Danıştay3. DaireTicaret Hukuku · ön sınıflandırma
Danıştay 3. Daire E.2023/11162 K.2025/4860
Özet: (1) Uyuşmazlık, iş ortaklığı süresince alınamadığı kamu alacaklarının tahsili amacıyla uygulanan hacizlerin kaldırılmasını isteyen şirketin, ortak sıfatıyla sorumlu tutulamayacağı gerekçesiyle başlatılan istinaf ve temyiz davasıdır. (2) Mahkeme, ödeme emirlerinin kaynağını ve borçların asıl borçlu üzerinde dayanmayan ortağın sorumluluğunu inceleyerek haczin ilgili kısmını kaldırmış, ancak diğer ödeme emirlerine ilişkin istinaf ve temyiz taleplerini reddetmiştir.
T.C. DANIŞTAY ÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No: 2023/11162
Karar No: 2025/4860
TEMYİZ EDEN (DAVALI): ... Vergi Dairesi Müdürlüğü/...
VEKİLİ: Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACI): ... İş Sağlık ve Güvenlik Hizmetleri Anonim Şirketi
VEKİLİ: Av. ...
İSTEMİN KONUSU: ... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının aleyhe olan hüküm fıkrasına davalı idarece yöneltilen istinaf başvurusuna ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Davacı şirketin ortağı olduğu ... Eğitim Yayıncılık Dağıtım Reklam ve Ticaret Limited Şirketi'nden alınamayan muhtelif kamu alacağının tahsili amacıyla banka hesaplarına ve aracına uygulanan hacizlerin kaldırılması istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Davacı şirketin asıl borçlu şirketin 28/07/2017 ile 14/08/2018 tarihleri arasında ortağı olduğunun anlaşıldığı uyuşmazlıkta, dava konusu haczin dayanaklarından davacı adına düzenlenen ... tarih ve ... takip numaralı ödeme emirleri içeriği kamu alacağının 15/05/2019 tarihinde süresinden sonra verilen kurumlar vergisi düzeltme beyannamesi üzerine tahakkuk eden 2018 yılı kurumlar vergisi ile kesilen vergi ziyaı cezası ve fer'ilerine ait olduğu, söz konusu kamu alacaklarının vadelerinin 30/04/2019, 15/06/2019 ve 26/12/2019 tarihi olarak gösterildiği dikkate alındığında, hisse devrinden sonra asıl borçlu hakkında tahakkuk eden borçlardan davacının ortak sıfatıyla sorumlu tutulamayacağı, ... tarih ve ... ila ... takip numaralı ödeme emirleri içeriği borçların takibinde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle haczin, ... takip numaralı ödeme emrinden kaynaklanan kısmı kaldırılmış, ... ila ... takip numaralı ödeme emirlerinden kaynaklanan kısmı yönünden ise dava reddedilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusunun, usul ve hukuka uygun olduğu sonucuna varılan Vergi Mahkemesi kararının aleyhe olan hüküm fıkrasının kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacı adına uygulanan haczin hukuka uygun olduğu ileri sürülerek kararın bozulması istenilmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NİN DÜŞÜNCESİ: Davacı şirketin asıl borçlu şirketten 14/08/2018 tarihinde hisselerini devrederek ortaklıktan ayrıldıktan sonra 2018 yılına ait 15/05/2019 tarihinde süresinden sonra kurumlar vergisi düzeltme beyannamesinin verildiği anlaşılan olayda, şirketle hukuki ve fiili bağlantısı kalmayan davacının süresinden sonra beyanname verme fiiline yönelik bilgi alma ve inceleme hakkı yanısıra herhangi bir müdahale imkanı bulunmadığından, takip edilen kamu alacağına ilişkin vergilendirme dönemi ortaklık sıfatının bulunduğu döneme ilişkin olmakla birlikte yukarıda belirtildiği üzere pay devrinden sonra gerçekleşen fiil sebebiyle kesilen cezalardan sorumlu tutulması, ortaklık sıfatından kaynaklanan kusursuz sorumluluğu aşan mahiyette ölçüsüz bir müdahale olduğundan ve kendisine orantısız bir külfet yüklediğinden dava konusu haczin, ... tarih ve ... takip numaralı ödeme emri içeriği kamu alacağının, cezaya ilişkin kısmından sorumlu tutulamayacağından temyiz isteminin bu kısım yönünden de reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Üçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE
GEREKÇE:
MADDİ
OLAY:
Davacı şirketin banka hesaplarına ve aracına, 14/08/2018 tarihinde hisse devir sözleşmesiyle ortaklığından ayrıldığı ... Eğitim Yayıncılık Dağıtım Reklam ve Ticaret Limited Şirketi'nin muhtelif vergi borçlarından dolayı haciz uygulanmıştır.
