Danıştay 4. Daire İdare Hukuku · ön sınıflandırma
Danıştay 4. Daire E.2023/7160 K.2024/1945
Özet: Uyuşmazlık, bir restoran işletmesinin işyeri açma ve çalışma ruhsatının İdare Mahkemesi tarafından iptali nedeniyle kapatılması ve bu işlemden dolayı uğranılan 100.000 TL manevi tazminat ile 10.000 TL maddi tazminat talebidir; mahkeme, ruhsat iptali kararının hukuka aykırı olduğunu belirterek, işletmeyi kapatmanın haksız olduğunu ve zararların tazmin edilmesi gerektiğini kabul etmiş, ancak davalı idarenin hizmet kusuru nedeniyle verilen ilk derecedeki işlemi iptal etmiş ve tazminat talebinin bir kısmını reddetmiştir. Karar, İdare Mahkemesi kararının bozularak işlemin iptali ve 10.000 TL maddi
T.C. DANIŞTAY DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No: 2023/7160
Karar No: 2024/1945
TEMYİZ EDEN
TARAFLAR:
1- ... Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi
VEKİLİ: Av. ...
2- ... Belediye Başkanlığı
VEKİLİ: Av. ...
İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek taraflarca aleyhlerine olan hüküm fıkralarının bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: İstanbul İli, Beyoğlu İlçesi, ... Mahallesi, ... Sokak, No:... adresinde restoran olarak faaliyet gösteren davacı şirket tarafından, işyeri açma ve çalışma ruhsatının iptaline karşı ... İdare Mahkemesinin ... esasına kayden açılan davada verilen dava konusu işlemin iptali kararı üzerine, söz konusu işlem nedeniyle işletmenin kapatılması ve takip eden süreçte tahliye edilmesi nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen 100.000,00 TL manevi tazminat, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 10.000,00 TL maddi tazminatın işyerinin mühürlenmesi tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; uyuşmazlığa konu yerde bulunan işyerine ilişkin ruhsatın iptal edilmesine karşı açılan davada ... İdare Mahkemesince dava konusu işlemin iptaline karar verildiği, söz konusu karar neticesinde faaliyetten menedilmesine dayanak işlemin hukuka aykırı olduğu sabit olduğundan, davalı idarenin hizmet kusuru bulunduğu ve tesis edilen işlem nedeniyle meydana gelen zararların davalı idareden tazmin edilmesi gerektiği sonucuna varılarak, maddi tazminat kalemlerine ilişkin tutarların hesaplanabilmesi için Mahkemelerinin 03/07/2018 tarihli ara kararı ile bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verildiği, dava dosyasına sunulan bilirkişi raporunda yer alan tespitlerin incelenmesi neticesinde, davalı idarenin hukuka aykırı işlemi nedeniyle 238.782,65 TL maddi zarara uğranıldığı ve söz konusu tutarın 10.000,00 TL'sinin dava açıldığı tarihten itibaren hesaplanacak yasal faiziyle kalan 228.782,65 TL tutarın ise dava konusu tutarın ıslah edildiği 25/11/2019 tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte davalı idareden tazmin edilmesi gerektiği; davalı idarece tesis edilen hukuka aykırı işlem nedeniyle belirli bir süre faaliyetine devam edemeyen şirketin, Mahkeme kararı sonrasında, aynı adreste faaliyetini sürdürebilecek iken tercihen farklı bir adrese taşınmış olması da göz önüne alındığında, şirketin saygınlığını yitirmesi veya itibar kaybına uğradığından söz edilemeyeceği anlaşıldığından, tüzel kişi olan davacı şirkete manevi tazminat ödenmesini gerektiren şartların oluşmadığından bahisle manevi tazminat isteminin ise reddi gerektiği sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve taraflarca ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDEN DAVACININ İDDİALARI: Manevi tazminat yönünden; hukuka aykırı işlem nedeniyle şirketin marka ve itibarının zedelendiği, maddi tazminat yönünden ise, işyerinin mühürlenmesi tarihi olan 05/07/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tanzimi gerektiği ileri sürülmektedir.
