‹ Ana sayfa
Danıştay4. Daireİdare Hukuku

Danıştay 4. Daire E.2025/4728 K.2025/6429

Esas No: 2025/4728 · Karar No: 2025/6429 · Karar Tarihi: 04.12.2025
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2025/4728
Karar No : 2025/6429

TEMYİZ EDEN (DAVALI) :... Müdürlüğü

**VEKİLİ:** Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACI) : ...

**VEKİLİ:** Av. ...

İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Yozgat ili, Boğazlıyan ilçesi, ... Köyü'nde yer alan ... ada, ... (yeni ... ada, ...) ve ... ada, ... (yeni ... ada, ...) parsel sayılı taşınmazların bulunduğu alanda yapılan arazi toplulaştırmasının anılan parsellere ilişkin kısmının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; dosyadaki bilgi ve belgeler ile bilirkişi raporunun birlikte değerlendirilmesinden; dava konusu ... ada, ... parsel sayılı taşınmaz yönünden, toplulaştırma uygulamasıyla büyük bir kısmının yeni tahsis edilen ... ada, ... parsel içerisinde kaldığı, eski parsel ile yeni parselin toprak yapısı bakımından benzer özellikler taşdığı, ancak eski parsel dikdörtgen şekle sahip iken toplulaştırma işlemi ile tahsis edilen yeni parselin üçgen yapıya sahip olduğu, bu durumun tarımsal faaliyetleri zorlaştıracağı, işletme maliyetlerini artıracağı anlaşıldığından toplulaştırma işleminin anılan taşınmaza ilişkin kısmında hukuka uygunluk bulunmadığı; ... ada, ... parsel sayılı taşınmaz yönünden; toplulaştırma uygulamasıyla büyük bir kısmının yeni tahsis edilen ... ada, ... parsel içerisinde kaldığı, eski parselde yer alan taşınmazın toprak yapısı bakımından eğimsiz, taşsız, kumlu-tınlı yapıya sahip olduğu, toplulaştırma işlemi ile tahsis edilen ... ada 4 parselde yer alan taşınmazın ise her ne kadar taşsız, kumlu-tınlı özelliği nedeniyle benzer nitelikte olduğu görülse de taşınmaz içerisinde taşlık, kayalık alan bulunduğu, ... ada ... parselde yer alan taşınmazın eski ... ada ... parselde yer alan taşınmaza göre %6 daha eğimli olduğu, bu durumun tarımsal faaliyeti olumsuz etkileyeceği anlaşıldığından toplulaştırma işleminin anılan taşınmaza ilişkin kısmında da hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İdare Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davalı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : ... ada, ... parsel yönünden; blokta toplamda 11 adet taşınmaz bulunduğu, hepsinin kendi bulunduğu yerde değerlendirildiği, ... ada, ... parsel sayılı taşınmazın kuzeybatı ve güneybatı hattından geçmekte olan sulama hattı nedeniyle geometrik olarak yamuk olacak şekilde parsel oluşturulduğu, teknik nedenlerden dolayı mevzuata uygun parsel tahsis edilemediği, bulunduğu yerden tahsis edilmesi durumunda sulama hatalarından dolayı üç ayrı blokta üç parçaya ayrılarak değerlendirileceği, bu durumunda toplulaştırmanın temeline uygun olmayacağı, ... ada, ... parsel sayılı taşınmazın büyük alanının denk geldiği ... adada tek parça halinde planlandığı; ... ada, ... parsel sayılı taşınmaz yönünden, eski yerinde değerlendirildiği, eski kadastro endeks puanının 0,573903, yeni kadastro endeks puanının 0,561128 olduğu, afaki değer farkı olmadığı ileri sürülerek kararın bozulması istenilmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir.
TETKİK HÂKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kısmen reddi, kısmen kabulü ile İdare Dava Dairesi kararının ... ada, ... parsel sayılı taşınmaza ilişkin kısmının onanması, ... ada, ... parsel sayılı taşınmaza ilişkin kısmının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE

