‹ Ana sayfa
Danıştay13. Daireİdare Hukuku · ön sınıflandırma

Danıştay 13. Daire E.2024/607 K.2024/3906

Esas No: 2024/607 · Karar No: 2024/3906 · Karar Tarihi: 10.10.2024
T.C. DANIŞTAY
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No:2024/607
Karar No:2024/3906

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Fonu

VEKİLİ: Av. ...

KARŞI TARAF (DAVACI) : ...

VEKİLİ: Av. ...

İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacının, ... şirketlerinden ... Sanayi ve Ticaret A.Ş.'de (...) kanuni temsilci olarak görev yaptığından bahisle düzenlenen 18.534.475,91-TL tutarlı, ... tarih ve E... sayılı ödemeye çağrı mektubunun iptali istenilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; 6183 sayılı Kanun, 4389 sayılı (Mülga) Bankalar Kanunu ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nda yer alan düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde 18.534.475,91-TL'lik Fon alacağı belirlenirken kanuni temsilci olarak göreve başladığı dönemden önce kullanılıp ödenmeyen ve kendi görev yaptığı dönemde kullanılan ve ödenmeyen kredi tutarları esas alınarak sorumluluk tutarına ulaşıldığının anlaşıldığı, davacının hesaplanan Fon alacağının ödendiğine ilişkin herhangi bir bilgi veya belgeyi dosyaya sunamadığı, ... Sanayi ve Ticaret A.Ş.'de 14/01/1997-03/05/1999 tarihleri arasında yönetim kurulu üyeliği yapan davacının kanuni temsilci olarak sorumlu olduğu, anılan şirketin ... Bank A.Ş.'den olan, davacının görev süresi içerisinde kullanılan ve yeni kredi kullanımları ile kanuni takip hesaplarına aktarılarak ödenmeyen kredi borçlarından sorumlu tutulmasında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.

Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince, Dairemizin 18/05/2023 tarih ve E:2018/365, K:2023/2499 sayılı bozma kararına uyularak verilen kararda; davacının, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu kararı ile temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimi Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'na intikal eden ... Bank'ın hakim ortaklarından ...'de 14/01/1997-03/05/1999 tarihleri arasında yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptığı, ... Bank'ın Fon'a devredilmesiyle anılan şirketin ... Bank'a olan borcunun kamu alacağı niteliği kazandığı, davacının yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptığı şirketin ... Bank'a olan borcunun gecikme zammı ile birlikte toplam 18.534.475,91-TL olduğu, Fon alacağının tahsili amacıyla davacının kanuni temsilcisi olduğu şirkete 6183 sayılı Kanun’un 37., 55. ve 79. maddeleri uyarınca takibe başlanılmasına karşın alacağın tahsil edilememesi ve yapılan mal varlığı araştırmaları sonucunda tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması sonucunda 6183 sayılı Kanun'un Mükerrer 35. maddesi uyarınca borçlu şirketin kanuni temsilcisi olan davacının ... tarih ve ... sayılı Fon Kurulu kararı ile 18.534.475,91-TL tutardan sorumlu tutulmasına karar verildiği, bu kapsamda söz konusu kamu alacağının takip ve tahsili için ... tarih ve E... sayılı ödemeye çağrı mektubunun düzenlendiği, anılan ödemeye çağrı mektubunun iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı; davalı idarenin 28/11/2016 tarihli savunma dilekçesinin 11., 12. ve 14. sayfalarında yer alan tablolarda davacının sorumlu tutulduğu ve tutulmadığı kredilerin gösterildiği, bu kredilerden bir kısmının davacının kanuni temsilci olarak görev yaptığı süre içerisinde kullanıldığı ve görev süresinden sonra çekilen başkaca krediler ile kapatıldığı, davacının görev süresinden sonra kullanılan ve fiktif nitelikte olduğu belirtilen kredi tutarları üzerinden de davacının sorumlu olduğu tutarın hesaplandığı, davacının sorumluluk tutarı hesaplanırken 11/07/2001 tarihli ve 46.882.238,28-TL tutarlı ihtarname kapsamında yer alan 26/02/2001 tarihli 8.050.835,98-TL, 26/02/2001 tarihli 15.854.900,97-TL ile 18/06/2001 tarihli 1.586.089,12-TL tutarlı kredilerden davacının görev süresinden sonra kullanılan kredilerin kapatılması amacıyla kullandırılan kısmının düşülerek hesaplama yapıldığı, bu kapsamda 18/06/2001 tarihli kredinin tamamının hesaplamaya dahil edilmediği, diğer kredilerin ise bir kısmının toplam tutardan düşülerek davacının sorumluluk tutarına ulaşıldığı, Banka kaynağının kredi olarak kullanılıp geri ödenmemesi halinde oluşan Fon alacağından, kredinin kullandırıldığı tarihten itibaren borcun devam ettiği dönem, başka bir deyişle kredinin vadesinin dolması ile başlayıp ödenmediği müddetçe devam eden süre zarfı boyunca, kanunî temsilci sıfatını haiz olanların sorumlu tutulabileceği, bir kanuni temsilcinin görev yaptığı şirkete kullandırılıp geri ödenmeyen krediden doğan sorumluluğunun söz konusu kredinin kullanım tarihinde veya geri ödenmesi gerektiği tarihte yani vadenin dolmasıyla başlayıp ödemenin yapılmasına kadarki süre içerisinde görev yapması halinde söz konusu olacağı, aksi takdirde kredinin kullanıldığı tarihte görevde olmayan ve kredinin vadesi dolmadan önce görevden ayrılan kanuni temsilcinin 5411 sayılı Kanun ve 4389 sayılı Kanun uyarınca Fon alacağından sorumlu tutulabilmesinin objektif sorumluluk kurallarına göre mümkün olmayacağı, uyuşmazlıkta, 4389 sayılı Kanun'un 15. maddesinin yedinci fıkrasının (b) bendinde belirtilen dolanlı işlemlerle banka kaynaklarının kullanılması halinde ise kanuni temsilcinin görev yaptığı dönemle sınırlı olmaksızın banka kaynağının ne kadarını edindiği veya edindirdiğiyle sınırlı olmak şartıyla subjektif sorumluluğuna başvurulabileceği esas olmakla birlikte, davacının dolanlı işlemlerle banka kaynağını edindiği veya edindirdiği yönünde subjektif bir tespit olmadığı dikkate alındığında, davacının sorumluluğunun aktarılan ilkeler ışığında objektif sorumluluk kuralları bağlamında belirlenmesi gerektiği, öte yandan, şirketin kanuni temsilciliği görevini yürüten davacının görev süresinden sonra çekilen kredilerden sorumluluğu belirlenirken görev süresi içerisinde kullanılan kredilerin gerçek anlanma ödenmeyerek görev süresinden sonra yapılan fiktif nitelikteki işlemlerin tespiti halinde söz konusu işlemlerden doğan Fon alacağından davacının sorumluluğuna gidilebilmesinin mümkün olduğu, bu itibarla, davacının görev süresinden sonra kullandırılan kredilerin hesaplamaya dahil edilen kısmının tamamının fiktif niteliğe sahip olup olmadığının incelenmesinin önem arz ettiği, davalı idarenin 28/11/2016 tarihli savunma dilekçesinin 11. ve 12. sayfasında yer alan tabloda davacının görev süresinden sonra kullanılan birtakım kredilere yer verildiği, bunların 07/04/2000 tarihli ve 2.900.773-TL, 4.750.000-USD, 6.658.799-USD, 5.276.622-USD; 01/08/2000 tarihli ve 1.712.300-TL tutarlı krediler olarak gösterildiği, söz konusu kredilerden 07/04/2000 tarihinde kullandırılan 4 adet kredinin davacının görev süresinden sonra kullandırılan kredi olması ve fiktif niteliğinin bulunmaması nedeniyle hesaplamaya dahil edilmediği, 28/11/2016 tarihli savunma dilekçesinin ekinde yer alan hesaplama tablosu dikkate alındığında, 04/05/1999 tarihli kredinin döviz kredilerine ait ihracat taahhüdünün yerine getirilmemiş olmasından dolayı uygulanan müeyyide olması ve davacının görev süresinden sonra kullandırılan krediye ait olması, bir başka ifade ile fiktif niteliğe sahip olmaması nedeniyle hesaplamaya dahil edilmediği, 01/08/2000 tarihinde kullandırılan kredilerin evveliyatı incelendiğinde, 01/08/2000 tarihli kredinin 26/02/2001 tarihinde kullandırılan kredi ile kapatıldığı, 01/08/2000 tarihli kredi ile söz konusu firmanın 20/07/1999 tarihinde Malta şubesinden kullanmış olduğu kredinin kapatıldığı, 20/07/1999 tarihli kredi ile ise ... Bank Teftiş Kurulu'nun "... Sanayi ve Ticaret A.Ş. firmasına kullandırılan krediler" konulu ... tarih ve ... sayılı İnceleme Raporu'nun 26. sayfasında tablo halinde gösterilen kredilere kısmı ödeme yapıldığı, anılan Raporun 26. sayfasında yer alan tabloda bulunan 12 adet kredi içerinde ... sayılı ve 207.550,00-TL tutarlı kredi incelendiğinde söz konusu kredinin 31/05/1999 tarihinde kullanılan kredi olduğu, bahse konu krediye ilişkin olarak inceleme raporu ve dosya kapsamında bulunan bilgi belgeler incelendiğinde, söz konusu kredinin ...'nin davacının görev yapmış olduğu dönem ve öncesinde kullanmış olduğu kredilerin kapatılması amacıyla kullanılmadığı, kullanılan kredinin başka bir şirkete aktarıldığı, bu durumda, 31/05/1999 tarihli kredi davacının görev süresinden sonra kullanıldığından ve bu kredi ile davacının görev yaptığı dönem ve öncesinde kullanılan kredilerin kapatılması yapılmadığından, fiktif niteliğe sahip kredi tutarlarının ayrıştırılarak hesaplama yapılması gerekirken, söz konusu tutarın hesaplamaya dahil edilerek davacının sorumluluk tutarının belirlenmiş olması nedeniyle tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uygunluk, davanın reddi yönündeki İdare Mahkemesi kararında ise hukukî isabet bulunmadığı sonucuna varılmıştır.

