Danıştay2. Daireİdare Hukuku
Danıştay 2. Daire E.2021/7897 K.2024/694
T.C.
D A N I Ş T A Y
İKİNCİ DAİRE
Esas No : 2021/7897
Karar No : 2024/694
KARARIN DÜZELTİLMESİNİ İSTEYEN (DAVACI): ...
**VEKİLİ:** Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı
**VEKİLİ:** I. Hukuk Müşaviri Yrd. V. ...
İSTEMİN KONUSU: ... İdare Mahkemesince verilen... günlü, E:..., K:... sayılı kararın onanmasına dair Danıştay Beşinci Dairesinin 25/12/2018 günlü, E:2016/24566, K:2018/18810 sayılı kararının; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen 3622 sayılı Kanun ile değişik 54. maddesi uyarınca düzeltilmesi istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava Konusu İstem: Dava, Gümüşhane İl Emniyet Müdürlüğü bünyesinde komiser olarak görev yapan davacı tarafından, Hatay Emniyet Müdürlüğü emrinde görev yaptığı sırada işlediği öne sürülen fiillere ilişkin olarak başlatılan disiplin soruşturması sonucu Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğü'nün 8/12 maddesi uyarınca kasıtlı olarak gerçek dışı rapor vermek veya tutanak düzenleyip imza etmek veya ettirmek suçunu işlediğinden bahisle iki ayrı fiil için bir alt ceza uygulanmak suretiyle ayrı ayrı 24 ay uzun süreli durdurma cezası ile tecziyesine ilişkin İçişleri Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulunun ... günlü, ... sayılı işleminin iptali istemiyle açılmıştır.
İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti : ... İdare Mahkemesinin ... günlü, E:..., K:... sayılı kararıyla; usulsüz olarak gerçekleştirilen dinleme işlemleriyle ilgili olarak dinlenen kişilerin, iletişiminin dinlenmesine esas teşkil eden teknik takip ve izleme talep formlarında belirtilen örgütsel faaliyetler içinde olmadıkları, bu faaliyetlerle ilgili olarak irtibatta bulundukları belirtilen şahıslarla irtibatta bulunduklarına dair emareler ve bilgiler olmadığı, yapılan dinleme işlemlerinin, gerekçeleri ve amaçları itibarıyla 2559 sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu'nun Ek 7.maddesinde öngörülen amaçlarla bağdaşmadığı, bu bağlamda disiplin soruşturmaları ve özel hayata dair konularla ilgili dinleme işlemlerinin de önleme dinlenmesinin konusu olmadığı, önleyici dinleme işlemine ilişkin hakim kararının, istihbarat biriminin dinleme gerekçesi olarak sunduğu bilgilerin doğruluğunun tescil ve tespiti niteliğini taşımayacağı, dinleme işlemlerinin hakim kararıyla yapılmasının bu kararlara esas teşkil eden formların gerçeğe aykırı olarak düzenlenmesi işleminin hukuka aykırılığını ortadan kaldırmayacağı, iletişimlerinin dinlenmesi tedbiri uygulanmış olan şahıslardan, haklarında uygulanan bu tedbire esas teşkil eden ve gerçeği yansıtmadığı ortaya çıkan verilerin daha sonradan imhasına karar verildiği, dinlenen şahısların şahıs bilgi formalarında kayıtlanan şüpheli eylemlerle dinleme gerekçesini oluşturan ve teknik takip formunda yer verilen bilgilerin birbiriyle uyumlu olmadığı, her ne kadar davacı tarafından şahısların dosyasında bilgi notu olmasının zorunluluk olmadığı ileri sürülse de, herhangi bir bilgi notu olmaması ve şahıs bilgi formunda kayıtlanan bilgilerden farklı dinleme gerekçelerinin yazılması, dinlenen şahıslar arasında herhangi bir irtibat bulunmaması, buna ilişkin emniyet kayıtlarında herhangi bir bilgi belge veya emarenin olmaması karşısında, yapılacak dinleme işlemi için düzenlenen iletişime müdahale talep formlarının, dayanaksız, gerçek dışı bilgilerle oluşturulduğunun anlaşıldığı, bu nedenle davacının eyleminin karşılığı olarak "meslekten çıkarma" cezasıyla tecziyesi gerekmekte ise de Tüzük'ün 15. maddesi uygulanmak suretiyle bir alt ceza olan 24 ay uzun süreli durdurma cezasıyla tecziyesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Daire Kararının Özeti : Anılan Mahkeme kararının davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine, söz konusu karar Danıştay Beşinci Dairesince onanmıştır.
