Danıştay3. Daireİdare Hukuku · ön sınıflandırma
Danıştay 3. Daire E.2023/9239 K.2025/2638
Özet: Uyuşmazlık, 2015-2017 ve 2021 yıllarındaki kamu alacaklarının tahsil edilmesi amacıyla davacı adına düzenlenen ödeme emirlerinin hukuka aykırı olmadığı yönündeki istek üzerine, Bölge İdare Mahkemesi'nin ödeme emirlerinin iptal kararı ve ilgili vergi mahkemesi kararının bozulması yönündeki istinaf başvurusudur. Mahkeme, ödeme emirlerinin hukuka aykırı bulunmadığını belirterek, bu kararların bozulmasını kabul etmemiş ve ödeme emirlerinin iptal kararını sürdürmüştür.
T.C. DANIŞTAY ÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No: 2023/9239
Karar No: 2025/2638
TEMYİZ EDEN (DAVALI): ... Vergi Dairesi Müdürlüğü/...
VEKİLİ: Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACI): ...
VEKİLİ: Av. ...
İSTEMİN KONUSU: ... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına yöneltilen istinaf başvurusuna ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Davacı adına, asıl borçlu ... İnşaat ve Yönetim Hizmetleri Anonim Şirketi ile ... Temizlik Hizmetleri İnşaat Bilişim Otomasyon Turizm Nakliye Sanayi Ticaret Limited Şirketi İş Ortaklığından alınamayan 2015 ila 2017 ve 2021 yıllarının muhtelif dönemlerine ait kamu alacağının tahsili amacıyla kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen ... tarih ve ... ila ... takip numaralı ödeme emirlerinin iptali istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Dava konusu ödeme emirleri içeriği kamu alacağına ilişkin olarak asıl borçlu şirket adına düzenlenen ödeme emirlerinin dava açılmaksızın kesinleştiği, iş ortaklığı hakkında yapılan mal varlığı araştırması da sonuçsuz kaldığından davacının kanuni temsilci sıfatıyla takibinde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle dava reddedilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İş ortaklığından tahsil edilemeyen kamu alacağının, öncelikle iş ortaklığının ortakları ... İnşaat ve Yönetim Hizmetleri Anonim Şirketi ve ... Temizlik Hizmetleri İnşaat Bilişim Otomasyon Turizm Nakliye Sanayi Ticaret Limited Şirketinden tahsili yoluna gidilmesi gerekirken kanuni temsilci olan davacı adına tanzim edilen ödeme emrinde hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusu kabul edilerek Vergi Mahkemesi kararı kaldırıldıktan sonra ödeme emirleri iptal edilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek kararın bozulması istenilmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NIN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Üçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin reddine,
2. Temyize konu Vergi Dava Dairesi kararının ONANMASINA,
3. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ilgili Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 02/06/2025 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi.