Dava konusu haczin dayanaklarından, davacı adına düzenlenen ... tarih ve ... takip numaralı ödeme emri içeriği kamu alacağının 15/05/2019 tarihinde süresinden sonra verilen kurumlar vergisi düzeltme beyannamesi üzerine tahakkuk eden 2018 yılı kurumlar vergisi ile kesilen vergi ziyaı cezası ve fer'ilerine ait olduğu anlaşılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un 35. maddesinin 1. fıkrasında, limited şirket ortaklarının, şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu oldukları ve bu Kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutulacakları kurala bağlanmıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Temyiz istemine konu edilen Vergi Dava Dairesi kararının; haczin, ... tarih ve ... takip numaralı ödeme emri içeriği kamu alacağının, 14/08/2018 tarihinden sonraki dönemlere isabet eden kısmına ilişkin hüküm fıkrası aynı hukuksal nedenler ve gerekçeyle Dairemizce de uygun bulunmuştur.
Limited şirket ortaklarını, şirketten tahsiline olanak bulunmayan kamu alacaklarının ödenmesinden doğrudan doğruya ve payları oranında sorumlu tutan yukarıda sözü edilen yasal düzenleme karşısında, tahsili gereken kamu alacağını yaratan vergilendirmenin ait olduğu dönemde şirketin paylarına sahip ortakların, bu dönemden sonra paylarını devretmiş olsalar da ortaklık sıfatının sürdüğü dönemlere ilişkin şirketin kamu borçlarından kaynaklanan sorumluluklarının kalkacağından söz edilemeyeceğinden dolaysısyla davacının hisse devri öncesi dönemlere ait borçlardan sorumlu tutulması mümkün olduğundan Vergi Dava Dairesi kararının, haczin, ... tarih ve ... takip numaralı ödeme emri içeriği kamu alacağının hisse devir tarihinden önceki borçlardan kaynaklanan kısmına ilişkin hüküm fıkrasının bozulması gerekmiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin kısmen reddine,
2. Temyize konu Vergi Dava Dairesi kararının; dava konusu haczin, ... tarih ve ... takip numaralı ödeme emri içeriği kamu alacağının, 14/08/2018 tarihinden sonraki dönemlere isabet eden kısmına ilişkin hüküm fıkrasının ONANMASINA,
3. Temyiz isteminin kısmen kabulüne,
4. Kararın, dava konusu haczin, ... tarih ve ... takip numaralı ödeme emri içeriği kamu alacağının, 14/08/2018 tarihinden önceki dönemlere isabet eden kısmına ilişkin hüküm fıkrasının BOZULMASINA, 26/11/2025 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi.
(X)-KARŞI OY:
Bakılmakta olan dava, davacı şirketin 14/08/2018 tarihinde hisse devir sözleşmesiyle ortaklığından ayrıldığı ... Eğitim Yayıncılık Dağıtım Reklam ve Ticaret Limited Şirketi'nin muhtelif vergi borçlarından dolayı banka hesaplarına ve aracına, uygulanan hacze karşı açılmış; verilen kararın aleyhe olan hüküm fıkrasına yönelik davalı idare istinaf başvurusunun reddi üzerine davalı idare bu kez temyiz yoluna başvurmuştur.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 13. maddesinde, temel hak ve hürriyetlerin, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabileceği, bu sınırlamaların, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamayacağı belirtilmiştir.
