‹ Ana sayfa
Danıştay4. Daireİdare Hukuku · ön sınıflandırma

Danıştay 4. Daire E.2025/3891 K.2025/5361

Esas No: 2025/3891 · Karar No: 2025/5361 · Karar Tarihi: 20.10.2025
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2025/3891
Karar No : 2025/5361

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...

**VEKİLİ:** Av. ...

KARŞI TARAF (DAVALI) :...Genel Müdürlüğü

**VEKİLİ:** Av. ...

İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi...İdare Dava Dairesinin ...tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: 27/08/2011 tarih ve 2011/2133 sayılı Bakanlar Kurulu kararı uyarınca, Adana-İmamoğlu Sulaması 4. Kısım İnşaat Arazi Toplulaştırma ve Tarla İçi Geliştirme Hizmetleri Projesi kapsamında, Adana ili, Kozan ilçesi, ... Mahallesi ... ada ... parsel sayılı (eski ...,..., ... sayılı parseller) taşınmazın bulunduğu alanda yapılan arazi toplulaştırması işleminin anılan parsellere ilişkin kısmının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; dava dosyasında yer alan bilgi ve belgeler ile hükme esas alınabilecek nitelikte bulunan bilirkişi raporunun birlikte değerlendirilmesinden; davacının hissedarı olduğu ..., ..., ..., ... nolu kadastro parseli üzerinde oluşturulan 29.583,77 m² alanlı ... ada ... nolu parselin davacı adına müstakil olarak tahsis edildiği, ... ada ... nolu parselin davacının ..., ... ve ... nolu kadastro parsellerinin hakkedişinden karşılanarak davacı adına müstakil olarak tahsis edildiği, anılan ... ada ... nolu parselin özellikle davacının hissedarı olduğu, yani malik olduğu kadastro parselleri üzerinde oluşturularak davacıya müstakil olarak tahsis edilmesi ile toplulaştırma ilke ve esaslarına uygun davranıldığı anlaşıldığından, dava konusu toplulaştırma işleminin dava konusu... nolu parsel yönünden 3083 sayılı Kanun'un 1. maddesinde öngörülen amaçlara, toplulaştırma ilke ve esaslarına, kamu yararına ve hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İdare Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Hükme esas alınan raporun hatalı olduğu, raporlar arasında çelişki bulunduğu, yapılan işlem neticesinde arazinin tam ortasından kanal geçirildiği, davacının kullanım alanının bu nedenle düşürüldüğü, davacının uzun yıllardır kullanmakta olduğu yerin kendisinden alındığı, dava konusu işlemin hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Dava konusu toplulaştırma işleminin mahallinde ilan edildiği, bilgilendirme toplantıları, toprak analiz çalışmaları, toprak derecelendirme haritası, sosyal etütler, halihazır harita, blok planlanması ve askı çalışmaları yapılarak Bakanlığa onay için gönderildiği, toplulaştırma projelerinde sulama ve drenaj projeleri, parsellerin toprak yapısı, mülkiyet yapısı, sabit tesisler dikkate alınarak uygulama yapıldığı belirtilerek, temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.

