Danıştay3. DaireVergi Hukuku · ön sınıflandırma
Danıştay 3. Daire E.2023/4483 K.2024/1659
T.C.
D A N I Ş T A Y
ÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2023/4483
Karar No : 2024/1659
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Vergi Dairesi Müdürlüğü
**VEKİLİ:** Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACI) : S.S. ... Yapı Kooperatifi
**VEKİLİ:** Av. ...
İSTEMİN KONUSU :... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına yöneltilen istinaf başvurusuna ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı adına, üye dışı işlemleri nedeniyle elde etmiş olduğu aidat gelirlerinin de ticari kazancın bir unsuru sayılması ve katma değer vergisine tabi tutulması gerektiği yolundaki saptamaları içeren vergi tekniği raporuna dayanılarak tanzim edilen vergi inceleme raporu uyarınca 2014 yılının Temmuz ilâ Aralık dönemleri için re'sen salınan katma değer vergisi ile tekerrür hükümleri uyarınca artırılarak kesilen bir kat vergi ziyaı cezası ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 353. maddesinin 1. bendi ve mükerrer 355. maddesi gereğince kesilen özel usulsüzlük cezalarının kaldırılması istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti:Üyelerini konut sahibi yapmak amacıyla kurulan davacı yapı kooperatifinin, 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 4. maddesi kapsamında kurumlar vergisi muafiyetinden faydalandığı ancak 2012 döneminden sonra üye dışı işlemlerinin de olması nedeniyle bu muafiyeti kaybederek, katma değer vergisi ve kurumlar vergisi mükellefi olduğunun açık olduğu ancak kooperatif üyelerince ödenen aidatların, site sakinlerine bahçe düzenlemesi ve bakımı, yeşil alanların sulanması, merdivenlerin temizliği, site içerisinde meydana gelen küçük çaplı arızalara müdahale, haşareye karşı ilaçlama, ortak alanların aydınlatılması, su, elektrik, kanalizasyon ve telefon hatlarında meydana gelen arızaların giderilmesi, eksik inşaat işlerinin ikmali, site içerisindeki yol ve otoparkların yapımı ve tamiri, site içerisinde ihtiyaç olan yerlere demir korkulukların yapılması ve boyanması, çöp odalarının yapımı ve bakımı, site içerisindeki yağmur suyu kanallarının yapımı ve bakımı, ağaçların budanması, çocuk oyun alanlarının tamir ve bakımı, site sakinlerinin oturacakları kamelyaların yapımı ve bakımı ve ön muhasebe gibi hizmetlerin maliyetinde kullanıldığı, 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu'nun 1.maddesinin 1.bendinde, Türkiye'de yapılan ticari, sınai, zirai ve mesleki nitelikteki teslim ve hizmetlerin katma değer vergisine tabi olduğunun belirtildiği, aidatların, yapı kooperatifi tarafından kooperatif üyelerinin ortak ihtiyacına karşılamak üzere toplandığı, herhangi bir ticari, sınai, zirai ve mesleki nitelikteki teslim ve hizmetler kapsamında olmadığı dikkate alındığında, katma değer vergisinin konusuna girmediğinden yapılan tarhiyatın hukuka aykırı olduğu, ticari faaliyet kapsamında olmayan ve kurumlar vergisine konu edilmeyen aidat gelirleri için fatura düzenlemesi gerekmeyeceğinden cezalı vergiler ile 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 353. maddesinin 1. bendi gereğince kesilen özel usulsüzlük cezasında hukuka uygunluk görülmediği, Mahkemelerince verilen ara kararı üzerine davalı idarece, aynı dönemlere ilişkin olarak mükerrer düzenlenmesi nedeniyle 30/10/2019 tarih ve 20 ilâ 26 sayılı vergi ceza ihbarnamelerinin 18/11/2019 tarih ve 2260 ilâ 2266 sayılı düzeltme fişleriyle terkin edildiği bildirilen ihbarnamelere