyalarındaki ifadeler, mesaj ve e-postalardan anlaşıldığı, ByLock üzerinden yapılan iletişimin çözümlenen içeriğinin tamamına yakınının FETÖ mensuplarına ait örgütsel temasa ve faaliyetlere ilişkin olduğu; kullanıcılar tarafından buluşma adreslerinin değiştirilmesi, yapılacak operasyonların önceden bildirilmesi, örgüt mensuplarının yurt içinde saklanması için yer temini, yurt dışına kaçış için yapılan organizasyonlar, himmet toplantıları, açığa alınan veya meslekten çıkarılan örgüt mensuplarına para temini, örgüt liderinin talimat ve görüşlerinin paylaşılması, Türkiye'yi terörü destekleyen ülke gibi göstermek amacına yönelik faaliyette bulunan birtakım internet adreslerinin paylaşılması ve bu sitelerdeki anketlerin desteklenmesi, FETÖ'ye yönelik yürütülen soruşturma ve kovuşturmalarda şüpheli veya sanıkların hâkim ve Cumhuriyet savcılarınca serbest bırakılmasının sağlanması, örgüt mensuplarına müdafi temin edilmesi, örgüt üyelerinden kimlere operasyon yapıldığına ve kimlerin deşifre olduğuna ilişkin bilgilerin paylaşılması, operasyon yapılması ihtimali olan yerlerde bulunulmaması ve bu yerlerdeki örgüt için önemli dijital verilerin arama-tarama mesulü olarak adlandırılan kişilerce önceden temizlenmesi, kamu kurumlarında FETÖ aleyhine görüş bildiren veya yapılanmayla mücadele edenlerin fişlenmesi, sistemin deşifre olduğunun düşünülmesi halinde ByLock iletişim sisteminin kullanımına son verilerek Eagle, Dingdong ve Tango gibi alternatif programlara geçiş yapılacağının haber verilmesi, yapılanmaya mensup kişilerin savunmalarında kullanabilmeleri amacıyla hukuki metinler hazırlanması gibi örgütsel nitelikte ve amaçta mesajlar gönderildiği ifade edilmiştir.
Bylock delilinin hukuki niteliği ile ilgili olarak ise Yargıtay Ceza Genel Kurulunun yukarıda anılan kararında; Avrupa Konseyi Siber Suç Sözleşmesinin 32. maddesi ve 2937 sayılı Devlet İstihbarat Hizmetleri ve Milli İstihbarat Teşkilatı Kanununun 4.maddesinin 1.fıkrasının (i) bendi ile 6.maddesinin 1.fıkrasının (d) ve (g) bentlerine uygun şekilde Milli İstihbarat Teşkilatı tarafından elde edilen Bylock'a ilişkin dijital materyaller hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının talebi üzerine Ceza Muhakemesi Kanununun 134.maddesi gereğince Ankara Sulh Ceza Hakimliğince verilen ''inceleme, kopyalama ve çözümleme'' kararına istinaden bilgisayar ve bilgisayar kütüklerindeki iletilerin tespiti işleminde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varıldığı görülmüştür.
Nitekim Anayasa Mahkemesi de Bylock verilerinin kanuni bir temele dayanmadan ve hukuka aykırı şekilde elde edildiğine yönelik iddialar yönünden yapılan başvuruda; 4/6/2020 tarih ve Başvuru No: 2018/15231 sayılı kararı ile Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edilmediğine karar vermiştir. Anayasa Mahkemesi aynı kararında, yapısı, kullanım şekli ve teknik özellikleri itibarıyla sadece FETÖ/PDY mensuplarınca -örgütsel iletişimde gizliliği sağlama amacıyla- kullanılan kriptolu iletişim ağının başvurucu tarafından kullanılmasının terör örgütüne üye olma suçu açısından mahkumiyete dayanak olarak alınmasının, adil yargılanma hakkı kapsamındaki usul güvencelerini etkisiz hale getiren keyfi bir uygulama olarak değerlendirilemeyeceği tespitinde de bulunmuştur.
Öte yandan Dairemizde derdest olan dava dosyalarında, yargı mensubu olarak görev yapmakta iken haklarında meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilmiş olan bazı kişilerin ByLock uygulamasına ilişkin birtakım ifadelerde bulunduğu görülmüştür:
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan Y.G. isimli şahıs tarafından ... Ağır Ceza Mahkemesine sunulmuş beyan: “Bana ByLock adlı programı indirmemi 2014 Temmuz’da ... adlı kişi söyledi. Önce VPN programını daha sonra da ByLock’u kurmamı, VPN’yi açmadan ByLock’u kullanmamam gerektiğini açıkladı. Daha sonra beni kendisi ekledi ve onaylamamı söyledi. Böylece buradan daha güvenli mesajlaşabilecektik onlara göre. Çünkü 2014 HSYK seçimleri yaklaşmaktaydı ve hızlı bir haberleşme ağı lazımdı.”
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan M.Ö. isimli şahsa ait Malatya Cumhuriyet Başsavcılığında düzenlenen 16/10/2016 tarihli sorgulama tutanağı: “2014 HSYK seçimlerinden yaklaşık 3-4 ay önce E.E.’nin evinde toplanmıştık. ... abi denilen kişi bir programdan bahsetti. Bu program üzerinden haberleşeceğimizi söyleyerek telefonlarımızı istedi. Kendisi telefonlarımıza ByLock denilen programı söz konusu sohbet sırasında yükledi. …ByLock programını kullanan cemaatteki herkesin paylaşımlarını görmek mümkün değildi. Sadece arkadaş listesi (grup) şeklinde oluşturulan arkadaşlarla konuşabilmekte ve yazılar paylaşabilmekteydik. …HSYK seçimlerinin sonuna kadar ByLock programı üzerinden haberleşme sağlanıyordu. Cemaat mensuplarının istemleri doğrultusunda seçimlerden sonra ByLock programını sildim.”
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan A.B. isimli şahsa ait Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığında düzenlenen 22/03/2017 tarihli sorgulama tutanağı: “... isimli şahıs telefonuma ByLock yüklemek istedi. Ancak akıllı telefonum olmadığı için yükleyemedi. Ben de eşimin telefonunu kendisinden habersiz aldım. Bir şeyler yaptı. Bundan sonra buradan haberleşeceğiz dedi. ... , hâkim ve savcıların kişisel bilgilerini (dünya görüşü, siyasi görüş vs.) özellikle ByLock’tan ona atmamı istiyordu. ... bana tablet almamı, başka bir akrabamın adına hat almamı söyledi. Ancak ben bunu da yapmadım. Daha sonra Burak, bana içinde hat olan bir tablet getirdi. Tablette ByLock programı yüklüydü. Gelen yazıları okuyordum. Ayrıca bana tablette silme programını gösterdi. Herhangi bir durumda onu kullanmamı söyledi.”
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan S.Ö. isimli şahsa ait Çankırı Cumhuriyet Başsavcılığında düzenlenen 02/03/2017 tarihli şüpheli ifade tutanağı: “2014 yılının Ağustos ayında E.Ö. çalıştığı yer olan Silivri’ye gelmemi söyledi. Silivri’ye gittikten sonra beni oradan alıp Silivri İlçesinde oturan D.S.’nin evine götürdü. Burada ...kod adlı şahıs da vardı. Kendisi telefonumu istedi. Kendisi bana ByLock isimli programı yükledi. Artık buradan haberleşeceğimizi bana söyledi. Çünkü benim tek kaldığımı, bir şekilde haberleşmemiz gerektiğini söyledi. 2015’in Şubat ayına kadar bu program üzerinden haberleştik.”
Bu durumda, FETÖ tarafından gizliliği sağlamak için örgütsel haberleşme amacıyla oluşturulduğu ve münhasıran FETÖ tarafından kullanıldığı anlaşılan ByLock uygulamasının yüklendiğinin, bu ağa dâhil olunduğunun tespit edilmesi hâlinde, bu kişilerin örgüte üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut örgütle irtibatı ortaya konulmuş olabilecektir.
ii. ByLock Delilinin Davacı Yönünden Değerlendirilmesi
a-1) Davacıya ait ByLock bilgisi:
Dava dosyasında, Emniyet Genel Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı tarafından davacı hakkında düzenlenmiş "ByLock Tespit Tutanağı" ile "ByLock Tespit ve Değerlendirme Tutanağı" yer almaktadır.
Dava dosyasına sunulan ByLock Tespit Tutanağının incelenmesinden; Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca ... tarih ve ... sayılı soruşturma kapsamında gönderilen ByLock abone listeleri üzerinde yapılan çalışmalarda, davacının 129.862 satırlık ByLock abone listesinin 111393. satırında kaydının olduğunun, tespit edilen GSM aboneliğinin ... tespit edilen cihaza ait IMEI numarasının ..., tespit edilen ilk tarihin 11/08/2014 olduğunun belirtildiği görülmüştür.
Bununla birlikte, davacının silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan yargılandığı ... Ceza Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında; dosya kapsamına alınan HIS - CGNAT verilerine göre ... nolu GSM hattı ile 21.387 defa ByLock haberleşme programında ..., ..., ..., ... nolu hedef IP'lerle oturum açıldığı, bağlantı verilerinin incelenmesinde ise; 29/08/2014 tarihinde saat 23:51’den 30/08/2014 tarihi saat 00:51’e kadar ... nolu ByLock IP’sine erişim sağlarken 30/08/2014 tarihinde saat 12:11’den itibaren ... nolu ByLock IP’sine erişim sağlamaya başladığının görüldüğü, IP numarasındaki değişiklik olmasının programda 30/08/2014 tarihinde öğle saatlerinde versiyon güncellemesi yapıldığını gösterdiği, saat 12:11’de ByLock programının yeni IP numarası olan ... nolu IP adresine erişime ilişkin sadece 3 sinyal kaydının bulunmasının da versiyon güncellemesinden sonra programın deneme amacıyla çalıştırıldığını gösterdiği, davacının 29/08/2014 tarihinde Samsun iline doğru hareket ettiği, 30/08/2014 tarihinde Samsun ilinde olduğu, HTS kayıtları ile CGNAT kayıtlarının birbirini birebir doğruladığı, davacının 01/09/2014 tarihinde İzmir ilinde olup HTS kayıtları ile CGNAT kayıtlarının birbirini birebir doğruladığı, davacının HIS (CGNAT) kayıtlarında ByLock programı veri tabanına erişim sağladığına dair toplam 21.387 adet sinyal kaydı bulunmakla birlikte bağlantı saatleri itibarıyla servis sağlayıcı tarafından atanan genel ve özel IP numaraları dikkate alınarak eşleştirme ve gruplandırma yapıldığında toplamda 89 farklı zaman diliminde programa erişim sağladığı ve kullandığı, programa 34 giriş denemesinin ise kullanıcı hatası veya teknik bir nedenden dolayı (hatalı kullanıcı adı veya şifre girilmesi, programı çalıştırmadan önce IP değiştirmeye yarayan programların aktive edilmemesi, internet bağlantısının başarısız olması gibi herhangi bir nedenle server’a erişim sağlanamaması vb. ) başarısız olduğu, CGNAT ve HTS kayıtlarındaki BAZ istasyonu farklılığının, gün içinde internete bağlanıldığı anda, internet bağlantısının ilk sağlandığı BAZ istasyonu üzerinden sağlanması ve ByLock programına girilinceye kadarki olan zaman dilimine kadar bağlantının sonlandırılmaması nedeniyle CGNAT kayıtlarına internet erişiminin ilk sağlandığı BAZ istasyonu kaydının düştüğü, bu bağlamda GPRS internet kayıtları ile HTS kayıtlarında yer alan baz bilgilerinin zaman ve yer itibarıyla birbiriyle uyumlu olup HTS kayıtlarında yer alan baz istasyonlarında davacının bulunduğunun tespit edildiği belirtilmiştir.
Ayrıca, dava dosyasında, Emniyet Genel Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı tarafından davacı hakkında düzenlenmiş iki ayrı "ByLock Tespit ve Değerlendirme Tutanağı" yer almaktadır.
Davalı Hakimler ve Savcılar Kurulu tarafından dava dosyasına sunulan ByLock Tespit ve Değerlendirme Tutanakları incelendiğinde; ilk Tutanakta, "ID'yi Kullanan Kullanıcılar" başlığı altında davacının adı ile birlikte ID numarasının "...", kullanıcı adının "..." olduğu, "SGK Kayıtları" başlığı altında davacının Ankara İli'nde görev yaptığı, "ID'yi Ekleyenlerin Verdikleri İsimler" başlığı altında M.K. isimli kişinin davacıyı "... babasi", ... ID numaralı kişinin "...", A.A. isimli kişinin "...", ... ID numaralı kişinin "... " olarak kaydettiği görülmüştür. Davacı hakkında düzenlenen ikinci ByLock Tespit ve Değerlendirme Tutanağında, davacının ID numarasının "...", kullanıcı adının "...", şifrenin "..." olduğu, "SGK Kayıtları" başlığı altında davacının Ankara İli'nde görev yaptığı, "ID'yi Ekleyenlerin Verdikleri İsimler" başlığı altında ... ID numaralı kişinin davacıyı "...", A.A. isimli kişinin "..." olarak kaydettiği görülmektedir.
Söz konusu ByLock Tespit ve Değerlendirme Tutanakları, davacıya ait hizmet belgesi ve UYAP sistemi üzerinde yer alan davacıya ait aile nüfus kayıt örneği birlikte incelendiğinde; davacının Mersin İli nüfusuna kayıtlı olduğu, "..." isimli çocuğunun olduğu, meslekten çıkarılmadan önce Yargıtay 12. Hukuk Dairesi üyesi olarak görev yaptığı, söz konusu Tutanaklarda kullanıcı adı olarak belirlenen "..." ibaresinin davacının isminin ilk harfi ile nüfusa kayıtlı olduğu Mersin ilinin plaka kodundan esinlenerek oluşturulmuş olabileceği, ayrıca davacının diğer ByLock kullanıcıları tarafından isminin ilk harfi ile soyadının ilk iki harfinin birleştirilmesi suretiyle [mus], ismi kısaltılarak [mhmtusl], görev yeri ile uyumlu olarak [H3-012] [12m] veya çocuğunun ismi ile uyumlu olacak şekilde [serhanin babası] kaydedildiği anlaşılmıştır.
Davacı tarafından, söz konusu "ByLock Tespit Tutanağı" ile "ByLock Tespit ve Değerlendirme Tutanakları"na karşı; ByLock programını kullanmadığı, hukuk dışı yollarla elde edilen bilgi ve belgelerin delil olma niteliğinin bulunmadığı, ByLock programına ilişkin mesaj dökümünün yapılmadığı ileri sürülerek bilirkişi incelemesi yaptırılması talep edilmiştir.
ByLock uygulaması ile ilgili yukarıda aktarılan hususların ve dava dosyasına sunulan "ByLock Tespit Tutanağı" ile "ByLock Tespit ve Değerlendirme Tutanakları" nın birlikte değerlendirilmesi sonucunda davacının bu beyanına itibar edilmemiş ve bilirkişi incelemesi yaptırılması talebi yerinde görülmemiştir.
Netice itibarıyla davacı hakkında düzenlenen bahse konu Tutanakların ve ceza yargılaması aşamasında yapılan tespitlerin birlikte değerlendirilmesinden; davacının "..." ve "..." ID numaralarıyla ve iki ayrı kullanıcı adı almak suretiyle bu ağa dâhil olduğu anlaşılmaktadır.
a-2) Davacıya ait ... ID numaralı ByLock Tespit ve Değerlendirme Tutanağında yer alan yazışma içerikleri:
Davacıya ait olan "..." ID numaralı ByLock Tespit ve Değerlendirme Tutanağında yer alan yazışma içeriklerinden bazıları şu şekildedir:
Örgütün finans kurumu Bank Asya ya yatırılacak himmet parasına ilişkin mesaj:
... ( davacı) (GT:... 05:59:34 ) ... (AT:... 20:56:21 )
"Konu:Fw: Bireysel ve Asya 14.12.2015 22:49, a06 yazd?: Değerli abiler; 1Bireysel için başvuruların Cumaya kadar verilmesi gerekiyor. 2Asya için envanter çalışması yapilmasi, arkadaslar vasitasi ile para yatiran varsa miktari ve hesap sahibinin en gec pazartesi gunune kadar bildirmeniz temennisi ile 3Benim diger hesap acilmiyor, simdilik buradayim ARO"
Fetullah Gülen in yurtlarına para verilmesine ilişkin mesaj:
... (GT:... 18:36:18 ) ... (AT:... 22:47:40 )
"Konu:Fw: Fw: RABBİM BİZLERİ YANLIZ BIRAKMAYACAKYIR... NE GÜZEL BİR BİŞARET... RABBİM BİZLERİ YANLIZ BIRAKMAYACAKYIR... NE HÜZEL BİR BİR BİŞARET... Çanakkalede olan bir hadise!... Yurdun bulunduğu sokak başında oturan 65 yaşlarında bir amca yurda gelir " benim bir evladım vardı, askere gönderdik, iki ay sonra da Mardin de şehit düştü. evlilik ve iş için 100 bin TL biriktirmiştik, oğlumuzun hayrı için 4000 TL. sini ihtiyaç sahiplerine dağıttık. dün gece oğlumu rüyamda gördüm. baba dedi kalan 96 bin TL. parayı başka yere verme, bizim sokakta bulunan yurda götür. asıl makbule geçen hayır yeri orasıdır. hoca efendinin talebelerine şehitler bile gıbta ediyorlar. onların makamına kimse çıkamıyor." dedi ve parayı yurt görevlisine verdi."
Örgütün üyelerinin deşifre olmaması için alıncak tedbirlere dair mesaj:
... (GT:... :20:14 ) ... (AT:... 00:57:56 )
"Fw: Fw: Fw: Fw: Sırran ve tenevveret .......aşağıdaki notu gönderdi bilgilerinize sunulur Bir hatırlatma, bir istirham. Bazı arkadaşlarla aynı kurumda, aynı binada ve belki bir kaç kat altlı üstü katlarda çalışmamıza rağmen, arkadaşlar cep telefonu ile arayarak" şöyle bir sorunumuz var, şu kurumun başındaki yöneticiyi tanıyormusun, bizim şu işimiz hakkında şöyle yapmasını söyler misin?" diyorlar. Arkadaşlar kendi işleri için bir kaçkat çıkıp ya da 300 -500 metre yürüyerek doğrudan söyleme zahmetine katlanıp hem kendilerini, hem de üzerine iş yıktıkları ve güya yardım istedikleri, hem de olaydan hiç haberi olmayan, o kurumda bir yolla muhafaza olmuş insanları açık ederek, tedbire muhalif davranmasalar. "Sırran tenevveret" düsturunu bu konularda da hatırlayıp uygulasalar. Bu rahat en hafif ifadeyle sorumsuz tavırlara girmeseler. Bu husus usulünce hatırlatılsa."
Güvenli olmayan haberleşme programlarında örgütün mahrem ve önemli konuları hakkında paylaşımlarda bulunulmaması hususunda alınacak tedbirler ile güvenli görülen örgütün özel haberleşme programı olan Bylocka yönlendirmeye ilişkin mesaj:
... (GT:... 21:47:15 ) ... (AT:... 00:52:14 )
"Konu:Fw: Fw: WHATSAPP VE VİBER Degerli abilerim arkadaşlardan gelen uyarı üzerine gerek gorulmustur. Arkadaşların son donemde piyasada bulunan whatsapp ve viber programlariyla guvenli oldugu gerekcesiyle kendi aralarinda sikca kullanildigi, bu programlarla mahrem konularin konusulabildigi, malum oldugu uzere bu programlarin guvenli olmadigi ve kendi aralarinda ozellikle whatsapp da grup kurmamaları ( hizmet endeksli grup ) yönünde uyarılmışlardı. İş amaçlı meslektaşlarınızla olan yazışmalarda ise mesleki konuların dışına ?ıkılmaması konusu da uyarılmalıdır. Konunun ehemmiyetine binaen tekrar uyarilmalarında fayda görülmektedir."
Fetullah Gülen'den geldiği değerlendirilen talimatın paylaşımına ilişkin mesaj:
... (GT:... 13:42:43 ) ...(AT:... 23:09:11 )
"Konu: Fw: Fw: Madem kardeşiz, beni bu sabırda taklid etmenizi sizden rica ederim * ????????? ??????????? Aziz, sıddık kardeşlerim! Sakın sakın münakaşa etmeyiniz, casus kulaklar istifade ederler. Haklı olsa, haksız olsa bu halimizde münakaşa eden haksızdır. Bir dirhem hakkı varsa, münakaşa ile bin dirhem bizlere zararı dokunabilir. Bir zaman Eskişehir hapsinde titiz kardeşlerime söylediğim bir hikâyeyi tekrar ediyorum: Eski harbi umumîde Rusya'nın şimalinde doksan zabitimiz ile beraber bir uzun koğuşta esir olarak bulunuyorduk. O zâtların bana karşı haddimden çok ziyade teveccühleri bulunmasından, nasihatla gürültülere meydan vermezdim. Fakat birden asabiyet ve sıkıntıdan gelen bir titizlik, şiddetli münakaşalara sebebiyet vermeye başladı. Ben de üçdört adama dedim: Siz nerede gürültü işitseniz, gidiniz haksıza yardım ediniz. Onlar dahi öyle yaptılar, zararlı münakaşalar kalktı. Benden sordular: "Neden bu haksız tedbiri yaptın?" Dedim: Haklı adam, insaflı olur; bir dirhem hakkını, istirahatı umumînin yüz dirhem menfaatine feda eder. Haksız ise ekseriyetle enaniyetli olur, feda etmez, gürültü çoğalır. Kardeşlerim! Siz, küçük mektublar risalesinde medarı teselli ve sabır ve tahammül için yazılan parçaları dikkatle ve tekrarla okuyunuz. Ben, en zaîfiniz ve bu sıkıntılı musibetten en ziyade hissedarım. Çok şükür tahammül ediyorum ve bütün suçu bana yükleyenlerden hiç gücenmedim ve vahdeti mes'ele itibariyle yalnız kendini müdafaa ederek zımnen cem'iyet ve suçu bize tahmil edenlerden dahi sıkılmadım. Madem kardeşiz, beni bu sabırda taklid etmenizi sizden rica ederim. Şualar 320" Savunma hazırlığında kullanılmak üzere mensuplara gönderilen mesaj:
... (GT:... 23:10:17 )... (AT:... 00:48:56 )
"Konu:Fw: Fw: Fw: ÖNEMLİ CEZA EĞİTİM MODÜLLERİ 30.12.2015 http://www.cigm.adalet.gov.tr/htmls/egitimmodulleriduyuru.html "Türk Ceza Adalet Sisteminin Etkinliğinin Geliştirilmesi AB Ortak Projesi ile, Avrupa standartları ile uyumlu olarak Türk ceza adalet sisteminin etkinliğinin geliştirilmesinin temin edilmesi ve Türk ceza adalet sisteminde insan hakları standartlarının uygulanmasının sağlanması amaçlanmıştır. Proje 2012 yılı Mart ayında başlamış, 2014 yılı Aralık ayı itibari ile sona ermiştir. Projenin bileşenlerinden birisi de; Türkiye Adalet Akademisi'nin eğitim alanında sürdürebilirliğini sağlamak amacıyla sürekli/uzman eğitici havuzuna destek verilmesi, ve eğitim müfredatının oluşturulmasına katkı verilmesidir. Bu bileşen kapsamında; Hakim ve Cumhuriyet savcılarımızın, yerli ve yabancı akademisyenler ile birlikte çalışmaları neticesinde eğitim modülleri oluşturulmuş ve eğitici olarak belirlenen hakim ve Cumhuriyet savcılarımıza uzmanlar tarafından "eğiticilerin eğitimi" seminerleri verilmekle; bu meslektaşlarımız Türkiye Adalet Akademisi'nin eğitici havuzuna dahil edilmişlerdir. BU PROJE ESKİ HSYK NIN ÖNEMLİ KATKILARI İLE HAZIRLANMIŞTIR, HAZIRLAYANLARDA SONRASINDA PARALEL DİYE SÜRÜLMÜŞLERDİR AMA GEL GÖRKİ AŞAGIDAKİ İFADE İLE NASIL KENDİNE MAL ETMİŞLER. BU BİLGİLER, SAVUNMA AMAÇLI AVUKATLAR ARKADAŞLAR VS BİLGİSAYARINA İNDİRMELİ, REFERE EDİLMESİ KOLAY , 314. MADDE İLE, İLGİLİ BİLGİLER TERÖR BÖLÜMÜNDE VAR. BUNLAR TÜMÜYLE RESMİ NİTELİKTEDİR. ETKİLİ SORUŞTURMA BÖLÜMÜNÜN SON 45 SAYFASI SAVCILARIN BAĞIMSIZLIĞI AÇISINDAN SON DERECE ÖNEMLİ, HERKESE DUYURU YAPILMALIDIR. "Bakanlığımız Ceza İşleri Genel Müdürlüğü'nün bu çalışması ile; hazırlanan kapsamlı on ayrı eğitim modülünün online olarak erişime açılmasını sağlanmış ve bu modüller tüm meslektaşlarımızın istifadesine sunulmuştur. "
Fetullah Gülen'in ders verme mahiyetindeki sözünün mesaj olarak paylaşımı:
... (GT:... 23:16:22 )... (AT:... :43:36 )
"Konu:Fw: Fw: 26. Söz ... ?????? ??????? ??????????? ?????????? [Bu küçücük ... büyük bir ehemmiyeti var. Herkese menfaatlidir.] Cenâbı Hakk'a vasıl olacak tarîkler pek çoktur. Bütün hak tarîkler Kur'andan alınmıştır. Fakat tarîkatların bâzısı, bâzısından daha kısa, daha selâmetli, daha umumiyetli oluyor. O tarîkler içinde, kasır fehmimle Kur'andan istifade ettiğim "Acz ve fakr ve şefkat ve tefekkür" tarîkıdır. Evet acz dahi, aşk gibi belki daha eslem bir tarîktir ki; ubûdiyet tarîkıyla mahbubiyete kadar gider. Fakr dahi, Rahman ismine îsal eder. Hem şefkat dahi aşk gibi, belki daha keskin ve daha geniş bir tarîktir ki Rahîm ismine îsal eder. Hem tefekkür dahi aşk gibi, belki daha zengin, daha parlak, daha geniş bir tarîktir ki, Hakîm ismine îsal eder. Şu tarîk, hafî tarîkler misillü, "Letâifi Aşere" gibi on hatve değil ve tarîkı cehriye gibi "Nüfusu Seb'a" yedi mertebeye atılan adımlar değil, belki "Dört Hatve"den ibarettir. Tarîkattan ziyade hakikattır, şeriattır. Yanlış anlaşılmasın: Acz ve fakr ve kusurunu, Cenâbı Hakk'a karşı görmek demektir. Yoksa onları yapmak veya halka göstermek demek değildir. Şu kısa tarîkın evrâdı: İttibaı sünnettir, feraizi işlemek, kebâiri terketmektir. Ve bilhassa namazı ta'dili erkân ile kılmak, namazın arkasındaki tesbihatı yapmaktır."
Alt birimi denetleme, hiyerarşi ve talep içeren mail:
... (GT:... 21:51:28 ) ...(AT:... 15:58:21 )
"Konu:No Subject hergun bir defa olsun kontrol amaciyla diger tarsftan birbirimiye ARO diyebilirmiyiz"
Örgüt liderinin rüyalarla üyelerini bir arada tutma, üyelerinin dini duygularını istismar ederek bağlılıklarını artırmaya yönelik rüya paylaşımına dair mesajlar:
...(GT:...15:28:23 ) ...(AT:...22:10:00 )
"Konu:Fw: Fw: O.Ş. Abinin Rüyası Ve Büyüğümuzün Yorumu O.Ş. Abinin Rüyası Ve Büyüğümuzün Yorumu "Çocuklar ölmesin, halk zarar görmesin!" çağrıları dahi terörden/teröristten yana tavır gibi gösterilip algı operasyonuna dönüştürülüyor. Hele Hizmet'e gönül veya destek veren insanların Doğu?daki mazlumiyetleri dile getirmeleri malum çevreleri ziyadesiyle rahatsız ediyor. Düne kadar Çözüm Süreci'ne karşıymış gibi sunulan ve teröre hedef gösterilen Camia bugün tamamen zıt bir konuma hapsedilmeye çalışılıyor. Bu komploları kuran ve öyle ya da böyle Hizmet gönüllülerine saldıran zavallılara bir şey anlatmak zor. Onları muhatap almak da beyhude. Te'vile değer rüyam çok az olur. Bir şey görsem de anlatmamayı yeğlerim. Geçenlerde tebessümle uyandım; latife niyetiyle eşime anlattım. Huzuruna varınca muhterem Hocamız "Rüya var mı?" diye sormaz mı? İçimden "Komik kaçacak!" dedim ama mecburen zatıalilerine de aktardım. Meşhur bir Kürt siyasetçi evimize gelmiş. Yemek ikram etmişiz. Sonra ikindi vakti girmiş, namaza durmuşuz. Sünnet kılarken gözüm ona ilişiyor, garip hareketler yaptığını görüyorum; namaz kılmayı tam bilmiyor diye üzülüyorum. Ben farza durup Fatiha'yı okuyuncaya kadar o genç siyasetçi de sünneti bitirip farza başlıyor. İkindi olduğundan içimden (hafî) okuyorum. Misafir "Hocaaa, sesss" diyor. ?Demek ikindide hafî okunduğunu bilmiyor, ona hikmetiyle beraber güzelce anlatmalıyım!? diye düşünürken.. Misafir yine "Hocaaa, seesss!.." diye bağırıyor. Benden yüksek ses alamayınca rüku'da ve secdede de aynı sedayı tekrar ediyor. Sonunda tam Tahiyyat okurken namazı bozuyor; gülerek güreş yapar gibi boynuma sarılıyor ve "Hoca, namaz bitiyor, senden ses yok!" diyor. Ben bunu anlatınca muhterem Hocamızın tebessüm edeceğini sandım. Fakat o daha da ciddi bir hal alıp "Mesajı anladınız mı?" dedi. Şaşırdım, çünkü te'vile değer bir rüya olduğunu düşünmemiştim. Hocamız şöyle yorumladı: "Teröre lanet! Terörden de teröristten de uzağız. Ne var ki, terörle mücadele edilirken masum halkın zarar görmesine göz yumulamaz. Arada kalıp mağdur olan halkın elemini yüreğinizde duyamadınız ve onların acılarına ortak olduğunuzu gür bir sedayla ortaya koyamadınız. Rüyadaki zat kim olursa olsun sizin "Hoca, ses!" sözünden almanız gereken mesaj, halkın her kesiminin derdine ortak olmanızın lüzumudur." Doğrusu, hakikati seslendirmek için rüyaya da Hocamızın te?viline de hiç ihtiyaç duymamalıydım. Zira mü?min her zaman hakperest olmali. Bu vesileyle, masum çocukların ve mağdur vatandaşların acılarının son bulması duasıyla kim ne derse desinbir kere daha belirtmeliyim: Terörle mücadele edilmeli ama "Birtek mâsum, dokuz câni olsa, yine o gemi hiçbir kanunu adaletle batırılmaz." düsturu da gözetilmeli!.."