KARAR DÜZELTME TALEBİNDE BULUNANIN İDDİALARI : Davacı tarafından; üzerine atılı fiilleri işlemediğinin sabit olduğu, dava konusu işlemin tesisine dayanak teşkil eden Yasa maddesinin Anayasa Mahkemesi kararıyla iptal edildiği, hakkında tesis edilen disiplin cezası işleminde hukuka uyarlık bulunmadığı ileri sürülerek, karar düzeltme isteminin kabulü ile Danıştay Beşinci Dairesince verilen onama kararının kaldırılması ve Mahkeme kararının bozulması istenilmektedir.
KARŞI TARAFIN CEVABI: Karar düzeltme isteminin reddi gerektiği yolundadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ: ...
DÜŞÜNCESİ : Davacının karar düzeltme isteminin kabulü ile Danıştay Beşinci Dairesi kararının kaldırılarak, Mahkeme kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İkinci Dairesince; Danıştay Beşinci Dairesi tarafından Danıştay Başkanlık Kurulunun 18/12/2020 günlü, K:2020/62 sayılı kararının "Ortak Hükümler" kısmının 6. fıkrası uyarınca, ayrıca bir gönderme kararı verilmeksizin Dairemize iletilen dosyada, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
Kararın düzeltilmesi dilekçesinde öne sürülen hususlar, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen 3622 sayılı Kanun ile değişik 54. maddesi hükmüne uygun bulunduğundan, davacının karar düzeltme isteminin kabulü ile Danıştay Beşinci Dairesinin 25/12/2018 günlü, E:2016/24566, K:2018/18810 sayılı kararı kaldırılarak, uyuşmazlığın esası yeniden incelendi:
İNCELEME VE
**GEREKÇE:**
MADDİ
**OLAY:**
... İl Emniyet Müdürlüğü emrinde komiser olarak görev yapan davacı, ... Emniyet Müdürlüğü emrinde görev yaptığı sırada işlediği öne sürülen fiillere ilişkin olarak başlatılan disiplin soruşturması sonucu Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğü'nün 8/12 maddesi uyarınca kasıtlı olarak gerçek dışı rapor vermek veya tutanak düzenleyip imza etmek veya ettirmek suçunu işlediğinden bahisle iki ayrı fiil için bir alt ceza uygulanmak suretiyle ayrı ayrı 24 ay uzun süreli durdurma cezası ile tecziyesine ilişkin İçişleri Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulunun ... günlü, ... sayılı işleminin iptali istemiyle temyizen incelenmekte olan davayı açmıştır.
**İLGİLİ MEVZUAT:**
Dava konusu işlem tarihinde yürürlükte bulunan Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğü'nün (26/6/2015 günlü, 2015/7911 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı Eki Tüzüğün 1. maddesiyle bu Tüzüğün adı “Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü" olarak değiştirilmiştir.) 8/12 maddesinde yer alan "Kasıtlı olarak gerçek dışı rapor vermek veya tutanak düzenleyip imza etmek veya ettirmek" fiili, meslekten çıkarma cezasını gerektiren eylem, işlem, tutum ve davranışlar arasında sayılmıştır.
