Danıştay13. Daireİdare Hukuku · ön sınıflandırma
Danıştay 13. Daire E.2022/3196 K.2025/1066
T.C. DANIŞTAY ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No:2022/3196
Karar No:2025/1066
TEMYİZ EDEN (DAVACI): ... A.Ş.
VEKİLİ: Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI): ... Kurumu
VEKİLLERİ: Av. ..., Av. ...
İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: 28/04/2018 tarihinden itibaren, yerleşim yeri değişikliği nedeniyle yeni yerleşim yerinde aynı nitelikte hizmet sunulmaması yüzünden aboneliklerini iptal eden abonelere cayma bedeli olarak kurulum ücretini haksız bir şekilde yansıtmak suretiyle Elektronik Haberleşme Sektörüne İlişkin Tüketici Hakları Yönetmeliği'nin "Taahhütlü abonelikler" başlıklı 12. maddesinin 6. fıkrasına yer alan düzenlemeye aykırı davranıldığından bahisle Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu İdari Yaptırımlar Yönetmeliği'nin 12. maddesinin 3. fıkrası ve 44. maddesi uyarınca 2019 yılı net satış tutarının %0,014'ü (yüz binde on dört) oranında 967.066,30-TL idari para cezası verilmesine ve haksız olarak tahsil edilen ücretlerin Elektronik Haberleşme Sektörüne İlişkin Tüketici Hakları Yönetmeliği'nin yürürlüğe girdiği 28/04/2018 tarihinden itibaren hak sahiplerine iade edilmesine ilişkin ... tarih ve ... sayılı Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurulu kararının, anılan kararın 1. maddesine istinaden düzenlenen 25/09/2020 tarihli İdari Para Cezası Karar Tutanağı'nın ve ... tarih ve ... sayılı tahakkuk fişinin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; gerek Abonelik Sözleşmeleri Yönetmeliği'nin 12. maddesi ve gerekse Elektronik Haberleşme Sektöründe Tüketici Hakları Yönetmeliği'nin 12. maddesinin 5. ve 6. fıkraları gereği, abonelerin taahhütlerinin bitiminden önce taahhüde aykırılığın oluşması halinde, işletmecinin talep edeceği bedelin, taahhüde aykırılığın oluştuğu döneme kadar; aboneye sağlanan indirimler ile cihaz veya diğer faydaların bedellerinin tahsil edilmemiş kısmının toplamı ile sınırlı kalmak zorunda olduğu, ancak aboneden taahhüt kapsamında, taahhüde son verilmesinden taahhüt bitimine kadar olan dönem aralığında tahsil edileceği belirlenen bedellerin henüz tahakkuk etmemiş kısmının toplamının daha düşük olması halinde, düşük olan tutarın esas alınacağının düzenlendiği, burada dikkat edilmesi gereken hususun abonelerin taahhüde aykırı davranmak suretiyle aboneliği sona erdirmesi şartının bulunması olduğu, dava konusu idari para cezasına konu olayda ise abonelere yüklenebilecek bir aykırı davranışın bulunmadığı, aboneliğin devam ettirilmek istenilmesine rağmen, davacı şirket tarafından hizmet verilememesi nedeniyle mecbur kalınarak aboneliğin sonlandırıldığı, bu durumu düzenleyen mevzuat hükümlerine bakıldığında, aboneye yeni yerleşim yerinde aynı nitelikte sunulmasının fiilen imkansız olması durumunda abone tarafından, yerleşim yeri değişikliğinin belgelendirilmesi halinde herhangi bir cayma bedeli ödenmeksizin taahhütlü aboneliğin feshedilebileceğinin, cihazın abonede kaldığı hallerde işletmecinin, cihazın kalan ücretini aboneden talep edebileceğinin düzenlendiği;
Diğer yandan davacı tarafça kurulum bedeli adı altında abonelerle yapılan ayrı bir sözleşme olduğu, bunun bir cayma bedeli olmadığı ileri sürülmekte ise de, gerek mevzuat hükümleri gerekse davalı idarenin ... sayılı kararının 1. maddesinde, abonelik sözleşmesine ek nitelikte hüküm ve şartlar ihtiva eden taahhütname, kampanya katılım formu, sözleşme gibi belgelerde bulunan cayma bedeli gibi ödemelerin, taahhütnameye aykırılığın oluştuğu döneme kadar aboneye sağlanan indirim, cihaz ve diğer faydaların bedellerinin tahsil edilmemiş kısmının toplamı ile sınırlı kalması gerektiği düzenlendiğinden ve aboneler tarafından taahhüde aykırı davranılarak aboneliğin sonlandırılması şartı yerine gelmemiş olduğundan davacının bu iddiasına da itibar edilmediği;
