Danıştay13. Daireİdare Hukuku · ön sınıflandırma
Danıştay 13. Daire E.2022/4886 K.2024/3920
T.C. DANIŞTAY
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No:2022/4886
Karar No:2024/3920
TEMYİZ EDEN (DAVALI): ... Kurulu
VEKİLİ: Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACI): ...
VEKİLİ: Av. ...
İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: ... Yatırımlar A.Ş. (...) pay piyasasında ... döneminde meydana gelen olağandışı fiyat ve miktar hareketlerine ilişkin olarak yapılan incelemeler sonucunda 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun 107. maddesinin ikinci fıkrasında sayılan fiillerin işlendiğine dair makul şüphe bulunması nedeniyle anılan Kanun'un 1. maddesi çerçevesinde yatırımcıların hak ve yararlarının korunmasını teminen 6362 sayılı Kanun'un 101. maddesinin birinci fıkrası ve V-101.1 sayılı Bilgi Suistimali ve Piyasa Dolandırıcılığı İncelemelerinde Uygulanacak Tedbirler Tebliği'nin 5. maddesinin birinci fıkrası ile 6. maddesinin birinci fıkrası uyarınca davacı hakkında 16/09/2021 tarihinden başlamak üzere borsalarda 6 ay süreyle geçici işlem yasağı uygulanmasına dair ... tarih ve ... sayılı Sermaye Piyasası Kurulu (Kurul) kararının kaldırılması talebiyle yapılan başvurunun zımnen reddine dair işlemin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; 03/09/2021-14/09/2021 döneminde Endeks %3,02 oranında düşerken, aynı dönemde ... pay piyasasında 02/09/2021 tarihinde 4,04-TL olan pay AOF’sinin %38,40 oranında artarak 14/09/2021 tarihinde 5,59-TL olduğu ve şirket tarafından bu durumun kamuya açıklanmamış bir sebepten kaynaklanmadığının duyurulduğu, söz konusu dönemde “...” ve “...” adlı Telegram hesaplarından anılan hisseyle ilgili olarak manipüle edici nitelikte sayılabilecek paylaşımlar yapıldığı, hesabın yöneticisi olduğu hususunda makul şüphe bulunan kişiyle aynı IP adresini kullanan ... ile davacı arasında muhtelif tarihlerde birçok para transferinin gerçekleştiği ve davacının 2.113.144,04-TL kar elde ettiği hususları dikkate alındığında, söz konusu fiilleriyle yatırımcıların kararlarını etkilemek amacıyla yalan, yanlış veya yanıltıcı bilgi veren, söylenti çıkaran, haber veren, yorum yapan veya rapor hazırlayan ya da bunları yayan ve bu suretle menfaat sağladığı hususunda makul şüphe bulunan davacının 6 ay süreyle borsalarda geçici işlem yapmasının yasaklanmasına ilişkin Kurul kararında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Öte yandan, davacının söz konusu Telegram hesaplarının yöneticisi olduğu hususunda makul şüphe bulunan kişiyle aynı IP adresini kullanan ... ile aralarındaki para transferlerinin, anılan şahsın avukat olduğu ve vekil tayin ettiği bir davadaki emeği karşılığında gönderildiği iddiasına, söz konusu hususa ilişkin olarak dosyaya herhangi bir somut belge sunulamadığı görüldüğünden itibar edilmediği belirtilmiştir.
Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; 6362 sayılı Kanun'un 106. ve 107. maddelerinde sayılan fiilleri işlediğine dair makul şüphe bulunan kişilerin Kurul tarafından borsalarda geçici olarak işlem yapılmasının yasaklanabileceği, geçici işlem yapma yasağının sermaye piyasası araçlarının fiyatlarını, değerlerini veya yatırımcıların kararlarını etkilemek amacıyla yalan, yanlış veya yanıltıcı bilgi veren, söylenti çıkaran, haber veren, yorum yapan veya rapor hazırlayan ya da bunları yayan ve bu suretle menfaat sağlayanlardan bu fiilleri işlediğine dair makul şüphe bulunanlar hakkında uygulanabileceği;
... pay piyasasında 03/09/2021-14/09/2021 döneminde (inceleme dönemi) meydana gelen fiyat ve miktar hareketlerinin Kurulca incelenmesi sonucunda hazırlanan İnceleme Raporu'nda; "..." adlı Twitter hesabı üzerinden ve Türk Marka ve Patent Kurumunun internet sitesi üzerinden gerçekleştirilen incelemelerde "..." isminin ... ismiyle tescillendiği, inceleme döneminde ... pay piyasasında söz konusu Telegram hesaplarından yapılan sosyal medya paylaşımları ile, ilgili paya yönelik talep oluşturulmaya çalışıldığı, paylaşımların yatırımcıların kararlarını etkileyebilecek yanıltıcı bilgi ve yorumlar içerdiği, yüksek fiyat hedefleri verilerek pay fiyatını artırmaya yönelik paylaşımlar yapıldığı, işlem gerçekleştiren, emir ve işlemleri dikkat çekici bulunan davacı ve ..., ..., ..., ..., ..., ... adlı şahısların Telegram hesaplarını kullandığına ilişkin makul şüphe oluşan ... adlı şahısla birlikte hareket ettiklerine dair makul şüphe oluştuğu ve bu yatırımcıların grup olarak değerlendirildiği, bahse konu paylaşımlarla pay fiyatı artırılarak grubun mülkiyetinde bulunan payların satılıp menfaat temin etmeye yönelik birlikte hareket edildiği ve bu suretle 6362 sayılı Kanun'un 107/2 maddesinde belirtilen suçun unsurlarının oluştuğuna dair makul şüphe bulunduğunun değerlendirildiği, ancak raporda Telegram adlı sosyal paylaşım mecralarında yatırımcıları yönlendirici paylaşımların kim/ler tarafından yapıldığına dair kesin ve somut bir tespite yer verilmediği gibi, davacı hakkında yatırımcıların kararlarını etkilemek amacıyla sözlü ya da yazılı herhangi bir beyanda bulunmak suretiyle menfaat sağladığı, başka bir anlatımla 6362 sayılı Kanun'un 107/2 maddesinde sayılan fiillerden herhangi birini gerçekleştirdiği yönünde hukuken kabul edilebilir tespitlerde bulunulmadığı, davacının sözü edilen paylaşımların yapıldığı Telegram grubuna üye olduğuna dair bir tespite de yer verilmediği;
