Danıştay3. DaireTicaret Hukuku
Danıştay 3. Daire E.2025/93 K.2025/1834
T.C.
D A N I Ş T A Y
ÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2025/93
Karar No : 2025/1834
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Vergi Dairesi Müdürlüğü/...
**VEKİLİ:** Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACI) : ...
**VEKİLİ:** Av. ...
İSTEMİN KONUSU : .... Vergi Mahkemesinin ...tarih ve E:..., K:... sayılı kararına yöneltilen istinaf başvurusuna ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi .... Vergi Dava Dairesinin .. tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı adına, tasfiyesi tamamlanarak tüzel kişiliği sona eren ... Ürünleri İnşaat Otomotiv Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketinin tasfiye memurunun yasal defter ve belgeleri incelemeye ibraz etmediğinden bahisle katma değer vergisi indirimlerinin reddi suretiyle yeniden oluşturulan beyan tablosuna göre kanuni temsilci sıfatıyla 2018 yılının Ocak ila Eylül dönemleri için re'sen salınan üç kat vergi ziyaı cezalı katma değer vergisinin kaldırılması istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: 213 sayılı Kanun'un 253 ve 256. maddelerinde, tasfiyesi tamamlanmış olan şirketin yasal defter ve belgelerini incelemeye ibraz etme yükümlülüğünün kime ait olacağının düzenlenmediği, 6102 sayılı Kanun'un 82. Maddesinde ise defterlerin sulh mahkemesi tarafından saklanacağının kurala bağlandığı dikkate alındığında, tasfiyesi tamamlanmış şirketin defter ve belgelerinin muhafazası dolayısıyla inceleme elemanına ibraz yükümlülüğü bulunmayan tasfiye memurunun ibraz yükümlülüğünü yerine getirmediğinden bahisle davacı adına kanuni temsilci sıfatıyla salınan vergi ziyaı cezalı katma değer vergilerinde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle vergi ve cezalar kaldırılmıştır.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusunun, usul ve hukuka uygun olduğu sonucuna varılan Vergi Mahkemesi kararının kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek kararın bozulması istenilmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Üçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin reddine,
2. Temyize konu Vergi Dava Dairesi kararının ONANMASINA,
3. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ilgili Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 14/04/2025 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi.
(X)-KARŞI OY :
Bakılmakta olan dava, tasfiyesi tamamlanarak tüzel kişiliği sona eren ... Ürünleri İnşaat Otomotiv Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketinin kanuni temsilcisi olan davacı adına, şirkete ait 2018 yılına ilişkin defter ve belgelerin incelemeye ibraz edilmediğinden bahisle kanuni temsilci sıfatıyla re'sen salınan 2018 yılının Ocak ilâ Eylül dönemlerine ait üç kat vergi ziyaı cezalı katma değer vergisinin kaldırılması istemiyle açılmıştır.
Verginin kanuniliği ilkesi, hukuk güvenliğinin en önemli dayanağıdır. Anayasa'nın 73’üncü maddesinin üçüncü fıkrasında, "Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülükler kanunla konulur, değiştirilir veya kaldırılır." denilerek verginin kanuniliği ilkesi belirtilmiştir. Bu anayasal ilke, “takdire dayalı keyfi uygulamaları önleyecek sınırlamaların yasada yer almasını gerektirmekte ve vergi yükümlülüğüne ilişkin düzenlemelerin konulması, değiştirilmesi veya kaldırılmasının yasa ile yapılmasını zorunlu kılmaktadır” (AYM, 15/07/2004, E.2003/33, K.2004/101). Bu nedenle, “vergilendirmede, vergiyi doğuran olayın ve vergilerin matrah ve oranlarının, yukarı ve aşağı sınırlarının, tarh ve tahakkuklarının, tahsil usullerinin, yaptırımlarının ve zamanaşımı gibi belli başlı temel ögelerinin kanunlarla belirlenmesi gerekir” (AYM, 30/12/2015, E.2014/183, K.2015/122).
Verginin sorumlusunun da verginin kanuniliği ilkesi gereği kanun ile belirlenmesi gerekir. Kanuni temsilcilerin vergisel ödevlerini hiç ya da gereği gibi yerine getirilmemiş olmasından kaynaklanan sorumlukları, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun "Kanuni Temsilcilerin Ödevi" başlıklı 10’uncu maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin dördüncü fıkrasında, tüzel kişilerin tasfiye haline girmiş veya tasfiye edilmiş olmalarının, kanuni temsilcilerin tasfiyeye giriş tarihinden önceki zamanlara ait sorumluluklarını kaldırmayacağı kurala bağlanmıştır.
Olayda, asıl borçlu mükellefe düşen ödevleri yerine getirecek olan tasfiye memurunun ibraz yükümlülüğüne ilişkin sorumluluğunun devam etmesi 213 sayılı Kanun'un sözü edilen 10’uncu maddesindeki kuralın bir gereğidir. Bu bağlamda, tasfiye memurunun, ibraz yükümlülüğünün bulunmadığı söylenemez.
Açıklanan nedenle, temyize konu kararın, kanuni temsilcinin sorumluluğu koşulları yönünden hukuki denetiminin yapılması gerektiği görüşüyle karara katılmıyorum.