TEMYİZ EDEN DAVALININ İDDİALARI: Davalı idareye atfedilebilecek herhangi bir kusurun bulunmadığı, Mahkeme kararının dayanağı bilirkişi raporunun hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğu ileri sürülmektedir.
DAVACININ SAVUNMASI: Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
DAVALININ SAVUNMASI: Cevap verilmemiştir.
TETKİK HÂKİMİ: ...
DÜŞÜNCESİ: Temyiz istemlerinin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE
GEREKÇE:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Tarafların temyiz istemlerinin reddine,
2. Temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunanlar üzerinde bırakılmasına,
4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın anılan İdare Mahkemesine gönderilmesine, 20/03/2024 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi.
(X) KARŞI OY:
Dava, İstanbul İli, Beyoğlu İlçesi, ... Mahallesi ... Sokak No:... adresinde restaurant olarak faaliyet gösteren davacı şirket tarafından, işyeri açma ve çalışma ruhsatının iptaline karşı ... İdare Mahkemesinin ... esasına kayden açılan davada verilen dava konusu işlemin iptali kararı üzerine, tesis edilen işlem nedeniyle işletmenin kapatılması ve takip eden süreçte tahliye edilmesi gerektiğinden bahisle uğranıldığı ileri sürülen 100.000,00 TL manevi tazminat, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 10.000,00 TL maddi tazminatın işyerinin mühürlenmesi tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 125. maddesinde idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır.
İdareler kamu hizmetlerini yürütürken kişi veya kişilere bir zarar vermeleri halinde bu zararı hizmet kusuru kapsamında bazen de kusursuz sorumluluk ilkelerine göre gidermek zorundadırlar. Uğranılan bu zararın giderilmesi de tazminat yoluyla mümkündür.
İdarelerin hizmet kusuru nedeniyle sorumlu tutulabilmeleri için hizmetin hiç veya iyi işlememesi gerekli ve yeterli personel istihdam edilmemesi, ya da hizmet yürütülürken gerekli tedbirlerin yerinde ve zamanında alınmaması nedeniyle ortaya bir zararın çıkmış olması gerekir. Eğer bu şekilde hizmetin iyi işlememesi nedeniyle maddi ya da manevi bir zarar doğarsa idareler bu zararı gidermekle yükümlüdür.
Dosyanın incelenmesinden, maddi tazminat kalemleri arasında yer alan tadilat ve dekorasyon masrafı yönünden kabul kararı verildiği görülmekte olup, maddi tazminat kalemlerine ilişkin tutarların hesaplanabilmesi için Mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesi neticesinde hazırlanan 30/04/2019 tarihli rapordan, yeni taşınılan işyerinin tadilat, dekorasyon ve donanımı için yapılan masraflara ilişkin dava dosyasına sunulan makbuz ve faturaların toplam tutarının 158.974,37 TL olduğu, ancak davacı şirketin yasal defterleri üzerinde yapılan incelemede makbuzlar ile ödeme tutarlarının yasal defter kayıtlarına intikal ettirildiğine dair herhangi bir kayda rastlanılmadığı anlaşılmıştır.
213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun "Mükellefin Ödevleri" başlıklı "İkinci Kitap", "Bildirimler", "Defter Tutma", "Vesikalar" olmak üzere üç kısımdan oluşmakta, "Kayıt Zamanı" başlıklı 219. maddesinde muamelelerin defterlere ne zaman kaydedileceği, 229 ve müteakip maddelerde fatura ve fatura yerine geçen vesikalar, "Kaçakçılık Suçları ve Cezaları" başlıklı 359. maddesinde de sahte belge, sahte ve muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge, bu belgeleri düzenleyenler ve kullananlara ilişkin tanı ve müeyyidelere yer verilmiştir.
Muhasebe ve kayıt sisteminin ilk önemli girdisinin işletmelerde ortaya çıkan ekonomik faaliyetlere ilişkin iddiaların kanıtı olan fatura ve fatura yerine geçen belgeler olması, tutulması zorunlu defterlere kaydı ve bu belgeler ile defter kayıtları arasında uygunluğun sağlanması gerektiğinden, kayıtlara intikal ettirilmeyen belgelerin kanıtlayıcı belge özelliği bulunmayacağı dikkate alındığında, davacı tarafından yapıldığı ileri sürülen yasal defterlerde bir karşılığı bulunmayan ödemelere ilişkin zarara yönelik tazmin talebinin reddi gerektiği gerekçesi ile bu kısım yönünden Mahkemece kabulü yönünde verilen kararda hukuka uyarlık bulunmadığı, bu nedenle temyize konu kararın tadilat ve dekorasyon masraflarına ilişkin kısmı bakımından bozulması gerektiği oyu ile çoğunluk kararına katılmıyorum.
