Danıştay4. Daireİdare Hukuku
Danıştay 4. Daire E.2023/11040 K.2025/727
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2023/11040
Karar No : 2025/727
**DAVACI:** ... Köyü'nü temsilen Köy Muhtarı ...
**VEKİLİ:** Av. ...
DAVALILAR: 1- ...
2- ... Başkanlığı
**VEKİLLERİ:** Av. ...
3- ... Valiliği
**VEKİLİ:** Av. ...
DAVANIN KONUSU: ... İli, ... İlçesi, ... Köyü sınırları içerisinde bulunan alanın 7269 sayılı Umumi Hayata Müessir Afetler Dolayısıyla Alınacak Tedbirlerle Yapılacak Yardımlara Dair Kanunun 2. ve 14. maddeleri uyarınca afete maruz bölge olarak ilanına ilişkin 24/12/2019 tarih ve 1867 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile davacının afete maruz bölge kararının kaldırılmasına yönelik talebin reddi ve afete maruz bölgelerin boşaltılması ve konutların Kaymakamlık tarafından yıktırılmasına ilişkin ... Valiliği İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı işleminin iptali istenilmiştir.
DAVACININ İDDİALARI : Afete maruz bölge ilanına ilişkin kararın su taşkını ve çığ tehlikesine dayandırıldığı ve ilk olarak 1993 yılında afete maruz bölge kararı alındığı, ancak başka yere nakillerin gerçekleştirilmediği gibi söz konusu yere yaşam koşullarının iyileştirilmesi için birçok kamu hizmetinin geldiği, zaman içerisinde kadastro çalışmalarının yapıldığı ve her evin tapusunun hak sahiplerine verildiği, her evin içine şebeke suyunun getirildiği, en önemlisi de afete maruz bölge kararının alınmasına sebep olan su taşkınının yaşandığı derenin ıslahının Devlet Su İşleri tarafından 2008 yılında yapıldığı ve böylece su taşkını tehlikesinin ortadan kaldırıldığı, dava konusu bölgede çığ tehlikesinin bulunduğu tespitinin ise kesinlikle hatalı olduğu, bölgede uzun zamandan beri yerleşimin olduğu, şimdiye kadar kayıtlara geçmiş herhangi bir çığ olayının olmadığı, jeolojik etüt raporunun gerekli inceleme ve araştırma yapılmadan hazırlandığı, bilimsel verilerden uzak olduğu, yerinde inceleme yapılmadan önceki tarihli raporlara bakılarak rapor hazırlandığı, ayrıca son dönemde yapılan ... Barajı nedeniyle bölgeye eskisi kadar kar yağmadığı ve çığ riskinin bulunmadığı, alanda ikamet edilmeye ve yeni konutların yapılmasına devam edildiği, söz konusu yerde afete maruz bölge ilan edilebilmesi için Kanunda belirtilen şartların oluşmadığı, alanın zemin yapısına, üzerindeki imar mevzuatına aykırı olan yapılara ve yıkılmış yapılara yönelik yeterli araştırmanın yapılmadığı, idarelerce hazırlanan teknik raporlarda, hangi yönlerden can ve mal kaybına yol açma riski olduğuna ilişkin gerekli bilgilere yer verilmediği, işlemin tesis edilmesinde kamu yararı bulunmadığı, dava konusu işlemin usule ve hukuka aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
DAVALILARIN SAVUNMASI: Cumhurbaşkanlığı ile Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı tarafından; usule ilişkin olarak, davanın süresinde açılmadığı, esasa ilişkin olarak ise, bölgenin ilk olarak 20/12/1993 gün ve 93/5204 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile afete maruz bölge olarak kabul edildiği, daha sonra ise yerinde koordinat alınarak sayısallaştırma işleminin yapıldığı ve dava konusu Cumhurbaşkanı Kararının tesis edildiği, sayısallaştırma amacıyla hazırlanan jeolojik raporun vatandaşlar için yeniden bir işlem tahsis etme ya da bölgenin afet önlem durumunu anlatma yapısını taşımadığı, dava konusu yerin su baskını ve çığ tehdidi altında olduğunun teknik elemanlarca yapılan çalışmalar ve düzenlenen jeolojik etüt raporları ile sabit olduğu, afete maruz bölge kararının keyfi alınmış bir karar olmadığı ve kişilerin can ve mal güvenliğini sağlamak amacıyla 7269 sayılı Kanun gereğince bu kararın alınmasının zorunlu olduğu, haksız açılan davanın reddine karar verilmesi gerektiği ileri sürülmüştür.
Davalı Valilik tarafından ise; dava konusu alan için ilk olarak 15/04/1993 tarihinde jeolojik etüt raporunun düzenlendiği, söz konusu raporda belirtilen 45 konut için 21/09/1993 tarih ve 18505 sayılı Genel Hayata Etkililik Olurunun alındığı ve alanın 20/12/1993 gün ve 93/5204 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile afete maruz bölge olarak kabul edildiği, daha sonra yerinde koordinat alınarak sayısallaştırma işleminin yapıldığı ve dava konusu Cumhurbaşkanı Kararının tesis edildiği, bu nedenle davanın zaman aşımına uğradığı, afete maruz bölgede kadastro çalışmalarının yapılması, hak sahiplerine tapu verilmesi, her evin içine şebeke suyu götürülmesi, Devlet Su İşleri tarafından su taşkını tehlikesinin ortadan kaldırılması, Beyhan Barajı nedeniyle eskisi gibi kar yağmaması gibi sebeplerin davacı tarafları haklı çıkarma sonucunu doğurmadığı, yeni bir afete maruz bölge sınırının oluşturulmadığı ileri sürülerek, davanın reddine karar verilmesi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : Davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI : ...
DÜŞÜNCESİ : Dava;... İli, ... İlçesi, ... Köyü sınırları içerisinde bulunan alanın 7269 sayılı Umumi Hayata Müessir Afetler Dolayısıyla Alınacak Tedbirlerle Yapılacak Yardımlara Dair Kanunun 2. ve 14. maddeleri uyarınca afete maruz bölge olarak ilanına ilişkin 24/12/2019 tarih ve 1867 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile davacının afete maruz bölge kararının kaldırılmasına yönelik talebin reddi ve afete maruz bölgelerin boşaltılması ve konutların Kaymakamlık tarafından yıktırılmasına ilişkin ... Valiliği İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı işleminin iptali istemiyle açılmıştır.
Davalı idarelerin usule ilişkin itirazları yerinde görülmemiştir.