08/03/2018 günlü, 30354 (Mükerrer) sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren ve Emniyet Genel Müdürlüğü teşkilatı mensuplarına ilişkin disiplin kurallarını yeniden düzenleyen 7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun'un 8. maddesinin, 6. fıkrasının (h) bendinde, "Kasıtlı olarak gerçek dışı rapor vermek veya tutanak düzenleyip imza etmek veya ettirmek" fiili meslekten çıkarma cezasını gerektiren eylem, işlem, tutum ve davranışlar arasında sayılmış; Geçici 1. maddesinin 1. fıkrasında ise, "Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce 657 sayılı Kanun, 6413 sayılı Kanun ve 3201 sayılı Kanun ile 23/3/1979 tarihli ve 7/17339 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü hükümlerine göre resen veya yetkili disiplin kurullarınca verilmiş olan disiplin cezaları bu Kanun hükümleri uyarınca verilmiş addolunur." hükmüne yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Disiplin cezaları, kamu hizmetinin gereği gibi yürütülmesi bakımından kamu görevlilerinin mevzuat uyarınca yerine getirmek zorunda oldukları ödev ve sorumlulukları ifa etmemeleri veya mevzuatta yasaklanan fiillerde bulunmaları durumunda uygulanan yaptırımlardır. Bu cezaların, memurların özlük hakları üzerinde doğrudan ve önemli sonuçlar doğurmaları sebebiyle subjektif ve bireysel etkileri olduğu gibi, kamu görevinin gereği gibi sürdürülmesi ve kamu düzeninin sağlanması bakımından objektif ve kamusal önemleri de bulunmaktadır. Bu nedenle, disiplin cezası verilebilmesi için öncelikle isnat edilen kusurlu halin veya fiilin tespiti gerekmektedir. Kusurlu halin veya fiilin tespitinden kasıt ise, disiplin cezasına konu edilen fiil veya halin zamanı, yeri, şekli gibi tüm unsurlarının ortaya konulması, böylelikle fiilin kim tarafından, ne zaman, nerede ve ne şekilde işlendiğinin net ve açık bir şekilde belirlenmesidir.
Anayasa Mahkemesi Genel Kurulunun, Karar Tarihi:02/07/2020, Başvuru Numarası: 2016/14253 olan "Barış Baş" dosyasında verdiği kararın 56. paragrafında; "Ceza muhakemesi hukuku ve disiplin hukuku farklı kural ve ilkelere tabi disiplinlerdir. Disiplin hukuku kurumun iç düzenini korumayı amaçlayan ve bunun için kamu görevlilerinin mevzuata, çalışma düzenine, hizmetin gereklerine aykırı fiillerine yönelik olarak uygulanacak yaptırımları ve bu yaptırımların uygulanmasındaki usul ve esasları düzenleyen bir hukuk alanıdır. Bazı hâllerde ise kamu görevlisinin fiili ceza hukuku kapsamında suç tanımına uymasının yanı sıra disiplin hukuku yönünden de sorumluluk gerektiren bir mahiyet taşıyabilir (benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. Özcan Pektaş, B. No: 2013/6879, 2/12/2015, § 25; Kürşat Eyol, § 30)."; 57. paragrafında; "Cezai sorumluluğunun bulunmadığı tespit edilmiş veya ceza sorumluluğu ortadan kalkmış olsa dahi aynı olaylar nedeniyle -daha hafif bir ispat külfeti temelinde- kişi hakkında başka tür bir sorumluluğun tesis edilmesinin önünde bir engel bulunmamaktadır. Bu bağlamda ceza yargılamasına konu maddi olay ve olguların disiplin hukuku esasları çerçevesinde diğer kamu makamlarınca (idari/adli) ayrıca değerlendirilmesi ve bu değerlendirme sonucunda ulaşılacak kanaate göre işlem/karar tesis edilmesi mümkündür (benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. Özcan Pektaş, § 25; Kürşat Eyol, § 30, Galip Şahin, § 48)."; 58. paragrafında ise; "Adli ve idari makamların kendi görev sınırlarını aşarak kişiyi suçlu ilan etmesi veya bu bağlamda birtakım çıkarımlarda bulunması masumiyet karinesinin ihlaline yol açabilir. Masumiyet karinesi kapsamındaki güvencelerin sağlanıp sağlanmadığının tespiti yapılırken ise kararın gerekçesinin bir bütün olarak değerlendirilmesi gerekir (Galip Şahin, § 48; M.I., B. No: 2012/1268, 30/12/2014, § 50). Bu kapsamda karar vericilerin kullandıkları dil kritik önem taşır (Mustafa Kıvrak, B. No: 2013/3175, 20/2/2014, § 36). Kamu makamlarının işlem ya da kararlarında belirttikleri gerekçeler veya kullandıkları dil nedeniyle bireye cezai sorumluluk yüklememeleri, ceza mahkemeleri tarafından suçlu bulunmamış bireyin masumiyeti üzerine gölge düşürülmesine sebebiyet vermemeleri gerekmektedir (Galip Şahin, § 47)." değerlendirmelerine yer verildiği görülmektedir.
