‹ Ana sayfa
Danıştay13. Daireİdare Hukuku · ön sınıflandırma

Danıştay 13. Daire E.2024/1841 K.2024/4176

Esas No: 2024/1841 · Karar No: 2024/4176 · Karar Tarihi: 21.10.2024
T.C. DANIŞTAY
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No:2024/1841
Karar No:2024/4176

TEMYİZ EDEN (DAVALI): ... Kurulu

VEKİLİ: Av. ...

KARŞI TARAF (DAVACI): ... Ticaret A.Ş.

VEKİLİ: Av. ...

İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Davacı şirkete ait "...'' logosuyla yayın yapan televizyon kanalında 21/04/2017 tarihinde yayınlanan “...” adlı programda, 6112 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun'un 8. maddesinin 2. fıkrasında yer alan yayın ilkesinin ihlâl edildiğinden bahisle aynı Kanun'un 32. maddesinin 2. fıkrası uyarınca 37.190,00-TL idarî para cezası verilmesine ilişkin Radyo ve Televizyon Üst Kurulu'nun (Üst Kurul) ... tarih ve ... sayılı kararının iptali istenilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; uyuşmazlığa konu yayında, Şanlıurfa'da 3 Suriyeli işçi tarafından bir çocuğa yönelik yapılan davranışlara yer verildiği, görüntülerde 9 yaşındaki çocuğun ağlamalarının, işçilerin havaya kaldırırken, havada çevirirken ve sopalarla vurur gibi yapıp korkuturken çocuğun yalvarışlarının, çığlıklarının ekrana getirildiği, çocuğun ve işçilerin yüzlerinin flulaştırıldığı, ancak çocuğun çığlık ve yalvarışlarına kapatma uygulanmadığı, sonuç olarak haberin çocukların ve gençlerin izleyebileceği korumalı zaman diliminde yayınlanmasının çocukların fiziksel ve ruhsal gelişimine zarar verebileceğinden bahisle davacı hakkında 6112 sayılı Kanun’un 8. maddesinin 2. fıkrasının ihlali nedeniyle Üst Kurul'un ... tarih ve ... sayılı kararı ile “uyarı” yaptırımı uygulandığı; bu işlemin iptali istemiyle açılan davada, ... İdare Mahkemesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla söz konusu işlemin iptaline karar verildiği; anılan karara karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi üzerine davalı idare tarafından, ihlalin ağırlığı, yayının ortamı ve alanı göz önünde bulundurularak 37.190,00 TL idari para cezası uygulanmasına karar verildiği, bu kararın iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı; uyuşmazlığın teknik ve özel bilgi gerektirmesi nedeniyle Mahkemenin 27/03/2019 tarihli ara kararıyla, yaptırıma konu görüntülerin çocuk ve gençlerin fiziksel, zihinsel veya ahlâkî gelişimine zarar verecek türde olup olmadığının belirlenmesi amacıyla bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmesi üzerine hazırlanan bilirkişi raporunda özetle; "dava konusu yayında, şiddet görüntülerinin şiddete maruz kalan çocuğun yüzü flulaştırılsa da tehdit ve yalvarma sesleri gibi şiddete ilişkin diğer ipuçlarına yönelik herhangi bir önlem alınmaksızın ve 'akıllı işaret sistemi' kullanılmaksızın sunulduğu" tespitlerine yer verildiği, anılan raporun hükme esas alınabilecek nitelikte görüldüğü, bu durumda, bilirkişi raporu ile dosyadaki diğer tüm bilgi ve belgeler birlikte değerlendirildiğinde, yaptırıma konu yayının, çocukların fiziksel, zihinsel ve ahlâkî gelişimini zedeleyecek nitelikte olduğu, bu itibarla, 6112 sayılı Kanun’un 8. maddesinin 2. fıkrasında yer alan yayın ilkesinin ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.