7269 sayılı Umumi Hayata Müessir Afetler Dolayısiyle Alınacak Tedbirlerle Yapılacak Yardımlara Dair Kanun'un 2. maddesinde; "Su baskınına uğramış veya uğrayabilir bölgeler, İmar ve İskan Bakanlığının teklifi üzerine Devlet Su İşlerinin bağlı bulunduğu Bakanlıkça; yer sarsıntısı, yer kayması, kaya düşmesi ve çığ gibi afetlere uğramış veya uğrayabilir bölgeler ise, İmar ve İskan Bakanlığınca tespit ve bunlardan şehir ve kasabalarda meydana gelen ve gelebileceklerin sınırları imar planına, imar planı bulunmayan kasaba ve köylerde de belli edildikçe harita veya krokilere işlenmek suretiyle, afete maruz bölge olarak İmar ve İskan Bakanlığının teklifi üzerine Cumhurbaşkanınca kararlaştırılır ve bu suretle tespit olunan sınırlar, (...) ilgili valiliklerce mahallinde ilan olunur." hükmü yer almaktadır.
Aynı Kanun'un 14. maddesinde ise; "İkinci madde gereğince tespit ve ilan olunan afet bölgelerine dahil şehir, kasaba ve köylerde bina ve mesken yapımı, fen kurullarınca tehlikeli görülen ve sınırları krokilerle tespit olunan yerler, İmar ve İskan Bakanlığınca yapı ve ikamet için yasaklanmış afet bölgeleri sayılır ve durum, belediyesi olan yerlerde belediyesince, köylerde ise ihtiyar meclislerince hemen ilan edilir. Belediyesi olan yerlerde belediyeler, olmayan yerlerde ihtiyar meclisleri bu yasaklanmış afet bölgesi hükmünü uygulamakla görevlidir. Hilafına hareket edildiği takdirde, mevcut ve yapılmakta olan binalar, yıkma parası yıkıntı malzemesinden karşılanmak, yetmemesi halinde kalan kısmı afetler fonundan tamamlanmak üzere vali ve kaymakamların emri ile yıktırılır. Yasaklanmış afet bölgesi sınırları, alınacak tedbirlerle tehlikenin önlenmesi oranında daraltılır veya tamamen kaldırılır. Bu husus da aynı şekilde duyurulur." hükümlerine yer verilmiştir.
Dosyanın incelenmesinden, ... İli, ... İlçesi, ... Köyü sınırları içerisinde bulunan alanda meydana gelen çığ ve su baskını afeti nedeniyle Afet İşleri Genel Müdürlüğü ve DSİ Genel Müdürlüğü teknik elemanları tarafından oluşan müşterek heyet tarafından 15/04/1993 tarihli jeolojik etüt raporu düzenlendiği, dava konusu alanın bu rapora dayanılarak 20/12/1993 günlü, 93/5204 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla "afete maruz bölge ilan edildiği", daha sonra, ... Valiliği İl Afet Acil Durum Müdürlüğü tarafından yaptırılan inceleme sonucu düzenlenen 20/10/2018 tarihli Jeolojik inceleme raporuna dayanılarak 24/12/2019 tarih ve 1867 sayılı Cumhurbaşkanı Kararıyla; ekli listedeki yerleşim yerlerinin, karşılarında tarih ve sayıları belirtilen Bakanlar Kurulu Kararlarının kapsamından çıkarılmasına ve aynı listede tarihleri yazılı jeolojik etüd raporları ile eki pafta/haritalarda sınırları gösterilen alanların afete maruz bölge olarak ilan edilmesine 7269 sayılı Kanunun 2 nci ve 14 ncü maddeleri uyarınca karar verildiği, uyuşmazlık konusu alanın "afete maruz bölge" durumunun devam ettiği, davacı tarafından, ... Köyü sınırları içerisinde bulunan ve karar eki listede sınır ve koordinatları gösterilen alanda herhangi bir sel ya da çığ tehlikesinin bulunmadığı, dava konusu kararla alanın afete maruz bölge sınırları içerisinden çıkarılması gerektiği, 20/10/2018 tarihli Jeolojik Etüt Raporunun bilimsel verilerden uzak olduğu ve maddi gerçeklikle bağdaşmadığı öne sürülerek görülmekte olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlığın 7269 sayılı Kanun uyarınca çığ ve su baskını afetleri nedeniyle afete maruz bölge ilan edilmesine ilişkin olması ve çözümünün özel ve teknik bilgiyi gerektirmesi nedeniyle, Danıştay 4. Dairesince yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen raporda özetle;
"... İli, ... İlçesi, ... Köyü'nün bulunduğu, afete maruz bölge olarak belirlenen alanda geçmişte sel (su baskını) ve çığ olayına rastlandığı;
İşlem ve keşif tarihi itibarıyle sel (su baskını) ve çığ olayı açısından riskli durumların devam ettiği, yapılan önlem çalışmalarının yetersiz kalabileceği;
Arazide yapılan incelemeler sonrası yapılan teknik( mühendislik) analizler can ve mal güvenliği açısından ... Köyü merkezinde hem sel (su baskını) hem de çığ açısından riskin devam ettiği;" sonuç ve tespitlerine yer verilmiştir.
Bu durumda, dosyadaki bilgi ve belgeler ile mahallinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen raporun birlikte değerlendirilmesinden; dava konusu alanda, Köyün batısında yer alan Kıl Tepenin köye bakan doğu cephesinde herhangi bir önlem çalışmasının veya koruma planlamasının mevcut olmadığı, tepe üzerinde derin yarıklara sahip su akış hatlarının varlığının büyük oranlarda toprak taşınımının yaşandığını gösterdiği ve bu durumun sel (su baskını) açısındantehdit unsuru içerdiği; diğer taraftan çığ oluşumu ve sonrasında hareketi için yeterli topoğrafik koşulların mevcut olduğu, yerel iklimsel şartların kış mevsimlerinde yüksek kar birikmelerine olanak sağladığı ve yamaçta bitki örtüsü bulunmaması nedenleriyle ... Köy Merkezinin çığ açısından da risk altında olduğu ve afete maruz bölge kararının kaldırılmasının can ve mal kaybına yol açabileceği sonucuna ulaşıldığından, dava konusu 24/12/2019 tarih ve 1867 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı ile Cumhurbaşkanlığı Kararı uyarınca afete maruz bölge olarak belirlenen alanların boşaltılması ve konutların mutlak surette Kaymakamlık tarafından yıktırılması gerektiğine ilişkin ... Valiliği İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğünün... tarih ve E.... sayılı işleminde hukuka aykırılık görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, davanın reddi gerektiği, düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, işin gereği görüşüldü:
İNCELEME VE
**GEREKÇE:**
MADDİ
**OLAY:**
Mülga Afet İşleri Genel Müdürlüğü'nün 15/04/1993 tarihli jeolojik etüt raporunda; ... Köyünün Merkez Mahallesinde yapılan incelemede, meskun alan çevresindeki dağlık, sert ve vahşi topoğrafya’yı Kuzey-Güney yönünde ikiye ayıran ... deresinin üst kotlarındaki dik ve derin vadisinin alt kotlara doğru düzleştiği ve vadi yatağının genişlediğinin gözlendiği, Batı ve Kuzeybatıdaki yamaçları yırtan 3 adet kuru derenin meskun alan içersinde birleşerek getirdikleri rusubatı köy içerisine bıraktığı ve burada biriken rusubatın fazla miktarda olduğunun tespit edildiği, geçmiş senelerde DSİ tarafından yapılan yatak temizleme çalışmalarının ise hiçbir tesirinin kalmadığı, yağışlarla birlikte çıplak yamaçlardan anında rusubatın meskun alan içerisine inmekte olduğu ve köy içerisine gelişi güzel dağıldığı, hemen hemen her konutun arka kısımlarında rusubat yığıntılarının gözlendiği, çoğu konutlara yağışlar sonucu su girdiği gibi zaman zaman konutların yıkıldığı, ... deresi ve yan dereler üzerinde taşkın önleyici tedbirlerin teknik ve ekonomik açıdan güç olacağı ve yapabilecek tesislerin de rantabıl olmayacağı kanaatine varıldığı, zira taşkına neden olan ve konutları tehdit eden derelerin beslenme havzalarının çok geniş ve topoğrafyanın da çıplak olması nedeniyle yapılan tesislerin rusubatla kısa zamanda dolarak işlemez konuma gireceği, ayrıca meskun alanın batısında yer alan ... tepesi üzerinde fazla kar biriktiği, sarp ve dik yamaçlar üzerinden kayarak alt kısımda bulunan konutları tehdit ettiğinin mahallinde ifade edildiği, ... tepesi yamaçlarının çıplak olduğu, hiçbir doğal engelin bulunmadığı, bu alanda çığ tehlikesinin söz konusu olacağı gibi yamaç sellenmesinin de konutlar için tehlike unsuru olacağı, zira konutların ... tepesi yamaçlarının hemen eteklerinde yer aldığı, hususları belirtilmiş, bunun üzerine, 20/12/1993 günlü, 93/5204 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla afete maruz bölge kararı ilan edilmiştir.
