Danıştay4. Daireİdare Hukuku · ön sınıflandırma
Danıştay 4. Daire E.2023/9913 K.2024/5903
Özet: Uyuşmazlık, 3083 sayılı Kanun çerçevesinde Şanlıurfa'nın Viranşehir ilçesinde gerçekleştirilen arazi toplulaştırma işlemine ilişkin tahsis edilen parselin, diğer parsel ve sulama imkanından uzak, taşlı yapısı ve düzensiz şekli nedeniyle hukuka uygun olmadığını iddia eden davacının karara itirazından kaynaklanmaktadır; Mahkeme, ilk derece ve bölge idare mahkemelerinin kararlarını ve ulusal hukuki prensipleri dikkate alarak, toplulaştırma işleminin yasalara ve toplulaştırma ilkelerine uygun olduğunu belirleyip, davacının isteğini reddederek kararını bozamamıştır.
T.C. DANIŞTAY DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No: 2023/9913
Karar No: 2024/5903
TEMYİZ EDEN (DAVACI): ...
VEKİLİ: Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI): ... Genel Müdürlüğü
VEKİLİ: Av. ...
İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: 3083 sayılı Kanun uyarınca arazi toplulaştırma uygulama alanı ilan edilen ve Arazi Toplulaştırma ve Tarla İçi Geliştirme Hizmetleri Projesi kapsamında bulunan, Şanlıurfa İli, Viranşehir İlçesi, ... Köyü ... ve ... nolu parsellerinde bulunduğu alanda yapılan arazi toplulaştırma işleminin anılan parsellere ilişkin kısmının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; eski ve yeni parsellerin toprak özelliklerinin birbirine yakın olduğu, kesinti miktarının yasal sınırların altında kaldığı, toplulaştırma öncesi iki adet parselde tam hisseli olarak bulunurken toplulaştırma sonrasında 3 adet parselde tam hisseli olacak şekilde yer verildiği, toplulaştırma amaç ve ilkelerine, dağıtım esaslarına ve hukuka uygun olarak yapıldığı anlaşılan dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacı tarafından, toplulaştırma sonucu tahsis edilen ... parselin diğer parsellere 5 km uzaklıkta ve sulama imkanının olmadığı taşlık bir yapıya sahip olduğu, Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Cevap verilmemiştir.
TETKİK HÂKİMİ: ...
DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE
GEREKÇE:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin reddine,
2. Temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine, 23/10/2024 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi.
(X) KARŞI OY:
3083 sayılı Sulama Alanlarında Arazi Düzenlenmesine Dair Tarım Reformu Kanunu'nun, işlem tarihinde yürürlükte olan haliyle 1. maddesinde, bu Kanunun amacının, sulama alanları ile Bakanlar Kurulunca gerekli görülen alanlarda; toprağın verimli şekilde işletilmesini, işletilmesinin korunmasını, birim alandan azami ekonomik verimin alınmasını, tarım üretiminin sürekli olarak artırılmasını, değerlendirilmesini ve buralarda istihdam imkanlarının artırılmasını, ekonomik üretime imkan vermeyecek şekilde parçalanan tarım topraklarının gerektiğinde ve imkanlar ölçüsünde genişletilmesi suretiyle de toplulaştırılmasını, tarım arazisinin ailenin geçimini sağlamaya ve aile iş gücünü değerlendirmeye yeterli olmayacak derecede parçalanmasının ve küçülmesinin önlenmesini ... sağlamak olduğu hüküm altına alınmıştır.
