‹ Ana sayfa
Danıştay4. Daireİdare Hukuku · ön sınıflandırma

Danıştay 4. Daire E.2024/3082 K.2024/5566

Esas No: 2024/3082 · Karar No: 2024/5566 · Karar Tarihi: 10.10.2024
T.C. DANIŞTAY
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No: 2024/3082
Karar No: 2024/5566

TEMYİZ EDENLER: 1- (DAVALI) ... Valiliği

VEKİLİ: Av. ...

2- MÜDAHİL (DAVALI YANINDA) ... Madencilik Lojistik Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi

VEKİLİ: Av. ...

KARŞI TARAF (DAVACILAR):
1- ...

2- ...

...

60- ...

61- ...

VEKİLLERİ: Av. ...

İSTEMİN KONUSU: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Davacılar tarafından, Ordu İli, Ulubey İlçesi, ... ve ... Mahalleleri içerisinde yapılması planlanan "IV Grup Bentonit Ocağı" projesi ile ilgili olarak tesis edilen ... tarihli, ... sayılı "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir" kararının iptali istenilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: İdare Mahkemesince verilen kararda; dosya kapsamında bulunan bilgi ve belgelerin Çevre Mühendisi, iki İnşaat Mühendisi (Hidroloji ve Ulaşım), Harita Mühendisi, Jeoloji Mühendisi, Maden Mühendisi, Biyolog, Orman Mühendisi, Ziraat Mühendisi bilirkişilerden oluşan heyet ile mahallinde yapılan keşif ve bilirkişi incelemesi neticesinde hazırlanan kök ve ek bilirkişi raporlarının birlikte değerlendirilmesinden; proje sahasının Ordu İli, Ulubey İlçesi, Yenisayaca ve Çatallı Mahallesi sınırları içerisinde kaldığı, Ordu ilinin 15 km güneyinde bulunan faaliyet alanının, Ulubey ilçe merkezine 1,4 km uzaklıkta olduğu, ocak alanına en yakın yerleşim yerinin, proje sahasının 900 m güneydoğusunda Çatallı Mahallesinin, 1300 m kuzeybatısında Yenisayaca Mahallesinin olduğu, ruhsatlı alan içerisinde evlerin bulunduğu, ÇED izin alanlarının konutlara olan mesafelerinin ise 50 m ile 250 m arasında değiştiği, dava konusu projenin ruhsat alanı içinde kalan poligon alanlarının çevresinde aktif ve pasif heyelan alan alanlarının bulunduğu, dava konusu bentonit ocağına ait Pligon 1’in pasif heyelan alanına sınır teşkil ettiği, Poligon 2’nin bir bölümün pasif heyelan alanının içinde yer aldığı, Poligon 3’ün kuş uçuşu 175 m batısında aktif heyelan, kuşuçuşu 170 m güney doğusunda pasif heyelan alanı bulunduğu, Poligon 4’ün ise kuş uçuşu 200 m kuzey doğusunda aktif heyelan, kuş uçuşu 160 m güneyinde pasif heyelan alanının yer aldığı, basamaklı açık ocak üretim yönteminin uygulanacağı proje sahasında poligonların çevresinde aktif ve pasif heyelan alanları bulunmasına rağmen, kayaçların; süreksizlikleri, fiziksel ve litolojik özellikleri, eğim ve doğrultuları gibi jeoteknik özelliklerinin belirlenmesine yönelik şev duraylılık analizlerinin yapılmadığı, proje alanındaki hammadde rezervinin oldukça geniş bir alana yayılmış olduğu, benzer özellikteki hammaddenin geniş bir bölgede varlığı proje alanı olarak belirlenmiş dava konusu alan için ‘proje alternatiflerinin’ su kaynakları (yüzey-yer altı), toz, gürültü başta yerleşim alanlarından uzak olması, tesis sahasının görüş ve etki alanı içinde yerleşim yerlerinin mevcudiyeti ve mesafesi olarak çevresel etkileri yönünden incelenmediği, projenin hali hazırda inşaat sürecinin faaliyete geçmediği, inşaat ve faaliyet sürecinde çevrede geri dönüşü olmayan tahribatlara neden olabileceği, bu tahribatlardan ötürü de bitki ve hayvan yaşamının olumsuz yönde etkilenebileceği, alanın ilçe merkezi ve köysel yerleşim alanları içerisinde yer aldığı ve bölgeye özgü bitki ve hayvan türlerinin yeterince değerlendirilmediği, floristik ve faunistik bulguların literatür üzerinden gerçekleştirildiği, faaliyet alanının tarım alanları ile ormanlık bölgeler içerisinde aldığı, endemik ve nesli tehlike altındaki bitki