Danıştay 13. Daire İdare Hukuku · ön sınıflandırma
Danıştay 13. Daire E.2023/432 K.2024/4820
Özet: Uyuşmazlık, Dağıtıcı lisansı sahibi Dağıtım Sanayi ve Ticaret A.Ş.’nin akaryakıt istasyonundaki otomasyon sisteminin arızalı bulunması nedeniyle Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu tarafından verilen 850.000,00 TL idari para cezasının şirketin tüzel kişiliğinden tahsil edilememesine dayanarak, şirketin kanuni temsilcisi tarafından dava yoluyla ödeme emrinin iptalini talep etmektedir. Mahkeme, ilk derece kararının hatasız olduğunu kabul etmiş, kararın ONANMASINA, temyiz giderlerinin davacı tarafından karşılanmasına ve posta gideri avansının iadesine karar verdi.
T.C. DANIŞTAY ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No:2023/432
Karar No:2024/4820
TEMYİZ EDEN (DAVACI):...
KARŞI TARAF (DAVALI): ... Vergi Dairesi Müdürlüğü
VEKİLİ: Av. ...
İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Dağıtıcı lisansı sahibi... Dağıtım Sanayi ve Ticaret A.Ş.'nin (...) bayisine ait akaryakıt istasyonunda 10/07/2013 tarihinde yapılan denetimde, otomasyon sisteminin sağlıklı çalışmadığının tespit edildiğinden bahisle Enerji Piyasası Düzenleme Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararıyla verilen 850.000,00-TL idari para cezasının şirketin tüzel kişiliğinden tahsil edilememesi üzerine kanuni temsilci sıfatıyla davacıdan tahsili amacıyla düzenlenen 850.000,00-TL tutarlı, ... tarih ve ... ana takip numaralı ödeme emrinin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; davacının kanuni temsilcisi olduğu ... a 5015 sayılı Kanun uyarınca verilen ve anılan şirket tarafından ödenmeyen ve de şirketten tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağının kanuni temsilci sıfatıyla davacıdan tahsili için dava konusu ödeme emrinin düzenlendiği, davacı tarafından, asıl amme borçlusu şirketin davalı idareden kesinleşen icra takipleri doğrultusunda alacaklı olduğu ve öncelikle bunlar üzerinden mahsup işlemi gerçekleştirilmesi gerektiğinin iddia edildiği, söz konusu iddialara ilişkin UYAP sistemi üzerinden yapılan sorgulamalar neticesinde, asıl amme borçlusu şirketin İstanbul 7. İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyaları ile kesinleşen yargı kararı doğrultusunda ilamlı icra yolu ile davalı hakkında icra takibi başlattığı, bu icra takipleri bakımından davalı vekilince yapılan itirazların İstanbul 25. İcra Hukuk Mahkemesinin ... sayılı dosyalarıyla görüşüldüğü, yapılan yargılama neticesinde icra takiplerinin bir kısımlarının iptal edilerek, bakiye kalan kısımlar yönünden takiplerin devamına karar verildiği, bu kararlara karşı istinaf ve temyiz yollarına başvurulduğu, yerel mahkeme kararlarının Yargıtay tarafından onanması üzerine takiplerin kesinleştiği, kesinleşen bedeller bakımından ilgili icra müdürlüğünce dosya hesap raporları düzenlenerek Sarıgazi Vergi Dairesi Müdürlüğü vekili Av. ...'a gönderildiği ve tebliğlerin usulüne uygun olarak yapıldığı, netice itibarıyla asıl amme borçlusu şirketin davalının bağlı bulunduğu Hazine ve Maliye Bakanlığı adına Sarıgazi Vergi Dairesi'nden İstanbul 7. İcra Dairesi'nde bulunan ... sayılı dosyasında 10.137.028,66-TL ve ... sayılı dosyasında ise 15.387.833,49-TL alacaklı olduğu, davalı idarece bu dosyalara herhangi bir ödemede bulunulmadığı ya da mahsup işlemi gerçekleştirilmediği;