(X)-KARŞI OY:
213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 10. maddesinde; tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin mükellef veya vergi sorumlusu olmaları halinde bunlara düşen ödevlerin, kanuni temsilciler, tüzel kişiliği olmayan teşekkülleri idare edenler varsa bunların temsilcileri tarafından yerine getirileceği, yukarıda yazılı olanların bu ödevleri yerine getirmemeleri yüzünden mükelleflerin veya vergi sorumlularının varlığından tamamen veya kısmen alınamayan vergi ve buna bağlı alacakların, kanuni ödevleri yerine getirmeyenlerin varlıklarından alınacağı hüküm altına alınmıştır.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 620. maddesinde, adi ortaklık sözleşmesinin, iki ya da daha fazla kişinin emeklerini ve mallarını ortak bir amaca erişmek üzere birleştirmeyi üstlendikleri sözleşme olduğu, bir ortaklığın, kanunla düzenlenmiş ortaklıkların ayırt edici niteliklerini taşımıyorsa, bu bölüm hükümlerine tabi adi ortaklık sayılacağı, 625. maddesinin birinci fıkrasında, yönetimin, sözleşme veya kararla yalnızca bir veya birden çok ortağa ya da üçüncü bir kişiye bırakılmış olmadıkça, bütün ortakların ortaklığı yönetme hakkına sahip olduğu, 637. maddesinde, kendi adına ve ortaklık hesabına bir üçüncü kişi ile işlemde bulunan ortağın, bu kişiye karşı bizzat kendisinin alacaklı ve borçlu olacağı, ortaklardan biri, ortaklık veya bütün ortaklar adına bir üçüncü kişi ile işlem yaparsa, diğer ortakların ancak temsile ilişkin hükümler uyarınca, bu kişinin alacaklısı veya borçlusu olacakları, kendisine yönetim görevi verilen ortağın, ortaklığı veya bütün ortakları üçüncü kişilere karşı temsil etme yetkisinin var sayılacağı, ancak, temsil yetkisine sahip yönetici ortağın yapacağı önemli tasarruf işlemlerine ilişkin yetkinin, bütün ortakların oybirliğiyle verilmiş olması ve yetki belgesinde bu hususun açıkça belirtilmiş olmasının şart olduğu belirtilmiştir.
5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 1. maddesinde ise, iş ortaklıklarının kurumlar vergisine tabi olduğu öngörülmüş; 2. maddesinin 7. fıkrasında da, iş ortaklıklarının, kurumların kendi aralarında veya şahıs ortaklıkları ya da gerçek kişilerle, belli bir işin birlikte yapılmasını ortaklaşa yüklenmek ve kazancını paylaşmak amacıyla kurdukları ortaklıklardan bu şekilde mükellefiyet tesis edilmesini talep edenler olduğu kurala bağlanmıştır.
6098 sayılı Kanunun 620 ve devamı maddelerinde özel hukuk ilişkileri yönünden adi ortaklığın tanımı ve ortaklık adına yapılan işlemler nedeniyle üçüncü kişilere karşı sorumluklarına; 5520 sayılı Kanun'da ise, vergi hukuku yönünden iş ortaklığının tanımına yer verilmiş olup, iş ortaklığının borçları nedeniyle doğan sorumluluklar 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 10. maddesinde açıkça düzenlenmemiş ise de, iş ortaklığının maddede tüzel kişiliği olmadığı belirtilen vakıflar ve cemaatler gibi teşekküllerden olduğunun kabulü gerektiği, iş ortaklığının ödenmeyen amme borçları yönünden ise mükellef veya vergi sorumlusu olmaları halinde bunlara düşen ödevlerin kanuni temsilcileri, tüzel kişiliği olmayan teşekkülleri idare edenler ve varsa bunların temsilcileri tarafından yerine getirileceği, iş ortaklığı olarak mükellefiyet tesis ettiren adi ortaklığın sözleşme ile kanuni temsilci ataması halinde, ortaklığın ödenmeyen vergi borçlarından dolayı bu madde kapsamında kanuni temsilcisinin sorumlu olduğu sonucuna varılmıştır.
Olayda, ... İnşaat ve Yönetim Hizmetleri Anonim Şirketi ve ... Temizlik Hizmetleri İnşaat Bilişim Otomasyon Turizm Nakliye Sanayi Ticaret Limited Şirketi İş Ortaklığının kanuni temsilcisi olduğu, buna göre 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 10. maddesinde yer verilen tüzel kişiliği olmayan teşekküllerden olan ve vergi mükellefiyeti tesis ettiren asıl borçlu iş ortaklığının ödenmeyen amme borçları nedeniyle kanuni temsilci olarak davacının sorumlu olduğu açıktır.
