Danıştay13. Daireİdare Hukuku · ön sınıflandırma
Danıştay 13. Daire E.2023/1306 K.2024/592
Özet: Uyuşmazlık, hissedarı olan davacıların maddi zararlarının üzerine, AİHM kararına dayanarak yargılamanın yenilenmesi ve maddi tazminat talebinin içinen hak ihlallerinin giderilmesiyle ilgiliydir. Danıştay, dava konusuna gerek kalmaksızın yargılama giderlerinin ve vekâlet ücretinin davalı idare tarafından ödenmesini, idare mahkemesi kararının bozulmasını ve yargılamanın yenilenmesini karara bağlamıştır.
T.C. DANIŞTAY ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No:2023/1306
Karar No:2024/592
TEMYİZ EDEN (DAVACILAR): 1- ... 2-...
VEKİLİ: Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI): ... ... Fonu ...
VEKİLİ: Av. ...
İSTEMİN_KONUSU: ... İdare Mahkemesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: ... hissedarı olan davacılar tarafından, maddi zararlarının yasal faiziyle birlikte tazmini istemiyle açtıkları davanın süre aşımı yönünden reddine ilişkin ... İdare Mahkemesi'nin kesinleşmiş kararının, mülkiyet ve mahkemeye erişim haklarını ihlâl ettiğinin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararıyla tespit edildiğinden bahisle, yargılamanın yenilenmesi yoluyla kaldırılarak; maddî tazminat isteminin AİHM kararıyla karşılanmış olması dolayısıyla davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi, yargılama giderlerinin ve nispî vekâlet ücretinin davalı idareden alınarak kendilerine ödenmesine hükmedilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesi'nce, Dairemizin ... tarih ve E:..., K:... sayılı bozma kararına uyularak verilen kararda; 2577 sayılı Kanun'un 53. maddesinin 1. fıkrasının (ı) bendinde öngörülen yargılamanın yenilenmesinin uyuşmazlığın esasını oluşturan temel hak ve özgürlük açısından ihlâlin sonuçlarının tam olarak giderilemediği hâllerde uygulanabileceği, davacıların temel şikâyeti olan hisselerinden yoksun kalması nedeniyle mülkiyet hakkı bağlamında uğradığı zararın, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) tarafından âdil tazmin yoluyla tamamen giderildiği, manevi zarar bakımından ise mülkiyet ve mahkemeye erişim haklarının ihlâllerine ilişkin tespitin ise tek başına yeterli düzeyde âdil tazmin teşkil ettiği değerlendirmesine yer verildiği, davacılar ve diğer başvurucuların AİHM nezdinde ve işbu yargılamanın yenilenmesi talebine konu olan yerel mahkemeler önünde yaptıkları masraflar ve vekâlet ücretine hükmedilmesine ilişkin taleplerinin de AİHM tarafından değerlendirildiği ve nihayetinde tüm başvuranlar bakımından yaptıkları masraf ve giderlere karşılık olarak toplam 25.000,00-Avro ödenmesinin uygun görüldüğü, âdil tazmine ilişkin taleplerin geri kalan kısmının ise reddine karar verildiği, böylece davacıların talebine konu hususların AİHM kararında karşılanarak ihlâlin sonuçlarının yeniden yargılamayı gerektirmeyecek şekilde ortadan kaldırıldığı anlaşıldığından, yargılama giderleri ve vekâlet ücreti yönünden yeniden yargılama yoluyla giderilebilecek ihlâl hükmünün varlığından ve dolayısıyla yargılamanın yenilenmesi şartlarının oluştuğundan söz edilmesi imkânı bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle yargılamanın yenilenmesi isteminin reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacılar tarafından, AİHM'nin başvuranlara 25.000,00-Avro ödenmesi yönündeki kararının iç hukukta yapılan giderleri kapsadığına dair gerekçenin maddi hataya dayalı olduğu ve usuli kazanılmış hak oluşturmayacağı, AİHM'nin ihlâl kararı vermesi sonrasında iç hukukta verilen aleyhe kararların sonuçlarının da ortadan kaldırılması ve başvuranların durumlarının ihlâl öncesi hâle getirilmesi gerektiği, AİHM tarafından tazminat kararı verilmesinin yargılamanın yenilenmesine engel teşkil etmeyeceği, bu durumun AİHM kararlarında da defaatle ifade edildiği, AİHM kararında hükmedilen toplam 25.000,00-Avro'nun sadece AİHM nezdindeki yargılama giderlerine ilişkin olduğu, AİHM kararında yer alan 841 başvuran tarafından yargılamanın yenilenmesi yoluna başvurulduğu, bu davalardan temyiz sınırının altında kalanlar hakkında verilen yargılamanın yenilenmesi talebinin kabulüne ilişkin kararların kesinleştiği, temyiz sınırını aşan dosyalarda ise tam aksine bir karar verildiği ve bir eşitsizlik oluştuğu, yargılamanın yenilenmesi talebinin kabul edilerek yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin ödenmesine hükmedilmesi gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Davalı idare tarafından, Danıştay'ın bozma kararına uyulmak suretiyle davacıların