konu vergi ve cezalar hakkında karar verilemeyeceği gerekçesiyle mükerrer olmayan dava konusu vergi ve cezalar kaldırılmış, terkin edilen vergi ve cezalar yönünden ise karar verilmesine yer olmadığına hükmedilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusunun, usul ve hukuka uygun olduğu sonucuna varılan Vergi Mahkemesi kararının kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı hakkında düzenlenen vergi tekniği raporunda, kooperatifin üyelik dışı işlemleri bulunduğundan dolayı 2012 yılında kurumlar vergisi muafiyetini kaybettiği tespit edildiği, bu nedenle elde etmiş olduğu aidat gelirlerinin de ticari kazancın bir unsuru sayıldığı ve aidat gelirlerinin katma değer vergisine tabi olduğu, kurumlar vergisi mükellefi olduğundan aidat gelirleri için fatura düzenlemesi ve katma değer vergisi hesaplaması gerektiği, mükerrer olarak düzenlenen vergi ve cezaların terkin edildiği, yapılan işlemlerin yerinde ve hukuka uygun olduğu ileri sürülerek kararın bozulması istenilmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Aidat gelirlerinin katma değer vergisinin konusuna girmediği belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Kanun hükümleri ile uyuşmazlık konusu olay birlikte değerlendirildiğinde, davacının kurumlar vergisi muafiyet şartlarını ihlal ettiğine ilişkin taraflar arasında herhangi bir ihtilaf bulunmadığı, katma değer vergisi ve kurumlar vergisi mükellefi olduğunun Mahkeme tarafından da kabul edildiği, bu nedenle elde etmiş olduğu aidat gelirlerinin de ticari kazancın bir unsuru sayılması gerektiği ve katma değer vergisine tabi olduğundan davacı adına 2014 yılının Temmuz ilâ Aralık dönemleri için re'sen salınan vergi ziyaı cezalı kurumlar vergisi tarhiyatında hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu ceza ve vergileri kaldıran Vergi Mahkemesi kararına yöneltilen istinaf başvurusunu reddeden Vergi Dava Dairesi kararının cezalı vergiye ilişkin kısmının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Üçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin reddine,
2. Temyize konu Vergi Dava Dairesi kararının ONANMASINA,
3. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ilgili Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 20/03/2024 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi.
(X)-KARŞI OY :
5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 2. maddesinin 2. fıkrasında kooperatifler kurumlar vergisi mükellefleri arasında sayılmış, 4. maddenin 1. fıkrasının (k) işaretli bendinde ise tüketim ve taşımacılık kooperatifleri hariç olmak üzere, ana sözleşmelerinde sermaye üzerinden kazanç dağıtılmaması, yönetim kurulu başkan ve üyelerine kazanç üzerinden pay verilmemesi, yedek akçelerin ortaklara dağıtılmaması ve sadece ortaklarla iş görülmesine (Yapı kooperatiflerinin kendilerine ait arsalarını kat karşılığı vererek her bir hisse için bir iş yeri veya konut elde etmeleri ortak dışı işlem sayılmaz) dair hükümler bulunması şartı ile kooperatiflerin kurumlar vergisinden muaf olduğu düzenlenmiştir.
Aynı Yasanın 6. maddesinin 1. fıkrasında, kurumlar vergisinin, mükelleflerin bir hesap dönemi içinde elde ettikleri safi kurum kazancı üzerinden hesaplanacağı; 2. fıkrasında, safi kurum kazancının tespitinde, Gelir Vergisi Kanununun ticari kazanç hakkındaki hükümlerinin uygulanacağı hüküm altına alınmış, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 37. maddesinde, her türlü ticari ve sınai faaliyetlerden doğan kazançlar ticari kazanç olarak tanımlanmıştır.