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un 35. maddesinin birinci fıkrasında, limited şirket ortaklarının, şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu oldukları ve bu Kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutulacakları, 55. maddesinde, amme alacağını vadesinde ödemeyenlere, onbeş gün içinde borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları lüzumunun bir “ödeme emri” ile tebliğ olunacağı; 62. maddesinde ise, borçlunun mal bildiriminde gösterilen veya tahsil dairesince tespit edilen borçlu veya üçüncü şahıslar elindeki menkul malları ile gayrimenkullerinden, alacak ve haklarından amme alacağına yetecek miktarının tahsil dairesince haczolunacağı hüküm altına alınmıştır.
Vergi Usul Kanunu’nun 341. maddesinde; vergi ziyaı, mükellefin veya sorumlunun vergilendirme ile ilgili ödevlerini zamanında yerine getirmemesi veya eksik yerine getirmesi yüzünden verginin zamanında tahakkuk ettirilmemesini veya eksik tahakkuk ettirilmesi olarak ifade edilmiştir.
Aynı kanunun “Vergi Ziyaı Cezası” başlıklı 344. maddesinde ise kanunun 341. maddesinde yazılı hallerde vergi ziyaına sebebiyet verildiği takdirde, mükellef veya sorumlu hakkında ziyaına uğratılan verginin bir katı tutarında vergi ziyaı cezası kesileceği, vergi ziyaına 359. maddede yazılı olan kaçakçılık suçları fiilleriyle sebebiyet verilmesi halinde bu cezanın üç kat, bu fiillere iştirak edenlere ise bir kat olarak uygulanacağı açıklanmıştır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun limited şirketlere ilişkin "Bilgi alma ve inceleme hakkı" başlıklı 614. maddesinin 1. fıkrasında, her ortağın, müdürlerden, şirketin bütün işleri ve hesapları hakkında bilgi vermelerini isteyebilecekleri ve belirli konularda inceleme yapabilecekleri kuralına yer verilmiştir.
Kamu hizmetlerinin yürütülmesinde gerekli kaynağın elde edilmesi amacıyla vergi ve diğer kamu alacaklarının takip ve tahsili için hukuki düzenlemeler ve ayrıcalıklı yetkilerle kolaylık ve hızlılık sağlanmasının doğal olduğu kabul edilmekle birlikte bu konuda bireylerin hakları ve hukukun genel ilkelerinin de göz önünde bulundurulması hukuk devletinin bir gereğidir. Kamu hizmetlerinin yürütülmesi için gerekli düzenlemeler yapılırken elde edilmek istenen kamu yararıyla bireysel haklar arasında bir dengenin kurulması gerekir. Mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin kanuni olması ve kamu yararına dayalı meşru bir amacının bulunması yeterli olmayıp ayrıca müdahalenin ölçülü olması da şarttır. Hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasında dikkate alınacak ölçütlerden biri olan Anayasa'nın 13. maddesinde öngörülen ölçülülük ilkesi uyarınca mülkiyet hakkının sınırlandırılması suretiyle elde edilmek istenen kamu yararı ile bireyin hakları arasında adil bir dengenin sağlanması zorunludur.
Ölçülülük ilkesi elverişlilik, gereklilik ve orantılılık olmak üzere üç alt ilkeden oluşmaktadır. Elverişlilik öngörülen müdahalenin ulaşılmak istenen amacı gerçekleştirmeye elverişli olmasını, gereklilik ulaşılmak istenen amaç bakımından müdahalenin zorunlu olmasını yani aynı amaca daha hafif bir müdahale ile ulaşılmasının mümkün olmamasını, orantılılık ise bireyin hakkına yapılan müdahale ile ulaşılmak istenen amaç arasında makul bir dengenin gözetilmesi gerekliliğini ifade etmektedir.
