‹ Ana sayfa
Danıştay3. Daireİdare Hukuku

Danıştay 3. Daire E.2023/1807 K.2024/5352

Esas No: 2023/1807 · Karar No: 2024/5352 · Karar Tarihi: 14.10.2024
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanun213 sayılı Vergi Usul Kanun193 sayılı Gelir Vergisi Kanun
Özet: Danıştay 3. Daire Başkanlığı         2023/1807 E.  ,  2024/5352 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No : 2023/1807 Karar No : 2024/5352 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Vergi Dairesi Müdürlüğü/... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... Ticaret Anonim Şirketi İflas İdaresi VEKİLİ : Av. ... DAVACI YANINDA MÜDAHİL :... Danışmanlık Ticaret Limited Şirketi İSTEMİN KONUSU: ... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına yöneltilen istinaf başvurusuna ilişkin ...
T.C.
D A N I Ş T A Y
ÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2023/1807
Karar No : 2024/5352

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Vergi Dairesi Müdürlüğü/...

**VEKİLİ:** Av. ...

KARŞI TARAF (DAVACI) : ... Ticaret Anonim Şirketi İflas İdaresi

**VEKİLİ:** Av. ...

DAVACI YANINDA MÜDAHİL :... Danışmanlık Ticaret Limited Şirketi

İSTEMİN KONUSU: ... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına yöneltilen istinaf başvurusuna ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı şirketin 2015 yılında gerçekleştirdiği indirimli orana tabi teslimlerinden kaynaklanan ve 2016 yılının Ekim ayında talep edilen katma değer vergisinin mahsuben iadesi talebinin ... tarih ve ... sayılı düzeltme fişiyle kısmen reddine dair işlemin iptali istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Uyuşmazlığın çözümünün ... ve Danışmanlık Ticaret Limited Şirketinden alınan fatura içeriği hizmetin gerçek olup olmadığına bağlı olduğu; olayda, davacı şirketin ilaç üretim faaliyetini aktif bir şekilde yerine getirdiği hususunda ihtilaf bulunmadığı gibi bahse konu sigortalı işçilerin işyerinde ikmal edilen asıl iş olan serum/ilaç imalatında fiilen çalıştırıldıklarının şirket nezdinde yapılan yoklamalarda tespit edildiği, 2015 yılında 119 bordrolu çalışanı bulunduğu, 312 kişinin de işgücü temin hizmeti kapsamında çalıştırıldığı, 2015 ve 2016 dönemlerinde anılan firmadan yapılan hizmet alımlarına ait ödemelerin bir kısmının çek, geri kalanının ise banka kanalıyla doğrudan çalışanlara ödendiği, sözü edilen firma hesaplarının 2013 yılının Haziran ayında bloke edilmesi üzerine anılan şirket yetkilisinin talebi üzerine aynı fabrikada çalışan personelin maaşlarının aynı anda hesaplarına geçmesinin sağlanması amacıyla çalışanların maaşlarının da doğrudan davacı şirket tarafından ödenmesinin amacının çalışma barışının gerçekleştirmek olduğu, söz konusu firmaya olan borç tutarından bu ödemelerin mahsup edildiği, geri kalan borç tutarının için ise çek ile ödendiğinin beyan edildiği, davacı şirketin Sosyal Güvenlik Kurumu'na olan prim borçlarının daha da artmaması, tasfiye yoluna gidilmemesi ve benzeri nedenlerle Sosyal Güvenlik Kurumu'nu yanıltmaya yönelik olarak iş ve işlemlerde bulunulduğu iddia edilmiş ise de dava konusu olayda, faaliyetin gerçek olduğu ve üretimin anılan firma adına sigortalı işçiler tarafından gerçekleştirildiği hususunda ihtilaf bulunmadığı, öte yandan, fatura içeriği hizmetin ifa edilmediği hususunda da herhangi bir tespit bulunmadığının görüldüğü; dolayısıyla, davacı şirket adına düzenlenen faturaların gerçek bir hizmet ifasına dayandığı anlaşıldığından dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle işlem iptal edilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusunun, usul ve hukuka uygun olduğu sonucuna varılan Vergi Mahkemesi kararının kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: ... Danışmanlık Ticaret Limited Şirketi tarafından çalıştırılan işçilerin asıl olarak davacı şirketin işçileri olduğu, sözü edilen şirketin iflas halindeki davacı şirketin üzerine doğacak sigorta prim ve vergilerin azaltılması için paravan olarak kurulduğu ileri sürülerek kararın bozulması istenilmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'UN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Üçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin reddine,
2. Temyize konu Vergi Dava Dairesi kararının ONANMASINA,
3. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ilgili Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 15/10/2024 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi.


