Danıştay13. Daireİdare Hukuku · ön sınıflandırma
Danıştay 13. Daire E.2025/980 K.2025/4061
T.C. DANIŞTAY
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No:2025/980
Karar No:2025/4061
TEMYİZ EDENLER: 1- (DAVACI) ...
VEKİLİ: Av. ...
2- (DAVALI): ... Defterdarlığı
VEKİLİ: Av. ...
İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Davacı adına, bir dönem kanuni temsilcisi olduğu ... Petrolcülük A.Ş. (...) hakkında Enerji Piyasası Düzenleme Kurulunca (Kurul) 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu'nun 19. maddesi uyarınca verilen idari para cezalarının tahsili amacıyla kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen ... tarihli, 2.440.673,00-TL tutarlı ve ... ana takip dosya numaralı ödeme emrinin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; vadesinde ödenmeyen tüzel kişilere ait kamu alacağından, söz konusu borcun doğduğu veya ödenmesi gerektiği tarihlerdeki kanuni temsilcilerin, kanuni temsilcilikten kaynaklı ödevlerini usulüne uygun şekilde yerine getirmemelerinden dolayı şahsi malvarlıklarıyla asıl borçlu tüzel kişiyle birlikte sorumlu oldukları, dava konusu ödeme emri içeriği kamu alacaklarına ilişkin olarak asıl borçlu şirkete usulüne uygun olarak idari para cezalarının ve sonrasında da ödeme emirlerinin tebliğ edildiği, asıl borçlu nezdinde yapılan mal varlığı araştırması sonucunda kamu alacağını karşılayacak menkul ve gayrimenkule rastlanılmadığı, alacağın asıl borçludan tahsil edilemeyeceğinin ortaya konulduğu, davacının, 10/04/2015 ile 26/06/2018 ve 25/07/2019 ile 10/03/2023 tarihleri arasında asıl borçlu şirketin kanuni temsilcisi olduğu, dava konusu ödeme emrinin 3. sırasında yer alan ... nolu kamu alacağının, asıl borçlu şirketin bayisinde 17/01/2018 tarihinde yapılan denetimde tespit edilen hususlara dayalı olduğu, denetim tarihi itibarıyla davacının asıl borçlu şirketin kanuni temsilcisi olduğu, ödeme emrinin 1. sırasında yer alan ... nolu kamu alacağının ise asıl borçlu şirketin bayisinde 16/07/2018 tarihinde yapılan denetimdeki tespitlere dayandığı, davacının belirtilen denetim tarihinde şirketin kanuni temsilcisi olmadığı, dolayısıyla söz konusu kamu alacağı yönünden davacının kanuni temsilci olarak bir sorumluluğunun bulunmadığı, buna göre dava konusu ödeme emrinin; 1. sırada yer alan ... nolu kamu alacağına ilişkin kısmında hukuka uygunluk, 3. sırada yer alan ... nolu kamu alacağına ilişkin kısmında ise hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Öte yandan, davacı tarafından, ödeme emri içeriği idari para cezasının asıl borçlu şirket tarafından 7440 sayılı Kanun kapsamında yapılandırıldığı, bu durumun yeni bir borç ilişkisi doğurduğu, yapılandırmanın ihlal edilmesi halinde artık yeni kanuni temsilcinin sorumluluğuna gidilebileceği, yapılandırmaya konu borçtan sorumluluğunun bulunmadığı ileri sürülmekte ise de, 7440 sayılı Kanunda, kamu alacaklarının yapılandırılmasının borç doğuran bir işlem olmadığı, mevcut kesinleşmiş kamu alacağının, borçlusunun talebi üzerine, bir kısım ferilerinin tahsilinden vazgeçilip taksitlendirilerek yeni bir vadeye bağlamaktan ibaret olduğu, yapılandırmanın, kanuni temsilcilikten kaynaklı ödevlerini usulüne uygun şekilde yerine getirmeyerek borcun doğumuna ve süresinde ödenmemesine neden olan kanuni temsilcilerin sorumluluğunu kaldırmadığı, nitekim, 7440 sayılı Kanun'un 9. maddesinin 8. fıkrasında, Kanun kapsamında yapılandırıldığı halde bu Kanunda öngörülen süre ve şekilde ödenmeyen alacakların yapılandırma öncesi türü ve vadesi dikkate alınarak takip işlemlerinin ilgili mevzuat kapsamında yapılacağı ve bu Kanunun yayımı tarihinden önce başlamış olan takip işlemlerinin geçerliliğini koruyacağı hükmüne yer verildiği, dolayısıyla, yapılandırma ile ortaya çıkan hukuki durumun 6183 sayılı Kanun'un mükerrer 35. maddesinden doğan sorumluluğu ortadan kaldırmadığı anlaşıldığından, davacının bu iddiasına itibar edilmediği belirtilmiştir.
