Danıştay13. Daireİdare Hukuku · ön sınıflandırma
Danıştay 13. Daire E.2022/3869 K.2023/3068
T.C. DANIŞTAYONÜÇÜNCÜ DAİREEsas No:2022/3869
Karar No:2023/3068
TEMYİZ EDEN (DAVACI): … Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.
VEKİLİ: Av. …KARŞI TARAF (DAVALI): … Kurumu
VEKİLİ: Av. … İSTEMİN KONUSU: … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ: Dava konusu istem: Bayilik lisansı sahibi davacı şirkete ait akaryakıt istasyonunda 06-11/07/2013 tarihlerinde yapılan denetimlerde, dağıtıcısı dışında akaryakıt ikmal edildiğinin, istasyon otomasyon sistemine bayi tarafından müdahale edildiğinin ve istasyonda vaziyet planına dâhil olmayan gizli tanklar ve düzenek bulundurulduğunun tespit edildiğinden bahisle 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu uyarınca her bir fiil için ayrı ayrı olmak üzere toplam 1.140.000,00-TL idarî para cezası verilmesine ilişkin … tarih ve … sayılı Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu (Kurul) kararının iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesi'nce verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; Dava konusu işlemin, akaryakıt istasyonunda vaziyet planına dahil olmayan tanklar ve düzenek bulundurulduğunun tespit edildiğinden bahisle idarî para cezası verilmesine ilişkin kısmının incelenmesinden; Davacı şirkete ait istasyonda yapılan denetim ve kazı işlemlerinde; 5000 litre kaçak akaryakıt (markersiz motorin) ve bu akaryakıtın muhafaza edildiği 2 adet fiber glass yer üstü tankı, 148.423 litre menşei belli olmayan akaryakıt (markerli motorin), 2 adet istasyon vaziyet planında 50.000 litre kapasiteli olarak görünen ancak 100.000 litre kapasiteli olduğu anlaşılan yasal olmayan yer altı tankı, 2 adet istasyon vaziyet planında 20.000 litre kapasiteli olarak görünen ancak 50.000 litre kapasiteli olduğu anlaşılan yasal olmayan yer altı tankı, 1 adet istasyon vaziyet planında 28.000 litre kapasiteli olarak görünen ancak 100.000 litre kapasiteli olduğu anlaşılan yasal olmayan yer altı tankı bulunarak el konulduğu ve davacı şirket yetkilisinin savunması da alınarak usulüne uygun yürütülen soruşturma ile eylemin sübuta erdiği anlaşıldığından, dava konusu işlemin bu kısmında hukuka aykırılık bulunmadığı; Dava konusu işlemin, bayi tarafından istasyon otomasyon sistemine müdahele edildiğinden bahisle idari para cezası verilmesine ilişkin kısmının incelenmesinden; Vergi tekniği raporu ile otomasyon verilerinin Kurum'ca yapılan değerlendirme sonucunda, gerek benzin gerek motorin ürünlerinde muhtelif tarihlerde dönem başı stok ve tanka dolum toplamının pompa satışından çıkarılmasıyla elde edilecek dönem sonu stok değerinin doğru olarak sisteme yansıtılmaması nedeniyle pek çok tarihte, özellikle motorin ürününde, 1240 sayılı Kurul Kararı'nın 5. maddesinin dördüncü fıkrasında yer alan koşulların sağlanmadığı, dağıtıcı tarafından sağlanan akaryakıt miktarı toplamı ile otomasyon sisteminden geçen akaryakıt miktarının uyuşmadığı, iki değer arasında büyük farklılıklar olduğu ve vergi tekniği raporunda dava dışı M.Ş.'nin, içlerinde davacı şirketin de bulunduğu birçok şirketi yönettiği ve bu firmalara belgesiz akaryakıt alım satımı yaptığı anlaşıldığından, davacı şirketin otomasyon sitemine izinsiz müdahale ettiğinin sabit olduğu, bu durumda, dava konusu işlemin, istasyon otomasyon sistemi stok hareketleri ve akaryakıt alım satım işlemlerinin elektronik ortamda, günlük olarak izlenebilmesini teminen istasyonlarında kurulu olan otomasyon sisteminin güvenliğinden sorumlu olmalarına, istasyon otomasyon sistemine izinsiz müdahale edememelerine ve istasyon otomasyon sisteminin çevrim içi