(X)-KARŞI OY:
213 sayılı Vergi Usul Kanun'un 3. maddesinin (B) işaretli fıkrasında vergilendirmede, vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyetinin esas olduğu, gerçek mahiyetin, yemin hariç her türlü delille ispatlanabileceği, iktisadi, ticari ve teknik icaplara uymayan veya olayın özelliğine göre normal ve mutad olmayan bir durumun iddia olunması halinde ispat külfetinin bunu iddia edene ait olduğu belirtilmiştir.
Aynı Kanunu'nun 30. maddesinin birinci fıkrasında re'sen vergi tarhı, vergi matrahının tamamen veya kısmen defter, kayıt ve belgelere veya kanuni ölçülere dayanılarak tespitine imkan bulunmayan hallerde takdir komisyonları tarafından takdir edilen veya vergi incelemesi yapmaya yetkili olanlarca düzenlenmiş vergi inceleme raporlarında belirtilen matrah veya matrah kısmı üzerinden vergi tarh olunması şeklinde tanımlanmış; maddenin ikinci fıkrasının (4) numaralı bendinde, defter kayıtları ve bunlarla ilgili vesikaların, vergi matrahının doğru ve kesin olarak tespitine imkan vermeyecek derecede noksan, usulsüz ve karışık olması dolayısıyla ihticaca salih bulunmaması hali re'sen tarh sebebi olarak öngörülmüş; yine aynı Kanunun 134. maddesinde ise, vergi incelemesinden maksadın ödenmesi gereken vergilerin doğruluğunun araştırılması, saptanması ve sağlanması olduğu kurala bağlanmıştır.
193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun 61. maddesinin birinci fıkrasında ücret, işverene tabi ve belirli bir işyerine bağlı olarak çalışanlara hizmet karşılığı verilen para ve ayınlar ile sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaatler olarak tanımlanmış; aynı Kanun'un 94. maddesinin birinci fıkrasında da, kamu idare ve müesseseleri, iktisadî kamu müesseseleri, sair kurumlar, ticaret şirketleri, iş ortaklıkları, dernekler, vakıflar, dernek ve vakıfların iktisadî işletmeleri, kooperatifler, yatırım fonu yönetenler, gerçek gelirlerini beyan etmeye mecbur olan ticaret ve serbest meslek erbabı, zirai kazançlarını bilanço veya ziraî işletme hesabı esasına göre tespit eden çiftçilerin, bentlerde sayılan ödemeleri (avans olarak ödenenler dahil) nakden veya hesaben yaptıkları sırada, istihkak sahiplerinin gelir vergilerine mahsuben tevkifat yapmaya mecbur oldukları belirtildikten sonra, fıkranın (1) numaralı bendinde, hizmet erbabına ödenen ücretler ile 61. maddede yazılı olup ücret sayılan ödemelerden (istisnadan faydalananlar hariç), Kanun'un 103 ve 104. maddelerine göre tevkifat yapılacağı belirtilmiştir.
Bakılmakta olan davada, davacı hakkında düzenlenen vergi inceleme raporu ile işgücü temin hizmet alımına ilişkin faturaları düzenleyen, 2015 yılında 6.314.643,76 TL ve 2016 yılında 2.675.364,34 TL tutarındaki hizmet satışını sadece davacı şirkete yapmış olan, çalışanlarla ilgili SGK’ya 7.904.519,17 TL borcu bulunan, davacı şirketle aynı adreste faaliyette bulunan, faaliyete başlanılan tarihten itibaren neredeyse hiçbir vergi borcunun ödenmediği ve hiçbir varlığı bulunmadığı tespit edilen, yakın akrabalık ilişkisi bulunan şahıs adına tescil ettirildiği belirtilen şirket hakkındaki vergi tekniği raporunda yer verilen tespitler dikkate alındığında; söz konusu faturaların, gerçek bir hizmet alım satımına dayanmadığını sahte ve muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı olduğunu kanıtlamaya yeterli olduğu kanaatine ulaşılmıştır.
Dolayısıyla faturaların bu nitelikte olması, çalışanlara ilişkin maaş, prim, tazminat gibi her türlü ödemelerin davacı şirketin banka hesaplarından yapıldığının ortaya konulması ve diğer tespitler, bu çalışanların davacı şirketin çalışanları olduğunun da kabulünü gerektirmesi karşısında; işlemde hukuka aykırlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Aksi gerekçe ile verilen kararda hukuki isabet görülmemiştir.
Açıklanan nedenle, temyiz isteminin kabulü ile temyize konu kararın bozulması gerektiği görüşüyle karara katılmıyorum.

Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.

AvAi

Hukuki AI Asistanı
Merhaba! Ben AvAi, Avarsis Hukuki AI Asistanınız. Size nasıl yardımcı olabilirim?