Anılan Bakanlar Kurulu Kararı ile kabul edilen koordinatsız kroki halinde olan afete maruz bölge sınırı yerinde koordinat alınarak sayısallaştırılması amacıyla ... Valiliği İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğünce hazırlanan 20/10/2018 tarihli jeolojik etüt raporunda; ... İli ... İlçesi ... Köyü’ndeki su baskını ve çığ düşmesi olayları incelenerek düzenlenen 15/04/1993 tarihli rapor eki krokide sınırları belirtilen alan için ... tarih ve... sayılı Bakanlar Kurulu Kararınca alınan afete maruz bölgenin koordinatları alınarak, haritaya işlendiği, bu nedenle, ... İlçesi ... Köyünün 20/12/1993 günlü, 93/5204 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile afete maruz bölge kabul edilen kararname kapsamından çıkarılarak, ekte sınırları sayısallaştırılarak belirtilen afete maruz bölge için Cumhurbaşkanı Kararının alınması gerektiği, hususları belirtilmiştir.
Bunun üzerine 20/10/2018 tarihli jeolojik etüt raporuna dayanılarak, 24/12/2019 tarih ve 1867 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile; ...ı İli, ... İlçesi, ... Köyünde bulunan alan 20/12/1993 günlü, 93/5204 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı kapsamından çıkarılarak, 7269 sayılı Umumi Hayata Müessir Afetler Dolayısıyla Alınacak Tedbirlerle Yapılacak Yardımlara Dair Kanunun 2. ve 14. maddeleri uyarınca yeniden afete maruz bölge olarak ilan edilmiştir.
Davacının afete maruz bölge kararının kaldırılmasına yönelik talebi üzerine ise; afete maruz bölge kararının kaldırılması talebinin reddi ile afete maruz bölgelerin boşaltılması ve konutların Kaymakamlık tarafından yıktırılmasına ilişkin ... Valiliği İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı işlemi tesis edimiştir.
Bakılan dava, 24/12/2019 tarih ve 1867 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile ... Valiliği İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı işleminin iptali istemiyle açılmıştır.
Uyuşmazlığın 7269 sayılı Kanun uyarınca heyelan nedeniyle afete maruz bölge olarak ilan edilmesine ilişkin olması ve çözümünün özel ve teknik bilgiyi gerektirmesi nedeniyle, Danıştay Dördüncü Dairesinin 23/11/2023 tarihli, E:2023/11040 sayılı ara kararıyla keşif-bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmesi üzerine, Jeoloji Mühendisi ve İnşaat Mühendislerinden oluşturulan bilirkişi heyetiyle mahallinde gerçekleştirilen keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen 25/06/2024 tarihli raporda özetle; geçmiş kayıtlar ile ilgili olarak kamu kurumları ile yapılan temaslar neticesinde dava dosyası içerisinde yer alan 24/08/2006 tarihli aşırı yağışlar neticesinde oluşan sel (su baskını) ve 1993 yılında Mülga Afet İşleri Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanan inceleme raporlarına göre, alanda sel (su baskını) ve çığ olayına rastlanmadığı, yapılan keşifte; ... Köyü merkezi, ... deresi üzerinden köyün kuzeyinde DSİ tarafından inşa edilmiş taşkın deşarj açık kanalı, kanal boyunca kanal içi ve çevresi, kanal membası ve yine DSİ tarafından inşa edilmiş tersip bentlerine ait son durumun tespit edildiği, köyün batısında yer alan karayolunun kestiği ... Tepesi karayolu boyunca ayrıntılı incelendiği ve tepenin çığ ve sel riski açısından gözlemlerinin tamamlandığı, yapılan arazi incelemeleri neticesinde rapor içerisinde ayrıntıları ile belirtilen olumsuz durumların sel (su baskını) ve çığ açısından riskin devam ettiği, yapılan önlem çalışmalarının yetersiz kalabileceği kanaatine varıldığı, arazide yapılan incelemeler sonrası can ve mal güvenliği açısından ... Köyü merkezinde hem sel (su baskını) hem de çığ açısından riskli durumların devam ettiğinin anlaşıldığı, belirtilmiştir.
Anılan bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiş, rapordaki bilimsel verilerin hukuken kabul edilebilir ve bu bağlamda da hükme esas alınabilir nitelikte olduğu anlaşıldığından, davacı tarafından rapora yapılan itiraz, raporu kusurlandıracak nitelikte görülmemiştir.
