Danıştay 4. Daire İdare Hukuku · ön sınıflandırma
Danıştay 4. Daire E.2025/1926 K.2025/2140
Özet: 1. İlgili davada, davacı (B sınıfı iş güvenliği uzmanlık sertifikası verilmesini talep ettikten sonra başvurunun reddiyle ilgili) dava kararının temyiz yoluyla iptalini talep etmiştir. 2. Mahkeme, temyiz istemini reddederek, İdare Mahkemesinin verdiği kararı onaylayarak davacının bulduğu sona ermediğini ve masumiyet karinesinin devam ettiğini belirlemiştir.
T.C. DANIŞTAY DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No: 2025/1926
Karar No: 2025/2140
TEMYİZ EDEN (DAVALI): ... Bakanlığı
VEKİLİ: Hukuk Müşaviri ...
KARŞI TARAF (DAVACI): ...
İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Davacı tarafından, (B) sınıfı iş güvenliği uzmanlık sertifikasının verilmesi talebiyle yaptığı başvurunun reddine ilişkin ... tarih ve ... sayılı işlemin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E..., K:... sayılı kararda; masumiyet karinesinin, Anayasa'nın 38. maddesinin dördüncü fıkrasında "Suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar, kimse suçlu sayılamaz." şeklinde düzenlendiği, Anayasa’nın 36. maddesinde ise herkesin iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğunun belirtildiği, masumiyet karinesinin, hakkında suç isnadı bulunan bir kişinin adil bir yargılama sonunda suçlu olduğuna dair kesin hüküm tesis edilene kadar masum sayılması gerektiği ve bunun hukuk devleti ilkesinin de bir gereğini oluşturduğu, somut olayda, ... Ağır Ceza Mahkemesince, davacının isnat edilen suçu işlediğine kanaat getirildiği, ancak 5271 sayılı Kanun'un 231. maddesinin davacıya isnat edilen suça uygulanabilir olduğunu tespit ederek hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verdiği, böylece denetim süresinin suç işlenmeden geçirilmesi hâlinde davacı hakkında açılan kamu davasının düşmesi imkânı tanındığı, bu hali ile davacının suçluluğu hükmen sabit olmadığından masumiyet karinesinin devam ettiğinin açık olduğu, davalı idare tarafından, davacı hakkında ceza yargılamasına konu filleri nedeniyle hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesine karşın aynı fiilleri nedeniyle davacının terör örgütü ile irtibat ve iltisaklı olduğu değerlendirilmiş olup, Anayasa'nın 38. maddesinin 4. fıkrasında belirtildiği şekilde davacının suçluluğu hükmen sabit olmadığından, masumiyet karinesine aykırı olarak yapılan bu değerlendirme, 5271 sayılı Kanun'a göre hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı ile kurulan hükmün sanık hakkında bir hukuki sonuç doğurmayacağına yönelik düzenlemeyle bağdaşmadığından 2023/1 İş Yeri Hekimliği ve İş Güvenliği Uzmanlık Sınavında başarılı olan davacı tarafından, (B) sınıfı iş güvenliği uzmanlık sertifikasının verilmesi talebiyle yaptığı başvurunun reddine dair işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İdare Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davalı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davalı idare tarafından, dava konusu işlemin tesis edildiği tarih itibarıyla yürürlükte olan düzenleme uyarınca yargısal denetiminin yapılması gerektiği, Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının geriye yürümeyeceği, kaldı ki Bakanlığın, Mahkeme kararı gibi uymakla yükümlü olduğu bir hüküm bulunmadan mevzuata aykırı işlem tesis etmesinin mümkün olmadığı belirtilerek, temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Cevap verilmemiştir.
TETKİK HÂKİMİ: ...
DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE
GEREKÇE:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin reddine,
2. Temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine, 07/04/2025 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.
Esas No: 2025/1926
Karar No: 2025/2140
TEMYİZ EDEN (DAVALI): ... Bakanlığı
VEKİLİ: Hukuk Müşaviri ...
KARŞI TARAF (DAVACI): ...
İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Davacı tarafından, (B) sınıfı iş güvenliği uzmanlık sertifikasının verilmesi talebiyle yaptığı başvurunun reddine ilişkin ... tarih ve ... sayılı işlemin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E..., K:... sayılı kararda; masumiyet karinesinin, Anayasa'nın 38. maddesinin dördüncü fıkrasında "Suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar, kimse suçlu sayılamaz." şeklinde düzenlendiği, Anayasa’nın 36. maddesinde ise herkesin iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğunun belirtildiği, masumiyet karinesinin, hakkında suç isnadı bulunan bir kişinin adil bir yargılama sonunda suçlu olduğuna dair kesin hüküm tesis edilene kadar masum sayılması gerektiği ve bunun hukuk devleti ilkesinin de bir gereğini oluşturduğu, somut olayda, ... Ağır Ceza Mahkemesince, davacının isnat edilen suçu işlediğine kanaat getirildiği, ancak 5271 sayılı Kanun'un 231. maddesinin davacıya isnat edilen suça uygulanabilir olduğunu tespit ederek hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verdiği, böylece denetim süresinin suç işlenmeden geçirilmesi hâlinde davacı hakkında açılan kamu davasının düşmesi imkânı tanındığı, bu hali ile davacının suçluluğu hükmen sabit olmadığından masumiyet karinesinin devam ettiğinin açık olduğu, davalı idare tarafından, davacı hakkında ceza yargılamasına konu filleri nedeniyle hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesine karşın aynı fiilleri nedeniyle davacının terör örgütü ile irtibat ve iltisaklı olduğu değerlendirilmiş olup, Anayasa'nın 38. maddesinin 4. fıkrasında belirtildiği şekilde davacının suçluluğu hükmen sabit olmadığından, masumiyet karinesine aykırı olarak yapılan bu değerlendirme, 5271 sayılı Kanun'a göre hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı ile kurulan hükmün sanık hakkında bir hukuki sonuç doğurmayacağına yönelik düzenlemeyle bağdaşmadığından 2023/1 İş Yeri Hekimliği ve İş Güvenliği Uzmanlık Sınavında başarılı olan davacı tarafından, (B) sınıfı iş güvenliği uzmanlık sertifikasının verilmesi talebiyle yaptığı başvurunun reddine dair işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İdare Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davalı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davalı idare tarafından, dava konusu işlemin tesis edildiği tarih itibarıyla yürürlükte olan düzenleme uyarınca yargısal denetiminin yapılması gerektiği, Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının geriye yürümeyeceği, kaldı ki Bakanlığın, Mahkeme kararı gibi uymakla yükümlü olduğu bir hüküm bulunmadan mevzuata aykırı işlem tesis etmesinin mümkün olmadığı belirtilerek, temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Cevap verilmemiştir.
TETKİK HÂKİMİ: ...
DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE
GEREKÇE:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin reddine,
2. Temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine, 07/04/2025 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.