Danıştay 2. Daire İdare Hukuku · ön sınıflandırma
Danıştay 2. Daire E.2019/1278 K.2023/2892
Özet: (1) Davacı, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından göreviden alınmasına ilişkin Cumhurbaşkanı kararı ve sonrasında yapılan atama işleminin hukuka aykırı olduğunu iddia ederek atamayı iptal etmeyi ve yoksun kaldığı araç, maddi ve özlük haklarını tazmin olarak talep ediyor. (2) Mahkeme, davacının atama işlemini iptal etmeyi ve atama süresince yoksun kaldığı hakları yasal faiziyle birlikte davacıya ödemeyi kabul ederek kararını açıklamıştır.
T.C. DANIŞTAY İKİNCİ DAİRE
Esas No: 2019/1278
Karar No: 2023/2892
DAVACI: …
VEKİLİ: Av. …
DAVALILAR:
1- …
VEKİLİ: Av. …
2- … Bakanlığı
VEKİLİ: Av. …
DAVANIN KONUSU: Davacı, Kültür ve Turizm Bakanlığı ... olarak görev yapmakta iken; 3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 4. maddesi uyarınca görevden alınmasına ilişkin 18/08/2018 günlü, 2018/120 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile bu karar dayanak alınarak ... olarak atanmasına ilişkin ... günlü, ... sayılı Kültür ve Turizm Bakanlığı işleminin iptaline ve işlem nedeniyle yoksun kaldığı maddi ve özlük haklarının yasal faiziyle birlikte tazminine karar verilmesini istemektedir.
DAVACININ İDDİALARI: Davacı tarafından; dava konusu görevden alınmaya ilişkin Cumhurbaşkanı Kararında yer alan “başka bir göreve atanmak üzere” ibaresinin hukuka aykırı olduğu, zira böyle bir kaydın memur statüsüne sahip kişinin kadrosuz çalıştırılması sonucunu doğuracağı, öte yandan kamu yönetimlerine kişiyi istediği zaman tekrar memur olarak belirleme yetkisi vereceği, bu durumun ise yasal yönetim ilkesine aykırı olduğu; bu sebeple kendisinin de görevden alınması ve başmüfettiş olarak atanması arasındaki süre zarfında maaş ve özlük haklarının Teftiş Kurulu Başkanının maaş ve özlük hakları üzerinden ödendiğini; dava konusu başmüfettişliğe atama işlemi yönünden ise, Teftiş Kurulu Başkanı olarak unvanının 3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin Ek-1 sayılı cetvelinde yer aldığı, anılan Kararname'nin 6. maddesi uyarınca (mülga 2. fıkrası) görevden alındıktan sonra başka göreve atamasının da Cumhurbaşkanınca yapılması gerektiği, ancak ... liğe atamasının Bakan tarafından yapıldığı, herhangi bir yetki devri bulunmadığı, işlemin yetki yönünden sakat olduğu; her ne kadar 375 sayılı KHK’nin Ek 18. maddesi yürürlükten kalkmış olsa da 703 sayılı KHK’nin geçiş maddeleri uyarınca, 703 sayılı KHK öncesinde atanan üst kademe yöneticileri için 375 sayılı KHK hükümlerinin uygulanarak kendisinin Bakanlık Müşaviri olarak atanması gerektiği, 2019 Ocak ayından itibaren aylığa esas ek göstergesinin 6400’den 3600’e düştüğü, maddi yönden kayıplarının bulunduğu, ileri sürülmektedir.
DAVALILARIN SAVUNMALARI:
... Savunması: Dava konusu işlemlerin birbirinden bağımsız olduğu, davacının görevden alınmasına ilişkin Cumhurbaşkanı Kararının 19/08/2018 günlü Resmi Gazete'de yayınlandığı ve 29/08/2018 tarihinde davacıya tebliğ edildiği, davanın süreaşımı nedeniyle reddi gerektiği; davacının kamu yararı ve hizmet gerekleri gözetilerek, sahip olunan takdir yetkisine istinaden görevden alındığı ve ... olarak atandığı, işlemin hukuka uygun olduğu savunulmaktadır.
... Bakanlığının Savunması: Davacının ... olarak atanırken kullanılan takdir yetkisi ile görevden alınırken kullanılan takdir yetkisinin mahiyetinin aynı olduğu, anılan göreve herhangi bir sınavda başarılı olması sonucu değil salt takdir yetkisi kullanılarak atandığı; Cumhurbaşkanlığının 12/09/2018 günlü, 105435 sayılı Genelge'sinde; 3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin 6. maddesinin 2. fıkrasında belirtilen pozisyonlara Bakan tarafından atama yapılacağının hükme bağlandığı, yetki devrine istinaden tesis edilen işlemde yetki yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı; 375 sayılı KHK’nin Ek 18. maddesinin yürürlükten kaldırıldığı, 703 sayılı KHK ile Bakanlık Müşavirliği kadrolarının kaldırıldığı, maaşında oluşan düşüşün görev yaptığı kadrodan kaynaklandığı, işlemde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığı savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ: …
DÜŞÜNCESİ: Dava konusu işlemlerin iptali ile yoksun kaldığı maddi ve özlük haklarının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI: …
DÜŞÜNCESİ: Davacı tarafından, Kültür ve Turizm Bakanlığı ... olarak görev yapmakta iken, 3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 2. maddesine göre görevden alınmasına ilişkin 18/08/2018 günlü, 2018/120 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile bu karar dayanak alınarak, Kültür ve Turizm Bakanlığının ... günlü, ... sayılı işlemi ile ... olarak atanması yolundaki işlemin iptali ile işlem nedeniyle uğramış olduğu maddi kayıplarının yasal faizi ile birlikte ödenmesine hükmedilmesi istenilmektedir.
657 sayılı Kanun'un 76. maddesi ile memurların naklen atanmaları konusunda idareye takdir yetkisi tanındığı açık olup, bu yetkinin ancak kamu yararı ve hizmet gerekleri gözardı edilerek kullanıldığının kanıtlanması ya da idari yargı merciince saptanması halinde, sözü edilen bu durumun dava konusu idari işlemin neden ve amaç yönlerinden hukuka aykırılığı nedeniyle iptalini gerektireceği hususunun yerleşmiş yargısal içtihatlarla kabul edilmiş bulunmaktadır.
Kamu hizmetlerinin yürütülmesi hususunda görev ve sorumluluk verilen makamlar, bu hizmetleri yürütmek için atama konusunda da gerekli yetkiyle donatılmıştır. Kanun koyucu, görev verdiği makamların sorumlu tutulabilmesi için gerekli takdir yetkileriyle donatarak farklı seçenekler arasından tercih yapmalarına imkan sağlamış, bu yetkinin hangi alternatifin tercih edilerek uygulanacağını idareye bırakmış olup, burada takdir yetkisinin kullanılması, idari işlemin hukukiliği ile değil, yerindeliği ile ilgilidir. Özellikle üst düzey idari görevler açısından mevzuatında öngörülen nitelikleri taşıyanlar arasından tercih yapabilmeleri için atamaya yetkili makamlara bu yetki tanınmıştır.
İdarenin, üst kademe yönetici kadrolarına atama konusunda geniş bir tercih ve takdir hakkı bulunduğu kuşkusuz olup, bu yetkisini belirli bir kişi lehine kullanmaya yargı kararı ile zorlanamayacağı gibi, önemli bir sorumluluk gerektiren üst düzey yönetici kadrolara atadığı kişileri, gelişen ve değişen kamu hizmeti anlayışı çervevesinde değiştirme konusunda da geniş bir takdir hakkının olduğunu kabul etmek gerekir.
Buna göre, mevzuatta kendisine verilen görevleri, günün değişen koşullarına göre etkin, süratli ve verimli bir biçimde yürütme ve bu amaçla gereken önlemleri almakla yükümlü olan idarenin, takdir yetkisi dahilinde mevcut yönetici kadrolarına kamu yararı ve hizmet gereği atama yapmasının takdir yetkisinde olduğu, bu kapsamda tesis edildiği sonucuna varılan dava konusu işlemin, anılan saik dışında subjektif sebeplerle tesis edildiğine dair bir bilgi ve belgenin de dosyada mevcut olmadığı, dolayısıyla davacının, Kültür ve Turizm Bakanlığı ... olarak görev yapmakta iken, 3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 2. maddesine göre görevden alınmasına ilişkin Cumhurbaşkanı Kararı ile bu karar dayanak alınarak, Kültür ve Turizm Bakanlığının işlemi ile ... olarak atanması yolundaki işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı görüş ve kanaatiyle davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İkinci Dairesince, duruşma için önceden belirlenen 24/05/2023 günü davacı asil … ile davalı Cumhurbaşkanlığı vekili Av. … ile davalı Kültür ve Turizm Bakanlığı vekili Av. …'un geldikleri görülerek Danıştay Savcısı … hazır halde açık duruşmaya başlandı. Gelen taraflara usulüne göre söz verilip dinlendikten ve Savcının düşüncesi alındıktan sonra duruşmaya son verilip, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten sonra dosyadaki bilgi ve belgeler de incelenmek suretiyle işin gereği düşünüldü:
MADDİ
OLAY:
Davacı, Kültür ve Turizm Bakanlığı ... olarak görev yapmakta iken 18/08/2018 günlü, 2018/120 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile; 3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin 4. maddesi uyarınca başka bir göreve atanmak üzere bu görevinden alınmıştır. Anılan karar 19/08/2018 günlü, 30514 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanmıştır.