3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun 1. maddesinin 1.fıkrasının (1) işaretli alt bendinde, ticari, sınai, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde yapılan teslim ve hizmetlerin katma değer vergisine tabi olduğu; 3. fıkrasında, bu faaliyetlerin kanunların veya resmi makamların gösterdiği gerek üzerine yapılmasının bunların hukuki statüsü ve kişiliklerinin işlemlerin mahiyetini değiştirmeyeceği ve vergilendirmeye engel teşkil etmeyeceği kurala bağlanmıştır.
Dosyasının incelenmesinden, davacı kooperatifin 2014 takvim yılı işlemlerinin katma değer vergisi yönünden incelenmesi neticesinde dayanak alınan vergi tekniği raporunda, kooperatifin üyelik dışı işlemleri bulunduğundan dolayı kurumlar vergisi muafiyetini kaybettiği, bu nedenle elde etmiş olduğu aidat gelirlerinin de ticari kazancın bir unsuru sayıldığı ve aidat gelirlerinin katma değer vergisine tabi olduğu gerekçesiyle davacı adına yapılan tarhiyatlar ile kesilen özel usulsüzlük cezasının kaldırılması istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Yukarıdaki kanun hükümleri ile uyuşmazlık konusu olayın birlikte değerlendirilmesi neticesinde, davacının kurumlar vergisi muafiyet şartlarını ihlal ettiğine ilişkin taraflar arasında herhangi bir ihtilaf bulunmadığı, katma değer vergisi ve kurumlar vergisi mükellefi olduğunun Mahkeme tarafında da kabul edildiği, bu nedenle elde etmiş olduğu aidat gelirlerinin de ticari kazancın bir unsuru sayılması gerektiği ve katma değer vergisine tabi olduğundan davacı adına 2014 yılının Temmuz ilâ Aralık dönemleri için re'sen salınan vergi ziyaı cezalı kurumlar vergisi tarhiyatında hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu ceza ve vergileri kaldıran Vergi Mahkemesi kararına yöneltilen istinaf başvurusunu reddeden Vergi Dava Dairesi kararının cezalı vergiye ilişkin kısmının bozulması gerektiği oyuyla karara katılmıyorum.
D A N I Ş T A Y
ÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2023/4483
Karar No : 2024/1659
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Vergi Dairesi Müdürlüğü
**VEKİLİ:** Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACI) : S.S. ... Yapı Kooperatifi
**VEKİLİ:** Av. ...
İSTEMİN KONUSU :... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına yöneltilen istinaf başvurusuna ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı adına, üye dışı işlemleri nedeniyle elde etmiş olduğu aidat gelirlerinin de ticari kazancın bir unsuru sayılması ve katma değer vergisine tabi tutulması gerektiği yolundaki saptamaları içeren vergi tekniği raporuna dayanılarak tanzim edilen vergi inceleme raporu uyarınca 2014 yılının Temmuz ilâ Aralık dönemleri için re'sen salınan katma değer vergisi ile tekerrür hükümleri uyarınca artırılarak kesilen bir kat vergi ziyaı cezası ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 353. maddesinin 1. bendi ve mükerrer 355. maddesi gereğince kesilen özel usulsüzlük cezalarının kaldırılması istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti:Üyelerini konut sahibi yapmak amacıyla kurulan davacı yapı kooperatifinin, 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 4. maddesi kapsamında kurumlar vergisi muafiyetinden faydalandığı ancak 2012 döneminden sonra üye dışı işlemlerinin de olması nedeniyle bu muafiyeti kaybederek, katma değer vergisi ve kurumlar vergisi mükellefi olduğunun açık olduğu ancak kooperatif üyelerince ödenen aidatların, site sakinlerine bahçe düzenlemesi ve bakımı, yeşil alanların sulanması, merdivenlerin temizliği, site içerisinde meydana gelen küçük çaplı arızalara müdahale, haşareye karşı ilaçlama, ortak alanların aydınlatılması, su, elektrik, kanalizasyon ve telefon hatlarında meydana gelen arızaların giderilmesi, eksik inşaat işlerinin ikmali, site içerisindeki yol ve otoparkların