Danıştay13. Daireİdare Hukuku · ön sınıflandırma
Danıştay 13. Daire E.2024/3086 K.2024/5788
T.C. DANIŞTAY
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No:2024/3086
Karar No:2024/5788
TEMYİZ EDEN (DAVACI): ...
VEKİLİ: Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI): ... Kurulu
VEKİLİ: Av. ...
İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: ... Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı A.Ş. (...) pay piyasasında 07/07/2020-08/07/2020 tarihlerinde davacı tarafından gerçekleştirilen işlemlerin VI-104.1 sayılı Piyasa Bozucu Eylemler Tebliği’nin 4. maddesinin dördüncü fıkrasına aykırılık teşkil ettiğinden bahisle, davacı hakkında 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’nun 104. maddesi uyarınca 610.993,50-TL idari para cezası verilmesine ilişkin ... tarih ve ... sayılı Sermaye Piyasası Kurulu (Kurul) kararının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; ...’nin bedelsiz sermaye artırımına gittiği 07/07/2020 tarihinden önce ve sonraki işlemlerin incelenmesine yönelik davalı idarece hazırlanan Denetleme Raporunda, söz konusun payın AOF'sinin 06/07/2020 tarihinde 8,88-TL, 07/07/2020 tarihinde 9,48-TL olduğu, bedelsiz sermaye arttırımının seans kapandıktan sonra, 07/07/2020 tarihinde saat 18:16:17'de KAP'a bildirildiği, ilk işlem günü olan 08/07/2020 tarihinde ise %12,61 artarak 10,68-TL olduğu, aynı tarihte Endeksin %0,52 oranında azaldığının görüldüğü, bu kapsamda alım-satım yapan kişiler üzerinden yapılan incelemede, davacının söz konusu hisseden 07/07/2020 tarihinde 100.000 adet alım yaptığı, 08/07/2020 tarihinde 72.229 adet daha alım yaptığı, söz konusu hususlar kapsamında davacının bilgisine başvurulduğu, davacı tarafından, 07/07/2020 tarihli bilgiye, bilgi açıklanmadan sahip olduğunu ancak nereden bu bilgiyi aldığını hatırlamadığını beyan ettiği, öte yandan, davacının söz konusu işlemler neticesinde net olarak 106.911,13-TL net kar elde ettiğinin görüldüğü;
Bu durumda, mevzuat hükümleri ile dava dosyasındaki bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirilmesinden, içsel bilgi veya sürekli bilgilerin kesinleşmesinden mevzuata uygun şekilde kamuya duyurulmasına kadar geçen süre içerisinde, içsel bilgi veya sürekli bilgilere sahip olan kişilerin ilgili sermaye piyasası araçlarında işlem yapmalarının piyasa bozucu eylem olarak değerlendirileceği, piyasa bozucu eylemleri gerçekleştiren kişilere Kurul tarafından idari para cezası verileceğinin düzenlendiği, somut olayda, henüz kamuoyuna açıklanmayan ...’nin bedelsiz sermaye artırımı bilgisine sahip olduğu hususunun davacı tarafından kabul edildiği, dolayısıyla bu bilgiye dayanarak işlem yapan ve 106.911,13-TL net kar elde eden davacının, söz konusu fiilinin Piyasa Bozucu Eylemler Tebliği'nin 4. maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca piyasa bozucu eylem olduğu açık olduğundan, anılan fiili karşılığında, 610.993,50-TL idari para cezası verilmesine ilişkin dava konusu Kurul kararında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle, dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacı tarafından, bahse konu işlemlerinin mutad, makul ve ekonomik nitelikte olduğu, piyasa bozucu eyleminin olmadığı, anılan şirketin sermaye artırım kararından evvel işlemleri gerçekleştirmiş olmasının tesadüften öteye geçmeyeceği, şirketle ilgili içsel bir bilgiye haiz olmadığı, içsel bir bilgiye sahip olması durumunda mümkün olabilecek en yüksek karı elde etmesi beklenebilecekken kendisinin portföyüne oranla çok küçük bir işlem gerçekleştirdiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Davalı idare tarafından, temyize konu kararın hukuka uygun olduğu belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge idare mahkemesi kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddi yolundaki ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, anılan kararın ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. Posta giderleri avansından artan tutarın davacıya iadesine,
5. Kullanılmayan ...-TL yürütmeyi durdurma harcının istemi halinde davacıya iadesine,
6. 2577 sayılı Kanun'un 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesine gönderilmesine, 23/12/2024 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY:
6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun 103. maddesinde, "Bu Kanun'a dayanılarak yapılan düzenlemelere, belirlenen standart ve formlara ve Kurulca alınan genel ve özel nitelikteki kararlara aykırı hareket eden kişilere Kurul tarafından yirmi bin Türk Lirasından iki yüz elli bin Türk Lirasına kadar idari para cezası verilir."; 105. maddesinin ikinci fıkrasında ise, "Bu Kanun'da tanımlanan kabahatlerden birinin idari yaptırım kararı verilinceye kadar birden çok işlenmesi halinde, ilgili hükme göre, ilgili gerçek veya tüzel kişiye bir idari para cezası verilir ve verilecek ceza iki kat artırılır." kuralları yer almıştır.