olmayan yerlerinde (tank, pompa v.s) akaryakıt satışı ve dolumu yapamamalarına rağmen, otomasyon sistemi sağlıklı çalışmadığı hâlde akaryakıt satışı yaptığı tespit edilen davacı şirketin, istasyon otomasyon sistemine yetkisi olmadığı hâlde müdahale ettiğinden bahisle 5015 sayılı Kanun’un 19/7. maddesi uyarınca üst sınırdan idarî para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin kısmında hukuka aykırılık bulunmadığı; Dava konusu işlemin, dağıtıcısı dışında akaryakıt ikmal edildiğinden bahisle idari para cezası verilmesine ilişkin kısmının incelenmesinden; 5015 sayılı Kanun'un 19. maddesinin yedinci fıkrasında bu maddede belirtilenlerin dışında kalan, ancak Kanun'un getirdiği yükümlülüklere uymayanlara verilecek idarî para cezasının düzenlendiği, davacının, dağıtıcısı dışında akaryakıt ikmaline ilişkin fiili için verilecek idarî para cezasının ise, 5015 sayılı Kanun'un, fiil tarihinde yürürlükte bulunan, 19. maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendinin (3) numaralı alt bendinde düzenlendiği, bu durumda, davacıya atfedilen "dağıtıcısı dışında akaryakıt ikmal etmek" fiilinin karşılığı olan idarî para cezası yaptırımı, fiil tarihinde Kanun'un 19. maddesinde düzenlenmiş olduğundan, Kanun'un, 19. maddede sayılanların dışında kalan fiiller için verilecek olan cezayı düzenleyen, 19. Maddesinin yedinci fıkrasının, geçmişe yürütülerek, anılan fiile dayanak gösterilmesinde hukuka uygunluk bulunmadığı; davalı idare tarafından davacının fiili, 5015 sayılı Kanun'un 8. maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendinde düzenlenen dağıtıcısı dışında akaryakıt ikmali eylemi olarak nitelendirildiğinden, anılan fiilin karşılığı olarak, aynı Kanun'un 19/2(c)-3 maddesi uygulanmak suretiyle, hakkında ceza yaptırımı tayini gerekmekte ise de, maddenin Anayasa Mahkemesi'nce iptal edilmiş olması nedeniyle, davacı hakkında bu madde yönünden yaptırım uygulanmasına da hukuken imkân bulunmadığı; Davacının dağıtıcısı dışında akaryakıt ikmali fiilinin 5015 sayılı Kanun'un 8. maddesinin birinci fıkrası yönünden değerlendirilmesinden; Olayda, davacı şirketin faaliyetini dağıtıcısı ile yapmış olduğu bayilik sözleşmesi kapsamında yürüttüğü, Kurul kararı ile davacı şirkete isnat edilen fiilin ise, dağıtıcısı haricinde akaryakıt ikmal edilmesi olarak tanımlandığı, bu bağlamda, davacının fiili, idarî para cezası verilmesine dayanak olan Kanun'daki kural ile örtüşmediğinden, davacıya 5015 sayılı Kanun'un 8. maddesinin birinci fıkrasına dayanılarak idarî para cezası verilemeyeceği, bu durumda, dava konusu işlemin dayanağı olan 5015 sayılı Kanun'un 8. maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi yönünden, 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu'nun 28/03/2013 tarih ve 6455 sayılı Kanun'un 44. maddesiyle değiştirilen 19. maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendinde yer alan, "Aşağıdaki hâllerde, sorumlulara sekiz yüz elli bin Türk Lirası idarî para cezası verilir:" kuralının Anayasa'nın 2. maddesine aykırı bulunarak Anayasa Mahkemesi'nce iptal edilmesi ve dağıtıcısı dışında akaryakıt ikmali olarak nitelendirilen davacının fiili, idarî para cezası verilmesine dayanak gösterilen 5015 sayılı Kanun'un 8. maddesinin birinci fıkrasındaki kural ile örtüşmediğinden, davacıya bu düzenlemelere dayanılarak idarî para cezası verilemeyeceği; Bu itibarla, davacıya atfedilen "dağıtıcısı dışında akaryakıt ikmal etmek" fiilinin karşılığı olan idarî para cezası yaptırımı, fiil tarihinde Kanun'un 19. maddesinde düzenlenmiş olduğundan, 19. maddede sayılanların dışında kalan fiiller için verilecek olan cezayı düzenleyen anılan Kanun'un 