Tarım Reformu Genel Müdürlüğü tarafından Haziran 2010'da çıkarılan "Arazi Toplulaştırması Teknik Talimatı"nın 19. maddesinde yer alan "Yeni Parselasyon Planlamasında Dikkat Edilecek Hususlar" başlıklı bölümde, maliklere mümkün olduğu ölçüde eski arazisine eşdeğer ve tek parselde arazi verilmeye çalışılması, maliklerin istekleri dikkate alınarak arazisinin yoğun olduğu bölgede veya en büyük parselinin etrafında toplanarak arazi verilmeye çalışılması, umumi yola (asfalt, şose) bitişik olan parsellerin yine imkanlar ölçüsünde aynı yerde verilmesi, toplulaştırma alanındaki işletme yapı ve tesisleri ile bağ, bahçe vb. sabit tesislerin imkan ölçüsünde maliklerine verilmesi, birden fazla sabit tesisi bulunan maliklerin bu arazi parçalarından mümkün olduğu kadar birinin etrafında tercih vermek zorunda olması, her parselin yol ve sudan faydalanacak şekilde planlanması, küçük işletmelere ait parsellerin, yol ve sudan faydalanabilmesi için, gerektiğinde hisselendirilmesi, parsel şeklinin zorunlu durumlar dışında dikdörtgen olmasına ve en/boy oranının 1/3 - 1/7 arasında bulunmasına dikkat edilmesi, toplulaştırma yapılan köyler arasında sınır düzeltmesinin 3083 sayılı Kanunun 14. maddesine göre ve değer eşitliği sağlanarak yapılması, değişiklik yapıldığında köy sınırlarının yol, kanal gibi sabit sınırlara dayandırılmasına çalışılması, ancak zorunlu hallerde parsel sınırının köy sınırı olarak değerlendirilmesi, işletmeyi oluşturan maliklere ait arazinin bir arada değerlendirilebilmesi, maliklerin istekleri halinde tek parselde payları oranında adlarına hisseli olarak tescil edilmesi, parsel yerleştirilmesinde hısım ve hasım ilişkilerine dikkat edilmesi, arazi maliklerinden birden fazla ve komşu köylerde arazisi bulunanların arazilerinin ikamet ettikleri köyün sınırına yakın olacak şekilde planlanmaya çalışılması, blokların düzgün şekilli olmayan kısımlarına büyük parsellerin yerleştirilmeye çalışılması, düşük dereceli arazinin mümkün olduğu ölçüde eski sahiplerine bırakılması veya kendi aralarında toplulaştırılması, verasete iştiraklerden aynı maliklere ait olan arazinin bir işletme olarak değerlendirilmesi, davalı arazinin her birinin ayrı bir işletme olarak değerlendirilmesi, hisse uyuşmazlıkları giderilemeyen parsellerin her birinin ayrı bir işletme olarak değerlendirilerek eski maliklerine aynı hisselerle tescil ettirilmesi, bu araziden malik ve hisse oranları aynı olanların bir arada toplulaştırılabilmesi, Talimatın 9. maddesi kapsamında yer alan tesislerin bulunduğu parsellerin, planlamada öncelikle bulunduğu yerde bırakılmaya çalışılması hususlarına dikkat edilmesi gerektiği kurallarına yer verilmiştir.
Dosyanın incelenmesinden; davacı tarafından sahibi olduğu Şanlıurfa İli, Viranşehir İlçesi, ... Köyün'de bulunan, (toplulaştırma işlemi öncesindeki) ... ve ... no'lu parsellerde kayıtlı taşınmazları da kapsayan alanda yapılan toplulaştırma işleminin iptali istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı, davacıya ait önceki kadastro durumunda iki adet parselde tam hisseli ..., ... numaralı parselleri bulunurken toplulaştırma neticesinde hazırlanan blok planlar doğrultusunda 3 adet tam hisseli (..., ... ve ...) olacak şekilde yer verildiği, ... nolu parsel otobana isabet ettiğinden, davacıya üç adet parsel tahsis edilmek durumunda kalındığı, eski ve yeni parsellerin toprak özelliklerinin birbirine yakın olduğu, kesinti miktarının yasal sınırların altında kaldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Davacının parsellerinden birine yapılacak olan otobanın isabet etmesi nedeniyle toplulaştırma öncesi iki adet parselde tam hisseli olarak bulunurken toplulaştırma sonrasında üç adet parselde tam hisseli olacak şekilde yer verilmesinde hukuka aykırılık bulunmamakla birlikte, davacıya tahsis edilen ... nolu parselin ... ve ... nolu parselden 5 km uzakta olduğu iddia edilmekte olup, bahse konu parselin ... ve ... nolu parsellere yakın bir bölgede neden planlanmadığı ve ... nolu parselin geometrisindeki bozukluğun teknik bir zorunluluktan kaynaklanıp kaynaklanmadığı hususunda davalı idare ve bilirkişi tarafından bir açıklama getirilmemiş olduğu anlaşıldığından, dosyaya sunulan bilirkişi raporunun karara esas alınamayacağı, yapılan toplulaştırma işleminin "maliklerin istekleri dikkate alınarak arazisinin yoğun olduğu bölgede veya en büyük parselinin etrafında toplanarak arazi verilmeye çalışılması" ve "parsel şeklinin zorunlu durumlar dışında dikdörtgen olması ve en/boy oranının 1/3 - 1/7 arasında bulunması" ilkesine ters düştüğü, yeni verilen parsel şeklinin tarımsal faaliyeti güçleştirecek derecede bozuk olduğu, dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı, İdare Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği görüşüyle karara katılmıyorum.