Belirtilen gerekçelerle, dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince, ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 06/11/2023 tarih ve E:2022/421, K:2023/2546 sayılı kararı ile bozulması üzerine, bozma kararına uyularak verilen kararda; yaptırıma konu yayının, çocukların fiziksel, zihinsel ve ahlaki gelişimini zedeleyecek nitelikte olduğu, bu itibarla, 6112 sayılı Kanun’un 8. maddesinin 2. fıkrasında yer alan yayın ilkesinin ihlal edildiğinin anlaşıldığı, ancak, söz konusu ihlâl nedeniyle davacı şirket hakkında uygulanan yaptırımın türünün (uyarı/idari para cezası) hukuka uygunluğunun da ayrıca değerlendirilmesi gerektiği;
6112 sayılı Kanun'un 32. maddesinin 2. fıkrasının ihlale konu yayının yapıldığı tarihteki halinde, anılan Kanun'un 8. maddesinin 2. fıkrasında belirtilen ilke, yükümlülük veya yasaklara aykırı yayın yapan medya hizmet sağlayıcılarının önce uyarılacağı, ihlalin tekrarı halinde ise idarî para cezası verileceği kurala bağlanmış iken söz konusu kuralın, davacı hakkında idari yaptırım kararının alındığı tarihteki değişik halinde, anılan yayın ilkesinin ihlali durumunda doğrudan idarî para cezası verileceğinin kurala bağlandığı;
Uyuşmazlıkta, davacı yayın kuruluşunun, ihlale konu 21/04/2017 tarihli yayını nedeniyle Üst Kurul'un 31/05/2017 tarihli kararıyla "uyarılmasına" karar verildiği, anılan karara karşı açılan davada, İdare Mahkemesince "fiil tarihindeki mevzuatın değil, işlem tarihindeki mevzuatın uygulanması gerektiğinden" bahisle "uyarı" cezasının iptaline karar verildiği; bu karara karşı davalı idarece yapılan istinaf başvurusunun Bölge İdare Mahkemesince reddedilmesi sonucu anılan kararın temyiz edilmeyerek kesinleştiği; bunun üzerine Üst Kurul tarafından, yargı kararının gereklerinin 2577 sayılı Kanun'un 28. maddesi uyarınca yerine getirilmesi kapsamında, davacıya bu kez, Mahkeme kararıyla iptal edilen "uyarı" yaptırımı yerine eyleminin karşılığı olarak doğrudan idari para cezası verildiği, söz konusu idari para cezasının iptali istemiyle de bakılan davanın açıldığının görüldüğü;
Bu bağlamda, uyuşmazlığın, 6112 sayılı Kanun’un 8. maddesinin 2. fıkrasının ihlali halinde uygulanacak olan yaptırımın, fiil tarihindeki mevzuata göre mi, yoksa dava konusu işlemin tesis edileceği tarihteki mevzuata göre mi belirleneceği noktasında toplandığı;
Kabahatler Kanunu’nun 5. maddesinin Türk Ceza Kanunu’na yapmış olduğu atıf sebebiyle, idari yaptırımların zaman bakımından uygulanması meselesini çözümleyebilmek için öncelikle Anayasa’nın 38. maddesi ile Türk Ceza Kanunu’nun zaman bakımından uygulama hükümlerinin incelenmesinin gerektiği, Anayasa’nın 38. maddesi ve Türk Ceza Kanunu’nun 7. maddesine göre, kural olarak fiilin işlendiği tarihte yürürlükte olan kanunun uygulanması gerekeceği, ancak, Türk Ceza Kanunu’nun 7. maddesinin 2. fıkrasına göre, suçun işlendiği tarihte yürürlükte olan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri arasında bir farklılık bulunması halinde, failin lehine olan kanunun uygulanacağı;
Geçmişe yürüme yasağı gereğince, hiç kimse işlendiği tarihte suç olarak kabul edilmeyen bir fiilden dolayı cezalandırılamayacağı gibi, fiilin işlendiği tarihte öngörülen cezadan daha ağır bir ceza ile de cezalandırılamayacağı, ihlale konu yayının yapıldığı tarihte yürürlükte olan kuralda yayın kuruluşunun önce uyarılacağı belirtildiğinden ve "idari para cezası" ise "uyarı" cezasından daha ağır bir yaptırım olduğundan, yayın tarihindeki mevzuatın uygulanması gerektiği;
Bu kapsamda, her ne kadar davacı şirket hakkında ihlâle konu yayın nedeniyle tesis edilen "uyarı" yaptırımı, Mahkemece "fiil tarihindeki mevzuatın değil, işlem tarihindeki mevzuatın uygulanması gerektiğinden" bahisle iptal edilmiş, bu karara karşı yapılan istinaf başvurusu da Bölge İdare Mahkemesince reddedilerek kesinleşmiş ise de, "uyarı" yaptırımının belirtilen gerekçeyle iptaline yönelik Mahkeme kararının Anayasa'nın 38. maddesi, Türk Ceza Kanunu'nun 7. maddesi ve Kabahatler Kanunu'nun 5. maddesine aykırı olarak verildiği, söz konusu kararın Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Anayasa Mahkemesi, Danıştay ve Yargıtayın müstakar içtihatlarına aykırı olduğu, yargı kararının uygulanması neticesinde daha ağır bir idari yaptırım uygulanmasına ilişkin tesis edilen dava konusu işlemin, sırf dayanağı olan yargı kararının kesinleştiğinden bahisle yargı denetimi dışında kalacağını düşünmenin hukuk devleti ilkesiyle bağdaştırılamayacağı, mahkeme kararlarının şekli olarak değil, hak arama hürriyetinin özü ve amacına uygun yorumlanarak uygulanması gerektiği;
Hiç kimsenin dava açmakla dava açmadan önceki durumdan hukuksal açıdan daha ağır bir durumla karşı karşıya bırakılamayacağı ve mahkeme kararlarının, adaletin tecellî etmesine hizmet etmek yerine, kişilerin sırf hak arama özgürlüğünü kullandığından dolayı cezalandırılması aracı haline dönüştürülemeyeceği;
Davacı tarafından hakkında tesis edilen "uyarı" yaptırımının iptali için açılan davada verilen iptal kararının davacının dava açmakla elde etmeyi hedeflediği amacı gerçekleştirmediği, aksine anılan iptal kararı nedeniyle davacının daha ağır bir yaptırımla karşılaşmasına sebebiyet verildiği, bu durumun ise hukuka ve hak arama hürriyetine aykırılık teşkil ettiği ve mahkemeye erişim hakkının ihlâline yol açtığının kuşkusuz olduğu;
Bu itibarla, dava konusu işlemin, Anayasa'nın 38. maddesine ve yerleşik yargı içtihatlarına açıkça aykırı olarak verilen ve davacının davayı açtığı durumdan hukuksal olarak daha ağır yeni bir hukuksal durumla karşı karşıya kalması sonucunu doğuran bir yargı kararının uygulanması amacıyla tesis edildiği anlaşıldığından, dava konusu işlemde hukuka uygunluk, istinafa konu İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmadığı sonucuna varılmıştır.