... GT:...18:37:07 ) ...(AT:...22:18:30 )
"Konu:Fw: Rüya Bir müfettiş arkadaş görmüş: "Dışarıda karanlık bir ortamda bir sürü insan var ve bu insanlara fiziki şiddet uygulanıyor. Şiddet görenlerden biri de benim. Karşımdaki büyük bir hırsla şiddet uygularken ben hiç bir şey hissetmiyorum, hiç etkilenmiyorum. Allahım bu senin bir lütfun diye düşünüyorum. Acı vs hissetmiyorum. Sonra arkadan bir ışık doğuyor. Ve insanlar o tarafa doğru gidiyor. Gelenker dört büyük halife (Hz. Ebubekir, Hz. Ömer, Hz. Osman ve Hz. AliRA) atlarıyla bize doğru geliyorlar. Bizler Onlara "yardım edin bize" diyoruz. Bunun üzerine Hz Ali (RA) "Biz size yardım edecek herşeyi bıraktık" diyor ve gidiyorlar. Biz onların arkasından gitmeye devam ediyoruz. Sonra yemyeşil ve çok güzel bir mekana gidiyoruz. Sağda solda beyaz kuzular var, bir tanesi karşıma geçip tazyikli bir şekilde süt fışkırtıyor."
Örgütün kullandığı başkaca haberleşme programına dair mesaj:
... (GT:...11:28:13 ) ...(AT:...22:30:06 )
"Konu:No Subject Diger taraftaki en son notuma bakar ve cevap verirseniz memnun olurum"
Örgüt üyelerinin uyarılmasına ilişkin mesaj:
...(GT:...20:07:21 ) ...(AT:...20:25:00 )
"Konu:Fw: Fw: ÖNEMLİ DUYURU BİLGİ OLARAK OKUNDU ARZ EDİLDİ. CEVAP OLARAKTA ŞÖYLE BUYURDU: ARKADAŞLARIMIZ ULU ORTA DOLAŞMASINLAR, KALABALIK YERLERE GİTMESİNLER. EMİN YERLERDE İHTİYAÇLARINI KARŞILASINLAR? BİLGİ NOTU ÇOK SAYIDA IŞİD İLE İLGİLİ DUYUM GELDİ. GELEN BÜTÜN DUYUMLARDA; BOMBALI EYLEM İÇİN TÜRKİYE' YE ÇOK SAYIDA YENİ IŞİD MİLATANININ GİRDİĞİ, BU ŞAHISLARIN İSTANBUL AYASOFYA CİVARINDA CANLI BOMBA, DİGER MERKEZİ YERLERDE DE PARİS TE OLDUĞU GİBİ SİLAHLI SALDIRI YAPACAKLARI VE, IŞİD İN TÜRKİYE'YE SAVAŞ İLAN ETTİKLERİ YÖNÜNDE BİLGİLER VARMIŞ. SİVİL VE RESMİ ABİLERİ UYARMAKTA FAYDA VAR, TOPLU ORTMALARDA BULUNMAMAKTA FAYDA VARDIR. "
Örgüt üyelerine doğa üstü güç atfetmeye yönelik mesaj:
... (GT:...21:53:30 ) ...(AT:...11:30:43 )
"Konu:Fw: Fw: KINA ..İLİNDE T3 BİR ABİMİZİN EŞİNİN YAŞADIĞI BİR HADİSE Eşim gece uyumadan önce sizin verdiğiniz minimum evradlari yapma yı ve her gece teheccude kalkıp H. abiye ve diğer abilere dua etme niyeti ile uyudu. Teheccute kalktığında elinde birşey yoktu, sabah kalkınca sol elin avuç içi kısmı kınalı vaziyette idi. Elini yıkarken olaya vakıf oluyor ve kına kokusu alıyor..."
Himmet parası toplanması konusunda hassas davranılmasına ilişkin mail:
... (GT:...05:49:39 ) ...(AT:...11:27:57 )
"Konu:No Subject Bu manzara karsisinda hala hic himmet vermeyen veya himmetini cesitli bahanelerle geciktirenlere de okunsun, o tavirlari ile zulme ortak olmuyorlar mi, bu konuda hassasiyet gosterene de tesekkurler, ellerinden geldigince yanan atesi sondurmek icin itfaiyeci edasiyla hareket ediyorlar, yarin ikisi mizanda bir olur mu dusunelim, ne diyordu rahmet peygamberi (sav) efendimiz, "gunesin dogdugu yerdeki muslumanin ayagina batan dikenin acisini battigi yerdeki hissetmezse hakiki iman etmis olmaz" Lutfen bu konuda biz de hassas olalim ve arkadaslari uyaralim, onlara sevap kazandirmaya bakalim hesap gunu hatirlatsaydin bende katkida bulunacaktim sozunun muhatibi olarak zor durumda kalmayalim, Bu kapsamda aidat vs.dahil, mulaane ile olan yaziyi da herkesle mutlaka paylasalim"
Tedbir alınmasına, algı oluşurmaya, toplum mühendisliğine ilişkin mail:
...(GT:...19:21:14 ) ...(AT:...23:30:03 )
"Konu:Fw: Fw: GÜZERGÂH EMNİYETİ GÜZERGÂH EMNİYETİ S.L. Bey geçen günkü yazısından aleyhinde ifade veren kişileri ifade etmişti? Şikâyetçi olanların daha önce yakınında çalışanlardan olduğunu düşünecek olursak? Acaba çevremize bu nazarla bakacak olsak nasıl olur? Şöyle ki, Etrafta bize zararlı olabilir diye düşündüğümüz kişi ya da kişiler daha şimdiden zararını vermeden veya zehrini akıtmadan iyilik yapılarak tehlikeleri savuşturulabilir mi? Savuşturulamasa bile hiç olmasa azaltılamaz mı? Bu cümleden olarak; Aleyhimizde konuşacak olanları az buçuk kestirebiliyorsak daha şimdiden, zarar vermeden, konuşuyorlarsa bile daha dedikodu aşamasında iken, zabıtlaratutanağa geçmeden, henüz ortada bir şeyler yokken, perdeler yırtılmamışken; hastalıklar, ölümler, iyi, kötü ve zor günler bahane edilip bu kişiler aranarak yeniden bir bağ oluşturulabilir mi?... "Yüz yüzden utanır" veya "Yiyen ağız utanır" kaidesince verilecek küçük hediyelerle gönüller yumuşatılabilir. Odalarında birer çayları içilebilir, bir SMS yollanabilir veya başka bir adım atılabilir... Maksat, zararlarını yok etmek? Edemiyorsak bile derecesini düşürmek? Yani 10'dan 1 düşse ya da 5'e hatta hatta 9'a inse fena mı olur Aleyhimizde konuşması muhtemel kişilerden olan kapıcılar, odacılar, maiyetimizdeki personel küçük küçük de olsa iyilikler yapılarak tehlikeleri savuşturulabilir? Çünkü bunlar konuşursa mahkemedeki sıfatı "tanık" olacaklar, dikkate almak isteyen bir adli merci için işinin bir önemi yoktur. Hatır sorma, geçmiş olsun deme, kolay gelsin deme, çocuğunun başarı veya varsa bir derdi onunla ilgilenme bir iyiliktir. Önemli olan aleyhimize bir yerlerde bir şeyler konuşmaktan kaçınmasını sağlamaktır. Esasen kişiler şöyle bir etrafını yoklasa zihnini kurcalasa kendisi hakkında konuşabilecek kişileri bilebilir, o yüzden buna göre şimdiden önlem almalıdır. Acı bir örnek olacak ama sert ve haşin davranan bir arkadaşımızı kastederek bunlar hak ediyor. Tayyip bunların analarını ağlatsın mealinde bir söz sarf etmiş? Buna sebep olacak davranışlardan kaçınsak? Benzer şekilde sitelerdeki komşularımız ile iyi ilişkilerimiz sayesinde düşmanlığı azalabilir. Yine sitede çalışan güvenlik görevlileri ya da hizmetlilere de müşfik davransak? Bu vesile ile bizimle ilgili bir yerlere bir şeyler gönderiyorsa bunların sayısı azalır? Düşmanlıkları şedit olmaz? Vicdanları devreye girebilir... Bu vesile ile inşallah güzergâh emniyetini sağlamış oluruz?"
Fetullah Gülen sohbetlerine elektronik ortamda ulaşılmasına dair mail:
...(GT:...22:40:51 ) ...(AT:...23:40:39 )
"Konu:No Subject Bamteli: ŞEFKAT YÂ HÛ!.. www.herkul.org/bamteli/bamtelisefkatyahu/ Muhterem Fethullah Gülen Hocaefendi, haftanın Bamteli sohbetinde özetle şunları dile getirdi: Mesleğimizin Esası Şefkattir *İlahî ahlakla ahlaklanmalı; şefkatli ve me"
Algı oluşturmaya yönelik mail:
... (GT:... 23:24:05 ) ... (AT:... 23:59:33 )
"Konu:Fw: Fw: DİYALOG KONUSU KIYMETLİ ABİLER; GÜNÜMÜZDE, ÖZELLİKLE BÖYLE BİR ORTAMDA, UMACI GİBİ GÖRDÜRMEYE ÇALIŞILAN BÖYLE BİR DÖNEMDE HERHALDE FARKLI USULLER İLE DİYALOG YAPILMASI GEREKİR.... ÖZELLİKLE TEMSİL DİYALOG TEBLİĞ SIRALMSININDA TEMSİL DIŞINDA YAPACAĞIMIZ FAALİYTELERİN AZALDIĞI BU DÖNEM NASIL DEĞERLENDİRİLMELİDİR. DİYALOG ÜZERİNE PAYLAŞIMLARINIZA İHTİYAÇ VARDIR."
Örgüt delillerinin imhasına dair mesaj:
... (GT:...01:55:25 ) ...(AT:...21:44:38 )
"Konu:Fw: Fw: Bir Hatırlatma Değerli abiler, Allah aşkına ... Bir kez daha arz. Abi selâm. Bir arkadaşımın söylediği bir hususu aktarmakta çok yarar olduğunu düşünüyorum. Dün bir abinin gözaltına alınma ve evinde arama yapılması ihtimali sebebiyle arkadaşlar abinin evini kontrol etmişler. Abinin evinde beş poşet kitap vs çıkmış. Daha önce de yazdım. Evlerde temizlik konusu yeniden gündeme getirilse, bilgisayar, eposta, tablet, akla gelen herşeyde temizliğin nasıl yapılacağı çok ayrıntılı olarak yazılsa, arakasından kontrol edilse. Takdir sizin."
Örgütün saha bilgisi paylaşımı, strateji belirlemeye ilişkin mail:
... (GT:... 21:07:14 )... (AT:... 21:40:28 )
"Konu:Fw: Fw: SAHA BİLGISİ Arkadaşlar dikkat(A.): "Bakanlıkta bir meslektaşımızı ziyaret ettim... Odasına girdiğimde kapali bir bayan çıkıyordu, orada calışıyomuş. Arkadaş bayağı şaşkındı girdiğimde ne oldugunu sordum. Kızı bozuk para var mı gibi garip bi bahaneyle odaya girdigini ve resmen kendisine sarkintilik ettigini soyledi. Odasında ses ve görüntü kaydı olabilir.. Dikkat etmek lazım... Sıradan bir taciz degil. Hedefe odaklı hareketler... Günahlarını almış gibi olmayayım ama bakanlıkta çalışan sekreter çaycı gibi sözde kapalılar var. Tetkik hakimleri ile çok ilginç diyaloglari var. Açıkçası bu bayanlar takibe alinsa neler cikar bilinmez. Bu arada başka bir burokratı beklerken başka bir bürokratın odasından sekreter gelip bizimle ilgilenmeye çalıştı. İki kişiydik ve ikimiz de şaşırdık. Ben önceden de giderdim bakanlığa ama böyle ciddiyetsiz ortam görmedim... Seviye yerlerde kimin eli kimin cebinde belli degil... Burada anlaşılan oradaki hakimlere sar?ıntılık yapıp sonra da tehdit ve şantajla iş de yaptırırlar... Bakanlikta iki bina da böyle malesef... Dikkatimi çeken ikinci husus o bayanların özellikle secmiş olduğudur. Özellikle genç tetkik hakimlerinin çalistiğı EK B BLOK tam böyleleriyle doludur..."
Örgütün tedbir, talimat ve hiyerarşisine ilişkin mail:
... (GT:...19:55:31 ) ... (AT:... 21:38:37 )
"Konu:Fw: Kitap Saygıdeğer Abiler; V.A. tarafından yazılan Darbe Oyunu kitabın alınmasını ve okunmasınıda fayda var. Bu kitapta, 17 Aralık 2013?ten bu yana Türkiye?de yaşanan olayların bilinmeyen yönlerine ışık tutuluyor. Dershanelerin kapatılmasında ki asıl amaç neydi? 17 Aralık, bir yolsuzluk operasyonu muydu? yoksa bir darbe miydi? Dışişleri dinlemelerini cemaat mi yaptı? Tahşiye operasyonunun aslı nedir? Birilerinin üniversite diploması sahte mi? Söz konusu Kitap Dost Kitapevinden temin edilebiliyor. Tedbir amacıyla internetten alınmaması, kitapçılardan nakit olarak alınması, kredi kartı kullanılmamasına dikkat edilmelidir..."
Örgüt liderinin talimatlarına dair mail:
... (GT:... 22:51:24 ) ... (AT:... 21:35:13 )
"Konu:No Subject Fethullah Gülen'in her pazartesi günü yayınlanan sohbete herkul.org sitesi kapanınca Youtube üzerinden yayınlanmaya başladı. Fethullah Gülen'in sözcüsü O.Ş. son sohbetin youtube linkini paylaşarak "Bu sohbet sitemizin hukuka aykırı şekilde kapatılmasına "hayır" diyen ehli insafa ve özellikle dostlarımıza emanet" diye yazdı. Fethullah Gülen sitesinin kapatılmasının ardından verdiği ilk sohbette cemaatine 'Yapışın himmete tükürün korkunun yüzüne" mesajını dedi. İşte Gülen'in Youtube üzerinden yayınlanan son sohbetinden önemli bölümler; *Mesleğimizdeki bu şefkat mülahazası bir karıncaya bile ayak basmamayı gerektirir. Şayet bir karıncanın ayağı kırılmışsa, mümkünse bir kırıkçıya götürmek, onun ayağını bağlatmak, onu yeniden hayata döndürmek ve yaşayabildiği sürece sekmeden yaşamasını sağlamak bu mesleğin esaslarındandır. YEMİNLE SÖYLÜYORUM : BİR ARI ODAMDA ÖLÜNCE YARIM SAAT AĞLADIM *Bir arının odamda ölmesi karşısında yarım saat ağladığımı biliyorum. Biz buyuz!.. Yahya Kemal?in de dediği gibi ?Bizden olmayanlar, bizi bilmezler!..? Her vesileyi gayelerine ulaşmak için meşru sayan vandallar bizi bilmezler. Ben yeminle söyleyebilirim: Yetmiş küsur senelik hayatım boyunca bilerek bir tek karıncaya basmadım. BAŞIMIZ FEDA OLSUN! *Evet, korkuya takılmamak lazım. Korkuya takılırsanız hafizanallahkorktuğunuz şeye maruz kalırsınız. Madem yüce bir hakikate dilbeste oldunuz, Hazreti Bediüzzaman gibi demelisiniz: ? Yüzer milyon başların feda oldukları bir kudsî hakikate başımız dahi feda olsun. Dünyayı başımıza ateş yapsanız, hakikati Kur?âniyeye feda olan başlar, zındıkaya teslimi silâh etmeyecek ve vazifei kudsiyesinden vazgeçmeyecekler inşaallah!? (...) ?Tükürün ehli zulmün o merhametsiz yüzüne!..? İşte başkaldırmanın ve dimdik durmanın gerektiği yer, orasıdır. ?Belki bir tükürük ile cevap veriyorum!? diyor. Korkunun yüzüne tükürüyor.. tehdidin yüzüne tükürüyor.. tehcîrin yüzüne tükürüyor.. ifnânın, ibâdenin yüzüne tükürüyor.. müesseseleri işgal etmenin yüzüne tükürüyor!.. Kim haklı çıkıyor? Onu zaman gösteriyor. Kim haklı çıkacak? Onu hiçbir zaman yalan söylemeyen ve tefsirini hep isabetli ortaya koyan zaman gösterecek!.."
Örgüt içi tedbir alma talimatına dair mail:
... (GT:... 20:11:50 ) ... (AT:... 21:31:45 )
"Konu:Fw: Fw: ÖNEMLİ DUYURU Kıymetli abiler; bu aksam olan kahredici patlamadan sonra Ankara genelinde sıkı aramalar olacaktır... Bu nedenle önlem olarak tüm arkadaşlar cuma akşamına kadar zaruri değilse arabalar içinde ve yanında bilgisayar, usb, tablet vs gibi malzeme varken hareket halinde olmamalıdırlar. Ayrıca hafta sonu dahil kalabalik yerlerde bulunmamalıdır..."
Menfi takip çalışması ve davacının örgüt üyeliğini teyit eden mail:
... (GT:... 23:12:47 )... (AT:)
"Konu:Fw: Fw: Fw: Saha Bilgi 02.01.2016 18:25, Ak19 yazd?: 02.01.2016 17:32, a06 yazd?: Not: Herkese teşmil etmeyelim lütfen ( A. ) 02.01.2016 11:58, Kalyoncu ailesinin birçok ferdi farklı siyasi kesimler ile irtibatlı olup Tayyip?in değirmenine su taşımaktadırlar. F., C., T.... Bunlardan Ankara?da ikamet eden T.K. Ülkücü camia ile dirsek temasında ve özellikle Yargıtay?daki Ülkücüler ile temas halindedir. Ülkücülerin ağabeyliğine soyunan bu kişi o kesimin mekân ve yemek ihtiyaçlarını karşılamakta? Aynı zamanda onlar adına lobicilik yaptığını ifade ediyor. Bu lobiciliğin temel amacı YBP?nun birlikte hareket etmesini sağlamak? YBP?nin T. ile ortak hareket etmesini sağlamak? Zaman zaman A.K. ve A.Ö. ile bir araya gelen T. kimi zaman bazı dosyaların takibini bu iki kişi vasıtasıyla da yapmaktadır? T.K. en son A.K. ve A.Ö. ile bir görüşme yapm yine aynı gün yeni seçilen Daire başkanlarını ziyaret etmiştir. Bu kesimin yemek sponsorluğunu da yapan T.K. bazen yakınında bulunduğu kişilere bu işten sıkıldığını ve yemek parası vermekten usandığını da dile getirmiş. Yine aynı konuşmada şimdiye kadar yargı mensuplarının yemekleri için 500 bin TL para ödediğini ifade etmiştir. Aralık ayı içinde verdiği birçok yemek olduğunu bunlardan birinin de Çukurambar?daM.D., M.D., 6.C.D. Başkanı ve Giresun?dan geldiğini bildiği bir istihbaratçının yedikleri yemek olduğunu ifade etmiş. Bu konuşma sırasında bu yemekleri bir süre daha devam etmek zorunda olduğunu zira Yakında Yargıtay ve Danıştay Üyeleri seçimi olacağını ve Ülkücü ile AKP?nin tam yakınlaşmaya ihtiyacının olduğunu bunun için de bir miktar daha sabır göstermesi gerektiğini ifade etmiş. Yine bu birlikteliğin sağlanmasını Ülkücü Üyelerin istediğini ifade etmiş? Bu şahıs ayrıca iki konu daha konuşmuş? Birincisi; İstinafların Kurulacağını ve Cemaatten bilinen Üyelerden 70100 kişinin gönderileceğini ve pasifize edileceğini dile getirmiş? İkincisi; Hükümet ordudaki 15002000 tane cemaatten bilinen subayı atmak istediğini ama Genel Kurmay Başkanının buna izin vermediğini dilegetirmiş? Yine aynı konuşmada ordudaki Cemaatçiler ile Ulusalcıların birleşmesi durumunda darbe olacağını, Cemaatin sıkışması nedeniyle Ulusalcılar ile anlaşıp taleplerini kabul etme ihtimalinin fazla olduğunu ve yine orduda en az 1718 Cemaatçi Generalin olduğunu ifade etmiş? Hatta MİT soruşturmasından dolayı içerde olan Tuğgeneralin Cemaatçi olduğunu ama Ankara bölge komutanın cemaatten olmadığını ifade etmiş?"
Örgütün yurt dışı faaliyetlerine ilişkin bilgilendirme mailİ:
... (GT:... 21:18:11 ) ....(AT:)
"Konu:Fw: Fw: Not 3 Amerika genelinde yapılan otel programlarının genel olarak iyi geçtiği anlatıldı H.E. ye. Ş.A.T. abi söz aldı. Programlardan birkacina FBI dan üst düzey temsilcilerin konusmaci olarak katıldığını beli"
Tedbirler ve hiyerarşiye dair mail:
... (GT:...22:24:46 ) ...(AT:...06:40:28 )
"Konu:Fw: Fw: İllgilisi Olanlara Duyuralım Kiymetli Abiler Boyle bir konu var. Duyuralması isteniyor... Muhataplar ... vakfından kendisi yada çocuğu burs alanlardır... Muhterem abiler; Kayseri ... eğitim Vakfı soruşturmasında geçmişe dönük 850 kişilik burs listesinde ki çocukları arayıp burs aldın mı almadın mı diye tek tek emniyete çağrılıp soruluyor. Tabi burda sıkıntı bir kısım arkadaşlar burs yattığından haberi yok diyebilir. Bazen bizim arkadarlar bile almadım diyebiliyor. Burda aranan arkadaş aldım okurken heryere başvuru yaptım çıktı orası necidir bilmem ben aldığım paraya bakarım vs cümleler sarf etmeliler yoksa 2. bir Çanakkale vakası olur Allah muhafaza ifade ye gidip almadım diyenler varsa düzeltme yapabiliyorlar hatırlamamıştım geçen gün sonra aklıma geldi bir sene almışım adamların parasını yedik vs deyip duzeltebiliyorlar bütün renklere ünitelere ve bölgelere bu mesaj ulaşmalı bu şekilde ifade verilmeli"
Kapadokya maili (15 Temmuz 2016 tarihli darbenin şifresi):
... (GT:...19:46:31 ) ...(AT:...21:06:14 )
"Konu:Fw: Fw: kapadokyagüzel bir bilgi notu. vaktiniz varsa İlginizi çekebilir diye???? KAPADOKYA (!) (Hûz mâ safâ Da' mâ keder) Hz. Yusuf (AS), Hz. Yakub(AS)?ın 12 oğlundan 11.si idi. Kıskanç ağabeyler, tarafından kuyuya atıldı. Sonunda Mıs&"
Himmet vermeye ilişkin mesaj:
... (GT:... 00:07:28 )... (AT:... 00:09:57 )
"Konu:No Subject Bir miktar borç ödeyecektim size ne zaman ulaşabilirim"
Menfi takibe ve örgütsel faaliyete dair mail:
... (GT:... 10:51:43 ) ... (AT:... 18:56:26 )
"Konu: No Subject Yuksek secimde iki veya uc uyelik bosalmis n.h. aday olmus, slogani yargitaydan simdiye kadar kadin aday ysk ya secilmemis, kendisine aday ol dendigi icin aday olmus, aday olmasinda etkili bir faktor ev almis,zannedersem aylik taksidi 6.000£ onu rahat odemek, ysk dan aylik 3.000£ aliyorlarmis diye duydum."
Davacının örgüt üyeliğine dair mail:
... (GT:... 18:35:29 ) ... (AT:)
"Konu:No Subject G. beyin ailesinin gorusu alinfiktan sonra,İzmirle de irtibati olan bir veya iki arkadas olursa iyi olur diye dusunuyorum"
Himmete ilişkin mailler:
... (GT:...01:56:05 ) ...(AT:)
"Konu:No Subject Emaneti aldinizma cevap gelmedi"
...(GT:...22:01:15 ) ...(AT:...23:14:08 )
"Konu:No Subject Hayırlı yolculuklar, dönüş ne zaman, emanetler vardı,"
Tedbire ilişkin mail:
...(GT:...02:01:47 ) ...(AT:)
"Konu:No Subject Size gelen yazilari baskasina gonderirken size gonderene ait basligi silebilir misiniz"
Toplantıya ilişkin mail:
... (GT:... 00:28:45 ) ...(AT:...02:49:47 )
"Konu:No Subject Siz geç kalınca sizinle daha once bakipta bulamadigimiz arkadasamiza mi gittiniz diye bakmaya gittim.Orada da bulamayinca hemen geriye dondum.,hastaniza sifalar diliyorum.Bir daha ne zaman gelebilecekdiniz? Daha once persembe olabilir demistiniz, persembe saat 19.30 da sizi bekleyebilirmiyim, arkadasa ona gore haber vereyim."
Telefon kullanılmaması gerektiğine, tedbire, örgüt stratejisine ilişkin mail:
... (GT:... 10:57:28 ) ... (AT:... 18:46:04 )
"Konu:No Subject Yani 1 Ocakta diyorsunuz.Tamam bizim mahalleye gelin o saatlerde bu program acik olacak siz gelince arkadas bu programdan bana haber versin bende sizin yaniniza geleyim, yasamkentle haberlesme kesik, baska bir formul dusundum, oraya gitmeden halledelim diye dusunuyorum.Yalniz gunu dogrumu anladim okeylerseniz iyi olur."
... (GT:... 21:00:35 ) ...(AT:...21:24:10 )
"Konu:No Subject Benimde gelmem gerekiyor, o halde ben sizi belirttiginiz saat araliginda bekliyorum İnşaallah"
Yukarıda yer verilen mesajların; örgütün tedbirlere verdiği önem, haberleşme yöntemleri, örgütsel hareket tarzının belirlenip uygulanması, menfi takibe dair bilgi paylaşımı, davacının örgüt hiyerarşisindeki konumu ve örgütsel faaliyetleri, örgütün önemli gelir kaynaklarından himmetin toplanması gibi konulara ilişkin olduğu görülmektedir.
Netice itibarıyla, davacının örgütün Yargıtay yapılanması içerisinde yer aldığını ve bu kapsamda kendi üstlerinden aldığı talimatları sorumluluğundaki örgüt mensuplarına ilettiğini gösteren bu yazışma içerikleri, davacı hakkında işbu dosya kapsamında aktarılan diğer tespitlerle birlikte değerlendirildiğinde, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatını ortaya koyan bir unsur olarak değerlendirilmiştir.
a-3) Davacının adının geçtiği ByLock yazışma içerikleri:
Davacının silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan yargılandığı ... Ceza Dairesinin (İlk Derece) ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile dava dosyasına sunulan ve Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen ... tarih ve Fezleke No:.. sayılı fezlekenin birlikte incelenmesinden, davacının adının (ByLock programında belirlemiş olduğu kullanıcı adı veya diğer kullanıcılar tarafından kaydedilen şekli ile) geçtiği ByLock yazışma içeriklerinden bazılarının şu şekilde olduğu görülmüştür:
... ( Ö.İ. ) ile ... ( Y.Ç. ) arasındaki mesaj:
"abi kadim abi nasil soz veriyor ki"
... (M.B.) (GT:... 14:48:30 ) ile ... ( A.K. ) arasındaki mail:
"Konu:CVP: Fw: No Subject abi seçim konusu teklifi de?erlendirmeye al?nd?... Çocuk konusunda ise eski 9. ve 14. ceza daireleri ve be?ikta?l? abilerin çocuklar? Için onlara uygulanan ayn? yöntem olmal?... 03.01.2016 20:17, ... (... ) yazd?: 03.01.2016 17:58, M33 yazd?: 1cd.seciminde bazi arkadaslar a.s.'nin daha dik duracagi icin oncelikle onun olmazsa ikinci sirada e. beyin desteklenebilecegini soyluyorlar 2Bu surecte cocuklarimizi ogrenci evlerine gondermesek diyen arkadas var ne dusunulur i. gibi_cocuklarimiza evimizde kendimiz ornek olabiliriz deniyor"
... (M.B. )(GT:... 22:37:52 ) ile ... (A.K. ) arasındaki mail:
"Konu:CVP: Fw: Fw: Fw: CVP: Fw: No Subject AB? A. AB? B?LG? SAH?B?... GERE??N? YAPAR. ONA ATARKEN S?ZE DE ATTIM... 05.01.2016 22:31, Kalender (Ak19) yazd?:05.01.2016 20:27, M33 yazd?: Cocuklarla ilgili konuyu anlayamadim, 9.ve14.cd ve besiktas yontemi hakkinda bilgi sahibi degilim"
... (A.A.) (GT:... 01:38:08 ) ile ... (S.S.) ve diğerlerine paylaştığı mail:
"Konu:Fw: No Subject 11.02.2016 15:46, M33 yazd?: Bu gun 12.hd. baskani hsyk ya gitti, bir tanidiginin meslektas olan cocugunun cemeatten oldugu şayiasi cikmis, sorusturma gecirme ihtimali varmis yardimci olmaya calismis aslinda cemaatle ilgisi yok diyor, tam net sonuc alamamis Kurulun istinaf icin martta cikacak kanunu bekledigini soyledi ayrintiya girmedi A.c. ise daha onceki gunlerde birkac defa kurulun uyeleri istinafa baskan veya uye olarak atamayacagini soylemisti, hayirlisi Allah (c.c.)'tan"
... (A.A.) (GT:... 23:02:43) ile ... arasındaki mail:
"Konu:Re: Re: Destek Ben araya girince iletişim ve ayarlama daha zor oluyor. ... Kendi aranızda haberleşirseniz daha kolay olur. Sizinkini de ona yazacağım. 24.12.2015 19:47, H. yazd?: 1B. beyle görüşmeye çalışrm inş. 2Uslu beye geçen hafta uğramıştım, sorun çıkarsaç sizin vasıtanızla haber gönderecekti. hangi günler müsait olursa abi, ben o günlerde uğramaya çalışayım. haberbsiz olunca bazen abiler müsait olmayabiliyorlar. 23.12.2015 22:53, a06 yazd?: 1. Acil ve mühim: Dairenizden B.'nin bilgisi var. Kendisiyle görüşün. Evindeki tablete twitter vs yüklenecek. Ayrıca tablet güvenliği, acil durum tatbikatı gibi konularda sunuma ihtiyacı var. Tabletinde halen turquaz yüklü ve kullanıyor. Evi Çankaya devlet mahallesinde. (... Mah. ... cad. ...) Müsait zamanını kendisiyle kararlaştırırsınız. 2. Elvankentte ... beye müsait bir zamanınızda uğrarsanız. Kendi veya arkadaşlarının ihtiyaçları var. (Halı saha yanındaki TK, A girişi, 13.kat, 37numara)"
... ID (A.K.) ile ... ID ( A.A.) arasındaki mesaj:
" ... ve ... bende kayıtlı değil "
Davacı tarafından; söz konusu ByLock yazışma içeriklerine karşı herhangi bir beyanda bulunulmamıştır.