Bu bağlamda, yapılan soruşturma sonucunda disiplin cezası verilebilmesi için, suça esas fiilin sübuta erdiğine ilişkin tespitin, hukuken geçerli, her türlü şüpheden uzak, kesin ve somut delillere dayanması gerektiği; aksi durumda; Anayasa, uluslararası sözleşmeler ve yargı kararları ile güvence altına alınmış bulunan masumiyet karinesinin ihlali sonucunun doğabileceği açıktır.
Dava dosyasına sunulan belgeler ile Ulusal Yargı Ağı Projesi (UYAP) üzerinden gerçekleştirilen incelemelerde; dava konusu işleme esas F.K. isimli şahsın dinlenmesi ile ilgili olarak ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... günlü, E:..., K:... sayılı kararıyla, haberleşmenin gizliliğini ihlal suçundan davacının üzerine atılı suçu işlediğine dair cezalandırılmasına yeterli her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediğinden beraatine; özel hayatın gizliliğini ihlal ve kişisel verilerin kaydedilmesi suçlarının davacı tarafından işlenmediğinin sabit olması gerekçesiyle, resmi belgede sahtecilik suçundan ise eyleminin kanunda suç olarak tanımlanmamış olması nedeniyle davacı/sanık hakkında beraat kararı verildiği,
... isimli şahsın dinlenmesi ile ilgili olarak; haberleşmenin gizliliğini ihlal suçunun şikayete tabi suçlardan olduğu, müşteki ...'nin Mahkemede verdiği ifadede şikayetçi olmadığını beyan ettiği, kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden bu suç bakımından açılan kamu davasının düşürülmesine; özel hayatın gizliliğini ihlal ve kişisel verilerin kaydedilmesi suçlarının davacı tarafından işlenmediğinin sabit olması gerekçesiyle, resmi belgede sahtecilik suçundan ise eyleminin kanunda suç olarak tanımlanmamış olması nedeniyle davacı/sanık hakkında beraat kararı verildiği,
Anılan karara karşı Cumhuriyet Başsavcılığınca istinaf yoluna başvurulması üzerine de ... Bölge Adliye Mahkemesi ... Ceza Dairesinin ... günlü, E:..., K:... sayılı kararıyla istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği görülmektedir.
Tüm bu açıklamalar doğrultusunda, davacıya isnat edilen fiillerin aynı zamanda Ceza Kanunu bakımından da suç olduğu ve yukarıda bahsedilen resmi belgede sahtecilik suçundan verilen beraat kararları gözönüne alındığında davacının, üzerine atılı "Kasıtlı olarak gerçek dışı rapor vermek veya tutanak düzenleyip imza etmek veya ettirmek" fiilini işlediğinin sübuta ermediği sonucuna varıldığından, dava konusu işlemde hukuka uyarlık, davanın reddi yolundaki temyize konu İdare Mahkemesi kararında ise hukuki isabet görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle; 1. DAVACININ TEMYİZ İSTEMİNİN KABULÜNE; 2. ... İdare Mahkemesince verilen ... günlü, E:..., K:... sayılı kararın, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun temyize konu kararın verildiği tarih itibariyle yürürlükte olan haliyle 49. maddesinin 1/b fıkrası uyarınca BOZULMASINA;
3. Aynı Kanun'un 49. maddesinin 3622 sayılı Kanun ile değişik 3. fıkrası uyarınca ve yukarıda belirtilen hususlar da gözetilerek yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine, 07/02/2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
D A N I Ş T A Y
İKİNCİ DAİRE
Esas No : 2021/7897
Karar No : 2024/694
KARARIN DÜZELTİLMESİNİ İSTEYEN (DAVACI): ...