**GEREKÇE:**
Kararın ... ada, ... parsel sayılı taşınmaza ilişkin kısmı yönünden;
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Kararın ... ada, ... parsel sayılı taşınmaza ilişkin kısmına yönelik temyiz istemine gelince,
3083 sayılı Sulama Alanlarında Arazi Düzenlenmesine Dair Tarım Reformu Kanunu'nun, işlem tarihinde yürürlükte olan haliyle 1. maddesinde, bu Kanunun amacının, sulama alanları ile Bakanlar Kurulunca gerekli görülen alanlarda; toprağın verimli şekilde işletilmesini, işletilmesinin korunmasını, birim alandan azami ekonomik verimin alınmasını, tarım üretiminin sürekli olarak artırılmasını, değerlendirilmesini ve buralarda istihdam imkanlarının artırılmasını, ekonomik üretime imkan vermeyecek şekilde parçalanan tarım topraklarının gerektiğinde ve imkanlar ölçüsünde genişletilmesi suretiyle de toplulaştırılmasını, tarım arazisinin ailenin geçimini sağlamaya ve aile iş gücünü değerlendirmeye yeterli olmayacak derecede parçalanmasının ve küçülmesinin önlenmesini sağlamak olduğu hüküm altına alınmıştır.
6200 sayılı Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünce Yürütülen Hizmetler Hakkında Kanun'un Ek 9. Maddesinde, (Ek: 19/4/2018-7139/7 md.) arazilerin tabii ve suni etkilerle bozulmasının ve parçalanmasının önlenmesi, parçalanmış arazilerde ise tabii özellikleri, kullanım bütünlüğü ve mülkiyet hakları gözetilerek birden fazla arazi parçasının birleştirilip ekonomik, ekolojik ve toplumsal yönden daha işlevsel yeni parsellerin oluşturulması ve bu parsellerin arazi özellikleri ve alanı değerlendirilerek kullanım şekillerinin belirlenmesi ile köy ve arazi gelişim hizmetlerinin sağlanması maksadıyla arazi toplulaştırmasının yapılacağı, arazi toplulaştırması projesinin uygulanacağı sınırlar içinde kalan alanın arazi toplulaştırması proje sahası olarak belirleneceği; bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esasların DSİ’nin bağlı olduğu Bakanlık tarafından yürürlüğe konulan yönetmelikle belirleneceği hükme bağlanmıştır.
Sulama Alanlarında Arazi Düzenlenmesine Dair Tarım Reformu Kanunu Uygulama Yönetmeliğinin, işlem tarihinde yürürlükte olan "Toplulaştırma" başlıklı 20. maddesinde, toplulaştırmanın, uygulama alanında ekonomik üretime imkan vermeyecek şekilde parçalı ve hisseli arazinin birleştirilmesi ve bu amaçla kamulaştırma, az topraklı veya topraksız çiftçinin topraklandırılması, sahibine bırakılacak arazinin belirlenmesi, köy gelişme ve yeni köy yerleşme alanlarına yer ayrılması gibi arazi düzenlemesine dair diğer hususları kapsayacağı; "Talimat Hazırlanması" başlıklı 71. maddesinde, Genel Müdürlüğün bu Yönetmeliğin uygulamasını sağlamak, kolaylaştırmak, tamamlamak ya da açıklamak maksadıyla talimat çıkarmaya yetkili olduğu düzenlenmiştir.
09/12/2017 tarih ve 30265 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Arazi Toplulaştırma Uygulama Yönetmeliği'nin "Parsellerin yeniden düzenlenmesi" başlıklı 16. maddesinde; "a) Yeni blokların oluşturulmasında, yerleşim birimleri arasındaki mevcut veya yeni düzenlenecek kadastral sınır, mevcut yol, kanal, tesis ve projeleri ile topoğrafik yapı dikkate alınır. Oluşturulan Blok Planları Bakanlık tarafından onaylandıktan sonra parselasyon çalışmalarına başlanır. b) Maliklerin istekleri de dikkate alınarak parsellerin arazi derecelendirmedeki hakedişlerden azami yüzde on ortak katılım payı düşüldükten sonra kalan miktarın toplamına eşit değerdeki alan, mümkünse tek parsel olarak tercih sırasına göre verilir." hükümlerine yer verilmiştir.
Dosyanın incelenmesinden; Yozgat ili, Boğazlıyan ilçesi, ... Köyü'nde yer alan ... ada, ... (yeni ... ada, 1) ve ... ada, ... (yeni ... ada, ..) parsel sayılı taşınmazların bulunduğu alanda yapılan arazi toplulaştırmasının anılan parsellere ilişkin kısmının iptali istemiyle davanın açıldığı anlaşılmıştır.
Dava konusu uyuşmazlıkta; toplulaştırma işlemi ile ... ada ... sayılı kök parsele karşılık bulunduğu yerden ... ada 1 parsel sayılı taşınmazın tahsis edildiği, eski ve yeni taşınmazın toprak yapısı bakımından benzer özellikte olduğu, ancak ... ada ... parsel sayılı taşınmazın kuzeybatı ve güneybatı hattından geçen sulama hattı nedeniyle ilgili mevzuatta belirtilen dikdörtgen şeklinde tahsis edilemediği, bu durumun teknik zorunluluktan kaynaklandığı görüldüğünden, toplulaştırma işleminin anılan taşınmaza ilişkin kısmında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Bu itibarla, davanın kabulü yönündeki İdare Mahkemesi kararına ilişkin istinaf isteminin reddine dair temyize konu İdare Dava Dairesi kararının ... ada ... sayılı taşınmaza ilişkin kısmında hukuki isabet bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin kısmen kabul, kısmen reddine,
2. ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, ... ada ... parsel sayılı taşınmaza ilişkin kısmının ONANMASINA,
3. Anılan İdare Dava Dairesi kararının ... ada ... parsel sayılı taşınmaza ilişkin kısmının BOZULMASINA,
4. Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın İdare Dava Dairesine gönderilmesine, 04/12/2025 tarihinde usulde Üye ...'nin karşı oyu ile oyçokluğuyla, esasta oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.

