Danıştay 13. Daire İdare Hukuku
Danıştay 13. Daire E.2023/3524 K.2024/571
Özet: Uyuşmazlık, Radyo ve Televizyon Yayıncılığı A.Ş.’nin yayınladığı programda geçen ifadelerin 6112 sayılı kanunun 8. maddesinin “onur ve gizlilik” ilkelerine aykırı olduğuna ilişkin 38.460,00 TL idari para cezası verilmesine yol açan kararın temyizidir. Danıştay, Bölge İdare Mahkemesi’nin kararını bozmamış, aynı idari para cezasını ve ilgili kararın geçerliğini onaylamıştır.
T.C. DANIŞTAY ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No:2023/3524
Karar No:2024/571
TEMYİZ EDEN (DAVALI):... Kurulu
VEKİLİ: Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACI): ... Radyo ve Televizyon Yayıncılığı A.Ş.
VEKİLİ: Av. ...
İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Davacı şirkete ait "..." logosuyla yayın yapan televizyon kanalında ... tarihinde saat:19.30'da yayınlanan "..." adlı programda, 6112 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun'un 8. maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendinde yer verilen, "İnsan onuruna ve özel hayatın gizliliğine saygılı olma ilkesine aykırı olamaz, kişi ya da kuruluşları eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü, aşağılayıcı veya iftira niteliğinde ifadeler içeremez." şeklindeki yayın ilkesinin ihlâl edildiğinden bahisle 38.460,00-TL idari para cezası verilmesine ilişkin... tarih ve ... sayılı Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (Üst Kurul) kararının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesi'nce verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; dava dosyası ile dava konusu işleme dayanak alınan ve dosyaya sunulmuş olan programa ait CD kaydının birlikte incelenmesinden; dava konusu uyuşmazlığa esas televizyon programında sarfedilen sözlerin muhataplarının ikisinin (biri eski Bakan birisi eski SPK başkanı) kamusal yetki kullanan kamu kurumlarında üst düzey kamu görevlisi olduğu, diğerinin medya patronu olduğu, kamuoyuna mal olmuş kişi konumunda bulundukları, özel kişilerden farklı olarak, gazetecilerin ve halkın yakın denetimine açık şekilde eleştiri sınırlarının geniş tutulmasının demokratik toplumun gereği olduğu, bu çerçevede söz konusu programda geçen diyaloglarda sarfedilen söz ve açıklamaların içeriği itibarıyla küçük düşürücü, aşağılayıcı veya iftira niteliğinde ifadeler teşkil etmediği, söylenen sözlerin, yapılan konuşmanın tamamı ve söylendiği bağlamdan kopartılmaksızın olayın bütünselliği içinde değerlendirildiğinde, eleştiri sınırlarını aşmadığı anlaşıldığından dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı,
Bu durumda, demokratik bir ülkede basının haber verme ve halkın haber alma özgürlüğü kapsamı içerisinde kaldığı anlaşılan yayınlanan programda geçen ifadeler nedeniyle, davacı yayın kuruluşuna idari para cezası verilmesine ilişkin dava konusu işlemde, Anayasa'nın 2. maddesinde ifadesini bulan demokratik hukuk devleti ilkesi ile 26. ve 28. maddelerinde belirtilen ifade özgürlüğü ve basın özgürlüğüne uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle hukuka aykırı bulunan dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nce; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davalı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davalı idare tarafından, istinaf kararının gerekçesiz olmasının adil yargılanma hakkının ihlâli sonucunu doğurduğu, istinaf merciince herhangi bir makul gerekçe sunulmaksızın onanan Mahkeme kararında 6112 sayılı Kanun ve gerekçesi göz ardı edilerek hatalı bir karar verildiği, iptal kararının gerekçesi oluşturulurken ifade özgürlüğünün sınırlarına ve özüne temas edilemediği, ifade özgürlüğünün açıkça yanlış anlaşılıp değerlendirildiği, medya hizmet sağlayıcıların yayın hizmetlerini kamusal sorumluluk anlayışıyla kanunlarda yer alan ilkelere ve basın meslek ilkelerine uygun olarak sunmaları gerektiği, dava konusu haber bülteninde yer verilen değerlendirmelerin ifade özgürlüğü kapsamında olmadığı, medya aracılığıyla yapılan çağrışım ve anlamlandırmalara dikkat edilmesi gerektiği, dava konusu programda kullanılan ifadelerin ve yapılan yorumların eleştiri sınırları ötesinde aşağılayıcı ve küçük düşürücü nitelikte olduğu, basın ve ifade özgürlüğü ile bağdaşmadığı, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Davacı tarafından, ceza verilmesine neden olan yayının haber niteliğinde olduğu, mevzuat doğru uygulanmadığı gibi dava konusu kararın gerekçe de içermediği ve yayının içeriğiyle verilen cezanın uyuşmadığı, ortada toplumdaki itibarın zedelenmesine, iktidara ve yargı mensuplarına karşı eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürmeye, aşağılamaya dönük bir yayın bulunmadığı, Üst Kurul tarafından bu cezanın bu gerekçe ile verilebilmesi için toplumdaki itibarının zedelendiğini ve bu yolla kişilik haklarının ihlâl edildiğini iddia edenin başvuruda bulunması gerektiği, ancak böyle bir başvuru bulunmadığı, dava konusu kararın ifade özgürlüğüne aykırı olduğu, kaldı ki Üst Kurul'un yapısı ve inceleme şeklinin de cezanın iptalini gerektirdiği belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ...'IN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi'nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge idare mahkemesi kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalının temyiz isteminin reddine,
2. Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddi yolundaki ... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, anılan Bölge İdare Mahkemesi kararının ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. Posta giderleri avansından artan tutarın davalıya iadesine,
5. Kullanılmayan ...-TL yürütmeyi durdurma harcının istemi hâlinde davalıya iadesine,
6. 2577 sayılı Kanun'un 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesi'ne gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesi'ne gönderilmesine, 07/02/2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.
