‹ Ana sayfa
Danıştay4. Daireİdare Hukuku · ön sınıflandırma

Danıştay 4. Daire E.2024/2863 K.2024/7661

Esas No: 2024/2863 · Karar No: 2024/7661 · Karar Tarihi: 19.12.2024
T.C. DANIŞTAY
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No: 2024/2863
Karar No: 2024/7661

TEMYİZ EDENLER: 1- (DAVALI) ... Bakanlığı

VEKİLİ: Hukuk Müşaviri ...

2- (DAVALI YANINDA MÜDAHİL)... Enerji Üretim Anonim Şirketi

VEKİLİ: Av. ...

KARŞI TARAF (DAVACI): ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı

VEKİLİ: Av. ...

MÜDAHİL (DAVACI YANINDA): ... İdaresi Genel Müdürlüğü

VEKİLİ: Av. ...

İSTEMİN KONUSU: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Muğla ili, Yatağan ilçesi, ... Mahallesinde Yatağan Termik Enerji Üretim Anonim Şirketi tarafından yapılması planlanan "... İşletme Ruhsat Numaralı Turgut Yeraltı Kömür İşletmesi" projesi hakkında 25/11/2014 tarih ve 29186 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği'nin 14. maddesi uyarınca Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Çevresel Etki Değerlendirmesi İzin ve Denetim Genel Müdürlüğünce verilen ... tarihli ve ... sayılı "Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Olumlu Kararı"nın iptali istenilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Dava konusu işlemin iptali yolunda verilen İdare Mahkemesi kararının Danıştay Dördüncü Dairesinin 26/10/2023 tarih ve E:2023/12414, K:2023/5746 sayılı kararıyla bozulması üzerine İdare Mahkemesince verilen kararda; dosyada bulunan bilgi ve belgeler ile yaptırılan keşif sonucunda düzenlenen bilirkişi kök ve ek raporlarının birlikte değerlendirilmesinden; davaya konu faaliyetin gerçekleştirileceği alana yönelik olarak hazırlanan projedeki kömür damarı ve üzerindeki jeolojik formasyonların özellikleri dikkate alındığında, öngörülen üretim yöntemi sonucu yer yüzünde 2 ila 6 metre arasında çökmelerin meydana geleceği, bu çökmeler sonucunda tarımsal alanlarda oluşacak deformasyonlar ve mevcut özel mülkiyetli taşınmazların da tarımsal amaçlı olarak kullanılamaz hale gelmesinin mümkün olabileceği, davalı yanında müdahil tarafından tasman etkileri analizine yönelik hazırlatılan (Dokuz Eylül Üniversitesi Maden Mühendisliği Bölümü öğretim üyelerince davaya konu projenin gerçekleştirileceği alandaki tasman etkileri analizine yönelik olarak hazırlanan 17.03.2023 tarihli rapor) raporda, tasman hareketlerinin yer altı sularına olan etkisi üzerinde bir değerlendirme yapılmadığı, ayrıca söz konusu raporda beklenen tasman hareketinin formasyonların zemin özelliği göstermesi nedeni ile çatlak oluşturmayacağı ve bu nedenle oluşan deformasyonun (2-6 m arasında) iş makinaları ile düzenlenerek tarıma uygun hale getirilebileceği vurgulanmış ise de, anılan raporda bu durumun kesin bir çözüm olarak net bir şekilde sunulmadığı, ayrıca anılan rapor içeriğinde pano üretimlerinin sıralı yapılarak (birden fazla pano çalıştırılmayacağı) tasman hareketinin etkisinin zamana yayılacağının belirtildiği halde, Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu ekinde sunulan termin planında aynı zaman diliminde birden fazla panoda üretim yapılacağının belirtildiği, bu kapsamda söz konusu rapordaki bu tespitin ise Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu ile sunulan termin planı ile çelişkiye sebebiyet verecek mahiyette olduğu, diğer taraftan davaya konu alandaki kömür üretiminin yer altında