28/08/2018 günlü işlemle Bakanlık ... Başkanlığında görevlendirilen davacı, ... günlü, ... sayılı Personel Hareketleri onayı ile 657 sayılı Kanun’un 76. maddesi ve 3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin 6. maddesinin 2. fıkrası uyarınca Teftiş Kurulu Başkanlığına ... olarak atanmış, aynı işlemle davacının ... Başkanlığındaki geçici görevine devam etmesi uygun görülmüştür.
Davacı, ... görevinden alınmasına ilişkin Cumhurbaşkanı Kararı ile ... olarak atanmasına ilişkin işlemin iptali ile işlem nedeniyle yoksun kaldığı maddi ve özlük haklarının yasal faiziyle birlikte tazminine karar verilmesi istemiyle dava açmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasa'nın 104. maddesinde, üst kademe kamu yöneticilerini atamak, görevlerine son vermek ve bunların atanmalarına ilişkin usul ve esasları Cumhurbaşkanlığı Kararnamesiyle düzenlemek, Cumhurbaşkanının görev ve yetkileri arasında sayılmıştır.
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 76. maddesinde; kurumların görev ve unvan eşitliği gözetmeden kazanılmış hak aylık dereceleriyle memurları bulundukları kadro derecelerine eşit veya 68. maddedeki esaslar dahilinde daha üst kurum içinde aynı veya başka yerlerdeki diğer kadrolara naklen atayabilecekleri hükme bağlanmıştır.
Üst Kademe Kamu Yöneticileri ile Kamu Kurum ve Kuruluşlarında Atama Usûllerine Dair 3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin "Atama usulü" başlıklı 2. maddesinde; "(1) Anayasanın 104 üncü maddesine göre yürütme yetkisinin sahibi olan Cumhurbaşkanı, atamaya yetkili amirlere ait yetkileri haizdir.
(2) Bu Cumhurbaşkanlığı Kararnamesine ekli (I) sayılı cetvelde yer alan kadro, pozisyon ve görevlere Cumhurbaşkanı kararıyla, (II) sayılı cetvelde yer alan kadro, pozisyon ve görevlere Cumhurbaşkanı onayı ile atama yapılır. Bu cetvellerde sayılmayan kadro, pozisyon ve görevlere, ilgili Cumhurbaşkanı yardımcısı, bakan veya atamaya yetkili amirler tarafından atama yapılır. Cumhurbaşkanı yardımcısı ve bakan bu yetkisini alt kademedeki yöneticilere devredebilir." hükmü, "Görev süresi" başlıklı 4. maddesinde; "(1) Bu Cumhurbaşkanlığı Kararnamesine ekli (I) sayılı cetvelde yer alanların görev süresi, atandıkları tarihte görevde bulunan Cumhurbaşkanının görev süresini geçemez. Cumhurbaşkanının görevi sona erdiğinde, bunların görevi de sona erer. Ancak bunlar, yerlerine atama yapılıncaya kadar görevlerine devam eder. Görev süreleri sona erenler, yeniden atanabilir. Bunlar, görev süreleri sona ermeden de Cumhurbaşkanınca görevden alınabilir." hükmü yer almaktadır.
"Bakanlıkların Teftiş Kurulu Başkanları" anılan Kararname'ye ekli (I) sayılı cetvelde yer almaktadır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Davacının Teftiş Kurulu Başkanlığı görevinden alınmasına ilişkin 18/08/2018 günlü, 2018/120 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı yönünden yapılan incelemede;
Anayasa'nın 104. maddesi ile 3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 4. maddesinde, üst kademe yöneticilerini atamak ve görevlerine son vermek konusunda Cumhurbaşkanına takdir yetkisi tanındığı açık olup, bu yetkinin ancak kamu yararı ve hizmet gerekleri göz ardı edilerek kullanıldığının kanıtlanması ya da idari yargı merciince saptanması halinde, sözü edilen bu durumun dava konusu idari işlemin neden ve amaç yönlerinden hukuka aykırılığı nedeniyle iptalini gerektireceği yerleşmiş yargı içtihatlarıyla kabul edilmiş bulunmaktadır.
Somut olayda, Cumhurbaşkanının sahip olduğu takdir yetkisini, kamu yararı ve hizmet gereklerine aykırı kullandığına dair herhangi bir bilgi ve belge bulunmadığı dikkate alındığında, ... kadrosunda görev yapan davacının, takdir yetkisi kapsamında bu görevinden alınmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık görülmemiştir.
Davacının ... olarak atanmasına ilişkin ... günlü, ... sayılı Kültür ve Turizm Bakanlığı işleminin iptali isteminin incelenmesinde;
Davalı Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından dosyaya sunulan 20/12/2022 havale tarihli beyan dilekçesi ile 06/04/2023 havale tarihli savcılık düşüncesine beyan dilekçesinde, davacının … günlü, … sayılı personel hareketleri onayı ile Bakanlık Müşaviri kadrosuna atandığı; 15/08/2020-15/07/2022 tarihleri arasındaki aylıklarının Teftiş Kurulu Başkanı kadrosunun mali hakları üzerinden ödendiği, 15/07/2022 tarihinden sonraki aylıklarının ise Bakanlık Müşaviri kadrosunun mali hakları üzerinden ödenmekte olduğu bildirilmiştir.
Davacının, 375 sayılı KHK hükümlerinin uygulanarak kendisinin Bakanlık Müşaviri olarak atanması gerektiğini ileri sürerek dava açmış olduğu ve yargılama devam ederken Bakanlık Müşaviri kadrosuna atanmış olduğu göz önüne alındığında ... olarak atanmasına ilişkin ... günlü, ... sayılı Kültür ve Turizm Bakanlığı işleminin iptali istemi yönünden konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer bulunmamaktadır.
Davacının, işlem nedeniyle yoksun kaldığı maddi ve özlük haklarının yasal faiziyle birlikte tazminine karar verilmesi isteminin incelenmesinde ise;
Her ne kadar yargılama devam ederken davacının ... olarak atanmış olması nedeniyle ... olarak atanmasına ilişkin işlem yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş ise de; işlem nedeniyle yoksun kaldığı maddi ve özlük haklarının yasal faiziyle birlikte tazminine karar verilmesi isteminin çözüme kavuşturulabilmesi için öncelikle anılan işlemin hukuka uygunluk denetiminin yapılması gerekmektedir.
15/04/2015 günlü, 6639 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 23. maddesi ile 375 sayılı Kanun Kükmünde Kararname'ye eklenen Ek 18. maddede; "22/05/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanunu ile 27/07/1967 tarihli ve 926 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel Kanunu hariç olmak üzere, tabi oldukları personel kanununa bakılmaksızın Başbakanlık, bakanlıklar, bağlı ve ilgili kuruluşlar ile başkan ve üyeleri hariç olmak üzere 10/12/2003 tarihli ve 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanununa ekli (III) sayılı Cetvelde sayılan düzenleyici ve denetleyici kurumlar ve Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunda;
a) Görevden alınan veya görev süreleri sona eren müsteşarlar ile ek göstergesi 7600 ve daha yüksek tespit edilen yönetici kadrolarında bulunanlar Başbakanlık merkez müşaviri kadrolarına, ek göstergesi 7000 olan yönetici kadrolarında bulunanlar Başbakanlık müşaviri kadrolarına,
b) (a) bendinde belirtilenler hariç olmak üzere ek göstergesi 6400 ve daha yüksek tespit edilen yönetici kadrolarında veya pozisyonlarında bulunanlardan Başbakanlık Merkez Teşkilatı ile bağlı ve ilgili kuruluşlarında olanlar görevden alındıklarında veya görev süreleri sona erdiğinde Başbakanlık müşaviri, bakanlık merkez teşkilatları ile bağlı ve ilgili kuruluşlarında olanlar bakanlığın müşavir kadrolarına, düzenleyici ve denetleyici kurumlar ile Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunda olanlar kurumlarının müşavir veya danışman kadro veya pozisyonlarına, (...) atanırlar. Bu şekilde atananlardan bir ay içinde talepte bulunanlar, atamaya yetkili amirler tarafından bu fıkra kapsamında yer alan yönetici kadro veya pozisyonları dışındaki daha önce bulundukları veya öğrenim durumları itibarıyla ihraz etmiş oldukları unvanlara ilişkin kadro veya pozisyonlara bir ay içinde atanırlar.
Birinci fıkra kapsamında atananlar ile anılan fıkranın son cümlesi uyarınca talep üzerine yapılacak atamalar için uygun boş kadro veya pozisyon bulunmaması hâlinde, bunlar için başka bir işleme gerek kalmaksızın, söz konusu kadro veya pozisyonlar ihdas edilmiş ve kurumların kadro veya pozisyon cetvellerinin ilgili bölümlerine eklenmiş sayılır. Bu şekilde ihdas edilmiş sayılan kadro ve pozisyonlar boşalması hâlinde, herhangi bir işleme gerek kalmaksızın iptal edilmiş sayılır. Anılan kadro ve pozisyonlara atananlar, atamaya yetkili amirleri tarafından belirlenen birimlerde istihdam edilir.