19. maddesinin yedinci fıkrası, anılan fiil için yasal dayanak gösterilerek tesis edilen dava konusu işlemin bu kısmında hukukî isabet bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle, dava konusu işlemin dağıtıcısı dışı akaryakıt ikmal edildiğinden bahisle 70.000,00-TL idarî para cezası verilmesine ilişkin kısmının iptaline; akaryakıt istasyonunda vaziyet planı harici gizli tanklar ve düzenek bulunduğundan bahisle 1.000.000,00-TL idarî para cezası verilmesi ve istasyon otomasyon sistemine bayi tarafından müdahale edildiğinden bahisle 70.000,00-TL idarî para cezası verilmesine ilişkin kısımları yönünden ise davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nce, Dairemizin … tarih ve E:…, K:… sayılı kısmen onama kısmen bozma kararının bozmaya ilişkin kısmına uyularak verilen kararda; Anayasa Mahkemesi'nin 03/05/2016 tarih ve 29701 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 07/04/2016 tarih ve E:2015/109, K:2016/28 sayılı kararıyla 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu'nun 19. maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendinin (3) numaralı alt bendinin, 5015 sayılı Kanun'un 8. maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi yönünden Anayasa'nın 2. maddesine aykırı bulunarak iptaline ve iptal hükmünün de kararın Resmî Gazete'de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar verildiği, iptal hükmünün yürürlüğe girmesinden sonra, 7164 sayılı Maden Kanunu İle Bazı Kanunlarda ve Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 32. maddesiyle, 5015 sayılı Kanun'un 19. maddesinin yeniden düzenlendiği anılan maddenin birinci fıkrasının (f) bendinin (3) numaralı alt bendinde, "8. maddenin ihlâli (8. maddenin 2. fıkrasının (b) bendi hariç)" hâlinde, yüz yirmi beş bin Türk Lirasından az olmamak ve altı yüz yirmi beş bin Türk Lirası'nı geçmemek üzere fiilin işlendiği tarihten bir önceki yılda ilgili lisansa konu petrol piyasası faaliyetine ilişkin net satış hasılatının binde onu oranında idarî para cezası uygulanacağı"nın kurala bağlandığı, dava konusu işlemin tesis edildiği tarih itibarıyla 5015 sayılı Kanun'un "İdarî para cezaları" başlıklı 19. maddesinde, bir kısım fiillere yönelik özel yaptırımlar (idarî para cezaları) fıkralar hâlinde belirtildikten sonra, özel bir yaptırıma (idarî para cezası) bağlanmayan, ancak Kanun'un getirdiği yükümlülüklere uymayanlar hakkında genel bir yaptırıma (idarî para cezası) yer verildiği, anılan Kanun'un 19. maddesinin yedinci fıkrasında, "Yukarıda belirtilenlerin dışında kalan ancak bu Kanun'un getirdiği yükümlülüklere uymayanlara Kurumca bin beş yüz Türk Lirasından yetmiş bin Türk Lirasına kadar idarî para cezası verilir." kuralının yer aldığı, kanun koyucunun bu düzenlemeyle, Kanun'a aykırı hiçbir fiilin yaptırımsız kalmamasını sağlamayı amaçladığı, bayilerin, bayisi oldukları dağıtıcı haricinde diğer dağıtıcı ve onların bayilerinden akaryakıt ikmal etmemeleri yükümlülüğüne aykırı davranılması durumunda, 5015 sayılı Kanun'un 19. maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendinin (3) numaralı alt bendinde yer alan idarî para cezası yaptırımının uygulanması öngörülmüş iken, Anayasa Mahkemesi'nin 07/04/2016 tarih ve E:2015/109, K:2016/28 sayılı kararı ile, "Aşağıdaki hâllerde sorumlulara sekiz yüz elli bin Türk Lirası idarî para cezası verilir" bölümünün, 5015 sayılı Kanun'un 8. maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi yönünden Anayasa'ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verildiği, ancak, Anayasa Mahkemesi tarafından, bayilerin, bayisi olduğu dağıtıcısı dışında başka bir dağıtıcıdan ve onların bayilerinden