Bu durumda, asıl amme borçlusu şirketin kesinleşmiş icra dosyaları ile davalıdan alacaklı olduğu, bahsi geçen icra dosyalarına herhangi bir ödemede bulunulmadığı ya da mahsup işlemi gerçekleştirilmediği, dolayısı ile 6183 sayılı Kanun'un mükerrer 35. maddesi uyarınca tüzel kişilerin mal varlığından tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen ya da tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacaklarının kanuni temsilcilerden tahsil edileceğine ilişkin düzenleme şartlarının olayda gerçekleşmediği, asıl amme borçlusu şirketin kesinleşmiş icra dosyaları neticesinde davalıdan alacaklı olduğu, davalı idarenin öncelikle asıl amme borçlusu şirketin kesinleşmiş alacaklarından mahsup işlemi yaptıktan sonra bakiye alacak kalması halinde davacı hakkında kanuni temsilci sıfatıyla ödeme emri tanzim etmesi gerekirken, bu yollar tüketilmeksizin davacı adına kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen dava konusu ödeme emrinde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle, hukuka aykırı bulunan dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; dava konusu ödeme emrinin 6183 sayılı Kanun'un mükerrer 35. maddesine dayanılarak tesis edildiği, kamu alacağının ödenmesi gerektiği zamanlarda davacının asıl borçlu şirketin kanuni temsilcisi olup olmadığının ortaya konulması gerektiği, Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde yayımlanan ... Dağıtım Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi'ne (Eski Ünvan: ... Akaryakıt Dağıtım Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi) ilişkin 27/05/2015 ve 29/05/2018 tarihli ilanlardan, davacının şirketin ortağı olduğu, aynı zamanda idari para cezasının ödenmesi gerektiği zamanlarda şirketin kanuni temsilcisi olduğu, buna yönelik aksine bir iddia da bulunmadığı, ayrıca ödeme emrine dayanak olan idari para cezası işlemine karşı bir dava açılmadığının gerek Mahkemece yapılan ara kararından gerekse UYAP üzerinden yapılan araştırmadan anlaşıldığı,
İdari para cezası işleminin usule uygun olarak şirkete tebliğ edilip edilmediği hususuna gelince, Dairenin ... esas numaralı dava dosyasında (diğer kanuni temsilciye karşı düzenlenen aynı alacağa yönelik ödeme emrine karşı açılan dava) 01/09/2022 tarihli ara kararıyla Enerji Piyasası Düzenleme Kurumundan (Kurum) bilgi ve belgeler istenildiği, gönderilen belgelerden, ... Dağıtım Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi'nin 17/09/2015 tarihinde Kuruma verdiği lisans tadili başvuru dilekçesinde, Elektronik Tebligat Yönetmeliği'ne uygun olarak edinilmiş kayıtlı elektronik adres olarak "..." adresinin beyan edildiği, idari para cezası işleminin de şirketin bildirdiği elektronik adrese 17/04/2018 tarihinde usule uygun olarak tebliğ edildiği, davacının idari para cezasının tebliğ edilmediği yönünde bir iddiasının da bulunmadığı, ayrıca idari para cezasının süresinde ödenmemesi üzerine şirket adına düzenlenen ödeme emrinin de şirketin elektronik posta adresine 19/01/2019 tarihinde usule uygun olarak tebliğ edildiği,
Davacı tarafından dava dilekçesinde, asıl borçlu şirketin Sarıgazi Vergi Dairesinden İstanbul 7. İcra Müdürlüğü'nün... ve ... sayılı dosyalarında alacaklı olduğu, alacak tutarının toplam 35.000.000,00-TL olduğu, kamu alacağının şirketin mal varlığından tahsil edilebileceği iddia edildiğinden, İstanbul 7 İcra Müdürlüğü'nün ... ve ... esas sayılı dosyaları incelendiğinde; icraya konu edilen alacakların dayanağının, vergi iadesine ilişkin ... Vergi Mahkemesinin ... ve... esas sayılı davalarda verilen davanın kabulü kararlarına dayandığı, davacı şirket tarafından Sarıgazi Vergi Dairesi Müdürlüğü'ne karşı 11.935.083,58-TL özel tüketim vergisinin iadesi talebiyle açılan davada ... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla davanın kabulüne ve özel tüketim vergisi tutarının iadesine karar verildiği, yapılan istinaf başvurusunun reddedildiği, ancak kararın temyiz aşamasında Danıştay Yedinci Dairesince bozulduğu, bozma kararı üzerine ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla Vergi Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verildiği, ayrıca davacı şirket tarafından Sarıgazi Vergi Dairesi Müdürlüğü'ne karşı 8.391.075,42-TL katma değer vergisinin iadesi talebiyle açılan davada, ... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla davanın kabulüne ve katma değer vergisi tutarının iadesine karar verildiği, yapılan istinaf başvurusunun reddedildiği, ancak kararın temyiz aşamasında Danıştay Üçüncü Dairesince bozulduğu, bozma kararı üzerine ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla Vergi Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verildiği,