Limited şirket ortaklarını, şirketten tahsiline olanak bulunmayan kamu alacaklarının ödenmesinden doğrudan doğruya ve payları oranında sorumlu tutan 6183 sayılı Kanun'un 35. maddesi karşısında, tahsili gereken kamu alacağını yaratan vergilendirmenin ait olduğu dönemde şirketin paylarına sahip ortakların, ortaklık sıfatının sürdüğü dönemlere ilişkin ortaklık sıfatından doğan ve bu dönemlere dair yapılacak bir inceleme sonrası salınacak vergi ve kesilecek cezalardan sorumlu tutulabilecekleri açıktır.
Ancak, ortakların takibi aşamasında, kusursuz sorumlu olduklarından bahisle kendilerine orantısız bir külfet yüklenmemesi gerekmektedir.
6102 sayılı Kanun'un 614. maddesinin 1. fıkrası kapsamında, limited şirketin bütün hesap ve işlemlerine yönelik olarak denetim ve gözetim yetkisi bulunan ortakların, şirket faaliyetlerini ve temsile yetkili kişilerin yükümlülüklerini yerine getirip getirmediklerini denetleme, inceleme ve bu konularda bilgi alma hakları bulunmaktadır.
Buna göre, sadece ortaklık sıfatının devam ettiği dönemlerde şirket işlemleri hakkındaki her türlü bilgiye erişme imkanı olan ortakların, paylarını devrettikten, başka bir ifadeyle şirketle bağlarının ortadan kalkmasından sonra ortaklıkları döneminde gerçekleşmeyen fiiller sonucunda ortaya çıkan kamu alacağından, salt vergilendirme dönemlerinde payları bulunduğundan bahisle sorumlu tutulmaları düşünülemez.
Uyuşmazlık konusu olayda, ... tarih ve ... takip numaralı ödeme emri içeriği kamu alacağının 15/05/2019 tarihinde süresinden sonra verilen kurumlar vergisi düzeltme beyannamesi üzerine tahakkuk eden 2018 yılı kurumlar vergisi ile kesilen vergi ziyaı cezası ve fer'ilerine ait olduğu anlaşılmıştır.
Söz konusu eylem, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 341. maddesinde; vergi ziyaı, mükellefin veya sorumlunun vergilendirme ile ilgili ödevlerini zamanında yerine getirmemesi veya eksik yerine getirmesi yüzünden verginin zamanında tahakkuk ettirilmemesini veya eksik tahakkuk ettirilmesi olarak nitelendirilmekte ve 344. maddesinin 3. fıkrası gereğince vergi incelemesine başlanılmasından veya takdir komisyonuna sevk edilmesinden sonra verilenler hariç olmak üzere, kanuni süresi geçtikten sonra verilen vergi beyannameleri için bu madde uyarınca kesilecek ceza yüzde elli oranında uygulanmaktadır.
Bu durumda, 14/08/2018 tarihinde hisselerini devrederek ortaklıktan ayrıldıktan sonra 2018 yılına ait 15/05/2019 tarihinde süresinden sonra kurumlar vergisi düzeltme beyannamesinin verildiğinin anlaşıldığı olayda şirketle hukuki ve fiili bağlantısı kalmayan davacının süresinden sonra beyanname verme fiiline yönelik bilgi alma ve inceleme hakkı yanısıra herhangi bir müdahale imkanı bulunmadığından, takip edilen kamu alacağına ilişkin vergilendirme dönemi ortaklık sıfatının bulunduğu döneme ilişkin olmakla birlikte yukarıda belirtildiği üzere pay devrinden sonra gerçekleşen fiil sebebiyle kesilen cezadan sorumlu tutulması, ortaklık sıfatından kaynaklanan kusursuz sorumluluğu aşan mahiyette ölçüsüz bir müdahale olduğundan ve kendisine orantısız bir külfet yüklediğinden dolayısıyla ... tarih ve ... takip numaralı ödeme emri içeriği kamu alacağı içeriği cezadan sorumlu tutulamayacağından temyiz isteminin bu kısım yönünden de reddi gerektiği görüşüyle, sözü edilen hüküm fıkrasının bozulmasına dair Daire kararına bu yönden katılmıyorum.