Birinci fıkra hükmü kapsamında atananlardan birinci fıkra kapsamında yer alan yönetici kadro veya pozisyonlarında kesintisiz olarak en az iki yıl fiilen görev yapmış olanların mali hakları, atandıkları söz konusu kadro veya pozisyonlarda bulunmaları kaydıyla, atandıkları tarihi takip eden ay başından itibaren ikinci yılın sonuna kadar fiili çalışmaya bağlı ödemeler hariç, önceki görevine ait ödeme unsurları esas alınarak verilmeye devam edilir.
Bu madde hükümleri hâkim ve savcılar, Dışişleri meslek memurları, mülki idare amirliği hizmetleri sınıfı, millî istihbarat hizmetleri sınıfı ve emniyet hizmetleri sınıfı kapsamına giren ve yönetici kadrolarında bulunanlar, 27/9/1984 tarihli ve 3046 sayılı Kanunun 21/A maddesi kapsamında bulunanlar, atanma şartlarını kaybetme, ceza kovuşturması veya disiplin soruşturması sonucunda görevden alınanlar ile mevzuatı uyarınca görevde yükselme sınavıyla atanılabilecek kadro veya pozisyonlardan ek göstergesi 3000 (dâhil) ve daha düşük tespit edilenlerde bulunanlar hakkında uygulanmaz.
Diğer kanunların bu maddeye aykırı hükümleri uygulanmaz. (...)" hükmü yer almaktadır.
09/07/2018 günlü, 30473 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren 703 sayılı Anayasada Yapılan Değişikliklere Uyum Sağlanması Amacıyla Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin 177. maddesi ile 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Ek 18. maddesi yürürlükten kaldırılmıştır.
703 sayılı KHK'nin "Geçiş Hükümleri" başlıklı Geçici 1. maddesinde; "...
(4) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte bakanlık veya diğer kamu kurum ve kuruluşlarında yönetici kadro ve pozisyonlarında bulunup 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin mülga ek 18 inci maddesi hükümleri kapsamında olanlardan yukarıdaki fıkrada yer almayanlar, görevden alındıkları takdirde anılan madde hükümlerine göre işleme tabi tutulur.
...
(15) Bu madde hükümlerine göre atanmış sayılan veya atananlar ile yeni kurulan birimler için uygun boş kadro veya pozisyon bulunmaması halinde, söz konusu kadro veya pozisyonlar başka bir işleme gerek kalmaksızın ihdas edilmiş sayılır. Bu madde kapsamında yer alan bakanlıklar ile kamu kurum ve kuruluşları adına vizeli boş sözleşmeli personel pozisyonları, başka bir işleme gerek kalmaksızın ilgili bakanlık adına vize edilmiş sayılır. ..." hükümleri yer almaktadır.
17/01/2020 günlü, 31011 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 56 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinde Değişiklik Yapılmasına Dair Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin Geçici 1. maddesinde ise; "Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığında; Karayolu Düzenleme Genel Müdürü ile Tehlikeli Mal ve Kombine Taşımacılık Düzenleme Genel Müdürü kadrolarında bulunanlar ile kaldırılan birimlerin Genel Müdür Yardımcısı kadrolarında bulunanların görevleri başkaca bir işleme gerek kalmaksızın sona erer. Bunlar hakkında 3 sayılı Üst Kademe Kamu Yöneticileri ile Kamu Kurum ve Kuruluşlarında Atama Usüllerine Dair Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 6 ncı maddesi hükümlerine göre işlem tesis edilir. 2/7/2018 tarihli ve 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin geçici 1 inci maddesinin dördüncü fıkrası hükümleri saklıdır..." kuralına yer verilmiştir.
Dava dosyasının incelenmesinden; davacının, 06/04/2015 tarihinde atandığı Kültür ve Turizm Bakanlığı ... görevini yürütmekte iken, 3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 4. maddesi gereğince 18/08/2018 günlü, 2018/120 sayılı Cumhurbaşkanı kararı ile başka bir göreve atanmak üzere bu görevinden alındığı, akabinde ... günlü, ... sayılı işlem ile ... olarak atandığı, anılan işlemlerin iptali ile işlem nedeniyle yoksun kaldığı maddi ve özlük haklarının yasal faiziyle birlikte tazminine karar verilmesi istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Bu kapsamda dava dosyasındaki bilgi ve belgeler ile yukarıda hükmüne yer verilen mevzuat hükümleri birlikte değerlendirildiğinde; 56 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinde Değişiklik Yapılmasına Dair Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin Geçici 1. maddesinde, üst kademe kamu yöneticilik görevleri sona erenler hakkında 3 sayılı Üst Kademe Kamu Yöneticileri ile Kamu Kurum ve Kuruluşlarında Atama Usullerine Dair Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 6. maddesi hükümlerine göre işlem tesis edileceği ve 02/07/2018 günlü, 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Geçici 1. maddesinin 4. fıkrası hükümlerinin saklı olduğu öngörülmüştür. 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 177. maddesi ile 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Ek 18. maddesi yürürlükten kaldırılmış, yine 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin "Geçiş Hükümleri" başlıklı Geçici 1. maddesinin 3. fıkrasında, sayma yolu ile bazı Bakanlıkların kadrolarında ve görevlerinde bulunan üst kademe yöneticilerinin görevlerinin başka hiçbir işleme gerek kalmaksızın bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte sona ereceği düzenlenmiş, bunlar hakkında, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla görev yapmakta oldukları birimlerin ve/veya bu birimlere verilmiş olan görevlerin ilgili Cumhurbaşkanlığı kararnamesi hükümlerine göre bünyesinde düzenlendiği bakanlığın veya diğer kamu kurum ve kuruluşunun ilgili kadrolarına ve pozisyonlarına 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Mülga Ek 18. maddesi hükümlerine göre atanacaklarına ve haklarında anılan madde hükümlerine göre işlem tesis edileceğine yer verilmiştir. Öte yandan Geçici 1. maddenin 4. fıkrasında; Geçici 1. maddenin yürürlüğe girdiği 09/07/2018 tarihinde bakanlık veya diğer kamu kurum ve kuruluşlarında yönetici kadro ve pozisyonlarında bulunup 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin mülga Ek 18. maddesi hükümleri kapsamında olanlardan yukarıdaki 3. fıkrada sayılmayanların, görevden alındıkları takdirde yine (anılan madde) Mülga Ek 18. madde hükümlerine göre işleme tabi tutulacağı düzenlenmiş, yani Geçici 1. maddenin 3. fıkrasında üst kademe yöneticilerinin görevleri sona erdikten sonra nasıl atanacaklarına ilişkin düzenlemenin yanında, 3. fıkrada sayılmayan üst kademe yöneticilerinin de, görevden alınmaları durumunda hangi kadro ve pozisyonlara atanacaklarının yine 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin mülga Ek 18. maddesi kapsamında yapılacağı belirtilmiştir.
Başka bir ifade ile; görevleri doğrudan 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile sona erenler hakkında mevcut ek göstergeleri üzerinden 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Mülga Ek 18. maddesine göre işlem yapılacağı, 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 4. fıkrasının incelenmesinden ise, 3. fıkrada kadro ve görevleri belirtilerek sayılan kadrolar arasında yer almamakla birlikte yönetici kadrosunda bulunması sebebiyle 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Mülga Ek 18. maddesi kapsamında bulunanlar için yine mülga Ek 18. maddeye göre işlem tesis edileceği görülmektedir.
Olayda; davacının 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Geçici 1. maddesinin 3. fıkrasında sayılan ve bu maddenin yürürlüğe girdiği 09/07/2018 tarihi itibarıyla görevleri sona eren üst kademe yöneticileri arasında bulunmadığı, bu nedenle 09/07/2018 tarihinden sonra 18/08/2018 tarihinde görevden alınan davacının, Geçici 1. maddenin 4. fıkrası uyarınca 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Mülga Ek 18. maddesi kapsamında atanacağı kadro ve pozisyonun belirleneceği anlaşılmakta olup; bu çerçevede Ek 18. maddeye bakıldığında; davacının 6400 ek göstergeli Teftiş Kurulu Başkanlığı görevinde bulunduğu ve başka bir göreve atanmak üzere bu görevinden alındığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda; davacının, 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Geçici 1. maddesinin 3. fıkrasında sayılan üst kademe kamu yöneticileri arasında yer almadığı, Teftiş Kurulu Başkanlığı görevinin bahse konu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra sona erdiği, anılan Kararname'nin Geçici 1. maddesinin 4. fıkrası uyarınca hakkında 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Ek 18. maddesinin uygulanması gerektiği, diğer bir ifade ile Teftiş Kurulu Başkanlığı görevi sona eren davacının Ek 18. maddenin 1. fıkrasının "b" bendi hükmü doğrultusunda Bakanlığın müşavir kadrosuna atanması gerektiği sonucuna ulaşılmakta olup, bunun aksine başmüfettiş olarak atanmasına ilişkin işlemde hukuka uygunluk bulunmamaktadır.