**İLGİLİ MEVZUAT:**
7269 sayılı Umumi Hayata Müessir Afetler Dolayısiyle Alınacak Tedbirlerle Yapılacak Yardımlara Dair Kanunun 1. maddesinde, " ... Afete uğrayan meskün yerlerin büyüklüğü o yerin tamamında veya bir kesiminde yıkılan, oturulmaz hale gelen bina sayısı, zarar gören yapı ve tesislerin genel hayata etki derecesi, mahallin ekonomik ve sosyal özellikleri, zararın kamu oyundaki tepkisi, normal hayat düzenindeki aksamalar ve benzeri hususlar göz önünde tutulmak suretiyle afetlerin genel hayata etkililiğine ilişkin temel kurallar, İçişleri ve Maliye Bakanlıklarının mütalaaları da alınarak İmar ve İskan Bakanlığınca hazırlanacak bir yönetmelikle belirtilir. Yukarıda yazılı afetlerin meydana gelmesinde veya muhtemel olması halinde zararın o yerin genel hayatına etkili olup olmadığına, yönetmelik esasları gereğince, İmar ve İskan Bakanlığı tarafından karar verilir." hükmüne, 2. maddesinde; "Su baskınına uğramış veya uğrayabilir bölgeler, İmar ve İskan Bakanlığının teklifi üzerine Devlet Su İşlerinin bağlı bulunduğu Bakanlıkça; yer sarsıntısı, yer kayması, kaya düşmesi ve çığ gibi afetlere uğramış veya uğrayabilir bölgeler ise, İmar ve İskan Bakanlığınca tespit ve bunlardan şehir ve kasabalarda meydana gelen ve gelebileceklerin sınırları imar planına, imar planı bulunmayan kasaba ve köylerde de belli edildikçe harita veya krokilere işlenmek suretiyle, afete maruz bölge olarak İmar ve İskan Bakanlığının teklifi üzerine Bakanlar Kurulunca kararlaştırılır ve bu suretle tespit olunan sınırlar, İmar ve İskan Bakanlığının isteği üzerine ilgili valiliklerce mahallinde ilan olunur." hükmüne, 14. maddesinde ise; "İkinci madde gereğince tespit ve ilan olunan afet bölgelerine dahil şehir, kasaba ve köylerde bina ve mesken yapımı, fen kurullarınca tehlikeli görülen ve sınırları krokilerle tespit olunan yerler, İmar ve İskan Bakanlığınca yapı ve ikamet için yasaklanmış afet bölgeleri sayılır ve durum, belediyesi olan yerlerde belediyesince, köylerde ise ihtiyar meclislerince hemen ilan edilir. Belediyesi olan yerlerde belediyeler, olmayan yerlerde ihtiyar meclisleri bu yasaklanmış afet bölgesi hükmünü uygulamakla görevlidir. Hilafına hareket edildiği takdirde, mevcut ve yapılmakta olan binalar, yıkma parası yıkıntı malzemesinden karşılanmak, yetmemesi halinde kalan kısmı afetler fonundan tamamlanmak üzere vali ve kaymakamların emri ile yıktırılır. Yasaklanmış afet bölgesi sınırları, alınacak tedbirlerle tehlikenin önlenmesi oranında daraltılır veya tamamen kaldırılır. Bu husus da aynı şekilde duyurulur." hükümlerine yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Usul Yönünden;
Davanın süresinde açılmadığı iddiası bakımından;
Afete maruz bölge ilanına ilişkin Cumhurbaşkanı kararının Resmi Gazete'de yayımlanmasının ilgililere tebliğ sonucunu sağlamayacağından, afete maruz bölge ilanına ilişkin işlemlerin Anayasada yer alan bir temel hak ve özgürlük olan mülkiyet hakkını kısıtlayıcı nitelikte olması karşısında, ilgililere tebliğ edilmesi, Anayasada güvence altına alınmış olan hak arama özgürlüğünün gereğidir.
Bu çerçevede, ilgililerin taşınmazlarının bulunduğu alanın afete maruz bölge olarak ilanına ilişkin kararların, usulüne uygun tebliği üzerine altmış günlük dava açma süresi içinde dava konusu edilebileceği sonucuna ulaşılmaktadır.
Bu durumda; dava konusu Cumhurbaşkanı Kararının davacıya tebliğine ilişkin davalı idareler tarafından herhangi bir bilgi/belge sunulmadığından, davalı idarelerin davada süre aşımı bulunduğu yönündeki itirazı yerinde görülmemiştir.
Esas Yönünden;
Dosyadaki bilgi ve belgeler ile mahallinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen raporun birlikte incelenip değerlendirilmesinden; uyuşmazlık konusu alanın 20/12/1993 tarih ve 93/5204 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile su baskını ve çığ afeti riski nedeniyle afete maruz bölge olarak ilan edildiği, 20/10/2018 tarihli jeolojik etüt raporu ile koordinatsız olan afete maruz bölgenin koordinat alınarak sayısallaştırıldığı ve 24/12/2019 tarihli, 1867 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile davaya konu alan yeniden afete maruz bölge olarak ilan edildiği, mahallinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu sunulan raporda özetle; geçmiş kayıtlar ile ilgili olarak kamu kurumları ile yapılan temaslar neticesinde dava dosyası içerisinde yer alan 24/08/2006 tarihli aşırı yağışlar neticesinde oluşan sel (su baskını) ve 1993 yılında Mülga Afet İşleri Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanan inceleme raporlarına göre, alanda sel (su baskını) ve çığ olayına rastlanmadığı, yapılan keşifte; ... Köyü merkezi, ... deresi üzerinden köyün kuzeyinde DSİ tarafından inşa edilmiş taşkın deşarj açık kanalı, kanal boyunca kanal içi ve çevresi, kanal membası ve yine DSİ tarafından inşa edilmiş tersip bentlerine ait son durumun tespit edildiği, köyün batısında yer alan karayolunun kestiği ... Tepesi karayolu boyunca ayrıntılı incelendiği ve tepenin çığ ve sel riski açısından gözlemlerinin tamamlandığı, yapılan arazi incelemeleri neticesinde rapor içerisinde ayrıntıları ile belirtilen olumsuz durumların sel (su baskını) ve çığ açısından riskin devam ettiği, yapılan önlem çalışmalarının yetersiz kalabileceği kanaatine varıldığı, arazide yapılan incelemeler sonrası can ve mal güvenliği açısından işlem ve keşif tarihi itibarıyla ve gelecekte ... Köyü merkezinde hem sel (su baskını) hem de çığ açısından riskli durumların devam ettiği belirtilmiştir.
Bu durumda, ... İli, ... İlçesi, ... Köyü'nün bulunduğu, afete maruz bölge olarak belirlenen alanda geçmişte sel ve çığ olayına rastlanmadığı, işlem ve keşif tarihi itibarıyla alanda su baskını ve çığ afet riskinin bulunduğu, yine söz konusu alanda can ve mal güvenliği açısından, gelecekte de muhtemel bir su baskını ve çığ afet riskinin bulunduğu anlaşıldığından, kişilerin can ve mal güvenliğini sağlamak amacıyla tesis edilen Cumhurbaşkanı Kararı ile bu amaçla afete maruz bölgenin boşaltılarak konutların yıkılması yönünde tesis edilen Valilik işleminde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. DAVANIN REDDİNE,
2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ... TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
3. Davacı tarafından yatırılan keşif avansı ile posta giderleri avansından artan kısmın talebi halinde iadesine,
4. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ...TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idarelere verilmesine,
5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen otuz (30) gün içinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere, 03/02/2025 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2023/11040
Karar No : 2025/727
**DAVACI:** ... Köyü'nü temsilen Köy Muhtarı ...
**VEKİLİ:** Av. ...
DAVALILAR: 1- ...
