Danıştay4. Daireİdare Hukuku · ön sınıflandırma
Danıştay 4. Daire E.2025/59 K.2025/3365
Özet: Uyuşmazlık, Fethiye Belediye Başkanlığı tarafından yürütülen Çalış Kumsalı ve diğer tesislerin işletme sürelerinin uzatılmamasına ve alanın Muğla Özel Çevre Koruma Müdürlüğüne teslimine ilişkin özel çevre koruma işlemlerinin iptali talebine dayanıyor. Mahkeme, protokollerin süresinin uzatılmadığını, prosedürlerin hukuka uygun olduğunu kabul ederek davayı reddediyor ve dava kararını tanıdı.
T.C. DANIŞTAY DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No: 2025/59
Karar No: 2025/3365
TEMYİZ EDENLER: (DAVACI) 1- ... Belediye Başkanlığı
VEKİLİ: Av. ...
DAVACI YANINDA (MÜDAHİL) 2- ...
VEKİLİ: Av. ...
DİĞER MÜDAHİLLER (DAVACI YANINDA): 1- ... 2- ...
VEKİLİ: Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI): ... Bakanlığı
VEKİLİ: Hukuk Müşaviri ...
İSTEMİN KONUSU: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Davacı belediye tarafından; Çalış kumsalı, ..., ..., ... ve ... günübirlik tesislerinin işletme sürelerinin uzatılmamasına ve anılan tesislerin Muğla Özel Çevre Koruma Müdürlüğüne teslimine ilişkin ... tarih ve ... sayılı işlemle bildirilen Özel Çevre Koruma Kurumu Başkanlığının ... tarih ve ... sayılı işleminin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince davanın reddi yolunda verilen ... gün ve E:..., K: ... sayılı kararının, Danıştay Onuncu Dairesinin 01/02/2018 gün ve E:2016/8243, K:2018/283 sayılı kararı ile vekalet ücreti yönünden ve kararda iki müdahilin isminin yazılmaması nedeniyle usûlden bozulması üzerine, İdare Mahkemesince verilen kararda; dosyadaki bilgi ve belgelerin incelenmesi neticesinde; Özel Çevre Koruma Kurumu Başkanlığı ile davacı Fethiye Belediye Başkanlığı arasında imzalan protokol süresinin 31/12/2010 tarihinden sonra erdiği sabit olup; ek protokol yapılıp yapılmamasının idarenin takdirinde olduğu ve protokol süresinin uzatılması yönünde idarenin yargı kararı ile zorlanamayacağı, ayrıca anılan kumsalın deniz kaplumbağalarının üreme alanında olması ve yapılan inceleme sonucu; söz konusu kumsalda olumsuzlukların tespit edilmesi nedeniyle protokollerin sürelerinin uzatılmamasına ve söz konusu yerin teslimine yönelik olarak tesis edilen işlemlerde hukuka aykırılık bulunmadığı, davanın, davalı idare lehine vekalet ücreti yönünden incelenmesi yönünden ise, 02/11/2011 günlü, 28103 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 659 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 6. maddesinin 2. fıkrasında, idareleri adli ve idari yargıda, icra mercileri ve hakemler nezdinde vekil sıfatıyla doğrudan temsil yetkisinin, hukuk birimi amirleri, hukuk müşavirleri, muhakemat müdürleri ve avukatlara ait olduğu; 14. maddesinin 1. fıkrasında da, tahkim usulüne tabi olanlar dahil adli ve idari davalar ile icra dairelerinde idarelerin vekili sıfatıyla hukuk birimi amirleri, muhakemat müdürleri, hukuk müşavirleri ve avukatlar tarafından yapılan takip ve duruşmalar için, bu davaların idareler lehine neticelenmesi halinde, bunlar tarafından temsil ve takip edilen dava ve işlerde ilgili mevzuata göre hükmedilmesi gereken tutar üzerinden idareler lehine vekalet ücreti takdir edileceği kuralına yer verilmiş olup, anılan kuralda bahsi geçen "ilgili mevzuat" ibaresinden, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu ile söz konusu Kanun'un 168. maddesinde değinilen Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin anlaşılması gerekmektedir. Avukatlık Kanunu'nun 168. maddesinin son fıkrasında ise, avukatlık ücretinin takdirinde hukuki yardımın tamamlandığı veya dava sonunda hüküm verildiği tarihte yürürlükte olan tarifenin esas alınacağının belirtildiği, diğer taraftan, 2577 sayılı Yasa'nın 31. maddesinin gönderme yaptığı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 326. maddesinde, yargılama giderlerinin, davayı kaybeden tarafa yükleneceği; 330. maddesinde, vekil ile takip edilen davalarda mahkemece, kanuna göre takdir olunacak vekâlet ücretinin, taraf lehine hükmedileceği; 323. maddesinde de, vekille takip edilen davalarda kanun gereğince takdir olunacak vekâlet ücretinin yargılama