Esas No:2023/3524
Karar No:2024/571
TEMYİZ EDEN (DAVALI):... Kurulu
VEKİLİ: Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACI): ... Radyo ve Televizyon Yayıncılığı A.Ş.
VEKİLİ: Av. ...
İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Davacı şirkete ait "..." logosuyla yayın yapan televizyon kanalında ... tarihinde saat:19.30'da yayınlanan "..." adlı programda, 6112 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun'un 8. maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendinde yer verilen, "İnsan onuruna ve özel hayatın gizliliğine saygılı olma ilkesine aykırı olamaz, kişi ya da kuruluşları eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü, aşağılayıcı veya iftira niteliğinde ifadeler içeremez." şeklindeki yayın ilkesinin ihlâl edildiğinden bahisle 38.460,00-TL idari para cezası verilmesine ilişkin... tarih ve ... sayılı Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (Üst Kurul) kararının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesi'nce verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; dava dosyası ile dava konusu işleme dayanak alınan ve dosyaya sunulmuş olan programa ait CD kaydının birlikte incelenmesinden; dava konusu uyuşmazlığa esas televizyon programında sarfedilen sözlerin muhataplarının ikisinin (biri eski Bakan birisi eski SPK başkanı) kamusal yetki kullanan kamu kurumlarında üst düzey kamu görevlisi olduğu, diğerinin medya patronu olduğu, kamuoyuna mal olmuş kişi konumunda bulundukları, özel kişilerden farklı olarak, gazetecilerin ve halkın yakın denetimine açık şekilde eleştiri sınırlarının geniş tutulmasının demokratik toplumun gereği olduğu, bu çerçevede söz konusu programda geçen diyaloglarda sarfedilen söz ve açıklamaların içeriği itibarıyla küçük düşürücü, aşağılayıcı veya iftira niteliğinde ifadeler teşkil etmediği, söylenen sözlerin, yapılan konuşmanın tamamı ve söylendiği bağlamdan kopartılmaksızın olayın bütünselliği içinde değerlendirildiğinde, eleştiri sınırlarını aşmadığı anlaşıldığından dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı,
Bu durumda, demokratik bir ülkede basının haber verme ve halkın haber alma özgürlüğü kapsamı içerisinde kaldığı anlaşılan yayınlanan programda geçen ifadeler nedeniyle, davacı yayın kuruluşuna idari para cezası verilmesine ilişkin dava konusu işlemde, Anayasa'nın 2. maddesinde ifadesini bulan demokratik hukuk devleti ilkesi ile 26. ve 28. maddelerinde belirtilen ifade özgürlüğü ve basın özgürlüğüne uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle hukuka aykırı bulunan dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nce; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davalı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davalı idare tarafından, istinaf kararının gerekçesiz olmasının adil yargılanma hakkının ihlâli sonucunu doğurduğu, istinaf merciince herhangi bir makul gerekçe sunulmaksızın onanan Mahkeme kararında 6112 sayılı Kanun ve gerekçesi göz ardı edilerek hatalı bir karar verildiği, iptal kararının gerekçesi oluşturulurken ifade özgürlüğünün sınırlarına ve özüne temas edilemediği, ifade özgürlüğünün açıkça yanlış anlaşılıp değerlendirildiği, medya hizmet sağlayıcıların yayın hizmetlerini kamusal sorumluluk anlayışıyla kanunlarda yer alan ilkelere ve basın meslek ilkelerine uygun olarak sunmaları gerektiği, dava konusu haber bülteninde yer verilen değerlendirmelerin ifade özgürlüğü kapsamında olmadığı, medya aracılığıyla yapılan çağrışım ve anlamlandırmalara dikkat edilmesi gerektiği, dava konusu programda kullanılan ifadelerin ve yapılan yorumların eleştiri sınırları ötesinde aşağılayıcı ve küçük düşürücü nitelikte olduğu, basın ve ifade özgürlüğü ile bağdaşmadığı, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Davacı tarafından, ceza verilmesine neden olan yayının haber niteliğinde olduğu, mevzuat doğru uygulanmadığı gibi dava konusu kararın gerekçe de içermediği ve yayının içeriğiyle verilen cezanın uyuşmadığı, ortada toplumdaki itibarın zedelenmesine, iktidara ve yargı mensuplarına karşı eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürmeye, aşağılamaya dönük bir yayın bulunmadığı, Üst Kurul tarafından bu cezanın bu gerekçe ile verilebilmesi için toplumdaki itibarının zedelendiğini ve bu yolla kişilik haklarının ihlâl edildiğini iddia edenin başvuruda bulunması gerektiği, ancak böyle bir başvuru bulunmadığı, dava konusu kararın ifade özgürlüğüne aykırı olduğu, kaldı ki Üst Kurul'un yapısı ve inceleme şeklinin de cezanın iptalini gerektirdiği belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ...'IN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi'nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge idare mahkemesi kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalının temyiz isteminin reddine,
2. Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddi yolundaki ... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, anılan Bölge İdare Mahkemesi kararının ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. Posta giderleri avansından artan tutarın davalıya iadesine,
5. Kullanılmayan ...-TL yürütmeyi durdurma harcının istemi hâlinde davalıya iadesine,
6. 2577 sayılı Kanun'un 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesi'ne gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesi'ne gönderilmesine, 07/02/2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.