Esas No: 2023/11162
Karar No: 2025/4860
TEMYİZ EDEN (DAVALI): ... Vergi Dairesi Müdürlüğü/...
VEKİLİ: Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACI): ... İş Sağlık ve Güvenlik Hizmetleri Anonim Şirketi
VEKİLİ: Av. ...
İSTEMİN KONUSU: ... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının aleyhe olan hüküm fıkrasına davalı idarece yöneltilen istinaf başvurusuna ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Davacı şirketin ortağı olduğu ... Eğitim Yayıncılık Dağıtım Reklam ve Ticaret Limited Şirketi'nden alınamayan muhtelif kamu alacağının tahsili amacıyla banka hesaplarına ve aracına uygulanan hacizlerin kaldırılması istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Davacı şirketin asıl borçlu şirketin 28/07/2017 ile 14/08/2018 tarihleri arasında ortağı olduğunun anlaşıldığı uyuşmazlıkta, dava konusu haczin dayanaklarından davacı adına düzenlenen ... tarih ve ... takip numaralı ödeme emirleri içeriği kamu alacağının 15/05/2019 tarihinde süresinden sonra verilen kurumlar vergisi düzeltme beyannamesi üzerine tahakkuk eden 2018 yılı kurumlar vergisi ile kesilen vergi ziyaı cezası ve fer'ilerine ait olduğu, söz konusu kamu alacaklarının vadelerinin 30/04/2019, 15/06/2019 ve 26/12/2019 tarihi olarak gösterildiği dikkate alındığında, hisse devrinden sonra asıl borçlu hakkında tahakkuk eden borçlardan davacının ortak sıfatıyla sorumlu tutulamayacağı, ... tarih ve ... ila ... takip numaralı ödeme emirleri içeriği borçların takibinde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle haczin, ... takip numaralı ödeme emrinden kaynaklanan kısmı kaldırılmış, ... ila ... takip numaralı ödeme emirlerinden kaynaklanan kısmı yönünden ise dava reddedilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusunun, usul ve hukuka uygun olduğu sonucuna varılan Vergi Mahkemesi kararının aleyhe olan hüküm fıkrasının kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacı adına uygulanan haczin hukuka uygun olduğu ileri sürülerek kararın bozulması istenilmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NİN DÜŞÜNCESİ: Davacı şirketin asıl borçlu şirketten 14/08/2018 tarihinde hisselerini devrederek ortaklıktan ayrıldıktan sonra 2018 yılına ait 15/05/2019 tarihinde süresinden sonra kurumlar vergisi düzeltme beyannamesinin verildiği anlaşılan olayda, şirketle hukuki ve fiili bağlantısı kalmayan davacının süresinden sonra beyanname verme fiiline yönelik bilgi alma ve inceleme hakkı yanısıra herhangi bir müdahale imkanı bulunmadığından, takip edilen kamu alacağına ilişkin vergilendirme dönemi ortaklık sıfatının bulunduğu döneme ilişkin olmakla birlikte yukarıda belirtildiği üzere pay devrinden sonra gerçekleşen fiil sebebiyle kesilen cezalardan sorumlu tutulması, ortaklık sıfatından kaynaklanan kusursuz sorumluluğu aşan mahiyette ölçüsüz bir müdahale olduğundan ve kendisine orantısız bir külfet yüklediğinden dava konusu haczin, ... tarih ve ... takip numaralı ödeme emri içeriği kamu alacağının, cezaya ilişkin kısmından sorumlu tutulamayacağından temyiz isteminin bu kısım yönünden de reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Üçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE
GEREKÇE:
MADDİ
OLAY:
Davacı şirketin banka hesaplarına ve aracına, 14/08/2018 tarihinde hisse devir sözleşmesiyle ortaklığından ayrıldığı ... Eğitim Yayıncılık Dağıtım Reklam ve Ticaret Limited Şirketi'nin muhtelif vergi borçlarından dolayı haciz uygulanmıştır.