yargılamanın yenilenmesi isteminin reddine karar verildiğinden Fon lehine usuli kazanılmış hak doğduğu, yargılamanın yenilenmesini gerektiren şartların söz konusu olmadığı ve İdare Mahkemesi kararının hukuka uygun olduğu, AİHM'nin tazmin kararının yerine getirildiği, davacıların yargılamanın yenilenmesini gerektirecek bir zararının söz konusu olmadığı, davacı tarafın hem iç hukuk sürecine ait hem de AİHM yargılamasına ilişkin olarak yargılama gideri ve vekalet ücreti talebinde bulunduğu, AİHM kararında ise iç hukuk ve AİHM süreci diye bir ayrım yapılmaksızın masraf ve giderlere karşılık 25.000,00-Avro ödenmesine karar verildiği, Danıştay incelemesinden geçmeden kesinleşen yargılamanın yenilenmesi talebinin kabulüne ilişkin görevsiz Mahkemelerce verilen kararların huzurdaki davaya emsal teşkil etmesinin mümkün olmadığı, mezkur kararlardaki davacılar lehine hükmedilen vekalet ücretleri ve yargılama giderlerinin Kurum tarafından ödendiği ancak Kurum lehine hükmedilen yargılama giderleri ve vekalet ücretlerinin ise ödenmediği, bu durumun hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğu, vekalet ücretinin asile değil vekile ait olduğu belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi'nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Anılan Kanun'un 50. maddesinin 4. fıkrasında, "Danıştay'ın bozma kararına uyulduğu takdirde, bu kararın temyiz incelemesi, bozma kararına uygunlukla sınırlı olarak yapılır." hükmü bulunmaktadır.
Aktarılan kurallar göz önünde bulundurulduğunda, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri, Dairemizin bozma kararındaki esaslara uyularak verilen temyize konu Mahkeme kararının kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacıların temyiz isteminin reddine,
2. Yargılamanın yenilenmesi isteminin reddine ilişkin... İdare Mahkemesi'nce verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararda, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından anılan Mahkeme kararının ONANMASINA,
3. Davacıların adlî yardım isteminin kabul edilmesi nedeniyle ertelenmiş olan temyiz aşamasına ilişkin yargılama giderlerinin, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 339. maddesinin 1. fıkrası uyarınca davacıdan tahsili için Mahkemece müzekkere yazılmasına,
4. Dosyanın anılan Mahkeme'ye gönderilmesine,
5. 2577 sayılı Kanun'un Geçici 8. maddesi uyarınca, bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 (on beş) gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 07/02/2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Esas No:2023/1306
Karar No:2024/592
TEMYİZ EDEN (DAVACILAR): 1- ... 2-...
VEKİLİ: Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI): ... ... Fonu ...
VEKİLİ: Av. ...
İSTEMİN_KONUSU: ... İdare Mahkemesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: ... hissedarı olan davacılar tarafından, maddi zararlarının yasal faiziyle birlikte tazmini istemiyle açtıkları davanın süre aşımı yönünden reddine ilişkin ... İdare Mahkemesi'nin kesinleşmiş kararının, mülkiyet ve mahkemeye erişim haklarını ihlâl ettiğinin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararıyla tespit edildiğinden bahisle, yargılamanın yenilenmesi yoluyla kaldırılarak; maddî tazminat isteminin AİHM kararıyla karşılanmış olması dolayısıyla davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi, yargılama giderlerinin ve nispî vekâlet ücretinin davalı idareden alınarak kendilerine ödenmesine hükmedilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesi'nce, Dairemizin ... tarih ve E:..., K:... sayılı bozma kararına uyularak verilen kararda; 2577 sayılı Kanun'un 53. maddesinin 1. fıkrasının (ı) bendinde öngörülen yargılamanın yenilenmesinin uyuşmazlığın esasını oluşturan temel hak ve özgürlük açısından ihlâlin sonuçlarının tam olarak giderilemediği hâllerde uygulanabileceği, davacıların temel şikâyeti olan hisselerinden yoksun kalması nedeniyle mülkiyet hakkı bağlamında uğradığı zararın, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) tarafından âdil tazmin yoluyla tamamen giderildiği, manevi zarar bakımından ise mülkiyet ve mahkemeye erişim haklarının ihlâllerine ilişkin tespitin ise tek başına yeterli düzeyde âdil tazmin teşkil ettiği değerlendirmesine yer verildiği, davacılar ve diğer başvurucuların AİHM nezdinde ve işbu yargılamanın yenilenmesi talebine konu olan yerel mahkemeler önünde yaptıkları masraflar ve vekâlet ücretine hükmedilmesine ilişkin taleplerinin de AİHM tarafından değerlendirildiği ve nihayetinde tüm başvuranlar bakımından