Belirtilen gerekçelerle dava konusu ödeme emrinin; 1. sırada yer alan idari para cezası yönünden iptaline, 3. sırada yer alan idari para cezası yönünden ise davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; istinaf başvurularına konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve taraflarca ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurularının reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI: Davacı tarafından, davaya konu idari para cezalarının asıl borçlu şirket tarafından 7440 sayılı Kanun kapsamında 2023 yılında yapılandırıldığı, yapılandırma kapsamına alınan alacakların hukuki durumunun değişerek yeni bir borç ilişkisinin doğduğu, bu alacaklar için dava yolundan vazgeçildiği, yeniden ödeme planı ve vade belirlendiği, yapılandırılan bu alacakların ödenmemesi halinde alacağın öncelikle asıl borçlu şirketten tahsili yoluna gidilmesi, şirketten tahsil edilememesi halinde ise yapılandırma aşamasında başvuruda bulunan kanuni temsilciden tahsil edilmesi gerektiği, söz konusu alacakların yapılandırma aşamasında şirketle ilgisi bulunmayan kanuni temsilciden tahsili yoluna gidilemeyeceği, dava konusu ödeme emrinin 3. sırasında yer alan idari para cezasına ilişkin Kurul kararı tarihinde şirketin kanuni temsilcisi olmadığı, ödeme emrine konu kamu alacağının asıl borçlu şirketten tahsilinin mümkün olduğu, davalı idarece asıl borçlu şirketin alacaklı olduğu bir çok icra dosyasına haciz uygulanmadığı, kamu alacağının şirketten tahsil edilemeyeceğinin ortaya konulmadığı ileri sürülmektedir.
Davalı idare tarafından, dava konusu ödeme emri içeriği idari para cezalarının öncelikle asıl borçlu şirketten tahsili amacıyla ödeme emirleri düzenlenerek tebliğ edildiği, bu aşamada asıl borçlu şirket tarafından idari para cezalarının 7440 sayılı Kanun kapsamında yapılandırıldığı, ancak taksitlerin süresinde ödenmemesi üzerine yapılandırmanın iptal edildiği, 7440 sayılı Kanun'un 9. maddesinin 8. fıkrasında, yapılandırmanın iptali halinde Kanun'un yayımı tarihinden önce başlamış olan takip işlemlerinin geçerliliğini koruyarak kaldığı yerden devam edeceğinin düzenlendiği, asıl borçlu şirketin vadesi geçmiş yaklaşık 20 milyon TL borcu bulunduğu, şirket adına kayıtlı kasko değeri yaklaşık 305.000,00-TL olan araca 2021, 2022 ve 2023 yıllarında haciz şerhi uygulandığı, yapılan mal varlığı araştırması sonucunda şirketin kamu borcunu karşılayacak derecede herhangi bir hak ve alacağı ile malvarlığının bulunmadığının tespit edildiği, asıl borçlu şirketten tahsil edilemeyeceği anlaşılan kamu alacağının, ilgili dönemde şirketin kanuni temsilcisi olan davacıdan tahsili amacıyla düzenlenen ödeme emrinde hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülmektedir.
TARAFLARIN SAVUNMASI: Taraflarca savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ: Davalı idarenin temyiz isteminin kabulü, davacının temyiz isteminin reddi ile Bölge İdare Mahkemesi kararının kısmen onanması, kısmen bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE
GEREKÇE:
ESAS YÖNÜNDEN:
MADDİ
OLAY:
Dağıtıcı lisansı kapsamında faaliyet gösteren ...'e, bayilerinin otomasyon sisteminin sağlıklı çalışmasına ilişkin bir kısım yükümlülüklerini yerine getirmediğinden bahisle, 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu'nun 19. maddesi uyarınca ... tarih ve ... sayılı ile ... tarih ve ... sayılı Kurul kararlarıyla verilen idari para cezalarının asıl borçlu ...'den tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması üzerine, kanuni temsilci sıfatıyla davacıdan tahsiline yönelik olarak düzenlenen ... tarih ve ... ana takip dosya numaralı ödeme emrinin iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu'nun, 28/02/2019 tarih ve 30700 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 7164 sayılı Kanun'un 32. maddesiyle değişik 19. maddesinin dördüncü fıkrasında, "Bu Kanun kapsamında verilen idari para cezaları tebliğ tarihinden itibaren bir ay içinde ödenir. Süresinde ödenmeyen idari para cezaları, 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümleri gereğince tahsil edilmek üzere ilgili vergi dairesine gönderilir.", beşinci fıkrasında, "Bu Kanun kapsamında verilen idari para cezalarına karşı yargı yoluna başvurulması, ilgili vergi dairesine idari para cezasına ilişkin banka teminat mektubu verilmesi durumu hariç tahsil işlemlerini durdurmaz.(...)" kurallarına yer verilmiştir.
