‹ Ana sayfa
Danıştay4. Daireİdare Hukuku · ön sınıflandırma

Danıştay 4. Daire E.2024/523 K.2024/2231

Esas No: 2024/523 · Karar No: 2024/2231 · Karar Tarihi: 28.03.2024
T.C. DANIŞTAY
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No: 2024/523
Karar No: 2024/2231

TEMYİZ EDEN (DAVACILAR): 1- ... ve ... Derneği 2-... ... 9- ...

VEKİLİ: Av....

KARŞI TARAF (DAVALI): ... Bakanlığı

VEKİLİ: Hukuk Müşaviri ...

DAVALI YANINDA MÜDAHİL: ... Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi

VEKİLLERİ: Av. ..., Av. ...

İSTEMİN KONUSU:... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: ... ili, ... ilçesi, ... Köyünde, davalı yanında müdahil şirket tarafından yapılması planlanan "... Numaralı Sahada ... Bakır Molibden Madeni Kapasite Artışı, Kırma, Öğütme ve Cevher Zenginleştirme Tesisi ve Atık Depolama Tesisi" projesi hakkında Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Çevresel Etki Değerlendirmesi, İzin ve Denetim Genel Müdürlüğünce verilen ... tarihli ve ... sayılı "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu" kararının iptali istenilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: İdare Mahkemesince verilen kararda; yaptırılan keşif sonucu düzenlenen bilirkişi kök ve ek raporları ve dosyada bulunan bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirilmesinden; Çevresel Etki Değerlendirme Yönetmeliği uyarınca "ÇED Olumsuz" kararı verilen projeler için bu karara sebep olan şartların değişmesi durumunda yeni bir başvuru yapılabileceğinin açık olduğu, olayda davalı yanında müdahil şirket tarafından maden sahasındaki ünitelerin fiziki konumlarının değiştirildiği, bununla birlikte açık ocak alanının küçültüldüğü ve bu haliyle projenin cevher tenörü ve rezervi, işletme parametreleri, alanları, ekonomisi, flora, fauna, orman yapısı, tarım ve mera alanları, hava kalitesi, gürültü kirliliği gibi konular yönüyle değiştiği ve davacıların iddialarının aksine eski projeden ayrıldığı, MAPEG tarafından 20/02/2017 tarihli yazı ile sahada ekonomik altın, gümüş veya renyum rezervi olmadığı ve tenör olarak altın, gümüş ve renyum eldesi için yapılacak tesis yatırımlarının ekonomik olmadığının belirtildiği, ruhsata ait işletmeye iznin bakır ve molibden olarak verildiği, projede yer altı ve yer üstü su kaynaklarına olası etkilerin tüm yönleriyle bilimsel olarak ele alındığı, projenin madencilik açısından kabulünün ve devam etmesinin bilimsel açıdan hiçbir sakıncasının bulunmadığı, projenin çevreye etkilerinin minimum düzeyde tutulması için gerekli tedbirlerin nihai ÇED raporunda izah edildiği ve kurum görüşleri ile de uygun bulunduğu, ormanlar üzerine kalıcı olumsuz etkilerinin olmayacağı, ormancılıkla ilgili olarak ÇED raporu ve eklerindeki çalışmaların ve öngörülen hususların bilimsel açıdan kapsamlı ve yeterli olduğu, alanın flora, fauna, mevcut arazi ve bitki örtüsü üzerinde yapılmış gözlem ve çalışmaların bilimsel açıdan isabetli ve alana uygun olduğu, faaliyetlerin fay hatlarını etkileyerek deprem riski oluşturmasının veya proje sahası civarındaki yapılara ve yerleşim birimlerine olumsuz etki etmesinin mümkün olmadığı, bölgedeki endemik bitki türlerinin yayılımının çok olması sebebiyle nesillerinin tükenme tehlikesi altında olmadığı, ÇED raporunda ve eklerinde yapılan çalışmaların, incelemelerin, hesaplamaların ve değerlendirmelerin projeye ve proje kapsamında gerçekleştirilecek faaliyetlere ve bilimsel esaslara uygun olduğu, yeterli düzeyde veri, bilgi ve belgeye dayandırıldığı, projenin çevreye olası etkilerinin kapsamlı bir şekilde incelendiği ve önlemlerin öngörüldüğü anlaşıldığından, ülke ve bölge ekonomisine faydalar sağlayacağı öngörülen proje için Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından verilen ... tarih ve ... sayılı "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu" kararında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacılar tarafından; halkın katılımı toplantısının usulüne uygun biçimde gerçekleştirilmediği, önceden "ÇED Olumsuz" kararı verilen projede, belirtilen karara gerekçe olarak gösterilen proje alanının yerleşim yerlerine yakınlığı durumunun, mevcut proje açısından da geçerli olduğu, proje alanında yapılan değişiklik yapılması sonucunda, proje alanın yerleşim yerlerine halen yakınlığını koruduğu, proje alanında renyum elementinin de bulunduğu, 1. derece deprem bölgesi olan proje alanında, deprem ve diğer afetler konusunda yeterli önleme yer verilmediği, ... Köyünün önemli bir su kullanıcısı olduğu, projenin gerçekleştirilmesi ile su kaynaklarının olumsuz etkileneceği, ÇED raporunda yer verilen önlemlerin uygulanabilirliğinin şüpheli olduğu, proje kapsamında ağaçların kesilmesinin doğal çevre güzelliklerinin kaybedilmesine yol açacağı, atık barajı ve pasa döküm sahasının yerleşim yerlerine yakınlığı, ilk proje kapsamında verilen "ÇED Olumsuz" kararına gerekçe oluşturmasına karşın, aynı durumun halen geçerli olduğu, dava konusu madencilik faaliyeti sonucunda orman yapısında ve orman-halk ilişkisinde telafisi imkansız zararlar meydana geleceği, Bozüyük ilçesinde mevcut ve yapılması planlanan birçok maden projesinin bulunduğu, dava konusu projenin anılan projeler ile birlikte kümülatif etki değerlendirmesinin yapılmadığı ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: 1- Davalı tarafından; ilgili mevzuat uyarınca İnceleme Değerlendirme Komisyonu oluşturulduğu, bu kapsamda birçok kurum ve kuruluşun proje hakkında görüşlerinin alındığı, proje sahasında uzun yıllardan beri veri toplama çalışmaları yürütüldüğü, gözlem kuyusu açılması, yüzey ve yer altı su kaynaklarının izlenmesi ve örneklenmesi, hava kalitesi ölçümleri, gürültü ölçümleri, toprak kalitesinin belirlenmesi için örnekleme yapılması, jeolojik - jeoteknik çalışmaları ile flora- ve fauna çalışmalarının yapıldığı; projenin çevresel etkilerinin mevzuata uygun olarak değerlendirildiği; bu nedenle, temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.

