Danıştay 4. Daire İdare Hukuku · ön sınıflandırma
Danıştay 4. Daire E.2024/3514 K.2025/6503
Özet: (1) Çanakkale’nin Lapseki ilçesinde bulunan taşınmazın, I. derece arkeolojik sit alanı olarak tescillenmesi talebi; (2) Mahkeme, temyiz istemini kabul ederek, Bölge İdare Mahkemesi kararını bozup dosyayı yeniden İdare Dava Dairesine göndererek yeniden karar verileceğine karar verdi.
T.C. DANIŞTAY DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No: 2024/3514
Karar No: 2025/6503
TEMYİZ EDEN (DAVACILAR): 1- ...
2- ...
3- ...
VEKİLLERİ: Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI): ... Bakanlığı
VEKİLİ: Av. ...
İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Çanakkale ili, Lapseki İlçesi, ... Köyü, ... ada, ... parsel sayılı taşınmazın malikleri olan davacılar tarafından, anılan taşınmazın I. derece arkeolojik sit alanı olarak tescil edilmesine dair Çanakkale Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile bu kararın kaldırılması istemiyle yapılan başvurunun reddine dair Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; dava dosyasındaki bilgi ve belgeler ile bilirkişi raporunun birlikte değerlendirilmesi neticesinde, davacıların maliki olduğu taşınmazda iki adet tümülüs bulunduğu, tümülüslerin olduğu alanda ve çevresinde yapılan yüzey taramasında kırık kiremit ve pişmiş topraktan yapılmış seramik parçaları ile taşınır kültür varlıklarının yüzeyde yayılım gösterdiği, alanın I. Derece Arkeolojik Sit Alanı niteliğinde olduğu ve sit alanından çıkarılmasının koruma açısından sakınca oluşturacağı anlaşıldığından, davacıların maliki olduğu Çanakkale ili, Lapseki İlçesi, ... Köyü, ... ada, ... parsel sayılı taşınmazın I. derece arkeolojik sit alanı olarak tescil edilmesine dair Çanakkale Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararında ve bu kararın kaldırılması istemiyle yapılan başvurunun reddine dair Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararında hukuka aykırılık görülmediği sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İdare Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davacılar tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacılar tarafından, dava açıldıktan sonra taşınmazda bulunan I. Derece sit alanı şerhinin herhangi bir ilave karar alınmadan, 'taşınmazın bir bölümü' şeklinde değiştirildiği, bilirkişi raporunun eksik ve hatalı olduğu, bilirkişilerce taşınmazda yalnızca gözleme dayalı inceleme yapıldığı, herhangi bir yeraltı görüntüleme tekniği kullanılmadığı, keşif esnasında bulunan buluntuların yoğun olmadığı, taşınmazın I. derece sit alanı tesis edilmesine de yeterli olmadığı, taşınmazın doğu cephesine düşen yaklaşık yirmibeş dönümlük bölümde inceleme yapıldığı ve bu alana şerh koyulmasının amaçlanmasına rağmen taşınmazın tamamına şerh koyulmasının mülkiyet hakkının kısıtlanması sonucu doğurduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
TETKİK HÂKİMİ: ...
DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının Dairemiz kararında belirtilen gerekçe doğrultusunda bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 17. maddesinin 2. fıkrası uyarınca duruşma istemi yerinde görülmeyerek işin gereği görüşüldü:
İNCELEME VE
GEREKÇE:
MADDİ
OLAY:
Çanakkale ili, Lapseki İlçesi, ... Köyü, ... ada, ... parsel sayılı taşınmazın malikleri olan davacılar tarafından, anılan taşınmazın I. derece arkeolojik sit alanı olarak tescil edilmesine dair Çanakkale Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile bu kararın kaldırılması istemiyle yapılan başvurunun reddine dair tesis edilen Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı üzerine görülmekte olan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
Türkiye Cumhuriyeti Anayasa'sının 63. maddesinde, "Devlet, tarih, kültür ve tabiat varlıklarının ve değerlerinin korunmasını sağlar, bu amaçla destekleyici ve teşvik edici tedbirleri alır..." hükmüne yer verilmiştir.