gerçekleştirileceği göz önüne alındığında, pasanın sökülmesi, yüklenmesi, nakliyesi ve boşaltılması işlemleri ile kömürün bunkerden yüklenmesi ve taşınması faaliyetleri nedeniyle toz oluşumunun meydana geleceği, bu toz oluşumunun çevredeki zeytinliklerin vegatatif ve generatif gelişmesini etkileyecek mahiyette ve havada asılı nitelikte bulunan partikül madde olduğu, proje kapsamında alınması öngörülen önlemlerin, hava kirliliğinin tamamen önlenmesini sağlayamadığı, ancak teknik ve/veya ekonomik açıdan uygun bulunan yöntemlerle tozun kontrol edilerek çevre üzerine gelen yüklerin azaltılmasına yönelik hususları içerse dahi alanda davaya konu madencilik faaliyeti nedeniyle toz oluşumunun kaçınılmaz olduğu, öte yandan dava konusu faaliyetin yapılacağı arazinin sulu mutlak tarım arazisi niteliğinde olduğu, dava konusu projede üretilecek kömürün galeri girişinin açılacağı, ayrıca üretilen kömürün yüzeye çıkarılması sonrası santral alanına sevk edilene kadar depolanacağı tarım arazisinin doğu, batı, kuzey ve güney yönlerinde ve çok yakınında (yaklaşık 500 metre mesafede) zeytinlik alanların bulunduğu, bu haliyle ilgili mevzuat hükümleri doğrultusunda (3573 sayılı Zeytinciliğin Islahı ve Yabanilerinin Aşılattırılması Hakkında Kanun'un 20. maddesi uyarınca) dava konusu projenin söz konusu lokasyonda gerçekleştirilmesinin mümkün olmadığı, ilaveten davaya konu alanda kömürün çıkarılması sırasında çıkan pasanın taşınması ve depolanması, kömürün kamyonlarla taşınması faaliyetlerinin doğal olarak tozlanmanın artmasına neden olacağından, bu konuda alınması gereken önlemler alınsa dahi tozdan kaynaklanan hava kirliliğinin tamamen önlenmesinin mümkün olmadığı, faaliyetin sürekliliği nedeniyle zaman içerisinde zeytin ve diğer bitkilerin yapraklarındaki kümülatif (birikimli) toz yükünün artacağı, bu durumun ise zaman içerisinde zeytinliklerin yaprak gelişiminin yavaşlaması ile vegatatif ve generatif gelişmesine mani olacağı gibi ayrıca civardaki zeytinlik alanlardan ve tarım arazilerinden elde edilen verimin de büyük oranda azalmasına sebebiyet vereceği anlaşıldığından, dava konusu işlemde hukuka ve mevzuata uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI: 1-Davalı tarafından; dava konusu "ÇED Olumlu" kararının projenin faaliyete geçmesi için nihai bir izin statüsünde olmadığı, proje sahiplerince yatırıma başlamadan önce ilgili kurumlardan gerekli izinleri alma zorunluluğunun bulunduğu, dava konusu işlemin tesis edilmesi sürecinde görevli İnceleme ve Değerlendirme Komisyonu üyelerinden Muğla Valiliği Tarım ve Orman İl Müdürlüğünce verilen görüşte sakınca olmadığının ve faaliyete başlanılmadan önce 5403 sayılı Kanun uyarınca ayrıca görüş alınması gerektiğinin bildirildiği, bu kapsamda ÇED raporunda 5403 sayılı Kanun uyarınca arazilerin tarım dışı kullanımına için izin alınacağına ilişkin taahhüde yer verildiği, proje alanı ve çevresinde yer altı suyu kalitesinin tespitine ilişkin yönelik yapılan analiz sonuçlarının ÇED raporu ekinde yer aldığı, bu kapsamda yapılması planlanan arıtma işlemine yönelik bilgilerin de ÇED raporunda bulunduğu, dava konusu işlemin tesis edilmesi sürecinin ilgili mevzuata uygun biçimde yürütüldüğü, "ÇED Gerekli Değildir" kararı sonrası izleme ve kontrol çalışmalarının idarelerince yapıldığı, bilirkişi kök ve ek raporlarının hükme esas alınabilecek nitelikte olmadığı ileri sürülmektedir.

