‹ Ana sayfa
Danıştay2. Daireİdare Hukuku

Danıştay 2. Daire E.2021/15178 K.2025/36

Esas No: 2021/15178 · Karar No: 2025/36 · Karar Tarihi: 06.01.2025
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanun2577 sayılı Yasa657 sayılı Devlet Memurları Kanun2577 sayılı İdari Yargılama Usul Kanun
Özet: Danıştay 2. Daire Başkanlığı         2021/15178 E.  ,  2025/36 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İKİNCİ DAİRE Esas No : 2021/15178 Karar No : 2025/36 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Valiliği VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince verilen ... günlü, E:..., K:... sayılı kararın, dilekçede yazılı nedenlerle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İKİNCİ DAİRE
Esas No : 2021/15178
Karar No : 2025/36

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...

**VEKİLİ:** Av. ...

KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Valiliği

**VEKİLİ:** Av. ...

İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince verilen ... günlü, E:..., K:... sayılı kararın, dilekçede yazılı nedenlerle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması isteminden ibarettir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava Konusu İstem : Dava; Gaziantep İl Emniyet Müdürlüğü, Havalimanı Şube Müdürlüğünde ... olarak görev yapan davacının hukuka aykırı şekilde açığa alınması neticesinde davacının eşinin erken doğum yapması ve erken doğan çocuğunun vefatı nedeniyle 5.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatı ve 400.000,00 TL manevi tazminatın yasal faiziyle birlikte tazminine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti : ... İdare Mahkemesinin ... günlü, E:..., K:... sayılı kararıyla; davacı hakkında Havalimanı Şube Müdürlüğünde görev yapan komiser yardımcısı A.B tarafından düzenlenen 22/11/2016 tarihli rapora istinaden Gaziantep Valiliği'nin ... tarih ve ... sayılı Olur'u ile görevden uzaklaştırma işlemi tesis edildiği, UYAP sisteminden yapılan sorgulamada davacının görevden uzaklaştırma işleminin iptali istemiyle açılan davanın bulunmadığı, davacının eşinin 08/12/2016 tarihinde düşük tehdidi tanısıyla hastaneye yatırıldığı, 03/01/2017 tarihinde hamileliğin 23. haftasında erken doğum yaptığı, erken doğan bebeğin 06/04/2017 tarihinde vefat ettiği, davacının açığa alma işleminden kaynaklandığı ileri sürülen eşinin erken doğum yapması ve erken doğan çocuğunun vefatı nedeniyle 5.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatı ve 400.000,00 TL manevi tazminatın faiziyle tazminine karar verilmesi istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı, olayda, dava konusu tazminat isteminin davacının görevden uzaklaştırılması nedeniyle oluştuğu iddia edilen zarara ilişkin olduğu, bu bağlamda idari işlemden kaynaklı tazminat davası olarak değerlendirilmesi gerektiği, bu durumda, davacıya görevden uzaklaştırma işleminin tebliğ edildiği 07/12/2016 tarihinden itibaren 60 gün içinde en son 06/02/2017 (Pazartesi) günü dava açılması gerekirken bu süre geçirildikten sonra Mahkemelerinin E. ... (dilekçe ret kararı verilen) sayılı dosyasından 10/10/2017 tarihinde açılan davanın süre aşımı nedeniyle esasının incelenmesine olanak bulunmadığı gerekçesiyle davanın süre aşımı sebebiyle reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi Kararının Özeti : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin temyize konu kararıyla; uyuşmalıkta, dava açma süresinin görevden uzaklaştırma işlemi ile başlayacağına dair ilk derece mahkemesinin kararı 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 12. maddesinin oldukça katı bir şekilde yorumlanması nedeniyle ortaya çıkmış olup, zararın tam ve kesin olarak oluştuğu tarihten daha önceki bir tarih esas alınarak dava açma süresinin belirlenmesi neticesinde davacının mahkemeye erişim hakkının ihlal edileceği, ancak somut olayda davacının erken doğan bebeğinin 06/04/2017 tarihinde vefat ettiği, zararın tam ve kesin olarak oluştuğu bu tarihten itibaren 60 gün içinde dava açılması gerekirken bu süre geçirildikten sonra 10/10/2017 tarihinde açılan davanın süre aşımı nedeniyle esasının incelenmesine olanak bulunmadığı sonucuna ulaşıldığından, Mahkeme kararında sonucu itibariyle hukuka aykırılık görülmediği belirtilerek, davacının istinaf başvurusunun gerekçeli olarak reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, haksız açığa alma işlemine ve nihayetinde verilen disiplin cezasına karşı ayrıca dava açıldığı, 06/12/2016 tarihinde görevden uzaklaştırılıp 14/09/2017 tarihinde tekrar görevine başladığı, işbu dava vefat eden çocuk nedeniyle destekten yolsun kalma ve manevi tazminat davası olarak açıldığından, açığa alma tarihinden itibaren dava açma süresinin başlatılmasının anlamsız olduğu, 06/02/2017 tarihinde çocuk halen hayatta iken destekten yoksunluk tazminatı davasının açılamayacağı, öte yandan dava açma süresi çocuğun ölüm tarihinden sonra başlamış olsaydı, dava açma tarihinin en son 06/06/2017 olacağı, ancak bu durumda da soruşturmasının halen devam ettiğinden eksik bilgi/belgelerden dolayı adil yargılama hakkının elinden alınacağı, bakılmakta olan davanın idari işlemden kaynaklanan bir tazminat davası olduğu ve dava açma süresinin göreve döndüğü tarihten itibaren işlemeye başlayacağı, ilk davanın tam yargı davası olarak açıldığı, dilekçe ret kararları üzerine davaların ayrıldığı, dava açma süresinin çocuğun ölümüyle başladığı kabul edilse dahi, 2577 sayılı Yasa'nın 12. ve 13. maddeleri uyarınca davanın süresinde olduğu, destekten yoksun kalma tazminatına ilişkin davalarda adli yargıda farklı zamanaşımı süreleri söz konusu olup, bu açıdan da davanın süresinde açıldığı ileri sürülerek, mahkeme kararının bozulması istenilmektedir.