Yukarıda yer verilen davacıya ait ByLock Tespit ve Değerlendirme Tutanaklarında, davacının kullanıcı adının "... " olduğu ve davacının diğer ByLock kullanıcıları tarafından "... " olarak kaydedildiği de dikkate alındığında, davacının ByLock programındaki kullanıcı adına [... ] ve soyadına [... ] açıkça yer verildiği görülen bu yazışma içerikleri, davacı hakkında işbu dosya kapsamında aktarılan diğer tespitlerle birlikte değerlendirildiğinde, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatını ortaya koyan bir unsur olarak değerlendirilmiştir.
b) Davacı Hakkındaki Tanık Beyanları
Davacı hakkındaki tanık beyanları şu şekildedir:
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan M.K.Ö.'ye ait, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 16/03/2018 tarihli sorgulama tutanağı: "... [ Yargıtayda yapı mensubu olduğunu bildiğiniz kişiler kimlerdir? sorusuna cevaben; ] A.B., S.S.U., S.Ö., A.K., A.K., A.A., H.K., ... ... , İ.D., İ.T.A., Ö.A., ... S.S.'dir. ..."
Aynı şahsa ait Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 28/10/2016 tarihli sorgulama tutanağı: "...'nun Fetullah Gülen cemaati mensubu olduğunu biliyorum. ..."
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan İ.O.'ya ait, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 20/12/2016 tarihli sorgulama tutanağı: "...; Fetullah Gülen cemaat mensuplarının istemesi sonucu bu cemaatin kontenjanından Yargıtay üyesi seçilenlerden biridir. ..."
Yargı mensubu olarak görev yapan ve ifadesine başvurulan B.E.'ye ait, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 02/12/2016 tarihli tanık ifade tutanağı: ".. Bu kapsamda tanıdığımız veya bu seçimler nedeniyle kendi ifadeleriyle bu yapıya mensup olduğunu öğrendiğimiz Yargıtay Üyeleri şunlardır; A.B., S.S.U., S.Ö., İ.A., ..., A.D., Z.T., M.K.T., ... H.K. ... olmak üzere toplam 132 kişi. ..."
Davacı tarafından; tanık ifadelerinin delil olma niteliğinin bulunmadığı ileri sürülmüştür.
Bu durumda, davacının örgüt içerisinde yer aldığına, örgüt kontenjanından Yargıtay üyesi seçildiğine ve diğer hususlara yönelik yukarıda yer verilen tanık ifadeleri ile davacının bu ifadelere karşı beyanlarının değerlendirilmesi sonucunda, davacının beyanlarına itibar edilmeyerek, söz konusu tanık ifadelerinin davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatını ortaya koyan bir unsur olduğu sonucuna varılmıştır.
c) Unvanlı Görev
Davalı idare, davacının FETÖ/PDY terör örgütünün yargıda etkin olduğu dönemde unvanlı bir göreve atanmasının davacının anılan terör örgütü ile irtibat ve iltisakına yönelik bir tespit olduğunu ileri sürmüştür.
Kararımızın "FETÖ'ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler" başlıklı kısmında açıklandığı üzere, FETÖ/PDY tarafından bu örgütle iltisak ve irtibatı bulunan hâkim ve savcıların örgütün amaç ve stratejilerinin gerçekleştirilmesini sağlamak maksadıyla üst görevlere getirilmesi hedeflenmiş ve örgütün Adalet Bakanlığı ve HSK'da etkin olduğu dönemde örgüt yöneticilerinin yönlendirme ve telkinleriyle örgüt mensuplarının üst görevlere getirilmesi sağlanmıştır.
Nitekim, yargı mensubu olarak görev yapmış ve 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmiş olan R.A. isimli şahsın, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 04/11/2016 tarihli şüpheli ifade tutanağında yer alan, "...Ben Tatvan'dan sonra 2010 yılında Konya Ereğli'ye hakim olarak atandım. Burada göreve başladıktan sonra cemaat adına şuan soyadını hatırlayamadığım ve mesleğini bilmediğim İ. isimdeki bir şahıs cemaat adına benimle irtibata geçti ve ben burada maaşımdan cemaate gönderdiğim parayı bu şahsa verdim. Bu şahıs bana unvanlı görev talep etmemi tavsiye etti. Ben de onun yönlendirmesiyle hatırladığım kadarıyla 2012 yılının Kasım, Aralık ayları gibi Ankara ili Batıkent semtindeki cemaate bağlı şuan ismini hatırlayamadığım bir liseye gittim. Burada hakim olduğunu bildiğim ancak idari görevi hakkında bilgi sahibi olmadığımı E.D. isimli şahısla tanıştım. O, benim Ankara'ya neden geldiğimi zaten biliyordu. O, beni İ.O.'ya yönlendirdi. Ben, E.D.'nin HSYK'da görevli olduğunu daha sonra öğrendim. Ben, İ.O.'yu makamında ziyaret ettim. Burada kendisine unvanlı görev talep ettiğimi ilettim. O da benim talebimi not aldı ve daha sonra 2013 yılı yaz kararnamesi ile ... Ağır Ceza Mahkemesi başkanı olarak atandım..." yönündeki ifadesi de yukarıda yer verilen tespitleri doğrulamaktadır.
Davalı idare tarafından dosyaya sunulan davacıya ait hizmet belgesinin incelenmesinden, davacının Ankara Hakimi olarak görev yapmakta iken FETÖ/PDY terör örgütünün HSK'da etkin olduğu dönemde HSK Genel Kurulu'nun ... tarih ve ... sayılı kararı ile Yargıtay üyesi olarak atandığı görülmüştür.
Davacı tarafından; bu tespit ile ilgili herhangi bir beyanda bulunulmamıştır.
Bu durumda, davacının FETÖ/PDY terör örgütünün HSK'da etkin olduğu dönemde Yargıtay üyesi olarak atanmasının yukarıda yer verilen diğer tespitlerle birlikte değerlendirildiğinde anılan örgütle iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğu sonucuna varılmıştır.
d) Dijital materyaller ve Yargıtay Başkanlığı önünde yapılan basın açıklaması
Davacının silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan yargılandığı ... Ceza Dairesinin (İlk Derece) ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararında, davacının örgütsel bir faaliyet olarak ülkeyi siyaseten zor durumda bırakmayı amaçladığı mesaj gönderdiği belirtilmiştir.
Davacıdan ele geçen dijital materyallere ilişkin alınan raporda, ... seri nolu 1000 GB HDD materyalinde;
"To: ...
CC: Türkiyede siyasi iktidarın hukuk ihlali
Subject Adil yargılanma hakkının ihlali
Şahsınızı iyi dileklerimle selamlarım.
Ben ... , Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıyım. 1988 yılında Cumhuriyet Savcısı olarak göreve başladım. Ülkemizin 7 ayrı coğrafi bölgesinde Cumhuriyet savcısı ve hakim olarak görev yaptıktan sonra 2011 yılında Yargıtay üyesi seçildim. Yargıtay ülkemizde yüksek mahkemedir ve üyeleri de yüksek yargıçtır. Halen Yargıtay'ın 12. Hukuk dairesinde üye olarak görev yapıyorum. Yargıtay üyesi olabilmek için hakim - savcılık mesleğinde en az 17 yıl başanlı şekilde çalışmak gerekir. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 139. maddesine göre hakimler azledilemez, Anayasada belirtilen yaştan önce emeldi edilemezler. 140. maddeye göre hakimler 65 yaşını bitirinceye kadar hizmet görürler. Anayasanın Yargıtay'la ilgili 154. maddesinde görev süresiyle ilgili sınırlama getirilmediği gibi yasama organına da bu konuda yetki verilmemiştir. Bu nedenle askeri yönetimler döneminde bile Yargıtay üyelerinin görev süresi 65 yaşını tamamlayana kadar devam etmiştir. Şimdi ise siyasi iktidar Anayasaya aykırı olarak bir yasa taslağını yasalaştırmaya çalışmaktadır. Tasarı komisyonlardan geçerek Türkiye Büyük Millet Meclisi genel kuruluna intikal ettirilmiştir. Adalet Bakanı en kısa zamanda bu yasanın çıkacağını söylemektedir. Siyasi iktidar maalesef demokratik hukuk devletinde olması gereken şekilde davranmamaktadır. Bazen yargıyı ayak bağı olarak görmekte, bazen Anayasa mahkemesi kararı dahil yargı kararını tanımıyorum, saygıda duymuyorum diyerek hukuk güvenliğini tehdit etmektedir. Yüksek yargıçların bile hakları ihlal edilmekte, anayasaya aykırı olarak görevden azledilmeye çalışılmakta ve bu hakimlerin iç hukukta haklarını arayabilecekleri bir başvuru yolu bulunmamaktadır. Siyasi iktidann hukuk tanımaz davranıştan özellikle son yıllarda endişe verici boyutlara ulaşmıştır. Kendine bağlı yargı teşkilatı oluşturmak için kanunlar çıkarmakta, bu kanunlar anayasa mahkemesinin iptal karanna kadar uygulanmakta., anayasa mahkemesi karan geriye yürümediği için yaptıkları yanlanna kar kalmakta, bu davranışını da sürekli hale getirmektedir. Siyasi iktidar kendisine muhalif gördükleri hakkında dedikodu üretmekte, kendisine bağlı yazılı ve görsel basın yoluyla linç kampanyası yürütmekte, kendisi gibi düşünmeyenleri nefret operasyonlan ile mağdur etmektedir. Demokrasi çok sesliliktir ancak; siyasi iktidarın çok sesliliğe hiç tahammülü bulunmamaktadır. Çok sesliliği ortadan kaldıracak şekilde kendisi gibi düşünmeyen ve eleştiren basını baskılarla susturmaktadır. Siyasi iktidann tüm faaliyetleri çok sesliliği ortadan kaldırmaya yöneliktir.. Yargıtay ve Danıştay'ı dizayn edecek yeni yasa çalışması da tarafsız yargıyı siyasi iktidarın emrine vermeyi amaçlayan bir düzenlemedir. Siyası iktidar yargıyı kendine bağladığı takdirde ülkemizde hukukun üstünlüğü ilkesinden vazgeçilmiş olacaktır, Bu durumun gerçekleşmesi ülke barışına olduğu gibi dünya barışına da zarar verecektir. Bu kanun tasarısına muhalefet partileri, Türkiye Barolar Birliği, eski Yargıtay başkanlan sayın Prof. Dr. S.S., sayın H.G., sayın A.A., ülkemizin saygın hukukçulan sayın eski Adalet Bakanı N.S.T., eski ... Barosu başkanı sayın M.A., anayasa hukuku hocası sayın Prof.Dr. E.Ö. vs. tasarının anayasa aykırı olduğu, güçler ayrılığını ortadan kaldıracağı, yargıyı daha fazla siyasallaştıracağı konusunda fikir birliği içindedirler. Bugünkü (23.06.2016 tarihli) Cumhuriyet gazetesi Adalet bakanlığında tasfiye edilecek üyelerin MİT'in desteği ile belirlendiğini haber olarak verdi. Bu haber siyasi iktidann gerçek niyetini deşifre ediyor. Siyasi iktidann yönlendirdiği çok sayıdaki yazılı ve görsel basın da hükümete muhalif görülen üyelerin tasfiye edileceğini çekinmeden bir çok defa dile getirdi. Türk milleti de dünya milletler topluluğunun şerefli bir üyesidir. Ülkemizdeki hukuk ihlalleri, kendi insanlanmızı olduğu kadar; siyasal, ekonomik ve kültürel olarak ilişki içinde bulunduğumuz ülkeleri ve insanlarını da olumsuz yönde etkileyecektir. Hukukun üstünlüğüne inanan, meslek hayati boyunca kanunlara ve vicdanına göre karar veren bir yüksek yargıç olarak endişelerimi sizinle paylaşmak istedim. Saygı ve selamlarımla.23.06.2016 " şeklinde e-postanın gönderildiği anlaşılmıştır.
Diğer yandan, davacının silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan yargılandığı ... Ceza Dairesinin (İlk Derece) ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararında; Yüksek Yargıdaki örgüt yapılanmasının Devlet için bir tehlike gösterdiğinin anlaşılması üzerine örgütün de karşı eylemlere başvurduğu, bu bağlamda kamuoyunda algı oluşturmak için Yargıtay ana binası önünde bir basın açıklaması düzenlettirdiği belirtilmiştir.
Anılan kararda, bir grup Yargıtay ve Danıştay üyesinin 11/07/2016 tarihinde saat 11:30 civarında cübbelerini giymiş oldukları halde Yargıtay Başkanlığı Bulvar kapısı önüne çıkarak basın açıklaması yaptığı ve açıklamayı orada bulunanlara dağıttıkları belirtilerek davacının da söz konusu eyleme kalkıştığı yönünde tespitlerde bulunulmuştur.
Netice itibarıyla, davacıya ait dijital materyaller içerisinde (15/07/2016 tarihinden önce hazırlanmış olan) ülkeyi zor durumda bırakmayı amaçladığı açık olan e-postanın tespit edilmesinin ve davacının örgütün yargı yapılanması içerisinde yer alan mensuplarının örgütsel faaliyeti kapsamındaki yukarıda yer verilen eylemine katılmış olmasının, davacı hakkında işbu dosya kapsamında aktarılan diğer tespitlerle birlikte değerlendirildiğinde, davacının anılan örgütle iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğu sonucuna varılmıştır.
6) Dava Konusu Kararların Temel Hak ve Özgürlükler Bağlamında Değerlendirilmesi
Davacı, dava konusu kararlar ile bazı temel hak ve özgürlüklerinin ihlal edildiğini ileri sürmekle birlikte bu ihlal iddialarının özü davacının meslekten çıkarılmasına dayanmaktadır.
Bu kapsamda, davacı hakkında tesis edilen meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin karar ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin kararın, AİHS'in 8. ve Anayasa’nın 20. maddesinde yer alan "özel hayata saygı hakkı" çerçevesinde değerlendirilmesi gerekmektedir.
Zira, AİHM tarafından dinamik bir şekilde yorumlanan ve sosyal hayattaki yansımaları kapsamında genişletilebilen "özel hayat" kavramı, eksiksiz bir tanım getirmenin mümkün olmadığı bir kavram olarak görülmekte, bu bağlamda bireylerin kişiliklerini geliştirmelerine ve mesleki yaşamlarına etki eden her durum özel hayata saygı hakkına dâhil edilmektedir. Nitekim AİHM, bireylerin genellikle iş ya da mesleki faaliyetleri sırasında dış dünya ile ilişkiler kurduklarını ve geliştirdiklerini belirterek ve bireyin iş hayatı ile özel hayatını birbirinden ayırmanın güçlüğünün altını çizerek, mesleki faaliyetlerin de özel hayata saygı hakkı kapsamında olduğunu belirtmiştir (Niemietz/Almanya, B. No: 13710/88, 16/12/1992, § 29). AİHM’e göre özel hayat, bir bireyin başka bireylerle, mesleki ve iş ilişkileri de dâhil olmak üzere, ilişki kurma ve geliştirme hakkını kapsamaktadır (C./Belçika, B. No: 21794/93, 07/08/1996, § 25).
Dava konusu edilen kararlar, davacının meslek yaşamının sona ermesi sonucunu doğurmaktadır. Bu nedenle söz konusu kararlar özel hayata saygı hakkı üzerindeki sonuçları itibarıyla AİHS'in 8. ve Anayasa’nın 20. maddeleri ile güvence altına alınan özel hayata saygı hakkına yönelik bir müdahale oluşturmaktadır.
AİHS'in 8. maddesinin ikinci fıkrasına göre özel hayata saygı hakkının kullanılmasına bir kamu makamının müdahalesi ancak "kanunla öngörülmüş olma", aynı maddede sayılan "meşru amaçlardan birini gerçekleştirmeye yönelik olma" ve "demokratik bir toplumda gerekli olma" ölçütlerini karşılama şartıyla mümkündür. Anayasa'nın 20. maddesinin 13. maddesi ile birlikte değerlendirilmesi sonucunda ise özel hayata saygı hakkına müdahale edilebilmesi için müdahalenin "şekli anlamda belirli ve öngörülebilir bir kanuni dayanağının bulunması", "anayasal meşru bir amaca ulaşmaya yönelik olması" ve "demokratik toplum düzeninin gerekleri ile ölçülülük ilkesine uygun olması" gerekmektedir.
Dolayısıyla dava konusu kararlarla ortaya çıkan özel hayata saygı hakkına yönelik müdahalenin ihlal oluşturup oluşturmadığı hususunun, AİHS ve Anayasa bağlamında, kanunilik, meşru amaç ve demokratik bir toplumda gerekli olma ile ölçülülük ilkeleri doğrultusunda irdelenmesi gerekmektedir.
Ayrıca, demokratik toplum düzenini tehdit eden olağanüstü hâlin varlığı hâlinde AİHS'in 8/2 ve Anayasa'nın 13. maddesinde bir temel hak ve özgürlüğe kamusal makamlar tarafından müdahale edilebilme şartlarını ortaya koyan güvencelere aykırı tedbirlerin alınması ya da bu güvencelerin daha düşük standartta sağlanabilmesi söz konusu olabilmektedir. Böyle bir durum gerçekleştiği takdirde AİHS'in 15. ve Anayasa'nın 15. maddeleri uygulanabilir hâle gelmektedir.
AİHS'in 15. maddesinin birinci fıkrasında, savaş veya ulusun varlığını tehdit eden bir genel tehlike hâlinde sözleşmeci devletlerin durumun gerektirdiği ölçüde ve uluslararası hukuktan doğan başka yükümlülüklere ters düşmemek koşuluyla bu sözleşmede öngörülen yükümlülüklere aykırı tedbirler alabileceği belirtilmiş; ikinci fıkrasında ise bu hâllerde dahi AİHS'te öngörülen yükümlülüklere aykırı tedbirlerin alınamayacağı hak ve özgürlükler sayılmıştır.
Bu doğrultuda Anayasa'nın 15. maddesinde de olağanüstü hâllerde, milletlerarası hukuktan doğan yükümlülükler ihlal edilmemek kaydıyla durumun gerektirdiği ölçüde temel hak ve hürriyetlerin kullanılmasının kısmen veya tamamen durdurulabileceği veya bunlar için Anayasa'da öngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınabileceği belirtilmiştir. Anılan maddenin ikinci fıkrasında ise Anayasa'da öngörülen güvencelere aykırı tedbirlerin alınamayacağı hak ve özgürlükler sayılmıştır.
Dava konusu kararlar, davalı idare tarafından, 667 sayılı KHK’nın 3. maddesi uyarınca tesis edilmiştir. Anılan KHK, 6749 sayılı Kanun'la TBMM tarafından değiştirilerek kabul edilmiş ve 29/10/2016 tarih ve 29872 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Sonuç olarak davacı hakkında dava konusu kararların tesis edildiği tarih itibarıyla bu kararlara dayanak KHK'nın yürürlükte olduğu ve öngörülen anayasal usul dâhilinde daha sonra kanunlaştığı görülmektedir. Bu nedenle özel hayata saygı hakkına müdahale niteliği taşıyan dava konusu kararlar, öngörülebilir ve belirli bir kanun hükmü uyarınca tesis edilmiş olup müdahale kanunilik şartını taşımaktadır.
Zira dava konusu kararlara gerekçe olarak gösterilen irtibat ve iltisak kavramları yönünden Anayasa Mahkemesi tarafından 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında yapılan değerlendirmede, terör örgütleriyle irtibatlı ve iltisaklı olma durumu farklı şekillerde ortaya çıkabileceğinden bunların kanun koyucu tarafından önceden belirlenmesi ve kanunda tek tek sayılması zorunluluğundan söz edilemeyeceği ifade edilmiştir. Anayasa Mahkemesine göre irtibat ve iltisak kavramları genel kavram niteliğinde olmakla birlikte, bu kavramların belirsiz ve öngörülemez nitelikte olduğunu söylemek mümkün olmadığından, hukuki nitelikleri ve objektif anlamları yargı içtihatlarıyla belirlenebilecektir.
AİHS'in 8. maddesinin ikinci fıkrasında özel hayata saygı hakkının kullanılmasına ulusal güvenlik ve kamu güvenliğinin sağlanması amacıyla müdahale edilebileceği öngörülmüştür. Anayasa'nın 20. maddesinin birinci fıkrasında ise özel bir sınırlama nedeni öngörülmemiştir. Bununla birlikte Anayasa Mahkemesinin kararlarına göre özel sınırlama nedeni öngörülmemiş olan hakların dahi hakkın doğasından kaynaklanan bazı sınırları bulunmaktadır. Ayrıca Anayasa'nın diğer maddelerinde yer alan kurallara dayanılarak da bu hakların sınırlanması mümkün olabilmektedir. Anayasa'nın 5. maddesinde Türk Milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak Devletin temel amaç ve görevleri arasında sayılmıştır (AYM, E.2014/87, K.2015/112, 08/12/2015, § 7; Sevim Akat Eşki, B. No: 2013/2187, 19/12/2013, § 33). Dava konusu kararlar, FETÖ ile üyelik, mensubiyet, iltisak veya irtibatı bulunan ilgililer hakkında ülkenin içinde bulunduğu tehdit ve kamu düzeninin bozulması ihtimali doğduğundan ivedi şekilde karar alma zorunluluğu nedeniyle ve millî güvenliğin, kamu düzeninin ve başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması amacıyla tesis edilmiştir. Bu nedenle FETÖ ile iltisak ve irtibatı olan ve dava konusu kararların tesis edildiği tarih itibarıyla kamu gücünün güçlü bir tezahürü niteliğinde yargı yetkisi kullanan davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmesi suretiyle özel hayata saygı hakkına yapılan müdahale meşru bir amaca dayanmaktadır.
Dava konusu kararlar ile davacının özel hayata saygı hakkına yapılan müdahale, zorlayıcı bir toplumsal gereksinim olarak ortaya çıkmıştır. Nitekim 15 Temmuz 2016 gecesi yaşanan darbe teşebbüsü nedeniyle “ulusun varlığını tehdit eden genel bir tehlike”nin bulunduğu açıktır (Alparslan Altan/Türkiye, B. No: 12778/17, 16/04/2019, §§ 71-75). Bu tehlike, ulusun ve Devlet teşkilatının varlığı için tehdit teşkil eden, kamu düzenini etkileyen, olağandışı bir kriz niteliğindedir. Bununla birlikte darbe teşebbüsünün faili olan FETÖ'nün, yukarıda belirtildiği üzere atipik ve kendine özgü niteliği göz önüne alındığında, bu tehlikeye karşı alınan ve davacının yargı yetkisini kullanmasına son veren dava konusu tedbirin de yaşanan özellikli durumun ortaya çıkardığı zorunluluktan ve bu durumun faili olan örgütün Devleti ele geçirmeyi amaç edinen niteliğinden kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle anılan olağanüstü koşullar altında ve olağan demokratik düzene geri dönebilmek amacıyla söz konusu terör örgütü ile iltisak ve irtibatı bulunan davacının yargı yetkisini kullanmasına son veren tedbirin demokratik bir toplumda gereklilik arz ettiği açıktır.
Türkiye Cumhuriyeti tarafından 23/07/2016 tarihinde Avrupa Konseyi Genel Sekreterliği ve Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliğine, Türkiye’de 21/07/2016 tarihinde olağanüstü hâlin yürürlüğe girmesiyle birlikte AİHS’in 15. maddesinde öngörüldüğü şekliyle Sözleşme’den doğan yükümlülükler bağlamında daha az güvence sağlanabileceği kaydıyla derogasyon bildiriminde bulunularak milletlerarası hukuktan doğan yükümlülük yerine getirilmiştir.
AİHS'in 15. maddesi ile uygulama alanı bulan, "ulusun varlığını tehdit eden genel bir tehlikenin varlığı" hâlinde söz konusu tehlikeyi bertaraf etmek için ne yapmak gerektiğini takdir ve tayin etmek ulusun yaşamından sorumlu devlete aittir. İçinde bulunulan durumun kendine mahsus özellikleri nedeniyle bu özellikli durumu değerlendirmek hususunda, söz konusu tehlikeyi bertaraf edecek devletin, uygulayacağı tedbirler bakımından, olağan dönemdekinden çok daha geniş bir takdir marjına sahip olduğunu kabul etmek gerekmektedir (İrlanda/İngiltere [GK] B. No: 5310/71, 18/1/1978, § 207).
Dava konusu kararların müdahalede bulunduğu özel hayata saygı hakkının AİHS'in 15. maddesinin ikinci fıkrası ile Anayasa'nın 15. maddesinin ikinci fıkrasında yer verilen ve olağanüstü hâllerde dahi AİHS ve Anayasa'da öngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınamayacağı belirtilen haklardan olmadığı açıktır.
Bu durumda, demokratik kurumlara ve demokratik toplum düzeninin bizatihi kendisine karşı yapılan darbe teşebbüsü sonrasında, bahse konu teşebbüsün faili olan FETÖ ile iltisak ve irtibatı olduğu gerekçesiyle hakkında tesis edilen dava konusu kararlar ile yargı mensubu olarak görev yapması nedeniyle üstün kamu gücü ayrıcalığına sahip olan davacının, meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmesi suretiyle özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin, AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir olduğu anlaşılmıştır.
7) Sonuç olarak
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile yukarıda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği anlaşıldığından dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmemiştir.
D) KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine dair aynı Kurulun ... tarih ve ... sayılı kararının iptaline karar verilmesi istemi yönünden DAVANIN REDDİNE,
2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ... TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
3. Fazladan yatırılan ... TL harcın istemi halinde davacıya iadesine,
4. Posta gideri avansından varsa artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,
5. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen ... TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
6. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 14/12/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2017/4242
Karar No : 2021/4538
**DAVACI:** ... (vasi ... )
**DAVALI:** ... Kurulu
**VEKİLİ:** Av. ...
DAVANIN KONUSU : Davacının, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile bu karara karşı yaptığı yeniden inceleme talebinin reddine dair aynı Kurulun .... tarih ve ... sayılı kararının iptali istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI : Dava konusu kararların savunma hakkı tanınmadan tesis edildiği, Anayasanın 10., 15/2., 17., 19., 20., 35., 36., 37., 38., 40., 70., 90., 139., 140. maddeleri ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 1., 2., 6., 7., 8., 14., 15. maddelerinin, masumiyet karinesinin, adil yargılanma, mülkiyet ve eğitim haklarının, ölçülülük ve hukuki güvenlik ilkelerinin, hakimlik savcılık teminatının ihlal edildiği, FETÖ ile irtibat ve iltisakına dair kişiselleştirme yapılmadığı ileri sürülerek hukuka aykırı oldukları iddia edilmiştir. Öte yandan davacı tarafından, dava konusu kararların dayanağı olan 6749 sayılı Kanunun Anayasaya aykırı olduğu iddia edilerek iptali için Anayasa Mahkemesine başvurulması gerektiği ileri sürülmektedir.
DAVALININ SAVUNMASI : Dava dilekçesinin usule aykırılıklar yönünden incelenerek tespit edilmesi halinde davanın öncelikle usul yönünden reddi gerektiği, öte yandan dava konusu kararların amacının Türk yargı sistemini tamamen ele geçirmeyi hedefleyen ve bu amaç doğrultusunda hareket eden illegal bir yapının bu amaca ulaşmasının önlenmesi ile Türk yargısının bağımsızlığının ve tarafsızlığının korunması olduğu ve yargı mensuplarına olağan dönemde uygulanan 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu ve 6087 sayılı Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Kanununun ilgili hükümlerine değil Anayasa'nın 120. ve 121. maddeleri ile 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanunu çerçevesinde yürürlüğe konulan 667 sayılı Olağanüstü Hal Kanun Hükmünde Kararnamesine dayanılarak tesis edildiği, disiplin cezası niteliğinde olmayıp "göreve son" müessesesinin bir örneği olduğu, bu şekilde göreve son verme halinde zorunlu olmamasına rağmen ilgililere savunma haklarını kullanabilmeleri için 6087 sayılı Yasa'nın 33.maddesi uyarınca yeniden inceleme başvurusunda bulunma imkanı tanındığı, davacı hakkında tesis edilen kararlar ile ilgili olarak kişiselleştirmenin yapıldığı, dava konusu kararların hukuka ve mevzuata uygun olduğu ileri sürülerek davanın reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ... 'IN DÜŞÜNCESİ: Davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI ... 'IN DÜŞÜNCESİ: Dava, yargı mensubu olan davacının 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (6749 sayılı Kanun ile kanunlaşmıştır) 3. maddesinin birinci fıkrası uyarınca meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin olarak Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu'nca verilen ... tarih ve ... sayılı karar ile bu karara yönelik yeniden inceleme talebinin reddi hakkında aynı Kurul tarafından verilen ...tarih ve ... sayılı kararın iptali istemiyle açılmıştır.