D A N I Ş T A Y
ÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2025/93
Karar No : 2025/1834
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Vergi Dairesi Müdürlüğü/...
**VEKİLİ:** Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACI) : ...
**VEKİLİ:** Av. ...
İSTEMİN KONUSU : .... Vergi Mahkemesinin ...tarih ve E:..., K:... sayılı kararına yöneltilen istinaf başvurusuna ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi .... Vergi Dava Dairesinin .. tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı adına, tasfiyesi tamamlanarak tüzel kişiliği sona eren ... Ürünleri İnşaat Otomotiv Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketinin tasfiye memurunun yasal defter ve belgeleri incelemeye ibraz etmediğinden bahisle katma değer vergisi indirimlerinin reddi suretiyle yeniden oluşturulan beyan tablosuna göre kanuni temsilci sıfatıyla 2018 yılının Ocak ila Eylül dönemleri için re'sen salınan üç kat vergi ziyaı cezalı katma değer vergisinin kaldırılması istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: 213 sayılı Kanun'un 253 ve 256. maddelerinde, tasfiyesi tamamlanmış olan şirketin yasal defter ve belgelerini incelemeye ibraz etme yükümlülüğünün kime ait olacağının düzenlenmediği, 6102 sayılı Kanun'un 82. Maddesinde ise defterlerin sulh mahkemesi tarafından saklanacağının kurala bağlandığı dikkate alındığında, tasfiyesi tamamlanmış şirketin defter ve belgelerinin muhafazası dolayısıyla inceleme elemanına ibraz yükümlülüğü bulunmayan tasfiye memurunun ibraz yükümlülüğünü yerine getirmediğinden bahisle davacı adına kanuni temsilci sıfatıyla salınan vergi ziyaı cezalı katma değer vergilerinde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle vergi ve cezalar kaldırılmıştır.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusunun, usul ve hukuka uygun olduğu sonucuna varılan Vergi Mahkemesi kararının kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek kararın bozulması istenilmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Üçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin reddine,
2. Temyize konu Vergi Dava Dairesi kararının ONANMASINA,
3. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ilgili Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 14/04/2025 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi.
(X)-KARŞI OY :
Bakılmakta olan dava, tasfiyesi tamamlanarak tüzel kişiliği sona eren ... Ürünleri İnşaat Otomotiv Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketinin kanuni temsilcisi olan davacı adına, şirkete ait 2018 yılına ilişkin defter ve belgelerin incelemeye ibraz edilmediğinden bahisle kanuni temsilci sıfatıyla re'sen salınan 2018 yılının Ocak ilâ Eylül dönemlerine ait üç kat vergi ziyaı cezalı katma değer vergisinin kaldırılması istemiyle açılmıştır.
Verginin kanuniliği ilkesi, hukuk güvenliğinin en önemli dayanağıdır. Anayasa'nın 73’üncü maddesinin üçüncü fıkrasında, "Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülükler kanunla konulur, değiştirilir veya kaldırılır." denilerek verginin kanuniliği ilkesi belirtilmiştir. Bu anayasal ilke, “takdire dayalı keyfi uygulamaları önleyecek sınırlamaların yasada yer almasını gerektirmekte ve vergi yükümlülüğüne ilişkin düzenlemelerin konulması, değiştirilmesi veya kaldırılmasının yasa ile yapılmasını zorunlu kılmaktadır” (AYM, 15/07/2004, E.2003/33, K.2004/101). Bu nedenle, “vergilendirmede, vergiyi doğuran olayın ve vergilerin matrah ve oranlarının, yukarı ve aşağı sınırlarının, tarh ve tahakkuklarının, tahsil usullerinin, yaptırımlarının ve zamanaşımı gibi belli başlı temel ögelerinin kanunlarla belirlenmesi gerekir” (AYM, 30/12/2015, E.2014/183, K.2015/122).
Verginin sorumlusunun da verginin kanuniliği ilkesi gereği kanun ile belirlenmesi gerekir. Kanuni temsilcilerin vergisel ödevlerini hiç ya da gereği gibi yerine getirilmemiş olmasından kaynaklanan sorumlukları, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun "Kanuni Temsilcilerin Ödevi" başlıklı 10’uncu maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin dördüncü fıkrasında, tüzel kişilerin tasfiye haline girmiş veya tasfiye edilmiş olmalarının, kanuni temsilcilerin tasfiyeye giriş tarihinden önceki zamanlara ait sorumluluklarını kaldırmayacağı kurala bağlanmıştır.
Olayda, asıl borçlu mükellefe düşen ödevleri yerine getirecek olan tasfiye memurunun ibraz yükümlülüğüne ilişkin sorumluluğunun devam etmesi 213 sayılı Kanun'un sözü edilen 10’uncu maddesindeki kuralın bir gereğidir. Bu bağlamda, tasfiye memurunun, ibraz yükümlülüğünün bulunmadığı söylenemez.
Açıklanan nedenle, temyize konu kararın, kanuni temsilcinin sorumluluğu koşulları yönünden hukuki denetiminin yapılması gerektiği görüşüyle karara katılmıyorum.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.