akaryakıt ikmali yapılmamasına yönelik yükümlülüğe ilişkin olarak iptal kararı verilmediği, Kanun'un 19. maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendinin (3) numaralı alt bendinde yer alan idarî para cezasının artık Kanun'un 19. maddesinin yedinci fıkrasında yer alan "Yukarıda belirtilenler" kapsamında kabul edilmesinin mümkün olmayacağı, Anayasa Mahkemesi'nin iptal gerekçesi ile birlikte değerlendirildiğinde ise, Kanun'un 19. maddesinin yedinci fıkrası ile, tek bir pompa ile faaliyet gösteren akaryakıt istasyonu ile büyük ölçekteki akaryakıt istasyonlarına ilişkin olarak fiilin işleniş şekli, failin kusur durumu ve ikmal edilen akaryakıt miktarı gibi hususlar dikkate alınarak alt ve üst sınır arasında idarî para cezası takdir edilebileceği, ayrıca Kanun'un 19. maddesinin yedinci fıkrasında belirlenen üst sınırdan idarî para cezası uygulanması durumunda dahi verilecek cezanın, iptal edilen Kanun maddesinde yer alan idarî para cezası miktarından ve 2019 yılında yapılan yasal değişiklik ile getirilen idarî para cezası miktarından daha lehe olduğu, bu itibarla, dağıtıcısı dışında akaryakıt ikmal etmeme yükümlülüğüne ilişkin olarak bu yükümlülüğün hukuka aykırı olduğundan bahisle verilmiş bir iptal kararı bulunmadığından, belirtilen yükümlülüğe riayet etmeyen bayilere, bu ihlâl nedeniyle verilecek cezayı özel olarak ayrıca düzenleyen kanun maddesinin iptali nedeniyle oluşan hukukî durum dikkate alındığında, Kanun'un 19. maddesinde özel olarak sayılmayan ihlâller nedeniyle uygulanacak cezaları düzenleyen aynı maddenin yedinci fıkrası uyarınca idarî para cezası verilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Açıklanan nedenlerle, davalı idarenin istinaf başvurusunun kabulüne, istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 4. fıkrası uyarınca esastan incelenen davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacı tarafından, şirketlerinin dağıtıcısı dışında bir kaynaktan akaryakıt ikmali yaptığına dair somut bir bilgi ya da belge bulunmadığı, Kurul'un idarî para cezasının üst sınırdan verilmesine ilişkin makûl bir gerekçe ortaya koyamadığı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Davalı idare tarafından savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'NIN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi'nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: HUKUKİ DEĞERLENDİRME: İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Anılan Kanun'un 50. maddesinin 4. fıkrasında, "Danıştayın bozma kararına uyulduğu takdirde, bu kararın temyiz incelemesi, bozma kararına uygunlukla sınırlı olarak yapılır." düzenlemesi bulunmaktadır. Aktarılan kurallar göz önünde bulundurulduğunda, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri, Dairemizin bozma kararındaki esaslara uyularak verilen temyize konu Mahkeme kararının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin reddine, 2. Dava konusu işlemin iptaline ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun kabulü ile İdare Mahkemesi kararının kaldırılması ve davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddi yolundaki … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı temyize konu kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, anılan Bölge İdare Mahkemesi kararının ONANMASINA, 3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, 4. Posta giderleri avansından artan tutarın davacıya iadesine, 5. 2577 sayılı Kanun'un 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'ne gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesi'ne gönderilmesine, 15/06/2023 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.