Esas No: 2023/9913
Karar No: 2024/5903
TEMYİZ EDEN (DAVACI): ...
VEKİLİ: Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI): ... Genel Müdürlüğü
VEKİLİ: Av. ...
İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: 3083 sayılı Kanun uyarınca arazi toplulaştırma uygulama alanı ilan edilen ve Arazi Toplulaştırma ve Tarla İçi Geliştirme Hizmetleri Projesi kapsamında bulunan, Şanlıurfa İli, Viranşehir İlçesi, ... Köyü ... ve ... nolu parsellerinde bulunduğu alanda yapılan arazi toplulaştırma işleminin anılan parsellere ilişkin kısmının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; eski ve yeni parsellerin toprak özelliklerinin birbirine yakın olduğu, kesinti miktarının yasal sınırların altında kaldığı, toplulaştırma öncesi iki adet parselde tam hisseli olarak bulunurken toplulaştırma sonrasında 3 adet parselde tam hisseli olacak şekilde yer verildiği, toplulaştırma amaç ve ilkelerine, dağıtım esaslarına ve hukuka uygun olarak yapıldığı anlaşılan dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacı tarafından, toplulaştırma sonucu tahsis edilen ... parselin diğer parsellere 5 km uzaklıkta ve sulama imkanının olmadığı taşlık bir yapıya sahip olduğu, Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Cevap verilmemiştir.
TETKİK HÂKİMİ: ...
DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE
GEREKÇE:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin reddine,
2. Temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine, 23/10/2024 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi.
(X) KARŞI OY:
3083 sayılı Sulama Alanlarında Arazi Düzenlenmesine Dair Tarım Reformu Kanunu'nun, işlem tarihinde yürürlükte olan haliyle 1. maddesinde, bu Kanunun amacının, sulama alanları ile Bakanlar Kurulunca gerekli görülen alanlarda; toprağın verimli şekilde işletilmesini, işletilmesinin korunmasını, birim alandan azami ekonomik verimin alınmasını, tarım üretiminin sürekli olarak artırılmasını, değerlendirilmesini ve buralarda istihdam imkanlarının artırılmasını, ekonomik üretime imkan vermeyecek şekilde parçalanan tarım topraklarının gerektiğinde ve imkanlar ölçüsünde genişletilmesi suretiyle de toplulaştırılmasını, tarım arazisinin ailenin geçimini sağlamaya ve aile iş gücünü değerlendirmeye yeterli olmayacak derecede parçalanmasının ve küçülmesinin önlenmesini ... sağlamak olduğu hüküm altına alınmıştır.
Tarım Reformu Genel Müdürlüğü tarafından Haziran 2010'da çıkarılan "Arazi Toplulaştırması Teknik Talimatı"nın 19. maddesinde yer alan "Yeni Parselasyon Planlamasında Dikkat Edilecek Hususlar" başlıklı bölümde, maliklere mümkün olduğu ölçüde eski arazisine eşdeğer ve tek parselde arazi verilmeye çalışılması, maliklerin istekleri dikkate alınarak arazisinin yoğun olduğu bölgede veya en büyük parselinin etrafında toplanarak arazi verilmeye çalışılması, umumi yola (asfalt, şose) bitişik olan parsellerin yine imkanlar ölçüsünde aynı yerde verilmesi, toplulaştırma alanındaki işletme yapı ve tesisleri ile bağ, bahçe vb. sabit tesislerin imkan ölçüsünde maliklerine verilmesi, birden fazla sabit tesisi bulunan maliklerin bu arazi parçalarından mümkün olduğu kadar birinin etrafında tercih vermek zorunda olması, her parselin yol ve sudan faydalanacak şekilde planlanması, küçük işletmelere ait parsellerin, yol ve sudan faydalanabilmesi için, gerektiğinde hisselendirilmesi, parsel şeklinin zorunlu durumlar dışında dikdörtgen olmasına ve en/boy oranının 1/3 - 1/7 arasında bulunmasına dikkat edilmesi, toplulaştırma yapılan köyler arasında sınır düzeltmesinin 3083 sayılı Kanunun 14. maddesine göre ve değer eşitliği