**VEKİLİ:** Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı
**VEKİLİ:** I. Hukuk Müşaviri Yrd. V. ...
İSTEMİN KONUSU: ... İdare Mahkemesince verilen... günlü, E:..., K:... sayılı kararın onanmasına dair Danıştay Beşinci Dairesinin 25/12/2018 günlü, E:2016/24566, K:2018/18810 sayılı kararının; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen 3622 sayılı Kanun ile değişik 54. maddesi uyarınca düzeltilmesi istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava Konusu İstem: Dava, Gümüşhane İl Emniyet Müdürlüğü bünyesinde komiser olarak görev yapan davacı tarafından, Hatay Emniyet Müdürlüğü emrinde görev yaptığı sırada işlediği öne sürülen fiillere ilişkin olarak başlatılan disiplin soruşturması sonucu Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğü'nün 8/12 maddesi uyarınca kasıtlı olarak gerçek dışı rapor vermek veya tutanak düzenleyip imza etmek veya ettirmek suçunu işlediğinden bahisle iki ayrı fiil için bir alt ceza uygulanmak suretiyle ayrı ayrı 24 ay uzun süreli durdurma cezası ile tecziyesine ilişkin İçişleri Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulunun ... günlü, ... sayılı işleminin iptali istemiyle açılmıştır.
İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti : ... İdare Mahkemesinin ... günlü, E:..., K:... sayılı kararıyla; usulsüz olarak gerçekleştirilen dinleme işlemleriyle ilgili olarak dinlenen kişilerin, iletişiminin dinlenmesine esas teşkil eden teknik takip ve izleme talep formlarında belirtilen örgütsel faaliyetler içinde olmadıkları, bu faaliyetlerle ilgili olarak irtibatta bulundukları belirtilen şahıslarla irtibatta bulunduklarına dair emareler ve bilgiler olmadığı, yapılan dinleme işlemlerinin, gerekçeleri ve amaçları itibarıyla 2559 sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu'nun Ek 7.maddesinde öngörülen amaçlarla bağdaşmadığı, bu bağlamda disiplin soruşturmaları ve özel hayata dair konularla ilgili dinleme işlemlerinin de önleme dinlenmesinin konusu olmadığı, önleyici dinleme işlemine ilişkin hakim kararının, istihbarat biriminin dinleme gerekçesi olarak sunduğu bilgilerin doğruluğunun tescil ve tespiti niteliğini taşımayacağı, dinleme işlemlerinin hakim kararıyla yapılmasının bu kararlara esas teşkil eden formların gerçeğe aykırı olarak düzenlenmesi işleminin hukuka aykırılığını ortadan kaldırmayacağı, iletişimlerinin dinlenmesi tedbiri uygulanmış olan şahıslardan, haklarında uygulanan bu tedbire esas teşkil eden ve gerçeği yansıtmadığı ortaya çıkan verilerin daha sonradan imhasına karar verildiği, dinlenen şahısların şahıs bilgi formalarında kayıtlanan şüpheli eylemlerle dinleme gerekçesini oluşturan ve teknik takip formunda yer verilen bilgilerin birbiriyle uyumlu olmadığı, her ne kadar davacı tarafından şahısların dosyasında bilgi notu olmasının zorunluluk olmadığı ileri sürülse de, herhangi bir bilgi notu olmaması ve şahıs bilgi formunda kayıtlanan bilgilerden farklı dinleme gerekçelerinin yazılması, dinlenen şahıslar arasında herhangi bir irtibat bulunmaması, buna ilişkin emniyet kayıtlarında herhangi bir bilgi belge veya emarenin olmaması karşısında, yapılacak dinleme işlemi için düzenlenen iletişime müdahale talep formlarının, dayanaksız, gerçek dışı bilgilerle oluşturulduğunun anlaşıldığı, bu nedenle davacının eyleminin karşılığı olarak "meslekten çıkarma" cezasıyla tecziyesi gerekmekte ise de Tüzük'ün 15. maddesi uygulanmak suretiyle bir alt ceza olan 24 ay uzun süreli durdurma cezasıyla tecziyesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Daire Kararının Özeti : Anılan Mahkeme kararının davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine, söz konusu karar Danıştay Beşinci Dairesince onanmıştır.