6362 sayılı Kanun'un 107/2 maddesinde geçici işlem yapma yasağı uygulanabilmesinin koşulu olarak aranan sermaye piyasası araçlarının fiyatlarını, değerlerini veya yatırımcıları etkilemek amacıyla yalan, yanlış veya yanıltıcı bilgi verdiği, söylenti çıkardığı, haber verdiği, yorum yaptığı veya rapor hazırladığı ya da bunları yaydığı ve bu suretle menfaat sağladığına ilişkin davacıya yönelik herhangi bir tespitte bulunulmadığı, davacıya atfedilen ... pay piyasasına ilişkin yorumların paylaşıldığı Telegram hesaplarını kullandığına ilişkin makul şüphe oluşan ... adlı şahısla aynı IP adresi üzerinden birçok kere emir ilettiği tespit edilen ... ile arasında muhtelif tarihlerde birçok para transferinin gerçekleştirilmesi ve bahse konu pay piyasasında işlem gerçekleştirmek fiillerinin, davacının grup ile birlikte hareket ettiği ve 107/2 maddede sayılan fiilleri işlediği yönünde makul şüphe oluşturduğundan söz edilemeyeceği anlaşıldığından, davacı hakkında 6 ay süreyle geçici işlem yasağı uygulanmasına ilişkin Kurul kararının kaldırılması talebiyle yapılan başvurunun zımnen reddine dair işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, davacının istinaf başvurusunun kabulü ile İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davalı idare tarafından, söz konusu fiiller davacının dahil olduğu grup tarafından gerçekleştirildiğinden, davacı tarafından ayrıca işlenmesine gerek bulunmadığı, hukuka uygun davranışlar ile gerçekleştirilen ancak suç/kabahat niteliğini haiz olan eylemlerin tek kişi tarafından gerçekleştirilebileceği gibi uygulamada çoğu kez görüldüğü üzere birçok kişinin -özellikle piyasada hakimiyetin elde edilmesi amacıyla- bir araya gelmesiyle oluşturulan yatırımcı grubu tarafından da gerçekleştirilebildiği, sermaye piyasası mevzuatı ile düzenlenen ve hukuk düzeni tarafından yasaklanan fiillerin birden fazla kişi tarafından gerçekleştirilmesi durumunda her bir kişi tarafından bahse konu fiillerin gerçekleştirilmesine gerek bulunmadığı, kişilerin hakimiyet derecesine göre değerlendirme yapılması gerektiği, iştirak içerisinde gerçekleştirilen fiillerde birtakım kişilerin sermaye piyasası araçlarının fiyatını etkileyebilecek şekilde yalan, yanlış bilgi verme gibi fiilleri gerçekleştirdiği, diğer kişilerin ise menfaat temin ettiği, böylece birden fazla kişi tarafından Kanun'un 107/2 maddesinde belirtilen fiiller üzerinde hakimiyet kurulduğu, davacının söz konusu maddede belirtilen fiilleri işlediğinin ya da Telegram üyesi olduğunun ortaya koyulmasının gerekmediği, zira aynı IP adresi üzerinden işlem gerçekleştiren kişilerle arasında para transferi olan bir kişinin yapılan paylaşımlar ve gerçekleştirilen işlemlere iştirak ettiği konusunda makul şüphe bulunduğunun açık olduğu, işlemlerdeki paralellik ve bankalar arasındaki transferlerin grup arasındaki bağlantıları açıkça gösterdiği, işlemin tedbir niteliğinde olduğunun da dikkate alınması gerektiği, somut olaylar karşısında bir durumu haklı gösterecek emarelerin varlığı ile oluşacak şüpheye makul şüphe denildiği, Kurul uzmanı tarafından yapılan inceleme ve denetleme faaliyeti sonucunda bahse konu işlemlerin "peçelenerek" gerçekleştirilmesi kıstası dahil olmak üzere bir bütün olarak incelendiği ve makul şüphe seviyesine ulaşıldığı, makul şüphe değerlendirmesinin sermaye piyasalarını geliştirme ve koruma görevi tevdi edilen Kurul uzmanları tarafından tespit edilerek nihai kararın Kurul organınca değerlendirilmesi gerektiğinin açık olduğu, Telegram uygulamasının gizlilik ilkeleri ile öne çıkan, log kayıtları dahil gizli sohbetlere izin veren, kişilerin verilerini gizlediği gibi anonim olarak kullanılabilen ve gerçek hayatla bağlantısı kurulamayacak şekilde paylaşımlar yapılmasına izin veren bir uygulama olduğu, gelişen teknolojilerle birlikte bu tür uygulamaların da piyasa bozucu eylemlerin "peçelenmesi" amacıyla oldukça elverişli araçlar haline geldiği, gruplarda her bir kullanıcı tarafından ileti gönderilebilirken kanallarda belirli kişiler tarafından ileti gönderilebildiği, kimlerin üye olduğu gibi hususların görüntülenemediği, grup tarafından bir bütün halinde gerçekleştirilen işlemlerin piyasa bozucu niteliği haiz olduğu noktasında makul şüphenin bulunduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Davacı tarafından, temyiz edilen Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuka aykırılık bulunmadığı belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'UN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge idare mahkemesi kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun kabulü ile İdare Mahkemesi kararının kaldırılması ve dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptali yolundaki ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, anılan kararın ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. Posta giderleri avansından artan tutarın davalıya iadesine,
5. 2577 sayılı Kanun'un 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesine gönderilmesine, 10/10/2024 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY:
6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun "Piyasa bozucu eylemler, bilgi suistimali ve piyasa dolandırıcılığı incelemelerinde uygulanacak tedbirler" başlıklı 101. maddesi uyarınca Kurul'un, 104., 106. ve 107. maddelerde sayılan fiilleri işlediğine dair makul şüphe bulunan gerçek veya tüzel kişiler ile tüzel kişilerin yetkilileri ile ilgili sermaye piyasası araçlarına ilişkin olarak; borsalarda geçici veya sürekli olarak işlem yapılmasının yasaklanması tedbirini almaya yetkisi bulunmaktadır.
V-101.1 sayılı “Bilgi Suistimali ve Piyasa Dolandırıcılığı İncelemelerinde Uygulanacak Tedbirler Tebliği”nin 4. maddesinin 1-g bendinde, “Makul şüphe”, sermaye piyasalarında; işlem gerçekleştiren kişilerin veya onlarla birlikte hareket edenlerin işlem kalıpları ve hesaplarında gerçekleştirilen transferler, sermaye piyasası araçlarının geçmiş dönem fiyat miktar analizleri, fiili dolaşım oranları, sermaye piyasası araçları ile ilgili haber ve açıklamalar, ihbar veya şikâyetler ile bunları destekleyen emareler dikkate alınarak yapılan incelemeler sonucunda Kanunun 106. ve 107. maddelerinde sayılan fiillerin işlendiğine dair oluşan şüphe olarak tanımlanmıştır.