Esas No: 2023/7160
Karar No: 2024/1945
TEMYİZ EDEN
TARAFLAR:
1- ... Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi
VEKİLİ: Av. ...
2- ... Belediye Başkanlığı
VEKİLİ: Av. ...
İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek taraflarca aleyhlerine olan hüküm fıkralarının bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: İstanbul İli, Beyoğlu İlçesi, ... Mahallesi, ... Sokak, No:... adresinde restoran olarak faaliyet gösteren davacı şirket tarafından, işyeri açma ve çalışma ruhsatının iptaline karşı ... İdare Mahkemesinin ... esasına kayden açılan davada verilen dava konusu işlemin iptali kararı üzerine, söz konusu işlem nedeniyle işletmenin kapatılması ve takip eden süreçte tahliye edilmesi nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen 100.000,00 TL manevi tazminat, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 10.000,00 TL maddi tazminatın işyerinin mühürlenmesi tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; uyuşmazlığa konu yerde bulunan işyerine ilişkin ruhsatın iptal edilmesine karşı açılan davada ... İdare Mahkemesince dava konusu işlemin iptaline karar verildiği, söz konusu karar neticesinde faaliyetten menedilmesine dayanak işlemin hukuka aykırı olduğu sabit olduğundan, davalı idarenin hizmet kusuru bulunduğu ve tesis edilen işlem nedeniyle meydana gelen zararların davalı idareden tazmin edilmesi gerektiği sonucuna varılarak, maddi tazminat kalemlerine ilişkin tutarların hesaplanabilmesi için Mahkemelerinin 03/07/2018 tarihli ara kararı ile bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verildiği, dava dosyasına sunulan bilirkişi raporunda yer alan tespitlerin incelenmesi neticesinde, davalı idarenin hukuka aykırı işlemi nedeniyle 238.782,65 TL maddi zarara uğranıldığı ve söz konusu tutarın 10.000,00 TL'sinin dava açıldığı tarihten itibaren hesaplanacak yasal faiziyle kalan 228.782,65 TL tutarın ise dava konusu tutarın ıslah edildiği 25/11/2019 tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte davalı idareden tazmin edilmesi gerektiği; davalı idarece tesis edilen hukuka aykırı işlem nedeniyle belirli bir süre faaliyetine devam edemeyen şirketin, Mahkeme kararı sonrasında, aynı adreste faaliyetini sürdürebilecek iken tercihen farklı bir adrese taşınmış olması da göz önüne alındığında, şirketin saygınlığını yitirmesi veya itibar kaybına uğradığından söz edilemeyeceği anlaşıldığından, tüzel kişi olan davacı şirkete manevi tazminat ödenmesini gerektiren şartların oluşmadığından bahisle manevi tazminat isteminin ise reddi gerektiği sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve taraflarca ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDEN DAVACININ İDDİALARI: Manevi tazminat yönünden; hukuka aykırı işlem nedeniyle şirketin marka ve itibarının zedelendiği, maddi tazminat yönünden ise, işyerinin mühürlenmesi tarihi olan 05/07/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tanzimi gerektiği ileri sürülmektedir.
TEMYİZ EDEN DAVALININ İDDİALARI: Davalı idareye atfedilebilecek herhangi bir kusurun bulunmadığı, Mahkeme kararının dayanağı bilirkişi raporunun hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğu ileri sürülmektedir.
DAVACININ SAVUNMASI: Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
DAVALININ SAVUNMASI: Cevap verilmemiştir.
TETKİK HÂKİMİ: ...
DÜŞÜNCESİ: Temyiz istemlerinin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE
GEREKÇE:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Tarafların temyiz istemlerinin reddine,
2. Temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunanlar üzerinde bırakılmasına,
4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın anılan İdare Mahkemesine gönderilmesine, 20/03/2024 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi.
