‹ Ana sayfa
Danıştay 4. Daire İdare Hukuku · ön sınıflandırma

Danıştay 4. Daire E.2025/4030 K.2025/5090

Esas No: 2025/4030 · Karar No: 2025/5090 · Karar Tarihi: 07.10.2025
Özet: 1) Davacı enerji şirketi, Pasinler ilçesinde 24/04/2019 denetiminde veyaine bırakılması gereken su miktarını eksik bırakarak biyolojik çeşitlilik ve sulak alan dengesini tahrip etmiş; 2) Mahkeme, İdare Dava Dairesi kararını bozarak, idare yaptırımın iptali ve yeniden karar verilmesini emredmiştir.
T.C. DANIŞTAY DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No: 2025/4030
Karar No: 2025/5090

TEMYİZ EDEN (DAVACI): ... Enerji Üretim ve Ticaret Anonim Şirketi

VEKİLİ: Av. ...

KARŞI TARAF (DAVALI): ... Bakanlığı

VEKİLİ: Hukuk Müşaviri...

İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Erzurum İli, Pasinler İlçesinde bulunan davacı şirkete ait "... Regülatörü ve HES" tesisinde 24/04/2019 tarihinde yapılan denetimde, aylara göre bırakılması taahhüt edilen can suyunun eksik bırakıldığının tespit edilmesi üzerine, söz konusu fiilin mevcut biyolojik çeşitliliğin ve sulak alanların ekolojik dengesinin tahribatı olarak değerlendirilmesi nedeniyle 2872 sayılı Çevre Kanunu'nun 9. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinin ihlal edildiğinden bahisle, aynı Kanun'un 20. maddesinin 1. fıkrasının (k) bendi ile 2. fıkrası uyarınca 180.489,00-TL para cezası verilmesine ilişkin ... tarih ve... sayılı Tarım ve Orman Bakanlığı 13. Bölge Müdürlüğü Erzurum Şube Müdürlüğü idari yaptırım kararının iptali istenilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti:... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; davacı şirketin, Erzurum İli, Pasinler İlçesinde bulunan,... Regülatörü ve Hidroelektrik Santralinin işleteni olduğu, davalı idare teknik ekiplerince 24/04/2019 tarihinde yapılan denetim sırasında, tesiste can suyu olarak bırakılması gereken su miktarının 0,170 m3/sn olması gerektiği halde, bu miktarın 0,016 m3/sn olarak bırakıldığı ve balık geçitlerinin çalıştırılmadığı tespit edilerek aynı tarihli izleme ve kontrol raporunun tanzim edildiği, anılan tespite dayalı olarak ortaya çıkan ihlalin, biyolojik çeşitliliğin tahribatı olarak değerlendirilmesi neticesinde dava konusu işlemin tesisi üzerine bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

Olayda, yapılan denetim sonucu bırakılması taahhüt edilen cansuyu miktarının dere yatağına bırakılmadığı ve balık geçitlerinin çalıştırılmadığının 24/04/2019 tarihinde yapılan denetim sırasında belirlenmesi karşısında, bu vasıftaki fiilin mahiyeti itibarıyla 2872 sayılı Kanun'un 9/a maddesinin ihlal edildiği sabit olup, bu eyleme uygun olarak 20/k maddesindeki (20.000,00 TL) 2019 yılı için belirlenen ceza miktarı olan 60.163,00 TL'nin, 20. maddenin sondan 3. fıkrası uyarınca ihlali yapanın işletme olması nedeniyle 3 kat olarak uygulanması neticesinde 180.489,00-TL idari para cezası verilmesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.