Makul şüphe, Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 116. maddesinde arama tedbirinin tatbiki için aranan şüphe seviyesi olup, Yargıtay tarafından “somut olgulara dayanma”, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarında “objektif bir gözlemciyi ikna etme” şartı aranmıştır.
6362 sayılı Kanun'un “Piyasa dolandırıcılığı” başlıklı 107. maddesinin 2. fıkrasında ise, sermaye piyasası araçlarının fiyatlarını, değerlerini veya yatırımcıların kararlarını etkilemek amacıyla yalan, yanlış veya yanıltıcı bilgi veren, söylenti çıkaran, haber veren, yorum yapan veya rapor hazırlayan veya bunları yayan ve bu yolla menfaat sağlayanlar üç yıldan beş yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılacağı kurala bağlanmıştır.
Suça iştirak, Türk Ceza Kanunu'nun 37-41. maddeleri arasında düzenlenmektedir. Ceza Hukukunda suça iştirak, bir suç işleme kararının icrası kapsamında birden fazla kişi tarafından fikir ve eylem birliği içinde birlikte suç işlenmesini ifade etmektedir (TCK m.37). Suça iştirak, bir kişi tarafından işlenebilecek bir suçun aralarında anlaşmak ve işbirliği yapmak suretiyle birden fazla kişi tarafından birlikte işlenmesidir. Ancak kasten işlenen suçlar iştirak halinde işlenebilir.
Suça iştirak hallerinde “faillik” ve “şeriklik” olmak üzere iki kavram kabul edilmiştir. Fail, kanuni tipe uygun fiili icra etmesi nedeniyle işlenen suçtan doğrudan sorumludur. Buna karşılık, şeriklerin sorumluluğu doğrudan değildir, şerikler suçtan bağlılık kuralı gereğince sorumlu tutulurlar. Başka bir deyişle, şeriklerin suçla irtibatları failin şahsına ve işlediği fiile bağlılık arz etmektedir. Bu nedenle, şerikler kendilerince bilinen ve failin işlediği fiilden veya şahsından kaynaklanan nitelikli hallerden etkilenirler. Şeriklik, “yardım etme” ve “azmettirme” olmak üzere iki şekilde vücut bulur.
Türk Ceza Kanunu'nun 37. maddesinde düzenlenen faillik, “müşterek faillik” ve “dolaylı faillik” olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Müşterek faillik suretiyle suça iştirak, suçun vücut bulması için suçun işlenmesine katılan her bir failin eyleminin zorunlu katkısına ihtiyaç duyulması halinde söz konusu olmaktadır. Dolaylı faillik suretiyle suça iştirak ise, kişinin başkasını araç olarak kullanarak suç işlemesi halinde söz konusu olmaktadır. Dolaylı fail, asıl fail gibi cezalandırılmaktadır.
Bu kapsamda, 6362 sayılı Kanun’un 107. maddesinin 2. fıkrasında belirtilen suçun işlenebilmesi için, failde saik, yani özel kast olması, sermaye piyasası araçlarının fiyatlarını, değerlerini veya yatırımcıların kararlarını etkilemek amacıyla yalan, yanlış veya yanıltıcı bilgi veren, söylenti çıkaran, haber veren, yorum yapan veya rapor hazırlayan veya bunları yayan, yani bu seçimlik hareketlerden birisinin icra edilmesi ve bu yolla menfaat sağlanmış olması gerekir. Fail bir kişi olabileceği gibi, birden fazla kişi de olabilir. Bu suçun, iştirak yoluyla birden fazla kişi tarafından fikir ve eylem birliği içinde birlikte işlenmesi, bu suça azmettirme veya yardım etme yoluyla iştirak edilmesi mümkündür. Zira, bu suçun işlenmesinde bir başkasını araç olarak kullanan kişi ya da kişiler de sorumlu kabul edilmekte olup, bunun için asıl fail ile birlikte menfaat temin etmiş olması yeterlidir. Başka bir deyişle bu suça dolaylı fail olarak iştirakin mümkün olduğu gözükmektedir.
6362 sayılı Kanun’un 107. maddesinin 2. fıkrasında belirtilen suça iştirakin her şekli mümkün olup, anılan suç, iştirak bakımından bir özellik göstermemektedir. Mülga 2499 sayılı Kanun'un 47/A-2,3 bentlerinde, piyasa dolandırıcılığı suçunu işleyenler için “... gerçek kişilerle, tüzel kişilerin yetkilileri ve bunlarla birlikte hareket edenler” şeklinde bir ibare yer almaktaydı. TCK'nin iştirake ilişkin genel hükümlerinin, söz konusu ibareyi gereksiz kılması karşısında, yeni kanunda buna benzer bir düzenlemeye yer verilmemiştir. (Doç. Dr. Selman DURSUN, “6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun Suç ve Kabahat Düzenlemelerindeki Yenilikler”, Türk Ticaret Kanunu Ekseninde Sermaye Piyasası Hukuku Toplantı Serisi-7, İstanbul, 3 Mayıs 2017, s. 327)
Netice olarak, 6362 sayılı Kanun’un 107. maddesinin 2. fıkrasında belirtilen suça iştirak eden faillere, azmettirenlere, yardım edenlere de ilgili sermaye piyasası araçlarına ilişkin olarak; borsalarda geçici veya sürekli olarak işlem yapılmasının yasaklanması tedbirinin uygulanabileceği anlaşılmaktadır.
Öte yandan, VI-104.1 sayılı Piyasa Bozucu Eylemler Tebliği'nin 3. maddesinde, “Birlikte hareket eden kişiler”, bir ya da birden fazla kişinin emir veya işlemleri, emir veya işlem planları ya da sahip oldukları sermaye piyasası araçları hakkında bilgi sahibi olarak; zımni, sözlü ya da yazılı bir anlaşmaya dayanarak; aynı kişi ya da kişilerin yönlendirmesiyle hareket ederek; bir ya da birden fazla kişiyi yönlendirerek; vekâlet alarak ya da almaksızın başkalarının hesaplarını kullanarak; aynı mekânı veya sanal ortam, bilgisayar, telefon, internet bağlantısı ya da iletişim kanallarından herhangi birini kullanarak emir ileten, işlem gerçekleştiren, nakit, nakit benzeri ya da sermaye piyasası aracı virmanı veya transferi yapan, hesap hareketi gerçekleştiren, bu fiilleri gerçekleştirenlere hesaplar, emirler, işlemler ya da şirketler hakkındaki bilgileri hukuka aykırı olarak veren kişiler veya her ne nam altında olursa olsun, doğrudan ya da dolaylı olarak, aralarında, hesaplar arasında veya yönettikleri ya da kullandıkları hesaplar arasında, nakit, nakit benzeri veya sermaye piyasası aracı virmanı ya da transferi gerçekleşen kişiler olarak tanımlanmıştır.