5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 3. maddesinde, bu Kanun'un hükümlerinin idari para cezası veya mülkiyetin kamuya geçirilmesi yaptırımını gerektiren bütün fiiller hakkında uygulanacağı; "Kanunilik ilkesi" başlıklı 4. maddesinin birinci fıkrasında, hangi fiillerin kabahat oluşturduğu kanunda açıkça tanımlanabileceği gibi, kanunun kapsam ve koşulları bakımından belirlediği çerçeve hükmün içeriğinin, idarenin genel ve düzenleyici işlemleriyle de doldurulabileceği belirtilmiş; ikinci fıkrasında, kabahat karşılığı olan yaptırımların türü, süresi ve miktarının ancak kanunla belirlenebileceği kuralına yer verilmiştir.
5326 sayılı Kanun'un "İdari para cezası" başlıklı 17. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında, idari para cezasının, maktu veya nispi olabileceği, idari para cezasının, kanunda alt ve üst sınırı gösterilmek suretiyle de belirlenebileceği, bu durumda, idari para cezasının miktarı belirlenirken işlenen kabahatin haksızlık içeriği ile failin kusuru ve ekonomik durumunun birlikte göz önünde bulundurulacağı belirtilmiş; son fıkrasında ise, idari para cezalarının her takvim yılı başından geçerli olmak üzere o yıl için 04/01/1961 tarih ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun mükerrer 298. maddesi hükümleri uyarınca tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılarak uygulanacağı kuralı yer almıştır.
6362 sayılı Kanun'un 103. maddesiyle, her kişiye veya olaya özgü ceza tutarlarının belirlenmesinin mümkün olmaması nedeniyle cezaların bireyselleştirilmesi için yasa koyucu tarafından cezanın alt ve üst sınırları gösterilmekte, ancak bu iki sınır arasında bir ceza belirleme konusunda da idareye takdir yetkisi verilmektedir.
Alt ve üst sınır arasında idareye bırakılan takdir yetkisinin makul ve ölçülü olmayan şekilde kullanılması eşitsizliğe, haksızlığa ve keyfiliğe yol açabilecektir.
Kurulun ... tarih ve ... sayılı "6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu Çerçevesinde Tesis Edilecek İdari Para Cezalarına İlişkin Uygulama Esasları" başlıklı ilke kararında; idari para cezası uygulamalarında, ilgililerin Kurul görevlileri ve çalışanları ile süreç içerisinde olan işbirliği, ilgili hakkında daha evvel aynı ihlal nedeniyle idari para cezası tesis edilmesi, ihlalin önemliliği, ihlalin doğurduğu zararın büyüklüğü, ihlalin gerçekleştirilme şekli, ilgilinin kusurunun yoğunluğu, ilgilinin savunmasındaki samimiyeti, ihlal nedeniyle doğan zararın tazmini ve/veya aykırılığın giderilip giderilmediği, yatırımcıların zarar görüp görmediği, ilgili tarafından elde edilen menfaatin büyüklüğü gibi kıstaslar çerçevesinde yapılacak değerlendirmeler neticesinde ve bu ölçüde Kanun ile belirlenen alt limitten uzaklaşılması yoluna gidileceği, hizmet birimlerince Kurul karar organına sunulacak öneri yazılarında Kanun ile belirlenen alt limitten uzaklaşılarak idari para cezası tesis edilmesi talep edilmesi hallerinde bu talebin gerekçelerinin de açıkça belirtilmesi gerektiği yönünde düzenlemelere yer verilmiştir.