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un mükerrer 35. maddesinin birinci fıkrasında, "Tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin mal varlığından tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacakları, kanuni temsilcilerin ve tüzel kişiliği olmayan teşekkülü idare edenlerin şahsi mal varlıklarından bu Kanun hükümlerine göre tahsil edilir.
", 54. maddesinin birinci fıkrasında, "Ödeme müddeti içinde ödenmeyen amme alacağı tahsil dairesince cebren tahsil olunur. (...)"; 55. maddesinin birinci fıkrasında, "Amme alacağını vadesinde ödemiyenlere, 15 gün içinde borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları lüzumu bir 'ödeme emri' ile tebliğ olunur."; 58. maddesinin birinci fıkrasında, "Kendisine ödeme emri tebliğ olunan şahıs, böyle bir borcu olmadığı veya kısmen ödediği veya zamanaşımına uğradığı hakkında tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde alacaklı tahsil dairesine ait itiraz işlerine bakan vergi itiraz komisyonu nezdinde itirazda bulunabilir. (...)" kuralları yer almıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
1) Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının, dava konusu ödeme emrinin 3. sırasında yer alan ... nolu kamu alacağına ilişkin kısmı yönünden davanın reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararına yönelik davacının istinaf başvurusunun reddine ilişkin kısmında hukuki isabetsizlik bulunmamaktadır.
2) Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının, dava konusu ödeme emrinin 1.sırasında yer alan ... nolu kamu alacağına ilişkin kısmının iptali yolundaki İdare Mahkemesi kararına yönelik davalı idarenin istinaf başvurusunun reddine ilişkin kısmı incelendiğinde;
Hukuk düzenince tüzel kişilik vasfı tanınan ticari şirketlerin hukuki iş ve işlemleri, bunlar adına bunların yönetim ve idaresinden sorumlu gerçek kişiler tarafından yapılır. Şirketin kanuni temsilcisi sayılan bu gerçek kişiler; temsil ettikleri tüzel kişiliğin hukuki işlemlerini yürütmek, personelini ve mal varlığını idare etmek, yatırım ve faaliyetlerinin yönünü tayin etmek, iktisadi ve mali durumunun gerektirdiği tedbirleri almak gibi imkan ve kudreti haizdirler. Bununla bağlantılı olarak, şirketin kamusal ödevlerini ifa etmek ve kamuya olan borçlarını kanuni süreleri içinde ödemek de kanuni temsilcinin temel ödevleri arasındadır. Kanuni temsilci, doğan kamu alacağının ödenmesini temin edebilecek en etkin konumdaki kişidir. Bu nedenle, ticari şirketleri yöneten, şirketi temsilen iş ve işlemler yapan kanuni temsilcilerin şirketten tahsil imkânı bulunamayan kamu alacaklarından müteselsil sorumluluk esasına göre sorumlu tutulmaları gerekmektedir.
6183 sayılı Kanun'un mükerrer 35. maddesinde öngörülen sorumluluk hali kusursuz sorumluluktur. Yani mükerrer 35. madde kapsamında sorumlu tutulacak olan kanuni temsilci kusursuzluğunu ispatlayarak sorumluluktan kurtulamayacaktır. Kamu alacağının doğduğu ya da ödenmesi gerektiği zamanda kanuni temsilci olarak görev yapması, kanuni temsilcinin amme alacağından sorumlu tutulması için yeterlidir. Dolayısıyla fiil tarihinde görevde olmayıp daha sonra yöneticilik görevinde bulunan ve amme alacağı tahsil edilebilir aşamaya geldiğinde bu görevi devam eden kanuni temsilcinin sorumluluğuna gidilebilecektir.