Bu durumda, yerleşim yeri değişikliği nedeniyle yeni yerleşim yerinde aynı nitelikte hizmet sunulmaması yüzünden aboneliklerini iptal eden abonelere cayma bedeli olarak kurulum ücretini haksız bir şekilde yansıtıldığı anlaşıldığından, dava konusu işlemlerde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacı tarafından, kurulum hizmetinin kalan taksitlerinin cayma bedeli kapsamında değerlendirilmesinin hatalı olduğu, tahsil edilen tutarın cayma bedeli değil kurulum hizmeti karşılığında alınması gereken ücretin kalan taksitleri olduğu, teknik nedenlerle abonelik sözleşmesinin iptali durumunda cihazlar için (modem vb.) verilen indirimlerin cayma bedeli hesaplamasına konu edilmediği, ancak cihazın kalan taksitlerinin abonenin faturasına yansıtıldığı, aynı durumun kurulum ücreti için de geçerli olması gerektiği, tamamlanan kurulum hizmetine ilişkin ücretin alınması için istisnai bir yönetmelik hükmüne gerek bulunmadığı, cayma bedelinin taahhüdünden dönen aboneye sağlanan faydaların geri alınması şeklinde uygulanan bir nevi götürü tazminat olduğu, kurulum hizmeti ücretinin bu kapsamda değerlendirilemeyeceği, kurulum ücretinin abonelik sözleşmesi dışında abone ile ayrıca yapılan bir sözleşmenin konusu olduğu, abone ile imzalanan bu kurulum sözleşmesine uygun davranıldığı, uygulanan cezanın fahiş olduğu, denetim yapılmadan işlem tesis edildiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Davalı idare tarafından, abonelik sırasında kurulum hizmetinden ücret alınmamasının aboneye sağlanan ek fayda niteliğinde olduğu, aboneliğin iptal edilmesi durumunda bu faydanın kalan ay taksit tutarlarının aboneye yansıtılmasının cayma bedeli niteliğinde olduğu, davacının temyize konu iddialarının yerinde olmadığı belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge idare mahkemesi kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddi yolundaki ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, anılan kararın ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. Posta giderleri avansından artan tutarın davacıya iadesine,
5. 2577 sayılı Kanun'un 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesine gönderilmesine, 04/03/2025 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY:
15/02/2014 tarih ve 28914 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu İdari Yaptırımlar Yönetmeliği'nin ''Uyarı'' başlıklı 46. maddesinde, ''(1) Bu Yönetmelik kapsamında meydana gelen ihlâller için, bu Yönetmeliğin 44'üncü maddesinde yer alan hususlar dikkate alınmak ve 23'üncü, 24'üncü, 25'inci, 31'inci ve 33'üncü maddeler saklı kalmak kaydıyla idari yaptırım uygulanmadan önce, bu Yönetmeliğin aynı maddesi kapsamında olmak üzere işletmeci Kurul tarafından bir defaya mahsus uyarılabilir. (2) Uyarı yapılırken tekerrür süresi dikkate alınır. Tekerrüre esas sürenin dolması hâlinde aynı madde kapsamında tekrar uyarıda bulunulabilir.'' kuralı yer almaktadır.
Hukuk Devleti, insan haklarına saygılı ve bu hakları koruyan, adaletli bir hukuk düzeni kuran ve bunu sürdürmekle kendini yükümlü sayan, bütün işlem ve eylemleri yargı denetimine bağlı olan Devlettir, şeklinde tanımlanmakta olup, bu ilkenin gereği olarak yürütme organı hukuka bağlı olmalıdır. Bu bağlılık yapılan idari işlemlerin Anayasa, kanun ve bunlara aykırı olmayacak şekilde çıkarılmış tüzük, yönetmelik ve diğer düzenlemelere uygun olarak tesis edilmesini zorunlu kılar.
Davalı idarenin de, dava konusu işlemi tesis ederken yürürlükte bulunan yönetmelik hükmünü uygulaması gerekmektedir. Yukarıda yer verilen Yönetmelik hükmü uyarınca da, idari yaptırım uygulanmadan önce ya "uyarı" yapmalı ya da "uyarı" yapılmayacağını takdir ettiği durumlarda, bu yaptırımın verilmemesinin gerekçesini Kurul kararında açıklaması gerekmektedir.
Dava konusu 01/09/2020 tarihli Kurul kararının tesisinden önce "uyarı" yapılmadığı gibi, neden "uyarı" yapılmadığının da açıklanmadığı anlaşıldığından, dava konusu işlemlerde hukuka uygunluk, davanın reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine dair Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
Bu nedenlerle, temyiz isteminin kabul edilerek Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesi gerektiği oyu ile karara katılmıyorum.