TETKİK HÂKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE

**GEREKÇE:**
3083 sayılı Sulama Alanlarında Arazi Düzenlenmesine Dair Tarım Reformu Kanunu'nun, işlem tarihinde yürürlükte olan haliyle 1. maddesinde, bu Kanunun amacının, sulama alanları ile Bakanlar Kurulunca gerekli görülen alanlarda; toprağın verimli şekilde işletilmesini, işletilmesinin korunmasını, birim alandan azami ekonomik verimin alınmasını, tarım üretiminin sürekli olarak artırılmasını, değerlendirilmesini ve buralarda istihdam imkanlarının artırılmasını, ekonomik üretime imkan vermeyecek şekilde parçalanan tarım topraklarının gerektiğinde ve imkanlar ölçüsünde genişletilmesi suretiyle de toplulaştırılmasını, tarım arazisinin ailenin geçimini sağlamaya ve aile iş gücünü değerlendirmeye yeterli olmayacak derecede parçalanmasının ve küçülmesinin önlenmesini sağlamak olduğu hüküm altına alınmıştır.
Sulama Alanlarında Arazi Düzenlenmesine Dair Tarım Reformu Kanunu Uygulama Yönetmeliğinin, işlem tarihinde yürürlükte olan "Toplulaştırma" başlıklı 20. maddesinde, toplulaştırmanın, uygulama alanında ekonomik üretime imkan vermeyecek şekilde parçalı ve hisseli arazinin birleştirilmesi ve bu amaçla kamulaştırma, az topraklı veya topraksız çiftçinin topraklandırılması, sahibine bırakılacak arazinin belirlenmesi, köy gelişme ve yeni köy yerleşme alanlarına yer ayrılması gibi arazi düzenlemesine dair diğer hususları kapsayacağı; "Talimat Hazırlanması" başlıklı 71. maddesinde, Genel Müdürlüğün bu Yönetmeliğin uygulamasını sağlamak, kolaylaştırmak, tamamlamak ya da açıklamak maksadıyla talimat çıkarmaya yetkili olduğu düzenlenmiştir.
Tarım Reformu Genel Müdürlüğü tarafından Haziran 2010'da çıkarılan "Arazi Toplulaştırması Teknik Talimatı"nın 3. maddesinde, "sabit tesis", ev, ahır, samanlık, ağıl, ambar, kuyu vb. yapılarla bağ, bahçe ve ağaçlık arazi olarak tanımlanmış, "Yeni Parsel Planlarının Hazırlanması" başlıklı 19. maddesinde yer alan "Yeni Parselasyon Planlamasında Dikkat Edilecek Hususlar" başlıklı bölümde, maliklere mümkün olduğu ölçüde eski arazisine eşdeğer ve tek parselde arazi verilmeye çalışılması, maliklerin istekleri dikkate alınarak arazisinin yoğun olduğu bölgede veya en büyük parselinin etrafında toplanarak arazi verilmeye çalışılması, umumi yola (asfalt, şose) bitişik olan parsellerin yine imkanlar ölçüsünde aynı yerde verilmesi, toplulaştırma alanındaki işletme yapı ve tesisleri ile bağ, bahçe vb. sabit tesislerin imkan ölçüsünde maliklerine verilmesi, birden fazla sabit tesisi bulunan maliklerin bu arazi parçalarından mümkün olduğu kadar birinin etrafında tercih vermek zorunda olması, her parselin yol ve sudan faydalanacak şekilde planlanması, küçük işletmelere ait parsellerin, yol ve sudan faydalanabilmesi için, gerektiğinde hisselendirilmesi, parsel şeklinin zorunlu durumlar dışında dikdörtgen olmasına ve en/boy oranının 1/3 - 1/7 arasında bulunmasına dikkat edilmesi, toplulaştırma yapılan köyler arasında sınır düzeltmesinin 3083 sayılı Kanunun 14. maddesine göre ve değer eşitliği sağlanarak yapılması, değişiklik yapıldığında köy sınırlarının yol, kanal gibi sabit sınırlara dayandırılmasına çalışılması, ancak zorunlu hallerde parsel sınırının köy sınırı olarak değerlendirilmesi, işletmeyi oluşturan maliklere ait arazinin bir arada değerlendirilebilmesi, maliklerin istekleri halinde tek parselde payları oranında adlarına hisseli olarak tescil edilmesi, parsel yerleştirilmesinde hısım ve hasım ilişkilerine dikkat edilmesi, arazi maliklerinden birden fazla ve komşu köylerde arazisi bulunanların arazilerinin