Açıklanan nedenlerle, davacının istinaf başvurusunun kabulüne, İdare Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasına ve dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, 31/05/1999 tarihli kredinin dava konusu borç tutarına dahil edilmediği, borç tutarının davacının kanuni temsilci olarak görev yaptığı süreler dikkate alınarak ayrıştırıldığı, faiz tutarının mevzuata ve yargı içtihatlarına uygun olarak hesaplandığı, davacının sorumluluk tutarının tespitinde görev süresinden sonraki kredilerin hesaplamaya dahil edilmediği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Bölge İdare Mahkemesi kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür. Anılan Kanun'un 50. maddesinin 4. fıkrasında, "Danıştayın bozma kararına uyulduğu takdirde, bu kararın temyiz incelemesi, bozma kararına uygunlukla sınırlı olarak yapılır." hükmü bulunmaktadır.

Aktarılan kurallar göz önünde bulundurulduğunda, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri, Dairemizin bozma kararındaki esaslara uyularak verilen temyize konu kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun kabulü ile dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptali yolundaki ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, anılan kararın ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. Posta giderleri avansından artan tutarın davalıya iadesine,
5. 2577 sayılı Kanun'un 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesine gönderilmesine, 10/10/2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.

AvAi

Hukuki AI Asistanı
Merhaba! Ben AvAi, Avarsis Hukuki AI Asistanınız. Size nasıl yardımcı olabilirim?