KARAR DÜZELTME TALEBİNDE BULUNANIN İDDİALARI : Davacı tarafından; üzerine atılı fiilleri işlemediğinin sabit olduğu, dava konusu işlemin tesisine dayanak teşkil eden Yasa maddesinin Anayasa Mahkemesi kararıyla iptal edildiği, hakkında tesis edilen disiplin cezası işleminde hukuka uyarlık bulunmadığı ileri sürülerek, karar düzeltme isteminin kabulü ile Danıştay Beşinci Dairesince verilen onama kararının kaldırılması ve Mahkeme kararının bozulması istenilmektedir.
KARŞI TARAFIN CEVABI: Karar düzeltme isteminin reddi gerektiği yolundadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ: ...
DÜŞÜNCESİ : Davacının karar düzeltme isteminin kabulü ile Danıştay Beşinci Dairesi kararının kaldırılarak, Mahkeme kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İkinci Dairesince; Danıştay Beşinci Dairesi tarafından Danıştay Başkanlık Kurulunun 18/12/2020 günlü, K:2020/62 sayılı kararının "Ortak Hükümler" kısmının 6. fıkrası uyarınca, ayrıca bir gönderme kararı verilmeksizin Dairemize iletilen dosyada, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
Kararın düzeltilmesi dilekçesinde öne sürülen hususlar, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen 3622 sayılı Kanun ile değişik 54. maddesi hükmüne uygun bulunduğundan, davacının karar düzeltme isteminin kabulü ile Danıştay Beşinci Dairesinin 25/12/2018 günlü, E:2016/24566, K:2018/18810 sayılı kararı kaldırılarak, uyuşmazlığın esası yeniden incelendi:
İNCELEME VE
**GEREKÇE:**
MADDİ
**OLAY:**
... İl Emniyet Müdürlüğü emrinde komiser olarak görev yapan davacı, ... Emniyet Müdürlüğü emrinde görev yaptığı sırada işlediği öne sürülen fiillere ilişkin olarak başlatılan disiplin soruşturması sonucu Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğü'nün 8/12 maddesi uyarınca kasıtlı olarak gerçek dışı rapor vermek veya tutanak düzenleyip imza etmek veya ettirmek suçunu işlediğinden bahisle iki ayrı fiil için bir alt ceza uygulanmak suretiyle ayrı ayrı 24 ay uzun süreli durdurma cezası ile tecziyesine ilişkin İçişleri Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulunun ... günlü, ... sayılı işleminin iptali istemiyle temyizen incelenmekte olan davayı açmıştır.
**İLGİLİ MEVZUAT:**
Dava konusu işlem tarihinde yürürlükte bulunan Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğü'nün (26/6/2015 günlü, 2015/7911 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı Eki Tüzüğün 1. maddesiyle bu Tüzüğün adı “Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü" olarak değiştirilmiştir.) 8/12 maddesinde yer alan "Kasıtlı olarak gerçek dışı rapor vermek veya tutanak düzenleyip imza etmek veya ettirmek" fiili, meslekten çıkarma cezasını gerektiren eylem, işlem, tutum ve davranışlar arasında sayılmıştır.