ikamet ettikleri köyün sınırına yakın olacak şekilde planlanmaya çalışılması, blokların düzgün şekilli olmayan kısımlarına büyük parsellerin yerleştirilmeye çalışılması, düşük dereceli arazinin mümkün olduğu ölçüde eski sahiplerine bırakılması veya kendi aralarında toplulaştırılması, verasete iştiraklerden aynı maliklere ait olan arazinin bir işletme olarak değerlendirilmesi, davalı arazinin her birinin ayrı bir işletme olarak değerlendirilmesi, hisse uyuşmazlıkları giderilemeyen parsellerin her birinin ayrı bir işletme olarak değerlendirilerek eski maliklerine aynı hisselerle tescil ettirilmesi, bu araziden malik ve hisse oranları aynı olanların bir arada toplulaştırılabilmesi, Talimatın 9. maddesi kapsamında yer alan tesislerin bulunduğu parsellerin, planlamada öncelikle bulunduğu yerde bırakılmaya çalışılması hususlarına dikkat edilmesi gerektiği kurallarına yer verilmiştir.
Dosyadaki bilgi ve belgelerle taşınmaz mahallinde yapılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen ve hükme esas alınabilecek nitelikte görülen bilirkişi raporunun birlikte değerlendirilmesinden; davacının hissedarı olduğu ..., ..., ..., ..., ... nolu olmak üzere toplam 5 adet kadastro parselindeki toplam payının 50.042,28 m2 olduğu, anılan bu toplam alandan KYP kesildikten ve parsel değer endeksleri dikkate alındıktan sonra davacıya, 10.483,20 m² alanlı ... ada ... nolu parselde 10.483,20 m² pay ve müstakil olarak, 6.348,32 m² alanlı ... ada ... nolu parselde 6.348,32 m² pay ve müstakil olarak, 29.583,77 m² alanlı ... ada ... nolu parselde 29 583,77 m² pay ve müstakil olmak üzere toplam 46.415,29 m²'lik imar alanı tahsis edildiği, davacının hissedarı olduğu ..., ..., ... ve ... nolu kadastro parselleri birbirlerine bitişik durumda, ... nolu parselin alansal olarak küçük bir taşınmaz olup, ... nolu parselin yaklaşık 20-25 metre kuzeyinde ve ayrı olarak bulunduğu, ..., ..., ..., ... nolu parsellerin olduğu alanda ... ada ..., ..., ..., ..., ..., ... nolu parseller, ... ada ..., ..., ...,...nolu parseller ... ada ..., ... nolu imar parselleri ile imar yollarının oluşturulduğu, ancak ... sayılı parselden kaynaklanan hak edişinin bir kısmının verildiği ... ada ... sayılı parselin davacının hissedarı olduğu ..., ..., ..., ... sayılı parsellerin yaklaşık 1 km batısında ve başkasına ait ... sayılı kadastro parseli üzerinde oluşturulduğu, bu hususun tarımsal işletmecilik prensipleri açısından sakıncalı olduğu gibi, parsel kullanım bütünlüğünü de bozduğu, davacının 902 sayılı parselden kaynaklanan hak edişinin bir bütün halinde ve kendi yerinde oluşturulan imar parsellerinde verilmesi gerekirken işlemde buna uygun davranılmadığı, arazideki parsellerin konumu ve hissedarlık durumu değerlendirildiğinde, davacıya bir bütün halinde parsel tahsisinin teknik olarak mümkün olmasına karşın bunun davalı idarece yerine getirilmediği, anılan dağıtım tekniğinin ise davacı açısından bir bütün halinde tarımsal üretimin yapılmasına engel olduğu, buna göre dava konusu toplulaştırma işleminde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Bu itibarla, davanın reddi yönündeki İdare Mahkemesi kararına ilişkin istinaf isteminin reddine dair temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin kabulüne,
2. Temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın İdare Dava Dairesine gönderilmesine, 20/10/2025 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.

Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.

AvAi

Hukuki AI Asistanı
Merhaba! Ben AvAi, Avarsis Hukuki AI Asistanınız. Size nasıl yardımcı olabilirim?