‹ Ana sayfa
Danıştay4. Daireİdare Hukuku · ön sınıflandırma

Danıştay 4. Daire E.2023/13734 K.2023/6706

Esas No: 2023/13734 · Karar No: 2023/6706 · Karar Tarihi: 30.11.2023
T.C. DANIŞTAY DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No: 2023/13734
Karar No: 2023/6706

TEMYİZ EDEN (DAVALI): ... Valiliği

VEKİLİ: Av. ...

KARŞI TARAF (DAVACILAR):
1- ... Köyü Muhtarlığı
2- Sınırlı Sorumlu ... Köyü ... Kooperatifi
...

13- ...

14- ...

VEKİLİ: Av. ...

İSTEMİN KONUSU: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Sivas İli, İmranlı İlçesi, ... Köyü Mevkiinde, 18,67 ha alanda DSİ 19. Bölge Müdürlüğünce yapılması planlanan "... İzin ve ... Erişim Nolu II-A Grubu Kireç Taşı Ocağı ve Kırma-Eleme Tesisi" projesi ile ilgili olarak Sivas Valiliği Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğünce verilen ... tarih ve ... sayılı "Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Gerekli Değildir" kararının iptali istenilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: İdare Mahkemesince verilen kararda; uyuşmazlığın çözümü amacıyla çevre mühendisi, maden mühendisi, ziraat mühendisi, hidrojeoloji mühendisi, jeoloji mühendisi, elektrik-elektronik mühendisi, harita mühendisi, biyolog ve antropolog bilirkişilerden oluşan bilirkişi heyetiyle yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen bilirkişi raporu ile dosya kapsamındaki tüm bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirilmesinden; ziraat mühendisliği bakımından, dava konusu alan içerisinde tarım alanının bulunmadığı, mera alanının bulunduğu, Mera Kanunu kapsamında gerekli izinler alınarak yapılacak madencilik faaliyetinin herhangi bir zarara neden olmayacağı ve ÇED raporu almaya gerek olmadığı, çevre ve ekosistem bakımından, bilimsel ve teknolojik temelli süreçlerin çevre ve diğer ilgili güvenlik tedbirlerinin alınması ve yerine getirilmesi ile kireçtaşı üretimi için planlanan madencilik faaliyetinin ilgili firma tarafından sunulan proje tanıtım dosyasında (PTD) belirtildiği gibi yapılması durumunda, herhangi bir çevresel olumsuz etkinin oluşmayacağı, çevre mühendisliği bakımından, PTD incelendiğinde, oluşacak olumsuz etkilere karşı alınacak önlemlerin ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeyde olduğu, faaliyet esnasında oluşabilecek katı, sıvı atıklar, gürültü kirliliği ve toz oluşumu/hava kirliliği riskleri için belirtilen önlemlerin yeterli ve makul olduğu, faaliyetin çevresel etki ve mevzuat yönüyle uygun olduğu, maden mühendisliği bakımından, kamu yararı gözetilerek, kireçtaşı işletmeciliği ve kırma eleme tesisinin üretimi icin planlanan madencilik faaliyetinin ilgili firma tarafından sunulan PTD'de belirtildiği gibi yapılması durumunda, yapılacak faaliyetlerin madenciliğin doğası kapsamında olduğu, elektrik enerjisi bakımından, başta kırıcı olmak üzere diğer tüm makinaların yüksek güçteki elektrik ihtiyacı için mevcut trafonun yetersiz kalacağı, köyün enerji ihtiyacı için kurulmuş olan mevcut trafo gücünün artırılarak güçlendirilmesi gerekeceği, antropoloji bakımından, proje sahasında içinde “ziyaret” olarak anılan kutsal bir mekânın bulunduğu, projenin uygulanması halinde “ziyaret'in zarar görebileceği gibi köylülerin bu alana erişiminin de engellenebileceği, jeoloji ve hidrojeoloji mühendisliği bakımından, dava konusu taş ocağı işletmesi için yapılacak çalışmada köyün içme suyu kaynağı ve içme suyu isale hattının zarar göreceği, bu zararın neticesinde köyün susuz kalması sonucunun ortaya çıkacağı, heyelanlı bölgede açılacak yol çalışması ile köyün içme suyu isale hattının zarar göreceği gibi, heyelanlı bölgede çalışan araçlar ve araç sürücüleri için de tehlike arz edeceği, hammadde üretim sahasında alınacak olan malzeme ile dar bir kesit özelliğinde olan jeolojik yapının, bu kesimde akmakta olan yer altı ve dere sularının debilerinin hızlarını yavaşlatarak az miktarda akmasına neden olduğu, malzeme alınarak yapılacak kesit genişliği ile yüzey ve yeraltı sularının debilerinin akış hızlarının - artmasına, köyün yeraltı suyu seviyesinin düşmesine neden olacağı, PTD'de anlatılanların heyelan önleme yöntemi olmadığı, taş ocaklarının ve maden sahalarının özellikle pasa sahalarının ağaçlandırılmasına yönelik çalışma olduğu, ağaç dikerek heyelan önlenemeyeceği, heyelan için ayrı bir jeoteknik çalışmalar yapılması gerektiği, köye giden içme suyu isale hattının, heyelanlı bir bölgeden geçtiği, PTD'deki bilgilere göre kamyonların dağdan inmesi için yapılacak yol çalışması neticesinde heyelanların artacağı, neticesinde köyün susuz kalacağı gibi, çalışanlar için de tehlikeli bir durumun ortaya çıkacağı, bu nedenlerden dolayı ÇED raporunun hazırlanması gerektiği anlaşıldığından, eksik değerlendirmeye dayalı ve alınması gerekli bir kısım tedbir ve önlemleri içermeyen PTD'ye dayanılarak verilen dava konusu "ÇED Gerekli Değildir" kararında belirtilen yönlerden hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.