2- ... Başkanlığı
**VEKİLLERİ:** Av. ...
3- ... Valiliği
**VEKİLİ:** Av. ...
DAVANIN KONUSU: ... İli, ... İlçesi, ... Köyü sınırları içerisinde bulunan alanın 7269 sayılı Umumi Hayata Müessir Afetler Dolayısıyla Alınacak Tedbirlerle Yapılacak Yardımlara Dair Kanunun 2. ve 14. maddeleri uyarınca afete maruz bölge olarak ilanına ilişkin 24/12/2019 tarih ve 1867 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile davacının afete maruz bölge kararının kaldırılmasına yönelik talebin reddi ve afete maruz bölgelerin boşaltılması ve konutların Kaymakamlık tarafından yıktırılmasına ilişkin ... Valiliği İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı işleminin iptali istenilmiştir.
DAVACININ İDDİALARI : Afete maruz bölge ilanına ilişkin kararın su taşkını ve çığ tehlikesine dayandırıldığı ve ilk olarak 1993 yılında afete maruz bölge kararı alındığı, ancak başka yere nakillerin gerçekleştirilmediği gibi söz konusu yere yaşam koşullarının iyileştirilmesi için birçok kamu hizmetinin geldiği, zaman içerisinde kadastro çalışmalarının yapıldığı ve her evin tapusunun hak sahiplerine verildiği, her evin içine şebeke suyunun getirildiği, en önemlisi de afete maruz bölge kararının alınmasına sebep olan su taşkınının yaşandığı derenin ıslahının Devlet Su İşleri tarafından 2008 yılında yapıldığı ve böylece su taşkını tehlikesinin ortadan kaldırıldığı, dava konusu bölgede çığ tehlikesinin bulunduğu tespitinin ise kesinlikle hatalı olduğu, bölgede uzun zamandan beri yerleşimin olduğu, şimdiye kadar kayıtlara geçmiş herhangi bir çığ olayının olmadığı, jeolojik etüt raporunun gerekli inceleme ve araştırma yapılmadan hazırlandığı, bilimsel verilerden uzak olduğu, yerinde inceleme yapılmadan önceki tarihli raporlara bakılarak rapor hazırlandığı, ayrıca son dönemde yapılan ... Barajı nedeniyle bölgeye eskisi kadar kar yağmadığı ve çığ riskinin bulunmadığı, alanda ikamet edilmeye ve yeni konutların yapılmasına devam edildiği, söz konusu yerde afete maruz bölge ilan edilebilmesi için Kanunda belirtilen şartların oluşmadığı, alanın zemin yapısına, üzerindeki imar mevzuatına aykırı olan yapılara ve yıkılmış yapılara yönelik yeterli araştırmanın yapılmadığı, idarelerce hazırlanan teknik raporlarda, hangi yönlerden can ve mal kaybına yol açma riski olduğuna ilişkin gerekli bilgilere yer verilmediği, işlemin tesis edilmesinde kamu yararı bulunmadığı, dava konusu işlemin usule ve hukuka aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
DAVALILARIN SAVUNMASI: Cumhurbaşkanlığı ile Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı tarafından; usule ilişkin olarak, davanın süresinde açılmadığı, esasa ilişkin olarak ise, bölgenin ilk olarak 20/12/1993 gün ve 93/5204 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile afete maruz bölge olarak kabul edildiği, daha sonra ise yerinde koordinat alınarak sayısallaştırma işleminin yapıldığı ve dava konusu Cumhurbaşkanı Kararının tesis edildiği, sayısallaştırma amacıyla hazırlanan jeolojik raporun vatandaşlar için yeniden bir işlem tahsis etme ya da bölgenin afet önlem durumunu anlatma yapısını taşımadığı, dava konusu yerin su baskını ve çığ tehdidi altında olduğunun teknik elemanlarca yapılan çalışmalar ve düzenlenen jeolojik etüt raporları ile sabit olduğu, afete maruz bölge kararının keyfi alınmış bir karar olmadığı ve kişilerin can ve mal güvenliğini sağlamak amacıyla 7269 sayılı Kanun gereğince bu kararın alınmasının zorunlu olduğu, haksız açılan davanın reddine karar verilmesi gerektiği ileri sürülmüştür.
Davalı Valilik tarafından ise; dava konusu alan için ilk olarak 15/04/1993 tarihinde jeolojik etüt raporunun düzenlendiği, söz konusu raporda belirtilen 45 konut için 21/09/1993 tarih ve 18505 sayılı Genel Hayata Etkililik Olurunun alındığı ve alanın 20/12/1993 gün ve 93/5204 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile afete maruz bölge olarak kabul edildiği, daha sonra yerinde koordinat alınarak sayısallaştırma işleminin yapıldığı ve dava konusu Cumhurbaşkanı Kararının tesis edildiği, bu nedenle davanın zaman aşımına uğradığı, afete maruz bölgede kadastro çalışmalarının yapılması, hak sahiplerine tapu verilmesi, her evin içine şebeke suyu götürülmesi, Devlet Su İşleri tarafından su taşkını tehlikesinin ortadan kaldırılması, Beyhan Barajı nedeniyle eskisi gibi kar yağmaması gibi sebeplerin davacı tarafları haklı çıkarma sonucunu doğurmadığı, yeni bir afete maruz bölge sınırının oluşturulmadığı ileri sürülerek, davanın reddine karar verilmesi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : Davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI : ...
DÜŞÜNCESİ : Dava;... İli, ... İlçesi, ... Köyü sınırları içerisinde bulunan alanın 7269 sayılı Umumi Hayata Müessir Afetler Dolayısıyla Alınacak Tedbirlerle Yapılacak Yardımlara Dair Kanunun 2. ve 14. maddeleri uyarınca afete maruz bölge olarak ilanına ilişkin 24/12/2019 tarih ve 1867 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile davacının afete maruz bölge kararının kaldırılmasına yönelik talebin reddi ve afete maruz bölgelerin boşaltılması ve konutların Kaymakamlık tarafından yıktırılmasına ilişkin ... Valiliği İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı işleminin iptali istemiyle açılmıştır.
Davalı idarelerin usule ilişkin itirazları yerinde görülmemiştir.