Davacının Anayasa'ya aykırılık iddiası ile tarafların usule ilişkin iddiaları yerinde görülmemiştir.
Üstün bir kamu gücü yetkisi niteliğindeki yargı yetkisini kullanan hâkim ve savcıların, tarafsız ve bağımsız olarak görev yapmaları, T.C. Anayasası'na, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre hüküm vermeleri ve anayasal düzene sadakat göstermeleri, hukuk devletinde demokratik toplum düzeninin korunması açısından büyük önem arz etmektedir.
Nitekim, T.C. Anayasası'nda, yargı yetkisinin Türk Milleti adına bağımsız ve tarafsız mahkemelerce kullanılacağı (9.madde); herkesin meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğu (36.madde); hâkimlerin görevlerinde bağımsız oldukları ve Anayasa'ya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanî kanaatlerine göre hüküm verecekleri (138.madde); meslekten çıkarılmayı gerektiren bir suçtan dolayı hüküm giymiş olmaları veya meslekte kalmalarının uygun olmadığına karar verilmesi hakkında kanundaki istisnalar saklı olmak üzere azlolunamayacakları (139.madde) kurala bağlanmıştır.
Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Komisyonu'nun 23 Nisan 2003 tarihli oturumunda kabul edilen ve Hâkimler ve Savcılar Kurulu'nun 27/06/2006 tarih ve 315 sayılı kararı ile benimsenmiş bulunan Bangalor Yargı Etiği İlkelerinde de, bağımsızlık, tarafsızlık, doğruluk, dürüstlük, eşitlik, ehliyet ve liyakat korunan değerler olarak sayılmış olup, hâkimlerin herhangi bir yerden herhangi bir sebeple doğrudan ya da dolaylı olarak gelebilecek her türlü dış etki, rüşvet, baskı, tehdit ve müdahaleden uzak şekilde, olaylara ilişkin kendi değerlendirmelerine dayanarak ve hukuka dair kendi vicdani anlayışları ile uygun biçimde yargı işlevini bağımsız olarak yerine getirmeleri gerektiği; yargı görevlerini tarafsız, önyargısız ve iltimassız olarak yerine getirmek zorunda oldukları; mahkeme içerisinde ve dışında, halkın, hukukçuların ve dava taraflarının yargı ve hâkim tarafsızlığına duyduğu güveni koruyacak ve artıracak davranışlar içerisinde olmaları gerektiği; davranışlarının makul bir kişinin gözünde tasvip edilir nitelikte olmasını sağlamaları ve hâl ve davranış tarzlarının, insanların yargının doğruluğuna ilişkin inancını kuvvetlendirici nitelikte olması gerektiği; yalnızca adaleti sağlamakla kalmamaları, bu görüntüyü yansıtılmak zorunda da oldukları; sıradan bir vatandaşın ağır olarak nitelendirebileceği kişisel sınırlamaları kabul etmek durumunda oldukları ve bunu özgürce ve kendi iradeleriyle yapmaları gerektiği; ailelerinin, sosyal ilişkilerinin veya diğer ilişkilerinin, hâkim olarak meslekî davranışlarını veya kararlarını uygunsuz bir şekilde etkilemesine izin vermemeleri gerektiği; yargı görevinin yerine getirilmesinde herhangi bir kimsenin kendilerini uygunsuz bir şekilde etkileyebileceği izlenimine yol açmamaları ve başkalarının böyle bir izlenime yol açmasına müsaade etmemeleri gerektiği; özetle, hâkimlerin yargı vazifesinin onuruyla uyumlu bir tarzda davranmak zorunda oldukları belirtilmiştir.
Yukarıda belirtilen meslek ve davranış kurallarının benimsenmesi ve sürdürülebilmesi bakımından hâkim ve savcıların denetimi ve gerektiğinde bu konuda meşru tedbir ve yaptırımların uygulanması zorunlu olup, bu amaçla T.C. Anayasası'nın 159. maddesi ile kurulan Hâkimler ve Savcılar Kurulu'na, hâkim ve savcılardan meslekte kalmaları uygun görülmeyenler hakkında karar verme, disiplin cezası verme ve görevden uzaklaştırma işlemlerini yapma yetkisi tanınmıştır.
22.7.2016 tarih ve 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin değiştirilerek kabul edilmesine dair 6749 sayılı Kanun’un 3. maddesinin birinci fıkrasında ise, terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen hâkim ve savcılar hakkında Hâkimler Ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunca meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verileceği belirtilmiş olup; 2.1.2017 tarih ve 685 sayılı Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu Kurulması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin değiştirilerek kabul edilmesine dair 7075 sayılı Kanun’un 11. maddesinin ikinci fıkrasında da, bu kapsamda verilmiş meslekten çıkartma kararlarına karşı, kesinleşmesinden itibaren altmış gün içinde ilk derece mahkemesi olarak Danıştay'a dava açılabileceği kuralına yer verilmiştir.
Başta FETÖ/PDY olmak üzere terör örgütleriyle veya milli güvenliğe karşı faaliyette bulunan yapı, oluşum ya da gruplarla herhangi bir bağı olduğu değerlendirilen yargı mensuplarının meslekten çıkarılması, demokratik toplumun temel değerlerinden biri olan yargının güvenilirliği ve saygınlığının sağlanması bakımından ayrı bir önem taşımaktadır. Nitekim 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3. maddesinin gerekçesinde; 15 Temmuz 2016 tarihinde gerçekleştirilen darbe teşebbüsü ve kalkışmanın sorumlusu olan FETÖ/PDY ile bağlantılı yargı mensuplarının görevde tutulmaları en başta yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığı ilkeleriyle bağdaşmadığı; Anayasa'ya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatine göre hüküm verme ödevi altındaki yargı mensuplarının bağımsızlık ve tarafsızlık ilkesiyle hiçbir biçimde bağdaşmayacak yapılanmaların içine girmesi, örgüt hiyerarşisi içinde ve ideolojik bağlılık duygularıyla hareket etmesinin en başta yargının saygınlığı ve güvenilirliğine zarar vermekte olduğu; Devlet organizasyonu dışındaki başka bir hiyerarşik yapının talimatlarına boyun eğen yargı mensuplarının varlığının, vatandaşların yine Anayasa'nın teminatı altındaki adil yargılanma hakkı önünde büyük bir engel teşkil ettiği; bu nedenlerle, belirtilen türde irtibatları değerlendirilen yargı mensuplarının meslekte kalmalarının doğuracağı sakıncaları gidermek amacıyla, Anayasa'nın 139 uncu maddesinin ikinci fıkrasında tanınan takdir hakkı da gözetilerek bu düzenlemenin yapıldığı ifade edilmiştir.
667 sayılı KHK’nın yukarıda anılan 3. maddesinde genel olarak terör örgütlerine veya MGK’ca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplardan söz edilmiş ise de madde gerekçesi dikkate alındığında FETÖ/PDY’nin bunların başında geldiği anlaşılmaktadır. Tedbirin uygulanması için mutlaka terör örgütüyle, terör faaliyetleriyle ve bu arada darbe teşebbüsüyle yargı mensupları arasında bağ kurulması aranmamış; MGK’ca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen “yapı”, “oluşum” veya “gruplar” ile bağ kurulması yeterli görülmüştür. Diğer taraftan maddeye göre meslekten çıkarma tedbirinin uygulanabilmesi için söz konusu bağın yapıya, oluşuma veya gruba “üyelik” veya “mensubiyet” şeklinde olması zorunlu olmayıp “iltisak” ya da “irtibat” şeklinde olması da yeterlidir. Öte yandan, terör örgütleri veya MGK’ca devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplar ile üyeler arasındaki bağın “sübut” derecesinde ortaya konulması aranmamıştır. Böyle bir bağın Hâkimler Ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunca “değerlendirilmesi” yeterli görülmüştür. Buradaki değerlendirme Genel Kurulun salt çoğunluğunda oluşacak bir “kanaati” ifade etmektedir. Kuşkusuz bu kanaat cezai sorumluluğun bulunup bulunmadığından bağımsız olarak sadece meslekte kalmanın uygun olup olmadığı yönünde bir değerlendirmeden ibarettir ve bu değerlendirme yapılırken, yetkili kurulları belli bir kanaate ulaştıracak nedenler her somut olayın özelliğine göre değişebilecektir.
Nitekim, bazı Anayasa Mahkemesi üyelerinin 667 sayılı KHK uyarınca meslekten çıkartılmasına ilişkin olarak Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu'nca verilen 4/8/2016 gün ve E:2016/6; K:2016/12 sayılı kararda da yukarıda belirtilen uygulama koşulları aynen benimsenmiş bulunmaktadır.
Dava dosyasının incelenmesinden, davaya konu Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu'nun ... tarih ve ... sayılı kararıyla; ilgililerin mesleğe kabulleri ile başlayan, eğitim merkezi ve Türkiye Adalet Akademisi'ndeki faaliyetleri, hizmet içi eğitim ve yabancı dil eğitimlerine katılımlarına, yurtdışına gönderilmelerine, özel yetkili savcılıklara veya mahkemelere yahut idari görevlere atanmalarına ilişkin bilgiler ile bu görevlendirmelerde ve yine bir silah olarak kullanılan özel yetkili mahkemelere hâkim veya unvanlı olarak, Teftiş Kurulu Başkanlığına, başkan, başkan yardımcısı veya müfettiş sıfatıyla, idari kurumlara tetkik hâkimi, daire başkanı veya yardımcısı, genel müdür veya yardımcısı sıfatıyla v.s. şeklinde yapılan atamalarda dikkate alınan kriterler, özlük dosyalarındaki bilgi ve belgeler, sosyal medya hesaplarındaki paylaşımları, ilgililer hakkında Hâkimler ve Savcılar Kuruluna intikal eden şikâyet, ihbar, inceleme ve soruşturma dosyaları ile bu dosyalar hakkında verilen kararlar, mahallinde yapılan araştırmalar, FETÖ/PDY terör örgütü ile ilintili dosyalarda görev alan hâkim ve Cumhuriyet savcılarının bu dosyalarda yapmış oldukları işlemler ve verdikleri kararlar, örgüt mensuplarının haberleşme için kullandıkları şifreli programlarda yer alan kayıtlar, Hâkimler ve Savcılar Kurulu'nun FETÖ/PDY mensubu oldukları Emniyet Genel Müdürlüğü terörle mücadele birimlerince düzenlenen raporlarla sabit olan örgüt üyeleri hakkında tayin ettiği disiplin cezaları ve muhalefet şerhleri, sosyal çevre bilgileri ve Ankara Cumhuriyet Başsavcılığından temin edilen bilgi ile belgeler, ilgililer hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca başlatılan soruşturmanın niteliği ve isnat edilen suçlamalar ile gözaltı ve tutuklama kararları, soruşturma kapsamında ifadelerine başvurulan hâkim ve Cumhuriyet savcılarının ifade ve sorgu tutanakları, itirafçıların beyanları birlikte dikkate alınarak, ekli listede yer alan hâkim ve Cumhuriyet savcılarının 667 sayılı KHK’nın 3. maddesinin birinci fıkrası kapsamında FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatlarının olduğu sabit görüldüğünden, adı geçenlerin anılan Kanun Hükmünde Kararname hükmü uyarınca meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve ayrı ayrı olmak üzere meslekten çıkarılmalarına karar verildiği anlaşılmıştır.
Davacı tarafından, dava konusu işlemin savunması alınmadan tesis edildiği ileri sürülmekte ise de, bu eksikliğin yargılama süreci içinde giderilmesinin mümkün olması, 667 sayılı KHK'de öngörülen meslekten veya kamu görevinden çıkarmanın, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak “olağanüstü tedbir” niteliğini taşıması ve davaya konu Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu kararının, disiplin hukukuna ilişkin hükümlerin uygulanmasını gerektiren meslekten çıkarma cezası niteliğinde bulunmaması karşısında bu iddiaya itibar edilmemiştir.
Taraflarca dosyaya sunulan bilgi ve belgeler yukarıda belirtilen mevzuat ve mesleki ilkeler ile birlikte değerlendirildiğinde, davacının silahlı terör örgütü olduğu yargı kararıyla sabit görülen (... Ceza Genel Kurulu'nun ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararı) FETÖ/PDY’nin amaç ve eylemleri doğrultusunda faaliyet yürüttüğü hususunda Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu'nda oluşan kanaatin hukuken haklı ve geçerli nedenlere dayalı olduğu sonucuna varıldığından, bu husus gözetilerek ve davacının meslekte kalmasının doğuracağı sakıncaları gidermek amacıyla, T.C. Anayasası'nın 139. maddesi ile verilen takdir hakkı çerçevesinde meslekten çıkartılmasına ilişkin dava konusu Genel Kurul kararlarında hukuka aykırılık bulunmamıştır.
Nitekim, davacı hakkında ... Ceza Dairesinin (İlk Derece)... tarih ve E:... , K:... sayılı kararıyla FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçu nedeniyle mahkumiyet kararı verildiği de tespit edilmiştir.
Açıklanan nedenlerle davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki bilgi ve belgeler incelendikten sonra davalı idarenin usule ilişkin itirazları yerinde, davacının 6749 sayılı Kanun ile ilgili Anayasaya aykırılık itirazı ise yerinde görülmeyerek gereği görüşüldü:
A) MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ
1) Genel Olarak
Türkiye’de 15 Temmuz 2016 gecesi, kendilerini “Yurtta Sulh Konseyi” olarak isimlendiren bir grup Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) mensubu tarafından, demokratik biçimde halk tarafından göreve getirilen Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ve Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla darbe teşebbüsünde bulunulmuş, bu teşebbüs Türk Milleti tarafından akamete uğratılmıştır.
Anayasa'nın olay tarihinde yürürlükte bulunan 118. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Milli Güvenlik Kurulu (MGK) tarafından 20/07/2016 tarihli toplantıda yapılan değerlendirmede, darbe teşebbüsünün TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından başlatıldığı, bu örgütün kuruluş aşamasından itibaren etkisi altına aldığı eğitim kuruluşları, sivil toplum kuruluşları, medya kuruluşları, ticari kuruluşlar ve kamu görevlileri aracılığıyla Milleti ve Devleti kontrol altında tutmayı amaçladığı belirtilmiştir.
MGK'nın anılan toplantısında "demokrasinin, hukuk devleti ilkesinin, vatandaşların hak ve özgürlüklerinin korunmasına yönelik tedbirlerin etkin bir şekilde uygulanabilmesi amacıyla" Hükûmete olağanüstü hâl ilan edilmesi tavsiyesinde bulunulması hususu kararlaştırılmıştır. Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu 20/07/2016 tarihinde, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmesine karar vermiştir. Anılan karar 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş ve aynı gün TBMM tarafından onaylanmıştır. Olağanüstü hâl, daha sonrasında üçer aylık dönemler hâlinde Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu tarafından uzatılmış ve 18/07/2018 tarihinde kaldırılmıştır.
23/07/2016 tarihinde Türkiye Cumhuriyeti tarafından Avrupa Konseyi Genel Sekreterliği ve Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliğine, Türkiye’de 21/07/2016 tarihinde olağanüstü hâlin yürürlüğe girmesiyle birlikte başlayan süreçte, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS)’nin 15. maddesinde görüldüğü şekliyle Sözleşme’den doğan yükümlülükler bağlamında daha az güvence sağlanabileceği belirtilerek derogasyon bildiriminde bulunulmuştur.
23/07/2016 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (667 sayılı KHK) 3/1. maddesi ile yargı mensupları ve bu meslekten sayılanlardan terör örgütlerine veya Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna MGK tarafından karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilenlerin meslekten veya kamu görevinden çıkarılmalarına karar verileceği düzenlenmiştir. Anılan KHK, 18/10/2016 tarihli ve 6749 sayılı Kanun'la değiştirilerek kabul edilmiş, bu Kanun ise 29/10/2016 tarih ve 29872 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
23/01/2017 tarih ve 29957 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 685 sayılı Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu Kurulması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname (685 sayılı KHK) ile 667 sayılı KHK'nın ilgili maddesi uyarınca meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilen hâkim ve savcıların, kararın kesinleşmesinden itibaren altmış gün içinde ilk derece mahkemesi olarak Danıştayda dava açabilecekleri düzenlenmiştir. 685 sayılı KHK, 01/02/2018 tarihli ve 7075 sayılı Kanun'la değiştirilerek kabul edilmiş, anılan Kanun 08/03/2018 tarih ve 30354 sayılı (mükerrer) Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Nitekim, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Kadriye Çatal/Türkiye (B. No: 2873/17, 07/03/2017) kararında, haklarında meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilen yargı mensupları için doğrudan Danıştayda iptal davası açma imkânının tanındığını belirterek Kadriye Çatal tarafından yapılan başvuruyu iç hukuk yollarının tüketilmemiş olduğu gerekçesiyle kabul edilemez bulmuştur.
2) Davacıya İlişkin Süreç
... tarih ve ... sayılı Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu kararıyla, yargı mensubu olarak görev yapmakta olan davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmiştir. Bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebi anılan Kurul tarafından ... tarih ve ... sayılı kararla reddedilmiştir.
Davacı tarafından, meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin karar ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine dair kararın iptaline karar verilmesi talebiyle bakılmakta olan dava açılmıştır.
Diğer yandan, davacının, ceza yargılaması sonucunda ... Ceza Dairesinin (İlk Derece) ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan 13 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. Bu karara karşı yapılan temyiz başvurusu üzerine ... Ceza Genel Kurulunun ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararı ile hükmün onanmasına karar verildiği ve davacı hakkındaki mahkumiyet kararının 22/09/2020 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.
B) İLGİLİ MEVZUAT
1) Anayasa
Anayasa’nın Başlangıç kısmında, Millet iradesinin mutlak üstünlüğü, egemenliğin kayıtsız şartsız Türk Milletine ait olduğu ve bunu Millet adına kullanmaya yetkili kılınan hiçbir kişi ve kuruluşun, bu Anayasa'da gösterilen hürriyetçi demokrasi ve bunun icaplarıyla belirlenmiş hukuk düzeni dışına çıkamayacağı belirtilmiş ve 176. maddesinde de Anayasa'nın dayandığı temel görüş ve ilkeleri belirten başlangıç kısmının, Anayasa metnine dâhil olduğu kuralı getirilmiştir.
Anayasa'nın 5. maddesi: "Devletin temel amaç ve görevleri, Türk Milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır."
Anayasa’nın 6. maddesi: “Egemenlik, kayıtsız şartsız Milletindir.
Türk Milleti, egemenliğini, Anayasanın koyduğu esaslara göre, yetkili organları eliyle kullanır.
Egemenliğin kullanılması, hiçbir surette hiçbir kişiye, zümreye veya sınıfa bırakılamaz. Hiçbir kimse veya organ kaynağını Anayasadan almayan bir Devlet yetkisi kullanamaz.”
Anayasa’nın 9. maddesi: "Yargı yetkisi, Türk Milleti adına bağımsız ve tarafsız mahkemelerce kullanılır."
Anayasa’nın 13. maddesi: “Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”
Anayasa’nın 14. maddesi: “Anayasada yer alan hak ve hürriyetlerden hiçbiri, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmayı ve insan haklarına dayanan demokratik ve lâik Cumhuriyeti ortadan kaldırmayı amaçlayan faaliyetler biçiminde kullanılamaz.
Anayasa hükümlerinden hiçbiri, Devlete veya kişilere, Anayasayla tanınan temel hak ve hürriyetlerin yok edilmesini veya Anayasada belirtilenden daha geniş şekilde sınırlandırılmasını amaçlayan bir faaliyette bulunmayı mümkün kılacak şekilde yorumlanamaz...”
Anayasa’nın dava konusu kararların tesis edildiği tarihte yürürlükte olan hâliyle 15. maddesi: "Savaş, seferberlik, sıkıyönetim veya olağanüstü hallerde, milletlerarası hukuktan doğan yükümlülükler ihlâl edilmemek kaydıyla, durumun gerektirdiği ölçüde temel hak ve hürriyetlerin kullanılması kısmen veya tamamen durdurulabilir veya bunlar için Anayasada öngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınabilir.
Birinci fıkrada belirlenen durumlarda da, savaş hukukuna uygun fiiller sonucu meydana gelen ölümler dışında, kişinin yaşama hakkına, maddî ve manevî varlığının bütünlüğüne dokunulamaz; kimse din, vicdan, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz ve bunlardan dolayı suçlanamaz; suç ve cezalar geçmişe yürütülemez; suçluluğu mahkeme kararı ile saptanıncaya kadar kimse suçlu sayılamaz."
Anayasa’nın 20. maddesinin birinci fıkrası: “Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz.”
Anayasa’nın 36. maddesi: "Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.
Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz."
Anayasa’nın 138. maddesinin birinci fıkrası: “Hâkimler, görevlerinde bağımsızdırlar; Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanî kanaatlerine göre hüküm verirler.”
Anayasa’nın 139. maddesi: “Hâkimler ve savcılar azlolunamaz, kendileri istemedikçe Anayasada gösterilen yaştan önce emekliye ayrılamaz; bir mahkemenin veya kadronun kaldırılması sebebiyle de olsa, aylık, ödenek ve diğer özlük haklarından yoksun kılınamaz.
Meslekten çıkarılmayı gerektiren bir suçtan dolayı hüküm giymiş olanlar, görevini sağlık bakımından yerine getiremeyeceği kesin olarak anlaşılanlar veya meslekte kalmalarının uygun olmadığına karar verilenler hakkında kanundaki istisnalar saklıdır.”
Anayasa’nın 140. maddesinin ikinci fıkrası: “Hâkimler, mahkemelerin bağımsızlığı ve hâkimlik teminatı esaslarına göre görev ifa ederler.”
Anayasa’nın 159. maddesinin birinci fıkrası: “Hâkimler ve Savcılar Kurulu, mahkemelerin bağımsızlığı ve hâkimlik teminatı esaslarına göre kurulur ve görev yapar.”
Aynı maddenin sekizinci fıkrası: “Kurul, adlî ve idarî yargı hâkim ve savcılarını mesleğe kabul etme, atama ve nakletme, geçici yetki verme, yükselme ve birinci sınıfa ayırma, kadro dağıtma, meslekte kalmaları uygun görülmeyenler hakkında karar verme, disiplin cezası verme, görevden uzaklaştırma işlemlerini yapar...”
2) AİHS
AİHS'in 6. maddesinin birinci fıkrası: "Herkes davasının, medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamaların esası konusunda karar verecek olan, yasayla kurulmuş, bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından, kamuya açık olarak ve makul bir süre içinde görülmesini isteme hakkına sahiptir. Karar alenî olarak verilir. Ancak, demokratik bir toplum içinde ahlak, kamu düzeni veya ulusal güvenlik yararına, küçüklerin çıkarları veya bir davaya taraf olanların özel hayatlarının gizliliği gerektirdiğinde veyahut, aleniyetin adil yargılamaya zarar verebileceği kimi özel durumlarda ve mahkemece bunun kaçınılmaz olarak değerlendirildiği ölçüde, duruşma salonu tüm dava süresince veya kısmen basına ve dinleyicilere kapatılabilir."
AİHS'in 8. maddesi: “Herkes özel ve aile hayatına, konutuna ve yazışmasına saygı gösterilmesi hakkına sahiptir.
Bu hakkın kullanılmasına bir kamu makamının müdahalesi, ancak müdahalenin yasayla öngörülmüş ve demokratik bir toplumda ulusal güvenlik, kamu güvenliği, ülkenin ekonomik refahı, düzenin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için gerekli bir tedbir olması durumunda söz konusu olabilir.”
AİHS'in 15. maddesi: "Savaş veya ulusun varlığını tehdit eden başka bir genel tehlike halinde her Yüksek Sözleşmeci Taraf, durumun kesinlikle gerektirdiği ölçüde ve uluslararası hukuktan doğan başka yükümlülüklere ters düşmemek koşuluyla, bu Sözleşme’de öngörülen yükümlülüklere aykırı tedbirler alabilir.
Yukarıdaki hüküm, meşru savaş fiilleri sonucunda meydana gelen ölüm hali dışında 2. maddeye, 3. ve 4. maddeler (fıkra 1) ile 7. maddeye aykırı tedbirlere cevaz vermez.
Aykırı tedbirler alma hakkını kullanan her Yüksek Sözleşmeci Taraf, alınan tedbirler ve bunları gerektiren nedenler hakkında Avrupa Konseyi Genel Sekreteri’ne tam bilgi verir. Bu Yüksek Sözleşmeci Taraf, sözü geçen tedbirlerin yürürlükten kalktığı ve Sözleşme hükümlerinin tekrar tamamen geçerli olduğu tarihi de Avrupa Konseyi Genel Sekreteri’ne bildirir."
3) Kanun
667 sayılı KHK'nın değiştirilerek kabul edilmesine dair 6749 sayılı Kanun’un 3. maddesinin birinci fıkrası: “Terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen …hâkim ve savcılar hakkında hâkimler ve savcılar yüksek kurulu genel kurulunca meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilir. Bu kararlar, Resmî Gazete’de yayımlanır ve yayımı tarihinde ilgililere tebliğ edilmiş sayılır. Meslekten çıkarma kararlarına karşı ilgili kanunlarda yer alan hükümler uyarınca itiraz edilmesi veya yeniden inceleme talebinde bulunulması üzerine verilen kararlar da Resmî Gazete’de yayımlanır ve yayımı tarihinde ilgililere tebliğ edilmiş sayılır. Görevden uzaklaştırılanlar veya görevlerine son verilenlerin silah ruhsatları ve pasaportları iptal edilir ve bu kişiler oturdukları kamu konutlarından veya vakıf lojmanlarından on beş gün içinde tahliye edilir.”
Üçüncü fıkrası: “Birinci fıkra uyarınca görevine son verilenler hakkında da 4 üncü maddenin ikinci fıkrası hükümleri uygulanır.”
Aynı Kanun’un 4. maddesinin ikinci fıkrası: “Birinci fıkra uyarınca görevine son verilenler bir daha kamu hizmetinde istihdam edilemez, doğrudan veya dolaylı olarak görevlendirilemezler; görevinden çıkarılanların uhdelerinde bulunan her türlü mütevelli heyet, kurul, komisyon, yönetim kurulu, denetim kurulu, tasfiye kurulu üyeliği ve sair görevleri de sona ermiş sayılır. Bu fıkrada sayılan görevleri yürütmekle birlikte kamu görevlisi sıfatını taşımayanlar hakkında da bu fıkra hükümleri uygulanır...”
4) Etik İlkeler
Hâkimler ve savcılar Anayasa ve kanunlarla kendilerine verilen görev ve yetkileri, yazılı olsun ya da olmasın evrensel anlamda hâkim ve savcıları bağladığı hususunda kuşku bulunmayan etik kurallara tabi olarak yerine getirmelidirler.
Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun 27/06/2006 tarih ve 315 sayılı kararı ile benimsenmesine karar verilmiş ve Adalet Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğünce tüm hâkim ve savcılara genelge olarak duyurulmuş olan "Bangalor Yargı Etiği İlkeleri"nde bağımsızlık, tarafsızlık, doğruluk, dürüstlük, eşitlik, ehliyet ve liyakat korunan değerler olarak sayılmıştır. Yine Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun 10/10/2006 tarih ve 424 sayılı kararı ile benimsenmesine karar verilerek Adalet Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğü tarafından tüm hâkim ve savcılara duyurulan Savcılar İçin Etik ve Davranış Biçimlerine İlişkin Avrupa Esasları “Budapeşte İlkeleri” de Bangalor İlkeleri ile benzer ilkeleri içermektedir.
Bangalor Yargı Etiği İlkelerinde hâkimin; herhangi bir yerden herhangi bir sebeple doğrudan ya da dolaylı olarak gelebilecek her türlü dış etki, rüşvet, baskı, tehdit ve müdahaleden uzak şekilde, olaylara ilişkin kendi değerlendirmesine dayanarak ve hukuka dair kendi vicdani anlayışı ile uygun biçimde yargı işlevini bağımsız olarak yerine getirmesi; mahkeme içerisinde ve dışında, halkın, hukukçuların ve dava taraflarının yargı ve hâkim tarafsızlığına duyduğu güveni koruyacak ve artıracak davranışlar içerisinde olması; sürekli kamu gözetiminin öznesi durumunda olan hâkimin, sıradan bir vatandaşın ağır olarak nitelendirebileceği kişisel sınırlamaları kabul etmek durumunda olduğu ve bunu özgürce ve kendi iradesiyle yapması, özellikle yargı vazifesinin onuruyla uyumlu bir tarzda davranması; diğer vatandaşlar gibi ifade, inanç, dernek kurma ve toplanma özgürlüğüne sahip olduğu ancak bu hakların kullanılmasında, yargı mesleğinin onurunu, yargının bağımsızlığını ve tarafsızlığını koruyacak şekilde davranması gerektiği hususları belirtilmiştir.
C) İNCELEME VE GEREKÇE
1) Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç
AİHS'in 15. maddesinde; savaş veya ulusun varlığını tehdit eden bir genel tehlike hâlinde devletlerin, durumun gerektirdiği ölçüde ve uluslararası hukuktan doğan başka yükümlülüklere ters düşmemek koşuluyla AİHS'te öngörülen yükümlülüklere aykırı tedbirler alabileceği belirtilmiştir.
Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu tarafından yargı mensuplarının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin kararlar tesis edilirken ilgililere haklarındaki tespitler bildirilmek suretiyle karşı beyanda bulunma imkânı tanınmamış ise de AİHS'in 15. maddesi hükmü uyarınca ulusun varlığını tehdit eden genel bir tehlikeye karşı ivedi şekilde tedbir almak zorunluluğu çerçevesinde durumun gerektirdiği ölçüde kabul edilebilecek nitelikte olan bu hususun, yargılama aşamasında, hakkındaki tespitler bildirilerek ilgililerin bu tespitlere karşı beyanlarının alınması suretiyle giderilmesinin mümkün olduğu değerlendirilmiştir.