2863 Sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu’nun "Tanımlar" başlıklı 3. maddesinde Kültür varlığı; "Tarih öncesi ve tarihi devirlere ait bilim, kültür, din ve güzel sanatlarla ilgili bulunan veya tarih öncesi ya da tarihi devirlerde sosyal yaşama konu olmuş bilimsel ve kültürel açıdan özgün değer taşıyan yer üstünde, yer altında veya su altındaki bütün taşınır ve taşınmaz varlıklar", Sit; "tarih öncesinden günümüze kadar gelen çeşitli medeniyetlerin ürünü olup, yaşadıkları devirlerin sosyal, ekonomik, mimari ve benzeri özelliklerini yansıtan kent ve kent kalıntıları, kültür varlıklarının yoğun olarak bulunduğu sosyal yaşama konu olmuş veya önemli tarihi hadiselerin cereyan ettiği yerler ve tespiti yapılmış tabiat özellikleri ile korunması gerekli alanlardır" şeklinde tanımlanmış, "Tespit ve tescil" başlıklı 7. maddesinde; "Korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının ve doğal sit alanlarının tespiti, Kültür ve Turizm Bakanlığının koordinatörlüğünde ilgili ve faaliyetleri etkilenen kurum ve kuruluşların görüşü alınarak yapılır. Yapılacak tespitlerde, kültür ve tabiat varlıklarının tarih, sanat, bölge ve diğer özellikleri dikkate alınır. Devletin imkanları gözönünde tutularak, örnek durumda olan ve ait olduğu devrin özelliklerini yansıtan yeteri kadar eser, korunması gerekli kültür varlığı olarak belirlenir. Korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ile ilgili yapılan tespitler koruma bölge kurulu kararı ile tescil olunur... Tespit ve tescil ile ilgili usul ve esaslar yönetmelikle düzenlenir." hükmüne, "Korunma alanı ile ilgili karar alma yetkisi" başlıklı 8. maddesinde; "Yedinci maddeye göre tescil edilen korunması gerekli kültür ve tabiat varlıklarının korunma alanlarının tespiti ve bu alanlar içinde inşaat ve tesisat yapılıp yapılamayacağı konusunda karar alma yetkisi Koruma Kurullarına aittir..." hükmüne yer verilmiştir.
05/11/1999 günlü, 658 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu kararında ise, Arkeolojik Sit; insanlığın varoluşundan günümüze kadar ulaşan eski uygarlıkların yer altında, yer üstünde ve su altındaki ürünleri, yaşadıkları devirlerin sosyal, ekonomik ve kültürel özelliklerini yansıtan her türlü kültür varlığının yer aldığı yerleşmeler ve alanlar, I. Derece Arkeolojik Sit; korumaya yönelik bilimsel çalışmalar dışında aynen korunacak arkeolojik alanlar, II. Derece Arkeolojik Sit; Korunması gereken, ancak koruma ve kullanma koşulları koruma kurulları tarafından belirlenecek, korumaya yönelik bilimsel çalışmalar dışında aynen korunacak sit alanları, III. Derece Arkeolojik Sit; Koruma - kullanma kararları doğrultusunda yeni düzenlemelere izin verilebilecek arkeolojik alanlar olarak tanımlanmıştır.
13/10/1999 gün ve 23845 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Arkeolojik Mirasın Korunmasına İlişkin Avrupa Sözleşmesinin 1. maddesinde; "Bu sözleşmenin amacı, Avrupa'nın ortak anı kaynağı olduğu kadar, bilimsel ve tarihi araştırma gereci olarak da arkeolojik mirası koruma" olarak belirtilmiş olup, 1/3. maddesinde ise; "Yapılar, inşaatlar, mimari eser grupları, açılmış sit alanları, taşınır varlıklar, diğer tür anıtlar ve bunların çevresi, ister toprakta, ister su altında bulunsunlar, arkeolojik mirasa dahildir" denilmiş, 2. ii maddesinde de; "Maddi izlerin gelecek kuşaklar tarafından incelenmek üzere korunması için toprak üstünde veya su altında görünür bir kalıntı olmasa bile arkeolojik rezerv alanları oluşturulması" hükmüne yer verilmiştir.