Bu durumda, ... İnşaat ve Yönetim Hizmetleri Anonim Şirketi ve ... Temizlik Hizmetleri İnşaat Bilişim Otomasyon Turizm Nakliye Sanayi Ticaret Limited Şirketi İş Ortaklığının vadesinde ödenmeyen borçlarının ortaklıktan tahsil edilememesi üzerine tahsili amacıyla 213 sayılı Kanun'un 10. maddesi gereğince davacı adına düzenlenen dava konusu ödeme emrinde hukuka aykırılık görülmediği dolayısıyla temyize konu kararın bozulması gerektiği oyuyla Daire kararına katılmıyorum.
Esas No: 2023/9239
Karar No: 2025/2638
TEMYİZ EDEN (DAVALI): ... Vergi Dairesi Müdürlüğü/...
VEKİLİ: Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACI): ...
VEKİLİ: Av. ...
İSTEMİN KONUSU: ... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına yöneltilen istinaf başvurusuna ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Davacı adına, asıl borçlu ... İnşaat ve Yönetim Hizmetleri Anonim Şirketi ile ... Temizlik Hizmetleri İnşaat Bilişim Otomasyon Turizm Nakliye Sanayi Ticaret Limited Şirketi İş Ortaklığından alınamayan 2015 ila 2017 ve 2021 yıllarının muhtelif dönemlerine ait kamu alacağının tahsili amacıyla kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen ... tarih ve ... ila ... takip numaralı ödeme emirlerinin iptali istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Dava konusu ödeme emirleri içeriği kamu alacağına ilişkin olarak asıl borçlu şirket adına düzenlenen ödeme emirlerinin dava açılmaksızın kesinleştiği, iş ortaklığı hakkında yapılan mal varlığı araştırması da sonuçsuz kaldığından davacının kanuni temsilci sıfatıyla takibinde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle dava reddedilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İş ortaklığından tahsil edilemeyen kamu alacağının, öncelikle iş ortaklığının ortakları ... İnşaat ve Yönetim Hizmetleri Anonim Şirketi ve ... Temizlik Hizmetleri İnşaat Bilişim Otomasyon Turizm Nakliye Sanayi Ticaret Limited Şirketinden tahsili yoluna gidilmesi gerekirken kanuni temsilci olan davacı adına tanzim edilen ödeme emrinde hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusu kabul edilerek Vergi Mahkemesi kararı kaldırıldıktan sonra ödeme emirleri iptal edilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek kararın bozulması istenilmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NIN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Üçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin reddine,
2. Temyize konu Vergi Dava Dairesi kararının ONANMASINA,
3. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ilgili Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 02/06/2025 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi.
(X)-KARŞI OY:
213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 10. maddesinde; tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin mükellef veya vergi sorumlusu olmaları halinde bunlara düşen ödevlerin, kanuni temsilciler, tüzel kişiliği olmayan teşekkülleri idare edenler varsa bunların temsilcileri tarafından yerine getirileceği, yukarıda yazılı olanların bu ödevleri yerine getirmemeleri yüzünden mükelleflerin veya vergi sorumlularının varlığından tamamen veya kısmen alınamayan vergi ve buna bağlı alacakların, kanuni ödevleri yerine getirmeyenlerin varlıklarından alınacağı hüküm altına alınmıştır.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 620. maddesinde, adi ortaklık sözleşmesinin, iki ya da daha fazla kişinin emeklerini ve mallarını ortak bir amaca erişmek üzere birleştirmeyi üstlendikleri sözleşme olduğu, bir ortaklığın, kanunla düzenlenmiş ortaklıkların ayırt edici niteliklerini taşımıyorsa, bu bölüm hükümlerine tabi adi ortaklık sayılacağı, 625. maddesinin birinci fıkrasında, yönetimin, sözleşme veya kararla yalnızca bir veya birden çok ortağa ya da üçüncü bir kişiye bırakılmış olmadıkça, bütün ortakların ortaklığı yönetme hakkına sahip olduğu, 637. maddesinde, kendi adına ve ortaklık hesabına bir üçüncü kişi ile işlemde bulunan ortağın, bu kişiye karşı bizzat kendisinin alacaklı ve borçlu olacağı, ortaklardan biri, ortaklık veya bütün ortaklar adına bir üçüncü kişi ile işlem yaparsa, diğer ortakların ancak temsile ilişkin hükümler uyarınca, bu kişinin alacaklısı veya borçlusu olacakları, kendisine yönetim görevi verilen ortağın, ortaklığı veya bütün ortakları üçüncü kişilere karşı temsil etme yetkisinin var sayılacağı, ancak, temsil yetkisine sahip yönetici ortağın yapacağı önemli tasarruf işlemlerine ilişkin yetkinin, bütün ortakların oybirliğiyle verilmiş olması ve yetki belgesinde bu hususun açıkça belirtilmiş olmasının şart olduğu belirtilmiştir.