08/03/2018 günlü, 30354 (Mükerrer) sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren ve Emniyet Genel Müdürlüğü teşkilatı mensuplarına ilişkin disiplin kurallarını yeniden düzenleyen 7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun'un 8. maddesinin, 6. fıkrasının (h) bendinde, "Kasıtlı olarak gerçek dışı rapor vermek veya tutanak düzenleyip imza etmek veya ettirmek" fiili meslekten çıkarma cezasını gerektiren eylem, işlem, tutum ve davranışlar arasında sayılmış; Geçici 1. maddesinin 1. fıkrasında ise, "Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce 657 sayılı Kanun, 6413 sayılı Kanun ve 3201 sayılı Kanun ile 23/3/1979 tarihli ve 7/17339 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü hükümlerine göre resen veya yetkili disiplin kurullarınca verilmiş olan disiplin cezaları bu Kanun hükümleri uyarınca verilmiş addolunur." hükmüne yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Disiplin cezaları, kamu hizmetinin gereği gibi yürütülmesi bakımından kamu görevlilerinin mevzuat uyarınca yerine getirmek zorunda oldukları ödev ve sorumlulukları ifa etmemeleri veya mevzuatta yasaklanan fiillerde bulunmaları durumunda uygulanan yaptırımlardır. Bu cezaların, memurların özlük hakları üzerinde doğrudan ve önemli sonuçlar doğurmaları sebebiyle subjektif ve bireysel etkileri olduğu gibi, kamu görevinin gereği gibi sürdürülmesi ve kamu düzeninin sağlanması bakımından objektif ve kamusal önemleri de bulunmaktadır. Bu nedenle, disiplin cezası verilebilmesi için öncelikle isnat edilen kusurlu halin veya fiilin tespiti gerekmektedir. Kusurlu halin veya fiilin tespitinden kasıt ise, disiplin cezasına konu edilen fiil veya halin zamanı, yeri, şekli gibi tüm unsurlarının ortaya konulması, böylelikle fiilin kim tarafından, ne zaman, nerede ve ne şekilde işlendiğinin net ve açık bir şekilde belirlenmesidir.
Anayasa Mahkemesi Genel Kurulunun, Karar Tarihi:02/07/2020, Başvuru Numarası: 2016/14253 olan "Barış Baş" dosyasında verdiği kararın 56. paragrafında; "Ceza muhakemesi hukuku ve disiplin hukuku farklı kural ve ilkelere tabi disiplinlerdir. Disiplin hukuku kurumun iç düzenini korumayı amaçlayan ve bunun için kamu görevlilerinin mevzuata, çalışma düzenine, hizmetin gereklerine aykırı fiillerine yönelik olarak uygulanacak yaptırımları ve bu yaptırımların uygulanmasındaki usul ve esasları düzenleyen bir hukuk alanıdır. Bazı hâllerde ise kamu görevlisinin fiili ceza hukuku kapsamında suç tanımına uymasının yanı sıra disiplin hukuku yönünden de sorumluluk gerektiren bir mahiyet taşıyabilir (benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. Özcan Pektaş, B. No: 2013/6879, 2/12/2015, § 25; Kürşat Eyol, § 30)."; 57. paragrafında; "Cezai sorumluluğunun bulunmadığı tespit edilmiş veya ceza sorumluluğu ortadan kalkmış olsa dahi aynı olaylar nedeniyle -daha hafif bir ispat külfeti temelinde- kişi hakkında başka tür bir sorumluluğun tesis edilmesinin önünde bir engel bulunmamaktadır. Bu bağlamda ceza yargılamasına konu maddi olay ve olguların disiplin hukuku esasları çerçevesinde diğer kamu makamlarınca (idari/adli) ayrıca değerlendirilmesi ve bu değerlendirme sonucunda ulaşılacak kanaate göre işlem/karar tesis edilmesi mümkündür (benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. Özcan Pektaş, § 25; Kürşat Eyol, § 30, Galip Şahin, § 48)."; 58. paragrafında ise; "Adli ve idari makamların kendi görev sınırlarını aşarak kişiyi suçlu ilan etmesi veya bu bağlamda birtakım çıkarımlarda bulunması masumiyet karinesinin ihlaline yol açabilir. Masumiyet karinesi kapsamındaki güvencelerin sağlanıp sağlanmadığının tespiti yapılırken ise kararın gerekçesinin bir bütün olarak değerlendirilmesi gerekir (Galip Şahin, § 48; M.I., B. No: 2012/1268, 30/12/2014, § 50). Bu kapsamda karar vericilerin kullandıkları dil kritik önem taşır (Mustafa Kıvrak, B. No: 2013/3175, 20/2/2014, § 36). Kamu makamlarının işlem ya da kararlarında belirttikleri gerekçeler veya kullandıkları dil nedeniyle bireye cezai sorumluluk yüklememeleri, ceza mahkemeleri tarafından suçlu bulunmamış bireyin masumiyeti üzerine gölge düşürülmesine sebebiyet vermemeleri gerekmektedir (Galip Şahin, § 47)." değerlendirmelerine yer verildiği görülmektedir.