2- Davalı yanında müdahil tarafından; hükme esas alınan bilirkişi ek raporundaki tasman analizine ilişkin değerlendirmelerin kök raporun tekrarı mahiyetinde olduğu, bilirkişi raporunda 2 ila 6 metrelik tasman olacağına ilişkin iddianın tamamen teorik bir yaklaşım olduğu, tasmanın yer altı sularına etkisinin Yeraltı Suları ile Etkileşimin Araştırılması Raporu'nda incelendiği, tarım alanlarında oluşabilecek deformasyonların düzenlenerek tarım faaliyetine devam edilebileceği, ilk bilirkişi raporunda çevre mühendisliği açısından olumlu tespitler yapılmışken, ek raporda toz oluşumu ve bunun zeytinlikler üzerindeki etkileri konusunda çelişkili değerlendirmeler yapıldığı, projenin çevre üzerindeki etkilerinin daha ayrıntılı olarak incelenmesi gerektiği, dava konusu işlemin iptali yolunda verilen İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Davacı ve davacı yanında müdahil tarafından cevap verilmemiştir.

TETKİK HÂKİMİ: ...

DÜŞÜNCESİ: Temyiz istemlerinin reddi ile usul ve yasaya uygun olan İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE

GEREKÇE:
İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz istemlerinin reddine,
2. Temyize konu ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunanlar üzerinde bırakılmasına,
4. Dosyanın anılan İdare Mahkemesine gönderilmesine,
5. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A-2-(i) maddesi uyarınca, kesin olarak, 19/12/2024 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

(X) KARŞI OY:
Dava; Muğla ili, Yatağan ilçesi, ... Mahallesinde Yatağan Termik Enerji Üretim Anonim Şirketi tarafından yapılması planlanan "... İşletme Ruhsat Numaralı Turgut Yeraltı Kömür İşletmesi" projesi hakkında 25/11/2014 tarih ve 29186 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği'nin 14. maddesi uyarınca Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Çevresel Etki Değerlendirmesi İzin ve Denetim Genel Müdürlüğünce verilen ... tarihli ve ... sayılı "Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Olumlu Kararı"nın iptali istemiyle açılmıştır.

Dosyanın incelenmesinden; dava konusu Yeraltı Kömür İşletmesi Projesi'nin ruhsat alanının 380,49 hektar olduğu, planlanan proje ile kömür üretim faaliyetlerinin yeraltı madenciliği ile yapılmasının planlandığı, yer üstünde kömür stok sahası ve şantiye amaçlı 16,85 hektar alan kullanımının söz konusu olacağı, ÇED raporu ekinde yer alan "... Ruhsat Numaralı Turgut Yeraltı Kömür Sahası Tasman Analiz Raporu'nda "bırakılacak kömür topuklarının etki alanının dışında kalan ve zamana bağlı olarak oluşacak çökme ve oturmalarla bozulması beklenen arazinin, planlı ve düzenli olarak yapılacak çalışmalar sonucu iyileştirilmesi ile ruhsat alanında madencilik ve tarım faaliyetlerinin birlikte yürütülmesinin mümkün olduğunun belirtildiği; ÇED raporu ekinde yer alan "İR. ... Nolu Ruhsat Alanında Yürütülmesi Planlanan Kömür Üretim Faaliyetlerinin Bölgedeki Yeraltı Suları ile Etkileşiminin Araştırılması Raporu"nda ise, tasmanın yer altı sularına etkisinin detaylı olarak incelendiği; öte yandan, dava konusu işlemin tesis edilmesi sürecinde görevli İnceleme ve Değerlendirme Komisyonu üyelerinden Muğla Valiliği Tarım ve Orman İl Müdürlüğünce verilen görüşte sakınca olmadığının ve faaliyete başlanılmadan önce 5403 sayılı Kanun uyarınca ayrıca görüş alınması gerektiğinin bildirildiği, bu kapsamda ÇED raporunda 5403 sayılı Kanun uyarınca arazilerin tarım dışı kullanımına için izin alınacağına ilişkin taahhüde yer verildiği, dolayısıyla Mahkeme kararına dayanak oluşturan bilirkişi raporunda yer verilen tespit ve değerlendirmelerin, uyuşmazlık konusu "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararı"na esas ÇED raporunu kusurlandırmaya yeterli olmadığı sonucuna varılmıştır.

Anılan nedenlerle dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığından, İdare Mahkemesi kararının bozularak, davanın reddine karar verilmesi gerektiği oyuyla, aksi yöndeki Dairemiz çoğunluk kararına katılmıyorum.

Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.

AvAi

Hukuki AI Asistanı
Merhaba! Ben AvAi, Avarsis Hukuki AI Asistanınız. Size nasıl yardımcı olabilirim?