ile hayvan türlerinin belirlenmediği ve bunlara ait özel koruma önlemlerinin alınmadığı, Proje Tanıtım Dosyasında iki yaşamlı ve omurgasız canlılara ilişkin herhangi bir değerlendirme yapılmadığı, PTD’de alanın hidrojeoloji haritasının bulunmadığı, sondaj-araştırma (deney) kuyusu vb. alansal morfolojik çalışmanın yer almadığı, alan özelinde olmayan genel ifadelerin yer aldığı, alanı temsil anlamında hidrolojik ve hidrolik açıdan bir değerlendirmenin ve bilimsel çalışmanın yapılmadığı, keşif sırasında yapılan alan incelemelerinde davaya konusu proje faaliyet alanı olarak kullanılacak lokasyonun konumu gereği yağışın akış şeklinde alt kotlara yüzeysel anlamda su taşıyan ve kuru dere yatakları ile ruhsat alanının içinden akan ve kuzeyden güneye poligon alanları (2-3) sınırlarından geçen Karanlık Deresini besleyen bir alan olduğunun görüldüğü, PTD’de yeraltı suları ile ilgili olarak da hidrolojik çevrim yönünden bilimsel değerlendirmelerin yer almadığı, faaliyet öncesi doğal topografya ile faaliyet sonrası topografyanın yeraltı su seviyesi ile ilişkisi yönünden yeraltı suyunun yer, kalınlık, derinlik, yön açısından hiçbir karşılaştırmanın yapılmadığı, konu kapsamında genel taahhütlere yer verildiği, ayrıca kaynakların jeolojik olarak uyumsuzlukların olduğu bölgelerde ve düşük kotlarda yeraltı suyu boşalımlarıyla olan ilişkilerinin nasıl olduğunun, bölgedeki kaynakların kurak sezondaki durumları ile ilgili araştırmalarında yapılması gerektiği, ancak PTD’de hidrojeolojik olarak jeolojik birimlerin akifer oluşturma potansiyeli ile ilgili olarak bu birimler içindeki akifer özelliklerinin kimyasal kompozisyonları, alterasyon ve tektonizmanın yol açtığı çatlaklı sistemden kaynaklı düzensizlik durumlarının ne olduğu, proje alanı ve içinde bulunduğu bölgeye ait hidrojeolojik özelliklerin tanımının yapılmasının gerekliliği (gözenek durumu, hidrolik iletkenlik, yeraltı suyu beslenimi, çatlak durumu, süzülme ve yüzey akışı) ile ilgili bilimsel verilerinde alanı temsil anlamında yer almadığı, taşkın riski ve yüzey sularının drenajı kapsamında da PTD’de genel ifadelerin dışında drenaj ve taşkının çevresel etkilerini değerlendirme açısından topografik özellikler dikkate alındığında alan özelinde bir incelemenin olmadığı, işletme bakım yollarına ek olarak söz konusu proje alanında proje faaliyetleri sırasında yağmur suyu, taşkın gibi nedenlerle oluşabilecek yüzey sularının ve yer altı sularının kirlenmesini önlemek amaçlı drenaj yollarının palyelemelerle ve üst toprak-hafriyat depolama alanlarıyla birlikte nasıl yapılacağının, bu kanalların lokasyon olarak projelendirilmesinin ve boyutlandırılmasının da “Vaziyet Planına” ek olarak PTD’de yer alması gerekmesine karşın proje tanıtım dosyasının eksiklikler içerdiği, Karanlık Deresi’nin Poligon 2 ve Poligon 3 ortak sınırından geçtiği dikkate alındığında, Karanlık Deresi için bir “Taşkın Analiz Raporu” hazırlanması, yaşanabilecek olası taşkınların neden olacağı dere yatağında su seviyesinin yükselmesi ile proje elemanları arasındaki etkileşimin incelenmesi, taşkın debileri kullanılarak bölgesel ve noktasal analizlerin gerçekleştirilmesi, proje elemanlarının bu taşkınlardan etkilenme risklerinin belirlenmesi, taşkın debilerine göre hidrolik hesaplamaların hidrolik modeller kullanılarak gerçekleştirilmesi gerekmesine karşın PTD’de Karanlık Dere ile ilgili dere yatağı en-boy kesitlerinin alındığı bir hali hazır haritanın dahi hazırlanmadığı, proje elemanlarına yönelik taşkın analizleri ile ilgili bir irdelemenin yer almadığı, mevcut dere yatağı için taşkın riski açısından ‘güvenli kesitin oluşturulması’ hakkında bir çalışmanın da yapılmadığı, dava konusu bentonit ocağı için hazırlanan proje tanıtım