7269 sayılı Umumi Hayata Müessir Afetler Dolayısiyle Alınacak Tedbirlerle Yapılacak Yardımlara Dair Kanun'un 2. maddesinde; "Su baskınına uğramış veya uğrayabilir bölgeler, İmar ve İskan Bakanlığının teklifi üzerine Devlet Su İşlerinin bağlı bulunduğu Bakanlıkça; yer sarsıntısı, yer kayması, kaya düşmesi ve çığ gibi afetlere uğramış veya uğrayabilir bölgeler ise, İmar ve İskan Bakanlığınca tespit ve bunlardan şehir ve kasabalarda meydana gelen ve gelebileceklerin sınırları imar planına, imar planı bulunmayan kasaba ve köylerde de belli edildikçe harita veya krokilere işlenmek suretiyle, afete maruz bölge olarak İmar ve İskan Bakanlığının teklifi üzerine Cumhurbaşkanınca kararlaştırılır ve bu suretle tespit olunan sınırlar, (...) ilgili valiliklerce mahallinde ilan olunur." hükmü yer almaktadır.
Aynı Kanun'un 14. maddesinde ise; "İkinci madde gereğince tespit ve ilan olunan afet bölgelerine dahil şehir, kasaba ve köylerde bina ve mesken yapımı, fen kurullarınca tehlikeli görülen ve sınırları krokilerle tespit olunan yerler, İmar ve İskan Bakanlığınca yapı ve ikamet için yasaklanmış afet bölgeleri sayılır ve durum, belediyesi olan yerlerde belediyesince, köylerde ise ihtiyar meclislerince hemen ilan edilir. Belediyesi olan yerlerde belediyeler, olmayan yerlerde ihtiyar meclisleri bu yasaklanmış afet bölgesi hükmünü uygulamakla görevlidir. Hilafına hareket edildiği takdirde, mevcut ve yapılmakta olan binalar, yıkma parası yıkıntı malzemesinden karşılanmak, yetmemesi halinde kalan kısmı afetler fonundan tamamlanmak üzere vali ve kaymakamların emri ile yıktırılır. Yasaklanmış afet bölgesi sınırları, alınacak tedbirlerle tehlikenin önlenmesi oranında daraltılır veya tamamen kaldırılır. Bu husus da aynı şekilde duyurulur." hükümlerine yer verilmiştir.
Dosyanın incelenmesinden, ... İli, ... İlçesi, ... Köyü sınırları içerisinde bulunan alanda meydana gelen çığ ve su baskını afeti nedeniyle Afet İşleri Genel Müdürlüğü ve DSİ Genel Müdürlüğü teknik elemanları tarafından oluşan müşterek heyet tarafından 15/04/1993 tarihli jeolojik etüt raporu düzenlendiği, dava konusu alanın bu rapora dayanılarak 20/12/1993 günlü, 93/5204 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla "afete maruz bölge ilan edildiği", daha sonra, ... Valiliği İl Afet Acil Durum Müdürlüğü tarafından yaptırılan inceleme sonucu düzenlenen 20/10/2018 tarihli Jeolojik inceleme raporuna dayanılarak 24/12/2019 tarih ve 1867 sayılı Cumhurbaşkanı Kararıyla; ekli listedeki yerleşim yerlerinin, karşılarında tarih ve sayıları belirtilen Bakanlar Kurulu Kararlarının kapsamından çıkarılmasına ve aynı listede tarihleri yazılı jeolojik etüd raporları ile eki pafta/haritalarda sınırları gösterilen alanların afete maruz bölge olarak ilan edilmesine 7269 sayılı Kanunun 2 nci ve 14 ncü maddeleri uyarınca karar verildiği, uyuşmazlık konusu alanın "afete maruz bölge" durumunun devam ettiği, davacı tarafından, ... Köyü sınırları içerisinde bulunan ve karar eki listede sınır ve koordinatları gösterilen alanda herhangi bir sel ya da çığ tehlikesinin bulunmadığı, dava konusu kararla alanın afete maruz bölge sınırları içerisinden çıkarılması gerektiği, 20/10/2018 tarihli Jeolojik Etüt Raporunun bilimsel verilerden uzak olduğu ve maddi gerçeklikle bağdaşmadığı öne sürülerek görülmekte olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlığın 7269 sayılı Kanun uyarınca çığ ve su baskını afetleri nedeniyle afete maruz bölge ilan edilmesine ilişkin olması ve çözümünün özel ve teknik bilgiyi gerektirmesi nedeniyle, Danıştay 4. Dairesince yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen raporda özetle;
"... İli, ... İlçesi, ... Köyü'nün bulunduğu, afete maruz bölge olarak belirlenen alanda geçmişte sel (su baskını) ve çığ olayına rastlandığı;
İşlem ve keşif tarihi itibarıyle sel (su baskını) ve çığ olayı açısından riskli durumların devam ettiği, yapılan önlem çalışmalarının yetersiz kalabileceği;
Arazide yapılan incelemeler sonrası yapılan teknik( mühendislik) analizler can ve mal güvenliği açısından ... Köyü merkezinde hem sel (su baskını) hem de çığ açısından riskin devam ettiği;" sonuç ve tespitlerine yer verilmiştir.
Bu durumda, dosyadaki bilgi ve belgeler ile mahallinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen raporun birlikte değerlendirilmesinden; dava konusu alanda, Köyün batısında yer alan Kıl Tepenin köye bakan doğu cephesinde herhangi bir önlem çalışmasının veya koruma planlamasının mevcut olmadığı, tepe üzerinde derin yarıklara sahip su akış hatlarının varlığının büyük oranlarda toprak taşınımının yaşandığını gösterdiği ve bu durumun sel (su baskını) açısındantehdit unsuru içerdiği; diğer taraftan çığ oluşumu ve sonrasında hareketi için yeterli topoğrafik koşulların mevcut olduğu, yerel iklimsel şartların kış mevsimlerinde yüksek kar birikmelerine olanak sağladığı ve yamaçta bitki örtüsü bulunmaması nedenleriyle ... Köy Merkezinin çığ açısından da risk altında olduğu ve afete maruz bölge kararının kaldırılmasının can ve mal kaybına yol açabileceği sonucuna ulaşıldığından, dava konusu 24/12/2019 tarih ve 1867 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı ile Cumhurbaşkanlığı Kararı uyarınca afete maruz bölge olarak belirlenen alanların boşaltılması ve konutların mutlak surette Kaymakamlık tarafından yıktırılması gerektiğine ilişkin ... Valiliği İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğünün... tarih ve E.... sayılı işleminde hukuka aykırılık görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, davanın reddi gerektiği, düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, işin gereği görüşüldü:
İNCELEME VE
**GEREKÇE:**
MADDİ
**OLAY:**
Mülga Afet İşleri Genel Müdürlüğü'nün 15/04/1993 tarihli jeolojik etüt raporunda; ... Köyünün Merkez Mahallesinde yapılan incelemede, meskun alan çevresindeki dağlık, sert ve vahşi topoğrafya’yı Kuzey-Güney yönünde ikiye ayıran ... deresinin üst kotlarındaki dik ve derin vadisinin alt kotlara doğru düzleştiği ve vadi yatağının genişlediğinin gözlendiği, Batı ve Kuzeybatıdaki yamaçları yırtan 3 adet kuru derenin meskun alan içersinde birleşerek getirdikleri rusubatı köy içerisine bıraktığı ve burada biriken rusubatın fazla miktarda olduğunun tespit edildiği, geçmiş senelerde DSİ tarafından yapılan yatak temizleme çalışmalarının ise hiçbir tesirinin kalmadığı, yağışlarla birlikte çıplak yamaçlardan anında rusubatın meskun alan içerisine inmekte olduğu ve köy içerisine gelişi güzel dağıldığı, hemen hemen her konutun arka kısımlarında rusubat yığıntılarının gözlendiği, çoğu konutlara yağışlar sonucu su girdiği gibi zaman zaman konutların yıkıldığı, ... deresi ve yan dereler üzerinde taşkın önleyici tedbirlerin teknik ve ekonomik açıdan güç olacağı ve yapabilecek tesislerin de rantabıl olmayacağı kanaatine varıldığı, zira taşkına neden olan ve konutları tehdit eden derelerin beslenme havzalarının çok geniş ve topoğrafyanın da çıplak olması nedeniyle yapılan tesislerin rusubatla kısa zamanda dolarak işlemez konuma gireceği, ayrıca meskun alanın batısında yer alan ... tepesi üzerinde fazla kar biriktiği, sarp ve dik yamaçlar üzerinden kayarak alt kısımda bulunan konutları tehdit ettiğinin mahallinde ifade edildiği, ... tepesi yamaçlarının çıplak olduğu, hiçbir doğal engelin bulunmadığı, bu alanda çığ tehlikesinin söz konusu olacağı gibi yamaç sellenmesinin de konutlar için tehlike unsuru olacağı, zira konutların ... tepesi yamaçlarının hemen eteklerinde yer aldığı, hususları belirtilmiş, bunun üzerine, 20/12/1993 günlü, 93/5204 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla afete maruz bölge kararı ilan edilmiştir.