Ayrıca; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 31. maddesinin yollamada bulunduğu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 266. maddesinde, "Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. Hâkimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukuki bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamaz." düzenlemesi yer almaktadır
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Dosyanın incelenmesinden; Çanakkale ili, Lapseki İlçesi, ... Köyü, ... ada, ... parsel sayılı taşınmazın mülkiyetinin 2018 yılında davacılara geçtiği, 28/04/2022 tarihinde ise taşınmazın beyanlar hanesine ''I. derecede arkeolojik sit'' şerhi koyulduğu, davacıların bu beyan üzerine Çanakkale Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Müdürlüğüne başvuru yaptıkları, Kurul tarafından cevap verildiği ve 21/06/2022 tarihinde Koruma Bölge Kurulu kararına itiraz edildiği, itiraz üzerine dava konusu Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile itirazın reddedildiği, tesis edilen Çanakkale Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ve Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararının iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı görülmektedir.
Uyuşmazlıkta, yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerinin değerlendirilmesinden, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, Mahkemece bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verileceği; arkeolojik sit alanlarının tespiti ile korunması gerekli taşınmaz kültür varlığına ilişkin uyuşmazlıkların çözümünde teknik yönden keşif ve bilirkişi incelemesinin gerektiği durumlarda yukarıda yer alan tanım ve taşınmaz kültür varlıklarının özelliği gereği, taşınmazın arkeolojik sit alanı özelliği taşıyıp taşımadığı hususunun tespiti yönünden, yazılı bilgi, sathi kalıntılar, bilimsel araştırmalar, çevresel gözlemler, ekolojik gözlemler, bilimsel tahmin ve topografik yapı yönlerinden yeterli niteliklere sahip olup olmadığı; ayrıca sit derecesinin tespiti açısından, tarih öncesinden günümüze kadar gelen çeşitli medeniyetlerin ürünü olup, yaşadıkları devirlerin sosyal, ekonomik, mimari ve benzeri özelliklerini kısmen yansıtan yerleşim alanları ve sosyal yaşama konu olmuş alanlardan olmasına; birinci ve ikinci derece arkeolojik sitlerle etkileşim içinde ve bu alanların korunmasında uzun ya da kısa vadede kamu yararı olan alanlardan olmasına ilişkin niteliklerinin anlaşılabilmesi için konusunda uzman bilirkişi kurulu oluşturulmak suretiyle inceleme yaptırılarak hukuki uyuşmazlığın çözümlenmesi gerektiği anlaşılmaktadır.
Buna göre, dosyada bulunan bilirkişi raporunda her ne kadar; ''... davacıların maliki olduğu taşınmazda iki adet tümülüs bulunduğu, tümülüslerin olduğu alanda ve çevresinde yapılan yüzey taramasında kırık kiremit ve pişmiş topraktan yapılmış seramik parçaları ile taşınır kültür varlıklarının yüzeyde yayılım gösterdiği.'' ifade edilmişse de; bilirkişi raporunda tespit edilen tümülüslere ait alanlar ile Koruma Bölge Kurulu'nun tespit ettiği alanların birbiri ile örtüşüp örtüşmediği iddiasının raporda netleştirilemediği, dava konusu taşınmaz ile tescil edilen alanın bir bütün olarak dikkate alınması suretiyle, geniş ve özellikli bir bölge içerisinde yer alan dava konusu parselde, buluntular yönünden inceleme ve değerlendirilme yapılması suretiyle, taşınmazın tamamının I. derece arkeolojik sit tanımına uygun özellikler gösterip göstermediğinin, taşınmazın bir kısmının I. derece arkeolojik sit alanı dışına çıkartılması halinde, bu durumun sit alanının bütünlüğünü ne şekilde etkileyeceğinin, kamu yararı da dikkate alınarak somut bir biçimde incelenmesi amacıyla alanın özelliğine göre konusunda uzman bilirkişilere yeniden keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılarak hazırlanacak raporun incelenip değerlendirilmesi suretiyle işin esası hakkında yeniden bir karar verilmesi gerekmektedir.