Anayasa'nın 125. maddesinin son fıkrasında öngörülen "İdare kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür." kuralı uyarınca; davacının müşavir olarak atanması gerekmekte iken başmüfettiş olarak atanması nedeniyle başmüfettişlik ile müşavirlik kadrosu arasında oluşan, yoksun kaldığı parasal hakların yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesi gerekmektedir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davanın; davacının, Kültür ve Turizm Bakanlığı ... olarak görev yapmakta iken 3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 4. maddesi uyarınca bu görevden alınmasına ilişkin 18/08/2018 günlü, 2018/120 sayılı Cumhurbaşkanı Kararının iptali istemine ilişkin kısmının REDDİNE,
2. Davacının, ... olarak atanmasına ilişkin … günlü, … sayılı Kültür ve Turizm Bakanlığı işleminin iptali istemi yönünden KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, dava konusu işlem nedeniyle yoksun kaldığı maddi ve özlük haklarının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacıya ÖDENMESİNE,
3. Aşağıda dökümü yapılan ve davacı tarafından yatırılan … TL yargılama giderinin haklılık oranına göre yarısı olan …-TL'lik kısmının davacı üzerinde bırakılmasına, diğer yarısı olan …-TL'nin davalı idarelerden alınarak davacıya verilmesine, artan posta ücretinin kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,
4. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre duruşmalı işler için belirlenen …-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı İdarelere verilmesine, (davacı vekili duruşmaya katılmadığından) …-TL vekalet ücretinin davalı İdarelerden alınarak davacıya verilmesine,
5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 24/05/2023 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY:
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 76. maddesinde; kurumların görev ve unvan eşitliği gözetmeden kazanılmış hak aylık dereceleriyle memurları bulundukları kadro derecelerine eşit veya 68. maddedeki esaslar dahilinde daha üst kurum içinde aynı veya başka yerlerdeki diğer kadrolara naklen atayabilecekleri hükme bağlanmış; aynı Kanun'un 3. maddesinde ise; "Sınıflandırma", "Kariyer" ve "Liyakat" ilkeleri bu kanunun temel ilkeleri olarak belirlenmiş; kariyer ilkesi, Devlet memurlarına yaptıkları hizmetler için lüzumlu bilgilere ve yetişme şartlarına uygun şekilde, sınıfları içinde en yüksek derecelere kadar ilerleme imkanı sağlamak; liyakat ilkesi ise, Devlet kamu hizmetleri görevlerine girmeyi, sınıflar içinde ilerleme ve yükselmeyi, görevin sona erdirilmesini liyakat sistemine dayandırmak ve bu sistemin eşit imkanlarla uygulanmasında Devlet memurlarını güvenliğe sahip kılmak olarak tanımlanmıştır.
Anılan hükümlerde açıkça görüldüğü üzere, yasa koyucu, Devlet memurluğunu bir meslek olarak kabul etmekte ve bunlara, sınıfları içinde en yüksek derecelere kadar ilerleme imkanı sağlanmasını, sınıflar içinde ilerleme ve yükselme işlemlerinin liyakat sistemine dayandırılmasını öngörmektedir. Bu iki ilkenin temelinde, objektif kurallar çerçevesinde işin ehline verilmesi ve hak etme kavramı yatmakta olup, kamu hizmetlerinin etkin ve verimli bir şekilde gerçekleştirilmesinin tek güvencesinin de, hizmetin yetişmiş, ehil kamu görevlilerince yerine getirilmesinden geçeceği tabiidir.
Kamu görevlilerinin hak, ödev ve sorumluluklarını belirleyen kurallardan oluşan memurluk statüsü, yasalarla düzenlenmiş ve bu düzenleniş; statü hukuku olarak adlandırılan bir hukuk alanının oluşmasına yol açmıştır. Bu alan, kendine özgü hukuksal argümanları yaratmıştır. Bu argümanlara; kariyer ve liyakat ilkeleri ve atama tasarrufunda takdir yetkisinin kamu yararı ve hizmet gerekleri ile sınırlı biçimde kullanımının gerekliliği gibi kavramlar örnek olarak verilebilir.
Somut uyuşmazlıkta, dava konusu ... günlü, ... sayılı Kültür ve Turizm Bakanlığı işleminde dayanak ve gerekçe olarak 3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 6. maddesinin 2. fıkrası ile 657 sayılı Kanun'un 76. maddesinin gösterildiği; davalı idarelerin savunma dilekçeleri incelendiğinde ise 09/07/2018 tarihinde yürürlüğe giren Anayasa değişiklikleri ile Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemine geçilerek yönetim ve hukuk sisteminde önemli değişiklikler yapıldığı, bu kapsamda Anayasa'nın 104. maddesi ile üst düzey kamu yöneticilerini atama ve görevlerine son verme noktasında Cumhurbaşkanına anayasal yetki tanındığı, 3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'ne ekli (I) sayılı cetvelde yer alan unvanlarda görev yapan kişilerin görevden alınmasına ilişkin olarak Cumhurbaşkanının takdir yetkisine sahip olduğu hususlarına değinilmiş ve ... kadrosunun davacı için kazanılmış hak teşkil etmeyeceği iddia edilmiştir. Her ne kadar dosyanın tekemmülünden sonra davalı Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından dosyaya sunulan beyan dilekçelerinde davacının ... olarak görev yaptığı döneme ilişkin çeşitli iddiaların yer aldığı bilgi notuna istinaden Bakanlık Makamının 15/12/2022 tarihli onayı ile davacı hakkında inceleme ve soruşturma yapılmasının uygun bulunduğu bildirilmiş ise de anılan soruşturmanın dava konusu işlem tarihinden çok sonra başlatılmış olması nedeniyle bu iddialara itibar edilmesi olanaklı değildir. Kaldı ki yapılan soruşturma sonucunda davacının soruşturmaya konu fiili yönünden iki yıllık disiplin cezası verme zamanaşımına süresi dolduğundan disiplin yönünden yapılacak bir işlem bulunmadığına ve ceza yargılaması yönünden de öninceleme/inceleme yapılmamasına karar verildiği dosya kapsamından anlaşılmaktadır.
Öncelikle şu hususun önemle vurgulanması gerekmektedir:
Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sisteminin uygulamaya konulmasının ardından getirilen düzenlemeler ile önceki düzenlemelerden farklı olarak, 3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'ne ekli (I) sayılı cetvelde yer alan unvanlarda görev yapan kişilerin görev süreleri, Cumhurbaşkanının görev süresi ile sınırlandırılmış; ancak, bu kişiler hakkında görev süresi içinde yapılacak tasarruflara ilişkin olarak, farklı bir yargısal denetim yapılmasını gerektiren yasal bir değişiklik yapılmamıştır.
3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'ne ekli (I) sayılı cetvelde yer alan unvanlarda görev yapan kişilerin atanmaları ve görevden alınmalarında Cumhurbaşkanının tek başına takdir yetkisine sahip olduğu hususunda tereddüt bulunmamaktadır. Ancak, Cumhurbaşkanının sahip olduğu bu yetki mutlak ve sınırsız nitelikte olmayıp, kamu yararı ve hizmet gerekleri ile sınırlıdır ve bu açılardan idari yargı denetimine tabidir. Aksine bir yorum, Cumhurbaşkanınca tesis edilen bu tür işlemlerin yargı denetiminin dışında bırakılması sonucunu doğuracak olup, bunun da, aksi Anayasa'da düzenlenmediği sürece, bir hukuk devletinde kabulü mümkün değildir.
Bu itibarla, idari yargı denetimine tabi tutulacağı hususunda kuşku bulunmayan dava konusu işlemin hukuki denetimine geçilmiştir.
İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesi uyarınca bir idari işlemin, dava konusu edilmesi halinde işlemin diğer unsurları yanında sebep unsuru yönünden de yargı merciince hukuka uygunluk denetimine tabi tutulacağı açıktır.
Sebep unsuru, idari işlemin yapılmasını gerektiren, idareyi işlem tesis etmeye sevk eden maddi veya hukuki durumlardır. İdare hukukunda sebepsiz idari işlem olamaz. İdarenin tüm işlemleri, idari faaliyetlerin nihai amacı olan kamu yararını gerçekleştirmeye yönelen bir sebebe dayanmalıdır.
Bu anlamda, hakkında idari işlem tesis edilenlerce hukuka aykırılık iddialarının etkin bir biçimde ileri sürülebilmesi ve yargı mercii tarafından idari işlemin hukuki denetiminin gerçekleştirilebilmesi için idarece, tesis edilen işlemin maddi ve hukuki sebeplerinin açıkça ortaya konulması gerekmektedir.
Öte yandan, "idarenin sahip olduğu takdir yetkisi" bir idari işlemin sebebi olamaz. Takdir yetkisi; diğer unsurları ile birlikte sebep unsuruna da sahip bir işlemin tesis edilip edilmeyeceği noktasında idareye tercih hakkı tanıyan yetkidir. Kısacası, idarenin takdir yetkisinden söz edilmeden önce, idarenin "bu yetkiyi kullanmasının sebebi" açıklanmalıdır.
Somut uyuşmazlıkta; davacının, geçmiş hizmetleri değerlendirildiğinde, kariyer ve liyakat ilkelerine uygun olarak ... olarak atandığı görülmekte olup; bu görevinden alınmasını gerektirecek şekilde hizmeti aksattığı veya başarısız olduğu ya da görevde kalmasında hizmetin yürütülmesi açısından sakınca olduğu yönünde hukuken geçerli somut bilgi ve belgeye dayanılmaksızın tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uyarlık görülmemiştir.