Dava konusu haczin dayanaklarından, davacı adına düzenlenen ... tarih ve ... takip numaralı ödeme emri içeriği kamu alacağının 15/05/2019 tarihinde süresinden sonra verilen kurumlar vergisi düzeltme beyannamesi üzerine tahakkuk eden 2018 yılı kurumlar vergisi ile kesilen vergi ziyaı cezası ve fer'ilerine ait olduğu anlaşılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un 35. maddesinin 1. fıkrasında, limited şirket ortaklarının, şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu oldukları ve bu Kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutulacakları kurala bağlanmıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Temyiz istemine konu edilen Vergi Dava Dairesi kararının; haczin, ... tarih ve ... takip numaralı ödeme emri içeriği kamu alacağının, 14/08/2018 tarihinden sonraki dönemlere isabet eden kısmına ilişkin hüküm fıkrası aynı hukuksal nedenler ve gerekçeyle Dairemizce de uygun bulunmuştur.
Limited şirket ortaklarını, şirketten tahsiline olanak bulunmayan kamu alacaklarının ödenmesinden doğrudan doğruya ve payları oranında sorumlu tutan yukarıda sözü edilen yasal düzenleme karşısında, tahsili gereken kamu alacağını yaratan vergilendirmenin ait olduğu dönemde şirketin paylarına sahip ortakların, bu dönemden sonra paylarını devretmiş olsalar da ortaklık sıfatının sürdüğü dönemlere ilişkin şirketin kamu borçlarından kaynaklanan sorumluluklarının kalkacağından söz edilemeyeceğinden dolaysısyla davacının hisse devri öncesi dönemlere ait borçlardan sorumlu tutulması mümkün olduğundan Vergi Dava Dairesi kararının, haczin, ... tarih ve ... takip numaralı ödeme emri içeriği kamu alacağının hisse devir tarihinden önceki borçlardan kaynaklanan kısmına ilişkin hüküm fıkrasının bozulması gerekmiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin kısmen reddine,
2. Temyize konu Vergi Dava Dairesi kararının; dava konusu haczin, ... tarih ve ... takip numaralı ödeme emri içeriği kamu alacağının, 14/08/2018 tarihinden sonraki dönemlere isabet eden kısmına ilişkin hüküm fıkrasının ONANMASINA,
3. Temyiz isteminin kısmen kabulüne,
4. Kararın, dava konusu haczin, ... tarih ve ... takip numaralı ödeme emri içeriği kamu alacağının, 14/08/2018 tarihinden önceki dönemlere isabet eden kısmına ilişkin hüküm fıkrasının BOZULMASINA, 26/11/2025 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi.
(X)-KARŞI OY:
Bakılmakta olan dava, davacı şirketin 14/08/2018 tarihinde hisse devir sözleşmesiyle ortaklığından ayrıldığı ... Eğitim Yayıncılık Dağıtım Reklam ve Ticaret Limited Şirketi'nin muhtelif vergi borçlarından dolayı banka hesaplarına ve aracına, uygulanan hacze karşı açılmış; verilen kararın aleyhe olan hüküm fıkrasına yönelik davalı idare istinaf başvurusunun reddi üzerine davalı idare bu kez temyiz yoluna başvurmuştur.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 13. maddesinde, temel hak ve hürriyetlerin, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabileceği, bu sınırlamaların, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamayacağı belirtilmiştir.