Nitekim AİHM'e göre karar alma veya yargılama sürecinde daha alt aşamalarda yaşanan bazı usule ilişkin eksikliklerin sonraki aşamalarda telafi edilebilmesi mümkündür (Helle/Finlandiya, B. No: 20772/92, 19/12/1997, § 45; Monnell ve Morris/Birleşik Krallık, B. No: 9562/81, 9818/82, 2/3/1987, §§ 55-70).
Bu kapsamda, davalı idare tarafından dava konusu kararların gerekçesi olarak yargılama safahatında dava dosyasına sunulan tüm bilgi ve belgeler davacıya tebliğ edilmiş ve bu bilgi ve belgelere karşı etkin bir şekilde beyanda bulunma imkânı tanınmıştır.
Öte yandan hakkaniyete uygun yargılama hakkına ilişkin güvencelerin (silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin) sağlanması amacıyla Dairemizce görülmekte olan bu davalarda usul kuralları oldukça geniş yorumlanmıştır.
Dava konusu kararlara karşı dava açma süresi, yargı yolunun açıldığı 23/01/2017 tarih ve 29957 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 685 sayılı KHK'nın yayımı tarihinden itibaren değil anılan KHK’nın TBMM tarafından değiştirilerek kabul edilmesine dair 7075 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği 08/03/2018 tarihinden itibaren başlatılmıştır.
Davacıların adli yardım talepleri, "yargılama veya takip giderlerini kısmen veya tamamen ödeme gücünden yoksun olan kimselerin taleplerinin açıkça dayanaktan yoksun olmaması" şartının herhangi bir bilgi veya belgeyle (örneğin fakirlik ilmuhaberi) desteklenmesi beklenmeksizin kabul edilmiştir.
Duruşmalı dosyalarda, tedavi kurumlarında veya ceza infaz kurumlarında bulunan ve mazeretleri nedeniyle duruşmalara katılamayacak olan davacıların duruşmalara kolaylıkla katılabilmeleri, yargılamanın en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması için Ses ve Görüntü Bilişim Sisteminden (SEGBİS) yararlanma imkânı sağlanmıştır.
06/01/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Tebligat ve cevap verme" kenar başlıklı 16. maddesinde; dava dilekçelerinin ve eklerinin birer örneği davalıya, davalının vereceği savunmanın davacıya, davacının ikinci dilekçesinin davalıya, davalının vereceği ikinci savunmanın da davacıya tebliğ edileceği düzenlenmiştir. Davalının ikinci savunmasında davacının cevaplandırmasını gerektiren hususların bulunması hâli dışında, davalının ikinci savunmasına karşı davacının cevap veremeyeceği, tarafların otuz günlük cevap verme süresinin geçmesinden sonra verecekleri savunmalara veya ikinci dilekçelere dayanarak hak iddia edemeyecekleri kurala bağlanmıştır. Bununla birlikte davalı idarenin ek beyan dilekçelerinde veyahut Danıştay savcı düşüncesine cevap dilekçelerinde dosyaya sunulan bilgi ve belgeler, davacıya tebliğ edilmiş ve dava dosyasına sunulan yeni bilgi ve belgelere karşı beyanlarını sunma imkânı sağlanmıştır.
Bu kapsamda, davalı idare tarafından dava dosyasına sunulmuş olan 14/02/2020 tarih ve 8494 sayılı üst yazı ekindeki "ByLock Tespit ve Değerlendirme Tutanağı" 26/10/2020 tarihli ara kararımızla davacıya tebliğ edilmiş ve söz konusu Tutanağa ilişkin beyanlarını sunabilmesi için davacıya on gün süre verilmiştir. Bununla birlikte, davacı hakkındaki mahkumiyet kararının kesinleşmesi ve cezanın infazına başlanılması üzerine, Dairemizin 09/06/2021 tarihli ara kararıyla, davaya davacı adına vasi yoluyla devam edilmesine, 18/01/2021 tarihli ara kararımızın vasiye tebliğ edilmesine, ayrıca işbu ara karar tarihi itibarıyla tüm tebligatların vasiye gönderilmesine karar verilmiştir.
Aynı maddede, haklı sebeplerin bulunması hâlinde, taraflardan birinin isteği üzerine otuz günü geçmemek ve bir defaya mahsus olmak üzere otuz günlük cevap verme süresinin uzatılabileceği belirtilmiştir. Dairemizce talep edilmesi hâlinde taraflara otuz günü geçmemek üzere ek süre verilmiştir.
Bununla birlikte, AİHS’in "Adil Yargılanma Hakkı" başlıklı 6. maddesinin 1. fıkrasında herkesin medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgili davasını makul bir süre içinde görülmesini isteme hakkına sahip olduğu düzenlemesi yer almıştır. Bu kapsamda Anayasa Mahkemesi de makul sürede yargılanma hakkını Anayasanın 36. maddesinde yer verilen adil yargılanma hakkının bir parçası olarak görmüştür (Gülseren Gürdal ve Diğerleri, B. No: 2013/1115, 05/12/2013, § 43). Anayasanın 141. maddesinin son fıkrasında da davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması yargının görevleri arasında sayılmıştır.
AİHM kararları incelendiğinde; mahkemenin bir yargılamanın süresinin makul olup olmadığını incelerken her davanın kendi somut durumunu gözettiği ve davanın karmaşıklığı, başvuranların ve yetkili makamların yargılama sürecindeki davranışları ile ilgililer için davanın konusunun arz ettiği önem gibi kriterleri dikkate aldığı görülmüştür (Frydlender / Fransa, B. No: 30979/96, 27/6/2000, § 43, Yılmaz / Türkiye, B. No: 36607/06, 04/06/2019, §§ 32). Aynı şekilde Anayasa Mahkemesi de makul süre yönünden yaptığı incelemelerde, davanın karmaşıklığı, yargılamanın kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunun davanın hızla sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususları, bir davanın süresinin makul olup olmadığının tespitinde göz önünde bulundurulması gereken kriterler olarak belirlemiştir (Güher Ergun ve Diğerleri, B. No: 2012/13, 02/07/2013, § 41-45, Gülseren Gürdal ve Diğerleri, B. No: 2013/1115, 05/12/2013, § 46).
Bu kapsamda; yargı mensuplarının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılması kararlarına karşı ilgililer tarafından genellikle işlem tesisinden sonra bu işlemlere karşı yargı yolu açık olmadığı halde altmış günlük dava açma süresi içinde Ankara İdare Mahkemelerinde ya da doğrudan Danıştay'da davalar açılmış ise de anılan işlemlere karşı ancak 23/01/2017 tarih ve 29957 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 685 sayılı KHK'nın yayımı tarihinden itibaren Danıştay'da yargı yolunun açılmış olduğu anılan KHK ile kabul edildiğinden, bu davaların esastan incelenmesine Dairemiz tarafından bu tarihten itibaren başlanmıştır.
Bununla birlikte yukarıda aktarıldığı üzere gerek ulusun varlığını tehdit eden genel bir tehlikeye karşı ivedi şekilde tedbir almak zorunluluğu çerçevesinde olağanüstü şartlar altında tesis olunan işlemler nedeniyle açılan bu davaların karmaşık yapısına, gerekse hakkaniyete uygun yargılanma hakkına ilişkin güvencelerin (silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin) sağlanması amacıyla davalı idare tarafından dava konusu kararın gerekçesi olarak yargılamanın her safahatında dava dosyasına sunulan tüm bilgi ve belgelerin davacıya tebliğ edilmesi ya da davalı idarenin ikinci cevap dilekçesine karşı davacı tarafa ek süre verilerek cevap hakkı tanınması gibi geniş usuli uygulamalara rağmen bakılmakta olan bu dava mümkün olan en kısa süre içinde Dairemiz tarafından sonuçlandırılmıştır.
2) FETÖ'ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26/09/2017 tarih ve E:2017/16.MD-956, K:2017/370 sayılı kararında; FETÖ’nün, paravan olarak kullandığı dini, din dışı dünyevi emellerine ulaşma hâline getiren; siyasi, ekonomik ve toplumsal yeni bir düzen kurma tasavvuruna sahip örgüt liderinden aldığı talimatlar doğrultusunda hareket eden; bu amaçla öncelikle güç kaynaklarına sahip olmayı hedefleyip güçlü olmak ve yeni bir düzen kurmak için şeffaflık ve açıklık yerine büyük bir gizlilik içerisinde olmayı şiar edinen; bir istihbarat örgütü gibi kod isimler, özel haberleşme kanalları, kaynağı bilinmeyen paralar kullanıp böyle bir örgütlenmenin olmadığına herkesi inandırmaya çalışarak ve bunda başarılı olduğu ölçüde büyüyüp güçlenen, bir yandan da kendi mensubu olmayanları düşman olarak görüp mensuplarını motive eden; “Altın Nesil” adını verdiği kadrolarla sistemle çatışmak yerine sisteme sahip olma ilkesiyle Devlete tabandan tavana sızan; bu kadroların sağladığı avantajlarla Devlet içerisinde belli bir güce ulaştıktan sonra hasımlarını çeşitli hukuki görünümlü hukuk dışı yöntemlerle tasfiye eden; böylece devlet aygıtının bütün alt bileşenlerini ünite ünite kontrol altına almayı ve sisteme sahip olmayı planlayıp ele geçirdiği kamu gücünü de kullanarak toplumsal dönüşümü sağlamayı amaçlayan; casusluk faaliyetlerini de bünyesinde barındıran atipik/suigeneris bir terör örgütü olduğu belirtilmiştir.
1970’li yıllardan itibaren özellikle, mülkiye, adliye, emniyet, millî eğitim ve TSK içerisinde kadrolaşmaya giden FETÖ liderinin vaaz, röportaj ve kitaplarında bulunan ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun anılan kararında da yer alan “Esnek olun, sivrilmeden can damarları içinde dolanın!”, "Bütün güç merkezlerine ulaşıncaya kadar hiç kimse varlığınızı fark etmeden sistemin ana damarlarında ilerleyin!", “Türkiye’deki devlet yapısı ölçüsüne göre bütün anayasal müesseselerdeki güç ve kuvveti cephemize çekeceğimiz ana kadar her adım erken sayılır. …bunca kalabalık içinde ben bu dünyayı ve düşüncemi sözde mahremiyet içinde anlattım. …sırrınız sizin sırrınızdır. Söylerseniz siz esir olursunuz.”, “Bir gün bana Ankara’da bin evimiz olduğunu söyleyin, devletin paçasından şöyle bir tutacağım, devlet uyandığında yapacağı hiçbir şey kalmayacak” şeklindeki sözleri bu suigeneris örgütün, Devleti ele geçirme gayretlerinin somut talimatları olarak ortaya çıkmıştır.
Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 08/06/2018 tarih ve E:2016/238, K:2018/128 sayılı kararında ise FETÖ'nün yargı yapılanmasına ilişkin şu tespitlere yer verilmiştir:
"Örgütün hakim, savcı yapılanması bölgelere ayrılmış olup ...bölgelerden sorumlu kişilere bölge abisi veya bölge ablası denilmektedir. Her bölgenin 8-10 evi kapsadığı, örgüt mensupları arasında farklı sohbet grupları ve bu gruplardan sorumlu örgüt imamı bulunmaktadır. ...Örgüt üyesi hakim, savcıların sicil numaralarına veya mesleğe başlama aşamasında, adalet akademisindeki dönemlerine göre ayrı ayrı devre ve sicil numarası içerisinde gruplandırmaların yapıldığı, T1, T2, T3, T4, T5 şeklinde belirli sicil aralıklarını kapsayan hakim, savcıların gruplandırılarak taşra ve devre yapılanması oluşturulmuştur. Her grupta kendi içerisinde hakim, savcı sayılarına göre 3-5 kişilik sohbet gruplarına ayrılmıştır. ...Örgüt tarafından örgüt üyesi ile yapılan görüşme sonrasında hakim, savcı olması kararlaştırılan örgüt üyeleri sınavlara hazırlanmak üzere örgüte ait Ankara’daki örgüt evlerinde sınava çalıştırılır. Bu örgüt evinin masraflarının örgüt tarafından karşılandığı ve sınava çalıştırılacak kişiler dışında başka kimsenin bu evlere giremediği anlaşılmıştır. Bu örgüt evlerinde hakimlik, savcılık sınavına girecek örgüt üyeleri sınavlara hazırlanmakta olup deneme sınavlarının yapıldığı ayrıca sınav sorularının örgüt tarafından yasal olmayan yollardan ele geçirilip bu evlerde sınavdan bir kaç gün önce örgüt mensubu abi veya ablalar tarafından örgüt üyelerine verilmiştir. Örgüt üyelerine cevapları işaretlenmiş soru kitapçıkları verilerek bunları ezberlemelerinin sağlandığı, bu şekilde örgüt üyelerinin sınavları kazanmalarının sağlandığı anlaşılmıştır. Yazılı sınavı kazanan örgüt üyeleri murakıplarca tekrar eve çağrılarak mülakat için hazırlanmakta mülakatta nasıl davranacaklarının öğretilmektedir. Ayrıca örgüt tarafından kendilerine referans bulunacağı veya kendilerinin referans bulmaları söylenmektedir. Mülakat sınavını kazanan ve hakim, savcı adayı olan örgüt üyeleri mülakattan sonra tekrar murakıplar tarafından örgüt evlerine çağrılarak staj aşamasında hangi evde kalacakları, ev sorumlularının kim olacağı anlatılarak, bu şekilde staja başlayan örgüt üyesinin staj döneminde de örgüt tarafından takibi yapılmaktadır. Staj aşamasında örgüt üyelerinin deşifre olmamaları için beşer kişilik gruplar halinde, masrafı örgüt tarafından karşılanan ev tutmaları sağlanmaktadır. Her ev için bir sorumlu tayin edilmektedir. Adaylık sürecini tamamlayıp ataması yapılan örgüt üyesi hakim, savcıların örgüt tarafından takibine devam edildiği, sürekli irtibat kurularak bunların örgüte bağlılıkları sağlanmaktadır. Ataması yapılan örgüt mensubu hakim, savcının ilk maaşlarının tamamı örgüt tarafından alınmaktadır. Daha sonraki aylarda ise bekarlardan %15, evlilerden %10, en az 3 çocuğu olanlardan ise %5 oranında himmet toplanmaktadır. Bekar olan örgüt mensubu hakim, savcıların örgüt için önemli stratejik kurumlarda görevli örgüt üyeleri ile veya aynı meslekteki örgüt üyeleri ile evlenmelerinin teşvik edildiği ve katalog evlilikler yaptırıldığı anlaşılmıştır...
Örgüt tarafından hakim, savcılara yönelik adaylık dahil tüm süreçlerde yabancı dil, yüksek lisans, doktora eğitimi, yurt dışı gezileri, mesleki ve kişisel programlar düzenlenmek suretiyle örgüt üyesi hakim, savcılar emsallerine göre daha donanımlı hale getirilmektedir. Örgüt mensupları hak etmedikleri halde yurt içi ve yurt dışı yüksek lisans ve doktora programlarına yerleştirilmişlerdir...
HSYK ve Ad[a]let Bakanlığı Teftiş Kurulunda görev yapan örgüt mensubu müfettişlerce yapılan teftişlerde örgüt üyesi olan hakim, savcılarla örgüt üyesi olmayan hakim, savcılar farklı muameleye tabi tutulmakta, örgüt üyesi hakim, savcılara hak etmedikleri halde yüksek notlar ve olumlu siciller verilmekte, örgüt üyesi olmayan hakim, savcılara ise vasat veya düşük notlar verilmekte, sicilleri bozulmaktadır.
Örgüt üyesi hakim ve savcılar görev yaptıkları yerlerde görevleri nedeniyle öğrendikleri önemli bilgiler ile soruşturma ve dava dosyalarında gördükleri örgüt için önem taşayabilecek konuları gerek adliye gerekse il veya ilçede önemli görevlerde bulunan kişiler ile ilgili topladıkları bilgileri toplantılarda örgüt sorumlusu abiye iletmektedirler. Menfi takip heyeti denilen bir grup tarafından örgüt üyelerinden toplanan bu bilgiler değerlendirilmekte, neticesine göre yapılacak işlemler kararlaştırılmaktadır...
Örgüt mensubu hakim, savcıların deşifre olmasının önüne geçmek amacıyla örgüt üyesi hakim, savcıların çocuklarını örgüte ait olan okullara göndermemelerine karar verilmesi halinde örgüt üyesi hakim, savcı çocuklarının eğitimleri ile ilgilenilmesi, ayrıca ideolojik eğitim verilmesi için eğitim birim adıyla ayrıca bir birim kurulmuştur. Bu birim sorumlusu Yargıtay Üyesi olarak görev yapan örgüt üyelerinden seçilmektedir...
Örgüt faaliyetlerinin bir çoğunda gizlilik esas alınmasına karşın örgüt tarafından HSYK seçimlerine verilen önemden dolayı bu dönemde örgüt mensuplarının deşifre olmayı göze alarak seçimlerde tüm il ve ilçeleri kapsayan adliye ziyaretleri, ev ziyaretleri ve yemek organizasyonları düzenlemişlerdir. Sözde bağımsız örgüt üyesi adaylarının seçim gezilerine birlikte katılmışlardır. Örgütün 2014 yılı HSYK üye seçimlerinde gerek YARSAV listesi, gerekse bağımsız aday adı altında aday göstererek yargı içerisinde alternatif bir yargı gücü kuracak şekilde örgütlü olduğu anlaşılmıştır..."
Öte yandan Dairemizde derdest olan dava dosyalarında yukarıda belirtilen tespitleri destekler mahiyette, FETÖ'nün niteliğine ilişkin aşağıdaki beyanların yer aldığı görülmüştür:
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan M.Ü.ye ait Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 21/10/2016 tarihli ek sorgulama tutanağı: “…Şunu söylemem gerekiyor ki cemaat farklı sınav evlerinde kalan şahısları birbiriyle tanıştırmaz. …Bu yapı sizi asla boşta bırakmaz, yani üniversiteden mezun olduğunuzda sınav çalışma eviniz hazırdır, sınavı kazanınca mülakat referans listeniz hazırdır, bunların her aşamasından sorumlu olan kişiler vardır. …Kural olarak bu yapı gizlilik üzerine kurulu olduğundan bir evde kalan diğer evde kalan kişileri tanımazdı. Ama biz bazen tanıştığımızda kimin bizden olduğunu hissediyor ve anlıyorduk. Biz staja başladıktan sonra bize yavaş yavaş tedbire riayet etmemiz hususu anlatılmaya başlandı. …bu yapıda ciddi bir hiyerarşi söz konusuydu. Ben maaşımın bekarken %15’ini, evlendikten sonra ise %10’unu cemaate himmet olarak verdim. …Evde kalan kişi sadece ev abisini tanır. Kıdemsiz birinin üst abileri tanıma şansı yoktur. Staj esnasında bize namazınızı gizli kılın gerekirse zorunlu hallerde namazlarınızı cem edin diyorlardı. Ramazan orucunuzu tutun ancak gerekirse oruç tutmuyormuş gibi davranın diyorlardı. Bunun haricinde önemli bir husus da bize evliliğin faziletleri anlatılıyordu. …Evlilikten sorumlu abi, evlendirmeyi düşündüğü erkeğe gelerek erkekten bir vesikalık fotoğraf ve bir CV ister, devamında bu CV’yi ve fotoğrafı bir havuza atardı. Aynı işlemi bayanlar için de yapıyorlardı. Devamında evlilikten sorumlu abi kendince uygun gördüğü eş adaylarını birbirleriyle tanıştırıyordu.”
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan A.A.ya ait Kilis Terörle Mücadele Şube Müdürlüğünce düzenlenen 23/06/2017 tarihli şüpheli ifade tutanağı: “17-25 Aralık süreci sonrası örgütün sivil imamı ... kod adlı şahsın katıldığı …bir toplantıda sivil imam adlicilere hitaben ‘elinizde ...siyasal iktidara ilişkin yolsuzluk ihale usulsüzlüğü vs. gibi ses getirecek dosya varsa, bu tarz ses getirecek dosyaları bekletmeyin, hemen davasını açın.’ dedi. …Örgüt mensuplarının deşifre olmasını önlemek için tedbir ya da ruhsat diye tabir edilen yöntemler uygulanmaktaydı. Bu kapsamda örneğin; cuma namazına gitmememiz, adliyede namazları ima ile (göz ile) kılmamız, eğer mümkünse namaz vakti yetişiyorsa namazları cem ederek (birleştirerek) evde kılmamız, ramazan ayında eğer belli olacaksa oruç tutmamamız ve gerektiğinde alkol almamız talimatlandırılmıştı. …Bizim mezuniyet balomuzda, o dönemki yargı bürokrasisinin hassasiyeti de gözetilerek protokol masalarından görülecek açıdaki ön sıra masalara hep örgüt üyeleri oturtulmuş ve bunlara alkol almaları talimatlandırılmıştı diye biliyorum. …Seçim [2014 HSYK seçimi] süreciyle ilgili son olarak belirtmek istediğim, örgütün ByLock üzerinden birbirleriyle haberleşerek Facebook’taki hâkim-savcı gruplarında ya da adalet.org’da organize bir şekilde hareket ederek bağımsız aday tanıtımlarının altına adayı övücü, parlatıcı, adayı ön plana çıkartıcı yorumlar yapılmasının sağlanmasıydı. Buna örnek olarak bir olay anlatayım; R.Ş. mahkemede yanıma gelip bana tefonundaki ByLock mesajını okuttu. Yazının içeriğinde; --Tüm arkadaşların dikkatine, şu gün şu saatte Facebook’taki hâkim savcı gruplarında ve adalet.org’da ‘[İ.Ç.] Gerçeği’ isimli bir paylaşım yapılacaktır. Paylaşımın altına bağımsız aday [İ.Ç.]yi övücü yorumlar yapıp destekleyelim.-- …Görüldüğü üzere örgüt sosyal medyada organize bir şekilde hareket ederek seçimde başarılı olmayı amaçlamıştır. ...FETÖ yargı mensuplarını T1, T2, T3, T4, T5 üst başlığı/ tasnifi adı altında grup grup, hücre tipi yapılandırılmıştır. T3’teki bir kişinin ekstra bir tanışıklık yoksa diğerlerini bilmesi mümkün olmadığı gibi, yine T3 altında yer alan grupların da birbirini tanımaması genel kuraldır. Tedbir denilen gizlilik kurallarına riayet edilerek bu gizliliğin sağlanması amaçlanmıştır. Ama özellikle Ankara’da staj döneminde bu gizliliği sağlayamadılar. Bir çok farklı gruba mensup kişi birbirlerini bir şekilde tanıdı veya başkasından duymak suretiyle öğrendi. Ancak tedbire son derece riayet edenler kendilerini gizleyebilmiştir.”
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan M.Ö.ye ait Osmaniye Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 18/10/2016 tarihli sorgulama tutanağı: “Taşra yapılanmasında o dönemki adı ile cemaatin bu yapılanması profesyonel olarak yürütülüyordu. 2002 yılından itibaren taşra yapılanması kendi içerisinde T1, T2, T3, T4, T5 şeklinde bölümlere ayrılmıştı. ("T" taşra anlamına gelen yapılanmayı simgelerdi). T1 grubu 39 bin sicilden daha önce gelenlerdi. T2 grubu 39 bin, 42 bin sicillileri, T3 grubu 92 bin 109 bin arası sicillileri, T4 grubu daha sonraki sicillileri,T5 grubu 125 bin ve sonraki sicillileri ifade ederdi.”
Sonuç olarak FETÖ'nün, yıllar itibarıyla takiye (olduğundan farklı görünme) esasına dayanan uzun vadeli bir projenin aşamalarını izleyerek kurduğu strateji doğrultusunda, kamu kurumlarında ve yargı organlarında demokratik devlet düzeninden ayrıksı ve ona paralel şekilde teşkilatlanmak suretiyle ülkenin bağımsızlığını, bütünlüğünü ve demokratik hukuk devletini tehdit edici, anayasal düzene sadakat yükümlülüğüne aykırı davranışlar gösteren bir yapılanma hâline geldiği anlaşılmaktadır. Nitekim bu yapılanma tarafından 15 Temmuz 2016 gecesi anayasal düzene, demokratik kurumlara ve bizatihi Türk Milletine karşı darbe teşebbüsünde bulunulmuştur.
Darbe teşebbüsünün bertaraf edilmesini takip eden günlerde, söz konusu kalkışmaya dâhil olan kişilerin telefon konuşmaları ve mesajları ortaya çıkmıştır. Anayasa Mahkemesinin Aydın Yavuz ve diğerleri (B. No: 2016/22169, 20/06/2017) kararında da yer alan, darbe teşebbüsünün şüphelilerinden olan Komiser Yardımcısı E.G.nin telefonunda bulunan mesajlar bunlara örnek teşkil etmektedir. E.G.nin telefonunda, "önemli, durum kötü, çok acil duyuru. tüm il ve ilçe imamlarını, abilere, ablalara, kurum imamlarına iletin, tüm hizmet mensupları darbeyi şiddetle kınayan açıklama yapsın, meydanlara inip kendisini kamufle etsin, resim çekilip sosyal medyada yayınlasın, demokrasi, seçilmiş irade falan desinler, ama fazla da asla muhterem hoca efendinin adı geçmesin açıklamalarda, hepimizi alabilirler, herkes -darbeden haberim yok TV'de gördüm ilk kez- desin, asla hükümete ve Tayyibe karşı olumsuz bir paylaşım yapmayın, bu gurubu kapatıyorum şimdi" şeklinde mesajların bulunduğu tespit edilmiştir.
3) Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü
AİHM "demokratik bir devletin, memurlarından anayasal prensiplere sadakat göstermesini isteme hakkı bulunduğunu" belirtmektedir (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 52; Volkmer/Almanya (k.k.), B. No: 39799/98, 22/11/2001; Petersen/Almanya, B. No: 39793/98, 22/11/2001). AİHM'e göre "kamu çalışanlarının devlete sadık kalmaları genel yararı korumakla ve güvence altına almakla yükümlü devlet otoriteleri ile çalışmalarının doğasında bulunan bir şarttır." (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 57; Žičkus/Litvanya, B. No: 26652/02, 07/04/2009, § 28).
AİHM kararlarında yer alan sadakat yükümlülüğüne ilişkin yukarıda belirtilen ilkelerin hâkimlik ve savcılık mesleği açısından yorumlanması gerekmektedir.
Anayasa'nın "Hâkimlik ve savcılık mesleği" kenar başlıklı 140. maddesine Danışma Meclisi tarafından yazılan gerekçede "... Adalet tevzii herşeyden önce güvenilir nitelikte olmalıdır. Bu hizmeti görenlerin tarafsızlıklarından şüphe edilmesi, hizmetin tam olarak yerine getirilmiş olduğunun kabulüne engeldir. Bu itibarla görevlerinde özel hayatlarında tarafsızlıklarına dair bir davranışta bulundukları sanısını verecek hareketlerden sakınmak zorundadırlar." denilmektedir.
Bu bağlamda, yargı mensuplarının sadakat yükümlülüğü memurlardan farklı olarak "bağımsızlık" ve "tarafsızlık" ilkeleri çerçevesinde hukuk devletine ve demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğü olarak ortaya çıkar.
Üstün bir kamu gücü yetkisi niteliğindeki yargı yetkisini kullanan hâkim ve savcıların, Anayasa gereği tarafsız ve bağımsız olarak görev yapmaları, Anayasa'ya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre hüküm vermeleri ve anayasal düzene sadakat göstermeleri, hukuk devletinde demokratik toplum düzeninin korunması açısından büyük önem arz etmektedir.
4) Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği
Anayasa’nın 139. maddesinde hâkim ve savcıların görevlerinin sona ermesi sonucunu doğuran işlemler, disiplin cezaları ve meslekte kalmalarının uygun olmadığı yönünde verilen kararlar olarak ikiye ayrılmıştır. 24/02/1983 tarihli ve 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun "Hâkimlik ve savcılık görevlerinin sona ermesi" kenar başlıklı 53. maddesinde de disiplin cezası niteliğindeki meslekten çıkarma işlemi ile hâkimlik ve savcılık görevinin sona ermesi sonucunu doğuran diğer işlemler ayrı ayrı belirtilmiştir.
Dolayısıyla 667 sayılı KHK'nın 3. maddesi uyarınca hâkim ve savcıların meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin kararların, bu kişilere disiplin cezası verilmesine ilişkin kararlardan ayrı nitelikte olduğu konusunda duraksama bulunmamaktadır.
Dairemizin, Danıştay Başkanlığının internet sitesinde güncel kararlar başlığı altında yayımlanmış olan, 04/10/2016 tarih ve E:2016/8196, K:2016/4066 sayılı kararında da belirtilmiş olduğu üzere 667 sayılı KHK'nın 3. maddesi uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen yargı mensuplarının, “meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan “olağanüstü tedbir" niteliğindedir.
Bu kapsamda, ülkenin içinde bulunduğu tehdidin ortadan kaldırılması ve bozulan kamu düzeninin ivedi şekilde yeniden tesis edilmesi amacıyla 667 sayılı KHK'nın 3. maddesi ile “terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen” üstün kamu gücü yetkisi kullanma ayrıcalığına sahip bu kişiler hakkında uygulanmak üzere olağan dönemdeki yaptırımlardan farklı olarak olağanüstü nitelikte yeni bir tedbir getirilmiştir.
Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyelik, mensubiyet, iltisak veya bunlarla irtibat, anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan ve hâkim ve savcılar hakkında bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanmasını gerektiren hâllerdir. Yukarıda yer verilen yapılara üyelik ve mensubiyet olmasa da bu yapılara iltisaklı veya bunlarla irtibatlı bulunulması hâli de anılan tedbirin uygulanabilmesi için yeterlidir. Nitekim davalı idare, yargı mensupları hakkında aldığı meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin kararları, anılan yargı mensuplarının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisaklarının sabit olduğu gerekçesiyle tesis etmiştir.
Anayasa Mahkemesi 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamıştır. Bu kavramlar ile kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hal ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterli olacaktır.