Bu itibarla; davacının, Kültür ve Turizm Bakanlığı ... olarak görev yapmakta iken 3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 4. maddesi uyarınca bu görevden alınmasına ilişkin 18/08/2018 günlü, 2018/120 sayılı Cumhurbaşkanı Kararının ve hukuka uygun bulunmayan işbu karara dayanılarak davacının ... olarak atanmasına ilişkin … günlü, … sayılı Kültür ve Turizm Bakanlığı işleminin iptaline, işlemler nedeniyle yoksun kaldığı maddi ve özlük haklarının yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine karar verilmesi gerektiği oyuyla aksi yönde oluşan Daire kararına katılmıyorum.
Esas No: 2019/1278
Karar No: 2023/2892
DAVACI: …
VEKİLİ: Av. …
DAVALILAR:
1- …
VEKİLİ: Av. …
2- … Bakanlığı
VEKİLİ: Av. …
DAVANIN KONUSU: Davacı, Kültür ve Turizm Bakanlığı ... olarak görev yapmakta iken; 3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 4. maddesi uyarınca görevden alınmasına ilişkin 18/08/2018 günlü, 2018/120 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile bu karar dayanak alınarak ... olarak atanmasına ilişkin ... günlü, ... sayılı Kültür ve Turizm Bakanlığı işleminin iptaline ve işlem nedeniyle yoksun kaldığı maddi ve özlük haklarının yasal faiziyle birlikte tazminine karar verilmesini istemektedir.
DAVACININ İDDİALARI: Davacı tarafından; dava konusu görevden alınmaya ilişkin Cumhurbaşkanı Kararında yer alan “başka bir göreve atanmak üzere” ibaresinin hukuka aykırı olduğu, zira böyle bir kaydın memur statüsüne sahip kişinin kadrosuz çalıştırılması sonucunu doğuracağı, öte yandan kamu yönetimlerine kişiyi istediği zaman tekrar memur olarak belirleme yetkisi vereceği, bu durumun ise yasal yönetim ilkesine aykırı olduğu; bu sebeple kendisinin de görevden alınması ve başmüfettiş olarak atanması arasındaki süre zarfında maaş ve özlük haklarının Teftiş Kurulu Başkanının maaş ve özlük hakları üzerinden ödendiğini; dava konusu başmüfettişliğe atama işlemi yönünden ise, Teftiş Kurulu Başkanı olarak unvanının 3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin Ek-1 sayılı cetvelinde yer aldığı, anılan Kararname'nin 6. maddesi uyarınca (mülga 2. fıkrası) görevden alındıktan sonra başka göreve atamasının da Cumhurbaşkanınca yapılması gerektiği, ancak ... liğe atamasının Bakan tarafından yapıldığı, herhangi bir yetki devri bulunmadığı, işlemin yetki yönünden sakat olduğu; her ne kadar 375 sayılı KHK’nin Ek 18. maddesi yürürlükten kalkmış olsa da 703 sayılı KHK’nin geçiş maddeleri uyarınca, 703 sayılı KHK öncesinde atanan üst kademe yöneticileri için 375 sayılı KHK hükümlerinin uygulanarak kendisinin Bakanlık Müşaviri olarak atanması gerektiği, 2019 Ocak ayından itibaren aylığa esas ek göstergesinin 6400’den 3600’e düştüğü, maddi yönden kayıplarının bulunduğu, ileri sürülmektedir.
DAVALILARIN SAVUNMALARI:
... Savunması: Dava konusu işlemlerin birbirinden bağımsız olduğu, davacının görevden alınmasına ilişkin Cumhurbaşkanı Kararının 19/08/2018 günlü Resmi Gazete'de yayınlandığı ve 29/08/2018 tarihinde davacıya tebliğ edildiği, davanın süreaşımı nedeniyle reddi gerektiği; davacının kamu yararı ve hizmet gerekleri gözetilerek, sahip olunan takdir yetkisine istinaden görevden alındığı ve ... olarak atandığı, işlemin hukuka uygun olduğu savunulmaktadır.
... Bakanlığının Savunması: Davacının ... olarak atanırken kullanılan takdir yetkisi ile görevden alınırken kullanılan takdir yetkisinin mahiyetinin aynı olduğu, anılan göreve herhangi bir sınavda başarılı olması sonucu değil salt takdir yetkisi kullanılarak atandığı; Cumhurbaşkanlığının 12/09/2018 günlü, 105435 sayılı Genelge'sinde; 3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin 6. maddesinin 2. fıkrasında belirtilen pozisyonlara Bakan tarafından atama yapılacağının hükme bağlandığı, yetki devrine istinaden tesis edilen işlemde yetki yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı; 375 sayılı KHK’nin Ek 18. maddesinin yürürlükten kaldırıldığı, 703 sayılı KHK ile Bakanlık Müşavirliği kadrolarının kaldırıldığı, maaşında oluşan düşüşün görev yaptığı kadrodan kaynaklandığı, işlemde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığı savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ: …
DÜŞÜNCESİ: Dava konusu işlemlerin iptali ile yoksun kaldığı maddi ve özlük haklarının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI: …
DÜŞÜNCESİ: Davacı tarafından, Kültür ve Turizm Bakanlığı ... olarak görev yapmakta iken, 3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 2. maddesine göre görevden alınmasına ilişkin 18/08/2018 günlü, 2018/120 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile bu karar dayanak alınarak, Kültür ve Turizm Bakanlığının ... günlü, ... sayılı işlemi ile ... olarak atanması yolundaki işlemin iptali ile işlem nedeniyle uğramış olduğu maddi kayıplarının yasal faizi ile birlikte ödenmesine hükmedilmesi istenilmektedir.
657 sayılı Kanun'un 76. maddesi ile memurların naklen atanmaları konusunda idareye takdir yetkisi tanındığı açık olup, bu yetkinin ancak kamu yararı ve hizmet gerekleri gözardı edilerek kullanıldığının kanıtlanması ya da idari yargı merciince saptanması halinde, sözü edilen bu durumun dava konusu idari işlemin neden ve amaç yönlerinden hukuka aykırılığı nedeniyle iptalini gerektireceği hususunun yerleşmiş yargısal içtihatlarla kabul edilmiş bulunmaktadır.
Kamu hizmetlerinin yürütülmesi hususunda görev ve sorumluluk verilen makamlar, bu hizmetleri yürütmek için atama konusunda da gerekli yetkiyle donatılmıştır. Kanun koyucu, görev verdiği makamların sorumlu tutulabilmesi için gerekli takdir yetkileriyle donatarak farklı seçenekler arasından tercih yapmalarına imkan sağlamış, bu yetkinin hangi alternatifin tercih edilerek uygulanacağını idareye bırakmış olup, burada takdir yetkisinin kullanılması, idari işlemin hukukiliği ile değil, yerindeliği ile ilgilidir. Özellikle üst düzey idari görevler açısından mevzuatında öngörülen nitelikleri taşıyanlar arasından tercih yapabilmeleri için atamaya yetkili makamlara bu yetki tanınmıştır.
İdarenin, üst kademe yönetici kadrolarına atama konusunda geniş bir tercih ve takdir hakkı bulunduğu kuşkusuz olup, bu yetkisini belirli bir kişi lehine kullanmaya yargı kararı ile zorlanamayacağı gibi, önemli bir sorumluluk gerektiren üst düzey yönetici kadrolara atadığı kişileri, gelişen ve değişen kamu hizmeti anlayışı çervevesinde değiştirme konusunda da geniş bir takdir hakkının olduğunu kabul etmek gerekir.
Buna göre, mevzuatta kendisine verilen görevleri, günün değişen koşullarına göre etkin, süratli ve verimli bir biçimde yürütme ve bu amaçla gereken önlemleri almakla yükümlü olan idarenin, takdir yetkisi dahilinde mevcut yönetici kadrolarına kamu yararı ve hizmet gereği atama yapmasının takdir yetkisinde olduğu, bu kapsamda tesis edildiği sonucuna varılan dava konusu işlemin, anılan saik dışında subjektif sebeplerle tesis edildiğine dair bir bilgi ve belgenin de dosyada mevcut olmadığı, dolayısıyla davacının, Kültür ve Turizm Bakanlığı ... olarak görev yapmakta iken, 3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 2. maddesine göre görevden alınmasına ilişkin Cumhurbaşkanı Kararı ile bu karar dayanak alınarak, Kültür ve Turizm Bakanlığının işlemi ile ... olarak atanması yolundaki işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı görüş ve kanaatiyle davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İkinci Dairesince, duruşma için önceden belirlenen 24/05/2023 günü davacı asil … ile davalı Cumhurbaşkanlığı vekili Av. … ile davalı Kültür ve Turizm Bakanlığı vekili Av. …'un geldikleri görülerek Danıştay Savcısı … hazır halde açık duruşmaya başlandı. Gelen taraflara usulüne göre söz verilip dinlendikten ve Savcının düşüncesi alındıktan sonra duruşmaya son verilip, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten sonra dosyadaki bilgi ve belgeler de incelenmek suretiyle işin gereği düşünüldü:
MADDİ
OLAY:
Davacı, Kültür ve Turizm Bakanlığı ... olarak görev yapmakta iken 18/08/2018 günlü, 2018/120 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile; 3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin 4. maddesi uyarınca başka bir göreve atanmak üzere bu görevinden alınmıştır. Anılan karar 19/08/2018 günlü, 30514 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanmıştır.