Belirtilen gerekçelerle, dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusunun kabulü ile İdare Mahkemesi kararının kaldırılarak, dava konusu işlemin iptali yolunda verilen ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının Danıştay Dördüncü Dairesinin 28/12/2023 tarih ve E:2023/11602, K:2023/7549 sayılı kararıyla bozulması üzerine, bozma kararına uyulmayarak verilen ısrar kararının, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 24/03/2025 tarih ve E:2024/1171, K:2025/690 sayılı kararıyla bozulması üzerine, bozma kararına uyularak İdare Dava Dairesince; can suyu, dere yatağında doğal hayatın idamesini sağlayan ekolojik eşik olarak düşünülen asgari seviyedeki su miktarı olduğu, zira sistemde yaşayan türlerin mevcudiyetinin akıntı miktarıyla ilişkili olduğu, buna göre, can suyu miktarının projenin başında belirlenmesinin ve taahhüt edilmesinin sebebinin, mevcut biyolojik çeşitliliğin ve onu barındıran ekosistemin mevcudiyetinin korunması olduğu, dolayısıyla zaten asgari seviye olarak belirlenen can suyu miktarının eksik bırakılmasının, biyolojik çeşitliliği tahrip edeceği, aksi düşünce, asgari seviyenin altındaki bir seviyede de su bırakılsa, biyolojik çeşitliliğin korunduğu manasına gelecektir ki, böylesine bir yorum, baştan asgari bir seviye belirlemeyi anlamsızlaştıracağı, aynı zamanda böyle bir durumun, biyolojik çeşitliliğin yok olma noktasına gelinceye kadar suyun istendiği biçimde kullanılmasına cevaz vermek olduğu, biyolojik çeşitliliğin sürdürülebilirliğinin sağlanması bakımından çevrenin korunmasında önleyici yaklaşımla önlenmeye çalışılan tehlike gerçekleştiğinde artık biyolojik çeşitliliğin tahribinden değil, yok olmasından söz edileceği, buna göre, belirlenen can suyu miktarının eksik bırakılmasının, Çevre Kanunu'nun 9. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde belirtilen hususlara aykırı olarak biyolojik çeşitliliği tahrip ettiği, dolayısıyla tesis edilen dava konusu idari yaptırım kararında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.

Belirtilen gerekçelerle, istinaf incelemesine konu olan kararın sonucu itibarıyla hukuka ve yargılama usûlüne uygun olduğu ve kaldırılmasını gerektiren bir nedenin de bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacı tarafından, söz konusu santralde su baskını ile gelen toprak, ağaç, çamur vs ile tıkanan regülatör kısmındaki çakıl geçitinin temizlenmesi nedeniyle akışın kesildiği, su akışının sağlandığı kapakların kapanmadan bu temizliğin yapılmasının mümkün olmadığı, bu durumun süreklilik arz etmediği gibi, biyolojik çeşitliliğin tahrip edildiğine dair hiçbir verinin de bulunmadığı halde, biyolojik çeşitliliğin tahribine neden olacağı belirtilerek idari yaptırım kararının uygulandığı, bu nedenle dava konusu işlemin hukuka aykırı olduğu belirtilerek, temyize konu İdare Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Davalı idare tarafından, davacının haksız olan temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.

TETKİK HÂKİMİ: ...

DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile İdare Dava Dairesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE

GEREKÇE:
MADDİ

OLAY:
Erzurum İli, Pasinler İlçesinde bulunan davacı şirkete ait "... Regülatörü ve HES" tesisinde 24/04/2019 tarihinde yapılan denetim sonucu hazırlanan izleme ve kontrol raporuna göre "İncebel Regülatöründe" bırakılması taahhüt edilen 0,170 m3/sn can suyu miktarının 0,016 m3/sn olarak bırakıldığının tespit edilmesi üzerine, ... tarih ve ... sayılı Tarım ve Orman Bakanlığı 13. Bölge Müdürlüğü Erzurum Şube Müdürlüğü idari yaptırım kararı ile; söz konusu fiilin mevcut biyolojik çeşitliliğin ve sulak alanların ekolojik dengesinin tahribatı olarak değerlendirilmesi nedeniyle 2872 sayılı Çevre Kanunu'nun 9. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinin ihlal edildiğinden bahisle, aynı Kanun'un 20. maddesinin 1. fıkrasının (k) bendi ile 2. fıkrası uyarınca 180.489,00-TL para cezası verilmesine karar verilmiştir.

Bunun üzerine, anılan idari yaptırım kararının iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "İstinaf" başlıklı 45. maddesinin 3. fıkrasında; "Bölge idare mahkemesi, yaptığı inceleme sonunda ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulursa istinaf başvurusunun reddine karar verir. Karardaki maddi yanlışlıkların düzeltilmesi mümkün ise gerekli düzeltmeyi yaparak aynı kararı verir." hükmüne, 4. fıkrasında; "Bölge idare mahkemesi, ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulmadığı takdirde istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verir. Bu hâlde bölge idare mahkemesi işin esası hakkında yeniden bir karar verir." hükmüne yer verilmiştir.