Bu bağlamda, üstün bir kamu gücü yetkisi niteliğindeki yargı yetkisini kullanan yargı mensupları yönünden örgüt ile irtibat ve iltisak hususu değerlendirildiğinde, yetki ve nüfuzlarını kullanarak örgütün amaçlarını gerçekleştirmesi için ya da örgütün talimatları doğrultusunda kendilerine veya başkalarına yarar sağlamak için bir takım hal ve hareketlerde bulunmak suretiyle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüklerini ihlal ettikleri yönünde bir kanaat oluşması halinde örgüt ile irtibat ve iltisaklarının bulunduğunu söylemek mümkün olacaktır.
5) Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi
Yargı mensubu olarak görev yapanlar hakkında meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanması için ilgililerin terör örgütleri ve millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyelik, mensubiyet veya iltisakını ya da bunlarla irtibatını ortaya koyan delil, bulgu ve bu yönde değerlendirme yapılmasına neden olan hususların idare tarafından ortaya konulması gerekmektedir.
Dava konusu kararların dayanağı olan delillerin, davalı idare tarafından dava konusu işlemlerin tesisinden sonra tespit edilerek dosyaya sunulduğu anlaşılmakta ise de bu delillerin terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyelik, mensubiyet, iltisak veya bunlarla irtibatı ve anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan geçmişe ilişkin olay ve olgular olduğu görüldüğünden dava konusu işlemlerin hukuka uygunluğunun değerlendirilmesinde dikkate alınabileceği tabiidir. De
a) ByLock Delili
i. ByLock Uygulamasına İlişkin Genel Değerlendirme
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26/09/2017 tarih ve E:2017/16.MD-956, K:2017/370 sayılı kararında belirtildiği üzere ByLock uygulaması, kullanılması için indirilmesi yeterli olmayan ve özel kurulum gerektiren, kullanıcıların haberleşebilmesi için her iki tarafın önceden temin ettikleri kullanıcı adlarını ve kodlarını eklemeden taraflar arasında mesajlaşmanın başlayamadığı, bu bakımından sadece oluşturulan hücre tipine uygun şekilde bir haberleşme gerçekleştirilmesine imkân veren, kriptolu anlık mesajlaşma, e-posta gönderimi, ekleme yoluyla kişi listesi oluşturma, grup içi mesajlaşma, kriptolu sesli görüşme, görüntü veya belge gönderebilme özellikleri bulunan, böylece kullanıcılarının, örgütsel mahiyetteki haberleşmelerini başka herhangi bir haberleşme aracına ihtiyaç duymadan gerçekleştirmesine olanak sağlayan bir iletişim sistemidir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun anılan kararında; ByLock uygulamasının 2014 yılı başlarında uygulama mağazalarında yer alıp bir süre herkesin ulaşımına açık olduğu, bu mağazalardan kaldırılmasından sonra örgüt mensuplarınca harici bellek, hafıza kartları ve bluetooth yoluyla yüklenildiği hususunun yürütülen soruşturma ve kovuşturma dosyalarındaki ifadeler, mesaj ve e-postalardan anlaşıldığı, ByLock üzerinden yapılan iletişimin çözümlenen içeriğinin tamamına yakınının FETÖ mensuplarına ait örgütsel temasa ve faaliyetlere ilişkin olduğu; kullanıcılar tarafından buluşma adreslerinin değiştirilmesi, yapılacak operasyonların önceden bildirilmesi, örgüt mensuplarının yurt içinde saklanması için yer temini, yurt dışına kaçış için yapılan organizasyonlar, himmet toplantıları, açığa alınan veya meslekten çıkarılan örgüt mensuplarına para temini, örgüt liderinin talimat ve görüşlerinin paylaşılması, Türkiye'yi terörü destekleyen ülke gibi göstermek amacına yönelik faaliyette bulunan birtakım internet adreslerinin paylaşılması ve bu sitelerdeki anketlerin desteklenmesi, FETÖ'ye yönelik yürütülen soruşturma ve kovuşturmalarda şüpheli veya sanıkların hâkim ve Cumhuriyet savcılarınca serbest bırakılmasının sağlanması, örgüt mensuplarına müdafi temin edilmesi, örgüt üyelerinden kimlere operasyon yapıldığına ve kimlerin deşifre olduğuna ilişkin bilgilerin paylaşılması, operasyon yapılması ihtimali olan yerlerde bulunulmaması ve bu yerlerdeki örgüt için önemli dijital verilerin arama-tarama mesulü olarak adlandırılan kişilerce önceden temizlenmesi, kamu kurumlarında FETÖ aleyhine görüş bildiren veya yapılanmayla mücadele edenlerin fişlenmesi, sistemin deşifre olduğunun düşünülmesi halinde ByLock iletişim sisteminin kullanımına son verilerek Eagle, Dingdong ve Tango gibi alternatif programlara geçiş yapılacağının haber verilmesi, yapılanmaya mensup kişilerin savunmalarında kullanabilmeleri amacıyla hukuki metinler hazırlanması gibi örgütsel nitelikte ve amaçta mesajlar gönderildiği ifade edilmiştir.
Bylock delilinin hukuki niteliği ile ilgili olarak ise Yargıtay Ceza Genel Kurulunun yukarıda anılan kararında; Avrupa Konseyi Siber Suç Sözleşmesinin 32. maddesi ve 2937 sayılı Devlet İstihbarat Hizmetleri ve Milli İstihbarat Teşkilatı Kanununun 4.maddesinin 1.fıkrasının (i) bendi ile 6.maddesinin 1.fıkrasının (d) ve (g) bentlerine uygun şekilde Milli İstihbarat Teşkilatı tarafından elde edilen Bylock'a ilişkin dijital materyaller hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının talebi üzerine Ceza Muhakemesi Kanununun 134.maddesi gereğince Ankara Sulh Ceza Hakimliğince verilen ''inceleme, kopyalama ve çözümleme'' kararına istinaden bilgisayar ve bilgisayar kütüklerindeki iletilerin tespiti işleminde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varıldığı görülmüştür.
Nitekim Anayasa Mahkemesi de Bylock verilerinin kanuni bir temele dayanmadan ve hukuka aykırı şekilde elde edildiğine yönelik iddialar yönünden yapılan başvuruda; 4/6/2020 tarih ve Başvuru No: 2018/15231 sayılı kararı ile Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edilmediğine karar vermiştir. Anayasa Mahkemesi aynı kararında, yapısı, kullanım şekli ve teknik özellikleri itibarıyla sadece FETÖ/PDY mensuplarınca -örgütsel iletişimde gizliliği sağlama amacıyla- kullanılan kriptolu iletişim ağının başvurucu tarafından kullanılmasının terör örgütüne üye olma suçu açısından mahkumiyete dayanak olarak alınmasının, adil yargılanma hakkı kapsamındaki usul güvencelerini etkisiz hale getiren keyfi bir uygulama olarak değerlendirilemeyeceği tespitinde de bulunmuştur.
Öte yandan Dairemizde derdest olan dava dosyalarında, yargı mensubu olarak görev yapmakta iken haklarında meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilmiş olan bazı kişilerin ByLock uygulamasına ilişkin birtakım ifadelerde bulunduğu görülmüştür:
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan Y.G. isimli şahıs tarafından ... Ağır Ceza Mahkemesine sunulmuş beyan: “Bana ByLock adlı programı indirmemi 2014 Temmuz’da ... adlı kişi söyledi. Önce VPN programını daha sonra da ByLock’u kurmamı, VPN’yi açmadan ByLock’u kullanmamam gerektiğini açıkladı. Daha sonra beni kendisi ekledi ve onaylamamı söyledi. Böylece buradan daha güvenli mesajlaşabilecektik onlara göre. Çünkü 2014 HSYK seçimleri yaklaşmaktaydı ve hızlı bir haberleşme ağı lazımdı.”
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan M.Ö. isimli şahsa ait Malatya Cumhuriyet Başsavcılığında düzenlenen 16/10/2016 tarihli sorgulama tutanağı: “2014 HSYK seçimlerinden yaklaşık 3-4 ay önce E.E.’nin evinde toplanmıştık. ... abi denilen kişi bir programdan bahsetti. Bu program üzerinden haberleşeceğimizi söyleyerek telefonlarımızı istedi. Kendisi telefonlarımıza ByLock denilen programı söz konusu sohbet sırasında yükledi. …ByLock programını kullanan cemaatteki herkesin paylaşımlarını görmek mümkün değildi. Sadece arkadaş listesi (grup) şeklinde oluşturulan arkadaşlarla konuşabilmekte ve yazılar paylaşabilmekteydik. …HSYK seçimlerinin sonuna kadar ByLock programı üzerinden haberleşme sağlanıyordu. Cemaat mensuplarının istemleri doğrultusunda seçimlerden sonra ByLock programını sildim.”
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan A.B. isimli şahsa ait Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığında düzenlenen 22/03/2017 tarihli sorgulama tutanağı: “... isimli şahıs telefonuma ByLock yüklemek istedi. Ancak akıllı telefonum olmadığı için yükleyemedi. Ben de eşimin telefonunu kendisinden habersiz aldım. Bir şeyler yaptı. Bundan sonra buradan haberleşeceğiz dedi. ... , hâkim ve savcıların kişisel bilgilerini (dünya görüşü, siyasi görüş vs.) özellikle ByLock’tan ona atmamı istiyordu. ... bana tablet almamı, başka bir akrabamın adına hat almamı söyledi. Ancak ben bunu da yapmadım. Daha sonra Burak, bana içinde hat olan bir tablet getirdi. Tablette ByLock programı yüklüydü. Gelen yazıları okuyordum. Ayrıca bana tablette silme programını gösterdi. Herhangi bir durumda onu kullanmamı söyledi.”
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan S.Ö. isimli şahsa ait Çankırı Cumhuriyet Başsavcılığında düzenlenen 02/03/2017 tarihli şüpheli ifade tutanağı: “2014 yılının Ağustos ayında E.Ö. çalıştığı yer olan Silivri’ye gelmemi söyledi. Silivri’ye gittikten sonra beni oradan alıp Silivri İlçesinde oturan D.S.’nin evine götürdü. Burada ...kod adlı şahıs da vardı. Kendisi telefonumu istedi. Kendisi bana ByLock isimli programı yükledi. Artık buradan haberleşeceğimizi bana söyledi. Çünkü benim tek kaldığımı, bir şekilde haberleşmemiz gerektiğini söyledi. 2015’in Şubat ayına kadar bu program üzerinden haberleştik.”
Bu durumda, FETÖ tarafından gizliliği sağlamak için örgütsel haberleşme amacıyla oluşturulduğu ve münhasıran FETÖ tarafından kullanıldığı anlaşılan ByLock uygulamasının yüklendiğinin, bu ağa dâhil olunduğunun tespit edilmesi hâlinde, bu kişilerin örgüte üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut örgütle irtibatı ortaya konulmuş olabilecektir.
ii. ByLock Delilinin Davacı Yönünden Değerlendirilmesi
a-1) Davacıya ait ByLock bilgisi:
Dava dosyasında, Emniyet Genel Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı tarafından davacı hakkında düzenlenmiş "ByLock Tespit Tutanağı" ile "ByLock Tespit ve Değerlendirme Tutanağı" yer almaktadır.
Dava dosyasına sunulan ByLock Tespit Tutanağının incelenmesinden; Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca ... tarih ve ... sayılı soruşturma kapsamında gönderilen ByLock abone listeleri üzerinde yapılan çalışmalarda, davacının 129.862 satırlık ByLock abone listesinin 111393. satırında kaydının olduğunun, tespit edilen GSM aboneliğinin ... tespit edilen cihaza ait IMEI numarasının ..., tespit edilen ilk tarihin 11/08/2014 olduğunun belirtildiği görülmüştür.
Bununla birlikte, davacının silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan yargılandığı ... Ceza Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında; dosya kapsamına alınan HIS - CGNAT verilerine göre ... nolu GSM hattı ile 21.387 defa ByLock haberleşme programında ..., ..., ..., ... nolu hedef IP'lerle oturum açıldığı, bağlantı verilerinin incelenmesinde ise; 29/08/2014 tarihinde saat 23:51’den 30/08/2014 tarihi saat 00:51’e kadar ... nolu ByLock IP’sine erişim sağlarken 30/08/2014 tarihinde saat 12:11’den itibaren ... nolu ByLock IP’sine erişim sağlamaya başladığının görüldüğü, IP numarasındaki değişiklik olmasının programda 30/08/2014 tarihinde öğle saatlerinde versiyon güncellemesi yapıldığını gösterdiği, saat 12:11’de ByLock programının yeni IP numarası olan ... nolu IP adresine erişime ilişkin sadece 3 sinyal kaydının bulunmasının da versiyon güncellemesinden sonra programın deneme amacıyla çalıştırıldığını gösterdiği, davacının 29/08/2014 tarihinde Samsun iline doğru hareket ettiği, 30/08/2014 tarihinde Samsun ilinde olduğu, HTS kayıtları ile CGNAT kayıtlarının birbirini birebir doğruladığı, davacının 01/09/2014 tarihinde İzmir ilinde olup HTS kayıtları ile CGNAT kayıtlarının birbirini birebir doğruladığı, davacının HIS (CGNAT) kayıtlarında ByLock programı veri tabanına erişim sağladığına dair toplam 21.387 adet sinyal kaydı bulunmakla birlikte bağlantı saatleri itibarıyla servis sağlayıcı tarafından atanan genel ve özel IP numaraları dikkate alınarak eşleştirme ve gruplandırma yapıldığında toplamda 89 farklı zaman diliminde programa erişim sağladığı ve kullandığı, programa 34 giriş denemesinin ise kullanıcı hatası veya teknik bir nedenden dolayı (hatalı kullanıcı adı veya şifre girilmesi, programı çalıştırmadan önce IP değiştirmeye yarayan programların aktive edilmemesi, internet bağlantısının başarısız olması gibi herhangi bir nedenle server’a erişim sağlanamaması vb. ) başarısız olduğu, CGNAT ve HTS kayıtlarındaki BAZ istasyonu farklılığının, gün içinde internete bağlanıldığı anda, internet bağlantısının ilk sağlandığı BAZ istasyonu üzerinden sağlanması ve ByLock programına girilinceye kadarki olan zaman dilimine kadar bağlantının sonlandırılmaması nedeniyle CGNAT kayıtlarına internet erişiminin ilk sağlandığı BAZ istasyonu kaydının düştüğü, bu bağlamda GPRS internet kayıtları ile HTS kayıtlarında yer alan baz bilgilerinin zaman ve yer itibarıyla birbiriyle uyumlu olup HTS kayıtlarında yer alan baz istasyonlarında davacının bulunduğunun tespit edildiği belirtilmiştir.
Ayrıca, dava dosyasında, Emniyet Genel Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı tarafından davacı hakkında düzenlenmiş iki ayrı "ByLock Tespit ve Değerlendirme Tutanağı" yer almaktadır.
Davalı Hakimler ve Savcılar Kurulu tarafından dava dosyasına sunulan ByLock Tespit ve Değerlendirme Tutanakları incelendiğinde; ilk Tutanakta, "ID'yi Kullanan Kullanıcılar" başlığı altında davacının adı ile birlikte ID numarasının "...", kullanıcı adının "..." olduğu, "SGK Kayıtları" başlığı altında davacının Ankara İli'nde görev yaptığı, "ID'yi Ekleyenlerin Verdikleri İsimler" başlığı altında M.K. isimli kişinin davacıyı "... babasi", ... ID numaralı kişinin "...", A.A. isimli kişinin "...", ... ID numaralı kişinin "... " olarak kaydettiği görülmüştür. Davacı hakkında düzenlenen ikinci ByLock Tespit ve Değerlendirme Tutanağında, davacının ID numarasının "...", kullanıcı adının "...", şifrenin "..." olduğu, "SGK Kayıtları" başlığı altında davacının Ankara İli'nde görev yaptığı, "ID'yi Ekleyenlerin Verdikleri İsimler" başlığı altında ... ID numaralı kişinin davacıyı "...", A.A. isimli kişinin "..." olarak kaydettiği görülmektedir.
Söz konusu ByLock Tespit ve Değerlendirme Tutanakları, davacıya ait hizmet belgesi ve UYAP sistemi üzerinde yer alan davacıya ait aile nüfus kayıt örneği birlikte incelendiğinde; davacının Mersin İli nüfusuna kayıtlı olduğu, "..." isimli çocuğunun olduğu, meslekten çıkarılmadan önce Yargıtay 12. Hukuk Dairesi üyesi olarak görev yaptığı, söz konusu Tutanaklarda kullanıcı adı olarak belirlenen "..." ibaresinin davacının isminin ilk harfi ile nüfusa kayıtlı olduğu Mersin ilinin plaka kodundan esinlenerek oluşturulmuş olabileceği, ayrıca davacının diğer ByLock kullanıcıları tarafından isminin ilk harfi ile soyadının ilk iki harfinin birleştirilmesi suretiyle [mus], ismi kısaltılarak [mhmtusl], görev yeri ile uyumlu olarak [H3-012] [12m] veya çocuğunun ismi ile uyumlu olacak şekilde [serhanin babası] kaydedildiği anlaşılmıştır.
Davacı tarafından, söz konusu "ByLock Tespit Tutanağı" ile "ByLock Tespit ve Değerlendirme Tutanakları"na karşı; ByLock programını kullanmadığı, hukuk dışı yollarla elde edilen bilgi ve belgelerin delil olma niteliğinin bulunmadığı, ByLock programına ilişkin mesaj dökümünün yapılmadığı ileri sürülerek bilirkişi incelemesi yaptırılması talep edilmiştir.
ByLock uygulaması ile ilgili yukarıda aktarılan hususların ve dava dosyasına sunulan "ByLock Tespit Tutanağı" ile "ByLock Tespit ve Değerlendirme Tutanakları" nın birlikte değerlendirilmesi sonucunda davacının bu beyanına itibar edilmemiş ve bilirkişi incelemesi yaptırılması talebi yerinde görülmemiştir.
Netice itibarıyla davacı hakkında düzenlenen bahse konu Tutanakların ve ceza yargılaması aşamasında yapılan tespitlerin birlikte değerlendirilmesinden; davacının "..." ve "..." ID numaralarıyla ve iki ayrı kullanıcı adı almak suretiyle bu ağa dâhil olduğu anlaşılmaktadır.
a-2) Davacıya ait ... ID numaralı ByLock Tespit ve Değerlendirme Tutanağında yer alan yazışma içerikleri:
Davacıya ait olan "..." ID numaralı ByLock Tespit ve Değerlendirme Tutanağında yer alan yazışma içeriklerinden bazıları şu şekildedir:
Örgütün finans kurumu Bank Asya ya yatırılacak himmet parasına ilişkin mesaj:
... ( davacı) (GT:... 05:59:34 ) ... (AT:... 20:56:21 )
"Konu:Fw: Bireysel ve Asya 14.12.2015 22:49, a06 yazd?: Değerli abiler; 1Bireysel için başvuruların Cumaya kadar verilmesi gerekiyor. 2Asya için envanter çalışması yapilmasi, arkadaslar vasitasi ile para yatiran varsa miktari ve hesap sahibinin en gec pazartesi gunune kadar bildirmeniz temennisi ile 3Benim diger hesap acilmiyor, simdilik buradayim ARO"
Fetullah Gülen in yurtlarına para verilmesine ilişkin mesaj:
... (GT:... 18:36:18 ) ... (AT:... 22:47:40 )
"Konu:Fw: Fw: RABBİM BİZLERİ YANLIZ BIRAKMAYACAKYIR... NE GÜZEL BİR BİŞARET... RABBİM BİZLERİ YANLIZ BIRAKMAYACAKYIR... NE HÜZEL BİR BİR BİŞARET... Çanakkalede olan bir hadise!... Yurdun bulunduğu sokak başında oturan 65 yaşlarında bir amca yurda gelir " benim bir evladım vardı, askere gönderdik, iki ay sonra da Mardin de şehit düştü. evlilik ve iş için 100 bin TL biriktirmiştik, oğlumuzun hayrı için 4000 TL. sini ihtiyaç sahiplerine dağıttık. dün gece oğlumu rüyamda gördüm. baba dedi kalan 96 bin TL. parayı başka yere verme, bizim sokakta bulunan yurda götür. asıl makbule geçen hayır yeri orasıdır. hoca efendinin talebelerine şehitler bile gıbta ediyorlar. onların makamına kimse çıkamıyor." dedi ve parayı yurt görevlisine verdi."
Örgütün üyelerinin deşifre olmaması için alıncak tedbirlere dair mesaj:
... (GT:... :20:14 ) ... (AT:... 00:57:56 )
"Fw: Fw: Fw: Fw: Sırran ve tenevveret .......aşağıdaki notu gönderdi bilgilerinize sunulur Bir hatırlatma, bir istirham. Bazı arkadaşlarla aynı kurumda, aynı binada ve belki bir kaç kat altlı üstü katlarda çalışmamıza rağmen, arkadaşlar cep telefonu ile arayarak" şöyle bir sorunumuz var, şu kurumun başındaki yöneticiyi tanıyormusun, bizim şu işimiz hakkında şöyle yapmasını söyler misin?" diyorlar. Arkadaşlar kendi işleri için bir kaçkat çıkıp ya da 300 -500 metre yürüyerek doğrudan söyleme zahmetine katlanıp hem kendilerini, hem de üzerine iş yıktıkları ve güya yardım istedikleri, hem de olaydan hiç haberi olmayan, o kurumda bir yolla muhafaza olmuş insanları açık ederek, tedbire muhalif davranmasalar. "Sırran tenevveret" düsturunu bu konularda da hatırlayıp uygulasalar. Bu rahat en hafif ifadeyle sorumsuz tavırlara girmeseler. Bu husus usulünce hatırlatılsa."
Güvenli olmayan haberleşme programlarında örgütün mahrem ve önemli konuları hakkında paylaşımlarda bulunulmaması hususunda alınacak tedbirler ile güvenli görülen örgütün özel haberleşme programı olan Bylocka yönlendirmeye ilişkin mesaj:
... (GT:... 21:47:15 ) ... (AT:... 00:52:14 )
"Konu:Fw: Fw: WHATSAPP VE VİBER Degerli abilerim arkadaşlardan gelen uyarı üzerine gerek gorulmustur. Arkadaşların son donemde piyasada bulunan whatsapp ve viber programlariyla guvenli oldugu gerekcesiyle kendi aralarinda sikca kullanildigi, bu programlarla mahrem konularin konusulabildigi, malum oldugu uzere bu programlarin guvenli olmadigi ve kendi aralarinda ozellikle whatsapp da grup kurmamaları ( hizmet endeksli grup ) yönünde uyarılmışlardı. İş amaçlı meslektaşlarınızla olan yazışmalarda ise mesleki konuların dışına ?ıkılmaması konusu da uyarılmalıdır. Konunun ehemmiyetine binaen tekrar uyarilmalarında fayda görülmektedir."
Fetullah Gülen'den geldiği değerlendirilen talimatın paylaşımına ilişkin mesaj:
... (GT:... 13:42:43 ) ...(AT:... 23:09:11 )
"Konu: Fw: Fw: Madem kardeşiz, beni bu sabırda taklid etmenizi sizden rica ederim * ????????? ??????????? Aziz, sıddık kardeşlerim! Sakın sakın münakaşa etmeyiniz, casus kulaklar istifade ederler. Haklı olsa, haksız olsa bu halimizde münakaşa eden haksızdır. Bir dirhem hakkı varsa, münakaşa ile bin dirhem bizlere zararı dokunabilir. Bir zaman Eskişehir hapsinde titiz kardeşlerime söylediğim bir hikâyeyi tekrar ediyorum: Eski harbi umumîde Rusya'nın şimalinde doksan zabitimiz ile beraber bir uzun koğuşta esir olarak bulunuyorduk. O zâtların bana karşı haddimden çok ziyade teveccühleri bulunmasından, nasihatla gürültülere meydan vermezdim. Fakat birden asabiyet ve sıkıntıdan gelen bir titizlik, şiddetli münakaşalara sebebiyet vermeye başladı. Ben de üçdört adama dedim: Siz nerede gürültü işitseniz, gidiniz haksıza yardım ediniz. Onlar dahi öyle yaptılar, zararlı münakaşalar kalktı. Benden sordular: "Neden bu haksız tedbiri yaptın?" Dedim: Haklı adam, insaflı olur; bir dirhem hakkını, istirahatı umumînin yüz dirhem menfaatine feda eder. Haksız ise ekseriyetle enaniyetli olur, feda etmez, gürültü çoğalır. Kardeşlerim! Siz, küçük mektublar risalesinde medarı teselli ve sabır ve tahammül için yazılan parçaları dikkatle ve tekrarla okuyunuz. Ben, en zaîfiniz ve bu sıkıntılı musibetten en ziyade hissedarım. Çok şükür tahammül ediyorum ve bütün suçu bana yükleyenlerden hiç gücenmedim ve vahdeti mes'ele itibariyle yalnız kendini müdafaa ederek zımnen cem'iyet ve suçu bize tahmil edenlerden dahi sıkılmadım. Madem kardeşiz, beni bu sabırda taklid etmenizi sizden rica ederim. Şualar 320" Savunma hazırlığında kullanılmak üzere mensuplara gönderilen mesaj:
... (GT:... 23:10:17 )... (AT:... 00:48:56 )
"Konu:Fw: Fw: Fw: ÖNEMLİ CEZA EĞİTİM MODÜLLERİ 30.12.2015 http://www.cigm.adalet.gov.tr/htmls/egitimmodulleriduyuru.html "Türk Ceza Adalet Sisteminin Etkinliğinin Geliştirilmesi AB Ortak Projesi ile, Avrupa standartları ile uyumlu olarak Türk ceza adalet sisteminin etkinliğinin geliştirilmesinin temin edilmesi ve Türk ceza adalet sisteminde insan hakları standartlarının uygulanmasının sağlanması amaçlanmıştır. Proje 2012 yılı Mart ayında başlamış, 2014 yılı Aralık ayı itibari ile sona ermiştir. Projenin bileşenlerinden birisi de; Türkiye Adalet Akademisi'nin eğitim alanında sürdürebilirliğini sağlamak amacıyla sürekli/uzman eğitici havuzuna destek verilmesi, ve eğitim müfredatının oluşturulmasına katkı verilmesidir. Bu bileşen kapsamında; Hakim ve Cumhuriyet savcılarımızın, yerli ve yabancı akademisyenler ile birlikte çalışmaları neticesinde eğitim modülleri oluşturulmuş ve eğitici olarak belirlenen hakim ve Cumhuriyet savcılarımıza uzmanlar tarafından "eğiticilerin eğitimi" seminerleri verilmekle; bu meslektaşlarımız Türkiye Adalet Akademisi'nin eğitici havuzuna dahil edilmişlerdir. BU PROJE ESKİ HSYK NIN ÖNEMLİ KATKILARI İLE HAZIRLANMIŞTIR, HAZIRLAYANLARDA SONRASINDA PARALEL DİYE SÜRÜLMÜŞLERDİR AMA GEL GÖRKİ AŞAGIDAKİ İFADE İLE NASIL KENDİNE MAL ETMİŞLER. BU BİLGİLER, SAVUNMA AMAÇLI AVUKATLAR ARKADAŞLAR VS BİLGİSAYARINA İNDİRMELİ, REFERE EDİLMESİ KOLAY , 314. MADDE İLE, İLGİLİ BİLGİLER TERÖR BÖLÜMÜNDE VAR. BUNLAR TÜMÜYLE RESMİ NİTELİKTEDİR. ETKİLİ SORUŞTURMA BÖLÜMÜNÜN SON 45 SAYFASI SAVCILARIN BAĞIMSIZLIĞI AÇISINDAN SON DERECE ÖNEMLİ, HERKESE DUYURU YAPILMALIDIR. "Bakanlığımız Ceza İşleri Genel Müdürlüğü'nün bu çalışması ile; hazırlanan kapsamlı on ayrı eğitim modülünün online olarak erişime açılmasını sağlanmış ve bu modüller tüm meslektaşlarımızın istifadesine sunulmuştur. "
Fetullah Gülen'in ders verme mahiyetindeki sözünün mesaj olarak paylaşımı:
... (GT:... 23:16:22 )... (AT:... :43:36 )
"Konu:Fw: Fw: 26. Söz ... ?????? ??????? ??????????? ?????????? [Bu küçücük ... büyük bir ehemmiyeti var. Herkese menfaatlidir.] Cenâbı Hakk'a vasıl olacak tarîkler pek çoktur. Bütün hak tarîkler Kur'andan alınmıştır. Fakat tarîkatların bâzısı, bâzısından daha kısa, daha selâmetli, daha umumiyetli oluyor. O tarîkler içinde, kasır fehmimle Kur'andan istifade ettiğim "Acz ve fakr ve şefkat ve tefekkür" tarîkıdır. Evet acz dahi, aşk gibi belki daha eslem bir tarîktir ki; ubûdiyet tarîkıyla mahbubiyete kadar gider. Fakr dahi, Rahman ismine îsal eder. Hem şefkat dahi aşk gibi, belki daha keskin ve daha geniş bir tarîktir ki Rahîm ismine îsal eder. Hem tefekkür dahi aşk gibi, belki daha zengin, daha parlak, daha geniş bir tarîktir ki, Hakîm ismine îsal eder. Şu tarîk, hafî tarîkler misillü, "Letâifi Aşere" gibi on hatve değil ve tarîkı cehriye gibi "Nüfusu Seb'a" yedi mertebeye atılan adımlar değil, belki "Dört Hatve"den ibarettir. Tarîkattan ziyade hakikattır, şeriattır. Yanlış anlaşılmasın: Acz ve fakr ve kusurunu, Cenâbı Hakk'a karşı görmek demektir. Yoksa onları yapmak veya halka göstermek demek değildir. Şu kısa tarîkın evrâdı: İttibaı sünnettir, feraizi işlemek, kebâiri terketmektir. Ve bilhassa namazı ta'dili erkân ile kılmak, namazın arkasındaki tesbihatı yapmaktır."