Bu itibarla, davanın reddi yönündeki İdare Mahkemesi kararına ilişkin istinaf isteminin reddine dair temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin kabulüne,
2. Temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın İdare Dava Dairesine gönderilmesine, 09/12/2025 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.
Esas No: 2024/3514
Karar No: 2025/6503
TEMYİZ EDEN (DAVACILAR): 1- ...
2- ...
3- ...
VEKİLLERİ: Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI): ... Bakanlığı
VEKİLİ: Av. ...
İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Çanakkale ili, Lapseki İlçesi, ... Köyü, ... ada, ... parsel sayılı taşınmazın malikleri olan davacılar tarafından, anılan taşınmazın I. derece arkeolojik sit alanı olarak tescil edilmesine dair Çanakkale Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile bu kararın kaldırılması istemiyle yapılan başvurunun reddine dair Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; dava dosyasındaki bilgi ve belgeler ile bilirkişi raporunun birlikte değerlendirilmesi neticesinde, davacıların maliki olduğu taşınmazda iki adet tümülüs bulunduğu, tümülüslerin olduğu alanda ve çevresinde yapılan yüzey taramasında kırık kiremit ve pişmiş topraktan yapılmış seramik parçaları ile taşınır kültür varlıklarının yüzeyde yayılım gösterdiği, alanın I. Derece Arkeolojik Sit Alanı niteliğinde olduğu ve sit alanından çıkarılmasının koruma açısından sakınca oluşturacağı anlaşıldığından, davacıların maliki olduğu Çanakkale ili, Lapseki İlçesi, ... Köyü, ... ada, ... parsel sayılı taşınmazın I. derece arkeolojik sit alanı olarak tescil edilmesine dair Çanakkale Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararında ve bu kararın kaldırılması istemiyle yapılan başvurunun reddine dair Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararında hukuka aykırılık görülmediği sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İdare Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davacılar tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacılar tarafından, dava açıldıktan sonra taşınmazda bulunan I. Derece sit alanı şerhinin herhangi bir ilave karar alınmadan, 'taşınmazın bir bölümü' şeklinde değiştirildiği, bilirkişi raporunun eksik ve hatalı olduğu, bilirkişilerce taşınmazda yalnızca gözleme dayalı inceleme yapıldığı, herhangi bir yeraltı görüntüleme tekniği kullanılmadığı, keşif esnasında bulunan buluntuların yoğun olmadığı, taşınmazın I. derece sit alanı tesis edilmesine de yeterli olmadığı, taşınmazın doğu cephesine düşen yaklaşık yirmibeş dönümlük bölümde inceleme yapıldığı ve bu alana şerh koyulmasının amaçlanmasına rağmen taşınmazın tamamına şerh koyulmasının mülkiyet hakkının kısıtlanması sonucu doğurduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
TETKİK HÂKİMİ: ...
DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının Dairemiz kararında belirtilen gerekçe doğrultusunda bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 17. maddesinin 2. fıkrası uyarınca duruşma istemi yerinde görülmeyerek işin gereği görüşüldü:
İNCELEME VE
GEREKÇE:
MADDİ
OLAY:
Çanakkale ili, Lapseki İlçesi, ... Köyü, ... ada, ... parsel sayılı taşınmazın malikleri olan davacılar tarafından, anılan taşınmazın I. derece arkeolojik sit alanı olarak tescil edilmesine dair Çanakkale Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile bu kararın kaldırılması istemiyle yapılan başvurunun reddine dair tesis edilen Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı üzerine görülmekte olan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
Türkiye Cumhuriyeti Anayasa'sının 63. maddesinde, "Devlet, tarih, kültür ve tabiat varlıklarının ve değerlerinin korunmasını sağlar, bu amaçla destekleyici ve teşvik edici tedbirleri alır..." hükmüne yer verilmiştir.