giderlerinden olduğu hükme bağlandığı, 21/12/2015 günlü, 29569 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren ve bu günden itibaren karar verilen davalarda uygulanacak olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 2. maddesinde, tarifede yazılı avukatlık ücretinin, kesin hüküm elde edilinceye kadar olan dava, iş ve işlemlerin karşılığı olduğu, 3. maddesinde de, yargı yerlerince karşı tarafa yükletilecek avukatlık ücretinin, tarifelerde yazılı miktardan az ve üç katından çok olamayacağı, bu ücretin belirlenmesinde, avukatın emeği, çabası, işin önemi, niteliği ve davanın süresinin göz önünde tutulacağı kuralının getirildiği, ayrıca, 17/08/2011 tarihinde yürürlüğe giren 648 sayılı K.H.K ile 644 sayılı K.H.K.'ye eklenen ek 1. madde uyarınca Özel Çevre Koruma Kurulu Başkanlığı kapatılarak, bu kurumun görev ve yetkilerinin Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'na geçtiği görülmüş olup, uyuşmazlıkta, davanın Özel Çevre Koruma Kurulu Başkanlığı tarafından avukat ile takip edildiği ve savunma dilekçesinin de yasal süresi içerisinde verildiği, Özel Çevre Koruma Kurulu Başkanlığı'nın görev ve yetkilerinin Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'na geçtiği ve davayı 1. Hukuk Müşaviri tarafından takip eden davalı idare lehine 659 sayılı K.H.K. uyarınca vekelat ücretine hükmedilmesine engel bir halin bulunmadığı, bu durumda, vekil ile temsil edildiği anlaşılan davalı idare lehine Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi 21'nci maddesine istinaden işbu karar tarihinde yürülükte bulunan tarife uyarınca vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle usûlden bozma kararına uyulup usûlî eksiklik giderildikten sonra esastan yeniden yapılan inceleme sonucunda davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacı tarafından, dava konusu yerin davalının özel mülkiyetinde olmadığı, sadece amacına uygun kullanımını denetlemekle görevli olduğu, davalı idarenin bu amaç dışında takdir yetkisinin bulunmadığı, davacı yanında müdahil tarafından ise davalı idare tarafından protokollerin bozulmasını, tesislerin tahliyesini gerektiren bir neden gösterilmeden ve bu aykırılığın giderilmesi için süre verilmeden yenilenmeyeceğinin bildirilmesinde hukuka uygunluk bulunmadığı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Cevap verilmemiştir.
TETKİK HÂKİMİ: ...
DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE
GEREKÇE:
Davacının temyiz isteminin incelenmesinden;
İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Davacı yanında müdahilin temyiz istemi yönünden ise;
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 48. maddesinin 6. fıkrasında, ''Temyiz dilekçesi verilirken gerekli harç ve giderlerin tamamının ödenmemiş olması halinde kararı veren; merci tarafından verilecek yedi günlük süre içerisinde tamamlanması, aksi halde temyizden vazgeçilmiş sayılacağı hususu temyiz edene yazılı olarak bildirilir. Verilen süre içinde harç ve giderler tamamlanmadığı takdirde, ilgili merci, kararın temyiz edilmemiş sayılmasına karar verir. Temyizin kanuni süre geçtikten sonra yapılması veya kesin bir karar hakkında olması halinde de kararı veren merci, temyiz isteminin reddine karar verir. İlgili merciin bu kararları ile bu maddenin 2 nci fıkrasında belirtilen temyiz isteminde bulunulmamış sayılmasına ilişkin kararlarına karşı, tebliğ tarihini izleyen günden itibaren yedi gün içinde temyiz yoluna başvurulabilir.'' kuralına yer verilmiştir.
Dosyanın incelenmesinden; Mahkemenin 16/12/2019 tarihli yazısı ile eksik olan temyiz harçları ile posta ücretinin 7 gün içinde tamamlanması gerektiği, aksi takdirde temyiz isteminde bulunulmamış sayılmasına karar verileceğinin bildirildiği ancak davacı yanında müdahil vekilince harç ve posta giderinin yatırılmadığı, dosyanın Danıştay Başkanlığı'na gelmesi üzerine, Danıştay Onuncu Daire Başkanlığınca da 13/03/2020 tarihli yazı ile eksik harç ve posta giderlerinin tekrar istenildiği ve anılan yazının 26/03/2020 tarihinde davacı yanında müdahil vekiline tebliğ edilmesine karşın, temyiz harçları ve posta ücreti eksikliğinin tamamlanmadığı görülmektedir.