Alt birimi denetleme, hiyerarşi ve talep içeren mail:
... (GT:... 21:51:28 ) ...(AT:... 15:58:21 )
"Konu:No Subject hergun bir defa olsun kontrol amaciyla diger tarsftan birbirimiye ARO diyebilirmiyiz"
Örgüt liderinin rüyalarla üyelerini bir arada tutma, üyelerinin dini duygularını istismar ederek bağlılıklarını artırmaya yönelik rüya paylaşımına dair mesajlar:
...(GT:...15:28:23 ) ...(AT:...22:10:00 )
"Konu:Fw: Fw: O.Ş. Abinin Rüyası Ve Büyüğümuzün Yorumu O.Ş. Abinin Rüyası Ve Büyüğümuzün Yorumu "Çocuklar ölmesin, halk zarar görmesin!" çağrıları dahi terörden/teröristten yana tavır gibi gösterilip algı operasyonuna dönüştürülüyor. Hele Hizmet'e gönül veya destek veren insanların Doğu?daki mazlumiyetleri dile getirmeleri malum çevreleri ziyadesiyle rahatsız ediyor. Düne kadar Çözüm Süreci'ne karşıymış gibi sunulan ve teröre hedef gösterilen Camia bugün tamamen zıt bir konuma hapsedilmeye çalışılıyor. Bu komploları kuran ve öyle ya da böyle Hizmet gönüllülerine saldıran zavallılara bir şey anlatmak zor. Onları muhatap almak da beyhude. Te'vile değer rüyam çok az olur. Bir şey görsem de anlatmamayı yeğlerim. Geçenlerde tebessümle uyandım; latife niyetiyle eşime anlattım. Huzuruna varınca muhterem Hocamız "Rüya var mı?" diye sormaz mı? İçimden "Komik kaçacak!" dedim ama mecburen zatıalilerine de aktardım. Meşhur bir Kürt siyasetçi evimize gelmiş. Yemek ikram etmişiz. Sonra ikindi vakti girmiş, namaza durmuşuz. Sünnet kılarken gözüm ona ilişiyor, garip hareketler yaptığını görüyorum; namaz kılmayı tam bilmiyor diye üzülüyorum. Ben farza durup Fatiha'yı okuyuncaya kadar o genç siyasetçi de sünneti bitirip farza başlıyor. İkindi olduğundan içimden (hafî) okuyorum. Misafir "Hocaaa, sesss" diyor. ?Demek ikindide hafî okunduğunu bilmiyor, ona hikmetiyle beraber güzelce anlatmalıyım!? diye düşünürken.. Misafir yine "Hocaaa, seesss!.." diye bağırıyor. Benden yüksek ses alamayınca rüku'da ve secdede de aynı sedayı tekrar ediyor. Sonunda tam Tahiyyat okurken namazı bozuyor; gülerek güreş yapar gibi boynuma sarılıyor ve "Hoca, namaz bitiyor, senden ses yok!" diyor. Ben bunu anlatınca muhterem Hocamızın tebessüm edeceğini sandım. Fakat o daha da ciddi bir hal alıp "Mesajı anladınız mı?" dedi. Şaşırdım, çünkü te'vile değer bir rüya olduğunu düşünmemiştim. Hocamız şöyle yorumladı: "Teröre lanet! Terörden de teröristten de uzağız. Ne var ki, terörle mücadele edilirken masum halkın zarar görmesine göz yumulamaz. Arada kalıp mağdur olan halkın elemini yüreğinizde duyamadınız ve onların acılarına ortak olduğunuzu gür bir sedayla ortaya koyamadınız. Rüyadaki zat kim olursa olsun sizin "Hoca, ses!" sözünden almanız gereken mesaj, halkın her kesiminin derdine ortak olmanızın lüzumudur." Doğrusu, hakikati seslendirmek için rüyaya da Hocamızın te?viline de hiç ihtiyaç duymamalıydım. Zira mü?min her zaman hakperest olmali. Bu vesileyle, masum çocukların ve mağdur vatandaşların acılarının son bulması duasıyla kim ne derse desinbir kere daha belirtmeliyim: Terörle mücadele edilmeli ama "Birtek mâsum, dokuz câni olsa, yine o gemi hiçbir kanunu adaletle batırılmaz." düsturu da gözetilmeli!.."
... GT:...18:37:07 ) ...(AT:...22:18:30 )
"Konu:Fw: Rüya Bir müfettiş arkadaş görmüş: "Dışarıda karanlık bir ortamda bir sürü insan var ve bu insanlara fiziki şiddet uygulanıyor. Şiddet görenlerden biri de benim. Karşımdaki büyük bir hırsla şiddet uygularken ben hiç bir şey hissetmiyorum, hiç etkilenmiyorum. Allahım bu senin bir lütfun diye düşünüyorum. Acı vs hissetmiyorum. Sonra arkadan bir ışık doğuyor. Ve insanlar o tarafa doğru gidiyor. Gelenker dört büyük halife (Hz. Ebubekir, Hz. Ömer, Hz. Osman ve Hz. AliRA) atlarıyla bize doğru geliyorlar. Bizler Onlara "yardım edin bize" diyoruz. Bunun üzerine Hz Ali (RA) "Biz size yardım edecek herşeyi bıraktık" diyor ve gidiyorlar. Biz onların arkasından gitmeye devam ediyoruz. Sonra yemyeşil ve çok güzel bir mekana gidiyoruz. Sağda solda beyaz kuzular var, bir tanesi karşıma geçip tazyikli bir şekilde süt fışkırtıyor."
Örgütün kullandığı başkaca haberleşme programına dair mesaj:
... (GT:...11:28:13 ) ...(AT:...22:30:06 )
"Konu:No Subject Diger taraftaki en son notuma bakar ve cevap verirseniz memnun olurum"
Örgüt üyelerinin uyarılmasına ilişkin mesaj:
...(GT:...20:07:21 ) ...(AT:...20:25:00 )
"Konu:Fw: Fw: ÖNEMLİ DUYURU BİLGİ OLARAK OKUNDU ARZ EDİLDİ. CEVAP OLARAKTA ŞÖYLE BUYURDU: ARKADAŞLARIMIZ ULU ORTA DOLAŞMASINLAR, KALABALIK YERLERE GİTMESİNLER. EMİN YERLERDE İHTİYAÇLARINI KARŞILASINLAR? BİLGİ NOTU ÇOK SAYIDA IŞİD İLE İLGİLİ DUYUM GELDİ. GELEN BÜTÜN DUYUMLARDA; BOMBALI EYLEM İÇİN TÜRKİYE' YE ÇOK SAYIDA YENİ IŞİD MİLATANININ GİRDİĞİ, BU ŞAHISLARIN İSTANBUL AYASOFYA CİVARINDA CANLI BOMBA, DİGER MERKEZİ YERLERDE DE PARİS TE OLDUĞU GİBİ SİLAHLI SALDIRI YAPACAKLARI VE, IŞİD İN TÜRKİYE'YE SAVAŞ İLAN ETTİKLERİ YÖNÜNDE BİLGİLER VARMIŞ. SİVİL VE RESMİ ABİLERİ UYARMAKTA FAYDA VAR, TOPLU ORTMALARDA BULUNMAMAKTA FAYDA VARDIR. "
Örgüt üyelerine doğa üstü güç atfetmeye yönelik mesaj:
... (GT:...21:53:30 ) ...(AT:...11:30:43 )
"Konu:Fw: Fw: KINA ..İLİNDE T3 BİR ABİMİZİN EŞİNİN YAŞADIĞI BİR HADİSE Eşim gece uyumadan önce sizin verdiğiniz minimum evradlari yapma yı ve her gece teheccude kalkıp H. abiye ve diğer abilere dua etme niyeti ile uyudu. Teheccute kalktığında elinde birşey yoktu, sabah kalkınca sol elin avuç içi kısmı kınalı vaziyette idi. Elini yıkarken olaya vakıf oluyor ve kına kokusu alıyor..."
Himmet parası toplanması konusunda hassas davranılmasına ilişkin mail:
... (GT:...05:49:39 ) ...(AT:...11:27:57 )
"Konu:No Subject Bu manzara karsisinda hala hic himmet vermeyen veya himmetini cesitli bahanelerle geciktirenlere de okunsun, o tavirlari ile zulme ortak olmuyorlar mi, bu konuda hassasiyet gosterene de tesekkurler, ellerinden geldigince yanan atesi sondurmek icin itfaiyeci edasiyla hareket ediyorlar, yarin ikisi mizanda bir olur mu dusunelim, ne diyordu rahmet peygamberi (sav) efendimiz, "gunesin dogdugu yerdeki muslumanin ayagina batan dikenin acisini battigi yerdeki hissetmezse hakiki iman etmis olmaz" Lutfen bu konuda biz de hassas olalim ve arkadaslari uyaralim, onlara sevap kazandirmaya bakalim hesap gunu hatirlatsaydin bende katkida bulunacaktim sozunun muhatibi olarak zor durumda kalmayalim, Bu kapsamda aidat vs.dahil, mulaane ile olan yaziyi da herkesle mutlaka paylasalim"
Tedbir alınmasına, algı oluşurmaya, toplum mühendisliğine ilişkin mail:
...(GT:...19:21:14 ) ...(AT:...23:30:03 )
"Konu:Fw: Fw: GÜZERGÂH EMNİYETİ GÜZERGÂH EMNİYETİ S.L. Bey geçen günkü yazısından aleyhinde ifade veren kişileri ifade etmişti? Şikâyetçi olanların daha önce yakınında çalışanlardan olduğunu düşünecek olursak? Acaba çevremize bu nazarla bakacak olsak nasıl olur? Şöyle ki, Etrafta bize zararlı olabilir diye düşündüğümüz kişi ya da kişiler daha şimdiden zararını vermeden veya zehrini akıtmadan iyilik yapılarak tehlikeleri savuşturulabilir mi? Savuşturulamasa bile hiç olmasa azaltılamaz mı? Bu cümleden olarak; Aleyhimizde konuşacak olanları az buçuk kestirebiliyorsak daha şimdiden, zarar vermeden, konuşuyorlarsa bile daha dedikodu aşamasında iken, zabıtlaratutanağa geçmeden, henüz ortada bir şeyler yokken, perdeler yırtılmamışken; hastalıklar, ölümler, iyi, kötü ve zor günler bahane edilip bu kişiler aranarak yeniden bir bağ oluşturulabilir mi?... "Yüz yüzden utanır" veya "Yiyen ağız utanır" kaidesince verilecek küçük hediyelerle gönüller yumuşatılabilir. Odalarında birer çayları içilebilir, bir SMS yollanabilir veya başka bir adım atılabilir... Maksat, zararlarını yok etmek? Edemiyorsak bile derecesini düşürmek? Yani 10'dan 1 düşse ya da 5'e hatta hatta 9'a inse fena mı olur Aleyhimizde konuşması muhtemel kişilerden olan kapıcılar, odacılar, maiyetimizdeki personel küçük küçük de olsa iyilikler yapılarak tehlikeleri savuşturulabilir? Çünkü bunlar konuşursa mahkemedeki sıfatı "tanık" olacaklar, dikkate almak isteyen bir adli merci için işinin bir önemi yoktur. Hatır sorma, geçmiş olsun deme, kolay gelsin deme, çocuğunun başarı veya varsa bir derdi onunla ilgilenme bir iyiliktir. Önemli olan aleyhimize bir yerlerde bir şeyler konuşmaktan kaçınmasını sağlamaktır. Esasen kişiler şöyle bir etrafını yoklasa zihnini kurcalasa kendisi hakkında konuşabilecek kişileri bilebilir, o yüzden buna göre şimdiden önlem almalıdır. Acı bir örnek olacak ama sert ve haşin davranan bir arkadaşımızı kastederek bunlar hak ediyor. Tayyip bunların analarını ağlatsın mealinde bir söz sarf etmiş? Buna sebep olacak davranışlardan kaçınsak? Benzer şekilde sitelerdeki komşularımız ile iyi ilişkilerimiz sayesinde düşmanlığı azalabilir. Yine sitede çalışan güvenlik görevlileri ya da hizmetlilere de müşfik davransak? Bu vesile ile bizimle ilgili bir yerlere bir şeyler gönderiyorsa bunların sayısı azalır? Düşmanlıkları şedit olmaz? Vicdanları devreye girebilir... Bu vesile ile inşallah güzergâh emniyetini sağlamış oluruz?"
Fetullah Gülen sohbetlerine elektronik ortamda ulaşılmasına dair mail:
...(GT:...22:40:51 ) ...(AT:...23:40:39 )
"Konu:No Subject Bamteli: ŞEFKAT YÂ HÛ!.. www.herkul.org/bamteli/bamtelisefkatyahu/ Muhterem Fethullah Gülen Hocaefendi, haftanın Bamteli sohbetinde özetle şunları dile getirdi: Mesleğimizin Esası Şefkattir *İlahî ahlakla ahlaklanmalı; şefkatli ve me"
Algı oluşturmaya yönelik mail:
... (GT:... 23:24:05 ) ... (AT:... 23:59:33 )
"Konu:Fw: Fw: DİYALOG KONUSU KIYMETLİ ABİLER; GÜNÜMÜZDE, ÖZELLİKLE BÖYLE BİR ORTAMDA, UMACI GİBİ GÖRDÜRMEYE ÇALIŞILAN BÖYLE BİR DÖNEMDE HERHALDE FARKLI USULLER İLE DİYALOG YAPILMASI GEREKİR.... ÖZELLİKLE TEMSİL DİYALOG TEBLİĞ SIRALMSININDA TEMSİL DIŞINDA YAPACAĞIMIZ FAALİYTELERİN AZALDIĞI BU DÖNEM NASIL DEĞERLENDİRİLMELİDİR. DİYALOG ÜZERİNE PAYLAŞIMLARINIZA İHTİYAÇ VARDIR."
Örgüt delillerinin imhasına dair mesaj:
... (GT:...01:55:25 ) ...(AT:...21:44:38 )
"Konu:Fw: Fw: Bir Hatırlatma Değerli abiler, Allah aşkına ... Bir kez daha arz. Abi selâm. Bir arkadaşımın söylediği bir hususu aktarmakta çok yarar olduğunu düşünüyorum. Dün bir abinin gözaltına alınma ve evinde arama yapılması ihtimali sebebiyle arkadaşlar abinin evini kontrol etmişler. Abinin evinde beş poşet kitap vs çıkmış. Daha önce de yazdım. Evlerde temizlik konusu yeniden gündeme getirilse, bilgisayar, eposta, tablet, akla gelen herşeyde temizliğin nasıl yapılacağı çok ayrıntılı olarak yazılsa, arakasından kontrol edilse. Takdir sizin."
Örgütün saha bilgisi paylaşımı, strateji belirlemeye ilişkin mail:
... (GT:... 21:07:14 )... (AT:... 21:40:28 )
"Konu:Fw: Fw: SAHA BİLGISİ Arkadaşlar dikkat(A.): "Bakanlıkta bir meslektaşımızı ziyaret ettim... Odasına girdiğimde kapali bir bayan çıkıyordu, orada calışıyomuş. Arkadaş bayağı şaşkındı girdiğimde ne oldugunu sordum. Kızı bozuk para var mı gibi garip bi bahaneyle odaya girdigini ve resmen kendisine sarkintilik ettigini soyledi. Odasında ses ve görüntü kaydı olabilir.. Dikkat etmek lazım... Sıradan bir taciz degil. Hedefe odaklı hareketler... Günahlarını almış gibi olmayayım ama bakanlıkta çalışan sekreter çaycı gibi sözde kapalılar var. Tetkik hakimleri ile çok ilginç diyaloglari var. Açıkçası bu bayanlar takibe alinsa neler cikar bilinmez. Bu arada başka bir burokratı beklerken başka bir bürokratın odasından sekreter gelip bizimle ilgilenmeye çalıştı. İki kişiydik ve ikimiz de şaşırdık. Ben önceden de giderdim bakanlığa ama böyle ciddiyetsiz ortam görmedim... Seviye yerlerde kimin eli kimin cebinde belli degil... Burada anlaşılan oradaki hakimlere sar?ıntılık yapıp sonra da tehdit ve şantajla iş de yaptırırlar... Bakanlikta iki bina da böyle malesef... Dikkatimi çeken ikinci husus o bayanların özellikle secmiş olduğudur. Özellikle genç tetkik hakimlerinin çalistiğı EK B BLOK tam böyleleriyle doludur..."
Örgütün tedbir, talimat ve hiyerarşisine ilişkin mail:
... (GT:...19:55:31 ) ... (AT:... 21:38:37 )
"Konu:Fw: Kitap Saygıdeğer Abiler; V.A. tarafından yazılan Darbe Oyunu kitabın alınmasını ve okunmasınıda fayda var. Bu kitapta, 17 Aralık 2013?ten bu yana Türkiye?de yaşanan olayların bilinmeyen yönlerine ışık tutuluyor. Dershanelerin kapatılmasında ki asıl amaç neydi? 17 Aralık, bir yolsuzluk operasyonu muydu? yoksa bir darbe miydi? Dışişleri dinlemelerini cemaat mi yaptı? Tahşiye operasyonunun aslı nedir? Birilerinin üniversite diploması sahte mi? Söz konusu Kitap Dost Kitapevinden temin edilebiliyor. Tedbir amacıyla internetten alınmaması, kitapçılardan nakit olarak alınması, kredi kartı kullanılmamasına dikkat edilmelidir..."
Örgüt liderinin talimatlarına dair mail:
... (GT:... 22:51:24 ) ... (AT:... 21:35:13 )
"Konu:No Subject Fethullah Gülen'in her pazartesi günü yayınlanan sohbete herkul.org sitesi kapanınca Youtube üzerinden yayınlanmaya başladı. Fethullah Gülen'in sözcüsü O.Ş. son sohbetin youtube linkini paylaşarak "Bu sohbet sitemizin hukuka aykırı şekilde kapatılmasına "hayır" diyen ehli insafa ve özellikle dostlarımıza emanet" diye yazdı. Fethullah Gülen sitesinin kapatılmasının ardından verdiği ilk sohbette cemaatine 'Yapışın himmete tükürün korkunun yüzüne" mesajını dedi. İşte Gülen'in Youtube üzerinden yayınlanan son sohbetinden önemli bölümler; *Mesleğimizdeki bu şefkat mülahazası bir karıncaya bile ayak basmamayı gerektirir. Şayet bir karıncanın ayağı kırılmışsa, mümkünse bir kırıkçıya götürmek, onun ayağını bağlatmak, onu yeniden hayata döndürmek ve yaşayabildiği sürece sekmeden yaşamasını sağlamak bu mesleğin esaslarındandır. YEMİNLE SÖYLÜYORUM : BİR ARI ODAMDA ÖLÜNCE YARIM SAAT AĞLADIM *Bir arının odamda ölmesi karşısında yarım saat ağladığımı biliyorum. Biz buyuz!.. Yahya Kemal?in de dediği gibi ?Bizden olmayanlar, bizi bilmezler!..? Her vesileyi gayelerine ulaşmak için meşru sayan vandallar bizi bilmezler. Ben yeminle söyleyebilirim: Yetmiş küsur senelik hayatım boyunca bilerek bir tek karıncaya basmadım. BAŞIMIZ FEDA OLSUN! *Evet, korkuya takılmamak lazım. Korkuya takılırsanız hafizanallahkorktuğunuz şeye maruz kalırsınız. Madem yüce bir hakikate dilbeste oldunuz, Hazreti Bediüzzaman gibi demelisiniz: ? Yüzer milyon başların feda oldukları bir kudsî hakikate başımız dahi feda olsun. Dünyayı başımıza ateş yapsanız, hakikati Kur?âniyeye feda olan başlar, zındıkaya teslimi silâh etmeyecek ve vazifei kudsiyesinden vazgeçmeyecekler inşaallah!? (...) ?Tükürün ehli zulmün o merhametsiz yüzüne!..? İşte başkaldırmanın ve dimdik durmanın gerektiği yer, orasıdır. ?Belki bir tükürük ile cevap veriyorum!? diyor. Korkunun yüzüne tükürüyor.. tehdidin yüzüne tükürüyor.. tehcîrin yüzüne tükürüyor.. ifnânın, ibâdenin yüzüne tükürüyor.. müesseseleri işgal etmenin yüzüne tükürüyor!.. Kim haklı çıkıyor? Onu zaman gösteriyor. Kim haklı çıkacak? Onu hiçbir zaman yalan söylemeyen ve tefsirini hep isabetli ortaya koyan zaman gösterecek!.."
Örgüt içi tedbir alma talimatına dair mail:
... (GT:... 20:11:50 ) ... (AT:... 21:31:45 )
"Konu:Fw: Fw: ÖNEMLİ DUYURU Kıymetli abiler; bu aksam olan kahredici patlamadan sonra Ankara genelinde sıkı aramalar olacaktır... Bu nedenle önlem olarak tüm arkadaşlar cuma akşamına kadar zaruri değilse arabalar içinde ve yanında bilgisayar, usb, tablet vs gibi malzeme varken hareket halinde olmamalıdırlar. Ayrıca hafta sonu dahil kalabalik yerlerde bulunmamalıdır..."
Menfi takip çalışması ve davacının örgüt üyeliğini teyit eden mail:
... (GT:... 23:12:47 )... (AT:)
"Konu:Fw: Fw: Fw: Saha Bilgi 02.01.2016 18:25, Ak19 yazd?: 02.01.2016 17:32, a06 yazd?: Not: Herkese teşmil etmeyelim lütfen ( A. ) 02.01.2016 11:58, Kalyoncu ailesinin birçok ferdi farklı siyasi kesimler ile irtibatlı olup Tayyip?in değirmenine su taşımaktadırlar. F., C., T.... Bunlardan Ankara?da ikamet eden T.K. Ülkücü camia ile dirsek temasında ve özellikle Yargıtay?daki Ülkücüler ile temas halindedir. Ülkücülerin ağabeyliğine soyunan bu kişi o kesimin mekân ve yemek ihtiyaçlarını karşılamakta? Aynı zamanda onlar adına lobicilik yaptığını ifade ediyor. Bu lobiciliğin temel amacı YBP?nun birlikte hareket etmesini sağlamak? YBP?nin T. ile ortak hareket etmesini sağlamak? Zaman zaman A.K. ve A.Ö. ile bir araya gelen T. kimi zaman bazı dosyaların takibini bu iki kişi vasıtasıyla da yapmaktadır? T.K. en son A.K. ve A.Ö. ile bir görüşme yapm yine aynı gün yeni seçilen Daire başkanlarını ziyaret etmiştir. Bu kesimin yemek sponsorluğunu da yapan T.K. bazen yakınında bulunduğu kişilere bu işten sıkıldığını ve yemek parası vermekten usandığını da dile getirmiş. Yine aynı konuşmada şimdiye kadar yargı mensuplarının yemekleri için 500 bin TL para ödediğini ifade etmiştir. Aralık ayı içinde verdiği birçok yemek olduğunu bunlardan birinin de Çukurambar?daM.D., M.D., 6.C.D. Başkanı ve Giresun?dan geldiğini bildiği bir istihbaratçının yedikleri yemek olduğunu ifade etmiş. Bu konuşma sırasında bu yemekleri bir süre daha devam etmek zorunda olduğunu zira Yakında Yargıtay ve Danıştay Üyeleri seçimi olacağını ve Ülkücü ile AKP?nin tam yakınlaşmaya ihtiyacının olduğunu bunun için de bir miktar daha sabır göstermesi gerektiğini ifade etmiş. Yine bu birlikteliğin sağlanmasını Ülkücü Üyelerin istediğini ifade etmiş? Bu şahıs ayrıca iki konu daha konuşmuş? Birincisi; İstinafların Kurulacağını ve Cemaatten bilinen Üyelerden 70100 kişinin gönderileceğini ve pasifize edileceğini dile getirmiş? İkincisi; Hükümet ordudaki 15002000 tane cemaatten bilinen subayı atmak istediğini ama Genel Kurmay Başkanının buna izin vermediğini dilegetirmiş? Yine aynı konuşmada ordudaki Cemaatçiler ile Ulusalcıların birleşmesi durumunda darbe olacağını, Cemaatin sıkışması nedeniyle Ulusalcılar ile anlaşıp taleplerini kabul etme ihtimalinin fazla olduğunu ve yine orduda en az 1718 Cemaatçi Generalin olduğunu ifade etmiş? Hatta MİT soruşturmasından dolayı içerde olan Tuğgeneralin Cemaatçi olduğunu ama Ankara bölge komutanın cemaatten olmadığını ifade etmiş?"
Örgütün yurt dışı faaliyetlerine ilişkin bilgilendirme mailİ:
... (GT:... 21:18:11 ) ....(AT:)
"Konu:Fw: Fw: Not 3 Amerika genelinde yapılan otel programlarının genel olarak iyi geçtiği anlatıldı H.E. ye. Ş.A.T. abi söz aldı. Programlardan birkacina FBI dan üst düzey temsilcilerin konusmaci olarak katıldığını beli"
Tedbirler ve hiyerarşiye dair mail:
... (GT:...22:24:46 ) ...(AT:...06:40:28 )
"Konu:Fw: Fw: İllgilisi Olanlara Duyuralım Kiymetli Abiler Boyle bir konu var. Duyuralması isteniyor... Muhataplar ... vakfından kendisi yada çocuğu burs alanlardır... Muhterem abiler; Kayseri ... eğitim Vakfı soruşturmasında geçmişe dönük 850 kişilik burs listesinde ki çocukları arayıp burs aldın mı almadın mı diye tek tek emniyete çağrılıp soruluyor. Tabi burda sıkıntı bir kısım arkadaşlar burs yattığından haberi yok diyebilir. Bazen bizim arkadarlar bile almadım diyebiliyor. Burda aranan arkadaş aldım okurken heryere başvuru yaptım çıktı orası necidir bilmem ben aldığım paraya bakarım vs cümleler sarf etmeliler yoksa 2. bir Çanakkale vakası olur Allah muhafaza ifade ye gidip almadım diyenler varsa düzeltme yapabiliyorlar hatırlamamıştım geçen gün sonra aklıma geldi bir sene almışım adamların parasını yedik vs deyip duzeltebiliyorlar bütün renklere ünitelere ve bölgelere bu mesaj ulaşmalı bu şekilde ifade verilmeli"
Kapadokya maili (15 Temmuz 2016 tarihli darbenin şifresi):
... (GT:...19:46:31 ) ...(AT:...21:06:14 )
"Konu:Fw: Fw: kapadokyagüzel bir bilgi notu. vaktiniz varsa İlginizi çekebilir diye???? KAPADOKYA (!) (Hûz mâ safâ Da' mâ keder) Hz. Yusuf (AS), Hz. Yakub(AS)?ın 12 oğlundan 11.si idi. Kıskanç ağabeyler, tarafından kuyuya atıldı. Sonunda Mıs&"
Himmet vermeye ilişkin mesaj:
... (GT:... 00:07:28 )... (AT:... 00:09:57 )
"Konu:No Subject Bir miktar borç ödeyecektim size ne zaman ulaşabilirim"
Menfi takibe ve örgütsel faaliyete dair mail:
... (GT:... 10:51:43 ) ... (AT:... 18:56:26 )
"Konu: No Subject Yuksek secimde iki veya uc uyelik bosalmis n.h. aday olmus, slogani yargitaydan simdiye kadar kadin aday ysk ya secilmemis, kendisine aday ol dendigi icin aday olmus, aday olmasinda etkili bir faktor ev almis,zannedersem aylik taksidi 6.000£ onu rahat odemek, ysk dan aylik 3.000£ aliyorlarmis diye duydum."
Davacının örgüt üyeliğine dair mail:
... (GT:... 18:35:29 ) ... (AT:)
"Konu:No Subject G. beyin ailesinin gorusu alinfiktan sonra,İzmirle de irtibati olan bir veya iki arkadas olursa iyi olur diye dusunuyorum"
Himmete ilişkin mailler:
... (GT:...01:56:05 ) ...(AT:)
"Konu:No Subject Emaneti aldinizma cevap gelmedi"
...(GT:...22:01:15 ) ...(AT:...23:14:08 )
"Konu:No Subject Hayırlı yolculuklar, dönüş ne zaman, emanetler vardı,"
Tedbire ilişkin mail:
...(GT:...02:01:47 ) ...(AT:)
"Konu:No Subject Size gelen yazilari baskasina gonderirken size gonderene ait basligi silebilir misiniz"
Toplantıya ilişkin mail:
... (GT:... 00:28:45 ) ...(AT:...02:49:47 )
"Konu:No Subject Siz geç kalınca sizinle daha once bakipta bulamadigimiz arkadasamiza mi gittiniz diye bakmaya gittim.Orada da bulamayinca hemen geriye dondum.,hastaniza sifalar diliyorum.Bir daha ne zaman gelebilecekdiniz? Daha once persembe olabilir demistiniz, persembe saat 19.30 da sizi bekleyebilirmiyim, arkadasa ona gore haber vereyim."
Telefon kullanılmaması gerektiğine, tedbire, örgüt stratejisine ilişkin mail:
... (GT:... 10:57:28 ) ... (AT:... 18:46:04 )
"Konu:No Subject Yani 1 Ocakta diyorsunuz.Tamam bizim mahalleye gelin o saatlerde bu program acik olacak siz gelince arkadas bu programdan bana haber versin bende sizin yaniniza geleyim, yasamkentle haberlesme kesik, baska bir formul dusundum, oraya gitmeden halledelim diye dusunuyorum.Yalniz gunu dogrumu anladim okeylerseniz iyi olur."
... (GT:... 21:00:35 ) ...(AT:...21:24:10 )
"Konu:No Subject Benimde gelmem gerekiyor, o halde ben sizi belirttiginiz saat araliginda bekliyorum İnşaallah"
Yukarıda yer verilen mesajların; örgütün tedbirlere verdiği önem, haberleşme yöntemleri, örgütsel hareket tarzının belirlenip uygulanması, menfi takibe dair bilgi paylaşımı, davacının örgüt hiyerarşisindeki konumu ve örgütsel faaliyetleri, örgütün önemli gelir kaynaklarından himmetin toplanması gibi konulara ilişkin olduğu görülmektedir.