28/08/2018 günlü işlemle Bakanlık ... Başkanlığında görevlendirilen davacı, ... günlü, ... sayılı Personel Hareketleri onayı ile 657 sayılı Kanun’un 76. maddesi ve 3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin 6. maddesinin 2. fıkrası uyarınca Teftiş Kurulu Başkanlığına ... olarak atanmış, aynı işlemle davacının ... Başkanlığındaki geçici görevine devam etmesi uygun görülmüştür.
Davacı, ... görevinden alınmasına ilişkin Cumhurbaşkanı Kararı ile ... olarak atanmasına ilişkin işlemin iptali ile işlem nedeniyle yoksun kaldığı maddi ve özlük haklarının yasal faiziyle birlikte tazminine karar verilmesi istemiyle dava açmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasa'nın 104. maddesinde, üst kademe kamu yöneticilerini atamak, görevlerine son vermek ve bunların atanmalarına ilişkin usul ve esasları Cumhurbaşkanlığı Kararnamesiyle düzenlemek, Cumhurbaşkanının görev ve yetkileri arasında sayılmıştır.
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 76. maddesinde; kurumların görev ve unvan eşitliği gözetmeden kazanılmış hak aylık dereceleriyle memurları bulundukları kadro derecelerine eşit veya 68. maddedeki esaslar dahilinde daha üst kurum içinde aynı veya başka yerlerdeki diğer kadrolara naklen atayabilecekleri hükme bağlanmıştır.
Üst Kademe Kamu Yöneticileri ile Kamu Kurum ve Kuruluşlarında Atama Usûllerine Dair 3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin "Atama usulü" başlıklı 2. maddesinde; "(1) Anayasanın 104 üncü maddesine göre yürütme yetkisinin sahibi olan Cumhurbaşkanı, atamaya yetkili amirlere ait yetkileri haizdir.
(2) Bu Cumhurbaşkanlığı Kararnamesine ekli (I) sayılı cetvelde yer alan kadro, pozisyon ve görevlere Cumhurbaşkanı kararıyla, (II) sayılı cetvelde yer alan kadro, pozisyon ve görevlere Cumhurbaşkanı onayı ile atama yapılır. Bu cetvellerde sayılmayan kadro, pozisyon ve görevlere, ilgili Cumhurbaşkanı yardımcısı, bakan veya atamaya yetkili amirler tarafından atama yapılır. Cumhurbaşkanı yardımcısı ve bakan bu yetkisini alt kademedeki yöneticilere devredebilir." hükmü, "Görev süresi" başlıklı 4. maddesinde; "(1) Bu Cumhurbaşkanlığı Kararnamesine ekli (I) sayılı cetvelde yer alanların görev süresi, atandıkları tarihte görevde bulunan Cumhurbaşkanının görev süresini geçemez. Cumhurbaşkanının görevi sona erdiğinde, bunların görevi de sona erer. Ancak bunlar, yerlerine atama yapılıncaya kadar görevlerine devam eder. Görev süreleri sona erenler, yeniden atanabilir. Bunlar, görev süreleri sona ermeden de Cumhurbaşkanınca görevden alınabilir." hükmü yer almaktadır.
"Bakanlıkların Teftiş Kurulu Başkanları" anılan Kararname'ye ekli (I) sayılı cetvelde yer almaktadır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Davacının Teftiş Kurulu Başkanlığı görevinden alınmasına ilişkin 18/08/2018 günlü, 2018/120 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı yönünden yapılan incelemede;
Anayasa'nın 104. maddesi ile 3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 4. maddesinde, üst kademe yöneticilerini atamak ve görevlerine son vermek konusunda Cumhurbaşkanına takdir yetkisi tanındığı açık olup, bu yetkinin ancak kamu yararı ve hizmet gerekleri göz ardı edilerek kullanıldığının kanıtlanması ya da idari yargı merciince saptanması halinde, sözü edilen bu durumun dava konusu idari işlemin neden ve amaç yönlerinden hukuka aykırılığı nedeniyle iptalini gerektireceği yerleşmiş yargı içtihatlarıyla kabul edilmiş bulunmaktadır.
Somut olayda, Cumhurbaşkanının sahip olduğu takdir yetkisini, kamu yararı ve hizmet gereklerine aykırı kullandığına dair herhangi bir bilgi ve belge bulunmadığı dikkate alındığında, ... kadrosunda görev yapan davacının, takdir yetkisi kapsamında bu görevinden alınmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık görülmemiştir.
Davacının ... olarak atanmasına ilişkin ... günlü, ... sayılı Kültür ve Turizm Bakanlığı işleminin iptali isteminin incelenmesinde;
Davalı Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından dosyaya sunulan 20/12/2022 havale tarihli beyan dilekçesi ile 06/04/2023 havale tarihli savcılık düşüncesine beyan dilekçesinde, davacının … günlü, … sayılı personel hareketleri onayı ile Bakanlık Müşaviri kadrosuna atandığı; 15/08/2020-15/07/2022 tarihleri arasındaki aylıklarının Teftiş Kurulu Başkanı kadrosunun mali hakları üzerinden ödendiği, 15/07/2022 tarihinden sonraki aylıklarının ise Bakanlık Müşaviri kadrosunun mali hakları üzerinden ödenmekte olduğu bildirilmiştir.
Davacının, 375 sayılı KHK hükümlerinin uygulanarak kendisinin Bakanlık Müşaviri olarak atanması gerektiğini ileri sürerek dava açmış olduğu ve yargılama devam ederken Bakanlık Müşaviri kadrosuna atanmış olduğu göz önüne alındığında ... olarak atanmasına ilişkin ... günlü, ... sayılı Kültür ve Turizm Bakanlığı işleminin iptali istemi yönünden konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer bulunmamaktadır.
Davacının, işlem nedeniyle yoksun kaldığı maddi ve özlük haklarının yasal faiziyle birlikte tazminine karar verilmesi isteminin incelenmesinde ise;
Her ne kadar yargılama devam ederken davacının ... olarak atanmış olması nedeniyle ... olarak atanmasına ilişkin işlem yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş ise de; işlem nedeniyle yoksun kaldığı maddi ve özlük haklarının yasal faiziyle birlikte tazminine karar verilmesi isteminin çözüme kavuşturulabilmesi için öncelikle anılan işlemin hukuka uygunluk denetiminin yapılması gerekmektedir.
15/04/2015 günlü, 6639 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 23. maddesi ile 375 sayılı Kanun Kükmünde Kararname'ye eklenen Ek 18. maddede; "22/05/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanunu ile 27/07/1967 tarihli ve 926 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel Kanunu hariç olmak üzere, tabi oldukları personel kanununa bakılmaksızın Başbakanlık, bakanlıklar, bağlı ve ilgili kuruluşlar ile başkan ve üyeleri hariç olmak üzere 10/12/2003 tarihli ve 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanununa ekli (III) sayılı Cetvelde sayılan düzenleyici ve denetleyici kurumlar ve Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunda;
a) Görevden alınan veya görev süreleri sona eren müsteşarlar ile ek göstergesi 7600 ve daha yüksek tespit edilen yönetici kadrolarında bulunanlar Başbakanlık merkez müşaviri kadrolarına, ek göstergesi 7000 olan yönetici kadrolarında bulunanlar Başbakanlık müşaviri kadrolarına,
b) (a) bendinde belirtilenler hariç olmak üzere ek göstergesi 6400 ve daha yüksek tespit edilen yönetici kadrolarında veya pozisyonlarında bulunanlardan Başbakanlık Merkez Teşkilatı ile bağlı ve ilgili kuruluşlarında olanlar görevden alındıklarında veya görev süreleri sona erdiğinde Başbakanlık müşaviri, bakanlık merkez teşkilatları ile bağlı ve ilgili kuruluşlarında olanlar bakanlığın müşavir kadrolarına, düzenleyici ve denetleyici kurumlar ile Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunda olanlar kurumlarının müşavir veya danışman kadro veya pozisyonlarına, (...) atanırlar. Bu şekilde atananlardan bir ay içinde talepte bulunanlar, atamaya yetkili amirler tarafından bu fıkra kapsamında yer alan yönetici kadro veya pozisyonları dışındaki daha önce bulundukları veya öğrenim durumları itibarıyla ihraz etmiş oldukları unvanlara ilişkin kadro veya pozisyonlara bir ay içinde atanırlar.
Birinci fıkra kapsamında atananlar ile anılan fıkranın son cümlesi uyarınca talep üzerine yapılacak atamalar için uygun boş kadro veya pozisyon bulunmaması hâlinde, bunlar için başka bir işleme gerek kalmaksızın, söz konusu kadro veya pozisyonlar ihdas edilmiş ve kurumların kadro veya pozisyon cetvellerinin ilgili bölümlerine eklenmiş sayılır. Bu şekilde ihdas edilmiş sayılan kadro ve pozisyonlar boşalması hâlinde, herhangi bir işleme gerek kalmaksızın iptal edilmiş sayılır. Anılan kadro ve pozisyonlara atananlar, atamaya yetkili amirleri tarafından belirlenen birimlerde istihdam edilir.
Birinci fıkra hükmü kapsamında atananlardan birinci fıkra kapsamında yer alan yönetici kadro veya pozisyonlarında kesintisiz olarak en az iki yıl fiilen görev yapmış olanların mali hakları, atandıkları söz konusu kadro veya pozisyonlarda bulunmaları kaydıyla, atandıkları tarihi takip eden ay başından itibaren ikinci yılın sonuna kadar fiili çalışmaya bağlı ödemeler hariç, önceki görevine ait ödeme unsurları esas alınarak verilmeye devam edilir.