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un 35. maddesinin birinci fıkrasında, limited şirket ortaklarının, şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu oldukları ve bu Kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutulacakları, 55. maddesinde, amme alacağını vadesinde ödemeyenlere, onbeş gün içinde borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları lüzumunun bir “ödeme emri” ile tebliğ olunacağı; 62. maddesinde ise, borçlunun mal bildiriminde gösterilen veya tahsil dairesince tespit edilen borçlu veya üçüncü şahıslar elindeki menkul malları ile gayrimenkullerinden, alacak ve haklarından amme alacağına yetecek miktarının tahsil dairesince haczolunacağı hüküm altına alınmıştır.
Vergi Usul Kanunu’nun 341. maddesinde; vergi ziyaı, mükellefin veya sorumlunun vergilendirme ile ilgili ödevlerini zamanında yerine getirmemesi veya eksik yerine getirmesi yüzünden verginin zamanında tahakkuk ettirilmemesini veya eksik tahakkuk ettirilmesi olarak ifade edilmiştir.
Aynı kanunun “Vergi Ziyaı Cezası” başlıklı 344. maddesinde ise kanunun 341. maddesinde yazılı hallerde vergi ziyaına sebebiyet verildiği takdirde, mükellef veya sorumlu hakkında ziyaına uğratılan verginin bir katı tutarında vergi ziyaı cezası kesileceği, vergi ziyaına 359. maddede yazılı olan kaçakçılık suçları fiilleriyle sebebiyet verilmesi halinde bu cezanın üç kat, bu fiillere iştirak edenlere ise bir kat olarak uygulanacağı açıklanmıştır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun limited şirketlere ilişkin "Bilgi alma ve inceleme hakkı" başlıklı 614. maddesinin 1. fıkrasında, her ortağın, müdürlerden, şirketin bütün işleri ve hesapları hakkında bilgi vermelerini isteyebilecekleri ve belirli konularda inceleme yapabilecekleri kuralına yer verilmiştir.
Kamu hizmetlerinin yürütülmesinde gerekli kaynağın elde edilmesi amacıyla vergi ve diğer kamu alacaklarının takip ve tahsili için hukuki düzenlemeler ve ayrıcalıklı yetkilerle kolaylık ve hızlılık sağlanmasının doğal olduğu kabul edilmekle birlikte bu konuda bireylerin hakları ve hukukun genel ilkelerinin de göz önünde bulundurulması hukuk devletinin bir gereğidir. Kamu hizmetlerinin yürütülmesi için gerekli düzenlemeler yapılırken elde edilmek istenen kamu yararıyla bireysel haklar arasında bir dengenin kurulması gerekir. Mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin kanuni olması ve kamu yararına dayalı meşru bir amacının bulunması yeterli olmayıp ayrıca müdahalenin ölçülü olması da şarttır. Hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasında dikkate alınacak ölçütlerden biri olan Anayasa'nın 13. maddesinde öngörülen ölçülülük ilkesi uyarınca mülkiyet hakkının sınırlandırılması suretiyle elde edilmek istenen kamu yararı ile bireyin hakları arasında adil bir dengenin sağlanması zorunludur.
Ölçülülük ilkesi elverişlilik, gereklilik ve orantılılık olmak üzere üç alt ilkeden oluşmaktadır. Elverişlilik öngörülen müdahalenin ulaşılmak istenen amacı gerçekleştirmeye elverişli olmasını, gereklilik ulaşılmak istenen amaç bakımından müdahalenin zorunlu olmasını yani aynı amaca daha hafif bir müdahale ile ulaşılmasının mümkün olmamasını, orantılılık ise bireyin hakkına yapılan müdahale ile ulaşılmak istenen amaç arasında makul bir dengenin gözetilmesi gerekliliğini ifade etmektedir.
