Danıştay2. Daireİdare Hukuku
Danıştay 2. Daire E.2021/2085 K.2025/426
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanun657 sayılı Kanun657 sayılı Devlet Memurları Kanun3622 sayılı Yasa2577 sayılı Yasa2577 sayılı İdari657 sayılı Kanun'657 Sayılı Devlet
Özet: Danıştay 2. Daire Başkanlığı 2021/2085 E. , 2025/426 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İKİNCİ DAİRE Esas No : 2021/2085 Karar No : 2025/426 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... KARŞI TARAF (DAVALILAR) : 1- ... Bakanlığı VEKİLİ : I. Hukuk Müşaviri Yrd. ... 2- ... Genel Müdürlüğü VEKİLİ : Hukuk Müşaviri ... İSTEMİN KONUSU : ... İdare Mahkemesince verilen ... günlü, E:..., K:... sayılı kararın, dilekçede yazılı nedenlerle, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İKİNCİ DAİRE
Esas No : 2021/2085
Karar No : 2025/426
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...
KARŞI TARAF (DAVALILAR) : 1- ... Bakanlığı
**VEKİLİ:** I. Hukuk Müşaviri Yrd. ...
2- ... Genel Müdürlüğü
**VEKİLİ:** Hukuk Müşaviri ...
İSTEMİN KONUSU : ... İdare Mahkemesince verilen ... günlü, E:..., K:... sayılı kararın, dilekçede yazılı nedenlerle, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması isteminden ibarettir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava Konusu İstem: Dava; Adana ili, ... İlçe Emniyet Müdürlüğü kadrosunda komiser yardımcısı olarak görev yapan davacının, 657 sayılı Kanun'un 125/E-g maddesi uyarınca "Devlet memurluğundan çıkarma cezası" ile tecziye edilmesine ilişkin İçişleri Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulunun ... günlü, ... sayılı işleminin iptali istemiyle açılmıştır.
İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti: ... İdare Mahkemesince verilen temyize konu kararla; davacı hakkında tutulan 19/03/2014 tarihli tutanağın ve tanık ifadelerinin birlikte değerlendirildiği; davacının mesai arkadaşları ile seçim döneminde alınacak güvenlik tedbirlerine ilişkin yaptığı toplantıda, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti Başbakanı'nı kastederek "ağzından salyalar akıyordu" ifadesini kullandığının sabit olduğu, davacının eylemine uyan disiplin cezası ile tecziyesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından; dava konusu işlemin hukuka aykırı olduğu, tanık dinletme hakkı kullandırılmadan sadece disiplin soruşturma raporundaki iddia ve tespitlerle disiplin cezası verildiği, dava dosyasında bulunan ifadelerin çelişkili olduğu, tek bir kişi tarafından kurgulandığı açık olan beyanlar dışında herhangi bir aleyhe delil olmadığı, lehine delillerin toplanmadığı, adil yargılanma hakkının ihlal edildiği, İdare Mahkemesi kararının Danıştay içtihatlarına aykırı olduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN CEVABI : İstemin reddi gerektiği ileri sürülmektedir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İkinci Dairesince; Danıştay (Kapatılan) Onaltıncı Dairesi tarafından Danıştay Başkanlık Kurulunun 01/08/2016 günlü, K:2016/32 sayılı kararının "Ortak Hükümler" kısmının 1. fıkrası uyarınca ayrıca bir gönderme kararı verilmeksizin Danıştay Beşinci Dairesine, Danıştay Beşinci Dairesi tarafından ise Danıştay Başkanlık Kurulunun 18/12/2020 günlü, K:2020/62 sayılı kararının "Ortak Hükümler" kısmının 6. fıkrası uyarınca ayrıca bir gönderme kararı verilmeksizin Dairemize devredilen dosyada, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, tekemmül eden dosyada davacının yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:
İNCELEME VE
**GEREKÇE:**
MADDİ
**OLAY:**
Dava dosyasının incelenmesinden; davacı hakkında 19.03.2014 tarihinde tanzim edilen tutanakta, davacının 20 gündür değişik tarihlerde polis merkezi amirliğindeki personelle yapmış olduğu toplantılarda mevcut hükümetin aleyhinde konuşmalar yaptığı, "seçimlerde hükümete oy vermeyin, seçimlerde MHP'yi destekleyin, seçimlerde bunlar günlerini görecekler. Hükümet bu müdürleri haksız yere görevlerinden alarak başka yerlere sürdü" dediği, anılan tarihte Türkiye Cumhuriyeti hükümetinin Başbakanının Şanlıurfa İlindeki konuşmasında "ağzından salyalar akıyordu" şeklinde beyanlarda bulunduğu ve siyasi propaganda yaptığının belirtildiği, bunun üzerine davacı hakkında başlatılan disiplin soruşturması sonucunda düzenlenen ... tarih ve ... sayılı disiplin soruşturması raporu ile davacının polis merkezi koridorunda toplantı yaptığı, bir gün öncesinde Turizm Bakanı'nın önceden planlanmadan ilçeye seçim bürosu açmaya geldiği, güvenlik tedbiri için istirahatli olan personeli telefonla göreve çağırdığı, personelin izinsiz ilçeden ayrılmaması ve telefonlarının sürekli açık olmasını istediği sırada dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'ı kastederek "Şanlıurfa mitinginde alınan güvenlik tedbirlerini beğenmediğinden emniyet müdürünü azarlıyorken ağzından salyalar akıyordu, ben güvenlik tedbiri yüzünden azarlanmak istemiyorum" dediği hususlarının tespit edildiğinden bahisle İçişleri Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulu'nun ... tarih ve ... sayılı işlemiyle 657 sayılı Kanun'un 125/E-g maddesi gereğince Devlet memurluğundan çıkarma cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği anlaşılmaktadır.
**İLGİLİ MEVZUAT:**
657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 124. maddesinin 2. fıkrasında; "Kamu hizmetlerinin gereği gibi yürütülmesini sağlamak amacı ile kanunların, tüzüklerin ve yönetmeliklerin Devlet memuru olarak emrettiği ödevleri yurt içinde veya dışında yerine getirmeyenlere, uyulmasını zorunlu kıldığı hususları yapmayanlara, yasakladığı işleri yapanlara durumun niteliğine ve ağırlık derecesine göre 125 inci maddede sıralanan disiplin cezalarından birisi verilir." kuralına yer verilmiş, 125. maddesinin birinci fıkrasının (E) bendinde; "Devlet memurluğundan çıkarma; "Bir daha Devlet memurluğuna atanmamak üzere memurluktan çıkarmaktır." şeklinde tanımlanmış, aynı maddenin (g) alt bendinde; "memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak" Devlet memurluğundan çıkarma cezasını gerektiren fiil ve haller arasında sayılmıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Disiplin cezaları, kamu hizmetinin gereği gibi yürütülebilmesi için kamu görevlilerinin mevzuat uyarınca yerine getirmek zorunda oldukları ödev ve sorumlulukları ifa etmemeleri veya mevzuatta yasaklanan fiillerde bulunmaları durumunda uygulanan yaptırımlar olup, memurların özlük hakları üzerinde doğrudan ve önemli sonuçlar doğurmaları sebebiyle subjektif ve bireysel etkileri bulunduğu gibi kamu görevinin gereği gibi sürdürülmesi ve kamu düzeninin sağlanması bakımından objektif ve kamusal öneme sahiptirler.