Bu madde hükümleri hâkim ve savcılar, Dışişleri meslek memurları, mülki idare amirliği hizmetleri sınıfı, millî istihbarat hizmetleri sınıfı ve emniyet hizmetleri sınıfı kapsamına giren ve yönetici kadrolarında bulunanlar, 27/9/1984 tarihli ve 3046 sayılı Kanunun 21/A maddesi kapsamında bulunanlar, atanma şartlarını kaybetme, ceza kovuşturması veya disiplin soruşturması sonucunda görevden alınanlar ile mevzuatı uyarınca görevde yükselme sınavıyla atanılabilecek kadro veya pozisyonlardan ek göstergesi 3000 (dâhil) ve daha düşük tespit edilenlerde bulunanlar hakkında uygulanmaz.
Diğer kanunların bu maddeye aykırı hükümleri uygulanmaz. (...)" hükmü yer almaktadır.
09/07/2018 günlü, 30473 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren 703 sayılı Anayasada Yapılan Değişikliklere Uyum Sağlanması Amacıyla Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin 177. maddesi ile 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Ek 18. maddesi yürürlükten kaldırılmıştır.
703 sayılı KHK'nin "Geçiş Hükümleri" başlıklı Geçici 1. maddesinde; "...
(4) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte bakanlık veya diğer kamu kurum ve kuruluşlarında yönetici kadro ve pozisyonlarında bulunup 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin mülga ek 18 inci maddesi hükümleri kapsamında olanlardan yukarıdaki fıkrada yer almayanlar, görevden alındıkları takdirde anılan madde hükümlerine göre işleme tabi tutulur.
...
(15) Bu madde hükümlerine göre atanmış sayılan veya atananlar ile yeni kurulan birimler için uygun boş kadro veya pozisyon bulunmaması halinde, söz konusu kadro veya pozisyonlar başka bir işleme gerek kalmaksızın ihdas edilmiş sayılır. Bu madde kapsamında yer alan bakanlıklar ile kamu kurum ve kuruluşları adına vizeli boş sözleşmeli personel pozisyonları, başka bir işleme gerek kalmaksızın ilgili bakanlık adına vize edilmiş sayılır. ..." hükümleri yer almaktadır.
17/01/2020 günlü, 31011 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 56 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinde Değişiklik Yapılmasına Dair Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin Geçici 1. maddesinde ise; "Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığında; Karayolu Düzenleme Genel Müdürü ile Tehlikeli Mal ve Kombine Taşımacılık Düzenleme Genel Müdürü kadrolarında bulunanlar ile kaldırılan birimlerin Genel Müdür Yardımcısı kadrolarında bulunanların görevleri başkaca bir işleme gerek kalmaksızın sona erer. Bunlar hakkında 3 sayılı Üst Kademe Kamu Yöneticileri ile Kamu Kurum ve Kuruluşlarında Atama Usüllerine Dair Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 6 ncı maddesi hükümlerine göre işlem tesis edilir. 2/7/2018 tarihli ve 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin geçici 1 inci maddesinin dördüncü fıkrası hükümleri saklıdır..." kuralına yer verilmiştir.
Dava dosyasının incelenmesinden; davacının, 06/04/2015 tarihinde atandığı Kültür ve Turizm Bakanlığı ... görevini yürütmekte iken, 3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 4. maddesi gereğince 18/08/2018 günlü, 2018/120 sayılı Cumhurbaşkanı kararı ile başka bir göreve atanmak üzere bu görevinden alındığı, akabinde ... günlü, ... sayılı işlem ile ... olarak atandığı, anılan işlemlerin iptali ile işlem nedeniyle yoksun kaldığı maddi ve özlük haklarının yasal faiziyle birlikte tazminine karar verilmesi istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Bu kapsamda dava dosyasındaki bilgi ve belgeler ile yukarıda hükmüne yer verilen mevzuat hükümleri birlikte değerlendirildiğinde; 56 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinde Değişiklik Yapılmasına Dair Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin Geçici 1. maddesinde, üst kademe kamu yöneticilik görevleri sona erenler hakkında 3 sayılı Üst Kademe Kamu Yöneticileri ile Kamu Kurum ve Kuruluşlarında Atama Usullerine Dair Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 6. maddesi hükümlerine göre işlem tesis edileceği ve 02/07/2018 günlü, 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Geçici 1. maddesinin 4. fıkrası hükümlerinin saklı olduğu öngörülmüştür. 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 177. maddesi ile 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Ek 18. maddesi yürürlükten kaldırılmış, yine 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin "Geçiş Hükümleri" başlıklı Geçici 1. maddesinin 3. fıkrasında, sayma yolu ile bazı Bakanlıkların kadrolarında ve görevlerinde bulunan üst kademe yöneticilerinin görevlerinin başka hiçbir işleme gerek kalmaksızın bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte sona ereceği düzenlenmiş, bunlar hakkında, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla görev yapmakta oldukları birimlerin ve/veya bu birimlere verilmiş olan görevlerin ilgili Cumhurbaşkanlığı kararnamesi hükümlerine göre bünyesinde düzenlendiği bakanlığın veya diğer kamu kurum ve kuruluşunun ilgili kadrolarına ve pozisyonlarına 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Mülga Ek 18. maddesi hükümlerine göre atanacaklarına ve haklarında anılan madde hükümlerine göre işlem tesis edileceğine yer verilmiştir. Öte yandan Geçici 1. maddenin 4. fıkrasında; Geçici 1. maddenin yürürlüğe girdiği 09/07/2018 tarihinde bakanlık veya diğer kamu kurum ve kuruluşlarında yönetici kadro ve pozisyonlarında bulunup 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin mülga Ek 18. maddesi hükümleri kapsamında olanlardan yukarıdaki 3. fıkrada sayılmayanların, görevden alındıkları takdirde yine (anılan madde) Mülga Ek 18. madde hükümlerine göre işleme tabi tutulacağı düzenlenmiş, yani Geçici 1. maddenin 3. fıkrasında üst kademe yöneticilerinin görevleri sona erdikten sonra nasıl atanacaklarına ilişkin düzenlemenin yanında, 3. fıkrada sayılmayan üst kademe yöneticilerinin de, görevden alınmaları durumunda hangi kadro ve pozisyonlara atanacaklarının yine 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin mülga Ek 18. maddesi kapsamında yapılacağı belirtilmiştir.
Başka bir ifade ile; görevleri doğrudan 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile sona erenler hakkında mevcut ek göstergeleri üzerinden 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Mülga Ek 18. maddesine göre işlem yapılacağı, 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 4. fıkrasının incelenmesinden ise, 3. fıkrada kadro ve görevleri belirtilerek sayılan kadrolar arasında yer almamakla birlikte yönetici kadrosunda bulunması sebebiyle 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Mülga Ek 18. maddesi kapsamında bulunanlar için yine mülga Ek 18. maddeye göre işlem tesis edileceği görülmektedir.
Olayda; davacının 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Geçici 1. maddesinin 3. fıkrasında sayılan ve bu maddenin yürürlüğe girdiği 09/07/2018 tarihi itibarıyla görevleri sona eren üst kademe yöneticileri arasında bulunmadığı, bu nedenle 09/07/2018 tarihinden sonra 18/08/2018 tarihinde görevden alınan davacının, Geçici 1. maddenin 4. fıkrası uyarınca 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Mülga Ek 18. maddesi kapsamında atanacağı kadro ve pozisyonun belirleneceği anlaşılmakta olup; bu çerçevede Ek 18. maddeye bakıldığında; davacının 6400 ek göstergeli Teftiş Kurulu Başkanlığı görevinde bulunduğu ve başka bir göreve atanmak üzere bu görevinden alındığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda; davacının, 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Geçici 1. maddesinin 3. fıkrasında sayılan üst kademe kamu yöneticileri arasında yer almadığı, Teftiş Kurulu Başkanlığı görevinin bahse konu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra sona erdiği, anılan Kararname'nin Geçici 1. maddesinin 4. fıkrası uyarınca hakkında 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Ek 18. maddesinin uygulanması gerektiği, diğer bir ifade ile Teftiş Kurulu Başkanlığı görevi sona eren davacının Ek 18. maddenin 1. fıkrasının "b" bendi hükmü doğrultusunda Bakanlığın müşavir kadrosuna atanması gerektiği sonucuna ulaşılmakta olup, bunun aksine başmüfettiş olarak atanmasına ilişkin işlemde hukuka uygunluk bulunmamaktadır.