Dosyanın incelenmesinden, dava konusu ödeme emrinin 1. sırasında yer alan ... nolu kamu alacağının dayanağının, ...'in bayisinde 16/07/2018 tarihinde yapılan tespite dayanılarak ... tarih ve ... sayılı Kurul kararıyla verilen 1.220.624,00-TL idari para cezası olduğu, idari para cezasının tebliği üzerine Türkish Oil tarafından anılan Kurul kararının iptali istemiyle dava açıldığı, 5015 sayılı Kanun'un 19. maddesinin 5. fıkrası uyarınca, idari para cezasına karşı yargı yoluna başvurulmasının, tahsil işlemlerini durdurmadığı, bununla birlikte, anılan Kurul kararının iptali istemiyle açılan davada ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla davanın reddine karar verildiği, bu karara karşı yapılan istinaf başvurusunun ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla reddedildiği, temyiz aşamasında, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunca, ...'in 7440 sayılı Kanun'dan yararlanmak amacıyla davadan feragat ettiğini bildirmesi üzerine, Dairemizin 21/06/2023 tarih ve E:2021/279, K:2023/3208 sayılı kararıyla, Mahkemece davadan feragat talebi değerlendirilerek ek bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesine karar verildiği;
Söz konusu idari para cezasının tahsili amacıyla ... adına düzenlenen ... tarih ve ... ana takip numaralı ödeme emrinin şirkete 10/07/2019 tarihinde elektronik ortamda tebiğ edildiği, ödeme emrinin iptali istemiyle açılan davada, ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla davanın reddine karar verildiği, istinaf başvurusunun ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla reddedildiği, temyiz aşamasında Dairemizin 20/11/2024 tarih ve E:2022/2217, K:2024/4923 sayılı kararıyla; ödeme emrinin dayanağı idari para cezasının iptali istemiyle açılan davada, davacının 7440 sayılı Kanun'dan yararlanmak üzere davadan feragat etmesi nedeniyle feragat hakkında ek karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesine karar verildiği anlaşıldığından, aynı idari para cezasının tahsili amacıyla düzenlenen dava konusu ödeme emrine ilişkin uyuşmazlığın konusunun ortadan kalktığı sonucuna varılarak konusu kalmayan istem hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği görülmektedir.
... tarafından söz konusu idari para cezası 7440 sayılı Kanun kapsamında yapılandırılmışsa da, taksitlerin süresinde ödenmemesi üzerine yapılandırmanın iptal edildiği davalı idarece bildirilmiştir.
... A.Ş.'ye ait Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi ilanlarına bakıldığında, 23/05/2013 tarih ve 8326 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde, 17/05/2013 tarihli Genel Kurul kararıyla, davacının 3 yıl süreyle görev yapmak üzere yönetim kurulu başkanlığına seçilerek şirketi her konuda münferiden temsil ve ilzama yetkili kılındığına; 07/10/2013 tarih ve 8420 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde yine şirketi her konuda temsil ve ilzama yetkili yönetim kurulu başkanı seçildiğine; 14/08/2014 tarih ve 8631 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ise davacının yönetim kurulu başkanı olarak temsil yetkisinin sona erdiğine dair ilanların yer aldığı, 16/04/2015 tarih ve 8802 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde yer alan ilana göre davacının 07/04/2015 tarihli Genel Kurul kararıyla münferiden temsil ve ilzama yetkili yönetim kurulu başkanı seçildiği, 03/07/2018 tarih ve 9612 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde yer alan ilana göre 26/06/2018 tarihinden itibaren davacının yönetim kurulu başkanlığının ve temsil yetkisinin sona erdiği, 31/07/2019 tarih ve 9880 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde yer alan ilana göre davacının münferiden temsile yetkili yönetim kurulu üyesi olarak seçildiğinin 25/07/2019 tarihinde tescil edildiği, 10/03/2023 tarih ve 10787 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde yer alan ilana göre bu tarihten itibaren kanuni temsilciğinin sona erdiği anlaşılmaktadır.
Buna göre, davacı idari para cezasına konu fiil tarihinde kanuni temsilci değil ise de, 25/07/2019 ila 10/03/2023 tarihleri arasında şirketin kanuni temsilcisi olduğu hususu dikkate alındığında; idari para cezasının tahsil edilebilir aşamada olduğu dönemde kanuni temsilci sıfatının bulunduğu anlaşıldığından söz konusu borcun ödenmesinden 6183 sayılı Kanun'un mükerrer 35. maddesi uyarınca sorumlu olduğu sonucuna varılmıştır.
Bu itibarla, temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının, dava konusu ödeme emrinin 1. sırasında yer alan ... nolu kamu alacağı yönünden iptaline ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik davalı idarenin istinaf isteminin reddine dair kısmında hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine;
2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, davacının istinaf başvurusunun reddine ilişkin kısmının ONANMASINA;
3. Davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne,
4. Temyize konu kararın, davalının istinaf başvurusunun reddine yönelik kısmının BOZULMASINA;
5. Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 22/12/2025 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No:2025/980
Karar No:2025/4061
TEMYİZ EDENLER: 1- (DAVACI) ...