"Kanunsuz suç ve ceza olmaz" ilkesi uyarınca, ceza yaptırımına bağlanan her bir fiilin tanımının yapılması ve yasanın hangi tür fiilleri suç sayarak yasakladığının hiçbir tereddüde mahal bırakmayacak şekilde belirtilmesi gerekmektedir. Sözü edilen suç tanımlaması yapıldıktan sonra, suçun karşılığı olan cezanın ve suç sayılan fiili gerçekleştiren kamu görevlisinin hangi disiplin kuralını ihlal ettiğinin açık bir şekilde ortaya konulması ve tesis edilen işlemde disiplin cezasının yasal dayanağının belirtilmesi zorunludur. Söz konusu fiil, mevzuatta öngörülen tanıma uymuyorsa verilen disiplin cezasının hukuka aykırı olacağı açıktır.
İdarenin, kamu görevlileri hakkında disiplin cezasını tayin ve takdir ederken, suç ve ceza arasındaki hassas dengeyi gözetmesi gerekmektedir. Disiplin cezası vermeye yetkili olan organlar, mevzuata bağlı kalmakla birlikte, evrensel hukuk normlarından olan ölçülülük ilkesini de göz önünde bulundurmalıdır. Disiplin cezasına konu eylemler ile yaptırımlar arasında adil bir dengenin gözetilmesi aynı zamanda hukuk devleti ilkesinin de bir gereğidir. Eylem ile yaptırım arasında bulunması gereken adil dengeyi ifade eden ölçülülük ilkesinin alt ilkelerini ise elverişlilik, zorunluluk ve orantılılık ilkeleri oluşturmaktadır.
“Elverişlilik ilkesi”, öngörülen yaptırımın ulaşılmak istenen amaç için elverişli olmasını; “zorunluluk ilkesi”, öngörülen yaptırımın ulaşılmak istenen amaç bakımından zorunlu olmasını; “orantılılık ilkesi” ise, öngörülen yaptırım ile ulaşılmak istenen amaç arasında olması gereken orantıyı ifade etmektedir.
Bununla birlikte; davacının Devlet memuru sıfatına, vakarına ve bulunduğu görevin hassasiyetine uygun hareket tarzı içinde değerlendirilmesi mümkün olmayan fiillerinin de cezasız bırakılmaması gerekmektedir.
Öte yandan, davacının disiplin cezasına konu eylemi nedeniyle “hakaret” suçundan yapılan ceza yargılaması sonucu ... Asliye Ceza Mahkemesinin ... günlü, E:..., K:... sayılı kararıyla davacının "hakaret" suçunu işlediğinin sabit olduğu gerekçesiyle Türk Ceza Kanunu'nun 125/1-3-a maddesi uyarınca sonuçta 6.080,00 TL adli para cezasıyla cezalandırıldığı ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, söz konusu kararın 30/05/2017 tarihinde kesinleştiği görülmektedir.
Disiplin soruşturması ve ceza kovuşturmasındaki tespitler birlikte değerlendirildiğinde davacının eylemi ve bu eylem kapsamında görülen hakaret suçu sabit olup, uyuşmazlıkta bu eylemin memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak derecede yüz kızartıcı ve utanç verici nitelikte olup olmadığının incelenmesi gerekmektedir.
657 sayılı Kanun'un 48/A-5 maddesinde, Devlet memurluğuna alınacaklarda aranacak genel şartlar arasında; “Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile; kasten işlenen bir suçtan dolayı bir yıl veya daha fazla süreyle hapis cezasına ya da affa uğramış olsa bile devletin güvenliğine karşı suçlar, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama veya kaçakçılık suçlarından mahkûm olmamak” şartı sayılmıştır.