Esas No:2022/3196
Karar No:2025/1066
TEMYİZ EDEN (DAVACI): ... A.Ş.
VEKİLİ: Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI): ... Kurumu
VEKİLLERİ: Av. ..., Av. ...
İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: 28/04/2018 tarihinden itibaren, yerleşim yeri değişikliği nedeniyle yeni yerleşim yerinde aynı nitelikte hizmet sunulmaması yüzünden aboneliklerini iptal eden abonelere cayma bedeli olarak kurulum ücretini haksız bir şekilde yansıtmak suretiyle Elektronik Haberleşme Sektörüne İlişkin Tüketici Hakları Yönetmeliği'nin "Taahhütlü abonelikler" başlıklı 12. maddesinin 6. fıkrasına yer alan düzenlemeye aykırı davranıldığından bahisle Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu İdari Yaptırımlar Yönetmeliği'nin 12. maddesinin 3. fıkrası ve 44. maddesi uyarınca 2019 yılı net satış tutarının %0,014'ü (yüz binde on dört) oranında 967.066,30-TL idari para cezası verilmesine ve haksız olarak tahsil edilen ücretlerin Elektronik Haberleşme Sektörüne İlişkin Tüketici Hakları Yönetmeliği'nin yürürlüğe girdiği 28/04/2018 tarihinden itibaren hak sahiplerine iade edilmesine ilişkin ... tarih ve ... sayılı Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurulu kararının, anılan kararın 1. maddesine istinaden düzenlenen 25/09/2020 tarihli İdari Para Cezası Karar Tutanağı'nın ve ... tarih ve ... sayılı tahakkuk fişinin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; gerek Abonelik Sözleşmeleri Yönetmeliği'nin 12. maddesi ve gerekse Elektronik Haberleşme Sektöründe Tüketici Hakları Yönetmeliği'nin 12. maddesinin 5. ve 6. fıkraları gereği, abonelerin taahhütlerinin bitiminden önce taahhüde aykırılığın oluşması halinde, işletmecinin talep edeceği bedelin, taahhüde aykırılığın oluştuğu döneme kadar; aboneye sağlanan indirimler ile cihaz veya diğer faydaların bedellerinin tahsil edilmemiş kısmının toplamı ile sınırlı kalmak zorunda olduğu, ancak aboneden taahhüt kapsamında, taahhüde son verilmesinden taahhüt bitimine kadar olan dönem aralığında tahsil edileceği belirlenen bedellerin henüz tahakkuk etmemiş kısmının toplamının daha düşük olması halinde, düşük olan tutarın esas alınacağının düzenlendiği, burada dikkat edilmesi gereken hususun abonelerin taahhüde aykırı davranmak suretiyle aboneliği sona erdirmesi şartının bulunması olduğu, dava konusu idari para cezasına konu olayda ise abonelere yüklenebilecek bir aykırı davranışın bulunmadığı, aboneliğin devam ettirilmek istenilmesine rağmen, davacı şirket tarafından hizmet verilememesi nedeniyle mecbur kalınarak aboneliğin sonlandırıldığı, bu durumu düzenleyen mevzuat hükümlerine bakıldığında, aboneye yeni yerleşim yerinde aynı nitelikte sunulmasının fiilen imkansız olması durumunda abone tarafından, yerleşim yeri değişikliğinin belgelendirilmesi halinde herhangi bir cayma bedeli ödenmeksizin taahhütlü aboneliğin feshedilebileceğinin, cihazın abonede kaldığı hallerde işletmecinin, cihazın kalan ücretini aboneden talep edebileceğinin düzenlendiği;
Diğer yandan davacı tarafça kurulum bedeli adı altında abonelerle yapılan ayrı bir sözleşme olduğu, bunun bir cayma bedeli olmadığı ileri sürülmekte ise de, gerek mevzuat hükümleri gerekse davalı idarenin ... sayılı kararının 1. maddesinde, abonelik sözleşmesine ek nitelikte hüküm ve şartlar ihtiva eden taahhütname, kampanya katılım formu, sözleşme gibi belgelerde bulunan cayma bedeli gibi ödemelerin, taahhütnameye aykırılığın oluştuğu döneme kadar aboneye sağlanan indirim, cihaz ve diğer faydaların bedellerinin tahsil edilmemiş kısmının toplamı ile sınırlı kalması gerektiği düzenlendiğinden ve aboneler tarafından taahhüde aykırı davranılarak aboneliğin sonlandırılması şartı yerine gelmemiş olduğundan davacının bu iddiasına da itibar edilmediği;