Anayasa'nın 125. maddesinin son fıkrasında öngörülen "İdare kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür." kuralı uyarınca; davacının müşavir olarak atanması gerekmekte iken başmüfettiş olarak atanması nedeniyle başmüfettişlik ile müşavirlik kadrosu arasında oluşan, yoksun kaldığı parasal hakların yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesi gerekmektedir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davanın; davacının, Kültür ve Turizm Bakanlığı ... olarak görev yapmakta iken 3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 4. maddesi uyarınca bu görevden alınmasına ilişkin 18/08/2018 günlü, 2018/120 sayılı Cumhurbaşkanı Kararının iptali istemine ilişkin kısmının REDDİNE,
2. Davacının, ... olarak atanmasına ilişkin … günlü, … sayılı Kültür ve Turizm Bakanlığı işleminin iptali istemi yönünden KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, dava konusu işlem nedeniyle yoksun kaldığı maddi ve özlük haklarının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacıya ÖDENMESİNE,
3. Aşağıda dökümü yapılan ve davacı tarafından yatırılan … TL yargılama giderinin haklılık oranına göre yarısı olan …-TL'lik kısmının davacı üzerinde bırakılmasına, diğer yarısı olan …-TL'nin davalı idarelerden alınarak davacıya verilmesine, artan posta ücretinin kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,
4. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre duruşmalı işler için belirlenen …-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı İdarelere verilmesine, (davacı vekili duruşmaya katılmadığından) …-TL vekalet ücretinin davalı İdarelerden alınarak davacıya verilmesine,
5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 24/05/2023 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY:
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 76. maddesinde; kurumların görev ve unvan eşitliği gözetmeden kazanılmış hak aylık dereceleriyle memurları bulundukları kadro derecelerine eşit veya 68. maddedeki esaslar dahilinde daha üst kurum içinde aynı veya başka yerlerdeki diğer kadrolara naklen atayabilecekleri hükme bağlanmış; aynı Kanun'un 3. maddesinde ise; "Sınıflandırma", "Kariyer" ve "Liyakat" ilkeleri bu kanunun temel ilkeleri olarak belirlenmiş; kariyer ilkesi, Devlet memurlarına yaptıkları hizmetler için lüzumlu bilgilere ve yetişme şartlarına uygun şekilde, sınıfları içinde en yüksek derecelere kadar ilerleme imkanı sağlamak; liyakat ilkesi ise, Devlet kamu hizmetleri görevlerine girmeyi, sınıflar içinde ilerleme ve yükselmeyi, görevin sona erdirilmesini liyakat sistemine dayandırmak ve bu sistemin eşit imkanlarla uygulanmasında Devlet memurlarını güvenliğe sahip kılmak olarak tanımlanmıştır.
Anılan hükümlerde açıkça görüldüğü üzere, yasa koyucu, Devlet memurluğunu bir meslek olarak kabul etmekte ve bunlara, sınıfları içinde en yüksek derecelere kadar ilerleme imkanı sağlanmasını, sınıflar içinde ilerleme ve yükselme işlemlerinin liyakat sistemine dayandırılmasını öngörmektedir. Bu iki ilkenin temelinde, objektif kurallar çerçevesinde işin ehline verilmesi ve hak etme kavramı yatmakta olup, kamu hizmetlerinin etkin ve verimli bir şekilde gerçekleştirilmesinin tek güvencesinin de, hizmetin yetişmiş, ehil kamu görevlilerince yerine getirilmesinden geçeceği tabiidir.
Kamu görevlilerinin hak, ödev ve sorumluluklarını belirleyen kurallardan oluşan memurluk statüsü, yasalarla düzenlenmiş ve bu düzenleniş; statü hukuku olarak adlandırılan bir hukuk alanının oluşmasına yol açmıştır. Bu alan, kendine özgü hukuksal argümanları yaratmıştır. Bu argümanlara; kariyer ve liyakat ilkeleri ve atama tasarrufunda takdir yetkisinin kamu yararı ve hizmet gerekleri ile sınırlı biçimde kullanımının gerekliliği gibi kavramlar örnek olarak verilebilir.
Somut uyuşmazlıkta, dava konusu ... günlü, ... sayılı Kültür ve Turizm Bakanlığı işleminde dayanak ve gerekçe olarak 3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 6. maddesinin 2. fıkrası ile 657 sayılı Kanun'un 76. maddesinin gösterildiği; davalı idarelerin savunma dilekçeleri incelendiğinde ise 09/07/2018 tarihinde yürürlüğe giren Anayasa değişiklikleri ile Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemine geçilerek yönetim ve hukuk sisteminde önemli değişiklikler yapıldığı, bu kapsamda Anayasa'nın 104. maddesi ile üst düzey kamu yöneticilerini atama ve görevlerine son verme noktasında Cumhurbaşkanına anayasal yetki tanındığı, 3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'ne ekli (I) sayılı cetvelde yer alan unvanlarda görev yapan kişilerin görevden alınmasına ilişkin olarak Cumhurbaşkanının takdir yetkisine sahip olduğu hususlarına değinilmiş ve ... kadrosunun davacı için kazanılmış hak teşkil etmeyeceği iddia edilmiştir. Her ne kadar dosyanın tekemmülünden sonra davalı Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından dosyaya sunulan beyan dilekçelerinde davacının ... olarak görev yaptığı döneme ilişkin çeşitli iddiaların yer aldığı bilgi notuna istinaden Bakanlık Makamının 15/12/2022 tarihli onayı ile davacı hakkında inceleme ve soruşturma yapılmasının uygun bulunduğu bildirilmiş ise de anılan soruşturmanın dava konusu işlem tarihinden çok sonra başlatılmış olması nedeniyle bu iddialara itibar edilmesi olanaklı değildir. Kaldı ki yapılan soruşturma sonucunda davacının soruşturmaya konu fiili yönünden iki yıllık disiplin cezası verme zamanaşımına süresi dolduğundan disiplin yönünden yapılacak bir işlem bulunmadığına ve ceza yargılaması yönünden de öninceleme/inceleme yapılmamasına karar verildiği dosya kapsamından anlaşılmaktadır.
Öncelikle şu hususun önemle vurgulanması gerekmektedir:
Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sisteminin uygulamaya konulmasının ardından getirilen düzenlemeler ile önceki düzenlemelerden farklı olarak, 3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'ne ekli (I) sayılı cetvelde yer alan unvanlarda görev yapan kişilerin görev süreleri, Cumhurbaşkanının görev süresi ile sınırlandırılmış; ancak, bu kişiler hakkında görev süresi içinde yapılacak tasarruflara ilişkin olarak, farklı bir yargısal denetim yapılmasını gerektiren yasal bir değişiklik yapılmamıştır.
3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'ne ekli (I) sayılı cetvelde yer alan unvanlarda görev yapan kişilerin atanmaları ve görevden alınmalarında Cumhurbaşkanının tek başına takdir yetkisine sahip olduğu hususunda tereddüt bulunmamaktadır. Ancak, Cumhurbaşkanının sahip olduğu bu yetki mutlak ve sınırsız nitelikte olmayıp, kamu yararı ve hizmet gerekleri ile sınırlıdır ve bu açılardan idari yargı denetimine tabidir. Aksine bir yorum, Cumhurbaşkanınca tesis edilen bu tür işlemlerin yargı denetiminin dışında bırakılması sonucunu doğuracak olup, bunun da, aksi Anayasa'da düzenlenmediği sürece, bir hukuk devletinde kabulü mümkün değildir.
Bu itibarla, idari yargı denetimine tabi tutulacağı hususunda kuşku bulunmayan dava konusu işlemin hukuki denetimine geçilmiştir.
İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesi uyarınca bir idari işlemin, dava konusu edilmesi halinde işlemin diğer unsurları yanında sebep unsuru yönünden de yargı merciince hukuka uygunluk denetimine tabi tutulacağı açıktır.
Sebep unsuru, idari işlemin yapılmasını gerektiren, idareyi işlem tesis etmeye sevk eden maddi veya hukuki durumlardır. İdare hukukunda sebepsiz idari işlem olamaz. İdarenin tüm işlemleri, idari faaliyetlerin nihai amacı olan kamu yararını gerçekleştirmeye yönelen bir sebebe dayanmalıdır.
Bu anlamda, hakkında idari işlem tesis edilenlerce hukuka aykırılık iddialarının etkin bir biçimde ileri sürülebilmesi ve yargı mercii tarafından idari işlemin hukuki denetiminin gerçekleştirilebilmesi için idarece, tesis edilen işlemin maddi ve hukuki sebeplerinin açıkça ortaya konulması gerekmektedir.
Öte yandan, "idarenin sahip olduğu takdir yetkisi" bir idari işlemin sebebi olamaz. Takdir yetkisi; diğer unsurları ile birlikte sebep unsuruna da sahip bir işlemin tesis edilip edilmeyeceği noktasında idareye tercih hakkı tanıyan yetkidir. Kısacası, idarenin takdir yetkisinden söz edilmeden önce, idarenin "bu yetkiyi kullanmasının sebebi" açıklanmalıdır.
Somut uyuşmazlıkta; davacının, geçmiş hizmetleri değerlendirildiğinde, kariyer ve liyakat ilkelerine uygun olarak ... olarak atandığı görülmekte olup; bu görevinden alınmasını gerektirecek şekilde hizmeti aksattığı veya başarısız olduğu ya da görevde kalmasında hizmetin yürütülmesi açısından sakınca olduğu yönünde hukuken geçerli somut bilgi ve belgeye dayanılmaksızın tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uyarlık görülmemiştir.
Bu itibarla; davacının, Kültür ve Turizm Bakanlığı ... olarak görev yapmakta iken 3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 4. maddesi uyarınca bu görevden alınmasına ilişkin 18/08/2018 günlü, 2018/120 sayılı Cumhurbaşkanı Kararının ve hukuka uygun bulunmayan işbu karara dayanılarak davacının ... olarak atanmasına ilişkin … günlü, … sayılı Kültür ve Turizm Bakanlığı işleminin iptaline, işlemler nedeniyle yoksun kaldığı maddi ve özlük haklarının yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine karar verilmesi gerektiği oyuyla aksi yönde oluşan Daire kararına katılmıyorum.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.