Anılan Kanun'un 125/E-g maddesinde Devlet memurluğundan çıkarma cezası için aranılan ölçüt; memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı hareketlerde bulunmaktır. Memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerin tümünün önceden öngörülmesinin ve tespitinin olanaksızlığı, söz konusu hareketlerin tek tek ortaya konulmasının mümkün olmaması ve normun daha kesin ve açık bir düzenlemeye olanak tanımaması nedeniyle kullanılan “memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı hareketler” kavramının kapsamı değerlendirilirken, Kanun'un 48. maddesinde memuriyete engel nitelikte görülen mahkumiyete konu suçlarla sınırlı olmayacağı, Devlet memurluğundan çıkarma cezasıyla korunmak istenen hukuki yararın memuriyet sıfatının itibar güven ve saygınlığı olduğu hususunun ve eylemin daha hafif disiplin cezalarıyla tecziyeyi öngören diğer eylemlere oranla, kişinin bir daha atanmamak üzere Devlet memurluğundan çıkarılmasını gerektiren ağırlıkta değerlendirilmesi zorunluluğunun göz önünde bulundurulması gerekmektedir.
Bu durumda, davacının eyleminin hakaret niteliğinde olması, 657 sayılı Kanun'un 48. maddesinde Devlet memurluğuna engel görülen suçlara benzer ağırlık ve nitelikte olmaması ve 125/E-g maddesinde yer alan "memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak" fiilli kapsamında da bulunmaması hususları birlikte değerlendirildiğinde, anılan fiilin kanunilik ve tipiklik ilkesi uyarınca Yasada belirlenen suç tanımına uymadığından, davacının 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun uygulanması suretiyle Devlet memurluğundan çıkarma cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin işlemde hukuka uyarlık, aksi yöndeki idare mahkemesi kararında hukuki isabet görülmemiştir.
Diğer yandan, davalı idarece, emniyet hizmetlerinin niteliği ve ölçülülük ilkesi dikkate alınarak söz konusu disiplin soruşturması kapsamında davacının fiiline uyan başka bir disiplin cezasının verilebileceği de açıktır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. DAVACININ TEMYİZ İSTEMİNİN KABULÜNE,
2. ... İdare Mahkemesince verilen ... günlü, E:..., K:... sayılı kararın, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun temyize konu kararın verildiği tarih itibarıyla yürürlükte olan haliyle 49. maddesinin 1/b fıkrası uyarınca BOZULMASINA,
3. Yürütmenin durdurulması istemi hakkında karar verilmediğinden, kullanılmayan 48,10-TL yürütmenin durdurulması harcının davacıya iadesine,
4. Aynı maddenin 3622 sayılı Yasa ile değişik 3. fıkrası uyarınca, yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın adı geçen İdare Mahkemesine gönderilmesine,
5. 2577 sayılı Yasa'nın (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren onbeş (15) gün içinde Danıştayda karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 13/02/2025 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
D A N I Ş T A Y
İKİNCİ DAİRE
Esas No : 2021/2085
Karar No : 2025/426
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...
KARŞI TARAF (DAVALILAR) : 1- ... Bakanlığı
**VEKİLİ:** I. Hukuk Müşaviri Yrd. ...
2- ... Genel Müdürlüğü
**VEKİLİ:** Hukuk Müşaviri ...
İSTEMİN KONUSU : ... İdare Mahkemesince verilen ... günlü, E:..., K:... sayılı kararın, dilekçede yazılı nedenlerle, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması isteminden ibarettir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava Konusu İstem: Dava; Adana ili, ... İlçe Emniyet Müdürlüğü kadrosunda komiser yardımcısı olarak görev yapan davacının, 657 sayılı Kanun'un 125/E-g maddesi uyarınca "Devlet memurluğundan çıkarma cezası" ile tecziye edilmesine ilişkin İçişleri Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulunun ... günlü, ... sayılı işleminin iptali istemiyle açılmıştır.
İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti: ... İdare Mahkemesince verilen temyize konu kararla; davacı hakkında tutulan 19/03/2014 tarihli tutanağın ve tanık ifadelerinin birlikte değerlendirildiği; davacının mesai arkadaşları ile seçim döneminde alınacak güvenlik tedbirlerine ilişkin yaptığı toplantıda, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti Başbakanı'nı kastederek "ağzından salyalar akıyordu" ifadesini kullandığının sabit olduğu, davacının eylemine uyan disiplin cezası ile tecziyesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından; dava konusu işlemin hukuka aykırı olduğu, tanık dinletme hakkı kullandırılmadan sadece disiplin soruşturma raporundaki iddia ve tespitlerle disiplin cezası verildiği, dava dosyasında bulunan ifadelerin çelişkili olduğu, tek bir kişi tarafından kurgulandığı açık olan beyanlar dışında herhangi bir aleyhe delil olmadığı, lehine delillerin toplanmadığı, adil yargılanma hakkının ihlal edildiği, İdare Mahkemesi kararının Danıştay içtihatlarına aykırı olduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN CEVABI : İstemin reddi gerektiği ileri sürülmektedir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İkinci Dairesince; Danıştay (Kapatılan) Onaltıncı Dairesi tarafından Danıştay Başkanlık Kurulunun 01/08/2016 günlü, K:2016/32 sayılı kararının "Ortak Hükümler" kısmının 1. fıkrası uyarınca ayrıca bir gönderme kararı verilmeksizin Danıştay Beşinci Dairesine, Danıştay Beşinci Dairesi tarafından ise Danıştay Başkanlık Kurulunun 18/12/2020 günlü, K:2020/62 sayılı kararının "Ortak Hükümler" kısmının 6. fıkrası uyarınca ayrıca bir gönderme kararı verilmeksizin Dairemize devredilen dosyada, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, tekemmül eden dosyada davacının yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:
İNCELEME VE
**GEREKÇE:**
MADDİ
**OLAY:**
Dava dosyasının incelenmesinden; davacı hakkında 19.03.2014 tarihinde tanzim edilen tutanakta, davacının 20 gündür değişik tarihlerde polis merkezi amirliğindeki personelle yapmış olduğu toplantılarda mevcut hükümetin aleyhinde konuşmalar yaptığı, "seçimlerde hükümete oy vermeyin, seçimlerde MHP'yi destekleyin, seçimlerde bunlar günlerini görecekler. Hükümet bu müdürleri haksız yere görevlerinden alarak başka yerlere sürdü" dediği, anılan tarihte Türkiye Cumhuriyeti hükümetinin Başbakanının Şanlıurfa İlindeki konuşmasında "ağzından salyalar akıyordu" şeklinde beyanlarda bulunduğu ve siyasi propaganda yaptığının belirtildiği, bunun üzerine davacı hakkında başlatılan disiplin soruşturması sonucunda düzenlenen ... tarih ve ... sayılı disiplin soruşturması raporu ile davacının polis merkezi koridorunda toplantı yaptığı, bir gün öncesinde Turizm Bakanı'nın önceden planlanmadan ilçeye seçim bürosu açmaya geldiği, güvenlik tedbiri için istirahatli olan personeli telefonla göreve çağırdığı, personelin izinsiz ilçeden ayrılmaması ve telefonlarının sürekli açık olmasını istediği sırada dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'ı kastederek "Şanlıurfa mitinginde alınan güvenlik tedbirlerini beğenmediğinden emniyet müdürünü azarlıyorken ağzından salyalar akıyordu, ben güvenlik tedbiri yüzünden azarlanmak istemiyorum" dediği hususlarının tespit edildiğinden bahisle İçişleri Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulu'nun ... tarih ve ... sayılı işlemiyle 657 sayılı Kanun'un 125/E-g maddesi gereğince Devlet memurluğundan çıkarma cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği anlaşılmaktadır.