yaptıkları masraf ve giderlere karşılık olarak toplam 25.000,00-Avro ödenmesinin uygun görüldüğü, âdil tazmine ilişkin taleplerin geri kalan kısmının ise reddine karar verildiği, böylece davacıların talebine konu hususların AİHM kararında karşılanarak ihlâlin sonuçlarının yeniden yargılamayı gerektirmeyecek şekilde ortadan kaldırıldığı anlaşıldığından, yargılama giderleri ve vekâlet ücreti yönünden yeniden yargılama yoluyla giderilebilecek ihlâl hükmünün varlığından ve dolayısıyla yargılamanın yenilenmesi şartlarının oluştuğundan söz edilmesi imkânı bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle yargılamanın yenilenmesi isteminin reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacılar tarafından, AİHM'nin başvuranlara 25.000,00-Avro ödenmesi yönündeki kararının iç hukukta yapılan giderleri kapsadığına dair gerekçenin maddi hataya dayalı olduğu ve usuli kazanılmış hak oluşturmayacağı, AİHM'nin ihlâl kararı vermesi sonrasında iç hukukta verilen aleyhe kararların sonuçlarının da ortadan kaldırılması ve başvuranların durumlarının ihlâl öncesi hâle getirilmesi gerektiği, AİHM tarafından tazminat kararı verilmesinin yargılamanın yenilenmesine engel teşkil etmeyeceği, bu durumun AİHM kararlarında da defaatle ifade edildiği, AİHM kararında hükmedilen toplam 25.000,00-Avro'nun sadece AİHM nezdindeki yargılama giderlerine ilişkin olduğu, AİHM kararında yer alan 841 başvuran tarafından yargılamanın yenilenmesi yoluna başvurulduğu, bu davalardan temyiz sınırının altında kalanlar hakkında verilen yargılamanın yenilenmesi talebinin kabulüne ilişkin kararların kesinleştiği, temyiz sınırını aşan dosyalarda ise tam aksine bir karar verildiği ve bir eşitsizlik oluştuğu, yargılamanın yenilenmesi talebinin kabul edilerek yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin ödenmesine hükmedilmesi gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Davalı idare tarafından, Danıştay'ın bozma kararına uyulmak suretiyle davacıların yargılamanın yenilenmesi isteminin reddine karar verildiğinden Fon lehine usuli kazanılmış hak doğduğu, yargılamanın yenilenmesini gerektiren şartların söz konusu olmadığı ve İdare Mahkemesi kararının hukuka uygun olduğu, AİHM'nin tazmin kararının yerine getirildiği, davacıların yargılamanın yenilenmesini gerektirecek bir zararının söz konusu olmadığı, davacı tarafın hem iç hukuk sürecine ait hem de AİHM yargılamasına ilişkin olarak yargılama gideri ve vekalet ücreti talebinde bulunduğu, AİHM kararında ise iç hukuk ve AİHM süreci diye bir ayrım yapılmaksızın masraf ve giderlere karşılık 25.000,00-Avro ödenmesine karar verildiği, Danıştay incelemesinden geçmeden kesinleşen yargılamanın yenilenmesi talebinin kabulüne ilişkin görevsiz Mahkemelerce verilen kararların huzurdaki davaya emsal teşkil etmesinin mümkün olmadığı, mezkur kararlardaki davacılar lehine hükmedilen vekalet ücretleri ve yargılama giderlerinin Kurum tarafından ödendiği ancak Kurum lehine hükmedilen yargılama giderleri ve vekalet ücretlerinin ise ödenmediği, bu durumun hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğu, vekalet ücretinin asile değil vekile ait olduğu belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi'nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Anılan Kanun'un 50. maddesinin 4. fıkrasında, "Danıştay'ın bozma kararına uyulduğu takdirde, bu kararın temyiz incelemesi, bozma kararına uygunlukla sınırlı olarak yapılır." hükmü bulunmaktadır.
Aktarılan kurallar göz önünde bulundurulduğunda, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri, Dairemizin bozma kararındaki esaslara uyularak verilen temyize konu Mahkeme kararının kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacıların temyiz isteminin reddine,
2. Yargılamanın yenilenmesi isteminin reddine ilişkin... İdare Mahkemesi'nce verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararda, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından anılan Mahkeme kararının ONANMASINA,
3. Davacıların adlî yardım isteminin kabul edilmesi nedeniyle ertelenmiş olan temyiz aşamasına ilişkin yargılama giderlerinin, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 339. maddesinin 1. fıkrası uyarınca davacıdan tahsili için Mahkemece müzekkere yazılmasına,
4. Dosyanın anılan Mahkeme'ye gönderilmesine,
5. 2577 sayılı Kanun'un Geçici 8. maddesi uyarınca, bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 (on beş) gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 07/02/2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.