dosyasında ocağın işletilmesi sırasında su kaynaklarının görebileceği zararlar ve bu kaynakların korunmasına yönelik alan özelinde alınacak tedbirlere değinilmemesinin, Tarım ve Orman Bakanlığı ve DSİ Jeoteknik Hizmetler ve YAS Daire Başkanlığı başta ilgili kurum ve kuruluşlarla yeraltı sularının nicelik-nitelik profili oluşturulmamasının, faaliyetin etkilerinin bu yönüyle incelenmemesinin, projeden etkilenmesi muhtemel yerüstü (kaptaj) ve yeraltı su kaynaklarının kalitelerine ilişkin analizlerin Su Kalitesi Yönetmeliği dikkate alınmak suretiyle yaptırılarak faaliyetin su kalitesine etkilerinin izlenmesine yönelik ön çalışmaların yapılmamasının, yüzey ve yeraltı sularının ve yağışların ocak ve depolama (üst toprak-stok) alanlarından drenajının-tahliyesinin nasıl yapılacağının bilimsel yöntemlerle yer ve boyutlandırma olarak projelendirmemiş olmasının su kaynakları açısından PTD’nin bilimsel ve teknik anlamda önemli bir eksikliği olduğu, Ocak sahasının bulunduğu sahanın orman arazisi ve şahıs tapulu arazilerden oluştuğu, şahıs arazilerinin çoğunluğunun fındıklık vasıflı araziler olduğu, PTD raporunda bahsedilen stabilize yol ve devamında kullanılacak asfalt yol platformununda maden sahasında kullanılacak kamyonlar için karşıdan ya da arkasından gelecek araçlarla birlikte kullanılmasına elverişli olmadığı, stabilize yolun 250 m olduğu belirtilmiş olup konu yolun bu kısmının yerinde yaklaşık 375 m olduğu, Asfalt yolda bulunan bazı yatay kurbaların maden sahalarında kullanılacak kamyonların dönüşü için elverişli olmadığı, karşı yönden gelebilecek taşıtlar için trafik güvenliği bakımından risk oluşturacağı, Poligon sahalarının bitiminden sonra araçların Ulubey ilçe merkezine doğru yöneleceği ve Çuhadaroğlu sokağını takiben Tokat-Ordu yoluna bağlanarak Depolama alanına gideceği, Çuhadaroğlu sokağının Tokat-Ordu yolu ile olan kesişiminin Ulubey ilçe merkezinde yer almakta olduğu, bu bölgenin ilçe merkezinin ana arterini oluşturduğu, ana arter üzerindeki yol kenarı park yapan araçların varlığı, ilçe merkezinin kendi trafik yükü ve maden sahasından gelecek araçların bir arada bu güzergahı kullanmalarının trafik güvenliği açısından önemli riskleri de beraberinde getireceği, Çuhadaroğlu sokağından ilçe merkezine dönüş yapılacak olan kurbanın kamyonlar için güvenli dönüş imkanı sağlayamayacağı, dava konusu proje alanında tarım arazilerinin bulunduğu, proje tanıtım dosyasında tarım alanları ve arıcılık lokasyonları özelinde yayılan tozlanma etkilerinin dikkate alınmadığı, bu alanlar özelinde bir araştırma ve değerlendirmenin yapılmadığı, proje sahasının bir kısmı kadastrosu kesinleşmiş orman alanı içinde kalıyor olmasına rağmen Orman Genel Müdürlüğü’nün görüşü ve izni alınmamış olduğu, kademe ve basamaklandırma parametrelerinde kesinlik olmadığı, basamak şev açısı ile genel şev açısı kavramlarının anlaşılamadığı, verilen parametreler üzerinden tasarım yapıldığında farklı genel şev açıları oluştuğu, özellikle genel şev açısı belirlemede basamak şev açısı ve diğer parametreler ile genel şev açısının hesaplanarak ortaya konulabilmesinin doğru olacağı, genel şev açısı değeri üzerinden düzlemsel-dairesel kayma analizleri ile nihai oluşacak ocak içi geometrinin stabil (duraylı) olup olmadığının değerlendirilmesi gerektiği, PTD’de bentonit madenciliğinden kaynaklanabilecek çevresel etkilerin bazılarının göz ardı edildiği, göz önüne alınanlar için de uygulanacak tedbirlerin oldukça genel olarak ifade edildiği, dava konusu kararının bilimsel ve teknik açıdan yeterli ve uygun olmadığı hususları gözetildiğinde; dava konusu “Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir” kararında hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.

Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davalı İdare tarafından; işlemin mevzuata uygun olarak tesis edildiği, temyize konu Kararın esas alındığı 13/12/2023 tarihli bilirkişi raporunun eksik ve hukuka aykırı olduğu, Karadeniz Teknik Üniversitesi tarafından hazırlanmış olan değerlendirme raporu doğrultusunda yapılan itirazların karşılanmadığı, her bir uzmanlık alanı için ayrı ayrı olacak şekilde değerlendirme yapılarak gerekçeli olarak iddiaların karşılanmadığı, dava konusu ÇED Gerekli Değildir Kararının bilimsel ve teknik açıdan yeterli olduğu, Mahkeme Kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

Davalı İdare yanında Müdahil tarafından; davalı idarenin temyiz gerekçelerine ek olarak; iptal kararına ilişkin gerekçelerin dayanaksız olduğu, bu dayanaksız gerekçelerinin temyiz dilekçesinde ayrıntılı olarak açıklandığı, valilik tarafından verilen kararın yeterli ve uygun olmadığının ileri sürülmesinin kabul edilemez olduğu, ilgili Kurumların görüşlerinin alındığı, Mahkeme Kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Cevap verilmemiştir.

TETKİK HÂKİMİ: ...

DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE

GEREKÇE:
İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin reddine,
2. Temyize konu ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. Dosyanın anılan İdare Mahkemesine gönderilmesine,
5. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A-2-(i) maddesi uyarınca, kesin olarak, 10/10/2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.

AvAi

Hukuki AI Asistanı
Merhaba! Ben AvAi, Avarsis Hukuki AI Asistanınız. Size nasıl yardımcı olabilirim?