**İLGİLİ MEVZUAT:**
657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 124. maddesinin 2. fıkrasında; "Kamu hizmetlerinin gereği gibi yürütülmesini sağlamak amacı ile kanunların, tüzüklerin ve yönetmeliklerin Devlet memuru olarak emrettiği ödevleri yurt içinde veya dışında yerine getirmeyenlere, uyulmasını zorunlu kıldığı hususları yapmayanlara, yasakladığı işleri yapanlara durumun niteliğine ve ağırlık derecesine göre 125 inci maddede sıralanan disiplin cezalarından birisi verilir." kuralına yer verilmiş, 125. maddesinin birinci fıkrasının (E) bendinde; "Devlet memurluğundan çıkarma; "Bir daha Devlet memurluğuna atanmamak üzere memurluktan çıkarmaktır." şeklinde tanımlanmış, aynı maddenin (g) alt bendinde; "memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak" Devlet memurluğundan çıkarma cezasını gerektiren fiil ve haller arasında sayılmıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Disiplin cezaları, kamu hizmetinin gereği gibi yürütülebilmesi için kamu görevlilerinin mevzuat uyarınca yerine getirmek zorunda oldukları ödev ve sorumlulukları ifa etmemeleri veya mevzuatta yasaklanan fiillerde bulunmaları durumunda uygulanan yaptırımlar olup, memurların özlük hakları üzerinde doğrudan ve önemli sonuçlar doğurmaları sebebiyle subjektif ve bireysel etkileri bulunduğu gibi kamu görevinin gereği gibi sürdürülmesi ve kamu düzeninin sağlanması bakımından objektif ve kamusal öneme sahiptirler.
"Kanunsuz suç ve ceza olmaz" ilkesi uyarınca, ceza yaptırımına bağlanan her bir fiilin tanımının yapılması ve yasanın hangi tür fiilleri suç sayarak yasakladığının hiçbir tereddüde mahal bırakmayacak şekilde belirtilmesi gerekmektedir. Sözü edilen suç tanımlaması yapıldıktan sonra, suçun karşılığı olan cezanın ve suç sayılan fiili gerçekleştiren kamu görevlisinin hangi disiplin kuralını ihlal ettiğinin açık bir şekilde ortaya konulması ve tesis edilen işlemde disiplin cezasının yasal dayanağının belirtilmesi zorunludur. Söz konusu fiil, mevzuatta öngörülen tanıma uymuyorsa verilen disiplin cezasının hukuka aykırı olacağı açıktır.
İdarenin, kamu görevlileri hakkında disiplin cezasını tayin ve takdir ederken, suç ve ceza arasındaki hassas dengeyi gözetmesi gerekmektedir. Disiplin cezası vermeye yetkili olan organlar, mevzuata bağlı kalmakla birlikte, evrensel hukuk normlarından olan ölçülülük ilkesini de göz önünde bulundurmalıdır. Disiplin cezasına konu eylemler ile yaptırımlar arasında adil bir dengenin gözetilmesi aynı zamanda hukuk devleti ilkesinin de bir gereğidir. Eylem ile yaptırım arasında bulunması gereken adil dengeyi ifade eden ölçülülük ilkesinin alt ilkelerini ise elverişlilik, zorunluluk ve orantılılık ilkeleri oluşturmaktadır.
“Elverişlilik ilkesi”, öngörülen yaptırımın ulaşılmak istenen amaç için elverişli olmasını; “zorunluluk ilkesi”, öngörülen yaptırımın ulaşılmak istenen amaç bakımından zorunlu olmasını; “orantılılık ilkesi” ise, öngörülen yaptırım ile ulaşılmak istenen amaç arasında olması gereken orantıyı ifade etmektedir.
Bununla birlikte; davacının Devlet memuru sıfatına, vakarına ve bulunduğu görevin hassasiyetine uygun hareket tarzı içinde değerlendirilmesi mümkün olmayan fiillerinin de cezasız bırakılmaması gerekmektedir.
Öte yandan, davacının disiplin cezasına konu eylemi nedeniyle “hakaret” suçundan yapılan ceza yargılaması sonucu ... Asliye Ceza Mahkemesinin ... günlü, E:..., K:... sayılı kararıyla davacının "hakaret" suçunu işlediğinin sabit olduğu gerekçesiyle Türk Ceza Kanunu'nun 125/1-3-a maddesi uyarınca sonuçta 6.080,00 TL adli para cezasıyla cezalandırıldığı ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, söz konusu kararın 30/05/2017 tarihinde kesinleştiği görülmektedir.