Açıklanan nedenlerle, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca davacının istinaf başvurusunun kabulü ile İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davalı idare tarafından, dava konusu işlemin Mahkeme kararı doğrultusunda tesis edildiği, usule uygun olduğu, ilgili mevzuat hükmünün ihlal edildiği, söz konusu ihlalin bilirkişi raporu ile de tespit edildiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Davacı tarafından, fiil tarihinde yürürlükte bulunmayan mevzuata göre ceza verilemeyeceği, yayının fiil tarihindeki yasaya da aykırılık teşkil etmediği, hiç kimsenin dava açmakla önceki durumundan daha ağır bir duruma düşürülemeyeceği belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NUN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge İdare Mahkemesi kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Anılan Kanun'un 50. maddesinin 4. fıkrasında, "Danıştayın bozma kararına uyulduğu takdirde, bu kararın temyiz incelemesi, bozma kararına uygunlukla sınırlı olarak yapılır." hükmü bulunmaktadır.

Aktarılan kurallar göz önünde bulundurulduğunda, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun bozma kararındaki esaslara uyularak verilen temyize konu kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun yukarıda özetlenen gerekçeyle kabulü ile Mahkeme kararının kaldırılması ve dava konusu işlemin iptali yolundaki ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, anılan kararın ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. Posta giderleri avansından artan tutarın davalıya iadesine,
5. 2577 sayılı Kanun'un 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesine gönderilmesine, 21/10/2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.

AvAi

Hukuki AI Asistanı
Merhaba! Ben AvAi, Avarsis Hukuki AI Asistanınız. Size nasıl yardımcı olabilirim?