Karar No:2023/3068
TEMYİZ EDEN (DAVACI): … Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.
VEKİLİ: Av. …KARŞI TARAF (DAVALI): … Kurumu
VEKİLİ: Av. … İSTEMİN KONUSU: … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ: Dava konusu istem: Bayilik lisansı sahibi davacı şirkete ait akaryakıt istasyonunda 06-11/07/2013 tarihlerinde yapılan denetimlerde, dağıtıcısı dışında akaryakıt ikmal edildiğinin, istasyon otomasyon sistemine bayi tarafından müdahale edildiğinin ve istasyonda vaziyet planına dâhil olmayan gizli tanklar ve düzenek bulundurulduğunun tespit edildiğinden bahisle 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu uyarınca her bir fiil için ayrı ayrı olmak üzere toplam 1.140.000,00-TL idarî para cezası verilmesine ilişkin … tarih ve … sayılı Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu (Kurul) kararının iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesi'nce verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; Dava konusu işlemin, akaryakıt istasyonunda vaziyet planına dahil olmayan tanklar ve düzenek bulundurulduğunun tespit edildiğinden bahisle idarî para cezası verilmesine ilişkin kısmının incelenmesinden; Davacı şirkete ait istasyonda yapılan denetim ve kazı işlemlerinde; 5000 litre kaçak akaryakıt (markersiz motorin) ve bu akaryakıtın muhafaza edildiği 2 adet fiber glass yer üstü tankı, 148.423 litre menşei belli olmayan akaryakıt (markerli motorin), 2 adet istasyon vaziyet planında 50.000 litre kapasiteli olarak görünen ancak 100.000 litre kapasiteli olduğu anlaşılan yasal olmayan yer altı tankı, 2 adet istasyon vaziyet planında 20.000 litre kapasiteli olarak görünen ancak 50.000 litre kapasiteli olduğu anlaşılan yasal olmayan yer altı tankı, 1 adet istasyon vaziyet planında 28.000 litre kapasiteli olarak görünen ancak 100.000 litre kapasiteli olduğu anlaşılan yasal olmayan yer altı tankı bulunarak el konulduğu ve davacı şirket yetkilisinin savunması da alınarak usulüne uygun yürütülen soruşturma ile eylemin sübuta erdiği anlaşıldığından, dava konusu işlemin bu kısmında hukuka aykırılık bulunmadığı; Dava konusu işlemin, bayi tarafından istasyon otomasyon sistemine müdahele edildiğinden bahisle idari para cezası verilmesine ilişkin kısmının incelenmesinden; Vergi tekniği raporu ile otomasyon verilerinin Kurum'ca yapılan değerlendirme sonucunda, gerek benzin gerek motorin ürünlerinde muhtelif tarihlerde dönem başı stok ve tanka dolum toplamının pompa satışından çıkarılmasıyla elde edilecek dönem sonu stok değerinin doğru olarak sisteme yansıtılmaması nedeniyle pek çok tarihte, özellikle motorin ürününde, 1240 sayılı Kurul Kararı'nın 5. maddesinin dördüncü fıkrasında yer alan koşulların sağlanmadığı, dağıtıcı tarafından sağlanan akaryakıt miktarı toplamı ile otomasyon sisteminden geçen akaryakıt miktarının uyuşmadığı, iki değer arasında büyük farklılıklar olduğu ve vergi tekniği raporunda dava dışı M.Ş.'nin, içlerinde davacı şirketin de bulunduğu birçok şirketi yönettiği ve bu firmalara belgesiz akaryakıt alım satımı yaptığı anlaşıldığından, davacı şirketin otomasyon sitemine izinsiz müdahale ettiğinin sabit olduğu, bu durumda, dava konusu işlemin, istasyon otomasyon sistemi stok hareketleri ve akaryakıt alım satım işlemlerinin elektronik ortamda, günlük olarak izlenebilmesini teminen istasyonlarında kurulu olan otomasyon sisteminin güvenliğinden sorumlu olmalarına, istasyon otomasyon sistemine izinsiz müdahale edememelerine ve istasyon otomasyon sisteminin çevrim içi olmayan yerlerinde (tank, pompa v.s) akaryakıt satışı ve dolumu yapamamalarına rağmen, otomasyon sistemi