Danıştay3. Daireİdare Hukuku · ön sınıflandırma
Danıştay 3. Daire E.2023/3906 K.2024/4802
Özet: (1) Milyonlarca TL tutarında özel karşılık tutarlarının azaltılması nedeniyle, davacı banka 2018‑li kurumlar vergisi tahakkukunun iptali ve iadesi talep etmiş; (2) Danıştay, bu istenen değişikliği haklı bulunmadan tazminat ve faiz ödemesini onaylayaçak ve temyizi reddederek ilk derece kararı onaylamıştır.
T.C. DANIŞTAY ÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No: 2023/3906
Karar No: 2024/4802
TEMYİZ EDEN (DAVALI): ... Vergi Dairesi Müdürlüğü/...
VEKİLİ: Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACI): ... Bankası Anonim Şirketi
VEKİLİ: Av. ...
İSTEMİN KONUSU: ... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına yöneltilen istinaf başvurusuna ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Davacı banka tarafından, Kredilerin Sınıflandırılması ve Bunlar İçin Ayrılacak Karşılıklara İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik hükümleri uyarınca Türkiye Finansal Raporlama Standardı 9'un uygulanmaya başlanılması sebebiyle geçmiş yıllara ilişkin bir kısım özel karşılık tutarlarının azaltılmasına bağlı olarak bilançoda geçmiş yıl kârları hesabına kaydedilen 518.349.829,38 TL'nin kurum kazancına dahil edilmemesi gerektiği ihtirazı kaydıyla verilen 2018 yılı kurumlar vergisi beyannamesi üzerinden söz konusu çekinceye itibar edilmeksizin yapılan tahakkukun 114.036.962,46 TL'lik kısmının iptali ile bu tutarın ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte iadesi istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Kredilerin Sınıflandırılması ve Bunlar İçin Ayrılacak Karşılıklara İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik hükümleri gereğince 01/01/2018 tarihinden sonra uygulanmaya başlanan Türkiye Finansal Raporlama Standardı 9 düzenlemesi ile muhasebe politikalarında önemli değişiklikler getirildiği ve standardın istisnalar dışında geriye dönük olarak uygulanacağını belirten geçiş hükümleri dolayısıyla daha önce muhasebeleşen tutarların düzeltilmesinin gerektiği, bu çerçevede 2018 Ocak ayında yapılan düzeltme işlemi neticesinde davacın geçmiş yıllarda ayırdığı ve gider yazdığı özel karşılık tutarlarının azaldığının anlaşıldığı, olayda, özel karşılık tutarlarının ayrıldığı dönemde geçerli olan mevzuata göre işlem yapılmasından sonra, ayrılmış özel karşılıklara ilişkin herhangi bir tahsilat olmaksızın, geçmişe yönelik olarak uygulanması nedeniyle özel karşılık tutarlarının değiştiği dikkate alındığında, bu uygulamanın 2018 yılında sonuç doğurması, mükelleflerin öngörmediği bir vergi yükü oluşmasına sebebiyet verdiğinden ve vergilendirmede belirlilik ilkesine ve normun geriye yürümezliği ilkesine aykırı olduğundan dava konusu tahakkukta hukuka uyarlık görülmediği ayrıca Anayasanın 125. maddesinde tanımını bulan ''İdarenin Sorumluluğu'' ilkesi çerçevesinde, idarece tahsili tarihinden iş bu karara göre iadesi tarihine kadar geçen sürede kullanımından mahrum kalınan tutarın bu husustaki genel hükümleri içeren 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun'da öngörülen oranda faiz ödenmesi gerektiği gerekçesiyle tahakkuk eden verginin ihtirazı kayda konu edilen kısmı kaldırılmış ve ödenen verginin yasal faiziyle birlikte iadesine hükmedilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusunun, usul ve hukuka uygun olduğu sonucuna varılan Vergi Mahkemesi kararının kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Bankaların ayırdıkları özel karşılıklara istinaden yazılan giderlerin kurum kazancının tespitinde gider olarak dikkate alınması, bunun aksine genel karşılık kayıtlarına ilişkin oluşturulan giderlerin ise kanunen kabul edilmeyen gider olarak dikkate alınması gerektiği, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 53. maddesinin verdiği yetkiye istinaden Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu tarafından, 22/06/2016 tarih ve 29750 sayılı Resmi Gazete'de 01/01/2017 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren Kredilerin Sınıflandırılması ve Bunlar İçin Ayrılacak Karşılıklara İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik hükümleri uyarınca istisnai hâller hariç bankaların 01/01/2018 tarihine kadar kredileri için TFRS 9 kapsamında genel ve özel karşılık ayırma durumlarını uygun hâle getirmek zorunda olduğu, muhasebe kayıtlarının sözü edilen standarda uygun hâle getirilmesinin doğal sonucu olarak geçmiş yıllardan gelen kârın vergilendirilmesi gerektiği, kanunun emredici hükümlerinin yerine getirilmesi amacıyla yapılan işlemler nedeniyle faiz ödemekle yükümlü tutulmasının hukuka uygun düşmediği ileri sürülerek kararın bozulması istenilmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Muhasebe mevzuatına ilişkin TFRS 9 düzenlemesinin geçmişe yönelik olarak uygulanmasının kanunların geriye yürümezliği ilkesine aykırı olduğu, dava konusu olayda, geçmişe yürütmenin herhangi bir vergi yasasından kaynaklanmadığı, muhasebe mevzuatı uyarınca geçmişe yönelik olarak yapılmış düzeltme işlemlerinin 2018 yılında öngörülmeyen bir vergi yükümlülüğüne sebebiyet verdiği, muhasebe mevzuatı uyarınca oluşan geçmişe yönelik kârların 2018 yılında vergilendirilmesinin dönemsellik ilkesine aykırı olduğu belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Üçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin reddine,
2. Temyize konu Vergi Dava Dairesi kararının ONANMASINA,
3. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ilgili Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 24/09/2024 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.