Disiplin soruşturması ve ceza kovuşturmasındaki tespitler birlikte değerlendirildiğinde davacının eylemi ve bu eylem kapsamında görülen hakaret suçu sabit olup, uyuşmazlıkta bu eylemin memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak derecede yüz kızartıcı ve utanç verici nitelikte olup olmadığının incelenmesi gerekmektedir.
657 sayılı Kanun'un 48/A-5 maddesinde, Devlet memurluğuna alınacaklarda aranacak genel şartlar arasında; “Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile; kasten işlenen bir suçtan dolayı bir yıl veya daha fazla süreyle hapis cezasına ya da affa uğramış olsa bile devletin güvenliğine karşı suçlar, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama veya kaçakçılık suçlarından mahkûm olmamak” şartı sayılmıştır.
Anılan Kanun'un 125/E-g maddesinde Devlet memurluğundan çıkarma cezası için aranılan ölçüt; memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı hareketlerde bulunmaktır. Memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerin tümünün önceden öngörülmesinin ve tespitinin olanaksızlığı, söz konusu hareketlerin tek tek ortaya konulmasının mümkün olmaması ve normun daha kesin ve açık bir düzenlemeye olanak tanımaması nedeniyle kullanılan “memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı hareketler” kavramının kapsamı değerlendirilirken, Kanun'un 48. maddesinde memuriyete engel nitelikte görülen mahkumiyete konu suçlarla sınırlı olmayacağı, Devlet memurluğundan çıkarma cezasıyla korunmak istenen hukuki yararın memuriyet sıfatının itibar güven ve saygınlığı olduğu hususunun ve eylemin daha hafif disiplin cezalarıyla tecziyeyi öngören diğer eylemlere oranla, kişinin bir daha atanmamak üzere Devlet memurluğundan çıkarılmasını gerektiren ağırlıkta değerlendirilmesi zorunluluğunun göz önünde bulundurulması gerekmektedir.
Bu durumda, davacının eyleminin hakaret niteliğinde olması, 657 sayılı Kanun'un 48. maddesinde Devlet memurluğuna engel görülen suçlara benzer ağırlık ve nitelikte olmaması ve 125/E-g maddesinde yer alan "memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak" fiilli kapsamında da bulunmaması hususları birlikte değerlendirildiğinde, anılan fiilin kanunilik ve tipiklik ilkesi uyarınca Yasada belirlenen suç tanımına uymadığından, davacının 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun uygulanması suretiyle Devlet memurluğundan çıkarma cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin işlemde hukuka uyarlık, aksi yöndeki idare mahkemesi kararında hukuki isabet görülmemiştir.
Diğer yandan, davalı idarece, emniyet hizmetlerinin niteliği ve ölçülülük ilkesi dikkate alınarak söz konusu disiplin soruşturması kapsamında davacının fiiline uyan başka bir disiplin cezasının verilebileceği de açıktır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. DAVACININ TEMYİZ İSTEMİNİN KABULÜNE,
2. ... İdare Mahkemesince verilen ... günlü, E:..., K:... sayılı kararın, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun temyize konu kararın verildiği tarih itibarıyla yürürlükte olan haliyle 49. maddesinin 1/b fıkrası uyarınca BOZULMASINA,
3. Yürütmenin durdurulması istemi hakkında karar verilmediğinden, kullanılmayan 48,10-TL yürütmenin durdurulması harcının davacıya iadesine,
4. Aynı maddenin 3622 sayılı Yasa ile değişik 3. fıkrası uyarınca, yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın adı geçen İdare Mahkemesine gönderilmesine,
5. 2577 sayılı Yasa'nın (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren onbeş (15) gün içinde Danıştayda karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 13/02/2025 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.