Buna göre İstanbul 7 İcra Müdürlüğünün E:... ve E:... sayılı dosyalarının dayanağı Vergi Mahkemesi kararlarının bozma kararları üzerine kaldırılarak davanın reddine karar verilmesi nedeniyle bu alacaklar yönüyle şirketin mal varlığı bulunduğu iddiasının dayanaksız kaldığı, yine idarece dosyaya sunulan mal varlığı araştırmasında, şirketten kamu alacağını karşılayacak tahsil olanağının kalmadığı koşulunun da gerçekleştiği;
Öte yandan, idari para cezasına konu eylemin sabit olması ve idare tarafından da aksinin ortaya konulamaması karşısında, böyle bir borcun bulunmadığı kapsamında da ödeme emrinin iptalini gerektirecek bir hususun bulunmadığı, ayrıca ödeme emrinin 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 21. maddesinde yer verilen yedi yıllık tahsil zamanaşımı süresi içinde düzenlenerek tebliğ edildiği, idari para cezasının verildiği tarihten sonra 5015 sayılı Kanun'un ilgili maddelerinde lehe bir düzenlemenin getirilmediği, 6183 sayılı Kanun'un mükerrer 35. maddesinde öngörülen sorumlulukta, kanuni temsilcilere yüklenen bir görevin yerine getirilip getirilmediğine bakılmaksızın kanuni temsilcilik sıfatının taşınıyor olmasının yeterli kabul edildiği ve bu hâliyle esasen kusursuz sorumluluk ilkesinin benimsenmiş olduğu, sadece kamu alacağının asıl borçlunun mal varlığından tamamen veya kısmen tahsil edilememesi veya tahsil edilemeyeceğinin anlaşılmış bulunması koşulunun gerçekleşmesinin yeterli olduğu,
Bu durumda, dava konusu kamu alacağının asıl borçlu olan davacının kanuni temsilcisi olduğu şirket tarafından ödenmediği, şirket adına düzenlenen idari para cezası ve ödeme emrinin usule uygun olarak tebliğ edildiği, bu işlemlere karşı dava açılmadığı, asıl borçlu yönüyle idarece mal varlığı araştırması yapıldığı, ancak kamu alacağını karşılayacak mal varlığının bulunmadığının idarece ortaya konulduğu, davacının borcun ödenmesi gerektiği zamanlarda şirketin kanuni temsilcisi olduğu, dolayısıyla, 6183 sayılı Kanun'un mükerrer 35. maddesindeki şartların oluştuğu anlaşıldığından, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle, davalı idarenin istinaf başvurusunun kabulüne, İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacı tarafından, amme borçlusu şirketin İcra Müdürlüğü dosyalarından alacaklı olduğu, bu alacak dosyalarının toplam tutarının 35.000.000,00-TL olduğu, idarece bu icra dosyalarından amme borçlusu şirketin alacaklarına ilişkin tahsilat yapılması mümkünken doğrudan davacı hakkında takip başlatılarak ödeme emri gönderilmesinin mevzuata aykırı olduğu, davalı idarece öncelikle şirket nezdinde alacaklarının takip ve tahsilinin yapılması gerekirken tali sorumlu olan ve ayrıca tali sorumluluğu yanında söz konusu kamu alacaklarının ödenmesinde bulunması gerekli olan kusur sorumluluğu dahi bulunmayan kendisi hakkında düzenlenen ödeme emrinin iptali gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Davalı idare tarafından, temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının hukuka uygun olduğu belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ...'NIN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge idare mahkemesi kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın konusu işlemin iptaline ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun kabulü ile davanın reddi yolundaki ... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, anılan kararın ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. Posta giderleri avansından artan tutarın davacıya iadesine,
5. 2577 sayılı Kanun'un 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesine gönderilmesine, 18/11/2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.