VEKİLİ: Av. ...
2- (DAVALI): ... Defterdarlığı
VEKİLİ: Av. ...
İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Davacı adına, bir dönem kanuni temsilcisi olduğu ... Petrolcülük A.Ş. (...) hakkında Enerji Piyasası Düzenleme Kurulunca (Kurul) 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu'nun 19. maddesi uyarınca verilen idari para cezalarının tahsili amacıyla kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen ... tarihli, 2.440.673,00-TL tutarlı ve ... ana takip dosya numaralı ödeme emrinin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; vadesinde ödenmeyen tüzel kişilere ait kamu alacağından, söz konusu borcun doğduğu veya ödenmesi gerektiği tarihlerdeki kanuni temsilcilerin, kanuni temsilcilikten kaynaklı ödevlerini usulüne uygun şekilde yerine getirmemelerinden dolayı şahsi malvarlıklarıyla asıl borçlu tüzel kişiyle birlikte sorumlu oldukları, dava konusu ödeme emri içeriği kamu alacaklarına ilişkin olarak asıl borçlu şirkete usulüne uygun olarak idari para cezalarının ve sonrasında da ödeme emirlerinin tebliğ edildiği, asıl borçlu nezdinde yapılan mal varlığı araştırması sonucunda kamu alacağını karşılayacak menkul ve gayrimenkule rastlanılmadığı, alacağın asıl borçludan tahsil edilemeyeceğinin ortaya konulduğu, davacının, 10/04/2015 ile 26/06/2018 ve 25/07/2019 ile 10/03/2023 tarihleri arasında asıl borçlu şirketin kanuni temsilcisi olduğu, dava konusu ödeme emrinin 3. sırasında yer alan ... nolu kamu alacağının, asıl borçlu şirketin bayisinde 17/01/2018 tarihinde yapılan denetimde tespit edilen hususlara dayalı olduğu, denetim tarihi itibarıyla davacının asıl borçlu şirketin kanuni temsilcisi olduğu, ödeme emrinin 1. sırasında yer alan ... nolu kamu alacağının ise asıl borçlu şirketin bayisinde 16/07/2018 tarihinde yapılan denetimdeki tespitlere dayandığı, davacının belirtilen denetim tarihinde şirketin kanuni temsilcisi olmadığı, dolayısıyla söz konusu kamu alacağı yönünden davacının kanuni temsilci olarak bir sorumluluğunun bulunmadığı, buna göre dava konusu ödeme emrinin; 1. sırada yer alan ... nolu kamu alacağına ilişkin kısmında hukuka uygunluk, 3. sırada yer alan ... nolu kamu alacağına ilişkin kısmında ise hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Öte yandan, davacı tarafından, ödeme emri içeriği idari para cezasının asıl borçlu şirket tarafından 7440 sayılı Kanun kapsamında yapılandırıldığı, bu durumun yeni bir borç ilişkisi doğurduğu, yapılandırmanın ihlal edilmesi halinde artık yeni kanuni temsilcinin sorumluluğuna gidilebileceği, yapılandırmaya konu borçtan sorumluluğunun bulunmadığı ileri sürülmekte ise de, 7440 sayılı Kanunda, kamu alacaklarının yapılandırılmasının borç doğuran bir işlem olmadığı, mevcut kesinleşmiş kamu alacağının, borçlusunun talebi üzerine, bir kısım ferilerinin tahsilinden vazgeçilip taksitlendirilerek yeni bir vadeye bağlamaktan ibaret olduğu, yapılandırmanın, kanuni temsilcilikten kaynaklı ödevlerini usulüne uygun şekilde yerine getirmeyerek borcun doğumuna ve süresinde ödenmemesine neden olan kanuni temsilcilerin sorumluluğunu kaldırmadığı, nitekim, 7440 sayılı Kanun'un 9. maddesinin 8. fıkrasında, Kanun kapsamında yapılandırıldığı halde bu Kanunda öngörülen süre ve şekilde ödenmeyen alacakların yapılandırma öncesi türü ve vadesi dikkate alınarak takip işlemlerinin ilgili mevzuat kapsamında yapılacağı ve bu Kanunun yayımı tarihinden önce başlamış olan takip işlemlerinin geçerliliğini koruyacağı hükmüne yer verildiği, dolayısıyla, yapılandırma ile ortaya çıkan hukuki durumun 6183 sayılı Kanun'un mükerrer 35. maddesinden doğan sorumluluğu ortadan kaldırmadığı anlaşıldığından, davacının bu iddiasına itibar edilmediği belirtilmiştir.