KARŞI TARAFIN CEVABI : Cevap verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : Dava dosyasının incelenmesinden; polis memuru olan davacının hakkında düzenlenen 22/11/2016 tarihli soruşturma raporuna istinaden 06/12/2016 tarih 4657 sayılı Olur'a istinaden başlatılan adli ve idari soruşturma işlemleri sonuçlanıncaya kadar görevinde kalmasında sakınca görüldüğünden görevden uzaklaştırılmasına karar verildiği, mezkur kararın 07/12/2016 tarihinde davacıya tebliğ edildiği, 08/12/2016 tarihinde hamile olan eşi ...'ın düşük tehlikesi ile hastaneye yatırıldığı, 03/01/2017 tarihinde gebeliğin 23. haftasında (5,5 aylık hamile iken) erken doğum gerçekleştiği, doğduğunda 600 gr ağırlığında olan ... bebeğin kuvözde kaldığı, 3 kez ameliyat olduğu ve 06/04/2017 tarihinde vefat ettiği, 14/09/2017 tarihinde davacının yeniden göreve başladığı anlaşılmaktadır.
Davacının, dava dosyasında ve Uyap kayıtlarında yer alan davalarının incelenmesi;
Davacı tarafından, Gaziantep Valiliği İl Polis Disiplin Kurulu'nun ... tarih, Müf. ... E, ... K sayılı işleminin iptali ile, 5.000,00 TL terör tazminatı, 5.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatı ve 80.000,00 TL manevi tazminat olmak üzere toplam 90.000,00 TL.nin ödenmesi talebiyle 10/10/2017 tarihinde açılan davada, ... İdare Mahkemesinin ... tarih, E...., K.... sayılı kararıyla dilekçe ret kararı verilmiş olup, bu karara istinaden 3 yeni dava açılmıştır:

1) Disiplin cezasının iptali davası:
Davacının, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125/5. maddesine istinaden "brüt aylığının 1/4 oranında kesilmesi" cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin Gaziantep Valiliği İl Polis Disiplin Kurulu'nun ... tarih, Müf. ... E, ... K sayılı işleminin iptali talebiyle 13/12/2017 tarihinde açılan davada, ... İdare Mahkemesinin ... tarih, E. ..., K. ... sayılı kararıyla davanın reddine karar verildiği,
... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih, E. ..., K. ... sayılı kararıyla, davacının istinaf talebinin reddine kesin olarak karar verildiği görülmektedir.

2) Destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat talebi :
Davacı tarafından, haksız ve hukuksuz şekilde açığa alındığından bahisle eşinin erken doğum yapması ve erken doğan çocuklarının ölmesi nedeniyle 5.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatı ile 400.000,00 TL manevi tazminat ve havalimanında çalışmakta iken aldığı terör tazminatının açığa alınması süresince ve göreve dönmesi sonucunda görev yeri değiştirilmesi sebebiyle alamadığı 5.000,00 TL terör tazminatının faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi talebiyle 13/12/2017 tarihinde açılan davada, ... İdare Mahkemesinin ... tarih, E...., K.... sayılı kararıyla bir kez daha dilekçe ret kararı verildiği,
Dilekçe ret kararına istinaden, Havalimanı Şube Müdürlüğünde polis memuru olarak görev yapmakta iken hukuka aykırı şekilde açığa alınması sebebiyle eşinin erken doğum yapması ve erken doğan bebeğin vefatı nedeniyle 5.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatı ve 400.000,00 TL manevi tazminatın yasal faiziyle birlikte tazminine karar verilmesi talebiyle 05/02/2018 tarihinde açılan davada, ... İdare Mahkemesinin ... tarih, E. ..., K. ... sayılı kararıyla, görevden uzaklaştırma işleminin tebliğ edildiği 07/12/2016 tarihinden itibaren 60 gün içinde en son 06/02/2017 pazartesi günü dava açılması gerekirken, bu süre geçirildikten sonra anılan Mahkemenin E. ... sayılı dilekçe ret kararı verilen dosyada 10/10/2017 tarihinde açılan davanın süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmiş, ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih, E...., K. ... sayılı kararıyla, erken doğan bebeğin 06/04/2017 tarihinde vefat ettiği, zararın tam ve kesin olarak bu tarihte oluştuğu, bu tarihten itibaren 60 gün içinde dava açılması gerekirken bu süre geçirildikten sonra 10/10/2017 tarihinde açılan davanın süre aşımı nedeniyle esasının incelenmesine olanak bulunmadığından, mahkeme kararında sonucu itibariyle hukuka aykırılık bulunmadığından, davacının istinaf talebinin belirtilen gerekçeyle reddine karar verilmiştir.
Davacının temyiz talebinde bulunması üzerine, mezkur dava huzurda incelenmektedir.