Limited şirket ortaklarını, şirketten tahsiline olanak bulunmayan kamu alacaklarının ödenmesinden doğrudan doğruya ve payları oranında sorumlu tutan 6183 sayılı Kanun'un 35. maddesi karşısında, tahsili gereken kamu alacağını yaratan vergilendirmenin ait olduğu dönemde şirketin paylarına sahip ortakların, ortaklık sıfatının sürdüğü dönemlere ilişkin ortaklık sıfatından doğan ve bu dönemlere dair yapılacak bir inceleme sonrası salınacak vergi ve kesilecek cezalardan sorumlu tutulabilecekleri açıktır.
Ancak, ortakların takibi aşamasında, kusursuz sorumlu olduklarından bahisle kendilerine orantısız bir külfet yüklenmemesi gerekmektedir.
6102 sayılı Kanun'un 614. maddesinin 1. fıkrası kapsamında, limited şirketin bütün hesap ve işlemlerine yönelik olarak denetim ve gözetim yetkisi bulunan ortakların, şirket faaliyetlerini ve temsile yetkili kişilerin yükümlülüklerini yerine getirip getirmediklerini denetleme, inceleme ve bu konularda bilgi alma hakları bulunmaktadır.
Buna göre, sadece ortaklık sıfatının devam ettiği dönemlerde şirket işlemleri hakkındaki her türlü bilgiye erişme imkanı olan ortakların, paylarını devrettikten, başka bir ifadeyle şirketle bağlarının ortadan kalkmasından sonra ortaklıkları döneminde gerçekleşmeyen fiiller sonucunda ortaya çıkan kamu alacağından, salt vergilendirme dönemlerinde payları bulunduğundan bahisle sorumlu tutulmaları düşünülemez.
Uyuşmazlık konusu olayda, ... tarih ve ... takip numaralı ödeme emri içeriği kamu alacağının 15/05/2019 tarihinde süresinden sonra verilen kurumlar vergisi düzeltme beyannamesi üzerine tahakkuk eden 2018 yılı kurumlar vergisi ile kesilen vergi ziyaı cezası ve fer'ilerine ait olduğu anlaşılmıştır.
Söz konusu eylem, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 341. maddesinde; vergi ziyaı, mükellefin veya sorumlunun vergilendirme ile ilgili ödevlerini zamanında yerine getirmemesi veya eksik yerine getirmesi yüzünden verginin zamanında tahakkuk ettirilmemesini veya eksik tahakkuk ettirilmesi olarak nitelendirilmekte ve 344. maddesinin 3. fıkrası gereğince vergi incelemesine başlanılmasından veya takdir komisyonuna sevk edilmesinden sonra verilenler hariç olmak üzere, kanuni süresi geçtikten sonra verilen vergi beyannameleri için bu madde uyarınca kesilecek ceza yüzde elli oranında uygulanmaktadır.
Bu durumda, 14/08/2018 tarihinde hisselerini devrederek ortaklıktan ayrıldıktan sonra 2018 yılına ait 15/05/2019 tarihinde süresinden sonra kurumlar vergisi düzeltme beyannamesinin verildiğinin anlaşıldığı olayda şirketle hukuki ve fiili bağlantısı kalmayan davacının süresinden sonra beyanname verme fiiline yönelik bilgi alma ve inceleme hakkı yanısıra herhangi bir müdahale imkanı bulunmadığından, takip edilen kamu alacağına ilişkin vergilendirme dönemi ortaklık sıfatının bulunduğu döneme ilişkin olmakla birlikte yukarıda belirtildiği üzere pay devrinden sonra gerçekleşen fiil sebebiyle kesilen cezadan sorumlu tutulması, ortaklık sıfatından kaynaklanan kusursuz sorumluluğu aşan mahiyette ölçüsüz bir müdahale olduğundan ve kendisine orantısız bir külfet yüklediğinden dolayısıyla ... tarih ve ... takip numaralı ödeme emri içeriği kamu alacağı içeriği cezadan sorumlu tutulamayacağından temyiz isteminin bu kısım yönünden de reddi gerektiği görüşüyle, sözü edilen hüküm fıkrasının bozulmasına dair Daire kararına bu yönden katılmıyorum.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.