sağlıklı çalışmadığı hâlde akaryakıt satışı yaptığı tespit edilen davacı şirketin, istasyon otomasyon sistemine yetkisi olmadığı hâlde müdahale ettiğinden bahisle 5015 sayılı Kanun’un 19/7. maddesi uyarınca üst sınırdan idarî para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin kısmında hukuka aykırılık bulunmadığı; Dava konusu işlemin, dağıtıcısı dışında akaryakıt ikmal edildiğinden bahisle idari para cezası verilmesine ilişkin kısmının incelenmesinden; 5015 sayılı Kanun'un 19. maddesinin yedinci fıkrasında bu maddede belirtilenlerin dışında kalan, ancak Kanun'un getirdiği yükümlülüklere uymayanlara verilecek idarî para cezasının düzenlendiği, davacının, dağıtıcısı dışında akaryakıt ikmaline ilişkin fiili için verilecek idarî para cezasının ise, 5015 sayılı Kanun'un, fiil tarihinde yürürlükte bulunan, 19. maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendinin (3) numaralı alt bendinde düzenlendiği, bu durumda, davacıya atfedilen "dağıtıcısı dışında akaryakıt ikmal etmek" fiilinin karşılığı olan idarî para cezası yaptırımı, fiil tarihinde Kanun'un 19. maddesinde düzenlenmiş olduğundan, Kanun'un, 19. maddede sayılanların dışında kalan fiiller için verilecek olan cezayı düzenleyen, 19. Maddesinin yedinci fıkrasının, geçmişe yürütülerek, anılan fiile dayanak gösterilmesinde hukuka uygunluk bulunmadığı; davalı idare tarafından davacının fiili, 5015 sayılı Kanun'un 8. maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendinde düzenlenen dağıtıcısı dışında akaryakıt ikmali eylemi olarak nitelendirildiğinden, anılan fiilin karşılığı olarak, aynı Kanun'un 19/2(c)-3 maddesi uygulanmak suretiyle, hakkında ceza yaptırımı tayini gerekmekte ise de, maddenin Anayasa Mahkemesi'nce iptal edilmiş olması nedeniyle, davacı hakkında bu madde yönünden yaptırım uygulanmasına da hukuken imkân bulunmadığı; Davacının dağıtıcısı dışında akaryakıt ikmali fiilinin 5015 sayılı Kanun'un 8. maddesinin birinci fıkrası yönünden değerlendirilmesinden; Olayda, davacı şirketin faaliyetini dağıtıcısı ile yapmış olduğu bayilik sözleşmesi kapsamında yürüttüğü, Kurul kararı ile davacı şirkete isnat edilen fiilin ise, dağıtıcısı haricinde akaryakıt ikmal edilmesi olarak tanımlandığı, bu bağlamda, davacının fiili, idarî para cezası verilmesine dayanak olan Kanun'daki kural ile örtüşmediğinden, davacıya 5015 sayılı Kanun'un 8. maddesinin birinci fıkrasına dayanılarak idarî para cezası verilemeyeceği, bu durumda, dava konusu işlemin dayanağı olan 5015 sayılı Kanun'un 8. maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi yönünden, 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu'nun 28/03/2013 tarih ve 6455 sayılı Kanun'un 44. maddesiyle değiştirilen 19. maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendinde yer alan, "Aşağıdaki hâllerde, sorumlulara sekiz yüz elli bin Türk Lirası idarî para cezası verilir:" kuralının Anayasa'nın 2. maddesine aykırı bulunarak Anayasa Mahkemesi'nce iptal edilmesi ve dağıtıcısı dışında akaryakıt ikmali olarak nitelendirilen davacının fiili, idarî para cezası verilmesine dayanak gösterilen 5015 sayılı Kanun'un 8. maddesinin birinci fıkrasındaki kural ile örtüşmediğinden, davacıya bu düzenlemelere dayanılarak idarî para cezası verilemeyeceği; Bu itibarla, davacıya atfedilen "dağıtıcısı dışında akaryakıt ikmal etmek" fiilinin karşılığı olan idarî para cezası yaptırımı, fiil tarihinde Kanun'un 19. maddesinde düzenlenmiş olduğundan, 19. maddede sayılanların dışında kalan fiiller için verilecek olan cezayı düzenleyen anılan Kanun'un 19. maddesinin yedinci fıkrası, anılan fiil için yasal dayanak