6362 sayılı Kanun'un 103. maddesinde belirtilen idari para cezası yaptırımı konusunda idarenin takdir yetkisini kullanırken Kabahatler Kanunu'nun 17. maddesi ve ilke kararında belirtildiği üzere; kabahatin haksızlık içeriği ile failin kusuru ve ekonomik durumunu birlikte göz önünde bulundurması ve ölçülülük ilkesine uygun olması gerekmektedir.
Dosyanın incelenmesinden, davacı tarafından 07/07/2020-08/07/2020 tarihlerinde ... pay piyasasında gerçekleştirilen işlemlerin Piyasa Bozucu Eylemler Tebliği'nin 4. maddesinin dördüncü fıkrasına aykırılık oluşturduğundan bahisle 6362 sayılı Kanun'un 104. maddesi uyarınca davacı şirkete uygulanacak idari para cezasının tespitinde 2020 yılı için alt ve üst sınırın ortalaması olan 610.993,50-TL idari para cezasının esas alındığı anlaşılmıştır. Davacının 106.911,13-TL net realize menfaat elde ettiği göz önünde bulundurulduğunda mevzuat uyarınca asgari 213.822,26-TL idari para cezası uygulanması gerekmektedir. Ancak dava konusu Kurul kararında idari para cezasının 610.993,50-TL belirlenmesi sebebinin idari yargı denetimine açık bir şekilde, davalı idare tarafından belirtilmediği ve idari para cezasının mevzuata uygun bir şekilde bireyselleştirilmediği anlaşılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, dava konusu Kurul kararında hukuka uygunluk bulunmadığı ve işlemin iptali gerektiği düşüncesiyle, temyiz talebinin kabulü ile davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddi yolundaki Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği oyuyla karara katılmıyorum.
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No:2024/3086
Karar No:2024/5788
TEMYİZ EDEN (DAVACI): ...
VEKİLİ: Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI): ... Kurulu
VEKİLİ: Av. ...
İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: ... Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı A.Ş. (...) pay piyasasında 07/07/2020-08/07/2020 tarihlerinde davacı tarafından gerçekleştirilen işlemlerin VI-104.1 sayılı Piyasa Bozucu Eylemler Tebliği’nin 4. maddesinin dördüncü fıkrasına aykırılık teşkil ettiğinden bahisle, davacı hakkında 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’nun 104. maddesi uyarınca 610.993,50-TL idari para cezası verilmesine ilişkin ... tarih ve ... sayılı Sermaye Piyasası Kurulu (Kurul) kararının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; ...’nin bedelsiz sermaye artırımına gittiği 07/07/2020 tarihinden önce ve sonraki işlemlerin incelenmesine yönelik davalı idarece hazırlanan Denetleme Raporunda, söz konusun payın AOF'sinin 06/07/2020 tarihinde 8,88-TL, 07/07/2020 tarihinde 9,48-TL olduğu, bedelsiz sermaye arttırımının seans kapandıktan sonra, 07/07/2020 tarihinde saat 18:16:17'de KAP'a bildirildiği, ilk işlem günü olan 08/07/2020 tarihinde ise %12,61 artarak 10,68-TL olduğu, aynı tarihte Endeksin %0,52 oranında azaldığının görüldüğü, bu kapsamda alım-satım yapan kişiler üzerinden yapılan incelemede, davacının söz konusu hisseden 07/07/2020 tarihinde 100.000 adet alım yaptığı, 08/07/2020 tarihinde 72.229 adet daha alım yaptığı, söz konusu hususlar kapsamında davacının bilgisine başvurulduğu, davacı tarafından, 07/07/2020 tarihli bilgiye, bilgi açıklanmadan sahip olduğunu ancak nereden bu bilgiyi aldığını hatırlamadığını beyan ettiği, öte yandan, davacının söz konusu işlemler neticesinde net olarak 106.911,13-TL net kar elde ettiğinin görüldüğü;