(X) KARŞI OY :
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "Mecburi Dava Arkadaşlığı" başlıklı 59. maddesinde "Maddi hukuka göre, bir hakkın birden fazla kimse tarafından birlikte kullanılması veya birden fazla kimseye karşı birlikte ileri sürülmesi ve tamamı hakkında tek hüküm verilmesi gereken hâllerde, mecburi dava arkadaşlığı vardır." ve 60. maddesinde "Mecburi dava arkadaşları, ancak birlikte dava açabilir veya aleyhlerine de birlikte dava açılabilir. Bu tür dava arkadaşlığında, dava arkadaşları birlikte hareket etmek zorundadır." hükümlerine yer verilmiştir.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun "Elbirliği Mülkiyeti" başlıklı 701. maddesinde; "Kanun veya kanunda öngörülen sözleşmeler uyarınca oluşan topluluk dolayısıyla mallara birlikte malik olanların mülkiyeti, elbirliği mülkiyetidir. Elbirliği mülkiyetinde ortakların belirlenmiş payları olmayıp her birinin hakkı, ortaklığa giren malların tamamına yaygındır.” hükmüne, 702. maddesinde; "Ortakların hakları ve yükümlülükleri, topluluğu doğuran kanun veya sözleşme hükümleri ile belirlenir. Kanunda veya sözleşmede aksine bir hüküm bulunmadıkça, gerek yönetim, gerek tasarruf işlemleri için ortakların oybirliğiyle karar vermeleri gerekir." hükmüne, aynı Kanunun "Miras Ortaklığı” başlıklı 640. maddesinde ise; "Birden çok mirasçı bulunması hâlinde, mirasın geçmesiyle birlikte paylaşmaya kadar, mirasçılar arasında terekedeki bütün hak ve borçları kapsayan bir ortaklık meydana gelir. Mirasçılar terekeye elbirliğiyle sahip olurlar ve sözleşme veya kanundan doğan temsil ya da yönetim yetkisi saklı kalmak üzere, terekeye ait bütün haklar üzerinde birlikte tasarruf ederler." hükmüne yer verilmiştir.
Yukarıda aktarılan mevzuatın birlikte değerlendirilmesinden, aralarında elbirliği ile mülkiyetten kaynaklı ortaklık bağı (mirasçılık, sözleşme vb.) bulunan kişilerin bu ortaklık nedeniyle söz konusu şeye birlikte malik olup, birlikte tasarrufta bulunabileceklerinden 6100 sayılı Kanun kapsamında aralarında bir mecburi dava arkadaşlığının olduğu, dolayısıyla böyle durumlarda aralarında ortaklık bağı bulunanların birlikte dava açmaları gerektiği ya da dava açmayan ortakların dava açan ortağa muvafakatname vermeleri gerektiği açıktır.
Dosyanın incelenmesinden; davacının dava konusu işlemde bahsi geçen taşınmazlarda verasette iştirak şeklinde malik olduğu anlaşılmıştır.
Bu durumda, davacı bütün hissedarlarla birlikte dava açmadığı gibi ilk inceleme aşamasında dava açmayan diğer hissedarların muvafakatlarının da alınmadığı görüldüğünden, iştirak halinde diğer maliklerin açılan işbu davada muvafakatlarının olup olmadığı tespit edildikten sonra duruma göre, davanın esasına geçilmesi ya da birlikte dava açma şartının mevcut olmadığı gerekçesiyle ehliyet yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken, Mahkemesince yukarıda belirtildiği şekilde taraf teşkili sağlanmaksızın doğrudan işin esasına girilerek verilen kararda hukuki isabet bulunmadığından, yukarıda belirtilen gerekçeyle bozulması gerektiği görüşüyle, Dairemiz çoğunluk kararına usul yönünden katılmıyorum.

Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.

AvAi

Hukuki AI Asistanı
Merhaba! Ben AvAi, Avarsis Hukuki AI Asistanınız. Size nasıl yardımcı olabilirim?