Bu itibarla, davanın reddine dair İdare Mahkemesi kararının temyizi üzerine, süresi içinde temyiz giderleri yatırılmadığından davanın reddine dair kısmının, temyiz edilmemiş sayılmasına karar verilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin REDDİNE, davacı yanında müdahil yönünden ise TEMYİZ EDİLMEMİŞ SAYILMASINA,
2. Temyize konu ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. Dosyanın anılan İdare Mahkemesine gönderilmesine,
5. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren onbeş (15) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 26/05/2025 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Esas No: 2025/59
Karar No: 2025/3365
TEMYİZ EDENLER: (DAVACI) 1- ... Belediye Başkanlığı
VEKİLİ: Av. ...
DAVACI YANINDA (MÜDAHİL) 2- ...
VEKİLİ: Av. ...
DİĞER MÜDAHİLLER (DAVACI YANINDA): 1- ... 2- ...
VEKİLİ: Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI): ... Bakanlığı
VEKİLİ: Hukuk Müşaviri ...
İSTEMİN KONUSU: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Davacı belediye tarafından; Çalış kumsalı, ..., ..., ... ve ... günübirlik tesislerinin işletme sürelerinin uzatılmamasına ve anılan tesislerin Muğla Özel Çevre Koruma Müdürlüğüne teslimine ilişkin ... tarih ve ... sayılı işlemle bildirilen Özel Çevre Koruma Kurumu Başkanlığının ... tarih ve ... sayılı işleminin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince davanın reddi yolunda verilen ... gün ve E:..., K: ... sayılı kararının, Danıştay Onuncu Dairesinin 01/02/2018 gün ve E:2016/8243, K:2018/283 sayılı kararı ile vekalet ücreti yönünden ve kararda iki müdahilin isminin yazılmaması nedeniyle usûlden bozulması üzerine, İdare Mahkemesince verilen kararda; dosyadaki bilgi ve belgelerin incelenmesi neticesinde; Özel Çevre Koruma Kurumu Başkanlığı ile davacı Fethiye Belediye Başkanlığı arasında imzalan protokol süresinin 31/12/2010 tarihinden sonra erdiği sabit olup; ek protokol yapılıp yapılmamasının idarenin takdirinde olduğu ve protokol süresinin uzatılması yönünde idarenin yargı kararı ile zorlanamayacağı, ayrıca anılan kumsalın deniz kaplumbağalarının üreme alanında olması ve yapılan inceleme sonucu; söz konusu kumsalda olumsuzlukların tespit edilmesi nedeniyle protokollerin sürelerinin uzatılmamasına ve söz konusu yerin teslimine yönelik olarak tesis edilen işlemlerde hukuka aykırılık bulunmadığı, davanın, davalı idare lehine vekalet ücreti yönünden incelenmesi yönünden ise, 02/11/2011 günlü, 28103 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 659 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 6. maddesinin 2. fıkrasında, idareleri adli ve idari yargıda, icra mercileri ve hakemler nezdinde vekil sıfatıyla doğrudan temsil yetkisinin, hukuk birimi amirleri, hukuk müşavirleri, muhakemat müdürleri ve avukatlara ait olduğu; 14. maddesinin 1. fıkrasında da, tahkim usulüne tabi olanlar dahil adli ve idari davalar ile icra dairelerinde idarelerin vekili sıfatıyla hukuk birimi amirleri, muhakemat müdürleri, hukuk müşavirleri ve avukatlar tarafından yapılan takip ve duruşmalar için, bu davaların idareler lehine neticelenmesi halinde, bunlar tarafından temsil ve takip edilen dava ve işlerde ilgili mevzuata göre hükmedilmesi gereken tutar üzerinden idareler lehine vekalet ücreti takdir edileceği kuralına yer verilmiş olup, anılan kuralda bahsi geçen "ilgili mevzuat" ibaresinden, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu ile söz konusu Kanun'un 168. maddesinde değinilen Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin anlaşılması gerekmektedir. Avukatlık Kanunu'nun 168. maddesinin son fıkrasında ise, avukatlık ücretinin takdirinde hukuki yardımın tamamlandığı veya dava sonunda hüküm verildiği tarihte yürürlükte olan tarifenin esas alınacağının belirtildiği, diğer taraftan, 2577 sayılı Yasa'nın 31. maddesinin gönderme yaptığı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 326. maddesinde, yargılama giderlerinin, davayı kaybeden tarafa yükleneceği; 330. maddesinde, vekil ile takip edilen davalarda mahkemece, kanuna göre takdir olunacak vekâlet ücretinin, taraf lehine hükmedileceği; 323. maddesinde de, vekille takip edilen davalarda kanun gereğince takdir olunacak vekâlet ücretinin yargılama giderlerinden olduğu hükme bağlandığı, 21/12/2015 günlü, 29569 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren ve bu günden itibaren karar verilen davalarda uygulanacak olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 2. maddesinde, tarifede yazılı avukatlık