2863 Sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu’nun "Tanımlar" başlıklı 3. maddesinde Kültür varlığı; "Tarih öncesi ve tarihi devirlere ait bilim, kültür, din ve güzel sanatlarla ilgili bulunan veya tarih öncesi ya da tarihi devirlerde sosyal yaşama konu olmuş bilimsel ve kültürel açıdan özgün değer taşıyan yer üstünde, yer altında veya su altındaki bütün taşınır ve taşınmaz varlıklar", Sit; "tarih öncesinden günümüze kadar gelen çeşitli medeniyetlerin ürünü olup, yaşadıkları devirlerin sosyal, ekonomik, mimari ve benzeri özelliklerini yansıtan kent ve kent kalıntıları, kültür varlıklarının yoğun olarak bulunduğu sosyal yaşama konu olmuş veya önemli tarihi hadiselerin cereyan ettiği yerler ve tespiti yapılmış tabiat özellikleri ile korunması gerekli alanlardır" şeklinde tanımlanmış, "Tespit ve tescil" başlıklı 7. maddesinde; "Korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının ve doğal sit alanlarının tespiti, Kültür ve Turizm Bakanlığının koordinatörlüğünde ilgili ve faaliyetleri etkilenen kurum ve kuruluşların görüşü alınarak yapılır. Yapılacak tespitlerde, kültür ve tabiat varlıklarının tarih, sanat, bölge ve diğer özellikleri dikkate alınır. Devletin imkanları gözönünde tutularak, örnek durumda olan ve ait olduğu devrin özelliklerini yansıtan yeteri kadar eser, korunması gerekli kültür varlığı olarak belirlenir. Korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ile ilgili yapılan tespitler koruma bölge kurulu kararı ile tescil olunur... Tespit ve tescil ile ilgili usul ve esaslar yönetmelikle düzenlenir." hükmüne, "Korunma alanı ile ilgili karar alma yetkisi" başlıklı 8. maddesinde; "Yedinci maddeye göre tescil edilen korunması gerekli kültür ve tabiat varlıklarının korunma alanlarının tespiti ve bu alanlar içinde inşaat ve tesisat yapılıp yapılamayacağı konusunda karar alma yetkisi Koruma Kurullarına aittir..." hükmüne yer verilmiştir.
05/11/1999 günlü, 658 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu kararında ise, Arkeolojik Sit; insanlığın varoluşundan günümüze kadar ulaşan eski uygarlıkların yer altında, yer üstünde ve su altındaki ürünleri, yaşadıkları devirlerin sosyal, ekonomik ve kültürel özelliklerini yansıtan her türlü kültür varlığının yer aldığı yerleşmeler ve alanlar, I. Derece Arkeolojik Sit; korumaya yönelik bilimsel çalışmalar dışında aynen korunacak arkeolojik alanlar, II. Derece Arkeolojik Sit; Korunması gereken, ancak koruma ve kullanma koşulları koruma kurulları tarafından belirlenecek, korumaya yönelik bilimsel çalışmalar dışında aynen korunacak sit alanları, III. Derece Arkeolojik Sit; Koruma - kullanma kararları doğrultusunda yeni düzenlemelere izin verilebilecek arkeolojik alanlar olarak tanımlanmıştır.
13/10/1999 gün ve 23845 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Arkeolojik Mirasın Korunmasına İlişkin Avrupa Sözleşmesinin 1. maddesinde; "Bu sözleşmenin amacı, Avrupa'nın ortak anı kaynağı olduğu kadar, bilimsel ve tarihi araştırma gereci olarak da arkeolojik mirası koruma" olarak belirtilmiş olup, 1/3. maddesinde ise; "Yapılar, inşaatlar, mimari eser grupları, açılmış sit alanları, taşınır varlıklar, diğer tür anıtlar ve bunların çevresi, ister toprakta, ister su altında bulunsunlar, arkeolojik mirasa dahildir" denilmiş, 2. ii maddesinde de; "Maddi izlerin gelecek kuşaklar tarafından incelenmek üzere korunması için toprak üstünde veya su altında görünür bir kalıntı olmasa bile arkeolojik rezerv alanları oluşturulması" hükmüne yer verilmiştir.