Esas No:2023/432
Karar No:2024/4820
TEMYİZ EDEN (DAVACI):...
KARŞI TARAF (DAVALI): ... Vergi Dairesi Müdürlüğü
VEKİLİ: Av. ...
İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Dağıtıcı lisansı sahibi... Dağıtım Sanayi ve Ticaret A.Ş.'nin (...) bayisine ait akaryakıt istasyonunda 10/07/2013 tarihinde yapılan denetimde, otomasyon sisteminin sağlıklı çalışmadığının tespit edildiğinden bahisle Enerji Piyasası Düzenleme Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararıyla verilen 850.000,00-TL idari para cezasının şirketin tüzel kişiliğinden tahsil edilememesi üzerine kanuni temsilci sıfatıyla davacıdan tahsili amacıyla düzenlenen 850.000,00-TL tutarlı, ... tarih ve ... ana takip numaralı ödeme emrinin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; davacının kanuni temsilcisi olduğu ... a 5015 sayılı Kanun uyarınca verilen ve anılan şirket tarafından ödenmeyen ve de şirketten tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağının kanuni temsilci sıfatıyla davacıdan tahsili için dava konusu ödeme emrinin düzenlendiği, davacı tarafından, asıl amme borçlusu şirketin davalı idareden kesinleşen icra takipleri doğrultusunda alacaklı olduğu ve öncelikle bunlar üzerinden mahsup işlemi gerçekleştirilmesi gerektiğinin iddia edildiği, söz konusu iddialara ilişkin UYAP sistemi üzerinden yapılan sorgulamalar neticesinde, asıl amme borçlusu şirketin İstanbul 7. İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyaları ile kesinleşen yargı kararı doğrultusunda ilamlı icra yolu ile davalı hakkında icra takibi başlattığı, bu icra takipleri bakımından davalı vekilince yapılan itirazların İstanbul 25. İcra Hukuk Mahkemesinin ... sayılı dosyalarıyla görüşüldüğü, yapılan yargılama neticesinde icra takiplerinin bir kısımlarının iptal edilerek, bakiye kalan kısımlar yönünden takiplerin devamına karar verildiği, bu kararlara karşı istinaf ve temyiz yollarına başvurulduğu, yerel mahkeme kararlarının Yargıtay tarafından onanması üzerine takiplerin kesinleştiği, kesinleşen bedeller bakımından ilgili icra müdürlüğünce dosya hesap raporları düzenlenerek Sarıgazi Vergi Dairesi Müdürlüğü vekili Av. ...'a gönderildiği ve tebliğlerin usulüne uygun olarak yapıldığı, netice itibarıyla asıl amme borçlusu şirketin davalının bağlı bulunduğu Hazine ve Maliye Bakanlığı adına Sarıgazi Vergi Dairesi'nden İstanbul 7. İcra Dairesi'nde bulunan ... sayılı dosyasında 10.137.028,66-TL ve ... sayılı dosyasında ise 15.387.833,49-TL alacaklı olduğu, davalı idarece bu dosyalara herhangi bir ödemede bulunulmadığı ya da mahsup işlemi gerçekleştirilmediği;
Bu durumda, asıl amme borçlusu şirketin kesinleşmiş icra dosyaları ile davalıdan alacaklı olduğu, bahsi geçen icra dosyalarına herhangi bir ödemede bulunulmadığı ya da mahsup işlemi gerçekleştirilmediği, dolayısı ile 6183 sayılı Kanun'un mükerrer 35. maddesi uyarınca tüzel kişilerin mal varlığından tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen ya da tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacaklarının kanuni temsilcilerden tahsil edileceğine ilişkin düzenleme şartlarının olayda gerçekleşmediği, asıl amme borçlusu şirketin kesinleşmiş icra dosyaları neticesinde davalıdan alacaklı olduğu, davalı idarenin öncelikle asıl amme borçlusu şirketin kesinleşmiş alacaklarından mahsup işlemi yaptıktan sonra bakiye alacak kalması halinde davacı hakkında kanuni temsilci sıfatıyla ödeme emri tanzim etmesi gerekirken, bu yollar tüketilmeksizin davacı adına kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen dava konusu ödeme emrinde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle, hukuka aykırı bulunan dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; dava konusu ödeme emrinin 6183 sayılı Kanun'un mükerrer 35. maddesine dayanılarak tesis edildiği, kamu alacağının ödenmesi gerektiği zamanlarda davacının asıl borçlu şirketin kanuni temsilcisi olup olmadığının ortaya konulması gerektiği, Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde yayımlanan ... Dağıtım Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi'ne (Eski Ünvan: ... Akaryakıt Dağıtım Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi) ilişkin 27/05/2015 ve 29/05/2018 tarihli ilanlardan, davacının şirketin ortağı olduğu, aynı zamanda idari para cezasının ödenmesi gerektiği zamanlarda şirketin kanuni temsilcisi olduğu, buna yönelik aksine bir iddia da bulunmadığı, ayrıca ödeme emrine dayanak olan idari para cezası işlemine karşı bir dava açılmadığının gerek Mahkemece yapılan ara kararından gerekse UYAP üzerinden yapılan araştırmadan anlaşıldığı,
İdari para cezası işleminin usule uygun olarak şirkete tebliğ edilip edilmediği hususuna gelince, Dairenin ... esas numaralı dava dosyasında (diğer kanuni temsilciye karşı düzenlenen aynı alacağa yönelik ödeme emrine karşı açılan dava) 01/09/2022 tarihli ara kararıyla Enerji Piyasası Düzenleme Kurumundan (Kurum) bilgi ve belgeler istenildiği, gönderilen belgelerden, ... Dağıtım Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi'nin 17/09/2015 tarihinde Kuruma verdiği lisans tadili başvuru dilekçesinde, Elektronik Tebligat Yönetmeliği'ne uygun olarak edinilmiş kayıtlı elektronik adres olarak "..." adresinin beyan edildiği, idari para cezası işleminin de şirketin bildirdiği elektronik adrese 17/04/2018 tarihinde usule uygun olarak tebliğ edildiği, davacının idari para cezasının tebliğ edilmediği yönünde bir iddiasının da bulunmadığı, ayrıca idari para cezasının süresinde ödenmemesi üzerine şirket adına düzenlenen ödeme emrinin de şirketin elektronik posta adresine 19/01/2019 tarihinde usule uygun olarak tebliğ edildiği,
Davacı tarafından dava dilekçesinde, asıl borçlu şirketin Sarıgazi Vergi Dairesinden İstanbul 7. İcra Müdürlüğü'nün... ve ... sayılı dosyalarında alacaklı olduğu, alacak tutarının toplam 35.000.000,00-TL olduğu, kamu alacağının şirketin mal varlığından tahsil edilebileceği iddia edildiğinden, İstanbul 7 İcra Müdürlüğü'nün ... ve ... esas sayılı dosyaları incelendiğinde; icraya konu edilen alacakların dayanağının, vergi iadesine ilişkin ... Vergi Mahkemesinin ... ve... esas sayılı davalarda verilen davanın kabulü kararlarına dayandığı, davacı şirket tarafından Sarıgazi Vergi Dairesi Müdürlüğü'ne karşı 11.935.083,58-TL özel tüketim vergisinin iadesi talebiyle açılan davada ... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla davanın kabulüne ve özel tüketim vergisi tutarının iadesine karar verildiği, yapılan istinaf başvurusunun reddedildiği, ancak kararın temyiz aşamasında Danıştay Yedinci Dairesince bozulduğu, bozma kararı üzerine ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla Vergi Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verildiği, ayrıca davacı şirket tarafından Sarıgazi Vergi Dairesi Müdürlüğü'ne karşı 8.391.075,42-TL katma değer vergisinin iadesi talebiyle açılan davada, ... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla davanın kabulüne ve katma değer vergisi tutarının iadesine karar verildiği, yapılan istinaf başvurusunun reddedildiği, ancak kararın temyiz aşamasında Danıştay Üçüncü Dairesince bozulduğu, bozma kararı üzerine ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla Vergi Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verildiği,
