‹ Ana sayfa
Danıştay 4. Daire İdare Hukuku · ön sınıflandırma

Danıştay 4. Daire E.2023/12657 K.2024/3315

Esas No: 2023/12657 · Karar No: 2024/3315 · Karar Tarihi: 22.05.2024
Özet: Uyuşmazlık, iş güvenliği uzmanlığı için verilen belgeye ilişkin başvurunun ibaretiyle retilmiş bir işlemin iptali talebidir. Mahkeme, önceki adli kararları incelerken, davacının suçlu sayıldığı görüşüne rağmen iş güvenliği uzmanı belgesi verilmesi için gerekli şartların yasal olarak sağlanmadığını kabul ederek temyiz talebini reddetti ve kararın onaylanmasına hükmedmiştir.
T.C. DANIŞTAY DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No: 2023/12657
Karar No: 2024/3315

TEMYİZ EDEN (DAVALI):... Bakanlığı

VEKİLİ: Hukuk Müşaviri ...

KARŞI TARAF (DAVACI): ...

İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: İş Sağlığı ve Güvenliği Ön lisans mezunu olan davacı tarafından, iş güvenliği uzmanlığına ilişkin güvenlik soruşturması tamamlanarak uzmanlık belgesinin verilmesi talebiyle yapılan başvurunun reddine dair ... tarih ve ... sayılı işlemin iptali istenilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; davacı hakkında ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı dosyasında, silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan yapılan yargılama neticesinde, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231. maddesi uyarınca 5 yıl hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmiş ise de, anılan suçun işlendiği gerekçesiyle mahkumiyetine hükmedildiği, iş güvenliği uzmanı belgesi verilmesi için Komisyon kararında sayılanlar arasında haklarında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilenlerin sayılmadığı dikkate alındığında, dava konusu işlemde hukuka aykırılık görülmediği sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince; masumiyet karinesinin, Anayasa'nın 38. maddesinin dördüncü fıkrasında "Suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar, kimse suçlu sayılamaz." şeklinde düzenlendiği, Anayasa’nın 36. maddesinde ise herkesin iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğunun belirtildiği, masumiyet karinesinin, hakkında suç isnadı bulunan bir kişinin adil bir yargılama sonunda suçlu olduğuna dair kesin hüküm tesis edilene kadar masum sayılması gerektiği ve bunun hukuk devleti ilkesinin de bir gereğini oluşturduğu, somut olayda,... Ağır Ceza Mahkemesinin, davacının isnat edilen suçu işlediğine kanaat getirdiği, ancak 5271 sayılı Kanun'un 231. maddesinin davacıya isnat edilen suça uygulanabilir olduğunu tespit ederek hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verdiği, böylece denetim süresinin suç işlenmeden geçirilmesi hâlinde davacı hakkında açılan kamu davasının düşmesi imkânı tanındığı, bu hali ile davacının suçluluğu hükmen sabit olmadığından masumiyet karinesinin devam ettiğinin açık olduğu, davalı idare tarafından, davacı hakkında ceza yargılamasına konu filleri nedeniyle hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesine karşın aynı fiilleri nedeniyle davacının terör örgütü ile irtibat ve iltisaklı olduğu değerlendirilmiş olup, Anayasa'nın 38. maddesinin 4. fıkrasında belirtildiği şekilde davacının suçluluğu hükmen sabit olmadığından, masumiyet karinesine aykırı olarak yapılan bu değerlendirmenin, 5271 sayılı Kanun'a göre hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı ile kurulan hükmün sanık hakkında bir hukuki sonuç doğurmayacağına yönelik düzenlemeyle bağdaşmadığından dava konusu işlemde hukuka uyarlık, davanın reddi yolunda verilen istinafa konu kararda hukuki isabet bulunmadığı sonucuna varıldığından davacının istinaf isteminin kabulüne, İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Mahkemelerce verilecek hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarının, yetki belgesi iptaline konu eylemlerin mahkemece de sabit görüldüğü anlamına geldiği, sadece hükmolunan ancak açıklanması geri bırakılan cezaların iki yıl veya daha az süreli hapis cezası olduğunun açık olduğu belirtilerek temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.

TETKİK HÂKİMİ: ...

DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE

GEREKÇE:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin reddine,
2. Temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine, 22/05/2024 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.

Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.

AvAi

Hukuki AI Asistanı
Merhaba! Ben AvAi, Avarsis Hukuki AI Asistanınız. Size nasıl yardımcı olabilirim?