Anılan Bakanlar Kurulu Kararı ile kabul edilen koordinatsız kroki halinde olan afete maruz bölge sınırı yerinde koordinat alınarak sayısallaştırılması amacıyla ... Valiliği İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğünce hazırlanan 20/10/2018 tarihli jeolojik etüt raporunda; ... İli ... İlçesi ... Köyü’ndeki su baskını ve çığ düşmesi olayları incelenerek düzenlenen 15/04/1993 tarihli rapor eki krokide sınırları belirtilen alan için ... tarih ve... sayılı Bakanlar Kurulu Kararınca alınan afete maruz bölgenin koordinatları alınarak, haritaya işlendiği, bu nedenle, ... İlçesi ... Köyünün 20/12/1993 günlü, 93/5204 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile afete maruz bölge kabul edilen kararname kapsamından çıkarılarak, ekte sınırları sayısallaştırılarak belirtilen afete maruz bölge için Cumhurbaşkanı Kararının alınması gerektiği, hususları belirtilmiştir.
Bunun üzerine 20/10/2018 tarihli jeolojik etüt raporuna dayanılarak, 24/12/2019 tarih ve 1867 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile; ...ı İli, ... İlçesi, ... Köyünde bulunan alan 20/12/1993 günlü, 93/5204 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı kapsamından çıkarılarak, 7269 sayılı Umumi Hayata Müessir Afetler Dolayısıyla Alınacak Tedbirlerle Yapılacak Yardımlara Dair Kanunun 2. ve 14. maddeleri uyarınca yeniden afete maruz bölge olarak ilan edilmiştir.
Davacının afete maruz bölge kararının kaldırılmasına yönelik talebi üzerine ise; afete maruz bölge kararının kaldırılması talebinin reddi ile afete maruz bölgelerin boşaltılması ve konutların Kaymakamlık tarafından yıktırılmasına ilişkin ... Valiliği İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı işlemi tesis edimiştir.
Bakılan dava, 24/12/2019 tarih ve 1867 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile ... Valiliği İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı işleminin iptali istemiyle açılmıştır.
Uyuşmazlığın 7269 sayılı Kanun uyarınca heyelan nedeniyle afete maruz bölge olarak ilan edilmesine ilişkin olması ve çözümünün özel ve teknik bilgiyi gerektirmesi nedeniyle, Danıştay Dördüncü Dairesinin 23/11/2023 tarihli, E:2023/11040 sayılı ara kararıyla keşif-bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmesi üzerine, Jeoloji Mühendisi ve İnşaat Mühendislerinden oluşturulan bilirkişi heyetiyle mahallinde gerçekleştirilen keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen 25/06/2024 tarihli raporda özetle; geçmiş kayıtlar ile ilgili olarak kamu kurumları ile yapılan temaslar neticesinde dava dosyası içerisinde yer alan 24/08/2006 tarihli aşırı yağışlar neticesinde oluşan sel (su baskını) ve 1993 yılında Mülga Afet İşleri Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanan inceleme raporlarına göre, alanda sel (su baskını) ve çığ olayına rastlanmadığı, yapılan keşifte; ... Köyü merkezi, ... deresi üzerinden köyün kuzeyinde DSİ tarafından inşa edilmiş taşkın deşarj açık kanalı, kanal boyunca kanal içi ve çevresi, kanal membası ve yine DSİ tarafından inşa edilmiş tersip bentlerine ait son durumun tespit edildiği, köyün batısında yer alan karayolunun kestiği ... Tepesi karayolu boyunca ayrıntılı incelendiği ve tepenin çığ ve sel riski açısından gözlemlerinin tamamlandığı, yapılan arazi incelemeleri neticesinde rapor içerisinde ayrıntıları ile belirtilen olumsuz durumların sel (su baskını) ve çığ açısından riskin devam ettiği, yapılan önlem çalışmalarının yetersiz kalabileceği kanaatine varıldığı, arazide yapılan incelemeler sonrası can ve mal güvenliği açısından ... Köyü merkezinde hem sel (su baskını) hem de çığ açısından riskli durumların devam ettiğinin anlaşıldığı, belirtilmiştir.
Anılan bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiş, rapordaki bilimsel verilerin hukuken kabul edilebilir ve bu bağlamda da hükme esas alınabilir nitelikte olduğu anlaşıldığından, davacı tarafından rapora yapılan itiraz, raporu kusurlandıracak nitelikte görülmemiştir.