Bu durumda, mevzuat hükümleri ile dava dosyasındaki bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirilmesinden, içsel bilgi veya sürekli bilgilerin kesinleşmesinden mevzuata uygun şekilde kamuya duyurulmasına kadar geçen süre içerisinde, içsel bilgi veya sürekli bilgilere sahip olan kişilerin ilgili sermaye piyasası araçlarında işlem yapmalarının piyasa bozucu eylem olarak değerlendirileceği, piyasa bozucu eylemleri gerçekleştiren kişilere Kurul tarafından idari para cezası verileceğinin düzenlendiği, somut olayda, henüz kamuoyuna açıklanmayan ...’nin bedelsiz sermaye artırımı bilgisine sahip olduğu hususunun davacı tarafından kabul edildiği, dolayısıyla bu bilgiye dayanarak işlem yapan ve 106.911,13-TL net kar elde eden davacının, söz konusu fiilinin Piyasa Bozucu Eylemler Tebliği'nin 4. maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca piyasa bozucu eylem olduğu açık olduğundan, anılan fiili karşılığında, 610.993,50-TL idari para cezası verilmesine ilişkin dava konusu Kurul kararında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle, dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacı tarafından, bahse konu işlemlerinin mutad, makul ve ekonomik nitelikte olduğu, piyasa bozucu eyleminin olmadığı, anılan şirketin sermaye artırım kararından evvel işlemleri gerçekleştirmiş olmasının tesadüften öteye geçmeyeceği, şirketle ilgili içsel bir bilgiye haiz olmadığı, içsel bir bilgiye sahip olması durumunda mümkün olabilecek en yüksek karı elde etmesi beklenebilecekken kendisinin portföyüne oranla çok küçük bir işlem gerçekleştirdiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Davalı idare tarafından, temyize konu kararın hukuka uygun olduğu belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge idare mahkemesi kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddi yolundaki ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, anılan kararın ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. Posta giderleri avansından artan tutarın davacıya iadesine,
5. Kullanılmayan ...-TL yürütmeyi durdurma harcının istemi halinde davacıya iadesine,
6. 2577 sayılı Kanun'un 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesine gönderilmesine, 23/12/2024 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY:
6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun 103. maddesinde, "Bu Kanun'a dayanılarak yapılan düzenlemelere, belirlenen standart ve formlara ve Kurulca alınan genel ve özel nitelikteki kararlara aykırı hareket eden kişilere Kurul tarafından yirmi bin Türk Lirasından iki yüz elli bin Türk Lirasına kadar idari para cezası verilir."; 105. maddesinin ikinci fıkrasında ise, "Bu Kanun'da tanımlanan kabahatlerden birinin idari yaptırım kararı verilinceye kadar birden çok işlenmesi halinde, ilgili hükme göre, ilgili gerçek veya tüzel kişiye bir idari para cezası verilir ve verilecek ceza iki kat artırılır." kuralları yer almıştır.
5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 3. maddesinde, bu Kanun'un hükümlerinin idari para cezası veya mülkiyetin kamuya geçirilmesi yaptırımını gerektiren bütün fiiller hakkında uygulanacağı; "Kanunilik ilkesi" başlıklı 4. maddesinin birinci fıkrasında, hangi fiillerin kabahat oluşturduğu kanunda açıkça tanımlanabileceği gibi, kanunun kapsam ve koşulları bakımından belirlediği çerçeve hükmün içeriğinin, idarenin genel ve düzenleyici işlemleriyle de doldurulabileceği belirtilmiş; ikinci fıkrasında, kabahat karşılığı olan yaptırımların türü, süresi ve miktarının ancak kanunla belirlenebileceği kuralına yer verilmiştir.