gösterilerek tesis edilen dava konusu işlemin bu kısmında hukukî isabet bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle, dava konusu işlemin dağıtıcısı dışı akaryakıt ikmal edildiğinden bahisle 70.000,00-TL idarî para cezası verilmesine ilişkin kısmının iptaline; akaryakıt istasyonunda vaziyet planı harici gizli tanklar ve düzenek bulunduğundan bahisle 1.000.000,00-TL idarî para cezası verilmesi ve istasyon otomasyon sistemine bayi tarafından müdahale edildiğinden bahisle 70.000,00-TL idarî para cezası verilmesine ilişkin kısımları yönünden ise davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nce, Dairemizin … tarih ve E:…, K:… sayılı kısmen onama kısmen bozma kararının bozmaya ilişkin kısmına uyularak verilen kararda; Anayasa Mahkemesi'nin 03/05/2016 tarih ve 29701 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 07/04/2016 tarih ve E:2015/109, K:2016/28 sayılı kararıyla 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu'nun 19. maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendinin (3) numaralı alt bendinin, 5015 sayılı Kanun'un 8. maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi yönünden Anayasa'nın 2. maddesine aykırı bulunarak iptaline ve iptal hükmünün de kararın Resmî Gazete'de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar verildiği, iptal hükmünün yürürlüğe girmesinden sonra, 7164 sayılı Maden Kanunu İle Bazı Kanunlarda ve Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 32. maddesiyle, 5015 sayılı Kanun'un 19. maddesinin yeniden düzenlendiği anılan maddenin birinci fıkrasının (f) bendinin (3) numaralı alt bendinde, "8. maddenin ihlâli (8. maddenin 2. fıkrasının (b) bendi hariç)" hâlinde, yüz yirmi beş bin Türk Lirasından az olmamak ve altı yüz yirmi beş bin Türk Lirası'nı geçmemek üzere fiilin işlendiği tarihten bir önceki yılda ilgili lisansa konu petrol piyasası faaliyetine ilişkin net satış hasılatının binde onu oranında idarî para cezası uygulanacağı"nın kurala bağlandığı, dava konusu işlemin tesis edildiği tarih itibarıyla 5015 sayılı Kanun'un "İdarî para cezaları" başlıklı 19. maddesinde, bir kısım fiillere yönelik özel yaptırımlar (idarî para cezaları) fıkralar hâlinde belirtildikten sonra, özel bir yaptırıma (idarî para cezası) bağlanmayan, ancak Kanun'un getirdiği yükümlülüklere uymayanlar hakkında genel bir yaptırıma (idarî para cezası) yer verildiği, anılan Kanun'un 19. maddesinin yedinci fıkrasında, "Yukarıda belirtilenlerin dışında kalan ancak bu Kanun'un getirdiği yükümlülüklere uymayanlara Kurumca bin beş yüz Türk Lirasından yetmiş bin Türk Lirasına kadar idarî para cezası verilir." kuralının yer aldığı, kanun koyucunun bu düzenlemeyle, Kanun'a aykırı hiçbir fiilin yaptırımsız kalmamasını sağlamayı amaçladığı, bayilerin, bayisi oldukları dağıtıcı haricinde diğer dağıtıcı ve onların bayilerinden akaryakıt ikmal etmemeleri yükümlülüğüne aykırı davranılması durumunda, 5015 sayılı Kanun'un 19. maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendinin (3) numaralı alt bendinde yer alan idarî para cezası yaptırımının uygulanması öngörülmüş iken, Anayasa Mahkemesi'nin 07/04/2016 tarih ve E:2015/109, K:2016/28 sayılı kararı ile, "Aşağıdaki hâllerde sorumlulara sekiz yüz elli bin Türk Lirası idarî para cezası verilir" bölümünün, 5015 sayılı Kanun'un 8. maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi yönünden Anayasa'ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verildiği, ancak, Anayasa Mahkemesi tarafından, bayilerin, bayisi olduğu dağıtıcısı dışında başka bir dağıtıcıdan ve onların bayilerinden akaryakıt ikmali yapılmamasına