Belirtilen gerekçelerle dava konusu ödeme emrinin; 1. sırada yer alan idari para cezası yönünden iptaline, 3. sırada yer alan idari para cezası yönünden ise davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; istinaf başvurularına konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve taraflarca ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurularının reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI: Davacı tarafından, davaya konu idari para cezalarının asıl borçlu şirket tarafından 7440 sayılı Kanun kapsamında 2023 yılında yapılandırıldığı, yapılandırma kapsamına alınan alacakların hukuki durumunun değişerek yeni bir borç ilişkisinin doğduğu, bu alacaklar için dava yolundan vazgeçildiği, yeniden ödeme planı ve vade belirlendiği, yapılandırılan bu alacakların ödenmemesi halinde alacağın öncelikle asıl borçlu şirketten tahsili yoluna gidilmesi, şirketten tahsil edilememesi halinde ise yapılandırma aşamasında başvuruda bulunan kanuni temsilciden tahsil edilmesi gerektiği, söz konusu alacakların yapılandırma aşamasında şirketle ilgisi bulunmayan kanuni temsilciden tahsili yoluna gidilemeyeceği, dava konusu ödeme emrinin 3. sırasında yer alan idari para cezasına ilişkin Kurul kararı tarihinde şirketin kanuni temsilcisi olmadığı, ödeme emrine konu kamu alacağının asıl borçlu şirketten tahsilinin mümkün olduğu, davalı idarece asıl borçlu şirketin alacaklı olduğu bir çok icra dosyasına haciz uygulanmadığı, kamu alacağının şirketten tahsil edilemeyeceğinin ortaya konulmadığı ileri sürülmektedir.
Davalı idare tarafından, dava konusu ödeme emri içeriği idari para cezalarının öncelikle asıl borçlu şirketten tahsili amacıyla ödeme emirleri düzenlenerek tebliğ edildiği, bu aşamada asıl borçlu şirket tarafından idari para cezalarının 7440 sayılı Kanun kapsamında yapılandırıldığı, ancak taksitlerin süresinde ödenmemesi üzerine yapılandırmanın iptal edildiği, 7440 sayılı Kanun'un 9. maddesinin 8. fıkrasında, yapılandırmanın iptali halinde Kanun'un yayımı tarihinden önce başlamış olan takip işlemlerinin geçerliliğini koruyarak kaldığı yerden devam edeceğinin düzenlendiği, asıl borçlu şirketin vadesi geçmiş yaklaşık 20 milyon TL borcu bulunduğu, şirket adına kayıtlı kasko değeri yaklaşık 305.000,00-TL olan araca 2021, 2022 ve 2023 yıllarında haciz şerhi uygulandığı, yapılan mal varlığı araştırması sonucunda şirketin kamu borcunu karşılayacak derecede herhangi bir hak ve alacağı ile malvarlığının bulunmadığının tespit edildiği, asıl borçlu şirketten tahsil edilemeyeceği anlaşılan kamu alacağının, ilgili dönemde şirketin kanuni temsilcisi olan davacıdan tahsili amacıyla düzenlenen ödeme emrinde hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülmektedir.
TARAFLARIN SAVUNMASI: Taraflarca savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ: Davalı idarenin temyiz isteminin kabulü, davacının temyiz isteminin reddi ile Bölge İdare Mahkemesi kararının kısmen onanması, kısmen bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE
GEREKÇE:
ESAS YÖNÜNDEN:
MADDİ
OLAY:
Dağıtıcı lisansı kapsamında faaliyet gösteren ...'e, bayilerinin otomasyon sisteminin sağlıklı çalışmasına ilişkin bir kısım yükümlülüklerini yerine getirmediğinden bahisle, 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu'nun 19. maddesi uyarınca ... tarih ve ... sayılı ile ... tarih ve ... sayılı Kurul kararlarıyla verilen idari para cezalarının asıl borçlu ...'den tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması üzerine, kanuni temsilci sıfatıyla davacıdan tahsiline yönelik olarak düzenlenen ... tarih ve ... ana takip dosya numaralı ödeme emrinin iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu'nun, 28/02/2019 tarih ve 30700 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 7164 sayılı Kanun'un 32. maddesiyle değişik 19. maddesinin dördüncü fıkrasında, "Bu Kanun kapsamında verilen idari para cezaları tebliğ tarihinden itibaren bir ay içinde ödenir. Süresinde ödenmeyen idari para cezaları, 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümleri gereğince tahsil edilmek üzere ilgili vergi dairesine gönderilir.", beşinci fıkrasında, "Bu Kanun kapsamında verilen idari para cezalarına karşı yargı yoluna başvurulması, ilgili vergi dairesine idari para cezasına ilişkin banka teminat mektubu verilmesi durumu hariç tahsil işlemlerini durdurmaz.(...)" kurallarına yer verilmiştir.