3) Terör tazminatı ödenmesi talebi:
Davacı tarafından, haksız ve hukuksuz şekilde açığa alındığı, Havalimanında çalışmakta iken aldığı terör tazminatını açığa alınması süresince ve göreve dönmesi sonucu görev yerinin değiştirildiğinden alamaması sebebiyle toplam 6.000,00 TL terör tazminatının faiziyle birlikte ödenmesi talebiyle 05/02/2018 tarihinde açılan davada, ... İdare Mahkemesinin ... tarih, E. ..., K. ... sayılı kararıyla dilekçe ret kararı verildiği,
Dilekçe ret kararına istinaden, açığa alma işleminin haksız ve hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek, davacının görevden uzaklaştırılmasına ilişkin işlem nedeniyle görevden uzakta geçirdiği süre boyunca alamadığı 6.000,00 TL terör tazminatının faiziyle birlikte ödenmesi talebiyle ... tarihinde açılan davada, ... İdare Mahkemesinin ... tarih, E. ..., K. ... sayılı kararıyla, emniyet hizmetleri sınıfında bulunan personele operasyonlarda fiilen görev yapıldığı sürece ve bu süre ile orantılı olarak terör/operasyon tazminatı ödeneceğinden, davacının görevden uzaklaştırıldığı esnada herhangi bir görevi bulunmadığı, fiilen operasyonlarda görev almadığından terör/operasyon tazminatının (ek tazminat) ödenmesi talebine ilişkin davanın reddine karar verildiği, kararın istinaf edilmeden kesinleştiği görülmektedir.
Anlaşılacağı üzere, 10/10/2017 tarihinde açılan ve dilekçe ret kararı verilen dava sonrası, davacı tarafından 3 ayrı dava açılmış olup, bu davalardan ikisinde (disiplin cezasının iptali ve terör tazminatı ödenmesi talepli olan) esas yönünden inceleme yapılarak davanın reddine karar verilmiş, huzurda görülen destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat ödenmesi talepli davanın ise esası incelenmeyerek, süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Uyap kayıtlarında yer alan bir diğer dava ise, davacı tarafından Havalimanı Şube Müdürlüğünde görev yaptığı dönemde komiser yardımcısı ... tarafından tutulan tutanak nedeniyle kendisine "brüt aylığının 1/4 oranında kesilmesi" cezası (Gaziantep Valiliği İl Polis Disiplin Kurulu'nun ... tarih, Müf. ... E, ... K sayılı işlem) verilmesi nedeniyle, davacının ...'i şikayet etmesi üzerine, "Amirlerini, üstlerini, aynı rütbedeki arkadaşlarını veya diğer mesai arkadaşlarını haksız yere şikayet etmek" fiilini işlediğinden bahisle davacıya 7068 sayılı kanunun 8-4/a-(4) maddesi ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125/5. maddesine istinaden "brüt aylığının 1/4 oranında kesilmesi" cezası verilmesine ve ...'e disiplin cezası verilmesine yer olmadığına ilişkin Gaziantep Valiliği İl Polis Disiplin Kurulu'nun ... tarih, ... E, ... K sayılı işlemin iptali talebiyle açılmış olup, mezkur davada ... İdare Mahkemesinin ... tarih, E. ..., K. ... sayılı kararıyla dilekçe ret kararı verilmiştir.
Mezkur karara istinaden, davacıya 7068 sayılı kanunun 8-4/a-(4) maddesi ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125/5. maddesine istinaden "brüt aylığının 1/4 oranında kesilmesi" cezası verilmesine ve ...'e disiplin cezası verilmesine yer olmadığına ilişkin Gaziantep Valiliği İl Polis Disiplin Kurulu'nun ... tarih, ... E, ... K sayılı işlemin iptali talebiyle açılan davada, ... İdare Mahkemesinin ... tarih, E. ..., K. ... sayılı kararıyla, dava konusu işlemin davacıya "brüt aylığının 1/4 oranında kesilmesi" cezası verilmesine ilişkin kısmının iptaline, ... hakkında disiplin cezası verilmesine gerek olmadığına yönelik kısmı yönünden ise davanın ehliyet yönünden reddine karar verildiği,
... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih, E. ..., K.. sayılı kararıyla, davacının ve davalı idarenin istinaf taleplerinin reddine kesin olarak karar verildiği görülmektedir.
Dava dosyasının ve Uyap kayıtlarının incelenmesinden, davacının görevden uzaklaştırılmasına ilişkin ... tarih ... sayılı Olur'un iptali talebiyle açılmış bir davaya rastlanılamamıştır.