sağlanarak yapılması, değişiklik yapıldığında köy sınırlarının yol, kanal gibi sabit sınırlara dayandırılmasına çalışılması, ancak zorunlu hallerde parsel sınırının köy sınırı olarak değerlendirilmesi, işletmeyi oluşturan maliklere ait arazinin bir arada değerlendirilebilmesi, maliklerin istekleri halinde tek parselde payları oranında adlarına hisseli olarak tescil edilmesi, parsel yerleştirilmesinde hısım ve hasım ilişkilerine dikkat edilmesi, arazi maliklerinden birden fazla ve komşu köylerde arazisi bulunanların arazilerinin ikamet ettikleri köyün sınırına yakın olacak şekilde planlanmaya çalışılması, blokların düzgün şekilli olmayan kısımlarına büyük parsellerin yerleştirilmeye çalışılması, düşük dereceli arazinin mümkün olduğu ölçüde eski sahiplerine bırakılması veya kendi aralarında toplulaştırılması, verasete iştiraklerden aynı maliklere ait olan arazinin bir işletme olarak değerlendirilmesi, davalı arazinin her birinin ayrı bir işletme olarak değerlendirilmesi, hisse uyuşmazlıkları giderilemeyen parsellerin her birinin ayrı bir işletme olarak değerlendirilerek eski maliklerine aynı hisselerle tescil ettirilmesi, bu araziden malik ve hisse oranları aynı olanların bir arada toplulaştırılabilmesi, Talimatın 9. maddesi kapsamında yer alan tesislerin bulunduğu parsellerin, planlamada öncelikle bulunduğu yerde bırakılmaya çalışılması hususlarına dikkat edilmesi gerektiği kurallarına yer verilmiştir.
Dosyanın incelenmesinden; davacı tarafından sahibi olduğu Şanlıurfa İli, Viranşehir İlçesi, ... Köyün'de bulunan, (toplulaştırma işlemi öncesindeki) ... ve ... no'lu parsellerde kayıtlı taşınmazları da kapsayan alanda yapılan toplulaştırma işleminin iptali istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı, davacıya ait önceki kadastro durumunda iki adet parselde tam hisseli ..., ... numaralı parselleri bulunurken toplulaştırma neticesinde hazırlanan blok planlar doğrultusunda 3 adet tam hisseli (..., ... ve ...) olacak şekilde yer verildiği, ... nolu parsel otobana isabet ettiğinden, davacıya üç adet parsel tahsis edilmek durumunda kalındığı, eski ve yeni parsellerin toprak özelliklerinin birbirine yakın olduğu, kesinti miktarının yasal sınırların altında kaldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Davacının parsellerinden birine yapılacak olan otobanın isabet etmesi nedeniyle toplulaştırma öncesi iki adet parselde tam hisseli olarak bulunurken toplulaştırma sonrasında üç adet parselde tam hisseli olacak şekilde yer verilmesinde hukuka aykırılık bulunmamakla birlikte, davacıya tahsis edilen ... nolu parselin ... ve ... nolu parselden 5 km uzakta olduğu iddia edilmekte olup, bahse konu parselin ... ve ... nolu parsellere yakın bir bölgede neden planlanmadığı ve ... nolu parselin geometrisindeki bozukluğun teknik bir zorunluluktan kaynaklanıp kaynaklanmadığı hususunda davalı idare ve bilirkişi tarafından bir açıklama getirilmemiş olduğu anlaşıldığından, dosyaya sunulan bilirkişi raporunun karara esas alınamayacağı, yapılan toplulaştırma işleminin "maliklerin istekleri dikkate alınarak arazisinin yoğun olduğu bölgede veya en büyük parselinin etrafında toplanarak arazi verilmeye çalışılması" ve "parsel şeklinin zorunlu durumlar dışında dikdörtgen olması ve en/boy oranının 1/3 - 1/7 arasında bulunması" ilkesine ters düştüğü, yeni verilen parsel şeklinin tarımsal faaliyeti güçleştirecek derecede bozuk olduğu, dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı, İdare Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği görüşüyle karara katılmıyorum.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.