Ayrıca; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 31. maddesinin yollamada bulunduğu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 266. maddesinde, "Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. Hâkimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukuki bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamaz." düzenlemesi yer almaktadır
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Dosyanın incelenmesinden; Çanakkale ili, Lapseki İlçesi, ... Köyü, ... ada, ... parsel sayılı taşınmazın mülkiyetinin 2018 yılında davacılara geçtiği, 28/04/2022 tarihinde ise taşınmazın beyanlar hanesine ''I. derecede arkeolojik sit'' şerhi koyulduğu, davacıların bu beyan üzerine Çanakkale Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Müdürlüğüne başvuru yaptıkları, Kurul tarafından cevap verildiği ve 21/06/2022 tarihinde Koruma Bölge Kurulu kararına itiraz edildiği, itiraz üzerine dava konusu Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile itirazın reddedildiği, tesis edilen Çanakkale Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ve Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararının iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı görülmektedir.
Uyuşmazlıkta, yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerinin değerlendirilmesinden, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, Mahkemece bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verileceği; arkeolojik sit alanlarının tespiti ile korunması gerekli taşınmaz kültür varlığına ilişkin uyuşmazlıkların çözümünde teknik yönden keşif ve bilirkişi incelemesinin gerektiği durumlarda yukarıda yer alan tanım ve taşınmaz kültür varlıklarının özelliği gereği, taşınmazın arkeolojik sit alanı özelliği taşıyıp taşımadığı hususunun tespiti yönünden, yazılı bilgi, sathi kalıntılar, bilimsel araştırmalar, çevresel gözlemler, ekolojik gözlemler, bilimsel tahmin ve topografik yapı yönlerinden yeterli niteliklere sahip olup olmadığı; ayrıca sit derecesinin tespiti açısından, tarih öncesinden günümüze kadar gelen çeşitli medeniyetlerin ürünü olup, yaşadıkları devirlerin sosyal, ekonomik, mimari ve benzeri özelliklerini kısmen yansıtan yerleşim alanları ve sosyal yaşama konu olmuş alanlardan olmasına; birinci ve ikinci derece arkeolojik sitlerle etkileşim içinde ve bu alanların korunmasında uzun ya da kısa vadede kamu yararı olan alanlardan olmasına ilişkin niteliklerinin anlaşılabilmesi için konusunda uzman bilirkişi kurulu oluşturulmak suretiyle inceleme yaptırılarak hukuki uyuşmazlığın çözümlenmesi gerektiği anlaşılmaktadır.
Buna göre, dosyada bulunan bilirkişi raporunda her ne kadar; ''... davacıların maliki olduğu taşınmazda iki adet tümülüs bulunduğu, tümülüslerin olduğu alanda ve çevresinde yapılan yüzey taramasında kırık kiremit ve pişmiş topraktan yapılmış seramik parçaları ile taşınır kültür varlıklarının yüzeyde yayılım gösterdiği.'' ifade edilmişse de; bilirkişi raporunda tespit edilen tümülüslere ait alanlar ile Koruma Bölge Kurulu'nun tespit ettiği alanların birbiri ile örtüşüp örtüşmediği iddiasının raporda netleştirilemediği, dava konusu taşınmaz ile tescil edilen alanın bir bütün olarak dikkate alınması suretiyle, geniş ve özellikli bir bölge içerisinde yer alan dava konusu parselde, buluntular yönünden inceleme ve değerlendirilme yapılması suretiyle, taşınmazın tamamının I. derece arkeolojik sit tanımına uygun özellikler gösterip göstermediğinin, taşınmazın bir kısmının I. derece arkeolojik sit alanı dışına çıkartılması halinde, bu durumun sit alanının bütünlüğünü ne şekilde etkileyeceğinin, kamu yararı da dikkate alınarak somut bir biçimde incelenmesi amacıyla alanın özelliğine göre konusunda uzman bilirkişilere yeniden keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılarak hazırlanacak raporun incelenip değerlendirilmesi suretiyle işin esası hakkında yeniden bir karar verilmesi gerekmektedir.
Bu itibarla, davanın reddi yönündeki İdare Mahkemesi kararına ilişkin istinaf isteminin reddine dair temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin kabulüne,
2. Temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın İdare Dava Dairesine gönderilmesine, 09/12/2025 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.