Dosyanın incelenmesinden, ... Yatırımlar A.Ş.(...) pay piyasasında 03/09/2021-14/09/2021 döneminde (inceleme dönemi) meydana gelen fiyat ve miktar hareketlerinin incelenmesi sonucunda hazırlanan İnceleme Raporunda; 02/08/2021-02/09/2021 döneminde Endeks ile pay Ağırlıklı Ortalama Fiyatının (AOF) görece paralel hareket ettiği, 03/09/2021 tarihinden itibaren ... pay AOF’si ile Endeksin ayrışmaya başladığı, 02/09/2021 tarihinde 4,04-TL olan pay AOF’sinin %38,40 oranında artarak 14/09/2021 tarihinde 5,59-TL olduğu, aynı dönemde Endeksin ise %3,02 oranında düştüğü, 02/08/2021-02/09/2021 döneminde 1.549.362 adet olan ortalama günlük işlem miktarının inceleme döneminde %446,55 oranında artarak 8.468.089 adet olarak gerçekleştiği, 518 kişi olan ortalama günlük yatırımcı sayısının %286,29 artarak 2.001 kişiye yükseldiği, şirket tarafından Kamuyu Aydınlatma Platformu’nda (KAP) yapılan açıklamalarda, payları üzerinde gerçekleşen olağandışı fiyat ve miktar hareketlerine ilişkin olarak kamuya açıklanmamış herhangi bir özel durum olmadığı, Borsa İstanbul A.Ş. Piyasalarında Uygulanacak Gözetim Tedbirleri Yönergesi'nin 5. ve 6. maddeleri çerçevesinde, Tedbir Yönetim Sistemi kapsamında, ... payında 10/09/2021 tarihinden itibaren 1 ay süreyle mevcut "Açığa Satış Yasağına" ilave olarak "Kredili İşlem Yasağı" ve "Brüt Takas" önleyici tedbirleri uygulanacağı hususlarında kamunun aydınlatıldığı; inceleme döneminde en fazla işlem gerçekleştiren üç yatırımcının Merrill Lynch International (11.274.329 adet işlem, %8,32), davacı ... (8.667.126 adet işlem, %6,40) ve ... (6.632.017 adet işlem, %4,89) olduğu; en fazla sayıda fiyat yükseltici işlem gerçekleştiren yatırımcıların ... (645 adet, %10,46), ... (413 adet, %6,70) ve Merrill Lynch International (202 adet, %3,28) olduğu, davacının 8. sırada yer aldığı; en fazla kendinden kendine işlem gerçekleştiren yatırımcıların ... (KKİ/Yatırımcının Alımları %8,60), ... (KKİ/Yatırımcının Alımları %13,71) ve ... (KKİ/Yatırımcının Alımları %8,11) olduğu, ... pay piyasasında işlem gerçekleştiren ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve “...” ve “...” adlı Telegram hesaplarının yöneticisi olduğuna ilişkin makul şüphe oluşan ... adlı şahısların birlikte hareket ettiğine dair makul şüphe oluştuğundan, yatırımcıların “Grup” olarak değerlendirildiği, anılan Telegram ve Twitter hesaplarının yöneticisi olan ... adlı şahısla aynı IP adresi üzerinden birçok kere emir ilettiği tespit edilen ... ile davacı ... arasında muhtelif tarihlerde birçok para transferinin gerçekleştirildiği, söz konusu işlemler sonucunda elde edilen en yüksek menfaatin 2.113.144,04-TL ile davacıya ait olduğunun tespit edilmesi üzerine Kurulca 6362 sayılı Kanun'un 107/2. maddesinde sayılan fiillerin işlendiğine dair makul şüphenin oluştuğu sonucuna varılarak davacı hakkında 6 ay süreyle geçici işlem yapma yasağı uygulanmasına karar verilmesi üzerine bakılan davanın açıldığı anlaşılmıştır.
Kurulca dava konusu işlem, davacının en fazla işlem gerçekleştiren ikinci yatırımcı, en fazla sayıda fiyat yükseltici işlem gerçekleştiren sekizinci yatırımcı, en fazla kendinden kendine işlem gerçekleştiren birinci yatırımcı olduğu, işlem gerçekleştiren diğer bazı yatırımcılarla birlikte ... payına yönelik talep oluşturulmaya çalışılan, yatırımcıların kararlarını etkileyebilecek yanıltıcı bilgi ve yorumlar içeren, yüksek fiyat hedefleri verilerek pay fiyatını artırmaya yönelik paylaşımlar yapılan “...” ve “...” adlı Telegram hesaplarının yöneticisi olduğuna ilişkin makul şüphe oluşan ... adlı şahısla birlikte hareket ettiği, nitekim anılan şahısla aynı IP adresi üzerinden birçok kere emir ilettiği tespit edilen ... ile arasında muhtelif tarihlerde birçok para transferinin gerçekleştiği ve söz konusu işlemler sonucunda elde edilen en yüksek menfaatin 2.113.144,04-TL ile davacıya ait olduğu tespitlerine dayanılarak tesis edilmiştir.
Bu itibarla, incelenen dönemde ... payına yönelik yanıltıcı bilgi ve yorumlar içeren, yüksek fiyat hedefleri verilerek pay fiyatını artırmaya yönelik paylaşımlar yapılan “...” ve “...” adlı Telegram hesaplarının yöneticisi ... adlı şahısla aynı IP adresi üzerinden birçok kere emir ilettiği tespit edilen ... ile davacı ... arasında birçok para transferinin gerçekleştiği, söz konusu işlemler sonucunda elde edilen en yüksek menfaatin 2.113.144,04-TL ile davacıya ait olduğu dikkate alındığında, davacının 6362 sayılı Kanun'un 107/2. maddesinde sayılan fiillere asıl fail ve diğer grup ortakları ile birlikte menfaat temin etmek suretiyle iştirak ettiğine dair makul şüphenin oluştuğu sonucuna varıldığından, davacı hakkında 6 ay süreyle geçici işlem yapma yasağı uygulanmasına dair dava konusu Kurul kararının kaldırılması talebiyle yapılan başvurunun zımnen reddine dair işlemde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun kabulü ile Mahkeme kararının kaldırılması ve dava konusu işlemin iptaline dair temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesi gerektiği oyu ile aksi yöndeki karara katılmıyoruz.