(X) KARŞI OY:
Dava, İstanbul İli, Beyoğlu İlçesi, ... Mahallesi ... Sokak No:... adresinde restaurant olarak faaliyet gösteren davacı şirket tarafından, işyeri açma ve çalışma ruhsatının iptaline karşı ... İdare Mahkemesinin ... esasına kayden açılan davada verilen dava konusu işlemin iptali kararı üzerine, tesis edilen işlem nedeniyle işletmenin kapatılması ve takip eden süreçte tahliye edilmesi gerektiğinden bahisle uğranıldığı ileri sürülen 100.000,00 TL manevi tazminat, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 10.000,00 TL maddi tazminatın işyerinin mühürlenmesi tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 125. maddesinde idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır.
İdareler kamu hizmetlerini yürütürken kişi veya kişilere bir zarar vermeleri halinde bu zararı hizmet kusuru kapsamında bazen de kusursuz sorumluluk ilkelerine göre gidermek zorundadırlar. Uğranılan bu zararın giderilmesi de tazminat yoluyla mümkündür.
İdarelerin hizmet kusuru nedeniyle sorumlu tutulabilmeleri için hizmetin hiç veya iyi işlememesi gerekli ve yeterli personel istihdam edilmemesi, ya da hizmet yürütülürken gerekli tedbirlerin yerinde ve zamanında alınmaması nedeniyle ortaya bir zararın çıkmış olması gerekir. Eğer bu şekilde hizmetin iyi işlememesi nedeniyle maddi ya da manevi bir zarar doğarsa idareler bu zararı gidermekle yükümlüdür.
Dosyanın incelenmesinden, maddi tazminat kalemleri arasında yer alan tadilat ve dekorasyon masrafı yönünden kabul kararı verildiği görülmekte olup, maddi tazminat kalemlerine ilişkin tutarların hesaplanabilmesi için Mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesi neticesinde hazırlanan 30/04/2019 tarihli rapordan, yeni taşınılan işyerinin tadilat, dekorasyon ve donanımı için yapılan masraflara ilişkin dava dosyasına sunulan makbuz ve faturaların toplam tutarının 158.974,37 TL olduğu, ancak davacı şirketin yasal defterleri üzerinde yapılan incelemede makbuzlar ile ödeme tutarlarının yasal defter kayıtlarına intikal ettirildiğine dair herhangi bir kayda rastlanılmadığı anlaşılmıştır.
213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun "Mükellefin Ödevleri" başlıklı "İkinci Kitap", "Bildirimler", "Defter Tutma", "Vesikalar" olmak üzere üç kısımdan oluşmakta, "Kayıt Zamanı" başlıklı 219. maddesinde muamelelerin defterlere ne zaman kaydedileceği, 229 ve müteakip maddelerde fatura ve fatura yerine geçen vesikalar, "Kaçakçılık Suçları ve Cezaları" başlıklı 359. maddesinde de sahte belge, sahte ve muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge, bu belgeleri düzenleyenler ve kullananlara ilişkin tanı ve müeyyidelere yer verilmiştir.
Muhasebe ve kayıt sisteminin ilk önemli girdisinin işletmelerde ortaya çıkan ekonomik faaliyetlere ilişkin iddiaların kanıtı olan fatura ve fatura yerine geçen belgeler olması, tutulması zorunlu defterlere kaydı ve bu belgeler ile defter kayıtları arasında uygunluğun sağlanması gerektiğinden, kayıtlara intikal ettirilmeyen belgelerin kanıtlayıcı belge özelliği bulunmayacağı dikkate alındığında, davacı tarafından yapıldığı ileri sürülen yasal defterlerde bir karşılığı bulunmayan ödemelere ilişkin zarara yönelik tazmin talebinin reddi gerektiği gerekçesi ile bu kısım yönünden Mahkemece kabulü yönünde verilen kararda hukuka uyarlık bulunmadığı, bu nedenle temyize konu kararın tadilat ve dekorasyon masraflarına ilişkin kısmı bakımından bozulması gerektiği oyu ile çoğunluk kararına katılmıyorum.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.