Temyizen incelenen, destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat ödenmesi talebiyle açılan davanın, süre yönünden reddine ilişkin kararın incelenmesi;
Anayasa'nın 125/7. maddesi uyarınca, idare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı karşılamakla yükümlüdür. Bu bağlamda, idarenin hukuka aykırı eylem ve işlemleri dolayısıyla, maddi ve/veya manevi zarara uğrayan kişiler, bunların tazmini amacıyla tam yargı davası açabilirler.
Hukuk düzeninin kendisine hukuki sonuçlar bağladığı irade açıklamalarına hukuki işlem denir. İdari işlemi, idarenin hukuki sonuç doğurmaya yönelik bir irade açıklaması olarak tanımlamak mümkündür.
İdari eylem, idarenin dış dünyada meydana getirdiği maddi değişikliği veya bir etkinliği ifade etmektedir. Bu durum, idarenin yerine getirmekle yükümlü olduğu bir kamu hizmetini yürütürken bilerek ve isteyerek yaptığı ya da iradesi dışında gelişen olay ve fiiller ile yapması gereken bir işi yapmaması ya da gereği gibi yapmaması hallerinde meydana gelen fiili durumlar olarak ortaya çıkmaktadır.
İdari eylem, bir idari işlemin uygulanması, örneğin idarece verilen yıkım kararı uygulanarak binanın yıkılması şeklinde gerçekleşebildiği gibi, herhangi bir idari işlem olmadan meydana gelen bir eylem, örneğin yol yapım işi yürütülürken yanlışlıkla vatandaşın bahçesindeki ağacın kesilmesi gibi, söz konusu olabilmektedir.
İdari işlemlerin sonucu hukuksal nitelikte değişiklikler meydana getirirken, idari eylemlerin sonucu maddi yaşantımızda değişiklikler meydana getirmektedir. İdare tarafından gerçekleştirilen bu işlem ve eylemler yani idari faaliyetler sonucu, kişilere maddi ve manevi zarar verilmesi halinde, idarenin sorumluluğunun doğması gündeme gelmektedir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usul Kanunu’nun 12. maddesinde, idari işleme dayalı olarak açılacak tam yargı davaları düzenlenmiş iken, 13. maddesinde idari eylemlerden dolayı hakları ihlal edilmiş olanların tam yargı davası açmaları düzenlenmiştir.
Nitekim, İYUK.un 12. maddesinde 60 günlük dava açma süresi belirlenmiş iken, 13. maddesinde, ilgililerin zarar veren eylemi yazılı bildirim üzerine veya başka süretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde idareye başvurması ve bu başvurunun reddinden itibaren 60 gün içinde dava açması gerektiği düzenlenmiştir.
İdari eylemden dolayı hakları ihlal edilmiş olanların, 13. maddeye istinaden idareye başvurarak bir ön karar almaları gerekmektedir. Ancak, bu başvuru yerine getirilmeden doğrudan idari yargıda tam yargı davası açılması halinde, "idari merci tecavüzü" söz konusu olmaktadır. Bu durumun, İYUK.nun 14/3. maddesi uyarınca mahkemece ilk incelemede aşamasında dikkate alınması ve aynı kanunun 15/1-(e) maddesi gereğince, ilgili idareye gönderilmesine karar verilmesi gerekmektedir.
Açılan bir tam yargı davasına 12. maddedeki sürenin mi, yoksa 13. maddedeki sürenin mi uygulanacağını tespit etmek için, dava konusu zararın idari işlemden mi yoksa idari eylemden mi kaynaklandığının belirlenmesi gerekir.
Eğer bir idari faaliyet, idarenin hukuki sonuç doğurmaya yönelik bir irade açıklaması şeklinde ise bir idari işlem mevcuttur. Ancak, idarenin faaliyeti hukuki bir irade açıklaması amacı taşımadan, dış dünyada maddi bir değişiklik meydana getirmekte ise bir idari eylem söz konusu olmaktadır. İdari eylem, dış dünyada meydana gelen aktif bir hareket olabileceği gibi, idarenin pasif kalması, yapması gerekeni yapmaması yani hareketsiz kalması şeklinde de gerçekleşebilir.
Dava konusu edilen, davacının görevden uzaklaştırmasına ilişkin "... tarih ... sayılı Olur", idarenin hukuki irade açıklamasını içeren bir idari işlemdir. Bu işlem, davacının soruşturma süresince görevinden uzak kalmasını sağlamak amacıyla tesis edilmiştir. İşlemin tesis edilme amacının dışında, öngörülemeyen bir şekilde zarara yol açması halinde, açılacak tazminat davalarının idari işlemden değil, idari eylemden kaynaklandığını kabul etmek zaruridir.
Nitekim, bir kamu personeli hakkında tesis edilen görevden uzaklaştırma, görevden çıkarma, ilişik kesme gibi işlemler, kamu personelinin maaş, ek ödeme, mesai ücreti, döner sermaye ödemesi, ek ders ücreti, terör tazminatı gibi parasal haklarında zarar meydana gelmesine yol açabilir. Bunlar, söz konusu işlemin mutad /olağan /beklenen/ tahmin edilebilen doğal sonuçlarıdır.