Aynı Kanun'un "Temyizen verilen karar üzerine yapılacak işlem" başlıklı 50. maddesinin 2. fıkrasında; "Temyiz incelemesi sonucunda verilen bozma kararı üzerine ilgili merci, dosyayı öncelikle inceler ve varsa gerekli tahkik işlemlerini tamamlayarak yeniden karar verir.

" hükmüne, 3. fıkrasında; "Bölge idare mahkemesi, Danıştayca verilen bozma kararına uyabileceği gibi kararında ısrar da edebilir.

" hükmü yer almıştır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Yukarıda yer verilen Kanun hükümlerinin birlikte değerlendirilmesinden, Bölge İdare Mahkemesi İdare Dava Dairesi tarafından yapılan inceleme neticesinde, ilk derece mahkemesi kararının hukuka uygun bulunması durumunda istinaf başvurusunun reddine, hukuka uygun bulunmaması halinde ise istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verileceğinin, bu halde işin esası hakkında Bölge İdare Mahkemesince karar verileceğinin, temyiz incelemesi sonucunda verilen bozma kararı üzerine ise ilgili merci tarafından dosyanın öncelikle incelenerek ve varsa gerekli tahkik işlemleri tamamlanarak yeniden karar verileceğinin kurala bağlanmış olduğu görülmekte olup Danıştay'ın temyiz incelemesi sonucunda verdiği bozma kararı üzerine bölge idare mahkemesinin vereceği kararlar ile istinaf aşamasında bölge idare mahkemesinin vereceği kararların farklı usullere ve sonuçlara bağlandığı anlaşılmaktadır.

Bu itibarla, Bölge İdare Mahkemesince, istinaf incelemesi neticesinde Mahkeme kararının hukuka uygun bulunmayarak istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak işin esası hakkında karar verilmesi halinde ilk derece Mahkemesi kararının hukuki varlığını kaybetmiş olması nedeniyle Danıştay'ın bozma kararına uyulması üzerine yeniden yapılan yargılamanın istinaf incelemesi niteliğinde olmadığı dikkate alındığında, hüküm mahkemesi sıfatıyla uyuşmazlığı sona erdirecek bir karar vermesi gereken Bölge İdare Mahkemesince ortada geçerli ve sonuç doğurabilir nitelikte bir ilk derece Mahkemesi kararı olduğu kabul edilerek istinaf başvurusunun reddi yolundaki karar verilmesi usul ve hukuka uygun olmayacaktır.

Uyuşmazlıkta; davanın reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun kabulü ile Mahkeme kararının kaldırılarak, dava konusu işlemin iptali yolunda verilen ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının Danıştay Dördüncü Dairesinin 28/12/2023 tarih ve E:2023/11602, K:2023/7549 sayılı kararıyla bozulması üzerine, bozma kararına uyulmayarak verilen ısrar kararının, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 24/03/2025 tarih ve E:2024/1171, K:2025/690 sayılı kararıyla bozulması üzerine, Bölge İdare Mahkemesi İdare Dava Dairesince, bozma kararına uyularak, davanın reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun (kararda yer verilen gerekçe ile) reddine karar verildiği anlaşılmıştır.

Bu durumda, yukarıda belirtilen açıklamalar doğrultusunda, bozma kararına uyan Bölge İdare Mahkemesi İdare Dava Dairesince, uyuşmazlığı sona erdirecek bir karar verilmesi gerekmekte olup ortada geçerli ve sonuç doğurabilir nitelikte bir ilk derece Mahkemesi kararı olduğu kabul edilerek (gerekçeli olarak) istinaf başvurusunun reddi yolunda verilen temyize konu kararda hukuki isabet görülmemiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin kabulüne,
2. Temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın İdare Dava Dairesine gönderilmesine, 07/10/2025 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.

Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.

AvAi

Hukuki AI Asistanı
Merhaba! Ben AvAi, Avarsis Hukuki AI Asistanınız. Size nasıl yardımcı olabilirim?