Bu durumda, yerleşim yeri değişikliği nedeniyle yeni yerleşim yerinde aynı nitelikte hizmet sunulmaması yüzünden aboneliklerini iptal eden abonelere cayma bedeli olarak kurulum ücretini haksız bir şekilde yansıtıldığı anlaşıldığından, dava konusu işlemlerde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacı tarafından, kurulum hizmetinin kalan taksitlerinin cayma bedeli kapsamında değerlendirilmesinin hatalı olduğu, tahsil edilen tutarın cayma bedeli değil kurulum hizmeti karşılığında alınması gereken ücretin kalan taksitleri olduğu, teknik nedenlerle abonelik sözleşmesinin iptali durumunda cihazlar için (modem vb.) verilen indirimlerin cayma bedeli hesaplamasına konu edilmediği, ancak cihazın kalan taksitlerinin abonenin faturasına yansıtıldığı, aynı durumun kurulum ücreti için de geçerli olması gerektiği, tamamlanan kurulum hizmetine ilişkin ücretin alınması için istisnai bir yönetmelik hükmüne gerek bulunmadığı, cayma bedelinin taahhüdünden dönen aboneye sağlanan faydaların geri alınması şeklinde uygulanan bir nevi götürü tazminat olduğu, kurulum hizmeti ücretinin bu kapsamda değerlendirilemeyeceği, kurulum ücretinin abonelik sözleşmesi dışında abone ile ayrıca yapılan bir sözleşmenin konusu olduğu, abone ile imzalanan bu kurulum sözleşmesine uygun davranıldığı, uygulanan cezanın fahiş olduğu, denetim yapılmadan işlem tesis edildiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Davalı idare tarafından, abonelik sırasında kurulum hizmetinden ücret alınmamasının aboneye sağlanan ek fayda niteliğinde olduğu, aboneliğin iptal edilmesi durumunda bu faydanın kalan ay taksit tutarlarının aboneye yansıtılmasının cayma bedeli niteliğinde olduğu, davacının temyize konu iddialarının yerinde olmadığı belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge idare mahkemesi kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddi yolundaki ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, anılan kararın ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. Posta giderleri avansından artan tutarın davacıya iadesine,
5. 2577 sayılı Kanun'un 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesine gönderilmesine, 04/03/2025 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY:
15/02/2014 tarih ve 28914 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu İdari Yaptırımlar Yönetmeliği'nin ''Uyarı'' başlıklı 46. maddesinde, ''(1) Bu Yönetmelik kapsamında meydana gelen ihlâller için, bu Yönetmeliğin 44'üncü maddesinde yer alan hususlar dikkate alınmak ve 23'üncü, 24'üncü, 25'inci, 31'inci ve 33'üncü maddeler saklı kalmak kaydıyla idari yaptırım uygulanmadan önce, bu Yönetmeliğin aynı maddesi kapsamında olmak üzere işletmeci Kurul tarafından bir defaya mahsus uyarılabilir. (2) Uyarı yapılırken tekerrür süresi dikkate alınır. Tekerrüre esas sürenin dolması hâlinde aynı madde kapsamında tekrar uyarıda bulunulabilir.'' kuralı yer almaktadır.
Hukuk Devleti, insan haklarına saygılı ve bu hakları koruyan, adaletli bir hukuk düzeni kuran ve bunu sürdürmekle kendini yükümlü sayan, bütün işlem ve eylemleri yargı denetimine bağlı olan Devlettir, şeklinde tanımlanmakta olup, bu ilkenin gereği olarak yürütme organı hukuka bağlı olmalıdır. Bu bağlılık yapılan idari işlemlerin Anayasa, kanun ve bunlara aykırı olmayacak şekilde çıkarılmış tüzük, yönetmelik ve diğer düzenlemelere uygun olarak tesis edilmesini zorunlu kılar.
Davalı idarenin de, dava konusu işlemi tesis ederken yürürlükte bulunan yönetmelik hükmünü uygulaması gerekmektedir. Yukarıda yer verilen Yönetmelik hükmü uyarınca da, idari yaptırım uygulanmadan önce ya "uyarı" yapmalı ya da "uyarı" yapılmayacağını takdir ettiği durumlarda, bu yaptırımın verilmemesinin gerekçesini Kurul kararında açıklaması gerekmektedir.
Dava konusu 01/09/2020 tarihli Kurul kararının tesisinden önce "uyarı" yapılmadığı gibi, neden "uyarı" yapılmadığının da açıklanmadığı anlaşıldığından, dava konusu işlemlerde hukuka uygunluk, davanın reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine dair Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
Bu nedenlerle, temyiz isteminin kabul edilerek Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesi gerektiği oyu ile karara katılmıyorum.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.