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No:2022/4886
Karar No:2024/3920
TEMYİZ EDEN (DAVALI): ... Kurulu
VEKİLİ: Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACI): ...
VEKİLİ: Av. ...
İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: ... Yatırımlar A.Ş. (...) pay piyasasında ... döneminde meydana gelen olağandışı fiyat ve miktar hareketlerine ilişkin olarak yapılan incelemeler sonucunda 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun 107. maddesinin ikinci fıkrasında sayılan fiillerin işlendiğine dair makul şüphe bulunması nedeniyle anılan Kanun'un 1. maddesi çerçevesinde yatırımcıların hak ve yararlarının korunmasını teminen 6362 sayılı Kanun'un 101. maddesinin birinci fıkrası ve V-101.1 sayılı Bilgi Suistimali ve Piyasa Dolandırıcılığı İncelemelerinde Uygulanacak Tedbirler Tebliği'nin 5. maddesinin birinci fıkrası ile 6. maddesinin birinci fıkrası uyarınca davacı hakkında 16/09/2021 tarihinden başlamak üzere borsalarda 6 ay süreyle geçici işlem yasağı uygulanmasına dair ... tarih ve ... sayılı Sermaye Piyasası Kurulu (Kurul) kararının kaldırılması talebiyle yapılan başvurunun zımnen reddine dair işlemin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; 03/09/2021-14/09/2021 döneminde Endeks %3,02 oranında düşerken, aynı dönemde ... pay piyasasında 02/09/2021 tarihinde 4,04-TL olan pay AOF’sinin %38,40 oranında artarak 14/09/2021 tarihinde 5,59-TL olduğu ve şirket tarafından bu durumun kamuya açıklanmamış bir sebepten kaynaklanmadığının duyurulduğu, söz konusu dönemde “...” ve “...” adlı Telegram hesaplarından anılan hisseyle ilgili olarak manipüle edici nitelikte sayılabilecek paylaşımlar yapıldığı, hesabın yöneticisi olduğu hususunda makul şüphe bulunan kişiyle aynı IP adresini kullanan ... ile davacı arasında muhtelif tarihlerde birçok para transferinin gerçekleştiği ve davacının 2.113.144,04-TL kar elde ettiği hususları dikkate alındığında, söz konusu fiilleriyle yatırımcıların kararlarını etkilemek amacıyla yalan, yanlış veya yanıltıcı bilgi veren, söylenti çıkaran, haber veren, yorum yapan veya rapor hazırlayan ya da bunları yayan ve bu suretle menfaat sağladığı hususunda makul şüphe bulunan davacının 6 ay süreyle borsalarda geçici işlem yapmasının yasaklanmasına ilişkin Kurul kararında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Öte yandan, davacının söz konusu Telegram hesaplarının yöneticisi olduğu hususunda makul şüphe bulunan kişiyle aynı IP adresini kullanan ... ile aralarındaki para transferlerinin, anılan şahsın avukat olduğu ve vekil tayin ettiği bir davadaki emeği karşılığında gönderildiği iddiasına, söz konusu hususa ilişkin olarak dosyaya herhangi bir somut belge sunulamadığı görüldüğünden itibar edilmediği belirtilmiştir.
Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; 6362 sayılı Kanun'un 106. ve 107. maddelerinde sayılan fiilleri işlediğine dair makul şüphe bulunan kişilerin Kurul tarafından borsalarda geçici olarak işlem yapılmasının yasaklanabileceği, geçici işlem yapma yasağının sermaye piyasası araçlarının fiyatlarını, değerlerini veya yatırımcıların kararlarını etkilemek amacıyla yalan, yanlış veya yanıltıcı bilgi veren, söylenti çıkaran, haber veren, yorum yapan veya rapor hazırlayan ya da bunları yayan ve bu suretle menfaat sağlayanlardan bu fiilleri işlediğine dair makul şüphe bulunanlar hakkında uygulanabileceği;
... pay piyasasında 03/09/2021-14/09/2021 döneminde (inceleme dönemi) meydana gelen fiyat ve miktar hareketlerinin Kurulca incelenmesi sonucunda hazırlanan İnceleme Raporu'nda; "..." adlı Twitter hesabı üzerinden ve Türk Marka ve Patent Kurumunun internet sitesi üzerinden gerçekleştirilen incelemelerde "..." isminin ... ismiyle tescillendiği, inceleme döneminde ... pay piyasasında söz konusu Telegram hesaplarından yapılan sosyal medya paylaşımları ile, ilgili paya yönelik talep oluşturulmaya çalışıldığı, paylaşımların yatırımcıların kararlarını etkileyebilecek yanıltıcı bilgi ve yorumlar içerdiği, yüksek fiyat hedefleri verilerek pay fiyatını artırmaya yönelik paylaşımlar yapıldığı, işlem gerçekleştiren, emir ve işlemleri dikkat çekici bulunan davacı ve ..., ..., ..., ..., ..., ... adlı şahısların Telegram hesaplarını kullandığına ilişkin makul şüphe oluşan ... adlı şahısla birlikte hareket ettiklerine dair makul şüphe oluştuğu ve bu yatırımcıların grup olarak değerlendirildiği, bahse konu paylaşımlarla pay fiyatı artırılarak grubun mülkiyetinde bulunan payların satılıp menfaat temin etmeye yönelik birlikte hareket edildiği ve bu suretle 6362 sayılı Kanun'un 107/2 maddesinde belirtilen suçun unsurlarının oluştuğuna dair makul şüphe bulunduğunun değerlendirildiği, ancak raporda Telegram adlı sosyal paylaşım mecralarında yatırımcıları yönlendirici paylaşımların kim/ler tarafından yapıldığına dair kesin ve somut bir tespite yer verilmediği gibi, davacı hakkında yatırımcıların kararlarını etkilemek amacıyla sözlü ya da yazılı herhangi bir beyanda bulunmak suretiyle menfaat sağladığı, başka bir anlatımla 6362 sayılı Kanun'un 107/2 maddesinde sayılan fiillerden herhangi birini gerçekleştirdiği yönünde hukuken kabul edilebilir tespitlerde bulunulmadığı, davacının sözü edilen paylaşımların yapıldığı Telegram grubuna üye olduğuna dair bir tespite de yer verilmediği;