yönelik yükümlülüğe ilişkin olarak iptal kararı verilmediği, Kanun'un 19. maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendinin (3) numaralı alt bendinde yer alan idarî para cezasının artık Kanun'un 19. maddesinin yedinci fıkrasında yer alan "Yukarıda belirtilenler" kapsamında kabul edilmesinin mümkün olmayacağı, Anayasa Mahkemesi'nin iptal gerekçesi ile birlikte değerlendirildiğinde ise, Kanun'un 19. maddesinin yedinci fıkrası ile, tek bir pompa ile faaliyet gösteren akaryakıt istasyonu ile büyük ölçekteki akaryakıt istasyonlarına ilişkin olarak fiilin işleniş şekli, failin kusur durumu ve ikmal edilen akaryakıt miktarı gibi hususlar dikkate alınarak alt ve üst sınır arasında idarî para cezası takdir edilebileceği, ayrıca Kanun'un 19. maddesinin yedinci fıkrasında belirlenen üst sınırdan idarî para cezası uygulanması durumunda dahi verilecek cezanın, iptal edilen Kanun maddesinde yer alan idarî para cezası miktarından ve 2019 yılında yapılan yasal değişiklik ile getirilen idarî para cezası miktarından daha lehe olduğu, bu itibarla, dağıtıcısı dışında akaryakıt ikmal etmeme yükümlülüğüne ilişkin olarak bu yükümlülüğün hukuka aykırı olduğundan bahisle verilmiş bir iptal kararı bulunmadığından, belirtilen yükümlülüğe riayet etmeyen bayilere, bu ihlâl nedeniyle verilecek cezayı özel olarak ayrıca düzenleyen kanun maddesinin iptali nedeniyle oluşan hukukî durum dikkate alındığında, Kanun'un 19. maddesinde özel olarak sayılmayan ihlâller nedeniyle uygulanacak cezaları düzenleyen aynı maddenin yedinci fıkrası uyarınca idarî para cezası verilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Açıklanan nedenlerle, davalı idarenin istinaf başvurusunun kabulüne, istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 4. fıkrası uyarınca esastan incelenen davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacı tarafından, şirketlerinin dağıtıcısı dışında bir kaynaktan akaryakıt ikmali yaptığına dair somut bir bilgi ya da belge bulunmadığı, Kurul'un idarî para cezasının üst sınırdan verilmesine ilişkin makûl bir gerekçe ortaya koyamadığı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Davalı idare tarafından savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'NIN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi'nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: HUKUKİ DEĞERLENDİRME: İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Anılan Kanun'un 50. maddesinin 4. fıkrasında, "Danıştayın bozma kararına uyulduğu takdirde, bu kararın temyiz incelemesi, bozma kararına uygunlukla sınırlı olarak yapılır." düzenlemesi bulunmaktadır. Aktarılan kurallar göz önünde bulundurulduğunda, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri, Dairemizin bozma kararındaki esaslara uyularak verilen temyize konu Mahkeme kararının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin reddine, 2. Dava konusu işlemin iptaline ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun kabulü ile İdare Mahkemesi kararının kaldırılması ve davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddi yolundaki … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı temyize konu kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, anılan Bölge İdare Mahkemesi kararının ONANMASINA, 3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, 4. Posta giderleri avansından artan tutarın davacıya iadesine, 5. 2577 sayılı Kanun'un 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'ne gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesi'ne gönderilmesine, 15/06/2023 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.