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un mükerrer 35. maddesinin birinci fıkrasında, "Tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin mal varlığından tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacakları, kanuni temsilcilerin ve tüzel kişiliği olmayan teşekkülü idare edenlerin şahsi mal varlıklarından bu Kanun hükümlerine göre tahsil edilir.
", 54. maddesinin birinci fıkrasında, "Ödeme müddeti içinde ödenmeyen amme alacağı tahsil dairesince cebren tahsil olunur. (...)"; 55. maddesinin birinci fıkrasında, "Amme alacağını vadesinde ödemiyenlere, 15 gün içinde borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları lüzumu bir 'ödeme emri' ile tebliğ olunur."; 58. maddesinin birinci fıkrasında, "Kendisine ödeme emri tebliğ olunan şahıs, böyle bir borcu olmadığı veya kısmen ödediği veya zamanaşımına uğradığı hakkında tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde alacaklı tahsil dairesine ait itiraz işlerine bakan vergi itiraz komisyonu nezdinde itirazda bulunabilir. (...)" kuralları yer almıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
1) Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının, dava konusu ödeme emrinin 3. sırasında yer alan ... nolu kamu alacağına ilişkin kısmı yönünden davanın reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararına yönelik davacının istinaf başvurusunun reddine ilişkin kısmında hukuki isabetsizlik bulunmamaktadır.
2) Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının, dava konusu ödeme emrinin 1.sırasında yer alan ... nolu kamu alacağına ilişkin kısmının iptali yolundaki İdare Mahkemesi kararına yönelik davalı idarenin istinaf başvurusunun reddine ilişkin kısmı incelendiğinde;
Hukuk düzenince tüzel kişilik vasfı tanınan ticari şirketlerin hukuki iş ve işlemleri, bunlar adına bunların yönetim ve idaresinden sorumlu gerçek kişiler tarafından yapılır. Şirketin kanuni temsilcisi sayılan bu gerçek kişiler; temsil ettikleri tüzel kişiliğin hukuki işlemlerini yürütmek, personelini ve mal varlığını idare etmek, yatırım ve faaliyetlerinin yönünü tayin etmek, iktisadi ve mali durumunun gerektirdiği tedbirleri almak gibi imkan ve kudreti haizdirler. Bununla bağlantılı olarak, şirketin kamusal ödevlerini ifa etmek ve kamuya olan borçlarını kanuni süreleri içinde ödemek de kanuni temsilcinin temel ödevleri arasındadır. Kanuni temsilci, doğan kamu alacağının ödenmesini temin edebilecek en etkin konumdaki kişidir. Bu nedenle, ticari şirketleri yöneten, şirketi temsilen iş ve işlemler yapan kanuni temsilcilerin şirketten tahsil imkânı bulunamayan kamu alacaklarından müteselsil sorumluluk esasına göre sorumlu tutulmaları gerekmektedir.
6183 sayılı Kanun'un mükerrer 35. maddesinde öngörülen sorumluluk hali kusursuz sorumluluktur. Yani mükerrer 35. madde kapsamında sorumlu tutulacak olan kanuni temsilci kusursuzluğunu ispatlayarak sorumluluktan kurtulamayacaktır. Kamu alacağının doğduğu ya da ödenmesi gerektiği zamanda kanuni temsilci olarak görev yapması, kanuni temsilcinin amme alacağından sorumlu tutulması için yeterlidir. Dolayısıyla fiil tarihinde görevde olmayıp daha sonra yöneticilik görevinde bulunan ve amme alacağı tahsil edilebilir aşamaya geldiğinde bu görevi devam eden kanuni temsilcinin sorumluluğuna gidilebilecektir.