6362 sayılı Kanun'un 107/2 maddesinde geçici işlem yapma yasağı uygulanabilmesinin koşulu olarak aranan sermaye piyasası araçlarının fiyatlarını, değerlerini veya yatırımcıları etkilemek amacıyla yalan, yanlış veya yanıltıcı bilgi verdiği, söylenti çıkardığı, haber verdiği, yorum yaptığı veya rapor hazırladığı ya da bunları yaydığı ve bu suretle menfaat sağladığına ilişkin davacıya yönelik herhangi bir tespitte bulunulmadığı, davacıya atfedilen ... pay piyasasına ilişkin yorumların paylaşıldığı Telegram hesaplarını kullandığına ilişkin makul şüphe oluşan ... adlı şahısla aynı IP adresi üzerinden birçok kere emir ilettiği tespit edilen ... ile arasında muhtelif tarihlerde birçok para transferinin gerçekleştirilmesi ve bahse konu pay piyasasında işlem gerçekleştirmek fiillerinin, davacının grup ile birlikte hareket ettiği ve 107/2 maddede sayılan fiilleri işlediği yönünde makul şüphe oluşturduğundan söz edilemeyeceği anlaşıldığından, davacı hakkında 6 ay süreyle geçici işlem yasağı uygulanmasına ilişkin Kurul kararının kaldırılması talebiyle yapılan başvurunun zımnen reddine dair işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, davacının istinaf başvurusunun kabulü ile İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davalı idare tarafından, söz konusu fiiller davacının dahil olduğu grup tarafından gerçekleştirildiğinden, davacı tarafından ayrıca işlenmesine gerek bulunmadığı, hukuka uygun davranışlar ile gerçekleştirilen ancak suç/kabahat niteliğini haiz olan eylemlerin tek kişi tarafından gerçekleştirilebileceği gibi uygulamada çoğu kez görüldüğü üzere birçok kişinin -özellikle piyasada hakimiyetin elde edilmesi amacıyla- bir araya gelmesiyle oluşturulan yatırımcı grubu tarafından da gerçekleştirilebildiği, sermaye piyasası mevzuatı ile düzenlenen ve hukuk düzeni tarafından yasaklanan fiillerin birden fazla kişi tarafından gerçekleştirilmesi durumunda her bir kişi tarafından bahse konu fiillerin gerçekleştirilmesine gerek bulunmadığı, kişilerin hakimiyet derecesine göre değerlendirme yapılması gerektiği, iştirak içerisinde gerçekleştirilen fiillerde birtakım kişilerin sermaye piyasası araçlarının fiyatını etkileyebilecek şekilde yalan, yanlış bilgi verme gibi fiilleri gerçekleştirdiği, diğer kişilerin ise menfaat temin ettiği, böylece birden fazla kişi tarafından Kanun'un 107/2 maddesinde belirtilen fiiller üzerinde hakimiyet kurulduğu, davacının söz konusu maddede belirtilen fiilleri işlediğinin ya da Telegram üyesi olduğunun ortaya koyulmasının gerekmediği, zira aynı IP adresi üzerinden işlem gerçekleştiren kişilerle arasında para transferi olan bir kişinin yapılan paylaşımlar ve gerçekleştirilen işlemlere iştirak ettiği konusunda makul şüphe bulunduğunun açık olduğu, işlemlerdeki paralellik ve bankalar arasındaki transferlerin grup arasındaki bağlantıları açıkça gösterdiği, işlemin tedbir niteliğinde olduğunun da dikkate alınması gerektiği, somut olaylar karşısında bir durumu haklı gösterecek emarelerin varlığı ile oluşacak şüpheye makul şüphe denildiği, Kurul uzmanı tarafından yapılan inceleme ve denetleme faaliyeti sonucunda bahse konu işlemlerin "peçelenerek" gerçekleştirilmesi kıstası dahil olmak üzere bir bütün olarak incelendiği ve makul şüphe seviyesine ulaşıldığı, makul şüphe değerlendirmesinin sermaye piyasalarını geliştirme ve koruma görevi tevdi edilen Kurul uzmanları tarafından tespit edilerek nihai kararın Kurul organınca değerlendirilmesi gerektiğinin açık olduğu, Telegram uygulamasının gizlilik ilkeleri ile öne çıkan, log kayıtları dahil gizli sohbetlere izin veren, kişilerin verilerini gizlediği gibi anonim olarak kullanılabilen ve gerçek hayatla bağlantısı kurulamayacak şekilde paylaşımlar yapılmasına izin veren bir uygulama olduğu, gelişen teknolojilerle birlikte bu tür uygulamaların da piyasa bozucu eylemlerin "peçelenmesi" amacıyla oldukça elverişli araçlar haline geldiği, gruplarda her bir kullanıcı tarafından ileti gönderilebilirken kanallarda belirli kişiler tarafından ileti gönderilebildiği, kimlerin üye olduğu gibi hususların görüntülenemediği, grup tarafından bir bütün halinde gerçekleştirilen işlemlerin piyasa bozucu niteliği haiz olduğu noktasında makul şüphenin bulunduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Davacı tarafından, temyiz edilen Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuka aykırılık bulunmadığı belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'UN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge idare mahkemesi kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun kabulü ile İdare Mahkemesi kararının kaldırılması ve dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptali yolundaki ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, anılan kararın ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. Posta giderleri avansından artan tutarın davalıya iadesine,
5. 2577 sayılı Kanun'un 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesine gönderilmesine, 10/10/2024 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY:
6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun "Piyasa bozucu eylemler, bilgi suistimali ve piyasa dolandırıcılığı incelemelerinde uygulanacak tedbirler" başlıklı 101. maddesi uyarınca Kurul'un, 104., 106. ve 107. maddelerde sayılan fiilleri işlediğine dair makul şüphe bulunan gerçek veya tüzel kişiler ile tüzel kişilerin yetkilileri ile ilgili sermaye piyasası araçlarına ilişkin olarak; borsalarda geçici veya sürekli olarak işlem yapılmasının yasaklanması tedbirini almaya yetkisi bulunmaktadır.
V-101.1 sayılı “Bilgi Suistimali ve Piyasa Dolandırıcılığı İncelemelerinde Uygulanacak Tedbirler Tebliği”nin 4. maddesinin 1-g bendinde, “Makul şüphe”, sermaye piyasalarında; işlem gerçekleştiren kişilerin veya onlarla birlikte hareket edenlerin işlem kalıpları ve hesaplarında gerçekleştirilen transferler, sermaye piyasası araçlarının geçmiş dönem fiyat miktar analizleri, fiili dolaşım oranları, sermaye piyasası araçları ile ilgili haber ve açıklamalar, ihbar veya şikâyetler ile bunları destekleyen emareler dikkate alınarak yapılan incelemeler sonucunda Kanunun 106. ve 107. maddelerinde sayılan fiillerin işlendiğine dair oluşan şüphe olarak tanımlanmıştır.