Belirtilen gerekçelerle, hukuka aykırı bulunan dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davalı idare tarafından, ÇED alanında bulunan içme suyu isale hattına ilişkin gerekli taahhütlerin PTD'de yer aldığı, ÇED alanı mera vasıflı parsellere tekabül etse de, 4342 sayılı Mera Kanunu'na uyularak gerekli izinlerin alınacağının PTD'de taahhüt edildiği, proje aşamasında kullanılacak elektrik ile çalışacak olan kırıcı, yükleyici ve taşıyıcı makinelerinin gücünün ne kadar olacağının faaliyete geçmeden önce Sanayi ve Ticaret Odasına sunulan kapasite raporu ile belli olacağı, patlatmasız açık ocak yöntemiyle yapılacak madencilik faaliyetinin yer altı sularını etkilemesi mümkün görülmemekle birlikte, ocak alanındaki kaymaları kaynağında engellemeye yönelik önlemlere PTD'de yer verildiği, bilirkişi raporunun aksine proje alanında bitkisel toprağın bulunduğu, uygulamada yollar arazöz ile sulandığı için PTD'de yer alan yolların sulanmasında kullanılacak su miktarına yönelik yapılan hesaplamaların, arazöz için su hacmi hesaplamaları olduğu, bilirkişi raporunda proje sahasında "ziyaret" olarak anılan kutsal bir mekanın bulunduğu yönündeki tespitin aksine, Tarım ve Orman Bakanlığının resmi web sitesinden alınan korunan alanlar haritasına göre korunan alanların yer almadığı, sonuç olarak PTD'de muhtemel çevresel etkilere karşı gerekli önlemlerin yer aldığı, dolayısıyla dava konusu işlemin hukuka uygun olduğu, bu nedenle Mahkeme kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Davacılar tarafından, proje nedeniyle tarım ve hayvancılığın olumsuz etkileneceği, projenin, proje sahasında yer alan su kaynaklarına etkisi ile proje sahasının yerleşim yerine yakınlığının PTD'de incelenmediği, PTD'de yeni yapılacak yollar ile mevcut yollar üzerinde projenin trafik yükünün değerlendirilmediği, proje nedeniyle meydana gelecek tozumanın çevre üzerinde olumsuz etkilerinin bulunduğu, proje kapsamında kullanılacak ekipman ile planlanan üretim miktarına ulaşılmasının gerçekçi olmadığı, kırma eleme tesisindeki faaliyet sırasında bypass malzemenin çıkmasının muhtemel olduğu, ancak PTD'de buna yönelik bir bilginin bulunmadığı, geçici depolamayla ilgili bilgilerin PTD'de yetersiz olduğu, projenin mera üzerindeki etkilerinin incelenmediği, PTD'de kullanma suyunun karşılanacağı belirtilen derelerin özellikleri ile konumuna dair bilginin bulunmadığı, PTD'de enerji ihtiyacının karşılanması ile ilgili detaylı bilginin bulunmadığı, yine PTD'de proje alanında "korunan alanların" bulunmadığı ifade edilmesine karşın, proje alanında "ziyaret" olarak ifade edilen bir alanın bulunduğu, PTD'de genel şev açısına dair bir bilginin bulunmadığı, flora ve fauna ile ilgili bilgilerin de yetersiz olduğu, sonuç olarak dava konusu "ÇED Gerekli Değildir kararının hukuka aykırı olması nedeniyle temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.

TETKİK HÂKİMİ: ...

DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE

GEREKÇE:
İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin reddine,
2. Temyize konu ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. Dosyanın anılan İdare Mahkemesine gönderilmesine,
5. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A-2-(i) maddesi uyarınca, kesin olarak, 30/11/2023 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.

AvAi

Hukuki AI Asistanı
Merhaba! Ben AvAi, Avarsis Hukuki AI Asistanınız. Size nasıl yardımcı olabilirim?