ücretinin, kesin hüküm elde edilinceye kadar olan dava, iş ve işlemlerin karşılığı olduğu, 3. maddesinde de, yargı yerlerince karşı tarafa yükletilecek avukatlık ücretinin, tarifelerde yazılı miktardan az ve üç katından çok olamayacağı, bu ücretin belirlenmesinde, avukatın emeği, çabası, işin önemi, niteliği ve davanın süresinin göz önünde tutulacağı kuralının getirildiği, ayrıca, 17/08/2011 tarihinde yürürlüğe giren 648 sayılı K.H.K ile 644 sayılı K.H.K.'ye eklenen ek 1. madde uyarınca Özel Çevre Koruma Kurulu Başkanlığı kapatılarak, bu kurumun görev ve yetkilerinin Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'na geçtiği görülmüş olup, uyuşmazlıkta, davanın Özel Çevre Koruma Kurulu Başkanlığı tarafından avukat ile takip edildiği ve savunma dilekçesinin de yasal süresi içerisinde verildiği, Özel Çevre Koruma Kurulu Başkanlığı'nın görev ve yetkilerinin Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'na geçtiği ve davayı 1. Hukuk Müşaviri tarafından takip eden davalı idare lehine 659 sayılı K.H.K. uyarınca vekelat ücretine hükmedilmesine engel bir halin bulunmadığı, bu durumda, vekil ile temsil edildiği anlaşılan davalı idare lehine Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi 21'nci maddesine istinaden işbu karar tarihinde yürülükte bulunan tarife uyarınca vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle usûlden bozma kararına uyulup usûlî eksiklik giderildikten sonra esastan yeniden yapılan inceleme sonucunda davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacı tarafından, dava konusu yerin davalının özel mülkiyetinde olmadığı, sadece amacına uygun kullanımını denetlemekle görevli olduğu, davalı idarenin bu amaç dışında takdir yetkisinin bulunmadığı, davacı yanında müdahil tarafından ise davalı idare tarafından protokollerin bozulmasını, tesislerin tahliyesini gerektiren bir neden gösterilmeden ve bu aykırılığın giderilmesi için süre verilmeden yenilenmeyeceğinin bildirilmesinde hukuka uygunluk bulunmadığı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Cevap verilmemiştir.
TETKİK HÂKİMİ: ...
DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE
GEREKÇE:
Davacının temyiz isteminin incelenmesinden;
İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Davacı yanında müdahilin temyiz istemi yönünden ise;
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 48. maddesinin 6. fıkrasında, ''Temyiz dilekçesi verilirken gerekli harç ve giderlerin tamamının ödenmemiş olması halinde kararı veren; merci tarafından verilecek yedi günlük süre içerisinde tamamlanması, aksi halde temyizden vazgeçilmiş sayılacağı hususu temyiz edene yazılı olarak bildirilir. Verilen süre içinde harç ve giderler tamamlanmadığı takdirde, ilgili merci, kararın temyiz edilmemiş sayılmasına karar verir. Temyizin kanuni süre geçtikten sonra yapılması veya kesin bir karar hakkında olması halinde de kararı veren merci, temyiz isteminin reddine karar verir. İlgili merciin bu kararları ile bu maddenin 2 nci fıkrasında belirtilen temyiz isteminde bulunulmamış sayılmasına ilişkin kararlarına karşı, tebliğ tarihini izleyen günden itibaren yedi gün içinde temyiz yoluna başvurulabilir.'' kuralına yer verilmiştir.
Dosyanın incelenmesinden; Mahkemenin 16/12/2019 tarihli yazısı ile eksik olan temyiz harçları ile posta ücretinin 7 gün içinde tamamlanması gerektiği, aksi takdirde temyiz isteminde bulunulmamış sayılmasına karar verileceğinin bildirildiği ancak davacı yanında müdahil vekilince harç ve posta giderinin yatırılmadığı, dosyanın Danıştay Başkanlığı'na gelmesi üzerine, Danıştay Onuncu Daire Başkanlığınca da 13/03/2020 tarihli yazı ile eksik harç ve posta giderlerinin tekrar istenildiği ve anılan yazının 26/03/2020 tarihinde davacı yanında müdahil vekiline tebliğ edilmesine karşın, temyiz harçları ve posta ücreti eksikliğinin tamamlanmadığı görülmektedir.
Bu itibarla, davanın reddine dair İdare Mahkemesi kararının temyizi üzerine, süresi içinde temyiz giderleri yatırılmadığından davanın reddine dair kısmının, temyiz edilmemiş sayılmasına karar verilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin REDDİNE, davacı yanında müdahil yönünden ise TEMYİZ EDİLMEMİŞ SAYILMASINA,
2. Temyize konu ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. Dosyanın anılan İdare Mahkemesine gönderilmesine,
5. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren onbeş (15) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 26/05/2025 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.