yapımı ve tamiri, site içerisinde ihtiyaç olan yerlere demir korkulukların yapılması ve boyanması, çöp odalarının yapımı ve bakımı, site içerisindeki yağmur suyu kanallarının yapımı ve bakımı, ağaçların budanması, çocuk oyun alanlarının tamir ve bakımı, site sakinlerinin oturacakları kamelyaların yapımı ve bakımı ve ön muhasebe gibi hizmetlerin maliyetinde kullanıldığı, 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu'nun 1.maddesinin 1.bendinde, Türkiye'de yapılan ticari, sınai, zirai ve mesleki nitelikteki teslim ve hizmetlerin katma değer vergisine tabi olduğunun belirtildiği, aidatların, yapı kooperatifi tarafından kooperatif üyelerinin ortak ihtiyacına karşılamak üzere toplandığı, herhangi bir ticari, sınai, zirai ve mesleki nitelikteki teslim ve hizmetler kapsamında olmadığı dikkate alındığında, katma değer vergisinin konusuna girmediğinden yapılan tarhiyatın hukuka aykırı olduğu, ticari faaliyet kapsamında olmayan ve kurumlar vergisine konu edilmeyen aidat gelirleri için fatura düzenlemesi gerekmeyeceğinden cezalı vergiler ile 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 353. maddesinin 1. bendi gereğince kesilen özel usulsüzlük cezasında hukuka uygunluk görülmediği, Mahkemelerince verilen ara kararı üzerine davalı idarece, aynı dönemlere ilişkin olarak mükerrer düzenlenmesi nedeniyle 30/10/2019 tarih ve 20 ilâ 26 sayılı vergi ceza ihbarnamelerinin 18/11/2019 tarih ve 2260 ilâ 2266 sayılı düzeltme fişleriyle terkin edildiği bildirilen ihbarnamelere konu vergi ve cezalar hakkında karar verilemeyeceği gerekçesiyle mükerrer olmayan dava konusu vergi ve cezalar kaldırılmış, terkin edilen vergi ve cezalar yönünden ise karar verilmesine yer olmadığına hükmedilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusunun, usul ve hukuka uygun olduğu sonucuna varılan Vergi Mahkemesi kararının kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı hakkında düzenlenen vergi tekniği raporunda, kooperatifin üyelik dışı işlemleri bulunduğundan dolayı 2012 yılında kurumlar vergisi muafiyetini kaybettiği tespit edildiği, bu nedenle elde etmiş olduğu aidat gelirlerinin de ticari kazancın bir unsuru sayıldığı ve aidat gelirlerinin katma değer vergisine tabi olduğu, kurumlar vergisi mükellefi olduğundan aidat gelirleri için fatura düzenlemesi ve katma değer vergisi hesaplaması gerektiği, mükerrer olarak düzenlenen vergi ve cezaların terkin edildiği, yapılan işlemlerin yerinde ve hukuka uygun olduğu ileri sürülerek kararın bozulması istenilmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Aidat gelirlerinin katma değer vergisinin konusuna girmediği belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Kanun hükümleri ile uyuşmazlık konusu olay birlikte değerlendirildiğinde, davacının kurumlar vergisi muafiyet şartlarını ihlal ettiğine ilişkin taraflar arasında herhangi bir ihtilaf bulunmadığı, katma değer vergisi ve kurumlar vergisi mükellefi olduğunun Mahkeme tarafından da kabul edildiği, bu nedenle elde etmiş olduğu aidat gelirlerinin de ticari kazancın bir unsuru sayılması gerektiği ve katma değer vergisine tabi olduğundan davacı adına 2014 yılının Temmuz ilâ Aralık dönemleri için re'sen salınan vergi ziyaı cezalı kurumlar vergisi tarhiyatında hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu ceza ve vergileri kaldıran Vergi Mahkemesi kararına yöneltilen istinaf başvurusunu reddeden Vergi Dava Dairesi kararının cezalı vergiye ilişkin kısmının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Üçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin reddine,
2. Temyize konu Vergi Dava Dairesi kararının ONANMASINA,
3. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ilgili Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 20/03/2024 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi.