Netice itibarıyla, davacının örgütün Yargıtay yapılanması içerisinde yer aldığını ve bu kapsamda kendi üstlerinden aldığı talimatları sorumluluğundaki örgüt mensuplarına ilettiğini gösteren bu yazışma içerikleri, davacı hakkında işbu dosya kapsamında aktarılan diğer tespitlerle birlikte değerlendirildiğinde, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatını ortaya koyan bir unsur olarak değerlendirilmiştir.
a-3) Davacının adının geçtiği ByLock yazışma içerikleri:
Davacının silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan yargılandığı ... Ceza Dairesinin (İlk Derece) ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile dava dosyasına sunulan ve Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen ... tarih ve Fezleke No:.. sayılı fezlekenin birlikte incelenmesinden, davacının adının (ByLock programında belirlemiş olduğu kullanıcı adı veya diğer kullanıcılar tarafından kaydedilen şekli ile) geçtiği ByLock yazışma içeriklerinden bazılarının şu şekilde olduğu görülmüştür:
... ( Ö.İ. ) ile ... ( Y.Ç. ) arasındaki mesaj:
"abi kadim abi nasil soz veriyor ki"
... (M.B.) (GT:... 14:48:30 ) ile ... ( A.K. ) arasındaki mail:
"Konu:CVP: Fw: No Subject abi seçim konusu teklifi de?erlendirmeye al?nd?... Çocuk konusunda ise eski 9. ve 14. ceza daireleri ve be?ikta?l? abilerin çocuklar? Için onlara uygulanan ayn? yöntem olmal?... 03.01.2016 20:17, ... (... ) yazd?: 03.01.2016 17:58, M33 yazd?: 1cd.seciminde bazi arkadaslar a.s.'nin daha dik duracagi icin oncelikle onun olmazsa ikinci sirada e. beyin desteklenebilecegini soyluyorlar 2Bu surecte cocuklarimizi ogrenci evlerine gondermesek diyen arkadas var ne dusunulur i. gibi_cocuklarimiza evimizde kendimiz ornek olabiliriz deniyor"
... (M.B. )(GT:... 22:37:52 ) ile ... (A.K. ) arasındaki mail:
"Konu:CVP: Fw: Fw: Fw: CVP: Fw: No Subject AB? A. AB? B?LG? SAH?B?... GERE??N? YAPAR. ONA ATARKEN S?ZE DE ATTIM... 05.01.2016 22:31, Kalender (Ak19) yazd?:05.01.2016 20:27, M33 yazd?: Cocuklarla ilgili konuyu anlayamadim, 9.ve14.cd ve besiktas yontemi hakkinda bilgi sahibi degilim"
... (A.A.) (GT:... 01:38:08 ) ile ... (S.S.) ve diğerlerine paylaştığı mail:
"Konu:Fw: No Subject 11.02.2016 15:46, M33 yazd?: Bu gun 12.hd. baskani hsyk ya gitti, bir tanidiginin meslektas olan cocugunun cemeatten oldugu şayiasi cikmis, sorusturma gecirme ihtimali varmis yardimci olmaya calismis aslinda cemaatle ilgisi yok diyor, tam net sonuc alamamis Kurulun istinaf icin martta cikacak kanunu bekledigini soyledi ayrintiya girmedi A.c. ise daha onceki gunlerde birkac defa kurulun uyeleri istinafa baskan veya uye olarak atamayacagini soylemisti, hayirlisi Allah (c.c.)'tan"
... (A.A.) (GT:... 23:02:43) ile ... arasındaki mail:
"Konu:Re: Re: Destek Ben araya girince iletişim ve ayarlama daha zor oluyor. ... Kendi aranızda haberleşirseniz daha kolay olur. Sizinkini de ona yazacağım. 24.12.2015 19:47, H. yazd?: 1B. beyle görüşmeye çalışrm inş. 2Uslu beye geçen hafta uğramıştım, sorun çıkarsaç sizin vasıtanızla haber gönderecekti. hangi günler müsait olursa abi, ben o günlerde uğramaya çalışayım. haberbsiz olunca bazen abiler müsait olmayabiliyorlar. 23.12.2015 22:53, a06 yazd?: 1. Acil ve mühim: Dairenizden B.'nin bilgisi var. Kendisiyle görüşün. Evindeki tablete twitter vs yüklenecek. Ayrıca tablet güvenliği, acil durum tatbikatı gibi konularda sunuma ihtiyacı var. Tabletinde halen turquaz yüklü ve kullanıyor. Evi Çankaya devlet mahallesinde. (... Mah. ... cad. ...) Müsait zamanını kendisiyle kararlaştırırsınız. 2. Elvankentte ... beye müsait bir zamanınızda uğrarsanız. Kendi veya arkadaşlarının ihtiyaçları var. (Halı saha yanındaki TK, A girişi, 13.kat, 37numara)"
... ID (A.K.) ile ... ID ( A.A.) arasındaki mesaj:
" ... ve ... bende kayıtlı değil "
Davacı tarafından; söz konusu ByLock yazışma içeriklerine karşı herhangi bir beyanda bulunulmamıştır.
Yukarıda yer verilen davacıya ait ByLock Tespit ve Değerlendirme Tutanaklarında, davacının kullanıcı adının "... " olduğu ve davacının diğer ByLock kullanıcıları tarafından "... " olarak kaydedildiği de dikkate alındığında, davacının ByLock programındaki kullanıcı adına [... ] ve soyadına [... ] açıkça yer verildiği görülen bu yazışma içerikleri, davacı hakkında işbu dosya kapsamında aktarılan diğer tespitlerle birlikte değerlendirildiğinde, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatını ortaya koyan bir unsur olarak değerlendirilmiştir.
b) Davacı Hakkındaki Tanık Beyanları
Davacı hakkındaki tanık beyanları şu şekildedir:
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan M.K.Ö.'ye ait, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 16/03/2018 tarihli sorgulama tutanağı: "... [ Yargıtayda yapı mensubu olduğunu bildiğiniz kişiler kimlerdir? sorusuna cevaben; ] A.B., S.S.U., S.Ö., A.K., A.K., A.A., H.K., ... ... , İ.D., İ.T.A., Ö.A., ... S.S.'dir. ..."
Aynı şahsa ait Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 28/10/2016 tarihli sorgulama tutanağı: "...'nun Fetullah Gülen cemaati mensubu olduğunu biliyorum. ..."
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan İ.O.'ya ait, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 20/12/2016 tarihli sorgulama tutanağı: "...; Fetullah Gülen cemaat mensuplarının istemesi sonucu bu cemaatin kontenjanından Yargıtay üyesi seçilenlerden biridir. ..."
Yargı mensubu olarak görev yapan ve ifadesine başvurulan B.E.'ye ait, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 02/12/2016 tarihli tanık ifade tutanağı: ".. Bu kapsamda tanıdığımız veya bu seçimler nedeniyle kendi ifadeleriyle bu yapıya mensup olduğunu öğrendiğimiz Yargıtay Üyeleri şunlardır; A.B., S.S.U., S.Ö., İ.A., ..., A.D., Z.T., M.K.T., ... H.K. ... olmak üzere toplam 132 kişi. ..."
Davacı tarafından; tanık ifadelerinin delil olma niteliğinin bulunmadığı ileri sürülmüştür.
Bu durumda, davacının örgüt içerisinde yer aldığına, örgüt kontenjanından Yargıtay üyesi seçildiğine ve diğer hususlara yönelik yukarıda yer verilen tanık ifadeleri ile davacının bu ifadelere karşı beyanlarının değerlendirilmesi sonucunda, davacının beyanlarına itibar edilmeyerek, söz konusu tanık ifadelerinin davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatını ortaya koyan bir unsur olduğu sonucuna varılmıştır.
c) Unvanlı Görev
Davalı idare, davacının FETÖ/PDY terör örgütünün yargıda etkin olduğu dönemde unvanlı bir göreve atanmasının davacının anılan terör örgütü ile irtibat ve iltisakına yönelik bir tespit olduğunu ileri sürmüştür.
Kararımızın "FETÖ'ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler" başlıklı kısmında açıklandığı üzere, FETÖ/PDY tarafından bu örgütle iltisak ve irtibatı bulunan hâkim ve savcıların örgütün amaç ve stratejilerinin gerçekleştirilmesini sağlamak maksadıyla üst görevlere getirilmesi hedeflenmiş ve örgütün Adalet Bakanlığı ve HSK'da etkin olduğu dönemde örgüt yöneticilerinin yönlendirme ve telkinleriyle örgüt mensuplarının üst görevlere getirilmesi sağlanmıştır.
Nitekim, yargı mensubu olarak görev yapmış ve 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmiş olan R.A. isimli şahsın, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 04/11/2016 tarihli şüpheli ifade tutanağında yer alan, "...Ben Tatvan'dan sonra 2010 yılında Konya Ereğli'ye hakim olarak atandım. Burada göreve başladıktan sonra cemaat adına şuan soyadını hatırlayamadığım ve mesleğini bilmediğim İ. isimdeki bir şahıs cemaat adına benimle irtibata geçti ve ben burada maaşımdan cemaate gönderdiğim parayı bu şahsa verdim. Bu şahıs bana unvanlı görev talep etmemi tavsiye etti. Ben de onun yönlendirmesiyle hatırladığım kadarıyla 2012 yılının Kasım, Aralık ayları gibi Ankara ili Batıkent semtindeki cemaate bağlı şuan ismini hatırlayamadığım bir liseye gittim. Burada hakim olduğunu bildiğim ancak idari görevi hakkında bilgi sahibi olmadığımı E.D. isimli şahısla tanıştım. O, benim Ankara'ya neden geldiğimi zaten biliyordu. O, beni İ.O.'ya yönlendirdi. Ben, E.D.'nin HSYK'da görevli olduğunu daha sonra öğrendim. Ben, İ.O.'yu makamında ziyaret ettim. Burada kendisine unvanlı görev talep ettiğimi ilettim. O da benim talebimi not aldı ve daha sonra 2013 yılı yaz kararnamesi ile ... Ağır Ceza Mahkemesi başkanı olarak atandım..." yönündeki ifadesi de yukarıda yer verilen tespitleri doğrulamaktadır.
Davalı idare tarafından dosyaya sunulan davacıya ait hizmet belgesinin incelenmesinden, davacının Ankara Hakimi olarak görev yapmakta iken FETÖ/PDY terör örgütünün HSK'da etkin olduğu dönemde HSK Genel Kurulu'nun ... tarih ve ... sayılı kararı ile Yargıtay üyesi olarak atandığı görülmüştür.
Davacı tarafından; bu tespit ile ilgili herhangi bir beyanda bulunulmamıştır.
Bu durumda, davacının FETÖ/PDY terör örgütünün HSK'da etkin olduğu dönemde Yargıtay üyesi olarak atanmasının yukarıda yer verilen diğer tespitlerle birlikte değerlendirildiğinde anılan örgütle iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğu sonucuna varılmıştır.
d) Dijital materyaller ve Yargıtay Başkanlığı önünde yapılan basın açıklaması
Davacının silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan yargılandığı ... Ceza Dairesinin (İlk Derece) ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararında, davacının örgütsel bir faaliyet olarak ülkeyi siyaseten zor durumda bırakmayı amaçladığı mesaj gönderdiği belirtilmiştir.
Davacıdan ele geçen dijital materyallere ilişkin alınan raporda, ... seri nolu 1000 GB HDD materyalinde;
"To: ...
CC: Türkiyede siyasi iktidarın hukuk ihlali
Subject Adil yargılanma hakkının ihlali
Şahsınızı iyi dileklerimle selamlarım.
Ben ... , Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıyım. 1988 yılında Cumhuriyet Savcısı olarak göreve başladım. Ülkemizin 7 ayrı coğrafi bölgesinde Cumhuriyet savcısı ve hakim olarak görev yaptıktan sonra 2011 yılında Yargıtay üyesi seçildim. Yargıtay ülkemizde yüksek mahkemedir ve üyeleri de yüksek yargıçtır. Halen Yargıtay'ın 12. Hukuk dairesinde üye olarak görev yapıyorum. Yargıtay üyesi olabilmek için hakim - savcılık mesleğinde en az 17 yıl başanlı şekilde çalışmak gerekir. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 139. maddesine göre hakimler azledilemez, Anayasada belirtilen yaştan önce emeldi edilemezler. 140. maddeye göre hakimler 65 yaşını bitirinceye kadar hizmet görürler. Anayasanın Yargıtay'la ilgili 154. maddesinde görev süresiyle ilgili sınırlama getirilmediği gibi yasama organına da bu konuda yetki verilmemiştir. Bu nedenle askeri yönetimler döneminde bile Yargıtay üyelerinin görev süresi 65 yaşını tamamlayana kadar devam etmiştir. Şimdi ise siyasi iktidar Anayasaya aykırı olarak bir yasa taslağını yasalaştırmaya çalışmaktadır. Tasarı komisyonlardan geçerek Türkiye Büyük Millet Meclisi genel kuruluna intikal ettirilmiştir. Adalet Bakanı en kısa zamanda bu yasanın çıkacağını söylemektedir. Siyasi iktidar maalesef demokratik hukuk devletinde olması gereken şekilde davranmamaktadır. Bazen yargıyı ayak bağı olarak görmekte, bazen Anayasa mahkemesi kararı dahil yargı kararını tanımıyorum, saygıda duymuyorum diyerek hukuk güvenliğini tehdit etmektedir. Yüksek yargıçların bile hakları ihlal edilmekte, anayasaya aykırı olarak görevden azledilmeye çalışılmakta ve bu hakimlerin iç hukukta haklarını arayabilecekleri bir başvuru yolu bulunmamaktadır. Siyasi iktidann hukuk tanımaz davranıştan özellikle son yıllarda endişe verici boyutlara ulaşmıştır. Kendine bağlı yargı teşkilatı oluşturmak için kanunlar çıkarmakta, bu kanunlar anayasa mahkemesinin iptal karanna kadar uygulanmakta., anayasa mahkemesi karan geriye yürümediği için yaptıkları yanlanna kar kalmakta, bu davranışını da sürekli hale getirmektedir. Siyasi iktidar kendisine muhalif gördükleri hakkında dedikodu üretmekte, kendisine bağlı yazılı ve görsel basın yoluyla linç kampanyası yürütmekte, kendisi gibi düşünmeyenleri nefret operasyonlan ile mağdur etmektedir. Demokrasi çok sesliliktir ancak; siyasi iktidarın çok sesliliğe hiç tahammülü bulunmamaktadır. Çok sesliliği ortadan kaldıracak şekilde kendisi gibi düşünmeyen ve eleştiren basını baskılarla susturmaktadır. Siyasi iktidann tüm faaliyetleri çok sesliliği ortadan kaldırmaya yöneliktir.. Yargıtay ve Danıştay'ı dizayn edecek yeni yasa çalışması da tarafsız yargıyı siyasi iktidarın emrine vermeyi amaçlayan bir düzenlemedir. Siyası iktidar yargıyı kendine bağladığı takdirde ülkemizde hukukun üstünlüğü ilkesinden vazgeçilmiş olacaktır, Bu durumun gerçekleşmesi ülke barışına olduğu gibi dünya barışına da zarar verecektir. Bu kanun tasarısına muhalefet partileri, Türkiye Barolar Birliği, eski Yargıtay başkanlan sayın Prof. Dr. S.S., sayın H.G., sayın A.A., ülkemizin saygın hukukçulan sayın eski Adalet Bakanı N.S.T., eski ... Barosu başkanı sayın M.A., anayasa hukuku hocası sayın Prof.Dr. E.Ö. vs. tasarının anayasa aykırı olduğu, güçler ayrılığını ortadan kaldıracağı, yargıyı daha fazla siyasallaştıracağı konusunda fikir birliği içindedirler. Bugünkü (23.06.2016 tarihli) Cumhuriyet gazetesi Adalet bakanlığında tasfiye edilecek üyelerin MİT'in desteği ile belirlendiğini haber olarak verdi. Bu haber siyasi iktidann gerçek niyetini deşifre ediyor. Siyasi iktidann yönlendirdiği çok sayıdaki yazılı ve görsel basın da hükümete muhalif görülen üyelerin tasfiye edileceğini çekinmeden bir çok defa dile getirdi. Türk milleti de dünya milletler topluluğunun şerefli bir üyesidir. Ülkemizdeki hukuk ihlalleri, kendi insanlanmızı olduğu kadar; siyasal, ekonomik ve kültürel olarak ilişki içinde bulunduğumuz ülkeleri ve insanlarını da olumsuz yönde etkileyecektir. Hukukun üstünlüğüne inanan, meslek hayati boyunca kanunlara ve vicdanına göre karar veren bir yüksek yargıç olarak endişelerimi sizinle paylaşmak istedim. Saygı ve selamlarımla.23.06.2016 " şeklinde e-postanın gönderildiği anlaşılmıştır.
Diğer yandan, davacının silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan yargılandığı ... Ceza Dairesinin (İlk Derece) ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararında; Yüksek Yargıdaki örgüt yapılanmasının Devlet için bir tehlike gösterdiğinin anlaşılması üzerine örgütün de karşı eylemlere başvurduğu, bu bağlamda kamuoyunda algı oluşturmak için Yargıtay ana binası önünde bir basın açıklaması düzenlettirdiği belirtilmiştir.
Anılan kararda, bir grup Yargıtay ve Danıştay üyesinin 11/07/2016 tarihinde saat 11:30 civarında cübbelerini giymiş oldukları halde Yargıtay Başkanlığı Bulvar kapısı önüne çıkarak basın açıklaması yaptığı ve açıklamayı orada bulunanlara dağıttıkları belirtilerek davacının da söz konusu eyleme kalkıştığı yönünde tespitlerde bulunulmuştur.
Netice itibarıyla, davacıya ait dijital materyaller içerisinde (15/07/2016 tarihinden önce hazırlanmış olan) ülkeyi zor durumda bırakmayı amaçladığı açık olan e-postanın tespit edilmesinin ve davacının örgütün yargı yapılanması içerisinde yer alan mensuplarının örgütsel faaliyeti kapsamındaki yukarıda yer verilen eylemine katılmış olmasının, davacı hakkında işbu dosya kapsamında aktarılan diğer tespitlerle birlikte değerlendirildiğinde, davacının anılan örgütle iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğu sonucuna varılmıştır.
6) Dava Konusu Kararların Temel Hak ve Özgürlükler Bağlamında Değerlendirilmesi
Davacı, dava konusu kararlar ile bazı temel hak ve özgürlüklerinin ihlal edildiğini ileri sürmekle birlikte bu ihlal iddialarının özü davacının meslekten çıkarılmasına dayanmaktadır.
Bu kapsamda, davacı hakkında tesis edilen meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin karar ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin kararın, AİHS'in 8. ve Anayasa’nın 20. maddesinde yer alan "özel hayata saygı hakkı" çerçevesinde değerlendirilmesi gerekmektedir.
Zira, AİHM tarafından dinamik bir şekilde yorumlanan ve sosyal hayattaki yansımaları kapsamında genişletilebilen "özel hayat" kavramı, eksiksiz bir tanım getirmenin mümkün olmadığı bir kavram olarak görülmekte, bu bağlamda bireylerin kişiliklerini geliştirmelerine ve mesleki yaşamlarına etki eden her durum özel hayata saygı hakkına dâhil edilmektedir. Nitekim AİHM, bireylerin genellikle iş ya da mesleki faaliyetleri sırasında dış dünya ile ilişkiler kurduklarını ve geliştirdiklerini belirterek ve bireyin iş hayatı ile özel hayatını birbirinden ayırmanın güçlüğünün altını çizerek, mesleki faaliyetlerin de özel hayata saygı hakkı kapsamında olduğunu belirtmiştir (Niemietz/Almanya, B. No: 13710/88, 16/12/1992, § 29). AİHM’e göre özel hayat, bir bireyin başka bireylerle, mesleki ve iş ilişkileri de dâhil olmak üzere, ilişki kurma ve geliştirme hakkını kapsamaktadır (C./Belçika, B. No: 21794/93, 07/08/1996, § 25).
Dava konusu edilen kararlar, davacının meslek yaşamının sona ermesi sonucunu doğurmaktadır. Bu nedenle söz konusu kararlar özel hayata saygı hakkı üzerindeki sonuçları itibarıyla AİHS'in 8. ve Anayasa’nın 20. maddeleri ile güvence altına alınan özel hayata saygı hakkına yönelik bir müdahale oluşturmaktadır.
AİHS'in 8. maddesinin ikinci fıkrasına göre özel hayata saygı hakkının kullanılmasına bir kamu makamının müdahalesi ancak "kanunla öngörülmüş olma", aynı maddede sayılan "meşru amaçlardan birini gerçekleştirmeye yönelik olma" ve "demokratik bir toplumda gerekli olma" ölçütlerini karşılama şartıyla mümkündür. Anayasa'nın 20. maddesinin 13. maddesi ile birlikte değerlendirilmesi sonucunda ise özel hayata saygı hakkına müdahale edilebilmesi için müdahalenin "şekli anlamda belirli ve öngörülebilir bir kanuni dayanağının bulunması", "anayasal meşru bir amaca ulaşmaya yönelik olması" ve "demokratik toplum düzeninin gerekleri ile ölçülülük ilkesine uygun olması" gerekmektedir.
Dolayısıyla dava konusu kararlarla ortaya çıkan özel hayata saygı hakkına yönelik müdahalenin ihlal oluşturup oluşturmadığı hususunun, AİHS ve Anayasa bağlamında, kanunilik, meşru amaç ve demokratik bir toplumda gerekli olma ile ölçülülük ilkeleri doğrultusunda irdelenmesi gerekmektedir.
Ayrıca, demokratik toplum düzenini tehdit eden olağanüstü hâlin varlığı hâlinde AİHS'in 8/2 ve Anayasa'nın 13. maddesinde bir temel hak ve özgürlüğe kamusal makamlar tarafından müdahale edilebilme şartlarını ortaya koyan güvencelere aykırı tedbirlerin alınması ya da bu güvencelerin daha düşük standartta sağlanabilmesi söz konusu olabilmektedir. Böyle bir durum gerçekleştiği takdirde AİHS'in 15. ve Anayasa'nın 15. maddeleri uygulanabilir hâle gelmektedir.
AİHS'in 15. maddesinin birinci fıkrasında, savaş veya ulusun varlığını tehdit eden bir genel tehlike hâlinde sözleşmeci devletlerin durumun gerektirdiği ölçüde ve uluslararası hukuktan doğan başka yükümlülüklere ters düşmemek koşuluyla bu sözleşmede öngörülen yükümlülüklere aykırı tedbirler alabileceği belirtilmiş; ikinci fıkrasında ise bu hâllerde dahi AİHS'te öngörülen yükümlülüklere aykırı tedbirlerin alınamayacağı hak ve özgürlükler sayılmıştır.
Bu doğrultuda Anayasa'nın 15. maddesinde de olağanüstü hâllerde, milletlerarası hukuktan doğan yükümlülükler ihlal edilmemek kaydıyla durumun gerektirdiği ölçüde temel hak ve hürriyetlerin kullanılmasının kısmen veya tamamen durdurulabileceği veya bunlar için Anayasa'da öngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınabileceği belirtilmiştir. Anılan maddenin ikinci fıkrasında ise Anayasa'da öngörülen güvencelere aykırı tedbirlerin alınamayacağı hak ve özgürlükler sayılmıştır.
Dava konusu kararlar, davalı idare tarafından, 667 sayılı KHK’nın 3. maddesi uyarınca tesis edilmiştir. Anılan KHK, 6749 sayılı Kanun'la TBMM tarafından değiştirilerek kabul edilmiş ve 29/10/2016 tarih ve 29872 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Sonuç olarak davacı hakkında dava konusu kararların tesis edildiği tarih itibarıyla bu kararlara dayanak KHK'nın yürürlükte olduğu ve öngörülen anayasal usul dâhilinde daha sonra kanunlaştığı görülmektedir. Bu nedenle özel hayata saygı hakkına müdahale niteliği taşıyan dava konusu kararlar, öngörülebilir ve belirli bir kanun hükmü uyarınca tesis edilmiş olup müdahale kanunilik şartını taşımaktadır.
Zira dava konusu kararlara gerekçe olarak gösterilen irtibat ve iltisak kavramları yönünden Anayasa Mahkemesi tarafından 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında yapılan değerlendirmede, terör örgütleriyle irtibatlı ve iltisaklı olma durumu farklı şekillerde ortaya çıkabileceğinden bunların kanun koyucu tarafından önceden belirlenmesi ve kanunda tek tek sayılması zorunluluğundan söz edilemeyeceği ifade edilmiştir. Anayasa Mahkemesine göre irtibat ve iltisak kavramları genel kavram niteliğinde olmakla birlikte, bu kavramların belirsiz ve öngörülemez nitelikte olduğunu söylemek mümkün olmadığından, hukuki nitelikleri ve objektif anlamları yargı içtihatlarıyla belirlenebilecektir.
AİHS'in 8. maddesinin ikinci fıkrasında özel hayata saygı hakkının kullanılmasına ulusal güvenlik ve kamu güvenliğinin sağlanması amacıyla müdahale edilebileceği öngörülmüştür. Anayasa'nın 20. maddesinin birinci fıkrasında ise özel bir sınırlama nedeni öngörülmemiştir. Bununla birlikte Anayasa Mahkemesinin kararlarına göre özel sınırlama nedeni öngörülmemiş olan hakların dahi hakkın doğasından kaynaklanan bazı sınırları bulunmaktadır. Ayrıca Anayasa'nın diğer maddelerinde yer alan kurallara dayanılarak da bu hakların sınırlanması mümkün olabilmektedir. Anayasa'nın 5. maddesinde Türk Milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak Devletin temel amaç ve görevleri arasında sayılmıştır (AYM, E.2014/87, K.2015/112, 08/12/2015, § 7; Sevim Akat Eşki, B. No: 2013/2187, 19/12/2013, § 33). Dava konusu kararlar, FETÖ ile üyelik, mensubiyet, iltisak veya irtibatı bulunan ilgililer hakkında ülkenin içinde bulunduğu tehdit ve kamu düzeninin bozulması ihtimali doğduğundan ivedi şekilde karar alma zorunluluğu nedeniyle ve millî güvenliğin, kamu düzeninin ve başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması amacıyla tesis edilmiştir. Bu nedenle FETÖ ile iltisak ve irtibatı olan ve dava konusu kararların tesis edildiği tarih itibarıyla kamu gücünün güçlü bir tezahürü niteliğinde yargı yetkisi kullanan davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmesi suretiyle özel hayata saygı hakkına yapılan müdahale meşru bir amaca dayanmaktadır.
Dava konusu kararlar ile davacının özel hayata saygı hakkına yapılan müdahale, zorlayıcı bir toplumsal gereksinim olarak ortaya çıkmıştır. Nitekim 15 Temmuz 2016 gecesi yaşanan darbe teşebbüsü nedeniyle “ulusun varlığını tehdit eden genel bir tehlike”nin bulunduğu açıktır (Alparslan Altan/Türkiye, B. No: 12778/17, 16/04/2019, §§ 71-75). Bu tehlike, ulusun ve Devlet teşkilatının varlığı için tehdit teşkil eden, kamu düzenini etkileyen, olağandışı bir kriz niteliğindedir. Bununla birlikte darbe teşebbüsünün faili olan FETÖ'nün, yukarıda belirtildiği üzere atipik ve kendine özgü niteliği göz önüne alındığında, bu tehlikeye karşı alınan ve davacının yargı yetkisini kullanmasına son veren dava konusu tedbirin de yaşanan özellikli durumun ortaya çıkardığı zorunluluktan ve bu durumun faili olan örgütün Devleti ele geçirmeyi amaç edinen niteliğinden kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle anılan olağanüstü koşullar altında ve olağan demokratik düzene geri dönebilmek amacıyla söz konusu terör örgütü ile iltisak ve irtibatı bulunan davacının yargı yetkisini kullanmasına son veren tedbirin demokratik bir toplumda gereklilik arz ettiği açıktır.
Türkiye Cumhuriyeti tarafından 23/07/2016 tarihinde Avrupa Konseyi Genel Sekreterliği ve Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliğine, Türkiye’de 21/07/2016 tarihinde olağanüstü hâlin yürürlüğe girmesiyle birlikte AİHS’in 15. maddesinde öngörüldüğü şekliyle Sözleşme’den doğan yükümlülükler bağlamında daha az güvence sağlanabileceği kaydıyla derogasyon bildiriminde bulunularak milletlerarası hukuktan doğan yükümlülük yerine getirilmiştir.
AİHS'in 15. maddesi ile uygulama alanı bulan, "ulusun varlığını tehdit eden genel bir tehlikenin varlığı" hâlinde söz konusu tehlikeyi bertaraf etmek için ne yapmak gerektiğini takdir ve tayin etmek ulusun yaşamından sorumlu devlete aittir. İçinde bulunulan durumun kendine mahsus özellikleri nedeniyle bu özellikli durumu değerlendirmek hususunda, söz konusu tehlikeyi bertaraf edecek devletin, uygulayacağı tedbirler bakımından, olağan dönemdekinden çok daha geniş bir takdir marjına sahip olduğunu kabul etmek gerekmektedir (İrlanda/İngiltere [GK] B. No: 5310/71, 18/1/1978, § 207).
Dava konusu kararların müdahalede bulunduğu özel hayata saygı hakkının AİHS'in 15. maddesinin ikinci fıkrası ile Anayasa'nın 15. maddesinin ikinci fıkrasında yer verilen ve olağanüstü hâllerde dahi AİHS ve Anayasa'da öngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınamayacağı belirtilen haklardan olmadığı açıktır.
Bu durumda, demokratik kurumlara ve demokratik toplum düzeninin bizatihi kendisine karşı yapılan darbe teşebbüsü sonrasında, bahse konu teşebbüsün faili olan FETÖ ile iltisak ve irtibatı olduğu gerekçesiyle hakkında tesis edilen dava konusu kararlar ile yargı mensubu olarak görev yapması nedeniyle üstün kamu gücü ayrıcalığına sahip olan davacının, meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmesi suretiyle özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin, AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir olduğu anlaşılmıştır.
7) Sonuç olarak
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile yukarıda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği anlaşıldığından dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmemiştir.
D) KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine dair aynı Kurulun ... tarih ve ... sayılı kararının iptaline karar verilmesi istemi yönünden DAVANIN REDDİNE,
2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ... TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
3. Fazladan yatırılan ... TL harcın istemi halinde davacıya iadesine,
4. Posta gideri avansından varsa artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,
5. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen ... TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
6. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 14/12/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.