Danıştay 3. Daire Vergi Hukuku · ön sınıflandırma
Danıştay 3. Daire E.2023/5357 K.2024/5053
Özet: Uyuşmazlık, davacının 2017 yılında motorlu araç alım-satımı faaliyetinde elde ettiği kazancının beyan dışı bırakılması nedeniyle vergi inceleme raporu ile hesaplanan kat vergi ziyaı cezası konusundaki istinaf başvurusu ile ilgilidir. Mahkeme, vergilendirme ve kasko değerlerine dayalı matrahın belirlenmesinde hukuka aykırılık bulunduğunu kabul ederek, istinaf başvurusunu reddedip, önceki kararın bozulmasından mahrum bırakmıştır.
T.C. DANIŞTAY ÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No: 2023/5357
Karar No: 2024/5053
TEMYİZ EDENLER: 1-(DAVALI): ... Vergi Dairesi Müdürlüğü/ ...
VEKİLİ: Av. ...
2-(DAVACI) ...
VEKİLİ: Av. ...
İSTEMİN KONUSU:... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına yöneltilen istinaf başvurularına ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Davacının motorlu araç alım-satımı faaliyetinden elde ettiği kazancını kayıt ve beyan dışı bıraktığı yönünde saptamalar içeren vergi inceleme raporuna raporuna dayanılarak adına 2017 yılı için re'sen salınan gelir vergisi ile tekerrür hükümleri gereğince artırılarak kesilen bir kat vergi ziyaı cezasının kaldırılması istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Davacı hakkında düzenlenen vergi inceleme raporuyla 2017 yılında 29 adet farklı marka ve model araç satışı gerçekleştirdiği, söz konusu araçların bedeline ulaşılamaması nedeniyle kasko verilere esas alınarak araçların gerçek satış bedellerinin tespiti yoluna gidildiği, kasko değerlerine göre araçların toplam kasko değeri üzerinden % 3 karlılık oranının esas alındığının anlaşıldığı olayda, alım satımı yapılan araçların sayısı ve dönemi dikkate alındığında satışların ticari amaçlı olduğu, satış bedelleri yönünden kasko bedellerinin dikkate alınması, tümüyle iktisadi, ticari ve teknik icaplara uygun ve olayın özelliğine göre normal ve mutad kabul edilmesi gereken nitelikte bir ispatlama yöntemi olup araçların gerçek satış bedeli konusunda kasko bedeli dışında bir bedelle satış yapıldığı hususunda davacı tarafından da herhangi bir delil sunulmamış olması karşısında yapılan tarhiyatta hukuka aykırılık bulunmadığı, 2012 yılına ait olup 2017 yılında kesinleşen cezanın tekerrüre esas alınmayacağı gerekçesiyle bir kat vergi ziyaı cezalı gelir vergisi yönünden dava reddedilmiş, vergi ziyaı cezasının tekerrüre isabet eden kısmı ise kaldırılmıştır.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurularının, usul ve hukuka uygun olduğu sonucuna varılan Vergi Mahkemesi kararının kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI: Davalı idare tarafından, hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek kararın aleyhe olan hüküm fıkrasının bozulması istenilmektedir.
Davacı tarafından, ihbarnamenin tebliğinin usulsüz olduğu, vergi inceleme raporunun tebliğ edilmediği, tarhiyatın dayanağının belli olmadığı ileri sürülerek kararın aleyhe olan hüküm fıkrasının bozulması istenilmektedir.
TARAFLARIN SAVUNMALARI: Taraflarca savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'ÜN DÜŞÜNCESİ: Temyiz istemlerinin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Üçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz istemlerinin reddine,
2. Temyize konu Vergi Dava Dairesi kararının ONANMASINA,
3. Davacıdan 492 sayılı Harçlar Kanunu'na bağlı (3) sayılı Tarife uyarınca nispi harç alınmasına,
4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ilgili Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 03/10/2024 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi.
(X)- KARŞI OY:
213 sayılı Vergi Usul Kanununun 3. maddesinin (B) işaretli bendi ile vergilendirmede vergiyi doğuran olayın ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyetinin esas olacağı ve bu durumun yemin hariç her türlü delille ispatlanabileceği, iktisadi, ticari ve teknik icaplara uymayan veya olayın özelliğine göre olağan olmayan bir durumu iddia edenin bu iddiasını ispatlamakla yükümlü olacağı kurala bağlanmıştır.
Davacı hakkında düzenlenen vergi inceleme raporuyla 2017 yılında 29 adet farklı marka ve model araç satışı gerçekleştirdiği, bu satışları dolayısıyla elde ettiği kazancını kayıt ve beyan dışı bıraktığı, davacının satışını yaptığı araçların bedeline ulaşılamaması nedeniyle kasko verileri esas alınarak araçların gerçek satış bedellerinin tespiti yoluna gidilmek suretiyle araçların toplam kasko değerleri üzerinden % 3 karlılık oranı esas alınarak yapılan tarhiyat bakılan davaya konu yapılmıştır.
Davacının bu işlemlerinin, ticari faaliyet kapsamında olduğu açık olmakla birlikte inceleme elamnınca araçların alım-satım bedellerinin saptanmadığı, matrahın doğru olarak tespit ve takdirine dayanak bir belge niteliğinde olmayan kasko bedellerinin gösterildiği, gerçek satış tutarları kasko bedellerinin üstünde olabileceği gibi altında da olabileceğinden gerçek satış tutarlarının saptanmasına yönelik gerekli inceleme ve araştırma yapılamadan doğrudan kasko bedelleri esas alınıp %3 kar haddine göre hesaplanan matrah üzerinden yapılan tarhiyatta hukuka uygunluk bulunmadığından davacının temyiz isteminin kabulüyle Vergi Mahkemesi kararının bir kat vergi ziyaı cezalı gelir vergisi yönünden davanın reddine ilişkin hüküm fıkrasına yönetilen isitinaf başvurusunu reddeden Vergi Dava Dairsi kararının sözü edilen hüküm fıkrasının bozulması gerektiği oyuyla karara katılmıyorum.
