‹ Ana sayfa
Danıştay13. Daireİdare Hukuku

Danıştay 13. Daire E.2024/1018 K.2024/2583

Esas No: 2024/1018 · Karar No: 2024/2583 · Karar Tarihi: 05.06.2024
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No:2024/1018
Karar No:2024/2583

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... Doğal Taş Madencilik Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.

**VEKİLİ:** Av. ...

KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Genel Müdürlüğü

**VEKİLİ:** Av. ...

İSTEMİN KONUSU : ... İdare Mahkemesi'nin ... tarih ve E:... K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü'nce 3213 sayılı Maden Kanunu'nun 30. maddesi uyarınca ... tarihinde gerçekleştirilen, Sivas ili sınırları içinde bulunan ER:... sayılı IV.Grup maden sahası arama ruhsatı ihalesinin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesi'nce verilen kararda; uyuşmazlık konusu ihalenin, 20/12/2023 tarih ve 32405 sayılı Resmî Gazete'de yayımlandığı ve bu tarihten itibaren on beş gün süre ile "..." adresinde ilan edildiği, söz konusu ilanda, İhale Şartnamesi'nde belirtilen yer ve tarihte başvuru belgelerinin elden teslim edilmesinin akabinde başvuruların değelendirilerek ihalenin sonuçlandırılacağının duyurulduğu, ilgili Şartname'nin, 1. maddesinde ihalenin konusunun, 2. maddesinde ihaleye son teklif verme tarihinin 22/01/2024 olduğunun açıkça belirtildiği;
Davacı şirketçe, davalı idareye yapılan 03/01/2024 tarihli başvuru ile maden varlığı hakkında (analiz sonucu, sondaj verisi, koordinatlar vs.) bilgi verilmesinin talep edildiği ve cevap verilmemesi üzerine ihale hakkında gerekli bilgilendirme yapılmadığı gerekçesiyle ihale tarihinden önceki gün (21/01/2024) davalı idareye başvurularak ihalenin iptaline karar verilmesinin istenildiği, 22/01/2024 tarihinde gerçekleştirilen ihalenin dava dışı tek istekli üzerinde bırakılmasına karar verildiği, davacı şirketin ihaleye katılmadığı, davalı idarece davacının tüm başvuru dilekçelerine cevaben gönderilen 08/02/2024 tarihli yazı ile, söz konusu sahaların potansiyel nikel kobalt sahaları olarak değerledirilerek ihale edildiği ve ihalenin de 22/01/2024 tarihinde yapıldığının bildirildiği;
Bu durumda, davacı şirketin yayımlanan ihale ilanından (ihalenin konusu, ihale tarihi, ihale usulü vb.), davalı idareye ilk başvuru tarihi olan 03/01/2024 tarihinde haberdar olduğu, dava açma süresinin de öğrenme tarihi olarak belirlenen 03/01/2024 tarihini izleyen günden itibaren başladığının kabulü gerektiği anlaşıldığıdan, bu tarihi izleyen günden itibaren otuz günlük dava açma süresi içinde ve en geç 02/02/2024 tarihinde dava açılması gerekirken, bu süre geçirildikten sonra 21/02/2024 tarihinde açılan davanın süre aşımı nedeniyle esasını incelenme olanağının bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle davanın süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacı tarafından, ihale işleminin henüz gerçekleştirilmediği 03/01/2024 tarihinde dava açma süresinin başlatılmasının hukuka aykırı olduğu, ihale işleminin gerçekleştirildiği tarih itibarıyla hüküm ve sonuç doğurduğu ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Davalı idare tarafından, temyize konu kararın hukuka uygun olduğu belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'UN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi'nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle süre aşımı nedeniyle reddi yolundaki ... İdare Mahkemesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından anılan Mahkeme kararının ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. Posta giderleri avansından artan tutarın davacıya iadesine,
5. Kullanılmayan ...-TL yürütmeyi durdurma harcının istemi halinde davacıya iadesine,
6. Dosyanın anılan Mahkeme'ye gönderilmesine,
7. 2577 sayılı Kanun'un 20/A maddesinin ikinci fıkrasının (i) bendi uyarınca kesin olarak (karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere), 05/06/2024 tarihinde esasta oybirliğiyle, gerekçede oyçokluğuyla karar verildi.