Diğer taraftan, idarece tesis edilen görevden çıkarma vs bir işlemin, tümüyle doğal sonuçlarının dışında, beklenmeyen bir şekilde, bir insanın ölmesine, yaralanmasına ya da sakat kalmasına neden olması söz konusu olabilmektedir. İşlemin neden ve etkisiyle, duyulan elem ve ızdırap, aşırı heyacan, sıkıntı veya stres vs sonucu, istenmeyen bedensel zararların meydana gelmesi mümkündür. Bu durumda, tesis edilen işlemin eylemsel niteliği karşımıza çıkmaktadır. Örneğin, bir personelin memuriyetten çıkarılmasına ilişkin kararı tebliğ ettiğinde kalp krizi geçirerek hayatını kaybetmesi, istemediği bir yere atanması sonrası beyin kanaması geçirip felç olması, mide kanaması geçirmesi, tansiyonunun yükselmesi, şeker komasına girmesi vs sonrası sakat kalması gibi istenmeyen durumlar maalesef gerçekleşebilmektedir. Benzer hallerde, işlemden doğan bir zarar değil, işlemin eylemsel niteliğinden kaynaklanan bedensel zarar nedeniyle açılan bir tam yargı davası karşımıza çıkmaktadır.
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun 24/02/2011 tarih, E.2007/1884, K.2011/88 sayılı emsal niteliğindeki kararında, davacıların eşi ve babası olan AB.nin vefatı nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen maddi ve manevi tazminatın ödenmesi talebiyle açılan davada, AB.nin naklen atama işlemi sonrasında meydana gelen ölümden dolayı davacıların destekten yoksun kalma nedeniyle uğradıkları maddi zararın bilirkişi incelemesi yaptırılması suretiyle belirlenerek ve yaşadıkları üzüntü ve sıkıntıdan dolayı uğradıkları manevi zararın mahkemece takdir edilerek tazminine karar verilmesi gerekirken, davacılar yakınının ölümü ile naklen atama işlemi arasında nedensellik bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddi yolunda verilen ısrar kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Yine, Danıştay 10. Dairesinin 16/02/2017 tarih, E.2015/4215, K.2017/842 sayılı kararıyla, davacıların yakınının posta dağıtım görevi sırasında geçirdiği kalp krizi sonucu vefat etmesinde davalı idarenin hizmet kusurunun bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerektiği gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Bu gibi hallerde, meydana gelen zararın bir idari işlemden değil, bir idari eylemden kaynaklandığı açıktır. Yani, meydana gelen maddi/ manevi bedensel zarar, zahiri olarak idari işlemden kaynaklanmış gibi görünse de, aslında zarara yol açan idari faaliyetin dış dünyada meydana getirdiği maddi değişiklik/ etkinlik şeklinde tanımlanan idari eylemden doğmaktadır.
Bu itibarla, davacı tarafından, haksız ve hukuksuz şekilde açığa alındığından bahisle eşinin erken doğum yapması ve erken doğan çocuğunun ölmesi nedeniyle 5.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatı ile 400.000,00 TL manevi tazminatın faiziyle birlikte ödenmesi talebiyle açılan tam yargı davası idari işleme dayalı bir dava olmayıp, idari eylemden kaynaklanan bir tazminat davası olduğundan, İYUK.nun 12. maddesi esas alınarak davanın süre yönünden reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğu; davacı tarafından açılan tam yargı davasının İYUK.nun 13. maddesi çerçevesinde değerlendirilerek, davacının görevden uzaklaştırılması eylemi ile eşinin erken doğum yapması ve erken doğan bebeğin ölümü arasında illiyet bağının bulunup bulunmadığı, eylemle zarar arasında illiyet bağı mevcut ise, bu hususta idarenin hizmet kusurunun bulunup bulunmadığı araştırılmak suretiyle bir karar verilmesi gerekirken, esası incelenmeksizin davanın süre aşımı nedeniyle reddi yolunda verilen kararın bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İkinci Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Bölge İdare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. DAVACININ TEMYİZ İSTEMİNİN REDDİNE,
2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince verilen ... günlü, E:..., K:... sayılı kararın ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan davacı üzerinde bırakılmasına,
4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 7035 sayılı Kanun ile değişik 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesine gönderilmesine, 07/01/2025 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.

Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.

AvAi

Hukuki AI Asistanı
Merhaba! Ben AvAi, Avarsis Hukuki AI Asistanınız. Size nasıl yardımcı olabilirim?