Bu bağlamda, yapılan soruşturma sonucunda disiplin cezası verilebilmesi için, suça esas fiilin sübuta erdiğine ilişkin tespitin, hukuken geçerli, her türlü şüpheden uzak, kesin ve somut delillere dayanması gerektiği; aksi durumda; Anayasa, uluslararası sözleşmeler ve yargı kararları ile güvence altına alınmış bulunan masumiyet karinesinin ihlali sonucunun doğabileceği açıktır.
Dava dosyasına sunulan belgeler ile Ulusal Yargı Ağı Projesi (UYAP) üzerinden gerçekleştirilen incelemelerde; dava konusu işleme esas F.K. isimli şahsın dinlenmesi ile ilgili olarak ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... günlü, E:..., K:... sayılı kararıyla, haberleşmenin gizliliğini ihlal suçundan davacının üzerine atılı suçu işlediğine dair cezalandırılmasına yeterli her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediğinden beraatine; özel hayatın gizliliğini ihlal ve kişisel verilerin kaydedilmesi suçlarının davacı tarafından işlenmediğinin sabit olması gerekçesiyle, resmi belgede sahtecilik suçundan ise eyleminin kanunda suç olarak tanımlanmamış olması nedeniyle davacı/sanık hakkında beraat kararı verildiği,
... isimli şahsın dinlenmesi ile ilgili olarak; haberleşmenin gizliliğini ihlal suçunun şikayete tabi suçlardan olduğu, müşteki ...'nin Mahkemede verdiği ifadede şikayetçi olmadığını beyan ettiği, kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden bu suç bakımından açılan kamu davasının düşürülmesine; özel hayatın gizliliğini ihlal ve kişisel verilerin kaydedilmesi suçlarının davacı tarafından işlenmediğinin sabit olması gerekçesiyle, resmi belgede sahtecilik suçundan ise eyleminin kanunda suç olarak tanımlanmamış olması nedeniyle davacı/sanık hakkında beraat kararı verildiği,
Anılan karara karşı Cumhuriyet Başsavcılığınca istinaf yoluna başvurulması üzerine de ... Bölge Adliye Mahkemesi ... Ceza Dairesinin ... günlü, E:..., K:... sayılı kararıyla istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği görülmektedir.
Tüm bu açıklamalar doğrultusunda, davacıya isnat edilen fiillerin aynı zamanda Ceza Kanunu bakımından da suç olduğu ve yukarıda bahsedilen resmi belgede sahtecilik suçundan verilen beraat kararları gözönüne alındığında davacının, üzerine atılı "Kasıtlı olarak gerçek dışı rapor vermek veya tutanak düzenleyip imza etmek veya ettirmek" fiilini işlediğinin sübuta ermediği sonucuna varıldığından, dava konusu işlemde hukuka uyarlık, davanın reddi yolundaki temyize konu İdare Mahkemesi kararında ise hukuki isabet görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle; 1. DAVACININ TEMYİZ İSTEMİNİN KABULÜNE; 2. ... İdare Mahkemesince verilen ... günlü, E:..., K:... sayılı kararın, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun temyize konu kararın verildiği tarih itibariyle yürürlükte olan haliyle 49. maddesinin 1/b fıkrası uyarınca BOZULMASINA;
3. Aynı Kanun'un 49. maddesinin 3622 sayılı Kanun ile değişik 3. fıkrası uyarınca ve yukarıda belirtilen hususlar da gözetilerek yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine, 07/02/2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.