Esas No: 2023/3906
Karar No: 2024/4802
TEMYİZ EDEN (DAVALI): ... Vergi Dairesi Müdürlüğü/...
VEKİLİ: Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACI): ... Bankası Anonim Şirketi
VEKİLİ: Av. ...
İSTEMİN KONUSU: ... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına yöneltilen istinaf başvurusuna ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Davacı banka tarafından, Kredilerin Sınıflandırılması ve Bunlar İçin Ayrılacak Karşılıklara İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik hükümleri uyarınca Türkiye Finansal Raporlama Standardı 9'un uygulanmaya başlanılması sebebiyle geçmiş yıllara ilişkin bir kısım özel karşılık tutarlarının azaltılmasına bağlı olarak bilançoda geçmiş yıl kârları hesabına kaydedilen 518.349.829,38 TL'nin kurum kazancına dahil edilmemesi gerektiği ihtirazı kaydıyla verilen 2018 yılı kurumlar vergisi beyannamesi üzerinden söz konusu çekinceye itibar edilmeksizin yapılan tahakkukun 114.036.962,46 TL'lik kısmının iptali ile bu tutarın ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte iadesi istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Kredilerin Sınıflandırılması ve Bunlar İçin Ayrılacak Karşılıklara İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik hükümleri gereğince 01/01/2018 tarihinden sonra uygulanmaya başlanan Türkiye Finansal Raporlama Standardı 9 düzenlemesi ile muhasebe politikalarında önemli değişiklikler getirildiği ve standardın istisnalar dışında geriye dönük olarak uygulanacağını belirten geçiş hükümleri dolayısıyla daha önce muhasebeleşen tutarların düzeltilmesinin gerektiği, bu çerçevede 2018 Ocak ayında yapılan düzeltme işlemi neticesinde davacın geçmiş yıllarda ayırdığı ve gider yazdığı özel karşılık tutarlarının azaldığının anlaşıldığı, olayda, özel karşılık tutarlarının ayrıldığı dönemde geçerli olan mevzuata göre işlem yapılmasından sonra, ayrılmış özel karşılıklara ilişkin herhangi bir tahsilat olmaksızın, geçmişe yönelik olarak uygulanması nedeniyle özel karşılık tutarlarının değiştiği dikkate alındığında, bu uygulamanın 2018 yılında sonuç doğurması, mükelleflerin öngörmediği bir vergi yükü oluşmasına sebebiyet verdiğinden ve vergilendirmede belirlilik ilkesine ve normun geriye yürümezliği ilkesine aykırı olduğundan dava konusu tahakkukta hukuka uyarlık görülmediği ayrıca Anayasanın 125. maddesinde tanımını bulan ''İdarenin Sorumluluğu'' ilkesi çerçevesinde, idarece tahsili tarihinden iş bu karara göre iadesi tarihine kadar geçen sürede kullanımından mahrum kalınan tutarın bu husustaki genel hükümleri içeren 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun'da öngörülen oranda faiz ödenmesi gerektiği gerekçesiyle tahakkuk eden verginin ihtirazı kayda konu edilen kısmı kaldırılmış ve ödenen verginin yasal faiziyle birlikte iadesine hükmedilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusunun, usul ve hukuka uygun olduğu sonucuna varılan Vergi Mahkemesi kararının kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Bankaların ayırdıkları özel karşılıklara istinaden yazılan giderlerin kurum kazancının tespitinde gider olarak dikkate alınması, bunun aksine genel karşılık kayıtlarına ilişkin oluşturulan giderlerin ise kanunen kabul edilmeyen gider olarak dikkate alınması gerektiği, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 53. maddesinin verdiği yetkiye istinaden Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu tarafından, 22/06/2016 tarih ve 29750 sayılı Resmi Gazete'de 01/01/2017 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren Kredilerin Sınıflandırılması ve Bunlar İçin Ayrılacak Karşılıklara İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik hükümleri uyarınca istisnai hâller hariç bankaların 01/01/2018 tarihine kadar kredileri için TFRS 9 kapsamında genel ve özel karşılık ayırma durumlarını uygun hâle getirmek zorunda olduğu, muhasebe kayıtlarının sözü edilen standarda uygun hâle getirilmesinin doğal sonucu olarak geçmiş yıllardan gelen kârın vergilendirilmesi gerektiği, kanunun emredici hükümlerinin yerine getirilmesi amacıyla yapılan işlemler nedeniyle faiz ödemekle yükümlü tutulmasının hukuka uygun düşmediği ileri sürülerek kararın bozulması istenilmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Muhasebe mevzuatına ilişkin TFRS 9 düzenlemesinin geçmişe yönelik olarak uygulanmasının kanunların geriye yürümezliği ilkesine aykırı olduğu, dava konusu olayda, geçmişe yürütmenin herhangi bir vergi yasasından kaynaklanmadığı, muhasebe mevzuatı uyarınca geçmişe yönelik olarak yapılmış düzeltme işlemlerinin 2018 yılında öngörülmeyen bir vergi yükümlülüğüne sebebiyet verdiği, muhasebe mevzuatı uyarınca oluşan geçmişe yönelik kârların 2018 yılında vergilendirilmesinin dönemsellik ilkesine aykırı olduğu belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Üçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin reddine,
2. Temyize konu Vergi Dava Dairesi kararının ONANMASINA,
3. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ilgili Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 24/09/2024 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.