‹ Ana sayfa
Danıştay3. Daireİdare Hukuku

Danıştay 3. Daire E.2023/6077 K.2024/1747

Esas No: 2023/6077 · Karar No: 2024/1747 · Karar Tarihi: 01.04.2024
T.C.
D A N I Ş T A Y
ÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2023/6077
Karar No : 2024/1747

TEMYİZ EDENLER : 1-(DAVALI) ... Vergi Dairesi Müdürlüğü
...

**VEKİLİ:** Av. ...

2-(DAVACI) ... Dış Ticaret Limited Şirketi

**VEKİLİ:** Av. ...

İSTEMİN KONUSU: ... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına yöneltilen istinaf başvurusuna ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı şirket adına, alımlarının bir kısmını sahte ve muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı faturalarla belgelendirdiği ve ihracata ilişkin düzenlediği bir kısım faturaların muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı olduğundan bahisle yurt dışı zararının kabul edilmemesi suretiyle yüklenilen katma değer vergisi listesinde yer alan maliyet tutarı ile yurt dışı satışlar toplamı arasındaki farkın maliyetlerden çıkartılması gerektiği yolunda tespitleri içeren vergi inceleme raporları uyarınca 2016 yılı için re'sen salınan üç kat vergi ziyaı cezalı kurumlar vergisi ile aynı yılın Ocak-Mart, Nisan-Haziran ve Temmuz-Eylül dönemleri için re'sen salınan üç kat vergi ziyaı cezalı geçici vergilerin kaldırılması istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Davacı şirket hakkında düzenlenen vergi inceleme raporu ile davacının faturalarını kayıtlarına aldığı ... Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi, ... Toptan Gıda Temizlik ve Tütün Mamülleri Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi, ... Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi hakkındaki vergi tekniği raporlarında yer alan saptamalardan, davacı ve anılan şirketler tarafından komisyon geliri elde edilmesi amaçlanmaksızın organize hâlde katma değer vergisi iadesi almak amacıyla hareket edildiği, fiyatların şişirilmesi yöntemiyle gerçekleştirilen ihracatlar ile ilgili olarak yurt dışındaki müşteriler adına düzenlenen belgelerin muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belgeler olduğu sonucuna ulaşıldığı, ancak dava konusu tarhiyatın dayanağı vergi inceleme raporlarında, bazı alış faturalarının gerçek bir ticari ilişkiye dayanmadığı hususu re'sen tarh sebebi olarak kabul edilerek, sahte olduğu ileri sürülen fatura bedelleri doğrudan davacının giderlerinden çıkarılmak suretiyle tarhiyat yapıldığı, davacının alışları ile satışlarının orantılı olup olmadığı, sektördeki emsal kârlılık oranının ne olduğu ve satışlar için katlanılan maliyet unsuru ile davacının kârlılık oranının sorulmadığı, emsal uygulamasının yapılmadığı, kârlılık oranının sektör ortalamalarına uygun olup olmadığının bu konuda görevleri gereğince sektörler ve ilgili yıllar itibarıyla somut ilgileri bulunan Ticaret Odaları veya Meslek Odaları nezdinde yapılan araştırma sonuçları ile ortaya konulamadığı dolayısıyla eksik incelemeye dayanılarak yapılan tarhiyatta hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu cezalı vergiler kaldırılmıştır.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Tarhiyatın dayanağı vergi inceleme raporlarında, davacının kullanmış olduğu sahte ve muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belgeler ile ihracatlarına ilişkin düzenlemiş olduğu muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belgelerin ne kadarının yanıltıcı olduğunun tam olarak tespit edilemediği hususu dikkate alınarak yurt dışı zararının kabul edilmediği, bu nedenle 2016 yılında ihracata ilişkin bildirmiş olduğu yüklenilen katma değer vergisi listesinde yer alan ve sahte fatura düzenleyen mükelleflerden alınan belgelerde gösterilen 14.063.090,93 TL maliyet tutarı ile yurt dışı satışlar toplamı olan 13.677.609,00 TL arasındaki farkın yani 385.481,93 TL'nin gerçek bir gidere dayanmadığı kabul edilerek söz konusu tutarın kurumlar vergisi matrahından düşülerek davacının 2016 hesap dönemine ait gelir tablosu ve kurumlar vergisi beyannamesinin yeniden düzenlendiği dolayısıyla vergi müfettişince, objektif doneler esas alınmak suretiyle davacı lehine hareket edilerek kullanılan sahte faturaların yaklaşık %2,7 'lik kısmının gerçek bir gidere dayanmadığının kabul edildiği bu haliyle re'sen tarh nedenini ortaya koyan davalı idarece, objektif ve kanâât oluşturmaya yeterli verilerden hareketle gerçeğe en yakın şekilde yapıldığı anlaşılan tarhiyatın hukuka uygun olduğu, ancak mahsup dönemi geçen geçici verginin aranmayacağı ve yıllık vergiye mahsuben peşin alınan geçici vergi üzerinden bir kat vergi ziyaı cezası kesilebileceği gerekçesiyle istinaf başvurusu kısmen kabul edilerek Vergi Mahkemesi kararı kısmen kaldırıldıktan sonra, üç kat vergi ziyaı cezalı kurumlar vergisi ile geçici vergilerin bir katı tutarındaki vergi ziyaı cezası yönünden dava reddedilmiş, geçici vergi asılları ile geçici verginin bir katı tutarını aşan vergi ziyaı cezasına yöneltilen istinaf istemi ise belirtilen gerekçeyle reddedilmiştir.

TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI:
Davalı idare tarafından, vergilendirmede vergiyi doğuran olayın gerçek mahiyetinin esas olduğu, vergi ziyaına sebebiyet verdiği tespit edilen davacı adına yapılan işlemlerde hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülerek kararın aleyhe olan hüküm fıkrasının bozulması istenilmektedir.
Davacı tarafından, kurumlar vergisi ile geçici verginin re'sen tarh edilmesini gerektirecek bir kazanç elde edildiğine dair somut tespit bulunmadığı gibi bu konu hakkında inceleme yapılmadığı, maliyet tutarı ile yurt dışı satışları arasında bulunan farkın ne şekilde net kurum kazancı olarak kabul edildiğinin temyize konu kararda açıklanmadığı, şirket tarafından düzenlediği iddia edilen muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belgelerin ne kadarlık kısmının gerçek ne kadarlık kısmının yanıltıcı olduğunun tespit edilemediği hususunun vergi inceleme raporunda kabul edildiği dolayısıyla gerçek kurum kazancının tespit edilemediğinin inceleme elemanınca da kabul edildiği, varsayıma dayalı olarak yapılan tarhiyatta hukuka uygunluk bulunmadığı ileri sürülerek kararın aleyhe olan hüküm fıkrasının bozulması istenilmektedir.

TARAFLARIN SAVUNMALARI : Taraflarca savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Üçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz istemlerinin reddine,
2. Temyize konu Vergi Dava Dairesi kararının ONANMASINA,
3. Davacıdan 492 sayılı Harçlar Kanunu'na bağlı (3) sayılı Tarife uyarınca nispi harç alınmasına,
4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ilgili Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 01/04/2024 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.

Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.

AvAi

Hukuki AI Asistanı
Merhaba! Ben AvAi, Avarsis Hukuki AI Asistanınız. Size nasıl yardımcı olabilirim?