(X)-KARŞI OY :
5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 2. maddesinin 2. fıkrasında kooperatifler kurumlar vergisi mükellefleri arasında sayılmış, 4. maddenin 1. fıkrasının (k) işaretli bendinde ise tüketim ve taşımacılık kooperatifleri hariç olmak üzere, ana sözleşmelerinde sermaye üzerinden kazanç dağıtılmaması, yönetim kurulu başkan ve üyelerine kazanç üzerinden pay verilmemesi, yedek akçelerin ortaklara dağıtılmaması ve sadece ortaklarla iş görülmesine (Yapı kooperatiflerinin kendilerine ait arsalarını kat karşılığı vererek her bir hisse için bir iş yeri veya konut elde etmeleri ortak dışı işlem sayılmaz) dair hükümler bulunması şartı ile kooperatiflerin kurumlar vergisinden muaf olduğu düzenlenmiştir.
Aynı Yasanın 6. maddesinin 1. fıkrasında, kurumlar vergisinin, mükelleflerin bir hesap dönemi içinde elde ettikleri safi kurum kazancı üzerinden hesaplanacağı; 2. fıkrasında, safi kurum kazancının tespitinde, Gelir Vergisi Kanununun ticari kazanç hakkındaki hükümlerinin uygulanacağı hüküm altına alınmış, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 37. maddesinde, her türlü ticari ve sınai faaliyetlerden doğan kazançlar ticari kazanç olarak tanımlanmıştır.
3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun 1. maddesinin 1.fıkrasının (1) işaretli alt bendinde, ticari, sınai, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde yapılan teslim ve hizmetlerin katma değer vergisine tabi olduğu; 3. fıkrasında, bu faaliyetlerin kanunların veya resmi makamların gösterdiği gerek üzerine yapılmasının bunların hukuki statüsü ve kişiliklerinin işlemlerin mahiyetini değiştirmeyeceği ve vergilendirmeye engel teşkil etmeyeceği kurala bağlanmıştır.
Dosyasının incelenmesinden, davacı kooperatifin 2014 takvim yılı işlemlerinin katma değer vergisi yönünden incelenmesi neticesinde dayanak alınan vergi tekniği raporunda, kooperatifin üyelik dışı işlemleri bulunduğundan dolayı kurumlar vergisi muafiyetini kaybettiği, bu nedenle elde etmiş olduğu aidat gelirlerinin de ticari kazancın bir unsuru sayıldığı ve aidat gelirlerinin katma değer vergisine tabi olduğu gerekçesiyle davacı adına yapılan tarhiyatlar ile kesilen özel usulsüzlük cezasının kaldırılması istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Yukarıdaki kanun hükümleri ile uyuşmazlık konusu olayın birlikte değerlendirilmesi neticesinde, davacının kurumlar vergisi muafiyet şartlarını ihlal ettiğine ilişkin taraflar arasında herhangi bir ihtilaf bulunmadığı, katma değer vergisi ve kurumlar vergisi mükellefi olduğunun Mahkeme tarafında da kabul edildiği, bu nedenle elde etmiş olduğu aidat gelirlerinin de ticari kazancın bir unsuru sayılması gerektiği ve katma değer vergisine tabi olduğundan davacı adına 2014 yılının Temmuz ilâ Aralık dönemleri için re'sen salınan vergi ziyaı cezalı kurumlar vergisi tarhiyatında hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu ceza ve vergileri kaldıran Vergi Mahkemesi kararına yöneltilen istinaf başvurusunu reddeden Vergi Dava Dairesi kararının cezalı vergiye ilişkin kısmının bozulması gerektiği oyuyla karara katılmıyorum.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.