(X) KARŞI OY :
Anayasa'nın 40. maddesinin ikinci fıkrasında, Devletin, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorunda olduğu hükme bağlanmış; 125. maddesinin üçüncü fıkrasında da "İdari işlemlere karşı açılacak davalarda süre, yazılı bildirim tarihinden başlar." hükmüne yer verilmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Dava açma süresi" başlıklı 7. maddesinin birinci fıkrasında, dava açma süresinin, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştay'da ve idare mahkemelerinde altmış gün olduğu; ikinci fıkrasında, bu sürenin, idari uyuşmazlıklarda yazılı bildirimin yapıldığı tarihi izleyen günden itibaren başlayacağı; dördüncü fıkrasında ise, ilanı gereken düzenleyici işlemlerde dava açma süresinin, ilan tarihini izleyen günden itibaren başlayacağı; "Sürelerle ilgili genel esaslar" başlıklı 8. maddesinin birinci fıkrasında, sürelerin, tebliğ, yayın veya ilan tarihini izleyen günden itibaren işlemeye başlayacağı kuralları getirilmiş; "İvedi yargılama usulü" başlıklı 20/A maddesinin birinci fıkrasında, ihaleden yasaklama kararları hariç ihale işlemleri hakkında ivedi yargılama usulünün uygulanacağı; ikinci fıkrasının (a) bendinde, ivedi yargılama usulünde dava açma süresinin otuz gün olduğu kurala bağlanmıştır.
Anayasa'nın 40. maddesinin ikinci fıkrasının gerekçesinde belirtildiği üzere, idari işlemlere karşı başvuru yollarının ayrıntılı düzenlemelerde yer alması, başvuru süresinin kısa olması veya olağan başvuru yollarına istisna getirilebilmesi nedeniyle, işlemlere karşı hangi idari birime, hangi sürede başvurulacağının idarelerce işlemde belirtilmesi hukuk güvenliği ilkesinin bir gereği olduğundan, Anayasa'nın 40. maddesiyle, bireylerin yargı ya da idari makamlar önünde haklarını arayabilmelerine kolaylık ve olanak sağlanması amaçlanmış; idareye işlemlerinde, ilgililerin kaç gün içinde, hangi mercilere başvurabileceklerini bildirme yükümlülüğü getirilmiştir.
Bu nedenle, nitelikleri gereği özel yasalarda, genel dava açma süreleri dışında ayrı dava açma süreleri öngörülmüş olan idari işlemlerin nitelikleri ve tabi oldukları dava açma süreleri idare tarafından ilgililerine bildirilmedikçe, özel dava açma sürelerinin işletilmesine, Anayasa’nın 40. maddesi hükmü uyarınca olanak bulunmamakta olup, 2577 sayılı Kanun’da açıkça belirtilen ve ilgililerce de bilindiğinin kabulü gereken genel dava açma sürelerinin işletilmesi zorunludur.
Dolayısıyla, her ne kadar 2577 sayılı Kanun'un 20/A maddesinin 2. fıkrasının (a) bendiyle, aynı maddenin 1. fıkrası uyarınca tesis edilen idari işlemler yönünden, 2577 sayılı Kanun'da öngörülen 60 günlük genel dava açma süresi 30 güne indirilmiş ise de, dava konusu işlemde bu hususun bildirilmemiş olması, bu davada özel dava açma süresinin değil, 60 günlük genel dava açma süresinin uygulanmasını gerekli kılmaktadır.
Diğer yandan, Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulu'nun (Kurul) 19/06/2022 tarih ve 31871 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 15/03/2022 tarih ve E:2021/2, K:2022/1 sayılı kararında, " (...) idarî işlemlerde dava açma süresinin belirtilmediği hallerde özel ve genel dava açma süresinin işletilmesi veya işletilmemesi konusunda Danıştay dava daireleri ile kurullarının kararları arasında var olan içtihat aykırılığının, içtihatların birleştirilmesi yoluyla bağlayıcı bir çözüme kavuşturulması ve içtihadın, “özel dava açma süresine tâbi bir idarî işlemde, dava açma süresinin gösterilmemiş olması durumunda, vergi mahkemelerinde 30, Danıştay ve idare mahkemelerinde 60 günlük genel dava açma süresinin uygulanması gerektiği; aynı şekilde genel dava açma süresine tâbi bir idarî işlemde dava açma süresi gösterilmemiş olsa da, 30 ve 60 günlük genel dava açma süresinin uygulanması gerektiği” yönünde birleştirilmesi sonucuna ulaşılmıştır. (...) 2- Yazılı olarak bildirilen özel veya genel dava açma süresine tabi idari işlemlerde dava açma süresinin belirtilmediği hallerde genel dava açma süresinin uygulanması gerektiği doğrultusunda içtihadın birleştirilmesine (...)" karar verilmiştir.
Her ne kadar söz konusu Kurul kararında "ilanı gereken işlemler" açısından açık bir hüküm kurulmamış olsa da Anayasa'nın 40. maddesinin ikinci fıkrası ve gerekçesi ile anılan Kurul kararının gerekçesi bir bütün olarak değerlendirildiğinde, ilan edilen işlemler yönünden de bahse konu Anayasa hükmünün uygulanması ve uygulamanın da söz konusu Kurul kararı doğrultusunda yapılması gerekmektedir.
Uyuşmazlık konusu ihalenin 20/12/2023 tarih ve 32405 sayılı Resmî Gazete'de ilan edildiği, ihaleye ilişkin davacıya ihaleye ilişkin olarak ayrıca bir tebliğ yapılmadığı, ihalenin Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü'nce 22/01/2024 tarihinde gerçekleştirildiği, bakılan davanın ise 21/02/2024 tarihinde açıldığı görülmüştür.
Bu durumda, ihalenin ilanını izleyen günden itibaren genel dava açma süresi olan 60 (altmış) gün içerisinde ve en geç 19/02/2024 tarihinde açılması gerekirken bu süre geçirildikten sonra 21/02/2024 tarihinde açılan davanın süre aşımı nedeniyle reddine ilişkin Mahkeme kararında sonucu itibarıyla hukuki isabetsizlik bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, temyize konu Mahkeme kararının belirtilen gerekçe ile onanması gerektiği oyu ile gerekçe yönünden karara katılmıyorum.

Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.

AvAi

Hukuki AI Asistanı
Merhaba! Ben AvAi, Avarsis Hukuki AI Asistanınız. Size nasıl yardımcı olabilirim?