Makul şüphe, Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 116. maddesinde arama tedbirinin tatbiki için aranan şüphe seviyesi olup, Yargıtay tarafından “somut olgulara dayanma”, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarında “objektif bir gözlemciyi ikna etme” şartı aranmıştır.
6362 sayılı Kanun'un “Piyasa dolandırıcılığı” başlıklı 107. maddesinin 2. fıkrasında ise, sermaye piyasası araçlarının fiyatlarını, değerlerini veya yatırımcıların kararlarını etkilemek amacıyla yalan, yanlış veya yanıltıcı bilgi veren, söylenti çıkaran, haber veren, yorum yapan veya rapor hazırlayan veya bunları yayan ve bu yolla menfaat sağlayanlar üç yıldan beş yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılacağı kurala bağlanmıştır.
Suça iştirak, Türk Ceza Kanunu'nun 37-41. maddeleri arasında düzenlenmektedir. Ceza Hukukunda suça iştirak, bir suç işleme kararının icrası kapsamında birden fazla kişi tarafından fikir ve eylem birliği içinde birlikte suç işlenmesini ifade etmektedir (TCK m.37). Suça iştirak, bir kişi tarafından işlenebilecek bir suçun aralarında anlaşmak ve işbirliği yapmak suretiyle birden fazla kişi tarafından birlikte işlenmesidir. Ancak kasten işlenen suçlar iştirak halinde işlenebilir.
Suça iştirak hallerinde “faillik” ve “şeriklik” olmak üzere iki kavram kabul edilmiştir. Fail, kanuni tipe uygun fiili icra etmesi nedeniyle işlenen suçtan doğrudan sorumludur. Buna karşılık, şeriklerin sorumluluğu doğrudan değildir, şerikler suçtan bağlılık kuralı gereğince sorumlu tutulurlar. Başka bir deyişle, şeriklerin suçla irtibatları failin şahsına ve işlediği fiile bağlılık arz etmektedir. Bu nedenle, şerikler kendilerince bilinen ve failin işlediği fiilden veya şahsından kaynaklanan nitelikli hallerden etkilenirler. Şeriklik, “yardım etme” ve “azmettirme” olmak üzere iki şekilde vücut bulur.
Türk Ceza Kanunu'nun 37. maddesinde düzenlenen faillik, “müşterek faillik” ve “dolaylı faillik” olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Müşterek faillik suretiyle suça iştirak, suçun vücut bulması için suçun işlenmesine katılan her bir failin eyleminin zorunlu katkısına ihtiyaç duyulması halinde söz konusu olmaktadır. Dolaylı faillik suretiyle suça iştirak ise, kişinin başkasını araç olarak kullanarak suç işlemesi halinde söz konusu olmaktadır. Dolaylı fail, asıl fail gibi cezalandırılmaktadır.
Bu kapsamda, 6362 sayılı Kanun’un 107. maddesinin 2. fıkrasında belirtilen suçun işlenebilmesi için, failde saik, yani özel kast olması, sermaye piyasası araçlarının fiyatlarını, değerlerini veya yatırımcıların kararlarını etkilemek amacıyla yalan, yanlış veya yanıltıcı bilgi veren, söylenti çıkaran, haber veren, yorum yapan veya rapor hazırlayan veya bunları yayan, yani bu seçimlik hareketlerden birisinin icra edilmesi ve bu yolla menfaat sağlanmış olması gerekir. Fail bir kişi olabileceği gibi, birden fazla kişi de olabilir. Bu suçun, iştirak yoluyla birden fazla kişi tarafından fikir ve eylem birliği içinde birlikte işlenmesi, bu suça azmettirme veya yardım etme yoluyla iştirak edilmesi mümkündür. Zira, bu suçun işlenmesinde bir başkasını araç olarak kullanan kişi ya da kişiler de sorumlu kabul edilmekte olup, bunun için asıl fail ile birlikte menfaat temin etmiş olması yeterlidir. Başka bir deyişle bu suça dolaylı fail olarak iştirakin mümkün olduğu gözükmektedir.
6362 sayılı Kanun’un 107. maddesinin 2. fıkrasında belirtilen suça iştirakin her şekli mümkün olup, anılan suç, iştirak bakımından bir özellik göstermemektedir. Mülga 2499 sayılı Kanun'un 47/A-2,3 bentlerinde, piyasa dolandırıcılığı suçunu işleyenler için “... gerçek kişilerle, tüzel kişilerin yetkilileri ve bunlarla birlikte hareket edenler” şeklinde bir ibare yer almaktaydı. TCK'nin iştirake ilişkin genel hükümlerinin, söz konusu ibareyi gereksiz kılması karşısında, yeni kanunda buna benzer bir düzenlemeye yer verilmemiştir. (Doç. Dr. Selman DURSUN, “6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun Suç ve Kabahat Düzenlemelerindeki Yenilikler”, Türk Ticaret Kanunu Ekseninde Sermaye Piyasası Hukuku Toplantı Serisi-7, İstanbul, 3 Mayıs 2017, s. 327)
Netice olarak, 6362 sayılı Kanun’un 107. maddesinin 2. fıkrasında belirtilen suça iştirak eden faillere, azmettirenlere, yardım edenlere de ilgili sermaye piyasası araçlarına ilişkin olarak; borsalarda geçici veya sürekli olarak işlem yapılmasının yasaklanması tedbirinin uygulanabileceği anlaşılmaktadır.
Öte yandan, VI-104.1 sayılı Piyasa Bozucu Eylemler Tebliği'nin 3. maddesinde, “Birlikte hareket eden kişiler”, bir ya da birden fazla kişinin emir veya işlemleri, emir veya işlem planları ya da sahip oldukları sermaye piyasası araçları hakkında bilgi sahibi olarak; zımni, sözlü ya da yazılı bir anlaşmaya dayanarak; aynı kişi ya da kişilerin yönlendirmesiyle hareket ederek; bir ya da birden fazla kişiyi yönlendirerek; vekâlet alarak ya da almaksızın başkalarının hesaplarını kullanarak; aynı mekânı veya sanal ortam, bilgisayar, telefon, internet bağlantısı ya da iletişim kanallarından herhangi birini kullanarak emir ileten, işlem gerçekleştiren, nakit, nakit benzeri ya da sermaye piyasası aracı virmanı veya transferi yapan, hesap hareketi gerçekleştiren, bu fiilleri gerçekleştirenlere hesaplar, emirler, işlemler ya da şirketler hakkındaki bilgileri hukuka aykırı olarak veren kişiler veya her ne nam altında olursa olsun, doğrudan ya da dolaylı olarak, aralarında, hesaplar arasında veya yönettikleri ya da kullandıkları hesaplar arasında, nakit, nakit benzeri veya sermaye piyasası aracı virmanı ya da transferi gerçekleşen kişiler olarak tanımlanmıştır.