Buna göre İstanbul 7 İcra Müdürlüğünün E:... ve E:... sayılı dosyalarının dayanağı Vergi Mahkemesi kararlarının bozma kararları üzerine kaldırılarak davanın reddine karar verilmesi nedeniyle bu alacaklar yönüyle şirketin mal varlığı bulunduğu iddiasının dayanaksız kaldığı, yine idarece dosyaya sunulan mal varlığı araştırmasında, şirketten kamu alacağını karşılayacak tahsil olanağının kalmadığı koşulunun da gerçekleştiği;
Öte yandan, idari para cezasına konu eylemin sabit olması ve idare tarafından da aksinin ortaya konulamaması karşısında, böyle bir borcun bulunmadığı kapsamında da ödeme emrinin iptalini gerektirecek bir hususun bulunmadığı, ayrıca ödeme emrinin 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 21. maddesinde yer verilen yedi yıllık tahsil zamanaşımı süresi içinde düzenlenerek tebliğ edildiği, idari para cezasının verildiği tarihten sonra 5015 sayılı Kanun'un ilgili maddelerinde lehe bir düzenlemenin getirilmediği, 6183 sayılı Kanun'un mükerrer 35. maddesinde öngörülen sorumlulukta, kanuni temsilcilere yüklenen bir görevin yerine getirilip getirilmediğine bakılmaksızın kanuni temsilcilik sıfatının taşınıyor olmasının yeterli kabul edildiği ve bu hâliyle esasen kusursuz sorumluluk ilkesinin benimsenmiş olduğu, sadece kamu alacağının asıl borçlunun mal varlığından tamamen veya kısmen tahsil edilememesi veya tahsil edilemeyeceğinin anlaşılmış bulunması koşulunun gerçekleşmesinin yeterli olduğu,
Bu durumda, dava konusu kamu alacağının asıl borçlu olan davacının kanuni temsilcisi olduğu şirket tarafından ödenmediği, şirket adına düzenlenen idari para cezası ve ödeme emrinin usule uygun olarak tebliğ edildiği, bu işlemlere karşı dava açılmadığı, asıl borçlu yönüyle idarece mal varlığı araştırması yapıldığı, ancak kamu alacağını karşılayacak mal varlığının bulunmadığının idarece ortaya konulduğu, davacının borcun ödenmesi gerektiği zamanlarda şirketin kanuni temsilcisi olduğu, dolayısıyla, 6183 sayılı Kanun'un mükerrer 35. maddesindeki şartların oluştuğu anlaşıldığından, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle, davalı idarenin istinaf başvurusunun kabulüne, İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacı tarafından, amme borçlusu şirketin İcra Müdürlüğü dosyalarından alacaklı olduğu, bu alacak dosyalarının toplam tutarının 35.000.000,00-TL olduğu, idarece bu icra dosyalarından amme borçlusu şirketin alacaklarına ilişkin tahsilat yapılması mümkünken doğrudan davacı hakkında takip başlatılarak ödeme emri gönderilmesinin mevzuata aykırı olduğu, davalı idarece öncelikle şirket nezdinde alacaklarının takip ve tahsilinin yapılması gerekirken tali sorumlu olan ve ayrıca tali sorumluluğu yanında söz konusu kamu alacaklarının ödenmesinde bulunması gerekli olan kusur sorumluluğu dahi bulunmayan kendisi hakkında düzenlenen ödeme emrinin iptali gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Davalı idare tarafından, temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının hukuka uygun olduğu belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ...'NIN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge idare mahkemesi kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın konusu işlemin iptaline ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun kabulü ile davanın reddi yolundaki ... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, anılan kararın ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. Posta giderleri avansından artan tutarın davacıya iadesine,
5. 2577 sayılı Kanun'un 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesine gönderilmesine, 18/11/2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.