Esas No: 2023/5357
Karar No: 2024/5053
TEMYİZ EDENLER: 1-(DAVALI): ... Vergi Dairesi Müdürlüğü/ ...
VEKİLİ: Av. ...
2-(DAVACI) ...
VEKİLİ: Av. ...
İSTEMİN KONUSU:... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına yöneltilen istinaf başvurularına ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Davacının motorlu araç alım-satımı faaliyetinden elde ettiği kazancını kayıt ve beyan dışı bıraktığı yönünde saptamalar içeren vergi inceleme raporuna raporuna dayanılarak adına 2017 yılı için re'sen salınan gelir vergisi ile tekerrür hükümleri gereğince artırılarak kesilen bir kat vergi ziyaı cezasının kaldırılması istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Davacı hakkında düzenlenen vergi inceleme raporuyla 2017 yılında 29 adet farklı marka ve model araç satışı gerçekleştirdiği, söz konusu araçların bedeline ulaşılamaması nedeniyle kasko verilere esas alınarak araçların gerçek satış bedellerinin tespiti yoluna gidildiği, kasko değerlerine göre araçların toplam kasko değeri üzerinden % 3 karlılık oranının esas alındığının anlaşıldığı olayda, alım satımı yapılan araçların sayısı ve dönemi dikkate alındığında satışların ticari amaçlı olduğu, satış bedelleri yönünden kasko bedellerinin dikkate alınması, tümüyle iktisadi, ticari ve teknik icaplara uygun ve olayın özelliğine göre normal ve mutad kabul edilmesi gereken nitelikte bir ispatlama yöntemi olup araçların gerçek satış bedeli konusunda kasko bedeli dışında bir bedelle satış yapıldığı hususunda davacı tarafından da herhangi bir delil sunulmamış olması karşısında yapılan tarhiyatta hukuka aykırılık bulunmadığı, 2012 yılına ait olup 2017 yılında kesinleşen cezanın tekerrüre esas alınmayacağı gerekçesiyle bir kat vergi ziyaı cezalı gelir vergisi yönünden dava reddedilmiş, vergi ziyaı cezasının tekerrüre isabet eden kısmı ise kaldırılmıştır.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurularının, usul ve hukuka uygun olduğu sonucuna varılan Vergi Mahkemesi kararının kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI: Davalı idare tarafından, hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek kararın aleyhe olan hüküm fıkrasının bozulması istenilmektedir.
Davacı tarafından, ihbarnamenin tebliğinin usulsüz olduğu, vergi inceleme raporunun tebliğ edilmediği, tarhiyatın dayanağının belli olmadığı ileri sürülerek kararın aleyhe olan hüküm fıkrasının bozulması istenilmektedir.
TARAFLARIN SAVUNMALARI: Taraflarca savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'ÜN DÜŞÜNCESİ: Temyiz istemlerinin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Üçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz istemlerinin reddine,
2. Temyize konu Vergi Dava Dairesi kararının ONANMASINA,
3. Davacıdan 492 sayılı Harçlar Kanunu'na bağlı (3) sayılı Tarife uyarınca nispi harç alınmasına,
4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ilgili Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 03/10/2024 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi.
(X)- KARŞI OY:
213 sayılı Vergi Usul Kanununun 3. maddesinin (B) işaretli bendi ile vergilendirmede vergiyi doğuran olayın ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyetinin esas olacağı ve bu durumun yemin hariç her türlü delille ispatlanabileceği, iktisadi, ticari ve teknik icaplara uymayan veya olayın özelliğine göre olağan olmayan bir durumu iddia edenin bu iddiasını ispatlamakla yükümlü olacağı kurala bağlanmıştır.
Davacı hakkında düzenlenen vergi inceleme raporuyla 2017 yılında 29 adet farklı marka ve model araç satışı gerçekleştirdiği, bu satışları dolayısıyla elde ettiği kazancını kayıt ve beyan dışı bıraktığı, davacının satışını yaptığı araçların bedeline ulaşılamaması nedeniyle kasko verileri esas alınarak araçların gerçek satış bedellerinin tespiti yoluna gidilmek suretiyle araçların toplam kasko değerleri üzerinden % 3 karlılık oranı esas alınarak yapılan tarhiyat bakılan davaya konu yapılmıştır.
Davacının bu işlemlerinin, ticari faaliyet kapsamında olduğu açık olmakla birlikte inceleme elamnınca araçların alım-satım bedellerinin saptanmadığı, matrahın doğru olarak tespit ve takdirine dayanak bir belge niteliğinde olmayan kasko bedellerinin gösterildiği, gerçek satış tutarları kasko bedellerinin üstünde olabileceği gibi altında da olabileceğinden gerçek satış tutarlarının saptanmasına yönelik gerekli inceleme ve araştırma yapılamadan doğrudan kasko bedelleri esas alınıp %3 kar haddine göre hesaplanan matrah üzerinden yapılan tarhiyatta hukuka uygunluk bulunmadığından davacının temyiz isteminin kabulüyle Vergi Mahkemesi kararının bir kat vergi ziyaı cezalı gelir vergisi yönünden davanın reddine ilişkin hüküm fıkrasına yönetilen isitinaf başvurusunu reddeden Vergi Dava Dairsi kararının sözü edilen hüküm fıkrasının bozulması gerektiği oyuyla karara katılmıyorum.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.