5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 1. maddesinde ise, iş ortaklıklarının kurumlar vergisine tabi olduğu öngörülmüş; 2. maddesinin 7. fıkrasında da, iş ortaklıklarının, kurumların kendi aralarında veya şahıs ortaklıkları ya da gerçek kişilerle, belli bir işin birlikte yapılmasını ortaklaşa yüklenmek ve kazancını paylaşmak amacıyla kurdukları ortaklıklardan bu şekilde mükellefiyet tesis edilmesini talep edenler olduğu kurala bağlanmıştır.
6098 sayılı Kanunun 620 ve devamı maddelerinde özel hukuk ilişkileri yönünden adi ortaklığın tanımı ve ortaklık adına yapılan işlemler nedeniyle üçüncü kişilere karşı sorumluklarına; 5520 sayılı Kanun'da ise, vergi hukuku yönünden iş ortaklığının tanımına yer verilmiş olup, iş ortaklığının borçları nedeniyle doğan sorumluluklar 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 10. maddesinde açıkça düzenlenmemiş ise de, iş ortaklığının maddede tüzel kişiliği olmadığı belirtilen vakıflar ve cemaatler gibi teşekküllerden olduğunun kabulü gerektiği, iş ortaklığının ödenmeyen amme borçları yönünden ise mükellef veya vergi sorumlusu olmaları halinde bunlara düşen ödevlerin kanuni temsilcileri, tüzel kişiliği olmayan teşekkülleri idare edenler ve varsa bunların temsilcileri tarafından yerine getirileceği, iş ortaklığı olarak mükellefiyet tesis ettiren adi ortaklığın sözleşme ile kanuni temsilci ataması halinde, ortaklığın ödenmeyen vergi borçlarından dolayı bu madde kapsamında kanuni temsilcisinin sorumlu olduğu sonucuna varılmıştır.
Olayda, ... İnşaat ve Yönetim Hizmetleri Anonim Şirketi ve ... Temizlik Hizmetleri İnşaat Bilişim Otomasyon Turizm Nakliye Sanayi Ticaret Limited Şirketi İş Ortaklığının kanuni temsilcisi olduğu, buna göre 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 10. maddesinde yer verilen tüzel kişiliği olmayan teşekküllerden olan ve vergi mükellefiyeti tesis ettiren asıl borçlu iş ortaklığının ödenmeyen amme borçları nedeniyle kanuni temsilci olarak davacının sorumlu olduğu açıktır.
Bu durumda, ... İnşaat ve Yönetim Hizmetleri Anonim Şirketi ve ... Temizlik Hizmetleri İnşaat Bilişim Otomasyon Turizm Nakliye Sanayi Ticaret Limited Şirketi İş Ortaklığının vadesinde ödenmeyen borçlarının ortaklıktan tahsil edilememesi üzerine tahsili amacıyla 213 sayılı Kanun'un 10. maddesi gereğince davacı adına düzenlenen dava konusu ödeme emrinde hukuka aykırılık görülmediği dolayısıyla temyize konu kararın bozulması gerektiği oyuyla Daire kararına katılmıyorum.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.