Dosyanın incelenmesinden, ... Yatırımlar A.Ş.(...) pay piyasasında 03/09/2021-14/09/2021 döneminde (inceleme dönemi) meydana gelen fiyat ve miktar hareketlerinin incelenmesi sonucunda hazırlanan İnceleme Raporunda; 02/08/2021-02/09/2021 döneminde Endeks ile pay Ağırlıklı Ortalama Fiyatının (AOF) görece paralel hareket ettiği, 03/09/2021 tarihinden itibaren ... pay AOF’si ile Endeksin ayrışmaya başladığı, 02/09/2021 tarihinde 4,04-TL olan pay AOF’sinin %38,40 oranında artarak 14/09/2021 tarihinde 5,59-TL olduğu, aynı dönemde Endeksin ise %3,02 oranında düştüğü, 02/08/2021-02/09/2021 döneminde 1.549.362 adet olan ortalama günlük işlem miktarının inceleme döneminde %446,55 oranında artarak 8.468.089 adet olarak gerçekleştiği, 518 kişi olan ortalama günlük yatırımcı sayısının %286,29 artarak 2.001 kişiye yükseldiği, şirket tarafından Kamuyu Aydınlatma Platformu’nda (KAP) yapılan açıklamalarda, payları üzerinde gerçekleşen olağandışı fiyat ve miktar hareketlerine ilişkin olarak kamuya açıklanmamış herhangi bir özel durum olmadığı, Borsa İstanbul A.Ş. Piyasalarında Uygulanacak Gözetim Tedbirleri Yönergesi'nin 5. ve 6. maddeleri çerçevesinde, Tedbir Yönetim Sistemi kapsamında, ... payında 10/09/2021 tarihinden itibaren 1 ay süreyle mevcut "Açığa Satış Yasağına" ilave olarak "Kredili İşlem Yasağı" ve "Brüt Takas" önleyici tedbirleri uygulanacağı hususlarında kamunun aydınlatıldığı; inceleme döneminde en fazla işlem gerçekleştiren üç yatırımcının Merrill Lynch International (11.274.329 adet işlem, %8,32), davacı ... (8.667.126 adet işlem, %6,40) ve ... (6.632.017 adet işlem, %4,89) olduğu; en fazla sayıda fiyat yükseltici işlem gerçekleştiren yatırımcıların ... (645 adet, %10,46), ... (413 adet, %6,70) ve Merrill Lynch International (202 adet, %3,28) olduğu, davacının 8. sırada yer aldığı; en fazla kendinden kendine işlem gerçekleştiren yatırımcıların ... (KKİ/Yatırımcının Alımları %8,60), ... (KKİ/Yatırımcının Alımları %13,71) ve ... (KKİ/Yatırımcının Alımları %8,11) olduğu, ... pay piyasasında işlem gerçekleştiren ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve “...” ve “...” adlı Telegram hesaplarının yöneticisi olduğuna ilişkin makul şüphe oluşan ... adlı şahısların birlikte hareket ettiğine dair makul şüphe oluştuğundan, yatırımcıların “Grup” olarak değerlendirildiği, anılan Telegram ve Twitter hesaplarının yöneticisi olan ... adlı şahısla aynı IP adresi üzerinden birçok kere emir ilettiği tespit edilen ... ile davacı ... arasında muhtelif tarihlerde birçok para transferinin gerçekleştirildiği, söz konusu işlemler sonucunda elde edilen en yüksek menfaatin 2.113.144,04-TL ile davacıya ait olduğunun tespit edilmesi üzerine Kurulca 6362 sayılı Kanun'un 107/2. maddesinde sayılan fiillerin işlendiğine dair makul şüphenin oluştuğu sonucuna varılarak davacı hakkında 6 ay süreyle geçici işlem yapma yasağı uygulanmasına karar verilmesi üzerine bakılan davanın açıldığı anlaşılmıştır.
Kurulca dava konusu işlem, davacının en fazla işlem gerçekleştiren ikinci yatırımcı, en fazla sayıda fiyat yükseltici işlem gerçekleştiren sekizinci yatırımcı, en fazla kendinden kendine işlem gerçekleştiren birinci yatırımcı olduğu, işlem gerçekleştiren diğer bazı yatırımcılarla birlikte ... payına yönelik talep oluşturulmaya çalışılan, yatırımcıların kararlarını etkileyebilecek yanıltıcı bilgi ve yorumlar içeren, yüksek fiyat hedefleri verilerek pay fiyatını artırmaya yönelik paylaşımlar yapılan “...” ve “...” adlı Telegram hesaplarının yöneticisi olduğuna ilişkin makul şüphe oluşan ... adlı şahısla birlikte hareket ettiği, nitekim anılan şahısla aynı IP adresi üzerinden birçok kere emir ilettiği tespit edilen ... ile arasında muhtelif tarihlerde birçok para transferinin gerçekleştiği ve söz konusu işlemler sonucunda elde edilen en yüksek menfaatin 2.113.144,04-TL ile davacıya ait olduğu tespitlerine dayanılarak tesis edilmiştir.
Bu itibarla, incelenen dönemde ... payına yönelik yanıltıcı bilgi ve yorumlar içeren, yüksek fiyat hedefleri verilerek pay fiyatını artırmaya yönelik paylaşımlar yapılan “...” ve “...” adlı Telegram hesaplarının yöneticisi ... adlı şahısla aynı IP adresi üzerinden birçok kere emir ilettiği tespit edilen ... ile davacı ... arasında birçok para transferinin gerçekleştiği, söz konusu işlemler sonucunda elde edilen en yüksek menfaatin 2.113.144,04-TL ile davacıya ait olduğu dikkate alındığında, davacının 6362 sayılı Kanun'un 107/2. maddesinde sayılan fiillere asıl fail ve diğer grup ortakları ile birlikte menfaat temin etmek suretiyle iştirak ettiğine dair makul şüphenin oluştuğu sonucuna varıldığından, davacı hakkında 6 ay süreyle geçici işlem yapma yasağı uygulanmasına dair dava konusu Kurul kararının kaldırılması talebiyle yapılan başvurunun zımnen reddine dair işlemde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun kabulü ile Mahkeme kararının kaldırılması ve dava konusu işlemin iptaline dair temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesi gerektiği oyu ile aksi yöndeki karara katılmıyoruz.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.