2- Davalı yanında müdahil tarafından; bilirkişi kök ve ek raporlarında, projenin detaylı şekilde irdelendiği, davacıların eski projeyle ilgili iddialarına yönelik araştırma ve teknik incelemenin keşif sonrası düzenlenen bilirkişi raporunda yapıldığı, projenin yeni bir proje olduğunun tespit edildiği, ÇED sürecine halkın katılımının sağlandığı hususunun Mahkeme tarafından da tespit edildiği, proje kapsamında inceleme ve değerlendirme sürecinde yer alan kamu kurumlarınca olumlu görüş bildirildiği, davacıların renyum elementine ile yüzey ve yer altı sularının etkileneceğine yönelik iddialarının açıklığa kavuşturulduğu, flora ve fauna açısından ÇED raporu ve eklerinin bilimsel esaslara uygun ve yeterli olduğu, orman varlığı ve ekosistemine yönelik çok kapsamlı ve detaylı çalışmalar bulunduğunun bilirkişi raporu ile ortaya konulduğu, depremsellikle ilgili iddiaların bilimsel mesnedinin bulunmadığı, davacının Muratdere Köyüne 400 metre mesafede olduğunu iddia ettiği atık depolama tesisi ünitesinin, ... Köyüne mesafesinin 2,6 kilometre olduğu, altın madenlerinde olduğu gibi siyanür kullanılmasının söz konusu olmadığı, bakır ve molibden madenlerinin zenginleştirilmesine yönelik projede flotasyon tesislerinin kullanılacağı, kümülatif etki değerlendirmesinin 5 kilometre yarıçaplı proje etki alanı dikkate alınarak ele alındığı, davacının kümülatif etki değerlendirmesi yapılmadığını iddia ettiği projelerin daha sonraki tarihli olduğu ve proje alanına mesafesinin de 20-25 kilometre olduğu, stratejik öneme sahip savunma, uzay ve havacılık sanayi vizyonları açısından stratejik önemdeki mobilden madeninin işletileceği tek tesis olan dava konusu projenin gerçekleştirilmesinde yüksek kamu yararı bulunduğu; bu nedenle, temyiz isteminin reddi gerektiği reddi gerektiği savunulmuştur.

TETKİK HÂKİMİ: ...

DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 17. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca duruşma istemi yerinde görülmeyerek işin gereği görüşüldü:

İNCELEME VE

GEREKÇE:
İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Temyiz isteminin reddine,
2.Temyize konu ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ONANMASINA,
3.Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4.Dosyanın anılan İdare Mahkemesine gönderilmesine,
5.2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A-2-(i) maddesi uyarınca, kesin olarak, 28/03/2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.

AvAi

Hukuki AI Asistanı
Merhaba! Ben AvAi, Avarsis Hukuki AI Asistanınız. Size nasıl yardımcı olabilirim?