**İLGİLİ MEVZUAT:**
7269 sayılı Umumi Hayata Müessir Afetler Dolayısiyle Alınacak Tedbirlerle Yapılacak Yardımlara Dair Kanunun 1. maddesinde, " ... Afete uğrayan meskün yerlerin büyüklüğü o yerin tamamında veya bir kesiminde yıkılan, oturulmaz hale gelen bina sayısı, zarar gören yapı ve tesislerin genel hayata etki derecesi, mahallin ekonomik ve sosyal özellikleri, zararın kamu oyundaki tepkisi, normal hayat düzenindeki aksamalar ve benzeri hususlar göz önünde tutulmak suretiyle afetlerin genel hayata etkililiğine ilişkin temel kurallar, İçişleri ve Maliye Bakanlıklarının mütalaaları da alınarak İmar ve İskan Bakanlığınca hazırlanacak bir yönetmelikle belirtilir. Yukarıda yazılı afetlerin meydana gelmesinde veya muhtemel olması halinde zararın o yerin genel hayatına etkili olup olmadığına, yönetmelik esasları gereğince, İmar ve İskan Bakanlığı tarafından karar verilir." hükmüne, 2. maddesinde; "Su baskınına uğramış veya uğrayabilir bölgeler, İmar ve İskan Bakanlığının teklifi üzerine Devlet Su İşlerinin bağlı bulunduğu Bakanlıkça; yer sarsıntısı, yer kayması, kaya düşmesi ve çığ gibi afetlere uğramış veya uğrayabilir bölgeler ise, İmar ve İskan Bakanlığınca tespit ve bunlardan şehir ve kasabalarda meydana gelen ve gelebileceklerin sınırları imar planına, imar planı bulunmayan kasaba ve köylerde de belli edildikçe harita veya krokilere işlenmek suretiyle, afete maruz bölge olarak İmar ve İskan Bakanlığının teklifi üzerine Bakanlar Kurulunca kararlaştırılır ve bu suretle tespit olunan sınırlar, İmar ve İskan Bakanlığının isteği üzerine ilgili valiliklerce mahallinde ilan olunur." hükmüne, 14. maddesinde ise; "İkinci madde gereğince tespit ve ilan olunan afet bölgelerine dahil şehir, kasaba ve köylerde bina ve mesken yapımı, fen kurullarınca tehlikeli görülen ve sınırları krokilerle tespit olunan yerler, İmar ve İskan Bakanlığınca yapı ve ikamet için yasaklanmış afet bölgeleri sayılır ve durum, belediyesi olan yerlerde belediyesince, köylerde ise ihtiyar meclislerince hemen ilan edilir. Belediyesi olan yerlerde belediyeler, olmayan yerlerde ihtiyar meclisleri bu yasaklanmış afet bölgesi hükmünü uygulamakla görevlidir. Hilafına hareket edildiği takdirde, mevcut ve yapılmakta olan binalar, yıkma parası yıkıntı malzemesinden karşılanmak, yetmemesi halinde kalan kısmı afetler fonundan tamamlanmak üzere vali ve kaymakamların emri ile yıktırılır. Yasaklanmış afet bölgesi sınırları, alınacak tedbirlerle tehlikenin önlenmesi oranında daraltılır veya tamamen kaldırılır. Bu husus da aynı şekilde duyurulur." hükümlerine yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Usul Yönünden;
Davanın süresinde açılmadığı iddiası bakımından;
Afete maruz bölge ilanına ilişkin Cumhurbaşkanı kararının Resmi Gazete'de yayımlanmasının ilgililere tebliğ sonucunu sağlamayacağından, afete maruz bölge ilanına ilişkin işlemlerin Anayasada yer alan bir temel hak ve özgürlük olan mülkiyet hakkını kısıtlayıcı nitelikte olması karşısında, ilgililere tebliğ edilmesi, Anayasada güvence altına alınmış olan hak arama özgürlüğünün gereğidir.
Bu çerçevede, ilgililerin taşınmazlarının bulunduğu alanın afete maruz bölge olarak ilanına ilişkin kararların, usulüne uygun tebliği üzerine altmış günlük dava açma süresi içinde dava konusu edilebileceği sonucuna ulaşılmaktadır.
Bu durumda; dava konusu Cumhurbaşkanı Kararının davacıya tebliğine ilişkin davalı idareler tarafından herhangi bir bilgi/belge sunulmadığından, davalı idarelerin davada süre aşımı bulunduğu yönündeki itirazı yerinde görülmemiştir.
Esas Yönünden;
Dosyadaki bilgi ve belgeler ile mahallinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen raporun birlikte incelenip değerlendirilmesinden; uyuşmazlık konusu alanın 20/12/1993 tarih ve 93/5204 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile su baskını ve çığ afeti riski nedeniyle afete maruz bölge olarak ilan edildiği, 20/10/2018 tarihli jeolojik etüt raporu ile koordinatsız olan afete maruz bölgenin koordinat alınarak sayısallaştırıldığı ve 24/12/2019 tarihli, 1867 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile davaya konu alan yeniden afete maruz bölge olarak ilan edildiği, mahallinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu sunulan raporda özetle; geçmiş kayıtlar ile ilgili olarak kamu kurumları ile yapılan temaslar neticesinde dava dosyası içerisinde yer alan 24/08/2006 tarihli aşırı yağışlar neticesinde oluşan sel (su baskını) ve 1993 yılında Mülga Afet İşleri Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanan inceleme raporlarına göre, alanda sel (su baskını) ve çığ olayına rastlanmadığı, yapılan keşifte; ... Köyü merkezi, ... deresi üzerinden köyün kuzeyinde DSİ tarafından inşa edilmiş taşkın deşarj açık kanalı, kanal boyunca kanal içi ve çevresi, kanal membası ve yine DSİ tarafından inşa edilmiş tersip bentlerine ait son durumun tespit edildiği, köyün batısında yer alan karayolunun kestiği ... Tepesi karayolu boyunca ayrıntılı incelendiği ve tepenin çığ ve sel riski açısından gözlemlerinin tamamlandığı, yapılan arazi incelemeleri neticesinde rapor içerisinde ayrıntıları ile belirtilen olumsuz durumların sel (su baskını) ve çığ açısından riskin devam ettiği, yapılan önlem çalışmalarının yetersiz kalabileceği kanaatine varıldığı, arazide yapılan incelemeler sonrası can ve mal güvenliği açısından işlem ve keşif tarihi itibarıyla ve gelecekte ... Köyü merkezinde hem sel (su baskını) hem de çığ açısından riskli durumların devam ettiği belirtilmiştir.
Bu durumda, ... İli, ... İlçesi, ... Köyü'nün bulunduğu, afete maruz bölge olarak belirlenen alanda geçmişte sel ve çığ olayına rastlanmadığı, işlem ve keşif tarihi itibarıyla alanda su baskını ve çığ afet riskinin bulunduğu, yine söz konusu alanda can ve mal güvenliği açısından, gelecekte de muhtemel bir su baskını ve çığ afet riskinin bulunduğu anlaşıldığından, kişilerin can ve mal güvenliğini sağlamak amacıyla tesis edilen Cumhurbaşkanı Kararı ile bu amaçla afete maruz bölgenin boşaltılarak konutların yıkılması yönünde tesis edilen Valilik işleminde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. DAVANIN REDDİNE,
2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ... TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
3. Davacı tarafından yatırılan keşif avansı ile posta giderleri avansından artan kısmın talebi halinde iadesine,
4. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ...TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idarelere verilmesine,
5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen otuz (30) gün içinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere, 03/02/2025 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.