Dosyanın incelenmesinden, dava konusu ödeme emrinin 1. sırasında yer alan ... nolu kamu alacağının dayanağının, ...'in bayisinde 16/07/2018 tarihinde yapılan tespite dayanılarak ... tarih ve ... sayılı Kurul kararıyla verilen 1.220.624,00-TL idari para cezası olduğu, idari para cezasının tebliği üzerine Türkish Oil tarafından anılan Kurul kararının iptali istemiyle dava açıldığı, 5015 sayılı Kanun'un 19. maddesinin 5. fıkrası uyarınca, idari para cezasına karşı yargı yoluna başvurulmasının, tahsil işlemlerini durdurmadığı, bununla birlikte, anılan Kurul kararının iptali istemiyle açılan davada ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla davanın reddine karar verildiği, bu karara karşı yapılan istinaf başvurusunun ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla reddedildiği, temyiz aşamasında, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunca, ...'in 7440 sayılı Kanun'dan yararlanmak amacıyla davadan feragat ettiğini bildirmesi üzerine, Dairemizin 21/06/2023 tarih ve E:2021/279, K:2023/3208 sayılı kararıyla, Mahkemece davadan feragat talebi değerlendirilerek ek bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesine karar verildiği;
Söz konusu idari para cezasının tahsili amacıyla ... adına düzenlenen ... tarih ve ... ana takip numaralı ödeme emrinin şirkete 10/07/2019 tarihinde elektronik ortamda tebiğ edildiği, ödeme emrinin iptali istemiyle açılan davada, ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla davanın reddine karar verildiği, istinaf başvurusunun ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla reddedildiği, temyiz aşamasında Dairemizin 20/11/2024 tarih ve E:2022/2217, K:2024/4923 sayılı kararıyla; ödeme emrinin dayanağı idari para cezasının iptali istemiyle açılan davada, davacının 7440 sayılı Kanun'dan yararlanmak üzere davadan feragat etmesi nedeniyle feragat hakkında ek karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesine karar verildiği anlaşıldığından, aynı idari para cezasının tahsili amacıyla düzenlenen dava konusu ödeme emrine ilişkin uyuşmazlığın konusunun ortadan kalktığı sonucuna varılarak konusu kalmayan istem hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği görülmektedir.
... tarafından söz konusu idari para cezası 7440 sayılı Kanun kapsamında yapılandırılmışsa da, taksitlerin süresinde ödenmemesi üzerine yapılandırmanın iptal edildiği davalı idarece bildirilmiştir.
... A.Ş.'ye ait Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi ilanlarına bakıldığında, 23/05/2013 tarih ve 8326 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde, 17/05/2013 tarihli Genel Kurul kararıyla, davacının 3 yıl süreyle görev yapmak üzere yönetim kurulu başkanlığına seçilerek şirketi her konuda münferiden temsil ve ilzama yetkili kılındığına; 07/10/2013 tarih ve 8420 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde yine şirketi her konuda temsil ve ilzama yetkili yönetim kurulu başkanı seçildiğine; 14/08/2014 tarih ve 8631 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ise davacının yönetim kurulu başkanı olarak temsil yetkisinin sona erdiğine dair ilanların yer aldığı, 16/04/2015 tarih ve 8802 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde yer alan ilana göre davacının 07/04/2015 tarihli Genel Kurul kararıyla münferiden temsil ve ilzama yetkili yönetim kurulu başkanı seçildiği, 03/07/2018 tarih ve 9612 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde yer alan ilana göre 26/06/2018 tarihinden itibaren davacının yönetim kurulu başkanlığının ve temsil yetkisinin sona erdiği, 31/07/2019 tarih ve 9880 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde yer alan ilana göre davacının münferiden temsile yetkili yönetim kurulu üyesi olarak seçildiğinin 25/07/2019 tarihinde tescil edildiği, 10/03/2023 tarih ve 10787 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde yer alan ilana göre bu tarihten itibaren kanuni temsilciğinin sona erdiği anlaşılmaktadır.
Buna göre, davacı idari para cezasına konu fiil tarihinde kanuni temsilci değil ise de, 25/07/2019 ila 10/03/2023 tarihleri arasında şirketin kanuni temsilcisi olduğu hususu dikkate alındığında; idari para cezasının tahsil edilebilir aşamada olduğu dönemde kanuni temsilci sıfatının bulunduğu anlaşıldığından söz konusu borcun ödenmesinden 6183 sayılı Kanun'un mükerrer 35. maddesi uyarınca sorumlu olduğu sonucuna varılmıştır.
Bu itibarla, temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının, dava konusu ödeme emrinin 1. sırasında yer alan ... nolu kamu alacağı yönünden iptaline ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik davalı idarenin istinaf isteminin reddine dair kısmında hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine;
2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, davacının istinaf başvurusunun reddine ilişkin kısmının ONANMASINA;
3. Davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne,
4. Temyize konu kararın, davalının istinaf başvurusunun reddine yönelik kısmının BOZULMASINA;
5. Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 22/12/2025 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.