5326 sayılı Kanun'un "İdari para cezası" başlıklı 17. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında, idari para cezasının, maktu veya nispi olabileceği, idari para cezasının, kanunda alt ve üst sınırı gösterilmek suretiyle de belirlenebileceği, bu durumda, idari para cezasının miktarı belirlenirken işlenen kabahatin haksızlık içeriği ile failin kusuru ve ekonomik durumunun birlikte göz önünde bulundurulacağı belirtilmiş; son fıkrasında ise, idari para cezalarının her takvim yılı başından geçerli olmak üzere o yıl için 04/01/1961 tarih ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun mükerrer 298. maddesi hükümleri uyarınca tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılarak uygulanacağı kuralı yer almıştır.
6362 sayılı Kanun'un 103. maddesiyle, her kişiye veya olaya özgü ceza tutarlarının belirlenmesinin mümkün olmaması nedeniyle cezaların bireyselleştirilmesi için yasa koyucu tarafından cezanın alt ve üst sınırları gösterilmekte, ancak bu iki sınır arasında bir ceza belirleme konusunda da idareye takdir yetkisi verilmektedir.
Alt ve üst sınır arasında idareye bırakılan takdir yetkisinin makul ve ölçülü olmayan şekilde kullanılması eşitsizliğe, haksızlığa ve keyfiliğe yol açabilecektir.
Kurulun ... tarih ve ... sayılı "6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu Çerçevesinde Tesis Edilecek İdari Para Cezalarına İlişkin Uygulama Esasları" başlıklı ilke kararında; idari para cezası uygulamalarında, ilgililerin Kurul görevlileri ve çalışanları ile süreç içerisinde olan işbirliği, ilgili hakkında daha evvel aynı ihlal nedeniyle idari para cezası tesis edilmesi, ihlalin önemliliği, ihlalin doğurduğu zararın büyüklüğü, ihlalin gerçekleştirilme şekli, ilgilinin kusurunun yoğunluğu, ilgilinin savunmasındaki samimiyeti, ihlal nedeniyle doğan zararın tazmini ve/veya aykırılığın giderilip giderilmediği, yatırımcıların zarar görüp görmediği, ilgili tarafından elde edilen menfaatin büyüklüğü gibi kıstaslar çerçevesinde yapılacak değerlendirmeler neticesinde ve bu ölçüde Kanun ile belirlenen alt limitten uzaklaşılması yoluna gidileceği, hizmet birimlerince Kurul karar organına sunulacak öneri yazılarında Kanun ile belirlenen alt limitten uzaklaşılarak idari para cezası tesis edilmesi talep edilmesi hallerinde bu talebin gerekçelerinin de açıkça belirtilmesi gerektiği yönünde düzenlemelere yer verilmiştir.
6362 sayılı Kanun'un 103. maddesinde belirtilen idari para cezası yaptırımı konusunda idarenin takdir yetkisini kullanırken Kabahatler Kanunu'nun 17. maddesi ve ilke kararında belirtildiği üzere; kabahatin haksızlık içeriği ile failin kusuru ve ekonomik durumunu birlikte göz önünde bulundurması ve ölçülülük ilkesine uygun olması gerekmektedir.
Dosyanın incelenmesinden, davacı tarafından 07/07/2020-08/07/2020 tarihlerinde ... pay piyasasında gerçekleştirilen işlemlerin Piyasa Bozucu Eylemler Tebliği'nin 4. maddesinin dördüncü fıkrasına aykırılık oluşturduğundan bahisle 6362 sayılı Kanun'un 104. maddesi uyarınca davacı şirkete uygulanacak idari para cezasının tespitinde 2020 yılı için alt ve üst sınırın ortalaması olan 610.993,50-TL idari para cezasının esas alındığı anlaşılmıştır. Davacının 106.911,13-TL net realize menfaat elde ettiği göz önünde bulundurulduğunda mevzuat uyarınca asgari 213.822,26-TL idari para cezası uygulanması gerekmektedir. Ancak dava konusu Kurul kararında idari para cezasının 610.993,50-TL belirlenmesi sebebinin idari yargı denetimine açık bir şekilde, davalı idare tarafından belirtilmediği ve idari para cezasının mevzuata uygun bir şekilde bireyselleştirilmediği anlaşılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, dava konusu Kurul kararında hukuka uygunluk bulunmadığı ve işlemin iptali gerektiği düşüncesiyle, temyiz talebinin kabulü ile davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddi yolundaki Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği oyuyla karara katılmıyorum.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.